Düşüncenin Bilimsel Gücü: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
520 kelime 199 kel/dk

Video özeti: Zihinsel çalışma fiziksel beceriyi destekler, ancak gerçek çalışmanın yerini tutmaz. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what if I told you that - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: geçmiş bir konuşmayı anlatmayan, şaşırtıcı bir iddiayı retorik biçimde açan bir soru olarak anlayın. 2. increased their strength by 30% - Sözcük anlamı ve kullanım: increase by ile değişim miktarını belirtin ve bunu son değeri bildiren increase to yapısından ayırın. 3. a little imagination never hurts. - Deyimler ve mecazlı ifadeler: bu ölçülü sonucu, biraz hayal gücünün zararsız ve yararlı olabileceği şeklinde anlayın; zararın imkansız olduğuna dair kelimesi kelimesine bir garanti saymayın.

Bu derste

For years, scientists believed that the brain was static,

0:00

Bilim insanları yıllarca beynin durağan,

unchanging, and locked.

0:03

değişmez ve değişime kapalı olduğuna inandı.

But our understanding has changed drastically

0:04

Ancak bu konudaki anlayışımız kökten değişti

to the point where we now see the brain as plastic and constantly changing. Notlar

0:06

ve artık beyni şekillenebilir ve sürekli değişen bir yapı olarak görüyoruz.

Kalıp ifadeler

to the point where: bir sonuca götüren derece

To the point where, anlayıştaki köklü değişimi ardından gelen sonuca bağlar: insanlar artık beyni farklı bir şekilde görmektedir. Point, değişimin ulaştığı dereceyi veya aşamayı belirtir; where ise bu derecede ortaya çıkan durumu tanıtır. Aktarılabilir kalıp, değişim veya gelişim + to the point where + sonuç cümleciğidir. Bir sürecin, sonraki durumun gerçek olmasını sağlayacak kadar güçlendiğini veya ilerlediğini vurgular.

Alıştırma

Düşüşün, ardından gelen sonucun gerçekleştiği bir dereceye ulaştığını gösteren dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Public trust fell ____ many customers canceled their accounts.

Cevabı göster

to the point where

Dilbilgisi

see the brain as plastic: see A as B kalıbı

Burada see, gözle algılamak değil, anlamak veya bir şey olarak görmek demektir. see the brain as plastic ifadesinde the brain A'dır; plastic ise A'ya verilen tanım olan B'dir. Burada plastic, değişebilmek ve uyum sağlayabilmek anlamındadır. see A as B bir yargıyı, yorumu veya sınıflandırmayı ifade etmek için kullanılır: özne, A'nın B kimliğine veya niteliğine sahip olduğunu düşünür. B bir isim öbeği veya sıfat olabilir.

Alıştırma

Yargıyı tamamlamak için see ... as yapısının doğru biçimini kullanın: Our manager ____ a short trial ____ the safest first step.

Cevabı göster

sees · as

Kelime

plastic: değişebilme ve yeniden yapılanabilme

Buradaki plastic, değişebilen, uyum sağlayabilen veya yeniden yapılanabilen anlamında bir sıfattır. Beynin çalışma biçimini ve zaman içinde bağlantılarını ya da yapısını değiştirebilme kapasitesini anlatır; beynin hangi maddeden yapıldığını belirtmez. Ardından gelen constantly changing ifadesi, bu özel nörobilim anlamını pekiştirir. Daha genel olarak, akademik bir bağlamda bir sistem veya yetenek plastic diye tanımlanıyorsa onun değişebilme kapasitesine odaklanın.

Alıştırma

İngilizce "The young brain is highly plastic," cümlesinde plastic ne anlama gelir?

  1. Zaman içinde değişebilme ve yeniden yapılanabilme
  2. Sentetik bir maddeden yapılmış olma
  3. Tek bir fiziksel biçimde kalıcı olarak sabitlenmiş olma
Cevabı göster

Zaman içinde değişebilme ve yeniden yapılanabilme

But what if I told you that simply thinking could affect Dilbilgisi

0:10

Peki ya size yalnızca düşünmenin bile

not only the way your brain works, Dilbilgisi

0:12

sadece beyninizin çalışma biçimini değil,

but its physical shape and structure as well?

0:14

fiziksel şeklini ve yapısını da etkileyebileceğini söyleseydim?

Dilbilgisi

Retorik bir giriş olarak What if I told you that...

What if I told you that... özellikle şaşırtıcı gelmesi veya mevcut bir düşünceyi sorgulatması beklenen bir iddiayı sunan varsayımsal soru kalıbıdır. Sonucu doğrudan açıklamak yerine, dinleyeni bu iddiayı duyduğunu hayal etmeye davet eder. Buradaki geçmiş zaman told, durumun hayalî olduğunu gösterir; konuşmacının bu konuşmanın geçmişte gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediğini sorduğu anlamına gelmez. Örnekte bu kalıp, düşünmenin beyni değiştirebileceği iddiasına yönelik merak oluşturur.

Alıştırma

Şaşırtıcı iddiayı sunan retorik girişi tamamlayın: What ____ some plants can communicate through chemical signals?

Cevabı göster

if I told you that

Dilbilgisi

not only A, but B as well: yalnızca A değil, B de

Not only A, but B as well, ikisi de doğru olan iki bilgiyi birbirine bağlar. A beynin nasıl çalıştığı, B ise fiziksel şekli ve yapısıdır. İkinci bilgi sona geldiği için daha güçlü veya daha şaşırtıcı duyulur. Buradaki but karşıtlık bildirmez; not only ile başlayan eşleşmiş yapıyı tamamlar. As well “de/da” anlamı katar ve ikinci ek bilgiyi kapatır. Bu kalıp, bir noktadan daha güçlü ya da daha beklenmedik başka bir noktaya ilerlemeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi not only A, but B as well kalıbıyla tamamlayın: The new library is ____ quiet ____ welcoming ____.

Cevabı göster

not only · but · as well

It turns out this is exactly what happens. Kalıp ifadeler

0:16

Aslında olan tam da bu.

Kalıp ifadeler

It turns out + cümle: sonuçta ortaya çıkar ki...

It turns out, bir şey kontrol edildikten, daha fazla bilgi edinildikten veya olayların gelişimi görüldükten sonra açıklığa kavuşan bir gerçeği sunar. Bu cümlede, az önce sözü edilen şaşırtıcı düşüncenin gerçekten gerçekleştiğini doğrular. Buradaki it bir kişiyi veya nesneyi göstermez. It turns out (that) + cümle biçimindeki sabit girişin parçasıdır. That çoğu zaman atılır; burada da atılmıştır.

Alıştırma

Antrenör programı kontrol edip şaşırtıcı bir gerçek öğrendi. Hangi cümle bu gerçeği kontrol sonucunda keşfedilmiş bir bilgi olarak sunar?

  1. Turn out the lights before the game starts.
  2. It turns out the game starts at noon.
  3. It seems the game might start at noon.
Cevabı göster

It turns out the game starts at noon.

From a neuroscientific standpoint, Kalıp ifadeler

0:19

Nörobilim açısından bakıldığında,

imagining an action and doing it Dilbilgisi

0:20

bir eylemi hayal etmek ve onu gerçekleştirmek

require the same motor and sensory programs in the brain.

0:22

beyinde aynı motor ve duyusal programları gerektirir.

Kalıp ifadeler

From a neuroscientific standpoint: nörobilimsel bir bakış açısından

From a neuroscientific standpoint, iddianın hangi bakış açısından değerlendirilmesi gerektiğini sınırlar: burada iddia, nörobilimin beyin süreçleri hakkında söyledikleriyle sınırlıdır; olası bütün felsefi ya da kişisel bakış açılarını kapsamaz. Yeniden kullanılabilen kalıp from + niteleyici + standpoint biçimindedir; niteleyici bir alanı, rolü veya ölçütü belirtebilir. Cümlenin başında virgülle ayrılarak kullanıldığında, dinleyiciye cümlenin geri kalanını hangi açıdan yorumlaması gerektiğini gösterir. Standpoint, birinin fiziksel olarak durduğu yeri değil, soyut bir bakış açısını ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi, değerlendirmeyi özellikle güvenlik açısından çerçeveleyen bir standpoint ifadesiyle tamamlayın: ____, the design needs another emergency exit.

Cevabı göster

From a safety standpoint

Dilbilgisi

imagining ... and doing ... ile çoğul fiil require

Imagining an action ve doing it, and ile bağlanan iki gerund öbeğidir. Birlikte iki etkinliği adlandıran birleşik bir özne oluşturdukları için çoğul özneyle kullanılan require gelir. Fiili seçerken fiile en yakın isim veya zamire değil, özneyi oluşturan öbeklerin tamamına bakın. Action ve it bu özne öbeklerinin içindedir ve özne-fiil uyumunu belirlemez. Imagining burada isim gibi özne işlevi gördüğü ve önünde be fiilinin bir biçimi bulunmadığı için ilerleyen zaman yapısının parçası değil, gerund biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi take fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Washing the dishes and cleaning the kitchen ____ more time than I expected.

Cevabı göster

take

For example,

0:25

Örneğin,

if you were to close your eyes and imagine the letter B, Dilbilgisi

0:26

gözlerinizi kapatıp B harfini hayal ederseniz,

the primary visual cortex lights up Öbek fiiller

0:29

birincil görsel korteksiniz etkinleşir;

in the same way it does when you look at the letter on the screen. Dilbilgisi

0:31

tıpkı ekrandaki harfe baktığınızda olduğu gibi.

Dilbilgisi

Temkinli bir varsayım için if you were to + fiil

Burada if you were to close, geçmişte yaşanmış bir olayı değil, hayal edilen bir eylemi koşul olarak kurar. Yapı if + özne + were to + fiilin yalın hâli şeklindedir: if you were to close. Bu yapı koşulu daha varsayımsal, temkinli veya özenle kurulmuş gösterir. Olası bir sonucu açıklamadan önce düşünce deneyleri, düşük olasılıklar veya nazik öneriler sunmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Düşünce deneyini temkinli varsayım yapısıyla tamamlayın: “____ live underwater, how would you communicate?”

Cevabı göster

If you were to

Öbek fiiller

“Etkinleşir” anlamındaki lights up

Bu cümlede lights up geçişsiz bir öbek fiildir: etkinleşen şey birincil görsel kortekstir. Beyin görüntüleri bu etkinliği genellikle daha parlak veya renkli bir alan olarak gösterir; bu nedenle ifade, artan etkinliği görünür parlaklıkla ilişkilendirir. Aynı yapı, özneye bağlı olarak bir şeyin aydınlanmasını, görünür biçimde etkinleşmesini veya birden canlanmasını anlatabilir. Korteksin kasıtlı olarak ayrı bir ışığı açtığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“The visual cortex lights up on the scan,” cümlesinde lights up ne anlama gelir?

  1. Bölge bir lamba yakar.
  2. Bölge görsel bilgi almayı bırakır.
  3. Bölge daha fazla etkinlik gösterir ve görüntüde belirginleşir.
Cevabı göster

Bölge daha fazla etkinlik gösterir ve görüntüde belirginleşir.

Dilbilgisi

in the same way it does when: önceki fiilin yerine kullanılan does

in the same way ... when yapısı, görsel korteksin iki durumda nasıl tepki verdiğini karşılaştırır. Bu cümlede, hayal etme sırasındaki etkinlik ile harfi gerçekten görme sırasındaki etkinlik eşleştirilir. Does, daha önce geçen lights up fiil öbeğinin yerine kullanılır; dolayısıyla tam anlam in the same way it lights up when ... biçimindedir. Böylece tekrar önlenir. When karşılaştırılan durumu tanıtır; buradaki does, yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Karşılaştırmayı responds yerine geçen yardımcı fiille tamamlayın: The sensor responds to blue light in the same way it ____ when it detects green light.

Cevabı göster

does

Take a moment and imagine yourself writing out your signature with your dominant hand. Dilbilgisi

0:34

Bir an durup baskın elinizle imzanızı attığınızı hayal edin.

Dilbilgisi

imagine yourself writing: imagine + nesne + -ing

Imagine + nesne + -ing yapısı, o kişinin bir eylemi yaptığını zihinde canlandırmak anlamına gelir. Imagine yourself writing ifadesinde yourself, imagine fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda writing eylemini yapan kişidir. Bu yapıda nesneden sonra -ing biçimini kullanın. Bu anlam için imagine yourself to write doğal bir İngilizce değildir; imagine yourself writing denir.

Alıştırma

Cümleyi imagine + dönüşlülük zamiri + -ing yapısıyla tamamlayın: Before the interview, take a minute to ____ the first question calmly.

Cevabı göster

imagine yourself answering

Chances are the amount of time it takes you to simply imagine doing it Notlar

0:37

Büyük olasılıkla, bunu yaptığınızı zihninizde canlandırmak için harcadığınız süre,

is similar to how long it actually takes to write it out.

0:41

imzanızı gerçekten atmanız için gereken süreye yakındır.

Kalıp ifadeler

Chances are + tam bir cümlecik

Chances are, konuşanın doğru olma ihtimalini yüksek gördüğü bir tahmini başlatır. Burada iki etkinliğin muhtemelen yaklaşık aynı süreyi aldığını belirtir. Ardından doğrudan tam bir cümlecik gelir: Chances are + özne + fiil. Daha uzun olan Chances are that ... biçimi de doğrudur, ancak that isteğe bağlıdır. Buradaki Chances, birbirinden ayrı fırsatlar anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte Chances are ne anlama geliyor?

  1. Ardından gelen ifadenin doğru olma ihtimali yüksektir.
  2. Konuşan emindir ve ifadeyi kanıtlamıştır.
  3. Etkinliği yapmak için birkaç fırsat vardır.
Cevabı göster

Ardından gelen ifadenin doğru olma ihtimali yüksektir.

Dilbilgisi

the amount of time it takes ... is similar to how long it actually takes ile süreleri karşılaştırma

The amount of time it takes ..., ilk etkinliğin ne kadar zaman gerektirdiğini belirten bir isim öbeğidir. Temel isim olan amount tekildir, bu yüzden ana fiil is olur. similar to ifadesinden sonra gelen how long it actually takes ..., ikinci etkinliğin süresini belirten bir cümleciktir. Burada how long fiziksel uzunluğu değil, zamanı anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp şudur: the amount of time it takes to do A + is similar to + how long it takes to do B.

Alıştırma

Cümleyi hedef karşılaştırma kalıbının tam parçalarıyla tamamlayın: The ____ it takes to charge this phone is similar to ____ it takes to charge the tablet.

Cevabı göster

amount of time · how long

Try doing the same thing with your non-dominant hand

0:44

Aynı şeyi baskın olmayan elinizle yapmayı deneyin;

and it actually takes you longer to write and imagine.

0:46

hem yazmanız hem de hayal etmeniz gerçekten daha uzun sürer.

How is this relevant? Anlatım akışı

0:49

Bunun konuyla ne ilgisi var?

Anlatım akışı

Retorik bir geçiş olarak How is this relevant?

How is this relevant? örneği geçici olarak durdurup onun ana fikirle nasıl bağlantılı olduğunu sorar. Burada konuşan kişi cevabı zaten bilir; soru bilgi istemek yerine dinleyicilerin aklına gelebilecek şüpheyi dile getirir. Bir örnekten sonra kullanılan bu öz soru, örnekten onun ilgisine ve ardından açıklamaya uzanan net bir geçiş oluşturur. Bağlantının birazdan açıklanacağını gösterir.

Alıştırma

Bir konuşmacı örnek verdikten sonra “How is this relevant?” diye soruyor. Bu sorunun temel işlevi nedir?

  1. Örneğin olgusal olarak doğru olup olmadığını sormak
  2. Örnek işe yaramadığı için tartışmayı bitirmek
  3. Konuşanın birazdan açıklayacağı bağlantıyı tanıtmak
  4. Konuşanın konuyu unuttuğunu kabul etmek
Cevabı göster

Konuşanın birazdan açıklayacağı bağlantıyı tanıtmak

Well,

0:50

Şöyle ki,

because imagination and action are actually integrated and engage the same neural pathways,

0:50

zihinde canlandırma ile eylem aslında bütünleşiktir ve aynı sinir yollarını devreye sokar,

practicing one actually influences the other.

0:55

bu yüzden birine yönelik alıştırma yapmak diğerini de etkiler.

One fascinating study took two groups and had them practice piano for 2 hours a day, Dilbilgisi

0:58

Büyüleyici bir çalışmada iki gruba günde iki saat piyano çalıştırıldı,

Dilbilgisi

had them practice: have + kişi + fiilin yalın hâli

had them practice ifadesindeki had, ettirgen have fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Araştırmayı düzenleyenler katılımcıların pratik yapmasını sağladı veya bunu ayarladı; had burada “sahipti” anlamına gelmez. Kalıp have + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: have them practice; geçmiş zamanda ise had them practice olur. Kişiden sonraki fiil to almaz ve sayı ya da zamana göre değişmez; zamanı have veya had taşır.

Alıştırma

Cümleyi parantez içindeki fiilin doğru biçimiyle tamamlayın: The instructor had the students ____ the emergency procedure. (practice)

Cevabı göster

practice

except one group was only allowed to use mental practice. Kelime

1:03

ancak gruplardan birinin yalnızca zihinsel prova yapmasına izin verildi.

Kelime

mental practice: bir beceriyi zihinde prova etmek

Burada mental practice, hareketleri gerçekten yapmadan fiziksel bir beceriyi zihinde bilinçli biçimde prova etmek demektir. Katılımcılar, gerçekten çalışıyormuş gibi hareketlerin sırasını ve hislerini hayal eder. Bu ifade, gelişigüzel düşünmeyi değil, planlı bir eğitim etkinliğini adlandırır. Bu kullanımda practice genel olarak antrenmanı ifade eder ve normalde sayılamazdır.

Alıştırma

Yalnızca zihinde yapılan bilinçli prova terimiyle cümleyi tamamlayın: Before touching the instrument, Ava silently rehearsed every movement in her mind. This is called ____.

Cevabı göster

mental practice

They couldn't touch the piano,

1:06

Piyanoya dokunamıyorlardı;

but would sit in front of it and imagine practicing. Dilbilgisi

1:07

sadece önünde oturup çalıştıklarını hayal ediyorlardı.

Dilbilgisi

would sit: geçmişte tekrarlanan bir alışkanlık

Bu geçmiş zaman anlatısında would sit, tekrar tekrar veya düzenli olarak otururlardı anlamına gelir. Deney sırasında grubun rutinini anlatır; istek, gelecek zaman veya söylenmemiş bir koşulun sonucu değildir. Aktarılabilir yapı, önce belirlenmiş bir geçmiş zaman çerçevesi ve ardından would + fiilin yalın hâlidir. Zaman çerçevesi netleşince would, tekrarlanan eylemleri bir hikâyenin veya anının parçası olarak sunabilir.

Alıştırma

Geçmişte tekrarlanan bir alışkanlığı göstermek için would + fiilin yalın hâlini kullanın: When I was little, my grandfather ____ me a story every night.

Cevabı göster

would tell

The surprising result? Anlatım akışı

1:09

Şaşırtıcı sonuç neydi?

The exact same physical changes took place in the motor cortex of both groups. Kalıp ifadeler

1:11

Her iki grubun motor korteksinde de tamamen aynı fiziksel değişiklikler meydana geldi.

Anlatım akışı

Soru biçiminde bir açıklama olarak The surprising result?

The surprising result? kısaltılmış, soru biçiminde bir parçadır. was gibi bir fiili içermez; bu nedenle eksiksiz bir bilgi sorusundan çok sözlü bir başlık gibi işlev görür. Kısa bir duraklama yaratır, dikkati temel bulguya yöneltir ve sonraki cümlenin cevabı vermesini sağlar. Bu soru-cevap düzeni, konuşmacının dinleyicilerden cevap istemeden önemli bilgiyi vurgulamasına yardımcı olur.

Alıştırma

Bu bölümde The surprising result? ne işe yarıyor?

  1. Birbiriyle ilgisiz birkaç sorudan oluşan bir liste başlatır.
  2. Temel bulguyu önceden haber verir ve sonraki cümlenin onu cevaplamasını sağlar.
  3. Konuşmacının bilmediği bir sonucu dinleyicilerin bildirmesini ister.
Cevabı göster

Temel bulguyu önceden haber verir ve sonraki cümlenin onu cevaplamasını sağlar.

Kalıp ifadeler

“meydana geldi” anlamındaki took place

Bu cümlede took place, sabit ifade take place’in geçmiş zaman biçimidir ve “oldu” ya da “meydana geldi” anlamına gelir. Özne fiziksel değişikliklerdir; dolayısıyla ifade, bu değişikliklerin her iki grupta da meydana geldiğini bildirir. take ve place sözcüklerini ayrı ayrı yorumlamak yerine take place’i tek bir birim olarak düşünün. Bu ifade genellikle bir olayın, etkinliğin, sürecin veya değişikliğin gerçekleştiğini, buna kimin neden olduğunu belirtmeden bildirir.

Alıştırma

Cümleyi take place’in geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The safety inspection ____ yesterday morning.

Cevabı göster

took place

And after 3 days,

1:15

Üstelik üç günün sonunda,

their accuracy in playing was the exact same.

1:16

çalarken gösterdikleri doğruluk düzeyi tamamen aynıydı.

Beyond 5 days,

1:19

Beş gün geçtikten sonra,

the physical practice group did begin to excel faster, Dilbilgisi

1:20

piyanoda fiilen çalışan grup daha hızlı gelişmeye başladı,

Dilbilgisi

did begin to excel yapısındaki vurgulayıcı did

Bu olumlu cümlede did, begin fiilini vurgular. Grupların benzer performans gösterdiği önceki döneme rağmen değişimin gerçekten gerçekleştiğini belirtir. Bu, basit geçmiş zamanda vurgulayıcı do yapısıdır: did + fiilin yalın hâli. Bu vurgu bir gerçeği doğrulayabilir, beklentiyi düzeltebilir, karşıt bir gerçeği kabul edebilir veya güçlü bir karşıtlık kurabilir; geçmiş zamanı did taşıdığı için begin yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Mia'nın bulmacayı çözemediği düşüncesini en açık biçimde hangi cümle düzeltir?

  1. Mia solved the puzzle.
  2. Mia did solved the puzzle.
  3. Mia did solve the puzzle.
Cevabı göster

Mia did solve the puzzle.

but the imagination group when given the chance to practice physically Dilbilgisi

1:23

ama zihinsel prova yapan gruba piyanoda fiilen çalışma fırsatı verildiğinde,

was able to catch up to their skill level quickly. Öbek fiiller

1:26

diğer grubun beceri düzeyine hızla yetişebildi.

Dilbilgisi

İndirgenmiş edilgen yan cümle when given the chance to practice

When given the chance to practice, indirgenmiş bir edilgen yan cümledir. Tam biçimi when they were given the chance to practice şeklindedir; they, fırsatı veren değil alan taraf olan the imagination group ifadesine gönderme yapar. Bir when yan cümlesinin öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olduğunda, özne ve be fiilinin bir biçimi çoğu zaman çıkarılabilir. Geriye kalan geçmiş zaman ortacı given, edilgen anlamı korur ve zaman ya da koşul arka planını kısa biçimde sunar.

Alıştırma

Edilgen when yan cümlesini indirgeyin: When they are given clear instructions, new employees settle in quickly. Tamamlayın: New employees, ____, settle in quickly.

Cevabı göster

when given clear instructions

Öbek fiiller

catch up to: aynı seviyeye yetişmek

Catch up to someone or something, aradaki farkı kapatıp bir kişi ya da şeyle aynı konuma, ilerleme düzeyine veya beceri seviyesine ulaşmak demektir. to, yetişilen kişiyi, grubu veya ölçütü belirtir. Bu cümlede hayal gücü grubu fiziksel pratiğe başladıktan sonra karşılaştırma grubunun beceri seviyesine hızla ulaşıyor. Bu ifadede catch, bir şeyi fiziksel olarak yakalamak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede catch up to, bir grupla aynı seviyeye ulaşmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Leo caught the ball beside the faster swimmers.
  2. Leo trained hard to catch up on the lessons he missed.
  3. Leo trained hard to catch up to the faster swimmers.
Cevabı göster

Leo trained hard to catch up to the faster swimmers.

Perhaps more incredible is an experiment

1:29

Belki de daha inanılmaz olan,

which used imagination in an effort to strengthen muscles. Kalıp ifadeler

1:31

kasları güçlendirmek amacıyla zihinsel canlandırmadan yararlanan bir deneydir.

Kalıp ifadeler

in an effort to: amacı bir girişim olarak sunmak

in an effort to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını açıklar ve aynı zamanda o eylemi bir girişim olarak sunar. Yalnızca to kullanmaktan genellikle daha planlı ve resmî bir tınıya sahiptir. Bu cümlede hayal gücünü kullanma yöntemi, kasları güçlendirmek amacıyla denenmiştir. İfade, kasların gerçekten güçlenip güçlenmediğini söylemez; sonuç ayrıca belirtilmelidir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bir girişimde bulunarak” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The library extended its hours ____ help more families.

Cevabı göster

in an effort to

Both groups did the same finger muscle exercises for 4 weeks,

1:34

Her iki grup da dört hafta boyunca aynı parmak kası egzersizlerini yaptı,

though one group simply did it mentally.

1:38

ancak gruplardan biri bunları yalnızca zihninde yaptı.

Those who actually did the physical exercise increased their strength by 30% Notlar

1:40

Fiziksel egzersizi gerçekten yapanların gücü %30 artarken,

Kelime

increased their strength by 30%: by değişim miktarını gösterir

Increased their strength by 30%, artış miktarının başlangıçtaki gücün %30’una eşit olduğu anlamına gelir. By son düzeyi değil, değişimin büyüklüğünü belirtir. Başlangıçtaki güç 100 birim olarak gösterilirse %30’luk artış yeni düzeyi 130 birime çıkarır. Cümle gerçek başlangıç veya bitiş gücünü vermediği için %30 son ölçüm olarak yorumlanamaz.

Alıştırma

Cümleyi değişim miktarını gösteren edatla tamamlayın. The monthly fee increased ____ 10%, from $50 to $55.

Cevabı göster

by

while those who imagined doing it increased their muscle strength by 22%.

1:44

yaptığını hayal edenlerin kas gücü %22 arttı.

Dilbilgisi

Grupları karşılaştırmak için Those who ... while those who

Those who, “... yapan kişiler” anlamına gelir. Those bir insan grubunun yerini tutar; who yan cümlesi hangi kişilerden söz edildiğini belirtir. Burada gerçekten egzersiz yapan kişileri gösterir. Tekrarlanan Those who ..., while those who ... yapısı, davranışlarına göre tanımlanan iki grubu paralel biçimde sunar. Bu cümlede while, “oysa” veya karşılaştırma bildiren “-ken” anlamındadır; “... sırasında” anlamındaki zaman ilişkisini göstermez. Böylece participants gibi bir isim tekrarlanmadan iki sonuç karşılaştırılır.

Alıştırma

Tekrarlanan Those who ... while those who ... yapısını kullanarak karşılaştırmayı tamamlayın. ____ booked early paid less, while ____ waited until Friday paid the full price.

Cevabı göster

Those who · those who

This is because the neurons responsible for the movement instruction were still being used and strengthened,

1:48

Bunun nedeni, hareket komutlarından sorumlu nöronların yine de kullanılıp güçlenmesiydi;

resulting in increased strength when the muscles actually contracted. Dilbilgisi

1:54

böylece kaslar gerçekten kasıldığında ortaya çıkan güç arttı.

Dilbilgisi

resulting in increased strength: sonuç bildirme

“Resulting in increased strength”, sonucu bildiren bir -ing öbeğidir. Önceki sürecin tamamının sonucunu ekler: nöronlar kullanılmaya ve güçlenmeye devam etmiş, bu süreç de kaslar kasıldığında daha fazla güç oluşmasına yol açmıştır. Burada resulting in, “sonucunda” anlamındadır; “... yapmak için” anlamında değildir. Düşünce which resulted in increased strength biçiminde açılabilir, ancak -ing yapısı açıklamayı tek cümlede tutar.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen iki kelimelik -ing sonuç öbeğiyle tamamlayın: The pipe burst overnight, ____ serious water damage.

Cevabı göster

resulting in

So, while your thoughts don't have some mystical or magical power, Anlatım akışı

1:57

Yani düşünceleriniz mistik veya sihirli güçlere sahip olmasa da,

mental practice is an effective way to prepare for a physical skill.

2:00

zihinsel prova, fiziksel bir beceriye hazırlanmanın etkili bir yoludur.

Anlatım akışı

So, while ...: ana görüşten önce bir sınırı kabul etme

So, bu sonucu az önce ele alınan kanıtlara bağlar. Burada while, “-se de” anlamına gelir: konuşmacı önce düşüncelerin sihirli gücü olduğu yönündeki abartılı fikri reddeder, ardından zihinsel pratiğin etkili olduğuna dair kanıta dayalı ana görüşü verir. Bu “önce bir sınırı kabul et, sonra ana noktayı söyle” düzeni, savı daha ölçülü kılar. İlk yan cümle bir sınır koyar; ardından gelen olumlu görüşü geçersiz kılmaz.

Alıştırma

Bu cümlede ilk yan cümlenin görevi nedir? “While the plan is not perfect, it can still help us.”

  1. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  2. Planın işe yaramaz olduğunu kanıtlar.
  3. Ana görüşü sunmadan önce bir sınırı kabul eder.
Cevabı göster

Ana görüşü sunmadan önce bir sınırı kabul eder.

Each thought actually changes the structure and function of your brain

2:04

Her düşünce, beyninizin yapısını ve işleyişini gerçekten değiştirir;

by affecting the neurons at the microscopic level.

2:08

çünkü mikroskobik düzeyde nöronları etkiler.

Though, as much as we wish you could sit there and become the next Mozart, Notlar

2:10

Her ne kadar oturduğunuz yerden bir sonraki Mozart olabilmenizi dilesek de,

it won't happen without a lot of hard physical work.

2:14

yoğun bir fiziksel emek harcamadan bu gerçekleşmez.

Dilbilgisi

as much as we wish: bir sınırdan önce isteği kabul etmek

Bu cümlede as much as we wish you could ... ifadesi, bunu yapabilmeni çok istesek de anlamına gelir. Önce güçlü bir isteği kabul eder, ardından ana cümle bununla çelişen gerçeği verir: çok yüksek bir beceri düzeyine ulaşmak yine de yoğun fiziksel çalışma gerektirir. Burada as much as miktar ölçmez; ödünleme bildirir. Kullanışlı kalıp şöyledir: As much as + özne + wish/would like + yan cümle, + sınırlama veya karşıtlık bildiren ana cümle. Wish sonrasındaki could, umut edilen durumu şu anki gerçeklikten uzak gösterir.

Alıştırma

Güçlü bir isteği gerçek bir sınırdan önce kabul eden dört sözcüklü ödünleme girişiyle cümleyi tamamlayın: ____ we could take the puppy home, our apartment does not allow pets.

Cevabı göster

As much as we wish

Kültür

the next Mozart: benzer müziksel büyüklüğe ulaşabilecek yeni biri

Mozart ünlü bir besteciydi; bu nedenle adı burada olağanüstü müzik yeteneği ve başarısının kültürel bir simgesi olarak kullanılıyor. The next Mozart, bir gün benzer bir düzeye ulaşabilecek yeni bir kişi demektir; Mozart'ın yerini kelimenin gerçek anlamıyla alacak biri demek değildir. Aktarılabilir the next + ünlü kişinin adı kalıbı, gelecek vadeden birini aynı alanda herkesçe bilinen bir üstünlük örneğiyle karşılaştırır. Genellikle kesin eşitlik değil, bir tahmin veya abartılı övgü ifade eder.

Alıştırma

“The coach says Maya could be the next Serena Williams,” cümlesinde the next Serena Williams ne anlama gelir?

  1. Bir kuyrukta Serena Williams'ın yerini alacak kişi
  2. Gelecekte benzer bir üstünlük düzeyine ulaşabilecek bir sporcu
  3. Serena Williams'ın bir akrabası
Cevabı göster

Gelecekte benzer bir üstünlük düzeyine ulaşabilecek bir sporcu

But a little imagination never hurts. Deyimler

2:17

Ama biraz hayal kurmaktan zarar gelmez.

Deyimler

Nazikçe cesaretlendirmek için “A little imagination never hurts”

Bu cümlede a little imagination never hurts, biraz hayal gücü kullanmanın zararsız ve yararlı olabileceği anlamına gelir. Never hurts, bir şeyi ölçülü biçimde tavsiye eden deyimsel bir ifadedir; bunun hiçbir zaman zarar veremeyeceğine dair gerçek anlamda bir garanti değildir. a little/a bit of + isim + never hurts kalıbı, emir gibi duyulmadan nazikçe öneri eklemek veya bir düşünceyi cesaret verici bir şekilde bitirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız sınıf projesine yaratıcı bir fikir ekleme konusunda endişeli. Burada “A little imagination never hurts” ne anlama geliyor?

  1. Projeyi yalnızca hayal gücü çok geniş biri tamamlayabilir.
  2. Biraz hayal gücü kullanmayı denemeye değer ve bu yararlı olabilir.
  3. Hayal gücünün her durumda güvenli olduğu garanti edilir.
Cevabı göster

Biraz hayal gücü kullanmayı denemeye değer ve bu yararlı olabilir.

This episode of AsapSCIENCE is supported by audible.com,

2:20

AsapSCIENCE'ın bu bölümü audible.com tarafından destekleniyor.

the leading provider of audiobooks

2:23

Sesli kitap alanının lider sağlayıcısı audible.com,

with over 100,000 downloadable titles across all types of literature.

2:25

tüm edebiyat türlerinde indirilebilir 100.000'den fazla eser sunuyor.

This episode was inspired by the book

2:29

Bu bölüme ilham veren kitap

The Brain That Changes Itself by Norman Doidge.

2:31

Norman Doidge'ın The Brain That Changes Itself adlı eseridir.

You can download this audiobook or another of your choice

2:33

Bu sesli kitabı veya seçtiğiniz başka bir sesli kitabı

for free at audible.com/asap.

2:36

audible.com/asap adresinden ücretsiz indirebilirsiniz.

Special thanks to Audible for making these videos possible

2:39

Bu videoların hazırlanmasını mümkün kıldığı

and offering you a free audiobook at audible.com/asap.

2:42

ve audible.com/asap adresinde size ücretsiz bir sesli kitap sunduğu için Audible'a özel teşekkürler.

And subscribe for more weekly science videos.

2:46

Her hafta daha fazla bilim videosu için abone olun.