Neden hıçkırırız? - John Cameron: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
609 kelime 149 kel/dk

Video özeti: Bu açıklayıcı video, uç hıçkırık vakalarından yola çıkarak hıçkırığı neyin tetiklediğini, diyafram ve glottisin onu nasıl oluşturduğunu, evrimin bu refleksi memelilerde neden korumuş olabileceğini ve yaygın ev çözümlerinin neden hâlâ belirsiz kaldığını inceler. Temel İngilizce öğrenme noktaları: 1. follows from — Eşdizimler ve kalıp ifadeler: Bu daha resmi neden-sonuç ifadesini, bir sonucun belirli bir kaynaktan doğduğunu söylemek için kullanabilirsin; örneğin hıçkırığın mideyi geren uyarıcılardan kaynaklanması, sadece sonradan olması değildir. 2. a relic of the ancient transition from water to land. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: relic kelimesini, eski bir evrim aşamasından kalmış olabilecek modern bir özellik için kullanılan bilimsel bir metafor olarak anlayabilir ve geçmiş değişimlere bağlı özellikleri tartışırken kullanabilirsin. 3. scientists have yet to verify — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: have yet to + fiil yapısının, bir şeyin şu ana kadar doğrulanmadığını dikkatli biçimde söylemeye yaradığını fark edebilir; çareler veya araştırma bulguları hakkında sınırlı kanıt aktarırken kullanabilirsin.

Bu derste

Charles Osborne began to hiccup in 1922 after a hog fell on top of him. Dilbilgisi

0:06

Charles Osborne, 1922 yılında üzerine bir domuz düştükten sonra hıçkırmaya başladı.

Dilbilgisi

began to hiccup: began to + fiilin yalın hâli

Began to hiccup, hıçkırma eyleminin o anda başladığını anlatır. Yapı began + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: began, begin fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve hiccup burada fiildir. Bir eylemin, belirtinin veya değişimin başlangıç noktasını belirtmek istediğinizde begin ya da began to + fiil yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi begin fiilinin geçmiş zaman biçimi, ardından to ve hiccup fiiliyle tamamlayın: After drinking soda too quickly, Mia ____.

Cevabı göster

began to hiccup

He wasn't cured until 68 years later Dilbilgisi

0:13

68 yıl sonrasına kadar tedavi edilemedi

Dilbilgisi

wasn't cured until 68 years later: not ... until yapısı

Wasn't cured until 68 years later ifadesinde until'den önceki olumsuz yapı, önceki dönem boyunca iyileşmenin gerçekleşmediğini ve bunun ancak daha sonraki o zamanda gerçekleştiğini anlatır. not ... until + zaman yapısı, gecikmiş bir dönüm noktasını vurgular. until'den sonraki zaman, değişimin kendisinin ne kadar sürdüğünü değil, sonunda ne zaman gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi reopen fiilinin olumsuz geçmiş zaman biçimi ve until ile tamamlayın: The shop ____ Monday.

Cevabı göster

didn't reopen until

and is now listed by Guinness as the world record holder for hiccup longevity. Kalıp ifadeler

0:16

ve şu anda Guinness tarafından hıçkırık süresi dünya rekoru sahibi olarak listelenmektedir.

Kalıp ifadeler

Guinness tarafından dünya rekoru sahibi olarak listelenmek

“is now listed by Guinness as the world record holder” ifadesinde is listed edilgen yapıdadır: Guinness World Records, özneyi resmî olarak kaydeden veya tanıyan kurumdur. by bu kurumu, as ise özneye verilen statüyü belirtir. Burada as, listeleme işleminin nasıl yapıldığını anlatmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be listed by + kurum veya kaynak + as + kimlik veya kategori şeklindedir.

Alıştırma

be listed by ... as ... yapısını tamamlayın: The building was ____ by the city ____ a protected landmark.

Cevabı göster

listed · as

Meanwhile,

0:22

Bu arada,

Florida teen Jennifer Mee may hold the record for the most frequent hiccups, Kalıp ifadeler

0:23

Floridalı genç Jennifer Mee, en sık hıçkırma rekorunu elinde tutuyor olabilir,

Kalıp ifadeler

may hold the record for: rekoru elinde tutuyor olabilir

“may hold the record for ...” ifadesinde hold the record for, belirli bir kategoride resmî olarak veya genel kabul gören biçimde en iyi, en büyük ya da en uç sonuca sahip olmak demektir. for bu kategoriyi belirtir; burada kategori en yüksek hıçkırık sıklığıdır. may iddiayı belirsiz hâle getirir. Konuşan kişi Jennifer Mee’nin rekoru elinde tutuyor olabileceğini söyler, bunu kesinleşmiş bir gerçek olarak doğrulamaz.

Alıştırma

Hangi cümle, onun şu anda en hızlı tur rekoruna sahip olmasının mümkün fakat kesin olmadığını doğal biçimde söyler?

  1. She held the record for the fastest lap.
  2. She may hold the record for the fastest lap.
  3. She holds the record for the fastest lap.
Cevabı göster

She may hold the record for the fastest lap.

50 times per minute for more than 4 weeks in 2007. Kalıp ifadeler

0:28

2007'de 4 haftadan fazla bir süre boyunca dakikada 50 kez.

Kalıp ifadeler

50 times per minute: sıklık belirtme

50 times per minute, bir şeyin her bir dakikalık sürede 50 kez gerçekleştiği anlamına gelir. Kalıp sayı + times + per + zaman birimidir; burada per “her bir” anlamındadır, “aracılığıyla” anlamında değildir. Bu kısa kalıbı yanıp sönme, nefes alma, tıklama veya makine hareketleri gibi ölçülebilir bir sıklığı belirtmek için kullanın. Sayıyı ve zaman birimini gerektiği gibi değiştirebilirsiniz: 10 times per second veya 60 times per hour.

Alıştırma

Cümleyi “her dakika içinde” anlamındaki hedef sıklık kalıbıyla tamamlayın: The warning light flashes 30 ____.

Cevabı göster

times per minute

So,

0:34

Peki,

what causes hiccups? Anlatım akışı

0:35

hıçkırığa ne sebep olur?

Anlatım akışı

What causes ...? ile neden analizine giriş

Bu açıklamada What causes hiccups? konuyu belirleyen bir sorudur. Hıçkırık örneklerinden nedenlerine geçiş yapar ve dinleyiciye bir sonraki bölümün mekanizmayı açıklayacağını bildirir. Soru, hıçkırığı hangi şeyin veya sürecin oluşturduğunu sorar. Cause burada fiildir ve what öznedir; bu yüzden kalıp What + causes + sonuç? şeklindedir ve does kullanılmaz. Aynı kalıp bilimsel açıklamalarda, raporlarda veya sınıf tartışmalarında neden analizine giriş yapmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Sesin kaynağını soran özne sorusunu cause ile tamamlayın: ____ this noise?

Cevabı göster

What causes

Doctors point out that a round of hiccups often follows from stimuli that stretch the stomach, Notlar

0:37

Doktorlar, bir hıçkırık nöbetinin sıklıkla mideyi genişleten uyaranları takiben ortaya çıktığına işaret ediyor,

Anlatım akışı

Doctors point out that: uzman görüşünü aktarmak

Doctors point out that ... önce bilgi kaynağını belirtir, ardından that yan cümlesinde bilgiyi verir. Buradaki point out, “parmakla göstermek” değil, “belirtmek veya dikkat çekmek” anlamındadır. Bu aktarım kalıbı, düşünceyi anlatıcının dayanaksız iddiası yerine bir uzman gözlemi olarak sunar. Kaynak ifadeyi gerçekten destekliyorsa Researchers point out that, Experts point out that veya The report points out that da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede point out that bir uzman görüşünü tanıtmak için doğru kullanılmıştır?

  1. Experts point that out regular sleep supports memory.
  2. Experts point out that regular sleep supports memory.
  3. Experts point out regular sleep that supports memory.
Cevabı göster

Experts point out that regular sleep supports memory.

Kalıp ifadeler

a round of hiccups: tekrarlanan bir hıçkırık nöbeti

a round of hiccups, birbirine yakın zamanda gerçekleşen birkaç hıçkırığı tek bir nöbet olarak ele alır. Burada round, bir olayın dönemi veya dizisi anlamındaki bir isimdir; yuvarlak bir şekli anlatmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp a round of + olay ismidir. Olay doğal olarak bir dalga, oturum veya döngü oluşturduğunda kullanılır; a round of applause ve a round of questions buna örnektir.

Alıştırma

Hangi ifade birbirine yakın zamanda gerçekleşen birkaç hıçkırığı tek bir nöbet olarak anlatır?

  1. a round of hiccups
  2. a round of applause
  3. a hiccup
Cevabı göster

a round of hiccups

Kalıp ifadeler

follows from: nedensel veya mantıksal bir kaynağa dayanan sonuç

Burada a round of hiccups sonuç, stimuli ise nedendir. “Sonuç + follow(s) from + neden” yapısı, sonucun bu nedenden kaynaklandığını belirtir. Follow from, bir sonucu kanıtlara veya öncüllere bağlamak için de kullanılabilir. Yalnızca daha önce gerçekleşen bir şeyi değil, nedensel ya da mantıksal bir kaynağı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, bir şeyin başka bir şeyden kaynaklandığını belirten hedef ifadeyle tamamlayın: The power outage ____ damage to the main cable.

Cevabı göster

follows from

like swallowing air or too rapid eating or drinking.

0:43

hava yutmak ya da çok hızlı yiyip içmek gibi.

Others associate hiccups with intense emotions or a response to them. Kalıp ifadeler

0:48

Diğerleri hıçkırığı yoğun duygularla veya onlara verilen bir tepkiyle ilişkilendiriyor.

Kalıp ifadeler

associate A with B: nedensellik kanıtlamadan bağlantı kurmak

associate A with B yapısında A, hakkında konuşulan şeydir; B ise onunla bağlantı kurulan şeydir. Burada başkaları hiccups ile intense emotions veya bu duygulara verilen bir tepki arasında bağlantı kurar. Bu fiil, algılanan veya gözlemlenen bir bağlantıyı bildirir. Tek başına yoğun duyguların hıçkırığa neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

associate A with B yapısını tamamlayın: Many viewers ____ that song ____ the final scene.

Cevabı göster

associate · with

Laughing, sobbing, anxiety, and excitement.

0:53

Gülmek, hıçkıra hıçkıra ağlamak, kaygı ve heyecan.

Let's look at what happens when we hiccup. Anlatım akışı

0:57

Hıçkırdığımızda ne olduğuna bir bakalım.

Anlatım akışı

Sonraki açıklamayı tanıtmak için Let's look at ...

Let's look at ... dinleyiciyi bir sonraki konuya birlikte odaklanmaya davet eder. Buradaki look at, yalnızca “gözlerle bakmak” değil, “incelemek veya değerlendirmek” anlamına gelir. Bu cümle, olası nedenlerden hıçkırık sırasında gerçekleşen sürece geçerek açıklamayı düzenler. Let's look at kalıbını bir konudan önce veya how, what, why gibi bir soru sözcüğüyle başlayan yan cümleden önce kullanarak dersin, gösterimin ya da sunumun sonraki bölümünü tanıtabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle dinleyiciyi açıklamanın sonraki adımını incelemeye en doğal biçimde davet eder?

  1. Let's look at what happens next.
  2. Look at what happens next with us.
  3. Let's watch at what happens next.
Cevabı göster

Let's look at what happens next.

It begins with an involuntary spasm or sudden contraction of the diaphragm, Notlar

1:00

Diyaframın istemsiz bir spazmı veya ani kasılmasıyla başlar,

Anlatım akışı

begins with: bir sürecin ilk aşamasını belirtmek

Begins with, belirli bir olayın, eylemin veya unsurun bir şeyin ilk aşaması olduğunu anlatır. Özne bütün süreci belirtir, with sonrasındaki isim öbeği ise başlangıç noktasını belirtir. Burada It, hıçkırık sürecini ifade eder; diyaframın istemsiz spazmı veya ani kasılması da bu sürecin ilk olayı olarak sunulur. Bu kalıp, dinleyicinin süreci sırayla takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

İlk aşamayı belirtmek için cümleyi begins with ile tamamlayın: The process ____ a safety check.

Cevabı göster

begins with

Kelime

an involuntary spasm or sudden contraction: istemsiz bir spazm ya da ani kasılma

Bu fizyolojik açıklamada involuntary, vücut hareketinin bilinçli kontrol olmadan gerçekleştiğini belirtir. Spasm, bir kasın ani ve kontrol edilemeyen biçimde gerilmesidir; contraction ise kasın gerilmesini veya kısalmasını anlatan daha geniş bir terimdir. Burada or, spasm sözcüğünü sudden contraction ifadesiyle daha açık biçimde anlatır. Bu ifade, kişinin seçtiği bir hareketi veya mutlaka iki ayrı olayı değil, tek bir vücut mekanizmasını belirtir.

Alıştırma

Bu fizyolojik açıklamada involuntary ne anlama gelir?

  1. Bilinçli kontrol dışında
  2. Bilerek yapılan
  3. Karar verdikten sonra isteksizce yapılan
Cevabı göster

Bilinçli kontrol dışında

the large dome-shaped muscle below our lungs that we use to inhale air. Dilbilgisi

1:05

soluduğumuz havayı içimize çekmek için kullandığımız akciğerlerimizin altındaki büyük, kubbe şeklindeki kas.

Dilbilgisi

the large dome-shaped muscle ... that we use to inhale air: havayı içimize çekmek için kullandığımız büyük, kubbe biçimli kas

Bu parçanın tamamı, genişletilmiş bir ad öbeği kurarak diaphragm sözcüğünü tanımlar. Öbeğin temel adı muscle sözcüğüdür. Large ve dome-shaped görünüşü, below our lungs ise konumu açıklar. That we use to inhale air ilgi cümleciği de muscle sözcüğünü niteler ve işlevini ekler. Bu “temel ad + betimleyici ayrıntılar + that cümleciği” yapısı, teknik bir terimi tek cümlede açıkça tanımlamanızı sağlar.

Alıştırma

Özgün ifadede that we use to inhale air neyi betimliyor?

  1. the muscle
  2. the air
  3. the lungs
Cevabı göster

the muscle

This is followed almost immediately by the sudden closure of the vocal cords and the opening between them, Kalıp ifadeler

1:10

Bunu neredeyse anında ses tellerinin ve aralarındaki açıklığın aniden kapanması izler,

Kalıp ifadeler

This is followed almost immediately by ...: sıradaki olayı belirtmek

This is followed by ... yapısında This önceki olaya, burada diyaframın kasılmasına, gönderme yapar; by ise daha sonra gerçekleşen olayı tanıtır. Edilgen yapı, eylemi yapanı belirtmeden olayların sırasını sunar. Almost immediately iki olay arasındaki sürenin son derece kısa olduğunu belirtir. X is followed by Y kalıbı süreçleri, işlemleri ve olay sıralarını anlatırken yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

İkinci olayın neredeyse hiç gecikmeden gerçekleştiğini göstermek için cümleyi vurgulanan sıralama ifadesiyle tamamlayın: The warning light flashes. This ____ by the sound of an alarm.

Cevabı göster

is followed almost immediately

which is called the glottis. Dilbilgisi

1:16

ki buna glottis denir.

Dilbilgisi

which is called the glottis: teknik bir ad eklemek

which is called the glottis ifadesinde which, çoğul vocal cords ifadesine değil, tekil isim öbeği the opening between them ifadesine gönderme yapar. İlgi cümleciği bu açıklığın teknik adını ekler. Virgül bunun ek, sınırlayıcı olmayan bilgi olduğunu gösterir: açıklama zaten yapılmıştır ve which cümleciği yalnızca adını ekler. Yeniden kullanılabilecek kalıp noun, which is called name şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi hedef adlandırma cümleciğiyle tamamlayın: The seed has an outer covering, ____ the seed coat.

Cevabı göster

which is called

The movement of the diaphragm initiates a sudden intake of air, Kalıp ifadeler

1:18

Diyaframın hareketi ani bir hava alımını başlatır,

Kalıp ifadeler

initiates a sudden intake of air: ani bir hava girişini başlatır

Initiates, “bir süreci başlatır veya sürecin başlamasına neden olur” anlamına gelir. starts sözcüğünden daha resmîdir ve sürece daha fazla odaklanır; bu nedenle bir fiziksel olayın sonraki süreci tetiklediği bilimsel açıklamalara uygundur. An intake of air, havanın içeri çekilmesi demektir. Bu cümlede diyaframın hareketi ani bir nefes almayı tetikler; intake burada bir kuruma kabul edilen kişi sayısını ifade etmez.

Alıştırma

“The movement initiates a sudden intake of air” ne anlama gelir?

  1. Hareket, havanın içeri girmesini önler.
  2. Hareket, havanın aniden içeri çekilmesine neden olur.
  3. Hareket, içeride ne kadar hava bulunduğunu ölçer.
Cevabı göster

Hareket, havanın aniden içeri çekilmesine neden olur.

but the closure of the vocal cords stops it from entering the windpipe and reaching the lungs. Dilbilgisi

1:23

ancak ses tellerinin kapanması havanın soluk borusuna girmesini ve akciğerlere ulaşmasını engeller.

Dilbilgisi

stops it from entering ... and reaching ...: iki paralel eylemi engeller

Stop + nesne + from + -ing, nesnenin bir eylemi yapmasını veya yaşamasını engellemek anlamına gelir. Burada it, air sözcüğünü ifade eder; dolayısıyla kapanma, havanın solunum sisteminde daha ileri gitmesini önler. Entering the windpipe ve reaching the lungs, from sözcüğünü paylaşan iki paralel -ing yapısıdır. Bu nedenle cümle iki eylemi de engeller; reaching öncesinde from sözcüğünü tekrar etmeye gerek yoktur.

Alıştırma

Cümleyi stop + nesne + from + -ing yapısıyla tamamlayın: The tight lid ____ water ____ spilling out.

Cevabı göster

stops · from

It also creates the characteristic sound, Kalıp ifadeler

1:28

Bu aynı zamanda o karakteristik sesi de yaratır,

"hic."

1:31

"hık."

Kalıp ifadeler

creates the characteristic sound, "hic.": karakteristik “hic” sesini üretmek

creates the characteristic sound ifadesinde create “meydana getirmek veya üretmek”, characteristic ise “tipik ve kolayca tanınan” anlamındadır. Bu ifade, sürecin hıçkırıkla özdeşleşen tanıdık sesi çıkardığını anlatır. Burada characteristic, sound sözcüğünü niteleyen bir sıfattır; bir insanın karakteri anlamına gelmez. Tırnak içindeki hic, kısa hıçkırık sesinin yazıyla gösterimidir.

Alıştırma

Örnekte characteristic sound ne anlama geliyor?

  1. birinin kişiliğini anlatan bir ses
  2. rastgele bir arka plan gürültüsü
  3. bir şeyle ilişkilendirilen tipik ve kolayca tanınan bir ses
Cevabı göster

bir şeyle ilişkilendirilen tipik ve kolayca tanınan bir ses

To date, Anlatım akışı

1:33

Bugüne kadar,

there is no known function for hiccups. Dilbilgisi

1:33

hıçkırığın bilinen hiçbir işlevi yoktur.

Anlatım akışı

To date: bir ifadeyi şu anda mevcut olan kanıtlarla sınırlamak

To date “şu ana kadar” anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında tüm iddianın zaman çerçevesini belirler: şu anda bilinenlere göre herhangi bir işlev tespit edilmemiştir. Bu zaman ifadesi özellikle araştırma, haber veya ilerleme raporlarında yaygındır. Yeni kanıtlar ortaya çıktığında cevabın değişebileceği olasılığını açık bırakır.

Alıştırma

“Şu ana kadar” anlamındaki resmî zaman ifadesiyle raporu tamamlayın: ____, no evidence of damage has been found.

Cevabı göster

To date

Dilbilgisi

There is no known function for hiccups: hıçkırığın bilinen bir işlevi yoktur

There is no known + isim, mevcut bilgilere göre böyle bir şeyin henüz keşfedilmediği veya doğrulanmadığı anlamına gelir. Bu cümlede hıçkırığın bilinen bir işlevi olmadığı söyleniyor. Known, function sözcüğünü niteler ve “tespit edilmiş veya doğrulanmış” demektir; “ünlü” anlamına gelmez. Bu nedenle ifade temkinlidir: hıçkırığın hiçbir işlevi olamayacağını kanıtlamaz.

Alıştırma

Örnekteki there is no known function ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Bilim insanları hiçbir işlevin asla var olamayacağını kanıtlamıştır.
  2. Şu ana kadar hiçbir işlev keşfedilmemiş veya doğrulanmamıştır.
  3. İşlev ünlüdür ve kolayca tanınır.
Cevabı göster

Şu ana kadar hiçbir işlev keşfedilmemiş veya doğrulanmamıştır.

They don't seem to provide any medical or physiological advantage. Kalıp ifadeler

1:36

Herhangi bir tıbbi veya fizyolojik avantaj sağladığı görülmüyor.

Kalıp ifadeler

Provide any medical or physiological advantage: tıbbi veya fizyolojik bir avantaj sağlamak

Provide an advantage, yararlı bir fayda veya avantaj sağlamak ya da oluşturmak demektir. Olumsuz don’t seem to provide any... yapısında any, böyle bir faydanın hiç görülmediğini vurgular. Medical sağlık veya tedaviyle, physiological ise vücudun çalışma biçimiyle ilgilidir. Burada advantage işlevsel bir fayda anlamındadır; bir oyun veya yarışmadaki üstünlük değildir.

Alıştırma

“The new coating does not seem to provide any practical advantage,” cümlesindeki vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. Kaplama herhangi bir pratik fayda sağlıyor gibi görünmüyor.
  2. Kaplama profesyonel danışmanlık sunuyor.
  3. Kaplama, ürünün bir yarışmada daha yüksek puan almasını sağlıyor.
Cevabı göster

Kaplama herhangi bir pratik fayda sağlıyor gibi görünmüyor.

Why begin to inhale air only to suddenly stop it from actually entering the lungs? Dilbilgisi

1:40

Neden havayı içimize çekmeye başlayıp da aniden akciğerlere girmesini engelliyoruz?

Dilbilgisi

Why ... only to ...? ile beklenmedik sonuç anlatmak

Why begin to inhale air only to suddenly stop it ...? retorik bir sorudur. Yalnızca bir neden sormaz; eylem dizisinin ne kadar tuhaf veya görünüşte boşuna olduğunu vurgular. Bir eylem başlar, ancak sonraki eylem beklenen sonucu engeller. Burada only to + fiilin yalın hâli, daha sonra ortaya çıkan beklenmedik sonucu, yani “ama sonra...” veya “sonuçta...” anlamını verir. Nefes almaya başlamanın amacını belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen iki sözcüklü sonuç ifadesiyle tamamlayın: Mia hurried to the library, ____ discover that it was closed.

Cevabı göster

only to

Anatomical structures or physiological mechanisms with no apparent purpose Kalıp ifadeler

1:47

Açık bir amacı olmayan anatomik yapılar veya fizyolojik mekanizmalar

present challenges to evolutionary biologists. Kalıp ifadeler

1:51

evrimsel biyologlar için zorluklar teşkil eder.

Kalıp ifadeler

with no apparent purpose: belirgin bir işlev yok

with no apparent purpose ifadesindeki apparent, “şu anda gözlemlenebilenlere göre açık veya fark edilebilir” demektir. İfade, işlevi açık olmayan yapıları ya da mekanizmaları tanımlar; bunların gerçekten hiçbir işlevi olmadığını kanıtlamaz. Edat öbeği isim öbeğinden sonra gelir ve hangi yapıların veya mekanizmaların ele alındığını belirtir. Bu, hâlâ bilinmeyen bir işlevi anlatmanın temkinli ve resmî bir yoludur.

Alıştırma

Bu cümlede with no apparent purpose ne anlama gelir? The control panel has a switch with no apparent purpose.

  1. Birisi amacı varmış gibi davranmaktadır.
  2. Hiçbir amacı olmadığı kesin olarak kanıtlanmıştır.
  3. Şu anda bilinenlere göre amacı açık değildir.
Cevabı göster

Şu anda bilinenlere göre amacı açık değildir.

Kalıp ifadeler

present challenges to: birine veya bir alana zorluk yaratmak

Burada present, “ortaya koymak” veya “birinin önüne getirmek” anlamında bir fiildir. present challenges to, bir şeyin birinin başa çıkması gereken zor sorular ya da görevler oluşturduğunu anlatır. Bu cümlede evrim biyologlarının belirgin bir amacı olmayan yapıları açıklaması zordur. Kalıp, zorluğun kaynağı + present(s) challenges to + etkilenen kişi, grup, alan veya sistem şeklindedir. Bir şeyin yalnızca kötü olduğunu söylemek yerine sorunu nesnel ve analitik bir biçimde açıklar.

Alıştırma

Hedef ifadeyi doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The sudden policy change ____ small businesses.

Cevabı göster

presents challenges to

Do such structures serve some hidden function that hasn't yet been discovered? Notlar

1:55

Bu tür yapılar henüz keşfedilmemiş gizli bir işleve mi hizmet ediyor?

Kalıp ifadeler

serve some hidden function: görünmeyen bir işlevi yerine getirmek

Burada serve, “yerine getirmek” veya “bir rol üstlenmek” anlamındadır; “bir kişiye hizmet vermek” anlamında değildir. Serve a function, “belirli bir role sahip olmak ve bu rolü yerine getirmek” demektir. Soru, bu yapıların bilim insanlarının henüz keşfetmediği yararlı bir iş yapıp yapmadığını sorar. Kalıp, özne + serve(s) + function ile biten isim öbeği şeklindedir; serve a protective function ve serve some hidden function buna örnektir. Hidden, henüz belirgin olmayan veya fark edilmemiş anlamına gelir; birinin bunu kasıtlı olarak sakladığı anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi serve a function ifadesindeki fiille tamamlayın: This flexible layer may ____ a protective function.

Cevabı göster

serve

Dilbilgisi

that hasn't yet been discovered: şimdiye kadar keşfedilmemiş

That, some hidden function ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır. Bu yan cümlede function, discover eyleminden etkilenen ögedir; bu yüzden fiil edilgendir: has + not + been + discovered. hasn't yet been discovered, keşfin şimdiye kadarki hiçbir zamanda gerçekleşmediğini anlatır. Yet, bunun şu ana kadar hâlâ gerçekleşmediği anlamını ekler ve gelecekte keşfedilme olasılığını açık bırakır.

Alıştırma

Cümleyi discover fiilinin edilgen present perfect yapısındaki kısaltılmış olumsuz biçimiyle tamamlayın ve yet sözcüğünü been sözcüğünden önce yerleştirin: Scientists are still investigating the signal. Its source ____.

Cevabı göster

hasn't yet been discovered

Or are they relics of our evolutionary past, Deyimler

1:59

Yoksa evrimsel geçmişimizin kalıntıları olup,

Deyimler

relics of our evolutionary past: bilimsel bir mecaz

Relics, daha eski bir dönemden günümüze kalan nesne veya özelliklerdir. Burada relics of our evolutionary past, müze eserlerini değil, evrimin uzak aşamalarından miras kalan vücut yapılarını veya davranışları anlatan bilimsel bir mecazdır. Bu ifade, asıl işlevleri zayıflamış, değişmiş veya ortadan kalkmış olsa bile tarihleri nedeniyle varlıklarını sürdürüyor olabileceklerini düşündürür. Bu yapıların günümüzde kesinlikle hiçbir işlevi olmadığını söylemez; olası bir açıklama sunar.

Alıştırma

Bu cümlede a relic ne anlama gelir? The paper form is a relic of an older office system.

  1. Sisteme ait nesneleri saklayan bir müze
  2. Sistemi iyileştirmek için yeni eklenen bir şey
  3. Eski bir sistemden geriye kalan bir şey
Cevabı göster

Eski bir sistemden geriye kalan bir şey

having once served some important purpose Dilbilgisi

2:02

bir zamanlar önemli bir amaca hizmet etmiş

Dilbilgisi

having once served some important purpose: arka plan olarak eski bir rol

Having served, having + geçmiş zaman ortacı biçimini kullanır; bu yapıya perfect participle denir. Serve ile anlatılan işlevi ana cümledeki durumdan daha önceye yerleştirir ve yeni bir ana yargı olarak değil, arka plan bilgisi olarak ekler. Burada once, “yalnızca bir kez” değil, “bir zamanlar” veya “eskiden” anlamındadır. İfade, söz konusu şeylerin geçmişte önemli bir işlevi olduğunu söyler; bu bağlamda eski işlev, bugün geriye kalan durumla karşılaştırılır.

Alıştırma

“Bir zamanlar” anlamını vermek için cümleyi serve fiilinin perfect participle biçimi ve once ile tamamlayın: The stone building is now a museum, ____ as the town hall.

Cevabı göster

having once served

only to persist into the present as vestigial remnants? Dilbilgisi

2:04

ve bugüne sadece körelmiş kalıntılar olarak mı ulaşmışlar?

Dilbilgisi

only to persist ... as vestigial remnants: sınırlı bir sonuç

Only to + fiilin yalın hâli, daha önceki bir olayın sonucunu gösterebilir; özellikle sonuç beklenmedik, ironik veya umulandan daha sınırlıysa kullanılır. Burada amaç bildirmez: Bu yapılar eski işlevleri sona erdikten ya da azaldıktan sonra varlıklarını sürdürmüştür. Persist into the present, “günümüze kadar var olmaya devam etmek” demektir. As vestigial remnants ise bugünkü biçimlerini belirtir: Bir zamanlar daha kapsamlı işlevi olan bir şeyden kalmış, küçülmüş izler.

Alıştırma

“The custom was banned, only to persist in private homes,” cümlesinde only to neyi gösterir?

  1. Geleneğin yalnızca özel evlerde başladığını söyler.
  2. Geleneğin özel ortamlarda sürmesi şeklindeki beklenmedik sonucu anlatır.
  3. İnsanların geleneği korumak amacıyla yasakladığını açıklar.
Cevabı göster

Geleneğin özel ortamlarda sürmesi şeklindeki beklenmedik sonucu anlatır.

One idea is that hiccups began many millions of years before the appearance of humans. Anlatım akışı

2:09

Bir fikir, hıçkırığın insanların ortaya çıkmasından milyonlarca yıl önce başladığıdır.

Anlatım akışı

One idea is that: olası bir açıklama sunmak

One idea is that, olası bir açıklamayı veya varsayımı sunar. Buradaki idea, hıçkırığın nasıl başladığına dair öne sürülen bir açıklamadır; gelişigüzel bir fikir değildir. Bu kalıp, ardından gelen bilgiyi düzenler ve iddiayı temkinli tutar. that ile başlayan yan cümle fikrin içeriğini verirken one başka açıklamaların da bulunabileceğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki olası bir açıklama sunan dört kelimelik kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ the lights turn off to save energy.

Cevabı göster

One idea is that

The lung is thought to have evolved as a structure to allow early fish, Dilbilgisi

2:14

Akciğerin, ilk balıkların,

Dilbilgisi

is thought to have evolved as ... to allow ...: evolusi tentang masa lalu secara hati-hati

Edilgen aktarım kalıbı is thought to have evolved, çoğu zaman araştırmacıların evrimin gerçekleştiğine inandığını, ancak yazarın bunu tamamen kesin bir gerçek olarak sunmadığını belirtir. Özne olan The lung, hakkında konuşulan şeydir; bu görüşü taşıyan kişiler belirtilmez. Bitmiş mastar to have evolved, evrimi şimdiki yargı is thought ifadesinden önceye yerleştirir. As a structure, akciğerin evrimleştiği biçimi veya rolü anlatır; to allow early fish ise yapının işlevini sunar.

Alıştırma

Geçmişte gerçekleşmiş bir evrimsel değişim hakkındaki görüşü doğru ve temkinli biçimde aktaran cümle hangisidir?

  1. The feature thinks to have evolved millions of years ago.
  2. The feature is thought to have evolved millions of years ago.
  3. The feature is thought to evolve millions of years ago.
Cevabı göster

The feature is thought to have evolved millions of years ago.

many of which lived in warm stagnant water with little oxygen, Notlar

2:19

ki bunların çoğu az oksijenli, sıcak ve durgun sularda yaşıyordu,

Dilbilgisi

many of which: bir grubun birçok üyesi hakkında bilgi eklemek

Many of which, “daha önce sözü edilen şeylerin birçoğu” anlamına gelir. Buradaki which, önceki early fish ifadesine gönderme yapar; bir soru başlatmaz. Kalıp çoğul isim + virgül + many of which + fiil şeklindedir. Yeni bir cümle başlatmadan grubun birçok üyesi hakkında bilgi ekleyen, sınırlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesi oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi many ile kurulan üç sözcüklü, sınırlayıcı olmayan ilgi ifadesiyle tamamlayın: The lab tested forty samples, ____ contained salt.

Cevabı göster

many of which

Kelime

warm stagnant water with little oxygen: düşük oksijenli bir ortam

Stagnant water, akmayan veya yenilenmeyen sudur. Stagnant yalnızca sessiz ya da sakin anlamına gelmez; çoğu zaman suyun koşullar kötüleşecek kadar uzun süre aynı yerde kaldığını düşündürür. İfadenin tamamında warm sıcaklığı belirtir, with little oxygen ise düşük oksijen koşulunu ekler. Little, sayılamayan oxygen ismini niteler ve miktarın az, çoğu zaman gerekenden daha az olduğunu anlatır.

Alıştırma

Bir çevre raporunda stagnant water büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yakında kimse olmadığı için sessiz olan su
  2. Aynı yerde kalmış ve dolaşımı çok az olan su
  3. Temiz bir derede hızla akan su
Cevabı göster

Aynı yerde kalmış ve dolaşımı çok az olan su

to take advantage of the abundant oxygen in the air overhead. Kalıp ifadeler

2:23

üstlerindeki havadaki bol oksijenden yararlanmalarını sağlamak için evrimleştiği düşünülüyor.

Kalıp ifadeler

take advantage of the abundant oxygen in: mevcut bir kaynaktan yararlanmak

Take advantage of something, bir fırsatı, kaynağı veya elverişli koşulu size fayda sağlayacak şekilde kullanmak demektir. Burada kullanılan kaynak bol oksijendir. Take advantage of ifadesini tek bir fiil öbeği olarak düşünün. Bu yapıda advantage tek başına “üstün konum” anlamına gelmez; başka durumlara aktarılabilen kalıp take advantage of + mevcut kaynak veya fırsat şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “iyi şekilde yararlanmak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The team arrived early to ____ the empty gym.

Cevabı göster

take advantage of

When descendants of these animals later moved onto land,

2:28

Bu hayvanların torunları daha sonra karaya geçtiklerinde,

they moved from gill-based ventilation to air-breathing with lungs. Anlatım akışı

2:31

solungaç tabanlı solunumdan akciğerlerle hava solumaya geçtiler.

Anlatım akışı

moved from gill-based ventilation to air-breathing with lungs: bir geçişi belirtmek

Moved from X to Y, from sözcüğünden sonra başlangıç noktasını ve to sözcüğünden sonra yeni durumu belirterek bir değişimi düzenler. Bu cümlede X gill-based ventilation, Y ise air-breathing with lungs ifadesidir. Cümlenin önceki bölümündeki moved onto land fiziksel bir yer değiştirmeyi anlatırken buradaki moved mecazidir: uzayda hareketi değil, solunum sistemindeki değişimi anlatır. Bu kalıbı birbiriyle karşılaştırılabilir yöntemler, sistemler, durumlar veya aşamalar arasındaki geçişler için kullanın.

Alıştırma

move from X to Y kalıbını tamamlayın: After the pilot program, the clinic ____ paper records ____ a secure digital system.

Cevabı göster

moved from · to

That's similar to the much more rapid changes faced by frogs today Anlatım akışı

2:37

Bu, bugün kurbağaların karşılaştığı çok daha hızlı değişikliklere benziyor,

Anlatım akışı

That's similar to the much more rapid changes: bir analoji kurmak

That's similar to ... az önce açıklanan fikre dönerek onu daha tanıdık bir örnekle ilişkilendirir. Burada kurbağalardaki değişimler, önceki sürece benzetme yapmak için kullanılır ve böylece o süreci gözde canlandırmak kolaylaşır. Similar, iki şeyin ilgili bir yönden benzediğini belirtir; tamamen aynı olduklarını göstermez. much more rapid changes ifadesi karşılaştırmadaki bir farkı da belirtir: kurbağalardaki değişimler çok daha hızlı gerçekleşir.

Alıştırma

Bu açıklamada That's similar to ... ne işe yarıyor?

  1. Kurbağalardaki değişimlerin önceki süreçten önce gerçekleştiğini söyler.
  2. Önceki fikri daha kolay anlaşılır kılmak için benzer bir süreci tanıtır.
  3. İki sürecin tamamen aynı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Önceki fikri daha kolay anlaşılır kılmak için benzer bir süreci tanıtır.

as they transition from tadpoles with gills to adults with lungs. Kalıp ifadeler

2:41

solungaçlı iribaşlardan akciğerli yetişkinlere geçişlerinde olduğu gibi.

Kalıp ifadeler

transition from X to Y: aşamalar arasında geçiş yapmak

Transition from X to Y, bir durumdan veya aşamadan başka birine geçişi anlatır. From başlangıç noktasını, to ise sonucu belirtir: solungaçlı iribaşlar akciğerli yetişkinlere dönüşür. Transition, iki aşama arasındaki sürece odaklanır. Basit ve anlık bir değiştirmenin yerine zaman içinde gelişmeyi düşündürebilir; ancak değişimin ne kadar hızlı olduğunu tek başına bu kelime değil, bağlam gösterir.

Alıştırma

transition from X to Y yapısını tamamlayın: The website will transition ____ its old design ____ a new layout.

Cevabı göster

from · to

This hypothesis suggests that the hiccup is a relic of the ancient transition from water to land. Notlar

2:46

Bu hipotez, hıçkırığın sudan karaya eski geçişin bir kalıntısı olduğunu öne sürüyor.

Anlatım akışı

This hypothesis suggests that: temkinli bir çıkarım sunmak

This hypothesis, daha önce ortaya konmuş bir açıklamaya geri gönderme yapar. Ardından gelen that yan cümlesi, bu açıklamanın desteklediği sonucu belirtir. Bilimsel yazıda suggests that, “... olduğunu gösterir” veya “... sonucuna işaret eder” anlamına gelir. Bir çıkarımı temkinli biçimde sunar; bir eylem önermez ve kesin kanıt bulunduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada This hypothesis suggests that ... ne işe yarar?

  1. Birine bir eylemde bulunmasını önerir.
  2. Hipotezin desteklediği olası bir sonucu sunar.
  3. Sonucu tam bir kesinlikle kanıtlar.
Cevabı göster

Hipotezin desteklediği olası bir sonucu sunar.

Kelime

a relic of the ancient transition from water to land: varlığını sürdüren evrimsel bir iz

a relic of ... ifadesinde relic mecaz anlamdadır: çok daha eski bir aşamadan kalan bir özelliği ifade eder. Cümle, hıçkırığı varlığını sürdüren bir iz olarak sunar; özgün işlevini eksiksiz biçimde hâlâ koruduğunu söylemez. transition from X to Y kalıbı, iki durum arasındaki değişimi adlandırır. Burada from water to land, su yaşamından kara yaşamına gerçekleşen kadim evrimsel geçişi ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede a relic of the ancient transition from water to land ne anlama gelir?

  1. Bütün kadim su hayvanlarının hıçkırdığını kanıtlar.
  2. Bugün hayvanların karaya çıkmasına yardımcı olan, yeni gelişmiş bir yetenektir.
  3. Su yaşamından kara yaşamına kadim geçişle bağlantılı, varlığını sürdüren bir izdir.
Cevabı göster

Su yaşamından kara yaşamına kadim geçişle bağlantılı, varlığını sürdüren bir izdir.

An inhalation that could move water over gills

2:53

Suyu solungaçlar üzerinden hareket ettirebilecek bir nefes alma

followed by a rapid closure of the glottis preventing water from entering the lungs. Kalıp ifadeler

2:57

ve ardından glottisin hızla kapanarak suyun akciğerlere girmesini engellemesi.

Kalıp ifadeler

followed by: olayları sıraya koymak

A followed by B kalıbı iki olayı sıraya koyar: Önce A, ardından B gerçekleşir. Burada önce nefes alma, ardından glotisin hızla kapanması gelir. Followed, kısaltılmış bir edilgen yapıda kullanılan geçmiş ortaçtır. Bu kısa yapı süreçleri, mekanizmaları, programları ve deney adımlarını anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Olayların sırasını gösteren kalıpla cümleyi tamamlayın: The safety talk was ____ a short quiz.

Cevabı göster

followed by

That's supported by evidence which suggests that the neural patterning involved in generating a hiccup Notlar

3:02

Bu, bir hıçkırık üretmeyle ilgili nöral modellemenin,

Anlatım akışı

That's supported by evidence which suggests that: bir iddiayı kanıta bağlamak

Bu cümle bir kanıt zinciri kurar. That's önceki iddiaya gönderme yapar, supported by evidence iddianın arkasında kanıt olduğunu belirtir, which suggests that ise kanıtın neye işaret ettiğini tanıtır. Suggests sonucu temkinli tutar: Kanıt bir yorumu destekler, ancak bu ifade kesin bir ispat olduğunu ileri sürmez. Bu yapıyla bir iddiadan onu destekleyen kanıta, ardından kanıta dayalı sonuca açıkça geçebilirsiniz.

Alıştırma

'That's supported by evidence which suggests that ...' cümle kalıbının temel söylem işlevi nedir?

  1. Önceki iddianın tam bir kesinlikle kanıtlandığını belirtmek
  2. Önceki bir iddiayı kanıta bağlamak ve ardından temkinli bir sonuç sunmak
  3. Konuyu ilgisiz bir gerçeğe çevirmek
Cevabı göster

Önceki bir iddiayı kanıta bağlamak ve ardından temkinli bir sonuç sunmak

Kelime

hıçkırık oluşturmada rol alan sinirsel örüntü

Bu, bilimsel bilgiyi sıkıştıran bir ad öbeğidir. Öbeğin ana kısmı neural patterning ifadesidir ve sinir sistemindeki düzenli bir etkinlik örüntüsünü anlatır. Ardından gelen involved in generating a hiccup sözleri hangi örüntünün kastedildiğini belirtir; bu yapı neural patterning that is involved in generating a hiccup ifadesinin kısaltılmış biçimidir. involved in + -ing yapısında involved, “bir süreçte rol almak” anlamına gelir. Burada generating elektrik üretmek değil, hıçkırığı oluşturmak veya tetiklemek demektir. Aynı yapı bir etkinliğe ya da sonuca katkıda bulunan kişiyi, vücut bölümünü, sistemi veya süreci anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi involved in ile tamamlayın: The muscles ____ producing speech must work together.

Cevabı göster

involved in

is almost identical to that responsible for respiration in amphibians. Kalıp ifadeler

3:08

amfibilerde solunumdan sorumlu olanla neredeyse aynı olduğunu öne süren kanıtlarla destekleniyor.

Kalıp ifadeler

amfibilerde solunumdan sorumlu olan örüntüyle neredeyse aynı

Almost identical to, iki şeyin neredeyse her ayrıntıda aynı olduğunu belirtir. Almost önemlidir çünkü küçük farklılıklara yer bırakır. Burada that, daha önce geçen tekil neural patterning kavramının yerini tutar. İfadenin açılmış biçimi almost identical to the neural patterning responsible for respiration in amphibians olur. Responsible for, sürece neden olmak veya onu kontrol etmek anlamındadır; respiration ise solunum demektir. That sözcüğünün bu kullanımı uzun bir ad öbeğini tekrar etmeyi önler ve resmî karşılaştırmalarda yaygındır.

Alıştırma

logo sözcüğünü tekrarlamadan almost identical to + that ile cümleyi tamamlayın: The new logo is ____ used last year.

Cevabı göster

almost identical to that

Another group of scientists believe that the reflex is retained in us today Notlar

3:14

Başka bir grup bilim insanı ise bu refleksin bugün bizde korunduğuna,

Kelime

the reflex is retained in us today: günümüzde hâlâ var olan bir özellik

Burada is retained, “geçmişten aktarılarak varlığını sürdürür” anlamına gelir. Edilgen yapı, korunmuş özellik olan reflekse odaklanır. In us today, “günümüz insanlarında” demektir. Tüm ifade, insanların bu reflekse bugün de sahip olduğunu söyler; bir şeyin yalnızca bugün fiziksel olarak içimizde olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Eski bir özelliğin hâlâ var olduğunu göstermek için cümleyi retain fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: This protective reflex ____ in some modern animals.

Cevabı göster

is retained

because it actually provides an important advantage.

3:18

çünkü aslında önemli bir avantaj sağladığına inanıyor.

Anlatım akışı

Another group of scientists believe: farklı bir görüşü sunmak

Another group of scientists believe that ... farklı bir bilim insanı grubuna ve onların açıklamasına geçildiğini gösterir. Another, ilk grubun yalnızca bir ayrıntı daha eklemediğini anlatır. Bir tartışmada veya bilimsel açıklamada bu ifade, rakip ya da alternatif bir hipotezi önceki görüşün yanına koyarak bilgiyi düzenler. Hangi görüşün doğru olduğunu söylemez; sırada kimin görüşünün olduğunu bildirir.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada Another group of scientists believe that ... genellikle neyin işaretidir?

  1. Farklı bir bilim insanı grubu ve alternatif bir görüş tanıtılıyor.
  2. Konuşmacı kanıtlanmış nihai bir cevabı açıklıyor.
  3. Aynı bilim insanları bir ayrıntı daha ekliyor.
Cevabı göster

Farklı bir bilim insanı grubu ve alternatif bir görüş tanıtılıyor.

They point out that true hiccups are found only in mammals Kelime

3:21

Gerçek hıçkırıkların sadece memelilerde bulunduğuna,

Kelime

are found only in mammals: sınırlı bir bilimsel dağılım

Bilimsel açıklamalarda be found in çoğu zaman bir şeyin belirli bir grupta veya yerde var olduğunu ya da görüldüğünü anlatır; tek bir arama sırasında keşfedildiğini anlatmaz. Burada true hiccups are found, gerçek hıçkırığın biyolojik bir özellik olarak görüldüğünü belirtir. Only in mammals, iddianın sınırını belirler: gerçek hıçkırık memelilerin dışında görülmez. Bu, her memelinin hıçkırdığı anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp X is/are found only in Y şeklindedir.

Alıştırma

Hedef kalıpla bilimsel dağılım cümlesini tamamlayın: This rare frog ____ one mountain valley.

Cevabı göster

is found only in

and that they're not retained in birds, lizards, turtles, or any other exclusively air-breathing animals. Kelime

3:25

ve kuşlarda, kertenkelelerde, kaplumbağalarda veya sadece hava soluyan diğer hayvanlarda korunmadığına dikkat çekiyorlar.

Kelime

not retained in ... exclusively air-breathing animals: kesin olarak tanımlanmış bir grubun dışlanması

Bu bağlamda They're, true hiccups ifadesine gönderme yapar. Bilimsel veya evrimsel anlatımda are not retained, özelliğin adı verilen gruplarda varlığını sürdürmediği anlamına gelir; bir hayvanın fiziksel olarak bir şeyi tutmasını veya saklamasını anlatmaz. Cümle önce birds, lizards ve turtles gruplarını sıralar, ardından or any other exclusively air-breathing animals ile dışlanan alanı genişletir. Exclusively, air-breathing ifadesini niteler ve “yalnızca” anlamına gelir: bu hayvanlar havayla solunum yapar ve başka bir solunum biçimi kullanmaz. “Özellikle” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi seçenek vurgulanan yan cümleyi en doğru biçimde yeniden ifade eder?

  1. Kuşlar, kertenkeleler ve kaplumbağalar havayla özellikle iyi solunum yaptıkları için bu özelliği bilinçli olarak korur.
  2. Bu özellik bazen havayla solunum yapan hayvanlarda varlığını sürdürür.
  3. Bu özellik kuşlarda, kertenkelelerde, kaplumbağalarda ve yalnızca havayla solunum yapan diğer tüm hayvanlarda yoktur.
Cevabı göster

Bu özellik kuşlarda, kertenkelelerde, kaplumbağalarda ve yalnızca havayla solunum yapan diğer tüm hayvanlarda yoktur.

Further,

3:33

Ayrıca,

hiccups appear in human babies long before birth Kalıp ifadeler

3:33

hıçkırık insan bebeklerinde doğumdan çok önce ortaya çıkar

Kalıp ifadeler

long before birth: doğumdan çok önce

Long before birth, “doğmadan çok uzun zaman önce” anlamına gelir. Long, before sözcüğünü güçlendirir; böylece ifade, olayın doğumdan hemen önce değil, çok daha önce gerçekleştiğini gösterir. Bu cümlede söz edilen zaman doğum öncesidir: hıçkırık, insan bebeği henüz doğmadan gelişimini sürdürürken ortaya çıkabilir. Aktarılabilir long before + zaman veya olay kalıbı, iki zaman arasında büyük bir aralık olduğunu belirtir.

Alıştırma

Büyük bir zaman aralığı göstermek için cümleyi long kullanarak tamamlayın: The library opened ____ the new school was built.

Cevabı göster

long before

and are far more common in infants than adults. Dilbilgisi

3:37

ve bebeklerde yetişkinlerden çok daha yaygındır.

Dilbilgisi

far more common in infants than adults: büyük bir farkı vurgulama

More common in infants than adults, bir şeyin iki grupta ne sıklıkla görüldüğünü karşılaştırır. İkinci in sözcüğü cümlede kullanılmamıştır; yapı more common in infants than in adults olarak anlaşılır. Far, more common karşılaştırma yapısını güçlendirir. Burada fiziksel uzaklık değil, “büyük ölçüde” anlamındadır; dolayısıyla cümle sıklık açısından büyük bir fark anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak far + more common + in kalıbıyla tamamlayın: This allergy is ____ children than adults.

Cevabı göster

far more common in

Their explanation for this involves the uniquely mammalian activity of nursing. Kelime

3:41

Bununla ilgili açıklamaları, yalnızca memelilere özgü olan emzirme faaliyetini içerir.

Kelime

involves the uniquely mammalian activity of nursing: memelilere özgü emzirme etkinliğini içerir

Involves, açıklamanın bu etkinliği önemli bir parça olarak içerdiğini gösterir. The uniquely mammalian activity of nursing ifadesi, nursing sözcüğünü memelilere özgü bir etkinlik olarak sunar. Burada nursing, genç memelilere süt vermek anlamındadır; tıbbi bakım anlamına gelmez. Yakındaki mammalian sözcüğü bu biyolojik anlamı seçmemizi sağlar.

Alıştırma

Bu biyoloji cümlesinde nursing ne anlama gelir?

  1. profesyonel tıbbi bakım sağlamak
  2. genç memelilere süt vermek
  3. yaralı bir hayvanın iyileşmesine yardımcı olmak
Cevabı göster

genç memelilere süt vermek

The ancient hiccup reflex may have been adapted by mammals to help remove air from the stomach Dilbilgisi

3:46

Eski hıçkırık refleksi, memeliler tarafından midedeki havayı uzaklaştırmaya yardımcı olmak için,

Dilbilgisi

may have been adapted by ... to ...: geçmişteki bir işlev hakkında temkinli hipotez

May have been adapted, kiplik içeren perfect yapıda bir edilgendir. May belirsizlik belirtir, have been olası değişimi şimdiki zamandan önceye yerleştirir ve adapted refleksi evrim tarafından başka bir amaçla kullanılmış olabilecek bir şey olarak sunar. By mammals, ilgili memeli soyunu belirtir; tek tek hayvanların bilinçli bir karar verdiği anlamına gelmez. To help remove air from the stomach, öne sürülen işlevi belirtir. Yapının bütünü, doğrulanmış bir sonuç yerine geçmişteki bir uyarlanma hakkında temkinli bir hipotez sunar.

Alıştırma

Cümleyi may ve adapt fiilinin perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: Scientists are not certain, but the structure ____ by early mammals to improve hearing.

Cevabı göster

may have been adapted

as a sort of glorified burp. Deyimler

3:52

bir nevi gelişmiş bir geğirme olarak uyarlanmış olabilir.

Deyimler

as a sort of glorified burp: yaklaşık ve mizahi bir benzetme

as a sort of... ifadesinde as bir rolü veya benzetmeyi sunar; sort of ise bu benzetmenin yaklaşık olduğunu gösterir. Yani konuşan kişi bunun tam bir sınıflandırma olduğunu söylemez. Burada glorified, “övülmüş” anlamına gelmez. Glorified + basit bir isim yapısı, bir şeyin daha ayrıntılı veya önemli görünse de aslında hâlâ o basit şey olduğunu mizahi biçimde anlatır. Bu yüzden glorified burp, söz konusu işlevi özünde daha ayrıntılı bir geğirme olarak sunar ve fizyolojik açıklamayı daha hafif ve anlaşılır hâle getirir.

Alıştırma

Konuşan kişi bir şeye a sort of glorified burp diyerek neyi ima ediyor?

  1. Gerçekten övgüyü hak eden bir geğirmedir.
  2. Aslında geğirmenin daha ayrıntılı bir sürümüdür ve bu mizahi biçimde söylenmiştir.
  3. Geğirmeyle anlamlı hiçbir benzerliği yoktur.
Cevabı göster

Aslında geğirmenin daha ayrıntılı bir sürümüdür ve bu mizahi biçimde söylenmiştir.

The sudden expansion of the diaphragm would raise air from the stomach Dilbilgisi

3:55

Diyaframın ani genişlemesi midedeki havayı yukarı çekerken

while a closure of the glottis would prevent milk from entering the lungs.

3:59

glottisin kapanması sütün akciğerlere girmesini engelleyecektir.

Dilbilgisi

would ... while ... would ...: önerilen bir mekanizmanın iki sonucu

Bu cümledeki iki would da önerilen bir mekanizma içinde beklenen sonuçları gösterir: açıklama doğruysa genişleme havayı yukarı çıkarır, glottisin kapanması da sütün akciğerlere girmesini önlerdi. Buradaki would geçmişteki bir alışkanlığı veya birinin isteğini anlatmaz. While iki paralel cümleciği bağlar ve birlikte gerçekleşen fakat farklı görevler yapan iki süreci düzenler. Her cümlecik özne + would + fiilin yalın hâli yapısını izler: bir süreç havayı hareket ettirirken diğeri akciğerleri korur.

Alıştırma

Önerilen bir sistemin beklenen iki sonucunu göstermek için cümleyi would ... while ... would ... ile tamamlayın: Under the proposed design, one sensor ____ detect smoke ____ another sensor ____ shut off the gas.

Cevabı göster

would · while · would

Sometimes a bout of hiccups will go on and on Notlar

4:05

Bazen bir hıçkırık nöbeti devam eder de eder

Kalıp ifadeler

a bout of hiccups: bir hıçkırık nöbeti

Bu cümlede a bout of hiccups, tekrarlayan hıçkırıklardan oluşan bir nöbeti veya dönemi anlatır. a bout of + hastalık ya da belirti kalıbı, sorunu tek bir olay olarak değil, belli bir süre devam eden bir nöbet olarak ele alır. Bout spor karşılaşması anlamına da gelebilir, ancak hiccups burada sağlıkla ilgili anlamın kullanıldığını açıkça gösterir.

Alıştırma

Bout içeren üç kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After breathing in dust, Mia had ____ sneezing.

Cevabı göster

a bout of

Öbek fiiller

go on and on: durmadan devam etmek

Go on and on, uzun süre devam etmek ve hiç durmayacakmış gibi görünmek demektir. On sözcüğünün tekrarlanması, sürenin alışılmadık derecede uzun olduğu hissini ekler. Burada hıçkırığın uzun süre devam etmesini anlatır. Başka durumlarda bu ifade, konuşanın bir sesi, konuşmayı veya sorunu yorucu ya da rahatsız edici bulduğunu da gösterebilir.

Alıştırma

Hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The construction noise seemed to ____ all morning.

Cevabı göster

go on and on

and we try home remedies, Kelime

4:08

ve biz evde uygulanan çözümleri deneriz,

Kelime

home remedies: belirtileri evde hafifletmeye yönelik resmî olmayan yöntemler

Home remedies, insanların çoğunlukla hafif belirtiler için evde denediği basit uygulama veya yöntemlerdir. Burada remedy, bir sorunu hafifletmenin ya da ele almanın bir yoludur; mutlaka ilaç olmak zorunda değildir. Bu ifade tek başına bir yöntemin bilimsel olarak desteklenip desteklenmediğini veya etkili olup olmadığını söylemez. Profesyonel tıbbi bakımdan çok, insanların evde yaygın olarak ne denediğini anlatır.

Alıştırma

“and we try home remedies,” cümlesinde home remedies büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. İnsanların bir sorun için evde denediği resmî olmayan yöntemler
  2. Bir sağlık ekibinin sağladığı profesyonel tedavi
  3. Yalnızca laboratuvarda üretilebilen ilaçlar
Cevabı göster

İnsanların bir sorun için evde denediği resmî olmayan yöntemler

sipping continuously from a glass of cold water,

4:10

bir bardak soğuk sudan sürekli yudumlamak,

holding one's breath, Kalıp ifadeler

4:13

nefesi tutmak,

Kalıp ifadeler

holding one's breath: iyelik sözcüğünü kişiye uydurmak

Holding one's breath, kısa bir süre için bilinçli olarak nefes almayı durdurmak demektir. Holding, hold fiilinin -ing biçimidir; burada listedeki bir eylemin adını verir. One's, iyelik bildiren bir sözcüğün yerine kullanılan genel bir yer tutucudur. Kişiye göre değiştirilir: I hold my breath, you hold your breath ve she holds her breath.

Alıştırma

Yönergeyi hold one's breath ifadesinin doğal biçimiyle tamamlayın: Before diving, take a deep breath and ____.

Cevabı göster

hold your breath

a mouthful of honey or peanut butter,

4:15

bir ağız dolusu bal veya fıstık ezmesi,

breathing into a paper bag,

4:17

kese kağıdına nefes alıp vermek,

or being suddenly frightened.

4:19

ya da aniden korkutulmak.

Unfortunately,

4:21

Ne yazık ki,

scientists have yet to verify that any one cure works better or more consistently than others. Dilbilgisi

4:22

bilim insanları herhangi bir tedavinin diğerlerinden daha iyi veya daha tutarlı çalıştığını henüz doğrulamadı.

Dilbilgisi

have yet to verify: henüz doğrulamamış olmak

Have yet to + fiilin yalın hâli, bir şeyin şu ana kadar gerçekleşmediğini veya tamamlanmadığını belirtir. Burada scientists have yet to verify, bilim insanlarının iddiayı kanıtlarla hâlâ doğrulamadığı anlamına gelir. Bu yapı, doğrulamanın daha sonra yapılabileceği ihtimalini açık bırakır. Tamamlanmamış bir görevi veya henüz kesinleşmemiş bir bulguyu kısa biçimde anlatır.

Alıştırma

Have yet to + verify fiilinin yalın hâlini kullanın: The researchers ____ the claim.

Cevabı göster

have yet to verify

Dilbilgisi

works better or more consistently than others: iki karşılaştırma

Bu yan cümle iki karşılaştırmayı bağlar: works better sonucun niteliğini veya etkililiğini karşılaştırırken works more consistently sonucun ne kadar güvenilir biçimde tekrarlandığını karşılaştırır. Than others her iki karşılaştırmanın da karşılaştırma grubunu belirtir. Ana cümle olumsuz anlam taşıdığı için any one cure herhangi bir tek tedaviyi ifade eder: belirli hiçbir tedavinin iki ölçütten birinde üstün olduğu doğrulanmamıştır. Consistently tek bir başarılı sonuç değil, tekrarlanan durumlarda istikrarlı performans demektir.

Alıştırma

Well ve consistently sözcüklerinin karşılaştırma biçimlerini kullanın: This model works ____ or ____ than the others.

Cevabı göster

better · more consistently

However, Anlatım akışı

4:29

Ancak,

we do know one thing that definitely doesn't work.

4:30

kesinlikle işe yaramayan bir şey biliyoruz.

Anlatım akışı

However, we do know: kesin olarak bilinen bir noktaya geçiş

However, daha önce belirtilen belirsizlikle bir karşıtlık kurar. Dinleyicinin dikkatini, konuşanın kesin olarak sunduğu bir gerçeğe yöneltir. we do know ifadesinde do, know fiilinin yalın hâlinden önce gelen vurgu yardımcı fiilidir; “yapmak” anlamına gelmez. However, we do know birlikte yararlı bir bilgi düzeni oluşturur: belirsiz olanı kabul edip ardından güvenle söylenebilecek noktayı öne çıkarır.

Alıştırma

Belirsizlikten konuşanın emin olduğu bir gerçeğe geçmek için hedef yapıyı en iyi kullanan seçenek hangisidir?

  1. We checked the security log, so we know that the door was locked.
  2. We do not know who left first. However, we do know that the door was locked.
  3. We do not know who left first, and we do not know whether the door was locked.
Cevabı göster

We do not know who left first. However, we do know that the door was locked.