Neden hıçkırırız? - John Cameron: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu açıklayıcı video, uç hıçkırık vakalarından yola çıkarak hıçkırığı neyin tetiklediğini, diyafram ve glottisin onu nasıl oluşturduğunu, evrimin bu refleksi memelilerde neden korumuş olabileceğini ve yaygın ev çözümlerinin neden hâlâ belirsiz kaldığını inceler. Temel İngilizce öğrenme noktaları: 1. follows from — Eşdizimler ve kalıp ifadeler: Bu daha resmi neden-sonuç ifadesini, bir sonucun belirli bir kaynaktan doğduğunu söylemek için kullanabilirsin; örneğin hıçkırığın mideyi geren uyarıcılardan kaynaklanması, sadece sonradan olması değildir. 2. a relic of the ancient transition from water to land. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: relic kelimesini, eski bir evrim aşamasından kalmış olabilecek modern bir özellik için kullanılan bilimsel bir metafor olarak anlayabilir ve geçmiş değişimlere bağlı özellikleri tartışırken kullanabilirsin. 3. scientists have yet to verify — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: have yet to + fiil yapısının, bir şeyin şu ana kadar doğrulanmadığını dikkatli biçimde söylemeye yaradığını fark edebilir; çareler veya araştırma bulguları hakkında sınırlı kanıt aktarırken kullanabilirsin.
Bu derste
Charles Osborne began to hiccup in 1922 after a hog fell on top of him. Dilbilgisi
0:06Charles Osborne, 1922 yılında üzerine bir domuz düştükten sonra hıçkırmaya başladı.
began to hiccup: began to + fiilin yalın hâli
Began to hiccup, hıçkırma eyleminin o anda başladığını anlatır. Yapı began + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: began, begin fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve hiccup burada fiildir. Bir eylemin, belirtinin veya değişimin başlangıç noktasını belirtmek istediğinizde begin ya da began to + fiil yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi begin fiilinin geçmiş zaman biçimi, ardından to ve hiccup fiiliyle tamamlayın: After drinking soda too quickly, Mia ____.
Cevabı göster
began to hiccup
wasn't cured until 68 years later: not ... until yapısı
Wasn't cured until 68 years later ifadesinde until'den önceki olumsuz yapı, önceki dönem boyunca iyileşmenin gerçekleşmediğini ve bunun ancak daha sonraki o zamanda gerçekleştiğini anlatır. not ... until + zaman yapısı, gecikmiş bir dönüm noktasını vurgular. until'den sonraki zaman, değişimin kendisinin ne kadar sürdüğünü değil, sonunda ne zaman gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi reopen fiilinin olumsuz geçmiş zaman biçimi ve until ile tamamlayın: The shop ____ Monday.
Cevabı göster
didn't reopen until
and is now listed by Guinness as the world record holder for hiccup longevity. Kalıp ifadeler
0:16ve şu anda Guinness tarafından hıçkırık süresi dünya rekoru sahibi olarak listelenmektedir.
Guinness tarafından dünya rekoru sahibi olarak listelenmek
“is now listed by Guinness as the world record holder” ifadesinde is listed edilgen yapıdadır: Guinness World Records, özneyi resmî olarak kaydeden veya tanıyan kurumdur. by bu kurumu, as ise özneye verilen statüyü belirtir. Burada as, listeleme işleminin nasıl yapıldığını anlatmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be listed by + kurum veya kaynak + as + kimlik veya kategori şeklindedir.
Alıştırma
be listed by ... as ... yapısını tamamlayın: The building was ____ by the city ____ a protected landmark.
Cevabı göster
listed · as
Florida teen Jennifer Mee may hold the record for the most frequent hiccups, Kalıp ifadeler
0:23Floridalı genç Jennifer Mee, en sık hıçkırma rekorunu elinde tutuyor olabilir,
may hold the record for: rekoru elinde tutuyor olabilir
“may hold the record for ...” ifadesinde hold the record for, belirli bir kategoride resmî olarak veya genel kabul gören biçimde en iyi, en büyük ya da en uç sonuca sahip olmak demektir. for bu kategoriyi belirtir; burada kategori en yüksek hıçkırık sıklığıdır. may iddiayı belirsiz hâle getirir. Konuşan kişi Jennifer Mee’nin rekoru elinde tutuyor olabileceğini söyler, bunu kesinleşmiş bir gerçek olarak doğrulamaz.
Alıştırma
Hangi cümle, onun şu anda en hızlı tur rekoruna sahip olmasının mümkün fakat kesin olmadığını doğal biçimde söyler?
- She held the record for the fastest lap.
- She may hold the record for the fastest lap.
- She holds the record for the fastest lap.
Cevabı göster
She may hold the record for the fastest lap.
50 times per minute for more than 4 weeks in 2007. Kalıp ifadeler
0:282007'de 4 haftadan fazla bir süre boyunca dakikada 50 kez.
50 times per minute: sıklık belirtme
50 times per minute, bir şeyin her bir dakikalık sürede 50 kez gerçekleştiği anlamına gelir. Kalıp sayı + times + per + zaman birimidir; burada per “her bir” anlamındadır, “aracılığıyla” anlamında değildir. Bu kısa kalıbı yanıp sönme, nefes alma, tıklama veya makine hareketleri gibi ölçülebilir bir sıklığı belirtmek için kullanın. Sayıyı ve zaman birimini gerektiği gibi değiştirebilirsiniz: 10 times per second veya 60 times per hour.
Alıştırma
Cümleyi “her dakika içinde” anlamındaki hedef sıklık kalıbıyla tamamlayın: The warning light flashes 30 ____.
Cevabı göster
times per minute
What causes ...? ile neden analizine giriş
Bu açıklamada What causes hiccups? konuyu belirleyen bir sorudur. Hıçkırık örneklerinden nedenlerine geçiş yapar ve dinleyiciye bir sonraki bölümün mekanizmayı açıklayacağını bildirir. Soru, hıçkırığı hangi şeyin veya sürecin oluşturduğunu sorar. Cause burada fiildir ve what öznedir; bu yüzden kalıp What + causes + sonuç? şeklindedir ve does kullanılmaz. Aynı kalıp bilimsel açıklamalarda, raporlarda veya sınıf tartışmalarında neden analizine giriş yapmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Sesin kaynağını soran özne sorusunu cause ile tamamlayın: ____ this noise?
Cevabı göster
What causes
Doctors point out that a round of hiccups often follows from stimuli that stretch the stomach, Notlar
0:37Doktorlar, bir hıçkırık nöbetinin sıklıkla mideyi genişleten uyaranları takiben ortaya çıktığına işaret ediyor,
Doctors point out that: uzman görüşünü aktarmak
Doctors point out that ... önce bilgi kaynağını belirtir, ardından that yan cümlesinde bilgiyi verir. Buradaki point out, “parmakla göstermek” değil, “belirtmek veya dikkat çekmek” anlamındadır. Bu aktarım kalıbı, düşünceyi anlatıcının dayanaksız iddiası yerine bir uzman gözlemi olarak sunar. Kaynak ifadeyi gerçekten destekliyorsa Researchers point out that, Experts point out that veya The report points out that da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede point out that bir uzman görüşünü tanıtmak için doğru kullanılmıştır?
- Experts point that out regular sleep supports memory.
- Experts point out that regular sleep supports memory.
- Experts point out regular sleep that supports memory.
Cevabı göster
Experts point out that regular sleep supports memory.
a round of hiccups: tekrarlanan bir hıçkırık nöbeti
a round of hiccups, birbirine yakın zamanda gerçekleşen birkaç hıçkırığı tek bir nöbet olarak ele alır. Burada round, bir olayın dönemi veya dizisi anlamındaki bir isimdir; yuvarlak bir şekli anlatmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp a round of + olay ismidir. Olay doğal olarak bir dalga, oturum veya döngü oluşturduğunda kullanılır; a round of applause ve a round of questions buna örnektir.
Alıştırma
Hangi ifade birbirine yakın zamanda gerçekleşen birkaç hıçkırığı tek bir nöbet olarak anlatır?
- a round of hiccups
- a round of applause
- a hiccup
Cevabı göster
a round of hiccups
follows from: nedensel veya mantıksal bir kaynağa dayanan sonuç
Burada a round of hiccups sonuç, stimuli ise nedendir. “Sonuç + follow(s) from + neden” yapısı, sonucun bu nedenden kaynaklandığını belirtir. Follow from, bir sonucu kanıtlara veya öncüllere bağlamak için de kullanılabilir. Yalnızca daha önce gerçekleşen bir şeyi değil, nedensel ya da mantıksal bir kaynağı gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, bir şeyin başka bir şeyden kaynaklandığını belirten hedef ifadeyle tamamlayın: The power outage ____ damage to the main cable.
Cevabı göster
follows from
like swallowing air or too rapid eating or drinking.
0:43hava yutmak ya da çok hızlı yiyip içmek gibi.
Others associate hiccups with intense emotions or a response to them. Kalıp ifadeler
0:48Diğerleri hıçkırığı yoğun duygularla veya onlara verilen bir tepkiyle ilişkilendiriyor.
associate A with B: nedensellik kanıtlamadan bağlantı kurmak
associate A with B yapısında A, hakkında konuşulan şeydir; B ise onunla bağlantı kurulan şeydir. Burada başkaları hiccups ile intense emotions veya bu duygulara verilen bir tepki arasında bağlantı kurar. Bu fiil, algılanan veya gözlemlenen bir bağlantıyı bildirir. Tek başına yoğun duyguların hıçkırığa neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
associate A with B yapısını tamamlayın: Many viewers ____ that song ____ the final scene.
Cevabı göster
associate · with
Let's look at what happens when we hiccup. Anlatım akışı
0:57Hıçkırdığımızda ne olduğuna bir bakalım.
Sonraki açıklamayı tanıtmak için Let's look at ...
Let's look at ... dinleyiciyi bir sonraki konuya birlikte odaklanmaya davet eder. Buradaki look at, yalnızca “gözlerle bakmak” değil, “incelemek veya değerlendirmek” anlamına gelir. Bu cümle, olası nedenlerden hıçkırık sırasında gerçekleşen sürece geçerek açıklamayı düzenler. Let's look at kalıbını bir konudan önce veya how, what, why gibi bir soru sözcüğüyle başlayan yan cümleden önce kullanarak dersin, gösterimin ya da sunumun sonraki bölümünü tanıtabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle dinleyiciyi açıklamanın sonraki adımını incelemeye en doğal biçimde davet eder?
- Let's look at what happens next.
- Look at what happens next with us.
- Let's watch at what happens next.
Cevabı göster
Let's look at what happens next.
It begins with an involuntary spasm or sudden contraction of the diaphragm, Notlar
1:00Diyaframın istemsiz bir spazmı veya ani kasılmasıyla başlar,
begins with: bir sürecin ilk aşamasını belirtmek
Begins with, belirli bir olayın, eylemin veya unsurun bir şeyin ilk aşaması olduğunu anlatır. Özne bütün süreci belirtir, with sonrasındaki isim öbeği ise başlangıç noktasını belirtir. Burada It, hıçkırık sürecini ifade eder; diyaframın istemsiz spazmı veya ani kasılması da bu sürecin ilk olayı olarak sunulur. Bu kalıp, dinleyicinin süreci sırayla takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
İlk aşamayı belirtmek için cümleyi begins with ile tamamlayın: The process ____ a safety check.
Cevabı göster
begins with
an involuntary spasm or sudden contraction: istemsiz bir spazm ya da ani kasılma
Bu fizyolojik açıklamada involuntary, vücut hareketinin bilinçli kontrol olmadan gerçekleştiğini belirtir. Spasm, bir kasın ani ve kontrol edilemeyen biçimde gerilmesidir; contraction ise kasın gerilmesini veya kısalmasını anlatan daha geniş bir terimdir. Burada or, spasm sözcüğünü sudden contraction ifadesiyle daha açık biçimde anlatır. Bu ifade, kişinin seçtiği bir hareketi veya mutlaka iki ayrı olayı değil, tek bir vücut mekanizmasını belirtir.
Alıştırma
Bu fizyolojik açıklamada involuntary ne anlama gelir?
- Bilinçli kontrol dışında
- Bilerek yapılan
- Karar verdikten sonra isteksizce yapılan
Cevabı göster
Bilinçli kontrol dışında
the large dome-shaped muscle below our lungs that we use to inhale air. Dilbilgisi
1:05soluduğumuz havayı içimize çekmek için kullandığımız akciğerlerimizin altındaki büyük, kubbe şeklindeki kas.
the large dome-shaped muscle ... that we use to inhale air: havayı içimize çekmek için kullandığımız büyük, kubbe biçimli kas
Bu parçanın tamamı, genişletilmiş bir ad öbeği kurarak diaphragm sözcüğünü tanımlar. Öbeğin temel adı muscle sözcüğüdür. Large ve dome-shaped görünüşü, below our lungs ise konumu açıklar. That we use to inhale air ilgi cümleciği de muscle sözcüğünü niteler ve işlevini ekler. Bu “temel ad + betimleyici ayrıntılar + that cümleciği” yapısı, teknik bir terimi tek cümlede açıkça tanımlamanızı sağlar.
Alıştırma
Özgün ifadede that we use to inhale air neyi betimliyor?
- the muscle
- the air
- the lungs
Cevabı göster
the muscle
This is followed almost immediately by the sudden closure of the vocal cords and the opening between them, Kalıp ifadeler
1:10Bunu neredeyse anında ses tellerinin ve aralarındaki açıklığın aniden kapanması izler,
This is followed almost immediately by ...: sıradaki olayı belirtmek
This is followed by ... yapısında This önceki olaya, burada diyaframın kasılmasına, gönderme yapar; by ise daha sonra gerçekleşen olayı tanıtır. Edilgen yapı, eylemi yapanı belirtmeden olayların sırasını sunar. Almost immediately iki olay arasındaki sürenin son derece kısa olduğunu belirtir. X is followed by Y kalıbı süreçleri, işlemleri ve olay sıralarını anlatırken yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
İkinci olayın neredeyse hiç gecikmeden gerçekleştiğini göstermek için cümleyi vurgulanan sıralama ifadesiyle tamamlayın: The warning light flashes. This ____ by the sound of an alarm.
Cevabı göster
is followed almost immediately
which is called the glottis: teknik bir ad eklemek
which is called the glottis ifadesinde which, çoğul vocal cords ifadesine değil, tekil isim öbeği the opening between them ifadesine gönderme yapar. İlgi cümleciği bu açıklığın teknik adını ekler. Virgül bunun ek, sınırlayıcı olmayan bilgi olduğunu gösterir: açıklama zaten yapılmıştır ve which cümleciği yalnızca adını ekler. Yeniden kullanılabilecek kalıp noun, which is called name şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi hedef adlandırma cümleciğiyle tamamlayın: The seed has an outer covering, ____ the seed coat.
Cevabı göster
which is called
The movement of the diaphragm initiates a sudden intake of air, Kalıp ifadeler
1:18Diyaframın hareketi ani bir hava alımını başlatır,
initiates a sudden intake of air: ani bir hava girişini başlatır
Initiates, “bir süreci başlatır veya sürecin başlamasına neden olur” anlamına gelir. starts sözcüğünden daha resmîdir ve sürece daha fazla odaklanır; bu nedenle bir fiziksel olayın sonraki süreci tetiklediği bilimsel açıklamalara uygundur. An intake of air, havanın içeri çekilmesi demektir. Bu cümlede diyaframın hareketi ani bir nefes almayı tetikler; intake burada bir kuruma kabul edilen kişi sayısını ifade etmez.
Alıştırma
“The movement initiates a sudden intake of air” ne anlama gelir?
- Hareket, havanın içeri girmesini önler.
- Hareket, havanın aniden içeri çekilmesine neden olur.
- Hareket, içeride ne kadar hava bulunduğunu ölçer.
Cevabı göster
Hareket, havanın aniden içeri çekilmesine neden olur.
but the closure of the vocal cords stops it from entering the windpipe and reaching the lungs. Dilbilgisi
1:23ancak ses tellerinin kapanması havanın soluk borusuna girmesini ve akciğerlere ulaşmasını engeller.
stops it from entering ... and reaching ...: iki paralel eylemi engeller
Stop + nesne + from + -ing, nesnenin bir eylemi yapmasını veya yaşamasını engellemek anlamına gelir. Burada it, air sözcüğünü ifade eder; dolayısıyla kapanma, havanın solunum sisteminde daha ileri gitmesini önler. Entering the windpipe ve reaching the lungs, from sözcüğünü paylaşan iki paralel -ing yapısıdır. Bu nedenle cümle iki eylemi de engeller; reaching öncesinde from sözcüğünü tekrar etmeye gerek yoktur.
Alıştırma
Cümleyi stop + nesne + from + -ing yapısıyla tamamlayın: The tight lid ____ water ____ spilling out.
Cevabı göster
stops · from
It also creates the characteristic sound, Kalıp ifadeler
1:28Bu aynı zamanda o karakteristik sesi de yaratır,
creates the characteristic sound, "hic.": karakteristik “hic” sesini üretmek
creates the characteristic sound ifadesinde create “meydana getirmek veya üretmek”, characteristic ise “tipik ve kolayca tanınan” anlamındadır. Bu ifade, sürecin hıçkırıkla özdeşleşen tanıdık sesi çıkardığını anlatır. Burada characteristic, sound sözcüğünü niteleyen bir sıfattır; bir insanın karakteri anlamına gelmez. Tırnak içindeki hic, kısa hıçkırık sesinin yazıyla gösterimidir.
Alıştırma
Örnekte characteristic sound ne anlama geliyor?
- birinin kişiliğini anlatan bir ses
- rastgele bir arka plan gürültüsü
- bir şeyle ilişkilendirilen tipik ve kolayca tanınan bir ses
Cevabı göster
bir şeyle ilişkilendirilen tipik ve kolayca tanınan bir ses
To date: bir ifadeyi şu anda mevcut olan kanıtlarla sınırlamak
To date “şu ana kadar” anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında tüm iddianın zaman çerçevesini belirler: şu anda bilinenlere göre herhangi bir işlev tespit edilmemiştir. Bu zaman ifadesi özellikle araştırma, haber veya ilerleme raporlarında yaygındır. Yeni kanıtlar ortaya çıktığında cevabın değişebileceği olasılığını açık bırakır.
Alıştırma
“Şu ana kadar” anlamındaki resmî zaman ifadesiyle raporu tamamlayın: ____, no evidence of damage has been found.
Cevabı göster
To date
There is no known function for hiccups: hıçkırığın bilinen bir işlevi yoktur
There is no known + isim, mevcut bilgilere göre böyle bir şeyin henüz keşfedilmediği veya doğrulanmadığı anlamına gelir. Bu cümlede hıçkırığın bilinen bir işlevi olmadığı söyleniyor. Known, function sözcüğünü niteler ve “tespit edilmiş veya doğrulanmış” demektir; “ünlü” anlamına gelmez. Bu nedenle ifade temkinlidir: hıçkırığın hiçbir işlevi olamayacağını kanıtlamaz.
Alıştırma
Örnekteki there is no known function ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Bilim insanları hiçbir işlevin asla var olamayacağını kanıtlamıştır.
- Şu ana kadar hiçbir işlev keşfedilmemiş veya doğrulanmamıştır.
- İşlev ünlüdür ve kolayca tanınır.
Cevabı göster
Şu ana kadar hiçbir işlev keşfedilmemiş veya doğrulanmamıştır.
They don't seem to provide any medical or physiological advantage. Kalıp ifadeler
1:36Herhangi bir tıbbi veya fizyolojik avantaj sağladığı görülmüyor.
Provide any medical or physiological advantage: tıbbi veya fizyolojik bir avantaj sağlamak
Provide an advantage, yararlı bir fayda veya avantaj sağlamak ya da oluşturmak demektir. Olumsuz don’t seem to provide any... yapısında any, böyle bir faydanın hiç görülmediğini vurgular. Medical sağlık veya tedaviyle, physiological ise vücudun çalışma biçimiyle ilgilidir. Burada advantage işlevsel bir fayda anlamındadır; bir oyun veya yarışmadaki üstünlük değildir.
Alıştırma
“The new coating does not seem to provide any practical advantage,” cümlesindeki vurgulanan ifade ne anlama gelir?
- Kaplama herhangi bir pratik fayda sağlıyor gibi görünmüyor.
- Kaplama profesyonel danışmanlık sunuyor.
- Kaplama, ürünün bir yarışmada daha yüksek puan almasını sağlıyor.
Cevabı göster
Kaplama herhangi bir pratik fayda sağlıyor gibi görünmüyor.
Why begin to inhale air only to suddenly stop it from actually entering the lungs? Dilbilgisi
1:40Neden havayı içimize çekmeye başlayıp da aniden akciğerlere girmesini engelliyoruz?
Why ... only to ...? ile beklenmedik sonuç anlatmak
Why begin to inhale air only to suddenly stop it ...? retorik bir sorudur. Yalnızca bir neden sormaz; eylem dizisinin ne kadar tuhaf veya görünüşte boşuna olduğunu vurgular. Bir eylem başlar, ancak sonraki eylem beklenen sonucu engeller. Burada only to + fiilin yalın hâli, daha sonra ortaya çıkan beklenmedik sonucu, yani “ama sonra...” veya “sonuçta...” anlamını verir. Nefes almaya başlamanın amacını belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrenilen iki sözcüklü sonuç ifadesiyle tamamlayın: Mia hurried to the library, ____ discover that it was closed.
Cevabı göster
only to
Anatomical structures or physiological mechanisms with no apparent purpose Kalıp ifadeler
1:47Açık bir amacı olmayan anatomik yapılar veya fizyolojik mekanizmalar
present challenges to evolutionary biologists. Kalıp ifadeler
1:51evrimsel biyologlar için zorluklar teşkil eder.
with no apparent purpose: belirgin bir işlev yok
with no apparent purpose ifadesindeki apparent, “şu anda gözlemlenebilenlere göre açık veya fark edilebilir” demektir. İfade, işlevi açık olmayan yapıları ya da mekanizmaları tanımlar; bunların gerçekten hiçbir işlevi olmadığını kanıtlamaz. Edat öbeği isim öbeğinden sonra gelir ve hangi yapıların veya mekanizmaların ele alındığını belirtir. Bu, hâlâ bilinmeyen bir işlevi anlatmanın temkinli ve resmî bir yoludur.
Alıştırma
Bu cümlede with no apparent purpose ne anlama gelir? The control panel has a switch with no apparent purpose.
- Birisi amacı varmış gibi davranmaktadır.
- Hiçbir amacı olmadığı kesin olarak kanıtlanmıştır.
- Şu anda bilinenlere göre amacı açık değildir.
Cevabı göster
Şu anda bilinenlere göre amacı açık değildir.
present challenges to: birine veya bir alana zorluk yaratmak
Burada present, “ortaya koymak” veya “birinin önüne getirmek” anlamında bir fiildir. present challenges to, bir şeyin birinin başa çıkması gereken zor sorular ya da görevler oluşturduğunu anlatır. Bu cümlede evrim biyologlarının belirgin bir amacı olmayan yapıları açıklaması zordur. Kalıp, zorluğun kaynağı + present(s) challenges to + etkilenen kişi, grup, alan veya sistem şeklindedir. Bir şeyin yalnızca kötü olduğunu söylemek yerine sorunu nesnel ve analitik bir biçimde açıklar.
Alıştırma
Hedef ifadeyi doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The sudden policy change ____ small businesses.
Cevabı göster
presents challenges to
Do such structures serve some hidden function that hasn't yet been discovered? Notlar
1:55Bu tür yapılar henüz keşfedilmemiş gizli bir işleve mi hizmet ediyor?
serve some hidden function: görünmeyen bir işlevi yerine getirmek
Burada serve, “yerine getirmek” veya “bir rol üstlenmek” anlamındadır; “bir kişiye hizmet vermek” anlamında değildir. Serve a function, “belirli bir role sahip olmak ve bu rolü yerine getirmek” demektir. Soru, bu yapıların bilim insanlarının henüz keşfetmediği yararlı bir iş yapıp yapmadığını sorar. Kalıp, özne + serve(s) + function ile biten isim öbeği şeklindedir; serve a protective function ve serve some hidden function buna örnektir. Hidden, henüz belirgin olmayan veya fark edilmemiş anlamına gelir; birinin bunu kasıtlı olarak sakladığı anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi serve a function ifadesindeki fiille tamamlayın: This flexible layer may ____ a protective function.
Cevabı göster
serve
that hasn't yet been discovered: şimdiye kadar keşfedilmemiş
That, some hidden function ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır. Bu yan cümlede function, discover eyleminden etkilenen ögedir; bu yüzden fiil edilgendir: has + not + been + discovered. hasn't yet been discovered, keşfin şimdiye kadarki hiçbir zamanda gerçekleşmediğini anlatır. Yet, bunun şu ana kadar hâlâ gerçekleşmediği anlamını ekler ve gelecekte keşfedilme olasılığını açık bırakır.
Alıştırma
Cümleyi discover fiilinin edilgen present perfect yapısındaki kısaltılmış olumsuz biçimiyle tamamlayın ve yet sözcüğünü been sözcüğünden önce yerleştirin: Scientists are still investigating the signal. Its source ____.
Cevabı göster
hasn't yet been discovered
Or are they relics of our evolutionary past, Deyimler
1:59Yoksa evrimsel geçmişimizin kalıntıları olup,
relics of our evolutionary past: bilimsel bir mecaz
Relics, daha eski bir dönemden günümüze kalan nesne veya özelliklerdir. Burada relics of our evolutionary past, müze eserlerini değil, evrimin uzak aşamalarından miras kalan vücut yapılarını veya davranışları anlatan bilimsel bir mecazdır. Bu ifade, asıl işlevleri zayıflamış, değişmiş veya ortadan kalkmış olsa bile tarihleri nedeniyle varlıklarını sürdürüyor olabileceklerini düşündürür. Bu yapıların günümüzde kesinlikle hiçbir işlevi olmadığını söylemez; olası bir açıklama sunar.
Alıştırma
Bu cümlede a relic ne anlama gelir? The paper form is a relic of an older office system.
- Sisteme ait nesneleri saklayan bir müze
- Sistemi iyileştirmek için yeni eklenen bir şey
- Eski bir sistemden geriye kalan bir şey
Cevabı göster
Eski bir sistemden geriye kalan bir şey
having once served some important purpose Dilbilgisi
2:02bir zamanlar önemli bir amaca hizmet etmiş
having once served some important purpose: arka plan olarak eski bir rol
Having served, having + geçmiş zaman ortacı biçimini kullanır; bu yapıya perfect participle denir. Serve ile anlatılan işlevi ana cümledeki durumdan daha önceye yerleştirir ve yeni bir ana yargı olarak değil, arka plan bilgisi olarak ekler. Burada once, “yalnızca bir kez” değil, “bir zamanlar” veya “eskiden” anlamındadır. İfade, söz konusu şeylerin geçmişte önemli bir işlevi olduğunu söyler; bu bağlamda eski işlev, bugün geriye kalan durumla karşılaştırılır.
Alıştırma
“Bir zamanlar” anlamını vermek için cümleyi serve fiilinin perfect participle biçimi ve once ile tamamlayın: The stone building is now a museum, ____ as the town hall.
Cevabı göster
having once served
only to persist into the present as vestigial remnants? Dilbilgisi
2:04ve bugüne sadece körelmiş kalıntılar olarak mı ulaşmışlar?
only to persist ... as vestigial remnants: sınırlı bir sonuç
Only to + fiilin yalın hâli, daha önceki bir olayın sonucunu gösterebilir; özellikle sonuç beklenmedik, ironik veya umulandan daha sınırlıysa kullanılır. Burada amaç bildirmez: Bu yapılar eski işlevleri sona erdikten ya da azaldıktan sonra varlıklarını sürdürmüştür. Persist into the present, “günümüze kadar var olmaya devam etmek” demektir. As vestigial remnants ise bugünkü biçimlerini belirtir: Bir zamanlar daha kapsamlı işlevi olan bir şeyden kalmış, küçülmüş izler.
Alıştırma
“The custom was banned, only to persist in private homes,” cümlesinde only to neyi gösterir?
- Geleneğin yalnızca özel evlerde başladığını söyler.
- Geleneğin özel ortamlarda sürmesi şeklindeki beklenmedik sonucu anlatır.
- İnsanların geleneği korumak amacıyla yasakladığını açıklar.
Cevabı göster
Geleneğin özel ortamlarda sürmesi şeklindeki beklenmedik sonucu anlatır.
One idea is that hiccups began many millions of years before the appearance of humans. Anlatım akışı
2:09Bir fikir, hıçkırığın insanların ortaya çıkmasından milyonlarca yıl önce başladığıdır.
One idea is that: olası bir açıklama sunmak
One idea is that, olası bir açıklamayı veya varsayımı sunar. Buradaki idea, hıçkırığın nasıl başladığına dair öne sürülen bir açıklamadır; gelişigüzel bir fikir değildir. Bu kalıp, ardından gelen bilgiyi düzenler ve iddiayı temkinli tutar. that ile başlayan yan cümle fikrin içeriğini verirken one başka açıklamaların da bulunabileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki olası bir açıklama sunan dört kelimelik kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ the lights turn off to save energy.
Cevabı göster
One idea is that
The lung is thought to have evolved as a structure to allow early fish, Dilbilgisi
2:14Akciğerin, ilk balıkların,
is thought to have evolved as ... to allow ...: evolusi tentang masa lalu secara hati-hati
Edilgen aktarım kalıbı is thought to have evolved, çoğu zaman araştırmacıların evrimin gerçekleştiğine inandığını, ancak yazarın bunu tamamen kesin bir gerçek olarak sunmadığını belirtir. Özne olan The lung, hakkında konuşulan şeydir; bu görüşü taşıyan kişiler belirtilmez. Bitmiş mastar to have evolved, evrimi şimdiki yargı is thought ifadesinden önceye yerleştirir. As a structure, akciğerin evrimleştiği biçimi veya rolü anlatır; to allow early fish ise yapının işlevini sunar.
Alıştırma
Geçmişte gerçekleşmiş bir evrimsel değişim hakkındaki görüşü doğru ve temkinli biçimde aktaran cümle hangisidir?
- The feature thinks to have evolved millions of years ago.
- The feature is thought to have evolved millions of years ago.
- The feature is thought to evolve millions of years ago.
Cevabı göster
The feature is thought to have evolved millions of years ago.
many of which lived in warm stagnant water with little oxygen, Notlar
2:19ki bunların çoğu az oksijenli, sıcak ve durgun sularda yaşıyordu,
many of which: bir grubun birçok üyesi hakkında bilgi eklemek
Many of which, “daha önce sözü edilen şeylerin birçoğu” anlamına gelir. Buradaki which, önceki early fish ifadesine gönderme yapar; bir soru başlatmaz. Kalıp çoğul isim + virgül + many of which + fiil şeklindedir. Yeni bir cümle başlatmadan grubun birçok üyesi hakkında bilgi ekleyen, sınırlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesi oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi many ile kurulan üç sözcüklü, sınırlayıcı olmayan ilgi ifadesiyle tamamlayın: The lab tested forty samples, ____ contained salt.
Cevabı göster
many of which
warm stagnant water with little oxygen: düşük oksijenli bir ortam
Stagnant water, akmayan veya yenilenmeyen sudur. Stagnant yalnızca sessiz ya da sakin anlamına gelmez; çoğu zaman suyun koşullar kötüleşecek kadar uzun süre aynı yerde kaldığını düşündürür. İfadenin tamamında warm sıcaklığı belirtir, with little oxygen ise düşük oksijen koşulunu ekler. Little, sayılamayan oxygen ismini niteler ve miktarın az, çoğu zaman gerekenden daha az olduğunu anlatır.
Alıştırma
Bir çevre raporunda stagnant water büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Yakında kimse olmadığı için sessiz olan su
- Aynı yerde kalmış ve dolaşımı çok az olan su
- Temiz bir derede hızla akan su
Cevabı göster
Aynı yerde kalmış ve dolaşımı çok az olan su
to take advantage of the abundant oxygen in the air overhead. Kalıp ifadeler
2:23üstlerindeki havadaki bol oksijenden yararlanmalarını sağlamak için evrimleştiği düşünülüyor.
take advantage of the abundant oxygen in: mevcut bir kaynaktan yararlanmak
Take advantage of something, bir fırsatı, kaynağı veya elverişli koşulu size fayda sağlayacak şekilde kullanmak demektir. Burada kullanılan kaynak bol oksijendir. Take advantage of ifadesini tek bir fiil öbeği olarak düşünün. Bu yapıda advantage tek başına “üstün konum” anlamına gelmez; başka durumlara aktarılabilen kalıp take advantage of + mevcut kaynak veya fırsat şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “iyi şekilde yararlanmak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The team arrived early to ____ the empty gym.
Cevabı göster
take advantage of
When descendants of these animals later moved onto land,
2:28Bu hayvanların torunları daha sonra karaya geçtiklerinde,
they moved from gill-based ventilation to air-breathing with lungs. Anlatım akışı
2:31solungaç tabanlı solunumdan akciğerlerle hava solumaya geçtiler.
moved from gill-based ventilation to air-breathing with lungs: bir geçişi belirtmek
Moved from X to Y, from sözcüğünden sonra başlangıç noktasını ve to sözcüğünden sonra yeni durumu belirterek bir değişimi düzenler. Bu cümlede X gill-based ventilation, Y ise air-breathing with lungs ifadesidir. Cümlenin önceki bölümündeki moved onto land fiziksel bir yer değiştirmeyi anlatırken buradaki moved mecazidir: uzayda hareketi değil, solunum sistemindeki değişimi anlatır. Bu kalıbı birbiriyle karşılaştırılabilir yöntemler, sistemler, durumlar veya aşamalar arasındaki geçişler için kullanın.
Alıştırma
move from X to Y kalıbını tamamlayın: After the pilot program, the clinic ____ paper records ____ a secure digital system.
Cevabı göster
moved from · to
That's similar to the much more rapid changes faced by frogs today Anlatım akışı
2:37Bu, bugün kurbağaların karşılaştığı çok daha hızlı değişikliklere benziyor,
That's similar to the much more rapid changes: bir analoji kurmak
That's similar to ... az önce açıklanan fikre dönerek onu daha tanıdık bir örnekle ilişkilendirir. Burada kurbağalardaki değişimler, önceki sürece benzetme yapmak için kullanılır ve böylece o süreci gözde canlandırmak kolaylaşır. Similar, iki şeyin ilgili bir yönden benzediğini belirtir; tamamen aynı olduklarını göstermez. much more rapid changes ifadesi karşılaştırmadaki bir farkı da belirtir: kurbağalardaki değişimler çok daha hızlı gerçekleşir.
Alıştırma
Bu açıklamada That's similar to ... ne işe yarıyor?
- Kurbağalardaki değişimlerin önceki süreçten önce gerçekleştiğini söyler.
- Önceki fikri daha kolay anlaşılır kılmak için benzer bir süreci tanıtır.
- İki sürecin tamamen aynı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Önceki fikri daha kolay anlaşılır kılmak için benzer bir süreci tanıtır.
as they transition from tadpoles with gills to adults with lungs. Kalıp ifadeler
2:41solungaçlı iribaşlardan akciğerli yetişkinlere geçişlerinde olduğu gibi.
transition from X to Y: aşamalar arasında geçiş yapmak
Transition from X to Y, bir durumdan veya aşamadan başka birine geçişi anlatır. From başlangıç noktasını, to ise sonucu belirtir: solungaçlı iribaşlar akciğerli yetişkinlere dönüşür. Transition, iki aşama arasındaki sürece odaklanır. Basit ve anlık bir değiştirmenin yerine zaman içinde gelişmeyi düşündürebilir; ancak değişimin ne kadar hızlı olduğunu tek başına bu kelime değil, bağlam gösterir.
Alıştırma
transition from X to Y yapısını tamamlayın: The website will transition ____ its old design ____ a new layout.
Cevabı göster
from · to
This hypothesis suggests that the hiccup is a relic of the ancient transition from water to land. Notlar
2:46Bu hipotez, hıçkırığın sudan karaya eski geçişin bir kalıntısı olduğunu öne sürüyor.
This hypothesis suggests that: temkinli bir çıkarım sunmak
This hypothesis, daha önce ortaya konmuş bir açıklamaya geri gönderme yapar. Ardından gelen that yan cümlesi, bu açıklamanın desteklediği sonucu belirtir. Bilimsel yazıda suggests that, “... olduğunu gösterir” veya “... sonucuna işaret eder” anlamına gelir. Bir çıkarımı temkinli biçimde sunar; bir eylem önermez ve kesin kanıt bulunduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Bilimsel bir açıklamada This hypothesis suggests that ... ne işe yarar?
- Birine bir eylemde bulunmasını önerir.
- Hipotezin desteklediği olası bir sonucu sunar.
- Sonucu tam bir kesinlikle kanıtlar.
Cevabı göster
Hipotezin desteklediği olası bir sonucu sunar.
a relic of the ancient transition from water to land: varlığını sürdüren evrimsel bir iz
a relic of ... ifadesinde relic mecaz anlamdadır: çok daha eski bir aşamadan kalan bir özelliği ifade eder. Cümle, hıçkırığı varlığını sürdüren bir iz olarak sunar; özgün işlevini eksiksiz biçimde hâlâ koruduğunu söylemez. transition from X to Y kalıbı, iki durum arasındaki değişimi adlandırır. Burada from water to land, su yaşamından kara yaşamına gerçekleşen kadim evrimsel geçişi ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede a relic of the ancient transition from water to land ne anlama gelir?
- Bütün kadim su hayvanlarının hıçkırdığını kanıtlar.
- Bugün hayvanların karaya çıkmasına yardımcı olan, yeni gelişmiş bir yetenektir.
- Su yaşamından kara yaşamına kadim geçişle bağlantılı, varlığını sürdüren bir izdir.
Cevabı göster
Su yaşamından kara yaşamına kadim geçişle bağlantılı, varlığını sürdüren bir izdir.
An inhalation that could move water over gills
2:53Suyu solungaçlar üzerinden hareket ettirebilecek bir nefes alma
followed by a rapid closure of the glottis preventing water from entering the lungs. Kalıp ifadeler
2:57ve ardından glottisin hızla kapanarak suyun akciğerlere girmesini engellemesi.
followed by: olayları sıraya koymak
A followed by B kalıbı iki olayı sıraya koyar: Önce A, ardından B gerçekleşir. Burada önce nefes alma, ardından glotisin hızla kapanması gelir. Followed, kısaltılmış bir edilgen yapıda kullanılan geçmiş ortaçtır. Bu kısa yapı süreçleri, mekanizmaları, programları ve deney adımlarını anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Olayların sırasını gösteren kalıpla cümleyi tamamlayın: The safety talk was ____ a short quiz.
Cevabı göster
followed by
That's supported by evidence which suggests that the neural patterning involved in generating a hiccup Notlar
3:02Bu, bir hıçkırık üretmeyle ilgili nöral modellemenin,
That's supported by evidence which suggests that: bir iddiayı kanıta bağlamak
Bu cümle bir kanıt zinciri kurar. That's önceki iddiaya gönderme yapar, supported by evidence iddianın arkasında kanıt olduğunu belirtir, which suggests that ise kanıtın neye işaret ettiğini tanıtır. Suggests sonucu temkinli tutar: Kanıt bir yorumu destekler, ancak bu ifade kesin bir ispat olduğunu ileri sürmez. Bu yapıyla bir iddiadan onu destekleyen kanıta, ardından kanıta dayalı sonuca açıkça geçebilirsiniz.
Alıştırma
'That's supported by evidence which suggests that ...' cümle kalıbının temel söylem işlevi nedir?
- Önceki iddianın tam bir kesinlikle kanıtlandığını belirtmek
- Önceki bir iddiayı kanıta bağlamak ve ardından temkinli bir sonuç sunmak
- Konuyu ilgisiz bir gerçeğe çevirmek
Cevabı göster
Önceki bir iddiayı kanıta bağlamak ve ardından temkinli bir sonuç sunmak
hıçkırık oluşturmada rol alan sinirsel örüntü
Bu, bilimsel bilgiyi sıkıştıran bir ad öbeğidir. Öbeğin ana kısmı neural patterning ifadesidir ve sinir sistemindeki düzenli bir etkinlik örüntüsünü anlatır. Ardından gelen involved in generating a hiccup sözleri hangi örüntünün kastedildiğini belirtir; bu yapı neural patterning that is involved in generating a hiccup ifadesinin kısaltılmış biçimidir. involved in + -ing yapısında involved, “bir süreçte rol almak” anlamına gelir. Burada generating elektrik üretmek değil, hıçkırığı oluşturmak veya tetiklemek demektir. Aynı yapı bir etkinliğe ya da sonuca katkıda bulunan kişiyi, vücut bölümünü, sistemi veya süreci anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi involved in ile tamamlayın: The muscles ____ producing speech must work together.
Cevabı göster
involved in
is almost identical to that responsible for respiration in amphibians. Kalıp ifadeler
3:08amfibilerde solunumdan sorumlu olanla neredeyse aynı olduğunu öne süren kanıtlarla destekleniyor.
amfibilerde solunumdan sorumlu olan örüntüyle neredeyse aynı
Almost identical to, iki şeyin neredeyse her ayrıntıda aynı olduğunu belirtir. Almost önemlidir çünkü küçük farklılıklara yer bırakır. Burada that, daha önce geçen tekil neural patterning kavramının yerini tutar. İfadenin açılmış biçimi almost identical to the neural patterning responsible for respiration in amphibians olur. Responsible for, sürece neden olmak veya onu kontrol etmek anlamındadır; respiration ise solunum demektir. That sözcüğünün bu kullanımı uzun bir ad öbeğini tekrar etmeyi önler ve resmî karşılaştırmalarda yaygındır.
Alıştırma
logo sözcüğünü tekrarlamadan almost identical to + that ile cümleyi tamamlayın: The new logo is ____ used last year.
Cevabı göster
almost identical to that
Another group of scientists believe that the reflex is retained in us today Notlar
3:14Başka bir grup bilim insanı ise bu refleksin bugün bizde korunduğuna,
the reflex is retained in us today: günümüzde hâlâ var olan bir özellik
Burada is retained, “geçmişten aktarılarak varlığını sürdürür” anlamına gelir. Edilgen yapı, korunmuş özellik olan reflekse odaklanır. In us today, “günümüz insanlarında” demektir. Tüm ifade, insanların bu reflekse bugün de sahip olduğunu söyler; bir şeyin yalnızca bugün fiziksel olarak içimizde olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Eski bir özelliğin hâlâ var olduğunu göstermek için cümleyi retain fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: This protective reflex ____ in some modern animals.
Cevabı göster
is retained
because it actually provides an important advantage.
3:18çünkü aslında önemli bir avantaj sağladığına inanıyor.
Another group of scientists believe: farklı bir görüşü sunmak
Another group of scientists believe that ... farklı bir bilim insanı grubuna ve onların açıklamasına geçildiğini gösterir. Another, ilk grubun yalnızca bir ayrıntı daha eklemediğini anlatır. Bir tartışmada veya bilimsel açıklamada bu ifade, rakip ya da alternatif bir hipotezi önceki görüşün yanına koyarak bilgiyi düzenler. Hangi görüşün doğru olduğunu söylemez; sırada kimin görüşünün olduğunu bildirir.
Alıştırma
Bilimsel bir açıklamada Another group of scientists believe that ... genellikle neyin işaretidir?
- Farklı bir bilim insanı grubu ve alternatif bir görüş tanıtılıyor.
- Konuşmacı kanıtlanmış nihai bir cevabı açıklıyor.
- Aynı bilim insanları bir ayrıntı daha ekliyor.
Cevabı göster
Farklı bir bilim insanı grubu ve alternatif bir görüş tanıtılıyor.
They point out that true hiccups are found only in mammals Kelime
3:21Gerçek hıçkırıkların sadece memelilerde bulunduğuna,
are found only in mammals: sınırlı bir bilimsel dağılım
Bilimsel açıklamalarda be found in çoğu zaman bir şeyin belirli bir grupta veya yerde var olduğunu ya da görüldüğünü anlatır; tek bir arama sırasında keşfedildiğini anlatmaz. Burada true hiccups are found, gerçek hıçkırığın biyolojik bir özellik olarak görüldüğünü belirtir. Only in mammals, iddianın sınırını belirler: gerçek hıçkırık memelilerin dışında görülmez. Bu, her memelinin hıçkırdığı anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp X is/are found only in Y şeklindedir.
Alıştırma
Hedef kalıpla bilimsel dağılım cümlesini tamamlayın: This rare frog ____ one mountain valley.
Cevabı göster
is found only in
and that they're not retained in birds, lizards, turtles, or any other exclusively air-breathing animals. Kelime
3:25ve kuşlarda, kertenkelelerde, kaplumbağalarda veya sadece hava soluyan diğer hayvanlarda korunmadığına dikkat çekiyorlar.
not retained in ... exclusively air-breathing animals: kesin olarak tanımlanmış bir grubun dışlanması
Bu bağlamda They're, true hiccups ifadesine gönderme yapar. Bilimsel veya evrimsel anlatımda are not retained, özelliğin adı verilen gruplarda varlığını sürdürmediği anlamına gelir; bir hayvanın fiziksel olarak bir şeyi tutmasını veya saklamasını anlatmaz. Cümle önce birds, lizards ve turtles gruplarını sıralar, ardından or any other exclusively air-breathing animals ile dışlanan alanı genişletir. Exclusively, air-breathing ifadesini niteler ve “yalnızca” anlamına gelir: bu hayvanlar havayla solunum yapar ve başka bir solunum biçimi kullanmaz. “Özellikle” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi seçenek vurgulanan yan cümleyi en doğru biçimde yeniden ifade eder?
- Kuşlar, kertenkeleler ve kaplumbağalar havayla özellikle iyi solunum yaptıkları için bu özelliği bilinçli olarak korur.
- Bu özellik bazen havayla solunum yapan hayvanlarda varlığını sürdürür.
- Bu özellik kuşlarda, kertenkelelerde, kaplumbağalarda ve yalnızca havayla solunum yapan diğer tüm hayvanlarda yoktur.
Cevabı göster
Bu özellik kuşlarda, kertenkelelerde, kaplumbağalarda ve yalnızca havayla solunum yapan diğer tüm hayvanlarda yoktur.
hiccups appear in human babies long before birth Kalıp ifadeler
3:33hıçkırık insan bebeklerinde doğumdan çok önce ortaya çıkar
long before birth: doğumdan çok önce
Long before birth, “doğmadan çok uzun zaman önce” anlamına gelir. Long, before sözcüğünü güçlendirir; böylece ifade, olayın doğumdan hemen önce değil, çok daha önce gerçekleştiğini gösterir. Bu cümlede söz edilen zaman doğum öncesidir: hıçkırık, insan bebeği henüz doğmadan gelişimini sürdürürken ortaya çıkabilir. Aktarılabilir long before + zaman veya olay kalıbı, iki zaman arasında büyük bir aralık olduğunu belirtir.
Alıştırma
Büyük bir zaman aralığı göstermek için cümleyi long kullanarak tamamlayın: The library opened ____ the new school was built.
Cevabı göster
long before
and are far more common in infants than adults. Dilbilgisi
3:37ve bebeklerde yetişkinlerden çok daha yaygındır.
far more common in infants than adults: büyük bir farkı vurgulama
More common in infants than adults, bir şeyin iki grupta ne sıklıkla görüldüğünü karşılaştırır. İkinci in sözcüğü cümlede kullanılmamıştır; yapı more common in infants than in adults olarak anlaşılır. Far, more common karşılaştırma yapısını güçlendirir. Burada fiziksel uzaklık değil, “büyük ölçüde” anlamındadır; dolayısıyla cümle sıklık açısından büyük bir fark anlatır.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak far + more common + in kalıbıyla tamamlayın: This allergy is ____ children than adults.
Cevabı göster
far more common in
Their explanation for this involves the uniquely mammalian activity of nursing. Kelime
3:41Bununla ilgili açıklamaları, yalnızca memelilere özgü olan emzirme faaliyetini içerir.
involves the uniquely mammalian activity of nursing: memelilere özgü emzirme etkinliğini içerir
Involves, açıklamanın bu etkinliği önemli bir parça olarak içerdiğini gösterir. The uniquely mammalian activity of nursing ifadesi, nursing sözcüğünü memelilere özgü bir etkinlik olarak sunar. Burada nursing, genç memelilere süt vermek anlamındadır; tıbbi bakım anlamına gelmez. Yakındaki mammalian sözcüğü bu biyolojik anlamı seçmemizi sağlar.
Alıştırma
Bu biyoloji cümlesinde nursing ne anlama gelir?
- profesyonel tıbbi bakım sağlamak
- genç memelilere süt vermek
- yaralı bir hayvanın iyileşmesine yardımcı olmak
Cevabı göster
genç memelilere süt vermek
The ancient hiccup reflex may have been adapted by mammals to help remove air from the stomach Dilbilgisi
3:46Eski hıçkırık refleksi, memeliler tarafından midedeki havayı uzaklaştırmaya yardımcı olmak için,
may have been adapted by ... to ...: geçmişteki bir işlev hakkında temkinli hipotez
May have been adapted, kiplik içeren perfect yapıda bir edilgendir. May belirsizlik belirtir, have been olası değişimi şimdiki zamandan önceye yerleştirir ve adapted refleksi evrim tarafından başka bir amaçla kullanılmış olabilecek bir şey olarak sunar. By mammals, ilgili memeli soyunu belirtir; tek tek hayvanların bilinçli bir karar verdiği anlamına gelmez. To help remove air from the stomach, öne sürülen işlevi belirtir. Yapının bütünü, doğrulanmış bir sonuç yerine geçmişteki bir uyarlanma hakkında temkinli bir hipotez sunar.
Alıştırma
Cümleyi may ve adapt fiilinin perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: Scientists are not certain, but the structure ____ by early mammals to improve hearing.
Cevabı göster
may have been adapted
as a sort of glorified burp. Deyimler
3:52bir nevi gelişmiş bir geğirme olarak uyarlanmış olabilir.
as a sort of glorified burp: yaklaşık ve mizahi bir benzetme
as a sort of... ifadesinde as bir rolü veya benzetmeyi sunar; sort of ise bu benzetmenin yaklaşık olduğunu gösterir. Yani konuşan kişi bunun tam bir sınıflandırma olduğunu söylemez. Burada glorified, “övülmüş” anlamına gelmez. Glorified + basit bir isim yapısı, bir şeyin daha ayrıntılı veya önemli görünse de aslında hâlâ o basit şey olduğunu mizahi biçimde anlatır. Bu yüzden glorified burp, söz konusu işlevi özünde daha ayrıntılı bir geğirme olarak sunar ve fizyolojik açıklamayı daha hafif ve anlaşılır hâle getirir.
Alıştırma
Konuşan kişi bir şeye a sort of glorified burp diyerek neyi ima ediyor?
- Gerçekten övgüyü hak eden bir geğirmedir.
- Aslında geğirmenin daha ayrıntılı bir sürümüdür ve bu mizahi biçimde söylenmiştir.
- Geğirmeyle anlamlı hiçbir benzerliği yoktur.
Cevabı göster
Aslında geğirmenin daha ayrıntılı bir sürümüdür ve bu mizahi biçimde söylenmiştir.
The sudden expansion of the diaphragm would raise air from the stomach Dilbilgisi
3:55Diyaframın ani genişlemesi midedeki havayı yukarı çekerken
while a closure of the glottis would prevent milk from entering the lungs.
3:59glottisin kapanması sütün akciğerlere girmesini engelleyecektir.
would ... while ... would ...: önerilen bir mekanizmanın iki sonucu
Bu cümledeki iki would da önerilen bir mekanizma içinde beklenen sonuçları gösterir: açıklama doğruysa genişleme havayı yukarı çıkarır, glottisin kapanması da sütün akciğerlere girmesini önlerdi. Buradaki would geçmişteki bir alışkanlığı veya birinin isteğini anlatmaz. While iki paralel cümleciği bağlar ve birlikte gerçekleşen fakat farklı görevler yapan iki süreci düzenler. Her cümlecik özne + would + fiilin yalın hâli yapısını izler: bir süreç havayı hareket ettirirken diğeri akciğerleri korur.
Alıştırma
Önerilen bir sistemin beklenen iki sonucunu göstermek için cümleyi would ... while ... would ... ile tamamlayın: Under the proposed design, one sensor ____ detect smoke ____ another sensor ____ shut off the gas.
Cevabı göster
would · while · would
Sometimes a bout of hiccups will go on and on Notlar
4:05Bazen bir hıçkırık nöbeti devam eder de eder
a bout of hiccups: bir hıçkırık nöbeti
Bu cümlede a bout of hiccups, tekrarlayan hıçkırıklardan oluşan bir nöbeti veya dönemi anlatır. a bout of + hastalık ya da belirti kalıbı, sorunu tek bir olay olarak değil, belli bir süre devam eden bir nöbet olarak ele alır. Bout spor karşılaşması anlamına da gelebilir, ancak hiccups burada sağlıkla ilgili anlamın kullanıldığını açıkça gösterir.
Alıştırma
Bout içeren üç kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After breathing in dust, Mia had ____ sneezing.
Cevabı göster
a bout of
go on and on: durmadan devam etmek
Go on and on, uzun süre devam etmek ve hiç durmayacakmış gibi görünmek demektir. On sözcüğünün tekrarlanması, sürenin alışılmadık derecede uzun olduğu hissini ekler. Burada hıçkırığın uzun süre devam etmesini anlatır. Başka durumlarda bu ifade, konuşanın bir sesi, konuşmayı veya sorunu yorucu ya da rahatsız edici bulduğunu da gösterebilir.
Alıştırma
Hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The construction noise seemed to ____ all morning.
Cevabı göster
go on and on
home remedies: belirtileri evde hafifletmeye yönelik resmî olmayan yöntemler
Home remedies, insanların çoğunlukla hafif belirtiler için evde denediği basit uygulama veya yöntemlerdir. Burada remedy, bir sorunu hafifletmenin ya da ele almanın bir yoludur; mutlaka ilaç olmak zorunda değildir. Bu ifade tek başına bir yöntemin bilimsel olarak desteklenip desteklenmediğini veya etkili olup olmadığını söylemez. Profesyonel tıbbi bakımdan çok, insanların evde yaygın olarak ne denediğini anlatır.
Alıştırma
“and we try home remedies,” cümlesinde home remedies büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- İnsanların bir sorun için evde denediği resmî olmayan yöntemler
- Bir sağlık ekibinin sağladığı profesyonel tedavi
- Yalnızca laboratuvarda üretilebilen ilaçlar
Cevabı göster
İnsanların bir sorun için evde denediği resmî olmayan yöntemler
holding one's breath: iyelik sözcüğünü kişiye uydurmak
Holding one's breath, kısa bir süre için bilinçli olarak nefes almayı durdurmak demektir. Holding, hold fiilinin -ing biçimidir; burada listedeki bir eylemin adını verir. One's, iyelik bildiren bir sözcüğün yerine kullanılan genel bir yer tutucudur. Kişiye göre değiştirilir: I hold my breath, you hold your breath ve she holds her breath.
Alıştırma
Yönergeyi hold one's breath ifadesinin doğal biçimiyle tamamlayın: Before diving, take a deep breath and ____.
Cevabı göster
hold your breath
scientists have yet to verify that any one cure works better or more consistently than others. Dilbilgisi
4:22bilim insanları herhangi bir tedavinin diğerlerinden daha iyi veya daha tutarlı çalıştığını henüz doğrulamadı.
have yet to verify: henüz doğrulamamış olmak
Have yet to + fiilin yalın hâli, bir şeyin şu ana kadar gerçekleşmediğini veya tamamlanmadığını belirtir. Burada scientists have yet to verify, bilim insanlarının iddiayı kanıtlarla hâlâ doğrulamadığı anlamına gelir. Bu yapı, doğrulamanın daha sonra yapılabileceği ihtimalini açık bırakır. Tamamlanmamış bir görevi veya henüz kesinleşmemiş bir bulguyu kısa biçimde anlatır.
Alıştırma
Have yet to + verify fiilinin yalın hâlini kullanın: The researchers ____ the claim.
Cevabı göster
have yet to verify
works better or more consistently than others: iki karşılaştırma
Bu yan cümle iki karşılaştırmayı bağlar: works better sonucun niteliğini veya etkililiğini karşılaştırırken works more consistently sonucun ne kadar güvenilir biçimde tekrarlandığını karşılaştırır. Than others her iki karşılaştırmanın da karşılaştırma grubunu belirtir. Ana cümle olumsuz anlam taşıdığı için any one cure herhangi bir tek tedaviyi ifade eder: belirli hiçbir tedavinin iki ölçütten birinde üstün olduğu doğrulanmamıştır. Consistently tek bir başarılı sonuç değil, tekrarlanan durumlarda istikrarlı performans demektir.
Alıştırma
Well ve consistently sözcüklerinin karşılaştırma biçimlerini kullanın: This model works ____ or ____ than the others.
Cevabı göster
better · more consistently
However, we do know: kesin olarak bilinen bir noktaya geçiş
However, daha önce belirtilen belirsizlikle bir karşıtlık kurar. Dinleyicinin dikkatini, konuşanın kesin olarak sunduğu bir gerçeğe yöneltir. we do know ifadesinde do, know fiilinin yalın hâlinden önce gelen vurgu yardımcı fiilidir; “yapmak” anlamına gelmez. However, we do know birlikte yararlı bir bilgi düzeni oluşturur: belirsiz olanı kabul edip ardından güvenle söylenebilecek noktayı öne çıkarır.
Alıştırma
Belirsizlikten konuşanın emin olduğu bir gerçeğe geçmek için hedef yapıyı en iyi kullanan seçenek hangisidir?
- We checked the security log, so we know that the door was locked.
- We do not know who left first. However, we do know that the door was locked.
- We do not know who left first, and we do not know whether the door was locked.
Cevabı göster
We do not know who left first. However, we do know that the door was locked.