Tembel hayvanlar neden bu kadar yavaş? - Kenny Coogan: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Jefferson’ın aldığı gizemli fosil kemiklerden başlayarak soyu tükenmiş dev yer tembel hayvanlarına ve bugün ağaçlarda yavaş yaşayan türlere uzanıyor; beslenme, sindirim ve enerji tasarrufu sağlayan uyumların onları neden dikkat çekici kıldığını açıklıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. to keep an eye out for — Deyimler ve mecaz ifadeler: Bu ifadeyi özellikle talimatlarda veya keşif anlatılarında “dikkatle bakmak” ya da “tetikte olup aramak” anlamında tanıyabilir, kelime kelime çevirmekten kaçınabilirsin. 2. could have been pushed out by an oncoming ice age — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Kanıt kesin olmadığında geçmişteki olası bir nedeni İngilizcede nasıl temkinli biçimde ifade edeceğini anlayabilirsin; bu yapı bilim ve tarih açıklamalarında sık görülür. 3. Sloths may not be giant anymore, but that doesn't make them any less remarkable. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu ödünlemeli kapanış kalıbını, bir özelliğin azalması veya değişmesinin bir şeyin değerini ya da ilginçliğini azaltmadığını söylemek için kullanabilirsin.
Bu derste
Thomas Jefferson received a box of bones he couldn't identify. Anlatım akışı
0:08Thomas Jefferson neye ait olduğunu tanımlayamadığı bir kutu kemik aldı.
received a box of bones he couldn't identify: gizem yaratan bir anlatı kancası
Cümle somut bir olayla başlar: Thomas Jefferson tanımlayamadığı kemikler alır. Kimliği bilinmeyen bu nesne dinleyicinin aklında bir soru oluşturur: Bu kemikler hangi hayvandan gelmişti? Bu, anlatıya ilgi uyandıran bir giriş kancasıdır. Bilimsel bir hikâye cevabı hemen vermek yerine şaşırtıcı bir keşifle başlayabilir, ardından ipuçlarını ve açıklamayı sunabilir.
Alıştırma
Bu açılış cümlesinin temel anlatı işlevi nedir?
- Nihai bilimsel cevabı hemen verir.
- Jefferson'ın kemikleri önceden tanımladığını gösterir.
- Açıklamaya götüren somut bir gizem ortaya koyar.
Cevabı göster
Açıklamaya götüren somut bir gizem ortaya koyar.
A long, sharp claw reminded him of a lion, Kalıp ifadeler
0:12Uzun ve keskin bir pençe ona aslanı hatırlattı,
but the arm bones suggested a larger animal, Anlatım akışı
0:16ancak kol kemikleri daha büyük bir hayvana işaret ediyordu,
reminded him of a lion: çağrışım için remind someone of something
A reminds B of C kalıbı, A'nın B'ye C'yi düşündürdüğü veya hatırlattığı anlamına gelir. Bunun nedeni genellikle bir benzerlik ya da anıdır. Burada the long, sharp claw A, him B ve a lion C'dir. Çağrışımı yaşayan kişiyi remind sözcüğünden sonra, akla gelen kişiyi ya da şeyi ise of sözcüğünden sonra kullanın: remind someone of something. Bu yapı, birine bir eylemi yapmasını hatırlatmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Çağrışım kalıbını oluşturan tek sözcükle cümleyi tamamlayın: The old photograph reminded me ____ my first school.
Cevabı göster
of
but the arm bones suggested...: yeni kanıtla bir çıkarımı düzeltmek
Burada but, yalnızca farklı bir bilgi eklemekten fazlasını yapar. Kol kemiklerini, pençenin oluşturduğu ilk izlenimi düzelten bir kanıt olarak sunar: pençe bir aslanı düşündürürken kemikler daha büyük bir hayvana işaret eder. Bu kanıt düzeni açıklamalarda yaygındır: önce ilk ipucu veya çıkarım verilir, ardından bu çıkarımı değiştiren ya da sınırlayan kanıt but ile sunulur. Buradaki suggested, “bir fikir önerdi” değil, “gösterdi” veya “işaret etti” anlamındadır.
Alıştırma
Örnekte but sözcüğünün bilgileri düzenlemedeki temel görevi nedir?
- Kol kemiklerinin daha sonra ortaya çıktığını göstermek
- Aslan çıkarımını düzelten kanıtı sunmak
- Aslan çıkarımını destekleyen başka bir ayrıntı eklemek
Cevabı göster
Aslan çıkarımını düzelten kanıtı sunmak
Thinking it might be a huge unknown species of North American lion, Dilbilgisi
0:22Bunun devasa ve bilinmeyen bir Kuzey Amerika aslanı türü olabileceğini düşünen
Thinking it might be...: sonraki bir eylemin nedenini belirtmek
Thinking it might be..., cümle başında kullanılan bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir. Ana cümlenin öznesinin sonraki eylemini açıklayan düşünceyi verir ve kabaca “çünkü onun ... olabileceğini düşünüyordu” anlamına gelir. Nedeni arka plan bilgisi olarak kısaltır ve tek başına tam bir cümle oluşturmaz. Thinking ifadesinin gizli öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Bu hikâyede düşünen kişi Jefferson'dır; pençe, kemikler veya hayvan değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kişinin eyleminin nedenini açıklamak için cümle başındaki Thinking... yapısını doğru kullanır?
- Thinking the trail was unsafe, Maya chose another route.
- Thinking the trail was unsafe, the map showed another route.
- Maya chose another route, thinking the trail was unsafe.
Cevabı göster
Thinking the trail was unsafe, Maya chose another route.
to keep an eye out for this mysterious predator. Deyimler
0:30bu gizemli yırtıcıya karşı gözlerini dört açmaları için.
to keep an eye out for: ortaya çıkabilecek bir şeyi gözlemek
Keep an eye out for, “ortaya çıkabilecek bir şeyi dikkatle gözlemek ve fark etmeye çalışmak” anlamına gelir. Bu cümlede Jefferson, Lewis ve Clark'tan gizemli yırtıcı ortaya çıkarsa onu fark edip aramalarını ister. Yapı keep an eye out for + hedef şeklindedir. Bu bir deyimdir; bu yüzden eye ve out sözcükleri gerçek anlamlarıyla kullanılmaz. For, dikkat edilecek kişi, nesne, işaret, tehlike veya fırsatı belirtir.
Alıştırma
Keep, eye, out ve for sözcüklerini doğru sabit ifadede kullanarak cümleyi tamamlayın: On the trail, ____ falling rocks.
Cevabı göster
keep an eye out for
But Jefferson's box of bones didn't come from a lion. Anlatım akışı
0:34Fakat Jefferson'ın kemik kutusu bir aslana ait değildi.
didn't come from X. They came from Y: bir kaynağı reddedip diğerini açıklamak
Bu iki cümle bir düzeltmeyi düzenler. But, önceki beklentiden farklı bir yöne geçildiğini gösterir. didn't come from a lion beklenen kaynağı reddeder, They came from an extinct giant sloth ise hemen gerçek kaynağı verir. Yeniden kullanılabilecek kalıp X did not come from A. It/They came from B. şeklindedir. Olumsuz cümle yanlış cevabı kaldırır, olumlu cümle de yerine doğru cevabı koyar. Tek bir öğe için it, birden fazla öğe için they kullanın.
Alıştırma
Hangi seçenek önce beklenen bir kaynağı reddedip ardından gerçek kaynağı açıkça verir?
- The tapping sound didn't come from the window.
- The tapping sound didn't come from the window. It came from the heating pipe.
- The tapping sound came from the window and the heating pipe.
Cevabı göster
The tapping sound didn't come from the window. It came from the heating pipe.
extinct giant sloth: artık var olmayan bir gruba ait dev bir tembel hayvan
Bu isim öbeğinde sloth temel isimdir ve hayvanı adlandırır. Giant onun büyüklüğünü anlatır, extinct ise bu hayvan türünün yaşayan hiçbir üyesinin kalmadığını belirtir. Bu yapı doğa tarihi metinlerinde yaygındır. Extinct ve giant gibi sıfatlar, bir hayvan adının önüne gelerek onun durumunu ve büyüklüğünü hızlıca gösterebilir. Burada sloth, soyut anlamdaki tembellik değildir.
Alıştırma
Cümlede an extinct giant sloth ne anlama gelir?
- Eski zamanlardaki soyut tembellik düşüncesi
- Yaşayan ama alışılmadık derecede tembel bir tembel hayvan
- Artık var olmayan bir gruba ait çok büyük bir tembel hayvan
Cevabı göster
Artık var olmayan bir gruba ait çok büyük bir tembel hayvan
Prehistoric ground sloths first appeared around 35 million years ago. Kalıp ifadeler
0:41Tarih öncesi yer tembel hayvanları ilk olarak yaklaşık 35 milyon yıl önce ortaya çıktı.
first appeared around 35 million years ago: yaklaşık bir ortaya çıkış zamanı belirtmek
first appeared around + süre + ago kalıbı, ilk ortaya çıkışı geçmişteki yaklaşık bir zamana yerleştirir. First en erken noktayı, around sayının yaklaşık olduğunu, ago ise zamanın bugünden geriye doğru hesaplandığını gösterir. Burada appeared, var olmaya başladı veya tarihsel ya da evrimsel kayıtlarda yer aldı anlamına gelir. Görünüyordu veya öyle gibiydi anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tam hedef ifade first appeared around ile tamamlayın: Electric traffic lights ____ a century ago.
Cevabı göster
first appeared around
Dozens of species lived across North, Central and South America, Kalıp ifadeler
0:47Kuzey, Orta ve Güney Amerika'da düzinelerce tür yaşadı,
alongside other ancient creatures like mastodons and giant armadillos. Kalıp ifadeler
0:51mastodonlar ve dev armadillolar gibi diğer eski çağ yaratıklarının yanı sıra.
across North, Central and South America: geniş coğrafi dağılım
Bu cümlede across North, Central and South America, “Kuzey, Orta ve Güney Amerika’nın dört bir yanında” anlamına gelir. Across, türlerin yaşam alanını tek bir noktayla sınırlı değil, birçok yeri kapsayan geniş bir alan olarak gösterir. North, Central and South America aynı düzeyde sıralanan üç coğrafi bölgedir. across + bir bölge veya bölge listesi yapısı; türlerin, olayların ya da eğilimlerin geniş bir alana nasıl dağıldığını anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
across + bölge hedef yapısını tamamlayın: This bird is found ____ the entire region.
Cevabı göster
across
alongside other ancient creatures: fiziksel yakınlık değil, birlikte var olma
Burada alongside other ancient creatures, türlerin söz konusu canlılarla aynı dönemde veya aynı geniş çevrede var olduğu anlamına gelir. Fiziksel olarak yan yana olduklarını iddia etmez. other ancient creatures like ... bölümü örnekler verir: mastodonlar ve dev armadillolar bu daha geniş gruba dahildir. Alongside, fiziksel olarak yakın olmasalar bile birlikte var olan, gerçekleşen veya gelişen şeyleri bağlayabilir.
Alıştırma
Bu cümlede alongside other ancient creatures ne anlama geliyor?
- diğer tarih öncesi canlıların yerine
- diğer tarih öncesi canlıların yanında fiziksel olarak sıra hâlinde
- diğer tarih öncesi canlılarla aynı dönemde veya aynı geniş çevrede
Cevabı göster
diğer tarih öncesi canlılarla aynı dönemde veya aynı geniş çevrede
were cat-sized, but many were massive. Dilbilgisi
1:00kedi büyüklüğündeydi ama birçoğu devasa boyutlardaydı.
were cat-sized, but many were massive: bir grup içindeki boyutları karşılaştırmak
Tekrarlanan were + boyut açıklaması kalıbı, aynı grubun iki bölümünü karşılaştırır. Bazı yer tembel hayvanları kedi büyüklüğündeyken diğerlerinin birçoğu devasa boyutlardaydı; but bu çarpıcı farkı vurgular. Cat-sized, yaklaşık olarak bir kedi büyüklüğünde demektir. Yalnızca boyutu karşılaştırır; şekil, davranış veya hayvan türü benzerliği anlatmaz. Some ... were X, but many were Y kalıbı, bir grup içindeki farklılığı vurgulamak için yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
'Some ground sloths were cat-sized, but many were massive' cümlesindeki karşıtlığı en iyi hangi cümle açıklar?
- Grubun bazı üyeleri yaklaşık olarak kedi büyüklüğündeyken diğer birçok üye son derece büyüktü.
- Üyelerin çoğu kediydi, ancak birkaçı yer tembel hayvanıydı.
- Grubun her üyesi kedi gibi görünüyor ve kedi gibi davranıyordu.
Cevabı göster
Grubun bazı üyeleri yaklaşık olarak kedi büyüklüğündeyken diğer birçok üye son derece büyüktü.
Jefferson's sloth, Megalonyx, weighed about a ton,
1:03Jefferson'ın tembel hayvanı Megalonyx yaklaşık bir ton ağırlığındaydı,
and that was small compared to Megatherium, Kalıp ifadeler
1:07ve bu, Megatherium ile karşılaştırıldığında küçük kalıyordu;
small compared to Megatherium: göreceli bir boyut değerlendirmesi
That was small compared to Megatherium, Megatherium ölçüt alındığında bir tonluk bir hayvanın küçük sayıldığı anlamına gelir. Buradaki small görecelidir; bir tonun her durumda küçük olduğu iddia edilmez. Sıfat + compared to + karşılaştırma ölçütü kalıbı, bir değerlendirmenin neyle karşılaştırıldığına bağlı olduğunu gösterir. Ölçüt değiştiğinde aynı şey küçük, ucuz, hızlı veya sıra dışı görünebilir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki ‘karşılaştırılarak değerlendirildiğinde’ anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A 20,000-seat stadium can seem small ____ an 80,000-seat stadium.
Cevabı göster
compared to
as much as an elephant: ağırlık karşılaştırma
Burada as much as an elephant ağırlığı karşılaştırır. Önceki sayı 6 metrik tondur; dolayısıyla ifade “yaklaşık bir fil kadar ağır” anlamına gelir. Much, “çok” anlamında bir derece sözcüğü değil, ağırlık miktarını belirtir. Bu tür bir karşılaştırma, büyük bir ölçüyü tanıdık bir görüntüye dönüştürür. as much as sonrasındaki isim, ağırlığı, maliyeti, süresi veya başka bir miktarı karşılaştırmada ölçüt alınan şeyi gösterebilir.
Alıştırma
Örnekte as much as an elephant neyi açıklıyor?
- Canlı bir fil gibi hareket ediyordu.
- Canlıların sayısı fillerin sayısı kadardı.
- Canlı yaklaşık bir fil kadar ağırdı.
Cevabı göster
Canlı yaklaşık bir fil kadar ağırdı.
They ambled through the forests and savannas,
1:14Ormanlar ve savanalar boyunca ağır ağır dolaştılar,
using their strong arms and sharp claws Dilbilgisi
1:17güçlü kollarını ve keskin pençelerini kullanarak
grazing on grasses, leaves, and prehistoric avocados. Kalıp ifadeler
1:23otlar, yapraklar ve tarih öncesi avokadolarla beslenerek.
using ... to ...: yöntem ve amaç ekleme
using their strong arms and sharp claws şeklindeki -ing öbeği ana cümleye bilgi ekler. Faaliyetlerini nasıl yaptıklarını gösterir: bu vücut bölümleri kullanılan araç veya yöntemdir. Bu öbeğin içinde to uproot plants and climb trees, bu vücut bölümlerini ne yapmak için kullandıklarını belirtir. Kalıp using + araç veya yöntem + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. using sözcüğünün anlaşılan öznesi They olduğundan bu öbek bağımsız bir cümle değildir.
Alıştırma
Eklenen öbeğin aracı ve amacını belirtmesi için cümleyi use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Ava opened the box ____ a screwdriver to lift the lid.
Cevabı göster
using
grazing on grasses, leaves, and prehistoric avocados: graze on + yiyecek
Burada grazing on, sıralanan bitkilerle beslenmek anlamına gelir. graze on + food yapısında on, hayvanın yediği şeyi, yani otları, yaprakları ve avokadoları belirtir; yemek yediği yeri belirtmez. Grazing, hayvanlar çevrede hareket ederken gerçekleşen başka bir eylemi ekleyen bir -ing yan cümlesidir. Bir hayvanın beslenme biçimi animal + graze(s)/grazed on + plant food yapısıyla anlatılabilir.
Alıştırma
Yiyeceği belirtmek için graze sonrasında kullanılan edatı yazın: The sheep grazed ____ fresh grass.
Cevabı göster
on
In fact: daha güçlü veya şaşırtıcı bir gerçeği sunmak
In fact, sonraki ifadenin öncekinden daha açıklayıcı veya şaşırtıcı olduğunu bildirerek anlatımı düzenler. Burada dev tembel hayvanların avokado yediği basit gerçeğinden, onlar olmasaydı avokadoların bugün var olmayabileceği yönündeki daha güçlü iddiaya geçilir. Bu, anlamsız bir dolgu ifadesi değildir. Yeni gerçeğin dinleyicinin mevcut anlayışını güçlendirdiği, netleştirdiği veya bazen düzelttiği bir bağlantı kurar.
Alıştırma
Burada In fact neyi bildiriyor? The box looks light. In fact, it weighs thirty kilograms.
- İkinci cümle, ilk izlenimi değiştiren daha güçlü ve şaşırtıcı bir gerçek verir.
- Konuşan kişi kutunun ağır olup olmadığından emin değildir.
- İkinci cümle birinci cümleyle ilgisizdir.
Cevabı göster
İkinci cümle, ilk izlenimi değiştiren daha güçlü ve şaşırtıcı bir gerçek verir.
might not have ... if not for ... ile bir etkenin yokluğunu varsaymak
Bu cümlede we might not have avocados today, günümüzle ilgili olası bir sonucu anlatır: bugün avokadolarımız olmayabilirdi. if not for the giant sloths, “dev tembel hayvanlar olmasaydı” anlamına gelir ve bugünkü sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olan önemli bir etkeni gösterir. Aktarılabilir kalıp sonuç + if not for + isim öbeği şeklindedir. Bu etkenin var olmadığını veya yardımcı olmadığını hayal ettirir ve sonucun farklı olabileceğini gösterir. might olasılık belirttiği için ifade kesinlik taşımaz.
Alıştırma
Sonucu mümkün kılan etkeni if not for ile belirtin: Our team might not have a robot today ____ Mr. Lee's support.
Cevabı göster
if not for
Smaller animals couldn't swallow the avocado's huge seed,
1:34Daha küçük hayvanlar avokadonun devasa çekirdeğini yutamazdı,
and they spread avocado trees far and wide. Deyimler
1:39ve avokado ağaçlarını dört bir yana yaydılar.
spread ... far and wide: birçok yere yayılmak
Far and wide, “birçok yerde” veya “geniş bir alana yayılmış biçimde” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf öbeğidir. Burada spread fiilini niteler ve avokado ağaçlarının birçok farklı yere ulaştığını anlatır. Üç sözcüğü tek bir ifade olarak düşünün. Ağaçların şeklini değil, yayılma alanını anlatır; bir şeyin kelimenin gerçek anlamıyla hem uzakta hem de geniş olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “birçok yerde” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: After the storm, volunteers searched ____ for the missing dog.
Cevabı göster
far and wide
Ground sloths flourished for millions of years, Kalıp ifadeler
1:44Yer tembel hayvanları milyonlarca yıl boyunca gelişti,
flourished for millions of years: yalnızca hayatta kalma değil, uzun süreli başarı
Burada flourished, yalnızca “yaşadı” değil, “başarılı biçimde gelişti ve bol miktarda varlığını sürdürdü” anlamına gelir. Yer tembel hayvanlarının tür olarak çok uzun süre iyi durumda olduğunu anlatır. flourish for + süre kalıbı, bu başarılı durumun ne kadar sürdüğünü gösterir. Ardından gelen but, milyonlarca yıllık başarı ile daha sonraki yok oluşu karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi flourish fiilinin geçmiş zaman biçimi ve süreyi başlatan sözcükle tamamlayın: The port ____ three centuries before trade routes changed.
Cevabı göster
flourished for
along with the Western Hemisphere's other giant mammals. Kalıp ifadeler
1:50Batı Yarımküre'nin diğer dev memelileriyle birlikte.
along with the Western Hemisphere's other giant mammals: ilgili bir grubu eklemek
Along with, “birlikte” veya “bunlara ek olarak” anlamına gelir. Bu altyazı parçası önceki started disappearing düşüncesini tamamlar: Yer tembel hayvanları, Batı Yarımküre’deki diğer dev memelilerle aynı geniş yok oluş eğiliminin parçası olarak ortadan kayboldu. Bu ifade, yer tembel hayvanlarını ana konu olarak tutarken olaya ilgili başka bir grup ekler. Western Hemisphere’s ise eklenen grubu coğrafi olarak sınırlar.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “birlikte” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The old bridge was removed ____ two nearby signs.
Cevabı göster
along with
pushed out: yerleşik bir yerden veya konumdan ayrılmaya zorlanmak
Burada pushed out, dış baskı yüzünden yerleşik bir yaşam alanını veya ekolojik konumu terk etmek zorunda bırakılmak anlamına gelir. Asıl anlatılan, birinin hayvanı fiziksel olarak itmesi değildir. Edilgen be pushed out yapısı dikkati etkilenen gruba yöneltir. Ardından by; iklim değişikliği, rekabet veya artan kiralar gibi baskının kaynağını belirtebilir.
Alıştırma
Cümleyi push out öbek fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Several small shops were ____ by rising rents.
Cevabı göster
pushed out
or competition with other species,
2:00veya diğer türlerle rekabet yüzünden yok olmaya itildiğini düşünüyor,
who arrived in the region around the time Kalıp ifadeler
2:04ki bu insanlar bölgeye tam da o zamanlarda ulaşmıştı,
could have been pushed out by...: geçmişteki bir neden hakkında temkinli tahmin
Could have been pushed out, could + have + been + geçmiş zaman ortacı yapısını izler; bu, geçmişteki olası bir olayı edilgen biçimde anlatır. Yer tembel hayvanlarının yaşam alanlarından çıkarılmasını kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, geçmişte gerçekleşmiş olabilecek bir olay olarak sunar. Edilgen yapı yer tembel hayvanlarını odakta tutarken by an oncoming ice age olası bir nedeni belirtir. Kanıtların bir açıklamayı desteklediği fakat tamamen doğrulamadığı durumlarda bu yapı kullanışlıdır.
Alıştırma
Geçmişteki edilgen bir olay hakkında temkinli tahmini tamamlamak için could ve push out fiilinin doğru biçimini kullanın: The animals ____ by the colder climate.
Cevabı göster
could have been pushed out
around the time: olayları yaklaşık zamanla ilişkilendirmek
Bu cümlede around the time, “yaklaşık olarak … olduğu zamanlarda” anlamına gelir. Geliş ile neslin tükenmesini aynı genel döneme yerleştirir; ancak bunların aynı gün veya tam olarak aynı anda olduğunu söylemez. around the time + yan cümle yapısı, iki olayın zamanları yakınken fakat aralarındaki kesin zaman ilişkisi bilinmiyorken kullanışlıdır: around the time most of the sloths went extinct.
Alıştırma
Hangi cümle, iki olayın tam olarak aynı anda olduğunu iddia etmeden yaklaşık aynı dönemde gerçekleştiğini dikkatli biçimde anlatır?
- The village expanded at the same time the railway opened.
- The village expanded because the railway opened.
- The village expanded around the time the railway opened.
Cevabı göster
The village expanded around the time the railway opened.
Some of the smaller sloths did survive Dilbilgisi
2:09Daha küçük tembel hayvanların bazıları hayatta kaldı
did survive: olumlu geçmiş zaman cümlesinde vurgulu did
Bu olumlu geçmiş zaman cümlesinde did vurgu ekler: did survive, “gerçekten hayatta kaldı” anlamına gelir. Tembel hayvanların çoğunun neslinin tükenmesi, hiçbirinin kalmadığı beklentisini yaratırken konuşmacı bazı küçük türlerin hayatta kaldığını vurgular. Vurgulu yapı did + fiilin yalın hâlidir. Bu nedenle did survive kullanılır, did survived kullanılmaz. Vurgu olmadığında nötr geçmiş zaman biçimi survived olur.
Alıştırma
Cümleyi “gerçekten” anlamındaki vurgulu geçmiş zaman yardımcı fiiliyle tamamlayın: The first two experiments failed, but the third one ____ work.
Cevabı göster
did
living in the rainforest canopies of Central and South America.
2:16Orta ve Güney Amerika'nın yağmur ormanı örtülerinde yaşayan.
six species left: “kalan” anlamındaki left
six species left ifadesinde left, isim öbeğinden sonra gelir ve “kalan” ya da “hâlâ var olan” anlamını taşır. Cümle, günümüzde altı türün var olduğunu söylüyor. Bu, kaç kişinin veya şeyin kaldığını belirtmek için sık kullanılan miktar + isim + left kalıbıdır. Burada left sıfat görevindedir; leave fiilinin geçmiş zamanı değildir.
Alıştırma
Cümleyi six species left ifadesindeki hedef sözcükle tamamlayın: There is only one slice of pizza ____.
Cevabı göster
left
Hanging out in the trees: bir yerde vakit geçirmek anlamındaki hang out
Burada hanging out in the trees, ağaçlarda vakit geçirmek veya ağaçlarda kalmak anlamına gelir. Hayvanlar yalnızca orada vakit geçiriyor; ifade arkadaşlarla sosyalleşmek anlamına gelmiyor. Hang out gündelik bir öbek fiildir. in the trees veya near the river gibi yer bildiren bir ifade, bir kişinin ya da hayvanın nerede vakit geçirdiğini gösterebilir.
Alıştırma
“The birds often hang out near the river,” cümlesinde hang out ne anlama gelir?
- o yerde vakit geçirmek
- planlanmış bir sosyal etkinlik için arkadaşlarla buluşmak
- bir şeyi yüksek bir yere asmak
Cevabı göster
o yerde vakit geçirmek
this diet has its drawbacks: yararlardan sorunlara geçiş
Burada this diet has its drawbacks, bu beslenme şeklinin dezavantajları olduğu anlamına gelir. Drawback, olumsuz bir özelliği veya sınırlamayı anlatan bir isimdir. Cümlenin başındaki But, açıklamayı daha önce sözü edilen bir yarardan daha sonra açıklanacak bir soruna geçirir. X has its drawbacks kalıbı dengeli bir anlatım kurmak için kullanışlıdır: önce değeri kabul eder, ardından sınırlamaları tanıtır.
Alıştırma
“Dezavantajları da var” anlamındaki kalıp ifadeyi tamamlayın: Working from home is convenient, but it ____.
Cevabı göster
has its drawbacks
and all the other activities necessary for survival.
2:36ve hayatta kalmak için gerekli diğer tüm aktiviteler için kullanırlar.
extract energy from food and use that energy to...: enerjinin kaynağını ve kullanımını bağlamak
Burada extract energy from food, yiyeceklerden kullanılabilir enerji elde etmek demektir; gözle görülür bir şeyi fiziksel olarak çekip çıkarmak anlamına gelmez. extract X from Y yapısı, neyin elde edildiğini ve kaynağını belirtir. İkinci bölüm olan use that energy to ..., aynı enerjiyi devam ettirerek kullanım amaçlarını tanıtır. to sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli gelir; birden çok kullanım anlatmak için birkaç fiil sıralanabilir.
Alıştırma
Kaynak ile amacı bağlayan yapıyı hedef ifadelerle tamamlayın: Animals ____ food and ____ keep warm.
Cevabı göster
extract energy from · use that energy to
and that which they do have is tough to extract. Dilbilgisi
2:43ve içerdiği enerjiyi de elde etmek zordur.
that which they do have: daha önce geçen enerjiye gönderme
that which they do have ad öbeği, “yaprakların gerçekten sahip olduğu enerji” anlamına gelir. That daha önce geçen energy sözcüğünün yerini tutar; which they do have hangi enerjiden söz edildiğini belirtir. They ise leaves sözcüğüne gönderme yapar. Do have vurgu için kullanılır. Don't contain much ile karşıtlık kurarak, miktarı az olsa da yapraklarda bir miktar enerji bulunduğunu açıkça gösterir. Öbeğin tamamı is tough to extract bölümünün öznesidir.
Alıştırma
Örnekte that which they do have ne anlama gelir?
- En fazla enerji içeren yapraklar
- Yapraklardan enerji çıkarmak için kullanılan süreç
- Yaprakların gerçekten içerdiği enerji
Cevabı göster
Yaprakların gerçekten içerdiği enerji
with higher energy foods like fruit and seeds.
2:50meyve ve tohum gibi daha yüksek enerjili yiyeceklerle destekler.
supplement A with B: A'ya B eklemek
Supplement A with B, “A'yı daha eksiksiz veya yeterli hâle getirmek için ona B eklemek” anlamına gelir. Geliştirilen temel öğe A'dır; with ise eklenen malzemeyi tanıtır. Bu cümlede a leafy diet A, higher energy foods ise B'dir. Hayvanlar yaprak yemeye devam eder, ancak daha fazla enerji almak için meyve ve tohum ekler. Supplement tamamen değiştirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi supplement A with B kalıbıyla tamamlayın: The library will ____ its printed guides ____ short online tutorials.
Cevabı göster
supplement · with
But sloths, especially three-toed sloths,
2:54Fakat tembel hayvanlar, özellikle üç parmaklı tembel hayvanlar,
rely on ... almost exclusively: neredeyse tamamen …e dayanmak
Rely on leaves, yapraklara bir besin kaynağı olarak bağımlı olmak demektir. Rely sözcüğünden sonra on gelir; ardından ihtiyaç duyulan şeyi sağlayan kişi, nesne veya kaynak belirtilir. Almost exclusively, çok az istisnayla “neredeyse tamamen” anlamına gelir. Burada besin çeşitliliğinin son derece dar olduğunu gösterir: Yapraklar tembel hayvanların beslenmesinin neredeyse tamamını oluşturur, ancak almost başka yiyecekler için küçük bir olasılık bırakır.
Alıştırma
Cümleyi rely on ifadesinin doğru biçimi ve almost exclusively ile tamamlayın: The small clinic ____ donations ____.
Cevabı göster
relies on · almost exclusively
They've evolved finely-tuned strategies Kalıp ifadeler
3:01İnce ayarlanmış stratejiler geliştirdiler
have evolved finely-tuned strategies for coping with ...: …ile başa çıkmak için hassas stratejiler geliştirmiş olmak
They've, They have ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Have evolved ... strategies, hayvanların birçok nesil boyunca bugün de işlerine yarayan uyum yöntemleri geliştirdiğini anlatır. Finely-tuned, belirli bir zorluğa hassas biçimde uyarlanmış stratejileri tanımlar. For coping with ..., stratejilerin ne işe yaradığını açıklar. Cope with, bir zorluk veya kısıtlamayla başa çıkmak demektir; buradaki zorluk, çok dar bir yiyecek çeşitliliği içeren beslenme düzenidir.
Alıştırma
Kuşların aşırı soğukla başa çıkma yollarını zamanla geliştirdiği anlamına gelen cümle hangisidir?
- Over many generations, these birds have coped with extreme cold.
- Over many generations, these birds have evolved in extremely cold regions.
- Over many generations, these birds have evolved strategies for coping with extreme cold.
Cevabı göster
Over many generations, these birds have evolved strategies for coping with extreme cold.
First, they extract as much energy from their food as possible. Dilbilgisi
3:07İlk olarak, yiyeceklerinden mümkün olduğunca fazla enerji elde ederler.
as much energy ... as possible: mümkün olan en yüksek miktar
extract as much energy ... as possible ifadesinde as ... as possible kalıbı, koşulların izin verdiği en yüksek miktarı anlatır. Burada mümkün olan en yüksek miktarda enerji elde ettiklerini belirtir. Tam miktar kalıbı as much + sayılamayan isim + as possible şeklindedir. From their food, enerjinin kaynağını ekler. İki as sözcüğünü ve possible sözcüğünü de koruyun.
Alıştırma
Mümkün olan en yüksek miktarı anlatan iki parçalı kalıbı tamamlayın: The hikers carried ____ water ____.
Cevabı göster
as much · as possible
takes up a third of their body: belirli bir oranı kaplamak
Burada takes up, yer kaplamak anlamına gelir. A third of their body, kaplanan oranı belirtir: mide, vücudun alanının veya hacminin yaklaşık üçte birini doldurur. Take up bir öbek fiildir; bu yüzden iki sözcüğü tek bir birim olarak okuyun. Bu bağlamda take, bir şeyi tutup almak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi yer kaplamak anlamındaki take up fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The sofa ____ half the room.
Cevabı göster
takes up
depending on the species: sonucu bir koşula bağlamak
Depending on the species, belirtilen sürenin söz konusu türe göre değiştiğini anlatır. Ardından gelen ifadeyi sınırlar: verilen zaman aralığı her tür için aynı biçimde geçerli değildir. Burada depending on the species, ana cümlenin tamamına çerçeve oluşturan giriş niteliğinde bir -ing öbeğidir. Cümlenin çekimli fiili değildir; ana ifade they can spend.... bölümüdür. Bir sonuç bir koşula göre değiştiğinde bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Sonucun rotaya göre değiştiğini belirten iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the route, delivery can take three to five days.
Cevabı göster
Depending on
spend + time + -ing: bir öğünü sindirmeye 5 ila 7 gün harcamak
spend + süre + -ing kalıbı, bir etkinliği yaparken belirtilen kadar zaman harcamak anlamına gelir. Cümlede 5 to 7 days, or even weeks süreyi, processing ise etkinliği adlandıran -ing biçimini gösterir. Or even weeks, sürenin çok daha uzun olabileceğini vurgular. Bu biyolojik bağlamda processing a meal, vücudun yiyeceği işlemesi ve sindirmesi anlamına gelir. Bir öğünü hazırlamak veya üretmek anlamına gelmez.
Alıştırma
organize fiilinin doğru biçimini kullanın: Leo spent two hours ____ his science notes.
Cevabı göster
organizing
The other piece of the puzzle: başka bir önemli parçayı anlatan benzetme
The other piece of the puzzle, daha büyük bir açıklamanın veya çözümün başka bir önemli parçasını anlatan bir benzetmedir. Piece burada fiziksel bir yapboz parçasını değil, bütüne katkı sağlayan bir unsuru ifade eder. The other, bir parçanın daha önce ele alındığını ve konuşanın şimdi kalan ana parçayı eklediğini gösterir. Bu imge, ayrı etkenlerin daha eksiksiz bir cevap oluşturmak için nasıl birleştiğini anlatır.
Alıştırma
"Clear rules help, but trust is the other piece of the puzzle." cümlesinde the other piece of the puzzle ne anlama gelir?
- İlgisiz bir ayrıntı
- Çözümün ikinci önemli parçası
- Fiziksel bir yapboz parçası
Cevabı göster
Çözümün ikinci önemli parçası
use as little energy as possible: sayılamayan bir miktarı en aza indirmek
Use as little energy as possible, kullanılan enerji miktarını pratikte mümkün olan en düşük düzeye indirmek anlamına gelir. as little + sayılamayan ad + as possible kalıbı miktarı en aza indirmeyi ifade eder. Energy burada sayılamayan bir addır; bu nedenle miktarını anlatmak için little kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi little veya few ile tamamlayın: To save fuel, carry as ____ luggage as possible.
Cevabı göster
little
One way sloths do this is by + -ing: bir yöntem tanıtmak
One way sloths do this is ifadesi, açıklamayı daha önce belirtilen bir hedeften o hedefe ulaşmanın bir yoluna taşır. Buradaki this, mümkün olduğunca az enerji kullanmayı ifade eder; yeni bir eylem sunmaz. is ifadesinden sonra gelen sözler belirli yöntemi verir: by not moving very much. Yeniden kullanılabilir kalıp One way + özne + fiil öbeği + is by + -ing şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi One way ... is by + -ing kalıbıyla tamamlayın: One way our class reduces waste ____ reusable bottles.
Cevabı göster
is by using
They spend most of their time eating, resting, or sleeping. Kalıp ifadeler
3:34Zamanlarının çoğunu yiyerek, dinlenerek veya uyuyarak geçirirler.
spend most of one's time + -ing: alışılmış zaman kullanımını anlatmak
spend most of one's time + -ing kalıbı, belirtilen etkinlik ya da etkinliklerin bir kişinin zamanının en büyük bölümünü kapladığını anlatır. İyelik sözcüğü özneye göre my, your, his, her, our veya their olarak değişir. Eating, resting ve sleeping aynı listedeki üç paralel -ing biçimidir. Her etkinliği aynı biçimde tutmak listeyi açık ve dilbilgisel olarak doğru yapar.
Alıştırma
Hangi cümle Leo'nun zamanının çoğunu futbol antrenmanı yaparak geçirdiğini doğal biçimde anlatır?
- Leo spends most of his time practice soccer.
- Leo spends most of his time practicing soccer.
- Leo spends most of his time to practice soccer.
Cevabı göster
Leo spends most of his time practicing soccer.
descend from the canopy: tepe örtüsünden aşağı yönlü resmî hareket
Descend from the canopy, “ormanın üst katmanından aşağı doğru hareket etmek” anlamına gelir. Descend, come down ifadesine göre daha resmî bir fiildir; bu yüzden doğa belgesellerine ve bilimsel metinlere uygundur. from the canopy içindeki from, hareketin başlangıç noktasını gösterir. Burada canopy, ormanın yükseklerindeki yaprak ve dalların oluşturduğu çatı benzeri katmandır.
Alıştırma
“Ormanın üst katmanından aşağı doğru hareket etmek” anlamındaki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: In the documentary, the monkeys ____ at dawn.
Cevabı göster
descend from the canopy
just once a week for a bathroom break: düşük sıklık ve örtmece
Just once a week, eylemin her hafta yalnızca bir kez gerçekleştiğini vurgular. For, aşağı inmenin amacını açıklar: tuvalet molası vermek. Bathroom break, tuvaleti kullanmak için yapılan arayı kibar ve gündelik biçimde anlatır. Burada bir hayvan için kullanıldığında, hayvanın ihtiyacını gidermek üzere aşağı inmesini hafif bir üslupla anlatır; gerçek bir tuvalet söz konusu değildir.
Alıştırma
Bu yorumu değerlendirin: Bu cümlede bathroom break, hayvanların haftada bir kez gerçek bir tuvalete girdiği anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
When sloths do move: eylemin gerçekten gerçekleştiğini vurgulayan do
Olumlu yan cümle When sloths do move içinde do, move fiilini vurgular: hareket gerçekten gerçekleşir. Bu vurgu, ara sıra gerçekleşen bu durumu tembel hayvanların genellikle hareketsiz kaldığı düşüncesiyle karşılaştırır. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Burada sloths çoğul olduğu için geniş zamanda do kullanılır; bu do bir soru oluşturmamaktadır.
Alıştırma
do fiilinin vurgu biçimini yazın: When she ____ speak, everyone listens.
Cevabı göster
does
It would take a sloth about 5 minutes Dilbilgisi
3:46Bir tembel hayvanın yaklaşık 5 dakikasını alırdı
would take a sloth about 5 minutes to cross: süreyi tahmin etmek
It would take + kişi veya şey + süre + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemin ne kadar zaman gerektireceğini tahmin eder. Burada a sloth eylemi gerçekleştirir, about 5 minutes tahmini süredir ve to cross an average neighborhood street yapılacak eylemi belirtir. It, özne konumunu dolduran boş bir öznedir; süresi hesaplanan asıl eylem to ile kurulan mastarda yer alır. Would, süreyi belirli bir olayın doğrudan ölçümü olarak değil, hayal edilen veya tipik bir durumdaki tahmin olarak sunar.
Alıştırma
Süre tahmini yapısını eksik fiille tamamlayın: It would ____ us about an hour to finish the puzzle.
Cevabı göster
take
means that sloths don't need very much muscle.
3:53tembel hayvanların çok fazla kasa ihtiyacı olmadığı anlamına gelir.
This unhurried approach to life: önceki ayrıntıları özetlemek
Buradaki This, daha önce anlatılan yavaş ve enerji tasarrufu sağlayan davranışlara gönderme yapar. Unhurried approach to life isim öbeği, bu ayrı ayrıntıları genel bir yaşam biçimi olarak bir araya getirir; approach gerçek bir yol değil, bir davranış biçimi anlamındadır. Bu özetleyici ifade, açıklamayı somut gözlemlerden bir sonuca taşır: bu yaşam biçimi tembel hayvanların az miktarda kasa ihtiyaç duymasını sağlar. This + sıfat + approach to + isim kalıbı da önceki birkaç ayrıntıyı tek bir ana fikir hâline getirebilir.
Alıştırma
Cümlede This unhurried approach to life ne işe yarar?
- Tembel hayvanların izlediği gerçek bir yolu adlandırır.
- Başka bir hayvan hakkında ilgisiz bir bilgi verir.
- Önceki yavaş davranışları tek bir yaşam biçimi olarak özetler ve bunların sonucuna bağlar.
Cevabı göster
Önceki yavaş davranışları tek bir yaşam biçimi olarak özetler ve bunların sonucuna bağlar.
In fact, they have about 30% less muscle mass Dilbilgisi
3:57Aslında, yaklaşık %30 daha az kas kütlesine sahiplerdir
about 30% less muscle mass than ...: miktarları karşılaştırmak
about + yüzde + less + sayılamayan isim + than kalıbı, bir miktarın diğerinden ne kadar az olduğunu belirtir. Burada ölçülen miktar muscle mass ifadesidir ve about 30% sayının kesin değil, yaklaşık olduğunu gösterir. Karşılaştırma grubu other animals their size, yani tembel hayvanlarla yaklaşık aynı boyuttaki diğer hayvanlardır. Cümle, benzer vücut boyutlarında kas kütlesini karşılaştırır; diğer hayvanların %30 daha büyük olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cihazın eski modele göre yaklaşık %20 daha az güç kullandığını doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- The device uses about 20% less power than the old one.
- The device uses about 20% less power to the old one.
- The device uses about 20% fewer power than the old one.
Cevabı göster
The device uses about 20% less power than the old one.
Sloths also use less energy to keep themselves warm
4:03Tembel hayvanlar kendilerini sıcak tutmak için de daha az enerji harcarlar,
because their body temperature can fluctuate by about 5 °C, Kalıp ifadeler
4:07çünkü vücut ısıları yaklaşık 5 °C kadar dalgalanabilir,
can fluctuate by about 5 °C: by değişim miktarını belirtir
Can fluctuate, bir değerin yalnızca tek yönde değişmek yerine yukarı ve aşağı oynayabileceğini belirtir. Buradaki by about 5 °C, bu oynamanın yaklaşık büyüklüğünü verir. Değişim ifadelerinde by + sayı, “ne kadar değişti?” sorusunu yanıtlar; son sıcaklığı göstermez. Aynı yapı sıcaklık, fiyat veya miktarlardaki değişimleri anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
fluctuate fiilinin geçmiş zamanını ve değişim miktarını belirten edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: During the week, the exchange rate ____ about three percent.
Cevabı göster
fluctuated by
less than ..., but more than ...: bir ölçüyü iki referans arasına yerleştirmek
Less than A, but more than B şeklindeki çift yönlü karşılaştırma, aynı ölçüyü iki referansın arasına yerleştirir: A’dan daha düşük, B’den daha yüksektir. Bu parçada less ve more, daha önce sözü edilen vücut sıcaklığı değişiminin miktarına gönderme yapar. Aynı ölçü tekrar edilmez; dolayısıyla hayvanların büyüklüğü veya sayısı değil, sıcaklık değişim miktarları karşılaştırılır.
Alıştırma
Fiyatı iki sınır arasına yerleştirmek için cümleyi less than ..., but more than ... ile tamamlayın: The ticket costs ____ fifty dollars, ____ twenty dollars.
Cevabı göster
less than · but more than
energy expenditure, or metabolic rate: açıklayıcı or
Virgülden sonra gelen or bir seçim sunmaz. Burada metabolic rate, tembel hayvanın energy expenditure kavramını bilimsel bir terimle yeniden adlandırır. Bilgilendirici metinlerde A, or B, “A, diğer adıyla B” anlamına gelebilir. Bu cümlede iki ifadeyi aynı düşünceyi adlandırmanın iki farklı yolu olarak okuyun.
Alıştırma
“energy expenditure, or metabolic rate” ifadesinde or ne işe yarıyor?
- İlk düşünceyi bilimsel bir terimle yeniden ifade eder.
- Birbirinden ayrı iki seçenek sunar.
- İlk düşüncenin yanlış olduğunu söyler.
Cevabı göster
İlk düşünceyi bilimsel bir terimle yeniden ifade eder.
Three-toed sloths have the slowest metabolism of any mammal. Dilbilgisi
4:25Üç parmaklı tembel hayvanlar tüm memeliler arasında en yavaş metabolizmaya sahiptir.
the slowest metabolism of any mammal: üstünlük derecesinin karşılaştırma kapsamı
The slowest bir üstünlük derecesidir. of any mammal ifadesi karşılaştırma kapsamını, yani tüm memelileri belirler. Cümle, başka hiçbir memelinin metabolizmasının daha yavaş olmadığını söyler. Kullanılabilir kalıp subject + have/has + the + superlative + noun + of any + singular count noun şeklindedir. Karşılaştırma grubu açık olduğunda bilimsel açıklamalarda, verilerde ve rekor ifadelerinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için high ve score sözcüklerini of any içeren üstünlük yapısında kullanın: Maya has ____ player on the team.
Cevabı göster
the highest score of any
and two-toed sloths come in third. Kalıp ifadeler
4:32ve iki parmaklı tembel hayvanlar ise üçüncü sıradadır.
is second slowest ... come in third: sıralamayı sürdürmek
Second slowest, hayvanlar en yavaştan başlayarak sıralandığında dev pandayı ikinci sıraya yerleştirir. Come in third ise iki parmaklı tembel hayvanları bir sonraki sıraya koyar. Bu iki ifade birlikte aynı karşılaştırmayı sıralı bir dizi olarak sürdürür: önce ikincilik, sonra üçüncülük. Bu yapı, ayrı bilgilerin sıralanmış sonuçlar olarak anlaşılmasını sağlar.
Alıştırma
Vurgulanan bölüm nasıl bir bilgi düzeni oluşturuyor?
- Aynı sıralamada önce ikinci, sonra üçüncü sırayı verir.
- İki hayvanın bir yere bu sırayla girdiğini söyler.
- Karşılaştırma yapmadan birbiriyle ilgisiz iki bilgi verir.
Cevabı göster
Aynı sıralamada önce ikinci, sonra üçüncü sırayı verir.
come in third: üçüncü sırada yer almak
Come in third, üçüncü sırada bitirmek veya üçüncü olmak anlamına gelir. Bu cümlede tembel hayvanların karşılaştırmadaki yerini bildirir. Buradaki come in, bir yerin içine doğru hareket etmeyi anlatmaz. come in + sıra sayısı yapısı bir sonucu bildirir; come in first, come in second veya come in third gibi kullanılır.
Alıştırma
Sonucu “üçüncü oldu” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: At the regional science fair, our team ____.
Cevabı göster
came in third
Moving slowly has allowed sloths to thrive in their treetop habitat. Notlar
4:35Yavaş hareket etmek, tembel hayvanların ağaç tepesindeki yaşam alanlarında gelişmelerini sağlamıştır.
Moving slowly has allowed ...: özne olarak gerund öbeği
Moving slowly bir gerund, yani isim görevi gören fiil öbeğidir. Eylemin tamamı has allowed yapısının öznesidir; tek bir etkinlik olarak görüldüğü için tekil has kullanılır. Bu, present continuous yapısı değildir. Gerund öbeği + has/have allowed + nesne + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir etkinliği veya alışkanlığı sonucun nedeni olarak sunar. Burada yavaş hareket etmek, tembel hayvanların gelişip çoğalabilmesinin nedeni olarak gösterilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için practice every day ifadesini gerund özne olarak kullanın: ____ has allowed Maya to improve quickly.
Cevabı göster
Practicing every day
allow ... to thrive in ...: survive’dan daha güçlü bir anlam
Allow + nesne + to + fiilin yalın hâli, birinin veya bir şeyin bir eylemi yapmasını mümkün kılmak anlamına gelir. Burada has allowed sloths to thrive, yavaş hareket etmenin tembel hayvanların başarılı biçimde yaşayıp gelişmesini mümkün kıldığını söyler. Thrive in a habitat, bir yaşam alanında yalnızca hayatta kalmak değil, iyi yaşamak, büyümek veya gelişmek anlamına gelir. Their treetop habitat, tembel hayvanların iyi durumda yaşadığı ortamdır.
Alıştırma
Hangi cümle mercanın yalnızca hayatta kalmadığını, iyi durumda olduğunu söyler?
- The coral thrives in the warm, clear water.
- The coral cannot survive in the warm, clear water.
- The coral barely survives in the warm, clear water.
Cevabı göster
The coral thrives in the warm, clear water.
But it's also made the sloths themselves Anlatım akışı
4:41Fakat bu aynı zamanda tembel hayvanların kendilerini de
a great habitat for other organisms,
4:43diğer organizmalar için harika bir yaşam alanı haline getirmiştir,
But it's also made ...: başka bir sonuca geçiş
But, daha önce anlatılan yararla bir karşıtlık kurar; also ise aynı nedenin başka bir sonucunu ekler. Burada it, moving slowly ifadesine gönderme yapar. Böylece cümle, yavaş hareket etmenin bir yararından bunun başka bir yan sonucuna geçer. it's also made ... içinde it's, it is değil it has anlamındadır. Made, make + nesne + isim tümleci yapısında kullanılır: yavaş hareket etmek, tembel hayvanları bizzat bir yaşam alanı hâline getirmiştir. Themselves, yaşam alanının hayvanların kendi bedenleri olduğunu vurgular; made, ‘üretti’ değil ‘... hâline getirdi’ demektir.
Alıştırma
But it's also made ... burada bilgiyi nasıl düzenliyor?
- Önceki yarardan, yavaş hareket etmenin başka bir sonucuna geçer.
- Alglerin tembel hayvanları ürettiğini söyler.
- Tembel hayvanların yavaş hareket ettiği iddiasını düzeltir.
Cevabı göster
Önceki yarardan, yavaş hareket etmenin başka bir sonucuna geçer.
which provides ...: algler hakkında bilgi ekleme
Virgül + which yan cümlesi, hemen önce geçen algae hakkında temel cümle için zorunlu olmayan ek bilgi verir. Burada which, algae sözcüğüne gönderme yapar ve bu alg tabakasının ne yaptığını açıklar: ek kamuflaj sağlar ve yiyecek de olabilir. Bu yan cümle ek bilgi olduğu için cümle algae sözcüğünden sonra bitse de dil bilgisi bakımından tamamlanmış olur. Tekil fiil provides, konuşanın algae sözcüğünü ayrı ayrı sayılan organizmalar olarak değil, tek bir kütle veya tabaka olarak ele aldığını gösterir.
Alıştırma
Buradaki which yan cümlesi ne anlama geliyor?
- Yan cümle diğer organizmaların hepsinin kamuflaj sağladığını söyler.
- Yan cümle hangi tembel hayvanlardan söz edildiğini belirler.
- Yan cümle alglerin ne yaptığını ekler: kamuflaj sağlarlar ve yiyecek olabilirler.
Cevabı göster
Yan cümle alglerin ne yaptığını ekler: kamuflaj sağlarlar ve yiyecek olabilirler.
and maybe even a snack: beklenmedik bir olasılık eklemek
and maybe even a snack ifadesi, kamuflajdan sonra bir olası yarar daha ekler. and eklenen fikri bağlar, maybe bunun kesin olmadığını gösterir ve even bu yararı ilkinden daha şaşırtıcı olarak sunar. Alglere snack demek, hafif ve abartısız bir şakadır. Bilimsel anlatımı daha eğlenceli kılar; alglerin düzenli bir besin kaynağı olduğunun kanıtlandığını resmî biçimde iddia etmez.
Alıştırma
Hangi cümlede maybe even, kesin olmayan ve biraz şaşırtıcı bir ek yarar katmak için kullanılmıştır?
- This reusable bottle saves money and maybe even starts conversations.
- This reusable bottle saves money, but maybe it will break.
- Maybe even the smallest reusable bottle saves money.
Cevabı göster
This reusable bottle saves money and maybe even starts conversations.
may not be..., but that doesn't make... any less...: değerlendirmeyi değiştirmemek
Bu, karşı tarafı kabul eden bir değerlendirme kalıbıdır. Burada may not be giant anymore, öznenin çekiciliğini azaltıyor gibi görünebilecek bir gerçeği kabul eder; but ise asıl değerlendirmeyi getirir: Bu gerçek, tembel hayvanların olağanüstülük derecesini azaltmaz. doesn't make them any less remarkable ifadesinde make, bir duruma getirmek anlamına gelir; any less + sıfat ise daha düşük bir derecede demektir. doesn't bu değişimi olumsuzladığı için tüm ifade, onların olağanüstü niteliğinin hiç azalmadığını söyler.
Alıştırma
Hedeflenen kısaltmalı ifadeyle karşıt kabul kalıbını tamamlayın: The device may not be cheap, but that ____ reliable.
Cevabı göster
doesn't make it any less