Zehirli hayvanlar neden kendilerini zehirlemez? - Rebecca D. Tarvin: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
660 kelime 141 kel/dk

Video özeti: Bu bilim anlatımı, Darwin’in bir böcekle yaşadığı acı verici karşılaşmadan başlar; ardından zehirli hayvanların güvenli depolama, biyokimyasal direnç ve avcı-av arasındaki uzun birlikte evrim sayesinde kendi toksinlerinden nasıl zarar görmediğini gösterir. Başlıca İngilizce noktaları: 1. Stashing one of the insects in his mouth for safekeeping, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları; cümle başındaki -ing yapısını arka plan ya da eşlik eden eylem olarak tanıyabilir, böylece anlatıdaki ana olayı daha derli toplu izleyebilirsin. 2. Think of the molecular target of a neurotoxic alkaloid as a lock and the alkaloid itself as the key. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik; Think of A as B kalıbıyla soyut bir bilimsel mekanizmayı dinleyenin akıl yürütebileceği net bir benzetmeye dönüştürebilirsin. 3. an evolutionary arms race that plays out over millions of years. — Deyimler ve mecaz ifadeler; arms race ifadesini gerçek bir askerî çatışma değil, iki tarafın uyumlarının giderek tırmandığı bir mecaz olarak anlayabilirsin.

Bu derste

One fine day, when Charles Darwin was still a student at Cambridge, Notlar

0:07

Charles Darwin'in Cambridge'de öğrenci olduğu güzel bir günde,

Anlatım akışı

Hikâye başlangıcı olarak One fine day

One fine day, dinleyiciyi kesin olarak belirtilmemiş bir zamana götürür ve bir hikâyenin başladığını bildirir. Zamanı kuran bir çerçevedir; olayın kendisi daha sonra gelir. Bu kalıpta fine, ayrıntılı bir hava durumu bilgisi vermek yerine hoş ve biraz masalsı bir ton katar. Bir sonucun ne kadar iyi olduğunu da anlatmaz.

Alıştırma

Bu açılışta One fine day ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Kesin takvim tarihini verir.
  2. Bir hikâyenin başlangıcını belirtilmemiş bir zamanda çerçeveler.
  3. Darwin'ın çalışmasının sonucunun iyi olduğunu söyler.
Cevabı göster

Bir hikâyenin başlangıcını belirtilmemiş bir zamanda çerçeveler.

Dilbilgisi

when ... was still ... ile zaman arka planını kurmak

when Charles Darwin was still a student at Cambridge yan cümlesi, henüz belirtilmemiş bir olayın zaman arka planını kurar. When bu bölümü bağımlı bir zaman yan cümlesi yaptığı için dinleyici, hikâyeyi sürdürecek bir ana cümle bekler. Yan cümledeki still, Cambridge'de öğrenci olma durumunun o sırada devam ettiğini gösterir. Anlatıda baştaki when yan cümlesi önce arka planı verir; ana olay ise hikâyeyi ilerletir.

Alıştırma

Bu parçada when Charles Darwin was still a student at Cambridge bölümünün görevi nedir?

  1. Hikâyenin ana olayını belirtir.
  2. Darwin'ın ne zaman okuduğunu soran tam bir sorudur.
  3. Daha sonra gelecek ana olay için zaman arka planı sağlar.
Cevabı göster

Daha sonra gelecek ana olay için zaman arka planı sağlar.

the budding naturalist tore some old bark off a tree and found two rare beetles underneath. Notlar

0:12

bu tomurcuklanan doğa bilimci bir ağaçtan eski bir kabuk kopardı ve altında iki nadir böcek buldu.

Kelime

budding naturalist: yolun başında ve gelecek vadeden doğa bilimci

Budding naturalist ifadesindeki budding mecaz anlamda kullanılır. Kişinin doğa bilimci olarak gelişiminin henüz başında olduğunu, ancak gelecek vadettiğini veya ilgisinin giderek arttığını anlatır. Bu ifade, kişinin zaten ünlü ya da tamamen yerleşik bir doğa bilimci olduğu anlamına gelmez. İmge, büyümeye yeni başlayan bir bitki tomurcuğundan gelir.

Alıştırma

Bu cümlede budding naturalist ne anlama gelir?

  1. Henüz başlangıç aşamasında olan ve gelecek vadeden bir doğa bilimci
  2. Bitki tomurcuklarını inceleyen bir doğa bilimci
  3. Uzun bir kariyere sahip ünlü bir doğa bilimci
Cevabı göster

Henüz başlangıç aşamasında olan ve gelecek vadeden bir doğa bilimci

Öbek fiiller

tear ... off: bağlı bir şeyi yırtarak çıkarmak

Burada tore, tear fiilinin geçmiş zaman biçimidir. tear + bir şey + off + bir yüzey veya kaynak yapısı, bağlı bir şeyi çekip yırtarak bağlı olduğu yerden ayırmak anlamına gelir. Off, eylemin sonucunu belirtir: kabuk artık ağaca bağlı değildir. Off olmadan tear yalnızca yırtma eylemini anlatır; çıkarma sonucunu açıkça ifade etmez.

Alıştırma

Tear fiilinin geçmiş zaman biçimini ve çıkarma anlamı veren parçacığı kullanın: Yesterday, Maya ____ the price tag ____ the gift box.

Cevabı göster

tore · off

He'd just taken one beetle in each hand when he spotted a third beetle. Dilbilgisi

0:19

Her iki eline birer böcek almıştı ki üçüncü bir böceği fark etti.

Dilbilgisi

He'd just taken ... when he spotted ...: biri yeni bitmişken başka bir olayın gerçekleşmesi

Bu cümlede He'd, He had anlamındadır; çünkü ardından geçmiş zaman ortacı taken gelir. Had just taken, past perfect yapısıdır ve ilk eylemi başka bir geçmiş olayın, he spotted a third beetle, hemen öncesine yerleştirir. had just + past participle + when + simple past kalıbı, bir eylem daha yeni bitmişken sıradaki olayın gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi had just ve put on fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: Nora ____ her coat when it began to rain.

Cevabı göster

had just put on

Stashing one of the insects in his mouth for safekeeping, Notlar

0:24

Güvende tutmak için böceklerden birini ağzına sakladı,

Kalıp ifadeler

for safekeeping: güvenli saklama amacını belirtmek

For safekeeping, “bir eşyanın kaybolmaması, çalınmaması veya zarar görmemesi için güvenli biçimde saklanması amacıyla” anlamına gelir. Bu cümlede for, böceği saklama amacını belirtir. Safekeeping bir isimdir; bu nedenle for safekeeping, amaç bildiren kalıplaşmış bir ifadedir. Ağız alışılmadık bir saklama yeridir, ancak ifade burada normal anlamını korur.

Alıştırma

“Güvenli biçimde saklanması için” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: I left the spare key with my neighbor ____.

Cevabı göster

for safekeeping

he reached for the new specimen when a sudden spray of hot bitter fluid Kalıp ifadeler

0:28

yeni örneğe uzandığında aniden fışkıran sıcak, acı bir sıvı

Dilbilgisi

Stashing ... for safekeeping, + ana cümle: -ing yan cümlesiyle arka plan verme

Stashing one of the insects in his mouth for safekeeping, cümle başında kullanılan bir -ing ortaç yan cümlesidir. Cümlenin ana fiili değildir; ana eylem olan he reached for the new specimen için arka plan sağlar. Stashing eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan he sözcüğüdür. Bu yapı, aynı kişinin iki eylemini tek cümlede toplar ve -ing yan cümlesi ana olaya zemin hazırlar.

Alıştırma

Cümle başındaki -ing yan cümlesini Maya'nın yaptığı bir eylemi anlatmak için doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Put her phone in her bag, Maya entering the library.
  2. Putting her phone in her bag, Maya entered the library.
  3. Putting her phone in her bag, the library doors opened.
Cevabı göster

Putting her phone in her bag, Maya entered the library.

scalded his tongue. Kelime

0:33

dilini yaktı.

Kalıp ifadeler

reached for the new specimen: reach for + nesne

Reached for the new specimen, yeni örneğe dokunmaya veya onu almaya çalışmak için elini ona doğru uzattığı anlamına gelir. Reach for + nesne, hareketin yöneldiği hedefi belirtir. Bu ifade tamamlanmış bir sonucu değil, bir girişimi veya hareketi anlatır; örneği gerçekten almış da olabilir, alamamış da olabilir. Burada for, reach ile birlikte kullanılan yapının parçasıdır ve amaç bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümle, Lena’nın telefonu aldığını söylemeden elini telefona doğru uzattığını anlatır?

  1. Lena reached the phone just before it stopped ringing.
  2. Lena picked up the phone and answered it.
  3. Lena reached for the phone, but it slid away.
Cevabı göster

Lena reached for the phone, but it slid away.

Kelime

scalded his tongue: sıcak sıvının neden olduğu yanık

Burada scalded his tongue, sıcak sıvının ısıyla dilini yaraladığı anlamına gelir. Scald özellikle sıcak sıvı veya buharın yol açtığı yanıklar için kullanılır; bu nedenle yalnızca hurt demekten daha özeldir. Yaygın yapı scald + kişi veya vücut bölümü şeklindedir. Geçmiş zaman biçimi scalded, yaralanmaya sıcak sıvının neden olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede scalded his tongue ne anlama geliyor?

  1. Acı tat dilini uyuşturdu.
  2. Uzanırken dilini ısırdı.
  3. Sıcak sıvı, ısıyla dilini yaraladı.
Cevabı göster

Sıcak sıvı, ısıyla dilini yaraladı.

Darwin's assailant was the bombardier beetle. Kelime

0:35

Darwin'in saldırganı bombardıman böceğiydi.

Kelime

Darwin's assailant: saldırgan için resmî ve dramatik bir ad

Darwin's assailant, Darwin'a saldıran kişi veya canlı demektir. İyelik yapısı saldırganı, saldırıya uğrayan kişi olarak Darwin'la ilişkilendirir; Darwin'ın saldırganın sahibi olduğunu anlatmaz. Assailant, çoğunlukla birine saldıran kişi için kullanılan resmî bir isimdir. Bir böceğe assailant demek ona insana benzer bir rol verir ve kimliğinin açıklanmasını biraz dramatik ve mizahi hâle getirir.

Alıştırma

Darwin's assailant burada neden biraz mizahi geliyor?

  1. Assailant sözcüğünü böceğin bilimsel adı olarak ele alır.
  2. Resmî assailant sözcüğünü kullanarak böceği Darwin'ın saldırganı olarak sunar.
  3. Darwin'ın böceği evcil hayvan olarak beslediğini söyler.
Cevabı göster

Resmî assailant sözcüğünü kullanarak böceği Darwin'ın saldırganı olarak sunar.

It's one of thousands of animal species like frogs, jellyfish, salamanders, Dilbilgisi

0:38

Kendini savunmak için zehirli kimyasallar kullanan kurbağa, denizanası, semender

and snakes that use toxic chemicals to defend themselves. Dilbilgisi

0:43

ve yılan gibi binlerce hayvan türünden biridir.

Dilbilgisi

one of thousands of animal species: büyük bir grubun bir üyesi

One of thousands of animal species, hakkında konuşulan tek hayvanı çok büyük bir grubun içine yerleştirir. Kalıp one of + çoğul isim öbeği biçimindedir: binlerce türden bir tanesi. Açıklayıcı metinlerde bu yapı, tek bir örneği daha geniş bir örüntüye bağlar. Vurgu, hayvanın eşsiz olmasında değil, ardından anlatılan genel özelliği başka birçok hayvan türünün de paylaşmasındadır.

Alıştırma

Hedef one of thousands of + çoğul isim kalıbını ve species ismini kullanarak cümleyi tamamlayın: This beetle is ____.

Cevabı göster

one of thousands of species

Dilbilgisi

that use toxic chemicals to defend themselves: species sözcüğünü açıklayan ilgi cümleciği

that use toxic chemicals to defend themselves yan cümleciği, çoğul animal species isim öbeğini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Bu türlerin paylaştığı özelliği açıklar ve yeni bir cümle başlatmak yerine isme bağlı kalır. That, ilgi cümleciğinin öznesidir; bu yüzden use, çoğul species ile uyumludur. to defend themselves mastar yapısı amaç bildirir: Türler kendilerini korumak için kimyasalları kullanır.

Alıştırma

Hangi cümle, çoğul bir grubu anlatmak için that cümleciğini doğru kullanır?

  1. Birds that they migrate at night often use the stars.
  2. Birds that migrate at night often use the stars.
  3. Birds that migrates at night often use the stars.
Cevabı göster

Birds that migrate at night often use the stars.

In this case, Anlatım akışı

0:46

Bu durumda,

by spewing poisonous liquid from glands in its abdomen.

0:47

karnındaki bezlerden zehirli sıvı fışkırtarak bunu yapar.

Anlatım akışı

In this case ... by spewing: bir örnek seçmek ve yöntemini açıklamak

In this case, daha genel bir açıklamadan o anda anlatılan belirli örneğe geçerek konuyu daraltır. Dinleyiciye “Bu örnekte böyle işliyor” mesajını verir. By spewing ... yöntemi belirten bir by + -ing yapısıdır. Burada önceki bir yan cümleye bağlıdır; bu nedenle altyazı parçası tek başına tamamlanmış bir eylem bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi In this case ve move fiilinin -ing biçimiyle kullanılan by + -ing yapısıyla tamamlayın: Different machines cool rooms in different ways. ____, this fan does it ____ air around the room.

Cevabı göster

In this case · by moving

But why doesn't this caustic substance ejected at 100 degrees Celsius Kelime

0:52

Peki 100 santigrat derecede fırlatılan bu yakıcı madde neden

hurt the beetle itself?

0:58

böceğin kendisine zarar vermez?

Kelime

caustic substance ejected at 100 degrees Celsius: aşındırıcı anlam ve edilgen niteleyici

Burada caustic, kimyasal etkiyle bir maddeyi yakabilen veya tahrip edebilen anlamına gelir. Bu nedenle caustic substance, keskin veya alaycı bir yorum değil, aşındırıcı bir madde demektir. Ejected at 100 degrees Celsius, substance sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir: madde o sıcaklıktayken dışarı püskürtülür. Niteleyiciler birlikte iki tehlikeyi anlatır: kimyasal aşınma ve aşırı sıcaklık.

Alıştırma

Bu cümlede caustic substance ejected at 100 degrees Celsius ne anlama gelir?

  1. Oda sıcaklığında saklanan zararsız bir madde
  2. 100 saniye süren alaycı bir yorum
  3. 100 santigrat derece sıcaklıkta püskürtülen aşındırıcı bir madde
Cevabı göster

100 santigrat derece sıcaklıkta püskürtülen aşındırıcı bir madde

In fact,

1:00

Aslında,

how do any toxic animals survive their own secretions? Kelime

1:01

zehirli hayvanlar kendi salgılarından nasıl kurtulur?

Kelime

their own secretions: kendi vücutlarının ürettiği salgılar

Biyolojide secretions, bir vücudun, bezin veya hücrenin üretip saldığı maddeleri ifade eder. Mukus ve zehirli sıvılar buna örnektir. Buradaki their own secretions, zehirli hayvanların kendi ürettiği maddeler anlamına gelir. own, sorudaki çelişkiyi vurgular: madde hayvanların kendi vücutlarından gelir, ancak onlara zarar verebilir. Bu biyoloji terimi, gizli tutulan bilgileri değil, vücuttan salınan maddeleri anlatır.

Alıştırma

Bu soruda their own secretions ne anlama geliyor?

  1. hayvanların gizli tuttuğu özel bilgiler
  2. hayvanlara ait barınaklar
  3. hayvanların kendi vücutlarının üretip saldığı maddeler
Cevabı göster

hayvanların kendi vücutlarının üretip saldığı maddeler

The answer is that they use one of two basic strategies, Anlatım akışı

1:05

Bunun cevabı, iki temel stratejiden birini kullanmalarıdır;

securely storing these compounds, Dilbilgisi

1:09

bu bileşikleri güvenli bir şekilde depolamak,

or evolving resistance to them.

1:11

ya da onlara karşı direnç geliştirmek.

Anlatım akışı

one of two basic strategies: iki ana stratejiyi önceden bildirmek

one of two basic strategies ifadesi, dinleyiciye iki bölümlü bir açıklama geleceğini bildirir. Ardından gelen iki -ing öbeği bu stratejileri adlandırır: securely storing these compounds ve evolving resistance to them. Bu, bilgiyi düzenlemenin yaygın bir yoludur: önce sayı ve kategori bildirilir, sonra paralel seçenekler sıralanır. Böylece sonraki ayrıntıların ilgisiz örnekler değil, açıklamanın iki ana kolu olduğu anlaşılır.

Alıştırma

Bu cümlede one of two basic strategies neyin işaretini veriyor?

  1. Konuşmacı tam olarak iki ana yaklaşımı açıklayacak.
  2. Konuşmacı kaç yaklaşım olduğuna karar vermemiş.
  3. Konuşmacı birbiriyle ilgisiz iki örnek veriyor.
Cevabı göster

Konuşmacı tam olarak iki ana yaklaşımı açıklayacak.

Dilbilgisi

securely storing ... or evolving ... içindeki paralel -ing seçenekleri

Bu parçada securely storing these compounds ve evolving resistance to them, or ile bağlanan iki paralel -ing öbeğidir. Aynı dilbilgisel düzeyde iki alternatif stratejiyi adlandırırlar; evolving, zaman çekimi taşıyan yeni bir fiil değildir. Biçimlerin eşleşmesi, okuyucunun kısa bir listeyi fark etmesini sağlar. Daha geniş cümle dilbilgisel çerçeveyi verdiğinde aynı kalıp yöntemleri, seçenekleri veya kategorileri özetleyebilir.

Alıştırma

Hangi cümle alternatif yöntemleri iki paralel -ing öbeğiyle sunuyor?

  1. We can reduce costs by repairing old machines or buy efficient ones.
  2. We can reduce costs by repairing old machines or buying efficient ones.
  3. We can reduce costs by repair old machines or buying efficient ones.
Cevabı göster

We can reduce costs by repairing old machines or buying efficient ones.

Bombardier beetles use the first approach. Anlatım akışı

1:14

Bombardıman böcekleri ilk yaklaşımı kullanır.

Anlatım akışı

Önceki ilk seçeneğe gönderme yapan the first approach

The first approach, önceki listedeki ilk stratejiye, yani securely storing these compounds ifadesine gönderme yapar. Burada approach, yöntem veya strateji anlamında bir isimdir; yaklaşmak anlamındaki fiil değildir. Bu geriye gönderme, ilk stratejiyi tekrarlamadan açıklamanın bağlantılı kalmasını sağlar. First ancak önceki seçenekler açık bir sırayla verilmişse okuyucuyu doğru biçimde yönlendirebilir.

Alıştırma

“We can insulate the roof or replace the windows.” cümlesinden sonra hangi devam cümlesi the first approach ifadesini doğru kullanır?

  1. The first approach is replacing the windows.
  2. The first approach will reduce heat loss through the roof.
  3. The first approach means moving closer to the roof.
Cevabı göster

The first approach will reduce heat loss through the roof.

They store ingredients for their poison in two separate chambers. Kalıp ifadeler

1:17

Zehirleri için gereken bileşenleri iki ayrı odacıkta saklarlar.

Kalıp ifadeler

store X in Y: zehir bileşenlerini iki ayrı bölmede depolamak

Kalıp store X in Y şeklindedir: store bir şeyin daha sonra kullanılmak üzere saklandığını, X neyin saklandığını ve in Y saklama yerini belirtir. Burada X ingredients for their poison, Y ise two separate chambers ifadesidir. Bu bilimsel bağlamda ingredients, yemek malzemelerini değil kimyasal bileşenleri anlatır. Separate, bileşenlerin bir arada değil birbirinden ayrı tutulduğunu gösterir.

Alıştırma

store X in Y kalıbını ve 'a separate container' yer ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The lab stores each sample ____.

Cevabı göster

in a separate container

When they're threatened, Dilbilgisi

1:21

Tehdit edildiklerinde,

the valve between the chambers opens and the substances combine Kalıp ifadeler

1:22

odacıklar arasındaki kapakçık açılır ve maddeler

Dilbilgisi

When they're threatened: tetikleyici bir koşul

When they're threatened, when ile başlayan bir yan cümledir. Ana cümledeki sonucu tetikleyen durumu belirtir: her tehdit edildiklerinde valf açılır ve maddeler birleşir. Mekanizma açıklamalarında when, beklenen veya tekrarlanan bir koşul-sonuç ilişkisini sık sık belirtir. Burada zamanı soran bir soru değil, “bu olduğunda” veya “bu her olduğunda” anlamındadır. They're, they are ifadesinin kısaltmasıdır.

Alıştırma

Hangi cümle aşırı ısınmayı otomatik bir tepkinin düzenli tetikleyicisi olarak sunar?

  1. When the motor overheats, the machine shuts down automatically.
  2. If the motor overheats, the machine might shut down.
  3. The motor overheats because the machine shuts down automatically.
Cevabı göster

When the motor overheats, the machine shuts down automatically.

in a violent chemical reaction that sends a corrosive spray Dilbilgisi

1:26

aşındırıcı bir sprey gönderen şiddetli bir kimyasal reaksiyonda birleşerek

shooting out of the glands,

1:30

bezlerden dışarı fışkırır,

Kalıp ifadeler

substances combine in a violent chemical reaction: maddeler şiddetli bir kimyasal tepkimede birleşir

Substances combine in a violent chemical reaction ifadesi, maddelerin bir araya gelip güçlü bir kimyasal değişime katıldığını anlatır. Burada combine maddelerin birleşmesini veya etkileşmesini, in a ... reaction ise bunun gerçekleştiği süreci belirtir. Bilimsel bir açıklamada violent, çok şiddetli veya güçlü anlamına gelir. Bir insanın şiddet davranışını değil, tepkimenin gücünü anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle kimyasalların şiddetli bir tepkimenin parçası olarak birleştiğini doğal biçimde anlatır?

  1. The two chemicals combine a violent chemical reaction.
  2. The two chemicals combine in a violent chemical reaction.
  3. The two chemicals combine with a violent chemical reaction.
Cevabı göster

The two chemicals combine in a violent chemical reaction.

Dilbilgisi

that sends ... shooting out: …i hızla dışarı püskürten

That, chemical reaction ifadesini niteleyen ve tepkimenin sonucunu açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. send + nesne + -ing kalıbı, bir olayın bir şeyi belirli bir biçimde hareket ettirdiğini veya davranmaya yönelttiğini gösterir: tepkime, aşındırıcı spreyi bezlerden hızla dışarı püskürtür. Burada shooting out, bir sıvı jeti gibi aniden ve hızla dışarı çıkmak demektir. Silahla ateş etmek anlamına gelmez. Out of the glands, spreyin çıktığı başlangıç noktasını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi send fiilinin geçmiş zaman biçimi ve shoot fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The burst pipe ____ water ____ across the kitchen.

Cevabı göster

sent · shooting

passing through a hardened chamber Dilbilgisi

1:31

böceğin iç dokularını koruyan

that protects the beetle's internal tissues.

1:33

sertleştirilmiş bir odacıktan geçer.

Dilbilgisi

passing through ...: -ing öbeğiyle izlenen yolu eklemek

“passing through a hardened chamber”, -ing biçiminde bir ortaç öbeğidir. Püskürtülen sıvının daha önce anlatılan hareketini sürdürür ve izlediği yolu ekler. Önceki yan cümleye bağlıdır; bu nedenle passing, yeni bir özneye sahip yeni bir ana fiil değildir. Öbeğin içindeki “that protects the beetle's internal tissues”, “a hardened chamber” ifadesini niteler ve haznenin işlevini açıklar. Bu yapı, aynı özneyi tekrarlamadan bir süreç anlatımına yol ve işlev bilgisi eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, püskürtülen sıvıyı örtük özne olarak korurken izlediği yolu bir -ing öbeğiyle ekler?

  1. Passing through a hardened chamber, the gland releases the spray.
  2. The spray exits the gland, passing through a hardened chamber.
  3. The spray exits the gland, and the chamber passes through it.
Cevabı göster

The spray exits the gland, passing through a hardened chamber.

Similarly, Anlatım akışı

1:36

Benzer şekilde,

jellyfish package their venom safely in harpoon-like structures called nematocysts. Kelime

1:37

denizanaları zehirlerini nematokist adı verilen zıpkın benzeri yapılarda güvenle paketler.

Anlatım akışı

Similarly: paralel bir örnek sunmak

Similarly, okuyucuya denizanası örneğini hemen önceki örnekle ilişkilendirmesini söyleyen bir geçiş ifadesidir. Aradaki ilişki benzerliktir: yeni örnek, karşılaştırılabilir bir düzen veya mekanizma gösterir. Bu ifade zamanı değil, kanıtların düzenlenişini gösterir. Similarly gördüğünüzde geriye bakıp iki örneğin hangi özelliği paylaştığını sorun; bunu “sonra” veya “sıradaki” anlamında okumayın.

Alıştırma

Bir paragraf önce ahtapotların avcılardan kaçınmak için kamuflaj kullandığını söylüyor. Benzer bir strateji kullanan çubuk böcekleri anlatan cümleye en uygun geçiş ifadesi hangisidir?

  1. For example,
  2. Then,
  3. Similarly,
Cevabı göster

Similarly,

Kelime

Zehri güvenle, nematosist adı verilen yapıların içinde muhafaza etmek

Burada package bir fiildir: bir şeyi koruyucu veya düzenli bir biçimin içine yerleştirip orada tutmak anlamına gelir. package A in B kalıbı, neyin tutulduğunu (their venom) ve nerede tutulduğunu (harpoon-like structures) gösterir. Safely, bu düzenin zehrin denizanasına zarar vermesini önlediğini anlatır. called nematocysts sözleri bu yapılara ad verir. Burada called, 'adı verilen' veya 'olarak bilinen' anlamındadır; dolayısıyla ifade structures that are called nematocysts ile aynı ilişkiyi gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede package their venom safely in ... ne anlama gelir?

  1. Zehri özel yapıların içine güvenli biçimde yerleştirip orada tutmak
  2. Zehri teslim edilecek bir paket gibi sarmak
  3. Zehre nematocysts adını vermek
Cevabı göster

Zehri özel yapıların içine güvenli biçimde yerleştirip orada tutmak

And venomous snakes store their flesh-eating blood-clotting compounds in specialized compartments Notlar

1:43

Zehirli yılanlar da et yiyen ve kan pıhtılaştıran bileşiklerini sadece tek bir çıkışı olan

that only have one exit,

1:50

özel bölmelerde saklar,

Kelime

flesh-eating blood-clotting compounds: kısa çizgili birleşik sıfatlar

Flesh-eating ve blood-clotting, compounds sözcüğünden önce gelen kısa çizgili birleşik sıfatlardır. Her sözcük grubu tek bir niteleyici gibi çalışır: flesh-eating dokuya zarar veren veya dokuyu parçalayan bir etkiyi, blood-clotting ise kanın pıhtılaşmasını sağlayan bir etkiyi anlatır. Buradaki -ing biçimleri şu anda gerçekleşen eylemleri göstermez. Bu isim + -ing yapısında, bileşiğin neyi etkileyebileceği veya neye yol açabileceği belirtilir. Kısa çizgiler sözcükleri gruplandırarak hangilerinin birlikte compounds sözcüğünü nitelediğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi blood ve clotting sözcüklerinden oluşan kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: The researchers identified several ____ proteins.

Cevabı göster

blood-clotting

through the fangs and into their prey or predator.

1:52

dişleri aracılığıyla avlarına veya avcılarına aktarırlar.

Dilbilgisi

in specialized compartments ... through the fangs and into ...: konum, güzergâh ve varış noktası

in specialized compartments ifadesi depolama yerini gösterir. that only have one exit ilgi cümleciği bu bölmeleri açıklar ve yalnızca tek bir çıkışları olduğunu belirtir. through the fangs ve into their prey or predator ifadeleri kesintisiz tek bir güzergâhı gösterir: through geçilen kanalı, into ise varış noktasını belirtir. Prey or predator, zehrin ulaşabileceği iki tür canlıyı anlatır; iki ayrı çıkışı değil.

Alıştırma

Filtre üzerinden geçip ardından odanın içine girme anlamını veren edatlarla yolu tamamlayın: The air travels ____ the filter and ____ the room.

Cevabı göster

through · into

Snakes also employ the second strategy, Anlatım akışı

1:56

Yılanlar ayrıca ikinci stratejiyi,

built-in biochemical resistance.

1:59

yani yerleşik biyokimyasal direnci de kullanır.

Anlatım akışı

also employ the second strategy: bir stratejiyi eklemek ve tanımlamak

Also, yılanları önceki açıklamaya bağlar ve bunun onların da kullandığı ek bir strateji olduğunu gösterir. Employ fiilinin nesnesi strategy olduğu için burada işe almak değil, kullanmak veya benimsemek anlamına gelir. built-in biochemical resistance ifadesi virgülden sonra gelir ve ikinci stratejinin ne olduğunu açıklar. Böylece cümle, açıklamadaki numaralandırılmış bir maddeden o maddenin özel adına geçer.

Alıştırma

Bu cümle ne yapıyor?

  1. Yılanları açıklamaya ekler ve ikinci stratejinin bünyesel biyokimyasal direnç olduğunu belirtir.
  2. Yılanların bir stratejiyi bırakıp onunla ilgisiz ikinci bir stratejiye geçtiğini söyler.
  3. Yılanların biyokimyasal direnç oluşturmak için ikinci bir stratejiyi işe aldığını söyler.
Cevabı göster

Yılanları açıklamaya ekler ve ikinci stratejinin bünyesel biyokimyasal direnç olduğunu belirtir.

Rattlesnakes and other types of vipers manufacture special proteins Kelime

2:02

Çıngıraklı yılanlar ve diğer engerek türleri kanda

that bind and inactivate venom components in the blood.

2:06

zehir bileşenlerine bağlanarak onları etkisiz hale getiren özel proteinler üretirler.

Kelime

Zehir bileşenlerine bağlanıp onları etkisizleştiren özel proteinler üretmek

Burada manufacture, biyolojik bir sürecin parçası olarak üretmek anlamındadır. Bir canlının proteinleri nasıl ürettiğini anlatırken genel make fiilinden daha kesin ve bilimseldir. That ile başlayan ilgi cümleciği, proteinlerin ne yaptığını açıklar. Bind, zehir bileşenlerine moleküler düzeyde bağlanmak; inactivate ise bu bileşenlerin biyolojik etkinliğini kaybetmesini sağlamak demektir. Etkisizleştirme, bileşenleri mutlaka yok etmek veya ortadan kaldırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan süreci en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Yılanlar zehir bileşenlerini hareket edememeleri için fiziksel olarak birbirine bağlar.
  2. Yılanlar bütün proteinleri parçalar, sonra kanlarında zehir bileşenleri üretir.
  3. Yılanlar, zehir bileşenlerine bağlanan ve onların biyolojik etkinliğini kaybetmesini sağlayan proteinler üretir.
Cevabı göster

Yılanlar, zehir bileşenlerine bağlanan ve onların biyolojik etkinliğini kaybetmesini sağlayan proteinler üretir.

Meanwhile,

2:11

Bu arada,

poison dart frogs have also evolved resistance to their own toxins, Kalıp ifadeler

2:12

zehirli ok kurbağaları da kendi toksinlerine karşı direnç geliştirmiştir,

but through a different mechanism. Anlatım akışı

2:17

ancak farklı bir mekanizmayla.

Kalıp ifadeler

Have evolved resistance to their own toxins: kendi toksinlerine karşı evrimsel direnç geliştirmiş olmak

evolve resistance to + isim kalıbı, nesiller boyunca gerçekleşen evrim yoluyla bir şeye dayanma yeteneği geliştirmek anlamına gelir. Resistance sözcüğünden sonra, direnilen toksini, ilacı veya başka bir baskıyı belirtmek için to edatı gelir. Have evolved present perfect yapısındadır: uyumu, sonucu bugün de var olan evrimsel bir gelişme olarak sunar. Also kurbağaları başka bir örnekle ilişkilendirir; their own ise direncin kurbağaların kendi taşıdığı toksinlere karşı olduğunu gösterir.

Alıştırma

“Evrim yoluyla dayanma yeteneği geliştirdi” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Some crop pests have ____ this insecticide.

Cevabı göster

evolved resistance to

Anlatım akışı

but through a different mechanism: aynı sonuç, farklı süreç

Cümle önce ortak bir sonuç sunar: Zehirli ok kurbağaları da önceki örnekteki gibi kendi toksinlerine karşı dirençlidir. Ardından but, dikkati bu direncin nasıl elde edildiği konusundaki farka çevirir. Through a different mechanism, “farklı bir temel süreç yoluyla” demektir. But önceki ifadeyi reddetmez; karşılaştırmayı aynı sonuç, farklı süreç şeklinde düzenler.

Alıştırma

Sonucun ortak, ancak sürecin farklı olduğunu açıkça belirten cümleyi seçin.

  1. Both vaccines train the immune system, but through different mechanisms.
  2. Both vaccines train the immune system because they use the same mechanism.
  3. Neither vaccine trains the immune system through this mechanism.
Cevabı göster

Both vaccines train the immune system, but through different mechanisms.

These tiny animals defend themselves using hundreds of bitter-tasting compounds Kelime

2:19

Bu küçük hayvanlar,

called alkaloids that they accumulate Dilbilgisi

2:24

akar ve karınca gibi küçük eklembacaklıları tüketerek biriktirdikleri, alkaloid adı verilen

from consuming small arthropods like mites and ants.

2:27

yüzlerce acı tatlı bileşik kullanarak kendilerini savunurlar.

Kelime

bitter-tasting compounds called alkaloids: betimleme ve adlandırma

Bitter-tasting, kısa çizgiyle bağlanan birleşik bir sıfattır. İki sözcük compounds kelimesinden önce birlikte çalışarak “acı tadı olan” anlamını verir; kısa çizgi, bunların tek bir niteleme birimi oluşturduğunu gösterir. Called alkaloids, compounds that are called alkaloids ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Kategorinin adını verir; hayvanların veya bileşiklerin yaptığı başka bir eylem değildir. Dil bilgisi açısından kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir ismi betimlemek için birleşik sıfatı ve adını vermek için called sözcüğünü doğru kullanıyor?

  1. The cave contains light producing-insects calling glowworms.
  2. The cave contains called glowworms light-producing insects.
  3. The cave contains light-producing insects called glowworms.
Cevabı göster

The cave contains light-producing insects called glowworms.

Dilbilgisi

that they accumulate from consuming ...: alkaloitlerin nereden geldiğini açıklama

that they accumulate from consuming small arthropods... ilgi cümleciği alkaloids sözcüğünü niteler. Bu cümlecikte that, accumulate fiilinin nesnesidir: hayvanlar bu alkaloitleri vücutlarında zamanla biriktirir. From consuming... bu birikimin kaynağını gösterir. Hayvanlar bileşikleri besinleri yoluyla edinir; ifade, alkaloitleri kendilerinin ürettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

from ve eat fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Some seabirds accumulate toxins ____ contaminated fish.

Cevabı göster

from eating

One of their most potent alkaloids is the chemical epibatidine, Dilbilgisi

2:31

En güçlü alkaloidlerinden biri epibatidin adlı kimyasaldır.

Dilbilgisi

One of their most potent alkaloids is ...: en üst gruptaki bir üye

One of + iyelik belirleyicisi + en üstünlük derecesi + çoğul isim, en üst sıradaki grubun bir üyesi anlamına gelir. Burada epibatidine, bu hayvanların en güçlü alkaloitlerinden biri olarak sunulur; bu yüzden alkaloids çoğuldur. İfadenin dil bilgisel başı One olduğu için fiil tekildir: One ... is. Bu ifade, epibatidine maddesinin tek ve mutlak biçimde en güçlü alkaloit olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Cümleyi compound sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: One of the most useful ____ in this plant is used in medicine.

Cevabı göster

compounds

which binds to the same receptors in the brain Dilbilgisi

2:35

Bu madde beyindeki nikotinle

as nicotine,

2:38

aynı reseptörlere bağlanır,

but is at least 10 times stronger. Dilbilgisi

2:39

ancak en az 10 kat daha güçlüdür.

Dilbilgisi

which binds to the same receptors ... as nicotine: the same ... as kullanılan ilgi cümleciği

Which, hemen önce sözü edilen madde hakkında ek bilgi veren bir ilgi cümleciği başlatır. Binds to, 'bağlanmak' veya 'etkileşime girmek' anlamındadır; in the brain ise reseptörlerin yerini belirtir. the same + isim + as + karşılaştırma öğesi kalıbında as nicotine karşılaştırılan öğeyi gösterir. Cümlecik, maddenin ve nikotinin beyindeki aynı tür ya da aynı reseptör grubuna bağlandığını söyler; as burada 'nikotin olarak' anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle iki bileşiğin aynı reseptör grubuna bağlandığını doğru biçimde söyler?

  1. Compound B binds as the same receptors to Compound A.
  2. Compound B binds to the same receptors than Compound A.
  3. Compound B binds to the same receptors as Compound A.
Cevabı göster

Compound B binds to the same receptors as Compound A.

Dilbilgisi

at least 10 times stronger: alt sınır belirtmek

At least bir alt sınır belirler. Burada at least 10 times stronger, maddenin gücünün karşılaştırma öğesinin gücünün on katından az olmadığını ve gerçek gücün daha yüksek olabileceğini anlatır. Aktarılabilir kalıp at least + sayı + times + karşılaştırma sıfatıdır. Karşılaştırma öğesi açıkça söylendiğinde than öbeği eklenir. Burada öğe önceki cümlecikten anlaşıldığı için than nicotine tekrarlanmamıştır.

Alıştırma

Bir raporda 'The new material is at least five times stronger than the old one.' deniyor. Rapor neyi garanti eder?

  1. En fazla beş kat güçlüdür.
  2. En az beş kat güçlüdür ve daha da güçlü olabilir.
  3. Tam olarak beş kat güçlüdür.
Cevabı göster

En az beş kat güçlüdür ve daha da güçlü olabilir.

An amount barely heavier than a grain of sugar Dilbilgisi

2:42

Bir şeker tanesinden biraz daha ağır bir miktar

would kill you. Dilbilgisi

2:45

sizi öldürebilir.

Dilbilgisi

barely heavier than a grain of sugar: çok küçük bir fark

barely heavier than a grain of sugar ifadesinde barely, karşılaştırma sıfatı heavier'ı niteler. Bu, miktarın bir şeker tanesinin ağırlığını yalnızca çok küçük bir farkla geçtiği anlamına gelir. barely + karşılaştırma derecesi + than yapısı, çok küçük bir farkı gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Miktar yine de daha ağırdır; eşit ağırlıkta veya daha hafif değildir.

Alıştırma

barely ve heavy sözcüğünün karşılaştırma biçimini kullanın. Durum: The new sample weighs 101 grams, and the old sample weighs 100 grams. Cümleyi tamamlayın: The new sample is ____ the old sample.

Cevabı göster

barely heavier than

Dilbilgisi

would kill you: varsayımsal bir koşulun sonucu

would kill you ifadesinde would + fiilin yalın hâli, hayal edilen veya örtük bir koşulun sonucunu gösterir. Tam anlam şudur: Bir kişi o miktara maruz kalsaydı, öngörülen sonuç ölüm olurdu. Burada would tek başına geçmiş zaman işareti değildir ve geçmişteki bir noktadan geleceği anlatmaz. Ölümcül sonucu gerçekleşmiş bir ölümün anlatımı olarak değil, varsayımsal bir bilimsel iddianın parçası olarak sunar.

Alıştırma

“A small leak would shut down the system,” cümlesinde would neyi gösterir?

  1. Geçmişte tamamlanmış bir olay
  2. Hayal edilen veya örtük bir koşul altındaki sonuç
  3. Kibar bir rica
Cevabı göster

Hayal edilen veya örtük bir koşul altındaki sonuç

So,

2:47

Peki,

what prevents poison frogs from poisoning themselves? Kalıp ifadeler

2:47

zehirli kurbağaların kendilerini zehirlemelerini ne engeller?

Kalıp ifadeler

prevent ... from ...ing: bir eylemi engellemek

prevent + object + from + -ing kalıbı, bir şeyin bir eylemi veya sonucu engellediğini belirtir. Burada what, zehirli ok kurbağalarının kendilerini zehirlemesini engelleyen şeyin ne olduğunu sorar. Bu kalıpta from bir edattır, bu nedenle sonraki fiil -ing biçimini alır: from poison değil, from poisoning kullanılır. Dönüşlülük zamiri themselves, poison frogs ifadesine gönderme yapar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için reach fiilini ve prevent + object + from + -ing kalıbını kullanın: The safety cover prevents dust ____ the sensor.

Cevabı göster

from reaching

Think of the molecular target of a neurotoxic alkaloid as a lock Anlatım akışı

2:51

Nörotoksik bir alkaloidin moleküler hedefini bir kilit,

and the alkaloid itself as the key.

2:55

alkaloidin kendisini de anahtar olarak düşünün.

Anlatım akışı

Think of A as B ... and C as D: ikili bir benzetme kurmak

Think of A as B kalıbı, dinleyiciden tanımadığı A'yı tanıdığı B üzerinden anlamasını ister. Bu cümlede moleküler hedef bir kilit, alkaloidin kendisi ise o kilide uyan anahtar olarak sunulur. Cümle iki çifti koordine eder: A as B and C as D. İkinci çiftte tekrarlanan think of sözleri atılarak benzetme daha öz hâle getirilir. Buradaki as, «rolünde veya görüntüsünde» anlamındadır; «-iken» ya da «-dığı zaman» anlamında değildir.

Alıştırma

İkili benzetmeyi tamamlamak için Think of A as B kalıbını kullanın: Think ____ the main idea ____ the trunk of a tree and the details as its branches.

Cevabı göster

of · as

When the toxic key slides into the lock, Deyimler

2:57

Zehirli anahtar kilide girdiğinde,

Deyimler

When the toxic key slides into the lock: moleküler bağlanmayı anlatan anahtar-kilit benzetmesi

Burada toxic key ile lock, moleküler bağlanmayı anlatan bir benzetme oluşturur. “Anahtar” zehirli bir moleküldür; “kilit” ise şekli bu molekülü kabul edebilen bir reseptör ya da bağlanma bölgesidir. Gerçek bir anahtar ve kilitten söz edilmez. When ile başlayan yan cümle, bağlanmayı sonraki tepki başlamadan önce gerçekleşmesi gereken olay olarak sunar. Anahtarın kilide girmesi görüntüsü, moleküler şekillerin birbirine uymasını ve bu bağlanmanın sonuçlarını takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu bilimsel açıklamada vurgulanan cümle ne anlama geliyor?

  1. Reseptör bir anahtara dönüşüp hücreden ayrılır.
  2. Zehirli bir molekül, kendisine uyan bir reseptöre veya bağlanma bölgesine yerleşir.
  3. Birisi zehirli metal bir anahtarı gerçek bir kilide sokar.
Cevabı göster

Zehirli bir molekül, kendisine uyan bir reseptöre veya bağlanma bölgesine yerleşir.

it sets off a cascade of chemical and electrical signals Öbek fiiller

3:00

felce,

Öbek fiiller

sets off a cascade of...: bir etki zincirini tetiklemek

Burada sets off, “tetikler” veya “başlamasına neden olur” anlamına gelir; “yola çıkar” anlamında değildir. Cascade, bir olayın bir sonrakine yol açtığı bir zincirdir. Bu nedenle a cascade of chemical and electrical signals, birbirine bağlı bir sinyaller dizisini anlatır. set off a cascade of + çoğul isim yapısı, bir nedenin birbiriyle bağlantılı birçok sonucu başlatmasını anlatır. Bu cümlede açıklamayı bir neden-sonuç zinciri olarak düzenler: önceki bağlanma olayı sinyalleri tetikler.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: A single rude comment can ____ angry replies online.

Cevabı göster

set off a cascade of

that can cause paralysis, Dilbilgisi

3:04

bilinç kaybına,

unconsciousness,

3:05

ve nihayetinde ölüme neden olabilecek

and eventually death.

3:06

bir dizi kimyasal ve elektriksel sinyali tetikler.

Dilbilgisi

that can cause...: ilgi cümleciğinde olası sonuçlar

that can cause... ile başlayan ilgi cümleciği, daha önce sözü edilen sinyallerin olası etkilerini açıklar. Buradaki that, bu sinyallere gönderme yapar ve cause fiilinin öznesidir. Can cause, “neden olabilir” anlamına gelir. Can kesinlik değil, olasılık belirtir. Cause fiilinden sonra sonuçları adlandıran isim öbekleri doğrudan gelir; eventually ise ölümün sıralamadaki son veya daha geç ortaya çıkan sonuç olduğunu gösterir.

Alıştırma

Burada can cause ne anlatıyor?

  1. Bu sonuçlar olası sonuçlardır.
  2. Bu sonuçların hepsi her seferinde ortaya çıkar.
  3. Bu sonuçların gerçekleşmesi emredilmektedir.
Cevabı göster

Bu sonuçlar olası sonuçlardır.

But if you change the shape of the lock, Dilbilgisi

3:08

Ancak kilidin şeklini değiştirirseniz,

the key can't fit.

3:10

anahtar uymayacaktır.

Dilbilgisi

if you change..., the key can't fit: koşul ve sonuç

If cümleciği bir koşul belirler: kilidin şeklini değiştirmek. Ana cümle bu koşuldaki sonucu verir: anahtar artık uymaz. Bu koşul-sonuç yapısı, bir mekanizmanın nasıl değiştiğini açıklamak için kullanışlıdır. Kilit ve anahtar gerçek nesneler değil, bir açıklama modelidir. Kilit bir reseptörü veya bağlanma bölgesini, anahtar ise normalde ona uyan molekülü temsil eder. Bölgenin şekli değişirse molekül artık aynı biçimde bağlanamaz.

Alıştırma

Hangi cümle bir mekanizmayı açıklamak için aynı koşul-sonuç yapısını kullanıyor?

  1. Please clean the filter before dinner.
  2. The filter is clogged, and the air is warm.
  3. If the filter gets clogged, air can't pass through it.
Cevabı göster

If the filter gets clogged, air can't pass through it.

For poison dart frogs and many other animals with neurotoxic defenses,

3:12

Zehirli ok kurbağaları ve nörotoksik savunmaları olan diğer birçok hayvan için,

a few genetic changes alter the structure of the alkaloid binding site Kelime

3:17

birkaç genetik değişim, alkaloid bağlanma bölgesinin yapısını

just enough to keep the neurotoxin from exerting its adverse effects. Dilbilgisi

3:21

nörotoksinin olumsuz etkilerini göstermesini engelleyecek kadar değiştirir.

Kelime

a few genetic changes alter the structure of the alkaloid binding site: birkaç genetik değişiklik alkaloit bağlanma bölgesinin yapısını değiştirir

Bu yan cümle neden–eylem–etkilenen bölüm düzenini kullanır: a few genetic changes öznedir, alter fiildir ve the structure of the alkaloid binding site değişen şeydir. Binding site, bir molekülün başka bir molekülün bağlanabildiği kısmıdır; dolayısıyla ifade biyolojik bir mekanizmayı anlatır. Burada alter, “var olan bir yapıyı farklı hâle getirmek” anlamındadır. Bilimsel dilde kullanılan resmî bir seçimdir ve bağlanma bölgesinin kaldırıldığını ya da tamamen değiştirildiğini söylemez.

Alıştırma

Cümlede alter the structure of the alkaloid binding site ne anlama gelir?

  1. Bağlanma bölgesini kaldırıp tamamen yeni bir tane oluşturmak.
  2. Bağlanma bölgesini bütünüyle yenilemek zorunda olmadan biçimini veya düzenini değiştirmek.
  3. Bağlanma bölgesinin nerede olduğunu ilk kez keşfetmek.
Cevabı göster

Bağlanma bölgesini bütünüyle yenilemek zorunda olmadan biçimini veya düzenini değiştirmek.

Dilbilgisi

just enough to keep ... from -ing: ……olmasını engellemeye tam yetecek kadar

Just enough to + fiil, miktarın ya da derecenin bir sonucu ortaya çıkarmak için gereken düzeyi aşmadığını, yani tam yetecek kadar olduğunu anlatır. Burada yapısal değişiklik, koruma için gereken en düşük dereceye ulaşır. Keep A from doing B, “A'nın B yapmasını engellemek” demektir. Bu nedenle keep the neurotoxin from exerting its adverse effects, toksinin zararlı etkiler oluşturmasını engellemek anlamına gelir; buradaki keep “devam etmek” demek değildir.

Alıştırma

Hedef keep ... from -ing yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The screen's holes are just small enough to ____ insects ____ entering the room.

Cevabı göster

keep · from

Poisonous and venomous animals aren't the only ones that can develop this resistance. Notlar

3:27

Zehirli ve zehirli salgıları olan hayvanlar bu direnci geliştirebilecek tek canlılar değildir.

Kelime

Poisonous ve venomous: toksinlerin aktarılma biçimi

Poisonous ve venomous, toksinler nedeniyle zararlı olan şeyleri anlatır; ancak toksinin başka bir canlının vücuduna nasıl ulaştığına odaklanırlar. Poisonous genellikle toksinin yenmesi, solunması veya temas yoluyla emilmesi sonucu zarar oluştuğunu belirtir. Venomous ise bir hayvanın çoğunlukla ısırarak ya da sokarak zehrini enjekte ettiğini belirtir. Bu cümlede iki sıfat, iki hayvan grubunu tanımlar. Aralarındaki fark yalnızca hayvanın ne kadar tehlikeli olduğu değil, toksinin nasıl aktarıldığıdır.

Alıştırma

Bir yılan zehrini dişleri aracılığıyla enjekte ediyor. Yılanı en iyi hangi sözcük tanımlar?

  1. poisonous
  2. venomous
Cevabı göster

venomous

Dilbilgisi

aren't the only ones that can ...: kapsamı başkalarına genişletmek

X aren't the only ones that can Y, X'in Y'yi yapabildiğini ancak başka kişilerin veya şeylerin de yapabildiğini belirtir. Olumsuzluk bildiren aren't, bu yeteneğin yalnızca X'e ait olduğu düşüncesini ortadan kaldırır ve cümlenin ele aldığı grubu genişletir. Burada ones, animals sözcüğünün yerine geçer; that can develop this resistance ise hangi hayvanlardan söz edildiğini belirtir. Bu kalıp, çoğul bir adı tekrar etmeyi önler: X aren't the only ones that can Y.

Alıştırma

Cümleyi aren't the only ones that can ile tamamlayın: Teachers ____ solve this problem.

Cevabı göster

aren't the only ones that can

Their predators and prey can too. Dilbilgisi

3:32

Onların avcıları ve avları da geliştirebilir.

Dilbilgisi

can too: Tekrarlanan Fiil Öbeğini Söylememek

Bu cümlede can, daha önce geçen develop this resistance fiil öbeğinin anlamını taşır; too ise “de/da” anlamını katar. Tam düşünce şudur: Their predators and prey can develop this resistance too. İngilizcede, anlamı zaten açık olan bir eylemi tekrarlamak yerine can, do veya will gibi bir yardımcı fiil sıkça kullanılır. can too ifadesini duyduğunda, can sözcüğünün hangi önceki eylemin yerini tuttuğuna bak.

Alıştırma

“Their predators and prey can too” cümlesinde can, daha önce geçen hangi eylemin yerini tutar?

  1. dine on salamanders
  2. become predators and prey
  3. develop this resistance
Cevabı göster

develop this resistance

The garter snake,

3:34

Nörotoksik semenderlerle beslenen

which dines on neurotoxic salamanders, Kelime

3:35

jartiyer yılanı,

Kelime

which dines on...: “... ile beslenir” demenin canlı bir yolu

Ek bilgi veren bu yan cümlede which, the garter snake ifadesine gönderme yapar. dines on ifadesi “yer” veya “... ile beslenir” anlamına gelir; yani bu yan cümle yılanın ne yediğini açıklar. Dines on, eats sözcüğünden daha canlı ve biraz daha özenli bir anlatımdır. Hayvanlarla ilgili bir anlatıda beslenmeyi, hayvan sanki keyifle yemek yiyormuş gibi eğlenceli biçimde gösterebilir; yılanın bir restoranda resmi bir yemek yediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada “which dines on neurotoxic salamanders” ne anlama gelir?

  1. Yılan nörotoksik semenderleri inceler.
  2. Yılan nörotoksik semenderlerle resmi bir yemek yer.
  3. Yılan nörotoksik semenderlerle beslenir.
Cevabı göster

Yılan nörotoksik semenderlerle beslenir.

has evolved resistance to salamander toxins through some of the same genetic changes as the salamanders themselves. Dilbilgisi

3:38

semenderlerin kendileriyle aynı genetik değişikliklerden bazıları sayesinde semender toksinlerine karşı direnç geliştirmiştir.

Dilbilgisi

Ortak bir mekanizmayı anlatan through some of the same ... as ...

Burada through mekanizmayı belirtir: direnç, bir yerin içinden geçerek değil, genetik değişimler aracılığıyla gelişmiştir. some of the same genetic changes as ... ifadesi, bu değişimlerin bazılarının başka bir canlıda bulunan değişimlerle eşleştiğini anlatır. the same + isim + as + karşılaştırma noktası kalıbında, as sonrasındaki bölüm karşılaştırmanın ölçütünü verir. Bu nedenle as the salamanders themselves, değişimlerin neyle karşılaştırıldığını belirtir; “semenderler yüzünden” anlamına gelmez.

Alıştırma

through some of the same genetic changes as the salamanders themselves ifadesinde as the salamanders themselves hangi görevi görür?

  1. Değişimlerin fiziksel olarak geçtiği yeri belirtir.
  2. Genetik değişimlerin neden gerçekleştiğini açıklar.
  3. Eşleşen genetik değişimler için semenderleri karşılaştırma noktası olarak gösterir.
Cevabı göster

Eşleşen genetik değişimler için semenderleri karşılaştırma noktası olarak gösterir.

That means that only the most toxic salamanders Anlatım akışı

3:45

Bu, sadece en zehirli semenderlerin

can avoid being eaten, Dilbilgisi

3:48

yenmekten kurtulabileceği,

Dilbilgisi

can avoid being eaten: avoid + edilgen -ing biçimi

avoid fiilinden sonra isim veya -ing biçimi gelir; mastar gelmez. Buradaki being eaten edilgen bir -ing biçimidir: semenderler yeme eylemini yapan değil, bu eyleme maruz kalan taraftır. can avoid being eaten, ‘yenme gibi istenmeyen bir olayın kendi başlarına gelmesini önleyebilirler’ anlamına gelir. Bir kişi veya şey bir eyleme maruz kalmaktan kaçındığında avoid + being + geçmiş zaman ortacı yapısı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi avoid + edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: The insect hides under leaves to ____ by birds.

Cevabı göster

avoid being seen

and only the most resistant snakes will survive the meal.

3:49

ve yemeğin ardından sadece en dirençli yılanların hayatta kalacağı anlamına gelir.

Anlatım akışı

That means that only ... and only ...: iki paralel sonuç çıkarmak

That means that, cümlenin önceki bilgilerden çıkarılan bir sonuç olduğunu dinleyiciye bildirir. Ayrı bir konu başlatmak yerine, daha önce açıklanan mekanizmayı iki sonuca dönüştürür. Tekrarlanan only paralel sınırlar oluşturur: yalnızca en zehirli semenderler bir hayatta kalma koşulunu, yalnızca en dirençli yılanlar ise diğer koşulu karşılar. only sözcüğünün tekrarlanması, iki taraflı seçilimi açıkça gösterir.

Alıştırma

Bu cümle bilgileri nasıl düzenliyor?

  1. Bir sonuç çıkarmadan birbiriyle ilgisiz iki hayvan bilgisini sıralar.
  2. Bir sonuç sunar ve her hayvan için paralel bir hayatta kalma koşulu verir.
  3. Önceki mekanizmayı düzeltir ve direncin önemli olmadığını söyler.
Cevabı göster

Bir sonuç sunar ve her hayvan için paralel bir hayatta kalma koşulu verir.

The result is that the genes providing the highest resistance and toxicity Anlatım akışı

3:53

Sonuç olarak, en yüksek direnci ve toksisiteyi sağlayan genler

will be passed on in greatest quantities to the next generations. Öbek fiiller

3:58

gelecek nesillere daha büyük miktarlarda aktarılacaktır.

Anlatım akışı

The result is that ...: bir sonucu açıklamak

The result is that ... ifadesi, konuşmacının daha önceki nedenlerden veya süreçten bunların sonucuna geçtiğini gösterir. Açıklamayı düzenler ve that ile başlayan yan cümlenin sonuç olarak anlaşılması gerektiğini belirtir. Bu cümlede that sonrasındaki yan cümlenin tamamı sonucu açıklar: en yüksek direnci ve zehirliliği sağlayan genler sonraki nesillere en büyük miktarlarda aktarılacaktır. Yapı The result is that + tam cümlecik şeklindedir.

Alıştırma

Bir açıklamada The result is that ... dinleyiciye ne anlatır?

  1. Daha önceki nedenin veya sürecin sonucu sırada geliyor.
  2. Konuşmacı tek bir isme başka bir ad veriyor.
  3. İlgisiz bir konu başlamak üzere.
Cevabı göster

Daha önceki nedenin veya sürecin sonucu sırada geliyor.

Öbek fiiller

will be passed on ... to the next generations: sonraki nesillere aktarılmak

Burada pass on, “bir şeyi başka bir kişinin veya sonraki bir neslin alacağı şekilde aktarmak” anlamına gelir. Bu genetik bağlamda kalıtsal genler veya özellikler sonraki nesillere geçer; pass on burada “yanından geçmek” ya da “bir fırsatı reddetmek” anlamına gelmez. Will be passed on gelecek zamanda edilgen bir yapıdır: vurgu, aktarımı kimin yaptığına değil, genlerin veya özelliklerin aktarılmasına yöneliktir. In greatest quantities, bu genlerin veya özelliklerin alternatiflere göre daha fazla kopyasının sonraki nesillere ulaştığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi pass on ifadesinin edilgen biçimi ve to ile tamamlayın: Family stories can ____ younger generations.

Cevabı göster

be passed on to

As toxicity ramps up, Dilbilgisi

4:02

Toksisite arttıkça,

resistance does too,

4:04

direnç de artar,

Dilbilgisi

As ... ramps up, ... does too: paralel değişim ve fiil yerine kullanma

Burada As, “-dıkça” veya “ile aynı anda” anlamındadır ve birlikte yükselen iki değişimi birbirine bağlar. Ramp up, fiziksel bir rampada yukarı çıkmak değil, “artmak” veya “yoğunlaşmak” anlamına gelir. Resistance does too ifadesinde does, tekrarlanacak olan ramps up fiil öbeğinin yerini alır; too ise “de” anlamındadır. Kısa As A increases, B does too kalıbı iki değişkenin paralel değiştiğini gösterir; ancak tek başına A’nın B’ye neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi ramps up yerine kullanılan yardımcı fiille tamamlayın: As online orders ramp up, warehouse activity ____ too.

Cevabı göster

does

in an evolutionary arms race that plays out over millions of years. Deyimler

4:05

milyonlarca yıl boyunca oynanan evrimsel bir silahlanma yarışında.

Deyimler

Milyonlarca yıl süren evrimsel bir silahlanma yarışı

An evolutionary arms race, karşılıklı uyum sürecini anlatan bir benzetmedir. Bir popülasyon kendisine avantaj sağlayan bir özellik geliştirdiğinde, diğer popülasyon üzerinde buna karşılık verecek bir özellik geliştirme baskısı oluşur; her değişim bir sonrakini tetikleyebilir. Bu cümlede artan zehirlilik ile artan direnç, bu sürecin iki tarafıdır. Plays out over millions of years, bu karşılıklı değişimin tek bir yarışmada değil, birçok nesil boyunca ve milyonlarca yılda geliştiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi durum an evolutionary arms race ifadesini en iyi örnekler?

  1. Etkileşim içindeki iki popülasyon sürekli olarak uyumlar ve karşı uyumlar geliştirir.
  2. Bir popülasyon bir kez değişir ve diğerini etkilemez.
  3. İki tür gerçekten silah yapıp savaşır.
Cevabı göster

Etkileşim içindeki iki popülasyon sürekli olarak uyumlar ve karşı uyumlar geliştirir.

This pattern appears over and over again. Anlatım akışı

4:11

Bu model tekrar tekrar karşımıza çıkar.

Anlatım akışı

Bu örüntü tekrar tekrar ortaya çıkar

This pattern ifadesi, az önce açıklanan mekanizmaya veya ilişkiye gönderme yapar. Yeni bir olay sunmak yerine önceki ayrıntıları tekrarlanabilen tek bir örüntü olarak toplar. Appears over and over again, aynı tür örüntünün tekrar tekrar görüldüğünü belirtir. Cümle bir bütün olarak açıklamayı tek bir örnekten daha geniş bir genellemeye taşır.

Alıştırma

Bir açıklamada "This pattern appears over and over again." cümlesi ne yapar?

  1. Tamamen ilgisiz bir olay sunar.
  2. Önceki ayrıntıları tekrarlanan bir örüntü olarak özetler.
  3. Bir nesnenin bulunduğu yeri açıklar.
Cevabı göster

Önceki ayrıntıları tekrarlanan bir örüntü olarak özetler.

Grasshopper mice resist painful venom from scorpion prey

4:14

Çekirge fareleri, sinir sistemlerindeki genetik değişiklikler sayesinde

through genetic changes in their nervous systems. Kalıp ifadeler

4:18

avladıkları akreplerin acı verici zehrine direnç gösterirler.

Kalıp ifadeler

through genetic changes in their nervous systems: through ile mekanizma belirtme

Through + bir ad öbeği, bir sonucu ortaya çıkaran aracı veya mekanizmayı belirtebilir. Burada through genetic changes in their nervous systems, çekirge farelerinin zehre nasıl direnebildiğini açıklar: sinir sistemini etkileyen genetik değişimler bu mekanizmayı sağlar. Bu kullanımda through, fiziksel bir alanın bir tarafından diğer tarafına hareket etmeyi anlatmaz. Aynı yapı bir sonucu süreç, yöntem veya içsel bir değişimle ilişkilendirebilir.

Alıştırma

through + ad öbeği hedef yapısını tamamlayın: The city reduced water use ____ better leak detection.

Cevabı göster

through

Horned lizards readily consume harvester ants, Kelime

4:21

Boynuzlu kertenkeleler, özel kan plazmaları ile zehirli sokmalarına direnerek

Kelime

readily consume harvester ants: bilimsel İngilizcede kolaylık veya isteklilik

Readily, consume fiilini niteleyen bir zarftır. Bu cümlede readily consume harvester ants, boynuzlu kertenkelelerin bu karıncaları fazla zorlanmadan veya tereddüt etmeden yediği anlamına gelir. Hayvanların beslenmesinin anlatıldığı bu bağlamda consume, yemek anlamındadır. Eat fiiline göre daha resmîdir ve cümlenin bilimsel üslubuna uygundur.

Alıştırma

“Horned lizards readily consume harvester ants,” bilimsel cümlesinde readily consume büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Cümle, karıncaları çok sık yediklerini açıkça belirtir.
  2. Karıncaları fazla zorlanmadan veya tereddüt etmeden yerler.
  3. Karıncaları yemeden önce onlar hakkında okurlar.
Cevabı göster

Karıncaları fazla zorlanmadan veya tereddüt etmeden yerler.

resisting their envenomed sting with specialized blood plasma. Dilbilgisi

4:24

hasatçı karıncaları kolayca tüketirler.

Dilbilgisi

Tamamlayıcı bir -ing öbeği olarak resisting ... with ...

resisting ile başlayan bölüm, yeni bir ana cümle değil, -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Önceki ana cümlenin öznesinin zehir aktaran sokmaya nasıl karşı koyduğunu ekler; resisting ifadesinin örtük öznesi de aynı öznedir. Bu öbekte resist fiilinin nesnesi their envenomed sting, with specialized blood plasma bölümü ise araç veya mekanizmadır. Bu yapı, ana ifadeden sonra eş zamanlı bir eylemi ya da mekanizmayı eklemeyi sağlar.

Alıştırma

resisting ... with ... yapısını tamamlayın: The desert plant survives the summer, ____ the heat ____ deep roots.

Cevabı göster

resisting · with

And sea slugs eat jellyfish nematocysts,

4:29

Ve deniz tavşanları denizanası nematokistlerini yer,

prevent their activation with compounds in their mucus, Kalıp ifadeler

4:32

mukuslarındaki bileşiklerle onların aktive olmasını engeller,

Kalıp ifadeler

prevent their activation with ...: olayı ve aracı belirtme

Prevent their activation, nematosistlerin tetiklenmesini veya boşalmasını durdurmak anlamına gelir. Buradaki activation, enerjik ya da hareketli hâle gelme anlamında değil, bir olayı adlandıran isim olarak kullanılır. Yapı prevent + olay adı + with + araç biçimindedir: their activation engellenen olaydır, with compounds in their mucus ise bunu engellemek için kullanılan maddeyi açıklar. Cümlenin tamamında prevent fiilinin örtük öznesi de sea slugs ifadesidir.

Alıştırma

prevent + olay adı + with + araç yapısını tamamlayın: The coating ____ corrosion ____ a moisture-blocking layer.

Cevabı göster

prevents · with

and repurpose them for their own defenses. Kelime

4:35

ve kendi savunmaları için yeniden kullanırlar.

Kelime

repurpose A for B: bir şeye yeni bir amaç kazandırmak

Repurpose A for B, zaten var olan A'ya farklı bir amaç, yani B, kazandırmak demektir. Bu cümlede them ile belirtilen şeylere, sahiplerinin savunmasında yeni bir görev verilir; önemli olan yalnızca yeniden kullanılmaları değil, amaçlarının değişmesidir. Kalıp repurpose + nesne + for + yeni amaç şeklindedir. For sözcüğünden sonra bir isim veya -ing biçimi gelebilir: repurpose a jar for storage ya da repurpose a jar for holding pencils.

Alıştırma

Cümleyi repurpose A for B kalıbıyla tamamlayın ve repurpose fiilini geçmiş zamanda kullanın: We ____ holding pencils.

Cevabı göster

repurposed the empty tin for

The bombardier beetle is no exception. Kalıp ifadeler

4:39

Bombardıman böceği de bir istisna değildir.

Kalıp ifadeler

X is no exception: belirli bir örnek de kurala uyar

X is no exception, X'in de az önce belirtilen genel bir kurala, eğilime veya örüntüye uyduğu anlamına gelir. Bu cümlede bombardıman böceği, önceki örüntünün başka bir örneği olarak sunulur. Bu ifade bilgileri birbirine de bağlar: önce genel bir nokta belirtilir, ardından X is no exception ile belirli bir örnek bu genellemenin içine alınır. Burada exception soyut bir kavramdır; X'in sahip olmadığı bir nesnenin adı değildir.

Alıştırma

Cuma gününün de aynı örüntüye uyduğunu gösteren kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Weekdays are busy here, and Friday ____.

Cevabı göster

is no exception

The toads that swallow them can tolerate the caustic spray that Darwin found so distasteful. Notlar

4:42

Onları yutan kurbağalar, Darwin'in çok iğrenç bulduğu o yakıcı spreye dayanabilir.

Kelime

can tolerate the caustic spray: bilimsel bağlamlarda tolerate

can tolerate the caustic spray ifadesinde tolerate, zararlı bir maddeye maruz kaldıktan sonra yaşamaya veya işlevini sürdürmeye devam edebilmek anlamına gelir. Bu ifade, kara kurbağalarının spreyin etkilerine bu maruz kalmayla başa çıkacak kadar dayanabildiğini anlatır. Burada tolerate bir tercihi değil, dayanma kapasitesini belirtir. Kurbağaların spreyi sevdiği anlamına gelmez ve spreyin hiçbir etkisi olmadığını da kanıtlamaz. Bu kullanım canlılar, hastalar, malzemeler, ısı, kimyasallar veya ilaçlar anlatılırken yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede tolerate, «zor bir koşula rağmen işlevini sürdürebilmek» anlamında kullanılmıştır?

  1. These seedlings can tolerate a few cold nights.
  2. These seedlings enjoy every cold night.
  3. These seedlings keep cold weather from reaching them.
Cevabı göster

These seedlings can tolerate a few cold nights.

Dilbilgisi

that Darwin found so distasteful: ilgi tümceciğinde find + nesne + sıfat

That Darwin found so distasteful, the caustic spray ifadesini niteleyen bir ilgi tümceciğidir. That spreyin yerini tutar ve found fiilinin nesnesi olur. Temel cümle Darwin found the caustic spray so distasteful şeklindedir. find + object + adjective yapısında find, bir şeyi bulmak değil, onu belirli bir niteliğe sahip olarak deneyimlemek veya değerlendirmek anlamına gelir. So, distasteful sözcüğünün derecesini güçlendirir. Distasteful çok nahoş veya sakıncalı demektir; bağlamda yutma ve sprey bulunduğu için sözcük aynı zamanda kötü tat fikrini de çağrıştırır.

Alıştırma

Cümleyi find fiilinin geçmiş hâli ve helpful sıfatıyla tamamlayın: This is the guide that I ____ very ____.

Cevabı göster

found · helpful

Most of the beetles are spit up hours later, Öbek fiiller

4:48

Böceklerin çoğu saatler sonra tükürülerek dışarı atılır,

amazingly alive and well. Kalıp ifadeler

4:51

şaşırtıcı bir şekilde hayatta ve iyi durumdadırlar.

Öbek fiiller

are spit up: spit up ifadesinin edilgen biçimi

Spit up, daha önce yutulmuş yiyecek, sıvı veya başka bir nesneyi mideden ağza geri getirip dışarı çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede are spit up edilgendir: eyleme maruz kalanlar kınkanatlılardır, bu yüzden cümle onların başına ne geldiğine odaklanır. Up, öbek fiilin bir parçasıdır ve edilgen yapıda da kalmalıdır: the animal spits the beetles up → the beetles are spit up. Bu ifade yalnızca tükürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

The pill was spit up a minute later cümlesinde hapa ne oldu?

  1. Yutuldu ve sonra geri çıkarıldı.
  2. Biri onu yutmadan üzerine tükürük bulaştırdı.
  3. Yutuldu ve tamamen sindirildi.
Cevabı göster

Yutuldu ve sonra geri çıkarıldı.

Kalıp ifadeler

amazingly alive and well: şaşırtıcı biçimde canlı ve sapasağlam

Alive and well, hâlâ hayatta ve iyi durumda olmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Genellikle bir kişinin veya hayvanın bir tehlikeden ya da başına ne geldiğinin bilinmediği bir dönemden sonra zarar görmeden kurtulduğunu vurgular. Bu cümlede amazingly, sonucun şaşırtıcı olduğunu gösterir. Kınkanatlılar yalnızca hayatta kalmamış, aynı zamanda iyi durumda dışarı çıkmıştır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz, hâlâ hayatta ve iyi durumda anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: After two nights lost in the mountains, the hikers were found ____.

Cevabı göster

alive and well

But how do the toads survive the experience?

4:53

Peki kurbağalar bu deneyimden nasıl sağ çıkıyor?

That is still a mystery. Anlatım akışı

4:56

Bu hala bir sır.

Anlatım akışı

That is still a mystery: yanıtsız bir soruyla açık uçlu bitiriş

Burada That, az önce sorulan sorunun tamamına, yani kara kurbağalarının bu deneyimden nasıl sağ çıktığına gönderme yapar. Konuşan kişi soruyu tekrarlamak yerine bu kısa özneyle önceki bilgiyi özetler ve sorunun şu anki durumunu belirtir. Still, bu durumun bugüne kadar devam ettiğini gösterir. is still a mystery ifadesi, şu anda bilinen bir açıklama olmadığını kabul ederek açık uçlu bir kapanış yapar; cevabın hiçbir zaman bulunamayacağını söylemez.

Alıştırma

Bir belgesel, araştırmacıların henüz cevaplayamadığı bir soru ortaya koyuyor. Bu durumu en iyi anlatan kapanış cümlesi hangisidir?

  1. That is still a mystery.
  2. That is still a secret.
  3. That is already settled.
Cevabı göster

That is still a mystery.

Haven't had your fill? Deyimler

5:00

Daha doymadınız mı?

Deyimler

Haven't had your fill?: birinin daha fazlasını isteyip istemediğini sormak

Have your fill, bir şeyden tatmin olacak kadar almak veya deneyimlemek anlamına gelir. Haven't had your fill? resmî olmayan, kısaltılmış bir sorudur; tam biçimi Haven't you had your fill? şeklindedir. Anlaşılan özne you, have yardımcı fiilinden sonra kullanılan geçmiş zaman ortacı ise had sözcüğüdür. Bir videonun sonunda bu soru, yaklaşık olarak “Daha fazlasını ister misin?” anlamına gelen şakacı bir yönlendirmedir. Yiyecek, içerik, etkinlik veya deneyimler için kullanılabilir. Bu deyimde fill, bir kabı doldurma eylemi değil, insanı tatmin eden miktar anlamındaki bir isimdir.

Alıştırma

Resmî olmayan daveti have your fill deyiminin tam biçimiyle tamamlayın: Haven't ____?

Cevabı göster

had your fill

Pick your poison with one of these two lessons. Deyimler

5:01

Zehrinizi bu iki dersten birini seçerek belirleyin.

Deyimler

Pick your poison: şakayla karışık seçim yaptırma ifadesi

Pick your poison, “sunulan seçeneklerden birini seç” anlamına gelen bir deyimdir. Genellikle her seçeneğin bir kusuru varmış gibi şaka yollu bir ima taşır; ancak sıradan bir seçimi dramatikleştirip komik hâle getirmek için de kullanılabilir. Bu cümlede izleyiciyi iki dersten birini seçmeye davet eder. Poison sözcüğü gerçek anlamda kullanılmaz; ayrıca videonun konusuyla eğlenceli bir bağ kurar.

Alıştırma

Hangi seçenek Pick your poison ifadesini doğal biçimde kullanıyor?

  1. İki ev işi arasında gündelik seçim: You can wash the dishes or take out the trash—pick your poison.
  2. Resmî bir formdaki talimat: Pick your poison in Section 2.
  3. Ölümcül bir kimyasalla ilgili acil durum uyarısı: This chemical leak is life-threatening—pick your poison.
Cevabı göster

İki ev işi arasında gündelik seçim: You can wash the dishes or take out the trash—pick your poison.