TV Dükkanı 📺 | Yepyeni - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
168 kelime 170 kel/dk

Video özeti: Çocuklar ailelerinin ve arkadaşlarının TV ekranlarında göründüğünü fark eder, sonra Coco görüntüden kaybolunca onu bulmaya yardım etmek için bu ekranları kullanırlar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. on TV. — Kalıp ifadeler ve eşdizimler: Bunun TV’nin “içinde” olmak değil, bir televizyon ekranında veya programında görünmek anlamına geldiğini anlayıp medya bağlamlarında kullanabilirsin. 2. Stay where I can see you. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Stay where... yapısının güvenlik için yerle ilgili bir koşul koyduğunu fark ederek, “stay here” demekten daha net talimatları anlayabilirsin. 3. see if she's okay. — Kalıp ifadeler ve eşdizimler: see if... ifadesinin bir şeyin doğru olup olmadığını kontrol etmek anlamına geldiğini, özellikle birinin iyi olup olmadığını anlamak için kullanıldığını öğrenirsin.

Bu derste

Dad, look.

0:00

Baba, bak.

We're on TV. Kalıp ifadeler

0:00

Televizyondayız.

Kalıp ifadeler

on TV: televizyonda görünmek

Burada on TV, bir televizyon görüntüsünde ya da programında görünmek demektir. on edatı, televizyonu dokunulan bir yüzey olarak değil, kişinin görüldüğü bir iletişim aracı olarak sunar. Bu medya anlamında on kullanılır: izleyiciler kişiyi fiziksel bir televizyon ekranında görse bile İngilizcede on TV denir.

Alıştırma

“Bir televizyon programında veya görüntüsünde göründü” anlamındaki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: My teacher was ____ last night.

Cevabı göster

on TV

Oh, good one.

0:02

Oh, bu iyiydi.

I won't be long, kids. Kalıp ifadeler

0:03

İşim uzun sürmez, çocuklar.

Kalıp ifadeler

won't be long: kısa bir bekleyiş için güven vermek

I won't be long, “uzun sürmeyecek” veya “yakında döneceğim” anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi kısa süreliğine ayrılırken çocukları rahatlatmak için bu ifadeyi kullanır. Burada long, konuşan kişinin ne kadar süre uzakta ya da meşgul olacağını belirtir. İfadenin tamamı, bekleyişin kısa süreceğine dair küçük bir söz işlevi görür.

Alıştırma

Konuşan kişinin yakında döneceğini belirten kalıp ifadeyle güvence cümlesini tamamlayın: I'm just getting my bag. I ____.

Cevabı göster

won't be long

Stay where I can see you. Dilbilgisi

0:04

Sizi görebileceğim bir yerde kalın.

Dilbilgisi

Stay where I can see you: yer koşulu belirlemek

Stay where I can see you cümlesinde where I can see you bir yer yan cümleciğidir. Dinleyenin hangi alanda kalması gerektiğini, yani konuşanın onu görmeye devam edebileceği bir yeri belirtir. Buradaki where bir yer bildirir; soru sormaz. stay where + yan cümlecik kalıbı, alanı bir koşulla sınırlar; bu nedenle Stay here ifadesinden daha belirgindir. İzin verilen yer, where sözcüğünden sonra gelen içeriğe göre değişir.

Alıştırma

Yer koşulunu başlatan sözcükle cümleyi tamamlayın: Stay ____ I can see you.

Cevabı göster

where

Look, it's Dad.

0:09

Bakın, bu babam.

Hey, Dad's on TV.

0:10

Hey, babam televizyonda.

Hi dad.

0:12

Merhaba baba.

Oh, look, it's Coco.

0:14

Oh, bakın, bu Coco.

Hey, Coco.

0:15

Hey, Coco.

Hey, over here. Kalıp ifadeler

0:17

Hey, buraya.

Kalıp ifadeler

over here: dikkati konuşanın bulunduğu yere yöneltmek

Hey, over here ifadesinde over here, konuşanın bulunduğu yeri gösterir ve dinleyenin dikkatini o yöne çeker. Duruma göre bu tarafa bak veya buradayım anlamına gelebilir. Bu ifadede over, karşıya geçmek ya da üstünde olmak anlamına gelmez. Here sözcüğüne daha güçlü bir yön duygusu katar; bu nedenle Over here! kısa bir seslenme olarak doğal duyulur.

Alıştırma

Kalabalık bir odanın diğer tarafındasınız ve bir arkadaşınızın bulunduğunuz yöne bakmasını istiyorsunuz. En doğal seslenme hangisidir?

  1. Over here!
  2. See you there!
  3. Go ahead!
Cevabı göster

Over here!

Over here.

0:18

Buraya.

Look up. Kalıp ifadeler

0:19

Yukarı bak.

Kalıp ifadeler

Look up: yukarı bakmak

Bu cümlede Look up bir yönlendirmedir: gözlerini ve yüzünü yukarıdaki bir şeye çevirmeni söyler. Up, bakışın fiziksel yönünü belirtir. Look up ayrıca bilgi aramak anlamına gelebilir; ancak bu kullanımda genellikle look up a word örneğindeki gibi araştırılan bir bilgi nesnesi bulunur. Buradaki durum yukarı bakma hareketini gerektiriyor.

Alıştırma

Bu sahnede Look up. kişiye ne yapmasını söylüyor?

  1. Bakışlarını yukarıdaki bir şeye çevirmek.
  2. Bilgi aramak.
  3. Kayıp bir nesneyi bulmaya çalışmak.
Cevabı göster

Bakışlarını yukarıdaki bir şeye çevirmek.

Look up.

0:19

Yukarı bak.

Hey, where'd she go? Dilbilgisi

0:21

Hey, nereye gitti?

Dilbilgisi

where'd she go?: where did kısaltması

Burada where'd, where did ifadesinin konuşmadaki kısaltılmış biçimidir. Where'd she go?, gözden kaybolan kişinin nereye gittiğini sorar. Geçmiş zaman anlamını did taşır, bu nedenle go yalın hâlde kalır. where'd yazımı where would anlamına da gelebilir; ancak burada geçmişte gerçekten kaybolan birinden söz edildiği için intended anlam did'dir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinle ve duyduğun cümlenin aynısını seç. where'd sonundaki kısa /d/ sesine odaklan.

  1. Where does she go after lunch?
  2. Where'd she go after lunch?
  3. Where will she go after lunch?
Cevabı göster

Where'd she go after lunch?

Bluey, look, it's the Terriers.

0:22

Bluey, bak, bunlar Terriers.

Hey, Terriers.

0:24

Hey, Terriers.

Terriers.

0:25

Terriers.

Hey.

0:25

Hey.

Mum, please can we go home? Ton ve niyet

0:26

Anne, lütfen eve gidebilir miyiz?

Ton ve niyet

Please can we...?: nazikçe izin istemek

Please can we...? konuşanın da içinde olduğu bir grubun bir şeyi yapmak için nazikçe izin istemesidir. Bu cümlede can, annelerinin eve gitmelerine izin verip vermeyeceğini sorar; asıl konu bunu yapabilecek durumda olup olmadıkları değildir. Please isteğin tonunu yumuşatır. Bu sözcük dizilişi günlük Britanya İngilizcesinde doğaldır; Can we please...? de temelde aynı işlevi görür.

Alıştırma

İsteği Please can we...? kalıbıyla tamamlayın: Dad, ____ sit by the window?

Cevabı göster

please can we

This place smells like grandma. Kalıp ifadeler

0:29

Burası büyükanne gibi kokuyor.

Kalıp ifadeler

smells like...: bir kokuyu tanıdık bir şeyle ilişkilendirmek

Smells like... bir kokunun konuşana like sonrasındaki kişiyi veya şeyi hatırlattığı anlamına gelir. Burada mekânın kokusu çocuğa büyükannesini çağrıştırır; büyükannesinin orada olduğu anlamına gelmez. Bu kalıpta like, hoşlanmak değil benzemek anlamındadır. this place gibi tekil bir özneyle smell fiili -s alır: smells like + isim.

Alıştırma

Açıklamayı smells like... kalıbıyla tamamlayın: The room ____ fresh bread.

Cevabı göster

smells like

Oh, that's a bit much. Ton ve niyet

0:32

Oh, bu biraz abartılı.

Ton ve niyet

that's a bit much: bir şeyin aşırı olduğunu yumuşak biçimde söylemek

Bu cümlede that's a bit much, bir sözün, davranışın veya isteğin makul ya da uygun görülen sınırı aştığı anlamına gelir. Buradaki much gerçek bir miktarı değil, aşırılığın derecesini belirtir. A bit değerlendirmeyi yumuşattığı için eleştiri That's too much kadar doğrudan değildir. Yine de onaylamama anlamı taşır.

Alıştırma

Makul olmayan bir isteği yumuşak biçimde eleştiren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Asking him to pay for everyone is ____.

Cevabı göster

a bit much

Oh, Scarlet Bombshell.

0:34

Oh, Scarlet Bombshell.

Ah, it's Bluey.

0:38

Ah, bu Bluey.

They've seen us. Dilbilgisi

0:42

Bizi gördüler.

Dilbilgisi

They've seen us: mevcut sonucu anlatan present perfect

They've seen us, They have seen us ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Have ile geçmiş zaman ortacı seen birlikte present perfect yapısını oluşturur. Burada görme eyleminin tamamlandığı ve sonucunun şu anda önemli olduğu bildirilir: artık orada olduğumuzu biliyor veya fark etmiş durumdalar. Olay belirli ve bitmiş bir geçmiş zamana yerleştirilmez; odak mevcut durumdadır.

Alıştırma

Muhafızların artık sizi fark ettiğini az önce anladınız. Bu yeni mevcut sonucu en iyi hangi cümle bildirir?

  1. They've seen us.
  2. They see us every morning.
  3. They saw us yesterday.
Cevabı göster

They've seen us.

Hey.

0:43

Hey.

Hi.

0:43

Selam.

Hi, Terriers.

0:44

Selam, Terriers.

Oh, they're gone.

0:47

Oh, gittiler.

It's Winton.

0:48

Bu Winton.

Oh, yeah.

0:49

Oh, evet.

He's seen us too.

0:50

O da bizi gördü.

Hi.

0:52

Selam.

He's dancing.

0:54

Dans ediyor.

That will get Coco's attention. Oh, yeah. Kalıp ifadeler

0:56

Bu Coco'nun dikkatini çekecek. Oh, evet.

Kalıp ifadeler

get Coco's attention: birinin fark etmesini sağlamak

Get someone's attention, birinin sizi ya da bir şeyi fark etmesini sağlamak demektir. Bu cümlede, yapılan hareketin Coco'nun bakmasını ya da tepki vermesini sağlaması beklenir; get burada almak veya elde etmek anlamında değildir. Kalıp get + iyelik biçimi + attention şeklindedir: get Coco's attention, get her attention. Birinin odağını çeken bir hareketi anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Mia'nın adını ve get someone's attention kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Mia was across the room, so I waved to ____.

Cevabı göster

get Mia's attention

Coco's not looking up.

1:15

Coco yukarı bakmıyor.

We need to find her and see if she's okay. Kalıp ifadeler

1:17

Onu bulmalı ve iyi mi diye bakmalıyız.

Kalıp ifadeler

see if she's okay: iyi olup olmadığını kontrol etmek

See if, kontrol edilecek veya doğrulanacak durumu ifade eder. Burada see if she's okay, onun güvende ve iyi olup olmadığını öğrenmek anlamına gelir; see yalnızca gözle bakmak demek değildir. Bu kalıpta if, whether gibi “olup olmadığını” anlamına gelir ve ardından düz cümle sırası gelir: see if + özne + fiil. Bir if...then koşulu oluşturmaz.

Alıştırma

“Olup olmadığını kontrol etmek” anlamında see if kullanın: The baby has stopped crying, so let's ____ she is asleep.

Cevabı göster

see if

Where is she?

1:19

Nerede o?

I don't know.

1:20

Bilmiyorum.

Somewhere in here. Kalıp ifadeler

1:21

Buralarda bir yerde.

Kalıp ifadeler

Somewhere in here: bu alanın içinde bilinmeyen bir yer

Somewhere, bilinmeyen ya da belirtilmemiş bir yeri anlatır. In here, bu yeri konuşanın işaret ettiği alanın veya kabın içiyle sınırlar. Bu söz kısa bir cümle parçasıdır; tam düşünce She is somewhere in here. olabilir. Genel arama alanı biliniyor ama kesin konum bilinmiyorsa bu kalıbı kullanabilirsin.

Alıştırma

Elinde bir çanta var. Anahtarların çantanın içinde olduğunu bildiğini ama kesin yerlerini bilmediğini hangi cümle anlatır?

  1. The keys are right here.
  2. The keys are somewhere in here.
  3. The keys are somewhere outside.
Cevabı göster

The keys are somewhere in here.

I could go and look for her. Notlar

1:23

Gidip onu arayabilirim.

Ton ve niyet

I could go and look for her: temkinli bir yardım teklifi

Burada I could + fiilin yalın hâli olası bir eylem sunar: konuşan kişi gidip onu aramayı teklif eder. Bu cümlede could geçmişteki bir beceriyi anlatmaz. I'll go and look for her ile karşılaştırıldığında I could..., başkalarının bu fikri kabul etmesine yer bırakır. Go and look for iki eylemi bağlar: önce gitmek, sonra onu aramak.

Alıştırma

Kararın kesin olduğunu söylemeden olası bir planı en doğal biçimde hangi cümle önerir?

  1. I'll call the shop.
  2. I called the shop.
  3. I could call the shop.
Cevabı göster

I could call the shop.

Kalıp ifadeler

look for her: onu aramak

Look for someone, nerede olduğunu bilmediğin birini bulmaya çalışmak demektir. Bu cümlede her, aranan kişiyi gösterir ve for ifadenin vazgeçilmez bir parçasıdır. Look for ifadesini bir bütün olarak öğren. Temel yapı look for + kişi veya nesne şeklindedir; yalnızca birine bakmayı değil, aramayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi ‘bulmaya çalışmak’ anlamına gelen look ifadesiyle tamamla: Your keys are missing, so let's ____ them together.

Cevabı göster

look for

Yeah, and I can guide you on the TVs. Kalıp ifadeler

1:24

Evet, ben de seni televizyonlardan yönlendirebilirim.

Kalıp ifadeler

guide you on the TVs: ekran görüntüleriyle yol göstermek

Guide you, yön tarif ederek nereye gitmen gerektiğini anlamana yardımcı olmak demektir. Burada konuşan kişi birkaç televizyon ekranındaki görüntüleri izleyip bu bilgileri diğer kişiye yol göstermek için kullanabilir. On the TVs, yararlı görüntülerin göründüğü ekranları belirtir. Kişinin televizyonların üstünde durduğu anlamına gelmez ve guide you on the TVs uzaktan yol göstermeyi anlatan genel bir kalıp değildir.

Alıştırma

Birkaç televizyon ekranında bir kişinin rotası görülüyor. Bu durumda I can guide you on the TVs ne anlama gelir?

  1. Seni televizyonların üstüne koyabilirim.
  2. Televizyon ekranlarındaki görüntüleri kullanarak sana yol tarifi verebilirim.
  3. Sana televizyonları nasıl tamir edeceğini öğretebilirim.
Cevabı göster

Televizyon ekranlarındaki görüntüleri kullanarak sana yol tarifi verebilirim.

Yeah.

1:27

Evet.

Go and ask Dad, if that's okay. Ton ve niyet

1:28

Git babama sor, bir sakıncası yoksa.

Ton ve niyet

if that's okay ile kibarca onay isteme

Burada if that's okay, eylemin yalnızca ilgili kişi kabul ederse yapılması gerektiğini anlatır. Bu sahnede önce babaya sorup izin almak gerektiğini belirtir. Katı bir mantık koşulu kurmaz. Cümlenin sonunda kullanıldığında önceki talimatı yumuşatır. Karşıdaki kişiye evet ya da hayır deme alanı bırakır. Bir isteğin, önerinin veya planın ardından eklenerek planın uygun olup olmadığı kontrol edilebilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir planı kibarca önerirken karşıdaki kişiye kabul etme veya reddetme alanı bırakır?

  1. We must meet at ten, no discussion.
  2. We met at ten yesterday.
  3. We'll meet at ten, if that's okay.
Cevabı göster

We'll meet at ten, if that's okay.

Yes, okay.

1:36

Evet, tamam.

Go out that way. Kalıp ifadeler

1:36

O taraftan çık.

Go down that way.

1:42

O yoldan in.

Kalıp ifadeler

Go out that way ... Go down that way ile yön tarif etme

Bu komutlarda yön tarif etmek için go + yön sözcüğü + that way yapısı kullanılır. Out, içeriden dışarıya hareket etmek demektir. Down çoğu zaman bir yol, koridor veya patika boyunca ilerlemeyi anlatır. İki kısa komut, güzergâhı adım adım verir. Burada that way, gösterilen yönde demektir. Kişi parmağıyla gösterebilir, o yöne bakabilir, harita kullanabilir veya ortak bir ekran gösterebilir. Bu yön tarifinde o şekilde anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir koridoru gösteriyorsunuz. Hangi cümle ziyaretçiye o yönde ilerlemesini doğal biçimde söyler?

  1. Do it that way.
  2. Go down that way.
  3. Put it down over there.
Cevabı göster

Go down that way.

Yeah, that's it. Ton ve niyet

1:47

Evet, işte böyle.

Ton ve niyet

that's it: hareketin doğru olduğunu onaylama

Burada that's it, “Evet, doğru yapıyorsun” veya “Evet, doğru yön bu” anlamına gelir. Bir kişi verilen yönlendirmeyi uygularken yaptığı şeyin doğru olduğunu anında onaylar. it zamiri fiziksel bir nesneyi değil, kişinin o anki hareketini, konumunu veya yöntemini ifade eder.

Alıştırma

Bir arkadaşınız talimatlarınızı izleyerek kameranın konumunu ayarlıyor. Konumun artık doğru olduğunu hangi yanıt onaylar?

  1. That's it.
  2. That's all.
  3. That's mine.
Cevabı göster

That's it.

Keep going. Kalıp ifadeler

1:51

Devam et.

Kalıp ifadeler

Keep going: durmadan devam etmek

Keep going, “devam et” veya “durma” anlamına gelir. Bu cümlede birine aynı yönde ilerlemeye devam etmesi söylenir. keep + fiilin -ing biçimi, bir eylemi sürdürmeyi anlatır: keep trying, keep walking, keep working. Burada keep devamlılık bildirir; “saklamak” veya “muhafaza etmek” anlamında değildir.

Alıştırma

Teşvik cümlesini go fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Keep ____—you're nearly there.

Cevabı göster

going

Find Coco.

1:52

Coco'yu bul.

Ah, you found Winton.

1:55

Ah, Winton'ı buldun.