El Chapo'nun İnanılmaz Hapishaneden Kaçışı: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Anlatı El Chapo'nun tünelden kaçışını, yeniden yakalanmasını, başarısız rüşvetini, tehditlerini ve ABD'ye iadesini izliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. give them away, Öbek Fiili, bir sesin gizlenen kişileri veya planları açığa çıkarmasıdır; birini başkasına vermek değildir. 2. Devrik Dilbilgisi ve Cümle Kalıbı Little did the desperate kingpin know, dramatik ironi kurar: kendine güvenen karakter yaklaşan tersine dönüşü göremez. 3. Deyim ve Mecazlı İfade taunts died in his throat., gelen araçların Meksika Deniz Piyadelerine ait olduğu anlaşılınca tehditleriyle özgüveninin aniden kesildiğini anlatır.
Bu derste
inside a well-lit tunnel under the Mexican countryside.
0:03Meksika kırsalının altındaki iyi aydınlatılmış bir tünelde.
at the ready: hemen kullanılmak üzere hazır
At the ready, hazırlanmış ve hemen kullanılabilir durumda anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada adamlar, anında harekete geçebilmek için kazma ve küreklerini ellerinde tutuyor. Bu ifade genellikle be, stand veya wait fiillerinden sonra ya da hold ve keep fiillerinin nesnesinden sonra gelir: be at the ready, wait at the ready ve keep tools at the ready. with tools at the ready örneğindeki gibi with yapısında da kullanılabilir. Burada ready bir yer değil, kalıplaşmış isim öbeği the ready'nin parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi hemen kullanılmak üzere hazır anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The rescue team waited with ropes and flashlights ____.
Cevabı göster
at the ready
They can hear the vibrations of a vehicle above them,
0:07Yukarıdaki bir aracın titreşimlerini duyabiliyorlar,
and wary of making any noise that might give them away, Öbek fiiller
0:09ve kendilerini ele verebilecek herhangi bir ses yapmaktan sakınarak,
hold their work as the prison patrol passes overhead.
0:12hapishane devriyesi tepeden geçerken çalışmalarını durduruyorlar.
give them away: gizlendikleri yeri ele vermek
Give them away, genellikle bir ipucu yüzünden onların kim olduğunu veya nerede bulunduğunu ortaya çıkarmak anlamına gelir. Burada herhangi bir ses, gizlenen işçilerin yerini devriyeye belli edebilir; birinin onları bilerek ihbar etmesi gerekmez. Give someone away yapısı, bir sesin kimliği veya ayak izlerinin konumu açığa çıkarması gibi, gizli bir şeyi keşfedilebilir hâle getiren bir işareti sıkça anlatır.
Alıştırma
Cümleyi hangi ifade doğru biçimde tamamlar? The hikers hid behind the rocks, knowing that one loud cough could ____.
- give them away
- give away them
- give them out
Cevabı göster
give them away
can't take any chances: hiçbir riski kabul etmemek
Bu cümlede can't take any chances, küçük bir riskin bile kabul edilemeyeceği anlamına gelir. Take a chance, belirsizliği kabul edip bir şeyi denemek anlamına gelebilir; ancak can't ... any yapısı anlamı “mümkün olan her türlü riskten kaçınmak gerekir” biçimine dönüştürür. Bu, karar verirken güçlü bir ihtiyat ifade eder. Özellikle başarısızlığın ciddi sonuçlar doğurabileceği durumlarda dikkatli olmanın yalnızca tercih değil, zorunluluk olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümlede “they can't take any chances” ne anlama geliyor?
- Belirsiz bir seçeneği denemeleri gerekir.
- Hiç fırsatları yoktur.
- Mümkün olan her türlü riskten kaçınmaları gerekir.
Cevabı göster
Mümkün olan her türlü riskten kaçınmaları gerekir.
the prison cell of Mexico's most famous drug kingpin,
0:26Meksika'nın en ünlü uyuşturucu baronunun hücresine,
they've tunneled through solid rock with nothing more than pickaxes and shovels, Kalıp ifadeler
0:32sadece kazma ve küreklerle sert kayaları delip geçtiler,
with nothing more than: sınırlı imkânları vurgulamak
With nothing more than, ardından gelen şeyi “yalnızca kullanarak” anlamına gelir. Burada araçları kazma ve kürekle sınırlar; more, araçlar arasında sıradan bir karşılaştırma yapmak yerine sabit bir sınırlama ifadesinin parçasıdır. Bu ifade çoğu zaman çok basit veya sınırlı kaynaklarla zor ya da etkileyici bir sonuç arasında karşıtlık kurar. Bu nedenle daha nötr olan with only ifadesinden daha vurguludur.
Alıştırma
“Lena repaired the lamp with nothing more than a screwdriver and some tape,” cümlesinde “with nothing more than” ne anlama gelir?
- yalnızca o basit araçları kullanarak
- tornavida veya bandı kullanmadan
- onlardan daha iyi araçlar kullanarak
Cevabı göster
yalnızca o basit araçları kullanarak
moving as fast as they can with their limited equipment, Dilbilgisi
0:36kısıtlı ekipmanlarıyla olabildiğince hızlı ilerleyerek,
as fast as they can: mümkün olan en yüksek hız
as fast as they can ifadesindeki “as + zarf + as + özne + can” kalıbı, “öznenin başarabileceği en yüksek derecede” anlamına gelir. Burada fast nasıl hareket ettiklerini anlatır; dolayısıyla ifade, ulaşabilecekleri en yüksek hızda hareket ettiklerini belirtir. Bu, onların hızıyla başka bir kişi veya grubun hızını eşitlik bakımından karşılaştırmaz. Kısıtlı ekipman gerçek hızın sınırını belirler, ancak onlar yine de mevcut koşulların izin verdiği ölçüde ellerinden geleni yaparlar.
Alıştırma
Örnekte as fast as they can ne anlama geliyor?
- Ulaşabildikleri en yüksek hızda hareket ediyorlar.
- Başka bir grubun hızına eşit şekilde hareket ediyorlar.
- Ekipmanlarının izin verdiğinden daha hızlı hareket ediyorlar.
Cevabı göster
Ulaşabildikleri en yüksek hızda hareket ediyorlar.
The work would go much faster if they could use modern tunnel digging equipment, Dilbilgisi
0:41Modern tünel kazma ekipmanları kullanabilselerdi işleri çok daha hızlı ilerlerdi,
would go much faster if they could use: gerçek dışı bir şimdiki zaman koşulu
“would + fiilin yalın hâli ... if + özne + could + fiilin yalın hâli” kalıbı, şu anda mevcut olmayan veya mevcut duruma aykırı bir koşula bağlı hayalî sonucu anlatır. Çalışmada gerçekte modern ekipman kullanılmamaktadır; konuşan kişi yalnızca böyle bir kullanımın nasıl bir etkisi olacağını söyler. Burada could, ekipmanı kullanmaya yönelik varsayımsal bir yeti veya izni ifade eder; geçmişteki bir yetiyi anlatmaz. Much, faster karşılaştırmasını güçlendirerek hayal edilen iyileşmenin büyük olduğunu gösterir.
Alıştırma
“The trip would be shorter if we could take the bridge” cümlesine en uygun durum hangisidir?
- Grup geçmişte köprüyü kullandı ve yolculuğun daha kısa olduğunu biliyor.
- Köprünün kullanılabileceği kesin ve konuşan kişi onu kullanacağına söz veriyor.
- Köprü şu anda kullanılamıyor ve konuşan kişi onu kullanabilselerdi ortaya çıkacak sonucu hayal ediyor.
Cevabı göster
Köprü şu anda kullanılamıyor ve konuşan kişi onu kullanabilselerdi ortaya çıkacak sonucu hayal ediyor.
but not only would that create noise that might give them away,
0:46ancak bu sadece kendilerini ele verebilecek bir gürültü yaratmakla kalmaz,
it would draw a great deal of attention to their staging area,
0:49aynı zamanda çalışma alanlarına büyük bir dikkat çekerdi,
El Chapo's powerful drug cartel purchased a small plot of land
0:56El Chapo'nun güçlü uyuşturucu karteli küçük bir arsa satın aldı
as a cover for their real intentions. Kalıp ifadeler
1:04gerçek niyetlerini gizlemek için bir kılıf olarak.
As a cover for: başka bir amacı gizlemek için bir şeyi paravan olarak kullanmak
Bu cümlede as a cover for, “başka bir şeyin gerçek amacını gizleyen, görünüşte normal bir faaliyet olarak kullanılan” anlamına gelir. İki ev görünen açıklamadır; gizledikleri şey ise gizli tünel planıdır. Aktarılabilir kalıp use/do/present X as a cover for Y biçimindedir. X, kılık, paravan veya inandırıcı bahanedir; Y ise gizlenen eylem, niyet ya da kimliktir. Burada cover, fark edilmekten koruyan bir paravan anlamında isimdir; “kapak” veya “sigorta” değildir.
Alıştırma
Cümleyi, cover ismi etrafında kurulan ve “masum görünen bir paravan olarak” anlamına gelen dört kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: They used the fake delivery ____ the secret meeting.
Cevabı göster
as a cover for
The homes never made it past a rough brick outer shell,
1:06Ancak, evler hiçbir zaman kaba tuğladan bir dış iskeletin ötesine geçemedi,
they provided the cover needed to start construction on the tunnel
1:12El Chapo'yu serbest bırakacak olan tünelin inşasına başlamak için
Set someone free: birini tutsaklıktan kurtarmak
Bu cümlede set El Chapo free, onun tutsaklıktan çıkmasını ve özgürlüğüne kavuşmasını sağlamak anlamına gelir. Burada set, “yerleştirmek” anlamında değildir. Aktarılabilir kalıp set + kişi/hayvan + free biçimindedir. Free bir nesne tümlecidir; eylemden sonra nesnenin ulaştığı durumu anlatır. Kalıp, hapisten veya tutsaklıktan gerçek anlamda kurtulmayı ya da korku, borç veya başka bir kısıtlamadan mecazi olarak kurtulmayı ifade edebilir.
Alıştırma
Cümleyi geçmiş zamanlı set + nesne + free yapısıyla tamamlayın: After months of care, the rescue team ____ the eagle ____.
Cevabı göster
set · free
But the tunnel crew was facing incredible pressure to finish as quickly as possible,
1:17Ancak tünel ekibi işi olabildiğince çabuk bitirmek için inanılmaz bir baskıyla karşı karşıyaydı,
Mexican authorities could at any time transfer El Chapo to another prison,
1:25Meksikalı yetkililer olası kaçış girişimlerini engellemek için,
in order to foil any possible escape attempts.
1:29El Chapo'yu her an başka bir hapishaneye transfer edebilirdi.
Every day the tunnelers took to get their boss Anlatım akışı
1:32Tünelcilerin patronlarına ulaşmak için harcadıkları her gün
was another day the entire thing could be for nothing, Deyimler
1:34her şeyin boşa gidebileceği bir başka gündü,
be for nothing: çabanın sonuçsuz kalması
be for nothing yapısında for nothing, “yararlı bir sonuç olmadan” veya “boşuna” anlamına gelir. Bu ifade, daha önce harcanan emek ve zamanın ya da yapılan fedakârlığın amacına ulaşamayabileceğini belirtir. Burada the entire thing, tünel planını ve onun için harcanan emeği ifade eder. Plan kullanılamaz hâle gelirse bütün o çalışmalar hiçbir sonuç vermemiş olacaktır. Bu ifade çabanın sonucunu değerlendirir; planın ne için olduğunu açıklamaz.
Alıştırma
Çabanın yararlı bir sonuç vermeyeceğini belirten, dersteki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: If we abandon the project now, months of work will be ____.
Cevabı göster
for nothing
and a new escape attempt in a completely different location
1:37ve tamamen farklı bir yerde yeni bir kaçış girişimi
Every day ... was another day: gecikmeyi artan riske dönüştürmek
Every day the tunnelers took to get their boss bölümü, was fiilinin öznesidir. Tüneli kazanların patronlarına ulaşmaya çalışırken harcadıkları her günü ifade eder. another day the entire thing could be for nothing tümleci ise aynı günü, planın başarısız olabileceği bir dönem daha olarak yeniden çerçeveler. day ... day tekrarı iki ayrı günden söz etmez. Zamanın geçişini biriken riske dönüştürür: her ek gecikme günü, kötü bir sonucun ortaya çıkması için bir fırsat daha yaratır. Bu yapı, gecikmenin baskıyı veya tehlikeyi nasıl sürekli artırdığını anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Every day ... was another day ... kalıbı bu cümlede ne yapıyor?
- Farklı olayların yaşandığı iki ayrı günü anlatır.
- Her gecikme gününü, planın başarısız olabileceği bir gün daha olarak sunar.
- Ek sürenin planı daha güvenli hâle getirdiğini öne sürer.
Cevabı göster
Her gecikme gününü, planın başarısız olabileceği bir gün daha olarak sunar.
But that's not all. ile ek bir noktayı tanıtma
Buradaki But that's not all. ifadesi, dinleyiciye önceki noktanın doğru ancak eksik olduğunu bildirir. Konuşmacı, durumu genellikle daha kapsamlı veya daha ciddi hâle getiren başka bir ilgili bilgi eklemek üzeredir. But, az önce belirtilen noktadan bir sonraki noktaya geçişi gösterirken that's not all daha fazlasının bulunduğu anlamına gelir. Önceki bilgiyi reddetmez veya düzeltmez.
Alıştırma
Dersteki dört kelimelik geçiş ifadesini tamamlayın. Başka bir sorunun geleceğini belirtmelidir: The repair is expensive. ____: the shop must also close for a week.
Cevabı göster
But that's not all
The unfinished buildings were beginning to draw attention from local officials Dilbilgisi
1:43Bitmemiş binalar yerel yetkililerin
X and Y alike kalıbı: local officials and curious villagers alike
local officials and curious villagers alike ifadesinde alike, and ile bağlanan iki grubun ikisi için de geçerlidir. Yerel yetkililer ile meraklı köylülerin aynı ifadeye eşit biçimde dâhil edildiği, yani her iki grubun da dikkat etmeye başladığı anlamına gelir. Cümle sonundaki bu kullanım X and Y alike kalıbını izler. Köylülerin dış görünüşünü anlatmaz; aynı tepkiyi veya özelliği iki farklı kişiye ya da gruba yayar.
Alıştırma
X and Y alike kalıbını son sözcüğüyle tamamlayın: The safety rule applies to drivers and cyclists ____.
Cevabı göster
alike
Why would someone start construction on an empty piece of land
1:48Birisi neden boş bir arazide inşaata başlar
Time was running out: Giderek daha az zaman kalıyordu
Bu cümlede Time was running out, giderek daha az zaman kaldığı ve bir son tarihin ya da kritik anın yaklaştığı anlamına gelir. Burada run out fiziksel bir hareketi anlatmaz; zaman, neredeyse tükenmiş sınırlı bir kaynak gibi ele alınır. Geçmişte devam eden eylem biçimi was running out, azalmayı sürmekte olan bir süreç olarak gösterir ve aciliyet yaratır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp Time is/was running out biçimindedir.
Alıştırma
Bu bağlamda Time was running out ne anlama gelir?
- Giderek daha az zaman kalıyordu.
- Kullanılabilir süre zaten tamamen sona ermişti.
- Saat odanın dışına doğru hareket ediyordu.
Cevabı göster
Giderek daha az zaman kalıyordu.
model prisoner: örnek anlamındaki model
Burada model, prisoner sözcüğünü niteler ve örnek alınacak, yani davranışları taklit edilmeye değer görünen kişi anlamına gelir. A model prisoner kurallara uyar ve sorun çıkarmaz; bir moda modeli ya da küçük ölçekli bir kopya anlamına gelmez. Bu kullanım model student, model employee ve model citizen örneklerinde olduğu gibi model + rol adı kalıbını izler. Birinin o role ait beklenen standartları ne kadar iyi karşıladığını över.
Alıştırma
Hangi cümlede model, model prisoner ifadesindekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- Rina was a model employee who was always prepared and helpful.
- The architect displayed a model of the new library.
- Marco works as a model for clothing brands.
Cevabı göster
Rina was a model employee who was always prepared and helpful.
Despite his long history of ordering some of the most horrific violence Mexico has ever seen,
2:00Meksika'nın gördüğü en korkunç şiddet olaylarından bazılarının emrini vermiş olan uzun geçmişine rağmen,
El Chapo maintained a cordial and even pleasant attitude with his prison guards
2:06El Chapo, hapishane gardiyanlarıyla
His conversations over the phone were carefully monitored,
2:11Telefondaki konuşmaları dikkatle izlendi,
his mail checked by prison officials,
2:14postaları hapishane yetkilileri tarafından kontrol edildi,
but not a single hint of the ongoing plot was ever revealed. Dilbilgisi
2:16ancak devam eden planın tek bir ipucu bile ortaya çıkmadı.
not a single ... was ever revealed: tek bir şey bile hiçbir zaman açığa çıkmadı
not a single + tekil sayılabilen isim kalıbı “bir tane bile yok” anlamına gelir. Buradaki not a single hint, izlenen telefon konuşmalarının ve postaların planla ilgili hiçbir ipucu vermediğini anlatır. Olumsuz bir cümlede ever, zaman anlamını “herhangi bir zamanda” biçiminde genişletir ve planın hiçbir zaman açığa çıkmadığını vurgular. Edilgen was revealed yapısı, bilgiyi kimin açığa çıkarabileceğine değil, bilginin öğrenilip öğrenilmediğine odaklanır.
Alıştırma
not a single ... ever hedef kalıbını tamamlayın: Not ____ warning was ____ displayed before the system shut down.
Cevabı göster
a single · ever
The tunnel diggers faced a daunting task from the start, Kalıp ifadeler
2:25Tünel kazıcıları başından beri göz korkutucu bir görevle karşı karşıyaydı,
a daunting task: göz korkutucu derecede zor bir görev
Daunting, çok zor görünen ve başlamaya duyulan güveni azaltan bir şeyi anlatır. Buradaki a daunting task, işi yalnızca zaman alan değil, en başından itibaren göz korkutucu bir şey olarak sunar. Zorluğun kendisi psikolojik baskı yarattığında daunting genellikle task, challenge veya prospect sözcüklerini niteler.
Alıştırma
Çok zor ve göz korkutucu görünen bir görevi anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: The climb looked so difficult that it seemed like ____.
Cevabı göster
a daunting task
they managed to not only reach El Chapo before any potential prison transfer,
2:32herhangi bir potansiyel hapishane naklinden önce El Chapo'ya ulaşmayı başarmakla kalmadılar,
but they wound up breaking through to El Chapo's cell Öbek fiiller
2:36hapishanede kalışının sadece 16. ayında
wound up breaking through: nihai bir sonuç
Burada wound up breaking through, bir dizi çabanın ardından sonunda geçiş açıp hücreye ulaştıkları anlamına gelir. Wound, wind up öbek fiilindeki wind sözcüğünün geçmiş zaman biçimidir; burada yaralanmak anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp wind up + -ing biçimidir. Bir eylemi veya durumu, çoğu zaman dolaylı, plansız ya da şaşırtıcı bir sürecin nihai sonucu olarak sunar. Bu nedenle wound up sonrasında breaking gibi -ing biçimi kullanılmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi wind up fiilinin geçmiş biçimi ve doğru -ing ifadesiyle tamamlayın: After hours of digging, they ____ the wall.
Cevabı göster
wound up breaking through
16 months into his prison stay: süreç içindeki bir zamanı belirtmek
Süre + into + devam eden dönem kalıbı, bir olayı o dönemin başlangıcından itibaren ölçülen bir noktaya yerleştirir. Burada 16 months into his prison stay, hapis dönemi başladıktan 16 ay sonra demektir. Into burada mekânsal değil, zamansal anlam taşır. Bu ifade bir olayın hapis dönemi içinde ne zaman gerçekleştiğini belirtir; 16 ay kaldığını veya hapis süresinin yalnızca 16 ay olduğunu söylemez.
Alıştırma
Değişikliği devam eden projenin içindeki bir noktaya yerleştiren edatla cümleyi tamamlayın: The team changed its plan six months ____ the project.
Cevabı göster
into
impressing officials who would later remark that a tunnel of that magnitude
2:44daha sonra bu büyüklükte bir tünelin inşa edilmesinin
should have taken 18 months to 2 years to construct. Dilbilgisi
2:4718 ay ile 2 yıl arasında sürmesi gerektiğini belirtecek olan yetkilileri etkilemişti.
should have taken: geçmişe ilişkin bir beklenti
should have taken içindeki should have + past participle yapısı, geçmişte normal koşullarda beklenen şeyi anlatır. Burada yetkililer, bu büyüklükte bir tünelin normalde 18 ay ile 2 yıl sürmesini bekliyordu. Gerçek iş çok daha kısa sürede tamamlandığı için bu yapı, beklenen süreyle gerçek sonucu karşı karşıya getirir. Birine şu anda ne yapması gerektiğini söyleyen bir tavsiye değildir.
Alıştırma
Uzmanlar normalde bir yıl süreceğini tahmin etse de bir köprü üç ayda tamamlandı. Geçmişteki bu beklentiyi hangi cümle ifade eder?
- It should have taken a year.
- It should take a year.
- It must have taken a year.
Cevabı göster
It should have taken a year.
and a generator pumped fresh air through a mile-long ventilation system
2:54ve bir jeneratör, tüneli oksijenli tutmak için
to keep the tunnel oxygenated.
2:58bir mil uzunluğundaki bir havalandırma sisteminden içeri taze hava pompaladı.
the tunnelers had laid down rails and used a motorcycle to shuttle two carts,
3:00tünelciler raylar döşemiş ve toprakla doldurulmuş iki vagonu
which were filled with dirt back and forth along the shaft. Kalıp ifadeler
3:05şaft boyunca ileri geri taşımak için bir motosiklet kullanmıştı.
back and forth: tekrarlanan çift yönlü hareket
Back and forth, önce bir yöne sonra ters yöne tekrar tekrar hareket etmek anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Genellikle iki yer arasındaki hareketi anlatır. Burada vagonetler kuyu boyunca tekrar tekrar toprak taşıyordu. Mesajların gidip gelmesi gibi iki taraf arasındaki tekrarlanan iletişim veya değişimleri de anlatabilir. İfade, yalnızca bir kez gidip dönmeyi değil, devam eden çift yönlü bir düzeni vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, back ile başlayan ve iki yönde tekrarlanan hareket anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The courier walked ____ between the two buildings all morning.
Cevabı göster
back and forth
and quickly shuttle the mile distance to freedom.
3:12ve bir millik mesafeyi hızla geçip özgürlüğüne kavuşacaktı.
and so the tunnelers cleverly transferred it to the tunnel opening,
3:17ve böylece tünelciler onu zekice tünelin ağzına taşıdılar,
where others would spread the dirt around on the field outside,
3:20orada diğerleri toprağı devasa yığınlar halinde dökmek yerine
the presence of fresh dirt littering acres of empty fields
3:28dönümlerce boş tarlayı kaplayan taze toprak varlığı
was sure to eventually draw attention: gerçekleşmesi neredeyse kesin bir sonuç
Bu cümlede was sure to, sonucu çok yüksek bir kesinlikle öngörür: taze toprak neredeyse kesin olarak dikkat çekecekti. Eventually, bu sonucun hemen ortaya çıkmayabileceğini ancak yeterli zaman geçince beklendiğini belirtir. Başka durumlara aktarılabilen be sure to + fiil yapısı, konuşanın neredeyse kaçınılmaz gördüğü bir sonucu anlatabilir. Buradaki draw attention, fark edilmek veya merak uyandırmak anlamına gelir.
Alıştırma
“The repeated errors were sure to eventually draw attention,” cümlesindeki “were sure to” ne anlama gelir?
- Birisi hatalara dikkat çekmelerini emretti.
- Hatalar kimsenin onları fark etmemesini dikkatle sağladı.
- Hataların fark edilmesi neredeyse kesindi.
Cevabı göster
Hataların fark edilmesi neredeyse kesindi.
the sound of metal scraping came from El Chapo's shower inside his cell.
3:43El Chapo'nun hücresindeki duşundan metalin kazınma sesi geldi.
and a friendly face greeted the imprisoned drug lord,
3:50ve dostane bir yüz hapsedilmiş uyuşturucu baronunu selamlayarak,
Wasting no time: cümle başı ortaç yapısıyla hemen harekete geçmek
Wasting no time, tereddüt etmeden veya gecikmeden hemen harekete geçmek anlamına gelir. Sonraki eylemin derhâl gerçekleştiğini gösteren deyimsel bir ifadedir; boşa harcanan dakikaları kelimesi kelimesine ölçmekten söz etmez. Burada cümle başındaki -ing ortaç yan cümlesi, anında yapılan eylemi ana olayın arka planı olarak sunar ve anlatımı kısa ve hızlı hâle getirir. Bu yan cümlenin gizli öznesi, ducked fiilinin öznesi olan El Chapo'dur.
Alıştırma
“Hemen harekete geçmek” anlamındaki, derste geçen üç sözcüklü -ing ifadesiyle tamamlayın: ____, Marcus reported the gas leak and left the building.
Cevabı göster
Wasting no time
as wide across as a man: enine genişliği karşılaştırmak
as + adjective + as + karşılaştırma ölçütü yapısı, iki şeyin bir özellik bakımından aynı dereceye sahip olduğunu gösterir. Burada as wide ... as a man, yetişkin bir adamın vücudunun bir yandan diğer yana genişliğini ölçüt alarak tünelin ne kadar dar olduğunu somutlaştırır. Across, ölçüm yönünün bir yandan diğer yana olduğunu açıkça belirtir. Tünelin bir insana benzediği anlamına gelmez. Cümlenin tamamındaki only, bu genişliğin çok sınırlı olduğunu vurgular.
Alıştırma
as + adjective + as karşılaştırma yapısında wide ve across kullanarak cümleyi tamamlayın: The circular window is ____ a dinner plate.
Cevabı göster
as wide across as
but just tall enough for El Chapo to stand upright. Dilbilgisi
4:02ama El Chapo'nun dik durabileceği kadar yüksek olan bir tünele girdi.
just tall enough for El Chapo to stand: gereken minimum yüksekliğe ulaşmak
adjective + enough + for someone + to do something yapısı, bir özelliğin o kişinin eylemi gerçekleştirmesi için gereken düzeye ulaştığını belirtir. tall enough for El Chapo to stand ifadesinde El Chapo, to stand eyleminin anlamca öznesidir; for, yüksekliğin onun için hazırlanmış bir şey olduğu anlamına gelmez. Just, düzeyin minimumda veya minimumun hemen üzerinde olduğunu gösterir. Tünel onun dik durmasına izin verir, ancak fazladan yükseklik çok azdır ya da hiç yoktur.
Alıştırma
adjective + enough + for someone + to do yapısında just ve tall kullanarak cümleyi tamamlayın: The step is ____ Nina to reach the top shelf.
Cevabı göster
just tall enough for
Often derided for his short stature by his enemies,
4:05Kısa boyu nedeniyle düşmanları tarafından sık sık alay konusu edilen,
the tunnel diggers had made sure that the tunnel was just tall enough Dilbilgisi
4:08tünel kazıcıları, patronun tünelde yürürken kambur durmak zorunda kalmaması için
made sure that ... so the boss wouldn't have to ...: bir koşulu sağlayarak zorunluluğu önlemek
Tüneli kazanlar bir koşulu bilinçli olarak sağladı: tünel yeterince yüksekti. make sure that + yan cümle yapısı, bir şeyin tesadüfen değil, özellikle kontrol edilerek veya düzenlenerek gerçekleştiğini anlatır. so ile başlayan yan cümle amaçlanan yararı ya da sonucu verir. wouldn't have to + fiilin yalın hâli, o eylemi yapmaya gerek kalmayacağı anlamına gelir; patronun eğilemeyeceği anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp make sure that + koşul, so + kişi + won't/wouldn't have to + eylem şeklindedir. Burada wouldn't, made sure ifadesinin geçmiş zaman bakış açısıyla uyumludur.
Alıştırma
Bilinçli bir kontrolü ve önlenen bir zorunluluğu gösteren iki hedef bölümü tamamlayın: Before the trip, we ____ the car had a full tank, so we ____ stop at a gas station.
Cevabı göster
made sure that · wouldn't have to
vurgulayıcı bir ek ifade olarak if we ever heard of one
Burada if we ever heard of one, A classy prison escape nitelemesini güçlendirmek için sonradan eklenen deyimsel bir ifadedir. Bunun, konuşanların hayal edebileceği kadar açık bir örnek olduğunu anlatır. Bu yan cümle gerçek bir koşul değildir ve birinin firar olayını duyup duymadığı konusunda belirsizlik ifade etmez. Şakacı cümlede classy sözcüğünü abartılı ve hafif alaycı gösterir. Kalıbın yaygın biçimleri arasında if I ever saw one ve if ever there was one bulunur.
Alıştırma
"That was a risky shortcut, if I ever saw one," cümlesinde son ifade ne yapar?
- Kestirme yolun riskli olmasından önce gerçekleşmesi gereken gerçek bir koşul koyar.
- Konuşanın herhangi bir kestirme yol görüp görmediğinden emin olmadığını söyler.
- Kestirme yolu riskli bir şeyin açık örneği olarak güçlü biçimde niteler.
Cevabı göster
Kestirme yolu riskli bir şeyin açık örneği olarak güçlü biçimde niteler.
“the mouth of the tunnel” ifadesindeki mecaz
Burada the mouth of the tunnel, tünelin açık girişini ifade eder. Mouth, insan yüzündeki açıklığı uzun ve kapalı bir alanın açıklığına aktarır; tünelin içindeki bir vücut parçasını ifade etmez. Bu mecaz, bir şeyin açıklığa göre konumunu belirtmeye yardımcı olur. A few feet into the mouth, bu açıklıktan geçtikten sonra birkaç fit içeride demektir.
Alıştırma
“We could see daylight at the mouth of the cave,” cümlesinde “the mouth of the cave” ne anlama gelir?
- Mağaranın içindeki bir kişinin ağzı
- Mağaranın açık girişi
- Mağaranın en derin bölümü
Cevabı göster
Mağaranın açık girişi
and just moments after leaving his cell,
4:26ve hücresinden ayrıldıktan sadece birkaç dakika sonra,
like a kid on an amusement park ride. Anlatım akışı
4:31lunaparkta bir oyuncaktaki çocuk gibi geziniyordu.
“like a kid on an amusement park ride” ifadesinin sahneyi şekillendirme biçimi
Like a kid on an amusement park ride ifadesi bir benzetmedir. Like bir karşılaştırma başlatır: El Chapo’nun tüneldeki hareketi, bir çocuğun rahat ve heyecanlı eğlence parkı yolculuğuna benzetilir; gerçekten bir çocuk veya eğlence parkı bulunduğu söylenmez. Bu karşılaştırma, okuyucuya tanıdık bir görüntü sunarak betimlemeyi düzenler ve aynı zamanda anlatımın tonunu değiştirir. Kaçışı kaygısız ve neredeyse oyun gibi göstererek, bir kaçışın tehlikesi ve ciddiyetiyle ironik bir karşıtlık yaratır.
Alıştırma
“On his rolling chair, Ben glided down the bright hallway like a kid on an amusement park ride,” cümlesinde like ile başlayan ifade ne yapar?
- Gerçek bir çocuğun Ben’in yanında ilerlediğini söyler.
- Ben’in kaygısız ve heyecanlı hareketini bir çocuğun eğlence parkı yolculuğuna benzetir.
- Koridorun bir eğlence parkının içinde olduğunu açıklar.
Cevabı göster
Ben’in kaygısız ve heyecanlı hareketini bir çocuğun eğlence parkı yolculuğuna benzetir.
El Chapo ended his joy ride by climbing up wooden steps
4:34El Chapo keyifli sürüşünü ahşap basamakları tırmanarak bitirdi
his crew had been secretly working from for a year and a half.
4:40bir evin boş iskeletinde ortaya çıktı.
Whisked away: çok hızlı ayrılmak veya götürülmek
Bu cümlede whisked away, çok hızlı biçimde uzaklaşmak veya gözden kaybolmak anlamına gelir. Bu ifade El Chapo'nun ayrılışını ani ve hızlı gösterir; whisk burada yiyecek çırpmak anlamında değildir. Burada whisked away, onun hızla ayrılışını anlatmak için geçişsiz biçimde kullanılmıştır. Daha yaygın olan yapılar, They whisked him away örneğindeki geçişli whisk someone away ve He was whisked away örneğindeki edilgen kullanımdır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin geçmiş zaman ortacı biçimiyle tamamlayın: Before reporters could reach her, the witness was ____ in a waiting car.
Cevabı göster
whisked away
leaving behind an incredible mile-long secret tunnel
4:49geride bir mil uzunluğunda inanılmaz bir gizli tünel
and completely frustrated prison system and Mexican government both.
4:52ve hem hapishane sistemini hem de Meksika hükümetini tamamen hüsrana uğratmış bir halde bıraktı.
El Chapo would be caught again just months after his escape,
4:56El Chapo kaçışından aylar sonra tekrar yakalanacaktı,
by careless gunmen who were spotted by locals.
5:03yerel halk tarafından fark edilen dikkatsiz silahlı adamlar tarafından ele verildikten sonra.
Safe house: insanları saklamak için kullanılan gizli bir yer
Safe house, aranan bir kişiyi, tanığı, ajanı veya tehlike altındaki başka birini gizlice saklamak ve korumak için kullanılan ev ya da başka bir binadır. Safe, buranın koruyucu ve gizli amacını belirtir; yalnızca binanın fiziksel olarak güvenli olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede safe house, El Chapo'nun kalmayı planladığı gizli yerdi. Silahlı adamların davranışları yerel halkın dikkatini çekti ve o gelmeden önce yerin açığa çıkmasına neden oldu.
Alıştırma
Hangi yer en doğal biçimde safe house olarak adlandırılır?
- Sağlam kilitleri ve duman alarmları olan bir aile evi
- Gizli görevdeki bir ajanın saklanabileceği gizli bir daire
- Polis karakolunun yakınındaki halka açık bir otel
Cevabı göster
Gizli görevdeki bir ajanın saklanabileceği gizli bir daire
Mexican officials put the house under surveillance Kalıp ifadeler
5:08Meksikalı yetkililer evi gözetim altına aldı
put the house under surveillance: evi gözetim altına almak
Put the house under surveillance, yetkililerin evi ve çevresindeki faaliyetleri sürekli izlemeye başladığı anlamına gelir. Under fiziksel bir konumu değil, resmî gözetim altında olma durumunu anlatır. put + person/place + under surveillance kalıbı, izlemenin başlamasına odaklanır. Surveillance genellikle tek seferlik kısa bir bakış değil, zaman içinde sürdürülen düzenli ve örgütlü gözlem demektir.
Alıştırma
Cümleyi put + object + under surveillance kalıbıyla tamamlayın: After receiving the tip, detectives ____ the warehouse ____.
Cevabı göster
put · under surveillance
Realizing this had to be a high-value target,
5:15Bunun yüksek değerli bir hedef olması gerektiğini anlayan,
“grandma or aunt was coming to visit” ifadesinin şifreli kullanımı
Burada grandma or aunt was coming to visit, ele geçirilen bir mesajdaki ifadedir. Sonraki cümlede yetkililerin yüksek değerli bir hedefin geleceği sonucuna vardığı söylendiği için aile bildiren sözcükleri dolaylı veya şifreli göndermeler olarak yorumlarlar. Metin, grandma ya da aunt sözcüklerinin kimi adlandırdığını veya her birinin sabit bir anlamı olup olmadığını açıklamaz. Başka metinlere aktarılabilecek okuma becerisi, sıradan görünen sözcüklerin ne zaman gerçek anlam dışında kullanıldığını anlamak için yakındaki tepkileri ve sonuçları kullanmaktır.
Alıştırma
Şu yeni bağlamı okuyun: Ajanlar “Auntie lands at midnight.” mesajını ele geçiriyor. Sonraki cümlede üst düzey bir çete liderini tutuklamaya hazırlandıkları söyleniyor. Auntie için en güvenli yorum hangisidir?
- Bu bağlamda Auntie muhtemelen beklenen hedefe dolaylı olarak gönderme yapıyor.
- Auntie, bütün çete liderleri için kullanılan evrensel bir İngilizce kod sözcüğüdür.
- Gelen kişi kesinlikle üst düzey çete liderinin gerçek teyzesidir.
Cevabı göster
Bu bağlamda Auntie muhtemelen beklenen hedefe dolaylı olarak gönderme yapıyor.
Mexican special forces soldiers raided the home and killed several bodyguards,
5:20Meksika özel kuvvet askerleri eve baskın düzenledi ve birkaç korumayı öldürdü,
but El Chapo and one of his most senior lieutenants
5:25ancak El Chapo ve en kıdemli teğmenlerinden biri
Tahmin edilebilir bir cevabı sunan ara söz you guessed it
You guessed it, dinleyicinin büyük olasılıkla tahmin edebileceği bir cevabı sunan ara sözdür. Konuşmacı, dinleyicinin gerçekten cevap verdiğini söylemez; beklenen tahmini onaylıyormuş gibi yapar. Burada gizli tünelin yeniden kullanılması cevabı bariz hâle getirir. Ara söz doğrudan dinleyiciye seslenir ve cevaptan önce hafif, imalı bir mizah oluşturur.
Alıştırma
“The meeting was delayed by—you guessed it—another technical problem.” cümlesinde “you guessed it” ne işlev görür?
- Konuşmacının cevaptan emin olmadığını gösterir.
- Cevabın tahmin edilebilir olduğunu belirtir ve konuşma tarzında bir ara söz oluşturur.
- Dinleyicinin doğru cevabı zaten verdiğini bildirir.
- Dinleyiciden durup gerçekten tahmin etmesini ister.
Cevabı göster
Cevabın tahmin edilebilir olduğunu belirtir ve konuşma tarzında bir ara söz oluşturur.
Silahla tehdidi anlatan at gunpoint
At gunpoint, silahla tehdit edilerek anlamına gelir. Bu cümlede silah tehdidi, birini aracını vermeye zorlamıştır; ifade yalnızca bir silahın varlığını değil, zorlamayı anlatır. Yaygın yapı, bir eylemin ardından at gunpoint kullanılmasıdır: rob someone at gunpoint, hold someone at gunpoint veya force someone to do something at gunpoint.
Alıştırma
“Silah tehdidi altında” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The witness was forced to enter the car ____.
Cevabı göster
at gunpoint
though the driver immediately reported it to the police.
5:34ancak sürücü bunu hemen polise bildirdi.
the federal police officers discovered the stolen car
5:39federal polis memurları çalıntı arabayı keşfetti
placed the two fugitives under arrest: resmî hukuk kalıbı
Placed the two fugitives under arrest, polislerin onları resmî olarak tutukladığını anlatan resmî ve hukuki bir yapıdır. Kalıp place + kişi + under arrest şeklindedir; under arrest kişinin hukuki durumunu belirtir, fiziksel bir konumu belirtmez. Bu cümlede yapı, polisin çalıntı arabayı bulmasından sonra gerçekleşen tutuklamayı resmî bir eylem olarak sunar. Daha az resmî günlük kullanım olan arrested the two fugitives de temel olayı aynı şekilde anlatır.
Alıştırma
Polisin şüpheliyi yasal olarak tutukladığını anlatan resmî kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?
- The officers placed the suspect under arrested after confirming his identity.
- The officers placed the suspect under arrest after confirming his identity.
- The officers placed the suspect in arrest after confirming his identity.
- The officers placed the suspect below arrest after confirming his identity.
Cevabı göster
The officers placed the suspect under arrest after confirming his identity.
wouldn't go without at least trying to buy his freedom, Deyimler
5:46geçmişte kamu görevlilerinin ne kadar kolay yozlaştığını bildiğinden,
buy his freedom: serbest kalmayı anlatan mecazî ifade
Buy his freedom ifadesindeki buy mecazidir ve para ya da değerli bir şey teklif ederek serbest kalmaya çalışmak anlamına gelir. His freedom, esaretten veya hukuki denetimden çıkmasına izin verilmesini anlatır; kelimenin gerçek anlamıyla satın alınabilecek bir ürün değildir. Bu cümlede polise değerli şeyler teklif edilmesi, ifadenin rüşveti veya başka bir usulsüz anlaşmayı ima etmesini sağlar. İfade, özgürlüğü bir ödeme karşılığında elde etme girişimini vurgular.
Alıştırma
Bu bağlamda buy his freedom ne anlama gelir?
- Özgürlük adlı yasal bir ürünü satın almak.
- Serbest kalana kadar çok çalışmak.
- Polisin onu unutmasını beklemek.
- Serbest bırakılma karşılığında para veya değerli bir şey teklif etmek.
Cevabı göster
Serbest bırakılma karşılığında para veya değerli bir şey teklif etmek.
knowing how easily corruptible public officials had been in the past.
5:49en azından özgürlüğünü satın almaya çalışmadan gitmeyecekti.
that he was dealing with a brand new brand of Mexican police officer,
6:01yepyeni bir tür Meksika polis memuruyla karşı karşıya olduğunu,
Little did ... know: anlatıda devrik yapı
Little did the desperate kingpin know, suç örgütü liderinin ardından açıklanan gerçek hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediğini anlatır. Little, onun ne kadar bildiğini belirtir; liderin küçük biri olduğunu söylemez. Olumsuz anlam taşıyan Little cümlenin başına getirildiği için özne ile yardımcı fiilin yeri değişir: Little + did + özne + fiilin yalın hâli. Bu nedenle know, did sonrasında yalın hâlde kalır. Bu yapı, bir karakterin bilmediği bilgiyi açığa çıkararak izleyici için şaşırtıcı bir gelişmeye zemin hazırlar.
Alıştırma
Little did + özne + know kalıbını kullanın: “Little ____ Nora ____ that the tickets had already sold out.”
Cevabı göster
did · know
after which his offers of honey turned into vinegar. Notlar
6:10bunun üzerine ballı teklifleri sirkeye dönüştü.
after which: sonraki olayı önceki olayın tamamına bağlamak
After which, “o olaydan sonra” anlamına gelir. Buradaki which, dört polis memurunun da El Chapo'yu reddetmesi olayının tamamına gönderme yapar; El Chapo'ya veya tek bir polis memuruna değil. Virgül + after which + yan cümle kalıbı, daha sonra gerçekleşen olayı bir ilgi yan cümlesine dönüştürür ve olay sırasını tek cümlede tutar. Resmî anlatımda iki olayı kısa ve düzenli biçimde aktarmanın bir yoludur.
Alıştırma
“The alarm rang, after which everyone left the building,” cümlesinde which neye gönderme yapıyor?
- Herkes
- Alarmın çalması
- Bina
Cevabı göster
Alarmın çalması
Bir metafor olarak “Offers of honey turned into vinegar”
Burada “offers of honey”, çekici ve dostça görünen rüşvetleri; “vinegar” ise düşmanlığı ve tehditleri temsil eder. Gerçekte bir yiyecek başka bir yiyeceğe dönüşmez. Tatlılık ile ekşilik arasındaki karşıtlık, tutumdaki ani değişimi kısa ve güçlü biçimde anlatır: ikna çabası başarısız olunca görünürdeki dostluk gözdağına dönüşür. Tada dayalı bu metafor, anlatıcının keskin bir duygusal dönüşü göstermesini sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede “his offers of honey turned into vinegar” ne anlama geliyor?
- Polisler teklifini değiştirmesini istedi.
- Tatlı yiyeceklerin yerine ekşi yiyecekler koydu.
- Dostça görünen rüşvetleri düşmanca tehditlere dönüştü.
Cevabı göster
Dostça görünen rüşvetleri düşmanca tehditlere dönüştü.
Telling the police officers that they were all going to die.
6:14Polis memurlarına hepsinin öleceğini söyledi.
The four officers sent pictures of El Chapo to their superiors,
6:17Dört memur, El Chapo'nun resimlerini üstlerine gönderdiler,
only to be warned that the police had received a tip-off Notlar
6:20ancak polislerin, 40 ağır silahlı suikastçının El Chapo'yu kurtarmak için
a tip-off: gizli bilgi veya uyarı
Bu cümlede a tip-off, gizlice verilen bir bilgi ya da uyarı anlamına gelir. Olası bir tehlike gerçekleşmeden önce polisin bundan haberdar olmasını sağlar. Burada tip-off sayılabilen bir isimdir, bu nedenle önünde a bulunur.
Alıştırma
Hangi cümlede tip-off, gizli bilgi veya uyarı anlamına gelen sayılabilen bir isim olarak doğru kullanılmıştır?
- The reporter gave me a tip-off about improving my pronunciation.
- The police acted after receiving a tip-off.
- The witness decided to tip-off the police.
Cevabı göster
The police acted after receiving a tip-off.
that 40 heavily armed assassins were on route to free El Chapo.
6:23yolda olduğuna dair bir ihbar aldıkları uyarısıyla karşılaştılar.
Beklenmedik bir sonuç için “Only to be warned”
“Only to be warned” ifadesinde only to + mastar, daha sonra gerçekleşen şeyi beklenmedik ve istenmeyen bir sonuç olarak sunar. Edilgen mastar be warned, birinin polisleri uyardığı anlamına gelir; uyarıyı yapan polisler değildir. Bu bir sonuç mastarıdır, amaç mastarı değildir. Fotoğrafları uyarılmak amacıyla göndermediler; fotoğrafları gönderdiler ve ardından endişe verici bir uyarı aldılar.
Alıştırma
Hangi cümlede only to beklenmedik ve istenmeyen bir sonucu tanıtmak için kullanılmıştır?
- She opened the package in order to check the contents.
- She opened the package, only to find it was empty.
- She was the only person to open the package.
Cevabı göster
She opened the package, only to find it was empty.
With friendly forces still tied up at the compound,
6:26Dost kuvvetler hala yerleşkede bağlı olduğundan,
and prepared for a possible shootout for their lives.
6:35ve hayatları için olası bir çatışmaya hazırlandılar.
holed themselves up: saklanıp içeride kalmak
Holed themselves up, polislerin kapalı ya da korunaklı bir yere girip tehlikeden kaçınmak için orada kaldığını anlatır. Bu, hole up ifadesinin deyimsel kullanımıdır; gerçek anlamda çukur kazmak değildir. Bu yapıda dönüşlülük zamiri özneyle uyumlu olur: I holed myself up, she holed herself up ve they holed themselves up. Up, fiil öbeğinin bir parçasıdır ve burada çıkarılamaz.
Alıştırma
Cümleyi hole oneself up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın ve dönüşlülük zamirini özneye uydurun: After the storm warning, the reporters ____ in the office and waited for news.
Cevabı göster
holed themselves up
El Chapo laughed, echoing his previous threats.
6:38El Chapo önceki tehditlerini yineleyerek güldü.
The officers armed with M-16 assault rifles and pistols
6:46M-16 saldırı tüfekleri ve tabancalarla silahlanmış memurlar
prepared for what was surely their last stand. Deyimler
6:49kesinlikle son direnişleri olacak şeye hazırlandılar.
their last stand: son direniş
Bu cümlede their last stand, polislerin yenilmeden ya da öldürülmeden önce yapmayı bekledikleri son direniş anlamına gelir. Buradaki stand, ayakta duruşu ya da bir güzergâhtaki durağı değil, bir direniş eylemini anlatan isimdir. someone's last stand kalıbı gerçek bir çatışmayı veya yenilginin muhtemel göründüğü bir durumda bir davanın, yerin ya da kurumun son ve kararlı savunmasını mecazi olarak anlatabilir.
Alıştırma
Son bir direniş eylemi anlamına gelen ifadeyi seçin: The surrounded defenders knew this battle would be ____.
- their last resort
- their last attempt
- their last stand
Cevabı göster
their last stand
held their ground: geri çekilmeyi veya taviz vermeyi reddetmek
Bu cümlede held their ground, polislerin tehdit edilmelerine rağmen geri çekilmedikleri anlamına gelir. Ground, savundukları konumu temsil eder; gerçekten toprağı ellerinde tutmaları kastedilmez. Kalıp hold + iyelik belirleyicisi + ground şeklindedir. Mecazi olarak da kullanılabilir: hold your ground, taviz verme baskısına rağmen bir görüşü, talebi veya ilkeyi korumak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi hold one's ground ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the negotiation, Lena ____ and rejected the unfair terms.
Cevabı göster
held her ground
if need be. koşullu bir kararlılık ifadesi
If need be, “gerekirse” veya “gerektiği takdirde” anlamına gelen, sabit ve kısaltılmış bir koşul ifadesidir. Örtük anlam “bunun gerekli olması hâlinde”dir; need bu yapıda arkasından nesne alan sıradan bir isim değildir. Bu cümlede ifade, görev uğruna ölme konusundaki aşırı kararlılığa bir koşul ekler: böyle bir fedakârlık ancak koşullar bunu gerekli kılarsa söz konusu olacaktır. Kararlılığı korurken sınırını da belirtir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The crew can work through the night ___ to reopen the road by morning.
- if it needs
- if need be
- if need is
Cevabı göster
if need be
As the vehicles began to turn into the parking lot,
7:01Ancak araçlar otoparka dönmeye başladığında,
taunts died in his throat. ani sessizliği anlatan mecaz
taunts died in his throat ifadesindeki taunts, alay veya meydan okuma sözlerini; died in his throat ise kişileştirilmiş bir anlatımı ifade eder. Anlamı, bu sözlerin söylenmeden önce kesilmesi ya da sesinin birden susmasıdır. Bu imge sıradan bir sessizlikten fazlasını gösterir: durumdaki bir değişiklik, onun alay etmeyi sürdürme cesaretini veya fırsatını ortadan kaldırmıştır. Boğazında gerçekten bir şey ölmesi söz konusu değildir.
Alıştırma
Her sarcastic reply died in her throat ne anlama gelir?
- Durum değişince alaycı cevabı söylemekten vazgeçti.
- Cevabı daha yüksek sesle tekrarladı.
- Cevap fiziksel olarak boğazında kaldı.
Cevabı göster
Durum değişince alaycı cevabı söylemekten vazgeçti.
the barricaded officers could see military trucks full of Mexican Marines
7:09barikat kuran memurlar, motelin etrafında savunma pozisyonları almak için
rushing to take up defensive positions around the motel. Kalıp ifadeler
7:13koşuşturan Meksika Deniz Piyadeleri ile dolu askeri kamyonları görebiliyordu.
take up defensive positions: savunma mevzileri almak
Burada take up defensive positions, belirlenmiş yerlere gidip bir bölgeyi savunmaya hazır hâle gelmek demektir. Positions, görüşleri veya mesleki görevleri değil, fiziksel taktik konumları ifade eder. take up + position(s) yapısı çoğu zaman birinin belirli bir yeri işgal etmeye ve o yerle bağlantılı rolü yerine getirmeye başladığını gösterir. Defensive, bu mevzilerin savunma amaçlı olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, bir bölgeyi savunmak için belirlenmiş yerlere gitmek anlamındaki dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: As the warning siren sounds, the guards ____ around the entrance.
Cevabı göster
take up defensive positions
a thoroughly defeated and dejected-looking El Chapo was dragged into an SUV
7:17tamamen yenilmiş ve keyifsiz görünen bir El Chapo, bir SUV'a sürüklendi
El Chapo would not escape from Mexican prison again,
7:24El Chapo bir daha Meksika hapishanesinden kaçamayacaktı,
any hope ... would be extinguished: her türlü umut sönecekti
Umut bir aleve benzetilir. Extinguished olan bir alev tamamen söndürülmüştür; dolayısıyla cümlecik, bir daha kaçmaya dair hiçbir umudun kalmayacağı anlamına gelir. Edilgen hope + be extinguished yapısı, umudu kimin yok ettiğine değil, umudun yok edilmesine odaklanır. Any ve ever ifadeyi özellikle kesin hâle getirir; would be extinguished ise bu tam kaybı durumun beklenen sonucu olarak sunar.
Alıştırma
After the final appeal failed, any hope of reopening the case was extinguished cümlesinde was extinguished ne anlama gelir?
- Umut biraz zayıfladı.
- Umut kamuya açık biçimde duyuruldu.
- Umut tamamen sona erdi.
Cevabı göster
Umut tamamen sona erdi.
as Mexico approved an extradition request to the United States. Kültür
7:31Meksika, Amerika Birleşik Devletleri'ne iade talebini onayladığında.
an extradition request: ülkeler arası resmî teslim talebi
An extradition request, bir ülkenin suçla itham edilmiş veya hüküm giymiş bir kişiyi teslim etmesi için başka bir ülkeye yaptığı resmî hukuki taleptir. Bu, hükümetler arasındaki bir hukuk sürecidir; sıradan bir seyahat veya gönüllü dönüş değildir. Bu cümlede Meksika'nın talebi onaylaması, kişiyi hukuken ABD gözetimine devretmeyi kabul ettiği anlamına gelir. Approve an extradition request resmî kararı, to the United States ise teslimin varış ülkesini belirtir.
Alıştırma
Cümledeki hukuk ifadesini tamamlayın: The government asked another country to hand over the suspect for trial by submitting an ____.
Cevabı göster
extradition request
and though he may have been one of the deadliest men Dilbilgisi
7:39ve o, en ölümcül adamlardan biri olmuş olsa da,
as he begged US justice officials for leniency, Kalıp ifadeler
7:47ağlayan bir enkazdan başka bir şey olarak hatırlanmayacaktır,
though he may have been: karşıtlıktan önce geçmişe ilişkin ödünleme
Though bir ödünleme ilişkisi kurar: Önce belirli bir sonucu destekliyor gibi görünebilecek bir noktayı kabul eder, ardından ana cümle karşıt ve daha önemli sonucu verir. Burada though he may have been one of the deadliest men onun geçmişteki ününü kabul ederken, sonraki ana cümle en sonunda nasıl hatırlanacağını belirler. May have been, may + have + geçmiş zaman ortacı biçimindeki modal perfect yapısını kullanır; burada been ortaçtır. Though yan cümlesinde, geçmişle ilgili kabul edilen iddiayı temkinli veya mesafeli gösterebilir. Dolayısıyla yapı, geçmiş hakkında tek başına bir tahminde bulunmaktan fazlasını yapar.
Alıştırma
Cümleyi Though, she ve be fiilinin modal perfect biçimiyle tamamlayın: ____ the least experienced person on the team, Maya led the discussion calmly.
Cevabı göster
Though she may have been
would ultimately be remembered as nothing more than: sonunda yalnızca ... olarak hatırlanacaktı
Would ultimately be remembered, geçmişteki bir anlatım noktasından daha sonraki bir yargıyı sunar: anlatıcı, insanların o kişiyi sonunda nasıl göreceğine ileriye dönük olarak bakar. Edilgen yapı, kimin hatırladığından çok kişinin kalıcı imgesini öne çıkarır. As nothing more than, bu imgeyi ardından gelen ad öbeğine sert ve küçümseyici biçimde indirger. Burada, eski itibarının önemini silerek onun yalnızca hıçkıra hıçkıra ağlayan perişan biri olarak görüleceğini anlatır; bir miktar ya da sayı belirtmez.
Alıştırma
Daha sonraki bu tarihsel yargıyı dersin tam ifadesiyle tamamlayın: Despite his grand promises, the failed leader ____ an empty talker.
Cevabı göster
would ultimately be remembered as nothing more than
begged US justice officials for leniency: ABD'li adalet yetkililerinden müsamaha diledi
Begged someone for something, beg + kişi + for + istenen şey kalıbını izler. Karar verme yetkisi olan kişi ya da gruba yöneltilen acil ve duygusal bir talebi anlatır. Leniency, kuralların veya beklenen cezanın öngördüğünden daha hafif ya da daha az sert muamele demektir. Bu cümlede adalet yetkililerinden kendisini daha hafif cezalandırmalarını istemiştir; suçsuz ilan edilmeyi istememiştir.
Alıştırma
Beg ... for leniency kalıbını geçmiş zamanda kullanın: Facing a season-long suspension, the player ____ the league officials for ____.
Cevabı göster
begged · leniency
"The Most Insane Ways Men Escaped from Prison".
7:56"Erkeklerin Hapishaneden Kaçtığı En Çılgın Yollar".