Performans Spor Giyimini ve Sürdürülebilirliği Birleştiren Devrim Niteliğindeki Ayakkabı Geri Dönüşüm Programı: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
700 kelime 192 kel/dk

Video özeti: On, doğaçlama ayakkabı prototiplerinden hint yağı bitkisi kökenli malzemeye dayanan döngüsel bir sisteme geçişini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. we're onto something; Deyimler ve mecazlı ifadeler: bir denemenin umut verici göründüğünü söylemenin gündelik yolunu tanıyın; onto sözcüğünü fiziksel konum sanmayın. 2. proof of concept; Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: bir fikri sınayan ilk uygulamayı anlatan ürün geliştirme terimini öğrenin ve bitmiş üründen ayırın. 3. zoomed in on; Öbek fiiller: araştırmanın tek bir seçeneğe, burada hint yağı bitkisine, daraltılmasını anlatın; ifadeyi yalnızca kameranın gerçek yakınlaştırmasıyla sınırlamayın.

Bu derste

So at On, our mission is to ignite the human spirit through movement. Deyimler

0:02

On olarak misyonumuz, hareket yoluyla insan ruhunu ateşlemek.

Deyimler

İlham verici bir mecaz olarak “ignite the human spirit”

Bu misyon ifadesinde “ignite” mecazidir: gerçekten bir şeyi ateşe vermek değil, enerji, coşku ve motivasyonu uyandırmak ya da güçlü biçimde harekete geçirmek anlamına gelir. Burada “the human spirit”, özellikle dinsel anlamdaki bir ruhu değil, insanların içsel güdüsünü ve canlılığını geniş anlamda ifade eder. İfade bir bütün olarak hareketin insanları daha canlı ve motive hissettirebileceğini anlatır.

Alıştırma

Bu misyon ifadesinde “ignite the human spirit” ne anlama geliyor?

  1. İnsanların iç enerjisini ve motivasyonunu uyandırmak
  2. İnsanların görmesi için gerçek bir ateş yakmak
  3. İnsanlara belirli bir dinsel inancı öğretmek
  4. Hareketi tamamen durdurmak
Cevabı göster

İnsanların iç enerjisini ve motivasyonunu uyandırmak

The experience of running is always central around this.

0:06

Koşu deneyimi her zaman bunun merkezinde yer alıyor.

We are building and growing together with a big community.

0:10

Büyük bir toplulukla birlikte üretiyor ve büyüyoruz.

The future now is within circularity,

0:13

Gelecek artık döngüsellikte yatıyor,

but also that journey towards that. Deyimler

0:16

ama ona doğru çıktığımız yolculukta da.

Deyimler

Bir hedefe doğru ilerleme anlamında “journey towards that”

Burada “journey”, fiziksel bir geziyi değil, döngüselliğe doğru değişmenin uzun ve aşamalı sürecini anlatan bir mecazdır. “that”, circularity sözcüğüne gönderme yapar. “towards” edatı yönü ve ilerlemeyi belirtir; bu nedenle ifade hedefe zaten ulaşıldığını söylemez. Bu kalıp, değişimi aşamalar, çaba ve zaman içeren bir süreç olarak sunmayı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede journey örnektekiyle aynı mecazi anlamda kullanılmıştır?

  1. We packed our bags for a train journey across Italy.
  2. The factory has already reached full circularity.
  3. Our journey towards zero waste will take several years.
  4. We measured the journey in kilometers.
Cevabı göster

Our journey towards zero waste will take several years.

How do we essentially product create in the right way

0:18

Temelde ürünleri doğru şekilde nasıl yaratabiliriz

to lead the industry in order to take sustainability seriously. Notlar

0:21

ki sektöre öncülük edip sürdürülebilirliği gerçekten ciddiye alabilelim?

Dilbilgisi

in order to: amaçla kurulan açık bağlantı

In order to bir amacı açıkça belirtir. Burada sektöre öncülük etme eylemini sürdürülebilirliği ciddiye alma hedefiyle bağlar: İkinci eylem, ilkinin neden yapıldığını açıklar. Ardından fiilin yalın hâli gelir: in order to + take. Tek başına kullanılan to mastarından daha açıktır; bu nedenle bir mantık zincirini takip etmeyi kolaylaştırabilir.

Alıştırma

Cümleyi amacı açıkça belirten üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We extended the testing phase ____ catch problems before launch.

Cevabı göster

in order to

Kalıp ifadeler

take sustainability seriously: sürdürülebilirliği ciddiye almak

Take something seriously, bir kişiyi veya şeyi önemli görmek ve ona gerçek anlamda ilgi, kaygı ya da eylemle karşılık vermek demektir. Bu cümlede sustainability nesne konumundadır; dolayısıyla ifade, konu hakkında yalnızca konuşmayı değil, uygulamaya yönelik bir bağlılığı gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp take + nesne + seriously şeklindedir. Seriously, nesnenin nasıl ele alındığını anlatır; sustainability kavramının kendisinin “ciddi” olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

take something seriously kalıbını tamamlayın: The manager takes every safety complaint ____ and investigates it immediately.

Cevabı göster

seriously

The history of On started with three people,

0:33

On'un hikâyesi üç kişiyle başladı:

David Allemann, Caspar Coppetti, and Olivier Bernhard.

0:36

David Allemann, Caspar Coppetti ve Olivier Bernhard.

And they had the vision to create the perfect running shoe that didn't exist on the market. Notlar

0:39

Onların hayali, piyasada henüz bulunmayan kusursuz koşu ayakkabısını yaratmaktı.

Kalıp ifadeler

had the vision to create: geleceğe dönük bir amaç

had the vision to create ifadesindeki vision, var olması gereken bir şeye ilişkin açık ve geleceğe dönük bir tasavvur anlamına gelir. Kurucular yalnızca yeni bir ayakkabı istemiyordu; sonucu hayal edebiliyor ve onu gerçeğe dönüştürecek bir yön görebiliyorlardı. Aktarılabilir have the vision to + fiil yapısı, birini gelecekteki bir olasılığı gören ve onun peşinden gitmeyi amaçlayan kişi olarak sunar. Liderlik, yenilik ve uzun vadeli proje anlatılarında yaygındır.

Alıştırma

Bu cümlede had the vision to create ne anlatıyor?

  1. Açık ve geleceğe dönük bir tasavvurları vardı ve bunu gerçeğe dönüştürmeyi amaçlıyorlardı.
  2. Ayakkabıyı yaparken görme yetileri gelişti.
  3. Satın alınabilen bir ayakkabıyı tesadüfen gördüler.
Cevabı göster

Açık ve geleceğe dönük bir tasavvurları vardı ve bunu gerçeğe dönüştürmeyi amaçlıyorlardı.

Kelime

on the market: satışa sunulmuş

On the market, bir şeyin normal ticari kanallar aracılığıyla müşterilerin satın alabileceği durumda olması demektir. didn't exist on the market ifadesi, o dönemde böyle bir koşu ayakkabısının satılmadığını belirtir; market burada fiziksel bir yeri adlandırmaz. be on the market yapısı, şirketin ürünü üretme isteğini veya bir alıcının ürüne ilgisini değil, ürünün o andaki satın alınabilirlik durumunu anlatır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “müşterilerin satın alabileceği durumda” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The new water filter is now ____, so you can order it today.

Cevabı göster

on the market

A garden hose and a pair of scissors later, Anlatım akışı

0:45

Bir bahçe hortumu ve bir makasla biraz uğraştıktan sonra,

Olivier had made what we called a Monster,

0:47

Olivier, Monster adını verdiğimiz şeyi yaptı,

Anlatım akışı

A garden hose and a pair of scissors later ile sıkıştırılmış anlatı geçişi

Burada A garden hose and a pair of scissors ad öbeği, sıkıştırılmış bir anlatı geçişi oluşturmak için later sözcüğünden önce gelir. Bu yapı, bu nesnelerle açıkça anlatılmayan bazı işler yapıldıktan sonra ana cümledeki sonucun ortaya çıktığını ifade eder. Ad öbeği + later kalıbı, anlatıcının aradaki eylemleri atlayıp doğrudan bunların sonucuna geçmesini sağlar. Bu adlar bir zaman ifadesi değil, atlanan sürece dair ipuçlarıdır.

Alıştırma

Sıkıştırılmış ad öbeği + later geçişini oluşturan sözcükle cümleyi tamamlayın: Two failed passwords and one support call ____, I finally opened my account.

Cevabı göster

later

and he went for a run,

0:49

sonra onunla koşuya çıktı

and he was like, Kelime

0:50

ve şöyle dedi:

"Hey, we're onto something here." Deyimler

0:51

“Hey, galiba burada bir şey yakaladık.”

Kelime

Gayriresmî alıntı aktarıcısı olarak he was like

he was like ifadesinde be like, Olivier'nin o anda söylediği sözleri veya verdiği tepkiyi aktarır. Bu alıntı kullanımında like, hoşlanmak ya da benzemek anlamına gelmez; ardından gelen alıntı onun söylediği, düşündüğü veya fiilen ifade ettiği şeyi sunar. Bu ifade çoğu zaman birebir ve tamamen doğru bir alıntı vaat etmek yerine o anın hissini yeniden canlandırır. Bu nedenle sözlü hikâye anlatımında doğaldır.

Alıştırma

Gündelik anlatımı be like gayriresmî alıntı yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When I told Sam the news, he ____, 'That's amazing!'

Cevabı göster

was like

Deyimler

we're onto something: umut verici bir ipucu bulmak

Bu cümlede we're onto something, yararlı bir sonuca götürebilecek bir fikir ya da ipucu bulmuş gibi olduğumuz anlamına gelir. Kesin bir kanıtı değil, umut verici ilk belirtileri ifade eder. Buradaki be onto something bir deyimdir; onto fiziksel bir konumu anlatmaz. Mevcut yön ilerlemeye değer göründüğü için testlere ya da araştırmaya devam etmeyi teşvik eder.

Alıştırma

Umut verici bir yaklaşım bulmuş olabileceğimiz anlamına gelen deyimle yanıtı tamamlayın: The first test cut the charging time in half. I think ____.

Cevabı göster

we're onto something

So CloudTec is our first patented technology from On.

0:54

CloudTec, On'un patentli ilk teknolojisidir.

It consists of different hollow pods called clouds. Kalıp ifadeler

0:58

“Cloud” adı verilen farklı içi boş kapsüllerden oluşur.

Kalıp ifadeler

consists of: bir bütünün parçalarını belirtmek

Consists of, “-den oluşur” anlamına gelir. Özne bir bütün olarak sunulur ve parçaları of sözcüğünden sonra belirtilir. Burada It, CloudTec teknolojisini; clouds adı verilen farklı içi boş bölmeler ise onun parçalarını ifade eder. Başka cümlelere aktarılabilecek kalıp “bütün + consist(s) of + parçalar” şeklindedir. Geniş zamanda tekil özneyle consists, çoğul özneyle consist kullanılır.

Alıştırma

Ürün açıklamasını tamamlayın. consist fiilini geniş zamanda doğru biçime getirin ve gerekli edatı ekleyin: The starter kit ____ a charger, a cable, and a case.

Cevabı göster

consists of

And the special thing is they are not only cushioned vertically, Dilbilgisi

1:01

Özel yanı, bu kapsüllerin yalnızca dikey yönde değil,

but also horizontally.

1:04

yatay yönde de yastıklama sağlamalarıdır.

Dilbilgisi

İki faydayı vurgulamak için not only ... but also

Not only X but also Y, dil bilgisi açısından paralel iki fikri bağlar ve Y'yi ek, çoğu zaman dikkat çekici bir nokta olarak vurgular. Burada vertically ve horizontally paralel iki yönü gösterir. İkinci bölümde ortak sözler tekrar edilmeyebilir: but also horizontally, but they are also cushioned horizontally anlamına gelir. Bu kalıbı iki faydayı sunarken ikincisini ek bir avantaj gibi öne çıkarmak için kullan.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but also ile tamamla: The new backpack is ____ lightweight ____ waterproof.

Cevabı göster

not only · but also

So CloudTec is basically made for a soft landing Kalıp ifadeler

1:06

CloudTec temelde yumuşak bir iniş

and an explosive takeoff.

1:09

ve patlayıcı bir itiş için tasarlandı.

Kalıp ifadeler

Koşuda soft landing ... explosive takeoff

Koşuda a soft landing, ayağın yere yumuşak ve yastıklanmış biçimde basmasıdır; an explosive takeoff ise yerden hızlı ve güçlü biçimde itilmedir. Buradaki landing ve takeoff, uçağın hareketlerini değil, koşu adımının iki aşamasını adlandırır. Explosive mecazidir: gerçek bir patlamayı değil, kuvvetin çok hızlı açığa çıkmasını anlatır. soft ve explosive karşıtlığı, teknolojiyi darbe anında koruyucu, itiş sırasında ise enerjik olarak sunar.

Alıştırma

Bir koşu ayakkabısı açıklamasında a soft landing and an explosive takeoff ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Ayağın yumuşak basmasının ardından başka bir yumuşak hareket
  2. Ayağın yumuşak biçimde yere basmasının ardından hızlı ve güçlü bir itiş
  3. Koşucunun ayağının altında tehlikeli bir patlama
  4. Bir uçağın acil kalkıştan önce yumuşak biçimde inmesi
Cevabı göster

Ayağın yumuşak biçimde yere basmasının ardından hızlı ve güçlü bir itiş

At On, we have a super collaborative culture.

1:13

On'da iş birliğine son derece açık bir kültürümüz var.

It's kind of like nowhere I've really worked. Ton ve niyet

1:16

Daha önce çalıştığım hiçbir yere benzemiyor.

Ton ve niyet

Bir karşılaştırmayı yumuşatan kind of like

Burada kind of, like ile kurulan karşılaştırmayı yumuşatır. Konuşmacı bu iş yerinin daha önce gerçekten çalıştığı hiçbir yere benzemediğini temkinli biçimde söyler; tamamen kesin bir iddiada bulunmaz. Gündelik konuşmada kind of, bir izlenimin yaklaşık olduğunu göstermek için like kelimesinden önce gelebilir. Konuşmacının karşılaştırmaya ne kadar kesin biçimde bağlı olduğunu değiştirir; burada “bir tür” anlamına gelmez ve like da “hoşlanmak” demek değildir.

Alıştırma

“It's kind of like nowhere I've really worked.” cümlesinde kind of ne işlev görür?

  1. Karşılaştırmayı yumuşatır ve yaklaşık olarak sunar.
  2. Belirli bir iş yeri kategorisini tanımlar.
  3. Konuşmacının iş yerinden hoşlandığı anlamına gelir.
Cevabı göster

Karşılaştırmayı yumuşatır ve yaklaşık olarak sunar.

Everyone who has an idea can bring that to the table. Deyimler

1:19

Fikri olan herkes bunu ortaya koyabilir.

Deyimler

Bir fikre katkı sunmak için bring that to the table

Bring that to the table, bir grubun tartışabilmesi veya kullanabilmesi için söz konusu fikri katkı olarak sunmak anlamına gelen bir deyimdir. That, önceki an idea ifadesine gönderme yapar; the table ise ortak tartışma veya karar verme sürecini temsil eder. Yeniden kullanılabilen kalıp bring + katkı + to the table biçimindedir. Katkı bir fikir, beceri, deneyim, kaynak veya bakış açısı olabilir; odak noktası kişinin kattığı değerdir.

Alıştırma

“Yararlı bir şeyle katkıda bulunmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: She has years of field experience to ____.

Cevabı göster

bring to the table

In terms of the sock liner, Anlatım akışı

1:22

İç taban söz konusu olduğunda,

I wanted to have something again very light.

1:24

yine çok hafif bir şey istedim.

Anlatım akışı

Konuyu daraltmak için In terms of

In terms of, konuşmacının bundan sonra ele alacağı belirli yönü tanıtır. Burada odak, ayakkabının tamamından iç tabana daraltılır. Yaygın yapı in terms of + isim veya -ing biçimidir. Bir söylem belirteci olarak açıklamayı düzenlemeye ya da yeni bir alt konuya geçmeye yardımcı olur; bu yönün tek önemli unsur olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Tek bir değerlendirme ölçütünü ele alan bu cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ battery life, the new model is a clear improvement.

Cevabı göster

In terms of

So at On, the goal is making a proof of concept as quick as possible. Notlar

1:26

On'daki hedef, kavram kanıtını olabildiğince hızlı hazırlamak.

Kelime

Ürün geliştirmede Proof of concept

proof of concept, temel fikrin gerçekten çalışabileceğini göstermek için hazırlanan erken aşamadaki bir uygulama veya testtir. Bu cümlede ekip, bu uygulanabilirlik testini hızlıca oluşturmak istiyor. Amaç, kusursuz ve üretime hazır bir ürün teslim etmek değil, öğrenmek ve doğrulamaktır. Bir proof of concept kaba veya eksik olabilir ve yalnızca en riskli teknik varsayımı test edebilir.

Alıştırma

Bir ekip, yeni bir sensör ilkesinin çalışıp çalışmadığını kontrol etmek için kaba bir cihaz yapıyor. Yaptıkları şeyi en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. proof of concept adı verilen erken aşama uygulanabilirlik testi
  2. pilot adı verilen sınırlı gerçek dünya denemesi
  3. prototype adı verilen bir tasarım modeli
Cevabı göster

proof of concept adı verilen erken aşama uygulanabilirlik testi

Dilbilgisi

as quick as possible ifadesinin anlamı ve kullanımı

Bu cümlede as quick as possible, koşulların izin verdiği ölçüde hızlı anlamına gelir. as + sıfat/zarf + as possible yapısı, mutlak bir sonuç vaat etmek yerine bir nitelik ya da miktarı pratikte ulaşılabilecek sınıra taşır. Burada quick, gündelik konuşmada zarf işlevinde kullanılmıştır. Daha özenli İngilizcede standart zarf quickly olduğundan as quickly as possible denir. Bu kalıp as clear as possible veya as many as possible gibi başka sınırları da ifade edebilir.

Alıştırma

Cümleyi, örnekteki ‘gerçekçi olarak mümkün olan en yüksek hızla’ anlamına gelen gündelik ifadeyle tamamlayın: We need a rough prototype today, so build it ____.

Cevabı göster

as quick as possible

Basically, within hours,

1:31

Temelde birkaç saat içinde,

we can make it from an idea

1:32

bir fikirden yola çıkıp

to a final first shoe we can run in Dilbilgisi

1:34

koşabileceğimiz ilk tamamlanmış ayakkabıya ulaşabilir

Dilbilgisi

shoe we can run in ilgi cümlesi yapısı

we can run in, hangi tür shoe’dan söz edildiğini belirleyen tanımlayıcı bir ilgi yan cümlesidir. Tam biçimi a shoe that we can run in şeklindedir; that, in edatının nesnesi olduğu için atılabilir. İngilizcede burada edatı yan cümlenin sonunda bırakmak doğaldır: run in a shoe, a shoe we can run in biçimine dönüşür. that sözcüğünü atmak, in sözcüğünü de kaldırabileceğimiz anlamına gelmez; koşma eylemini ayakkabıya bağlayan unsur in’dir.

Alıştırma

Hangi cümle sandalyenin oturmamıza uygun olduğunu doğal biçimde ifade eder?

  1. We need a chair in we can sit.
  2. We need a chair we can sit.
  3. We need a chair we can sit in.
Cevabı göster

We need a chair we can sit in.

and to see if an idea really has potential.

1:36

ve o fikrin gerçekten potansiyeli olup olmadığını görebiliriz.

And then we went to something like this

1:40

Ardından bunun gibi bir modele geçtik,

with like a lot of cavities.

1:42

üzerinde de çok sayıda boşluk vardı.

So building the prototype is basically happening with our hands.

1:45

Prototipi temel olarak kendi ellerimizle yapıyoruz.

I think at other companies often it happens first all digital.

1:49

Bence diğer şirketlerde süreç çoğu zaman en başta tamamen dijital ilerliyor.

We are starting differently.

1:54

Biz farklı başlıyoruz.

We are starting with a physical prototype.

1:55

Fiziksel bir prototiple başlıyoruz.

And the interesting thing is we are involving our design team in that. Kalıp ifadeler

1:57

İlginç olansa tasarım ekibimizi de bu sürece katmamız.

Kalıp ifadeler

Involving our design team in that: involve someone in something yapısı

Involve someone in something, bir kişiyi veya grubu bir etkinliğe, sürece ya da karara katmak anlamına gelir. Burada our design team, that sözcüğünün işaret ettiği prototip oluşturma ve değerlendirme sürecine dahil ediliyor. Yapı involve + kişi veya grup + in + etkinlik ya da isim öbeği şeklindedir. Ekibin çalışmasını veya kaynaklarını yalnızca kullanmayı değil, ekibin etkin katılımını vurgular.

Alıştırma

Hukuk ekibinin bir sözleşmeyi inceleme sürecine katılması gerektiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. We should involve the legal team in the contract review.
  2. We should involve the legal team to the contract review.
  3. We should involve the contract review in the legal team.
Cevabı göster

We should involve the legal team in the contract review.

And then once we have a prototype, Dilbilgisi

2:02

Bir prototipimiz hazır olduğunda,

we will then essentially put it on the foot,

2:04

onu gerçekten ayağımıza geçiriyor,

Dilbilgisi

Once we have a prototype: gelecekteki bir tetikleyici için once + geniş zaman

Once, daha sonraki bir eylemin başlayabileceği noktayı tanıtır. once we have a prototype ifadesinde “bir prototip kullanılabilir olur olmaz veya olduktan sonra” anlamına gelir. Bu nedenle yan cümle hem gelecekteki zamanı hem de sonraki adımı başlatan koşulu belirtir; once burada “bir kere” anlamında değildir. Gelecekteki bir süreci anlatırken İngilizcede once yan cümlesinde genellikle geniş zaman, ana cümlede ise will kullanılır: once + özne + geniş zaman, özne + will + fiilin yalın hâli. Gelecek anlamı tüm cümleden gelir; bu yüzden once we will have a prototype burada standart biçim değildir.

Alıştırma

Gelecekteki bir süreci anlatan şu cümleyi once, we, have ve a working prototype ifadelerini kullanarak tamamlayın: ____, we will start user testing.

Cevabı göster

Once we have a working prototype

and we will take it on the treadmill,

2:06

koşu bandında deniyor

and then we will start analyzing the sports science aspect of that shoe.

2:08

ve ayakkabıyı spor bilimi açısından analiz etmeye başlıyoruz.

Being able to quickly make a prototype to show an idea Dilbilgisi

2:11

Bir fikri göstermek için hızla prototip üretebilmek

and to prove that the technology works or not

2:14

ve teknolojinin çalışıp çalışmadığını kanıtlayabilmek,

is something that inspires everyone in their every day.

2:17

herkese her gün ilham veren bir şey.

Dilbilgisi

Cümle öznesi olarak Being able to ...

Being able to quickly make a prototype bir gerund öbeğidir. Burada Being, be able to ifadesini hızla prototip yapabilme anlamına gelen, isim gibi işleyen bir ifadeye dönüştürür. Sonraki amaç öbekleri de dâhil olmak üzere ifadenin tamamı öznedir; ana yüklem is ile başlar. Bu uzun özneyi tekil bir düşünce olarak ele alın; bu nedenle are değil is kullanılır. Bu yapı, bir beceri veya etkinliği adlandırıp ardından onun değerini, etkisini ya da sonucunu açıklamanızı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi be able to ifadesinden oluşturulan gerund öbeğiyle tamamlayın: ____ work remotely gives our team more flexibility.

Cevabı göster

Being able to

not just in product, Dilbilgisi

2:20

Bu yalnızca ürün ekibi için değil,

but I think in all of the other teams as well.

2:21

bence diğer tüm ekipler için de geçerli.

Dilbilgisi

Kapsamı genişletmek için not just ... but ... as well

Not just ... but ... as well birbirine paralel iki kapsamı bağlar. Önce fazla dar bir sınırı reddeder, ardından daha geniş ikinci bir kapsam ekler: ilham yalnızca ürün ekibine değil, diğer tüm ekiplere de ulaşır. Bu sözlü devam bölümünde as well, but sözcüğünden sonra gecikmeli olarak ayrıca anlamını ekler; ana ifade ise önceki cümleden anlaşılır. not only ... but also yapısının konuşma dilindeki bir alternatifidir. in product ve in all of the other teams örneklerinde olduğu gibi iki taraftaki öğeleri dil bilgisi açısından paralel tutun.

Alıştırma

Cümleyi not just ... but ... as well kalıbının üç parçasıyla tamamlayın: The workshop is useful ____ for designers ____ for engineers ____.

Cevabı göster

not just · but · as well

Now we're trying to fix the sustainability issue

2:26

Şimdi sürdürülebilirlik sorununu çözmeye çalışıyoruz.

which is how do we eliminate waste in our process. Kalıp ifadeler

2:29

Yani sürecimizdeki atıkları nasıl ortadan kaldırabiliriz?

Kalıp ifadeler

eliminate waste: bir süreçte israfı ortadan kaldırmak

“Eliminate waste”, israfı veya atığı tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelen ve profesyonel bağlamlarda yaygın kullanılan bir eşdizimdir. Sürdürülebilirlik tartışmalarında waste, atılan malzemeyi ifade edebilir; süreç iyileştirmede ise boşa harcanan zaman, enerji, hareket veya diğer kaynakları da kapsayabilir. Bu cümlede ifade, sürdürülebilirlik sorununu ele almaya yönelik somut hedefi belirtir. “Eliminate waste from a process” ve “eliminate waste in a process” kalıpları üretim, operasyon ve verimlilik tartışmalarında da doğal biçimde kullanılabilir.

Alıştırma

“İsrafı tamamen ortadan kaldırmak” anlamına gelen iki sözcüklü eşdizimle cümleyi tamamlayın: The new system is designed to ____ from the packaging process.

Cevabı göster

eliminate waste

We've created a fully recyclable product line here at On, Kelime

2:32

On'da tamamen geri dönüştürülebilir bir ürün serisi oluşturduk.

and it's called Cyclon.

2:35

Bu serinin adı Cyclon.

Kelime

product line: ilişkili ürünlerden oluşan bir grup

“Product line”, aynı şirket veya marka tarafından satılan birbiriyle ilişkili ürün grubunu ifade eden bir iş terimidir. Ürünler ayrı modeller veya ürünler olarak kalırken genellikle bir amacı, müşteri grubunu, tasarım ailesini ya da marka kimliğini paylaşır. Burada product line, Cyclon’ın daha geniş geri dönüştürülebilir ürün serisinin adı olduğu anlamına gelir. Tek bir ürün veya fiziksel bir çizgi anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir şirket, tek bir yeni ürün ailesi adı altında birbiriyle ilişkili birkaç koşu ayakkabısı modeli sunuyor. Bu modeller ne oluşturur?

  1. a product line
  2. a single product
  3. a production line
Cevabı göster

a product line

So the Cyclon program is starting with the Cloudneo.

2:37

Cyclon programı Cloudneo ile başlıyor.

And the idea of this is

2:40

Buradaki fikir şu:

that every product that we make in this range,

2:41

Bu seride ürettiğimiz her ürünün

we can take the materials back Öbek fiiller

2:44

malzemelerini geri alabilir,

and then recycle them and use them to make the next product.

2:46

sonra geri dönüştürüp bir sonraki ürünü yapmak için kullanabiliriz.

Öbek fiiller

take ... back: malzemeleri geri almak

Bu cümlede take the materials back, tüketiciler kullanmayı bitirdikten sonra kullanılmış malzemeleri yeniden teslim almak veya toplamak anlamına gelir. Back, malzemelerin şirkete ya da önceki sahibine döndüğünü gösterir; bu yüzden burada atılamaz. Take back ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim nesnesi materials, take the materials back yapısında fiil ile parçacığın arasındadır; take back the materials da mümkündür.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için take back yapısını nesnenin iki yanına ayırın: Our reuse program will ____ every empty container ____.

Cevabı göster

take · back

What we were researching is

2:49

Araştırdığımız şey,

how can we make the whole shoe out of one raw material. Kalıp ifadeler

2:50

ayakkabının tamamını tek bir ham maddeden nasıl yapabileceğimizdi.

Kalıp ifadeler

make the whole shoe out of one raw material: ayakkabının tamamını tek bir ham maddeden yapmak

Make something out of a material, bitmiş bir nesneyi söz konusu malzemeyi kullanarak yapmak anlamına gelir. Burada sonuç ayakkabının tamamı, kaynak ise tek bir ham maddedir; yani her bölümün aynı malzemeye dayandığı vurgulanır. Yapı make + nesne + out of + malzeme şeklindedir: make the whole shoe out of one raw material. El işi, inşaat veya üretim süreçlerini açıklarken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi make ... out of yapısını doğru sırada kullanarak tamamlayın: The workshop plans to ____ the benches ____ reclaimed wood.

Cevabı göster

make · out of

So what we zoomed in on are castor beans. Öbek fiiller

2:53

Bu yüzden Hint yağı bitkisinin tohumlarına odaklandık.

Öbek fiiller

zoomed in on: dikkati tek bir odağa daraltmak

Bu cümlede zoomed in on mecazi anlamda kullanılmıştır. Ekip, çeşitli olasılıkları değerlendirdikten sonra dikkat alanını daraltmış ve hint yağı bitkisinin tohumlarını çalışmasının belirli odağı hâline getirmiştir. Kalıp zoom in on + hedef şeklindedir. on, yakından incelenen konuyu, seçeneği, ayrıntıyı veya sorunu belirtir; burada kamera hareketi söz konusu değildir.

Alıştırma

Bu cümlede zoomed in on ne anlama gelir?

  1. Malzemeyi incelemeyi tamamen bıraktı
  2. Araştırmayı tek bir seçeneğe odakladı
  3. Tohumları daha büyük göstermek için kamera kullandı
Cevabı göster

Araştırmayı tek bir seçeneğe odakladı

A lot of people cannot believe it,

2:58

Pek çok insan buna inanamıyor,

but basically we take one polymer family

3:00

ama temelde tek bir polimer ailesini alıp

and engineer it into different functionalities. Kelime

3:02

mühendislik yoluyla ona farklı işlevler kazandırıyoruz.

Kelime

engineer it into different functionalities: bilinçli tasarım

Burada engineer, istenen bir teknik sonucu üretmesi için bir şeyi bilinçli olarak tasarlamak veya değiştirmek anlamında kullanılan bir fiildir. Ekip, tek bir polimer ailesinden başlayıp farklı işlevleri yerine getiren çeşitler oluşturur. engineer A into B kalıbında A başlangıç malzemesi, B ise tasarlanmış sonuçtur. Kendiliğinden gerçekleşen bir değişimi değil, planlı teknik müdahaleyi belirtir; bu kullanımda engineer bir kişinin mesleğini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi nottaki teknik fiil ve sonuç kalıbıyla tamamlayın: The team ____ the recycled plastic ____ a durable panel.

Cevabı göster

engineered · into

This material is synthesized not from petrol, Dilbilgisi

3:06

Bu malzeme petrolden değil,

but from castor beans.

3:09

Hint yağı bitkisinin tohumlarından sentezleniyor.

Dilbilgisi

Bir kaynağı not from A, but from B ile düzeltmek

not from A, but from B eşleşmiş yapısı, kaynak olarak A’yı reddeder ve onun yerine B’yi koyar. Bu cümlede petrol reddedilen kaynak, castor beans ise gerçek kaynaktır; but ikinci bir kaynak eklemez. Her iki ismin önünde de from sözcüğünü tekrarlamak, iki kaynak ifadesini paralel hâle getirir ve düzeltmenin anlaşılmasını kolaylaştırır. Daha genel olan not X, but Y yapısı, beklenen bir açıklama düzeltilirken neden, dayanak, yöntem veya kökeni netleştirebilir.

Alıştırma

Eksik kaynak ifadesini yazarak düzeltmeyi tamamlayın: This packaging material comes ____ new plastic, but from recycled fibers.

Cevabı göster

not from

And the special thing about the castor beans is

3:11

Bu tohumların özel yanı,

they are growing only in very dry areas where nothing else can grow. Dilbilgisi

3:13

başka hiçbir şeyin yetişemediği çok kurak bölgelerde yetişmeleri.

Dilbilgisi

Yer adından sonra where + cümlecik

where nothing else can grow ifadesinde where, very dry areas ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. “O bölgelerde” anlamına gelir ve cümlecik o yerde geçerli olan durumu ekler; soru sormaz ve castor beans ifadesini nitelemez. Bir konumu orada gerçekleşen bir olay ya da koşulla bağlamak için yer adı + where + tam cümlecik yapısı kullanılabilir. where sözcüğünden sonra nothing else zaten can grow yapısının öznesidir.

Alıştırma

“O yerde” anlamına gelen ilgi zarfıyla cümleyi tamamlayın: We need a room ____ everyone can work without interruptions.

Cevabı göster

where

From this,

3:16

Bundan

we get to this.

3:17

bunu elde ediyoruz.

Now when this goes to our end consumer and they're finished with it, Kalıp ifadeler

3:19

Bu ürün son tüketiciye ulaşıp kullanım ömrünü tamamladığında,

we take this back,

3:22

onu geri alıyor,

Kalıp ifadeler

be finished with it: bir şeyi artık kullanmamak veya ona ihtiyaç duymamak

Burada they're finished with it, son tüketicinin ayakkabıyı artık kullanmasına gerek kalmadığı anlamına gelir. They're son tüketiciyi, it ise tüketicinin giymiş olduğu ayakkabıyı belirtir. be finished with + isim veya zamir kalıbı, bir kişinin bir şeyi kullanmasının ya da onunla ilgilenmesinin sona erdiğini anlatır. Çoğu zaman nesnenin artık iade edilebileceğini, başka birine verilebileceğini veya sonraki aşamaya geçirilebileceğini ima eder.

Alıştırma

"I'm finished with the printer, so you can use it now," cümlesindeki "I'm finished with the printer" ne anlama gelir?

  1. Yazıcının üretimini tamamladım.
  2. Yazıcı çalışmayı bıraktı.
  3. Yazıcıyı artık kullanmama veya onunla ilgilenmeme gerek yok.
Cevabı göster

Yazıcıyı artık kullanmama veya onunla ilgilenmeme gerek yok.

and we can put this back into the raw material system,

3:23

ham madde sistemine yeniden dahil ediyor

and then create this shoe all over again. Kalıp ifadeler

3:26

ve aynı ayakkabıyı baştan tekrar üretebiliyoruz.

Kalıp ifadeler

all over again: bütün süreci en baştan tekrarlamak

Bu cümlede all over again, ayakkabı üretme sürecinin tamamının yeni bir döngü için en baştan başlaması anlamına gelir. Yalnızca son adım tekrarlanmamaktadır ve over burada “birçok yerde” anlamına gelmez. Kalıplaşmış all over again ifadesi, again sözcüğündeki temel tekrar fikrine tamamen yeniden başlama anlamını ekler. Bir olay, hikâye veya görev başlangıçtan itibaren tekrarlandığında kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “en baştan bir kez daha” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The first recording was unusable, so we had to record the interview ____.

Cevabı göster

all over again

The runners out there more and more understand the direction we are going.

3:30

Koşucular, gittiğimiz yönü giderek daha iyi anlıyor.

That it's not only about a good-looking shoe and a shoe which feels good,

3:34

Bunun yalnızca güzel görünen ve rahat hissettiren bir ayakkabıyla ilgili olmadığını,

but which also takes responsibility for the impact. Kalıp ifadeler

3:38

aynı zamanda yarattığı etkinin sorumluluğunu üstlenmekle de ilgili olduğunu görüyorlar.

Kalıp ifadeler

take responsibility for the impact: etkinin sorumluluğunu üstlenmek

Take responsibility for something, bir konuda sorumluluğunuz olduğunu kabul etmek ve sonuçlarıyla ilgilenmek demektir. Kalıp take responsibility for + isim veya -ing biçimidir. Burada ayakkabı, kendi etkisinin sorumluluğunu üstleniyormuş gibi anlatılıyor. Bu, ürünü insan gibi gösteren bir kişileştirmedir: aslında ürünün tasarımı ve arkasındaki şirket; üretim, kullanım ve atılma süreçlerinin çevresel etkileriyle ilgilenir. Bu bağlamda impact, çevresel etki anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir işletmenin ürünleriyle bağlantılı zararın sorumluluğunu kabul ettiğini doğal biçimde anlatır?

  1. A business should be responsible to the harm its products cause.
  2. A business should take responsibility for the harm its products cause.
  3. A business should take responsibility of the harm its products cause.
Cevabı göster

A business should take responsibility for the harm its products cause.

So the future of On definitely follows this circular route

3:42

On'un geleceği kesinlikle bu döngüsel yolu izliyor.

that we've created with the Cyclon program

3:46

Bu yolu Cyclon programıyla

and with the Cloudneo,

3:47

ve Cloudneo ile yarattık,

and it's taken it even further. Deyimler

3:48

şimdi de daha ileriye taşıyoruz.

Deyimler

taken it even further: bunu daha da ileri taşımak

Take something further, zaten var olan bir şeyi geliştirmek, genişletmek veya iyileştirmek anlamına gelen mecazlı bir yapıdır. Genellikle an idea, a project ya da it gibi bir nesne alır. Even, daha önceki bir ilerlemenin de ötesine geçildiği anlamını katar. Burada it's, ardından geçmiş zaman ortacı taken geldiği için it has anlamındadır. Dolayısıyla it's taken it even further, öznenin mevcut yaklaşımı yeni bir aşamaya taşıdığı anlamına gelir; bir nesneyi fiziksel olarak daha uzak bir yere taşımayı anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede take something further, mevcut bir fikri geliştirmek anlamında kullanılmıştır?

  1. We have taken responsibility for the plan.
  2. We have taken the plan even further by adding free delivery.
  3. We have taken the boxes farther down the hall.
Cevabı göster

We have taken the plan even further by adding free delivery.

How can we push this on more footwear?

3:50

Bu yaklaşımı daha fazla ayakkabıya nasıl taşıyabiliriz?

How can we push this on further products at On?

3:51

On'daki diğer ürünlere nasıl yayabiliriz?

When I think about On in the next few years, Anlatım akışı

3:54

On'un önümüzdeki birkaç yılını düşündüğümde,

I'm so excited for the journey

3:56

bu yolculuk beni çok heyecanlandırıyor.

Anlatım akışı

When I think about ... I'm so excited for the journey: geleceğe bakıp duyguyu ifade etmek

When I think about On in the next few years şeklindeki giriş, ardından gelen her şey için geleceğe dönük bir çerçeve kurar. Buradaki when, kesin bir anı değil, “üzerine düşündüğümde” anlamını taşır. Ana cümle daha sonra bu çerçeveden konuşanın kişisel duygusuna geçer. Önce çerçeve, sonra tepki biçimindeki bu yapı; gerçeklerden kişisel değerlendirmeye ve gelecek vizyonuna geçerek bir konuşmayı tamamlamaya yardımcı olur. Journey burada şirketin devam eden gelişimini anlatan bir mecazdır, gerçek bir yolculuk değildir.

Alıştırma

When I think about On in the next few years girişi cümlede hangi işlevi görür?

  1. Planlanan bir yolculuğun başlayacağı kesin tarihi verir.
  2. Şirketin ilerlemesi için iki teknik nedeni sıralar.
  3. Konuşan kişisel tepkisini belirtmeden önce geleceğe dönük bir çerçeve kurar.
Cevabı göster

Konuşan kişisel tepkisini belirtmeden önce geleceğe dönük bir çerçeve kurar.

because every product that we make,

3:58

Çünkü ürettiğimiz her ürünle

we're getting better from a technology standpoint, Kalıp ifadeler

4:01

teknoloji açısından

from a sustainability standpoint.

4:03

ve sürdürülebilirlik açısından daha iyiye gidiyoruz.

Kalıp ifadeler

from a technology standpoint ... from a sustainability standpoint: farklı ölçütlere göre değerlendirmek

Tekrarlanan from a + ölçüt + standpoint yapısı, “belirli bir bakış açısından veya belirli bir ölçüte göre değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Ürünlerin nasıl geliştiğini değerlendirmek için kullanılan iki ölçüt teknoloji ve sürdürülebilirliktir. Aynı yapının tekrarlanması dengeli bir paralellik oluşturur ve iki boyutu birbirinden ayrı tutar. from the standpoint of + isim yapısı da kullanılabilir; örneğin from the standpoint of sustainability.

Alıştırma

Cümleyi from a ... standpoint ifadesiyle tamamlayın: From a cost ____, the plan is strong, but from a safety standpoint, it needs work.

Cevabı göster

standpoint

Every time that we create something new, Dilbilgisi

4:05

Her yeni şey yarattığımızda,

we're building on the ethos that we set up at the beginning. Notlar

4:07

başlangıçta belirlediğimiz değerlerin üzerine yenilerini inşa ediyoruz.

Dilbilgisi

Tekrarlanan durumlar için Every time (that) + yan cümle

Every time (that), tekrarlanan bir zaman ilişkisi kurar: yan cümledeki olay ne zaman gerçekleşirse ana cümledeki sonuç da ortaya çıkar. Burada her yeni şey yaratma eylemi, önceden belirlenmiş bir anlayışın üzerine gelişme şeklindeki aynı süreci tetikler. Bu yapıda that isteğe bağlı bir bağlayıcıdır; bu yüzden Every time we create... aynı anlama gelir. Every sözcüğünden sonra time tekil kalır: every time denir, every times denmez.

Alıştırma

Cümleyi that dâhil tam tekrarlanan zaman bağlayıcısıyla tamamlayın: ____ our password policy changes, everyone receives new instructions.

Cevabı göster

Every time that

Öbek fiiller

building on: mevcut bir temelden yola çıkarak geliştirmek

build on + isim yapısında isim, mevcut bir temeli belirtir. Building on the ethos, geçmişle bağlantısız biçimde sıfırdan başlamak yerine başlangıçta belirlenen ilkelerden yola çıkarak yeni çalışmalar geliştirmek anlamına gelir. Süreklilik bildiren we're building on, bunu devam eden bir süreç olarak sunar. Build fiziksel inşayı da anlatabilse de burada nesnenin ethos olması anlama soyutluk katar.

Alıştırma

Bir ekip, geçen yıl başarılı olan yöntemi bir sonraki projesine temel yapmak istiyor. Bu düşünceyi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. We'll build on what worked last year.
  2. We'll build what worked last year.
  3. We'll build up what worked last year.
Cevabı göster

We'll build on what worked last year.

Kelime

“we're building on the ethos that we set up at the beginning” cümlesinde ethos

Burada ethos, bir grubu tanımlayan ortak ruhu, değerleri ve çalışma biçimini ifade eder. Tek bir kuraldan ya da hedeften daha geniştir; grubun uygulamaya çalıştığı kültürü anlatır. “build on the ethos” ifadesi, daha önce oluşturulmuş bu ruhu sonraki çalışmalar için temel almak demektir. Bu cümlede konuşan kişi, mevcut çalışmanın başlangıçta belirlenen ilkeleri sürdürdüğünü söylüyor.

Alıştırma

Bir okul, öğrencilerinin birlikte çalışma biçimini şekillendiren ortak ruhu ve değerleri anlatmak istiyor. Hangi kelime en uygundur?

  1. ethics
  2. goal
  3. ethos
Cevabı göster

ethos