Yunuslar ne kadar zeki? - Lori Marino: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, yunusların neden çok zeki kabul edildiğini açıklar: evrimleri büyük beyinler, karmaşık iş birliği, öğrenilmiş kültür, dile benzer anlama, öz farkındalık ve empati ortaya çıkarmıştır; sonunda da insanların onlara nasıl davranması gerektiğini sorgular. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Sure, this could have been a coincidence, but — Söylem, anlatım ve retorik: Bilimsel bir anlatının önce temkinli bir ihtimali kabul edip sonra asıl incelemek istediği açıklamaya nasıl geçtiğini öğrenirsin; böylece doğrudan bir iddia yerine dengeli bir akıl yürütmeyi fark edebilirsin. 2. cultural transmission — Kelime anlamı ve kullanım düzeyi: Bir grup içinde beceri veya davranışların aktarılmasını anlatan bu akademik terimi anlarsın; bu da yunusların selamlaşma, avlanma stratejileri ve araç kullanımını nesiller boyunca öğrenmesiyle ilgili örnekleri takip etmeyi kolaylaştırır. 3. empathize with them enough to keep them safe and free. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: enough to yapısının empati derecesini somut bir sonuçla nasıl bağladığını görürsün; böylece bir duygu ya da yeteneğin eyleme yol açacak kadar güçlü olduğunu ifade edebilirsin.
Bu derste
three researchers on a dolphin studying expedition
0:08yunusları inceleme gezisine çıkan üç araştırmacı
got a little bored: hafif bir durum değişikliği
Got bored, get + sıfat yapısının geçmiş zamanda kullanımıyla bir durum değişikliğini gösterir: araştırmacılar sıkılmaya başladı. A little, bored sıfatının derecesini belirtir. Burada “biraz” anlamındadır; bu nedenle olumsuz duygu güçlü bir şikâyet yerine hafifçe ifade edilir. get + a little + sıfat kalıbı, bir duruma doğru küçük bir değişimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi got, a little ve bored kullanarak tamamlayın: After waiting quietly for an hour, the children ____.
Cevabı göster
got a little bored
To lighten things up: amaç ifade etmek
Cümlenin başındaki To + fiilin yalın hâli bir amaç bildirir: sonraki eylemin neden yapıldığını açıklar. Lighten things up, bir durumu, havayı veya konuşmayı daha az gergin, ciddi ya da sıkıcı hâle getirmek demektir. Things belirli fiziksel nesneleri değil, genel olarak durumu ifade eder; lighten burada parlaklık veya ağırlıkla ilgili değil, mecazidir.
Alıştırma
To ile başlayın ve cümleyi lighten things up kullanarak tamamlayın: ____, Nina asked everyone a funny question.
Cevabı göster
To lighten things up
pretended to be + kimlik veya rol
Bu cümlede pretended to be, kişinin aslında Poseidon olmadığı hâlde bilinçli olarak öyleymiş gibi davrandığı anlamına gelir. Poseidon, taklit edilen kimlik veya roldür. Başka durumlara aktarılabilen kalıp pretend to be + kimlik ya da rol şeklindedir. Burada pretended geçmiş zamandadır. Oyunlarda, gösterilerde ve şakalarda; ayrıca birinin sahte bir kimlik iddia ettiği ciddi durumlarda kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi pretend to be kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the game, Leo ____ a pirate.
Cevabı göster
pretended to be
Poseidon: Yunan deniz tanrısı
Poseidon, Yunan mitolojisindeki deniz tanrısıdır. Buradaki ad sıradan bir kişiye ait değildir; mitolojik bir deniz tanrısını belirtir. Denizle olan bu bağlantı, deniz yosunu çelengini görsel bir şakaya dönüştürür. Başa bir deniz bitkisi koymak, eğlenceli bir deniz tanrısı kostümünü çağrıştırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede Poseidon adı neden deniz yosunu kostümüne uygundur?
- Poseidon modern bir deniz araştırmacısıydı.
- Poseidon, Yunan mitolojisindeki deniz tanrısıdır.
- Poseidon bir deniz yosunu türünün adıdır.
Cevabı göster
Poseidon, Yunan mitolojisindeki deniz tanrısıdır.
by placing ... and then throwing ...: bir yöntemi açıklamak
By + fiilin -ing biçimi, daha önce sözü edilen bir eylemin hangi yöntemle yapıldığını gösterir. Burada by placing ... and then throwing ..., önceki eylemin nasıl yapıldığını açıklar. Tek bir by, birden fazla -ing eylemini bağlayabilir. and then, placing eyleminin önce, throwing eyleminin ise sonra gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi by ve check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Leo found the mistake ____ his work carefully.
Cevabı göster
by checking
a dolphin surfaced with the seaweed crowning her head. Dilbilgisi
0:22bir yunus, başında taç gibi duran deniz yosunuyla yüzeye çıktı.
with the seaweed crowning her head: eşlik eden bir sahne eklemek
With + isim + -ing biçimi, ana eyleme eşlik eden bir sahne veya durum ekler. with the seaweed crowning her head ifadesinde the seaweed isimdir; crowning her head ise yunus su yüzüne çıktığında deniz yosununun nasıl göründüğünü anlatır. Burada crowning mecazidir: deniz yosunu başının üzerinde bir taç gibi durur. Resmî bir taç giyme törenini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi with, the river ve flow fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The hikers rested ____ beside them.
Cevabı göster
with the river flowing
could have been a coincidence: geçmişe ilişkin olası bir açıklama
Could have been bir olasılığı geçmişe yerleştirir. Yapı could have + geçmiş zaman ortacıdır; burada been, be fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu nedenle could have been a coincidence, yaşanan olay için tesadüfün olası açıklamalardan biri olduğu anlamına gelir. Konuşan kişi bunun bir tesadüf olduğunu doğrulamaz. Bu yapı geçmişteki bir olaya dönüp belirsiz bir açıklama sunar.
Alıştırma
Dün gece yüksek bir patlama sesi duyuldu ve nedenini kimse bilmiyor. Hangi cümle geçmişle ilgili belirsiz bir açıklama sunar?
- It could be thunder right now.
- It was definitely thunder.
- It could have been thunder.
Cevabı göster
It could have been thunder.
Sure, ... but ...: önce kabul etme, sonra ana noktaya geçme
Burada Sure bir ödün verme işlevi görür: konuşan kişi, tesadüfün makul bir açıklama olduğunu kabul eder. Ancak bu, tesadüf açıklamasının doğru olduğuna karar verdiği anlamına gelmez. Ardından but, anlatımı konuşan kişinin asıl vurgulamak istediği noktaya çevirir. Yeniden kullanılabilen Sure, X, but Y kalıbı X'i kısaca kabul eder ve Y'yi savın ana yönü hâline getirerek dengeli ama ikna edici bir ton oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi Sure, ... but ... ödün verme ve yön değiştirme kalıbıyla tamamlayın: ____, the hike will be difficult, ____ the view will be worth it.
Cevabı göster
Sure · but
it's also entirely possible that: makul bir olasılık daha eklemek
It is possible that + tam bir yan cümle, bir açıklamayı gerçek olarak değil, olasılık olarak sunar. Bu cümlede that'ten sonraki bölüm olası açıklamayı verir: yunus bilim insanını taklit ediyordu. Also bunun ek bir olasılık olduğunu gösterir. Entirely, possible sözcüğünü güçlendirerek açıklamanın tamamen makul olduğunu belirtir; ancak açıklama yine de kesin değildir.
Alıştırma
Tamamen makul fakat kesin olmayan başka bir olasılık ekleyen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the delay was caused by traffic.
Cevabı göster
It's also entirely possible that
mimicking the scientist: hareketleri veya sesleri taklit etmek
Mimicking, hareketlerinizi, seslerinizi, ifadelerinizi veya davranışlarınızı başka birine ya da şeye benzetmek demektir. Burada yunusun bilim insanının yaptığı şeyi yeniden canlandırmasını anlatır. Mimic'ten sonraki sözcük, taklit edilen modeli belirtir: mimic a person, mimic a voice, mimic a gesture veya mimic a movement denebilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir çocuğun öğretmeninin el hareketini taklit ettiğini en açık biçimde anlatır?
- The child was copying the teacher's worksheet.
- The child was measuring the teacher's hand movements.
- The child was mimicking the teacher's hand movements.
Cevabı göster
The child was mimicking the teacher's hand movements.
That's because dolphins are one of the smartest animals species on Earth. Notlar
0:35Çünkü yunuslar Dünya'daki en zeki hayvan türlerinden biridir.
Neden belirtmek için “That's because”
“That's because”, az önce sözü edilen bir düşünceye, sonuca veya soruya dönerek bunun nedenini açıklar. “That” önceki bilgiyi temsil eder; “because”tan sonraki yan cümle nedeni verir. Bu cümlede yunusların zekâsıyla ilgili sonraki ifade, daha önce söylenen bir noktaya açıklama olarak sunulur. İfadede bilgi önce sonuç, sonra neden olacak şekilde düzenlenir.
Alıştırma
İlk cümle bir sonuç veriyor. Sonraki cümlelerden hangisi bunun nedenini doğru biçimde açıklar? “The game was canceled.”
- That's because the field was flooded.
- That's when the field was flooded.
- That's why the field was flooded.
Cevabı göster
That's because the field was flooded.
“one of the smartest ...” ve çoğul grup
“one of the + superlative + plural group” yapısı, bir üyenin belirli bir özellik bakımından çok yüksek sıralarda bulunan bir gruba ait olduğunu belirtir. En üst sırada yalnızca bir üye olduğu anlamına gelmez. “one of” ifadesinden sonra grup dil bilgisi açısından çoğuldur: “one of the smartest animals” veya “one of the smartest animal species”. Örnekteki standart ifade “one of the smartest animal species on Earth” biçimindedir. “Species” çoğul olduğunda biçim değiştirmez; “animal” ise onu niteleyen tekil bir isimdir.
Alıştırma
Hangi cümle “one of the + superlative + plural group” yapısını doğru kullanıyor?
- It is one of the oldest buildings in the city.
- It is one of the oldest building in the city.
- It is one of oldest buildings in the city.
Cevabı göster
It is one of the oldest buildings in the city.
Yönlendirici soru olarak So, exactly how ...?
So, soruyu az önce ele alınan konuya bağlar. Exactly how smart, yalnızca zeki olup olmadıklarını değil, ne ölçüde zeki olduklarını sorar. Sorunun tamamı anlatımı arka plan bilgisinden yönlendirici bir soruya taşır. Sonraki bölümde kanıt ve örneklerle bir yanıta ulaşılacağını gösterir.
Alıştırma
Örnekte So, exactly how smart are they? açıklama içinde nasıl bir işlev görür?
- Önceki bilgileri sonraki bölümün ana sorusuna dönüştürür.
- Son yanıtı verir ve konuyu kapatır.
- Bilimsel bir gruptaki hayvanları sıralar.
Cevabı göster
Önceki bilgileri sonraki bölümün ana sorusuna dönüştürür.
dolphins belong to the group of aquatic mammals known as cetaceans, Notlar
0:45yunuslar da deniz memelileri (Cetacea) olarak bilinen suda yaşayan memeliler grubuna aittir;
Like whales and porpoises: Like + isim grubu
Cümlenin başında Like + isim grubu, “... gibi” veya “sonradan belirtilen özelliği ... ile paylaşan” anlamına gelir. Virgülden sonraki ana cümle, ortak noktanın ne olduğunu açıklar. Burada whales and porpoises karşılaştırma grubudur ve ana cümle dolphins sözcüğünün belirttiği hayvanların da onlar gibi setase olarak sınıflandırıldığını söyler. Like burada karşılaştırma bildiren bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Ortak sınıflandırma bildiren cümleyi dersteki karşılaştırma edatıyla tamamlayın: ____ lions and tigers, leopards are big cats.
Cevabı göster
Like
belong to the group of aquatic mammals: kategoriye göre sınıflandırma
X belong(s) to the group of Y kalıbı, X’i daha geniş bir kategori olan Y’nin içine yerleştirir. Burada yunuslar sucul memeliler olarak sınıflandırılır; belong to sahipliği değil, bir kategoriye ait olmayı anlatır. of sözcüğünden sonraki ad öbeği daha geniş kategorinin adını verir. Bu cümlede kategori aquatic mammals ifadesidir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz beş sözcüklü sınıflandırma ifadesiyle tamamlayın: Bats ____ mammals, not birds.
Cevabı göster
belong to the group of
known as cetaceans: bilimsel bir adı tanıtma
known as cetaceans ifadesindeki known as, “bu adla anılan” anlamına gelir. Kısaltılmış edilgen yan cümle, önceki hayvan grubunu tanımlar ve grubun bilimsel adını verir. Cetaceans, balinaları, yunusları ve muturları içeren sucul memeliler grubu olan setaseleri ifade eder. Bu terimi bilmek, daha sonra grubun tamamına yapılan göndermeleri anlamayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle “the flying fox” ifadesinin hayvanın adı veya etiketi olduğunu söylüyor?
- The animal is known as the flying fox.
- The animal is known for flying at night.
- The animal is part of the flying fox family.
Cevabı göster
The animal is known as the flying fox.
comprise 86 different species: bütünden parçalara giden resmî kalıp
comprise 86 different species ifadesinde comprise, “içermek” veya “-den oluşmak” anlamına gelir. Özne bütün grubu, 86 different species ise bu grubu oluşturan parçaları belirtir. Kalıp bütün + comprise + parçalar şeklindedir. Özellikle resmî açıklamalarda, sınıflandırmalarda ve bilgi veren metinlerde yaygındır.
Alıştırma
comprise fiilinin doğru biçimini kullanın: The museum collection ____ thirty rare maps.
Cevabı göster
comprises
and share a common link with ungulates or hoofed animals. Kalıp ifadeler
0:52ve toynaklı hayvanlarla ortak bir kökene sahiptir.
share a common link with: soyut bir bağlantı ifade etmek
Share a common link with, “... ile soyut bir bağlantısı olmak” anlamına gelir. Bu cümlede bağlantı, söz konusu hayvanlarla toynaklılar arasındadır ve biyoloji bağlamı evrimsel bir ilişkiye işaret eder. Kalıp A shares a common link with B şeklindedir. With, bağlantının diğer tarafını tanıtır. İfade bir bağlantı olduğunu gösterir ancak tek başına bu bağlantının tam olarak ne olduğunu veya ne kadar yakın olduğunu belirtmez.
Alıştırma
“Both traditions share a common link with an ancient festival,” cümlesinde share a common link with ne anlama gelir?
- Festivalle tamamen aynıdırlar.
- Festivalle soyut bir bağlantıları vardır.
- Festivalle bir internet sitesi adresi paylaşırlar.
Cevabı göster
Festivalle soyut bir bağlantıları vardır.
Öne alınmış arka plan ifadesi olarak Originally land mammals
Originally land mammals, öne alınmış ve fiilsiz bir arka plan ifadesidir. Temel isim öbeği land mammals, daha sonra gelen öznenin önceki kimliğini belirtir. Bu ifade “The first cetaceans were originally land mammals” şeklinde anlaşılabilir; ana cümle ise sonra ne olduğunu anlatır. Bu bilgiyi başa almak, değişimin başlangıç noktasını açıkça gösterir. İfade tek başına tam bir cümle değildir; ardından gelen özneye ve ana cümleye bağlıdır.
Alıştırma
Tam cümlede Originally land mammals ne işe yarar?
- Ana cümle daha sonraki bir değişimi anlatmadan önce öznenin eski kimliğini verir.
- Cümlenin eksiksiz ana eylemi olarak görev yapar.
- Öznenin hâlâ yalnızca karada yaşadığını söyler.
Cevabı göster
Ana cümle daha sonraki bir değişimi anlatmadan önce öznenin eski kimliğini verir.
the first cetaceans entered the water about 55 million years ago, Kalıp ifadeler
0:59ilk deniz memelileri suya yaklaşık 55 milyon yıl önce,
Evrim anlatımında entered the water
Entered the water normalde karadan fiziksel olarak suya geçmeyi anlatır. Bu evrim anlatımında ise çok daha uzun bir değişimi kısaca özetler: İlk balinagillerin soyu, karadaki yaşamdan su ortamındaki yaşama geçmeye başlamıştır. Basit geçmiş zaman biçimi entered, bu geçişi uzak geçmişe yerleştirir. Bütün evrimsel değişikliklerin bir anda gerçekleştiği veya cümlenin tek bir hayvanın bir kez yüzmesini anlattığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu evrim anlatımında the first cetaceans entered the water büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Günümüzde yaşayan tek bir balinanın bir kez havuza atladığını söyler.
- Hayvanların suyu karaya taşıdığı anlamına gelir.
- Balinagiller soyunun kara yaşamından su yaşamına uzun süren geçişini özetler.
Cevabı göster
Balinagiller soyunun kara yaşamından su yaşamına uzun süren geçişini özetler.
as large predators with sharp teeth. Dilbilgisi
1:03keskin dişleri olan büyük yırtıcılar olarak girdiler.
as large predators with sharp teeth: gerçek rol veya durum bildiren as
Bu cümlede as, ilk balinaların suya girdiklerinde gerçekte ne olduklarını belirtir: keskin dişli büyük yırtıcılar. Burada neden veya yalnızca benzerlik değil, gerçek bir rol ya da durum anlatılır. Bir eylemle bağlantılı gerçek rolü, kimliği veya durumu eklemek için eylem + as + isim grubu yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Noah'nın gerçek rolünü belirten sözcükle cümleyi tamamlayın: Noah joined the cleanup team ____ a volunteer.
Cevabı göster
as
Then, a shift in ocean temperatures about 35 million years ago, Kalıp ifadeler
1:07Ardından, yaklaşık 35 milyon yıl önce okyanus sıcaklıklarındaki bir değişim,
a shift in ocean temperatures: değişen alanı belirtme
a shift in ocean temperatures ifadesinde shift ana isimdir ve durum ya da yöndeki bir değişimi anlatır. in edatı, değişimin gerçekleştiği alanı, yani ocean temperatures ifadesini getirir. a shift in + isim kalıbı, değişimi tek bir isim grubuna dönüştürür. Böylece bilimsel ve diğer açıklayıcı metinlerde neden, sonuç veya konu olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Tekil a shift ifadesini ve değişen alanı getiren edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: The survey revealed ____ public attitudes toward recycling.
Cevabı göster
a shift in
reduced the availability of prey: avın erişilebilirliğini azalttı
reduced the availability of prey ifadesinde availability, avcıların avı bulmasının, ava ulaşmasının ve avı yakalamasının ne kadar kolay olduğunu anlatır. Bu nedenle cümle, yalnızca toplam av sayısının azaldığını değil, avın elde edilmesinin zorlaştığını belirtir. reduce the availability of + isim, bir nedeni erişim veya arzın azalmasına bağlayan resmî bir yapıdır. Bilimsel ve diğer açıklayıcı metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi reduce the availability of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The drought ____ fresh water in the region.
Cevabı göster
reduced the availability of
One group of cetaceans who survived this disruption, Kalıp ifadeler
1:14Bu yıkımdan sağ kurtulan bir deniz memelisi grubu olan
survived this disruption: bu bozulmadan sağ çıktı
survived this disruption ifadesinde survive geçişli bir fiildir: grup bozulmaya dayandı ve varlığını sürdürdü. survive a crisis örneğinde olduğu gibi olayı doğrudan nesne olarak alabilir; through gerekli değildir. Disruption, bir sistemin normal işleyişini bozan değişim veya şoktur. Burada kısa süreli kişisel bir söz kesmeyi değil, okyanus sıcaklıklarındaki değişim ve ava erişimin azalmasından kaynaklanan ekolojik bozulmayı anlatır.
Alıştırma
Bir fabrika, siber saldırı faaliyetlerini kesintiye uğrattıktan sonra açık kalmaya devam etti. Hangi cümle survive a disruption ifadesini en doğru kullanır?
- The factory described the disruption.
- The factory survived the disruption.
- The factory prevented every disruption.
Cevabı göster
The factory survived the disruption.
the Odontocetes, wound up smaller with less sharp teeth, Öbek fiiller
1:17Odontoceti (Dişli balinalar), daha az keskin dişlerle daha küçük bir yapıya ulaştı,
wound up smaller: bir süreç sonunda ulaşılan sonuç
Bu cümlede wound up smaller, “sonunda daha küçük hâle geldi” anlamındadır. Küçülmeyi bir anda olan bir değişiklik olarak değil, bir süreçten sonra ulaşılan son durum olarak anlatır. Buradaki wound, wind up öbek fiilindeki wind sözcüğünün geçmiş zaman biçimidir. wind up + sıfat yapısı son durumu belirtir; örneğin wind up tired, geçmiş zamanda ise wound up tired denir.
Alıştırma
Cümleyi wind up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After several edits, the article ____ shorter than before.
Cevabı göster
wound up
but also larger and more complex brains
1:22ancak aynı zamanda daha büyük ve daha karmaşık beyinlere sahip oldu;
that allowed for complex social relationships, Kalıp ifadeler
1:25bu beyin onlara hem karmaşık sosyal ilişkiler kurma
allow for + isim: karmaşık sosyal ilişkileri mümkün kılmak
Bu ilgi cümleciğinde allowed for complex social relationships, “karmaşık sosyal ilişkileri mümkün kıldı” anlamına gelir. Daha büyük ve karmaşık beyinler bu sonucu destekleyen koşuldur; izin veren bir makam değildir. Bir özellik, koşul veya tasarım bir şey için kapasite ya da alan oluşturduğunda allow for + isim öbeğini kullanın: X allows for Y.
Alıştırma
Cümleyi allow for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The new schedule ____ more time for questions.
Cevabı göster
allowed for
as well as echolocation to navigate and communicate. Kültür
1:28hem de yön bulmak ve iletişim kurmak için ekolokasyon (yankıyla yön bulma) yeteneği sağladı.
echolocation to navigate and communicate: ekolokasyonla yön bulmak ve iletişim kurmak
Ekolokasyon, ses çıkarıp geri dönen yankıları kullanarak nesnelerin nerede olduğunu belirleme yeteneğidir. Bu cümlede to navigate and communicate, bunun amaçlarını belirtir: yunuslar yönlerini bulmak ve bilgi alışverişi yapmak için ekolokasyonu kullanır. echo bölümü temel anlamı taşır. Echolocation yalnızca location, yani “konum veya yer” demek değildir.
Alıştırma
Bu cümlede echolocation ne anlama gelir?
- Yalnızca çevredeki işaretlere bakarak yön bulma yeteneği
- Geri dönen yankıları kullanarak yön bulma ve iletişim kurma yeteneği
- Bir sesin kaydedildiği yerin adı
Cevabı göster
Geri dönen yankıları kullanarak yön bulma ve iletişim kurma yeteneği
Jump ahead to the present: zaman çizelgesini günümüze taşımak
Jump ahead to the present, dinleyiciye aradaki zamanı atlayıp anlatıya günümüzde devam edileceğini bildirir. Daha eski bir dönemden bugüne geçerek zaman çizelgesini düzenler. Buradaki jump emir kipinde bir fiildir, ancak fiziksel olarak sıçrama emri değildir. Dinleyiciyi, anlatının zamanda hızlı bir geçiş yaptığını hayal etmeye davet eder.
Alıştırma
Jump ahead to the present ifadesinin anlatıdaki işlevi nedir?
- Hikâyeyi durdurup present sözcüğünü tanımlar.
- Aradaki zamanı atlayıp hikâyeyi günümüze taşır.
- Dinleyicilerden fiziksel olarak sıçramalarını ister.
Cevabı göster
Aradaki zamanı atlayıp hikâyeyi günümüze taşır.
and modern dolphins' brains are so large Dilbilgisi
1:33modern yunusların beyinleri o kadar büyüktür ki,
their brain size compared to the average for their body size, Dilbilgisi
1:38vücut büyüklüklerinin ortalamasına kıyasla beyinlerinin boyutu,
encephalization quotient: vücut büyüklüğüne göre beyin büyüklüğü
Encephalization quotient, bir hayvanın gerçek beyin büyüklüğünü o vücut büyüklüğündeki bir hayvandan beklenen beyin büyüklüğüyle karşılaştıran bilimsel bir ölçüdür. Daha yüksek bir değer, beynin vücut büyüklüğüne göre belirlenen ortalamaya kıyasla daha büyük olduğunu gösterir. Bu, beynin mutlak büyüklüğünü ölçmez ve tek başına bir zekâ puanı değildir. Virgülden sonraki sözler, karşılaştırmanın anlaşılması için terimi daha basit bir dille yeniden açıklar.
Alıştırma
Encephalization quotient temel olarak neyi karşılaştırır?
- Bir hayvanın beyin büyüklüğü ile vücut büyüklüğüne göre beklenen beyin büyüklüğü
- Hayvanın vücudunu dikkate almadan beyninin mutlak ağırlığı
- Bir hayvanın yeni bir görevi ne kadar hızlı öğrendiği
Cevabı göster
Bir hayvanın beyin büyüklüğü ile vücut büyüklüğüne göre beklenen beyin büyüklüğü
compared to the average for their body size: karşılaştırma ölçütünü belirlemek
Compared to, beyin büyüklüğünü değerlendirmek için kullanılan ölçütü, yani ortalamayı getirir. For their body size ise bu ortalamayı benzer vücut büyüklüğündeki hayvanlar için tipik olan değerle sınırlar. Bu, vücut büyüklüğüne göre ayarlanmış bir karşılaştırmadır. Yalnızca beyinlerin gerçek büyüklüğünü karşılaştırmak yerine beynin vücuda göre büyük mü küçük mü olduğuna bakar.
Alıştırma
"The bird's heart is large compared to the average for its body size," cümlesinde "for its body size" neyi belirtir?
- Ortalama, benzer vücut büyüklüğüne sahip hayvanlara dayanır.
- Kuşun vücudu ortalama bir büyüklüğe dönüşmektedir.
- Kalp ile vücut tam olarak aynı büyüklüktedir.
Cevabı göster
Ortalama, benzer vücut büyüklüğüne sahip hayvanlara dayanır.
so large that: dereceyi sonuca bağlamak
So large that, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Kalıp so + sıfat veya zarf + that + sonuç cümleciği şeklindedir. Burada large, yunusların beyinlerini niteler; that ile başlayan cümlecik ise bu büyük boyutun sonucunu verir. so sözcüğünü yalnızca very anlamında okumayın. so ... that ... kalıbının tamamı, derecenin belirtilen sonuca yol açacak kadar yüksek olduğunu anlatır.
Alıştırma
Derece-sonuç kalıbını tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ I needed help carrying it.
Cevabı göster
so · that
second only to humans: yalnızca insanlardan sonra
Second only to humans, insanlardan daha üst sırada olan başka bir grubun bulunmadığı anlamına gelir. Belirtilen ölçüte göre özne insanlardan hemen sonra gelir ve karşılaştırılan diğer tüm grupların üstünde yer alır. Yeniden kullanılabilen kalıp be second only to + kişi, grup veya şey biçimindedir. Ölçüt, second only to X in speed örneğindeki gibi in ile belirtilebilir.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca adı verilen kişinin altında sıralanan” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In our class, Mia is ____ Noah in the number of books read.
Cevabı göster
second only to
through their ability to form complex social networks Dilbilgisi
1:46karmaşık sosyal ağlar kurma yetenekleri sayesinde evrimleşmişlerdir,
through their ability to form: bir sonucun nasıl elde edildiğini anlatmak
through their ability to form complex social networks ifadesinde through, hayatta kalmayı mümkün kılan aracı belirtir. “Yunuslar nasıl hayatta kalır?” sorusunu yanıtlar; bir yerin içinden geçme hareketini anlatmaz. Kalıp through + iyelik bildiren sözcük + ability to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Birinin veya bir şeyin belirli bir yeteneği kullanarak sonuca ulaştığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “bu yeteneği kullanarak” anlamındaki kalıpla tamamlayın: The desert plant survives ____ store water in its leaves.
Cevabı göster
through its ability to
that hunt, ward off rivals, and raise offspring together. Öbek fiiller
1:49bu ağlar sayesinde birlikte avlanır, rakipleri uzaklaştırır ve yavru büyütürler.
ward off rivals: bir tehdidi uzak tutmak
Ward off rivals, rakipleri veya tehdit oluşturan karşıtları müdahale edemeyecek ya da zarar veremeyecek şekilde uzak tutmak demektir. Ward off tek bir geçişli öbek fiil olarak çalışır ve rivals onun nesnesidir. hunt, ward off rivals, and raise offspring sıralamasında bu ifade, grubun birlikte yaptığı etkinliklerden birini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “bir tehdidi uzak tutmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The guards raised their shields to ____ the attack.
Cevabı göster
ward off
practices a sophisticated form of cooperation to hunt fish. Kalıp ifadeler
1:57balık avlamak için karmaşık bir işbirliği yöntemi uygular.
Belirli bir örneği gösteren For example,
For example, konuşmacının genel bir açıklamadan bu açıklamayı gösteren belirli bir örneğe geçtiğini belirtir. Cümlenin başında kullanıldığında yeni ayrıntının önceki fikirle nasıl bağlantılı olduğunu göstererek bilgiyi düzenler; ilgisiz yeni bir konu başlatmaz.
Alıştırma
Bu parçada For example, dinleyiciye ne anlatıyor? Many insects help plants. For example, bees carry pollen between flowers.
- Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
- İkinci cümle birinci cümlenin sonucudur.
- Genel düşünceyi destekleyen belirli bir örnek gelecek.
Cevabı göster
Genel düşünceyi destekleyen belirli bir örnek gelecek.
practices a sophisticated form of cooperation: prova değil, yerleşmiş davranış
Practices a sophisticated form of cooperation, karmaşık ve son derece düzenli bir birlikte çalışma yöntemini devamlı olarak uygulamak veya kullanmak anlamına gelir. Buradaki practices, gelişmek için prova yapmak değil, bir şeyi alışılmış davranış olarak yapmak demektir. practice a form of + davranış yapısı, tekrarlanan bir yöntemi veya sosyal davranışı sınıflandırmanın resmî bir yoludur. Sophisticated, iş birliğinin gelişmiş ve dikkatle düzenlenmiş olduğunu belirtir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “gelişmiş ve düzenli bir ekip çalışması biçimini devamlı olarak kullanır” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The emergency team ____ during complex rescues.
Cevabı göster
practices a sophisticated form of cooperation
A dolphin designated as the net maker kicks up mud Notlar
2:01Ağ yapıcı olarak görevlendirilen bir yunus çamuru havalandırırken,
designated as the net maker: atanmış bir rol
Designated as the net maker ifadesi, “ağı kurma rolüne atanmış” anlamına gelir. Designated as, bir kişiye veya şeye verilen rolü ya da statüyü belirtir. Burada designated, a dolphin ifadesini niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır. A dolphin designated as... yapısı, a dolphin that is designated as... yapısının kısaltılmış hâlidir.
Alıştırma
Dersteki ifadeyi kullanarak resmî rol atamasını tamamlayın: For the drill, Maya was ____ team leader.
Cevabı göster
designated as
kicks up mud: çamuru kaldırıp etrafa yaymak
Kicks up mud ifadesinde kick up, “içinden geçerek veya vurarak gevşek bir maddeyi yükseltip etrafa yaymak” anlamına gelir. Çamur hareket eder ve suyun içine yükselir. Up parçacığı bir sonuç ekler: çamur bulunduğu yerden yukarı çıkar. Bu nedenle ifade, çamura yalnızca dokunmaktan veya vurmaktan daha fazlasını anlatır.
Alıştırma
Kick up ifadesini geçmiş zamanda kullanıp dust ekleyin: The truck ____ as it crossed the dry field.
Cevabı göster
kicked up dust
while another gives the signal for the other dolphins Kalıp ifadeler
2:04bir diğeri, kaçan balıkları yakalamak için diğer yunuslara
to simultaneously line up and catch the escaping fish. Öbek fiiller
2:07aynı anda sıraya girmeleri için işaret verir.
give the signal for someone to do something: birinin harekete geçmesi için işaret vermek
gives the signal for the other dolphins to ... ifadesinde give the signal, başkalarına ne zaman harekete geçeceklerini bildiren işareti vermek anlamına gelir. Bu işaret bir ses, hareket, ışık veya başka bir açık belirti olabilir. Kalıp give the signal for + kişi veya grup + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. for bölümü işareti alan kişiyi veya grubu, to ile başlayan mastar ise başlamaları beklenen eylemi gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede give the signal for someone to do something kalıbı doğru kullanılmıştır?
- The conductor gave the signal for the musicians to begin.
- The conductor gave the signal the musicians to begin.
- The conductor gave the signal for the musicians begin.
Cevabı göster
The conductor gave the signal for the musicians to begin.
line up: sıraya girmek veya sıra oluşturmak
Burada line up, sıra veya düzenli bir diziliş oluşturmak anlamındaki bir öbek fiildir. Yunuslar kendileri dizildiği için line up nesne almaz. Geçişli olarak da kullanılabilir: line up + nesne, insanları veya nesneleri sıra hâlinde dizmek anlamına gelir; Line up the chairs. bunun bir örneğidir. line up ifadesini tek bir fiil birimi olarak düşünün; line sözcüğünü yalnızca çizgi veya işaret anlamındaki isim olarak yorumlamayın.
Alıştırma
Cümleyi line ile kurulan ve sıra oluşturmak anlamına gelen bir öbek fiille tamamlayın: Please ____ by the door.
Cevabı göster
line up
Achieving a goal like this ifadesinin cümlede özne olması
Achieving a goal like this, requires fiilinin öznesi olan bir gerund (-ing) öbeğidir. Bu tür bir hedefe ulaşma eyleminin tamamını cümlede konuşulan şey hâline getirir. Burada achieving, sürekli zaman yapısının bir parçası değildir. Bir -ing öbeği cümlenin başında isim gibi özne olabilir. Tek bir etkinliği temsil ettiği için genellikle requires gibi tekil bir fiil alır.
Alıştırma
Eylemin özne olması için cümleyi help fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ a classmate with a difficult task takes patience.
Cevabı göster
Helping
which in turn requires some form of intentional communication. Anlatım akışı
2:16bu da bir tür kasıtlı iletişim kurulmasını zorunlu kılar.
which in turn requires ile bağımlılık zincirinin sonraki halkasını kurmak
Which, önceki bölümde sözü edilen bilinçli planlama ve iş birliği gerekliliğine gönderme yapar. In turn, bir bağımlılık zincirindeki sonraki adımı gösterir: hedefe ulaşmak planlama ve iş birliği ister; bu ikisinin bir araya gelmesi de bilinçli iletişim gerektirir. A requires B, which in turn requires C kalıbı bilgiyi katmanlar hâlinde düzenler. C'yi ilgisiz bir bilgi olarak eklemek yerine, C'nin B üzerinden gerekli olduğunu gösterir.
Alıştırma
“ve bunun ardından şu gerekir” anlamındaki dört kelimelik bağlayıcıyı tamamlayın: A safe website needs careful management, ____ regular security checks.
Cevabı göster
which in turn requires
and other skills from generation to generation.
2:23ve diğer yeteneklerini nesilden nesile aktarırlar.
pass down ... from generation to generation: nesilden nesile aktarmak
Pass down something; bilgi, beceri, gelenek, hikâye veya değerli eşyaları daha genç bir nesle aktarmak demektir. Burada yunusların iletişim yöntemleri ve becerileri tek seferlik bir devirle değil, öğrenme yoluyla devam eder. Kalıp pass down + nesne + from generation to generation şeklindedir. Pass down ayrılabilen bir öbek fiildir: nesne bir zamirse pass it down denir. Son ifade, sürecin birçok nesil boyunca sürdüğünü vurgular.
Alıştırma
Bir geleneğin birçok nesil boyunca aktarılmasını anlatan iki parçalı ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Families often ____ special recipes ____.
Cevabı göster
pass down · from generation to generation
hunting strategies, and other behaviors.
2:30avlanma stratejileri ve diğer davranışlarda farklılıklar gösterir.
exhibit variations in + isim: bir konuda farklılıklar göstermek
Exhibit variations in + isim, belirli bir özellik veya etkinlikte gözlemlenebilir farklılıkların ortaya çıktığını söylemenin resmî bir yoludur. Bu cümlede selamlaşma biçimleri, avlanma stratejileri ve diğer davranışlar, yunus popülasyonlarının birbirinden ayrıldığı alanlardır. Burada exhibit, “göstermek” veya “bir nitelik sergilemek” anlamındadır; “bir şeyi müzede sergilemek” anlamında değildir. In, değişiklik görülen yönü belirtir: exhibit variations in size, color veya behavior.
Alıştırma
Resmî araştırma cümlesini, “bir konuda farklılıklar göstermek” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The samples ____ color and texture.
Cevabı göster
exhibit variations in
This sort of cultural transmission even extends to tool use. Notlar
2:33Bu tür bir kültürel aktarım, alet kullanımına kadar uzanır.
cultural transmission: öğrenilmiş davranışın grup içinde aktarılması
Cultural transmission, öğrenilmiş bilgi, beceri, gelenek veya davranışların bir grup üyesinden diğerine ya da bir nesilden sonrakine aktarılmasıdır. Bu aktarım genellikle gözlem, taklit veya öğretme yoluyla gerçekleşir. Bu cümlede terim, aletlerle ilgili davranışların yalnızca biyolojik olarak kalıtılmadığını veya her birey tarafından ayrı ayrı keşfedilmediğini; sosyal olarak öğrenilip paylaşılabildiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi durum cultural transmission için en açık örnektir?
- Bir kuş başka hiçbir kuşu gözlemlemeden bir besin kaynağı keşfeder.
- İki kuş aynı kalıtsal tüy rengiyle yumurtadan çıkar.
- Genç kuşlar yaşlı kuşları taklit ederek yerel bir ötüşü öğrenir.
Cevabı göster
Genç kuşlar yaşlı kuşları taklit ederek yerel bir ötüşü öğrenir.
extends to tool use: ek bir alanı kapsama dâhil etmek
Extends to tool use, daha önce sözü edilen olgunun alet kullanımını da içerdiği anlamına gelir. X extends to Y kalıbı, Y’yi X’in kapsamına başka bir alan, grup veya etki olarak ekler. Buradaki even, alet kullanımını dikkat çekici veya beklenmedik bir ek örnek gibi gösterir. Extends tekil biçimdedir çünkü öznesi olan This sort of cultural transmission tekildir.
Alıştırma
Cümleyi extend to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The museum's free-entry policy ____ children under twelve.
Cevabı göster
extends to
One group of bottlenose dolphins off the Australian coast, Notlar
2:37Avustralya açıklarındaki bir afalina yunus grubu,
bottlenose dolphins: belirli bir yunus türü
Bottlenose dolphin, belirli bir yunus türünün yaygın adıdır; bottlenose dolphins ise bunun çoğul biçimidir. Genel olarak bütün yunusları ifade etmez. Bu cümlede ad, örneği belirli bir şişe burunlu yunus grubuyla sınırlar. Bütün yunusların ele alındığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede bottlenose dolphins neyi ifade ediyor?
- genel olarak bütün yunuslar
- tek bir yunusun takma adı
- belirli bir yunus türü
Cevabı göster
belirli bir yunus türü
off the Australian coast: Avustralya kıyılarının açığında
off the Australian coast ifadesindeki off, yer bildiren bir edattır. Avustralya kıyılarına yakın, ancak karadan uzakta denizde anlamına gelir. Burada ifade, yunus grubunun konumunu belirtir. Off, “kapalı” veya “çalışmıyor” anlamında değildir.
Alıştırma
“Kıyıya yakın ancak karadan uzakta denizde” anlamına gelen edatı yazın: The rescue boat waited ____ the coast of Maine.
Cevabı göster
off
nicknamed the Dolphin Sponge Club: gayriresmî bir ad vermek
“nicknamed the Dolphin Sponge Club”, hemen önce sözü edilen gruba gayriresmî bir ad ekleyen geçmiş zaman ortacı işlevindeki bir öbektir. “which is/was nicknamed the Dolphin Sponge Club” biçiminde genişletilebilir. Nickname burada fiildir. Etken kalıp nickname + kişi veya grup + ad; edilgen kalıp ise be nicknamed + addır.
Alıştırma
Cümleyi nickname fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The neighborhood cat was ____ Socks because of her white paws.
Cevabı göster
nicknamed
has learned how to cover their rostrums with sponges Notlar
2:44keskin mercanlarda kök ararken burunlarını
has learned how to cover: bir şeyin nasıl yapılacağını öğrenmek
“has learned how to cover”, öznenin bir şeyi kaplamak için gereken beceriyi veya yöntemi edindiği anlamına gelir. learn how to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin nasıl yapılacağını bilmeye odaklanır. Has learned, present perfect yapısındadır: öğrenme daha önce gerçekleşmiştir ve beceri şu anda önemini korur. Has tekil özneyle kullanılır; çoğul özneyle have learned kullanılır.
Alıştırma
learn how to yapısının present perfect biçimini kullanın: After weeks of practice, Leo ____ balance on a skateboard.
Cevabı göster
has learned how to
rostrums: hayvanların öne uzanan burun benzeri bölümleri
Rostrums, rostrum sözcüğünün çoğuludur. Hayvan anatomisinde rostrum, başın öne doğru uzanan ve burun ya da gagaya benzeyen bölümüdür. Burada yunusların süngerlerle kapattığı uzun burun bölümlerini ifade eder. Bu teknik bir addır; bu nedenle günlük nose sözcüğü gibi değil, belirli bir vücut bölümünün kesin adı olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Örnekte rostrums neyi ifade ediyor?
- yunusların yüzgeçleri
- yunusların öndeki burun benzeri bölümleri
- taşıdıkları süngerler
Cevabı göster
yunusların öndeki burun benzeri bölümleri
rooting in sharp corals: burnuyla iterek aramak
Burada rooting, root fiilinin hayvan davranışını anlatan anlamında kullanılır: yiyecek veya başka bir nesne aramak için burnunu bir yerin içine sokmak ya da burnuyla orayı eşelemek. in sharp corals ifadesi bu aramanın keskin mercanların arasında gerçekleştiğini belirtir. Özne bir hayvan olduğunda root in, root among ve root through gibi yapılar genellikle kök salmayı değil, etkin biçimde burnuyla araştırmayı veya eşelemeyi anlatır.
Alıştırma
“The pig was rooting in the mud for food,” cümlesinde rooting ne anlama gelir?
- çamurda kök salmak
- burnuyla çamuru eşeleyerek aramak
- çamurda kıpırdamadan dinlenmek
Cevabı göster
burnuyla çamuru eşeleyerek aramak
passing the knowledge from mother to daughter. Kalıp ifadeler
2:48bu bilgiyi anneden kıza aktarmaktadırlar.
passing the knowledge from mother to daughter: bilginin nesiller arasında aktarılması
Pass knowledge from A to B, bir kişinin bildiklerini başka bir kişiye aktarması demektir. from ... to ... kalıbı, bilginin kaynağını ve onu alan kişiyi gösterir. Burada passing, süreci anlatan bir -ing biçimidir. Mother kaynak, daughter ise alıcıdır; dolayısıyla ifade fiziksel bir nesnenin verilmesini değil, bilginin sonraki nesle aktarılmasını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “bir anneden onun kızına” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: In this family, the weaving skill is passed ____.
Cevabı göster
from mother to daughter
Dolphins have even demonstrated language comprehension. Kalıp ifadeler
2:51Yunuslar dil anlama yeteneği de göstermişlerdir.
demonstrated language comprehension: dili anlamaya ilişkin kanıt
Burada demonstrated, gözlemlenebilir kanıtlarla gösterildi anlamına gelir. Araştırma yazılarında genellikle sahnede yapılan bir gösteriyi değil, bir yetenekle ilgili bulguyu ifade eder. Language comprehension, dili anlama yeteneğidir. Bu nedenle ifade, anlamaya ilişkin kanıt bulunduğunu söyler; tek başına konuşma veya dil üretme yeteneği olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Bir araştırma raporunda demonstrated language comprehension ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Dili anladıklarına dair gözlemlenebilir kanıt gösterdi
- Bir izleyici kitlesine dil gösterisi yaptı
- İnsan konuşması üretebildiklerini gösterdi
Cevabı göster
Dili anladıklarına dair gözlemlenebilir kanıt gösterdi
When taught a language based on whistles and hand gestures, Dilbilgisi
2:54Islık ve el hareketlerine dayalı bir dil öğretildiğinde,
When taught ...: indirgenmiş edilgen zaman yan cümlesi
“When taught a language based on ...”, indirgenmiş edilgen bir zaman yan cümlesidir. Tam biçimi “When they were taught a language based on ...” şeklindedir. Aynı özne ana cümlede yer aldığı için they öznesi ile were yardımcı fiili düşürülür. Düşürülen özne eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır: ona bir şey öğretilir. Yan cümledeki “based on ...”, language sözcüğünü niteler ve dilin neye dayandığını belirtir.
Alıştırma
“When taught a language based on whistles and hand gestures” ifadesini en doğru biçimde hangi tam yan cümle açar?
- When they had taught the language using whistles and hand gestures
- When they were taught a language based on whistles and hand gestures
- When they taught a language based on whistles and hand gestures
Cevabı göster
When they were taught a language based on whistles and hand gestures
they not only understood what the signals meant, Dilbilgisi
2:58sadece işaretlerin ne anlama geldiğini değil,
not only understood ... but ...: daha ileri bir nokta eklemek
“not only ... but ...” kalıbı birbiriyle ilişkili iki noktayı sunar ve ikinci noktayı ayrıca vurgular. Burada ilk nokta sinyallerin ne anlama geldiğini anlamalarıdır; daha ileri olan ikinci nokta ise sinyallerin sırasının da anlam taşıdığını anlamalarıdır. Understood fiili iki içerik yan cümlesi için de geçerlidir. Son bölümü “but [they also understood] that their order had meaning” şeklinde okuyun; böylece but karşıt bir fikir sunmak yerine bilgi ekler.
Alıştırma
Standart not only ... but also kalıbını tamamlayın: The robot ____ recognized the command ____ carried it out correctly.
Cevabı göster
not only · but also
Topu çembere götürmekle çemberi topa götürmek arasındaki fark
The difference between A and B kalıbı, dinleyenin karşılaştırabilmesi için iki durumu yan yana koyar. Burada iki taraf da aynı yapıyı kullanır: bringing + nesne + to + hedef. Ball ve hoop yer değiştirdiğinde hangi nesnenin hareket ettiği ve hangisinin hedef olduğu değişir. Böylece örnek, sözcük dizilişiyle ilgili soyut bir düşünceyi görünür hâle getirir: Aynı sözcükler farklı bir sırada farklı roller üstlenip farklı bir anlam oluşturabilir.
Alıştırma
Ball ve hoop karşıtlığı temel olarak neyi gösteriyor?
- Ball ve hoop aynı nesnenin iki adıdır.
- Cümle tek bir eylemin iki aşamasını anlatır.
- İki katılımcının yerini değiştirmek eylemin yönünü değiştirir.
Cevabı göster
İki katılımcının yerini değiştirmek eylemin yönünü değiştirir.
So, they were able to process two of the main elements of human language, Kalıp ifadeler
3:07Yani, insan dilinin iki temel unsurunu işleyebiliyorlardı:
were able to process: bilgiyi işleme yeteneğinin gösterilmesi
Were able to process, bilgiyi işleme yeteneğine sahip olduklarını ve bu yeteneği gösterdiklerini ifade eder. Buradaki process bilişsel bir anlam taşır: Dil unsurlarını almak, çözümlemek ve kullanmak demektir; fiziksel bir ürün üretmek anlamına gelmez. Geçmiş zaman yapısı were able to + yalın fiil, geçmişteki bir durumda var olan yeteneği bildirir. Cümle bir bulguyu özetlediği için, bu yeteneğin yaptıklarıyla ortaya konduğunu düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi be able to yapısının çoğul geçmiş zaman biçimi ve process fiiliyle tamamlayın: After more practice, the readers ____ longer sentences.
Cevabı göster
were able to process
symbols that stand for objects and actions, Öbek fiiller
3:12nesneleri ve eylemleri temsil eden semboller
stand for objects and actions: nesneleri ve eylemleri temsil etmek
Bu cümlede stand for, “temsil etmek veya ifade etmek” anlamına gelir. Semboller nesneleri ve eylemleri temsil eder; stand fiziksel bir duruşu anlatmaz. stand for, bir sembolü, harfi, kısaltmayı veya işareti anlamıyla ilişkilendirmek için kullanılır. Özne olan symbols çoğul olduğu için stand kullanılır; tekil symbol ile stands for kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “temsil etmek” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: In this game, gold stars ____ bonus points.
Cevabı göster
stand for
and syntax that governs how they are structured. Kelime
3:15ve bunların nasıl yapılandırılacağını yöneten sözdizimi.
syntax that governs how they are structured: nasıl yapılandırıldıklarını belirleyen sözdizimi
Syntax, ögeleri bir yapı içinde düzenleme ve birleştirme kurallarıdır. that governs how they are structured ilgi yan tümcesi, syntax sözcüğünün görevini açıklar: daha önce sözü edilen sembollerin nasıl düzenlendiğini belirler. Buradaki governs, “kontrol eder veya belirler” anlamına gelen resmî bir fiildir; “bir ülkeyi yönetir” anlamında değildir. Edilgen are structured yapısı, sembolleri düzenleyen kişi veya sistem yerine sembollerin düzenine odaklanır.
Alıştırma
Vurgulanan ifadede syntax ne anlama gelir?
- tek tek sembollerin anlamları
- bir ülkeyi kontrol eden hükümet
- sembollerin nasıl düzenlendiğini belirleyen kurallar
Cevabı göster
sembollerin nasıl düzenlendiğini belirleyen kurallar
Dolphins are also one of the few species who pass the mirror test. Kültür
3:18Yunuslar aynı zamanda ayna testini geçen nadir türlerden biridir.
pass the mirror test: kendini tanıma görevinde başarılı olmak
Ayna testi, bir hayvanın kendi yansımasını tanıyıp tanımadığını kontrol eden bir araştırma görevidir. Pass the mirror test, hayvanın davranışının aynadaki görüntüyü başka bir hayvan değil, kendisi olarak gördüğüne dair kanıt sağlaması demektir. Bu cümlede pass, ‘bir testte başarılı olmak’ anlamındadır. Testi geçmek aynada kendini tanımaya kanıt sayılır, ancak öz farkındalığın olası her türünü kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir hayvan passes the mirror test ise bu en büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Başka bir hayvanın hareketlerini taklit etti.
- Aynadaki yansımanın kendisi olduğunu anladı.
- Bir aynanın yanından yürüyerek geçti.
Cevabı göster
Aynadaki yansımanın kendisi olduğunu anladı.
By recognizing themselves in mirrors: yöntem veya kanıt bildiren By + -ing
By recognizing themselves in mirrors, cümlenin başında kullanılan bir by + -ing öbeğidir. ‘Fiziksel öz farkındalıklarını nasıl gösteriyorlar?’ sorusunu yanıtlar. Kendilerini tanımaları, bunu gösterdikleri eylemdir; bu nedenle öbek bir yöntemi veya sonucu destekleyen kanıtı sunabilir. Bu yapıda by bir edattır ve ardından -ing biçimi gelir; burada bu sözcük recognizing'dir. Yapı, eylemin ne zaman gerçekleştiğini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi by + -ing öbeğiyle tamamlamak için check fiilini kullanın: ____ the map before we left, we avoided getting lost.
Cevabı göster
By checking
physical self-awareness: kendi bedenini tanımak
Physical self-awareness, kişinin kendi bedenini benliğinin bir parçası olarak tanıması demektir. Bu cümlede kanıtlar, araştırılan canlıların kendi bedenlerini tanıyabildiğini veya fiziksel benliklerini zihinsel olarak kavrayabildiğini gösterir. Physical, self-awareness ifadesinin anlamını düşünceler, duygular veya inançlar yerine bedenle sınırlar. Fiziksel olarak sağlıklı veya kendine güvenli olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir biliş araştırmasında physical self-awareness ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- Kendi bedenini benliğinin bir parçası olarak tanımak
- Kendi yeteneklerine güvenmek
- Sağlıklı ve güçlü bir bedene sahip olmak
Cevabı göster
Kendi bedenini benliğinin bir parçası olarak tanımak
and research shows they can recognize not just their bodies, Dilbilgisi
3:28üstelik araştırmalar, onların sadece bedenlerini değil,
but also their own thoughts, a property called metacognition. Kültür
3:32kendi düşüncelerini de tanıyabildiğini gösteriyor; bu özelliğe üstbiliş denir.
not just ... but also ...: daha güçlü bir ikinci nokta eklemek
not just A, but also B ikili yapısı A'nın doğru olduğunu belirtir ve ardından B'yi daha ileri, çoğu zaman daha güçlü veya şaşırtıcı bir nokta olarak ekler. Burada tanıyabildikleri şeylerin kapsamı kendi bedenlerinden kendi düşüncelerine genişler; bu yüzden vurgu B üzerindedir. A ve B dil bilgisi açısından paralel olmalıdır. Burada their bodies ile their own thoughts birer isim öbeğidir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak not just ... but also ... ikilisiyle tamamlayın: The camp teaches ____ swimming ____ water safety.
Cevabı göster
not just · but also
üstbiliş: ne bildiğini bilmek
Üstbiliş, kendi düşüncelerinin ve bilgi durumunun farkında olmaktır. Bir şeyi anlayıp anlamadığını, neyi bilip bilmediğini ve ne kadar emin olduğunu fark etmeyi de içerir. Bu cümlede metacognition, zihinsel bir yeteneğin veya özelliğin adıdır. Temel fikir yalnızca düşünmek değil, kendi bilişin hakkında düşünmek ve onu izlemektir.
Alıştırma
Hangi durum üstbilişi en iyi gösterir?
- Bir öğrenci bir paragrafı anlamadığını fark eder.
- Bir öğrenci zil sesini duyup arkasına döner.
- Bir öğrenci anlayıp anlamadığını kontrol etmeden bir listeyi ezberler.
Cevabı göster
Bir öğrenci bir paragrafı anlamadığını fark eder.
could indicate a same, different, or uncertain response. Kalıp ifadeler
3:39aynı, farklı veya kararsız tepkiler verebiliyordu.
aynı, farklı veya kararsız bir yanıtı belirtebiliyordu
Burada could indicate, “sinyal verebilir veya gösterebilirlerdi” anlamına gelir. Yunuslar bu sözcükleri söylemek yerine seçimlerini bir işaret veya davranışla iletebiliyordu. Same, different ve uncertain üç alternatif yanıt kategorisidir. İfade, “aynı, farklı veya kararsız olarak sınıflandırılan bir yanıt” anlamına gelir; could ise çalışmada bildirilen bir yeteneği anlatır.
Alıştırma
Bir araştırma raporunda “The participant could indicate an uncertain response” ne anlama gelir?
- Katılımcı emin olmadığını bir sinyalle belirtebiliyordu.
- Katılımcının tüm çalışmayı yüksek sesle açıklaması gerekiyordu.
- Katılımcı 'yanıt' adlı bir nesneyi gösterdi.
Cevabı göster
Katılımcı emin olmadığını bir sinyalle belirtebiliyordu.
they indicated uncertainty more often with difficult trials, Kelime
3:45zor denemelerde kararsızlığı daha sık belirttiler;
Just like humans: Doğrudan karşılaştırma kurmak
Just like humans, insanlarla aynı şekilde anlamına gelir. Cümlenin başında insan davranışıyla they zamirinin belirttiği öznenin davranışı arasında doğrudan bir karşılaştırma kurar. Buradaki just benzerliği vurgular. İki grubun her açıdan aynı olduğu anlamına gelmez; yalnızca ardından anlatılan davranış benzer olarak sunulur.
Alıştırma
Cümlenin başındaki Just like humans ne işe yarar?
- İnsanların yol açtığı bir sonucu belirtir.
- Öznelerin insan olduğunu söyler.
- İnsan davranışıyla ardından anlatılan davranış arasında doğrudan bir benzerlik kurar.
Cevabı göster
İnsan davranışıyla ardından anlatılan davranış arasında doğrudan bir benzerlik kurar.
difficult trials: araştırmadaki zor test turları
Araştırma bağlamında trial, bir deney içindeki tek bir test turu veya görev denemesidir. Bu nedenle difficult trials, katılımcı için daha zor olan test turlarını ifade eder; mahkeme davalarını veya kişisel zorlukları ifade etmez. more often with difficult trials ifadesinde with, tepkiyi test koşuluna bağlar. Cümle, test turu daha zor olduğunda belirsizliğin daha sık belirtildiğini söyler.
Alıştırma
Bir araştırma raporunda difficult trials ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Zor mahkeme davaları.
- Yürütülmesi zor olan deneylerin tamamı.
- Zor, tek tek test turları.
Cevabı göster
Zor, tek tek test turları.
suggesting they're aware of what they know: suggesting ile çıkarım yapma
Burada suggesting, hemen önce belirtilen sonuçtan çıkarılan bir yorumu sunar. ‘Bu, ... olduğunu düşündürüyor’ veya ‘Bu, ... olabileceğini gösteriyor’ anlamındadır. Suggest burada ‘öneride bulunmak’ değil, ‘işaret etmek’ demektir. -ing yan cümlesi önceki düşüncenin tamamı hakkında yorum yapar: gözlem veya sonuç, suggesting + cümle. Bu kalıp kesin bir kanıt değil, makul bir açıklama sunar.
Alıştırma
Bir çıkarım sunmak için cümleyi suggest fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The dog is waiting by the door, ____ it wants to go outside.
Cevabı göster
suggesting
and how confident they feel about that knowledge. Dilbilgisi
3:51ve o bilgi konusunda kendilerine ne kadar güvendiklerinin farkında olduklarını gösterir.
how confident they feel...: gömülü soruda düz cümle söz dizimi
How confident they feel about that knowledge, daha büyük bir cümle içinde güven düzeyini belirtir. Dinleyiciye doğrudan soru sormaz; how ile başlayan gömülü bir soru yan cümlesidir. Tam yapıda aware of sonrasında what they know ile eş görevli olarak bağlanır. İngilizcede gömülü soru, düz cümle söz dizimini kullanır: how confident + özne + fiil. Bu nedenle how confident they feel denir. Doğrudan soruda ise do özneden önce gelir: How confident do they feel?
Alıştırma
Hangi cümle measured fiilinden sonra gömülü soruyu doğru kullanır?
- The survey measured how did the players feel confident.
- The survey measured how confident did the players feel.
- The survey measured how confident the players felt.
Cevabı göster
The survey measured how confident the players felt.
But some of the most amazing things about dolphins Anlatım akışı
3:54Fakat yunuslarla ilgili en şaşırtıcı şeylerden bazıları,
But some of the most amazing things about dolphins: yeni bir odağa geçiş
Baştaki But sözcüğünden sonra gelen some of the most amazing things about dolphins, are ... ile devam eden cümlenin öznesini oluşturur. Bu bölüm, yunusların dikkat çekici özelliklerinden oluşan bir listenin geleceğini haber verir. Cümlenin başındaki But, odağı yunusların bilişsel yeteneklerinden sosyal ve duygusal özelliklerine çevirerek açıklamayı düzenler. Karşıtlık yoluyla yeni bir odak ekler ve dinleyicinin konu değişimini takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Örnekte, baştaki But sözcüğünün temel işlevi nedir?
- Olayların zaman sırasına göre gerçekleştiğini gösterir.
- Yunusların bir yönünden başka bir dikkat çekici yönüne geçer.
- Yunuslarla ilgili önceki bütün bilgileri reddeder.
Cevabı göster
Yunusların bir yönünden başka bir dikkat çekici yönüne geçer.
are their senses of empathy, altruism, and attachment. Kelime
3:57onların empati, fedakârlık ve bağlılık duygularıdır.
empathy, altruism, and attachment: üç sosyal-duygusal özellik
Bu üç soyut isim, birbiriyle ilişkili fakat farklı sosyal ve duygusal özellikleri adlandırır. Empathy, başka birinin duygularını anlamak veya paylaşmaktır; altruism, özellikle karşılık beklemeden başka birinin yararı için yardım etmektir; attachment ise bir kişiye ya da şeye karşı kalıcı duygusal bağdır. senses of ifadesinden sonra üç ögeli bir listede yer alarak başkalarıyla birlikte hissetme, başkaları için harekete geçme ve bağ kurma aralığını sunarlar. Bu cümlede, önceki bölümde haber verilen dikkat çekici yunus özelliklerini açıklarlar.
Alıştırma
Hangi seçenek üç sözcüğü de doğru anlamla eşleştiriyor?
- empathy—başkasının yararı için yardım etmek; altruism—kalıcı bir duygusal bağ; attachment—başkasının duygularını anlamak
- empathy—başkasının duygularını anlamak; altruism—başkasının yararı için yardım etmek; attachment—kalıcı bir duygusal bağ
- empathy—kalıcı bir duygusal bağ; altruism—başkasının duygularını anlamak; attachment—başkasının yararı için yardım etmek
Cevabı göster
empathy—başkasının duygularını anlamak; altruism—başkasının yararı için yardım etmek; attachment—kalıcı bir duygusal bağ
extends across the species barrier: türler arasındaki soyut sınırı aşmak
Extends across the species barrier, yardım davranışının yalnızca tek bir türün üyeleriyle sınırlı kalmayıp başka bir türün üyelerine de ulaştığı anlamına gelir. Buradaki barrier, fiziksel bir nesne değil, türleri ayıran soyut bir sınırdır. Extend across + sınır yapısı, bir şeyin bir sınırın iki tarafını kapsadığını veya sınırın ötesine geçtiğini gösterir. Bu cümlede yardım alabileceklerin kapsamını genişletir.
Alıştırma
Örnekte extends across the species barrier ne anlama geliyor?
- Yardım davranışı farklı türlerin üyelerine ulaşır.
- Yardım davranışı fiziksel bir duvar tarafından durdurulur.
- Yardım davranışı yalnızca tek bir türün içinde görülür.
Cevabı göster
Yardım davranışı farklı türlerin üyelerine ulaşır.
as evidenced by the many accounts of dolphins Kalıp ifadeler
4:06yunusların nefes almaları için insanları su yüzeyine taşıdıklarını anlatan
as evidenced by: bir iddiayı kanıta bağlamak
As evidenced by, “ardından gelen olgu, sonuç veya örnek kanıt görevi görerek” anlamına gelir. Önceki bir iddiayı by sözcüğünden sonra belirtilen kanıta bağlar. Yapı, iddia + as evidenced by + isim öbeği şeklindedir. Burada the many accounts, önceki ifadeyi destekleyen kanıt olarak sunulur.
Alıştırma
Bir iddiaya kanıt sunmak için as evidenced by ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The reading club is growing, as evidenced by its longer waiting list.
- The reading club is growing, as evidenced its longer waiting list.
- The reading club is growing, as evidenced by.
Cevabı göster
The reading club is growing, as evidenced by its longer waiting list.
carrying humans to the surface to breathe: insanları nefes almaları için su yüzeyine taşımak
Su bağlamında carrying humans to the surface, insanları havanın bulunduğu su yüzeyine ulaşana kadar yukarı taşımak demektir. Burada surface, bir nesnenin dış kısmını değil suyun yüzeyini ifade eder. to the surface içindeki ilk to, varış noktasını gösteren bir edattır. to breathe içindeki ikinci to ise amacı bildirir: insanlar nefes alabilsin diye oraya taşınır.
Alıştırma
carrying humans to the surface to breathe ifadesinde to breathe neyi belirtir?
- Eylemin gerçekleştiği zaman
- İnsanların nasıl taşındığı
- Su yüzeyine çıkmanın amacı
Cevabı göster
Su yüzeyine çıkmanın amacı
And like us, dolphins mourn their dead. Kelime
4:11Bizim gibi yunuslar da ölülerinin yasını tutarlar.
mourn their dead: ölen üyelerinin yasını tutmak
Mourn, biri öldüğü için üzüntü duymak ve bunu göstermek demektir. Burada geçişli kullanılır: mourn their dead; nesneden önce for gelmez. Their dead, kendi gruplarında ölmüş olan insanları ya da hayvanları ifade eder. Dead burada isim gibi bir grubu belirtir; bu yüzden ifade “onların ölümleri” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede mourn, ölümle ilgili ciddi anlamında kullanılmıştır?
- Leah mourned her brother because he was away for one week.
- Sam mourned his pencil when he could not find it.
- The villagers gathered to mourn their dead after the disaster.
Cevabı göster
The villagers gathered to mourn their dead after the disaster.
When we consider all the evidence, Anlatım akışı
4:14Tüm bu kanıtları göz önünde bulundurduğumuzda,
When we consider all the evidence: genel bir değerlendirmeyi çerçevelemek
When we consider all the evidence, daha önce sunulan gerçekleri tek bir düşünme çerçevesinde toplar. Bu, when ile başlayan bir yan cümledir; bu nedenle ardından gelen ana cümle, kanıtlara dayalı değerlendirmeyi, sonucu veya soruyu verir. Buradaki when esas olarak belirli bir saati ya da anı göstermez. Yaklaşık olarak “bütün kanıtları hesaba kattığımızda” anlamına gelir. Dinleyiciyi de kapsayan we, izleyiciyi konuşmacıyla birlikte değerlendirme yapmaya davet eder.
Alıştırma
Bu derste kanıtlardan değerlendirmeye geçmek için kullanılan çerçeveyi tamamlayın: ____, the proposal is too expensive.
Cevabı göster
When we consider all the evidence
endanger them through fishing and pollution,
4:19balıkçılık ve kirlilik yoluyla onları neden tehlikeye attığını,
or imprison them to perform tricks.
4:22veya gösteri yapmaları için onları neden esir ettiğini merak edebiliriz.
we may wonder why: ölçülü bir eleştirel soru yöneltmek
We may wonder why, why ile başlayan yan cümleyi ortak bir düşünme olarak sunar. May bu düşünceyi dinleyiciye dayatmak yerine olası ya da doğal bir düşünce gibi gösterir; böylece eleştiri ölçülü duyulur ama açık kalır. Burada may izin bildirmez. Wonder why sonrasında bildirme cümlesi sözcük dizilişi kullanılır: why humans still hunt... denir, why do humans still hunt... denmez. Bu çerçeve, kanıtları şaşırtıcı ya da kaygı verici bir durumla ilgili soruya dönüştürmek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Düşünceli ve ölçülü bir soru yönelten, dersteki dört sözcüklü çerçeveyle cümleyi tamamlayın: After reading the report, ____ the rule still exists.
Cevabı göster
we may wonder why
hunt ..., endanger ..., or imprison ...: paralel fiil listesi
hunt, endanger ve imprison fiilleri, aynı özneye, yani humans sözcüğüne, ve aynı zarf olan still sözcüğüne bağlı paralel eylemlerdir. İngilizcede her eylemden önce humans still tekrarlanmaz; virgülle ayrılan liste, why sorusuna verilen üç içeriği tek cümlede toplar. Her madde farklı bir zarar türü ekler. for meat amacı, through fishing and pollution araç ya da nedeni, to perform tricks ise amacı belirtir. Listenin sonundaki or sözcüğüne kadar ilerleyen sıralama, zararları biriktirir ve eleştiriyi güçlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle üç zararlı etkiyi açıkça sunmak için paralel bir fiil listesi kullanır?
- The project may cause pollution, destroys wetlands, or displacing nearby families.
- The project may pollute the river, destruction of wetlands, or nearby families are displaced.
- The project may pollute the river, destroy wetlands, or displace nearby families.
Cevabı göster
The project may pollute the river, destroy wetlands, or displace nearby families.
The ultimate question may not be whether dolphins are intelligent and complex beings, Dilbilgisi
4:25Asıl soru yunusların zeki ve karmaşık varlıklar olup olmadığı değil,
but whether humans can empathize with them enough Dilbilgisi
4:30insanların onları güvende ve özgür tutacak kadar
The ultimate question may not be whether ..., but whether ...: asıl odağı değiştirmek
The ultimate question may not be whether A, but whether B kalıbı, neyin dikkate değer olduğunu yeniden tanımlar. A ve B, paralel iki whether yan cümlesidir: A yunusların özelliklerini, B ise insanların empati kurma kapasitesini sorgular. Bu kalıp A'ya basitçe hayır cevabını vermez. A'yı daha az merkezi bir konu olarak ele alır ve sonucu B'ye yönlendirir. may iddiayı yumuşatırken ultimate, B'nin daha derin mesele olduğunu gösterir.
Alıştırma
Odağı değiştiren yapıyı belirtilen eş ifadelerle tamamlayın: The main issue is ____ the app has many features, ____ it protects users' data.
Cevabı göster
not whether · but whether
empathize with them enough to keep them safe and free: enough to + fiilin yalın biçimi
Burada fiil veya fiil öbeği + enough to + fiilin yalın biçimi, ilk eylem ya da duygunun to'dan sonraki eylemi gerçekleştirmek için gereken düzeye ulaştığını gösterir. empathize with them enough to keep them safe and free ifadesi, onlara duyulan empatinin güvenliklerini ve özgürlüklerini koruyacak eylemi harekete geçirecek kadar güçlü olması demektir. Bu bölüm whether'dan sonra geldiği için konuşmacı, insanların bu düzeye kesinlikle ulaştığını söylemez. Empatilerinin gerçek bir koruma sağlayacak kadar güçlü olup olmadığını sorgular.
Alıştırma
Cümleyi, “eylemi gerçekleştirmeye yetecek derecede” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce yapıyla tamamlayın: Lina cared ____ stay and help.
Cevabı göster
enough to