Performans Spor Giyimini ve Sürdürülebilirliği Birleştiren Devrim Niteliğindeki Ayakkabı Geri Dönüşüm Programı: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: On, doğaçlama ayakkabı prototiplerinden hint yağı bitkisi kökenli malzemeye dayanan döngüsel bir sisteme geçişini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. we're onto something; Deyimler ve mecazlı ifadeler: bir denemenin umut verici göründüğünü söylemenin gündelik yolunu tanıyın; onto sözcüğünü fiziksel konum sanmayın. 2. proof of concept; Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: bir fikri sınayan ilk uygulamayı anlatan ürün geliştirme terimini öğrenin ve bitmiş üründen ayırın. 3. zoomed in on; Öbek fiiller: araştırmanın tek bir seçeneğe, burada hint yağı bitkisine, daraltılmasını anlatın; ifadeyi yalnızca kameranın gerçek yakınlaştırmasıyla sınırlamayın.
Bu derste
So at On, our mission is to ignite the human spirit through movement. Deyimler
0:02On olarak misyonumuz, hareket yoluyla insan ruhunu ateşlemek.
İlham verici bir mecaz olarak “ignite the human spirit”
Bu misyon ifadesinde “ignite” mecazidir: gerçekten bir şeyi ateşe vermek değil, enerji, coşku ve motivasyonu uyandırmak ya da güçlü biçimde harekete geçirmek anlamına gelir. Burada “the human spirit”, özellikle dinsel anlamdaki bir ruhu değil, insanların içsel güdüsünü ve canlılığını geniş anlamda ifade eder. İfade bir bütün olarak hareketin insanları daha canlı ve motive hissettirebileceğini anlatır.
Alıştırma
Bu misyon ifadesinde “ignite the human spirit” ne anlama geliyor?
- İnsanların iç enerjisini ve motivasyonunu uyandırmak
- İnsanların görmesi için gerçek bir ateş yakmak
- İnsanlara belirli bir dinsel inancı öğretmek
- Hareketi tamamen durdurmak
Cevabı göster
İnsanların iç enerjisini ve motivasyonunu uyandırmak
The experience of running is always central around this.
0:06Koşu deneyimi her zaman bunun merkezinde yer alıyor.
We are building and growing together with a big community.
0:10Büyük bir toplulukla birlikte üretiyor ve büyüyoruz.
Bir hedefe doğru ilerleme anlamında “journey towards that”
Burada “journey”, fiziksel bir geziyi değil, döngüselliğe doğru değişmenin uzun ve aşamalı sürecini anlatan bir mecazdır. “that”, circularity sözcüğüne gönderme yapar. “towards” edatı yönü ve ilerlemeyi belirtir; bu nedenle ifade hedefe zaten ulaşıldığını söylemez. Bu kalıp, değişimi aşamalar, çaba ve zaman içeren bir süreç olarak sunmayı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede journey örnektekiyle aynı mecazi anlamda kullanılmıştır?
- We packed our bags for a train journey across Italy.
- The factory has already reached full circularity.
- Our journey towards zero waste will take several years.
- We measured the journey in kilometers.
Cevabı göster
Our journey towards zero waste will take several years.
How do we essentially product create in the right way
0:18Temelde ürünleri doğru şekilde nasıl yaratabiliriz
to lead the industry in order to take sustainability seriously. Notlar
0:21ki sektöre öncülük edip sürdürülebilirliği gerçekten ciddiye alabilelim?
in order to: amaçla kurulan açık bağlantı
In order to bir amacı açıkça belirtir. Burada sektöre öncülük etme eylemini sürdürülebilirliği ciddiye alma hedefiyle bağlar: İkinci eylem, ilkinin neden yapıldığını açıklar. Ardından fiilin yalın hâli gelir: in order to + take. Tek başına kullanılan to mastarından daha açıktır; bu nedenle bir mantık zincirini takip etmeyi kolaylaştırabilir.
Alıştırma
Cümleyi amacı açıkça belirten üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We extended the testing phase ____ catch problems before launch.
Cevabı göster
in order to
take sustainability seriously: sürdürülebilirliği ciddiye almak
Take something seriously, bir kişiyi veya şeyi önemli görmek ve ona gerçek anlamda ilgi, kaygı ya da eylemle karşılık vermek demektir. Bu cümlede sustainability nesne konumundadır; dolayısıyla ifade, konu hakkında yalnızca konuşmayı değil, uygulamaya yönelik bir bağlılığı gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp take + nesne + seriously şeklindedir. Seriously, nesnenin nasıl ele alındığını anlatır; sustainability kavramının kendisinin “ciddi” olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
take something seriously kalıbını tamamlayın: The manager takes every safety complaint ____ and investigates it immediately.
Cevabı göster
seriously
David Allemann, Caspar Coppetti, and Olivier Bernhard.
0:36David Allemann, Caspar Coppetti ve Olivier Bernhard.
And they had the vision to create the perfect running shoe that didn't exist on the market. Notlar
0:39Onların hayali, piyasada henüz bulunmayan kusursuz koşu ayakkabısını yaratmaktı.
had the vision to create: geleceğe dönük bir amaç
had the vision to create ifadesindeki vision, var olması gereken bir şeye ilişkin açık ve geleceğe dönük bir tasavvur anlamına gelir. Kurucular yalnızca yeni bir ayakkabı istemiyordu; sonucu hayal edebiliyor ve onu gerçeğe dönüştürecek bir yön görebiliyorlardı. Aktarılabilir have the vision to + fiil yapısı, birini gelecekteki bir olasılığı gören ve onun peşinden gitmeyi amaçlayan kişi olarak sunar. Liderlik, yenilik ve uzun vadeli proje anlatılarında yaygındır.
Alıştırma
Bu cümlede had the vision to create ne anlatıyor?
- Açık ve geleceğe dönük bir tasavvurları vardı ve bunu gerçeğe dönüştürmeyi amaçlıyorlardı.
- Ayakkabıyı yaparken görme yetileri gelişti.
- Satın alınabilen bir ayakkabıyı tesadüfen gördüler.
Cevabı göster
Açık ve geleceğe dönük bir tasavvurları vardı ve bunu gerçeğe dönüştürmeyi amaçlıyorlardı.
on the market: satışa sunulmuş
On the market, bir şeyin normal ticari kanallar aracılığıyla müşterilerin satın alabileceği durumda olması demektir. didn't exist on the market ifadesi, o dönemde böyle bir koşu ayakkabısının satılmadığını belirtir; market burada fiziksel bir yeri adlandırmaz. be on the market yapısı, şirketin ürünü üretme isteğini veya bir alıcının ürüne ilgisini değil, ürünün o andaki satın alınabilirlik durumunu anlatır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “müşterilerin satın alabileceği durumda” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The new water filter is now ____, so you can order it today.
Cevabı göster
on the market
A garden hose and a pair of scissors later, Anlatım akışı
0:45Bir bahçe hortumu ve bir makasla biraz uğraştıktan sonra,
A garden hose and a pair of scissors later ile sıkıştırılmış anlatı geçişi
Burada A garden hose and a pair of scissors ad öbeği, sıkıştırılmış bir anlatı geçişi oluşturmak için later sözcüğünden önce gelir. Bu yapı, bu nesnelerle açıkça anlatılmayan bazı işler yapıldıktan sonra ana cümledeki sonucun ortaya çıktığını ifade eder. Ad öbeği + later kalıbı, anlatıcının aradaki eylemleri atlayıp doğrudan bunların sonucuna geçmesini sağlar. Bu adlar bir zaman ifadesi değil, atlanan sürece dair ipuçlarıdır.
Alıştırma
Sıkıştırılmış ad öbeği + later geçişini oluşturan sözcükle cümleyi tamamlayın: Two failed passwords and one support call ____, I finally opened my account.
Cevabı göster
later
Gayriresmî alıntı aktarıcısı olarak he was like
he was like ifadesinde be like, Olivier'nin o anda söylediği sözleri veya verdiği tepkiyi aktarır. Bu alıntı kullanımında like, hoşlanmak ya da benzemek anlamına gelmez; ardından gelen alıntı onun söylediği, düşündüğü veya fiilen ifade ettiği şeyi sunar. Bu ifade çoğu zaman birebir ve tamamen doğru bir alıntı vaat etmek yerine o anın hissini yeniden canlandırır. Bu nedenle sözlü hikâye anlatımında doğaldır.
Alıştırma
Gündelik anlatımı be like gayriresmî alıntı yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When I told Sam the news, he ____, 'That's amazing!'
Cevabı göster
was like
we're onto something: umut verici bir ipucu bulmak
Bu cümlede we're onto something, yararlı bir sonuca götürebilecek bir fikir ya da ipucu bulmuş gibi olduğumuz anlamına gelir. Kesin bir kanıtı değil, umut verici ilk belirtileri ifade eder. Buradaki be onto something bir deyimdir; onto fiziksel bir konumu anlatmaz. Mevcut yön ilerlemeye değer göründüğü için testlere ya da araştırmaya devam etmeyi teşvik eder.
Alıştırma
Umut verici bir yaklaşım bulmuş olabileceğimiz anlamına gelen deyimle yanıtı tamamlayın: The first test cut the charging time in half. I think ____.
Cevabı göster
we're onto something
So CloudTec is our first patented technology from On.
0:54CloudTec, On'un patentli ilk teknolojisidir.
It consists of different hollow pods called clouds. Kalıp ifadeler
0:58“Cloud” adı verilen farklı içi boş kapsüllerden oluşur.
consists of: bir bütünün parçalarını belirtmek
Consists of, “-den oluşur” anlamına gelir. Özne bir bütün olarak sunulur ve parçaları of sözcüğünden sonra belirtilir. Burada It, CloudTec teknolojisini; clouds adı verilen farklı içi boş bölmeler ise onun parçalarını ifade eder. Başka cümlelere aktarılabilecek kalıp “bütün + consist(s) of + parçalar” şeklindedir. Geniş zamanda tekil özneyle consists, çoğul özneyle consist kullanılır.
Alıştırma
Ürün açıklamasını tamamlayın. consist fiilini geniş zamanda doğru biçime getirin ve gerekli edatı ekleyin: The starter kit ____ a charger, a cable, and a case.
Cevabı göster
consists of
And the special thing is they are not only cushioned vertically, Dilbilgisi
1:01Özel yanı, bu kapsüllerin yalnızca dikey yönde değil,
İki faydayı vurgulamak için not only ... but also
Not only X but also Y, dil bilgisi açısından paralel iki fikri bağlar ve Y'yi ek, çoğu zaman dikkat çekici bir nokta olarak vurgular. Burada vertically ve horizontally paralel iki yönü gösterir. İkinci bölümde ortak sözler tekrar edilmeyebilir: but also horizontally, but they are also cushioned horizontally anlamına gelir. Bu kalıbı iki faydayı sunarken ikincisini ek bir avantaj gibi öne çıkarmak için kullan.
Alıştırma
Cümleyi not only ... but also ile tamamla: The new backpack is ____ lightweight ____ waterproof.
Cevabı göster
not only · but also
So CloudTec is basically made for a soft landing Kalıp ifadeler
1:06CloudTec temelde yumuşak bir iniş
Koşuda soft landing ... explosive takeoff
Koşuda a soft landing, ayağın yere yumuşak ve yastıklanmış biçimde basmasıdır; an explosive takeoff ise yerden hızlı ve güçlü biçimde itilmedir. Buradaki landing ve takeoff, uçağın hareketlerini değil, koşu adımının iki aşamasını adlandırır. Explosive mecazidir: gerçek bir patlamayı değil, kuvvetin çok hızlı açığa çıkmasını anlatır. soft ve explosive karşıtlığı, teknolojiyi darbe anında koruyucu, itiş sırasında ise enerjik olarak sunar.
Alıştırma
Bir koşu ayakkabısı açıklamasında a soft landing and an explosive takeoff ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Ayağın yumuşak basmasının ardından başka bir yumuşak hareket
- Ayağın yumuşak biçimde yere basmasının ardından hızlı ve güçlü bir itiş
- Koşucunun ayağının altında tehlikeli bir patlama
- Bir uçağın acil kalkıştan önce yumuşak biçimde inmesi
Cevabı göster
Ayağın yumuşak biçimde yere basmasının ardından hızlı ve güçlü bir itiş
At On, we have a super collaborative culture.
1:13On'da iş birliğine son derece açık bir kültürümüz var.
It's kind of like nowhere I've really worked. Ton ve niyet
1:16Daha önce çalıştığım hiçbir yere benzemiyor.
Bir karşılaştırmayı yumuşatan kind of like
Burada kind of, like ile kurulan karşılaştırmayı yumuşatır. Konuşmacı bu iş yerinin daha önce gerçekten çalıştığı hiçbir yere benzemediğini temkinli biçimde söyler; tamamen kesin bir iddiada bulunmaz. Gündelik konuşmada kind of, bir izlenimin yaklaşık olduğunu göstermek için like kelimesinden önce gelebilir. Konuşmacının karşılaştırmaya ne kadar kesin biçimde bağlı olduğunu değiştirir; burada “bir tür” anlamına gelmez ve like da “hoşlanmak” demek değildir.
Alıştırma
“It's kind of like nowhere I've really worked.” cümlesinde kind of ne işlev görür?
- Karşılaştırmayı yumuşatır ve yaklaşık olarak sunar.
- Belirli bir iş yeri kategorisini tanımlar.
- Konuşmacının iş yerinden hoşlandığı anlamına gelir.
Cevabı göster
Karşılaştırmayı yumuşatır ve yaklaşık olarak sunar.
Everyone who has an idea can bring that to the table. Deyimler
1:19Fikri olan herkes bunu ortaya koyabilir.
Bir fikre katkı sunmak için bring that to the table
Bring that to the table, bir grubun tartışabilmesi veya kullanabilmesi için söz konusu fikri katkı olarak sunmak anlamına gelen bir deyimdir. That, önceki an idea ifadesine gönderme yapar; the table ise ortak tartışma veya karar verme sürecini temsil eder. Yeniden kullanılabilen kalıp bring + katkı + to the table biçimindedir. Katkı bir fikir, beceri, deneyim, kaynak veya bakış açısı olabilir; odak noktası kişinin kattığı değerdir.
Alıştırma
“Yararlı bir şeyle katkıda bulunmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: She has years of field experience to ____.
Cevabı göster
bring to the table
Konuyu daraltmak için In terms of
In terms of, konuşmacının bundan sonra ele alacağı belirli yönü tanıtır. Burada odak, ayakkabının tamamından iç tabana daraltılır. Yaygın yapı in terms of + isim veya -ing biçimidir. Bir söylem belirteci olarak açıklamayı düzenlemeye ya da yeni bir alt konuya geçmeye yardımcı olur; bu yönün tek önemli unsur olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Tek bir değerlendirme ölçütünü ele alan bu cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ battery life, the new model is a clear improvement.
Cevabı göster
In terms of
So at On, the goal is making a proof of concept as quick as possible. Notlar
1:26On'daki hedef, kavram kanıtını olabildiğince hızlı hazırlamak.
Ürün geliştirmede Proof of concept
proof of concept, temel fikrin gerçekten çalışabileceğini göstermek için hazırlanan erken aşamadaki bir uygulama veya testtir. Bu cümlede ekip, bu uygulanabilirlik testini hızlıca oluşturmak istiyor. Amaç, kusursuz ve üretime hazır bir ürün teslim etmek değil, öğrenmek ve doğrulamaktır. Bir proof of concept kaba veya eksik olabilir ve yalnızca en riskli teknik varsayımı test edebilir.
Alıştırma
Bir ekip, yeni bir sensör ilkesinin çalışıp çalışmadığını kontrol etmek için kaba bir cihaz yapıyor. Yaptıkları şeyi en iyi hangi açıklama tanımlar?
- proof of concept adı verilen erken aşama uygulanabilirlik testi
- pilot adı verilen sınırlı gerçek dünya denemesi
- prototype adı verilen bir tasarım modeli
Cevabı göster
proof of concept adı verilen erken aşama uygulanabilirlik testi
as quick as possible ifadesinin anlamı ve kullanımı
Bu cümlede as quick as possible, koşulların izin verdiği ölçüde hızlı anlamına gelir. as + sıfat/zarf + as possible yapısı, mutlak bir sonuç vaat etmek yerine bir nitelik ya da miktarı pratikte ulaşılabilecek sınıra taşır. Burada quick, gündelik konuşmada zarf işlevinde kullanılmıştır. Daha özenli İngilizcede standart zarf quickly olduğundan as quickly as possible denir. Bu kalıp as clear as possible veya as many as possible gibi başka sınırları da ifade edebilir.
Alıştırma
Cümleyi, örnekteki ‘gerçekçi olarak mümkün olan en yüksek hızla’ anlamına gelen gündelik ifadeyle tamamlayın: We need a rough prototype today, so build it ____.
Cevabı göster
as quick as possible
to a final first shoe we can run in Dilbilgisi
1:34koşabileceğimiz ilk tamamlanmış ayakkabıya ulaşabilir
shoe we can run in ilgi cümlesi yapısı
we can run in, hangi tür shoe’dan söz edildiğini belirleyen tanımlayıcı bir ilgi yan cümlesidir. Tam biçimi a shoe that we can run in şeklindedir; that, in edatının nesnesi olduğu için atılabilir. İngilizcede burada edatı yan cümlenin sonunda bırakmak doğaldır: run in a shoe, a shoe we can run in biçimine dönüşür. that sözcüğünü atmak, in sözcüğünü de kaldırabileceğimiz anlamına gelmez; koşma eylemini ayakkabıya bağlayan unsur in’dir.
Alıştırma
Hangi cümle sandalyenin oturmamıza uygun olduğunu doğal biçimde ifade eder?
- We need a chair in we can sit.
- We need a chair we can sit.
- We need a chair we can sit in.
Cevabı göster
We need a chair we can sit in.
and to see if an idea really has potential.
1:36ve o fikrin gerçekten potansiyeli olup olmadığını görebiliriz.
So building the prototype is basically happening with our hands.
1:45Prototipi temel olarak kendi ellerimizle yapıyoruz.
I think at other companies often it happens first all digital.
1:49Bence diğer şirketlerde süreç çoğu zaman en başta tamamen dijital ilerliyor.
And the interesting thing is we are involving our design team in that. Kalıp ifadeler
1:57İlginç olansa tasarım ekibimizi de bu sürece katmamız.
Involving our design team in that: involve someone in something yapısı
Involve someone in something, bir kişiyi veya grubu bir etkinliğe, sürece ya da karara katmak anlamına gelir. Burada our design team, that sözcüğünün işaret ettiği prototip oluşturma ve değerlendirme sürecine dahil ediliyor. Yapı involve + kişi veya grup + in + etkinlik ya da isim öbeği şeklindedir. Ekibin çalışmasını veya kaynaklarını yalnızca kullanmayı değil, ekibin etkin katılımını vurgular.
Alıştırma
Hukuk ekibinin bir sözleşmeyi inceleme sürecine katılması gerektiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- We should involve the legal team in the contract review.
- We should involve the legal team to the contract review.
- We should involve the contract review in the legal team.
Cevabı göster
We should involve the legal team in the contract review.
Once we have a prototype: gelecekteki bir tetikleyici için once + geniş zaman
Once, daha sonraki bir eylemin başlayabileceği noktayı tanıtır. once we have a prototype ifadesinde “bir prototip kullanılabilir olur olmaz veya olduktan sonra” anlamına gelir. Bu nedenle yan cümle hem gelecekteki zamanı hem de sonraki adımı başlatan koşulu belirtir; once burada “bir kere” anlamında değildir. Gelecekteki bir süreci anlatırken İngilizcede once yan cümlesinde genellikle geniş zaman, ana cümlede ise will kullanılır: once + özne + geniş zaman, özne + will + fiilin yalın hâli. Gelecek anlamı tüm cümleden gelir; bu yüzden once we will have a prototype burada standart biçim değildir.
Alıştırma
Gelecekteki bir süreci anlatan şu cümleyi once, we, have ve a working prototype ifadelerini kullanarak tamamlayın: ____, we will start user testing.
Cevabı göster
Once we have a working prototype
and then we will start analyzing the sports science aspect of that shoe.
2:08ve ayakkabıyı spor bilimi açısından analiz etmeye başlıyoruz.
Being able to quickly make a prototype to show an idea Dilbilgisi
2:11Bir fikri göstermek için hızla prototip üretebilmek
and to prove that the technology works or not
2:14ve teknolojinin çalışıp çalışmadığını kanıtlayabilmek,
Cümle öznesi olarak Being able to ...
Being able to quickly make a prototype bir gerund öbeğidir. Burada Being, be able to ifadesini hızla prototip yapabilme anlamına gelen, isim gibi işleyen bir ifadeye dönüştürür. Sonraki amaç öbekleri de dâhil olmak üzere ifadenin tamamı öznedir; ana yüklem is ile başlar. Bu uzun özneyi tekil bir düşünce olarak ele alın; bu nedenle are değil is kullanılır. Bu yapı, bir beceri veya etkinliği adlandırıp ardından onun değerini, etkisini ya da sonucunu açıklamanızı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi be able to ifadesinden oluşturulan gerund öbeğiyle tamamlayın: ____ work remotely gives our team more flexibility.
Cevabı göster
Being able to
Kapsamı genişletmek için not just ... but ... as well
Not just ... but ... as well birbirine paralel iki kapsamı bağlar. Önce fazla dar bir sınırı reddeder, ardından daha geniş ikinci bir kapsam ekler: ilham yalnızca ürün ekibine değil, diğer tüm ekiplere de ulaşır. Bu sözlü devam bölümünde as well, but sözcüğünden sonra gecikmeli olarak ayrıca anlamını ekler; ana ifade ise önceki cümleden anlaşılır. not only ... but also yapısının konuşma dilindeki bir alternatifidir. in product ve in all of the other teams örneklerinde olduğu gibi iki taraftaki öğeleri dil bilgisi açısından paralel tutun.
Alıştırma
Cümleyi not just ... but ... as well kalıbının üç parçasıyla tamamlayın: The workshop is useful ____ for designers ____ for engineers ____.
Cevabı göster
not just · but · as well
Now we're trying to fix the sustainability issue
2:26Şimdi sürdürülebilirlik sorununu çözmeye çalışıyoruz.
which is how do we eliminate waste in our process. Kalıp ifadeler
2:29Yani sürecimizdeki atıkları nasıl ortadan kaldırabiliriz?
eliminate waste: bir süreçte israfı ortadan kaldırmak
“Eliminate waste”, israfı veya atığı tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelen ve profesyonel bağlamlarda yaygın kullanılan bir eşdizimdir. Sürdürülebilirlik tartışmalarında waste, atılan malzemeyi ifade edebilir; süreç iyileştirmede ise boşa harcanan zaman, enerji, hareket veya diğer kaynakları da kapsayabilir. Bu cümlede ifade, sürdürülebilirlik sorununu ele almaya yönelik somut hedefi belirtir. “Eliminate waste from a process” ve “eliminate waste in a process” kalıpları üretim, operasyon ve verimlilik tartışmalarında da doğal biçimde kullanılabilir.
Alıştırma
“İsrafı tamamen ortadan kaldırmak” anlamına gelen iki sözcüklü eşdizimle cümleyi tamamlayın: The new system is designed to ____ from the packaging process.
Cevabı göster
eliminate waste
product line: ilişkili ürünlerden oluşan bir grup
“Product line”, aynı şirket veya marka tarafından satılan birbiriyle ilişkili ürün grubunu ifade eden bir iş terimidir. Ürünler ayrı modeller veya ürünler olarak kalırken genellikle bir amacı, müşteri grubunu, tasarım ailesini ya da marka kimliğini paylaşır. Burada product line, Cyclon’ın daha geniş geri dönüştürülebilir ürün serisinin adı olduğu anlamına gelir. Tek bir ürün veya fiziksel bir çizgi anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir şirket, tek bir yeni ürün ailesi adı altında birbiriyle ilişkili birkaç koşu ayakkabısı modeli sunuyor. Bu modeller ne oluşturur?
- a product line
- a single product
- a production line
Cevabı göster
a product line
and then recycle them and use them to make the next product.
2:46sonra geri dönüştürüp bir sonraki ürünü yapmak için kullanabiliriz.
take ... back: malzemeleri geri almak
Bu cümlede take the materials back, tüketiciler kullanmayı bitirdikten sonra kullanılmış malzemeleri yeniden teslim almak veya toplamak anlamına gelir. Back, malzemelerin şirkete ya da önceki sahibine döndüğünü gösterir; bu yüzden burada atılamaz. Take back ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim nesnesi materials, take the materials back yapısında fiil ile parçacığın arasındadır; take back the materials da mümkündür.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için take back yapısını nesnenin iki yanına ayırın: Our reuse program will ____ every empty container ____.
Cevabı göster
take · back
how can we make the whole shoe out of one raw material. Kalıp ifadeler
2:50ayakkabının tamamını tek bir ham maddeden nasıl yapabileceğimizdi.
make the whole shoe out of one raw material: ayakkabının tamamını tek bir ham maddeden yapmak
Make something out of a material, bitmiş bir nesneyi söz konusu malzemeyi kullanarak yapmak anlamına gelir. Burada sonuç ayakkabının tamamı, kaynak ise tek bir ham maddedir; yani her bölümün aynı malzemeye dayandığı vurgulanır. Yapı make + nesne + out of + malzeme şeklindedir: make the whole shoe out of one raw material. El işi, inşaat veya üretim süreçlerini açıklarken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi make ... out of yapısını doğru sırada kullanarak tamamlayın: The workshop plans to ____ the benches ____ reclaimed wood.
Cevabı göster
make · out of
So what we zoomed in on are castor beans. Öbek fiiller
2:53Bu yüzden Hint yağı bitkisinin tohumlarına odaklandık.
zoomed in on: dikkati tek bir odağa daraltmak
Bu cümlede zoomed in on mecazi anlamda kullanılmıştır. Ekip, çeşitli olasılıkları değerlendirdikten sonra dikkat alanını daraltmış ve hint yağı bitkisinin tohumlarını çalışmasının belirli odağı hâline getirmiştir. Kalıp zoom in on + hedef şeklindedir. on, yakından incelenen konuyu, seçeneği, ayrıntıyı veya sorunu belirtir; burada kamera hareketi söz konusu değildir.
Alıştırma
Bu cümlede zoomed in on ne anlama gelir?
- Malzemeyi incelemeyi tamamen bıraktı
- Araştırmayı tek bir seçeneğe odakladı
- Tohumları daha büyük göstermek için kamera kullandı
Cevabı göster
Araştırmayı tek bir seçeneğe odakladı
and engineer it into different functionalities. Kelime
3:02mühendislik yoluyla ona farklı işlevler kazandırıyoruz.
engineer it into different functionalities: bilinçli tasarım
Burada engineer, istenen bir teknik sonucu üretmesi için bir şeyi bilinçli olarak tasarlamak veya değiştirmek anlamında kullanılan bir fiildir. Ekip, tek bir polimer ailesinden başlayıp farklı işlevleri yerine getiren çeşitler oluşturur. engineer A into B kalıbında A başlangıç malzemesi, B ise tasarlanmış sonuçtur. Kendiliğinden gerçekleşen bir değişimi değil, planlı teknik müdahaleyi belirtir; bu kullanımda engineer bir kişinin mesleğini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi nottaki teknik fiil ve sonuç kalıbıyla tamamlayın: The team ____ the recycled plastic ____ a durable panel.
Cevabı göster
engineered · into
Bir kaynağı not from A, but from B ile düzeltmek
not from A, but from B eşleşmiş yapısı, kaynak olarak A’yı reddeder ve onun yerine B’yi koyar. Bu cümlede petrol reddedilen kaynak, castor beans ise gerçek kaynaktır; but ikinci bir kaynak eklemez. Her iki ismin önünde de from sözcüğünü tekrarlamak, iki kaynak ifadesini paralel hâle getirir ve düzeltmenin anlaşılmasını kolaylaştırır. Daha genel olan not X, but Y yapısı, beklenen bir açıklama düzeltilirken neden, dayanak, yöntem veya kökeni netleştirebilir.
Alıştırma
Eksik kaynak ifadesini yazarak düzeltmeyi tamamlayın: This packaging material comes ____ new plastic, but from recycled fibers.
Cevabı göster
not from
they are growing only in very dry areas where nothing else can grow. Dilbilgisi
3:13başka hiçbir şeyin yetişemediği çok kurak bölgelerde yetişmeleri.
Yer adından sonra where + cümlecik
where nothing else can grow ifadesinde where, very dry areas ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. “O bölgelerde” anlamına gelir ve cümlecik o yerde geçerli olan durumu ekler; soru sormaz ve castor beans ifadesini nitelemez. Bir konumu orada gerçekleşen bir olay ya da koşulla bağlamak için yer adı + where + tam cümlecik yapısı kullanılabilir. where sözcüğünden sonra nothing else zaten can grow yapısının öznesidir.
Alıştırma
“O yerde” anlamına gelen ilgi zarfıyla cümleyi tamamlayın: We need a room ____ everyone can work without interruptions.
Cevabı göster
where
Now when this goes to our end consumer and they're finished with it, Kalıp ifadeler
3:19Bu ürün son tüketiciye ulaşıp kullanım ömrünü tamamladığında,
be finished with it: bir şeyi artık kullanmamak veya ona ihtiyaç duymamak
Burada they're finished with it, son tüketicinin ayakkabıyı artık kullanmasına gerek kalmadığı anlamına gelir. They're son tüketiciyi, it ise tüketicinin giymiş olduğu ayakkabıyı belirtir. be finished with + isim veya zamir kalıbı, bir kişinin bir şeyi kullanmasının ya da onunla ilgilenmesinin sona erdiğini anlatır. Çoğu zaman nesnenin artık iade edilebileceğini, başka birine verilebileceğini veya sonraki aşamaya geçirilebileceğini ima eder.
Alıştırma
"I'm finished with the printer, so you can use it now," cümlesindeki "I'm finished with the printer" ne anlama gelir?
- Yazıcının üretimini tamamladım.
- Yazıcı çalışmayı bıraktı.
- Yazıcıyı artık kullanmama veya onunla ilgilenmeme gerek yok.
Cevabı göster
Yazıcıyı artık kullanmama veya onunla ilgilenmeme gerek yok.
and we can put this back into the raw material system,
3:23ham madde sistemine yeniden dahil ediyor
and then create this shoe all over again. Kalıp ifadeler
3:26ve aynı ayakkabıyı baştan tekrar üretebiliyoruz.
all over again: bütün süreci en baştan tekrarlamak
Bu cümlede all over again, ayakkabı üretme sürecinin tamamının yeni bir döngü için en baştan başlaması anlamına gelir. Yalnızca son adım tekrarlanmamaktadır ve over burada “birçok yerde” anlamına gelmez. Kalıplaşmış all over again ifadesi, again sözcüğündeki temel tekrar fikrine tamamen yeniden başlama anlamını ekler. Bir olay, hikâye veya görev başlangıçtan itibaren tekrarlandığında kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “en baştan bir kez daha” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The first recording was unusable, so we had to record the interview ____.
Cevabı göster
all over again
The runners out there more and more understand the direction we are going.
3:30Koşucular, gittiğimiz yönü giderek daha iyi anlıyor.
That it's not only about a good-looking shoe and a shoe which feels good,
3:34Bunun yalnızca güzel görünen ve rahat hissettiren bir ayakkabıyla ilgili olmadığını,
but which also takes responsibility for the impact. Kalıp ifadeler
3:38aynı zamanda yarattığı etkinin sorumluluğunu üstlenmekle de ilgili olduğunu görüyorlar.
take responsibility for the impact: etkinin sorumluluğunu üstlenmek
Take responsibility for something, bir konuda sorumluluğunuz olduğunu kabul etmek ve sonuçlarıyla ilgilenmek demektir. Kalıp take responsibility for + isim veya -ing biçimidir. Burada ayakkabı, kendi etkisinin sorumluluğunu üstleniyormuş gibi anlatılıyor. Bu, ürünü insan gibi gösteren bir kişileştirmedir: aslında ürünün tasarımı ve arkasındaki şirket; üretim, kullanım ve atılma süreçlerinin çevresel etkileriyle ilgilenir. Bu bağlamda impact, çevresel etki anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir işletmenin ürünleriyle bağlantılı zararın sorumluluğunu kabul ettiğini doğal biçimde anlatır?
- A business should be responsible to the harm its products cause.
- A business should take responsibility for the harm its products cause.
- A business should take responsibility of the harm its products cause.
Cevabı göster
A business should take responsibility for the harm its products cause.
So the future of On definitely follows this circular route
3:42On'un geleceği kesinlikle bu döngüsel yolu izliyor.
taken it even further: bunu daha da ileri taşımak
Take something further, zaten var olan bir şeyi geliştirmek, genişletmek veya iyileştirmek anlamına gelen mecazlı bir yapıdır. Genellikle an idea, a project ya da it gibi bir nesne alır. Even, daha önceki bir ilerlemenin de ötesine geçildiği anlamını katar. Burada it's, ardından geçmiş zaman ortacı taken geldiği için it has anlamındadır. Dolayısıyla it's taken it even further, öznenin mevcut yaklaşımı yeni bir aşamaya taşıdığı anlamına gelir; bir nesneyi fiziksel olarak daha uzak bir yere taşımayı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede take something further, mevcut bir fikri geliştirmek anlamında kullanılmıştır?
- We have taken responsibility for the plan.
- We have taken the plan even further by adding free delivery.
- We have taken the boxes farther down the hall.
Cevabı göster
We have taken the plan even further by adding free delivery.
When I think about On in the next few years, Anlatım akışı
3:54On'un önümüzdeki birkaç yılını düşündüğümde,
When I think about ... I'm so excited for the journey: geleceğe bakıp duyguyu ifade etmek
When I think about On in the next few years şeklindeki giriş, ardından gelen her şey için geleceğe dönük bir çerçeve kurar. Buradaki when, kesin bir anı değil, “üzerine düşündüğümde” anlamını taşır. Ana cümle daha sonra bu çerçeveden konuşanın kişisel duygusuna geçer. Önce çerçeve, sonra tepki biçimindeki bu yapı; gerçeklerden kişisel değerlendirmeye ve gelecek vizyonuna geçerek bir konuşmayı tamamlamaya yardımcı olur. Journey burada şirketin devam eden gelişimini anlatan bir mecazdır, gerçek bir yolculuk değildir.
Alıştırma
When I think about On in the next few years girişi cümlede hangi işlevi görür?
- Planlanan bir yolculuğun başlayacağı kesin tarihi verir.
- Şirketin ilerlemesi için iki teknik nedeni sıralar.
- Konuşan kişisel tepkisini belirtmeden önce geleceğe dönük bir çerçeve kurar.
Cevabı göster
Konuşan kişisel tepkisini belirtmeden önce geleceğe dönük bir çerçeve kurar.
from a technology standpoint ... from a sustainability standpoint: farklı ölçütlere göre değerlendirmek
Tekrarlanan from a + ölçüt + standpoint yapısı, “belirli bir bakış açısından veya belirli bir ölçüte göre değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Ürünlerin nasıl geliştiğini değerlendirmek için kullanılan iki ölçüt teknoloji ve sürdürülebilirliktir. Aynı yapının tekrarlanması dengeli bir paralellik oluşturur ve iki boyutu birbirinden ayrı tutar. from the standpoint of + isim yapısı da kullanılabilir; örneğin from the standpoint of sustainability.
Alıştırma
Cümleyi from a ... standpoint ifadesiyle tamamlayın: From a cost ____, the plan is strong, but from a safety standpoint, it needs work.
Cevabı göster
standpoint
we're building on the ethos that we set up at the beginning. Notlar
4:07başlangıçta belirlediğimiz değerlerin üzerine yenilerini inşa ediyoruz.
Tekrarlanan durumlar için Every time (that) + yan cümle
Every time (that), tekrarlanan bir zaman ilişkisi kurar: yan cümledeki olay ne zaman gerçekleşirse ana cümledeki sonuç da ortaya çıkar. Burada her yeni şey yaratma eylemi, önceden belirlenmiş bir anlayışın üzerine gelişme şeklindeki aynı süreci tetikler. Bu yapıda that isteğe bağlı bir bağlayıcıdır; bu yüzden Every time we create... aynı anlama gelir. Every sözcüğünden sonra time tekil kalır: every time denir, every times denmez.
Alıştırma
Cümleyi that dâhil tam tekrarlanan zaman bağlayıcısıyla tamamlayın: ____ our password policy changes, everyone receives new instructions.
Cevabı göster
Every time that
building on: mevcut bir temelden yola çıkarak geliştirmek
build on + isim yapısında isim, mevcut bir temeli belirtir. Building on the ethos, geçmişle bağlantısız biçimde sıfırdan başlamak yerine başlangıçta belirlenen ilkelerden yola çıkarak yeni çalışmalar geliştirmek anlamına gelir. Süreklilik bildiren we're building on, bunu devam eden bir süreç olarak sunar. Build fiziksel inşayı da anlatabilse de burada nesnenin ethos olması anlama soyutluk katar.
Alıştırma
Bir ekip, geçen yıl başarılı olan yöntemi bir sonraki projesine temel yapmak istiyor. Bu düşünceyi en iyi hangi cümle ifade eder?
- We'll build on what worked last year.
- We'll build what worked last year.
- We'll build up what worked last year.
Cevabı göster
We'll build on what worked last year.
“we're building on the ethos that we set up at the beginning” cümlesinde ethos
Burada ethos, bir grubu tanımlayan ortak ruhu, değerleri ve çalışma biçimini ifade eder. Tek bir kuraldan ya da hedeften daha geniştir; grubun uygulamaya çalıştığı kültürü anlatır. “build on the ethos” ifadesi, daha önce oluşturulmuş bu ruhu sonraki çalışmalar için temel almak demektir. Bu cümlede konuşan kişi, mevcut çalışmanın başlangıçta belirlenen ilkeleri sürdürdüğünü söylüyor.
Alıştırma
Bir okul, öğrencilerinin birlikte çalışma biçimini şekillendiren ortak ruhu ve değerleri anlatmak istiyor. Hangi kelime en uygundur?
- ethics
- goal
- ethos
Cevabı göster
ethos