İnme sırasında ne olur? - Vaibhav Goswami: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
682 kelime 157 kel/dk

Video özeti: Bu video, inmenin beyne oksijen taşınmasını nasıl kestiğini, doktorların tıkanan damarları nasıl tedavi ettiğini ve FAST testinin acil uyarı işaretlerini fark etmeye nasıl yardımcı olduğunu açıklar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. deprive brain cells of oxygen — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: deprive X of Y kalıbının, birinden ya da bir şeyden hayati bir unsurun alınmasını anlatan resmi bir yapı olduğunu; özellikle tıbbi ve toplumsal sorun açıklamalarında kullanıldığını anlayabilirsin. 2. brings blood flow to a halt. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: bring something to a halt ifadesinin bir süreci tamamen durdurmayı anlattığını öğrenirsin; trafik, iş akışı, kan dolaşımı veya başka sistemleri açıklarken kullanılabilir. 3. the FAST test, — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: FAST’in sıradan “hızlı” anlamından farklı olarak inme belirtilerini taramak için kullanılan gerçek bir kısaltma olduğunu fark eder, yüz, kollar, konuşma ve zamanla ilgili sağlık uyarılarını izleyebilirsin.

Bu derste

Every 2 seconds someone somewhere in the world experiences a stroke Kalıp ifadeler

0:06

Her 2 saniyede bir, dünyanın bir yerinde birisi inme geçiriyor

Kalıp ifadeler

Every 2 seconds: tekrarlanan sıklığı belirtmek

Every + bir zaman aralığı, bir olayın ne sıklıkla tekrarlandığını belirtir. Burada Every 2 seconds, dünya genelinde yaklaşık her iki saniyelik aralıkta bir inme vakası yaşandığı anlamına gelir. Bir inmenin ne kadar sürdüğünü anlatmaz ve herkesin iki saniyede bir inme geçirdiğini ileri sürmez. Zaman ifadesinin cümlenin başında olması, olaydan önce istatistiksel sıklığı çerçeveler. Çok kısa bir aralık aciliyet hissi yaratır; bu etki haberlerde, kamu bilgilendirme mesajlarında ve konuşma açılışlarında yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi every + zaman aralığıyla tamamlayın ve sayıyı İngilizce sözcükle yazın: A shuttle leaves ____. (10 minutes)

Cevabı göster

every ten minutes

and one out of every six people will have one at some point in their lives. Kalıp ifadeler

0:12

ve her altı kişiden biri hayatının bir noktasında bunu yaşayacak.

Kalıp ifadeler

one out of every six people: istatistiksel oran belirtmek

one out of every six people, nüfus genelindeki bir oranı ifade eder: istatistiklere göre her altı kişilik grupta yaklaşık bir kişinin belirtilen durumu yaşaması beklenir. one sayılan kısmı, every six people ise karşılaştırma grubunu verir. Bu, belirli altı kişilik bir gruba gönderme değil, genel bir orandır. Bu yapıda out of fiziksel hareketi değil, oranı belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp number out of every + number + çoğul sayılabilen isim şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle, bilinen bir grubun tek bir üyesini değil, nüfus genelindeki bir oranı bildirir?

  1. One out of every five customers uses the mobile app.
  2. One of the five customers uses the mobile app.
Cevabı göster

One out of every five customers uses the mobile app.

Kalıp ifadeler

at some point in their lives: yaşam içinde belirsiz bir zaman

At some point, “belirli olmayan bir zamanda” demektir. In their lives, zaman aralığını bu kişilerin tüm yaşamı olarak belirler. Birlikte kullanıldığında ifade, yaş ya da tarih vermeden bir şeyin kişinin yaşamının herhangi bir döneminde olabileceğini anlatır. Buradaki point bir yer değil, zamandaki bir noktadır. İyelik sözcüğünü ve life/lives biçimini kişiye göre değiştirin: in my life, in her life veya in their lives.

Alıştırma

Cümleyi at some point in their lives hedef ifadesinin tamamıyla tamamlayın: Most people need support ____.

Cevabı göster

at some point in their lives

Strokes deprive brain cells of oxygen Kalıp ifadeler

0:17

İnmeler beyin hücrelerini oksijenden mahrum bırakır

Kalıp ifadeler

deprive brain cells of oxygen: deprive X of Y yapısı

Deprive X of Y, “X'in Y'yi kaybetmesine veya Y'den yoksun kalmasına neden olmak” demektir. Bu cümlede X brain cells, Y ise oxygen olduğundan, inmelerin hücrelerin ihtiyaç duyduğu oksijeni almasını engellediği anlatılır. Etkilenen kişi veya şey deprive fiilinden hemen sonra gelir; kaybedilen ya da erişilemeyen şey ise of ile tanıtılır.

Alıştırma

Deprive X sonrasındaki sabit yapıyı doğru edatla tamamlayın: Extended isolation can deprive children ____ social contact.

Cevabı göster

of

and are one of the most common causes of death Dilbilgisi

0:20

ve en yaygın ölüm nedenlerinden biridir

Dilbilgisi

one of the most common causes of death: one of + the + üstünlük derecesi + çoğul isim yapısı

one of the most common causes of death ifadesinde one of, çoğul causes isminin belirttiği gruptan tek bir üyeyi seçer. Bu ifade, söz konusu şeyin en sık görülen ölüm nedenleri arasında olduğunu anlatır; tek neden olduğunu söylemez. Aktarılabilir yapı one of + the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilir isim biçimindedir: one of the best books, one of the biggest problems. İsim, grubu adlandırdığı için çoğuldur; one ise bu grubun tek bir üyesini gösterir.

Alıştırma

Parantez içindeki kelimenin çoğul biçimiyle cümleyi tamamlayın: Lack of sleep is one of the most common ____ of poor concentration. (cause)

Cevabı göster

causes

and a leading cause of preventable disability. Kalıp ifadeler

0:23

ve önlenebilir engelliliğin önde gelen nedenlerindendir.

Kalıp ifadeler

a leading cause of preventable disability: leading başlıca veya üst sıralarda demektir

a leading cause of preventable disability ifadesinde leading, “başlıca” veya “en önemliler arasında” anlamına gelir; “yol gösteren” anlamında değildir. A leading cause, büyük katkısı olan veya üst sıralarda yer alan bir nedendir; mutlaka tek ve birinci sıradaki neden demek değildir. Preventable disability, riski azaltılabilen veya ortaya çıkışı önleme, erken müdahale ya da tedavi yoluyla bazen engellenebilen bir engellilik durumudur. a leading cause of + isim yapısı, bir sorunun veya sonucun önemli bir kaynağını belirtmenin nötr ile resmî arasındaki bir yoludur.

Alıştırma

Bir sağlık raporunda a leading cause ne anlama gelir?

  1. insanlara yol gösteren bir neden
  2. mümkün olan tek neden
  3. başlıca nedenlerden biri
Cevabı göster

başlıca nedenlerden biri

When someone experiences a stroke,

0:26

Birisi inme geçirdiğinde,

quick medical care is critical Kelime

0:29

hızlı tıbbi bakım çok önemlidir

Kelime

“quick medical care is critical” cümlesindeki critical

Bu cümlede critical, “vazgeçilmez” veya “iyi bir sonucun ona bağlı olacağı kadar önemli” anlamındadır. Cümle, hızlı tıbbi müdahalenin daha sonra olacakları büyük ölçüde etkileyebileceğini anlatır. Critical bir eylemi, adımı, kaynağı veya koşulu tanımladığında, genellikle sonuç için gerekli olduğunu belirtir. Bu kullanım tıp, güvenlik, mühendislik ve karar verme hakkındaki resmî anlatımlarda yaygındır; burada “eleştiren” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Quick medical care is critical” cümlesinde critical ne anlama gelir?

  1. Onaylamadığını ifade eden
  2. Sıradan ve isteğe bağlı
  3. Sonuç için vazgeçilmez
Cevabı göster

Sonuç için vazgeçilmez

and can often help avoid permanent brain damage. Kalıp ifadeler

0:31

ve genellikle kalıcı beyin hasarını önlemeye yardımcı olabilir.

Kalıp ifadeler

help avoid permanent brain damage: help + fiilin yalın biçimi ve avoid + isim

Help avoid permanent brain damage, help + fiilin yalın biçimi yapısını kullanır: help avoid. Can’den sonra help de yalın biçimdedir. Help, help to avoid örneğindeki gibi to + fiil ile de kullanılabilir; ancak to’nun çıkarılması yaygın ve doğaldır. Ardından avoid, permanent brain damage isim grubunu alır. Başka cümlelerde avoid causing damage örneğindeki gibi avoid sözcüğünden sonra -ing biçimi de gelebilir; ancak to + fiilin yalın biçimi gelmez.

Alıştırma

Cümleyi iki sözcüklü help + avoid kalıbıyla tamamlayın: A clear checklist can ____ costly mistakes.

Cevabı göster

help avoid

But what causes strokes in the first place Kalıp ifadeler

0:34

Ancak en başta inmelere ne sebep olur

Kalıp ifadeler

in the first place: asıl nedeni sormak

Bu soruda in the first place, dinleyiciyi neden-sonuç zincirinin başına götürür. Konuşmacı felçlerin nerede gerçekleştiğini sormaz; ifade, what causes strokes bölümüne “felçlere en başta ne sebep olur?” anlamını katar. Why veya what causes ile kurulan bir sorunun sonlarına geldiğinde temel nedeni ya da başlangıçtaki varsayımı arama anlamı ekler.

Alıştırma

Hangi cümle bir kararın asıl nedenini soruyor?

  1. This is the first place we visited.
  2. Why did we choose this route in the first place?
  3. At first, we chose this route.
Cevabı göster

Why did we choose this route in the first place?

and what can doctors do to treat them?

0:37

ve doktorlar bunları tedavi etmek için ne yapabilir?

The brain makes up just 2% of your body's mass Öbek fiiller

0:41

Beyin, vücut kütlenizin sadece %2'sini oluşturur

Öbek fiiller

makes up: bütünün bir oranını ifade etmek

Burada makes up, “oluşturur” veya “payına karşılık gelir” anlamındadır. The brain bütündeki parça, your body's mass bütün ve 2% orandır: parça + makes up + oran + of + bütün. Yakındaki yüzde, anlamı seçmek için temel ipucudur. Make up ifadesinin çeşitli anlamları vardır; ancak yüzde, kesir veya bir bütünün payıyla kullanıldığında bileşimi anlatır.

Alıştırma

“Local farms make up 30 percent of our suppliers,” cümlesinde make up ne anlama gelir?

  1. bir anlaşmazlıktan sonra barışmak
  2. gerçek olmayan bir şey uydurmak
  3. bütünün bu oranını oluşturmak
Cevabı göster

bütünün bu oranını oluşturmak

but consumes more than 20% of the oxygen in your blood. Anlatım akışı

0:44

ancak kanınızdaki oksijenin %20'sinden fazlasını tüketir.

Anlatım akışı

but consumes more than 20%: sayısal karşıtlığı vurgulamak

Burada but, %20'nin üzerindeki oranın beyinle ilgili olarak hemen önce verilen çok daha küçük orana kıyasla beklenmedik derecede yüksek olduğunu gösterir. İki oranı basitçe yan yana eklemek yerine aralarında karşıtlık kurar. Bilimsel açıklamalarda but sözcüğünden önce küçük, sonra ise çok daha büyük bir değer vermek şaşırtıcı bir dengesizliğe dikkat çeker. Böylece sonraki değer ana noktayı taşır.

Alıştırma

Örnekte but nasıl bir ilişki kuruyor?

  1. Karşıtlık içermeyen, ilgisiz bir ayrıntı sunar.
  2. Oksijen tüketimi oranının daha önceki küçük orana kıyasla beklenmedik derecede yüksek olduğunu vurgular.
  3. İki yüzdenin eşit olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Oksijen tüketimi oranının daha önceki küçük orana kıyasla beklenmedik derecede yüksek olduğunu vurgular.

That oxygen is carried to the brain through a system of arteries. Dilbilgisi

0:48

Bu oksijen, beyne bir atardamar sistemi aracılığıyla taşınır.

Dilbilgisi

is carried to the brain through a system of arteries: taşıma sürecini anlatan edilgen yapı

Is carried, geniş zamanda edilgen yapıdır: be + geçmiş zaman ortacı. Taşıyanı adlandırmak yerine taşınan şey olan oxygen sözcüğünü dil bilgisel odağa yerleştirir. To the brain varış noktasını, through a system of arteries ise izlenen yolu belirtir. Buradaki carried, bir kişinin eliyle tutup götürmesi değil, vücudun dolaşımı tarafından taşınması anlamına gelir.

Alıştırma

Süreç açıklamasını carry fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Oxygen ____ to the brain through arteries.

Cevabı göster

is carried

Carotid arteries supply the front of the brain Kelime

0:53

Karotis arterleri beynin ön kısmını besler

Kelime

supply the front of the brain: supply sözcüğünün tıbbi anlamı

Karotis arterleri, boyundan beyne doğru kan taşıyan önemli atardamarlardır. Burada supply the front of the brain, beynin ön kısmına kan götürmek anlamına gelir. Nesne, kanı alan bölgeyi belirtir. Anatomide supply, çoğu zaman bir organı veya bölgeyi besleyen kan akışını anlatır. Tıbbi bağlam anlamı açıkça gösteriyorsa with blood söylenmeyebilir.

Alıştırma

Carotid arteries supply the front of the brain cümlesinde supply ne anlama gelir?

  1. Beynin ön kısmına kan götürürler.
  2. Beynin ön kısmından kanı uzaklaştırırlar.
  3. Beyne tıbbi ürün satarlar.
Cevabı göster

Beynin ön kısmına kan götürürler.

and vertebral arteries supply the back. Kelime

0:55

ve vertebral arterler arka kısmını besler.

Kelime

vertebral arteries supply the back: terim ve the back ifadesinin bağlamsal anlamı

Vertebral arteries terimi, boyun omurlarındaki açıklıklardan yukarı çıkan iki vertebral arteri adlandırır. Burada supply the back, beynin arka kısmına kan taşıdıkları anlamına gelir. The back ifadesinin neye gönderme yaptığı önceki the front of the brain ifadesinden anlaşılır. Bu, the back of the brain ifadesinin kısaltılmış hâlidir; bir insanın sırtı anlamına gelmez.

Alıştırma

and vertebral arteries supply the back ifadesinde the back neye gönderme yapar?

  1. beynin arka kısmı
  2. bir atardamarın arka yüzü
  3. bir insanın sırtı
Cevabı göster

beynin arka kısmı

These are connected to each other Kalıp ifadeler

0:58

Bunlar birbirine bağlıdır

Kalıp ifadeler

be connected to each other: karşılıklı bağlantı

These, hemen önce sözü edilen atardamar sistemlerini ifade eder. Çoğul özne + be connected to + each other yapısı, bu sistemleri birbirleriyle bağlantılı olarak gösterir. Each other ilişkinin karşılıklı olduğunu açıkça belirtir: Sistemler, bir sistemden diğerine yönelen tek taraflı bir eylem olarak değil, bağlantılı bir bütünün üyeleri olarak anlatılır.

Alıştırma

‘Karşılıklı olarak bağlantılı’ anlamındaki kalıbı tamamlayın: The two networks are connected ____.

Cevabı göster

to each other

and divide into smaller and smaller vessels Dilbilgisi

1:00

ve giderek daha küçük damarlara ayrılarak

Dilbilgisi

smaller and smaller: devam eden değişimi anlatan tekrarlı karşılaştırma

Smaller and smaller, karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi kalıbını kullanır. Bu yapı devam eden bir eğilimi gösterir: Damarlar yalnızca sabit bir nesneden daha küçük olmakla kalmaz, adım adım küçülür. Divide into yapısından sonraki vessels, dallanma sonucunda oluşan damarları adlandırır. Bu nedenle tüm ifade, giderek küçülen damarlar üreten tek bir dallanma sürecini anlatır; iki ayrı küçük damar grubunu anlatmaz.

Alıştırma

‘Giderek daha küçük’ anlamındaki tekrarlanan karşılaştırma kalıbıyla cümleyi tamamlayın: As the balloon lost air, it became ____.

Cevabı göster

smaller and smaller

that get billions of neurons the oxygen they need. Dilbilgisi

1:03

milyarlarca nörona ihtiyaç duydukları oksijeni ulaştırır.

Dilbilgisi

get billions of neurons the oxygen they need: get + alıcı + sağlanan şey

Burada get, get + alıcı + sağlanan şey şeklindeki çift nesneli yapıda kullanılır. Billions of neurons alıcıdır; the oxygen they need ise sağlanan şeydir. Nöronlar oksijeni etkin biçimde gidip almıyor. Özne, onların oksijeni almasını sağlıyor. Başka bağlamlarda bu yapı, bir kişi veya şey için bir şeyi edinmek, getirmek ya da sağlamak anlamına gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle get fiilini aynı get + alıcı + sağlanan şey yapısında kullanır?

  1. The patient got tired after the test.
  2. The nurse got the patient a warm blanket.
  3. The nurse got to the clinic early.
Cevabı göster

The nurse got the patient a warm blanket.

If the blood flow is interrupted, Dilbilgisi

1:07

Kan akışı kesilirse,

Dilbilgisi

If the blood flow is interrupted: If + geniş zaman edilgen yapı

If olası bir koşulu belirtir; ardından gelen ana cümle ise sonucu verir. Cümleye if yan cümlesiyle başlamak, risk koşulunu önce sunar. is interrupted, geniş zamanın edilgen yapısıdır. Blood flow eylemden etkilenen unsurdur; kesintinin nedeni ise belirtilmez. Burada interrupted, akışın durması veya kesilmesi anlamındadır; konuşan birinin sözünün kesilmesi anlamına gelmez. Bu yapı, nedenden çok etkilenen sürece odaklandığı için bilimsel açıklamalarda ve risk açıklamalarında yaygındır.

Alıştırma

Risk koşulunu interrupt fiilinin geniş zamandaki be edilgen biçimiyle tamamlayın: If the signal ____, the backup system starts automatically.

Cevabı göster

is interrupted

oxygen delivery stops and brain cells die. Anlatım akışı

1:09

oksijen iletimi durur ve beyin hücreleri ölür.

Anlatım akışı

oxygen delivery stops and brain cells die: doğrudan bir sonuç zinciri

Bu cümle and ile iki tam olayı birbirine bağlar: önce oxygen delivery stops, ardından brain cells die. Bu sıralama, and sözcüğünün ilgisiz gerçekleri yalnızca listelemek yerine doğrudan bir sonuç zinciri kurmasını sağlar. Bağlantı açık olduğunda süreç açıklamalarında bu kısa kalıp kullanılabilir: bir olay gerçekleşir ve ardından bir sonraki sonuç ortaya çıkar. Buradaki oxygen delivery, oksijenin hücrelere veya dokulara ulaştırılmasıdır; paket teslimatı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle olay sırasını kullanarak doğrudan bir sonuç zinciri sunar?

  1. The fuse blows and the lights go out.
  2. The lights go out, but the fuse is made of glass.
  3. The fuse is small, and the lights are bright.
Cevabı göster

The fuse blows and the lights go out.

There are two ways this can happen.

1:13

Bunun gerçekleşmesinin iki yolu vardır.

Hemorrhagic strokes are when a perforated vessel allows blood to leak out, Notlar

1:15

Hemorajik inmeler, delinmiş bir damarın kanın dışarı sızmasına izin verdiği durumlardır,

Kelime

Hemorrhagic strokes: kanamanın neden olduğu inmeler

Hemorrhagic strokes, beynin içinde veya çevresinde hasar görmüş ya da yırtılmış bir kan damarından kaynaklanan kanamanın yol açtığı inmeler için kullanılan çoğul tıp terimidir. Hemorrhagic sıfatı kanama içeren anlamına gelir. Bu tanımda Hemorrhagic strokes kategorinin adını verir; cümlenin geri kalanı ise mekanizmayı açıklar: bir damar kanın dışarı sızmasına izin verir. Hemorrhagic sözcüğünü tanımak, hangi inme türünün anlatıldığını gösterir.

Alıştırma

hemorrhagic stroke ne anlama gelir?

  1. kan akışının tıkanmasının yol açtığı inme
  2. hasar görmüş bir kan damarından kaynaklanan kanamanın yol açtığı inme
  3. beyin hasarı olmayan kısa süreli bir baş ağrısı
Cevabı göster

hasar görmüş bir kan damarından kaynaklanan kanamanın yol açtığı inme

Dilbilgisi

allows blood to leak out: allow + nesne + to mastarı

allow + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir kişi, nesne veya koşulun bir eylemi mümkün kıldığını anlatır. Bu cümlede allows sözcüğünü nesne olan blood ve ardından to leak out mastar yapısı izler. Burada allow, birine izin vermek anlamına gelmez. Damardaki açıklık kanın dışarı çıkmasını mümkün kılar; leak out, bir açıklıktan veya hasarlı bölgeden dışarı sızmak demektir, belirli bir hedefe bilinçli olarak hareket etmek değildir.

Alıştırma

allow + nesne + to mastarı yapısını doğru hâle getiren sözcükle cümleyi tamamlayın: The mesh allows fresh air ____ pass through while keeping insects out.

Cevabı göster

to

but the more common type is the ischemic stroke, Kelime

1:20

ancak daha yaygın olan türü iskemik inmedir,

Kelime

ischemic stroke: kan akışının engellenmesiyle oluşan inme

İskemik inme, beynin bir bölümüne giden kan akışı engellendiğinde ve doku yeterli oksijen alamadığında meydana gelir. Ischemic sıfatı yetersiz kan teminiyle ilgili demektir; kanamayı anlatmaz. Bu cümlede ischemic stroke, tanıtılan daha yaygın kategorinin tıbbi adıdır. Ischemic sözcüğünü kan teminiyle ilgili bir terim olarak tanımak, daha sonra pıhtı veya tıkanmış damar hakkında verilen açıklamaları takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi durum ischemic stroke ile en iyi eşleşir?

  1. Beyindeki bir damar yırtılır ve kanar.
  2. Egzersiz sırasında kalp daha hızlı atar.
  3. Beynin bir bölümüne giden kan akışı tıkanmıştır.
Cevabı göster

Beynin bir bölümüne giden kan akışı tıkanmıştır.

when a clot blocks a vessel Kalıp ifadeler

1:23

bu durum bir pıhtı bir damarı tıkadığında

Kalıp ifadeler

a clot blocks a vessel: bir pıhtı bir damarı tıkar

Bu tıbbi açıklamada clot, pıhtılaşmış kan kütlesini; vessel ise blood vessel, yani kan damarını ifade eder. Bu yan cümle, pıhtının damarın içindeki geçiş yolunu fiziksel olarak tıkadığını söyler. Bir şey bir yolu kapattığında veya engellediğinde block + nesne yapısını kullanın. Burada block a vessel, stop a vessel ifadesinden daha kesindir: tıkanan kanal damardır, bunun sonucunda ise kan akışı azalır veya durur.

Alıştırma

Hangi cümle bir kan pıhtısının damarı tıkadığını doğal biçimde ifade eder?

  1. A clot can block through a blood vessel.
  2. A clot can block a blood vessel.
  3. A clot can stop to a blood vessel.
Cevabı göster

A clot can block a blood vessel.

and brings blood flow to a halt. Kalıp ifadeler

1:25

ve kan akışını durma noktasına getirdiğinde meydana gelir.

Kalıp ifadeler

bring blood flow to a halt: kan akışını tamamen durdurmak

Bring something to a halt, hareket eden veya devam eden bir şeyi durdurmak anlamına gelir. Bu cümlede blood flow, brings ile to a halt arasındaki nesnedir; dolayısıyla tıkanıklık akışın tamamen durmasına neden olur. Yeniden kullanılabilen kalıp bring + nesne + to a halt biçimindedir. Bring, zamana ve özne uyumuna göre şekil değiştirir; burada brings, geçmiş zamanda ise brought kullanılır.

Alıştırma

Sinyal arızasının tüm tren seferlerini durdurduğunu belirten sabit ifadeyi tamamlayın: The signal failure brought train service ____.

Cevabı göster

to a halt

Where do these clots come from?

1:28

Bu pıhtılar nereden geliyor?

On rare occasions, a sudden change in heart rhythm Kalıp ifadeler

1:30

Nadir durumlarda, kalp ritmindeki ani bir değişiklik

Kalıp ifadeler

On rare occasions: nadir bir istisnayı belirtme

On rare occasions, az sayıda durumda veya çok seyrek anlamına gelen bir sıklık ifadesidir. Cümlenin başında kullanıldığında, ardından gelen durumun mümkün ancak alışılmadık olduğunu belirtir. Burada occasions, kutlama ya da özel etkinlik değil, tek tek durumlar veya zamanlar anlamına gelir.

Alıştırma

Az sayıda durumda anlamındaki resmî ifadeyi tamamlayın: On rare ____, the device may restart unexpectedly.

Cevabı göster

occasions

prevents the upper chambers of the heart from contracting normally. Dilbilgisi

1:33

kalbin üst odacıklarının normal şekilde kasılmasını engeller.

Dilbilgisi

prevents ... from contracting normally: prevent + nesne + from + -ing

Bu yan cümlede prevent + nesne + from + -ing kalıbı kullanılır. Nesne the upper chambers of the heart, ani ritim değişikliğinin engellediği eylem ise contracting normally ifadesidir. Bu anlatım normal kasılmanın engellendiği anlamına gelir; odacıkların hiç kasılmadığı anlamına gelmesi gerekmez. from sonrasında to contract değil, -ing biçimindeki contracting kullanılır.

Alıştırma

prevent + nesne + from + -ing kalıbını enter ile tamamlayın: The filter prevents dust ____ the motor.

Cevabı göster

from entering

This slows down blood flow, Öbek fiiller

1:38

Bu durum kan akışını yavaşlatır,

Öbek fiiller

slows down blood flow: slow down “yavaşlatmak” demektir

slows down blood flow ifadesinde slow down, “akışın daha yavaş ilerlemesini sağlamak” anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. blood flow nesnesi doğrudan öbek fiilden sonra gelir. Burada down, hızın veya oranın azalmasını gösterir. Kanın aşağı yönde hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“İnşaatın daha yavaş ilerlemesini sağlamak” anlamındaki öbek fiili tamamlayın: Bad weather can slow ____ construction.

Cevabı göster

down

allowing platelets, clotting factors, Dilbilgisi

1:39

trombositlerin, pıhtılaşma faktörlerinin

and fibrin to stick together.

1:42

ve fibrinin birbirine yapışmasına olanak tanır.

Dilbilgisi

allowing ... to stick together: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

Allowing platelets, clotting factors, and fibrin to stick together, önceki ifadenin sonucunu veren bir -ing yan cümlesidir: kan akışının yavaşlaması, pıhtı oluşumunda rol alan bu bileşenlerin birleşebileceği koşulları yaratır. Yapı allow + nesne + to-infinitive şeklindedir. Burada allow, “izin vermek” değil, “mümkün kılmak” anlamındadır. Bu sonuç yan cümlesi bir sürecin bir adımını sonraki adıma bağlar.

Alıştırma

Sonuç bildiren -ing yan cümlesini allow fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The ramp was added, ____ wheelchair users to enter the building more easily.

Cevabı göster

allowing

The clot can be carried up towards the arteries and blood vessels supplying the brain Dilbilgisi

1:45

Pıhtı, beyni besleyen atardamarlara ve kan damarlarına doğru taşınabilir

Dilbilgisi

can be carried up towards: hareket bildiren kiplik edilgen yapı

can be carried yapısı can + be + geçmiş zaman ortacı biçimindedir. Can olasılığı belirtirken edilgen yapı, pıhtının eylemi yapan değil, eylemden etkilenen nesne olduğunu gösterir: kan akışı pıhtıyı hareket ettirebilir. Up towards yol ve yön bilgisi ekler: beyni besleyen atardamarlara ve kan damarlarına doğru yukarı hareketi anlatır. Buradaki carry, hareket hâlindeki bir kuvvet tarafından taşınmak anlamındadır; elde bir şey tutmak veya onu üst kata çıkarmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan edilgen hareket ifadesiyle cümleyi tamamlayın: A weather balloon can ____ the clouds by an updraft.

Cevabı göster

be carried up towards

Dilbilgisi

supplying the brain: isimleri niteleyen -ing öbeği

Supplying the brain, arteries and blood vessels ifadesinden sonra gelen bir -ing ortaç öbeğidir. Hangi atardamarların ve kan damarlarının kastedildiğini belirtir: beyne kan sağlayanlar. That supply the brain ile aynı niteleme görevini görür. Bu, ikinci bir ana fiil değildir. Cümlenin ana fiil öbeği can be carried yapısıdır; supplying daha uzun isim öbeğinin içinde ek bilgi verir.

Alıştırma

Özgün cümlede supplying the brain hangi bölümü niteler?

  1. the arteries and blood vessels
  2. can be carried
  3. The clot
Cevabı göster

the arteries and blood vessels

until it gets to one it can't squeeze through. Dilbilgisi

1:50

ta ki içinden sıkışıp geçemeyeceği bir damara ulaşana kadar.

Dilbilgisi

one it can't squeeze through: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi

one it can't squeeze through ifadesinde one bir damarın yerini tutar. it can't squeeze through sözleri, one sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği oluşturur. Daha açık biçimi one that it can't squeeze through şeklindedir. that, through sözcüğünün nesnesi olduğu için düşürülebilir; it ise cümleciğin öznesidir. through, squeeze ile birlikte doğal olarak sonda kalır. Squeeze through dar bir alandan sıkışarak geçmek demektir; bu nedenle ifade, pıhtının içinden geçemediği bir damarı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede nesne görevindeki ilgi zamiri doğru biçimde düşürülmüştür?

  1. We found a tunnel the truck couldn't fit through.
  2. We found a tunnel the truck couldn't fit it through.
  3. We found a tunnel couldn't the truck fit through.
Cevabı göster

We found a tunnel the truck couldn't fit through.

This is called an embolism Kelime

1:54

Buna emboli denir

Kelime

called an embolism: be called ile bir durumu adlandırma

This is called an embolism cümlesinde is called + isim, az önce açıklanan duruma bir ad verir. be called + ad veya terim kalıbı, bir şeyin o adla bilindiğini belirtir. Burada an embolism, pıhtı gibi hareket eden bir maddenin bir kan damarına takılmasıyla oluşan tıkanmanın tıbbi adıdır. Bir tedaviyi değil, durumu adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki adlandırma kalıbıyla tamamlayın: This process of a liquid becoming a gas ____ evaporation.

Cevabı göster

is called

and it cuts off the oxygen supply to all the cells downstream. Notlar

1:56

ve kan akışının aşağısındaki tüm hücrelere oksijen tedarikini keser.

Öbek fiiller

cuts off the oxygen supply: bir kaynağı kesmek

Burada cuts off, oksijenin hücrelere ulaşmaya devam etmesini engellemek demektir. Bir tıkanıklık kaynağı kesintiye uğratır; fiziksel olarak bir nesne kesilmez. Tekrar kullanılabilen yapı cut off + kaynak veya bağlantı + to + alıcı şeklindedir. cut off the oxygen supply to the cells ifadesinde the oxygen supply kesintiye uğrayan şey, the cells ise alıcıdır. Bir başka yaygın yapı cut + alıcı + off from + kaynak şeklindedir.

Alıştırma

Kaynağı kesmek anlamındaki öbek fiili tamamlayın: The fallen tree cut ____ electricity to the village.

Cevabı göster

off

Kelime

all the cells downstream: akış yolunun ilerisindeki hücreler

Downstream sözcüğü kelime anlamıyla bir nehrin aktığı yönü, yani akış aşağısını belirtir. Burada hareket eden sistem kandır; bu nedenle all the cells downstream, tıkanıklıktan sonra kan akışı yolu üzerinde daha ileride bulunan hücrelerdir. Bu hücreler oksijen için o yola bağlıdır. Bu ifadede downstream, cells sözcüğünden sonra gelir ve hücrelerin tıkanıklığa göre konumunu belirtir. Downstream, tedarik zincirleri ve süreçler gibi yönlü sistemlerde mecazi olarak da kullanılabilir. Daha önceki bir unsurdan etkilenebilen sonraki ve bağımlı bölümleri gösterir.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: The blockage cuts off oxygen to all the cells downstream. Hangi hücreler downstream konumundadır?

  1. Gerçek bir nehrin yanında bulunan hücreler
  2. Tıkanıklıktan önce, kan akışının kaynağına doğru bulunan hücreler
  3. Tıkanıklıktan sonra, kan akışı yönünde daha ileride bulunan hücreler
Cevabı göster

Tıkanıklıktan sonra, kan akışı yönünde daha ileride bulunan hücreler

The brain doesn't have pain receptors, Kelime

2:00

Beynin ağrı reseptörleri yoktur,

Kelime

doesn't have pain receptors: ağrı reseptörleri yoktur

Bu cümlede pain receptors, zarar verme ihtimali olan uyaranları algılamaya ve ağrı sinyallerini başlatmaya yardımcı olan duyusal yapılardır. Burada receptors bir biyoloji terimidir; ziyaretçileri karşılayan kişiler anlamına gelmez. Vücut bölümü + have/doesn't have + yapı kalıbı, bir vücut bölümünde belirli bir fiziksel yapının bulunup bulunmadığını belirtir. Burada doesn't have pain receptors, söz konusu beyin dokusunda ağrıyı algılayan bu yapıların bulunmadığı anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede pain receptors ne anlama gelir?

  1. ağrıyı azaltmak için kullanılan ilaçlar
  2. ziyaretçileri karşılayan görevliler
  3. ağrıyı algılamaya yardımcı olan duyusal yapılar
Cevabı göster

ağrıyı algılamaya yardımcı olan duyusal yapılar

so you can't feel the blockage itself.

2:02

bu yüzden tıkanıklığın kendisini hissedemezsiniz.

But oxygen deprivation slows brain function Notlar

2:05

Ancak oksijen eksikliği beyin fonksiyonlarını yavaşlatır

Kelime

oxygen deprivation: oksijen yoksunluğu

Oxygen deprivation, vücudun veya bir dokunun yeterli oksijen alamadığı bir durumu ifade eder. Burada deprivation, gerekli bir şeyin eksikliğini anlatır; birinin oksijeni kasıtlı olarak uzaklaştırması gerekmez. Bu kısa ve yoğun ad öbeği tıbbi, bilimsel ve resmî açıklama metinlerinde yaygındır. Durumu bir kavram olarak sunar ve sade lack of oxygen ifadesinden daha resmîdir.

Alıştırma

Resmî oxygen deprivation terimi için en uygun durum hangisidir?

  1. Çok az oksijen alan dokuyu anlatan bir tıbbi rapor
  2. Boya rengi seçimi hakkında bir konuşma
  3. Sıcaklık düşüşünü anlatan bir hava durumu raporu
Cevabı göster

Çok az oksijen alan dokuyu anlatan bir tıbbi rapor

Kalıp ifadeler

slows brain function: fiil olarak slow

Burada slows, “bir şeyin daha yavaş çalışmasını sağlamak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Öznesi oxygen deprivation üçüncü tekil şahıs olduğu için slow fiili -s ekini alır. Brain function doğrudan nesnedir ve soyut bir süreç ya da yeteneği adlandırır. slow + süreç veya işlev yapısı, bir şeyin o sürecin hızını azalttığını anlatır; burada slow, brain function ifadesini niteleyen bir sıfat değildir.

Alıştırma

But oxygen deprivation slows brain function cümlesinde slows sözcüğünün dil bilgisel görevi nedir?

  1. Oksijen yoksunluğunun beyin işlevlerini daha yavaş çalıştırdığını belirten fiildir.
  2. Düşük hızın sürdüğü bir dönemi adlandıran isimdir.
  3. Brain function ifadesini doğrudan niteleyen sıfattır.
Cevabı göster

Oksijen yoksunluğunun beyin işlevlerini daha yavaş çalıştırdığını belirten fiildir.

and can have sudden noticeable effects.

2:08

ve ani, gözle görülür etkilere sahip olabilir.

For example, if the affected area is responsible for speech, Kalıp ifadeler

2:11

Örneğin, etkilenen bölge konuşmadan sorumluysa,

Kalıp ifadeler

is responsible for speech: bir işlevi anlatmak

Burada is responsible for, “belirli bir işleve sahip olmak ya da onu kontrol etmek” anlamına gelir. Özne, etkilenmiş bir beyin bölgesi olduğundan is responsible for speech, o bölgenin konuşma yetisini kontrol ettiği veya desteklediği anlamındadır; speech belirli bir konuşmayı değil, bir işlevi ifade eder. Başka bağlamlara aktarılabilen yapı be responsible for + isim veya -ing biçimidir. Bağlama göre işlev, görev ya da neden anlatabilir. Öznenin türü ve for sonrasında gelen sözcük hangi anlamın kastedildiğini gösterir.

Alıştırma

Özne etkilenmiş bir beyin bölgesi olduğunda is responsible for speech ne anlama gelir?

  1. Bölge topluluk önünde yapılan bir konuşmanın suçunu üstlenmelidir.
  2. Bölge o anda bir konuşma yapmaktadır.
  3. Bölge konuşma yetisini kontrol eder veya destekler.
Cevabı göster

Bölge konuşma yetisini kontrol eder veya destekler.

an individual's words may be slurred. Kelime

2:15

kişinin sözleri peltekleşebilir.

Kelime

words may be slurred: konuşma anlaşılmaz olabilir

Bu cümlede words may be slurred, sesler birbirine karıştığı veya belirgin biçimde çıkarılmadığı için kişinin konuşmasının anlaşılmaz duyulabileceğini belirtir. Slurred, söylenen sözcüklerin nasıl duyulduğunu anlatır; yalnızca kişinin yavaş konuştuğu anlamına gelmez. İsim + may be + geçmiş ortaç/sıfat yapısı, kesin bir sonucu değil, olası bir durumu sunar. Yaygın bir eş değer ifade speech may be slurred şeklindedir.

Alıştırma

Hangi durumda bir kişinin sözleri doğru biçimde slurred olarak tanımlanabilir?

  1. Kişi resmî sözcükler seçer.
  2. Sesler birbirine karışır ve birkaç sözcüğü anlamak zorlaşır.
  3. Kişi yavaş konuşur ama her sözcüğü açıkça söyler.
Cevabı göster

Sesler birbirine karışır ve birkaç sözcüğü anlamak zorlaşır.

If the stroke affects a part of the brain that controls muscle movement, Dilbilgisi

2:18

Eğer inme, beynin kas hareketini kontrol eden bir bölümünü etkiliyorsa,

Dilbilgisi

that controls muscle movement: özne görevindeki ilgi cümleciği

that controls muscle movement, a part of the brain ifadesini niteleyen sınırlayıcı bir ilgi cümleciğidir. İşlevini belirterek beynin hangi bölümünün kastedildiğini açıklar. İlgi cümleciğinin içinde that, a part of the brain yerine geçer ve controls fiilinin öznesidir; muscle movement ise nesnedir. That özne olduğu için atılamaz ve the stroke ifadesini göstermez. Temel ilişki şöyledir: a part of the brain controls muscle movement.

Alıştırma

“a part of the brain that controls muscle movement” ifadesinde that neyi gösterir?

  1. muscle movement
  2. a part of the brain
  3. the stroke
Cevabı göster

a part of the brain

it can cause weakness,

2:22

zayıflığa neden olabilir,

often just on one side of the body. Kalıp ifadeler

2:23

ki bu genellikle vücudun sadece bir tarafında olur.

Kalıp ifadeler

on one side of the body: belirtinin vücudun bir tarafındaki yerini belirtmek

Burada on one side of the body, bir belirtinin vücudun iki tarafında birden değil, sol veya sağ tarafında bulunduğunu gösterir. Often bu durumun yaygın olduğunu ancak her zaman görülmediğini, just ise etkinin yalnızca o tarafla sınırlı olduğunu vurgular. Sağlıkla ilgili açıklamalarda on one side of + bir vücut bölümü yapısı; ağrı, uyuşma, güçsüzlük veya başka bir belirtinin yerini söylemek için kullanılabilir. Buradaki side fiziksel konumu ifade eder; bir anlaşmazlıkta birini desteklemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir belirti tarifinde on one side of the body ne anlama gelir?

  1. Vücudun dış yüzeyinde
  2. Bir anlaşmazlıkta bir kişiyi desteklemek
  3. Vücudun sol veya sağ tarafında
Cevabı göster

Vücudun sol veya sağ tarafında

When this happens,

2:26

Bu olduğunda,

the body will immediately try to compensate Kelime

2:27

vücut hemen bunu telafi etmeye çalışarak

Kelime

try to compensate: azalan işlevi dengelemek

Burada try to compensate, vücudun kaybolan veya azalan işlevin etkisini dengelemek için otomatik olarak ayarlama yapması anlamına gelir. Compensate, fizyolojik olarak “bir sorunun etkisini dengelemek” demektir; finansal anlamdaki “zararın parasını ödemek” değildir. Vücut bir şeyi deniyormuş gibi anlatılır, ancak bu bilinçli bir niyet olduğu anlamına gelmez. Bu, otomatik bir biyolojik tepkiyi belirli bir sonuca yönelik çaba olarak anlatmanın yaygın bir yoludur. Tepki yardımcı olabilir, fakat sorunu tamamen gidermeyebilir.

Alıştırma

The body will immediately try to compensate cümlesinde compensate ne anlama gelir?

  1. Sorunu tamamen ortadan kaldırmak
  2. İşlev kaybını dengelemek için ayarlama yapmak
  3. Zarar için para ödemek
Cevabı göster

İşlev kaybını dengelemek için ayarlama yapmak

by diverting blood flow to the affected area, Kalıp ifadeler

2:30

kan akışını etkilenen bölgeye yönlendirecektir,

Kalıp ifadeler

diverting blood flow to the affected area: divert A to B

Bu ifadede diverting blood flow to the affected area, kanın gittiği yönü değiştirerek daha fazla kanın o bölgeye yönelmesini sağlamak demektir. Buradaki divert, eğlendirmek değil, bir şeyin güzergâhını veya yönünü değiştirmek anlamındadır. divert A to B kalıbında A yönü değiştirilen şey, B ise yeni varış noktasıdır. Baştaki by + -ing yapısı, bir sonucun hangi yöntemle ortaya çıktığını açıklar.

Alıştırma

Hedef fiil ve edatı kullanarak divert A to B kalıbını tamamlayın: During the leak, workers had to ____ water ____ a storage tank.

Cevabı göster

divert · to

but this isn't a perfect solution.

2:33

ancak bu mükemmel bir çözüm değildir.

Eventually, the oxygen-deprived cells will start to die, Kelime

2:36

Sonunda, oksijenden mahrum kalan hücreler ölmeye başlayacak

Kelime

oxygen-deprived cells: kısa çizgili bir bileşik sıfat

Oxygen-deprived, cells sözcüğünden önce gelen bir bileşik sıfattır. Kısa çizgi, oxygen ve deprived sözcüklerinin birlikte tek bir niteleyici olarak çalıştığını gösterir; bu nedenle oxygen-deprived cells, yeterince oksijen alamayan hücreler demektir. Deprived hücrelerin durumunu anlatır; hücrelerin başka bir şeyden aktif olarak oksijen aldığı veya onu uzaklaştırdığı anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen X-deprived + isim kalıbı, X'ten yoksun bir kişiyi veya şeyi tanımlar.

Alıştırma

Bileşik sıfatı tamamlamak için oxygen ve deprived sözcüklerini doğru noktalama işaretiyle birleştirin: After several minutes without air, the ____ tissue began to suffer damage.

Cevabı göster

oxygen-deprived

leading to brain damage that may be severe or permanent. Dilbilgisi

2:39

ve şiddetli veya kalıcı olabilen beyin hasarına yol açacaktır.

Dilbilgisi

leading to brain damage: sonuç bildirmek

Bu cümlede leading to brain damage, hemen önce anlatılan durumun sonucunu ekler. Buradaki lead to, “birini bir yere götürmek” değil, “neden olmak” veya “... ile sonuçlanmak” demektir. leading to ... biçimindeki -ing öbeği önceki cümleciğe bağlanır ve ardından olan şeyi onun sonucu olarak sunar. leading to sonrasında sonuç genellikle bir isim öbeği veya -ing biçimiyle belirtilir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen sonuç bağlayıcısıyla tamamlayın: A broken pipe flooded the office, ____ a temporary closure.

Cevabı göster

leading to

Dilbilgisi

may be severe or permanent: olasılık bildirmek

Burada may olasılık bildirir: Beyin hasarı ciddi, kalıcı veya her ikisi birden olabilir, ancak cümle bunları kesin sonuçlar olarak sunmaz. Bu bağlamda may izin anlamına gelmez. Severe, hasarın ne kadar ciddi olabileceğini; permanent ise ne kadar sürebileceğini anlatır. may be + sıfat yapısı, olası bir durumu temkinli biçimde açıklamanın bir yoludur.

Alıştırma

“The injury may be serious or permanent” cümlesindeki may ne anlatır?

  1. Yaralanmanın ciddi veya kalıcı olmasına izin verildiğini belirtir.
  2. Yaralanmanın kesinlikle ciddi veya kalıcı olacağını belirtir.
  3. Yaralanmanın ciddi, kalıcı veya her ikisi birden olmasının mümkün olduğunu belirtir.
Cevabı göster

Yaralanmanın ciddi, kalıcı veya her ikisi birden olmasının mümkün olduğunu belirtir.

That's why it's important to get medical care as fast as possible. Anlatım akışı

2:43

Bu yüzden mümkün olduğunca hızlı tıbbi yardım almak önemlidir.

Anlatım akışı

That's why it's important to ...: nedenden eyleme

That's why, daha önce belirtilmiş bir neden veya riske gönderme yapar ve bundan çıkan sonucu sunar. Buradaki That, daha önce sözü edilen ciddi veya kalıcı beyin hasarı riskini gösterir. That's why it's important to + fiilin yalın hâli kalıbında konuşan kişi, bu nedeni bir eylem önerisine dönüştürür. Bilgi önce neden, ardından önemli eylem gelecek şekilde düzenlenir.

Alıştırma

Nedenden eyleme giden kalıbı tamamlayın: Shared files can expose private information. ____ check the sharing settings.

Cevabı göster

That's why it's important to

The first line of treatment is an intravenous medication called tissue plasminogen activator, Kelime

2:48

İlk tedavi yöntemi, doku plazminojen aktivatörü adı verilen damar içi bir ilaçtır;

Kelime

The first line of treatment: tercih edilen ilk seçenek

Tıbbi İngilizcede the first line of treatment, bir durum için normalde ilk düşünülen veya tercih edilen tedavi anlamına gelir. Buradaki line, sıra ya da çizilmiş bir çizgi değil, düzenli bir tedavi stratejisindeki basamaktır. Bu ifade, tedavi seçenekleri arasındaki olağan önceliği anlatır. Her hastanın bu tedaviyi alacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Tercih edilen ilk seçeneği belirten tıbbi ifadeyle cümleyi tamamlayın: For mild dehydration, oral rehydration is often ____.

Cevabı göster

the first line of treatment

Kelime

an intravenous medication: damar içi ilaç

An intravenous medication, doğrudan bir toplardamara verilen ilaçtır. Bu cümlede intravenous, ilacın vücuda hangi yoldan girdiğini belirtir; ilacın neyi tedavi ettiğini açıklamaz. Intravenous çoğu zaman IV şeklinde kısaltılır. Bu kelimeyi tanımak, ilacın ağızdan alınan sıradan bir tablet olarak anlatılmadığını gösterir.

Alıştırma

Hangi açıklama an intravenous medication ifadesine uyar?

  1. Yalnızca cilde uygulanan ilaç
  2. Doğrudan bir toplardamara verilen ilaç
  3. Mutlaka tablet olarak yutulması gereken ilaç
Cevabı göster

Doğrudan bir toplardamara verilen ilaç

Kelime

tissue plasminogen activator (tPA): doku plazminojen aktivatörü

Tissue plasminogen activator, kan pıhtılarının çözülmesine yardımcı olan bir madde için kullanılan tam tıbbi terimdir ve genellikle tPA şeklinde kısaltılır. Bu cümlede üç kelimelik ifadenin tamamı damar içi ilacın adı olarak görev yapar. Activator kelimesini bir etkinliği düzenleyen kişi olarak yorumlamak yerine ifadeyi tek bir teknik ad olarak okuyun. Tıbbi bağlamlarda bu ifade, vücutta doğal olarak bulunan proteini veya bu proteine dayalı bir ilacı belirtebilir; burada medication sözcüğü ilaç anlamını açıkça gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede tissue plasminogen activator neyi ifade eder?

  1. Hastanede etkinlikler düzenleyen kişi.
  2. Genellikle tPA olarak kısaltılan, pıhtı çözücü bir ilacın adı.
  3. Bir pıhtıyı çıkarmak için kullanılan cerrahi araç.
Cevabı göster

Genellikle tPA olarak kısaltılan, pıhtı çözücü bir ilacın adı.

which can break up the blood clot Öbek fiiller

2:54

bu ilaç kan pıhtısını parçalayabilir

Öbek fiiller

break up the blood clot: kan pıhtısını parçalamak

Bu yan cümlede break up, katı veya bir arada duran bir şeyi ayırmak ya da biçimini bozmak anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Doğrudan nesnesi the blood clot olduğu için ifade, pıhtıyı dağıtmak veya parçalamak anlamına gelir. Break up farklı yapılarda başka anlamlara da gelir. Break up with someone romantik bir ilişkiyi bitirmek demektir; burada with yapısı yoktur ve the blood clot doğrudan nesnedir. Bu nedenle fiziksel ve tıbbi anlam geçerlidir.

Alıştırma

"The medicine can break up the blood clot," cümlesinde break up ne anlama gelir?

  1. Bir toplantıyı sona erdirmek
  2. Romantik bir ilişkiyi bitirmek
  3. Pıhtının parçalanmasını veya dağılmasını sağlamak
Cevabı göster

Pıhtının parçalanmasını veya dağılmasını sağlamak

and allow blood to flow again in the compromised artery. Notlar

2:55

ve tıkanmış damarda kanın tekrar akmasını sağlayabilir.

Dilbilgisi

allow blood to flow again: allow + nesne + to mastarı

Allow blood to flow again, allow + nesne + to mastarı kalıbını kullanır. Blood nesnedir; to flow ise mümkün hâle getirilen eylemi belirtir. Bu yapı gerçek anlamda kana izin vermeyi değil, eylemin gerçekleşmesi için gerekli koşulları oluşturmayı anlatır. Again yeniden gerçekleşmeyi gösterir. Kan daha önce akabiliyordu, kan akışı engellendi ve şimdi yeniden başlayabiliyor. Bu kalıpta again, bir sürecin ilk kez gerçekleştiğini değil, geri döndüğünü belirtir.

Alıştırma

Allow + nesne + to mastarı kalıbını tamamlayın: The repaired vent will ____ fresh air ____ enter the room again.

Cevabı göster

allow · to

Kelime

compromised artery: durumu veya işlevi bozulmuş atardamar

compromised artery ifadesinde compromised, atardamarın hasar gördüğü veya normalden daha az etkili çalıştığı anlamına gelir. Atardamarın durumunu anlatır; atardamarın uzlaşmaya vardığı anlamına gelmez. Bu sözcük belirli bir tanıdan daha geniştir. Tıkanma, yaralanma, basınç veya başka bir sorun atardamarı compromised hâle getirebilir. Bu nedenle ifade, normal kan akışının ya da işlevin risk altında olduğunu söyler fakat kesin nedeni belirtmez.

Alıştırma

compromised artery ifadesindeki compromised ne anlama gelir?

  1. Müzakerelerde daha esnek hâle gelmiştir.
  2. İşlevi veya bütünlüğü azalmıştır.
  3. Tamamen sağlıklıdır.
Cevabı göster

İşlevi veya bütünlüğü azalmıştır.

If it's delivered within a few hours, Dilbilgisi

2:59

Birkaç saat içinde verilirse,

Dilbilgisi

If it's delivered within a few hours: tedavi için zaman koşulu

Bu yan cümle bir koşul belirtmek için If + edilgen bir fiil yapısını kullanır. it daha önce sözü edilen ilacı veya tedaviyi gösterir; is delivered ise bunun hastaya sağlandığı veya uygulandığı anlamına gelir. Within a few hours bir son süre belirler: uygulama, bu süre bitmeden önce herhangi bir anda yapılabilir. Virgül, bu bağımlı if yan cümlesinden sonra zaman koşulu karşılandığında tedavinin ne yapabileceği gibi bir sonucu belirten ana cümlenin gelmesi gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Bu tıbbi bağlamda If it's delivered within a few hours ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Tedavi birkaç saatlik zaman aralığı bitmeden uygulanırsa koşul karşılanır.
  2. Tedavi birkaç saatte bir tekrar tekrar uygulanır.
  3. Tedavi yalnızca birkaç saat geçtikten sonra uygulanır.
Cevabı göster

Tedavi birkaç saatlik zaman aralığı bitmeden uygulanırsa koşul karşılanır.

this medication greatly increases the chance of surviving the stroke Kalıp ifadeler

3:01

bu ilaç inmeden sağ kurtulma şansını büyük ölçüde artırır

Kalıp ifadeler

greatly increases the chance of + -ing: bir şeyin olasılığını büyük ölçüde artırır

Greatly increases the chance of surviving the stroke, ilacın hayatta kalmayı çok daha olası hâle getirdiği anlamına gelir. Buradaki chance “olasılık” demektir; greatly ise artışın büyük olduğunu gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp increase the chance of + -ing biçimidir: increases the chance of surviving. of edatından sonra, olasılığı değişen sonucu adlandıran bir -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Olasılık kalıbını eksik sözcükle tamamlayın: Early treatment greatly increases the chance ____ recovering fully.

Cevabı göster

of

and avoiding permanent consequences.

3:05

ve kalıcı sonuçlardan kaçınma şansını da büyük ölçüde artırır.

If tissue plasminogen activator cannot be given Dilbilgisi

3:08

Eğer doku plazminojen aktivatörü verilemiyorsa

Dilbilgisi

cannot be given: tedavi kısıtlamalarını belirten kipli edilgen yapı

Cannot be given, ilacın veya tedavinin uygulanamayacağı anlamına gelir. Bu tıbbi bağlamda give, hediye olarak vermek değil, hastaya ilaç uygulamak demektir. Yapı cannot + be + geçmiş zaman ortacıdır: cannot be given. İlaç cümlenin öznesi olduğu ve ilacı uygulayacak kişi odak noktası olmadığı için edilgen yapı kullanılır.

Alıştırma

cannot sözcüğünü edilgen yapıda kullanarak cümleyi tamamlayın: Because of the severe allergy, this medicine ____ to the patient.

Cevabı göster

cannot be given

because the patient is on certain medications, Kelime

3:11

hastanın bazı ilaçlar kullanması,

Kelime

is on certain medications: şu anda belirli ilaçları kullanmak

is on certain medications tam ifadesinde be on medication, devam eden bir tedavinin parçası olarak ilaç kullanıyor olmak demektir. Burada is, patient öznesiyle uyumludur; certain ise “emin” değil, “belirli bazı” anlamına gelir. on edatı fiziksel bir konumu değil, tedavi veya ilaç kullanma durumunu belirtir. Bu kalıp, tek seferlik bir doz alma eylemini değil, kişinin şu anda hangi ilaçları kullandığını anlatır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “şu anda belirli bazı ilaçları kullanıyor” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Maria ____ while her doctor reviews the treatment.

Cevabı göster

is on certain medications

has history of major bleeding, Kelime

3:14

büyük kanama geçmişi olması

Kelime

history of major bleeding: ciddi kanama öyküsü

Tıbbi İngilizcede history of major bleeding, geçmişte ciddi kanama yaşandığına dair kayıt anlamına gelir. Burada history kişinin tıbbi geçmişini, major ise klinik açıdan önemli olacak kadar ciddi bir durumu anlatır. Temel isim öbeği history of major bleeding şeklindedir. Standart ve tam bir cümlede olağan kalıp have a history of + hastalık veya olay biçimindedir: The patient has a history of major bleeding. Başlık olarak History of major bleeding tek başına kullanılabilir; ancak sıradan bir cümlede has sözcüğünden sonra a eklenmelidir.

Alıştırma

Geçmiş bir tıbbi kaydı anlatan standart tam cümle kalıbını tamamlayın: She ____ severe allergic reactions.

Cevabı göster

has a history of

or the clot is particularly large,

3:15

veya pıhtının özellikle büyük olması nedeniyle,

doctors can perform a procedure called an endovascular thrombectomy. Notlar

3:18

doktorlar endovasküler trombektomi adı verilen bir prosedür uygulayabilirler.

Kalıp ifadeler

perform a procedure: resmî tıbbi kalıp

Bu cümlede perform a procedure, “tıbbi bir tedaviyi veya müdahaleyi gerçekleştirmek” anlamına gelir. Perform eylemi bildiren fiildir; a procedure ise doktorların gerçekleştirdiği işlemdir. Procedure, surgery sözcüğünden daha geniş kapsamlıdır. Bir test, minimal invaziv müdahale veya ameliyat anlamına gelebilir; bu nedenle ifade tek başına büyük bir ameliyatı anlatmaz.

Alıştırma

“Tıbbi bir işlemi gerçekleştirmek” anlamındaki üç sözcüklü tam resmî kalıpla cümleyi tamamlayın: The specialist will ____ to open the blocked artery.

Cevabı göster

perform a procedure

Kelime

an endovascular thrombectomy: kan damarının içindeki pıhtının çıkarılması

An endovascular thrombectomy, sağlık çalışanlarının genellikle kateter tabanlı bir cihazla kan damarının içindeki pıhtıyı çıkardığı bir işlemdir. Bu cümlede terim, bir ilacın değil bir müdahalenin adıdır. Sözcüğün parçaları terimi anlamaya yardımcı olur: endovascular “kan damarının içinde” demektir, thromb- kan pıhtısını ifade eder ve -ectomy çıkarma anlamı verir. İfadenin tamamı, pıhtı çıkarma işleminin adıdır.

Alıştırma

An endovascular thrombectomy neyi ifade eder?

  1. Kan pıhtısını eritmek için verilen bir ilaç.
  2. Pıhtıyı çıkarmadan kan akışını ölçen bir görüntüleme testi.
  3. Kan damarının içindeki pıhtıyı çıkaran bir işlem.
Cevabı göster

Kan damarının içindeki pıhtıyı çıkaran bir işlem.

Using a fluorescent dye that illuminates the blood vessels under a strong X-ray, Notlar

3:23

Güçlü bir röntgen altında kan damarlarını aydınlatan floresan bir boya kullanarak,

Dilbilgisi

Using a fluorescent dye: Yöntemi Using + araç ile tanıtma

Using a fluorescent dye, ana cümleden önce gelen -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Önce yöntemi veya malzemeyi sunar ve “floresan bir boya kullanarak” anlamına gelir. Using, cümlenin çekimli ana fiili değildir. Ardından tam bir ana cümle gelmelidir ve bu ana cümlenin öznesi normalde aracı ya da malzemeyi kullanan kişi veya şeydir.

Alıştırma

Yöntemi belirten başlangıcı tamamlamak için use fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ a small camera, the mechanic inspected the inside of the pipe.

Cevabı göster

Using

Kelime

illuminates the blood vessels: Yapıları görüntülemede görünür kılmak

Burada illuminates the blood vessels, “kan damarlarını X ışını görüntüsünde görünür veya belirgin hâle getirir” anlamındadır. Boya, damarların öne çıkmasını sağlar; burada söz konusu olan bir odanın normal ışıkla aydınlatılması değildir. that illuminates ... ilgi cümleciği, a fluorescent dye ifadesini niteler ve boyanın işlevini belirtir. Teknik açıklamalarda illuminate, “bir şeyi açıkça görülebilir veya anlaşılabilir olacak biçimde ortaya çıkarmak” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Bu tıbbi görüntüleme cümlesinde illuminates the blood vessels ne anlama gelir?

  1. Kan damarlarının kendi ışıklarını üretmesini sağlar.
  2. Kan damarlarını X ışını cihazının içine taşır.
  3. Kan damarlarını görüntüde görünür hâle getirir.
Cevabı göster

Kan damarlarını görüntüde görünür hâle getirir.

the physician inserts a long, thin, flexible tube called a catheter Kelime

3:28

hekim kateter adı verilen uzun, ince ve esnek bir tüpü

Kelime

kateter adı verilen uzun, ince ve esnek bir tüp

long, thin ve flexible sıfatları önce dinleyenin tüpü gözünde canlandırmasına yardımcı olur. Ardından called a catheter ifadesi bu tüpün teknik adını verir. Buradaki called, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğinin parçasıdır: a tube called a catheter, a tube that is called a catheter ile aynı anlama gelir. Betimleme + called + ad kalıbı bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Betimleme + called + terim kalıbını tamamlayın: The doctor uses a thin tube ____ a catheter.

Cevabı göster

called

into an artery in the leg

3:33

bacaktaki bir atardamara yerleştirir

and maneuvers it all the way to the blockage. Kalıp ifadeler

3:35

ve onu tıkanıklığa kadar yönlendirir.

Kalıp ifadeler

onu dikkatle tıkanıklığa kadar yönlendirir

maneuvers it ifadesi, nesneyi dikkatle kontrol edip hareket ettirmek anlamına gelir ve genellikle beceri gerektiren bir alan veya rota için kullanılır. Bu cümlede doktor tüpü sadece hareket ettirmiyor, dikkatle yönlendiriyor. all the way to the blockage, tıkanıklık olan hedefe tamamen ulaşmayı vurgular. «Mümkün olan her şekilde» anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede maneuvers it all the way to the blockage ne anlama gelir?

  1. Dikkatle kontrol etmeden tıkanıklığın yakınında bir yere koyar.
  2. Onu tıkanıklığa ulaşana kadar dikkatle yönlendirir.
  3. Tıkanıklığı gidermek için mümkün olan her yöntemi dener.
Cevabı göster

Onu tıkanıklığa ulaşana kadar dikkatle yönlendirir.

A retriever is passed through this catheter. Dilbilgisi

3:38

Bu kateterin içinden bir toplayıcı cihaz geçirilir.

Dilbilgisi

is passed through this catheter: işlem anlatımında edilgen yapı

is passed ifadesi, pass fiilinin edilgen biçimidir. İşlem geri çekme cihazına uygulanır: biri cihazı kateterin içinden yönlendirir, ancak bu kişi cümlede belirtilmez. Burada passed through, bir geçidin içinden hareket ettirilmek anlamına gelir; bir sınavı geçmek anlamına gelmez. Through edatı kateteri izlenen yol olarak gösterir. Tıbbi ve teknik işlem açıklamalarında, işlemi yapan kişiden çok alete ve adıma odaklanmak için bu edilgen yapı sıkça kullanılır.

Alıştırma

İşlem açıklamasını pass fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The guide wire is ____ through the narrow tube.

Cevabı göster

passed

It expands and anchors into the clot when it's just past it. Notlar

3:41

Pıhtıyı biraz geçtikten sonra genişler ve pıhtıya sabitlenir.

Kalıp ifadeler

expands and anchors into the clot: genişleme ve içine sıkıca tutunma

Expands ve anchors, cihazın ne yaptığını anlatan birbirine bağlı iki fiildir. Cihaz genişler ve pıhtıyı sıkıca kavrayarak pıhtının içinde sabitlenir. Anchor burada fiildir ve bir çapanın bir şeyi yerinde tutması imgesine dayanır. Into, cihazın yalnızca pıhtının yanından geçmediğini, pıhtının içine yerleşip tutunduğunu gösterir.

Alıştırma

"The sleeve expands and anchors into the concrete" cümlesi ne anlama gelir?

  1. Genişler ve betonun içine sıkıca tutunur.
  2. Betona dokunmadan yanından süzülür.
  3. Betonu ölçer ve ardından küçülür.
Cevabı göster

Genişler ve betonun içine sıkıca tutunur.

Kelime

when it's just past it: konum bildiren past

when it's just past it ifadesindeki past geçmiş zamanı değil, konumu anlatır. İlk it pıhtı çıkarıcı aygıtı, ikinci it ise pıhtıyı gösterir: aygıt pıhtının biraz ötesindedir. be just past + yer veya nesne kalıbı, “onu yalnızca kısa bir mesafe geçmiş konumda olmak” anlamına gelir. Yol tariflerinde ve kullanım talimatlarında kesin konum belirtmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

"The tip is just past the mark," cümlesinde just past the mark ne anlama gelir?

  1. Uç daha önce işareti geçti.
  2. İşaret geçmiş bir zamana aittir.
  3. Uç, işaretin biraz ötesindedir.
Cevabı göster

Uç, işaretin biraz ötesindedir.

The catheter then pulls the clot out when it's removed. Öbek fiiller

3:46

Kateter çıkarılırken pıhtıyı da dışarı çeker.

Öbek fiiller

pulls the clot out: ayrılabilen pull out

Pulls the clot out, “pıhtıyı çekerek dışarı çıkarır” anlamına gelir. Pull çekme eylemini, out ise sonucu belirtir: pıhtı içeriden dışarı taşınır. Burada pull out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isim olduğunda hem pull the clot out hem de pull out the clot kullanılabilir. Nesne bir zamir olduğunda onu fiil ile parçacığın arasına koyun: pull it out doğrudur, pull out it değildir.

Alıştırma

pull out ifadesini kullanın ve it zamirini doğru konuma yerleştirin: The filter is dirty, so grip the tab and ____.

Cevabı göster

pull it out

These treatments need to be delivered as soon as possible to preserve brain function, Kalıp ifadeler

3:50

Beyin fonksiyonlarını korumak için bu tedavilerin mümkün olan en kısa sürede uygulanması gerekir,

Kalıp ifadeler

need to be delivered as soon as possible: tedavinin mümkün olan en kısa sürede uygulanması

need to be + geçmiş zaman ortacı yapısı, öznenin bir eyleme maruz kalmasının gerekli olduğunu ifade eder. Burada treatments eylemi alan ögedir; dolayısıyla need to be delivered, sağlık çalışanlarının bu tedavileri sağlaması veya uygulaması gerektiği anlamına gelir. Tıp İngilizcesinde deliver a treatment, tedaviyi kargolamak değil, sağlamak veya uygulamak demektir. As soon as possible ifadeye aciliyet katar: gecikme, koşulların izin verdiği ölçüde kısa olmalıdır.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi kullanarak acil talimatı tamamlayın: These treatments ____ to limit further damage.

Cevabı göster

need to be delivered as soon as possible

Kalıp ifadeler

to preserve brain function: beyin işlevini koruma amacı

to preserve brain function mastar yapısı, tedavilerin hızla uygulanma amacını belirtir: amaç, beynin normal çalışma yeteneğini kaybetmesini önlemektir. Burada preserve, zaten var olan bir şeyi korumak ve sürdürmek anlamına gelir. preserve + function eşdizimi, bir eylemin işlev kaybını veya performansın bozulmasını önlemeyi amaçladığı tıbbi ve teknik metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Bir eylemin amacını belirtmek için to preserve + function yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Heart function performed the surgery to preserve.
  2. The surgery was preserved to perform heart function.
  3. The surgery was performed to preserve heart function.
Cevabı göster

The surgery was performed to preserve heart function.

which means figuring out fast if someone is having a stroke. Notlar

3:55

bu da birinin inme geçirip geçirmediğini hızlıca anlamak demektir.

Anlatım akışı

which means figuring out fast: önceki düşünceden pratik eyleme geçiş

Burada which, hemen önce söylenen düşüncenin tamamına, yani tedavinin hızlı yapılması gerektiğine gönderme yapar. Ardından which means, yakındaki tek bir isim hakkında bilgi vermek yerine bu düşüncenin pratik sonucunu açıklar. -ing yapısındaki figuring out fast, bu sonucun gerektirdiği eylemi adlandırır. figure out if, “olup olmadığını belirlemek”; fast ise zarf olarak “hızla” demektir. Bu kalıp, genel bir gerçek ya da gereklilikten uygulamada yapılması gereken şeye geçiş sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede which means figuring out fast nasıl bir işlev görüyor?

  1. Önceki düşünceyi açıklamadan ilgisiz bir olasılık ortaya atar.
  2. Önceki hız gerekliliğini, hızlı bir değerlendirme yapma şeklindeki somut eyleme dönüştürür.
  3. fast sözcüğünün eylemi değil kişiyi nitelediğini söyler.
Cevabı göster

Önceki hız gerekliliğini, hızlı bir değerlendirme yapma şeklindeki somut eyleme dönüştürür.

Kelime

having a stroke: şu anda gerçekleşen akut bir sağlık olayı

have a stroke ifadesinde have, bir şeye “sahip olmak” değil, tıbbi bir olay “yaşamak” anlamına gelir. Kalıplaşmış have a stroke ifadesi, inme geçirmek demektir. Örnekte is having şimdiki zamanın süreklilik yapısını kullanır, çünkü olayın şu anda gerçekleşip gerçekleşmediği sorgulanmaktadır. Geçmişte tamamlanmış bir olay için İngilizcede normalde had a stroke kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için have a stroke ifadesini süreklilik yapısında kullanın: The patient may be ____.

Cevabı göster

having a stroke

So, how can you tell?

3:59

Peki, bunu nasıl anlayabilirsiniz?

Here are three quick things to try. Anlatım akışı

4:01

İşte denenecek üç hızlı şey.

Anlatım akışı

Here are three quick things to try: bir listeyi başlatmak

Here are... bundan sonra gelecek maddeleri tanıtır. three, dinleyiciye üç madde beklemesi gerektiğini söyler; quick ise bunları kısa sürede uygulanabilecek kolay eylemler olarak sunar. things to try ifadesindeki things, fiziksel nesneleri değil; eylemleri, kontrolleri veya fikirleri belirtir. Cümlenin tamamı bir işaret görevi görerek dinleyiciyi üç maddelik bir listeye hazırlar.

Alıştırma

Hangi cümle üç kısa kontrolden oluşan bir listeyi doğal biçimde tanıtır?

  1. Here is one quick check to make first.
  2. Here are three quick checks to make first.
  3. There are three quick tools in the box.
Cevabı göster

Here are three quick checks to make first.

One, ask the person to smile. Dilbilgisi

4:03

Bir, kişiden gülümsemesini isteyin.

Dilbilgisi

ask the person to smile: ask + nesne + to-mastar

Ask the person to smile, ask + nesne + to-mastar yapısını kullanır ve “birinden bir şey yapmasını istemek” anlamına gelir. The person, ask fiilinin nesnesidir; to smile ise istenen eylemi belirtir. to-mastar, kişinin ne yapması gerektiğini açıklar; konuşanın neden ricada bulunduğunu belirtmez. Bu yapı ask the visitor to wait gibi yönergelerde de kullanılabilir.

Alıştırma

Eksik yapı sözcüğünü ekleyerek ricayı tamamlayın: Ask the visitor ____ wait outside.

Cevabı göster

to

A crooked mouth or facial drooping can indicate muscle weakness. Kelime

4:06

Çarpık bir ağız veya yüzde sarkma kas zayıflığına işaret edebilir.

Kelime

eğri ağız veya yüz sarkması

Bu cümlede a crooked mouth, ağzın düz değil de bir yana çekilmiş veya asimetrik görünmesi demektir. Facial drooping ise yüzün bir bölümünün normalden daha aşağı sarkmasıdır. Her iki ifade de gözle görülebilen fiziksel belirtileri adlandırır. Burada crooked biçimi veya hizayı anlatır; ahlaki olarak dürüst olmamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Tıbbi bağlamda "a crooked mouth or facial drooping" ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Kişi yalan söylüyor ve gülümsemeyi reddediyor.
  2. Ağız kurudur, ancak yüz normal görünür.
  3. Ağız asimetrik görünür veya yüzün bir bölümü normalden daha aşağı sarkar.
Cevabı göster

Ağız asimetrik görünür veya yüzün bir bölümü normalden daha aşağı sarkar.

Kelime

kas güçsüzlüğüne işaret edebilir

Burada indicate, "bir şeyin işareti olmak" anlamına gelir. Muscle weakness, kaslardaki güç veya kontrol azalmasıdır. Kip belirten can, ifadeyi temkinli hâle getirir: yüzdeki belirtiler kas güçsüzlüğüne işaret edebilir, ancak bunu tek başına doğrulamaz. Yeniden kullanılabilir kalıp belirti veya gözlem + can indicate + olası durum veya açıklama şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi "bir şeyin işareti olabilir" anlamındaki vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A sudden loss of balance ____ a neurological problem.

Cevabı göster

can indicate

Two, ask them to raise their arms.

4:11

İki, kollarını kaldırmasını isteyin.

If one drifts downward, Kelime

4:14

Eğer biri aşağı doğru düşüyorsa,

Kelime

one drifts downward: biri yavaşça aşağı kayar

Bu cümlede one, daha önce sözü edilen iki koldan birinin yerine kullanılır. Böylece one arm ifadesi tekrarlanmaz. Drifts downward, sıkı bir kontrol olmadan yavaşça daha aşağı bir konuma hareket etmek demektir. Kişinin kolunu bilinçli olarak indirmesini değil, kademeli ve istemsiz bir hareketi anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede drifts downward ne anlama geliyor?

  1. aniden ve hızla düşer
  2. bilinçli olarak yukarı itilir
  3. sıkı bir kontrol olmadan yavaşça aşağı hareket eder
Cevabı göster

sıkı bir kontrol olmadan yavaşça aşağı hareket eder

that arm weakness is also a sign of a stroke.

4:16

bu kol zayıflığı da inme belirtisidir.

Three, ask them to repeat a simple word or phrase.

4:19

Üç, onlardan basit bir kelimeyi veya cümleyi tekrarlamalarını isteyin.

If their speech sounds slurred or strange, Dilbilgisi

4:23

Eğer konuşmaları peltek veya tuhaf geliyorsa,

Dilbilgisi

their speech sounds slurred or strange: konuşması anlaşılmaz veya garip geliyor

Sounds fiili, speech sözcüğünü slurred ve strange sıfatlarına bağlar. Burada sound, “ses çıkarmak” değil, “duyulduğunda öyle gelmek” anlamındadır. Kalıp özne + sound + sıfat şeklindedir. Slurred, seslerin birbirine karıştığı ve anlaşılmasının zor olduğu bir konuşma biçimini anlatır. Strange ise konuşmanın kişinin normal konuşmasından farklı olduğuna dair daha genel bir değerlendirme ekler.

Alıştırma

Cümleyi “duyulduğunda öyle gelmek” anlamındaki bağlayıcı fiille tamamlayın: The engine ____ rough today.

Cevabı göster

sounds

it could mean that the language area of their brain is oxygen-deprived. Notlar

4:26

bu beyinlerinin dil bölgesinin oksijensiz kaldığı anlamına gelebilir.

Dilbilgisi

could mean that: temkinli bir çıkarım yapmak

Burada could mean that olası bir açıklama sunar: gözlem, beynin dil bölgesinin yeterli oksijen almadığını gösterebilir. Buradaki could geçmişteki bir yeteneği değil, olasılığı ifade eder; that ile başlayan yan cümle olası sonucu belirtir. Bu kalıp, bir işaret ya da gerçeği olası bir sonuca bağlar ancak o sonucu kesinmiş gibi sunmaz.

Alıştırma

Hangi cümle temkinli bir açıklama yapmak için could mean that ifadesini kullanır?

  1. The empty shelf could hold twenty boxes before it was damaged.
  2. The empty shelf proves that the item is sold out.
  3. The empty shelf could mean that the item is sold out.
Cevabı göster

The empty shelf could mean that the item is sold out.

Kelime

the language area of their brain: dil işlemeyle ilgili bir beyin bölgesi

the language area of their brain, genel olarak o kişinin beyninde dili işlemeye katılan bölüm veya bölümleri ifade eder; buna dili anlama ve üretme de dahildir. Language, bu bölgenin işlevini açıklar; birinin dil öğrendiği bir yer anlamına gelmez. Tam isim öbeği, is oxygen-deprived ifadesinin öznesidir. Genel okuyucuya yönelik tıbbi İngilizcede language area, tek bir anatomik yapının kesin adı değil, kullanışlı ve genel bir ifadedir.

Alıştırma

Bu cümlede the language area of their brain ne anlama geliyor?

  1. Beyin hakkında konuşurken kullandığı sözcük dağarcığı
  2. Okulunda dillerin öğretildiği bir yer
  3. Beyninde dili işlemeye katılan bir bölüm veya ağ
Cevabı göster

Beyninde dili işlemeye katılan bir bölüm veya ağ

This is sometimes called the FAST test, Kültür

4:31

Buna bazen FAST (HIZLI) testi denir,

Kültür

FAST testi: Face, Arms, Speech, Time

Burada FAST testi, inmenin yaygın uyarı işaretlerini fark etmek için kullanılan basit bir kontrolün adıdır. FAST; Face, Arms, Speech ve Time sözcüklerinin baş harflerinden oluşur: yüzde sarkma, kolda güçsüzlük ve konuşma bozukluğu olup olmadığı kontrol edilir, ardından hızla harekete geçilip acil yardım istenir. Bu nedenle FAST, yalnızca bir testin hızını anlatan fast sıfatı değildir. Harfler temel belirtileri ve gecikmeden müdahale etme gereğini düzenli biçimde hatırlatır.

Alıştırma

Bu cümlede the FAST test neyi ifade ediyor?

  1. Koşu hızını ölçen bir kondisyon testi
  2. Face, Arms, Speech ve Time ile hatırlanan bir inme uyarı işaretleri kontrolü
  3. Çok hızlı tamamlanmak üzere tasarlanmış genel bir test
Cevabı göster

Face, Arms, Speech ve Time ile hatırlanan bir inme uyarı işaretleri kontrolü

and the T stands for time. Kelime

4:35

ve T harfi zamanı (Time) temsil eder.

Kelime

T stands for time: X stands for Y kalıbı

T stands for time ifadesinde stands for, “temsil eder” veya “anlamına gelir” demektir. Bir harfi ya da sembolü temsil ettiği sözcük veya fikirle ilişkilendirir: FAST'te T, time sözcüğünü temsil eder. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp X stands for Y şeklindedir. T tekil olduğu için fiil -s alır; çoğul bir özneyle The letters stand for four words. örneğinde olduğu gibi stand for kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “temsil eder” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In FAST, the T ____ time.

Cevabı göster

stands for

If you see any of those signs,

4:37

Eğer bu belirtilerden herhangi birini görürseniz,

call emergency services right away. Kalıp ifadeler

4:39

hemen acil servisleri arayın.

Kalıp ifadeler

call emergency services right away: acil yardım hizmetlerini hemen aramak

Bu talimatta call, “telefonla iletişim kurmak” anlamına gelir; emergency services ise acil sağlık ekiplerini, itfaiyeyi veya polisi gönderen yerel sistemi ifade eder. Right away, “hemen, beklemeden” demektir. İfade bir bütün olarak doğrudan bir acil durum talimatı verir. Dinleyiciye bunu yalnızca düşünmesini değil, şimdi profesyonel yardım istemesini söyler.

Alıştırma

Hangi cümle profesyonel yardımla hemen iletişime geçilmesini açıkça söyler?

  1. Look up emergency services later.
  2. Call a friend when you have time.
  3. Call emergency services right away.
Cevabı göster

Call emergency services right away.

Lives may depend on it. Deyimler

4:42

Hayatlar buna bağlı olabilir.

Deyimler

Lives may depend on it: insanların hayatı buna bağlı olabilir

Lives may depend on it, insanların hayatta kalıp kalmamasının az önce belirtilen eylemden etkilenebileceği anlamına gelir. Buradaki it fiziksel bir nesneyi değil, acil yardım hizmetlerini hemen arama eylemini ifade eder. May olasılık bildirir; depend on ise “bir şey tarafından belirlenmek veya etkilenmek” anlamına gelir. Cümle ciddi bir uyarı ekler: eylemi doğru ve zamanında yapmak hayat kurtarabilir.

Alıştırma

Bu bağlamda “Lives may depend on it” ne anlama gelir?

  1. Bazı insanlar onun üstünde yaşayabilir.
  2. İnsanlar konuşulan nesneye güvenebilir.
  3. Az önce belirtilen eylem, insanların hayatta kalıp kalmamasını etkileyebilir.
Cevabı göster

Az önce belirtilen eylem, insanların hayatta kalıp kalmamasını etkileyebilir.

We're on a nonprofit mission to revolutionize education.

4:44

Eğitimi dönüştürmek için kar amacı gütmeyen bir misyon yürütüyoruz.

Click here to learn how you can get involved.

4:48

Nasıl dahil olabileceğinizi öğrenmek için buraya tıklayın.