Doktor Bluey ve Hemşire Bingo | Hastane | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
292 kelime 166 kel/dk

Video özeti: Doktorculuk oynanan bu sahnede Bluey ve hemşire Bandit’i muayene eder, röntgeni yanlış yorumlar, karnında kedi olduğu gibi bir teşhis uydurur ve çok komik bir ameliyata hazırlanır. Başlıca İngilizce noktaları: 1. Now what seems to be the matter? — Kalıp ifadeler ve eşdizimler: Bu sorunun, doktorun neyin yanlış olduğunu sormak için kullandığı tipik bir açılış olduğunu fark edebilirsin; basit “What’s wrong?” ifadesinden daha mesleki ve sahneye uygundur. 2. in a jiffy. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu samimi ifadenin kelime kelime çevrilmeyeceğini, bir şeyin çok yakında hazır olacağı anlamına geldiğini anlayabilirsin. 3. You mean you're not even going to put me to sleep first? — Konuşma pragmatiği ve tutum: Bu kalıbı, beklenen bir adımın atlandığını düşündüğünde şaşkınlıkla teyit etmek ve rahatsızlığını göstermek için kullanabilirsin.

Bu derste

Bluey!

0:02

Bluey!

Hello!

0:03

Merhaba!

I'm the doctor. Kültür

0:04

Ben doktorum.

Kültür

I'm the doctor: atanmış bir rol için the

Bu hayali oyun sahnesinde I'm the doctor, konuşanın doktor rolünü oynadığı anlamına gelir. Konuşan kişi doktor rolünü üstlenir; doktorluğun gerçek mesleği olduğunu söylemez. The, oyun veya etkinlikte önceden belirlenmiş rolü gösterir. Aynı kalıp roller dağıtılırken de kullanılabilir: I'm the teacher; you're the student.

Alıştırma

Bir arkadaşınızla hayali bir klinikte rolleri dağıtıyorsunuz. Cümleyi tamamlayın: You're the patient, and I'm ____ doctor.

Cevabı göster

the

Uh hello doctor.

0:05

Uh merhaba doktor.

My name is

0:07

Benim adım...

Ouch!

0:08

Ah!

Oh brave boy. Ton ve niyet

0:08

Oh cesur çocuk.

Ton ve niyet

Oh brave boy: şefkatli övgü ve teselli

Burada Oh brave boy., rahatsız edici veya korkutucu bir olaydan sonra söylenen şefkatli bir övgüdür. Konuşan kişi, karşısındakini rahatlatmak ve yaşanan anı daha az korkutucu hâle getirmek için ona cesur der. Brave boy, birinin kişiliğini tarafsız biçimde anlatmak değil, ona doğrudan hitap etmektir. Oh sıcak ve anlık bir tepki eklediği için cümle, bir yetişkinin çocuğu teselli etmesi gibi duyulur.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Bir çalışan, tanımadığı yetişkin bir iş arkadaşına ciddi biçimde Oh brave boy. diyor.

  1. Doğal değil
  2. Doğal
Cevabı göster

Doğal değil

What was that?

0:10

O da neydi?

A needle.

0:11

Bir iğne.

Now what seems to be the matter? Kalıp ifadeler

0:12

Şimdi, sorun nedir acaba?

Kalıp ifadeler

What seems to be the matter?: nazik ve profesyonel bir soru

What seems to be the matter? karşıdaki kişiden bir sorunu veya belirtisini anlatmasını ister. Burada matter, “madde” değil, “sorun” ya da “durum” anlamındadır. Seems to be, konuşanın neyin yanlış olduğunu kesin olarak bildiğini öne sürmeden görünen sorunu sormasını sağladığı için soruyu yumuşatır. Now konuşmayı bu sonraki aşamaya taşır ve karşıdaki kişiyi yanıt vermeye davet eder.

Alıştırma

Bir doktor, hastasını belirtilerini nazik ve profesyonel bir şekilde açıklamaya davet etmek istiyor. En iyi soru hangisidir?

  1. What seems to be the matter?
  2. What's wrong with you?
  3. Did you make a mistake?
Cevabı göster

What seems to be the matter?

Why did you give me a needle before Dilbilgisi

0:14

Neden bana iğne yaptın

asking me what's the matter?

0:16

neyim olduğunu sormadan önce?

Dilbilgisi

before asking me ...: eylemleri sıralamak için before + -ing

Before asking me what's the matter ifadesinde before sözcüğünden sonra asking biçimindeki -ing yapısı gelir. Bu yapı iki eylemi sıraya koyar: önce iğne yapıldı, soru ise daha sonra soruldu. before + -ing yapısında belirtilmeyen eylemi yapan kişi genellikle ana cümleden anlaşılır. Burada hem iğneyi yapan hem de soruyu soran kişi you olarak anlaşılır.

Alıştırma

Parantez içindeki fiilin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Mia checked the map before ____ the house. (leave)

Cevabı göster

leaving

Because I'm very busy. Anlatım akışı

0:17

Çünkü çok meşgulüm.

Anlatım akışı

Because I'm very busy.: why sorusuna kısa cevap

Because, daha önceki why sorusuna cevap olan nedeni tanıtır. I'm very busy bölümünde bir özne ve fiil bulunur; söylenmeyen ana fikir ise sorudan anlaşılır. Bu nedenle cevabın tamamı because ile başlasa da konuşmada doğal duyulur. Kısa ve doğrudan neden, açıklamanın komik derecede basit görünmesini de sağlar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp Why...? — Because + özne + fiil şeklindedir.

Alıştırma

Birisi "Why were you late?" diye soruyor. Hangi kısa sözlü cevap doğaldır?

  1. The bus because was late.
  2. Because was the bus late.
  3. Because the bus was late.
Cevabı göster

Because the bus was late.

Now what's up? Kalıp ifadeler

0:19

Şimdi, ne oldu?

Kalıp ifadeler

What's up?: sorunun ne olduğunu sormak

Bu bağlamda what's up?, “Sorun ne?” veya “Ne oluyor?” anlamına gelir. up sözcüğü bir yeri ya da yönü anlatmaz; what's up kalıplaşmış ve gündelik bir ifadedir. Aynı ifade, “Nasıl gidiyor?” anlamında rahat bir selamlaşma olarak da kullanılabilir. İşlevini bağlam belirler. Burada Now konuşmayı ilerletir ve konuşan kişi karşısındakinden durumunu açıklamasını ister.

Alıştırma

"You look upset. What's up?" cümlesinde What's up? ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi birine ayağa kalkmasını söylüyor.
  2. Konuşan kişi fiziksel olarak üstlerinde ne olduğunu soruyor.
  3. Konuşan kişi sorunun ne olduğunu soruyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi sorunun ne olduğunu soruyor.

Well, my belly hurts. Kelime

0:20

Şey, karnım ağrıyor.

Kelime

my belly hurts.: “karnım ağrıyor” demenin gündelik yolu

Bu cümlede my belly hurts, “karnım ağrıyor” anlamına gelir. Belly, vücudun göğsün altındaki ön bölümü için kullanılan günlük bir kelimedir ve samimi, gayriresmî ya da çocuklara özgü bir tınıya sahip olabilir. “İyelik belirleyicisi + vücut bölümü + hurts” kalıbı ağrıyan yeri doğrudan söyler: My head hurts. Vücut bölümü tekil özne olduğunda hurt fiiline -s gelir.

Alıştırma

Küçük bir çocuk evde gündelik biçimde karnının ağrıdığını söylüyor. En doğal cümle hangisidir?

  1. I have abdominal pain.
  2. My belly is hurt.
  3. My belly hurts.
Cevabı göster

My belly hurts.

Have you got a baby in there? Dilbilgisi

0:23

Orada bir bebek mi var?

Dilbilgisi

Have you got...?: mevcut sahipliği veya durumu sormak

Burada Have you got a baby in there? sorusu, kişinin karnında bir bebek olup olmadığını sorar. Have got, şimdiki zamanda sahip olmayı veya mevcut bir durumu ifade eder; bu yüzden bu kullanımda Have you got...?, Do you have...? ile aynı anlama gelir. Got, “aldın” anlamına gelmez. Soru, Have + özne + got + isim öbeği kalıbını izler: Have you got a ticket? Özellikle günlük Britanya ve Avustralya İngilizcesinde yaygındır.

Alıştırma

Soruyu Have you got...? kalıbıyla tamamlayın: Have ____ a spare key?

Cevabı göster

you got

No, I don't think so.

0:24

Hayır, sanmıyorum.

Nurse, do an X-ray on the big blue guy please. Notlar

0:26

Hemşire, lütfen şu büyük mavi adamın röntgenini çekin.

Kalıp ifadeler

do an X-ray on: doktorculuk oyununda gündelik bir kalıp

Burada do an X-ray on, birine röntgen muayenesi yapmak anlamına gelir. on'dan sonraki bölüm, muayene edilen kişiyi veya vücut bölümünü belirtir. Geniş anlamlı do fiili, çocukların doktorculuk oyunundaki bir talimata uygundur. Başka durumlara aktarılabilecek yapı do a test/check on + target şeklindedir; ancak gerçek tıbbi İngilizcede X-ray daha yerleşik fiillerle kullanılır.

Alıştırma

Gündelik do an X-ray on kalıbıyla bu doktorculuk oyunu talimatını tamamlayın: Please ____ the teddy bear.

Cevabı göster

do an X-ray on

Ton ve niyet

on the big blue guy ... please: hedefi belirtmek ve talimatı yumuşatmak

do an X-ray on the big blue guy ifadesinde on'dan sonraki bölüm muayenenin hedefini belirtir. Burada on, birini veya bir şeyi kontrol etme yapısının parçasıdır. Cümle sonundaki please, do... emir yapısını yumuşatır ve talimatın daha az sert gelmesini sağlar. Yine de bu bir talimattır: please tonu değiştirir, emir yapısını değil.

Alıştırma

Yargı: Bir emir cümlesi please ile bitiyorsa her zaman emirden çok nazik bir rica gibi duyulur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

I think there's a baby in there.

0:29

Sanırım içeride bir bebek var.

Yes doctor.

0:30

Evet doktor.

Hang on, I really don't think I have a Ton ve niyet

0:31

Bekle, gerçekten bir... olduğunu sanmıyorum.

Ouch!

0:34

Ah!

Ton ve niyet

Hang on: birinden kısa süre durmasını istemek

Burada Hang on, “bir dakika bekle” veya “bir an dur” anlamına gelir. Konuşan kişi itiraz etmek ya da açıklama yapmak için karşısındakini durdurmaya çalışır, ancak ani bir “Ouch!” cümleyi yarıda keser. Konuşmada Hang on, birinden beklemesini veya yaptığı şeye ara vermesini istemek ya da bir şeyi kontrol edip açıklamak için zaman kazanmak amacıyla kullanılabilir. Bu, gündelik ve kalıplaşmış bir ifadedir; gerçekten bir yere asılı kalma talimatı değildir.

Alıştırma

“Bir dakika bekle” anlamındaki ifadeyi tamamlayın: Hang ____, I'll check the address.

Cevabı göster

on

Bye!

0:34

Görüşürüz!

Good grief!

0:35

Aman Tanrım!

She certainly likes those needles. Ton ve niyet

0:36

O iğneleri kesinlikle çok seviyor.

Ton ve niyet

She certainly likes those needles: vurgulu ironi

Bu bağlamda She certainly likes those needles. onun nelerden hoşlandığını tarafsız biçimde bildiren bir cümle değildir. Certainly konuşanın yargısını güçlendirir; likes ise iğneleri tekrar tekrar kullanmasını sanki çok sevdiği bir şeymiş gibi göstererek kuru ve abartılı bir yorum oluşturur: gerçekten de iğneleri kullanıp duruyor. Certainly içten bir kesinlik de bildirebilir. Buradaki ironi, olumlu ifadeyle istenmeyen davranışın tekrarı arasındaki uyumsuzluktan doğar. Konuşanın bıkkınlığı bağlamdan ve ses tonundan anlaşılır.

Alıştırma

Bir yazıcı üçüncü kez kâğıt sıkıştırdıktan sonra biri “This printer certainly likes causing trouble.” diyor. Konuşan kişi ne demek istiyor?

  1. Konuşan kişi yazıcıda sorun olup olmadığından emin değil.
  2. Konuşan kişi yazıcının hobisinden gerçekten keyif aldığına inanıyor.
  3. Yazıcı sürekli sorun çıkardığı için konuşan kişi rahatsızdır.
Cevabı göster

Yazıcı sürekli sorun çıkardığı için konuşan kişi rahatsızdır.

Don't worry sweetie. Ton ve niyet

0:38

Endişelenme tatlım.

It's all to make you feel better. Dilbilgisi

0:40

Hepsi kendini daha iyi hissetmen için.

Ton ve niyet

Don't worry, sweetie: sevgi dolu bir rahatlatma

Don't worry, karşıdaki kişiye korkmasına veya kaygılanmasına gerek olmadığını söyleyerek onu rahatlatır. Sweetie, birine doğrudan hitap ederken kullanılan sevgi dolu bir sözdür; yeni bilgi eklemek yerine rahatlatmayı sıcak ve şefkatli hâle getirir. Özenli İngilizce yazıda doğrudan hitap genellikle virgülle ayrılır: Don't worry, sweetie. sweetie sözünün rahatlatıcı gelip gelmemesi ilişkiye ve ses tonuna bağlıdır.

Alıştırma

Yargı: Tanımadığınız herhangi bir yetişkini rahatlatırken ona sweetie diye hitap etmek genellikle uygundur.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Dilbilgisi

It's all to make you feel better: amaç bildirme

It's all to make you feel better cümlesinde to make, daha önce söz edilen eylemlerin amacını belirtir. It bu eylemlere gönderme yapar, all ise hepsinin tek bir amacı olduğunu vurgular: dinleyenin kendini daha iyi hissetmesini sağlamak. Make, make + kişi + fiilin yalın hâli yapısını izler. Bu nedenle make you feel better denir, make you to feel better denmez. feel better bağlama göre daha sağlıklı olmak, daha rahat hissetmek veya daha az üzgün olmak anlamına gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi amacı başlatan sözcükle tamamlayın: These changes may feel strange, but it is all ____ help you recover.

Cevabı göster

to

Now, time for your X-ray.

0:42

Şimdi, röntgen zamanı.

Ready?

0:43

Hazır mısın?

3

0:44

3

2

0:45

2

1

0:45

1

X-ray!

0:46

Röntgen!

X-ray will be ready in a jiffy. Deyimler

0:48

Röntgen şipşak hazır olacak.

Deyimler

in a jiffy: çok yakında

“In a jiffy”, “çok yakında” veya “çok kısa bir süre içinde” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Burada röntgen filminin kısa bir bekleyişten sonra hazır olacağını anlatır. İfadenin tamamını tek bir zaman ifadesi olarak düşünün. Günlük konuşmada “jiffy” genellikle tek başına kullanılmaz ve bu ifade kesin bir dakika sayısı vermez.

Alıştırma

Resepsiyon görevlisi “The dentist will see you in a jiffy.” diyor. Bu ne anlama gelir?

  1. Diş hekimi sizi çok yakında görecek.
  2. Diş hekimi sizi önceden açıklanan kesin saatte görecek.
  3. Diş hekimi sizi biraz önce gördü.
Cevabı göster

Diş hekimi sizi çok yakında görecek.

Uh good.

0:50

Uh güzel.

I'll just relax. Kalıp ifadeler

0:52

Biraz rahatlayayım bari.

Kalıp ifadeler

I'll just relax: sonraki adımı rahatça ifade etmek

“I’ll”, “I will” ifadesinin kısaltmasıdır; bu nedenle konuşan kişi bundan sonra ne yapmayı planladığını söylüyor. Bu bağlamda “I’ll just relax”, biraz beklemesi gerektiği için verdiği basit bir karardır. Buradaki “just”, “az önce” anlamına gelmez. Eylemi küçük, kolay ve fazla önem taşımayan bir şey gibi gösterir: yaklaşık olarak “O zaman şimdilik sadece dinleneyim.”

Alıştırma

“I’ll just sit here while you finish,” cümlesinde “just” ne işe yarar?

  1. Planın basit ve gündelik görünmesini sağlar.
  2. Konuşan kişinin az önce burada oturduğu anlamına gelir.
  3. Konuşan kişinin başka hiçbir şey yapmasına izin verilmediği anlamına gelir.
Cevabı göster

Planın basit ve gündelik görünmesini sağlar.

I'm back!

0:55

Geri döndüm!

Ow!

0:56

Ah!

Bluey! I mean doctor, Ton ve niyet

0:56

Bluey! Yani doktor,

can that be the last injection please? Ton ve niyet

0:58

bu son iğne olabilir mi lütfen?

Ton ve niyet

I mean doctor: anında kendini düzeltme

Bu cümlede I mean doctor, Bluey adını rol içindeki doctor hitabıyla hemen düzeltir. Buradaki I mean, uzun bir açıklamaya başlamak yerine “daha doğrusu” ya da “demek istediğim” gibi çalışır. Konuşurken yanlış bir ad, saat, sayı veya betimleme kullandığınızı fark ederseniz I mean + düzeltilmiş sözcük ya da ifade yapısıyla hemen kendinizi düzeltebilirsiniz.

Alıştırma

I mean kullanarak anlık düzeltmeyi tamamlayın: The meeting is in Room 12—I ____, Room 21.

Cevabı göster

mean

Ton ve niyet

can that be the last injection please?: bir şeyin bitmesini nazikçe isteme

Can that be the last injection please? bir yetenek sorusu değil, bir ricadır. Burada that, az önce yapılan ya da konuşulan iğneyi gösterir; the last injection ise bunun ardından başka iğne yapılmaması anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen Can that be the last + isim, please? yapısı, tekrarlanan bir olayın veya eylemin mevcut örnekle sona ermesini nazikçe ister. Bir sınır koyarken karşı tarafa yanıt verme alanı bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle, mevcut toplantının bugünün son toplantısı olmasını nazikçe ister?

  1. Can that be the last meeting today, please?
  2. Is that the last meeting today?
  3. Can you attend the last meeting today, please?
Cevabı göster

Can that be the last meeting today, please?

Nope.

1:01

Hayır.

Here's the X-ray doctor.

1:01

İşte röntgen doktor.

Oh thank you.

1:03

Oh teşekkürler.

I'll just get this plaster off. Öbek fiiller

1:04

Sadece şu yara bandını çıkaracağım.

Öbek fiiller

get this plaster off: get + nesne + off ile çıkarmak

Burada get this plaster off, yara bandını yapışık olduğu yüzeyden çıkarmak demektir. Kalıp get + nesne + off şeklindedir; off, nesnenin uzaklaştırılmış veya çıkarılmış olması sonucunu verir. Off olmadan get this plaster genellikle yara bandını edinmek ya da getirip almak anlamına gelir; çıkarma anlamını vermez.

Alıştırma

Yapışık olan çıkartmanın çıkarılamadığını anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: I can't get the sticker ____.

Cevabı göster

off

Huh?

1:06

Ha?

Ow!

1:06

Ah!

Brave boy.

1:07

Cesur çocuk.

Oh well this does not look good. Kalıp ifadeler

1:09

Oh pekala bu hiç iyi görünmüyor.

Kalıp ifadeler

this does not look good: işaretlere bakarak durumun kötü olduğunu düşünmek

This does not look good, konuşanın gördüğü belirtilerin durumun ya da sonucun kötü olabileceğini düşündürdüğü anlamına gelir. Burada look fiziksel güzellikle değil, işlerin nasıl göründüğüyle ilgilidir. Konuşan, sorunun tam olarak ne olduğunu henüz söylemeden ilk olumsuz değerlendirmesini yapar. Aynı kalıp test sonuçlarını, ilerlemeyi, ekipmanı veya planları değerlendirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Motor duman çıkarıyor. Biri "This does not look good." diyor. Ne demek istiyor?

  1. Motor çekici görünüyor.
  2. Durum kötü olacak gibi görünüyor.
  3. Motoru göremiyorlar.
Cevabı göster

Durum kötü olacak gibi görünüyor.

You see just here? Ton ve niyet

1:11

Tam şurayı görüyor musun?

Ton ve niyet

You see just here?: dikkati belirli bir noktaya yöneltmek

Bu soruda see, “gözleri iyi görmek” değil, “gözle fark etmek” anlamındadır. Konuşan kişi belirli bir noktayı gösterip dinleyenden oraya bakmasını ister. just here konumu “tam burada” diye sınırlar. Cümle düz cümle söz dizimine sahiptir ancak konuşmada bir kontrol sorusu olarak kullanılır; yaklaşık olarak Can you see this exact spot? anlamına gelir.

Alıştırma

Bir tarama görüntüsündeki küçük işareti gösterirken söylenen You see just here? ne anlama gelir?

  1. Genel olarak gözlerin iyi görüyor mu?
  2. Bu yeri uzun süre izlemeye devam et.
  3. Tam olarak bu noktaya bak.
Cevabı göster

Tam olarak bu noktaya bak.

Oh look, it's a possum?

1:13

Oh bak, bu bir keseli sıçan mı?

Yes.

1:15

Evet.

You have a possum in your belly. Dilbilgisi

1:16

Karnında bir keseli sıçan var.

Dilbilgisi

You have a possum in your belly: have + şey + konum

Burada have, bir kişiyi vücudunun içinde veya üzerinde bulunan bir şeyle ilişkilendirir; asıl vurgu sahiplik değildir. a possum nesneyi adlandırır, in your belly ise nerede olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp have + şey + konum ifadesidir. Keseli sıçanla ilgili iddia eğlenceli ve saçmadır, ancak dil bilgisi yapısı normaldir. Aynı kalıpla bir kişinin vücudunun içinde veya üzerinde bulunan bir şey anlatılabilir.

Alıştırma

Cümleyi have + şey + konum kalıbıyla tamamlayın: Dışarıda oynadıktan sonra Leo şöyle der: “I ____ mud ____ my knees.”

Cevabı göster

have · on

That's not a possum.

1:18

O keseli sıçan değil.

It's a cat!

1:19

O bir kedi!

Oh yes, you have a cat in your belly.

1:20

Oh evet, karnında bir kedi var.

How did it get in there? Öbek fiiller

1:22

Oraya nasıl girmiş?

Öbek fiiller

get in there: bilinen bir yerin içine girmek

Burada get, “elde etmek” anlamına gelmez. get in there ifadesindeki get in, “girmek” veya “dışarıdan içeriye geçmek” demektir; there ise konuşmadan zaten anlaşılan yeri, bu sahnede karnı gösterir. Bu ifade, bir kişinin, hayvanın veya nesnenin bir yere nasıl girdiğini sormak için kullanılabilir. How did it get in there? sorusu, oraya girme biçimine odaklanır.

Alıştırma

Farenin önceden bilinen bir yere nasıl girdiğini soran cümle hangisidir?

  1. How did the mouse get in there?
  2. How did the mouse get there?
  3. How did the mouse get it?
Cevabı göster

How did the mouse get in there?

Did you eat one?

1:24

Bir tane yedin mi?

No!

1:25

Hayır!

Well, no one really knows how cats get in your belly. Dilbilgisi

1:26

Şey, kedilerin karnınıza nasıl girdiğini kimse gerçekten bilemez.

Dilbilgisi

no one really knows how cats get...: gömülü soru söz dizimi

No one really knows how... ifadesi, bir şeyin hangi biçimde veya hangi süreçle gerçekleştiğinin bilinmediğini söyler. Really bu iddiayı güçlendirir; açıklama saçma olduğunda, bu ciddi anlatım biçimi mizah da yaratabilir. How cats get in your belly, knows fiilinden sonra gelen gömülü bir sorudur. Soru sözcüğü how korunur, ancak yan cümlenin içinde düz cümle sırası kullanılır: how + özne + fiil. Yani how cats get denir; doğrudan soru sırası olan how do cats get kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi doğru gömülü soru sırasıyla tamamlayın: No one knows ____.

  1. how the cat got into the locked room
  2. how got the cat into the locked room
  3. how did the cat get into the locked room
Cevabı göster

how the cat got into the locked room

but probably through your belly button? Kelime

1:30

Ama muhtemelen göbek deliğinden, değil mi?

Kelime

through your belly button: bir açıklıktan geçen hareket yolu

Through hareketin izlediği yolu gösterir: burada belly button (göbek deliği), bir şeyin içeri girmek için içinden geçtiği bir açıklık gibi düşünülür. Belly button, navel sözcüğünün günlük karşılığıdır. Probably bunun kesin olmayan bir tahmin olduğunu gösterir; soru biçimi de bu absürt fikri gerçek gibi sunmak yerine ihtiyatlı bir varsayım olarak bırakır.

Alıştırma

Bir açıklığın bir tarafından diğer tarafına hareketi gösteren edatla cümleyi tamamlayın: The thread passes ____ the eye of the needle.

Cevabı göster

through

What?

1:32

Ne?

Really?

1:33

Gerçekten mi?

Yeah.

1:33

Evet.

Probably they just set up a slide while you're asleep Kalıp ifadeler

1:34

Muhtemelen sen uyurken bir kaydırak kuruyorlar

and just slide right in, you know? Öbek fiiller

1:38

ve doğrudan içeri kayıyorlar, anlarsın ya?

Kalıp ifadeler

set up a slide: ekipmanı kullanıma hazırlamak

Set up a slide, kaydırağı yerine koymak, gerektiği gibi monte etmek veya düzenlemek ve kullanıma hazır hâle getirmek demektir. Fiziksel bir nesneyle kullanıldığında set up, nesneyi kullanılabilir duruma hazırlamaya odaklanır. Kalıp set up + nesne şeklindedir. set up a camera veya set up a tent örneklerinde olduğu gibi ekipman ve geçici yapılarla da kullanılır.

Alıştırma

Ekipmanı kullanıma hazır hâle getirmek anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Please ____ the microphone before the show.

Cevabı göster

set up

Öbek fiiller

slide right in: right doğrudan içeri girmeyi anlatır

Slide right in, bir yere düzgün ve doğrudan kayarak girmek demektir. Slide düzgün kayma hareketini, in ise içeri doğru hareketi anlatır. Burada right, in sözcüğünü güçlendiren bir zarftır; “doğrudan” veya “tamamen içeri” anlamına gelir, “sağa doğru” demek değildir. Bu yapı, hareketin hemen ve kolayca gerçekleştiği izlenimini verir.

Alıştırma

“The key slid right in,” cümlesinde right ne işe yarar?

  1. Anahtarın doğru anahtar olduğunu söyler.
  2. Anahtarın sağ tarafa doğru hareket ettiğini söyler.
  3. Anahtarın doğrudan ve kolayca içeri girdiğini vurgular.
Cevabı göster

Anahtarın doğrudan ve kolayca içeri girdiğini vurgular.

My goodness!

1:40

Aman Allahım!

We'll have to operate. Dilbilgisi

1:41

Ameliyat etmemiz gerekecek.

Dilbilgisi

have to operate: ameliyat yapma zorunluluğu

Have to + fiilin yalın biçimi gereklilik anlatır: durum, uygulanabilir başka bir seçenek bırakmaz. Will ile birlikte kullanılan We'll have to ... yapısında, eylemin gerekli olacağı belirtilir. Tıbbi bir bağlamda operate, nesne olmadan kullanılabilir ve “ameliyat yapmak” anlamına gelir. Bu nedenle have to operate, ameliyatın gerekli olduğunu belirtir; bir makineyi çalıştırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir hastanede doktor “We'll have to operate.” diyor. Bu cümle ne anlama gelir?

  1. Ameliyat gerekli olacak.
  2. Bir makine kullanmamız gerekecek.
  3. Hastanenin hizmete açılması gerekecek.
Cevabı göster

Ameliyat gerekli olacak.

Yes doctor.

1:42

Evet doktor.

Oh hang on. Ton ve niyet

1:43

Oh bekle biraz.

Ton ve niyet

Oh hang on: Bir şeyi aniden fark edince duraklamak

Bu cümlede hang on, “bir dakika bekle” veya “kısaca dur” anlamına gelir. Hang fiilinin gerçek anlamı kastedilmez. Konuşan kişi, devam etmek üzere olan bir eylemi kesmek için bu ifadeyi kullanır. Oh, kişinin bir şeyi aniden fark ettiğini gösterir: Bir sorun görmüş veya bir şeyi yeni hatırlamış olabilir. Bir adımı düzeltmeden ya da bilgi eklemeden önce kısa bir ara gerektiğinde Oh, hang on kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

Evden çıkmak üzeresiniz ve anahtarlarınızı aniden hatırlıyorsunuz. Hangi cümle eylemi doğal biçimde duraklatır?

  1. Keep going.
  2. Hang it on the wall.
  3. Oh hang on.
Cevabı göster

Oh hang on.

Let's do this. Ton ve niyet

1:44

Şöyle yapalım.

Ton ve niyet

Let's do this: Başlamak için enerjik bir işaret

Let's do this, grubun zaten bildiği bir etkinliği başlatma zamanının geldiğini belirten gündelik ve enerjik bir ifadedir. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; this ise planlanan görev, oyun veya mücadeleyi gösterir. Bu ifade genellikle kararlılık veya cesaretlendirme katar. Bu yüzden etkinliğin başlayacağını nötr biçimde söylemekten daha güçlüdür. Konuşan kişi herkesi hazırlıktan eyleme geçmeye çağırır.

Alıştırma

Ekibiniz zorlu bir mücadeleye başlamaya hazır. Hangi cümle başlamak için enerjik bir işaret verir?

  1. Let's stop doing this.
  2. Let's do this!
  3. Let's talk about this later.
Cevabı göster

Let's do this!

Here's a magazine to read. Kalıp ifadeler

1:45

İşte okuman için bir dergi.

Kalıp ifadeler

Here's a magazine to read: bir nesne sunup amacını belirtmek

Bu cümlede Here's, dergiyi dinleyiciye sunulan bir nesne olarak gösterir. Derginin nerede olduğunu söylemekten çok, nesnenin dinleyici için olduğunu anlatır. Mastar yapısı to read, a magazine isim öbeğinden sonra gelir ve derginin amacını belirtir. Tekrar kullanılabilen Here's + isim öbeği + to + fiil kalıbıyla bir nesneyi sunup ne için olduğunu hemen söyleyebilirsiniz.

Alıştırma

Teklifi “okumak için” anlamına gelen iki İngilizce sözcüklük mastar öbeğiyle tamamlayın: Here's a book ____ while you wait.

Cevabı göster

to read

You mean you're not even going to put me to sleep first? Notlar

1:47

Yani önce beni uyutmayacak mısın?

Ton ve niyet

You mean you're not even going to...?: temel bir adımın atlanacağını şaşkınlıkla doğrulamak

You mean...? konuşanın, başka birinin planını doğru anlayıp anlamadığını sorar. Burada bir sözcüğün tanımını sormaz; çıkarımı şaşkınlıkla doğrular. Not even going to..., kişinin konuşanın asgari ve temel gördüğü bir adımı atlamayı planladığını gösterir. Bu tıbbi bağlamda put me to sleep, anesteziyle bilinci kapatmak anlamına gelir; bu yüzden tüm soru inanamama ve itiraz ifade eder.

Alıştırma

Şaşkınlık içeren itirazı “yapmayı bile planlamamak” anlamındaki dört İngilizce sözcüklük ifadeyle tamamlayın: You mean you're ____ check the brakes first?

Cevabı göster

not even going to

Kalıp ifadeler

Ameliyat bağlamında put me to sleep

Put + someone + to sleep, bir kişinin uyumasına veya bilincini kaybetmesine neden olmak demektir. Ameliyat öncesindeki bu soruda put me to sleep, işlem sırasında bilincim kapalı olsun diye bana anestezi vermek anlamına gelir. Nesne, put ile to sleep arasına gelir: put me to sleep, put her to sleep. Sonucun normal uyku mu yoksa tıbbi olarak bilinçsizlik mi olduğunu çevredeki durum gösterir.

Alıştırma

Ameliyat öncesindeki bir konuşmada put me to sleep en olası olarak ne anlama gelir?

  1. Bana anestezi vererek bilincimi kapatmak
  2. Beni bir yatağa taşımak
  3. Bana yatma vaktinin geldiğini söylemek
Cevabı göster

Bana anestezi vererek bilincimi kapatmak

Oh yeah, I guess we could. Ton ve niyet

1:49

Oh evet, sanırım bunu yapabiliriz.

Ton ve niyet

Temkinli kabul için I guess we could.

I guess, ardından gelen ifadeyi yumuşatır ve konuşanın tamamen kararlı olmadığını gösterir. Burada could, bir eylemi kullanılabilir bir seçenek olarak sunar; geçmişteki bir yetenekten söz etmez. I guess we could. bir bütün olarak, çoğu zaman biri bir eylem önerdikten veya mevcut eylemi sorguladıktan sonra temkinli bir kabul ifade eder. Anlamı şuna yakındır: Bu mümkün; sanırım bunu yapabiliriz. Could sonrasındaki eylem, önceki konuşmadan anlaşıldığı için söylenmez.

Alıştırma

Bir arkadaş otobüse binmeyi öneriyor. Hangi yanıt fikri kabul eder ama tamamen kararlı olmak yerine temkinli duyulur?

  1. We must take the bus.
  2. We took the bus yesterday.
  3. I guess we could take the bus.
Cevabı göster

I guess we could take the bus.

Nurse, can you put this big blue guy to sleep please? Ton ve niyet

1:51

Hemşire, lütfen bu büyük mavi adamı uyutabilir misiniz?

Ton ve niyet

Can you ... please? ile nazik istekte bulunma

Bu cümlede Can you + fiilin yalın hâli...? biçim olarak bir yetenek sorusuna benzer, ancak asıl işlevi dinleyenden harekete geçmesini istemektir. Please isteği yumuşatır; yine de konuşan kişi hemşirenin bunu yapmasını bekler. Başka durumlara aktarılabilen kalıp Can you + fiilin yalın hâli + nesne veya tümleç + please? şeklindedir. Burada istenen eylem put this big blue guy to sleep ifadesidir. Tıbbi bağlamda put someone to sleep, birine yalnızca uyumasını söylemek değil, onu anesteziyle uyutmak anlamına gelir.

Alıştırma

Bu nazik isteği send fiiliyle tamamlayın: Can ____ the report today, please?

Cevabı göster

you send

Yes doctor.

1:54

Evet doktor.

Go to sleep. Ton ve niyet

1:55

Uyu bakalım.

Go to sleep.

1:57

Uyu bakalım.

Ton ve niyet

Doğrudan emir olarak Go to sleep

Go to sleep bir emir cümlesidir: özne olan you söylenmez ama anlaşılır ve konuşan kişi dinleyene doğrudan uyumaya başlamasını söyler. Tonlamaya ve ilişkiye bağlı olarak sakinleştirici, kararlı veya buyurgan duyulabilir. Espri, put someone to sleep şeklindeki tıbbi bir isteğin yalnızca Go to sleep demekmiş gibi ele alınmasından doğar. Gerçek tıbbi kullanımda put someone to sleep, birine anestezi uygulamak anlamına gelebilir; Go to sleep ise yalnızca o kişiye uyumasını söyler.

Alıştırma

Hangi cümle dinleyene doğrudan uyumaya başlamasını söyler?

  1. The child fell asleep.
  2. Go to sleep.
  3. Put the child to sleep.
Cevabı göster

Go to sleep.

Hmm.

1:58

Hmm.

Go to sleep, big Telemachus.

1:59

Uyu artık, koca Telemakhos.