Hükümet ✉️ | TAM MİNİ BÖLÜM | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bandit, çocukları onun talimatlarını dinlemediği için şaka yollu hükümete mektup yazar; ancak gelen cevaplar sorumluluğu ona geri yükler ve şikâyetiyle alay eder. Temel İngilizce noktaları: 1. That's it. — Konuşma pragmatiği ve tutum: bu ifadeyi bir nesneye yapılan gerçek bir gönderme olarak değil, “yeter artık; şimdi harekete geçiyorum” anlamında sınır koyan bir tepki olarak tanıyabilirsiniz. 2. buck up your ideas. — Deyim ve mecaz ifade: bu Britanya/Avustralya İngilizcesine özgü gayriresmî azarlamayı “davranışını ya da performansını düzelt” anlamında anlayabilirsiniz; konuşan kişi birini yeterince iyi yapmamakla suçladığında işe yarar. 3. go towards — Kelime anlamı ve kullanım düzeyi: vergi veya fonların yollar ve hastaneler için kullanılması gibi para kullanımını anlatan bu anlamı ayırt edebilir, go fiilini yalnızca fiziksel hareket olarak okumazsınız.
Bu derste
right-o: gayriresmî bir “tamam” yanıtı
Right-o, Britanya ve Avustralya İngilizcesinde kullanılan kalıplaşmış, gayriresmî bir yanıttır. Yaklaşık olarak okay veya all right anlamına gelir ve bir talimatın duyulduğunu ya da kabul edildiğini gösterir. Burada çocuk, talimatı kabul ediyormuş gibi yanıt verir. Bu ifade bir şeyin doğru olduğunu söylemez ve yön belirtmez. Ses tonuna ve bağlama göre rahat ya da yalnızca geçiştirmek için söylenmiş gibi gelebilir; bu nedenle tek başına bu sözler kişinin gerçekten harekete geçeceğini garanti etmez.
Alıştırma
“Yeah, right-o.” cümlesinde right-o ne işlev görür?
- Talimatın gerçeklere göre doğru olduğunu söyler.
- Talimatın duyulduğunu veya kabul edildiğini rahat bir dille gösterir.
- Birine sağa doğru hareket etmesini söyler.
Cevabı göster
Talimatın duyulduğunu veya kabul edildiğini rahat bir dille gösterir.
tidy your room: eşyaları düzene koymak
Tidy your room ifadesindeki tidy, kıyafetleri, kitapları veya oyuncakları yerlerine kaldırmak gibi yollarla eşyaları düzene koymak ve dağınıklığı gidermek anlamına gelen bir fiildir. Amaç odanın düzenli görünmesidir. İfade, yüzeyleri yıkamak, kiri çıkarmak veya elektrikli süpürgeyle süpürmek anlamına gelmek zorunda değildir; ancak toplamak ve temizlemek aynı işin parçaları olabilir.
Alıştırma
Cümleyi “yıkamak veya ovalamak” değil, “eşyaları düzene koymak” anlamındaki fiille tamamlayın: Before your friends arrive, please ____ your room.
Cevabı göster
tidy
go and eat: sözlü talimatlarda go and + fiilin yalın hâli
go and eat ifadesindeki go and + fiilin yalın hâli, sonraki eylem için gereken yere ya da duruma geçip ardından o eylemi yapmak anlamına gelir. Asıl görev eat eylemidir; and, go ile bu görevi birbirine bağlar ve eşit önemde iki ayrı emir sunmaz. Bu yapı, bir işi yapmak için gitmeyi ve o işi gerçekleştirmeyi tek ve doğal bir sözlü talimat hâline getirir. Son fiili değiştirerek go and ask, go and check veya go and wash diyebilirsin.
Alıştırma
Sözlü talimatı go and ve ask fiilinin yalın hâliyle tamamla: Your brother is in the kitchen. Please ____ him to come here.
Cevabı göster
go and ask
That's it.: kesin bir sınır bildirmek
Bu bağlamda That's it., “Artık yeter; bu şimdi sona eriyor” anlamına gelir. Bir nesneyi belirtmez. Konuşan kişi bu kısa cümleyle önceki konuşmayı bitirir ve kesin bir sınır koyar. Aynı sözler “bitti” veya “tam olarak bu” anlamlarına da gelebilir; dolayısıyla anlamı çevredeki durum ve ses tonu belirler. Burada tekrarlanan reddedişler, sınır koyma anlamını açıkça gösterir.
Alıştırma
Birkaç uyarı dikkate alınmadıktan sonra bir ebeveyn, “That's it. I'm turning off the game.” diyor. Burada “That's it.” ne anlama gelir?
- Ebeveyn bir nesneyi belirtiyordur.
- Ebeveyn bir cevabın doğru olduğunu onaylıyordur.
- Ebeveyn artık yeterince sabretmiştir ve durumu sona erdiriyordur.
Cevabı göster
Ebeveyn artık yeterince sabretmiştir ve durumu sona erdiriyordur.
write a letter to the government: write a letter to + alıcı kalıbı
Write a letter to + alıcı, belirli bir kişi ya da kurum için mektup yazmak anlamına gelir. I'm writing a letter to the government. cümlesinde a letter yazılı mesajın türünü, to the government ise mektubu kimin alacağını belirtir. Buradaki to alıcıyı gösterir; bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz. Aynı kalıp okul, belediye veya şirket gibi alıcılarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi write a letter to + alıcı kalıbıyla tamamlayın: I decided to ____ the council about the broken streetlight.
Cevabı göster
write a letter to
Dear Government: mektup başında Dear + hitap edilen kişi veya kurum
Dear + hitap edilen kişi ya da kurum bir selamlama ifadesidir: mektubu veya e-postayı başlatır ve metnin kime yöneltildiğini gösterir. Böylece metnin sıradan konuşmadan mektup biçimine geçtiği anlaşılır. Dear Government, ifadesinde Dear sevgi bildirmekten çok geleneksel bir yazışma kalıbıdır. Komik bir rol yapma sahnesinde Government doğrudan alıcı gibi ele alınır; gerçek bir resmî mektupta genellikle belirli bir makam, bölüm veya kişinin adı yazılır.
Alıştırma
Dear Government, açılışında Dear sözcüğünün temel görevi nedir?
- Açılış selamlamasını belirtir ve alıcıyı tanıtır.
- Yazarın sıradan bir sohbette konuştuğunu gösterir.
- Yazarın hükümeti sevdiğini söyler.
Cevabı göster
Açılış selamlamasını belirtir ve alıcıyı tanıtır.
anything I say: düşürülmüş bir ilgi zamiri
anything I say ifadesinde I say, anything sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür: anything (that) I say. İfadenin tamamını “söylediğim herhangi bir şey” anlamındaki tek bir isim öbeği olarak düşünün. don't do anything I say yapısında bağlam, söylediklerimi çocukların uymadığı talimatlar hâline getirir. I say ayrı bir cümle başlatmaz; anything sözcüğünün hangi şeyleri kapsadığını belirtir.
Alıştırma
anything I say ifadesinde I say hangi görevi üstlenir?
- Şu anda ne söylediğimle ilgili ayrı bir cümle başlatır.
- Çocukların ne sıklıkla konuştuğunu açıklar.
- anything sözcüğünü niteler ve “söylediğim herhangi bir şey” anlamına gelir.
Cevabı göster
anything sözcüğünü niteler ve “söylediğim herhangi bir şey” anlamına gelir.
Ka-ching!: eğlenceli bir yazar kasa sesi
Ka-ching, yazar kasayla ilişkilendirilen sesi taklit eden yansımalı bir ünlemdir. Genellikle para gelmesini, kazancı, ödülü veya zafer duygusu taşıyan bir “başarı” anını çağrıştırır. Burada eylemlere oyun benzeri bir ritim katan eğlenceli bir ses efekti görevi görür. Birinin gerçekten ödeme aldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu eğlenceli sahnede Ka-ching! ne işe yarar?
- Bir ödemenin işlendiğini resmî olarak doğrular.
- Komik bir başarı duygusu katmak için yazar kasa sesini taklit eder.
- Birine gürültü yapmayı bırakmasını söyler.
Cevabı göster
Komik bir başarı duygusu katmak için yazar kasa sesini taklit eder.
tell someone to do something: tell them to clean yapısı
Tell someone to do something, bir kişiye talimat vermek anlamına gelir. tell them to clean ifadesinde them talimatı alan kişileri, to clean ise yapılacak eylemi belirtir. Kalıp tell + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Kişi normalde atılamaz: tell to clean değil, tell them to clean denir.
Alıştırma
tell + person + to + verb kalıbını us ve wait ile tamamlayın: The teacher told ____ ____ outside.
Cevabı göster
us · to wait
obey the speed limit: resmî bir yol kuralına uymak
Obey the speed limit, bir yolda izin verilen en yüksek hızı belirleyen resmî kurala uymak anlamına gelir. Speed limit, bir kişinin veya aracın fiziksel olarak ulaşabileceği en yüksek hız değil, yasayla ya da levhayla belirlenmiş bir kuraldır. Obey, kuralı doğrudan nesne olarak alır: obey + kural, yasa veya emir. Bu ifadede the speed limit, insanların uyması beklenen bir kural olarak ele alınır.
Alıştırma
Trafik kuralı cümlesini obey ve speed limit ile tamamlayın: Drivers must ____ near the school.
Cevabı göster
obey the speed limit
but they never listen: listeyi ana şikâyete bağlamak
Bir dizi istek sıralandıktan sonra but yönü değiştirir ve en önemli sonucu verir: bu isteklerin hiçbiri yerine getirilmemiştir. Böylece liste tek ve net bir şikâyete bağlanır. Burada listen yalnızca “bir sesi duymak” değil, “öğüt veya talimatı dikkate alıp buna göre davranmak” demektir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp şudur: önce beklenen eylemleri sıralayın, ardından hayal kırıklığı yaratan gerçeği but ile verin.
Alıştırma
Bir istek listesinden sonra “but they never listen” ne işe yarar?
- İsteklerle bu isteklerin göz ardı edilmesi gerçeğini karşılaştırır.
- Listeye bir istek daha ekler.
- İsteklerin nasıl daha net duyulacağını açıklar.
Cevabı göster
İsteklerle bu isteklerin göz ardı edilmesi gerçeğini karşılaştırır.
do about this? — bir sorun için harekete geçmek
do something about a problem yapısında about, harekete geçilmesi gereken sorunu belirtir. İfadenin tamamı “sorunla ilgilenmek için harekete geçmek” demektir; bu nedenle What are you going to do about this? karşı tarafın hangi adımı atmayı planladığını sorar. Bu bağlamda soru yalnızca fikir istemez. Karşı tarafı bir şikâyete yanıt vermesi ve sorumluluk alması için baskı altına alır.
Alıştırma
“Sorunla ilgilenmek için harekete geçmek” anlamını kuran edatla soruyu tamamlayın: The leak is getting worse. What are you going to do ____ it?
Cevabı göster
about
Resmî mektup kapanışı olarak Sincerely,
Sincerely, resmî veya yarı resmî bir mektup ya da e-postada mesajdan sonra ve gönderenin adından önce kullanılan geleneksel bir kapanış ifadesidir. Burada mesajın bittiğini ve Bandit Heeler'ın imza olduğunu gösterir. Bu konumda sincerely, bir eylemin nasıl yapıldığını anlatmaz. Yapıyı kapanış ifadesi + virgül + gönderenin adı şeklinde okuyun.
Alıştırma
“Sincerely, Bandit Heeler.” ifadesinde Sincerely ne işe yarar?
- Mesajı kapatır ve gönderenin imzasını tanıtır.
- Bandit'in bir eylemi dürüstçe yaptığını söyler.
- Mektubu alacak kişiye hitap eder.
Cevabı göster
Mesajı kapatır ve gönderenin imzasını tanıtır.
should do it: bir şeyin muhtemelen yeterli olduğunu söylemek
that should do it ifadesinde do, “bir eylemi gerçekleştirmek” değil, “yeterli olmak veya gereken sonucu sağlamak” anlamına gelir. Konuşan kişi az önce yapılan şeye bakar ve bunun muhtemelen işi tamamlayacağını ya da sorunu çözeceğini söyler. Should az miktarda belirsizlik katar: konuşan kişi sonucun yeterli olmasını bekler ama kesin bir garanti vermez. Bu, bir işi doğal biçimde bitirmenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümle “Bu son adımın yeterli olmasını bekliyorum ama tamamen emin değilim” anlamına gelir?
- That should do it.
- That cannot do it.
- That did it.
Cevabı göster
That should do it.
Now to post: sonraki adıma geçiren eksiltili kalıp
Now to post this, bunu postaya vermenin sıradaki iş olduğunu söylemenin eksiltili bir yoludur. Tam anlamı Now it is time to post this ifadesine yakındır; ancak konuşan kişi özneyi ve çekimli fiili söylemez. Now to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir işlem dizisini bir sonraki eyleme taşır. Özellikle kişinin kendi kendine konuşmasında veya adımları sırayla anlatmasında kullanılır. Buradaki post, Britanya İngilizcesinde bir şeyi posta yoluyla göndermek demektir.
Alıştırma
Sıradaki işi tanıtan iki sözcüklük eksiltili kalıpla cümleyi tamamlayın: The letter is ready. ____ post it.
Cevabı göster
Now to
Put a stamp on it: posta için kullanılan put ... on ... kalıbı
Put a stamp on it, genellikle bir mektuba, karta veya zarfa posta pulu takmak anlamına gelir. Yapı put + nesne + on + pulun konduğu şey şeklindedir: a stamp yerleştirilen nesnedir, pulu alan şey ise on sözcüğünden sonra gelir. Burada stamp, posta pulu anlamına gelen sayılabilir bir isimdir; bir şeyi damgayla işaretlemek anlamındaki fiil değildir. Bu cümlede it, daha önce sözü edilen zarfı belirtir.
Alıştırma
Posta ücretini eklemeyi anlatan üç sözcüklük ifadeyle yönergeyi tamamlayın: Before you post the letter, put ____ the envelope.
Cevabı göster
a stamp on
your kids' behavior is not our responsibility. Ton ve niyet
1:06çocuklarınızın davranışları bizim sorumluluğumuzda değildir.
not our responsibility. It's yours. — sorumluluğu doğrudan karşı tarafa verme
“Not our responsibility”, sorunu ‘bizim’ ele almamız gerektiği düşüncesini reddeder. Ardından “It's yours”, bu sorumluluğu hitap edilen kişiye verir. Böylece iki cümle yalnızca sahiplik belirtmez, sorumluluk konusunda kesin bir sınır çizer. “Yours”, “your responsibility” ifadesinin yerine kullanılan bir iyelik zamiridir. Önceki cümlede responsibility açıkça belirtildiği için isim tekrar edilmez. İfade bir bütün olarak sorumluluğu doğrudan reddeder ve karşı tarafa geri verir.
Alıştırma
“Your kids' behavior is not our responsibility. It's yours” cümlesinde “It's yours” ne anlama gelir ve ne yapar?
- Sorumluluğun hitap edilen kişiye ait olduğunu belirtir ve kesin bir sınır çizer.
- İki tarafın sorumluluğu paylaştığını belirtir.
- Diğer kişinin fiziksel bir nesneye sahip olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Sorumluluğun hitap edilen kişiye ait olduğunu belirtir ve kesin bir sınır çizer.
dump vouchers — atık bertaraf tesisi kuponları
“Dump vouchers” ifadesinde “dump”, atıkların bertaraf edilmek üzere götürüldüğü bir yeri belirten isimdir ve “vouchers” sözcüğünü niteler. İfade bir bütün olarak, bölge sakinlerinin bu tesisi kullanmasını veya atık bertaraf ücretinin bir kısmını karşılamasını sağlayan kuponlar anlamına gelir. Kuponları çöpe atma eylemini anlatmaz. Bu, Avustralya'daki bir yerel yönetimin sağlayabileceği türden pratik bir haktır. Sahnede isteği reddettikten sonra bu kadar özel amaçlı kuponlar sunulması, resmî yanıtı komik derecede faydasız gösterir.
Alıştırma
“Please enjoy these dump vouchers” cümlesindeki “dump vouchers” büyük olasılıkla nedir?
- Çöp kutusu satın almak için indirim kuponları
- İstenmeyen kuponları çöpe atma talimatları
- Atık bertaraf tesisini kullanmak veya ücretlerini azaltmak için verilen kuponlar
Cevabı göster
Atık bertaraf tesisini kullanmak veya ücretlerini azaltmak için verilen kuponlar
gonna: going to ifadesinin resmî olmayan konuşma biçimi
Bu cümlede gonna, going to ifadesinin resmî olmayan konuşma dilindeki biçimidir. I'm gonna write, I'm going to write anlamına gelir: konuşan kişi bir mektup daha yazmayı planlamakta veya buna niyet etmektedir. Gonna ifadesinden hemen sonra gonna write örneğindeki gibi fiilin yalın hâli gelir. Burada fiziksel bir hareket anlatmaz. I'm going to London örneğinde olduğu gibi going to bir varış yerini gösteriyorsa normalde gonna ile değiştirilemez.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz sürümü seçin. Gelecek ifadesinin kısalmış gonna biçimi mi yoksa tam going to biçimi mi olduğuna odaklanın.
- I'm gonna call you after lunch.
- I'm going to call you after lunch.
Cevabı göster
I'm gonna call you after lunch.
if you want my vote this year, you better ...: koşul koyup uyarıda bulunmak
if you want X, you better Y kalıbı, X'i dinleyenin Y'yi yapması koşuluna bağlar. Burada konuşan kişi oyunu bir baskı aracı olarak kullanır: hükûmet bu desteği istiyorsa kendini geliştirmelidir. Resmî olmayan konuşmada you better, you'd better yani you had better ifadesinin kısalmış biçimi olarak kullanılır. Ardından fiilin yalın hâli gelir ve dinleyen kişi harekete geçmezse istenmeyen bir sonuç doğacağını çoğu zaman ima eder. Bu cümlede tarafsız bir tavsiye değil, bir uyarı ve baskı aracıdır.
Alıştırma
Konuşan kişi if you want my vote this year, you better ... kalıbıyla esas olarak ne yapıyor?
- Dinleyenin destek alacağını tarafsız biçimde tahmin eder.
- Desteğini bir koşula bağlar ve dinleyeni harekete geçmesi için uyarır.
- Dinleyeni bir fikrini paylaşmaya kibarca davet eder.
Cevabı göster
Desteğini bir koşula bağlar ve dinleyeni harekete geçmesi için uyarır.
buck up your ideas: performansı ve iş yapma biçimini geliştirmek
Buck up your ideas, çoğunlukla Britanya ve Avustralya İngilizcesinde kullanılan sabit ve gündelik bir deyimdir. Gösterilen çabayı, performansı veya iş yapma biçimini geliştirmek anlamına gelir. İfade bir bütün olarak anlaşılmalıdır; buradaki buck erkek geyik veya dolar anlamında kullanılmaz. Bu cümlede basit bir teşvikten çok bir azarlama vardır. Konuşan kişi daha iyi performans göstermeyi kendi oyunu almanın koşulu hâline getirerek hükümete daha iyi çalışması için baskı yapar.
Alıştırma
Bu cümlede buck up your ideas ne anlama geliyor?
- Performansını veya iş yapma biçimini geliştirmek.
- Bir hayal kırıklığından sonra moralini düzeltmek.
- Daha fazla sayıda fikir düşünmek.
Cevabı göster
Performansını veya iş yapma biçimini geliştirmek.
so you have to sort my naughty kids out. Öbek fiiller
1:26bu yüzden yaramaz çocuklarımı siz yola getirmelisiniz.
pay my taxes, so you have to: gerekçeden iddia edilen zorunluluğa
I pay my taxes konuşanın gerekçesini sunar, so bu gerekçeden çıkardığı sonucu işaretler ve you have to bu sonucu güçlü bir zorunluluk olarak gösterir. Bilgi, «gerekçe, dolayısıyla iddia edilen zorunluluk» düzenini izler. Bu bağlantı konuşanın kendi savıdır; nesnel bir yasal yükümlülüğün kanıtı değildir. Buradaki abartılı sonuç, konuşanın bunu istemeye hakkı olduğuna inandığını gösterir: vergi ödemek, hükümetin o kişinin çocuklarını yönetmek zorunda olduğunu mantıksal olarak kanıtlamaz.
Alıştırma
pay my taxes, so you have to konuşanın savını nasıl düzenliyor?
- Vergi ödemek, hükümetin harekete geçmek zorunda olduğunu iddia etmenin gerekçesi olarak sunuluyor.
- Konuşan kişi, hükümetin her çocukla ilgilenmesini gerektiren bir yasadan alıntı yapıyor.
- Çocuklarla ilgilenmek, vergi ödemenin gerekçesi olarak sunuluyor.
Cevabı göster
Vergi ödemek, hükümetin harekete geçmek zorunda olduğunu iddia etmenin gerekçesi olarak sunuluyor.
sort my naughty kids out: ayrılabilir öbek fiil sort ... out
Bu cümlede sort ... out, çocukların kötü davranışlarıyla ilgilenip onları kontrol altına almak anlamına gelir. Sort ve out, my naughty kids nesnesini arasına alan tek bir öbek fiil olarak anlaşılmalıdır; burada sort “sınıflandırmak” anlamına gelmez. Bu öbek fiil ayrılabilir. İsim olan bir nesne sort the problem out örneğindeki gibi iki parçanın arasına veya sort out the problem örneğindeki gibi ikisinden sonra gelebilir. Zamir ise mutlaka ortada olmalıdır: sort it out denir, sort out it denmez.
Alıştırma
Cümleyi sort out ifadesinin doğru biçimi ve sözcük dizilişiyle tamamlayın: The printer is jammed, but I'll ____ before the meeting.
Cevabı göster
sort it out
Envelope, lick, stamp, post: adımları kısa parçalarla sunmak
Envelope, lick, stamp, post. bir mektup postalama düzenini dört kısa adım ipucuna sıkıştırır. Bazı ipuçları gerekli bir nesneyi, bazılarıysa bir eylemi belirtir; eksik bırakılan özneler, tanımlıklar ve nesneler durumdan anlaşılır. Listeye benzeyen bu parçalı anlatım, diziyi hızlı ve tekrarlı hissettirir. Bilgiyi tam cümlelerle değil, art arda gelen eylem vuruşlarıyla düzenler; Envelope, tam bir ifadenin dilbilgisel öznesi değil, düzen içindeki bir ipucudur.
Alıştırma
“Envelope, lick, stamp, post.” ifadesindeki parçalı anlatımın temel işlevi nedir?
- Bir postalama yönteminin neden diğerinden daha iyi olduğunu açıklar.
- Tam cümle ögelerini atarak bir dizi adımı hızla sunar.
- Envelope sözcüğünü dört tam yan cümlenin öznesi sayar.
Cevabı göster
Tam cümle ögelerini atarak bir dizi adımı hızla sunar.
This better be good: sabırsız bir uyarı
Gündelik konuşmada This better be good, This had better be good cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Buradaki better, had better + fiilin yalın hâli kalıbının parçasıdır; good sözcüğünün karşılaştırma biçimi değildir. Konuşan kişi, sırada gelen şeyin buna değmesini güçlü biçimde bekler ve hayal kırıklığına uğramak istemediği konusunda uyarıda bulunur. Cümle genellikle tarafsız bir umuttan çok sabırsızlık, kızgınlık veya baskı taşır.
Alıştırma
This better be good genellikle nasıl bir tutum ifade eder?
- Konuşan kişi sabırsız ve sonucun kendisini hayal kırıklığına uğratmaması gerektiğini belirtiyor.
- Konuşan kişi memnun ve sakin bir şekilde onayını belirtiyor.
- Konuşan kişi hangisinin daha iyi olduğuna karar vermek için iki şeyi karşılaştırıyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi sabırsız ve sonucun kendisini hayal kırıklığına uğratmaması gerektiğini belirtiyor.
your taxes go towards roads, hospitals, and army stuff, Kelime
1:38vergileriniz yollara, hastanelere ve ordu işlerine gidiyor,
go towards: belirli bir amaç için kullanılan para
Para bağlamında go towards, “belirli bir amaç için ödeme yapmaya veya o amacı desteklemeye katkıda bulunmak üzere kullanılmak” demektir. Özne genellikle money, taxes, fees veya donations olur; hiçbir şey fiziksel olarak bir yere doğru hareket etmez. Towards, desteği alan amacı belirtir. İfade, bir tutarın tamamını veya bir kısmını anlatabilir ve çoğunlukla tüm maliyeti karşıladığını iddia etmeden yapılan katkıya odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi go towards ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Part of the membership fee ____ maintaining the pool.
Cevabı göster
goes towards
not making your kids listen to you. Dilbilgisi
1:41çocuklarınızın sizi dinlemesini sağlamaya değil.
not making your kids listen to you: kapsam dışında bırakılan bir kullanım
not making your kids listen to you ifadesi, vergi parasının karşılamadığı bir kullanım alanını belirtir. Önceki your taxes go towards çerçevesinin içinde kalır: para yollara, hastanelere ve orduyla ilgili ihtiyaçlara gider, bu diğer amaca değil. Burada making your kids listen to you, towards tekrar edilmese de önceki towards edatının yönettiği bir -ing yan cümlesidir. Yan cümle içinde make, make + kişi + fiilin yalın hâli kalıbını izler: make your kids listen denir, make your kids to listen denmez. İfadenin tamamı bir amacı kapsam dışında bırakır; yeni bir emir değildir.
Alıştırma
not making your kids listen to you bu cümlede ne işe yarar?
- Çocukların o anda söz dinlediğini söyler.
- Ebeveynlere yeni bir talimat verir.
- Vergi parasının kapsam dışında bırakılan bir kullanımını belirtir.
Cevabı göster
Vergi parasının kapsam dışında bırakılan bir kullanımını belirtir.
We're sorry if we've lost your vote: mesafeli, koşullu bir özür
Görünüşte We're sorry if ... bir özürdür. if yan cümlesi, dinleyicinin oyunu kaybetmeyi doğrudan bir gerçek olarak kabul etmek yerine bir koşul olarak sunar. We've lost your vote, konuşanın dinleyicinin seçim desteğini artık alamıyor olabileceği anlamına gelir. Bu bağlamda kibar kalıp, ardından gelen ret ve iğnelemeye zemin hazırlar. Uygulamadaki etkisi mesafe yaratmaktır: konuşan olası bir sonucu kabul eder, ancak yanlış yaptığını kabul etmez veya değişeceğine söz vermez.
Alıştırma
Bir şirket, faturalandırma hatasının müşteriye para kaybettirdiğini biliyor. En doğrudan ve sorumlu özür hangisidir?
- We're sorry if our billing error cost you money.
- We're sorry that our billing error cost you money.
- We're sorry to hear that you think there was an error.
Cevabı göster
We're sorry that our billing error cost you money.
to be honest: açık bir görüşe geçiş
Burada to be honest bir söylem belirtecidir: dinleyiciye sırada konuşanın açık ve samimi görüşünün olduğunu bildirir. But ifadesinden sonra önceki girişten daha doğrudan ve muhtemelen rahatsız edici bir değerlendirmeye geçiş yapar. Temel görevi konuşmanın akışını düzenlemektir; konuşanın genel olarak dürüst biri olduğunu iddia etmek değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: ____, I don't think this plan is ready.
Cevabı göster
To be honest
sound like: sözlerden bir izlenim edinmek
Sound like, birinin sesinden, sözlerinden ve hatta yazdıklarından edinilen izlenimi aktarabilir. you sound like a pain in the bum ifadesinde kişinin mesajı, onun sinir bozucu veya geçinmesi zor biri olduğu izlenimini yaratır; gerçek anlamda ses benzerliği gerekmez. sound like + isim öbeği veya yan cümle yapısı, eldeki bilgilerin neyi düşündürdüğünü belirtir: She sounds like an expert; It sounds like we are late.
Alıştırma
Cümleyi sound sözcüğünün hedef biçimiyle tamamlayın: From Maya's message, it ____ she has changed her mind.
Cevabı göster
sounds like
a pain in the bum: can sıkıcı bir kişi veya şey için samimi bir ifade
Bu cümlede a pain in the bum, can sıkıcı veya uğraştırıcı biri anlamına gelir. You sound like... bunun konuşanın o kişi hakkındaki izlenimi olduğunu gösterir. Bu ifade mecazidir: sorun çıkaran bir kişiyi, işi veya durumu anlatabilir. Birinin gerçekten fiziksel ağrı çektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Can sıkıcı bir kişiyi anlatmak için vurgulanan samimi ifadeyle cümleyi tamamlayın: My noisy neighbour is ____.
Cevabı göster
a pain in the bum
we don't want it anyway: diğer kişinin oyunun önemli olmadığını söylemek
Bu cümlede it, daha önce sözü edilen oyu ifade eder. We don't want it anyway, karşı taraf oyu vermese bile konuşanın bu oyun kendileri için önemli olmadığını iddia ettiği anlamına gelir. Bu cevabın sonunda anyway, tartışmayı küçümseyen ve meydan okuyan bir tavırla bitirir: “Bunun bizim için bir önemi yok.” Konuşan, bir şeyi kaybettikten sonra umursamıyormuş gibi davranıyorsa savunmacı da duyulabilir.
Alıştırma
“We don't want it anyway.” cümlesinin sonundaki anyway burada ne yapıyor?
- Konuşanın ikinci bir şeyi de istemediğini ekler.
- Oyu önemsiz gösterir ve cevabı meydan okuyan bir tavırla bitirir.
- Oyu daha sonra almak için kibarca istekte bulunur.
Cevabı göster
Oyu önemsiz gösterir ve cevabı meydan okuyan bir tavırla bitirir.
Maybe vote for the other dudes: baştan savan bir öneri
Görünüşte Maybe vote for the other dudes. bir seçenek sunar: başka adaylara ya da diğer siyasi tarafa oy vermek. Ancak bu bağlamda samimi ve yararlı bir tavsiye değildir. Konuşan kişi, dinleyiciyi başından savmak için gelişigüzel bir öneri kullanır ve kendilerini beğenmiyorsa başka birini destekleyebileceği tavrını gösterir. Maybe öneriyi hafif ve üstünkörü gösterir, ancak onu kendiliğinden nazik yapmaz. Son derece gündelik dudes sözcüğü siyasi göndermeyi ciddiyetsiz gösterir ve kasıtlı olarak profesyonellikten uzak konuşulmasına dayanan şakayı güçlendirir.
Alıştırma
Maybe vote for the other dudes. bu bağlamda nasıl bir tavır ifade ediyor?
- Oy verme sisteminin nasıl işlediğini nazikçe açıklar.
- Dinleyiciye gelişigüzel biçimde başka birini desteklemesini söyleyerek onu başından savar.
- Özenle seçilmiş bir adayı resmî biçimde önerir.
Cevabı göster
Dinleyiciye gelişigüzel biçimde başka birini desteklemesini söyleyerek onu başından savar.
stuffed: gündelik Britanya ve Avustralya İngilizcesinde mahvolmuş
Gündelik Britanya ve Avustralya İngilizcesinde stuffed; mahvolmuş, bozulmuş veya umutsuz durumda anlamına gelebilir. This country's stuffed! cümlesinde ülkenin ciddi sıkıntıda olduğunu söyleyen abartılı bir yakınmadır; ülkenin fiziksel olarak dolu olduğu anlamına gelmez. Anlamı özne ve bağlam belirler. Özne bir ülke, plan, makine veya durum olduğunda be stuffed, artık düzgün çalışmayan ya da kurtarılamayacak gibi görünen bir şeyi anlatabilir.
Alıştırma
This country's stuffed! cümlesinde stuffed ne anlama geliyor?
- Ülke korkunç ve görünüşe göre umutsuz bir durumdadır.
- Ülke büyük bir yemek hazırlamıştır.
- Ülke fiziksel olarak nesnelerle doludur.
Cevabı göster
Ülke korkunç ve görünüşe göre umutsuz bir durumdadır.