Altın Lastiği Kim Aldı? + Yollarda Güvende Olun|1. Sezon|Pinkfong Süper Kurtarma Ekibi - Çocuk Şarkıları ve Çizgi Filmler: İngilizce çalışma notları

Pinkfong Super Rescue Team - Kids Songs & Cartoons

Öğrenme zorluğu
561 kelime 132 kel/dk

Video tanıtımı: Roger ve Pinkfong Süper Kurtarma Ekibi kaybolan Altın Lastik olayını çözer; ardından hikâye, karşıdan karşıya geçme ve araçta güvenli davranma üzerine bir yol güvenliği dersine dönüşür. Temel İngilizce öğrenme noktaları: 1. had been preparing this for months. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Past perfect continuous yapısının, geçmişteki başka bir zamandan önce uzun süredir devam eden bir eylemi anlattığını anlayabilirsiniz; arka planı, emeği ve hazırlığı açıklarken işe yarar. 2. get away with this. — Phrasal verbs: Bu ifadenin yanlış bir şey yapıp sonuçlarından kaçmak anlamına geldiğini fark edebilirsiniz; get, away ve with sözcüklerini tek tek çevirmek özellikle kovalamaca veya kural ihlali sahnelerinde yanıltıcı olur. 3. Red. Stop. Green. Go. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Trafik ışığı renklerini İngilizcedeki beklenen hareketlerle eşleştirebilirsiniz; böylece çocuk şarkılarındaki ve yol güvenliği durumlarındaki kısa komutları kolayca takip edersiniz.

Bu derste

Pinkfong

0:00

Pinkfong

Super Rescue Team to the rescue. Kalıp ifadeler

0:03

Süper Kurtarma Ekibi kurtarmaya geliyor.

Kalıp ifadeler

to the rescue!: yardıma geliş sloganı

“To the rescue!”, birinin yardıma geldiğini veya yardım etmeye hazır olduğunu bildiren kalıplaşmış ve dramatik bir sözdür. Burada Süper Kurtarma Ekibinin kahramanlar gibi sahneye girdiği hissini verir. Kişi veya ekip + to the rescue! kalıbı bir slogan gibi tek başına kullanılabilir. “Rescue adlı bir yere doğru” anlamına gelmez; yardımın geldiğini bildirir.

Alıştırma

Bu dersteki ifadeyle eğlenceli sloganı tamamlayın: Mia found the missing map just in time. Mia ____!

Cevabı göster

to the rescue

Pinkfong Super Rescue Team.

0:08

Pinkfong Süper Kurtarma Ekibi.

Who took the Golden Tire? Dilbilgisi

0:13

Altın Lastik'i kim aldı?

Dilbilgisi

Who took ...?: eylemi yapan kişiyi sormak

Who, eylemi yapan kişiyi sorar. Bu cümlede who özne konumundadır ve took eylemin geçmişte olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp Who + geçmiş zaman fiili + diğer bilgilerdir. Örneğin: Who broke the cup? Bunun gibi sıradan bir özne sorusunda did eklenmez.

Alıştırma

Kutu taşındı ve bunu yapan kişinin kim olduğunu öğrenmek istiyorsunuz. Doğru soru hangisidir?

  1. Who did Ava move the box for?
  2. Whose box did Ava move?
  3. Who moved the box?
Cevabı göster

Who moved the box?

You're saying the main exhibition, Ton ve niyet

0:32

Ana serginin,

the Golden Tire that shines forever is missing? Notlar

0:35

sonsuza dek parlayan Altın Lastik'in kaybolduğunu mu söylüyorsun?

Ton ve niyet

You're saying ...?: şaşırtıcı bir bilgiyi doğrulama

You're saying ...? karşıdaki kişinin az önce söylediğini tekrar eder veya başka sözlerle ifade eder ve doğru anlayıp anlamadığını kontrol eder. Burada Altın Lastik'in kayıp olduğu şeklindeki şaşırtıcı bilgiyi getirir. Bu, birinin konuştuğunu bildiren basit bir cümle değil, doğrulama sorusudur. Kalıp You're saying + düz cümle içeriği? şeklindedir ve çoğu zaman şaşkınlık ya da inanamama duygusu taşır.

Alıştırma

Sınıf gezisinin iptal edildiğini az önce duydun. Konuşanın ne demek istediğini en doğal biçimde hangi cümleyle kontrol edersin?

  1. You're telling the class trip to cancel.
  2. You say the class trip is canceled.
  3. You're saying the class trip is canceled?
Cevabı göster

You're saying the class trip is canceled?

Dilbilgisi

that shines forever: bir ismi açıklayan ilgi yan cümlesi

that shines forever, the Golden Tire ifadesinden sonra gelen bir ilgi yan cümlesidir. Lastiğin bir özelliğini, yani sonsuza dek parladığını anlatır. İsim + that + fiil kalıbında that, ismi açıklamasına bağlar ve yan cümlenin içinde o ismin yerini tutar. Burada that, shines fiilinin öznesidir; “şu” veya “o” anlamına gelmez.

Alıştırma

Robotu açıklayan bir yan cümle eklemek için boşluğu that ile tamamla: This is a robot ____ walks.

Cevabı göster

that

Kelime

is missing: ortada olmayan ve bulunamayan durum

Bu soruda is missing, 'bulunamıyor' veya 'olması gereken yerde değil' anlamına gelir. Missing, is sözcüğünden sonra gelen bir sıfattır; dolayısıyla ifade Altın Lastiğin şu anki durumunu anlatır. 'Bir şeyi kaçırıyor' anlamına gelmez. Bir kişi ya da nesne ortada olmadığında ve nerede olduğunu kimse bilmediğinde be missing kullanılır. Bu ifade çoğu zaman onu aramak veya ne olduğunu öğrenmek gerektiğini de düşündürür.

Alıştırma

Bir haritanın masanın üzerinde olması gerekiyor ama kimse onu bulamıyor. 'The map is missing' ne anlama gelir?

  1. Harita otobüsü kaçırdı.
  2. Şu anda haritayı kimse bulamıyor.
  3. Harita, biri uzakta olduğu için üzgün hissediyor.
Cevabı göster

Şu anda haritayı kimse bulamıyor.

Yes.

0:38

Evet.

I still can't believe it's over. Kalıp ifadeler

0:42

Her şeyin mahvolduğuna hala inanamıyorum.

Kalıp ifadeler

still can't believe it's over: devam eden inanamama duygusu

Still can't believe it's over, olayın bittiğini ancak konuşan kişinin bunu hâlâ kabullenmekte zorlandığını veya gerçek dışı gibi hissettiğini anlatır. Still, bu tepkinin daha önce başladığını ve şimdi de sürdüğünü gösterir. Duygu, bağlama göre şaşkınlık, üzüntü veya hatta rahatlama olabilir. It's over, 'bitti' anlamına gelir; it sözcüğünün neyi anlattığı durumdan anlaşılır.

Alıştırma

'I still can't believe it's over' cümlesinde still bize ne anlatır?

  1. Konuşan kişi olayın gerçekleştiğini unutmuştur.
  2. İnanamama duygusu şimdiye kadar devam etmiştir.
  3. Olay henüz başlamamıştır.
Cevabı göster

İnanamama duygusu şimdiye kadar devam etmiştir.

We had been preparing this for months. Dilbilgisi

0:45

Bunun için aylardır hazırlanıyorduk.

Dilbilgisi

had been preparing ... for months: geçmişteki bir noktadan önce süren eylem

Had been preparing, past perfect continuous yapısındadır: had been + fiil-ing. Hazırlığın geçmişteki daha sonraki bir noktadan önce bir süre boyunca devam ettiğini gösterir. Bu geçmiş nokta açıkça söylenebilir veya hikâyenin bağlamından anlaşılabilir. For months sürenin ne kadar olduğunu belirtir. Burada yapı, yalnızca hazırlığın yapıldığını değil, uzun süren süreci ve verilen emeği öne çıkarır.

Alıştırma

Cümleyi practice fiilinin past perfect continuous biçimiyle tamamlayın: Before the school play started, Maya ____ for weeks.

Cevabı göster

had been practicing

It's not over yet. Ton ve niyet

0:48

Henüz bitmedi.

Ton ve niyet

not over yet: durum hâlâ değişebilir

Not over yet, bir şeyin şu ana kadar sona ermediği anlamına gelir. Olumsuz bir cümlede yet, beklenen sonun henüz gerçekleşmediğini gösterir. Birisi pes etmek üzereyken It's not over yet demek duruma başka bir açıdan bakmasını sağlayabilir: harekete geçmek için hâlâ zaman veya fırsat vardır. Ancak bu ifade başarı sözü vermez.

Alıştırma

Bir antrenör “The game isn't over yet” derken ne anlatmak ister?

  1. Nihai sonuç hiçbir şekilde değişemez.
  2. Maç bitmedi, bu nedenle takımın hâlâ bir şansı var.
  3. Maç başlamadan önce bitti.
Cevabı göster

Maç bitmedi, bu nedenle takımın hâlâ bir şansı var.

Don't give up, Director. Öbek fiiller

0:49

Pes etmeyin, Müdür Bey.

Öbek fiiller

give up: Denemekten vazgeçmek

Give up, denemeyi bırakmak veya başarılı olma umudunu kaybetmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Don't give up ifadesi, karşıdaki kişiyi devam etmeye teşvik eder. Give up tek bir birim olarak anlaşılmalıdır. Buradaki up, yukarı doğru bir yönü belirtmez.

Alıştırma

“Denemeyi bırakmak” anlamına gelen iki kelimelik öbek fiille cümleyi tamamlayın: Even when the game is hard, don't ____.

Cevabı göster

give up

Police car Roger will find it for you. Ton ve niyet

0:52

Polis arabası Roger onu sizin için bulacak.

Ton ve niyet

will find it for you: Yardım etme sözü

Will find it for you, nesneyi bulma işini kesin bir söz olarak sunar. Bu cümlede will + fiilin yalın hâli, Roger'ın gelecekteki bu eylemin sorumluluğunu üstlendiğini gösterir. For you, eylemden yararlanan kişiyi belirtir: bulma işi dinleyiciye yardım etmek ya da onun adına yapmak için gerçekleştirilir. Yeniden kullanılabilen kalıp will + fiil + nesne + for + kişi şeklindedir.

Alıştırma

I will fix the toy for you cümlesinde for you neyi gösterir?

  1. Oyuncağı senin yanında tamir edeceğim.
  2. Sana yardım etmek için tamir işini ben yapacağım.
  3. Oyuncak yerine seni tamir edeceğim.
Cevabı göster

Sana yardım etmek için tamir işini ben yapacağım.

But then,

0:58

Ama sonra,

look.

1:01

bakın.

There isn't a single clue. Dilbilgisi

1:03

Tek bir ipucu bile yok.

Dilbilgisi

There isn't a single ...: sayının sıfır olduğunu vurgulama

There isn't a single clue. cümlesi, hiçbir ipucunun bulunmadığını söylemek için there be yapısının olumsuz biçimini kullanır. Olumsuz not a single + tekil sayılabilen isim kalıbında single, sayının sıfır olduğunu, yani “bir tane bile olmadığını” vurgular. single çıkarılırsa temel bilgi aynı kalır, ancak vurgu zayıflar.

Alıştırma

There isn't a single clue. cümlesinde a single neyi vurgular?

  1. Tam olarak bir ipucu var.
  2. Hiç ipucu yok.
  3. Bir ipucu diğerlerinden daha önemli.
Cevabı göster

Hiç ipucu yok.

I don't know where it could have gone. Dilbilgisi

1:05

Nereye gitmiş olabileceğini bilmiyorum.

Dilbilgisi

where it could have gone: gömülü soru dizilişi ve geçmiş olasılık

where it could have gone, I don't know sonrasında yer alan gömülü bir wh-sorusudur. Gömülü sorularda doğrudan soru devrikliği kullanılmadığından sözcük dizilişi where + özne it + fiil grubu could have gone şeklindedir. could have + past participle, şimdiki zamandan geçmişe bakar ve tamamlanmış bir hareket hakkında belirsiz bir olasılık ifade eder. Konuşan kişi bir şeyin kayıp olduğunu bilir, ancak nereye gittiğini çıkaramaz.

Alıştırma

Hangi cümle soruyu I don't know sonrasına doğru biçimde yerleştirir?

  1. I don't know where could it have gone.
  2. I don't know where it could have went.
  3. I don't know where it could have gone.
Cevabı göster

I don't know where it could have gone.

Director,

1:10

Müdür Bey,

let's take a closer look. Kalıp ifadeler

1:14

yakından bir göz atalım.

Kalıp ifadeler

take a closer look: daha dikkatli incelemek

Take a closer look, bir şeye yeniden bakıp onu daha dikkatli incelemek anlamına gelir. Buradaki closer, bakışın daha dikkatli olmasını anlatır; fiziksel olarak mutlaka yaklaşmak gerektiği anlamına gelmez. İncelenen nesne söylendiğinde take a closer look at + isim yapısı kullanılır. Örneğin take a closer look at the map denir. Let's ... ile kullanıldığında bu ifade, bir gruba bir şeyi birlikte incelemeyi dostça önerir.

Alıştırma

Derste öğrendiğiniz kalıplaşmış ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Let's ____ this drawing.

Cevabı göster

take a closer look at

Who took the shining tire made of gold? Kalıp ifadeler

1:26

Altından yapılmış parlayan lastiği kim aldı?

Kalıp ifadeler

made of gold: bir nesnenin malzemesini belirtmek

Made of gold, lastiğin malzemesinin altın olduğunu söyler. Bu ifade tire sözcüğünden sonra gelir ve onu tanımlar; that is made of gold yapısının kısaltılmış hâlidir. Made of + malzeme, bir nesnenin hangi malzemeden oluştuğunu belirtir. Altın üretmek anlamına gelmez ve nesnenin yalnızca altın renginde olduğunu söylemekten daha belirgindir.

Alıştırma

Yüzüğün malzemesini belirtmek için doğru edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The ring is made ____ gold.

Cevabı göster

of

Who took the shining tire made of gold?

1:29

Altından yapılmış parlayan lastiği kim aldı?

Are there clues? Dilbilgisi

1:32

İpuçları var mı?

Dilbilgisi

Are there clues?: bir şeyin var olup olmadığını sormak

Are there clues?, herhangi bir ipucunun var olup olmadığını ya da bulunup bulunamayacağını sorar. clues çoğul olduğu için there are yapısının soru biçimi kullanılır. Kalıp Are there + çoğul isim ...? şeklindedir. Tek bir şey için Is there + tekil isim ...? kullanılır. Buradaki there, bir şeyin varlığını bildirir; bir yeri göstermez.

Alıştırma

Çoğul bir isim için uygun there be soru biçimiyle tamamlayın: ____ any crayons in the box?

Cevabı göster

Are there

Handprints.

1:34

El izleri.

Anything else? Ton ve niyet

1:36

Başka bir şey var mı?

Ton ve niyet

Anything else?: kısa bir takip sorusu

Anything else?, Başka ya da daha fazla bir şey var mı? anlamına gelen kısa bir takip sorusudur. Bu sahnede daha fazla ipucu olup olmadığını sorar. Durum, tam soruyu zaten açıkça gösterdiğinde İngilizcede Is there veya Do you have sık sık söylenmez. Kısa biçim bir cevap, sipariş, liste veya isteğin ardından kullanılabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşın bir fikir paylaştı. Başka bir fikir olup olmadığını sormak için örnekteki iki sözcüklü ifadeyi tamamlayın: ____?

Cevabı göster

Anything else

Footprints.

1:37

Ayak izleri.

Let's follow these footprints. Kalıp ifadeler

1:39

Hadi bu ayak izlerini takip edelim.

Kalıp ifadeler

follow these footprints: izlerin nereye gittiğini bulmak

Bu cümlede follow, ayak izlerini kılavuz olarak kullanıp onların gösterdiği yönde ilerlemek demektir. Ayak izleri, birinin ya da bir hayvanın nereye gittiğini gösterir; burada doğrudan bir insanın arkasından gidilmez. Bu kalıp follow the clues, follow a trail ve follow a path ifadelerinde de kullanılır. Her durumda follow fiilinden sonra gelen şey, bir sonraki adıma yön veren bir yol ya da bilgi sağlar.

Alıştırma

“Let's follow these footprints.” cümlesinde follow ne anlama gelir?

  1. Yere yeni ayak izleri çizmek.
  2. Ayak izlerinin arkasında durup beklemek.
  3. Ayak izlerini kılavuz olarak kullanıp nereye gittiklerini bulmak.
Cevabı göster

Ayak izlerini kılavuz olarak kullanıp nereye gittiklerini bulmak.

Who took the shining tire made of gold?

1:41

Altından yapılmış parlayan lastiği kim aldı?

Who took the shining tire made of gold?

1:45

Altından yapılmış parlayan lastiği kim aldı?

Are there clues?

1:48

İpuçları var mı?

A secret passage. Kelime

1:49

Gizli bir geçit.

Kelime

secret passage: metin parçası değil, gizli bir yol

Burada a secret passage, insanların içinden geçebileceği gizli bir yol veya dar bir geçit demektir. Genellikle bir binanın içinde ya da altında bulunur. Secret, bu yolun saklı olduğunu veya çok az kişi tarafından bilindiğini belirtir. Passage, yazılı bir metnin bölümü anlamına da gelebilir; ancak keşif bağlamında doğru anlam gerçek bir geçittir. Çevredeki konuya bakın: hareket ve mekânlar yol anlamını, okuma ve yazma ise metin anlamını gösterir.

Alıştırma

Bir keşif hikâyesinde secret passage hangi anlama gelir?

  1. Herkese açık büyük bir oda.
  2. Bir kitaptaki yazılı bölüm.
  3. İnsanların içinden geçebileceği gizli bir yol.
Cevabı göster

İnsanların içinden geçebileceği gizli bir yol.

Anything else?

1:51

Başka bir şey var mı?

A gas station flyer. Kelime

1:53

Bir benzin istasyonu el ilanı.

Kelime

gas station flyer: benzin istasyonuyla ilgili bir el ilanı

Gas station flyer ifadesinde flyer, basılı bir reklam el ilanı anlamına gelir. Gas station ise el ilanının hangi yer veya işletmeyle ilgili olduğunu gösterir. İngilizce birleşik isimlerde ana isim genellikle sonda bulunur. Burada ana unsur flyer olduğundan ifade bir benzin istasyonu türünü değil, bir el ilanını adlandırır. Bu bağlamda flyer, uçan bir kişi veya nesne anlamına gelmez.

Alıştırma

“A gas station flyer” ifadesinin tamamı neyi adlandırır?

  1. Uçakların yakıt aldığı bir istasyon
  2. Benzin istasyonunun üzerinde uçan bir kişi
  3. Benzin istasyonuyla ilgili bir el ilanı
Cevabı göster

Benzin istasyonuyla ilgili bir el ilanı

Let's go this way. Kalıp ifadeler

1:56

Hadi bu taraftan gidelim.

Kalıp ifadeler

go this way: bu yönde ilerlemek

Go this way ifadesinde this way bir yönü veya güzergâhı gösterir: bu yönde ya da bu yoldan. Burada bu yöntemi kullanarak anlamına gelmez. Let's ile konuşan kişi herkesin birlikte hareket etmesini önerir. Bir güzergâh seçerken veya birine yol gösterirken bu ifadeyi kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Yanınızdaki güzergâhı gösteriyorsunuz. Öneriyi dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Let's go ____.

Cevabı göster

this way

Who took the shining tire made of gold?

1:57

Altından yapılmış parlayan lastiği kim aldı?

Who took the shining tire made of gold?

2:00

Altından yapılmış parlayan lastiği kim aldı?

Are there clues?

2:03

İpuçları var mı?

This car.

2:05

Bu araba.

No.

2:06

Hayır.

Anything else?

2:07

Başka bir şey var mı?

That car.

2:08

Şu araba.

Hmm.

2:11

Hmm.

There it is, Ton ve niyet

2:14

İşte orada,

the Golden Tire.

2:15

Altın Lastik.

Ton ve niyet

There it is: bulduğunuz hedefi göstermek

“There it is”, konuşan kişi daha önce aranan veya hakkında konuşulan belirli bir şeyi gördüğünde ya da bulduğunda kullanılır. Burada “it” Altın Lastik’i, “there” ise artık görülebildiği yeri gösterir. Bu sözcük dizilişi, dinleyenin de bildiği hedefi gösterir ve çoğu zaman “buldum” duygusu verir. Yalnızca bir nesnenin var olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir arkadaşınızla kayıp bir sırt çantasını arıyorsunuz. Sonunda onu bir bankın altında görüyorsunuz. Söylenecek en doğal cümle hangisidir?

  1. It has there!
  2. There it is!
  3. There is a backpack.
Cevabı göster

There it is!

You're busted. Kelime

2:17

Yakalandın.

Kelime

You're busted: birine yakalandığını söylemek

“You're busted”, birine yaptığı yanlış veya gizli bir şeyin ortaya çıktığını söylemenin gündelik bir yoludur: “yakalandın”. Bu sahnede konuşan kişi, lastiği alan kişiyle yüzleşir. Özne bir insan olduğunda “busted” burada yakalanmış veya açığa çıkmış anlamına gelir; kişinin fiziksel olarak bozulduğu anlamına gelmez. Bu ifade, keşfi doğrudan o kişiye bildirir.

Alıştırma

Bir çocuk gizlice kurabiye alıyor ve bir arkadaşı bunu görüyor. “You're busted!” burada ne anlama gelir?

  1. Yorgun görünüyorsun.
  2. Gizli davranışın ortaya çıktı.
  3. Oyuncağın onarıldı.
Cevabı göster

Gizli davranışın ortaya çıktı.

Who took the shining tire made of gold?

2:25

Altından yapılmış parlayan lastiği kim aldı?

Who took the shining tire made of gold?

2:28

Altından yapılmış parlayan lastiği kim aldı?

Are there clues?

2:31

İpuçları var mı?

The license plate. Kelime

2:32

Plaka.

Kelime

license plate: aracın üzerindeki numaralı plaka

License plate, bir aracı tanımlamak için araca takılan ve üzerinde sayı ya da harf bulunan plakadır. License plate ifadesini kalıplaşmış tek bir isim öbeği olarak düşünün; plate burada “tabak” anlamına gelmez. Bu cümlede kısa isim öbeği, aracı tanımlamaya yarayan bir ipucunu gösterir. Bu ifade Amerikan İngilizcesinde trafik, park ve polisle ilgili bağlamlarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi, araca takılan numaralı levhayı belirten iki sözcüklük Amerikan İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: The officer photographed the car's ____.

Cevabı göster

license plate

Anything else?

2:34

Başka bir şey var mı?

We can use the matching system. Kalıp ifadeler

2:35

Eşleştirme sistemini kullanabiliriz.

Kalıp ifadeler

use the matching system: use + system ile sistemi karşılaştırma aracı olarak kullanmak

Use the matching system, o sistemi bilgileri karşılaştırmak ve bir eşleşme bulmak için araç olarak kullanmak demektir. Burada use bir fiildir ve hemen ardından nesnesi olan the matching system gelir; aralarında edat gerekmez. Matching sistemin görevini açıklar: sistem verileri, görüntüleri veya diğer ipuçlarını karşılaştırır. Sistemin başka bir şeyle görünüş bakımından uyumlu olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir sistemin iki fotoğrafı karşılaştırmak için araç olarak kullanıldığını doğal biçimde anlatır?

  1. We can test the matching system.
  2. We can use the matching system.
  3. We can replace the matching system.
Cevabı göster

We can use the matching system.

We got you. Ton ve niyet

2:38

Seni yakaladık.

Ton ve niyet

We got you. ifadesinin “Seni yakaladık” anlamı

Bu kovalamaca sahnesinde We got you. “Seni yakaladık” veya “Artık kaçamazsın” anlamına gelir. Burada got, kişinin başarıyla yakalandığını veya hedef olarak belirlendiğini anlatır; sahiplik bildirmez. Anlamı bağlam belirler. Got you bir kovalamaca ya da oyunda yakalamayı anlatabilir; başka durumlarda ise anlama veya destek anlamına gelebilir.

Alıştırma

Bir yakalamaca oyununda Maya’nın takımı Leo’nun çevresini sarar ve Maya, “We got you.” der. Ne demek istiyor?

  1. Takımımız açıklamanı anladı.
  2. Takımımız seni yakaladı.
  3. Takımımız sana sahip.
Cevabı göster

Takımımız seni yakaladı.

Who took the shining tire made of gold?

2:39

Altından yapılmış parlayan lastiği kim aldı?

Who took the shining tire made of gold?

2:43

Altından yapılmış parlayan lastiği kim aldı?

Stop there. Ton ve niyet

2:45

Orada dur.

Ton ve niyet

Stop there. ile birini bulunduğu yerde durdurmak

Stop there. dinleyene bulunduğu noktada hareket etmeyi bırakmasını söyleyen doğrudan bir emirdir. There, dinleyenin o anki konumunu veya henüz ulaştığı yeri gösterir; uzaktaki bir yeri belirtmek zorunda değildir. Yalnızca Stop. demekle karşılaştırıldığında there bir konum sınırı koyar: şimdi dur ve o noktayı geçme.

Alıştırma

Birine bulunduğu noktadan daha ileri gitmemesini söyleyen iki sözcüklük tam emri tamamlayın: Stop ____.

Cevabı göster

there

You won't get away with this. Öbek fiiller

2:47

Bunun yanına kar kalmasına izin vermeyeceğiz.

Öbek fiiller

get away with this: sonuçlardan kurtulmak

get away with this ifadesinde get away with, yanlış bir şey yapıp yakalanmamak veya ceza görmemek demektir. this, az önce söz edilen kötü davranışı gösterir. Kalıp get away with + eylem ya da yanlış davranış biçimindedir. Burada “bunu yanında götürüp uzaklaşmak” anlamına gelmez; cümle, kişinin sonuçlarla yüzleşeceğine dair güçlü bir uyarıdır.

Alıştırma

“Kopya çekmenin sonuçlarından kurtulmak” anlamındaki ifadeyle uyarıyı tamamlayın: You won't ____ cheating on the test.

Cevabı göster

get away with

Stop there.

2:49

Orada dur.

Where did the thief go?

2:50

Hırsız nereye gitti?

Oh, you are under arrest. Kültür

2:59

Oh, tutuklusun.

Kültür

under arrest: resmî olarak gözaltında olma durumu

Under arrest, birinin resmî olarak gözaltına alındığını ve polis gözetiminde olduğunu belirten sabit bir polis ve hukuk ifadesidir. Be under arrest yapısında under, bir şeyin fiziksel olarak altında olmayı değil, bir durumu belirtir. Yaygın yapı be + under arrest biçimindedir; örneğin You are under arrest.

Alıştırma

Standart polis ifadesini tamamlayın: You are ____.

Cevabı göster

under arrest

Wow, the Golden Tire is back. Kelime

3:06

Wow, Altın Lastik geri döndü.

Kelime

is back: geri döndü veya yeniden kullanılabilir

be back yapısında back, geri dönülmüş veya yeniden işler duruma gelmiş bir hâli anlatır. Burada Altın Lastik bulunmuştur ve yeniden yerindedir. be + back kalıbı, geri dönen bir kişiyi veya nesneyi ya da yeniden kullanılabilir hâle gelen bir program veya hizmeti anlatabilir. Bu cümlede back, vücut bölümü olan “sırt” anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

Hangi cümle kayıp kitabın geri geldiğini söylüyor?

  1. The missing book is back.
  2. The missing book is at the back.
  3. The missing book has a back.
Cevabı göster

The missing book is back.

Thank you so much.

3:09

Çok teşekkür ederim.

You're welcome.

3:11

Rica ederim.

I was just doing my job. Ton ve niyet

3:13

Ben sadece işimi yapıyordum.

Ton ve niyet

I was just doing my job: teşekküre alçakgönüllü bir yanıt

I was just doing my job, teşekkür veya övgüye verilen alçakgönüllü bir yanıttır. Konuşan kişi teşekkürü kabul eder ama yaptığı şeyi özel bir iyilik değil, normal görevi olarak sunar. Burada just, “kısa bir süre önce” anlamında değil, “yalnızca” veya “sadece” anlamındadır. Was doing, konuşanın kendisine teşekkür edilen eyleme dönüp bakmasını sağlar.

Alıştırma

Bir itfaiyeciye kurtarma çalışması için teşekkür ediliyor. I was just doing my job ne anlatır?

  1. Konuşan kişi, işin kısa bir süre önce başladığını söylüyor.
  2. Konuşan kişi, bu işi istemediğini söylüyor.
  3. Konuşan kişi, kurtarmanın işinin bir parçası olduğunu alçakgönüllülükle söylüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi, kurtarmanın işinin bir parçası olduğunu alçakgönüllülükle söylüyor.

Stay safe on the road. Kalıp ifadeler

3:21

Yolda güvende kalın.

Kalıp ifadeler

Stay safe on the road.: yolculuk için güvenlik dileği

Stay safe on the road, biri ayrılırken veya yolculuğa çıkarken sıkça söylenen sıcak bir güvenlik dileğidir. “Yolculuk boyunca güvende kal” anlamına gelir. Genellikle acil bir emirden çok, önemseyen bir veda sözü gibi duyulur. stay + sıfat kalıbı “o durumda kalmaya devam etmek” anlamındadır; dolayısıyla stay safe, “güvende kal” demektir. Buradaki on the road, yalnızca bir yolun yüzeyinde durmayı değil, karayolunda seyahat edilen süreyi anlatır.

Alıştırma

Karayolu yolculuğu için kullanılan bu kalıplaşmış güvenlik dileğini tamamla: Stay safe ____.

Cevabı göster

on the road

Hello.

3:30

Merhaba.

Hi, Roger.

3:31

Selam, Roger.

Hmm.

3:33

Hmm.

Hello, Mail Truck.

3:34

Merhaba, Posta Kamyonu.

How are you doing? Ton ve niyet

3:35

Nasılsın?

Ton ve niyet

Selamlaşma olarak How are you doing?

How are you doing?, birinin genel olarak nasıl olduğunu veya hayatının nasıl gittiğini soran yaygın bir gündelik selamlaşmadır. Bu kullanımda doing, kişinin o anda hangi eylemi yaptığını sormaz. Kısa bir sosyal selamlaşma olarak kullanılabilir; bu nedenle “I'm good, thanks” gibi kısa bir yanıt doğaldır. İlgili bir tonla söylendiğinde veya uzun süre görüşmedikten sonra, daha ayrıntılı bir durum güncellemesi de isteyebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşın selamlaşırken “How are you doing?” diyor. Genellikle neyi öğrenmek istiyor?

  1. Kişinin kendini nasıl hissettiğini veya hayatının nasıl gittiğini.
  2. Kişinin bir işi nasıl yapacağını bilip bilmediğini.
  3. Kişinin şu anda hangi eylemi yaptığını.
Cevabı göster

Kişinin kendini nasıl hissettiğini veya hayatının nasıl gittiğini.

Good.

3:37

İyiyim.

There's a box on the ground. Kalıp ifadeler

3:38

Yerde bir kutu var.

Kalıp ifadeler

on the ground: yerin yüzeyindeki konum

On the ground yer bildiren bir ifadedir. On, kutunun yerin yüzeyinde durduğunu veya bu yüzeye değdiğini gösterir; dolayısıyla ifadenin tamamı kutunun nerede olduğunu anlatır. Burada ground, insanların üzerinde yürüdüğü yüzey anlamındadır. Grounds for a decision gibi ifadelerde görülebilen “gerekçe” anlamında değildir.

Alıştırma

Topun yerin yüzeyinde durduğunu belirten yer ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The ball is ____.

Cevabı göster

on the ground

Oh, there it was. Ton ve niyet

3:40

Oh, işte oradaymış.

Ton ve niyet

there it was: geçmişteki bir bulma anı

There it was bir şeyi bulduğunuzda kullanılan bir ifadedir: there yeri gösterir, it aranan ve daha önce bilinen şeyi belirtir, was ise bulma anını geçmişteki bir bakış açısından sunar. Bu cümlede konuşan kişi kayıp şeyi yeni görmüştür. Geçmiş biçim olan was, o şeyin artık var olmadığı anlamına gelmez. Yalnızca görme veya bulma anını geçmişte anlatılan bir olayın içine yerleştirir.

Alıştırma

Kayıp tek bir anahtarın bulunduğu geçmiş anı hangi cümle doğal biçimde anlatır?

  1. I check my coat pocket, and there it is.
  2. I checked my coat pocket, and there it was.
  3. I checked my coat pocket, and there they were.
Cevabı göster

I checked my coat pocket, and there it was.

Thanks, Roger.

3:42

Teşekkürler, Roger.

You're welcome.

3:43

Rica ederim.

Oh, it's School Bus.

3:46

Oh, bu Okul Otobüsü.

Hi, School Bus.

3:49

Selam, Okul Otobüsü.

Long time no see. Deyimler

3:50

Görüşmeyeli uzun zaman oldu.

Deyimler

Long time no see: uzun bir aradan sonraki kalıplaşmış selamlaşma

Long time no see, birini uzun zamandır görmediğiniz anlamına gelen kalıplaşmış ve samimi bir selamlaşmadır. Birini uzun bir aradan sonra yeniden gördüğünüzde veya onunla tekrar iletişim kurduğunuzda kullanılır. Bu ifadenin sözcük dizilişi başka İngilizce cümleler kurmak için bir model değildir. İfadenin tamamını tek bir kalıp olarak öğrenip kullanın.

Alıştırma

Bir yıl sonra bir arkadaşınızla karşılaşıyorsunuz. Bu dersteki kalıplaşmış selamlaşmayı tamamlayın: ____! How have you been?

Cevabı göster

Long time no see

Hi, Roger.

3:52

Selam, Roger.

How are you?

3:53

Nasılsın?

I'm doing well.

3:55

Ben çok iyiyim.

But is something wrong? Ton ve niyet

3:56

Ama bir sorun mu var?

Ton ve niyet

Is something wrong?: bir sorun olup olmadığını nazikçe kontrol etmek

Is something wrong? endişeli bir ses, üzgün bir yüz veya alışılmadık bir sessizlik gibi bir ipucu fark ettiğinizde bir sorun olup olmadığını sorar. Evet ya da hayır sorusu olduğu için aslında hiçbir sorun olmaması ihtimalini açık bırakır. Buradaki wrong, bir şeyin yolunda olmadığı veya kaygı verdiği anlamına gelir. Karşıdaki kişinin ahlaki ya da bilgiyle ilgili bir hata yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız aniden endişeli görünüyor, ancak bir sorun olup olmadığını bilmiyorsunuz. En nazik kontrol sorusu hangisidir?

  1. What happened?
  2. Is something wrong?
  3. You are wrong, aren't you?
Cevabı göster

Is something wrong?

Well, you know, Ton ve niyet

3:59

Şey, bilirsin,

Ton ve niyet

Konuşmaya yumuşak bir giriş yapan Well, you know,

Bir konuşma sırasının başında Well, you know, konuşmaya yumuşak giriş sağlayan bir dolgu ifadesidir. Well konuşmacıya başlamak için kısa bir süre verir; you know ise asıl noktadan önce genel olarak ortak bir anlayışa seslenir. Burada bir kaygının daha yumuşak biçimde dile getirilmesini sağlar. Dinleyicinin bütün bilgileri zaten bildiği anlamına gelmez ve mutlaka gerçek bir soru değildir.

Alıştırma

Konuşmacının sözünün başındaki Well, you know, esas olarak ne yapar?

  1. Dinleyicinin her ayrıntıyı zaten bilip bilmediğini sorar.
  2. Konuşmacının sohbeti bitirdiğini gösterir.
  3. Başlangıcı yumuşatır ve konuşmacıya asıl noktayı sunmak için zaman verir.
Cevabı göster

Başlangıcı yumuşatır ve konuşmacıya asıl noktayı sunmak için zaman verir.

kids these days don't seem to follow traffic rules. Notlar

4:00

bugünlerde çocuklar trafik kurallarına pek uymuyor gibi.

Kelime

kids these days: günümüz çocukları hakkında genel bir yorum

kids these days, günümüzdeki veya bugünkü kuşaktaki çocuklar anlamına gelir. Burada these days belirli takvim günlerini değil, genel olarak günümüzde anlamını taşır. Bu ifade, günümüz çocuklarının davranışları hakkında genelleme yaparken sık kullanılır. Ses tonuna göre hafif eleştiri, kaygı veya şaşkınlık taşıyabilir ve geçmişle bir karşılaştırmayı ima edebilir.

Alıştırma

Hangi durum kids these days ifadesine en uygun örnektir?

  1. Konuşmacı birkaç belirli günde ziyarete gelen çocuklardan söz eder.
  2. Konuşmacı yalnızca yakında duran çocukları gösterir.
  3. Konuşmacı günümüz çocukları hakkında, çoğu zaman hafif kaygı veya eleştiri içeren genel bir yorum yapar.
Cevabı göster

Konuşmacı günümüz çocukları hakkında, çoğu zaman hafif kaygı veya eleştiri içeren genel bir yorum yapar.

Dilbilgisi

don't seem to follow: daha temkinli bir gözlem

don't seem to follow, konuşanın gördüklerine dayanarak çocukların kurallara uymadığı izlenimini verir. Burada follow, “uymak” veya “bir şeye göre hareket etmek” anlamındadır. Yapı don't seem to + fiilin yalın hâlidir: don't seem to follow. Seem to, ifadeyi don't follow'a göre daha az kesin ve daha az doğrudan yapar; böylece kesin bir suçlamadan çok bir gözlem sunar.

Alıştırma

Temkinli gözlemi don't seem to + yalın fiil kullanarak tamamlayın: After two explanations, they ____ understand the instructions.

Cevabı göster

don't seem to

Like the last time they almost got hurt. Notlar

4:04

Tıpkı geçen sefer neredeyse yaralanacakları zamanki gibi.

Anlatım akışı

Like the last time: destekleyici bir geçmiş örnek sunmak

Like the last time, az önce söylenen düşünceye örnek olarak geçmişteki bir olayı sunar. Burada “örneğin, geçen sefer olanlar” anlamındadır ve çocukların neredeyse yaralanmış olması konuşanın kaygısına gerekçe sağlar. Buradaki like, örnek sunmak için kullanılan bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Bu altyazı satırı, anlamını önceki cümleden alan bir konuşma parçasıdır. Konuşanlar genel bir ifadeden sonra somut bir örnek eklemek için sık sık böyle kısa parçalar kullanır.

Alıştırma

Hangi cümlede like the last time, güncel bir uyarıyı destekleyen geçmiş bir örnek eklemek için kullanılmıştır?

  1. I like the last time slot because the pool is quiet.
  2. The river can rise quickly, like the last time the bridge flooded.
  3. The last time felt like a warning about the river.
Cevabı göster

The river can rise quickly, like the last time the bridge flooded.

Dilbilgisi

almost got hurt: yaralanmadan atlatılan tehlike

Almost got hurt, birinin yaralanmaya çok yaklaştığını ama yaralanmadığını anlatır. Got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir; get hurt ise “yaralanmak” demenin yaygın bir yoludur. almost + got + geçmiş zaman ortacı yapısı, geçmişte bir sonucun gerçekleşmeye çok yaklaştığını ancak gerçekleşmediğini anlatır. Burada hurt, gerçekleşmesi olası sonuçtur.

Alıştırma

Cümleyi “yaralanmaya çok yaklaştı ama yaralanmadı” anlamındaki üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: A bike passed very close to Ben, and he ____.

Cevabı göster

almost got hurt

Let me help you. Ton ve niyet

4:08

Sana yardım etmeme izin ver.

Ton ve niyet

Let me help you: yardım teklif etmek

Let me help you. yardım teklif etmenin ve bir işi gönüllü olarak üstlenmenin samimi bir yoludur. Let me + fiilin yalın hâli yapısında eylemi yapacak kişi me olduğundan, konuşan kişi “Sana yardım edeceğim” demektedir. Bu kullanımda let me esas olarak resmî bir izin istemez. Konuşanın teklifini nazikçe bildirir ve diğer kişiye kabul etme ya da reddetme fırsatı verir.

Alıştırma

Arkadaşınız bir kutuyu kaldırmakta zorlanıyor. Hangi cümle doğal biçimde yardım teklif eder?

  1. I help you.
  2. Can you help me?
  3. Let me help you.
Cevabı göster

Let me help you.

Huh?

4:12

Hı?

Wait, be careful. Ton ve niyet

4:13

Bekleyin, dikkatli olun.

Ton ve niyet

Be careful: anlık bir uyarı

Be careful, birine tehlike olabileceği için dikkat etmesini söyleyen emir yapısıdır. Özne olan you söylenmez, ancak anlamda vardır. Burada genellikle temkinli olan birini tanımlamaz; anlık bir uyarı görevi görür. Wait önce hareketi durdurmaya çalışır, be careful ise kişiye riskten kaçınmasını söyler.

Alıştırma

Be careful! hangi durumda anlık bir uyarı olarak en doğal şekilde kullanılır?

  1. Birisi genellikle düşünceli ve temkinli.
  2. Birisi dün güvenli bir yolculuğu tamamladı.
  3. Birisi sıcak bir tavaya dokunmak üzere.
Cevabı göster

Birisi sıcak bir tavaya dokunmak üzere.

Be safe on the road. Kalıp ifadeler

4:16

Yolda güvende olun.

Kalıp ifadeler

Be safe on the road: doğrudan yol güvenliği tavsiyesi

Be safe, güvenlik tavsiyesi vermek için kullanılan bir emir yapısıdır. On the road, bu tavsiyeyi yürüme, bisiklete binme veya araçla yolculuk etme gibi seyahat ve trafik durumlarıyla sınırlar. Cümle doğrudan bir güvenlik kuralı veya hatırlatması işlevi görür: yolu kullanırken güvende kalmanızı sağlayacak şekilde davranın. İlgi ve özen de ifade edebilir, ancak burada asıl işlevi yol güvenliği konusunda yönlendirmektir.

Alıştırma

Yol güvenliği hatırlatmasını doğru edatla tamamlayın: Be safe ____ the road.

Cevabı göster

on

Boom, boom, boom, boom.

4:18

Güm, güm, güm, güm.

Be safe on the road.

4:20

Yolda güvende olun.

Boom, boom, boom, boom.

4:22

Güm, güm, güm, güm.

Remember this, Anlatım akışı

4:23

Bunu unutmayın,

safety first.

4:25

önce güvenlik.

Anlatım akışı

Remember this, safety first: hatırlatmanın ardından gelen kural

Remember this, dinleyene ardından gelecek söze özellikle dikkat etmesini söyler. Safety first ise temel kuralı çok kısa bir sloganla verir. Böylece mesaj önce dikkat çeker, ardından ana fikri sunar. Safety first, güvenliğin en önemli öncelik olması gerektiği anlamına gelir. Sloganlarda özne ve fiil sık sık kullanılmaz; bu nedenle bu kısa biçim doğaldır ve eksik bırakılmış hatalı bir cümle değildir.

Alıştırma

Öğretmenin hatırlatmasındaki kalıplaşmış güvenlik sloganını tamamlayın: Remember this: ____.

Cevabı göster

safety first

Then we'll be safe. Anlatım akışı

4:27

O zaman güvende oluruz.

Anlatım akışı

Then we'll be safe: Then bir eylemi sonucuna bağlar

Then, daha önce söylenen güvenlik kuralını beklenen sonucuna bağlar. Burada yalnızca zaman sırasındaki “ondan sonra” anlamında değil, “bunu yaparsak bunun sonucunda” anlamında kullanılır. We'll, we will ifadesinin kısaltmasıdır. Then we'll be safe bütünü, önceki kurala uyulduktan sonra beklenen güvenlik sonucunu anlatır.

Alıştırma

“Put the food in the fridge. Then it'll stay fresh.” cümlelerinde Then nasıl bir ilişki gösterir?

  1. Yiyeceği buzdolabına koymak, taze kalması sonucunu doğurur.
  2. İki cümle birbiriyle ilişkili değildir.
  3. Then farklı bir konuşmacıyı tanıtır.
Cevabı göster

Yiyeceği buzdolabına koymak, taze kalması sonucunu doğurur.

Let's cross the road. Kalıp ifadeler

4:30

Hadi karşıdan karşıya geçelim.

Kalıp ifadeler

Let's cross the road: cross the road “yolun karşısına geçmek” demektir

Cross the road, bir yolun bir tarafından diğer tarafına geçmeyi anlatan doğal fiil öbeğidir. Burada cross bir fiildir; çarpı ya da haç biçimini anlatan isim değildir. Let's eklendiğinde tüm cümle, konuşan kişiyle diğerlerinin bunu birlikte yapmasını önerir.

Alıştırma

Derste öğrendiğin trafik ifadesini tamamla: Let's ____ the road.

Cevabı göster

cross

Nobody's here.

4:32

Burada kimse yok.

Yes, yes.

4:33

Evet, evet.

Oh, stop.

4:34

Oh, dur.

No, no.

4:36

Hayır, hayır.

Crossing at a red light. Kültür

4:38

Kırmızı ışıkta geçmek.

Kültür

Crossing at a red light: trafikte at a red light

Trafik bağlamında Crossing at a red light, trafik ışığı kırmızıyken karşıya geçmek demektir. Burada at, eylemi kırmızı sinyalin geçerli olduğu zamana ya da duruma bağlar; kırmızı renkli bir lambanın yanında bulunmak anlamına gelmez. Kırmızı trafik ışığı durmak gerektiğini belirtir. Bu trafik güvenliği bağlamında ışık kırmızıyken karşıya geçmek tehlikelidir.

Alıştırma

Bu trafik güvenliği bağlamında Crossing at a red light ne anlama gelir?

  1. Karşıya geçmeden önce kırmızı bir ışık yakmak.
  2. Tesadüfen kırmızı olan bir lambanın yanında yürümek.
  3. Trafik ışığı kırmızıyken karşıya geçmek.
Cevabı göster

Trafik ışığı kırmızıyken karşıya geçmek.

Uh-oh, uh-oh.

4:40

Uh-oh, uh-oh.

Running on a crosswalk. Kalıp ifadeler

4:41

Yaya geçidinde koşmak.

Kalıp ifadeler

Running on a crosswalk: crosswalk ve on a crosswalk

Crosswalk, insanların yürüyerek karşıya geçmesi için yol üzerinde işaretlenmiş bölümü anlatan Amerikan İngilizcesi sözcüğüdür. Tek bir birleşik isimdir; yürürken çapraz geçme fikrini anlatmaz. “Running on a crosswalk.” resim açıklamasına benzeyen kısa bir ifadedir: running eylemi, on a crosswalk ise bu eylemin işaretli yol alanındaki yerini belirtir. Bu güvenlik bağlamında, orada koşmanın tehlikeli olduğu anlatılır.

Alıştırma

Açıklamayı, işaretli yaya geçidi anlamına gelen trafik sözcüğüyle tamamlayın: Running on a ____.

Cevabı göster

crosswalk

Uh-oh, uh-oh.

4:43

Uh-oh, uh-oh.

Red. Kültür

4:45

Kırmızı.

Stop.

4:46

Dur.

Green.

4:46

Yeşil.

Go.

4:46

Geç.

Kültür

Red. Stop. Green. Go.: trafik ışığı rengi ve eylem eşleştirmeleri

Bu trafik güvenliği sloganında Red ve Green, kırmızı ve yeşil trafik ışıklarını kısaca belirtir. Red, Stop ile; Green ise Go ile eşleşir. Tek sözcüklük dört bölüm, kuralı iki hızlı renk-eylem eşleşmesi olarak düzenler. Kesik ritim, yönergelerin kolayca tanınmasını ve hatırlanmasını sağlar; bunlar birbiriyle ilgisiz renk ve fiillerin listesi değildir.

Alıştırma

Trafik ışığı kuralını tamamlayın: Red means ____. Green means ____.

Cevabı göster

stop · go

Be careful.

4:47

Dikkatli olun.

Left, right, left. Kültür

4:48

Sol, sağ, sol.

Kültür

Left, right, left: karşıya geçmeden önce güvenlik kontrolü

Burada Left, right, left, yayaların güvenliği için kullanılan kısa bir yönergedir. Çocuğa karşıdan karşıya geçmeden önce soldan gelen araçlara, sonra sağa ve ardından yeniden sola bakmasını söyler; yalnızca yön bildiren sözcüklerin sıralanması değildir. Bu sıra, yapılacakları hatırlamaya yardımcı olur. Başka durumlara da aktarılabilecek temel fikir, karşıya geçmeden önce durmak ve araçların gelebileceği her yönü kontrol etmektir.

Alıştırma

Bir yaya güvenliği dersinde Left, right, left sana ne yapmanı söyler?

  1. Yön bildiren üç sözcüğü olabildiğince hızlı söylemek.
  2. Yürürken önce sola, sonra sağa, ardından yeniden sola dönmek.
  3. Karşıya geçmeden önce iki yöndeki trafiği kontrol etmek.
Cevabı göster

Karşıya geçmeden önce iki yöndeki trafiği kontrol etmek.

Ready, we are all ready. Kelime

4:50

Hazır, hepimiz hazırız.

Kelime

all ready: herkesin hazır olduğunu belirten iki sözcük

All ready iki sözcükten oluşan bir ifadedir. we are all ready içinde all, we kapsamındaki herkes anlamına gelir; ready ise “hazır” anlamındaki bir sıfattır. Bu iki sözcük birlikte herkesin hazır olduğunu söyler.

Alıştırma

İngilizce cümleyi all ve “hazır” anlamındaki sıfatla tamamla: We are ____ to begin.

Cevabı göster

all ready

Let's always be safe.

4:52

Her zaman güvende olalım.

Be safe on the road.

5:00

Yolda güvende olun.

Boom, boom, boom, boom.

5:02

Güm, güm, güm, güm.

Be safe on the road.

5:03

Yolda güvende olun.

Boom, boom, boom, boom.

5:05

Güm, güm, güm, güm.

Remember this,

5:07

Bunu unutmayın,

safety first.

5:09

önce güvenlik.

Then we'll be safe.

5:10

O zaman güvende oluruz.

Do you all have your seat belts on? Kalıp ifadeler

5:14

Hepinizin emniyet kemeri takılı mı?

Kalıp ifadeler

have your seat belts on: emniyet kemerlerinin takılı olduğunu kontrol etmek

Bu soruda have your seat belts on, herkesin emniyet kemerinin zaten bağlanmış ve takılı olduğu anlamına gelir. On, bir şeyin şu anda giyilmiş veya takılmış durumda olduğunu anlatır; kemerlerin bir yüzeyin üzerinde durduğu anlamına gelmez. have + item + on kalıbı, bir giysinin veya güvenlik ekipmanının o anda takılı olup olmadığını kontrol etmek için kullanılabilir. Buradaki Do you all...? yola çıkmadan önce tüm gruba yöneltilen bir güvenlik kontrolüdür.

Alıştırma

have + item + on kalıbını kullanarak güvenlik kontrolünü tamamlayın: Before we ride, do you have your helmet ____?

Cevabı göster

on

Yes, yes.

5:16

Evet, evet.

Yes, yes.

5:20

Evet, evet.

All right.

5:21

Pekala.

Let's go.

5:21

Hadi gidelim.

Unbuckling the seat belt. Kelime

5:23

Emniyet kemerini çözmek.

Kelime

Unbuckling the seat belt: un- eylemi tersine çevirir

Burada unbuckling the seat belt, kemerin tokasını açarak artık bağlı olmamasını sağlamak anlamına gelir. Buckle, tokayla bağlamak anlamında kullanılan bir fiildir ve un- ön eki bu eylemi tersine çevirir. -ing biçimi burada eylemi adlandırır veya tanımlar. Kısa bir başlık ya da liste maddesi olarak Unbuckling the seat belt. tam bir cümle olmasa da doğal biçimde kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi unbuckling sözcüğünün yalın fiil biçimiyle tamamlayın: After the car has stopped, you may ____ your seat belt.

Cevabı göster

unbuckle

Uh-oh, uh-oh.

5:25

Uh-oh, uh-oh.

Sticking your hand out. Öbek fiiller

5:27

Elini dışarı çıkarmak.

Öbek fiiller

Sticking your hand out: ayrılabilen stick ... out yapısı

Burada stick your hand out, “elini dışarı uzatmak” anlamına gelir. Bu bağlamda stick, “yapıştırmak” anlamında değildir. Stick ... out burada ayrılabilen bir öbek fiildir: your hand nesnesi stick ile out arasına gelir. Sticking your hand out, -ing biçimidir; bu yüzden emir vermek yerine eylemin kendisini adlandırır.

Alıştırma

Elin pencerenin dışına çıktığını belirten parçacıkla güvenlik uyarısını tamamlayın: Don't stick your hand ____ of the window.

Cevabı göster

out

Oh, don't do that. Ton ve niyet

5:28

Oh, bunu yapmayın.

Ton ve niyet

don't do that: hemen durduran olumsuz emir

Don't do that, bir eylemi hemen durdurmak için kullanılan olumsuz bir emirdir. Do, eylemi yapmak anlamına gelir; that ise diğer kişinin az önce yaptığı, yapmakta olduğu veya yapmak üzere olduğu belirli eylemi gösterir. That duruma bağlı olduğu için cümle yasaklanan eylemin adını söylemez. Herkes söz konusu eylemi görebildiğinde veya hangi eylemin kastedildiğini bildiğinde anlaşılır.

Alıştırma

Bir çocuk sıcak bir tavaya elini uzatıyor. Don't do that. hemen uyarmak için uygun mudur?

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun

Watch your head. Kelime

5:30

Kafanıza dikkat edin.

Kelime

“Watch your head”: güvenlik uyarısı olarak watch

“Watch your head” ifadesinde watch, “bakmak” değil, “dikkat etmek” anlamındadır. Cümle, alçak bir kapı, baş üstündeki bir kiriş veya alçak bir tavan yakınında kişinin başını çarpabileceğini bildirir. “Watch your + isim” kalıbı kısa bir güvenlik uyarısıdır. your’dan sonraki kelime neye dikkat edilmesi gerektiğini gösterir; “Watch your fingers” ve “Watch your step” buna örnektir.

Alıştırma

“Başını çarpmamaya dikkat et” anlamındaki tam güvenlik ifadesiyle uyarıyı tamamlayın: ____! The doorway is low.

Cevabı göster

Watch your head

Watch your hands.

5:31

Ellerinize dikkat edin.

Be careful.

5:32

Dikkatli olun.

Seat belt.

5:34

Emniyet kemeri.

Safety.

5:35

Güvenlik.

Ready, we are all ready.

5:35

Hazır, hepimiz hazırız.

Let's always be safe.

5:37

Her zaman güvende olalım.

Oh.

5:44

Oh.

Be safe on the road.

5:45

Yolda güvende olun.

Boom, boom, boom, boom.

5:47

Güm, güm, güm, güm.

Be safe on the road.

5:49

Yolda güvende olun.

Boom, boom, boom, boom.

5:51

Güm, güm, güm, güm.

Remember this,

5:52

Bunu unutmayın,

safety first.

5:54

önce güvenlik.

Then we'll be safe.

5:56

O zaman güvende oluruz.

Be safe on the road.

5:59

Yolda güvende olun.

Boom, boom, boom, boom.

6:01

Güm, güm, güm, güm.

Be safe on the road.

6:02

Yolda güvende olun.

Boom, boom, boom, boom.

6:04

Güm, güm, güm, güm.

Remember this,

6:05

Bunu unutmayın,

safety first.

6:07

önce güvenlik.

Then we'll be safe.

6:09

O zaman güvende oluruz.

Hmm.

6:13

Hmm.

Safety.

6:15

Güvenlik.

Safety.

6:18

Güvenlik.

Safety.

6:22

Güvenlik.

Safety.

6:25

Güvenlik.

Now, we are safe. Anlatım akışı

6:27

Artık güvendeyiz.

Anlatım akışı

“Now, we are safe”: now sonuçta ulaşılan durumu gösterir

Burada now, bir durumun ne zaman geçerli olduğunu söylemekten fazlasını yapar. Cümleyi önceki güvenlik adımlarına bağlar ve güvende olmayı yeni sonuç olarak sunar. Eylemlerden veya bir değişiklikten sonra “Now, ...”, ulaşılan durumu gösterebilir. Dinleyicinin sonucu anlamasına yardımcı olur ve sıralamayı tamamlar.

Alıştırma

Bir dizi güvenlik adımının sonunda “Now, we are safe” cümlesindeki Now temel olarak ne yapar?

  1. Güvende olmayı önceki adımlardan sonra ulaşılan sonuç olarak sunar.
  2. Önceki adımlarla ilgisiz yeni bir tehlike sunar.
  3. Saatin tam olarak kaç olduğunu söyler.
Cevabı göster

Güvende olmayı önceki adımlardan sonra ulaşılan sonuç olarak sunar.

Ready.

6:31

Hazır.

Roger.

6:33

Roger.

Forrest.

6:35

Forrest.

Cloudia.

6:36

Cloudia.

Pinkfong Super Rescue Team.

6:40

Pinkfong Süper Kurtarma Ekibi.

Are you ready?

6:47

Hazır mısın?

Yes, I'm ready.

6:49

Evet, hazırım.

Roger.

6:51

Roger.

Click the subscribe button.

6:55

Abone ol butonuna tıklayın.

Complete.

6:56

Tamamlandı.