Fantastik seçim bilmecesini çözebilir misiniz? - Dennis E. Shasha: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
730 kelime 155 kel/dk

Video özeti: Bir fantastik diyardaki seçim anketi, seçmenlerin gizliliğini korurken trol, ağaç devlet adamı ve daha sonra ejderha için gerçek desteği tahmin etmek üzere yazı tura atışlarının nasıl kullanılacağını sorgulayan bir bulmacaya dönüşür. Başlıca İngilizce noktaları: 1. There's a lot riding on this. — Deyimler ve Mecaz Anlatımlar: Bu ifadeyi, bir şeyin kelimenin tam anlamıyla “üstünde gittiği” bir görüntü değil, görevin ciddi sonuçları olduğuna dair bir uyarı olarak tanıyabilir ve sonucun çok önemli olduğu durumlarda kullanabilirsin. 2. skewing your results. — Kelime Anlamı ve Kullanım Düzeyi: skew fiilini veri ve istatistik bağlamında sonuçları yanlı veya bozulmuş hâle getirmek anlamıyla anlayabilir, dürüst olmayan cevapların anketi neden mahvettiğini takip edebilirsin. 3. instead of masking just one candidate preference, you need some way to disguise both. — Dilbilgisi ve Cümle Kalıpları: instead of -ing yapısının eski yaklaşımı yeni gereksinimle karşılaştırdığını görebilir, yöntemin tek bir tercihi gizlemekten iki tercihi de gizlemeye geçmesi gerektiğini açıklayabilirsin.

Bu derste

After much debate, Anlatım akışı

0:06

Uzun tartışmalardan sonra,

Anlatım akışı

After much debate: sonuçtan önceki arka plan

After much debate, cümlenin başında kullanılan bir zarf öbeğidir. Uzun süren bir tartışmayı veya fikir ayrılığını ana cümledeki olaydan önceye yerleştirir. Önce süreci, sonra sonucu vererek ardından gelen kararın ya da değişikliğin birdenbire olmadığını, bu tartışmanın sonucunda ortaya çıktığını gösterir. Arka plan ile sonucu kısa ve düzenli biçimde sunmanın bir yoludur.

Alıştırma

“After much debate, the board changed the rule,” cümlesinde başlangıçtaki ifade ne yapar?

  1. Sonuçtan önceki tartışmayı arka plan olarak verir.
  2. Kuralın hiçbir tartışma olmadan değiştiğini gösterir.
  3. Tartışmanın kural değiştikten sonra başlayacağını söyler.
Cevabı göster

Sonuçtan önceki tartışmayı arka plan olarak verir.

the fantasy realm you call home has decided dragon jousting may not be the best way to choose its leaders Notlar

0:08

eviniz olarak adlandırdığınız fantastik diyar, liderlerini seçmek için ejderha mızrak dövüşünün en iyi yol olmayabileceğine karar verdi

Kalıp ifadeler

you call home: bir yeri evi olarak görmek

you call home, the fantasy realm ifadesini niteler. Daha açık biçimi the fantasy realm that you call home şeklindedir: yer, call fiilinin nesnesidir ve ilgi sözcüğü that düşürülmüştür. call a place home yapısında home, o yerin sizin için taşıdığı rolü belirtir. Bu ifade yalnızca orada yaşadığınızı değil, orayı eviniz veya ait olduğunuz yer olarak gördüğünüzü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi ‘evi olarak görmek’ anlamındaki vurgulanan yapıyla tamamlayın: This is the town I ____.

Cevabı göster

call home

Dilbilgisi

may not be the best way to choose: yumuşatılmış olumsuz değerlendirme

may not be the best way to + fiilin yalın hâli, değerlendirmeyi kesinleştirmeden olumsuz bir görüş bildirir. Burada may not belki değildir anlamına gelir; the best way to choose ise değerlendirilen şeyin seçim yöntemi olduğunu gösterir. Bir yöntemi sorgularken tartışmaya da alan bırakmak istediğinizde X may not be the best way to do Y kalıbını kullanabilirsiniz. Bu ifade, yöntemin kötü olduğunu doğrudan söylemekten daha yumuşaktır.

Alıştırma

Cümleyi örnekteki kibar değerlendirme kalıbıyla tamamlayın: Shouting at your teammate ____ solve the problem.

Cevabı göster

may not be the best way to

and has begun transitioning to democracy.

0:15

ve demokrasiye geçişe başladı.

Dilbilgisi

has decided ... and has begun ...: şimdiyle bağlantılı present perfect

has decided ve has begun ifadelerinin ikisi de present perfect yapıdadır: has + past participle. Olayları tamamlanmış bir geçmiş zamana yerleştirmek yerine, daha önce gerçekleşen olayları şimdiki durumla ilişkilendirirler. İki fiil öbeği aynı özneyi paylaşır ve and ile bağlanır. has decided, kararın şu anda kesinleşmiş olduğunu; has begun transitioning ise değişimin çoktan başladığını ve şimdiyle ilgili olduğunu gösterir. Bu yapı, bir kararı ve ardından başlayan eylemi bildirirken kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle kararın çoktan verildiğini ve eylemin başlayıp şu anda hâlâ ilgili olduğunu gösterir?

  1. The council has decided the old bridge may be unsafe and has begun planning a replacement.
  2. The council decided the old bridge may be unsafe and began planning a replacement last year.
  3. The council will decide the old bridge may be unsafe and will begin planning a replacement.
Cevabı göster

The council has decided the old bridge may be unsafe and has begun planning a replacement.

The candidates are a giant orange troll

0:17

Adaylar dev bir turuncu trol

and an experienced tree statesman. Kelime

0:21

ve deneyimli bir ağaç devlet adamı.

Kelime

experienced tree statesman: saygı gören ve deneyimli bir siyasi lider

Burada statesman, yalnızca siyasetle uğraşan herhangi birini değil, çok deneyimli ve saygı gören bir siyasi lideri ifade eder. Experienced, uzun süreli hizmet ve sağlam muhakeme anlamını daha da güçlendirir. Tree, statesman sözcüğünü niteleyerek karakterin fantastik bir ağaç olduğunu belirtir. Bir ağaca ciddi ve övgü dolu bir siyasi unvan verilmesi, cümlenin son derece ciddi söylenen mizahını oluşturur.

Alıştırma

Örnekteki statesman sözcüğüne en uygun anlam hangisidir?

  1. saygı gören ve deneyimli bir siyasi lider
  2. bir eyalet yönetiminin herhangi bir çalışanı
  3. seçim sonuçlarını kaydeden bir kişi
Cevabı göster

saygı gören ve deneyimli bir siyasi lider

An all-powerful eyebrow has hired your company,

0:24

Her şeye gücü yeten bir kaş şirketinizi işe aldı,

the Dormor polling agency, Kültür

0:28

Dormor anket ajansını

to survey the citizens of the land Kalıp ifadeler

0:30

bu diyarın vatandaşlarıyla anket yapması

and predict who will win.

0:32

ve kimin kazanacağını tahmin etmesi için.

Kültür

Dormor polling agency: kamuoyu araştırmaları yapan bir kuruluş

Dormor polling agency ifadesinde Dormor kuruluşun adıdır; polling agency ise bunun ne tür bir kuruluş olduğunu belirtir. Bir kamuoyu araştırma kuruluşu, bir grup insana görüşlerini sorar ve daha geniş bir nüfusun ne düşündüğünü tahmin etmek için yanıtları analiz eder. Seçim bağlamında desteği ölçüp olası kazananı tahmin edebilir, ancak sonuca kendisi karar vermez.

Alıştırma

Seçim bağlamında bir polling agency normalde ne yapar?

  1. Bir grup insanla anket yapar ve kamuoyunu tahmin eder.
  2. Tüm resmî oyları sayar ve yasal kazananı ilan eder.
  3. Bütün adaylar için seçim konuşmaları yazar.
Cevabı göster

Bir grup insanla anket yapar ve kamuoyunu tahmin eder.

Kalıp ifadeler

to survey ... and predict who will win: anket yapmak ve kimin kazanacağını tahmin etmek

Burada survey, bir grup insana planlı biçimde sorular sorup görüşlerini toplamak anlamına gelir. Seçim bağlamında vatandaşlarla anket yapmak, kimi destekledikleri hakkında bilgi verir. Survey ve predict, and ile bağlanan iki eylemdir. Baştaki to sözcüğünü paylaşırlar: to survey ... and (to) predict .... Who will win, tahmin edilen sonucun ne olduğunu belirtir.

Alıştırma

Analistlerin seçmenlerin görüşlerini toplayıp ardından seçim sonucunu tahmin edeceğini anlatan cümle hangisidir?

  1. The analysts will persuade voters and announce who must win the election.
  2. The analysts will survey voters and predict who will win the election.
  3. The analysts will count the ballots and report when the election ends.
Cevabı göster

The analysts will survey voters and predict who will win the election.

There's a lot riding on this. Deyimler

0:34

Bunun ucunda çok şey var.

Deyimler

There's a lot riding on this: buna bağlı çok şey var

There's a lot riding on this, önemli sonuçların, fırsatların veya kayıpların konuşulan şeye bağlı olduğunu anlatan bir deyimdir. Bir şeyin yalnızca ilginç ya da önemli olduğunu değil, büyük sonuçlar doğurabileceğini belirtir. Bu ifadede ride on, bağlı olmak anlamına gelir. This, o anda konuşulan kararı, olayı veya görevi gösterir; herhangi bir şeyin gerçekten onun üzerinde olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

There's a lot riding on this ne anlama gelir?

  1. Önemli sonuçlar buna bağlıdır.
  2. Buna zaten karar verildi.
  3. Birçok kişi bunun üzerinde yolculuk ediyor.
Cevabı göster

Önemli sonuçlar buna bağlıdır.

If you get it wrong,

0:36

Eğer yanılırsan,

heads, well, your head, Deyimler

0:37

kelleler, yani senin kellen,

will quite literally roll.

0:39

tam anlamıyla yuvarlanacak.

Deyimler

heads ... your head ... will quite literally roll: gerçek anlama çevrilen bir deyim

Heads will roll bir deyimdir: ciddi bir hatadan sonra birinin ağır biçimde cezalandırılacağını ya da görevini kaybedeceğini anlatır. Normalde gerçek kafaların hareket etmesinden değil, ağır sonuçlardan söz eder. Burada konuşan kişi önce genel çoğul heads sözcüğünü kullanır, sonra bunu your head diye düzeltir. Quite literally, olağan mecaz yorumunu ortadan kaldırır: dinleyenin gerçek başı yuvarlanacaktır. Cümle, deyim anlamıyla gerçek görüntüyü aynı anda doğru kılarak kara mizah oluşturur.

Alıştırma

Bu cümlede çift anlamı oluşturan nedir?

  1. Ağır cezayı anlatan bir deyim, dinleyenin gerçek başına yönelik bir tehdide dönüşür.
  2. Dinleyenden madeni paranın bir yüzünü seçmesi istenir.
  3. Herkese egzersiz olarak başını hareket ettirmesi söylenir.
Cevabı göster

Ağır cezayı anlatan bir deyim, dinleyenin gerçek başına yönelik bir tehdide dönüşür.

Your job is to go from door to door, Kalıp ifadeler

0:41

İşiniz kapı kapı dolaşıp

Kalıp ifadeler

go from door to door: kapı kapı dolaşmak

Go from door to door, bir ev veya iş yerini diğerinin ardından ziyaret etmek demektir. Door, kapının arkasındaki kişileri veya yeri temsil eder; bu nedenle ifade yalnızca kapıların önünden geçmeyi değil, bir dizi ziyaret yapmayı anlatır. Yapılan işi belirtmek için amaç bildiren bir yapı veya -ing yan cümlesi ekleyin: go from door to door to collect donations ya da go from door to door asking questions. Tekil sözcüğün tekrarlandığı from door to door kalıbı sabittir.

Alıştırma

“Evleri birbiri ardına ziyaret etmek” anlamındaki sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: The campaign volunteers went ____ to hand out information.

Cevabı göster

from door to door

asking voters whether they prefer the troll or the treefellow Dilbilgisi

0:44

seçmenlere trolü mü yoksa ağaç adamı mı tercih ettiklerini sormak

Dilbilgisi

asking voters whether they prefer A or B: iki seçenek arasındaki tercihi sormak

Ask someone whether ... bir soruyu dolaylı soruya dönüştürür. Burada whether, seçmenlere ne sorulduğunu, yani iki seçenekten hangisini tercih ettiklerini bildirir. Dolaylı soruda düz cümle söz dizimi kullanılır: whether + özne + fiil. Bu yüzden whether do they prefer değil, whether they prefer denir. prefer fiilinden sonraki iki seçenek or ile bağlanır.

Alıştırma

İki seçenekli bir tercih sorusunu dolaylı soruya doğru biçimde dönüştüren cümle hangisidir?

  1. The interviewer asked voters whether they preferred buses than trains.
  2. The interviewer asked voters whether they preferred buses or trains.
  3. The interviewer asked voters whether did they prefer buses or trains.
Cevabı göster

The interviewer asked voters whether they preferred buses or trains.

and to use the results to project how the election will go. Kelime

0:48

ve sonuçları kullanarak seçimin nasıl geçeceğini tahmin etmektir.

Kelime

project how the election will go: seçimin gidişatını öngörmek

Bu veri ve seçim bağlamında project, mevcut kanıtlardan hareketle gelecekteki bir sonucu tahmin etmek veya öngörmek anlamına gelen bir fiildir. Bir görüntüyü yansıtmak anlamına gelmez. How the election will go, neyin öngörüldüğünü belirten iç içe bir yan cümledir: seçimin muhtemel gidişatı veya sonucu. Kullanılabilir kalıp project + sonuç, sayı veya gelecekteki gelişimi anlatan yan cümledir.

Alıştırma

Analysts use early sales data to project next month's demand cümlesinde project ne anlama gelir?

  1. mevcut verilerden gelecekteki bir sonucu tahmin etmek
  2. uzun süreli bir görevi yönetmek
  3. ekrana bir görüntü yansıtmak
Cevabı göster

mevcut verilerden gelecekteki bir sonucu tahmin etmek

Your fellow citizens want you to succeed and would tell you the truth, Dilbilgisi

0:53

Yurttaşlarınız başarılı olmanızı istiyor ve size gerçeği söylerlerdi,

but there's a problem.

0:58

ama bir sorun var.

Dilbilgisi

would tell you the truth: örtük bir koşul

Would tell you the truth, tamamlanmış bir geçmiş eylemi anlatmaz ve geleceğe ilişkin doğrudan bir söz vermez. Burada would, gerçeği söylemenin bu kişilerin normal veya ideal koşullarda yapmaya eğilimli ya da yapması beklenen bir davranış olduğunu gösterir. Ardından gelen but bölümü bir engel veya sınırlama bulunduğunu belirtir; bu nedenle gerçeği söyleyecekleri kesin kabul edilemez. Koşul açıkça söylenmez: yaklaşık olarak, hiçbir şey engel olmasaydı sana gerçeği söylerlerdi.

Alıştırma

Hangi cümlede would, bir koşula bağlı eylemi anlatır?

  1. They told us the truth yesterday.
  2. They will tell us the truth after the meeting.
  3. They would tell us the truth if they felt safe.
Cevabı göster

They would tell us the truth if they felt safe.

Few are willing to admit they support the troll Dilbilgisi

0:59

Çok azı trolü desteklediğini itiraf etmeye istekli

on account of his controversial life choices. Kalıp ifadeler

1:02

onun tartışmalı yaşam tarzı seçimleri yüzünden.

Dilbilgisi

Few are willing to admit: çok az kişi

Few are willing to admit, çok az kişinin bir şeyi kabul etmeye hazır olduğu anlamına gelir. Burada few bir zamirdir ve few people yerine kullanılır. Önünde a olmadan kullanılan few olumsuz bir anlam taşır ve sayının az ya da beklenenden düşük olduğunu vurgular. Be willing to + fiilin yalın hâli, bir şeyi kendi isteğiyle yapmaya hazır olmak demektir. Admit, kabul edilmesi rahatsız edici bir gerçeği aktarabilir; burada ardından they support ile başlayan yan cümle gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, neredeyse hiçbir çalışanın hatayı kabul etmeye hazır olmadığını ifade eder?

  1. A few employees are willing to admit the mistake.
  2. Many employees are willing to admit the mistake.
  3. Few employees are willing to admit the mistake.
Cevabı göster

Few employees are willing to admit the mistake.

Kalıp ifadeler

on account of + isim öbeği

On account of, “nedeniyle” veya “-den dolayı” anlamına gelir. Bir nedeni tanıtan tek bir edat öbeğidir; burada his controversial life choices, daha önce belirtilen bir şeyin nedeni olarak sunulur. Ardından bir isim öbeği, zamir veya -ing biçimi gelir. Account sözcüğünü “kayıt” ya da “çevrim içi hesap” gibi yaygın anlamlarıyla yorumlamayın.

Alıştırma

“Because of” anlamına gelen ve biraz resmî duyulan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The outdoor show was canceled ____ the storm.

Cevabı göster

on account of

If you were to ask a troll supporter, Dilbilgisi

1:06

Eğer bir trol destekçisine

who she'll vote for,

1:08

kime oy vereceğini sorsaydınız,

Dilbilgisi

If you were to ask ... ile varsayımsal koşul

If you were to ask ... ifadesi, “sorduğunuzu varsayalım...” anlamına gelir. If + özne + were to + fiilin yalın biçimi yapısı, sorma eylemini doğrudan bir plan olarak değil, hayal edilen bir koşul olarak sunar. Bu yapı çoğu zaman If you ask ifadesinden daha düşünülmüş, mesafeli veya resmî duyulur. Ardından gelen ana cümlede hayal edilen sonucu anlatmak için genellikle would, could veya might kullanılır.

Alıştırma

Daha resmî olan were to varsayım yapısını kullanın: If you ____ the manager, she would explain the policy.

Cevabı göster

were to ask

there's a good chance that she'll claim to support the treeman, Kalıp ifadeler

1:09

büyük ihtimalle ağaç adamı desteklediğini iddia edecek,

Kalıp ifadeler

There's a good chance that: olası bir olayı tahmin etmek

There's a good chance that + cümle, bir şeyin gerçekleşme olasılığının oldukça yüksek olduğunu ancak kesin olmadığını belirtir. Burada chance, fırsat değil olasılık anlamındadır. That sözcüğü tahmin edilen olayı anlatan cümleyi başlatır. Günlük konuşmada that atılabilir: There's a good chance she'll call.

Alıştırma

Tahmini, dersteki olasılık kalıbıyla tamamlayın: ____ the library will close early because of the snow.

Cevabı göster

There's a good chance that

skewing your results. Kelime

1:13

ve sonuçlarınızı saptıracaktır.

Kelime

Skewing your results: verilerde yanlılık oluşturmak

Veri ve araştırma bağlamında skewing your results, sonuçların yanıltıcı veya gerçeği yeterince temsil etmeyen bir görünüm sunmasına neden olmak demektir. Burada skew mecazidir: bir etken, sonuçları normalde gösterecekleri şeyden uzaklaştırır. Skewing, fiilin -ing alan ortaç biçimidir. Bu parçada ayrı ve tamamlanmış başka bir olayı değil, önceki eylemin sonucunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve bulguları gerçeği temsil etmez hâle getirmek anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: A sample made up of only one age group can ____.

Cevabı göster

skew the results

You're about to begin your rounds Dilbilgisi

1:16

Tam turlarınıza başlamak üzeresiniz ki

Dilbilgisi

You're about to begin: be about to + fiilin yalın hâli

You're about to begin, başlamanın belirsiz bir gelecekte değil, neredeyse hemen gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır. Yapı, be fiilinin uygun biçimi + about to + fiilin yalın hâlidir. Burada are, You're içinde kısaltılmıştır ve begin yalın hâlde kalır. About to birlikte çalışan bir yapıdır; about burada “yaklaşık” veya “hakkında” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi be about to yapısının uygun biçimi ve begin fiiliyle tamamlayın: The show ____, so please take your seats.

Cevabı göster

is about to begin

when a stranger offers you some cryptic advice.

1:18

bir yabancı size gizemli bir tavsiyede bulunuyor.

Here's the question that will save your neck. Deyimler

1:21

İşte boynunuzu kurtaracak soru.

Deyimler

will save your neck: ciddi bir beladan kurtarmak

Will save your neck, birini ciddi tehlike, ceza, başarısızlık veya beladan koruyacağı anlamına gelir. Save someone's neck gündelik bir deyimdir; bu yüzden neck genellikle o vücut bölümünü kelimenin gerçek anlamıyla tedavi etmeyi veya korumayı anlatmaz. Bu imge bir insanın hayatını koruma düşüncesinden gelir, ancak deyim çoğu zaman bu dramatik imgeyi ölümcül olmayan sonuçlar için de kullanır. Bu cümlede soru, kötü bir sonucu önleyebilecek şey olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi “seni ciddi bir beladan kurtarmak” anlamındaki deyimle tamamlayın: This backup plan could ____ if the main system fails.

Cevabı göster

save your neck

What have you got in your pocket? Kelime

1:24

Cebinde ne var?

Kelime

What have you got ...?: birinin neye sahip olduğunu sormak

What have you got in your pocket? cümlesinde have got, “sahip olmak” ya da “bir şeyi bulunmak” anlamındadır. Soru, karşıdaki kişinin cebinde ne olduğunu sorar; kişinin az önce ne elde ettiğini sormaz. Bu tür sorularda have özneden önce gelir: What have you got ...? Anlamı What do you have ...? ile neredeyse aynıdır.

Alıştırma

Sahiplik bildiren soruyu have got ile tamamlayın: What ____ you ____ in your backpack?

Cevabı göster

have · got

You reach into your pocket and pull out a silver coin, Öbek fiiller

1:27

Eline cebine atıyorsun ve gümüş bir bozuk para çıkarıyorsun,

Öbek fiiller

pull out: bir şeyi içinden çıkarmak

pull out a silver coin ifadesinde pull out, “bir şeyi bulunduğu yerin içinden çıkarmak” anlamına gelir. Önemli sonuç, paranın cepten dışarı çıkmasıdır; bu nedenle pull yalnızca “çekmek” olarak anlaşılmamalıdır. Pull out, nesne aldığında ayrılabilir: pull out a coin ve pull a coin out doğal kullanımlardır. Nesne bir zamirse iki parçanın arasına gelir: pull it out denir, pull out it denmez.

Alıştırma

Cümleyi pull out ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Mia opened her pencil case and ____ a blue pen.

Cevabı göster

pulled out

which has the current king's head on one side Kültür

1:31

bir yüzünde mevcut kralın başı

and his tail on the other.

1:34

diğer yüzünde ise kuyruğu var.

Kültür

king's head ... his tail: bir paranın heads ve tails yüzleri

Vurgulanan bölüm, paranın bir yüzünde kralın başı, diğer yüzünde ise kuyruğu olduğunu anlatır. İngilizcede para atışının iki sonucu heads ve tails olarak adlandırılır: heads genellikle üzerinde bir insan başı veya portre bulunan yüzdür; tails ise karşı yüzdeki taraftır. his head ve his tail ifadeleri, bu özel betimlemede geleneksel adları gerçek birer görüntü hâline getirir. Böylece daha sonra geçen lands heads ve lands tails ifadelerinin, vücut bölümlerinin hareketini değil, para düştüğünde hangi yüzün üstte kaldığını anlattığı anlaşılır.

Alıştırma

Sıradan para atışı dilinde tails ne anlama gelir?

  1. Heads'in karşısındaki yüz
  2. Paranın üzerinde mutlaka bulunması gereken bir kuyruk resmi
  3. Paranın ince kenarı
Cevabı göster

Heads'in karşısındaki yüz

How can you use it to conduct an accurate poll? Kalıp ifadeler

1:37

Bunu doğru bir anket yürütmek için nasıl kullanabilirsiniz?

Kalıp ifadeler

conduct an accurate poll: doğru bir anket yürütmek

conduct an accurate poll ifadesinde conduct, anketi düzenleyip yürütmek anlamına gelir. Anket, araştırma, çalışma ve deney gibi planlı etkinliklerle sık kullanılan resmî bir fiildir. Accurate, gerçek görüşleri veya olguları yakından yansıtacak şekilde tasarlanmış bir anketi niteler. Soru, güvenilir anket sonuçları elde etmek için bu unsurun nasıl kullanılabileceğini sorar.

Alıştırma

Resmî eşdizimi dersteki fiille tamamlayın: To get reliable results, the researchers will ____ an accurate poll.

Cevabı göster

conduct

The trick here is to use the coin to add random chance to your interaction Notlar

1:49

Buradaki püf nokta bozuk parayı etkileşiminize rastgele bir şans eklemek için kullanmaktır,

Anlatım akışı

The trick here is to ...: temel yöntemi tanıtmak

The trick here is to ... dinleyiciye, konuşanın sorunu çözmek için temel yöntemi açıklamak üzere olduğunu bildirir. Buradaki trick, şaka ya da aldatma değil, işe yarayan bir teknik veya akıllıca bir yol anlamındadır. Kalıp The trick here is to + fiilin yalın hâlidir. Bir açıklamada bilgiyi sorundan en önemli adıma geçirerek düzenler.

Alıştırma

Bir açıklamada The trick here is to ... genellikle ne yapar?

  1. Temel yöntemi veya çözümü tanıtır.
  2. Açıklamanın bittiğini duyurur.
  3. Birinin kandırıldığını söyler.
Cevabı göster

Temel yöntemi veya çözümü tanıtır.

that will give troll supporters deniability.

1:54

bu, trol destekçilerine inkar edilebilir bir bahane sağlayacaktır.

Kültür

add random chance ... give ... deniability: rastlantısallıkla gerçek tercihi korumak

Bu ifade rastgeleleştirilmiş yanıt yöntemini anlatır. Madeni para veya başka bir rastgele kural yanıtı etkiler; dolayısıyla görünen tek bir yanıtın iki olası kaynağı vardır: rastgele kural ya da kişinin gerçek tercihi. Bir gözlemci tek bir yanıtın hangi kaynaktan geldiğini anlayamadığı için destekçi, yanıtın gerçek görüşünü ortaya çıkardığını inkâr edebilir. Buradaki deniability, inandırıcı bir alternatif açıklamaya sahip olmak demektir; kişinin tercihinin yanlış olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmez. Koruma bireysel yanıt için geçerlidir, ancak birçok yanıt birlikte ele alındığında genel bir eğilim yine görülebilir.

Alıştırma

Bu yöntemde rastlantısallık eklemek, destekçilere neden gerçek görüşlerini makul biçimde inkâr etme olanağı verir?

  1. Rastlantısallık anket sonuçlarını tamamen kullanılamaz hâle getirir.
  2. Tek bir yanıt rastgele kuraldan ya da kişinin gerçek görüşünden gelmiş olabilir.
  3. Madeni para her yanıtın kişinin gerçek görüşünü açıklamasını sağlar.
Cevabı göster

Tek bir yanıt rastgele kuraldan ya da kişinin gerçek görüşünden gelmiş olabilir.

In other words, Anlatım akışı

1:57

Başka bir deyişle,

Anlatım akışı

In other words: aynı düşünceyi yeniden ifade etme

In other words, sonraki ifadenin önceki düşünceyi daha açık, basit veya doğrudan bir biçimde yeniden anlatacağını gösterir. Yeni anlatımı ayrı bir düşünce olarak sunmak yerine önceki düşünceye bağlar. Genellikle cümlenin başında kullanılır ve ardından virgül gelir.

Alıştırma

“Aynı düşünceyi başka bir şekilde ifade etmek” anlamındaki üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The fee is mandatory. ____, everyone has to pay it.

Cevabı göster

In other words

you're looking for a system where when someone says troll,

1:58

birisi trol dediğinde,

it could either be because the coin somehow told them to Dilbilgisi

2:02

bunun nedeni bozuk paranın onlara bir şekilde bunu söylemesi

or because they actually support the troll

2:06

veya trolü gerçekten desteklemeleri olabilir

and you'd have no way to tell the difference. Kalıp ifadeler

2:09

ve aradaki farkı anlamanın hiçbir yolu kalmaz.

Dilbilgisi

could either be because ... or because ...: iki olası neden

could either be because A or because B kalıbı iki olası neden sunar. Could, iki nedenin de kesin olmadığını gösterirken either ... or bu iki olasılığı birbirine bağlar. Because sözcüğünü tekrarlamak iki nedeni paralel ve kolay izlenir hâle getirir. Bu cümlede troll denmesi yazı turanın talimatından veya gerçek bir destekten kaynaklanabilir. İki neden de aynı sözlü cevabı ortaya çıkardığı için dinleyen kişi gerçek nedenin hangisi olduğunu anlayamaz.

Alıştırma

could either be because A or because B hedef kalıbıyla tamamlayın: The alarm ____ the battery is low ____ a sensor is blocked.

Cevabı göster

could either be because · or because

Kalıp ifadeler

you'd have no way to tell the difference: farkı ayırt etmenin yolu olmazdı

Have no way to + fiil yapısı, o eylemi gerçekleştirmek için kullanılabilecek hiçbir yöntem veya kanıt olmadığı anlamına gelir. Burada you'd, you would anlamındadır ve ifade, belirtilen durumda olasılıkları birbirinden ayırmanın imkânsız olacağını söyler. tell the difference ifadesindeki tell, “söylemek” veya “bilgi vermek” değil, “ayırt etmek” anlamındadır. Görünüşleri, sesleri veya başka özellikleri birbirine çok benzeyen şeyleri ayırt etmek zor olduğunda bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Etiketsiz iki şarj cihazı tamamen aynı görünüyor. Hangi cümle onları ayırt edemediğinizi söyler?

  1. I have no way to explain the difference.
  2. I have no reason to look for a difference.
  3. I have no way to tell the difference.
Cevabı göster

I have no way to tell the difference.

You'll also need to know how frequently the coin skewed the results,

2:12

Ayrıca hesaplamalarınızda hesaba katabilmek için

so you can account for it in your calculations. Kelime

2:16

bozuk paranın sonuçları ne sıklıkla saptırdığını bilmeniz gerekir.

Kelime

account for it: etkisini hesaplamaya dâhil etmek

Burada account for it, hesaplama yapılırken bunun etkisini dâhil etmek anlamına gelir. It, paranın sonuçları ne sıklıkla çarpıttığına veya bu çarpıtmanın oluşturduğu yanlılığa gönderme yapar. Bu etken önemsiz sayılmamalı, hesaplama ona göre düzeltilmelidir. Account for + etken yapısı analiz, planlama ve hesaplamalarda yaygındır. Çevresindeki sözcükler önemlidir: in your calculations ifadesi, burada anlamın “dâhil etmek veya hesaba katmak” olduğunu açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede account for, “bir etkeni plana veya hesaplamaya dâhil etmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The budget must account for higher fuel prices.
  2. Online orders account for half of our sales.
  3. The witness could not account for the missing hour.
Cevabı göster

The budget must account for higher fuel prices.

One solution is to have every pollee go into their house Notlar

2:20

Bir çözüm, ankete katılan herkesin kendi evlerine gidip

Kelime

pollee: ankete tabi tutulan kişi için poll + -ee

Pollee, ankete tabi tutulan kişiyi, yani anketi yürüten kişiyi değil ankete cevap veren kişiyi ifade eder. Sözcük poll + -ee birleşiminden oluşur. Birçok isimde -ee, interviewee örneğinde olduğu gibi bir eylemi alan veya eylemin hedefi olan kişiyi belirtir. Bu kalıp burada pollee sözcüğünün anlamını çıkarmaya yardımcı olur; ancak -ee her sözcükte bu anlama gelmez.

Alıştırma

Bir raporda pollee kimi ifade eder?

  1. Ankete cevap veren kişi
  2. Anketi yürüten kişi veya kuruluş
  3. Anketin bildirdiği son yüzde
Cevabı göster

Ankete cevap veren kişi

and flip the coin.

2:25

bozuk para atmasını sağlamaktır.

Dilbilgisi

have every pollee go ... and flip ...: have + kişi + yalın fiil ettirgen yapısı

Bu cümlede have, 'sahip olmak' değil, 'birine bir şey yaptırmak veya yapmasını sağlamak' anlamındadır. Kalıp have + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir; have every pollee go bunun bir örneğidir. go ve flip, have tarafından yönetilen iki bağlı eylem olduğu için ikisi de yalın hâlde kalır: have ... go ... and flip .... İki fiilin önüne de to getirilmez.

Alıştırma

Ettirgen have kalıbını tamamlamak için check fiilinin yalın hâlini kullanın: The teacher had each student ____ the answer.

Cevabı göster

check

If it lands heads, Kalıp ifadeler

2:27

Eğer tura gelirse,

Kalıp ifadeler

it lands heads: yazı tura sonucunu anlatmak

“it lands heads” ifadesinde it bir madeni parayı belirtir. lands, havaya atılan paranın düşüp durduğunda nasıl konumlandığını anlatır; heads ise ön yüzün yukarı geldiği sonucu belirtir. Sonucu doğal biçimde ifade etmek için a coin lands heads/tails kalıbını kullan. heads veya tails, paranın düştüğü konumu anlatır; paranın dönüştüğü bir şeyi anlatmaz.

Alıştırma

Paranın düşüp nasıl durduğunu anlatan fiille cümleyi tamamla: If the coin ____ heads, you win.

Cevabı göster

lands

they should tell you troll,

2:28

gerçekten destekleyip desteklemediklerine bakılmaksızın

whether or not they actually support him. Dilbilgisi

2:30

size trol demeliler.

Dilbilgisi

whether or not ...: sonucu değiştirmeyen bir koşul

Whether or not they actually support him, iki olasılığın da —onu desteklemeleri ve desteklememeleri— aynı yönergeye yol açtığını belirtir. Gerçek düşünceleri, ne söylemeleri gerektiğini etkilemez. whether or not + yan cümle kalıbı, bir etkenin ana sonuç açısından önemsiz olduğunu gösterir. Buradaki gibi ana cümleden sonra veya ana cümleden önce gelebilir.

Alıştırma

Yağmurun planı değiştirmeyeceğini göstermek için whether ile başlayan üç sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamla: We will leave at eight ____ it rains.

Cevabı göster

whether or not

If it lands tails,

2:33

Eğer yazı gelirse,

they should tell you their actual preference.

2:34

size gerçek tercihlerini söylemeliler.

Here's what happens. Anlatım akışı

2:37

İşte olan biten bu.

Anlatım akışı

Here's what happens: başlangıç durumundan sonuca geçiş

Here's what happens, konuşmacının birazdan sıradaki süreci, örneği veya sonucu göstereceğini belirtir. Buradaki here gerçek bir yeri göstermez; tanıtılmak üzere olan açıklamaya işaret eder. Bir açıklamada bu ifade, dinleyiciyi bir kuraldan veya başlangıç durumundan somut bir gösterime taşır: önce durum verilir, ardından bu durumun neye yol açtığı gösterilir.

Alıştırma

Here's what happens bir açıklamada genellikle ne işe yarar?

  1. Bir olayın nerede gerçekleştiğini sorar.
  2. Bir sonuç vermeden açıklamayı bitirir.
  3. Sırada gelen süreci, örneği veya sonucu tanıtır.
Cevabı göster

Sırada gelen süreci, örneği veya sonucu tanıtır.

You poll 200 voters

2:39

200 seçmenle anket yapıyorsunuz

and 130 say they'll vote for the troll.

2:41

ve 130'u trole oy vereceğini söylüyor.

For about 50%, Anlatım akışı

2:44

Yaklaşık %50'si için,

or 100 of them,

2:45

veya 100'ü için,

the coin will have landed heads. Dilbilgisi

2:47

bozuk para tura gelmiş olacak.

Anlatım akışı

For about 50%, or 100 of them: aynı miktarı or ile yeniden ifade etmek

For about 50%, or 100 of them ifadesinde iki sayı öbeği aynı grubu gösterir. About 50% oranı verirken 100 of them buna karşılık gelen kişi sayısını verir. Buradaki or, iki miktar arasında seçim bildirmez; ‘yani’ veya ‘başka bir deyişle’ anlamına gelir. Virgüller 100 of them bölümünü açıklayıcı bir yeniden ifade olarak ayırır. Bilginin bu şekilde düzenlenmesi, dinleyicinin soyut bir yüzdeyi somut bir sayıyla ilişkilendirmesine yardımcı olur.

Alıştırma

'25%, or 10 of the 40 members, arrived early,' cümlesinde or ne işe yarar?

  1. Aynı miktarı kişi sayısı olarak yeniden verir.
  2. İki olası grup büyüklüğü sunar.
  3. %25'i daha büyük bir sayıyla düzeltir.
Cevabı göster

Aynı miktarı kişi sayısı olarak yeniden verir.

Dilbilgisi

will have landed heads: gelecekteki bir noktaya kadar tamamlanmış sonuç

will have + past participle kalıbı future perfect yapısını kurar. will have landed ifadesinde landed, past participle biçimidir. Bu yapı, sonuç gelecekte kontrol edildiğinde veya sayıldığında paranın düşme hareketini tamamlanmış olarak gösterir. Burada heads, paranın tura gelmesi sonucunu belirtir. Cümle, parayı düşerken göstermiyor; gelecekteki o noktada zaten doğru olacak sonucu tahmin ediyor.

Alıştırma

Cümleyi finish fiilinin future perfect biçimiyle tamamlayın: By 6 p.m., the team ____ the report.

Cevabı göster

will have finished

So,

2:49

Yani,

you can subtract 100 troll votes off his total Kalıp ifadeler

2:50

trolün toplamından 100 oyu çıkarabilir

Kalıp ifadeler

subtract 100 troll votes off his total: gündelik off ve standart from

Bu cümlede subtract 100 troll votes off his total, toplam oyundan 100 trol oyunu çıkarmak anlamına gelir. Çıkarılan miktar subtract sözcüğünden sonra gelir; his total ise başlangıçtaki toplamdır. Buradaki off gündelik konuşmada anlaşılır, ancak standart kalıp subtract A from B'dir: subtract 100 troll votes from his total. Açık matematik yönergelerinde ve özenli yazılarda from kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle yazılı bir matematik yönergesi için standart kalıbı kullanıyor?

  1. Subtract his total by 100 votes.
  2. Subtract 100 votes from his total.
  3. Subtract 100 votes off his total.
Cevabı göster

Subtract 100 votes from his total.

and know the troll's real support is 30 to 70 Kültür

2:53

ve trolün gerçek desteğinin 30'a 70 olduğunu

Kültür

troll's real support: kamuoyu yoklamasındaki destek

Bir kamuoyu yoklamasında support, bir kişinin, adayın veya önerinin gördüğü desteği ifade eder. troll's real support içindeki iyelik yapısı, trolün başkasına verdiği yardımı değil, trole yönelik gerçek desteği anlatır. Burada real, temeldeki gerçek tercih ile rastgele gürültünün çarpıttığı yanıtları birbirinden ayırır. Bu nedenle 30'a 70 sonucu, bu gürültü çıkarıldıktan sonraki gerçek dağılımın tahmini olarak sunulur.

Alıştırma

Bu kamuoyu yoklaması bağlamında troll's real support ne anlama gelir?

  1. rastgele gürültü çıkarıldıktan sonra trole yönelik gerçek desteğin tahmini
  2. trolün anket görevlilerine verdiği yardım
  3. hiçbir düzeltme yapılmadan sayılan tüm ham yanıtlar
Cevabı göster

rastgele gürültü çıkarıldıktan sonra trole yönelik gerçek desteğin tahmini

and he's very likely to lose. Kalıp ifadeler

2:57

ve büyük ihtimalle kaybedeceğini bilebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

he's very likely to lose: yüksek olasılık için be likely to + fiil

He's very likely to lose, mevcut bilgilere dayanarak onun kaybetme olasılığının yüksek olduğunu öngörür. Very, likely sözcüğünün derecesini artırır; ancak cümle yine de kesinlik değil, tahmin bildirir. Yapı özne + be + likely + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: he + is + likely + to + lose. Be, özneye ve zamana göre değiştirilir.

Alıştırma

Tahmini be very likely to + fiil yapısıyla tamamlayın: With no goalkeeper, our team ____ the match.

Cevabı göster

is very likely to lose

The election comes around,

3:00

Seçim zamanı gelir,

but before the results can be certified, Kültür

3:02

ancak sonuçlar onaylanmadan önce,

Kültür

before the results can be certified: sonuçların resmen onaylanması

Burada certified, seçimden sorumlu yetkili makamın sonuçları resmî sonuç olarak usulüne uygun biçimde onaylaması demektir. Yalnızca birinin sonuçların doğru olduğunu kanıtlaması anlamına gelmez. Edilgen yapı can be certified, onayı veren kişi yerine sonuçlara ve resmî sürece odaklanır. before ... can be certified, sonraki olayın bu resmî onaydan daha önce gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

Bir seçimde "the results can be certified" ne anlama gelir?

  1. Tüm oylar sayılmadan önce tahmin edilebilirler.
  2. İnternette herhangi biri tarafından açıklanabilirler.
  3. Yetkili makam tarafından resmî sonuç olarak onaylanabilirler.
Cevabı göster

Yetkili makam tarafından resmî sonuç olarak onaylanabilirler.

a third-party candidate swoops in Kültür

3:04

üçüncü bir aday ortaya çıkar

Kültür

third-party candidate swoops in: üçüncü parti adayı aniden devreye girer

ABD merkezli seçim konuşmalarında a third-party candidate, Demokrat veya Cumhuriyetçi Parti dışındaki bir siyasi partinin adayıdır. third-party, adayın listedeki sırasını değil, parti bakımından konumunu belirtir. swoops in mecazlı ve canlı bir ifadedir. Adayı, sahneye dalan bir kuş gibi aniden ve çarpıcı biçimde girerken gösterir. İfade bir bütün olarak, iki büyük partinin dışındaki bir adayın duruma aniden dahil olmasını anlatır.

Alıştırma

"a third-party candidate swoops in" ifadesi en iyi hangi durumu anlatır?

  1. Bir seçim görevlisi oyları saymak için gelir.
  2. ABD'deki iki büyük partinin dışındaki bir partiden olan aday duruma aniden dahil olur.
  3. Üçüncü sıradaki aday seçimden sessizce ayrılır.
Cevabı göster

ABD'deki iki büyük partinin dışındaki bir partiden olan aday duruma aniden dahil olur.

and burns the treefellow to a crisp. Deyimler

3:07

ve ağaç adamı çıtır çıtır yakar.

Deyimler

burns ... to a crisp: tamamen yakmak

burns the treefellow to a crisp ifadesinde to a crisp, yanmanın sonucunu gösterir: ağaç yaratık sonunda tamamen kömürleşmiş ve kurumuş olur. Bu, kelimesi kelimesine küçük ve çıtır bir şeye dönüştüğü anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp burn someone or something to a crisp şeklindedir. Ateşin veya ısının bir kişiyi, nesneyi ya da yiyeceği çok kötü yaktığını canlı ve çoğu zaman abartılı bir biçimde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi bu notta geçen ve ‘tamamen yanana kadar’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: I left the cookies in the oven too long and burned them ____.

Cevabı göster

to a crisp

The freshly signed and deeply flawed constitution Kelime

3:10

Yeni imzalanan ve oldukça kusurlu olan anayasa

mandates that this challenger gets to take his victim's place Kalıp ifadeler

3:14

bu meydan okuyucunun kurbanının yerini almasını emrediyor

in a new election.

3:18

yeni bir seçimde.

Kelime

constitution mandates that: resmen kural olarak belirler

constitution mandates that ifadesinde mandates, ‘resmî olarak zorunlu tutar veya kural olarak belirler’ anlamına gelir. Anayasa yasal otoritedir ve that yan cümlesi kuralın gerektirdiği ya da güvence altına aldığı sonucu verir. Burada meydan okuyucuya başka bir kişinin yerini alma hakkı tanır. Mandates, says fiilinden daha güçlü ve daha resmîdir. gets to take içindeki gets to, ‘yapmasına izin verilir’ demektir. Dolayısıyla kural, meydan okuyucuya harekete geçmesini emretmez; ona resmî olarak korunan bir fırsat verir.

Alıştırma

constitution mandates that ifadesinin gücünü en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Anayasa, sonraki fikri isteğe bağlı bir tavsiye olarak sunar.
  2. Anayasa, bir söylentiyi taraf tutmadan aktarır.
  3. Anayasa, sonraki kuralı hukuken bağlayıcı hâle getirir.
Cevabı göster

Anayasa, sonraki kuralı hukuken bağlayıcı hâle getirir.

Kalıp ifadeler

take his victim's place: bir rolde birinin yerine geçmek

Take his victim's place, take + iyelik belirten ifade + place kalıbını izler. Yeni seçimle bağlantılı bir konumda veya rolde kurbanın yerine geçmek anlamına gelir. His victim's iyelik ifadesi, yerine geçilen kişiyi belirtir. Bu kalıpta place yalnızca fiziksel bir yeri değil; işi, rolü, sırayı, koltuğu veya konumu da anlatabilir. Kimin yerine geçildiğini belirtmek için iyelik ifadesini değiştirin: take my place, take Elena's place veya take their place.

Alıştırma

Ava yerine her kullanarak cümleyi take + iyelik + place kalıbıyla tamamlayın: Ava is sick, so Mia will ____ in the school debate.

Cevabı göster

take her place

The Dormor polling agency

3:19

Dormor anket ajansı

sends you back out on the streets Kalıp ifadeler

3:21

sizi güvenilir bozuk paranızla

with your trusty coin.

3:23

sokaklara geri gönderiyor.

Kalıp ifadeler

sends you back out on the streets: birini yeniden dışarı göndermek

Send someone back out, send + nesne yapısını yön bildiren iki sözcükle birleştirir. Back önceki bir yere veya etkinliğe dönüşü, out ise mevcut merkezden dışarıya ya da halka açık bir alana hareketi gösterir. On the streets çalışma yerini belirtir. Burada anket kuruluşu, kişiyi yeniden dışarı çıkıp halk arasında çalışmakla görevlendiriyor. Bu ifade tek başına kişinin evsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte sends you back out on the streets ne anlama geliyor?

  1. Seni sokaktan yeniden içeri getiriyor.
  2. Seni sokağa atıp evsiz bırakıyor.
  3. Halk arasında çalışman için seni yeniden dışarı gönderiyor.
Cevabı göster

Halk arasında çalışman için seni yeniden dışarı gönderiyor.

Only this time,

3:24

Sadece bu sefer,

no one is comfortable admitting their preference. Dilbilgisi

3:26

kimse tercihini itiraf etme konusunda rahat değil.

Dilbilgisi

be comfortable admitting ...: comfortable + -ing yapısı

Burada no one is comfortable admitting ... ifadesi, herkesin tercihini açıkça söylemekten rahatsızlık duyduğu anlamına gelir. Comfortable burada fiziksel rahatlığı değil, psikolojik rahatlığı veya bir şeyi yapma isteğini anlatır. Be comfortable + -ing kalıbı, birinin yaparken rahat hissettiği eylemi belirtir. Cümle, kimsenin bir tercihi olmadığını değil, bunu kabul etmenin sosyal açıdan rahatsız edici olduğunu söyler.

Alıştırma

Cümleyi admit fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: She is not comfortable ____ a mistake in front of the class.

Cevabı göster

admitting

Supporting the troll is still shameful Dilbilgisi

3:29

Trolü desteklemek hala utanç verici

Dilbilgisi

Supporting the troll is ...: özne olarak ulaç öbeği

Supporting the troll bir ulaç öbeğidir. Trolü destekleme eyleminin tamamını adlandırır ve cümlenin öznesi olur; supporting burada devam eden bir eylemi göstermez. Özne tek bir eylemi temsil ettiği için cümlede tekil is kullanılır. Ardından is still shameful bu eylemi değerlendirir.

Alıştırma

'help your neighbors' ifadesini özne olan bir ulaç öbeğine dönüştürün: ____ is a kind thing to do.

Cevabı göster

Helping your neighbors

and nobody wants to express support of a dragon

3:31

ve hiç kimse yarışa girerken cinayet işleyen bir ejderhayı

who murdered his way into the race. Deyimler

3:35

desteklediğini ifade etmek istemez.

Deyimler

murdered his way into the race: fiil + one's way + into yapısı

Fiil + one's way + into + yer, grup veya konum yapısında fiil, kişinin oraya girmek ya da o konumu elde etmek için kullandığı yöntemi belirtir. İyelik sözcüğü özneyle uyumlu olmalıdır: I ... my way, she ... her way ve he ... his way. Burada murdered his way into the race, ejderhanın başkalarını öldürerek yarışmaya girdiğini anlatır. Yapı hem ilerlenen yolu hem de şiddet içeren yöntemi öne çıkardığından, söz kasıtlı olarak aşırı ve karanlık bir ironi taşıyor gibi duyulur.

Alıştırma

Cümleyi work one's way into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Maya started as an intern and ____ management over ten years.

Cevabı göster

worked her way into

But,

3:38

Fakat,

your job is your job. Ton ve niyet

3:38

iş iştir.

Ton ve niyet

your job is your job: X is X kalıbı

Your job is your job, job sözcüğünü tanımlamaz. Aynı ismin tekrarlanması, sorumluluk hoş olmasa ya da konuşan kişi bu konuda karışık duygular taşısa bile sorumluluğun değişmeden kaldığını anlatır. Bu, X is X kalıbıdır. Bir şeyi değiştirilemeyen bir gerçeklik olarak sunar ve çoğu zaman daha fazla tartışmayı sona erdirir. Baştaki But, daha önce bir itiraz veya kaygı belirtilmiş olsa da görevin hâlâ geçerli olduğunu gösterir.

Alıştırma

“But, your job is your job.” cümlesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Sana farklı bir iş teklif ediliyor.
  2. Hoşuna gitse de gitmese de sorumluluğunu yerine getirmen gerekir.
  3. Job sözcüğünün sözlük tanımına ihtiyacı var.
Cevabı göster

Hoşuna gitse de gitmese de sorumluluğunu yerine getirmen gerekir.

How do you conduct an accurate poll now?

3:40

Şimdi doğru bir anketi nasıl yürüteceksiniz?

This time,

3:52

Bu sefer,

instead of masking just one candidate preference, Dilbilgisi

3:53

sadece bir aday tercihini gizlemek yerine,

you need some way to disguise both.

3:56

her ikisini de gizlemek için bir yola ihtiyacınız var.

Dilbilgisi

instead of masking ..., you need ...: eski bir yaklaşımın yerine yenisini koymak

Instead of + bir isim veya -ing biçimi, değiştirilen ya da düzeltilen eylemi gösterir. Burada instead of masking just one candidate preference, eski ve yetersiz yaklaşımı belirtir. Ana cümle olan you need some way to disguise both yeni gereksinimi verir. Bu kalıp iki eylemi yalnızca sıralamak yerine sorunu “yalnızca A değil; asıl ihtiyaç B” şeklinde yeniden tanımlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi, instead of ifadesinden sonra check fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: Instead of ____ just one section, we need to review the whole report.

Cevabı göster

checking

At the same time,

3:59

Aynı zamanda,

you also need to leave space Kalıp ifadeler

4:00

ankete katılanların bir kısmının

for some portion of the people polled

4:02

gerçek tercihlerini ifade edebilmeleri için

to express their true preference.

4:04

alan bırakmanız gerekir.

Kalıp ifadeler

leave space for ... to express ...: bir eyleme fırsat tanımak

Leave space for someone to do something, bir eylemin gerçekleşebilmesi için bir plan, sistem veya tartışmada yer ayırmak anlamına gelir. Bu cümlede space mecazidir; gerçek bir boş alanı değil, bir fırsatı veya izin verilen payı ifade eder. Some portion of the people polled bu fırsatı kimin elde ettiğini, to express their true preference ise izin verilen eylemi belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp leave space for + kişi veya grup + to + fiildir.

Alıştırma

Bu nottaki üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: A good schedule should ____ children to play.

Cevabı göster

leave space for

But a coin toss only has two possible outcomes, Ton ve niyet

4:06

Fakat yazı turanın sadece iki olası sonucu vardır,

right?

4:10

değil mi?

Ton ve niyet

But ... right?: ortak bir öncülü doğrulatma

Cümle önce bir sınır belirtir: yazı tura atışının yalnızca iki olası sonucu vardır. Sondaki right? dinleyiciden bunu doğrulamasını ister. Konuşan kişi yeni bilgi değil, onay bekler. But, bu sınırı önceki fikre getirilen bir kısıtlama olarak sunar. Cümleyi right? ile bitiren konuşmacı, akıl yürütmeye devam etmeden önce bu kısıtlamayı ortak bir dayanak hâline getirir. Genel olarak ifade + right? kalıbı, dinleyiciyi bir öncülü kabul etmeye yönlendirebilir.

Alıştırma

'The box can hold only ten books, right?' cümlesinde konuşmacı right? ile esas olarak ne yapıyor?

  1. Herhangi bir yanıt istemeden bir gerçeği belirtmek
  2. Kutunun hangi tarafının sağ taraf olduğunu sormak
  3. Dinleyiciyi bir sınır belirten gerçeği doğrulamaya davet etmek
Cevabı göster

Dinleyiciyi bir sınır belirten gerçeği doğrulamaya davet etmek

Suppose you have everyone flip the coin twice. Anlatım akışı

4:12

Herkesin bozuk parayı iki kez atmasını sağladığınızı varsayalım.

Anlatım akışı

Suppose you have everyone flip ...: varsayımsal bir işlem kurma

Cümle başındaki Suppose geçici bir kurgu sunar: açıklamanın bu kurgudan hareketle akıl yürütebilmesi için dinleyiciden sıradaki durumu hayal etmesi istenir. Bu, durumun zaten gerçek olduğu anlamına gelmez. Kurgu you have everyone flip the coin twice bölümüdür. Burada have + kişi + fiilin yalın hâli, o kişinin bir şey yapmasını sağlamak veya istemek anlamına gelir; bu nedenle everyone sonrasında to flip değil flip kullanılır. Cümle bütünüyle test edilecek hayalî bir işlem sunar.

Alıştırma

Her öğrencinin bir sayfa okumasını sağladığınız varsayımsal bir planı hangi cümle doğal biçimde sunar?

  1. Suppose every student having read one page.
  2. Suppose you have every student read one page.
  3. Suppose you have every student to read one page.
Cevabı göster

Suppose you have every student read one page.

Now,

4:16

Şimdi,

there are four possible results.

4:17

dört olası sonuç vardır.

You can tell the people

4:19

İnsanlara

who flip heads twice in a row Kalıp ifadeler

4:20

üst üste iki kez tura atanlara

to report support for the troll.

4:23

trolü desteklediklerini bildirmelerini söyleyebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

heads twice in a row: üst üste iki kez tura

Bu cümlede heads, madeni paranın tura tarafını; twice ise “iki kez” anlamını taşır. heads twice in a row, arada yazı gelmeden art arda iki atışta tura gelmesi demektir. Bir sayı veya sıklık ifadesi + in a row yapısı, olayların kesintisiz biçimde tekrarlandığını anlatır. three wins in a row ve twice in a row buna örnektir.

Alıştırma

Derste geçen ve “art arda iki kez” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The alarm rang ____, with no other sound between the two rings.

Cevabı göster

twice in a row

Those who get tails twice in a row Dilbilgisi

4:25

Üst üste iki kez yazı atanların

to report dragon.

4:27

ejderhayı bildirmesini.

Dilbilgisi

Those who ... to report dragon: kısaltılmış paralel bir yönerge

Bağlam içinde bu satır, kısaltılmış ikinci bir maddedir. Önceki yönergede bulunan You can tell ifadesini devralır ve tam yapı şöyle olur: You can tell those who get tails twice in a row to report dragon. Bu parça yalnızca değişen bölümleri, yani grubu ve grubun ne bildirmesi gerektiğini korur. Bu tür paralel eksiltme ortak bir başlangıcı tekrarlamayı önler; ancak eksik sözcüklerin önceki maddeden açıkça tamamlanabilmesi gerekir.

Alıştırma

Önceki yönergede ortak olan başlangıcı doğru biçimde geri getiren cümle hangisidir?

  1. You can report those who get tails twice in a row to dragon.
  2. Those who get tails twice in a row can tell you to report dragon.
  3. You can tell those who get tails twice in a row to report dragon.
Cevabı göster

You can tell those who get tails twice in a row to report dragon.

And those with any other combination

4:29

Ve diğer kombinasyonlara sahip olanların da

to declare their true preference. Kalıp ifadeler

4:32

gerçek tercihlerini açıklamalarını.

Kalıp ifadeler

declare their true preference: gerçek bir seçimi resmî biçimde belirtmek

declare their true preference ifadesi, gerçekten neyi tercih ettiklerini açık ve resmî bir biçimde belirtmek anlamına gelir. Declare, basitçe say demekten daha resmî ve kamuya açık bir izlenim verir; true ise seçimin gizli, stratejik ya da görünüşte değil, gerçek olduğunu vurgular. Bu cümlede declare, to sözcüğünden sonra gelen fiilin yalın hâlidir ve their, those sözcüğüne gönderme yapar. İfade, gerçek seçimlerinin açıkça belirtilmesini anlatır.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle resmî cümleyi tamamlayın: In the official survey, participants were asked to ____.

Cevabı göster

declare their true preference

The chances of getting either two heads or two tails Dilbilgisi

4:35

Üst üste iki tura veya iki yazı alma şansı

in a row are 50% times 50%,

4:38

%50 çarpı %50

or 25%.

4:41

veya %25'tir.

Dilbilgisi

either two heads or two tails in a row: iki seçeneği eşleştirmek

Either A or B, iki seçeneği eşleşmiş bir çift olarak sunar. Burada A two heads, B ise two tails olduğundan ifade, ele alınan iki tekrarlı sonucu belirtir. Her iki tarafa da ait olan in a row, “art arda” anlamına gelir: iki yazı peş peşe ya da iki tura peş peşe gelmelidir. A ve B'yi paralel yapıda tutmak seçenekleri karşılaştırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

İki olası tekrarlı sonuçtan birini anlatan eşleşmiş yapıyı tamamlayın: We may see ____ two wins ____ two losses in a row.

Cevabı göster

either · or

Subtracting that proportion of the total respondents Dilbilgisi

4:44

Toplam yanıtlayanların bu oranını

from each candidate's score

4:47

her adayın puanından çıkarmak,

should give you something close

4:50

size gerçek dağılıma

to the real distribution.

4:51

yakın bir şey vermelidir.

Dilbilgisi

Subtracting ... from ... should give you ...: hesaplama adımını özne yapmak

Subtracting that proportion of the total respondents from each candidate's score ifadesinin tamamı cümlenin öznesidir ve tek bir hesaplama adımını belirtir. subtract A from B yapısında başlangıç miktarı B'dir; yani işlem B'den A'yı çıkarmaktır. Should give you bu adımdan beklenen sonucu belirtir. Burada should bir zorunluluk değil, sonucun makul biçimde beklendiği anlamına gelir. Bu yapı önce yöntemi, ardından olası sonucu sunar.

Alıştırma

Hesaplama adımını özne yapmak için subtract fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ the discount from the original price should give you the sale price.

Cevabı göster

Subtracting

This time,

4:53

Bu sefer,

105 respondents announced themselves in favor of the troll Kalıp ifadeler

4:54

105 katılımcı trolden yana olduğunu

and 95 for the dragon.

4:59

ve 95'i de ejderhadan yana olduğunu açıkladı.

Kalıp ifadeler

in favor of the troll: trolü desteklemek

In favor of the troll, tercih edilen taraf veya seçenek olarak trolü desteklemek anlamına gelir. in favor of sabit bir edat öbeğidir ve desteklenen kişi, plan veya eylem of sözcüğünden sonra gelir. announced themselves in favor of ... yapısında katılımcılar hangi tarafı desteklediklerini açıkça belirtmiştir. Kullanılabilir be in favor of + isim veya gerund yapısı, o seçeneği desteklemek ya da onaylamak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi desteklemek anlamındaki sabit üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Most residents are ____ building a new playground.

Cevabı göster

in favor of

Out of the total,

5:01

Toplamın içinden,

the coin will make 25%, or 50, Dilbilgisi

5:02

bozuk para %25'in veya 50'sinin

respond troll

5:05

trol diye yanıt vermesini

and another 50 respond dragon.

5:07

ve diğer 50'sinin ejderha diye yanıt vermesini sağlayacak.

Dilbilgisi

make ... respond: make + nesne + fiilin yalın hâli

Burada make, “üretmek” değil, “neden olmak” anlamındadır. make + nesne + fiilin yalın hâli biçimindeki ettirgen yapı kullanılır. Nesne 25%, or 50 ifadesidir; bu, 25% of the people, or 50 people anlamındaki eksiltili bir kullanımdır. respond ise to almayan fiildir. Cümle, yazı tura kuralının o grubun troll yanıtını vermesine neden olduğunu söylüyor. Daha genel olarak bu yapı, bir kuralın, olayın veya kişinin birine ya da bir şeye doğrudan bir eylem yaptırdığını anlatır.

Alıştırma

Parantez içindeki fiille ettirgen yapıyı tamamlayın: The survey rule will make every participant ____ once. (respond)

Cevabı göster

respond

Subtracting 50 from each result

5:10

Her sonuçtan 50 çıkarmak,

reveals that voters seem to prefer the troll

5:12

seçmenlerin trolü

by a margin of about 55 to 45. Kültür

5:16

yaklaşık 55'e 45'lik bir farkla tercih ettiğini gösterir.

Kültür

by a margin of about 55 to 45: iki taraflı bir sonucu bildirmek

By a margin of, bir tarafın önde olduğu farkı veya sonucu belirtir. Burada about 55 to 45 iki taraflı yaklaşık sonucu verir: trol için yaklaşık 55, diğer seçenek için 45. To, bir aralığın başlangıcı ve sonu olarak değil, “karşı” anlamında okunur. Sayılar yüzdeyse %55’e karşı %45, yaklaşık 10 yüzde puanlık bir farktır. Dolayısıyla 55 to 45 iki tarafın sonuçlarını, 10 percentage points ise önde olma miktarını belirtir.

Alıştırma

Bir oylama Kırmızı için 55, Mavi için 45 oyla sonuçlanıyor. Hangi cümle iki taraflı sonucu doğal biçimde bildirir?

  1. Red won by a margin of 55 to 45.
  2. Red won by 55 to 45 percentage points.
  3. Red won by a range of 55 to 45.
Cevabı göster

Red won by a margin of 55 to 45.

It's close, Anlatım akışı

5:19

Birbirine yakındır,

but as predicted,

5:20

ancak beklendiği gibi,

Anlatım akışı

It's close, but as predicted: önce kabul et, sonra tahmini doğrula

It's close önce farkın küçük olduğunu kabul eder; bu yüzden sonuç hâlâ belirsiz görünür. Ardından but as predicted dikkati sonraki sonuca çevirir ve bu sonucun daha önceki tahminle uyuştuğunu belirtir. Bu bir bilgi sıralama kalıbıdır: önce sonucu daha az kesin gösteren bir ayrıntı kabul edilir, sonra ana sonuç verilir. Burada as predicted, as was predicted anlamına gelen kısaltılmış bir yan cümledir ve ardından gelen sonucu yorumlar.

Alıştırma

Hangi cümle sonucun başa baş olduğunu kabul edip ardından tahminin doğru olduğunu onaylıyor?

  1. The scores are close, so the earlier prediction was definitely wrong.
  2. As predicted, the scores cannot be close.
  3. The scores are close, but as predicted, the lighter design wins.
Cevabı göster

The scores are close, but as predicted, the lighter design wins.

the troll wins the election

5:21

trol seçimi kazanır

and you live to poll another day. Deyimler

5:23

ve siz de başka bir gün anket yapmak üzere hayatta kalırsınız.

Deyimler

live to poll another day: live to fight another day deyiminin eğlenceli bir değişikliği

live to poll another day, yerleşik live to fight another day deyiminin bilinçli olarak değiştirilmiş hâlidir. Asıl deyim, bir aksiliği ya da tehlikeyi atlatıp daha sonra yeniden deneme şansını korumak anlamına gelir. fight yerine poll kullanılması, cümleyi seçimler ve anketlerle ilişkilendirir. Dinleyici hem daha sonra yeniden anket yapabilecek kadar hayatta kalma şeklindeki yüzey anlamını hem de deyimin daha geniş mesajını anlar: bu durumu atlattın ve devam edebilirsin. Bu, bağlam için oluşturulmuş bir kelime oyunudur; ayrı bir standart deyim değildir.

Alıştırma

Hangi cümle live to poll another day ile aynı türde eğlenceli bir değişiklik kullanıyor?

  1. After the setback, the baker said, “We live to fight another day.”
  2. The baker will bake bread again tomorrow.
  3. After repairing the oven, the baker smiled, “We live to bake another day.”
Cevabı göster

After repairing the oven, the baker smiled, “We live to bake another day.”

If just one puzzle isn't enough for you,

5:26

Eğer tek bir bulmaca sizin için yeterli değilse,

check out brilliant.org/teded,

5:29

brilliant.org/teded adresine göz atın,

where you'll find hundreds more.

5:31

orada yüzlercesini daha bulacaksınız.

The first 833 of you to use that link

5:33

Bu bağlantıyı kullanan ilk 833 kişiye

will receive 20% off the annual premium subscription fee.

5:36

yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim verilecektir.