20.000.000 Ağaç Dikmek Gerçekte Böyle Bir Etki Yaratacak: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.180 kelime 186 kel/dk

Video özeti: 20 milyon ağaç yaşam alanlarını, sağlığı, kent sıcaklığını, suyu, karbonu ve hava kalitesini etkileyebilir. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “call trees home.” — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: hayvanların nerede yaşadığını anlatan call + yer + home yapısını öğrenin; “adlandırmak” ve “telefon etmek” ile karıştırmayın. 2. “shinrin-yoku, or forest bathing.” — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: or sözcüğünün Japonca terimi İngilizce açıkladığını görün; bathing'i gerçek anlamda yıkanmak sanmayın. 3. “put a serious dent in” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bir eylemin sorunu yok etmeden azalttığını anlayın ve ifadeyi maliyet, borç, kirlilik veya iş yüküyle kullanın.

Bu derste

Trees,

0:00

Ağaçlar,

growers of fruits, spices, and nuts,

0:00

meyve, baharat ve kuruyemiş yetiştiricileri,

generators of shade,

0:03

gölge üreticileri,

home to birds, squirrels, koalas, Kalıp ifadeler

0:04

kuşların, sincapların, koalaların evi,

Kalıp ifadeler

“home to”: bir yerde neyin yaşadığını veya bulunduğunu belirtmek

Bu parçada home to, ağaçları sayılan hayvanların yaşadığı yerler olarak anlatır. Burada home bir isimdir; birinin eve doğru hareket ettiğini belirtmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be home to + isim şeklindedir. Bir yeri orada yaşayan, bulunan veya merkezi orada olan insanlara, hayvanlara, kuruluşlara ya da şeylere bağlar.

Alıştırma

Cümleyi “bu türlerin yaşadığı yer” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The coral reef is ____ thousands of sea creatures.

Cevabı göster

home to

front-line soldiers in the fight against climate change, Deyimler

0:06

iklim değişikliğiyle mücadelede ön saflardaki askerlerdir,

Deyimler

“front-line soldiers in the fight against climate change” metaforu

Bu ifade, savaş metaforu kullanarak ağaçları “front-line soldiers”, yani “ön saftaki askerler” olarak gösterir. Front-line, mücadelenin en acil olduğu yerde doğrudan görev almayı; soldiers ise ağaçları etkin koruyucular olarak sunmayı ifade eder. In the fight against climate change, “iklim değişikliğini azaltma veya ona karşı koyma çabalarında” demektir. Bu canlı ve ikna edici bir anlatımdır; ağaçların gerçekten insan ya da ordunun bir parçası olduğu iddiası değildir.

Alıştırma

“front-line soldiers in the fight against climate change” metaforu ağaçlar hakkında ne anlatır?

  1. Ağaçlar iklim değişikliğinin bütün etkilerinden korunur.
  2. Ağaçlar savaşta çarpışmak üzere gönderilen askerî birliklerdir.
  3. Ağaçlar iklim değişikliğini sınırlamaya doğrudan yardımcı olur.
Cevabı göster

Ağaçlar iklim değişikliğini sınırlamaya doğrudan yardımcı olur.

you bet. Ton ve niyet

0:09

kesinlikle.

Ton ve niyet

Coşkulu bir evet anlamındaki “You bet.”

Bu yanıtta “you bet”, “kesinlikle” ya da “evet, tabii ki” anlamına gelir. Az önce söyleneni güçlü ve sıcak bir biçimde onaylar. Bet bir sonuca para yatırmak anlamına gelebilir; ancak burada bu gerçek anlam kullanılmaz. Yanıt olarak kalıbın bütünü bir deyimdir.

Alıştırma

Samimi bir konuşmada biri, “Yani bu plan gerçekten yardımcı olacak mı?” diye soruyor. Diğer kişi “You bet.” diye yanıtlıyor. Bu yanıt ne anlama gelir?

  1. Coşkulu ve kesin bir evet.
  2. Bahis yapma isteği.
  3. Şüpheli bir belki.
Cevabı göster

Coşkulu ve kesin bir evet.

Today, we're doing something a little different

0:10

Bugün, biraz farklı bir şey yapıyoruz

and talking about teamtrees.org's mission of planting 20 million new trees by 2020,

0:12

ve teamtrees.org'un 2020 yılına kadar 20 milyon yeni ağaç dikme misyonu hakkında konuşuyoruz,

where every donation of $1 equals 1 tree.

0:18

burada yapılan her 1 dolarlık bağış 1 ağaca eşittir.

You might be asking yourself, Kalıp ifadeler

0:21

Kendinize şu soruyu soruyor olabilirsiniz,

Kalıp ifadeler

Bir soruyu önceden sezdirmek için “You might be asking yourself”

“You might be asking yourself”, dinleyicinin zihninde bir sorunun oluşuyor olabileceğini belirtir. Hemen ardından gelecek asıl soruya zemin hazırlar. Buradaki ask yourself, soruyu yüksek sesle söylemek değil, içinden düşünmek anlamına gelir. Might, tahmini daha az kesin ve daha az dayatmacı yapar: konuşan kişi herkesin düşüncesini bildiğini iddia etmek yerine bir olasılık öne sürer.

Alıştırma

Hangi giriş, dinleyicinin bir sorusu olabileceğini kesin kabul etmeden nazikçe tahmin eder?

  1. You must be asking yourself: Why does this matter?
  2. You might be asking yourself: Why does this matter?
  3. Ask yourself: Why does this matter?
Cevabı göster

You might be asking yourself: Why does this matter?

"What would planting 20 million new trees do for the planet?"

0:22

"20 milyon yeni ağaç dikmek gezegen için ne yapardı?"

Let's take a look at just how huge an impact each donation on Team Trees will make. Kalıp ifadeler

0:26

Team Trees'e yapılan her bir bağışın ne kadar büyük bir etki yaratacağına bir göz atalım.

Kalıp ifadeler

take a look at: bir şeyi inceleme daveti

“Take a look at”, “bakmak veya incelemek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada izleyicinin dikkatini her bağışın etkisinin ne kadar büyük olacağına yöneltir; take fiziksel olarak bir şeyi almak anlamına gelmez. “Let’s” ile birlikte kullanıldığında ifade, bir şeyi beraber inceleme davetine dönüşür. Yalnızca “look at” demeye kıyasla açıklama veya gösterimdeki bir sonraki adıma daha dostça yönlendirme hissi verir.

Alıştırma

Sunucunun grafiği birlikte inceleme davetini en iyi hangi ifade tamamlar? "Let's ___ the chart before we choose."

  1. take a look at
  2. take care of
  3. take the chart from
Cevabı göster

take a look at

A wide variety of organisms from lichen to bees to possums call trees home. Kalıp ifadeler

0:30

Likenlerden arılara ve keseli sıçanlara kadar çok çeşitli organizmalar ağaçları evi olarak görür.

Kalıp ifadeler

call + yer + home: bir yeri ev olarak görmek

“Call trees home” ifadesinde call, call + yer + home yapısını izler. trees nesnedir; home ise nesne tamamlayıcısıdır ve organizmaların hangi yeri yuvaları olarak gördüğünü belirtir. İfadenin tamamı, bu organizmaların ağaçların üzerinde veya arasında yaşadığını ya da ağaçları doğal yaşam alanları olarak gördüğünü anlatır. Buradaki call, “telefon etmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

call + yer + home yapısını kullanarak ve yer olarak this town yazarak cümleyi tamamlayın: "After ten happy years here, we ____."

Cevabı göster

call this town home

And just one single mature oak tree can be home to as many as 500 different species. Dilbilgisi

0:35

Ve tek bir yetişkin meşe ağacı, 500 kadar farklı türe ev sahipliği yapabilir.

Dilbilgisi

as many as 500: şaşırtıcı derecede yüksek bir sayıyı vurgulama

As many as + sayı, sayılabilen bir miktarın o sayıya ulaşabileceğini belirtir ve bu sayıyı şaşırtıcı derecede büyük gösterir. Burada 500, çoğul species isminin sayısını verir; böylece cümle, tek bir meşe ağacının barındırabileceği türlerin etkileyici sayısını vurgular. Bu, miktarı vurgulayan bir yapıdır; sıradan as + adjective + as eşitlik karşılaştırması değildir. İlk as başka bir ağaçla karşılaştırma başlatmaz; ifadenin tamamı 500'ü etkileyici bir üst sayı olarak sunar.

Alıştırma

Sayılabilen bir miktarın şaşırtıcı derecede yüksek olduğunu vurgulayan as ... as ifadesiyle cümleyi tamamlayın: "The app can connect ____ 200 devices at once."

Cevabı göster

as many as

The Earth is rapidly losing species.

0:40

Dünya türlerini hızla kaybediyor.

We're in the middle of a mass extinction, Kalıp ifadeler

0:42

Kitlesel bir yok oluşun ortasındayız,

Kalıp ifadeler

in the middle of a mass extinction: devam eden bir sürecin içinde olmak

In the middle of + isim veya -ing biçimi, birinin başlamış ama henüz bitmemiş bir olayın, görevin ya da sürecin içinde olduğunu anlatır. Middle, zamanın tam olarak yarısına gelindiği anlamına gelmek zorunda değildir. Mass extinction, jeolojik açıdan kısa bir sürede olağan dışı derecede büyük bir tür oranının yok olduğu dönemdir. Bu nedenle cümle, günümüzdeki biyolojik çeşitlilik krizini tamamlanmış geçmiş bir olay olarak değil, hâlâ devam eden büyük ölçekli bir süreç olarak sunar.

Alıştırma

“Şu anda devam eden bir olayla meşgul olmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: "Please call later—we're ____ a staff meeting."

Cevabı göster

in the middle of

and without trees for them to call home,

0:44

ve evleri diyebilecekleri ağaçlar olmadan,

many more animals will be at risk for extinction. Kalıp ifadeler

0:46

çok daha fazla hayvan yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.

Kalıp ifadeler

At risk for extinction: yok olma riski altında

At risk for extinction, bir şeyin yok olma ihtimali bulunduğu anlamına gelir; zaten yok olmuş olduğu anlamına gelmez. Tehlike gerçektir, ancak sonuç henüz gerçekleşmemiştir. at risk for + isim kalıbı, birinin veya bir şeyin karşılaşabileceği zararlı sonucu belirtir. Bu cümlede extinction bu olası sonuçtur.

Alıştırma

Cümleyi ‘yok olma ihtimali bulunan’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Because its wetland home is disappearing, this frog is ____.

Cevabı göster

at risk for extinction

Many animals require trees as a place to live,

0:49

Birçok hayvan yaşamak için bir yer olarak ağaçlara ihtiyaç duyar,

to feed, and to provide protection.

0:52

beslenmek ve korunmak için.

So, planting just one tree is like building a house,

0:54

Yani, sadece bir ağaç dikmek bile aynı anda bir ev,

feeder, and nursery, all at once. Kalıp ifadeler

0:57

bir beslenme alanı ve bir fidanlık inşa etmek gibidir.

Kalıp ifadeler

All at once: aynı anda birden fazla işlev

Burada all at once, “aynı anda” anlamına gelir. Sıralanan rolleri tek bir düşüncede birleştirir: aynı ağaç hem beslenme alanı hem de yavrular için yuva görevi görür. Bu ifade başka cümlelerde “birdenbire” anlamına da gelebilir. Rol veya eylem listesi genellikle eş zamanlılık anlamını, beklenmedik bir olay ise ani olma anlamını gösterir.

Alıştırma

'This tool is a flashlight, a radio, and a charger all at once,' cümlesinde all at once ne anlama gelir?

  1. Birdenbire çalışmayı durdurdu.
  2. Hemen kullanılması gerekir.
  3. Üç işlevin hepsine aynı anda sahiptir.
Cevabı göster

Üç işlevin hepsine aynı anda sahiptir.

Donating $20 to plant 20 trees is like building an entire animal city.

0:59

20 ağaç dikmek için 20 dolar bağışlamak bütün bir hayvan şehri inşa etmek gibidir.

Multiply that by a million,

1:04

Bunu bir milyonla çarpın,

and we're talking about a super metropolis of biodiverse animal life.

1:06

biyolojik çeşitliliğe sahip hayvan yaşamının devasa bir metropolünden bahsediyoruz.

Study after study shows that spending time in a grove of trees or forest can provide emotional rejuvenation. Anlatım akışı

1:10

Birbiri ardına yapılan çalışmalar, bir ağaç korusunda veya ormanda zaman geçirmenin duygusal bir gençleşme sağlayabileceğini gösteriyor.

Anlatım akışı

Study after study: noun after noun kalıbı

Study after study ifadesinde aynı tekil sayılabilir isim, after sözcüğünün iki yanında yer alır. Bu kalıp “birbiri ardına birçok araştırma” anlamına gelir; belirli bir araştırmanın zaman bakımından başka belirli bir araştırmadan sonra geldiğini anlatmaz. Tekrarlanan birimi başa getirerek kanıtların biriktiği hissini verir: birbirinden bağımsız birçok araştırma aynı genel sonucu destekler. noun after noun kalıbı, day after day veya question after question örneklerinde olduğu gibi tekrarı ya da devam eden bir diziyi vurgulamak için kullanılabilir.

Alıştırma

test sözcüğünü noun after noun kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ confirmed that the water was safe.

Cevabı göster

Test after test

It can improve your mood,

1:16

Ruh halinizi iyileştirebilir,

create a sense of peace while reducing stress, depression, and anger.

1:17

stresi, depresyonu ve öfkeyi azaltırken bir huzur duygusu yaratabilir.

The Japanese even have a word for this,

1:21

Japonların bunun için bir kelimesi bile var,

shinrin-yoku, or forest bathing. Kültür

1:23

shinrin-yoku veya orman banyosu.

Kültür

shinrin-yoku, or forest bathing: açıklayıcı or

Shinrin-yoku, İngilizcede yaygın olarak forest bathing diye aktarılan Japonca bir terimdir. İyi hissetmek amacıyla orman ortamında bilinçli, dikkatli ve acele etmeden zaman geçirmek anlamına gelir; bathing burada mecazdır, dolayısıyla su gerekmez. shinrin-yoku, or forest bathing ifadesinde or, aynı düşüncenin daha açık İngilizce adını sunar. Virgül, forest bathing bölümünü bir yeniden ifade etme olarak ayırır; bu nedenle or iki etkinlik arasında seçim değil, “yani” veya “başka bir deyişle” anlamındadır.

Alıştırma

“The kakapo, or owl parrot, is a flightless bird.” cümlesinde or ne işe yarar?

  1. Aralarından seçim yapılacak iki kuş sunar.
  2. Konuşanın bunun hangi kuş olduğundan emin olmadığını gösterir.
  3. Aynı kuş için başka bir ad verir.
Cevabı göster

Aynı kuş için başka bir ad verir.

The effect of trees is not only emotional,

1:26

Ağaçların etkisi sadece duygusal değil,

but physical.

1:28

aynı zamanda fizikseldir.

Studies have shown that being among trees reduces blood pressure as well as lessens stress-related hormones such as cortisol and adrenaline.

1:29

Araştırmalar, ağaçların arasında bulunmanın kan basıncını düşürdüğünü ve ayrıca kortizol ile adrenalin gibi stresle ilişkili hormonları azalttığını göstermiştir.

So, basically, trees make you happy.

1:36

Yani temelde ağaçlar sizi mutlu eder.

Plenty of scientific research has shown that happier people commit less crimes, Dilbilgisi

1:38

Birçok bilimsel araştırma, daha mutlu insanların daha az suç işlediğini göstermiştir,

Dilbilgisi

“less crimes” ve standart “fewer crimes” biçimi

Altyazıda crimes çoğul ve sayılabilen bir isimdir; bu nedenle standart yazılı İngilizcede fewer crimes kullanılır. Less crimes gündelik konuşmada duyulabilir, ancak özenli yazıda genellikle standart dışı kabul edilir. Crime ayrıca genel olarak suç faaliyetini anlatan sayılamayan bir kavram olabilir. Bu durumda less crime standarttır. Seçim, ayrı suçların sayısının daha az olmasını mı yoksa genel suç düzeyinin daha düşük olmasını mı kastettiğinize bağlıdır.

Alıştırma

Resmî İngilizcede çoğul ve sayılabilen crimes ismiyle standart miktar belirleyiciyi kullanan cümle hangisidir?

  1. The program led to less crimes.
  2. The program led to less crime.
  3. The program led to fewer crimes.
Cevabı göster

The program led to fewer crimes.

especially violent ones.

1:42

özellikle de şiddet içerenleri.

We think a grove of even just a few trees would be pretty nice.

1:43

Sadece birkaç ağaçtan oluşan bir korunun bile oldukça güzel olacağını düşünüyoruz.

20 million new trees would mean potentially thousands of new groves,

1:47

20 milyon yeni ağaç, potansiyel olarak binlerce yeni koru anlamına gelir,

which means millions of people able to take regular forest baths,

1:50

bu da milyonlarca insanın düzenli orman banyoları yapabileceği anlamına gelir,

increasing happiness and reducing crime.

1:54

mutluluğu artırır ve suçları azaltır.

You'd be a regular crime fighter,

1:56

Düzenli bir suç savaşçısı olursunuz,

all thanks to the trees you helped plant. Kalıp ifadeler

1:58

ve hepsi dikilmesine yardım ettiğiniz ağaçlar sayesinde.

Kalıp ifadeler

“all thanks to” untuk menunjukkan penyebab dengan kuat

All thanks to, bir sonucun nedeni olarak gösterilen kişi veya şeyi tanıtır. All, thanks to ifadesini güçlendirerek sonucun tamamen ya da özellikle o nedenden kaynaklandığını anlatır. Burada ifade, dikilen ağaçlara abartılı biçimde pay vererek olumlu ve eğlenceli bir etki oluşturur. Başka bir bağlamda aynı ifade alaycı veya suçlayıcı gelebilir; teşekkürün içten olup olmadığını sonuç ve ses tonu belirler.

Alıştırma

“The picnic was canceled, all thanks to the sudden storm,” cümlesinde all thanks to ne anlatır?

  1. Fırtınayı güçlü biçimde neden olarak gösterir ve suçlayıcı ya da alaycı bir ton taşır.
  2. Fırtınanın iptalden sonra meydana geldiği anlamına gelir.
  3. Pikniğe yardım ettiği için fırtınaya gerçekten teşekkür eder.
Cevabı göster

Fırtınayı güçlü biçimde neden olarak gösterir ve suçlayıcı ya da alaycı bir ton taşır.

Trees reduce air temperature through blocking sunlight and creating shade.

2:00

Ağaçlar güneş ışığını engelleyerek ve gölge yaratarak hava sıcaklığını düşürür.

Trees also help to cool by reflecting heat upwards from their leaves.

2:03

Ağaçlar ayrıca yapraklarından ısıyı yukarı doğru yansıtarak serinletmeye yardımcı olur.

Further cooling occurs when moisture evaporates from the surface of the leaves,

2:07

Nem yaprakların yüzeyinden buharlaştığında daha fazla soğuma gerçekleşir,

just like the way your body cools down by sweating.

2:11

tıpkı vücudunuzun terleyerek soğuması gibi.

Trees can cool down an area by a lot, Öbek fiiller

2:13

Ağaçlar bir bölgeyi çok fazla serinletebilir,

Öbek fiiller

cool down: bir şeyi daha az sıcak hâle getirmek

Burada cool down, “bir alanı daha az sıcak hâle getirmek” demektir. Değişime Trees neden olur; an area ise etkilenen nesnedir. Bu, geçişli cool down + nesne yapısıdır. Cool down, öznenin kendisi serinlediğinde geçişsiz olarak da kullanılabilir: The soup needs to cool down. İfade, nesneye ve duruma göre sıcaklığın düşmesini ya da başka bağlamlarda sakinleşmeyi anlatır.

Alıştırma

Cool down ifadesini zamir nesnesiyle doğal biçimde kullanan cümleyi seçin.

  1. The fan will cool down it quickly.
  2. The fan will cool it down quickly.
  3. The fan will down cool it quickly.
Cevabı göster

The fan will cool it down quickly.

and we're not talking just a couple of degrees. Anlatım akışı

2:16

ve sadece birkaç dereceden bahsetmiyoruz.

Anlatım akışı

we're not talking just...: düşük bir tahmini reddetmek

we're not talking just + küçük miktar kalıbı, ilk tahminin çok düşük olduğunu dinleyiciye bildirir. Burada reddedilen sınırlı miktar a couple of degrees ifadesidir; konuşmacı çok daha büyük bir sıcaklık farkına hazırlık yapar. Bu kalıpta talking, sohbet etmek değil “sözünü etmek” veya “değerlendirmek” anlamına gelir. Önce bir beklentiyi düzelterek, ardından daha güçlü gerçeği vererek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle küçük bir tahmini reddedip çok daha büyük bir gerçeğe hazırlık yapmak için bu kalıbı kullanır?

  1. We're talking for a few minutes after lunch.
  2. We're not talking because the room is quiet.
  3. We're not talking just a few minutes; the wait could be two hours.
Cevabı göster

We're not talking just a few minutes; the wait could be two hours.

Urban neighborhoods with mature trees can be up to 11 degrees cooler in summer heat than neighborhoods without trees.

2:18

Yetişkin ağaçlara sahip kentsel mahalleler, yaz sıcağında ağaçsız mahallelerden 11 dereceye kadar daha serin olabilir.

Just think about the difference between a miserably hot 90-degree day and a warm comfortable 79 degrees. Dilbilgisi

2:25

Sadece 90 derecelik dayanılmaz sıcak bir gün ile 79 derecelik ılık ve rahat bir gün arasındaki farkı düşünün.

Dilbilgisi

the difference between A and B: A ile B arasındaki fark

the difference between A and B kalıbı, iki kişinin, şeyin veya durumun birbirinden nasıl farklı olduğunu belirtir. Bu cümlede A, 90 derecelik gün; B ise 79 derecedir. between sözcüğünden sonra karşılaştırılan iki öğeyi and ile bağlayın: between A and B. Bir karşılaştırmanın iki tarafını da adlandırdığınızda bu kalıbı kullanın; and yerine to kullanmayın.

Alıştırma

İki öğeli standart karşılaştırma kalıbını tamamlayın: There is a clear difference ____ reading the instructions ____ following them.

Cevabı göster

between · and

Trees can also cool down buildings,

2:31

Ağaçlar binaları da serinletebilir,

limiting the need for air conditioning, Kalıp ifadeler

2:33

klima ihtiyacını sınırlandırarak,

Kalıp ifadeler

limiting the need for: gereksinimi azaltmak

Limiting the need for something, bir şeyin ne kadar gerekli olduğunu azaltmak demektir. İhtiyaç azalır ancak tamamen ortadan kalkması gerekmez. Burada limiting, sonuç ekleyen bir -ing biçimidir: daha önce sözü edilen serinletme etkisi, klima ihtiyacını azaltır. Bu yapı bir etkiyi veya yararı açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir binada yapılan iyileştirme ısıtma ihtiyacını azaltıyor ancak tamamen ortadan kaldırmıyor. Hangi cümle sonucu doğru biçimde anlatır?

  1. The upgrade limits the need for heating.
  2. The upgrade limits the need of heating.
  3. The upgrade eliminates the need for heating.
Cevabı göster

The upgrade limits the need for heating.

which has the added benefit of helping to conserve energy. Kalıp ifadeler

2:35

bu da enerjiyi korumaya yardımcı olma ek faydasına sahiptir.

Kalıp ifadeler

has the added benefit of: ek olarak … faydası sağlamak

Has the added benefit of, daha önce belirtilmiş veya bağlamdan anlaşılan temel bir etkiye ek olarak bir sonucu ikincil bir avantaj şeklinde sunar. Bu cümlede enerji tasarrufuna yardımcı olmak ek faydadır; tek fayda değildir. Kalıp have/has the added benefit of + isim veya -ing biçimidir. Destekleyici bir avantajı açıkça gösterdiği için önerilerde, analizlerde ve karşılaştırmalarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Daha sessiz çalışmayı ek bir avantaj olarak sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: “The new fan uses less electricity and ____ running more quietly.”

Cevabı göster

has the added benefit of

Studies have shown that shade from strategically planted trees can reduce the air conditioning costs of buildings by 20% to 30%.

2:37

Çalışmalar, stratejik olarak dikilmiş ağaçlardan gelen gölgenin binaların klima maliyetlerini %20 ila %30 oranında azaltabileceğini göstermiştir.

Just think,

2:45

Sadece düşünün,

if an average home has a cooling power bill of around $100 per month in the summer, Dilbilgisi

2:45

eğer ortalama bir evin yazın aylık soğutma elektrik faturası 100 dolar civarındaysa,

and if 10 trees were planted around that same house,

2:50

ve eğer aynı evin etrafına 10 ağaç dikilseydi,

then 30% could be saved.

2:52

o zaman %30 oranında tasarruf edilebilirdi.

Dilbilgisi

if ... and if ... then: eğer ... ve eğer ... ise, o zaman

İki if yan cümlesi, ikisinin de doğru olması gereken ayrı koşullar sunar: biri soğutma faturasıyla, diğeri ağaç dikmekle ilgilidir. And bu koşulları alternatifler olarak değil, birleşik öncüller olarak bağlar. Then, uzun koşul çiftinden sonra sonucun başladığı yeri gösterir. Çoğu zaman çıkarılabilir, ancak burada if A, and if B, then C biçimindeki akıl yürütmeyi izlemeyi kolaylaştırır. Sonuçtaki could, %30 tasarrufun bir garanti değil tahmin olduğunu gösterir.

Alıştırma

“if A, and if B, then C” yapısında C ne zaman gerçekleşir?

  1. A ve B değerlendirilmeden önce.
  2. Yalnızca hem A hem de B geçerli olduğunda.
  3. A veya B tek başına geçerli olduğunda.
Cevabı göster

Yalnızca hem A hem de B geçerli olduğunda.

And that means 20 million trees planted around homes could save $60 million in energy costs.

2:54

Ve bu, evlerin etrafına dikilen 20 milyon ağacın enerji maliyetlerinde 60 milyon dolar tasarruf sağlayabileceği anlamına gelir.

So,

3:00

Yani,

if you can't donate to this particular cause,

3:01

eğer bu özel amaca bağış yapamıyorsanız,

please consider planting a few trees around your house.

3:03

lütfen evinizin etrafına birkaç ağaç dikmeyi düşünün.

Not only will they be a beautiful addition, Dilbilgisi

3:06

Sadece güzel bir ekleme olmakla kalmayacak,

but they might even save your future self some money on your power bill.

3:08

gelecekteki benliğinizin elektrik faturasından biraz para tasarruf etmesini bile sağlayabilirler.

Dilbilgisi

Cümle başında Not only will ... but ... yapısı

Not only ... but ... iki yararı birbirine bağlar ve ikinci yararı ek, hatta daha güçlü bir yarar olarak gösterir. Burada güzellik ilk yarar, olası tasarruf ise ek pratik yarardır. Not only cümlenin başında olduğu için ilk yan cümlede özne–yardımcı fiil devrikliği kullanılır: will, they sözcüğünden önce gelir. not only özneden sonra gelirse normal söz dizimi korunur: They will not only be a beautiful addition, but they might even save....

Alıştırma

İki şimdiki zaman gerçeğini resmî ikili yapıyla belirtmek için cümleyi tamamlayın: '____ these windows reduce noise, ____ they also lower heating costs.'

Cevabı göster

Not only do · but

Trees are ideal for use as sound barriers because they reduce sound in two ways. Kalıp ifadeler

3:11

Ağaçlar ses bariyerleri olarak kullanım için idealdir çünkü sesi iki şekilde azaltırlar.

Kalıp ifadeler

ideal for use as + rol veya işlev

Ideal for use as, “bir işlevi görmek için son derece uygun” anlamına gelir. Bu cümlede ağaçların ses bariyeri işlevine uygun olup olmadığı değerlendirilir. Yapı, ideal for use as + rol veya işlev bildiren isim öbeği biçimindedir. Burada use, for use içindeki bir isimdir; as ise rolü tanıtır.

Alıştırma

“Bir işlevi görmek için son derece uygun” anlamındaki tam resmî ifadeyi yazın: 'This lightweight panel is ____ a temporary room divider.'

Cevabı göster

ideal for use as

First,

3:16

Birincisi,

they absorb the sound since thick branches and leaves are great at absorbing high-frequency noise.

3:16

kalın dallar ve yapraklar yüksek frekanslı gürültüyü emmede harika olduğu için sesi emerler.

Secondly,

3:21

İkincisi,

trees deflect sound.

3:21

ağaçlar sesi saptırır.

When a sound hits a rigid material,

3:23

Bir ses sert bir malzemeye çarptığında,

it bounces back. Öbek fiiller

3:25

geri seker.

Öbek fiiller

bounces back: fiziksel geri dönüş ve toparlanma

Bu cümlede bounces back, sesin sert bir malzemeye çarptıktan sonra geri dönmesini anlatır. Bounce, temastan sonra yönün hızla değişmesini; back ise geldiği yöne doğru hareketi gösterir. Aynı öbek fiil, bir kişi, takım, işletme veya sistem bir aksilikten sonra toparlandığında mecazi olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

İngilizce "The ball struck the floor and bounced back," cümlesinde bounced back ne anlama gelir?

  1. Yavaşça başka bir biçime dönüştü.
  2. Zemine çarptıktan sonra geri döndü.
  3. Hareket etmeyi tamamen bıraktı.
Cevabı göster

Zemine çarptıktan sonra geri döndü.

When a sound hits flexible material such as branches,

3:26

Bir ses dallar gibi esnek bir malzemeye çarptığında,

the material vibrates and the sound is transformed into other forms of energy. Dilbilgisi

3:29

malzeme titreşir ve ses diğer enerji formlarına dönüşür.

Dilbilgisi

is transformed into: değişim sonucunu gösteren edilgen kalıp

Is transformed into, “... biçimine dönüştürülür” anlamına gelen edilgen bir fiil kalıbıdır. Özne değişen şeyi, into'dan sonraki isim öbeği ise ortaya çıkan biçimi belirtir. İlgili etken kalıp transform A into B'dir: "The machine transforms sound into data." Süreç veya sonuç, değişimi gerçekleştiren etkenden daha önemli olduğunda edilgen yapıyı kullanın: "Sound is transformed into data."

Alıştırma

Cümleyi transform fiilinin edilgen biçimiyle ve sonucu tanıtan edatla tamamlayın: In a generator, motion ____ electrical energy.

Cevabı göster

is transformed into

A thick row of trees can block as much as 15 decibels of sound.

3:32

Kalın bir ağaç sırası 15 desibele kadar sesi engelleyebilir.

That's almost like wearing a pair of earplugs,

3:36

Bu neredeyse bir çift kulak tıkacı takmak gibidir,

but you have something beautiful to look at instead of uncomfortable foam in your ears.

3:38

ancak kulaklarınızdaki rahatsız edici sünger yerine bakacak güzel bir şeyiniz var.

The root system of trees holds soil in place during heavy rainstorms, Kalıp ifadeler

3:43

Ağaçların kök sistemi şiddetli yağmur fırtınaları sırasında toprağı yerinde tutar,

Kalıp ifadeler

holds soil in place: hold something in place yapısı

hold something in place yapısında hold “tutmak”, in place ise “ilk ya da olması gereken konumunda” anlamına gelir. Burada ağaç kökleri, şiddetli yağmur sırasında toprağın hareket etmesini veya sürüklenmesini engeller. Yapı hold + nesne + in place şeklindedir. Bir kişi, kuvvet veya araç bir şeyin kaymasını, düşmesini ya da yer değiştirmesini engellediğinde kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hold ... in place ile tamamlayın: These clips ____ the cable ____ while we work.

Cevabı göster

hold · in place

preventing erosion, flooding, and mudslides,

3:47

erozyonu, selleri ve çamur kaymalarını önler,

keeping people and buildings safe.

3:49

insanları ve binaları güvende tutar.

Trees improve water quality, too,

3:51

Ağaçlar su kalitesini de artırır,

as their root systems help to filter impurities and retain water within the soil.

3:52

kök sistemleri kirlilikleri filtrelemeye ve suyu toprakta tutmaya yardımcı olur.

This allows for water tables to be recharged with less water ultimately ending up in sewers Öbek fiiller

3:57

Bu, yeraltı suyu seviyelerinin yeniden dolmasını sağlarken lağımlara giden suyu azaltır

and diminishing the amount of storm water carrying pollutants to the ocean.

4:01

ve okyanusa kirletici taşıyan yağmur suyunun miktarını düşürür.

Öbek fiiller

ending up in: end up in + yer veya durum

End up in, çoğu zaman bir süreç veya olaylar dizisinden sonra “sonunda bir yere ya da duruma varmak veya girmek” anlamına gelir. Burada suyun bir kısmı sonunda kanalizasyona akar. İfade, suyun son varış yerini belirtir; bir eylemin gerçek anlamda kanalizasyonun içinde sona erdiğini anlatmaz. with less water ultimately ending up in sewers bölümünde ending, daha az miktardaki suya ne olduğunu anlatan -ing biçimidir. Genel olarak end up in + yer veya durum kullanılır ve end gereken zamana ya da biçime göre değiştirilir.

Alıştırma

Cümleyi end up in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We missed one turn and ____ a quiet village.

Cevabı göster

ended up in

A single 100-foot tall tree can take as much as 11,000 gallons of water out of the soil during its growing season,

4:05

100 fit uzunluğundaki tek bir ağaç, büyüme mevsimi boyunca topraktan 11.000 galon kadar su çekebilir,

releasing the water as healthy oxygen and clean water vapor.

4:12

suyu sağlıklı oksijen ve temiz su buharı olarak serbest bırakır.

That means 20 million trees could filter a staggering 220 billion gallons. Kelime

4:15

Bu, 20 milyon ağacın şaşırtıcı bir şekilde 220 milyar galonu filtreleyebileceği anlamına gelir.

Kelime

şaşırtıcı büyüklükte 220 milyar galon

Burada staggering, bir şeyin şaşkınlık verecek veya kavraması zor olacak kadar büyük olduğunu belirten bir sıfattır. Konuşanın değerlendirmesini sayıya ekler: 220 milyar galon yalnızca büyük değil, hayret verici derecede büyük bir miktar olarak sunulur. Büyük rakamları bu şekilde öne çıkarmak haberlerde, belgesellerde ve açıklamalarda yaygındır. Rakam gerçeği verir; staggering ise konuşanın bu ölçeğe nasıl tepki vermenizi istediğini gösterir.

Alıştırma

Cümlede a staggering 220 billion gallons ne anlatıyor?

  1. Miktar dengesiz bir şekilde hareket etmektedir.
  2. Miktar hayret verici derecede büyüktür.
  3. Miktar herhangi bir değerlendirme olmadan bildirilmiştir.
Cevabı göster

Miktar hayret verici derecede büyüktür.

That's enough to fill more than 300,000 Olympic swimming pools.

4:21

Bu, 300.000'den fazla olimpik yüzme havuzunu doldurmaya yeterlidir.

Humans inhale oxygen and exhale carbon dioxide.

4:24

İnsanlar oksijen solur ve karbondioksit verir.

Trees do exactly the opposite by absorbing and storing carbon dioxide during photosynthesis, Kalıp ifadeler

4:28

Ağaçlar fotosentez sırasında karbondioksiti emip depolayarak bunun tam tersini yaparlar,

Kalıp ifadeler

tam tersini yapmak

do exactly the opposite ifadesinde do, daha önce sözü edilen bir eylemin veya sürecin yerini tutar; böylece konuşan bunu tekrar etmek zorunda kalmaz. The opposite ters eylemi belirtir, exactly ise karşıtlığı güçlendirir: yalnızca farklı değil, doğrudan tersidir. Burada ifade, hemen önce açıklanan süreçle açık bir karşıtlık kurar. Bu, anlatımı kolaylaştıran basitleştirilmiş bir karşılaştırmadır; ağaçlardaki her biyolojik sürecin insan solunumunun tersi olduğu anlamına gelen eksiksiz bir iddia değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki bir eylemin tamamen tersine çevrildiğini göstermek için do exactly the opposite ifadesini kullanıyor?

  1. Leo was told to close the window, but he did exactly the opposite and opened it.
  2. Leo chose a different window to clean.
  3. Leo closed the window more slowly than usual.
Cevabı göster

Leo was told to close the window, but he did exactly the opposite and opened it.

which produces and releases oxygen as a byproduct. Kelime

4:33

bu da bir yan ürün olarak oksijen üretir ve serbest bırakır.

Kelime

as a byproduct: ikincil bir sonuç olarak

Bu cümlede as a byproduct, oksijenin sürecin asıl hedeflenen ürünü olarak değil, ikincil bir sonucu olarak üretildiğini anlatır. Bir byproduct yararlı, zararsız veya zararlı olabilir. Bu sözcük onun süreçteki rolünü belirtir; otomatik olarak waste, yani atık anlamına gelmez.

Alıştırma

Isının ikincil bir sonuç olduğunu gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The machine makes electricity and releases heat ____.

Cevabı göster

as a byproduct

Excess carbon dioxide is building up in our atmosphere,

4:37

Atmosferimizde fazla karbondioksit birikiyor,

strengthening the greenhouse effect and contributing to global warming.

4:39

sera etkisini güçlendiriyor ve küresel ısınmaya katkıda bulunuyor.

The more trees the Earth has, Dilbilgisi

4:43

Dünyanın ne kadar çok ağacı varsa,

the more carbon dioxide is absorbed and mitigated.

4:44

o kadar çok karbondioksit emilir ve azaltılır.

Dilbilgisi

The more ..., the more ...: bağlantılı değişimler

The more ..., the more ... yapısı, değişen iki miktarı veya dereceyi birbirine bağlar. Birincisi arttıkça ikincisinin de arttığı anlamına gelir. Burada daha fazla ağaca sahip olmak, daha fazla miktarda karbondioksitin emilip etkisinin azaltılmasıyla ilişkilidir. Her the bir karşılaştırma ifadesini başlatır; ikisi de sıradan belirli tanımlık değildir. İlk yan cümle bir değişimi, ikinci yan cümle de buna karşılık gelen değişimi sunar.

Alıştırma

more kullanarak iki karşılaştırma belirtecini tamamlayın: ____ you practice the piano, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

The amount of oxygen produced by a tree depends on several factors, Anlatım akışı

4:47

Bir ağaç tarafından üretilen oksijen miktarı çeşitli faktörlere bağlıdır,

including the species of tree,

4:51

ağacın türü,

its health, and the ambient temperature.

4:52

sağlığı ve ortam sıcaklığı dahil.

Anlatım akışı

depends on several factors, including... ile çok etkenli bir açıklama düzenlemek

“X depends on several factors” kalıbı öncelikle tek nedenli bir yorumu önler: X’i birden fazla değişkenin sonucu olarak sunar. Ardından “including”, bu daha geniş kümenin temsilî üyelerini tanıtır. Ağacın türü, sağlığı ve ortam sıcaklığı önemli örneklerdir; ancak bu ifade bunların tek etkenler olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

“depends on several factors, including...” ifadesi ne anlatır?

  1. Sonucun birden fazla nedeni vardır ve sıralananlar, listenin tamamı olmak zorunda olmayan örneklerdir.
  2. Sıralanan etkenlerden biri tek nedendir.
  3. Sonucun yalnızca sıralanan nedenleri vardır.
Cevabı göster

Sonucun birden fazla nedeni vardır ve sıralananlar, listenin tamamı olmak zorunda olmayan örneklerdir.

However,

4:54

Ancak,

some typical calculations are that a single mature tree can absorb carbon dioxide at a rate of 48 pounds per year Kalıp ifadeler

4:55

bazı tipik hesaplamalar tek bir yetişkin ağacın yılda 48 pound oranında karbondioksit emebildiğini

Kalıp ifadeler

at a rate of ile ölçülen bir hız belirtmek

“At a rate of”, bir şeyin belirtilen bir ölçüte göre ne kadar değiştiğini, gerçekleştiğini veya üretildiğini ifade eder. Yaygın kalıp at a rate of + miktar + per/each + zaman, mesafe ya da başka bir birim şeklindedir. Burada 48 pounds per year, tek bir olgun ağacın karbondioksit emdiği tahminî yıllık hızı belirtir; rate burada fiyat, puan veya döviz kuru değil, ölçülen bir hız anlamına gelir.

Alıştırma

Ölçülen bir hızı belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The reservoir is losing water ____ 300 liters per hour.

Cevabı göster

at a rate of

and release enough oxygen back into the atmosphere to support two humans.

5:02

ve iki insanı desteklemek için atmosfere yeterince oksijen geri salabildiğini göstermektedir.

1 acre of trees annually consumes the same amount of carbon dioxide equivalent to driving an average car for 26,000 miles.

5:05

1 dönümlük ağaç alanı, ortalama bir arabanın 26.000 mil boyunca sürülmesiyle eşdeğer miktarda karbondioksiti yıllık olarak tüketir.

If we assume that an acre has roughly 300 trees,

5:13

Bir dönümde kabaca 300 ağaç olduğunu varsayarsak,

then 20 million new trees could consume the carbon dioxide equivalent of a new car driving over 1.7 billion miles annually.

5:16

o zaman 20 milyon yeni ağaç, yılda 1.7 milyar milden fazla yol yapan yeni bir arabanın karbondioksit eşdeğerini tüketebilir.

Last but not least, Anlatım akışı

5:24

Son olarak, ama bir o kadar önemli olarak,

Anlatım akışı

Last but not least: son önemli noktayı tanıtmak

Last but not least, bir listedeki son öğeyi tanıtan bir geçiş ifadesidir. Sıralamanın sona erdiğini belirtir; son öğenin önemsiz olduğunu belirtmez. Bu ifade bilgiyi düzenlerken son noktanın ikincil görünmesini önler. Burada bir başka faydaya geçiş yapar ve dinleyiciden bu faydayı da önemli görmesini ister.

Alıştırma

Son öğeyi tanıtan ve önemini koruyan dört kelimelik kalıplaşmış geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, thank everyone who helped with the project.

Cevabı göster

Last but not least

in addition to carbon dioxide, Kalıp ifadeler

5:26

karbondioksite ek olarak,

trees absorb other potentially harmful pollutants such as sulfur dioxide and carbon monoxide.

5:27

ağaçlar kükürt dioksit ve karbon monoksit gibi diğer potansiyel olarak zararlı kirleticileri de emer.

Kalıp ifadeler

in addition to: değiştirmek yerine eklemek

In addition to, “-e ek olarak” veya “-in yanı sıra” anlamına gelir. Zaten dâhil olan bir şeye başka bir öğe ekler; ilk öğenin yerine geçmez. Burada to bir edattır. Ardından bir isim grubu, zamir veya -ing biçimi gelir: in addition to water, in addition to this ya da in addition to saving time.

Alıştırma

“Yerine geçen bir şey değil, ek bir öğe olarak” anlamına gelen üç kelimelik bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ English, Noor studies Spanish.

Cevabı göster

In addition to

The canopies of trees act as a physical filter, Kalıp ifadeler

5:33

Ağaçların kanopileri fiziksel bir filtre görevi görür,

trapping particulates of dust, pollen, smoke, and smog.

5:35

toz, polen, duman ve sis partiküllerini hapseder.

Kalıp ifadeler

act as a physical filter: bir işlevi yerine getirmek

act as + rol veya işlev yapısında act, “harekete geçmek” değil, “bir işlevi yerine getirmek” anlamına gelir. Bu cümlede ağaçların taçları parçacıkları tutarak gerçekten bir filtrenin işini yapar. X acts as Y yapısı bir kişinin, nesnenin veya sistemin üstlendiği rolü anlatabilir. X gerçekten Y olmasa bile X'in ne yaptığına odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi, derste vurgulanan ve “bir işlevi yerine getirmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A tall bookshelf can ____ a room divider.

Cevabı göster

act as

A single mature tree removes up to 2.2 pounds every year,

5:38

Tek bir yetişkin ağaç her yıl 2.2 pound'a kadar partikül temizler,

which means 20 million could remove up to 44 million pounds.

5:42

bu da 20 milyon ağacın 44 milyon pound'a kadarını temizleyebileceği anlamına gelir.

And that's not all. Anlatım akışı

5:47

Ve hepsi bu kadar değil.

Anlatım akışı

And that's not all: devamının geleceğini belirtmek

Bu kısa cümle, bir bilgi ile ardından gelecek ek bilgiler arasında köprü kurar. Konuşan kişi, az önce söylenen noktanın anlatının yalnızca bir parçası olduğunu belirtir ve başka bir bilgi, örnek veya yarar geleceği beklentisini oluşturur. And, cümleyi önceki noktaya bağlar. That's not all önceki noktayı düzeltmez veya geçersiz kılmaz; sıralamayı devam ettirir.

Alıştırma

“The museum has free entry on Fridays. And that's not all,” örneğinde ikinci cümle neyi belirtir?

  1. Konuşan kişi ilk ifadesini geri alıyor.
  2. Konuşan kişi açıklamasını bitirdi.
  3. Konuşan kişi daha fazla bilgi eklemek üzere.
Cevabı göster

Konuşan kişi daha fazla bilgi eklemek üzere.

Studies have also shown that the dust level in the air can be as much as 75% lower on the sheltered side of a tree as compared to the windward side. Notlar

5:48

Çalışmalar ayrıca rüzgara açık tarafa kıyasla ağacın korunaklı tarafındaki havadaki toz seviyesinin %75'e kadar daha düşük olabileceğini göstermiştir.

Kelime

the sheltered side ve the windward side: korunaklı taraf ve rüzgâr alan taraf

Bu cümlede the sheltered side, ağacın doğrudan gelen rüzgârdan koruduğu taraftır. The windward side ise rüzgâra bakan taraftır; bu yüzden hava ağacı geçmeden önce rüzgâra maruz kalır. Bu ifadeler konumun neden önemli olduğunu gösterir: %75'e varan fark, korunaklı taraf ile rüzgâra açık taraf karşılaştırılarak ölçülür. Windward, rüzgârın ağacı geçtikten sonra ilerlediği taraf anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir rüzgâr engeli batıdan gelen rüzgârı kesiyor. Batıya bakan ve rüzgârın ilk ulaştığı tarafı hangi ifade adlandırır?

  1. the leeward side
  2. the windward side
  3. the sheltered side
Cevabı göster

the windward side

Kalıp ifadeler

as compared to: karşılaştırma temelini belirtmek

As compared to, bir farkı yorumlamak için kullanılan karşılaştırma temelini belirtir. Burada korunaklı taraftaki toz seviyesi, rüzgâr alan taraftaki seviyeye göre %75'e kadar daha düşüktür. To sözcüğünden sonraki isim grubu ikinci bir sonuç değildir. “Neyle karşılaştırılıyor?” sorusunu yanıtlar ve yüzde için referans noktası sağlar.

Alıştırma

“The updated heater used 20% less energy as compared to the older model,” cümlesinde “the older model” ne işe yarar?

  1. %20'lik fark için karşılaştırma temelini sağlar.
  2. Ayrı bir %20'lik azalma daha bildirir.
  3. Isıtıcının ne zaman güncellendiğini belirtir.
Cevabı göster

%20'lik fark için karşılaştırma temelini sağlar.

No one,

5:56

Hiç kimse,

and we mean no one, Anlatım akışı

5:57

ve gerçekten hiç kimseyi kastediyoruz,

likes dust in the air.

5:58

havadaki tozu sevmez.

Anlatım akışı

Ara ifade olarak and we mean no one ile vurgu

Araya giren and we mean no one ifadesi no one sözünü tekrarlayarak kapsamı kesinleştirir: hiçbir istisna yoktur. Yeni bilgi vermek yerine vurgu ve konuşma ritmi ekler. Buradaki mean bir düzeltme başlatmaz. Konuşan kişi ilk iddiasını daha da güçlendirir: No one—really, no one—likes dust in the air.

Alıştırma

Cümledeki and we mean no one ara ifadesi ne işe yarıyor?

  1. no one sözünü yalnızca konuşanın komşuları anlamına gelecek şekilde düzeltir.
  2. Tozu kimin oluşturduğuna dair yeni bir bilgi verir.
  3. no one sözünü güçlendirir ve hiçbir istisna olmadığını belirtir.
Cevabı göster

no one sözünü güçlendirir ve hiçbir istisna olmadığını belirtir.

So,

5:59

Bu yüzden,

do yourself and your neighbors a favor and plant some trees or donate a few dollars to teamtrees.org Kalıp ifadeler

6:00

kendinize ve komşularınıza bir iyilik yapın ve birkaç ağaç dikin veya teamtrees.org'a birkaç dolar bağışlayın

Kalıp ifadeler

do yourself and your neighbors a favor: kendinize ve komşularınıza iyilik yapmak

Do someone a favor, birine yardım etmek veya o kişi için yararlı bir şey yapmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. do yourself and your neighbors a favor ifadesinde hem yourself hem de your neighbors yapılan işten yararlanır; ağaç dikmek yararlı eylemdir. Do yourself a favor, dinleyen kişinin yararına olan bir tavsiyeyi de başlatabilir. Temel kalıp do + kişi + a favor biçimindedir; birinin gerçek anlamda sahip olduğu bir favor anlamına gelmez.

Alıştırma

“Kendi yararına olacak bir adım atmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Before the hike, ____ and pack some water.

Cevabı göster

do yourself a favor

and clean the air for yourself and generations to come. Kalıp ifadeler

6:05

ve kendiniz ile gelecek nesiller için havayı temizleyin.

Kalıp ifadeler

generations to come: gelecek nesiller

Burada generations to come, henüz doğmamış olanlar da dahil gelecekte yaşayacak insanları anlatır. Bu ifade, bugün yapılan bir eylemin yararının şimdiki zamanın çok ötesinde süreceğini gösterir. to come mastarı generations sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler: bunlar gelecekte var olacak nesillerdir. Buradaki come, insanların fiziksel olarak bir yere gelmesini değil, gelecekte var olmayı anlatır.

Alıştırma

“Gelecek nesiller” anlamındaki generations to come ifadesini tamamlayın: We should protect this forest for generations ____.

Cevabı göster

to come

In July of 2019,

6:09

2019'un Temmuz ayında,

a Swiss study stated that if we plant enough trees,

6:11

İsviçreli bir araştırma eğer yeterince ağaç dikersek,

we can stop or at least put a serious dent in climate change, Deyimler

6:13

iklim değişikliğini durdurabileceğimizi veya en azından ciddi bir darbe indirebileceğimizi belirtti,

Deyimler

put a serious dent in: büyük ölçüde azaltmak ama tamamen bitirmemek

Put a serious dent in, büyük bir sorunu veya miktarı gözle görülür biçimde azaltmak anlamına gelen bir mecazdır. Bu cümlede yeterince ağaç dikmek, iklim değişikliğinin boyutunu veya etkilerini büyük ölçüde azaltabilir. İfade büyük bir ilerlemeyi anlatır, eksiksiz bir çözümü değil. Bu nedenle at least ifadesinden sonra uygundur: konuşan kişi daha güçlü olan stop climate change iddiasından geri adım atıp eylemin etkisini önemli ölçüde azaltabileceğini daha temkinli biçimde söylüyor.

Alıştırma

Cümleyi put ile başlayan hedef deyimle tamamlayın. Deyim, “birikmiş işleri tamamen bitirmek zorunda olmadan önemli ölçüde azaltmak” anlamına gelir: A weekend of focused work could ____ the backlog.

Cevabı göster

put a serious dent in

which is why we're committed to helping teamtrees.org's mission to plant 20 million new trees by 2020.

6:16

bu yüzden teamtrees.org'un 2020'ye kadar 20 milyon yeni ağaç dikme misyonuna yardım etmeye kararlıyız.

The Infographics Show is getting involved, Kalıp ifadeler

6:22

The Infographics Show da buna dahil oluyor,

Kalıp ifadeler

getting involved / get involved: aktif olarak katılmaya başlamak

Getting involved, get involved ifadesinin -ing biçimidir. is getting involved yapısında The Infographics Show'un kampanyayı yalnızca izlemek veya onaylamak yerine kampanyada aktif rol almaya başladığını belirtir. Katılınan etkinlik bağlamdan anlaşılıyorsa söylenmeyebilir. Etkinliği belirtmek için get involved in + isim veya -ing biçimi kullanılır; get involved in a project ve get involved in planning the event buna örnektir.

Alıştırma

Bu nottaki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Several students decided to ____ in organizing the charity concert.

Cevabı göster

get involved

and you should too.

6:24

ve siz de olmalısınız.

Every donation of $1 equals a new tree planted.

6:26

Her 1 dolarlık bağış, dikilen yeni bir ağaca eşittir.

So,

6:29

Yani,

become part of something huge with real benefits

6:29

gerçek faydaları olan devasa bir şeyin parçası olun

and show the world that the YouTube community can come together and do something incredible. Öbek fiiller

6:32

ve dünyaya YouTube topluluğunun bir araya gelip inanılmaz bir şey yapabileceğini gösterin.

Öbek fiiller

come together: ortak bir amaç için birleşmek

Burada come together, ortak bir amaç doğrultusunda birleşmek ve grup olarak hareket etmek anlamına gelir. YouTube topluluğunun fiziksel olarak tek bir yerde toplanması gerekmez; ifade, birbirinden ayrı birçok kişiyi eşgüdüm içinde hareket eden tek bir topluluk olarak sunar. can sözcüğünden sonra come ve do, paralel kullanılan yalın fiillerdir: can come together and do something incredible. Bu yapı, birleşmeyi bu birliğin mümkün kıldığı eyleme bağlar.

Alıştırma

Örnekte come together ne anlama geliyor?

  1. Aynı anda varmak
  2. Fiziksel olarak aynı yerde buluşmak
  3. Birleşmek ve ortak bir amaç doğrultusunda hareket etmek
Cevabı göster

Birleşmek ve ortak bir amaç doğrultusunda hareket etmek

So, what are you waiting for? Ton ve niyet

6:37

O zaman, ne bekliyorsunuz?

Ton ve niyet

Harekete geçirme ifadesi olarak what are you waiting for?

Bu cümlede what are you waiting for? retorik bir sorudur. Konuşan kişi, dinleyenin neyi beklediğini gerçekten söylemesini beklemez; soru “Şimdi harekete geç, gecikmek için iyi bir neden yok” anlamına gelir. Bu yapı, teşviki canlı bir meydan okumaya dönüştürür. Bağlam ve coşkulu bir ses tonuyla güçlü bir eylem çağrısı olur; daha sert bir tonla söylendiğinde ise aynı sözler sabırsız gelebilir.

Alıştırma

Bir antrenör şöyle diyor: “Your shoes are on and the race is starting. What are you waiting for?” Son soru ne işe yarıyor?

  1. Dinleyenin hangi nesneyi beklediğini sorar.
  2. Dinleyeni hemen başlamaya teşvik eder.
  3. Yarışın ne kadar süreceğini sorar.
Cevabı göster

Dinleyeni hemen başlamaya teşvik eder.

Get out there and be part of the movement to plant 20 million new trees by going to teamtrees.org. Notlar

6:39

Dışarı çıkın ve teamtrees.org'a giderek 20 milyon yeni ağaç dikme hareketinin bir parçası olun.

Ton ve niyet

Katılmayı teşvik eden Get out there

Get out there, birine geri durmayı bırakıp katılmaya başlamasını söyleyen, resmî olmayan bir emir ifadesidir. Out there mutlaka fiziksel bir yeri belirtmez. Burada sonraki eylem internet üzerinden yapılabilir; bu yüzden ifade dışarı çıkmak değil, harekete geçip katılmak anlamına gelir. Get out there and try örneğindeki gibi, sık sık and + fiil yapısından önce gelir.

Alıştırma

Antrenörün resmî olmayan teşvikini dersteki ifadeyle tamamlayın: “You are ready. ____ and show them what you can do!”

Cevabı göster

Get out there

Kalıp ifadeler

be part of the movement: ortak bir harekete katılmak

Be part of, kişinin kendisinden daha büyük bir oluşuma ait olması ve onda etkin bir rol üstlenmesi anlamına gelir. Bu çağrı, insanları ortak bir çabaya katılmaya ve onu desteklemeye davet eder. Buradaki movement, fiziksel hareket değil, ortak bir hedef çevresinde örgütlenen toplumsal bir kampanya, yani ağaç dikme girişimidir. Bu anlam çevre, toplum veya sosyal amaçlarla ilgili hareketler için de kullanılabilir.

Alıştırma

“Many young people want to be part of the movement for cleaner oceans,” cümlesinde be part of the movement ne anlama gelir?

  1. Kampanyayı katılmadan izlemek
  2. Bedeni fiziksel olarak hareket ettirmek
  3. Ortak bir çabaya katılmak ve onu desteklemek
Cevabı göster

Ortak bir çabaya katılmak ve onu desteklemek

And if you can't donate yourself,

6:44

Ve eğer kendiniz bağış yapamıyorsanız,

share this and other videos,

6:45

bu ve diğer videoları paylaşın,

and let's get your mom, dad, aunt, best friend, and everyone else involved. Dilbilgisi

6:47

ve annenizin, babanızın, teyzenizin, en iyi arkadaşınızın ve diğer herkesin buna dahil olmasını sağlayalım.

Dilbilgisi

get + kişi + involved: birinin katılmasını sağlamak

Get + kişi + involved, bir kişinin katılmasını sağlamak, onu ikna etmek veya katılmaya davet etmek anlamına gelir. Kişi veya grup get ile involved arasına gelir: get your mom involved. Altyazıda adı sayılan herkes get fiilinin nesnesidir; involved ise sonucu, yani onların katılımcı hâline gelmesini anlatır. Bu yapı, başka insanları bir etkinliğe dâhil ederken kullanışlıdır.

Alıştırma

Get + kişi + involved yapısındaki iki eksik bölümü kullanarak cümleyi tamamlayın: “Let's ____ our neighbors ____ in the weekend cleanup.”

Cevabı göster

get · involved