TV Dükkanı 📺 | Yepyeni - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Çocuklar ailelerinin ve arkadaşlarının TV ekranlarında göründüğünü fark eder, sonra Coco görüntüden kaybolunca onu bulmaya yardım etmek için bu ekranları kullanırlar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. on TV. — Kalıp ifadeler ve eşdizimler: Bunun TV’nin “içinde” olmak değil, bir televizyon ekranında veya programında görünmek anlamına geldiğini anlayıp medya bağlamlarında kullanabilirsin. 2. Stay where I can see you. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Stay where... yapısının güvenlik için yerle ilgili bir koşul koyduğunu fark ederek, “stay here” demekten daha net talimatları anlayabilirsin. 3. see if she's okay. — Kalıp ifadeler ve eşdizimler: see if... ifadesinin bir şeyin doğru olup olmadığını kontrol etmek anlamına geldiğini, özellikle birinin iyi olup olmadığını anlamak için kullanıldığını öğrenirsin.
Bu derste
on TV: televizyonda görünmek
Burada on TV, bir televizyon görüntüsünde ya da programında görünmek demektir. on edatı, televizyonu dokunulan bir yüzey olarak değil, kişinin görüldüğü bir iletişim aracı olarak sunar. Bu medya anlamında on kullanılır: izleyiciler kişiyi fiziksel bir televizyon ekranında görse bile İngilizcede on TV denir.
Alıştırma
“Bir televizyon programında veya görüntüsünde göründü” anlamındaki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: My teacher was ____ last night.
Cevabı göster
on TV
won't be long: kısa bir bekleyiş için güven vermek
I won't be long, “uzun sürmeyecek” veya “yakında döneceğim” anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi kısa süreliğine ayrılırken çocukları rahatlatmak için bu ifadeyi kullanır. Burada long, konuşan kişinin ne kadar süre uzakta ya da meşgul olacağını belirtir. İfadenin tamamı, bekleyişin kısa süreceğine dair küçük bir söz işlevi görür.
Alıştırma
Konuşan kişinin yakında döneceğini belirten kalıp ifadeyle güvence cümlesini tamamlayın: I'm just getting my bag. I ____.
Cevabı göster
won't be long
Stay where I can see you: yer koşulu belirlemek
Stay where I can see you cümlesinde where I can see you bir yer yan cümleciğidir. Dinleyenin hangi alanda kalması gerektiğini, yani konuşanın onu görmeye devam edebileceği bir yeri belirtir. Buradaki where bir yer bildirir; soru sormaz. stay where + yan cümlecik kalıbı, alanı bir koşulla sınırlar; bu nedenle Stay here ifadesinden daha belirgindir. İzin verilen yer, where sözcüğünden sonra gelen içeriğe göre değişir.
Alıştırma
Yer koşulunu başlatan sözcükle cümleyi tamamlayın: Stay ____ I can see you.
Cevabı göster
where
over here: dikkati konuşanın bulunduğu yere yöneltmek
Hey, over here ifadesinde over here, konuşanın bulunduğu yeri gösterir ve dinleyenin dikkatini o yöne çeker. Duruma göre bu tarafa bak veya buradayım anlamına gelebilir. Bu ifadede over, karşıya geçmek ya da üstünde olmak anlamına gelmez. Here sözcüğüne daha güçlü bir yön duygusu katar; bu nedenle Over here! kısa bir seslenme olarak doğal duyulur.
Alıştırma
Kalabalık bir odanın diğer tarafındasınız ve bir arkadaşınızın bulunduğunuz yöne bakmasını istiyorsunuz. En doğal seslenme hangisidir?
- Over here!
- See you there!
- Go ahead!
Cevabı göster
Over here!
Look up: yukarı bakmak
Bu cümlede Look up bir yönlendirmedir: gözlerini ve yüzünü yukarıdaki bir şeye çevirmeni söyler. Up, bakışın fiziksel yönünü belirtir. Look up ayrıca bilgi aramak anlamına gelebilir; ancak bu kullanımda genellikle look up a word örneğindeki gibi araştırılan bir bilgi nesnesi bulunur. Buradaki durum yukarı bakma hareketini gerektiriyor.
Alıştırma
Bu sahnede Look up. kişiye ne yapmasını söylüyor?
- Bakışlarını yukarıdaki bir şeye çevirmek.
- Bilgi aramak.
- Kayıp bir nesneyi bulmaya çalışmak.
Cevabı göster
Bakışlarını yukarıdaki bir şeye çevirmek.
where'd she go?: where did kısaltması
Burada where'd, where did ifadesinin konuşmadaki kısaltılmış biçimidir. Where'd she go?, gözden kaybolan kişinin nereye gittiğini sorar. Geçmiş zaman anlamını did taşır, bu nedenle go yalın hâlde kalır. where'd yazımı where would anlamına da gelebilir; ancak burada geçmişte gerçekten kaybolan birinden söz edildiği için intended anlam did'dir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinle ve duyduğun cümlenin aynısını seç. where'd sonundaki kısa /d/ sesine odaklan.
- Where does she go after lunch?
- Where'd she go after lunch?
- Where will she go after lunch?
Cevabı göster
Where'd she go after lunch?
Please can we...?: nazikçe izin istemek
Please can we...? konuşanın da içinde olduğu bir grubun bir şeyi yapmak için nazikçe izin istemesidir. Bu cümlede can, annelerinin eve gitmelerine izin verip vermeyeceğini sorar; asıl konu bunu yapabilecek durumda olup olmadıkları değildir. Please isteğin tonunu yumuşatır. Bu sözcük dizilişi günlük Britanya İngilizcesinde doğaldır; Can we please...? de temelde aynı işlevi görür.
Alıştırma
İsteği Please can we...? kalıbıyla tamamlayın: Dad, ____ sit by the window?
Cevabı göster
please can we
smells like...: bir kokuyu tanıdık bir şeyle ilişkilendirmek
Smells like... bir kokunun konuşana like sonrasındaki kişiyi veya şeyi hatırlattığı anlamına gelir. Burada mekânın kokusu çocuğa büyükannesini çağrıştırır; büyükannesinin orada olduğu anlamına gelmez. Bu kalıpta like, hoşlanmak değil benzemek anlamındadır. this place gibi tekil bir özneyle smell fiili -s alır: smells like + isim.
Alıştırma
Açıklamayı smells like... kalıbıyla tamamlayın: The room ____ fresh bread.
Cevabı göster
smells like
that's a bit much: bir şeyin aşırı olduğunu yumuşak biçimde söylemek
Bu cümlede that's a bit much, bir sözün, davranışın veya isteğin makul ya da uygun görülen sınırı aştığı anlamına gelir. Buradaki much gerçek bir miktarı değil, aşırılığın derecesini belirtir. A bit değerlendirmeyi yumuşattığı için eleştiri That's too much kadar doğrudan değildir. Yine de onaylamama anlamı taşır.
Alıştırma
Makul olmayan bir isteği yumuşak biçimde eleştiren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Asking him to pay for everyone is ____.
Cevabı göster
a bit much
They've seen us: mevcut sonucu anlatan present perfect
They've seen us, They have seen us ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Have ile geçmiş zaman ortacı seen birlikte present perfect yapısını oluşturur. Burada görme eyleminin tamamlandığı ve sonucunun şu anda önemli olduğu bildirilir: artık orada olduğumuzu biliyor veya fark etmiş durumdalar. Olay belirli ve bitmiş bir geçmiş zamana yerleştirilmez; odak mevcut durumdadır.
Alıştırma
Muhafızların artık sizi fark ettiğini az önce anladınız. Bu yeni mevcut sonucu en iyi hangi cümle bildirir?
- They've seen us.
- They see us every morning.
- They saw us yesterday.
Cevabı göster
They've seen us.
That will get Coco's attention. Oh, yeah. Kalıp ifadeler
0:56Bu Coco'nun dikkatini çekecek. Oh, evet.
get Coco's attention: birinin fark etmesini sağlamak
Get someone's attention, birinin sizi ya da bir şeyi fark etmesini sağlamak demektir. Bu cümlede, yapılan hareketin Coco'nun bakmasını ya da tepki vermesini sağlaması beklenir; get burada almak veya elde etmek anlamında değildir. Kalıp get + iyelik biçimi + attention şeklindedir: get Coco's attention, get her attention. Birinin odağını çeken bir hareketi anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Mia'nın adını ve get someone's attention kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Mia was across the room, so I waved to ____.
Cevabı göster
get Mia's attention
We need to find her and see if she's okay. Kalıp ifadeler
1:17Onu bulmalı ve iyi mi diye bakmalıyız.
see if she's okay: iyi olup olmadığını kontrol etmek
See if, kontrol edilecek veya doğrulanacak durumu ifade eder. Burada see if she's okay, onun güvende ve iyi olup olmadığını öğrenmek anlamına gelir; see yalnızca gözle bakmak demek değildir. Bu kalıpta if, whether gibi “olup olmadığını” anlamına gelir ve ardından düz cümle sırası gelir: see if + özne + fiil. Bir if...then koşulu oluşturmaz.
Alıştırma
“Olup olmadığını kontrol etmek” anlamında see if kullanın: The baby has stopped crying, so let's ____ she is asleep.
Cevabı göster
see if
Somewhere in here: bu alanın içinde bilinmeyen bir yer
Somewhere, bilinmeyen ya da belirtilmemiş bir yeri anlatır. In here, bu yeri konuşanın işaret ettiği alanın veya kabın içiyle sınırlar. Bu söz kısa bir cümle parçasıdır; tam düşünce She is somewhere in here. olabilir. Genel arama alanı biliniyor ama kesin konum bilinmiyorsa bu kalıbı kullanabilirsin.
Alıştırma
Elinde bir çanta var. Anahtarların çantanın içinde olduğunu bildiğini ama kesin yerlerini bilmediğini hangi cümle anlatır?
- The keys are right here.
- The keys are somewhere in here.
- The keys are somewhere outside.
Cevabı göster
The keys are somewhere in here.
I could go and look for her: temkinli bir yardım teklifi
Burada I could + fiilin yalın hâli olası bir eylem sunar: konuşan kişi gidip onu aramayı teklif eder. Bu cümlede could geçmişteki bir beceriyi anlatmaz. I'll go and look for her ile karşılaştırıldığında I could..., başkalarının bu fikri kabul etmesine yer bırakır. Go and look for iki eylemi bağlar: önce gitmek, sonra onu aramak.
Alıştırma
Kararın kesin olduğunu söylemeden olası bir planı en doğal biçimde hangi cümle önerir?
- I'll call the shop.
- I called the shop.
- I could call the shop.
Cevabı göster
I could call the shop.
look for her: onu aramak
Look for someone, nerede olduğunu bilmediğin birini bulmaya çalışmak demektir. Bu cümlede her, aranan kişiyi gösterir ve for ifadenin vazgeçilmez bir parçasıdır. Look for ifadesini bir bütün olarak öğren. Temel yapı look for + kişi veya nesne şeklindedir; yalnızca birine bakmayı değil, aramayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi ‘bulmaya çalışmak’ anlamına gelen look ifadesiyle tamamla: Your keys are missing, so let's ____ them together.
Cevabı göster
look for
Yeah, and I can guide you on the TVs. Kalıp ifadeler
1:24Evet, ben de seni televizyonlardan yönlendirebilirim.
guide you on the TVs: ekran görüntüleriyle yol göstermek
Guide you, yön tarif ederek nereye gitmen gerektiğini anlamana yardımcı olmak demektir. Burada konuşan kişi birkaç televizyon ekranındaki görüntüleri izleyip bu bilgileri diğer kişiye yol göstermek için kullanabilir. On the TVs, yararlı görüntülerin göründüğü ekranları belirtir. Kişinin televizyonların üstünde durduğu anlamına gelmez ve guide you on the TVs uzaktan yol göstermeyi anlatan genel bir kalıp değildir.
Alıştırma
Birkaç televizyon ekranında bir kişinin rotası görülüyor. Bu durumda I can guide you on the TVs ne anlama gelir?
- Seni televizyonların üstüne koyabilirim.
- Televizyon ekranlarındaki görüntüleri kullanarak sana yol tarifi verebilirim.
- Sana televizyonları nasıl tamir edeceğini öğretebilirim.
Cevabı göster
Televizyon ekranlarındaki görüntüleri kullanarak sana yol tarifi verebilirim.
if that's okay ile kibarca onay isteme
Burada if that's okay, eylemin yalnızca ilgili kişi kabul ederse yapılması gerektiğini anlatır. Bu sahnede önce babaya sorup izin almak gerektiğini belirtir. Katı bir mantık koşulu kurmaz. Cümlenin sonunda kullanıldığında önceki talimatı yumuşatır. Karşıdaki kişiye evet ya da hayır deme alanı bırakır. Bir isteğin, önerinin veya planın ardından eklenerek planın uygun olup olmadığı kontrol edilebilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir planı kibarca önerirken karşıdaki kişiye kabul etme veya reddetme alanı bırakır?
- We must meet at ten, no discussion.
- We met at ten yesterday.
- We'll meet at ten, if that's okay.
Cevabı göster
We'll meet at ten, if that's okay.
Go out that way ... Go down that way ile yön tarif etme
Bu komutlarda yön tarif etmek için go + yön sözcüğü + that way yapısı kullanılır. Out, içeriden dışarıya hareket etmek demektir. Down çoğu zaman bir yol, koridor veya patika boyunca ilerlemeyi anlatır. İki kısa komut, güzergâhı adım adım verir. Burada that way, gösterilen yönde demektir. Kişi parmağıyla gösterebilir, o yöne bakabilir, harita kullanabilir veya ortak bir ekran gösterebilir. Bu yön tarifinde o şekilde anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir koridoru gösteriyorsunuz. Hangi cümle ziyaretçiye o yönde ilerlemesini doğal biçimde söyler?
- Do it that way.
- Go down that way.
- Put it down over there.
Cevabı göster
Go down that way.
that's it: hareketin doğru olduğunu onaylama
Burada that's it, “Evet, doğru yapıyorsun” veya “Evet, doğru yön bu” anlamına gelir. Bir kişi verilen yönlendirmeyi uygularken yaptığı şeyin doğru olduğunu anında onaylar. it zamiri fiziksel bir nesneyi değil, kişinin o anki hareketini, konumunu veya yöntemini ifade eder.
Alıştırma
Bir arkadaşınız talimatlarınızı izleyerek kameranın konumunu ayarlıyor. Konumun artık doğru olduğunu hangi yanıt onaylar?
- That's it.
- That's all.
- That's mine.
Cevabı göster
That's it.
Keep going: durmadan devam etmek
Keep going, “devam et” veya “durma” anlamına gelir. Bu cümlede birine aynı yönde ilerlemeye devam etmesi söylenir. keep + fiilin -ing biçimi, bir eylemi sürdürmeyi anlatır: keep trying, keep walking, keep working. Burada keep devamlılık bildirir; “saklamak” veya “muhafaza etmek” anlamında değildir.
Alıştırma
Teşvik cümlesini go fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Keep ____—you're nearly there.
Cevabı göster
going