Büyüyünce: Peppa Pig ve Polis: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
511 kelime 147 kel/dk

Video özeti: Peppa’nın sınıfına iki polis memuru gelir; bisiklet güvenliği dersini zil, fren, telsiz konuşmaları ve dikkatli olma hatırlatmasıyla eğlenceli bir uygulamaya dönüştürürler. Başlıca İngilizce noktaları: 1. suppose you're riding your bike along — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: suppose ifadesinin bir açıklamada hayali bir durum kurduğunu fark edebilir, konuşanın çocuklardan olay gerçekleşmeden önce ne yapacaklarını düşünmelerini istediğini anlayabilirsin. 2. read me? — Kelime anlamı ve kullanım düzeyi: read me? ifadesinin telsiz iletişiminde “beni duyuyor musun?” anlamına geldiğini, “beni okuyabiliyor musun?” olmadığını anlayabilir; Over sözünün polis telsizi havasını nasıl verdiğini görebilirsin. 3. work is never done. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu sözün bitmeyen görevleri esprili biçimde özetlediğini görebilir, polisler tam ayrılırken bir güvenlik sorunu daha bulduklarında yapılan şakayı yakalayabilirsin.

Bu derste

The police.

0:04

Polis.

Peppa and her friends have brought their bikes to playgroup. Notlar

0:06

Peppa ve arkadaşları bisikletlerini oyun grubuna getirdiler.

Dilbilgisi

have brought their bikes to: tamamlanmış bir eylem ve şimdiki sonucu

Present perfect yapı olan have brought, bisikletleri getirme işinin tamamlandığını ve sonucunun şimdi önemli olduğunu gösterir: bisikletler oyun grubundadır ve orada kullanılabilir. Bir hikâyenin başında bu zaman, daha önceki bir eylemi şimdi gösterilen durumla bağlayabilir. Eylemi yalnızca tamamlanmış bir geçmiş zamana yerleştirmez.

Alıştırma

Kasklar daha önce getirilmiş ve konuşan kişi şimdi kullanılabileceklerini gösteriyor. Hangi cümle önceki eylemi şimdiki sonuçla en doğrudan bağlar?

  1. They will bring their helmets tomorrow.
  2. They have brought their helmets.
  3. They brought their helmets yesterday.
Cevabı göster

They have brought their helmets.

Kültür

playgroup: küçük çocuklar için Britanya’ya özgü grup veya etkinlik

Bu Britanya çocuk ortamında playgroup, bebeklerin veya okul öncesi çocukların oynayıp basit etkinlikler yaptığı düzenli bir grup ya da etkinlik anlamına gelir. Sözcük, gündelik kullanımda grubun buluştuğu yeri de anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede playgroup sözcüğü büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Yetişkinler için bir spor kulübü
  2. Küçük çocukların oynayıp okul öncesi etkinlikler yaptığı düzenli bir grup veya etkinlik
  3. Polis memurlarının eğitim yaptığı bir toplantı
Cevabı göster

Küçük çocukların oynayıp okul öncesi etkinlikler yaptığı düzenli bir grup veya etkinlik

Children, today we have very important visitors.

0:10

Çocuklar, bugün çok önemli ziyaretçilerimiz var.

The police are coming to our playgroup.

0:14

Polis oyun grubumuza geliyor.

Ooh.

0:16

Ooo.

The police drive cars with flashing lights. Kalıp ifadeler

0:18

Polis, yanıp sönen ışıkları olan arabalar sürer.

Kalıp ifadeler

Acil durum araçlarında flashing lights

Bu cümlede flashing lights, bir polis aracında art arda yanıp sönen veya parlaklığı değişen uyarı ışıklarını ifade eder. Bu ışıklar dikkat çeker ve diğer yol kullanıcılarına tetikte olmaları ya da yol vermeleri gerektiğini bildirir. flashing lights ifadesini yararlı bir kalıp olarak öğrenin: flashing, ışıkların ne yaptığını; polis aracı bağlamı ise uyarı amaçlarını gösterir.

Alıştırma

Polis aracıyla ilgili cümlede flashing lights ne anlama geliyor?

  1. sürekli yanan sıradan farlar
  2. bir odanın içindeki dekoratif ışıklar
  3. art arda yanıp sönen uyarı ışıkları
Cevabı göster

art arda yanıp sönen uyarı ışıkları

Nee-naw, nee-naw.

0:21

Dadi-dadi, dadi-dadi.

No, it's dee-dee, dee-dee.

0:22

Hayır, di-di, di-di diye ses çıkarır.

Police cars go woo-hoo, woo-hoo. Kalıp ifadeler

0:26

Polis arabaları vu-hu, vu-hu diye gider.

Kalıp ifadeler

Police cars go woo-hoo cümlesinde go + ses sözcüğü

Burada go, “başka bir yere gitmek” anlamına gelmez. “Nesne veya hayvan + go/goes + ses sözcüğü” kalıbında go, “o sesi çıkarmak” anlamına gelir. woo-hoo, woo-hoo ifadesindeki tekrarlanan sözcükler polis sirenini taklit eder. Bu kalıp sesleri basit ve canlı bir şekilde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi go fiilinin doğru biçimi ve moo ses sözcüğüyle tamamlayın. At the farm, the cows ____.

Cevabı göster

go moo

Yes, yes, but I might explain. Ton ve niyet

0:30

Evet, evet, ama açıklayabilirim.

Ton ve niyet

I might explain: sözü ölçülü biçimde alma

Burada I might explain, açıklamanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair bir tahmin değildir. Sözü kesildikten sonra konuşan kişi, sözü yeniden alıp açıklamayı kendisinin yapacağını ölçülü biçimde önermek için birinci şahısla might kullanır. Might, düzeltmenin sertliğini azaltır. Asıl mesaj “Let me explain” ifadesine yakındır, ancak daha az baskıcı duyulur ve sakin, biraz mesafeli bir ton taşıyabilir.

Alıştırma

Bu durumdaki anlamı değerlendir: Sözü kesildikten sonra konuşan kişi “I might explain.” diyor. Asıl amacı, açıklama yapıp yapmayacağından emin olmadığını belirtmektir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

What I was about to say was... Dilbilgisi

0:32

Söylemek üzere olduğum şey şuydu...

Dilbilgisi

was about to say: tam söylemek üzere olmak

be about to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini gösterir. Was about to say, konuşan kişinin tam bir şey söylemek üzere olduğu ama henüz söylemediği anlamına gelir. What I was about to say was... ifadesinde was, kesintiden önceki ana dönüp bakar ve bütün kalıp yarım kalan noktayı yeniden konuşmaya taşır. Bu yapıda about to, “hakkında” değil, “yapmak üzere” anlamındadır.

Alıştırma

Göndermeye yalnızca birkaç an kaldığını göstermek için cümleyi be about to yapısıyla tamamla: I was ____ send the message when I saw the mistake.

Cevabı göster

about to

Hooray, it's the police!

0:33

Yaşasın, polis!

Here are the police. Dilbilgisi

0:35

İşte polisler.

Dilbilgisi

Here are the police: yeni gelen çoğul bir grubu sunmak

Here are... dinleyenin dikkatini artık orada bulunan belirli kişilere veya nesnelere yöneltir. Bu cümlede konuşan kişi polisin geldiğini duyuruyor veya polisi gösteriyor. Anlamı The police are here cümlesine yakındır. İngilizcede the police genellikle polis memurlarını bir grup olarak ifade eder ve çoğul fiil alır; bu yüzden are kullanılır. Tek bir kişi için Here is the police officer denir.

Alıştırma

Birkaç ziyaretçi kapıdan yeni girdi. İçeride bekleyen kişilere onları en doğal biçimde hangi cümleyle sunarsınız?

  1. Here are our visitors.
  2. There are our visitors.
  3. Here is our visitors.
Cevabı göster

Here are our visitors.

Hello, hello, hello. Kültür

0:41

Merhaba, merhaba, merhaba.

Kültür

Hello, hello, hello: teatral bir polis selamlaması

Hello sözcüğünü üç kez tekrarlamak selamlamaya bilinçli ve teatral bir ritim verir. Bu sahnede üç ayrı selam vermek yerine, polis karakterinin giriş repliği olarak rolü gösterir ve hafif bir mizah yaratır. Bu kullanım, bir polis memurunun Hello, hello, hello diyerek geldiği eski tarz İngiliz komedi ve ekran klişesini çağrıştırır. Bu bir oyunculuk geleneğidir; gerçek polislerin kullanması gereken veya genellikle kullanması beklenen standart bir selamlama değildir.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Bu sahnede Hello, hello, hello, polis karakterinin eğlenceli bir performansıdır; gerçek polislerin kullanması gereken standart bir selamlama değildir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

Hello, hello, hello.

0:43

Merhaba, merhaba, merhaba.

That is how the police say hello. Dilbilgisi

0:44

Polisler böyle merhaba der.

Dilbilgisi

That is how...: bir şeyin nasıl yapıldığını açıklamak

That is how + özne + fiil, daha önce gösterilmiş bir eyleme gönderme yapan ve onu birinin bir şeyi yapma biçimi olarak açıklayan bir bildirim cümlesidir. Burada how, “hangi şekilde” anlamını taşır; cümle gösterilen eylemi polisin selam verme biçimi olarak sunar. How bir yan cümle başlattığı için bu bölüm the police say biçimindeki düz cümle sırasını korur; do the police say soru sırası kullanılmaz. Cümlenin tamamı bir yöntemi açıklar, soru sormaz.

Alıştırma

Cümleyi That ile başlayan üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: Lena showed us her way to fold the map. ____ she folds it.

Cevabı göster

That is how

Hello, hello, hello.

0:46

Merhaba, merhaba, merhaba.

I'm Police Officer Squirrel. Kelime

0:49

Ben Polis Memuru Sincap.

Kelime

Police Officer: adın önünde kullanılan unvan benzeri meslek adı

Police Officer, konuşanın mesleğini belirtir. Squirrel adından önce, unvan benzeri bir rol etiketi olarak kullanılır: Police Officer Squirrel, polis memuru olan Squirrel adlı karakter anlamına gelir. Burada Officer meslek unvanının bir parçasıdır; Squirrel adlı kişinin isminin bir parçası değildir.

Alıştırma

Tek bir kişiyi standart ve cinsiyet belirtmeyen biçimde anlatmanın en açık yolu hangisidir?

  1. the police
  2. a police officer
  3. a policeman
Cevabı göster

a police officer

And I'm Police Officer Panda.

0:51

Ben de Polis Memuru Panda.

We're going to teach you how to ride your bicycles safely. Kalıp ifadeler

0:53

Size bisikletlerinizi nasıl güvenli bir şekilde süreceğinizi öğreteceğiz.

Kalıp ifadeler

teach you how to ride: teach someone how to do something yapısı

teach you how to ride ifadesinde teach fiilinden sonra öğrenen kişi olan you, ardından da öğretilen beceri veya yöntemi belirten how to ride gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp teach + someone + how to + fiilin yalın hâlidir. how to ifadesinden sonra ride, cook veya swim gibi fiilin yalın hâli kullanılır. Bu, daha büyük bir cümlenin içindeki how-to öbeğidir; doğrudan soru değildir. Bu nedenle how do you ride gibi soru söz dizimi kullanılmaz.

Alıştırma

teach someone how to do something kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: My aunt will teach me ____ to bake bread.

Cevabı göster

how

Ooh.

0:57

Ooo.

Right, let's see you all riding your bikes. Ton ve niyet

0:58

Pekala, hepinizi bisiklet sürerken görelim.

Ton ve niyet

let's see you all riding: bir grubu bir eylemi göstermeye yönlendirmek

Bu sınıf yönergesinde let's see you all riding yalnızca bakmayı önermez. Öğretmen, gözlemleyebilmek için grubu bisiklete binmeye başlamaya yönlendirir. see + kişi + -ing kalıbı devam eden bir eylemi gösterir: you all gözlemlenen gruptur, riding ise eylemdir. Öğretmen veya antrenör dilinde Let's see you ...ing bir gösteriyi ya da etkinliği düzenlemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Bir antrenör "Let's see you all running." diyor. Antrenör büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Herkesi koşuyla ilgili bir video izlemeye davet etmek
  2. Herkesin zaten bir yarış izlediğini söylemek
  3. Antrenörün gözlemleyebilmesi için herkesin koşmaya başlamasını veya devam etmesini istemek
Cevabı göster

Antrenörün gözlemleyebilmesi için herkesin koşmaya başlamasını veya devam etmesini istemek

Look where you're going. Kalıp ifadeler

1:04

Nereye gittiğinize bakın.

Kalıp ifadeler

Look where you're going: doğrudan bir güvenlik uyarısı

Look where you're going, “hareket ederken önündeki yola bak” anlamına gelen doğrudan bir emirdir. Burada where you're going varış noktasının adını değil, hareket yönünü veya izlenen yolu anlatır. Dikkati dağılmış biri bir kişiye ya da nesneye çarpabilecek durumdaysa anlık bir güvenlik uyarısı olarak kullanılır.

Alıştırma

Look where you're going uyarısı hangi duruma en uygundur?

  1. Biri güvenli biçimde oturmuş harita okuyor.
  2. Biri arkadaşının hangi şehri ziyaret edeceğini soruyor.
  3. Biri telefonuna bakarken bir sandalyeye doğru yürüyor.
Cevabı göster

Biri telefonuna bakarken bir sandalyeye doğru yürüyor.

Always keep your ears and eyes open. Deyimler

1:06

Kulaklarınızı ve gözlerinizi daima açık tutun.

Deyimler

keep your ears and eyes open: tetikte kalmak

keep your ears and eyes open, “çevrendekileri hem dinleyip hem görerek tetikte kal” demektir. Bu mecazi bir ifadedir: open, kulakların gerçek anlamda açılması değil, bir şeyleri fark etmeye hazır olmayı anlatır. keep + object + adjective yapısı, “bir şeyi belirli bir durumda tutmak” anlamına gelir. Burada nesne öbeği your ears and eyes, open ise tetikte olma durumunu anlatır.

Alıştırma

Bu güvenlik tavsiyesinde keep your ears and eyes open ne anlama gelir?

  1. Etrafına bakmadan dikkatlice dinle.
  2. Çevrendeki hem seslere hem de görüntülere karşı tetikte kal.
  3. Kulaklarını kapat ve gözlerini kapa.
Cevabı göster

Çevrendeki hem seslere hem de görüntülere karşı tetikte kal.

And stop.

1:09

Ve durun.

Well done, children.

1:11

Aferin çocuklar.

Now, suppose you're riding your bike along and someone steps out in front of you. Notlar

1:12

Şimdi, bisikletinizi sürdüğünüzü ve birinin önünüze çıktığını varsayın.

Dilbilgisi

Suppose you're riding your bike along: varsayımsal bir durum sunmak

Burada suppose, “bu durumu hayal et” anlamına gelir; “inanmak” veya “düşünmek” anlamında değildir. Suppose + cümle, konuşanın daha sonra ne yapılacağını açıklayabilmesi için dinleyiciyi olası bir sahneyi gözünde canlandırmaya çağırır. you're riding your bike along içindeki şimdiki zaman yapısı, hayal edilen hareketi devam ediyormuş gibi gösterir. Along, bir güzergâh boyunca ileri gitmeye devam etme anlamı katar.

Alıştırma

Konuşan, “Suppose you're waiting for a bus and it starts to rain” cümlesinde Suppose ile ne yapıyor?

  1. Dinleyiciye bekleme izni vermek
  2. Konuşanın olayın şu anda gerçekleştiğine inandığını söylemek
  3. Dinleyiciyi olası bir durumu hayal etmeye çağırmak
Cevabı göster

Dinleyiciyi olası bir durumu hayal etmeye çağırmak

Öbek fiiller

steps out in front of you: aniden yolunun önüne çıkmak

Steps out, birinin yandan veya daha önce yolunuzun üzerinde bulunmadığı bir yerden hareket ederek çıktığını anlatır. In front of you, kişinin nereye hareket ettiğini, yani önünüzdeki alana girdiğini gösterir. Bu bisiklet sahnesinde ifadenin tamamı, kişinin beklenmedik biçimde güzergâhınıza girdiğini ve hemen yavaşlama ya da durma gereği oluşturduğunu anlatır. Yalnızca önünüzde duran birini değil, bir hareketi betimler.

Alıştırma

“Someone stepped out in front of me” ifadesi en iyi hangi durumu anlatır?

  1. Bir bisikletli arkamdan beni takip etti.
  2. Bir arkadaşım zaten yanımda duruyordu.
  3. Bir yaya kaldırımdan benim güzergâhıma girdi.
Cevabı göster

Bir yaya kaldırımdan benim güzergâhıma girdi.

What do you do?

1:18

Ne yaparsınız?

Um um...

1:19

Hımm hımm...

I would ring my bell. Notlar

1:21

Zilimi çalardım.

Dilbilgisi

would ring: varsayımsal bir durumda yapılacak eylem

Burada would + fiilin yalın hâli, konuşanın hayalî bir durumda yapacağı eylemi belirtir. What would you do if someone moved in front of you? gibi bir soruya cevap verir. Buradaki would, geçmişte tekrarlanan bir eylemi anlatmaz. Ring eylemini varsayımsal durumun içindeki tepki veya sonuç olarak gösterir.

Alıştırma

Varsayımsal cevabı would ve ring kullanarak tamamlayın: If a pedestrian stepped into the cycle lane, I ____ my bell.

Cevabı göster

would ring

Kalıp ifadeler

ring my bell: bisiklet zilini çalmak

ring my bell ifadesinde ring geçişli bir fiildir: kişi zili çalıştırır ve ses çıkarmasını sağlar. Bu bisiklet bağlamında my bell, konuşanın bisikletindeki zili ifade eder. Aynı yapı ring the bell ve ring the doorbell örneklerinde olduğu gibi başka zil veya çanlarla da kullanılır. Hangi tür zil ya da çanın kastedildiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir bisikletliye bisiklet zilini çalmasını doğal biçimde söyler?

  1. Please ring to your bell before you pass.
  2. Please call your bell before you pass.
  3. Please ring your bell before you pass.
Cevabı göster

Please ring your bell before you pass.

Very good.

1:24

Çok iyi.

Ringing your bell lets others know you are there. Kalıp ifadeler

1:25

Zilini çalmak başkalarının orada olduğunu bilmesini sağlar.

Kalıp ifadeler

lets others know: başkalarına bilgi vermek

lets others know ifadesindeki let + kişi + know yapısı, “o kişiye bilgi vermek” veya “o kişinin haberdar olmasını sağlamak” anlamına gelir. Others bilgiyi alan kişileri, you are there ise onların öğrendiği bilgiyi belirtir. Bu kalıpta let izin vermeyi anlatmaz. Yeniden kullanılabilen yapı let someone know + bilgi şeklindedir; know yalın fiil hâlinde kullanılır ve önüne to gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede let someone know “birine bilgi vermek” anlamında kullanılmıştır?

  1. This sign lets visitors wait here.
  2. This sign knows where visitors wait.
  3. This sign lets visitors know where to wait.
Cevabı göster

This sign lets visitors know where to wait.

Can you all show me how good you are at ringing bells? Dilbilgisi

1:29

Hepiniz bana zil çalma konusunda ne kadar iyi olduğunuzu gösterebilir misiniz?

Dilbilgisi

show me how good you are at + -ing: bir konuda ne kadar iyi olduğunu göstermek

Show me how good you are at ringing bells, dinleyenlerden becerilerini yalnızca anlatmalarını değil, göstermelerini ister. How good becerinin derecesini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp show + kişi + how + sıfat + özne + be + at + -ing şeklindedir. how yan cümlesi show me ifadesinden sonra geldiği için soru dizilimi değil, düz cümle dizilimi kullanılır: are you değil, you are. at sonrasında ringing gibi -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle birinden yapboz çözme becerisini göstermesini doğal biçimde ister?

  1. Show me how good you are at solving puzzles.
  2. Show me how good are you at solving puzzles.
  3. Show me how good you are at solve puzzles.
Cevabı göster

Show me how good you are at solving puzzles.

Um...

1:35

Hımm...

I don't have a bell.

1:35

Benim zilim yok.

I have a horn.

1:37

Benim kornam var.

A horn is just as good as a bell. Dilbilgisi

1:38

Korna da zil kadar iyidir.

Dilbilgisi

just as good as: eşit kalite veya kullanışlılık

just as good as, “... kadar iyi” veya “... kadar işe yarar” anlamına gelir. A + be + just as + sıfat + as + B yapısı, karşılaştırılan özellik bakımından A ile B’yi aynı düzeye koyar. Burada just eşitliği güçlendirir; “tam olarak aynı ölçüde” anlamındadır, “biraz önce” demek değildir. Cümle, söz konusu amaç için kornanın da zil kadar iyi iş görebileceğini anlatır.

Alıştırma

Eşitlik karşılaştırmasını hedef ifadeyle tamamlayın: For taking quick notes, a pencil is ____ a pen.

Cevabı göster

just as good as

Could you give your horn a tiny little toot, Notlar

1:41

Kornanı minicik bir öttürebilir misin,

Ton ve niyet

Could you give... ile nazikçe rica etmek

Could you + fiilin yalın hâli, soru biçimi kelimenin tam anlamıyla beceriyi sorabilse de çoğu zaman nazik bir rica işlevi görür. Burada konuşan kişi, dinleyiciden kornayı çalmasını istiyor; bunu yapabilecek durumda olup olmadığını kontrol etmiyor. Could you ricayı yumuşatır, give ise istenen eylemi başlatır. give your horn a toot ifadesinde give, “ses çıkarmasını sağlamak” anlamındadır; toot ise kısa bir korna sesidir.

Alıştırma

Nazik ricayı hedef başlangıçla tamamlayın: ____ this button a quick press, please?

Cevabı göster

Could you give

Kalıp ifadeler

give your horn a tiny little toot: give + nesne + eylem adı kalıbı

give your horn a tiny little toot ifadesinde give, give + nesne + a/an + eylem adı kalıbında kullanılan hafif bir fiildir. İfade, kornanın kısa bir kez çalması anlamına gelir; kornaya fiziksel olarak bir şey vermeyi anlatmaz. a tiny little toot ad öbeği, sesi küçük ve kısa, tek bir eylem olarak sunar. Tiny little temel eylemi değiştirmez; isteği daha yumuşak ve eğlenceli hâle getirir, özellikle çocuklarla konuşurken uygundur.

Alıştırma

Aynı give kalıbını kullanarak zilden küçük ve tek bir ses çıkarmayı doğal biçimde isteyen cümle hangisidir?

  1. Could you keep ringing the bell?
  2. Could you give the bell a little ring?
  3. Could you give me the bell?
Cevabı göster

Could you give the bell a little ring?

so that we can all... Dilbilgisi

1:44

böylece hepimiz...

Dilbilgisi

so that: bir eylemi amacıyla bağlamak

So that, kendisinden önceki eylemin amacını belirtir. Burada istenen kısa korna sesi, herkesin daha sonra bir şey yapabilmesini sağlamayı amaçlar; bu nedenle ifade in order that, yani «... yapabilmek için» anlamındadır. Yaygın kalıp eylem + so that + özne + fiil şeklindedir ve çoğu zaman can, could, will veya would içerir. Altyazı we can all... ifadesinden sonra kesilse de so that, tamamlanmamış yan cümlenin yalnızca başka bir olay değil, amaçlanan sonucu anlattığını açıkça gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz amaç bağlacıyla tamamlayın: Please turn on the porch light ____ the delivery driver can find the house.

Cevabı göster

so that

Yes, that should be sufficient to alert the public of your approach. Kelime

1:46

Evet, bu halkı yaklaşımın konusunda uyarmak için yeterli olacaktır.

Kelime

should be sufficient to: bir şeyin yeteceğine dair resmî değerlendirme

Should be sufficient to, “ardından belirtilen sonucu elde etmeye yeteceği tahmin ediliyor” anlamına gelir. Bu cümlede should bir yükümlülük veya talimat değil, makul bir beklenti bildirir. Sufficient to yapısından sonra fiilin yalın hâli gelir; burada bu fiil alert’tür. Bir miktarın, eylemin veya kaynağın bir ihtiyacı karşılamaya yetip yetmeyeceğini değerlendirmek için bu yapıyı kullanabilirsiniz. Should be enough to ifadesinden daha resmîdir.

Alıştırma

“Yetmesinin beklendiği” anlamındaki dört sözcüklü resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: One hour ____ review the application.

Cevabı göster

should be sufficient to

Kelime

alert the public of your approach: yaklaştığınıza dair resmî uyarı

Alert the public of your approach, “yaklaşmakta olduğunuzu genel olarak insanlara bildirmek” anlamına gelir. The public genel halkı ifade eder; approach ise burada bir yöntem değil, yaklaşma veya varma eylemini anlatan bir isimdir. İfadenin tamamı, let people know you’re coming gibi basit bir düşünceyi resmî bir duyuruya dönüştürür. Günlük konuşmada daha basit sözcükler kullanılsa da bu resmî ifadeyi tanıyabilmek önemlidir.

Alıştırma

Bu cümlede alert the public of your approach ifadesini en iyi açıklayan sade İngilizce karşılık hangisidir?

  1. Yaklaşmakta olduğunuzu insanlara resmî biçimde bildirmek
  2. Herkesten size yaklaşmasını istemek
  3. Hangi yöntemi kullanmayı planladığınızı insanlara söylemek
Cevabı göster

Yaklaşmakta olduğunuzu insanlara resmî biçimde bildirmek

Now for the last bit of the lesson. Anlatım akışı

1:51

Şimdi dersin son kısmı.

Anlatım akışı

Now for the last bit of the lesson: son bölüme geçiş

Now for + isim öbeği, konuşmada kullanılan bir geçiş ifadesidir. Konuşanın önceki aşamayı bırakıp adını verdiği yeni aşamaya geçtiğini dinleyiciye bildirir; burada bu aşama dersin son kısmıdır. the last bit of the lesson ifadesindeki bit, “küçük bir bölüm” anlamına gelir. Bu ifade dersin akışını düzenler; bilgisayardaki bit kavramından söz etmez.

Alıştırma

Geçişi burada öğretilen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: We've covered the basics. ____ the final challenge.

Cevabı göster

Now for

Where is he going?

1:55

O nereye gidiyor?

Police Officer Panda is driving to the bottom of the hill.

1:56

Polis Memuru Panda tepenin aşağısına sürüyor.

Calling Police Officer Squirrel, over. Kültür

2:02

Polis Memuru Sincap aranıyor, tamam.

Kültür

Calling Police Officer Squirrel, over: telsiz çağrısı ve konuşma sırasını devretme

Calling + bir ad veya çağrı kodu, bağlantı kurulmaya çalışılan kişiyi ya da istasyonu belirtir. Cümlenin tamamı iki yönlü telsiz iletişimini taklit eder. Bir telsiz konuşma sırasının sonunda over, “Konuşmam bitti; şimdi cevap ver” anlamına gelir. Konuşma sırasını karşı tarafa verir; bütün iletişimi sona erdirmez.

Alıştırma

İki yönlü telsiz iletişiminde bir konuşma sırasının sonundaki over ne anlama gelir?

  1. Bütün konuşma bitti; cevap verme.
  2. Bu konuşma sıram bitti; lütfen cevap ver.
  3. Mesaj üstümüzdeki bir şey hakkındadır.
Cevabı göster

Bu konuşma sıram bitti; lütfen cevap ver.

Can you read me? Over. Kelime

2:05

Beni duyabiliyor musun? Tamam.

Kelime

Telsiz iletişiminde read me?

Telsiz veya dahili iletişim konuşmalarında read, “bir iletimi almak ve anlamak” demektir. Can you read me?, karşı tarafın konuşanın sinyalini net biçimde duyup duymadığını sorar; konuşan kişi hakkında yazılanları okumak anlamına gelmez. Bu kullanım Do you read me? gibi kalıplaşmış telsiz sorularında sık görülür. me, iletimi gönderen kişiyi belirtir.

Alıştırma

Telsiz iletişiminde Can you read me? ne anlama gelir?

  1. Kişiliğimi anlayabilir misin?
  2. Hakkımdaki bir mesajı okuyabilir misin?
  3. İletimimi alıp duyabiliyor musun?
Cevabı göster

İletimimi alıp duyabiliyor musun?

Read you loud and clear. Over. Deyimler

2:07

Seni gayet net duyuyorum. Tamam.

Deyimler

loud and clear: bir mesajı net biçimde almak

Loud and clear, bir sesin veya mesajın çok net biçimde alındığını belirten kalıplaşmış bir ifadedir. Loud güçlü bir sinyal fikrini ekler, clear ise sözcüklerin kolayca anlaşıldığını gösterir. Bu nedenle ifadenin bütünü yalnızca yüksek ses seviyesini değil, iletişimin başarıyla kurulduğunu bildirir. Mecaz anlamda da kullanılabilir: bir mesaj comes through loud and clear ise tamamen anlaşılmıştır.

Alıştırma

Bağlantının kolayca duyulduğunu teyit etmek için bu cümleyi hangi kalıplaşmış ifade doğal biçimde tamamlar? I can hear you ___.

  1. high and clear
  2. loud but unclear
  3. loud and clear
Cevabı göster

loud and clear

The police have special phones to talk to each other.

2:11

Polislerin birbiriyle konuşmak için özel telefonları vardır.

I'm in position. Over. Kalıp ifadeler

2:15

Pozisyondayım. Tamam.

Kalıp ifadeler

in position: belirlenen yerde ve hazır

Be in position, belirlenen veya önceden hazırlanan yerde bulunup bir sonraki harekete hazır olmak demektir. Bu cümlede I'm in position, konuşanın hazır olduğunu bildiren kısa bir durum raporudur. Buradaki position, bir iş unvanını ya da rütbeyi değil, planlanmış fiziksel bir yeri veya yerleşimi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “planlanan yerde ve hazır” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The camera is ____ for the first shot.

Cevabı göster

in position

Now, when I blow my whistle, Dilbilgisi

2:17

Şimdi, düdüğümü çaldığımda,

I want you all to cycle down the hill and use your brakes Dilbilgisi

2:19

hepinizin bisikletle tepeden aşağı inmesini ve frenlerinizi kullanmanızı istiyorum

to not bump into Police Officer Panda. Öbek fiiller

2:24

böylece Polis Memuru Panda'ya çarpmazsınız.

Dilbilgisi

when I blow my whistle: yönergeyi başlatan işareti belirlemek

When I blow my whistle, yönergeden önce gelen bir zaman yan cümlesidir. Dinleyenlere, gerçekleşmesi beklenen hangi olayın harekete başlama işareti olacağını bildirir. Burada when soru sözcüğü değil, bağlaçtır; bu yüzden yan cümlede do I blow soru dizilişi değil, I blow düz cümle dizilişi kullanılır. Olay gelecekte gerçekleşecek olsa da when yan cümlesinde normalde will blow değil, geniş zaman biçimi blow kullanılır.

Alıştırma

Gelecekteki bir başlama işaretini belirlemek için when yan cümlesini doğru kullanan yönerge hangisidir?

  1. When I will blow my whistle, start running.
  2. When I blow my whistle, start running.
  3. When do I blow my whistle, start running.
Cevabı göster

When I blow my whistle, start running.

Dilbilgisi

want you all to + fiilin yalın hâli

Want + kişi + to + fiilin yalın hâli, konuşanın o kişinin bir eylemi yapmasını istediğini veya beklediğini anlatır. Burada you all gruptaki herkesi kapsar ve to sözcüğünden sonra cycle fiilinin yalın hâli gelir. Bir yönergede I want you all to... yalnızca bir isteği anlatmaz; tüm gruba görev verir. Cycle down the hill. gibi bir emir cümlesinden daha az keskindir, ancak yine de kararlı duyulur.

Alıştırma

Antrenörün yönergesini want + tüm grup + to kalıbıyla tamamlayın: I ____ warm up before the game.

Cevabı göster

want you all to

Öbek fiiller

bump into: hareket bağlamında fiziksel temas

Bu cümlede bump into, hareket ederken yanlışlıkla birine çarpmak anlamına gelir. Bisikletle yokuş aşağı inme ve fren kullanma bağlamı fiziksel anlamı açıkça gösterir. Bump into, birisiyle beklenmedik şekilde karşılaşmak anlamına da gelebilir. Anlamı seçmek için çevredeki ipuçlarını kullanın: hareket, engeller ve fren yapma fiziksel teması; sosyal bir ortam ise tesadüfi karşılaşmayı gösterebilir.

Alıştırma

Bisiklet bağlamındaki “use your brakes to not bump into Police Officer Panda” ifadesinde bump into ne anlama gelir?

  1. Hareket ederken yanlışlıkla polis memuruna çarpmak.
  2. Polis memurundan bisikletleri durdurmasını istemek.
  3. Sosyal bir ortamda polis memuruyla beklenmedik şekilde karşılaşmak.
Cevabı göster

Hareket ederken yanlışlıkla polis memuruna çarpmak.

Okay.

2:28

Tamam.

They're on their way. Over. Kalıp ifadeler

2:32

Yoldalar. Tamam.

Kalıp ifadeler

on their way: yola çıkmış ve hedefe doğru ilerliyor

On their way, yolculuğa başladıkları ve bağlamdan anlaşılan bir hedefe doğru ilerledikleri anlamına gelir. Burada henüz vardıklarını değil, hareket hâlinde olduklarını bildirir. Yapı on + iyelik sözcüğü + way biçimindedir. İyelik sözcüğü yolculuk eden kişi veya nesneye uyar: I'm on my way, she's on her way ve the package is on its way. Buradaki way, “yöntem” değil, yolculuk anlamındadır.

Alıştırma

'Package' ile uyumlu 'on one's way' biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The courier has collected your package, and it is ____.

Cevabı göster

on its way

I see them coming. Over.

2:35

Geldiklerini görüyorum. Tamam.

Very good braking, everyone.

2:42

Çok iyi frenleme, millet.

Are you ready for Madame Gazelle? Over.

2:45

Bayan Ceylan için hazır mısın? Tamam.

Send her down. Over. Öbek fiiller

2:49

Onu aşağı gönder. Tamam.

Öbek fiiller

Send her down: send + nesne + yön

Send her down, onun daha alçak bir yere gitmesini sağlamaya yönelik bir talimattır. Bu sahnede down, yokuş aşağı yönü belirtir. Send + nesne + yön yapısı, bir kişinin veya şeyin hangi yöne hareket ettirileceğini anlatır: send him up, send them back. Nesne zamiri send ile yön sözcüğünün arasına gelir.

Alıştırma

Send + nesne + down yapısıyla cümleyi tamamlayın: Maya is upstairs. Please ____ to reception.

Cevabı göster

send her down

Uh I don't think I need to do this. Ton ve niyet

2:51

Iı, bunu yapmam gerektiğini sanmıyorum.

Ton ve niyet

I don't think I need to: yumuşatılmış bir ret

I don't think I need to... eylemi konuşanın bakış açısından gereksiz olarak sunar. Bu cümlede yalnızca bir düşünceyi bildirmez; eylemi yapmaya karşı isteksizliği de nazikçe gösterir. I don't think... kalıbı olumsuz tutumu daha az keskin hâle getirirken need to konuyu gereklilik üzerinden ifade eder. Doğrudan eylememe kararı bildiren I won't do this ifadesinden daha yumuşaktır.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız, gereksiz olduğunu bildiğiniz rutin bir kontrolü tekrarlamanızı istiyor. Şu ifade doğru mu? I don't think I need to do that, I won't do that ifadesinden daha yumuşak bir rettir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

I am the teacher,

2:53

Ben öğretmenim,

and I wasn't supposed to be part of... Dilbilgisi

2:55

ve bunun bir parçası olmamam gerekiyordu...

Dilbilgisi

wasn't supposed to be part of...: ilk planın dışında

wasn't supposed to be part of..., be supposed to yapısının geçmiş zamandaki olumsuz biçimidir. Burada be supposed to bir planı, kuralı veya beklentiyi ifade eder; bu nedenle söz, konuşanın katılmasının planlanmadığı ya da beklenmediği anlamına gelir. part of sözlerinden sonra normalde ilgili etkinlik veya grup gelir. Konuşan of sözcüğünden sonra cümleyi yarıda bıraktığı için bu tamamlayıcı söylenmemiştir. İfade, asıl düzenleme ile mevcut durum arasındaki uyumsuzluğu anlatır; tek başına katılımın imkânsız veya ahlaken yanlış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın. Bağlam: İlk plana göre Mia'nın planlama ekibine katılması beklenmiyordu. Mia ____ the planning team.

Cevabı göster

wasn't supposed to be part of

Ears and eyes open.

2:58

Kulaklar ve gözler açık.

Ears and eyes open.

2:59

Kulaklar ve gözler açık.

Yes.

3:01

Evet.

Woo-hoo.

3:02

Vu-hu.

This is fun.

3:03

Bu eğlenceli.

Ring your bell.

3:04

Zilini çal.

Oh, yes.

3:06

Oh, evet.

Ring bell.

3:06

Zil çal.

Brakes.

3:08

Frenler.

Oh, yes. Brakes.

3:09

Oh, evet. Frenler.

Well done.

3:13

Aferin.

And that's how to ride your bicycles safely. Anlatım akışı

3:14

Ve işte bisikletlerinizi güvenli bir şekilde böyle sürersiniz.

Anlatım akışı

And that's how to + fiilin yalın hâli: bir gösterimi bitirme

And that's how to... az önce biten adımlara veya gösterime gönderme yapar ve bunları yöntem olarak sunar. And bu kapanış cümlesini önceki anlatıma bağlarken, that az önce gösterilen yöntemi belirtir. How to ifadesinden sonra how to ride örneğindeki gibi fiilin yalın hâli gelir. Burada bir yöntemi özetleyen bildirme cümlesi oluşturur; soru sormaz.

Alıştırma

Kapanış cümlesini, fiilin yalın hâlinden önce gelen iki kelimelik kalıpla tamamlayın: And that's ____ make a paper envelope.

Cevabı göster

how to

Children, thank the police for taking time off from their important work to talk to us today. Kalıp ifadeler

3:18

Çocuklar, bugün bizimle konuşmak için önemli işlerine ara veren polise teşekkür edin.

Kalıp ifadeler

thank someone for taking time off: teşekkür nedenini belirtme

Thank + someone + for + isim veya -ing biçimi hem teşekkür edilen kişiyi hem de teşekkür nedenini belirtir. thank the police for taking... ifadesinde the police, thank fiilinin nesnesidir; taking ise for edatından sonra geldiği için yalın take biçimi yanlış olur. Take time off from work, kişinin olağan işine veya görevlerine bir süre ara vermesi anlamına gelir. Bu cümlede polisler çocuklarla konuşmak için çalışma zamanlarından ayırmıştır; ifade mutlaka tatile çıktıkları anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi for ve help fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We thanked Maya ____ us after school.

Cevabı göster

for helping

Thank you.

3:25

Teşekkür ederiz.

You're very welcome.

3:26

Rica ederiz.

When I grow up, I want to be a policeman. Notlar

3:28

Büyüdüğümde polis olmak istiyorum.

Öbek fiiller

grow up: büyüyüp yetişkin olmak

grow up, “büyüyüp yetişkin olmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede When I grow up, “yetişkin olduğumda” anlamındadır; up, öbek fiilin bir parçasıdır ve hareket yönünü belirtmez. When + özne + grow up kalıbı, bir çocuğun bakış açısından geleceğe yönelik bir planı veya hayali anlatmak için sık kullanılır.

Alıştırma

“Büyüyüp yetişkin olmak” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: When I ____, I want to design robots.

Cevabı göster

grow up

Kelime

policeman ve cinsiyet belirtmeyen police officer

policeman, erkek bir polis memuru için kullanılan geleneksel bir meslek adıdır. Bu cümlede çocuğun gelecekte yapmak istediği mesleği adlandırır; ancak -man sonu kişinin erkek olduğunu da belirtir ve cinsiyet bilinmediğinde veya önemsiz olduğunda geleneksel gelebilir. Modern ve cinsiyet belirtmeyen bir meslek adı için police officer kullanın.

Alıştırma

Polis memurunun cinsiyeti bilinmiyor. Hangi cümlede modern meslek adı en uygun biçimde kullanılmıştır?

  1. A police officer came to help us.
  2. A policewoman came to help us.
  3. A policeman came to help us.
Cevabı göster

A police officer came to help us.

And what is it about being a policeman that you like? Dilbilgisi

3:31

Peki polis olmanın nesini seviyorsun?

Dilbilgisi

What is it about ... that you like?: hangi yönün sevildiğini sormak

What is it about X that you like? kalıbı, X'in hangi özelliğinin veya yönünün birine çekici geldiğini sorar. Yalnızca kişinin X'i sevip sevmediğini sormaz. Bu cümlede X, being a policeman ifadesidir. Being ve meslek adı birlikte kullanıldığında, o mesleği yapma deneyimi konu hâline gelir; it ise bu odaklama kalıbının zorunlu bir parçasıdır. Cevapta genellikle bir neden, özellik veya çekici yön belirtilir.

Alıştırma

Evden çalışmanın özellikle hangi yönünün birine çekici geldiğini soran cümle hangisidir?

  1. What is it about working from home that you like?
  2. Do you like working from home?
  3. What do you like?
Cevabı göster

What is it about working from home that you like?

I like blowing whistles.

3:34

Düdük çalmayı seviyorum.

Very good.

3:37

Çok iyi.

But, of course, there's more to being a police officer than blowing whistles. Kalıp ifadeler

3:38

Ama tabii ki, polis memuru olmak düdük çalmaktan fazlasıdır.

Kalıp ifadeler

There's more to ... than ...: yalnızca ... değildir

There's more to X than Y kalıbı, X'in yalnızca Y ile belirtilen sınırlı bölümden ibaret olmadığını anlatır. Bir etkinlik, meslek veya konu hakkındaki aşırı basitleştirilmiş bir görüşü düzeltmek için kullanılır. Burada X, being a police officer; Y ise blowing whistles ifadesidir. More to X içinde to bir edattır; bu nedenle X olarak bir eylem kullanıldığında genellikle -ing biçimi gelir. Bu yapı, birinin yapacak daha fazla işi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

There's more to X than Y sabit kalıbını tamamlayın: There's ____ caring for a pet ____ feeding it.

Cevabı göster

more to · than

Oh, yes.

3:42

Oh, evet.

We're always very busy.

3:43

Biz her zaman çok meşgulüz.

We do lots of very important things, like uh...

3:45

Çok önemli birçok şey yapıyoruz, mesela ıı...

The police solve mysteries and drive cars with flashing lights. Kalıp ifadeler

3:49

Polis gizemleri çözer ve yanıp sönen ışıkları olan arabalar sürer.

Kalıp ifadeler

solve mysteries: gizemli vakaların cevabını bulmak

solve mysteries ifadesinde solve, ipuçlarını veya düşünmeyi kullanarak bir cevap bulmak demektir. Yalnızca matematik problemleri çözmek için kullanılmaz. Buradaki mysteries, cevabı henüz bilinmeyen şaşırtıcı olayları veya vakaları anlatır. Polis ya da dedektif bağlamında solve mysteries, ne olduğunu veya sorumlu kişinin kim olduğunu ortaya çıkarmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “gizemli vakaların cevaplarını bulmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The young detectives use clues to ____.

Cevabı göster

solve mysteries

Nee-naw, nee-naw.

3:54

Dadi-dadi, dadi-dadi.

Spot on, Freddy. Deyimler

3:56

Tam üstüne bastın, Freddy.

Deyimler

Spot on: “tam olarak doğru” demenin gayriresmî yolu

Spot on, “tam olarak doğru” veya “tam isabetli” anlamına gelen kısa bir sözlü tepkidir. Konuşan kişi burada Freddy’nin cevabının doğru olduğunu onaylamak için kullanır. Spot on kalıplaşmış bir ifadedir; fiziksel olarak “bir noktanın üzerinde” olmayı anlatmaz.

Alıştırma

Öğretmenin cevabını, dersteki gayriresmî Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: “Your answer is exactly right—____!”

Cevabı göster

spot on

Right, we really must be on our way. Ton ve niyet

3:58

Pekala, gerçekten gitmemiz gerek.

Ton ve niyet

must be on our way: ayrılma vaktini nazikçe belirtmek

Bu cümlede must be on our way, konuşanların artık ayrılması gerektiğini söylemenin kalıplaşmış ve nazik bir yoludur. Must, ayrılmayı zaman, planlar veya bir sorumluluk nedeniyle gerekli gösterir; bu yüzden yalnızca We are leaving demekten daha az ani duyulur. Vedalaşırken be on our way, yalnızca hâlihazırda yolda olmayı değil, yolculuğa şimdi başlamayı da anlatabilir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I must be on my way; we must be on our way.

Alıştırma

Grubun artık ayrılması gerektiğini belirten nazik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Thank you for dinner, but we really ____.

Cevabı göster

must be on our way

And remember, always keep your ears and eyes open.

4:00

Ve unutmayın, kulaklarınızı ve gözlerinizi daima açık tutun.

Who put that tree there?

4:06

O ağacı oraya kim koydu?

Yes, it's not a safe place to put a tree. Dilbilgisi

4:07

Evet, ağaç koymak için güvenli bir yer değil.

Dilbilgisi

safe place to put: sıfat + isim + to’lu mastar

a safe place to put a tree ifadesinde safe, place sözcüğünü niteler; to put a tree ise yerin ne amaçla kullanılacağını açıklayan to’lu mastar öbeğidir. Cümle, oraya ağaç koymanın güvenli olup olmadığını değerlendirir; bir hedefe doğru hareketi anlatmaz. Tekrar kullanılabilen yapı adjective + place + to + base verb şeklindedir: a quiet place to read, a good place to meet. Sıfat yeri değerlendirirken mastar yapılacak etkinliği belirtir.

Alıştırma

Yerin ne amaçla kullanıldığını göstermek için cümleyi park fiilinin to’lu mastar biçimiyle tamamlayın: This is a safe place ____ your bike.

Cevabı göster

to park

I'll make a note. Kalıp ifadeler

4:11

Bunu not edeceğim.

Kalıp ifadeler

make a note: bir bilgiyi not etmek

Make a note, daha sonra hatırlamak veya gerekeni yapmak için bir bilgiyi yazmak ya da kaydetmek anlamına gelir. Burada make bir nesne üretmek anlamına gelmez; a note ile yaygın bir kalıp oluşturur. Kaydedilen bilgiyi belirtmek için make a note of + isim yapısı kullanılır. Örneğin: make a note of the address.

Alıştırma

Dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Please ____ of the gate code.

Cevabı göster

make a note

Dangerous tree on public highway. Kelime

4:12

Kamu yolunda tehlikeli ağaç.

Kelime

Britanya'da resmî kullanımda public highway

Britanya İngilizcesinin resmî ve hukuk dilinde public highway, kamunun geçiş hakkına sahip olduğu bir yol veya başka bir güzergâhtır. Bu ifade mutlaka büyük ve yüksek hızlı bir yol anlamına gelmez. Rapor tarzındaki bu cümlede ifade, tehlikeli ağacın halkın kullanabildiği bir güzergâhta bulunduğunu belirtir; bu yüzden durum kamu güvenliğini ilgilendirir.

Alıştırma

Bir Britanya belediye raporunda public highway büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. kamunun kullanma hakkına sahip olduğu bir yol veya güzergâh
  2. tek bir haneye ait özel giriş yolu
  3. yalnızca yüksek hızlı bir otoyol
Cevabı göster

kamunun kullanma hakkına sahip olduğu bir yol veya güzergâh

Ho ho.

4:17

Ho ho.

You see, children, a police officer's work is never done. Notlar

4:18

Görüyorsunuz çocuklar, bir polis memurunun işi asla bitmez.

Anlatım akışı

You see: bir açıklama veya özet sunmak

Buradaki You see, kimseye bakmasını söylemez. Yaklaşık olarak “mesele şu ki” veya “açıklaması şu” anlamına gelen bir söylem belirtecidir. Konuşanın önceki olayların anlamını açıklamak veya özetlemek üzere olduğunu gösterir. Dinleyen kişi, ardından gelen ifadeyi az önce olanlarla ilişkilendirmelidir.

Alıştırma

“You see, the answer is simpler than it looks.” cümlesinde You see ne işe yarar?

  1. Dinleyene bir şeye bakmasını söyler.
  2. Bir açıklama sunar.
  3. Dinleyenin cevabı görüp göremediğini sorar.
Cevabı göster

Bir açıklama sunar.

Deyimler

work is never done: görevler sürekli yeniden ortaya çıkar

work is never done ifadesindeki done, “tamamen bitmiş” anlamına gelir. Bu ifade, bir rolün veya iş türünün sürekli yeni görevler doğurduğunu ve bu nedenle son bir bitiş noktası yokmuş gibi göründüğünü anlatır. Genellikle geniş kapsamlı ve biraz abartılı bir özettir; belirli bir görevin tamamlanmasının imkânsız olduğu iddiası değildir. Bu cümlede polisin süren görevlerini hafif mizahi bir şekilde sonuca bağlar.

Alıştırma

Cümleyi, yeni görevlerin sürekli ortaya çıktığı anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: “At a busy animal shelter, the ____.”

Cevabı göster

work is never done

Bye, everyone.

4:22

Hoşça kalın, millet.

Bye-bye.

4:23

Bay bay.

Bye-bye.

4:24

Bay bay.

Peppa loves the police.

4:27

Peppa polisi sever.

Everyone loves the police.

4:29

Herkes polisi sever.