Nasıl akıcı İngilizce konuşulur | İngilizce Konuşmada Uzmanlaş | Başlangıç Seviyesi 1⭐: İngilizce çalışma notları
PodEnglish
Video özeti: Bu video, İngilizce akıcılığının İngilizceyi günlük yaşamın düzenli bir parçası yapmaktan, bazı ana dil alışkanlıklarını İngilizceyle değiştirmekten, hızlı çözümleri reddetmekten, gerçekçi hedefler koymaktan ve kelime bilgisi, dinleme, gramer ve konuşmayı birlikte geliştirmekten geldiğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. invest in improving your English / an investment in your future fluency. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Çalışma zamanını uzun vadeli bir yatırım olarak anlatmayı öğrenirsin; bu, dil gelişimi, eğitim veya kariyer için düzenli emeğin neden önemli olduğunu açıklarken işe yarar. 2. a series of small and achievable short-term goals. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Hedef belirleme konusunda sayı, zorluk ve zaman aralığını birleştiren doğal bir isim öbeği öğrenirsin; böylece belirsiz istekler yerine gerçekçi planlardan söz edebilirsin. 3. A broader vocabulary makes it much easier to understand the language and also helps improve fluency in English. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: make it + adjective + to do kalıbını öğrenerek bir araç, koşul veya becerinin bir eylemi nasıl kolaylaştırdığını ve daha büyük bir sonucu nasıl desteklediğini açıklayabilirsin.
Bu derste
If you want to understand how to speak fluent English, Dilbilgisi
0:00Akıcı İngilizce konuşmayı anlamak istiyorsanız,
understand fiilinin nesnesi olarak how to speak fluent English
How to speak fluent English, how to + fiilin yalın hâli yapısında bir yan cümledir ve “akıcı İngilizce konuşmanın yolu” anlamına gelir. Yan cümlenin tamamı understand fiilinin nesnesi olarak kişinin neyi anlamak istediğini belirtir. Daha büyük bir cümlenin parçası olduğu için doğrudan soru değildir. Bu yapıda understand fiilinden sonra how to speak kullanılır; how do I speak gibi doğrudan soru söz dizimi kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi how to ve use fiilini kullanarak tamamlayın: I don't know ____ this printer.
Cevabı göster
how to use
If you want to ... you need to ...: bir hedefi gerekli eyleme bağlamak
If you want to, dinleyenin hedefini gerçek ve uygulanabilir bir koşul olarak sunar. Ardından you need to, bu hedefe ulaşmak için gerekli görülen bir eylemi belirtir; buradaki if, düşük olasılıklı veya hayalî bir durumu anlatmaz. Bu kalıp tavsiyeyi mantıksal olarak bağlar: önce istenen sonuç söylenir, sonra gerekli adım açıklanır. Need to, eylemi yalnızca iyi bir fikir olarak değil, gerekli bir şey olarak sunduğu için should ifadesinden daha güçlüdür.
Alıştırma
“Hedef—gerekli eylem” kalıbını tamamlayın: ____ improve your pronunciation, ____ practice aloud every day.
Cevabı göster
If you want to · you need to
native speakers (ana dili konuşurları) ... gain fluency (akıcılık kazanmak)
Native speakers, bir dili küçük yaşlardan itibaren ilk dillerinden biri olarak doğal biçimde edinmiş kişileri ifade eder. Bu cümlede bağlam, ana dili olarak konuşulan dilin İngilizce olduğunu gösterir. Native burada yalnızca “yerel” anlamına gelmez. Gain fluency, bir dili az duraksayarak akıcı biçimde kullanma becerisini zamanla geliştirmek demektir. Gain bir süreci vurgular; fluency ise akış ve rahatlıkla ilgilidir. Kusursuz dil bilgisi, sözcük seçimi veya telaffuz anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi seçenek vurgulanan iki ifadeyi de doğru biçimde açıklar?
- native speakers: dili küçük yaşlardan itibaren edinmiş kişiler; gain fluency: dili zamanla akıcı biçimde kullanabilir hâle gelmek
- native speakers: aynı bölgede yaşayan kişiler; gain fluency: hiç hata yapmadan konuşmak
- native speakers: dili öğreten kişiler; gain fluency: dilin bütün dil bilgisi kurallarını ezberlemek
Cevabı göster
native speakers: dili küçük yaşlardan itibaren edinmiş kişiler; gain fluency: dili zamanla akıcı biçimde kullanabilir hâle gelmek
British and American individuals grow up in an environment where English dominates, Notlar
0:09İngiliz ve Amerikalı bireyler, İngilizcenin hakim olduğu bir ortamda büyürler,
grow up in an environment: bir ortamda büyümek
Grow up, çocukluktan yetişkinliğe doğru ilerlemek anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede grow up in an environment, çocukluğu o ortamda geçirmek demektir; up fiziksel olarak yukarı yönünü göstermez. Birinin çocukluğunu geçirdiği yeri veya ortamı belirtmek için grow up in + yer ya da ortam yapısını kullanın. Grow up ifadesinin geçmiş zaman biçimi grew up şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi grow up ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Maya ____ in a village near the coast.
Cevabı göster
grew up
in an environment where English dominates: soyut bir ortamla kullanılan where
Burada in an environment where..., belirli bir durumun geçerli olduğu bir ortamda bulunmak anlamına gelir. English dominates yan cümlesi, o ortamda neyin geçerli olduğunu açıklar. where yalnızca fiziksel bir yeri değil, environment, situation veya context gibi soyut bir ortamı da anlatabilir. Yapı isim + where + özne + fiil şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir ortamda geçerli olan durumu where ile doğru biçimde anlatıyor?
- They learn in an environment where are questions welcome.
- They learn in an environment where questions are welcome.
- They learn in an environment which questions are welcome.
Cevabı göster
They learn in an environment where questions are welcome.
and they learn the language through continuous exposure and social interaction. Kalıp ifadeler
0:14ve dili sürekli maruz kalarak ve sosyal etkileşim yoluyla öğrenirler.
through continuous exposure and social interaction: sürekli temas ve sosyal etkileşim yoluyla öğrenme
Through, öğrenmenin gerçekleşmesini sağlayan yol veya süreci gösterir. Burada and ile bağlanan iki isim öbeğinden önce gelir: continuous exposure ve social interaction. Dil öğreniminde exposure, dili düzenli olarak duymak, okumak veya dille karşılaşmak anlamına gelir; tehlikeyi anlatmaz. Social interaction ise başka insanlarla etkin iletişim kurma anlamını ekler.
Alıştırma
Cümleyi «aracılığıyla» anlamındaki hedef edatla tamamlayın: Mia learned to draw animals ____ careful observation and practice.
Cevabı göster
through
They use English as a highly practical tool for forming relationships, Dilbilgisi
0:18İngilizceyi ilişkiler kurmak,
use X as Y for doing something: bir şey yapmak için X'i Y olarak kullanmak
use X as Y, X'i Y rolünde kullanmak anlamına gelir. Burada English, a highly practical tool olarak sunulur. for + -ing, aracın ne amaçla kullanıldığını belirtir. Birbirine paralel forming, studying ve working biçimleri kullanım amaçlarını sıralar.
Alıştırma
Cümleyi use X as Y for doing something kalıbıyla tamamlayın: At school, we ____ English ____ a tool ____ sharing ideas.
Cevabı göster
use · as · for
Life for them would not be possible without proficient English Dilbilgisi
0:24Onlar için yetkin İngilizce olmadan hayat mümkün olmazdı
would not be possible without ...: gerekli bir koşulu belirtmek
would not be possible without ..., without sonrasındaki şey bulunmasaydı durumun gerçekleşemeyeceğini veya devam edemeyeceğini anlatır. Burada proficient English, onların yaşamı için gerekli bir koşul olarak sunulur. would geçmiş zamanı değil, varsayımsal bir sonucu gösterir. Bu yapı neyin gerekli olduğu konusunda güçlü bir iddia taşır.
Alıştırma
Cümleyi would not be possible without ile tamamlayın: The event ____ volunteers.
Cevabı göster
would not be possible without
as it serves as the foundation for almost everything they do. Kalıp ifadeler
0:27çünkü yaptıkları neredeyse her şeyin temelini oluşturur.
serves as the foundation for: … için temel oluşturur
serve as + rol veya işlev yapısında serve as, “bir şey olarak görev yapmak” veya “bir işlevi yerine getirmek” demektir; “birine hizmet sunmak” anlamına gelmez. Burada bir şeyin temel rolü üstlendiğini anlatır. serve as the foundation for + isim grubu kalıbı, bir şeyi diğer şeylerin gelişmesini veya mümkün olmasını sağlayan temel destek olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için serve as the foundation for ifadesini doğru biçimde kullanın: A clear plan ____ a successful project.
Cevabı göster
serves as the foundation for
This may be true for your native language, Anlatım akışı
0:31Bu, kendi ana diliniz için de geçerli olabilir,
This may be true for ..., but ...: sınırlı bir durumu kabul edip odağı değiştirmek
This may be true for X, but Y kalıbı önce, daha önce söylenen bir düşüncenin X için geçerli olabileceğini kabul eder. May, bu kabulü kesin veya tam değil, temkinli ve sınırlı hâle getirir. But, konuşanın asıl sorusuna veya iddiasına geçişi gösterir. Bu cümlede odak, ana dil durumundan İngilizcenin gerçekten gerekli olup olmadığı sorusuna kayar.
Alıştırma
Konuşan kişi “This may be true for X, but Y” kalıbıyla ne yapıyor?
- İddianın X için geçerli olabileceğini kabul eder, ardından odağı Y’ye kaydırır.
- İddiayı reddeder, ardından ilgisiz bir konuya geçer.
- İddiayı her durum için tamamen kabul eder ve Y’yi destek olarak ekler.
Cevabı göster
İddianın X için geçerli olabileceğini kabul eder, ardından odağı Y’ye kaydırır.
If your answer is yes and you have a strong desire to become fluent, Notlar
0:35Cevabınız evet ise ve akıcı olmak için güçlü bir arzunuz varsa,
have a strong desire to become fluent: güçlü bir isteği resmî biçimde anlatmak
have a strong desire to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmayı çok güçlü bir şekilde istemek anlamına gelir. Bu cümlede to become fluent, isteğin hedefini belirtir. Tekrar kullanılabilen yapı have/has a strong desire to + fiilin yalın hâlidir. Bu yapıda desire bir isimdir; ardından gelen to'lu mastar, kişinin ne yapmayı veya ne olmayı umduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî kalıbın doğru biçimiyle tamamlayın: Nora ____ become a pilot.
Cevabı göster
has a strong desire to
then you need to allocate more time for English in your daily routine. Kelime
0:39o zaman günlük rutininizde İngilizceye daha fazla zaman ayırmalısınız.
If your answer is yes ... then you need to: evet cevabından eyleme
if yan cümlesi bir koşul belirler: kişinin cevabı evettir. Ana cümle, bu koşuldan sonra gelen eylemi verir: then you need to allocate more time for English. Tekrar kullanılabilen If ..., then you need to ... kalıbında then, sonucu veya sonraki adımı açıkça gösterir. then birçok if cümlesinde çıkarılabilir; ancak burada koşul ile eylem arasındaki bağı daha kolay anlaşılır hâle getirir.
Alıştırma
Cevabınız evet. Dersteki kalıbı eksiksiz tamamlayın: ____, ____ make a plan today.
Cevabı göster
If your answer is yes · then you need to
allocate more time for ... in your daily routine: günlük düzende daha fazla zaman ayırmak
Burada allocate more time for English, kullanılabilir zamanın daha büyük bir bölümünü İngilizce öğrenmeye ve kullanmaya bilinçli olarak ayırmak demektir. Allocate, zaten ne kadar zaman harcandığını belirtmekten çok bir plan yapmayı vurgular. Yapı allocate + kaynak + for + amaç şeklindedir. In your daily routine ise planlanan İngilizce zamanının her günün düzenli bir parçası olması gerektiğini ekler.
Alıştırma
“Bilinçli olarak … için daha fazla zaman ayırmak” anlamındaki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before the exam, I need to ____ review.
Cevabı göster
allocate more time for
you need to make some changes to your current lifestyle in order to speak English more fluently. Notlar
0:44İngilizceyi daha akıcı konuşabilmek için mevcut yaşam tarzınızda bazı değişiklikler yapmanız gerekir.
Yeniden ifade etme işareti olarak In other words
In other words, dinleyiciye sıradaki ifadenin aynı ana fikri daha açık, basit veya doğrudan bir biçimde verdiğini bildirir. Bu cümlede önceki tavsiyeyi, yaşam tarzını değiştirmekle ilgili uygulanabilir bir sonuca dönüştürür. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak, sıradaki kısmı yeni bir konu saymak yerine önceki noktaya bağlamanız gerektiğini gösterir.
Alıştırma
İkinci cümlenin ilk cümleyi yeniden ifade ettiğini gösteren bağlayıcıyı seçin: Mia is an only child. ___, she has no brothers or sisters.
- For example
- On the other hand
- In other words
Cevabı göster
In other words
make some changes to your current lifestyle: mevcut yaşam tarzında bazı değişiklikler yapmak
Make some changes to + isim, bir şeyin belirli yönlerinde değişiklik yapmak demektir. Burada to your current lifestyle, değiştirilen şeyi, yani rutinler veya alışkanlıklar gibi mevcut yaşam tarzını belirtir. Tüm hayatı baştan sona değiştirmekten çok, uygulanabilir ve sınırlı düzenlemeleri anlatır. Yeniden kullanılabilir kalıp make changes to + değiştirilen şey biçimindedir.
Alıştırma
Öğrenilen ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need to ____ our daily routine.
Cevabı göster
make some changes to
in order to speak English more fluently: İngilizceyi daha akıcı konuşmak için
In order to + fiilin yalın biçimi bir amaç belirtir ve bir eylemin neden yapıldığını açıklar. Burada yaşam tarzında değişiklik yapmak eylem, İngilizceyi daha akıcı konuşmak ise hedeftir. Zaman sırasını göstermez. Çoğu zaman amaç bildiren daha kısa to kullanılabilir, ancak in order to amaç ilişkisini özellikle açık hâle getirir.
Alıştırma
Öğrenilen amaç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Mia left home early ____ catch the first bus.
Cevabı göster
in order to
Here are tips to help you get started. Anlatım akışı
0:49İşte başlamanıza yardımcı olacak ipuçları.
Here are tips to help you get started ile önerileri tanıtmak
Here are tips... konuşmada bir yönlendirme işlevi görür: Dinleyiciye sırada uygulanabilir önerilerden oluşan bir liste olduğunu bildirir. Böylece anlatım, bir durumu açıklamaktan sonra ne yapılacağını göstermeye geçer. to help you get started mastar grubu, ipuçlarının amacını belirtir. Get started yalnızca konuyu düşünmek veya anlamak değil, harekete geçmek demektir.
Alıştırma
Başlamaya hazır biri için öneri listesini doğal biçimde tanıtan cümle hangisidir?
- Here is some tips to help you get started.
- Here are some tips to help you get started.
- I followed some tips after I finished.
Cevabı göster
Here are some tips to help you get started.
Set aside time for your English studies every day and make it a priority. Notlar
0:51Her gün İngilizce çalışmalarınıza zaman ayırın ve bunu bir öncelik haline getirin.
Set aside time: önceden zaman ayırmak
Set aside time, belirli bir amaç için önceden bir zaman dilimi ayırmak demektir. Boş zamanın kendiliğinden ortaya çıkmasını beklemek yerine programda bilinçli olarak yer açmayı anlatır. Bu cümlede Set aside doğrudan tavsiye veren bir emir yapısıdır. Zaman İngilizce çalışmaları için ayrıldığından, ifade planlı bir günlük düzeni teşvik eder.
Alıştırma
Tavsiyeyi hedef ifadeyle tamamlayın: Please ____ ten minutes for reading before bed.
Cevabı göster
set aside
make it a priority: bunu öncelik hâline getirmek
Make it a priority, bir şeyin daha az önemli şeylerden önce zaman ve ilgi alacak kadar önemli olduğuna karar vermek demektir. Buradaki it, your English studies ifadesine gönderme yapar. Kalıp make + nesne + a priority şeklindedir. Bir şeyin yalnızca önemli olduğunu düşünmeyi değil, neye odaklanacağınıza etkin biçimde karar vermeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi make, sleep sözcüğüne gönderme yapan bir zamir ve a priority kullanarak tamamlayın: Sleep is important for my health, so I need to ____.
Cevabı göster
make it a priority
should be seen as an investment in your future fluency.
0:58gelecekteki akıcılığınıza yapılan bir yatırım olarak görülmelidir.
Anytime you invest ... should be seen as an investment: bugünkü çabayı uzun vadeli yatırım olarak görmek
Açılış bölümü, İngilizceyi geliştirmek için harcanan tüm zamanı tek bir konu altında toplar. Devamındaki should be seen as... bölümü, dinleyiciye bu zamanı nasıl yorumlaması gerektiğini söyler: gelecekte değer taşıyacak bir şey olarak. Invest ve investment sözcüklerinin tekrarı bu çerçeveyi güçlendirir. Bugünkü çabayı kaybedilmiş zaman olarak değil, gelecekteki akıcılığa katkı olarak sunar. Bu, bilgiyi ikna edici biçimde düzenlemenin bir yoludur: önce bir eylem belirtilir, sonra ona olumlu ve uzun vadeli bir anlam verilir.
Alıştırma
Hangi cümle, şimdiki bir çabayı uzun vadeli bir yarar olarak sunarak aynı ikna yöntemini kullanıyor?
- That bookstore investment earned money this year.
- I read one book last Saturday.
- Each book you read can be seen as an investment in your future knowledge.
Cevabı göster
Each book you read can be seen as an investment in your future knowledge.
invest in improving ... an investment in your future fluency ifadelerindeki yatırım benzetmesi
Burada invest in mecaz anlamda kullanılır. Gelecekte bir yarar beklediğiniz için şimdi bir şeye zaman, emek veya para ayırmak anlamına gelir. invest in improving your English, invest in + -ing biçimi kalıbını izler. an investment in your future fluency ifadesi, bugünkü İngilizce çalışmasını gelecekte daha akıcı olma getirisi sağlayabilecek bir yatırım olarak sunar. invest ve investment sözcüklerinin tekrarı, bugünkü çabayı uzun vadeli bir sonuçla ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümleyi yatırım benzetmesindeki fiil öbeğiyle ve ardından isim öbeğiyle tamamlayın: I want to ____ improving my skills because this course is ____ my future.
Cevabı göster
invest in · an investment in
Taking many small steps will help you cover a long distance over time. Deyimler
1:01Birçok küçük adım atmak, zamanla uzun bir mesafe katetmenize yardımcı olacaktır.
Taking many small steps ... cover a long distance over time ifadelerindeki yolculuk benzetmesi
Cümle bir yolculuk benzetmesi kullanır. Taking many small steps, küçük ve yapılabilir eylemleri tekrar tekrar gerçekleştirmek anlamına gelir; cover a long distance over time ise bu eylemler biriktikten sonra büyük ilerleme kaydetmek anlamına gelir. Bu bağlamda gerçek anlamda yürümekten söz edilmez. Başka durumlara da aktarılabilecek düşünce, düzenli ve ölçülü çabanın sizi büyük bir hedefe yaklaştırabileceğidir.
Alıştırma
Cümledeki yolculuk imgeleri ne anlama geliyor?
- Zor bir hedefe ulaşmanın tek yolu, bir kez büyük bir eylem gerçekleştirmektir.
- Küçük eylemler zaman içinde büyük bir ilerlemeye dönüşebilir.
- Cümle esas olarak her gün daha uzağa yürümeyi öğütler.
Cevabı göster
Küçük eylemler zaman içinde büyük bir ilerlemeye dönüşebilir.
is important for prioritizing it in your busy life.
1:10bunu yoğun hayatınızda önceliklendirmek için önemlidir.
Having a clear understanding ... is important for ...: özne olarak gerund öbeği
Having a clear understanding of ... cümlede özne görevi gören bir gerund öbeğidir. Öbeğin tamamı tek bir düşünceyi ifade ettiği için tekil fiil is ile kullanılır. Buradaki Having, önünde be fiilinin bir biçimi bulunmadığı için şimdiki zamanın sürekli hâli değildir. Having + isim öbeği + is important for + -ing öbeği kalıbı, bir durumun veya eylemin başka bir eylemi gerçekleştirmek için önemli olduğunu gösterir. Bu cümlede nedenleri ve yararları anlamak, İngilizceyi öncelik hâline getirmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede Having ile başlayan öbek özne olarak doğru kullanılmıştır?
- Having a clear goal is important for making progress.
- Having a clear goal are important for making progress.
- Have a clear goal is important for making progress.
Cevabı göster
Having a clear goal is important for making progress.
The time you choose to invest in improving your English is at your discretion, Kelime
1:13İngilizcenizi geliştirmek için yatırmayı seçtiğiniz zaman sizin takdirinize kalmıştır,
At your discretion: karar size ait
At your discretion, kendi değerlendirmenize veya seçiminize göre demektir. Bu cümlede dinleyiciye sabit bir süre verilmez; İngilizcesini geliştirmek için ne kadar zaman ayıracağına kendisi karar verir. Burada discretion, karar verme yetkisi veya özgürlüğü anlamındadır. İyelik sözcüğü bu özgürlüğün kimde olduğunu gösterir: at your discretion seçim hakkını size, at their discretion ise onlara verir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki 'kararı siz verebilirsiniz' anlamına gelen üç sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: The final choice is ____.
Cevabı göster
at your discretion
as it directly impacts the speed at which you achieve fluency. Dilbilgisi
1:19çünkü bu, akıcılığa ulaşma hızınızı doğrudan etkiler.
a consistent commitment: uzun süreli ve istikrarlı çaba
Burada a consistent commitment, zaman içinde süren istikrarlı çaba demektir. Commitment, zaman ve enerji vermeye devam etme kararını; consistent ise çabanın ara sıra değil, düzenli olduğunu anlatır. Should be, bu sürekli çabayı tek seferlik bir eylem değil, doğru ya da gerekli yaklaşım olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi istikrarlı ve uzun süreli çaba anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Keeping a neighborhood clean takes ____, not just one day of work.
Cevabı göster
a consistent commitment
as it directly impacts: because anlamındaki as
Bu cümlede as bir neden bildirir ve because anlamına gelir. as it directly impacts... yan cümlesi önceki ifadenin neden doğru olduğunu açıklar: söz konusu şey ilerleme hızını etkiler. Burada as, bir düşünceyi onu destekleyen nedene bağlar. Bu bağlamda zaman bildirmez.
Alıştırma
Bu cümlede as ne işe yarıyor? We canceled the picnic, as heavy rain was expected.
- Piknik ile yağmuru karşılaştırır.
- Pikniği iptal etme nedenini bildirir.
- İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Pikniği iptal etme nedenini bildirir.
the speed at which you achieve fluency: akıcılığa ulaşma hızınız
the speed at which you achieve fluency ad öbeğinde which, speed sözcüğünü işaret eder. at edatı hız fikrine aittir: you achieve fluency at a certain speed, “belirli bir hızda akıcılığa ulaşırsınız” anlamına gelir. at sözcüğünü which sözcüğünün önüne koymak resmî bir ilgi cümleciği oluşturur. Bu yapı, önce bir hızı adlandırıp ardından o hızda ne olduğunu açıklamanızı sağlar.
Alıştırma
Resmî ilgi cümleciğini tamamlayın. at a certain speed ifadesindeki edatı koruyun: The study measured the speed ____ the medicine took effect.
Cevabı göster
at which
If you spend 99% of your time speaking your native language Dilbilgisi
1:25Eğer zamanınızın %99'unu ana dilinizi konuşarak harcarsanız
improving your fluency will always be an uphill struggle. Deyimler
1:31akıcılığınızı geliştirmek her zaman yokuş yukarı bir mücadele olacaktır.
Tahmin edilen bir sonuç için If + geniş zaman, ... will + fiilin yalın hâli
if cümleciği bir koşul verir: zamanınızın çoğu ana dilinize gider ve İngilizce için çok az zaman kalır. Ana cümle, bu koşuldaki sonucu tahmin etmek için will kullanır: akıcılığı geliştirmek çok zor olacaktır. Bu yapıyı If + present simple, ... will + base verb biçiminde kullanın. Burada improving your fluency, will be yapısının öznesi olan bir ulaç öbeğidir.
Alıştırma
Hangi cümle, sonucu tahmin etmek için if koşulunu doğru kullanır?
- If you wear your coat, you will stay warm.
- If you will wear your coat, you stay warm.
- If you wear your coat, you will staying warm.
Cevabı göster
If you wear your coat, you will stay warm.
be an uphill struggle: çok zor bir süreç
be an uphill struggle ifadesi, bir şeyin çok zor olduğunu ve sürekli çaba gerektirdiğini anlatan bir mecazdır. Uphill, dirence karşı yokuş yukarı ilerlemeyi düşündürür; bu nedenle ilerlemenin emek istediğini vurgular. Bu cümlede akıcılığı geliştirmek gerçek bir tırmanış olarak değil, zor bir süreç olarak anlatılır. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + be + an uphill struggle şeklindedir.
Alıştırma
uphill ve struggle sözcüklerinden kurulan mecazla cümleyi tamamlayın: Rebuilding trust can ____.
Cevabı göster
be an uphill struggle
Are there situations in which you could use English instead of your native language? Dilbilgisi
1:34Ana diliniz yerine İngilizce kullanabileceğiniz durumlar var mı?
situations in which...: resmî bir ilgi yapısı
situations in which... ifadesi situations where... anlamına gelir. in which you could use English... ilgi cümleciği, ne tür durumların sorulduğunu belirtir. Which, situations sözcüğüne gönderme yapar; in ise eylemin bu durumların içinde gerçekleştiğini gösterir. İsim + in which + yan cümle kalıbı, bir bağlam, ortam veya sistem hakkında bilgi eklemenin açık ve biraz resmî bir yoludur.
Alıştırma
where anlamına gelen iki sözcüklü, resmî ilgi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Think of situations ____ teamwork matters most.
Cevabı göster
in which
This technique is called replacement and examples might include Anlatım akışı
1:39Bu tekniğe yer değiştirme adı verilir ve örneklere şunlar dahil olabilir:
change the language on your mobile phone to English.
1:43cep telefonunuzun dilini İngilizce olarak değiştirmek.
This technique is called ... / examples might include ...: bir yöntemi adlandırmak ve örnekler vermek
This technique is called ... kalıbı bir yönteme açık bir ad verir. Böylece dinleyen kişi, daha fazla ayrıntı verilmeden önce fikri kısa bir adla hatırlayabilir. İkinci bölüm olan examples might include ..., yöntem adından örnek eylemlere geçer. Might include listeyi açık bırakır: bunlar olası örneklerdir, tek örnekler değildir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan kalıbın işlevi nedir?
- Bir tekniğe ad verir ve ardından bazı olası örnekleri sunar.
- Bütün örneklerin eksiksiz listesini verir.
- İki tekniği karşılaştırır ve ilkini reddeder.
Cevabı göster
Bir tekniğe ad verir ve ardından bazı olası örnekleri sunar.
Choosing to read a book in English instead of in your native language. Kalıp ifadeler
1:49Ana diliniz yerine İngilizce bir kitap okumayı seçmek.
instead of in your native language: bir seçeneği diğeriyle değiştirmek
Instead of seçilmeyen seçeneği tanıtır. Bu cümlede İngilizce okumak seçilen seçenektir; in your native language ise yerine başka bir seçeneğin getirildiği seçenektir. Bu ifade, birbirine paralel olan in English ve in your native language bölümlerini karşılaştırır. İngilizcede tekrar edilen sözler çoğu zaman söylenmez; bu nedenle instead of ifadesinden sonra okuma eyleminin tamamını tekrarlamak gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi instead ile başlayan ve “yerine” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: For this exercise, answer in English ____ in your native language.
Cevabı göster
instead of
Don't look for ... There isn't one: kesin bir uyarı ve inkâr
Don't look for a quick solution, kolay ve hemen elde edilecek bir yanıt beklememeye yönelik doğrudan bir uyarıdır. Kelimenin tam anlamıyla nerede arama yapılacağını söylemek yerine kesin bir sınır koyar. There isn't one cümlesindeki one, daha önce geçen tekil ve sayılabilen a quick solution ifadesinin yerini alır. İki kısa cümle birlikte bir kestirme yol umudunu reddeder: bu tür hızlı bir çözüm yoktur.
Alıştırma
Konuşmacı Don't look for a quick solution. There isn't one. cümleleriyle ne yapıyor?
- Yanıtların saklandığı yere giden yolu tarif etmek.
- Kolay bir yanıt aramaktan kesin biçimde vazgeçirmek ve böyle bir yanıtın olmadığını söylemek.
- Yakında hızlı bir yanıt bulunacağına söz vermek.
Cevabı göster
Kolay bir yanıt aramaktan kesin biçimde vazgeçirmek ve böyle bir yanıtın olmadığını söylemek.
where advertising convinces us Kalıp ifadeler
1:57her şeyin minimum çabayla hızlı ve kolay bir şekilde elde edilebileceğine inandırdığı
to believe everything can be obtained quickly and easily with minimal effort. Dilbilgisi
1:59bir dünyada yaşıyoruz.
We live in a world where ... convinces us to believe ...: ortam, etki ve inanç
We live in a world where ... önce geniş bir toplumsal ortam oluşturur. Where, ayrı bir fiziksel yeri değil, bu ortamda tipik olan durumu anlatır: reklamlar insanların beklentilerini şekillendirir. Cümle daha sonra etkiden bu etkinin sonucuna geçer: advertising convinces us to believe ... denir ve believe sözcüğünden sonraki bölüm inanılan düşünceyi açıklar. Bilginin ‘toplumsal ortam, etki, sonra inanç’ sırasıyla verilmesi, her şeyin hızlı ve kolay olması gerektiği düşüncesine yönelik eleştiriye zemin hazırlar.
Alıştırma
Konuşmacı neden We live in a world where... ifadesiyle başlıyor?
- Reklamların etkisini açıklamadan önce geniş bir toplumsal bağlam oluşturmak.
- Konuşmacının tam ev adresini belirtmek.
- Her şeyi hızlıca elde etmenin adımlarını sıralamak.
Cevabı göster
Reklamların etkisini açıklamadan önce geniş bir toplumsal bağlam oluşturmak.
advertising convinces us to believe yapısı
convince + person + to + base verb kalıbı, bir kişinin bir düşünceyi kabul etmesini veya bir eylemde bulunmasını sağlamak anlamına gelir. Burada us etkilenen kişileri belirtir; to believe ise reklamların onlara kabul ettirmek istediği düşünceyi başlatır. Advertising öznedir ve tek bir reklamı değil, genel bir etki olarak reklamları ifade eder. Bu ifade, reklamları insanların düşüncelerini etkin biçimde şekillendiren bir güç olarak sunar.
Alıştırma
convince + person + to believe yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The evidence convinced to Omar believe that the story was true.
- The evidence convinced Omar to believe that the story was true.
- The evidence convinced Omar believe that the story was true.
Cevabı göster
The evidence convinced Omar to believe that the story was true.
can be obtained quickly and easily with minimal effort: edilgen yapı ve en az çaba
Can be obtained, can + be + past participle yapısından oluşan bir kiplik fiilli edilgendir. Bir şeyi kimin elde ettiğine değil, o şeyin erişilebilir veya sonucun başarılabilir olmasına odaklanır. Quickly and easily, nasıl elde edilebileceğini anlatır. With minimal effort ise çok az çalışma gerektiğini ekler. Birlikte kullanıldıklarında hızlı ve kolay sonuç vaadi gibi duyulurlar; bu cümlede bu vaat gerçek olarak sunulmak yerine sorgulanmaktadır.
Alıştırma
can sonrasında obtain fiilinin edilgen biçimini kullanarak iddiayı tamamlayın: The permit ____ quickly and easily with minimal effort.
Cevabı göster
can be obtained
through consistent effort and working towards a goal over time. Kalıp ifadeler
2:06tutarlı bir çaba ve zamanla bir hedefe doğru çalışmakla elde edilir.
In reality: önceki bir izlenimi düzeltmek
In reality, daha önceki bir fikir veya izlenimden sonra gerçek durumu anlatan bir söylem işaretidir. Burada bir düzeltmeye işaret eder: değerli sonuçlar genellikle uzun süre boyunca istikrarlı çaba gerektirir. In reality ifadesini gördüğünüzde veya duyduğunuzda, sonraki cümlenin önceki ifadeyle karşıtlık kurmasını, onu sınırlandırmasını ya da düzeltmesini bekleyebilirsiniz.
Alıştırma
Örnekte In reality neye işaret ediyor?
- Gerçek durumu anlatarak önceki bir izlenimi düzeltir.
- Sonucun tam olarak ne zaman gerçekleştiğini söyler.
- Önceki izlenimi destekleyen başka bir ayrıntı ekler.
Cevabı göster
Gerçek durumu anlatarak önceki bir izlenimi düzeltir.
are often achieved through...: sonuçların nasıl elde edildiğini göstermek
are often achieved sözleri geniş zamanda edilgen bir yapı oluşturur. Bu yapı, sonucu kimin elde ettiğine değil, sonuçlara ve onların nasıl elde edildiğine odaklanır. Often bunun her durumda doğru olduğunu değil, yaygın olduğunu belirtir. Through, sonuca götüren süreci veya yöntemi tanıtır. Burada istikrarlı çaba ve zaman içinde bir hedefe doğru çalışmak, sonucu üreten süreçlerdir.
Alıştırma
Bir şeyin genellikle belirli bir yolla elde edildiğini anlatan edilgen yapıyı tamamlayın: Long-term progress ____ steady practice.
Cevabı göster
is often achieved through
working towards a goal over time: zaman içinde bir hedefe doğru ilerlemek
Working towards a goal, istenen bir sonucun yönünde adımlar atmak demektir. Towards yönü ve ilerlemeyi gösterir; hedefe varılmış olduğunu göstermez. Over time ise çabanın ve ilerlemenin anında sonuç vermek yerine belli bir süre boyunca devam ettiğini veya yavaş yavaş biriktiğini anlatır.
Alıştırma
working towards a goal over time ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Sürekli çaba göstermeden bir hedefe hemen ulaşmak
- Belli bir süre boyunca bir hedefe doğru istikrarlı biçimde ilerlemek
- Tamamen ilgisiz başka bir hedefe geçmek
Cevabı göster
Belli bir süre boyunca bir hedefe doğru istikrarlı biçimde ilerlemek
This is especially true when learning how to speak English fluently. Anlatım akışı
2:10Bu, özellikle akıcı İngilizce konuşmayı öğrenirken geçerlidir.
This is especially true when...: bir ilkenin özellikle geçerli olduğu durumu belirtmek
This sözcüğü, hemen önce belirtilen genel noktaya gönderme yapar. Ardından This is especially true when... bu noktanın daha da önemli olduğu veya daha kolay fark edildiği bir durumu belirtir. Bu, noktanın yalnızca o durumda geçerli olduğu anlamına gelmez. Bu kalıp bilgiyi genel bir düşünceden belirli bir duruma taşır. When sonrasında when you feel tired örneğindeki gibi bir özne ve fiil ya da özne belliyse when learning a language örneğindeki gibi daha kısa bir -ing biçimi kullanılabilir.
Alıştırma
This is especially true when... bir metinde normalde ne yapar?
- Önceki içeriğe gönderme yapmadan ilgisiz bir konu başlatır.
- Önceki noktanın tamamen yanlış olduğunu bildirir.
- Önceki genel noktayı özellikle ilgili olduğu bir duruma uygular.
Cevabı göster
Önceki genel noktayı özellikle ilgili olduğu bir duruma uygular.
If you go online, you'll find lots of books and websites promoting catchphrases like Notlar
2:14İnternete girerseniz, şunlar gibi sloganları destekleyen birçok kitap ve web sitesi bulacaksınız:
If you go online, you'll find ... ile kontrol edilebilir kanıt sunmak
Bu, gerçek ve mümkün bir koşuldur. if yan cümlesi dinleyicinin şimdi yapabileceği bir eylemi, ana cümle ise beklenen sonucu belirtir: internete girmek bu kitapları ve internet sitelerini keşfetmesini sağlar. Bir açıklama veya tartışmada If you ..., you'll find ... kalıbı, dinleyiciyi görülebilen kanıtları kontrol etmeye çağırır. Buradaki find mutlaka “aramak” değil, “fark etmek veya keşfetmek” anlamındadır; go online ise interneti kullanmak demektir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için go online ve find ifadelerini birer kez kullanın: If you ____, you'll ____ many useful examples.
Cevabı göster
go online · find
promoting catchphrases like: akılda kalıcı sözleri tanıtmak
promoting catchphrases like ... ifadesinde promoting, bir şeyi yalnızca anmak değil, etkin biçimde tanıtmak veya kullanımını teşvik etmek demektir. Catchphrases, insanların tekrarladığı ve akılda kalan sözlerdir. Like bu sözlerin örneklerini sunar. Bu bağlamda ifade, kitapların ve internet sitelerinin çekici vaatleri pazarladığını düşündürebilir; ancak catchphrase sözcüğü tek başına bir iddianın yanlış olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede promoting catchphrases like ... ne anlama geliyor?
- Akılda kalan ve tekrarlanan sözleri etkin biçimde tanıtıp ardından örnekler vermek
- Resmî sloganları fazla akılda kaldıkları için kaldırmak
- Her sıradan söz grubunu desteklemeden sessizce kaydetmek
Cevabı göster
Akılda kalan ve tekrarlanan sözleri etkin biçimde tanıtıp ardından örnekler vermek
However, achieving fluency in English is never easy or fast. Anlatım akışı
2:26Bununla birlikte, İngilizcede akıcılık elde etmek asla kolay veya hızlı değildir.
However, ... is never easy or fast: önceki bir iddiayı düzeltmek
Cümle başındaki However, bu cümlenin önceki bir düşünceyi düzelttiğini ya da ona karşı çıktığını gösterir. Ana yargı virgülden sonra gelir: İngilizcede akıcılık kazanmak, önceki mesajın ima etmiş olabileceği kadar kolay ve hızlı bir süreç değildir. Achieving fluency in English, özne görevinde bir -ing yan cümleciğidir. Never olumsuzluğu güçlendirir; bu yüzden never easy or fast, yalnızca zorluğun yaygın olduğunu değil, sürecin ne kolay ne de hızlı olduğunu anlatır.
Alıştırma
Örnekte However sözcüğünün temel görevi nedir?
- Kolay ya da hızlı olduğu yönündeki önceki iddiayı reddeden bir karşıtlık getirir.
- Önceki iddiayı destekleyen başka bir örnek verir.
- Olayların aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Kolay ya da hızlı olduğu yönündeki önceki iddiayı reddeden bir karşıtlık getirir.
And learners who fail to acquire good English Notlar
2:30Ve iyi bir İngilizce edinmeyi başaramayan öğrenciler
fail to acquire good English: amaçlanan öğrenme sonucuna ulaşamamak
Fail to + fiilin yalın biçimi, beklenen, gerekli ya da amaçlanan bir şeyin gerçekleşmediğini belirtir. Ulaşılamayan sonuca odaklanır; kişinin hiç denemediği anlamına gelmez. Burada acquire good English, zaman içinde iyi bir İngilizce becerisi geliştirmek demektir. Acquire, dil gelişiminin resmî biçimde açıklandığı bağlamlarda yaygındır; good English ise dili etkili ve doğru kullanma becerisini ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle, bir öğrencinin güçlü bir İngilizce becerisi geliştiremediğini en doğal biçimde ifade eder?
- The learner failed to purchase good English.
- The learner failed to acquire good English.
- The learner failed to collect good English.
Cevabı göster
The learner failed to acquire good English.
learners who ... are usually those who ...: bir gruba ait iki açıklamayı ilişkilendirmek
İlk who yan cümleciği olan who fail to acquire good English, learners sözcüğünü konuşulan grupla sınırlar. İkinci who yan cümleciği olan who seek a quick-fix solution ise those ile belirtilen kişileri açıklar. Yeniden kullanılabilecek kalıp people who A are usually those who B şeklindedir. Bir gruba ilişkin bir açıklamayı başka bir özellikle ilişkilendirir; those, “o kişiler” anlamına gelir ve learners sözcüğünün tekrarlanmasını önler.
Alıştırma
Hangi cümle people who A are usually those who B kalıbını doğru kullanır?
- Employees who adapt quickly are usually those who ask useful questions.
- Employees which adapt quickly are usually them who ask useful questions.
- Employees who adapt quickly usually those who ask useful questions.
Cevabı göster
Employees who adapt quickly are usually those who ask useful questions.
seek a quick fix solution: kalıcı olmayabilecek hızlı bir cevap aramak
Seek, bir şeyi bulmaya veya elde etmeye çalışmak demektir ve look for ifadesinden daha resmîdir. A quick fix solution, bir sorunla ilgilenmenin kolay ve hemen uygulanabilen bir yoludur, ancak çoğu zaman yalnızca geçici olarak işe yarar. Buradaki ifade övgü değil, eleştiri taşır. Kalıcı bir gelişme için gereken daha yavaş ve düzenli çalışma yerine kestirme yol arandığını düşündürür.
Alıştırma
Seek a quick fix solution burada en güçlü biçimde neyi düşündürür?
- Sorunla ilgilenmeyi tamamen reddetmek
- Kalıcı gelişme için dikkatli bir plan oluşturmak
- Sorunun altında yatan nedeni çözemeyebilecek hızlı bir cevap aramak
Cevabı göster
Sorunun altında yatan nedeni çözemeyebilecek hızlı bir cevap aramak
or do not invest enough time, effort, and money in their studies. Kalıp ifadeler
2:35veya çalışmalarına yeterince zaman, çaba ve para yatırmayanlardır.
invest enough time, effort, and money in their studies: çalışmalara yeterli zaman, emek ve para yatırmak
Burada invest, yalnızca finansal yatırım yapmak değil, kaynak ayırmak demektir. Birbirine paralel time, effort, and money adları üç kaynak türünü gösterir; enough ise miktarlarının hedefin gerektirdiği düzeye ulaşması gerektiğini belirtir. Aktarılabilir kalıp invest + kaynak + in + hedef veya etkinlik şeklindedir. In their studies, kaynakların yöneltildiği şeyi belirtir.
Alıştırma
invest + kaynak + in + hedef kalıbını tamamlayın: To finish on time, we must invest enough effort ____ the project.
Cevabı göster
in
If you truly want to learn how to speak English fluently, Anlatım akışı
2:39Gerçekten akıcı İngilizce konuşmayı öğrenmek istiyorsanız,
avoid gimmicks, take responsibility for your own progress, Notlar
2:42hilelerden kaçının, kendi ilerlemenizin sorumluluğunu alın,
avoid gimmicks: göz boyayan numaralardan kaçınmak
Bu cümlede avoid gimmicks, dikkat çeken ama gerçek bir değer sunmayabilecek gösterişli numaralardan veya vaatlerden uzak durmak demektir. Burada gimmicks olumsuz bir değerlendirme taşır; yalnızca yeni ya da yaratıcı bir şeyi anlatmaz. Bu tavsiye, bir öğrenme yöntemini heyecan verici sunumuna veya kolay bir kestirme yol sunduğu iddiasına göre değil, gerçekten işe yarayıp yaramadığına göre değerlendirmeyi söyler.
Alıştırma
Bu cümlede avoid gimmicks ne anlatıyor?
- Yeni veya yaratıcı olan her yöntemi reddetmek.
- Gerçek değeri az olabilecek gösterişli numaralardan uzak durmak.
- En çok dikkat çeken şeyi seçmek.
Cevabı göster
Gerçek değeri az olabilecek gösterişli numaralardan uzak durmak.
take responsibility for your own progress: kendi ilerlemenin sorumluluğunu almak
Take responsibility for + isim veya -ing biçimi, bir şeyi yönetmenin sizin göreviniz olduğunu kabul edip buna göre hareket etmek demektir. Burada for your own progress, dinleyenin yönetmesi gereken şeyi belirtir. Own vurguyu artırır: Dinleyen kişi, bir öğretmenin, kursun veya aracın bütün işi yapmasını beklemek yerine gelişiminde etkin bir rol üstlenmelidir.
Alıştırma
Take responsibility for ifadesindeki eksik kısmı tamamlayın: To improve steadily, take ____ your own progress.
Cevabı göster
responsibility for
If you truly want..., avoid..., take..., and follow...: önce hedefi belirtip sonra eylemleri sıralamak
If yan cümlesi, If you truly want to learn how to speak English fluently, dinleyicinin hedefini ve koşulu belirtir. Ana cümle daha sonra üç eş görevli emir verir: avoid, take ve follow. Bu önce hedef, sonra eylem listesi yapısı tavsiyeyi açıkça düzenler: önce dinleyicinin istediğini söylediği sonucu belirtir, ardından onu destekleyen eş düzeyde birkaç eylem sunar. Truly hedefin ne kadar ciddi olduğunu vurgular, ancak dil bilgisi yapısını değiştirmez.
Alıştırma
Mesaj nasıl düzenlenmiştir? If you truly want to improve your writing, read often, practice daily, and ask for feedback.
- Ayrı yanıtları olan üç soru sunar.
- Bir hedef belirler ve ardından üç paralel tavsiye verir.
- Daha önce gerçekleşmiş üç eylemi bildirir.
Cevabı göster
Bir hedef belirler ve ardından üç paralel tavsiye verir.
Set realistic goals and allow sufficient time for improvement. Kalıp ifadeler
2:49Gerçekçi hedefler belirleyin ve gelişim için yeterli zaman tanıyın.
Set realistic goals ... allow sufficient time for improvement: gerçekçi hedefler belirlemek ve gelişim için yeterli zaman ayırmak
Set realistic goals, planlamadan söz ederken kullanılan doğal bir ifadedir. Set “belirlemek”, realistic ise zaman, beceri ve kaynak gibi gerçek sınırlar içinde ulaşılabilir olmak anlamına gelir; yalnızca “gerçek” demek değildir. Allow sufficient time for improvement, ilerleme için yeterli zamanı planlamak veya ayırmak demektir. Burada allow “izin vermek” değil, “yer açmak” anlamındadır; for improvement ise zamanın amacını belirtir.
Alıştırma
Planlama tavsiyesini hedef ifadelerdeki aynı sıfatlarla tamamlayın: Set ____ goals and allow ____ time for improvement.
Cevabı göster
realistic · sufficient
Many learners set unrealistic goals for themselves, Anlatım akışı
2:53Birçok öğrenci kendileri için gerçekçi olmayan hedefler belirler,
and then feel disappointed by the end result.
2:58ve ardından nihai sonuçtan hayal kırıklığına uğrarlar.
Many learners set ..., fail ..., and then feel ...: eylemleri zincirleyerek sonucu göstermek
Many learners, bağlantılı üç eylemin ortak öznesidir: set unrealistic goals, fail to follow their study schedule ve feel disappointed. Cümle özneyi tekrarlamadığı için eylemler tek bir zincir gibi görünür. And then son eylemin daha sonra gerçekleştiğini ve bu bağlamda önceki iki sorunun sonucu olduğunu gösterir. Bilgi kötü bir seçimden planı uygulayamamaya, oradan da hayal kırıklığına ilerler.
Alıştırma
Cümle bilgiyi nasıl düzenliyor?
- İki sorunlu eylemi ve ardından bunların olumsuz sonucunu sunar.
- Farklı öğrenci grupları hakkında birbiriyle ilgisiz üç gerçeği sıralar.
- İki çalışma programını karşılaştırır ve daha iyi olanı önerir.
Cevabı göster
İki sorunlu eylemi ve ardından bunların olumsuz sonucunu sunar.
Do not let yourself fall into this trap. Deyimler
3:01Kendinizin bu tuzağa düşmesine izin vermeyin.
Uyarı olarak let yourself fall into this trap
fall into this trap ifadesindeki trap mecazidir: kişinin fark etmeden kapılabileceği, kolay yapılan bir hata veya zararlı bir davranış biçimi anlamına gelir. This trap daha önce ele alınmış belirli bir soruna gönderme yapar; gerçek bir tuzak değildir. Let + nesne + fiilin yalın hâli, bir şeyin olmasına izin vermek anlamına gelir. Do not let yourself fall... ifadesinde konuşan kişi, karşısındakini bu davranış biçimine girmekten etkin biçimde kaçınması için doğrudan uyarır.
Alıştırma
Uyarıyı vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Do not ____.
Cevabı göster
let yourself fall into this trap
Start by setting a series of small and achievable short-term goals. Notlar
3:04Bir dizi küçük ve ulaşılabilir kısa vadeli hedefler belirleyerek başlayın.
İlk adımı belirtmek için Start by setting...
Start by + -ing biçimi, ardından gelen eylemi bir sürecin ilk adımı olarak sunar. Burada küçük ve ulaşılabilir kısa vadeli hedefler belirlemek, ilk yapılacak eylemdir. Bu yapıda by bir edattır, bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: Start by setting doğrudur, Start by set değildir. Bu yapı yönergelerde ve öğütlerde yaygındır ve bunun tek adım olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
İlk adımı belirtmek için set fiilini ve Start by + V-ing yapısını kullanın: ____ one small, achievable goal.
Cevabı göster
Start by setting
Küçük ve ulaşılabilir bir dizi kısa vadeli hedef
a series of small and achievable short-term goals isim öbeği, tek bir hedefi değil, birden fazla hedefi adlandırır. a series of miktarı gösterir ve ardından çoğul goals gelir. small hedeflerin kapsamının sınırlı olduğunu, achievable tamamlanmalarının mümkün olduğunu, short-term ise yakın geleceğe yönelik olduklarını anlatır. Bir planı açıkça anlatmak için bu kalıbı yeniden kullanabilirsiniz: a series of + sıfatlar + çoğul isim. Achievable, tamamlanması mümkün demektir; zaten tamamlanmış demek değildir.
Alıştırma
Yakın gelecekte ulaşılması amaçlanan birkaç gerçekçi hedefi doğal biçimde anlatan ifade hangisidir?
- a series of impossible long-term goals
- a series of small and achievable short-term goals
- an achieved short-term goal
Cevabı göster
a series of small and achievable short-term goals
and determine how much time you can allocate to your English studies each week. Dilbilgisi
3:09ve her hafta İngilizce çalışmalarınıza ne kadar zaman ayırabileceğinizi belirleyin.
İki adımlı yönerge olarak Write down ... and determine ...
Bu cümleyi iki emir fiili düzenler: Write down ve determine. Anlaşılan ancak yazılmayan özneleri you’dur. Okuyucu önce ilgili bilgileri kaydeder, ardından bu bilgileri kullanarak çalışmaya ayırabileceği zamanı hesaplar. and sözcüğü iki emri tek ve kısa bir işlem hâline getirir. Emir + and + emir kalıbı, eylemler bağlantılıysa ve genellikle bu sırayla yapılıyorsa yönergelerde sık kullanılır. Burada determine, miktarı bulmak veya belirlemek demektir; birine emir vermek demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümle önce bilgileri kaydetme, sonra bu bilgilerle bir miktarı hesaplama şeklinde açık bir iki adımlı yönerge verir?
- Determine how much money you can save, but do not record your expenses.
- Write down your weekly expenses and determine how much money you can save.
- Your weekly expenses and savings are important.
Cevabı göster
Write down your weekly expenses and determine how much money you can save.
determine how much time you can allocate to ...: dolaylı soruda sözcük dizilişi
determine fiilinden sonra gelen how much time you can allocate, bulunması gereken miktarı belirten dolaylı bir sorudur. Doğrudan soru olmadığı için can you allocate değil, düz cümle dizilişi olan you can allocate kullanılır. Allocate time to an activity, kullanılabilir zamanın bir bölümünü o etkinliğe ayırmak demektir. Plan yapmadan önce sınırları değerlendirirken determine how much + isim + özne + can + fiil yapısını kullanabilirsin.
Alıştırma
Dolaylı soruyu tamamlamak için you, can ve allocate sözcüklerini doğru sıraya koy: Determine how much time ____ to the project each week.
Cevabı göster
you can allocate
Then compare your list of study goals with your availability Notlar
3:14Ardından, çalışma hedefleri listenizi uygunluk durumunuzla karşılaştırın
compare your list of study goals with your availability: çalışma hedeflerini müsait olduğun zamanlarla karşılaştırmak
Compare A with B, A ile B'yi yan yana getirerek aralarındaki farkları veya birbirlerine uygun olup olmadıklarını incelemek demektir. Burada A, your list of study goals; B ise your availability ifadesidir. Planlama bağlamında availability, kullanabileceğin boş zamanı belirtir. Bu yönerge, hedeflerinin gerçekten sahip olduğun zamana göre gerçekçi olup olmadığını kontrol etmeni ister.
Alıştırma
compare A with B hedef yapısını tamamla: Before you register, compare the course schedule ____ your availability.
Cevabı göster
with
Then compare ... and create ...: sonraki adıma geçme
Then, bu cümlenin bir dizi yönergedeki sonraki aşama olduğunu gösterir. Dinleyiciyi önceki adımdan ileriye taşır. Compare ve create, öznesi anlaşılmasına rağmen yazılmayan you olan iki emir fiilidir. Sıraları bilgiyi düzenler: önce hedefler uygun zamanla karşılaştırılır, ardından bu karşılaştırma gerçekçi bir plan oluşturmak için kullanılır.
Alıştırma
then ve iki emir fiili yönergeyi nasıl düzenliyor?
- Sonraki aşamaya geçer: bilgileri karşılaştırır, ardından plan yapmak için kullanır.
- Bilgileri karşılaştırmadan önce plan oluşturulmasını söyler.
- İki seçenek sunar ve dinleyicinin yalnızca birini yapması gerekir.
Cevabı göster
Sonraki aşamaya geçer: bilgileri karşılaştırır, ardından plan yapmak için kullanır.
Remember that fluency in English is a percentages game. Deyimler
3:19İngilizcede akıcılığın bir yüzdeler oyunu olduğunu unutmayın.
a percentages game: sonuçları belirleyen etkenleri anlatan bir benzetme
Bu cümlede a percentages game bir benzetmedir. Game eğlence anlamına gelmez; sonuçların belirli bir düzen veya etkenler bütünü tarafından şekillendirildiği bir durumu anlatır. Percentages, İngilizceye ayrılan zaman ve emeğin oranını vurgular. Konuşmacının vermek istediği mesaj, akıcılığın tek bir hızlı yöntemle değil, zaman içinde düzenli olarak yaptıklarınla geliştiğidir. Remember that bu düşünceyi akılda tutulması gereken önemli bir ilke olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede a percentages game ne anlama geliyor?
- Tek bir özel yöntem hemen akıcılık sağlar.
- Akıcılık büyük ölçüde düzenli İngilizce teması ve pratiğinin oranına bağlıdır.
- Öğrenenler bir eğlence oyununu kazanarak akıcı olur.
Cevabı göster
Akıcılık büyük ölçüde düzenli İngilizce teması ve pratiğinin oranına bağlıdır.
Accept that you may never become a native English speaker, Ton ve niyet
3:23Hiçbir zaman ana dili İngilizce olan biri gibi olamayacağınızı kabul edin,
Accept that..., but understand that...: gerçeği kabul edip odağı değiştirmek
Accept that, dinleyiciden zor bir olasılığı kabul etmesini ister: Ana dili İngilizce olan biri olmak hiçbir zaman mümkün olmayabilir. Bu, “vazgeç” demek değildir; gerçekçi bir noktadan başlamayı ister. but understand that dikkati daha önemli bir düşünceye yöneltir: Ana dili İngilizce olan biri gibi konuşmak gerçek hedef değildir. Accept that..., but understand that... kalıbı önce bir sınırı kabul edip sonra neyin önemli olduğunu yeniden göstererek gerçekçilik ile cesaretlendirmeyi dengeler.
Alıştırma
Cümledeki “but understand that this is not the goal” bölümü ne işe yarar?
- Dikkati olası bir sınırlamadan gerçek hedefe yöneltir.
- Ana dili İngilizce olan biri olmanın kolay olduğunu kanıtlar.
- Dinleyiciye İngilizce öğrenmeyi bırakmasını söyler.
Cevabı göster
Dikkati olası bir sınırlamadan gerçek hedefe yöneltir.
Work on improving your individual skills step by step over time. Kalıp ifadeler
3:28Bireysel becerilerinizi zaman içinde adım adım geliştirmeye çalışın.
Work on improving... step by step over time: adım adım ilerleme
work on + isim veya -ing biçimi, ilerleme sağlamak için zaman ve çaba harcamak demektir. Burada work on improving, tek seferde hızlı bir değişim beklemek yerine her beceriyi geliştirmeye devam etmeyi anlatır. step by step küçük aşamalarla ilerlemeyi, over time ise bu aşamaların daha uzun bir süre boyunca devam ettiğini belirtir. Birlikte, gelişimin yavaş yavaş ve sürekli gerçekleştiğini anlatırlar.
Alıştırma
Cümleyi “bir beceriyi uzun bir süre boyunca yavaş yavaş geliştirmeye devam etmek” anlamına gelen tam ifadelerle tamamla: You can ____ your drawing skills ____.
Cevabı göster
work on improving · step by step over time
It is unlikely that you will ever achieve a 100% native English accent, Dilbilgisi
3:32Hiçbir zaman %100 yerel İngilizce aksanına ulaşmanız olası değildir,
It is unlikely that..., but perhaps...: düşük olasılık ve gerçekçi bir alternatif
It is unlikely that..., ardından gelen that yan cümlesindeki durumun doğru olma ihtimalinin düşük olduğunu belirtir. It, cümlenin yapısını tamamlayan geçici öznedir; değerlendirilen asıl durum that yan cümlesinde yer alır. Buradaki ever, herhangi bir zamanda anlamını ekler, ancak ifadeyi kesin bir yargıya dönüştürmez. But perhaps... daha gerçekçi bir olasılığa geçer. Bu kalıbın bütünü, ilk hedefin imkânsız olduğunu söylemeden beklentiyi nazikçe düşürür ve ulaşılabilir bir alternatif sunar.
Alıştırma
Cümleyi, düşük olasılığı nesnel biçimde belirten ders kalıbıyla tamamlayın: ____ our team will solve every problem in ten minutes, but perhaps we can solve the first three.
Cevabı göster
It is unlikely that
Keep your goals clear: keep + nesne + sıfat
Burada keep, saklamak veya sahip olmak değil, bir şeyi belirli bir durumda tutmak anlamına gelir. Kalıp keep + nesne + sıfat şeklindedir: your goals nesnedir, clear ise devam etmesi gereken durumu açıklar. In your mind, hedeflerinizi hatırlamaya ve anlamaya devam etmeniz demektir. Bu yönerge, ilerlediğiniz yönü gözden kaçırmamanızı ister.
Alıştırma
Cümleyi, odayı sessiz tutmak anlamına gelen keep + nesne + sıfat yapısıyla tamamlayın: Please ____ while the baby is sleeping.
Cevabı göster
keep the room quiet
When speaking with an accent, the main goal is to be understood by everyone, Dilbilgisi
3:42Bir aksanla konuşurken asıl hedef herkes tarafından anlaşılmaktır,
and that means clear standard pronunciation Anlatım akışı
3:46ve bu, benzer sesler arasında minimum karışıklıkla
When speaking..., the main goal is to...: önce durum, sonra amaç
When speaking with an accent, when you are speaking with an accent ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Önce durumu belirtir; konuşan kişinin kim olduğu bağlamdan anlaşılır. Ardından the main goal is to... o durumda en önemli amacı belirtir. Buradaki amaç herkes tarafından anlaşılmaktır. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp When + -ing, the main goal is to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Bu tavsiye cümlesinde when you are speaking ifadesini kısaltın: ____ to a large group, your main goal is to be clear.
Cevabı göster
When speaking
means clear standard pronunciation...: amacı somutlaştırmak
and that means... yapısındaki that, daha önce belirtilen herkes tarafından anlaşılma amacına gönderme yapar. Means bu genel amacın neleri içerdiğini açıklar: açık ve standart bir telaffuz ile benzer sesler arasında çok az karışıklık. Bu kalıp bilgiyi iki adımda düzenler: önce genel bir amaç ya da fikir belirtilir, ardından and that means + isim öbeği veya yan cümle kullanılarak somut sonuç, gereklilik ya da ölçüt verilir. Buradaki means, bir kişinin ne yapmaya niyetlendiğini değil, amacın ne gerektirdiğini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede means ne işe yarıyor?
- Konuşmacının her sesi aynı şekilde telaffuz etmeyi planladığını söyler.
- Daha önceki genel amacı daha belirgin hâle getirir.
- Bu amaçla bağlantısı olmayan ayrı bir konu açar.
Cevabı göster
Daha önceki genel amacı daha belirgin hâle getirir.
This principle also applies to your other English language abilities. Anlatım akışı
3:52Bu prensip diğer İngilizce dil becerilerinize de uygulanır.
This principle also applies to...: bu ilke ... için de geçerlidir
“This principle” daha önce açıklanmış bir düşünceye veya ilkeye gönderme yapar. “also applies to”, aynı ilkenin başka bir alan için de geçerli olduğunu söyler. Bu cümlede kapsam, diğer İngilizce becerilerine genişletilir. Bu yapı, ayrı bir kural sunmak yerine önceki bir noktayı yeni bir alana taşır. Önceki ilkenin başka bir durumu da kapsadığını göstermek için This principle also applies to + kişi, şey veya alan yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
İlkenin başka bir alan için de geçerli olduğunu belirten ifadeyi seçin: This principle ... online classes.
- also applies from
- also applies for
- also applies to
Cevabı göster
also applies to
Visualize your progress to appreciate what you have achieved so far. Kalıp ifadeler
3:56Şimdiye kadar neleri başardığınızı takdir etmek için ilerlemenizi görselleştirin.
Şimdiye kadarki başarılarınızın değerini anlamak için ilerlemenizi görünür hâle getirin
“Visualize your progress”, gelişiminizi açık ve görülebilir hâle getirmenizi söyler. Bunu zihninizde canlandırabilir veya bir grafik ya da kayıt gibi görsel bir yöntemle gösterebilirsiniz. to ile başlayan bölüm, bunu yapmanın amacını açıklar. Burada appreciate, birine teşekkür etmek değil, bir şeyi tam olarak fark edip değerini anlamak demektir. “what you have achieved so far”, geçmişten şu ana kadar elde ettiğiniz sonuçları ifade eder. Cümle, başarılarınızı fark edebilmeniz için ilerlemenizi görünür hâle getirmenizi önerir.
Alıştırma
Bu cümle temel olarak ne yapmanızı öneriyor?
- İlerlemenizi açık hâle getirip şimdiye kadar başardıklarınızın değerini anlamak.
- Önceki sonuçlarınızı gizleyip yalnızca bir sonraki hedefinizi düşünmek.
- Gelecekte kaydedeceğiniz ilerlemeyi tahmin eden birine teşekkür etmek.
Cevabı göster
İlerlemenizi açık hâle getirip şimdiye kadar başardıklarınızın değerini anlamak.
Motivation often comes from seeing the results of your efforts. Kalıp ifadeler
4:00Motivasyon genellikle çabalarınızın sonuçlarını görmekten gelir.
comes from seeing...: bir duygunun kaynağını belirtmek
Come from, bir şeyin kaynağını veya nedenini belirtir. Burada motivasyon, çalışmanın neyi başardığını fark etme deneyiminden doğar. from sözcüğünden sonra bir eylem kullanıldığında see değil, -ing biçimi olan seeing yazılır. come from + -ing yapısıyla bir duygunun, sonucun veya sorunun nereden kaynaklandığını açıklayabilirsin.
Alıştırma
come from yapısının geniş zaman biçimini ve see fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamla: Confidence often ____ your progress.
Cevabı göster
comes from seeing
Testing your skills from time to time can help you visualize your progress, Notlar
4:04Zaman zaman becerilerinizi test etmek ilerlemenizi görselleştirmenize yardımcı olabilir,
from time to time: ara sıra gerçekleşen sıklık
From time to time, ara sıra veya zaman zaman anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bir şeyin bazen, gerçekleşmeler arasında boşluklar bulunacak şekilde olduğunu anlatır. Cümlede Testing your skills bölümünü niteler. Tavsiye, becerilerini sürekli değil ara sıra sınamaktır; kelimeler tek bir ifade olarak çalışır ve bir zamandan diğerine geçmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki from ile başlayan ifadeyle tamamlayın: We test the smoke alarm ____.
Cevabı göster
from time to time
Testing... can help..., so...: eylem, etki ve sonuç
Cümle, özne görevi gören bir -ing ifadesi olan Testing your skills... ile başlar. Bu ifade, bir etki yaratabilecek eylemi belirtir. Can help you visualize... yararlı etkiyi anlatır. so sözcüğünden sonraki yan cümle sonucu verir: ilerlemeyi görmek, İngilizcen hakkında olumlu hissetmeni sağlar. Eylem + can help + so + sonuç yapısı, bir adımın nasıl bir sonuca yol açtığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle -ing biçimli bir eylemi özne olarak kullanır, etkiyi can help ile gösterir ve sonucu so ile başlatır?
- Taking short breaks can help you focus, so you finish your work more easily.
- Taking short breaks can help you focus when your work feels difficult.
- Taking short breaks can help you focus, but you may need more time.
Cevabı göster
Taking short breaks can help you focus, so you finish your work more easily.
and also helps improve fluency in English.
4:14ve ayrıca İngilizcedeki akıcılığı geliştirmeye de yardımcı olur.
makes it much easier to...: bir şeyi yapmayı çok daha kolay hâle getirmek
makes it much easier to understand ifadesinde make, make + it + adjective + to-infinitive kalıbını izler. It, biçimsel nesne olarak da adlandırılan bir yer tutucu nesnedir; gerçekten kolaylaştırılan eylem to understand the language bölümüdür. A broader vocabulary neden olan ögedir ve makes bu tekil özneyle uyumludur. Much, karşılaştırma biçimi easier'ı güçlendirerek gelişmenin belirgin olduğunu gösterir. Sondaki and also helps... ikinci bir yarar ekler.
Alıştırma
Cümleyi make + it + much easier + to kalıbı ve doğru fiil biçimiyle tamamlayın: A large-print map ____ read the street names.
Cevabı göster
makes it much easier to
Develop your other English skills to enhance your spoken fluency. Kelime
4:17Konuşma akıcılığınızı artırmak için diğer İngilizce becerilerinizi geliştirin.
enhance your spoken fluency: konuşma akıcılığını artırmak
Bu cümlede enhance, “bir şeyin niteliğini geliştirmek veya artırmak” anlamına gelir; spoken fluency ise rahat ve akıcı konuşma becerisidir. Spoken, fluency sözcüğünü konuşmayla sınırlar; burada “daha önce söylenmiş” anlamına gelmez. to enhance your spoken fluency mastar yapısı amaç bildirir: diğer İngilizce becerilerini geliştirmek, daha akıcı konuşmanın bir yolu olarak sunulur.
Alıştırma
Öneriyi dersteki resmî ifadeyle tamamlayın: Daily conversation practice can ____.
Cevabı göster
enhance your spoken fluency
Fluent spoken English comes from having a wide vocabulary, Dilbilgisi
4:21Akıcı konuşulan İngilizce, geniş bir kelime dağarcığına,
and a solid understanding of grammar. Kalıp ifadeler
4:27ve sağlam bir dilbilgisi anlayışına sahip olmaktan gelir.
comes from having... ile bir temeli açıklamak
comes from having... bir sonucun kaynağını veya temelini açıklar. Burada akıcı konuşma İngilizcesi, tek bir nedenden değil, onu destekleyen birkaç beceriden gelişen bir sonuç olarak sunulur. from bir edat olduğu için have, -ing biçimi olan having hâline gelir. having sonrasındaki isim öbekleri paralel bir liste oluşturur: a wide vocabulary, good listening comprehension skills ve a solid understanding of grammar.
Alıştırma
Cümleyi comes from ve have fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Good teamwork ____ clear roles and honest communication.
Cevabı göster
comes from having
a solid understanding of grammar: sağlam ve güvenilir bilgi
Burada solid, “sert bir maddeden yapılmış” anlamına gelmez. Mecaz olarak “sağlam ve güvenilir” anlamında kullanılır. A solid understanding of grammar, dil bilgisini açıkça anlamak ve bu bilginin güçlü bir temele dayanması demektir. a solid understanding of + konu kalıbı, birinin bilgisinin yüzeysel veya belirsiz olmadığını anlatır. Eğitim veya iş hakkında konuşurken sık kullanılır.
Alıştırma
a solid understanding of grammar ifadesinde solid ne anlama gelir?
- Sert bir maddeden yapılmış
- Sağlam, açık ve güvenilir
- Hızlı ama geçici
Cevabı göster
Sağlam, açık ve güvenilir
Therefore, it is a mistake to focus 100% on just speaking. Anlatım akışı
4:29Bu nedenle, sadece %100 konuşmaya odaklanmak bir hatadır.
Therefore ... it is a mistake to ...: bir sonuç sunmak
Therefore, “bu nedenle” anlamına gelir. Cümlenin daha önce belirtilen fikirlerden çıkarılan bir sonuç sunduğunu gösterir. it is a mistake to + fiil kalıbı, bir eylemin kötü bir seçim olduğunu söyler. Bu iki bölüm birlikte uyarıyı yeni ve ilgisiz bir görüş olarak değil, mantıksal bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Therefore bu cümlede hangi görevi yapıyor?
- Önceki görüşle bir karşıtlık gösterir.
- Önceki gerekçelere dayanan bir sonuç sunar.
- İlgisiz bir örnek sunar.
Cevabı göster
Önceki gerekçelere dayanan bir sonuç sunar.
Bir benzetme kurmak için Imagine that... You will need...
Imagine that... dinleyiciden zihninde hayalî bir durum canlandırmasını ister. Ardından You will need... bu görüntüye somut ayrıntılar ekler. Burada ev inşa etmek gerçek bir talimat değildir. Bir benzetme başlatır: bir ev için çeşitli malzemeler gerektiği yönündeki tanıdık düşünce, dinleyiciyi dil becerisinin de çeşitli parçalardan oluştuğuna dair sonraki düşünceye hazırlar.
Alıştırma
Bu açıklamada ev inşa etme durumunun temel amacı nedir?
- Gerçekten bir ev inşa etmek için talimat vermek
- Sonraki düşüncenin anlaşılmasını kolaylaştıran bir benzetme kurmak
- Çatı için gereken bütün malzemeleri sıralamak
Cevabı göster
Sonraki düşüncenin anlaşılmasını kolaylaştıran bir benzetme kurmak
a variety of materials such as...: kategoriden örneklere
a variety of materials ifadesi önce geniş bir kategori belirtir ve bu kategorinin çeşitli türler içerdiğini söyler. Bu yapıda a variety of ifadesinden sonra kategoriyi adlandıran çoğul bir isim gelir. such as daha sonra bu kategoriden bazı örnekler verir: bricks, timber, cement ve slates. Bunlar örnektir; tam liste değildir.
Alıştırma
Cümleyi a variety of ve such as kullanarak tamamlayın: The club offers ____ activities ____ painting, chess, and basketball.
Cevabı göster
a variety of · such as
This also applies when you are developing fluency in English. Anlatım akışı
4:43Bu, İngilizcede akıcılık geliştirdiğinizde de geçerlidir.
This also applies when...: bir ilkeyi yeni bir duruma taşımak
Buradaki This, daha önce belirtilen şu ilkeye gönderme yapar: Karmaşık bir hedefi desteklemek için birkaç tür malzeme gerekir. Also applies, aynı ilkenin başka bir durumda da geçerli olduğunu söyler. when you are developing fluency in English bölümü bu yeni durumu belirtir. Cümle, bina benzetmesini bitirip açıklamayı yeniden İngilizce öğrenme konusuna getirir. This also applies when... kalıbını önceki bir kuralı veya fikri yeni bir duruma bağlamak için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
İlk kuralı yeni bir duruma taşıyan tam ifadeyle ikinci cümleyi tamamlayın: Keep your notes organized at school. This ____ you are studying at home.
Cevabı göster
also applies when
You need solid foundations on which to build, Notlar
4:47Üzerine inşa etmek için sağlam temellere ihtiyacınız var,
on which to build: bir temeli anlatan resmî yapı
on which to build ifadesinde which, solid foundations öbeğine gönderme yapar. on edatı, build on a foundation yapısındaki ilişkiyi korur; bu nedenle ifade, sonraki ilerlemenin bu temeller üzerine kurulabileceğini anlatır. İsim + edat + which + to'lu mastar kalıbında edat, which sözcüğünden önce gelir. Bu, ismin belirttiği şeyi temel alarak ne yapılabileceğini anlatmanın resmî bir yoludur.
Alıştırma
Cümleyi a base to build on ifadesinin resmî edat + which + to'lu mastar biçimiyle tamamlayın: The program gives beginners a stable base ____.
Cevabı göster
on which to build
and these skills represent the other main aspects of the language.
4:49ve bu beceriler dilin diğer ana yönlerini temsil eder.
solid foundations on which to build: gelişim temeli benzetmesi
Solid foundations, kelime anlamıyla binaların altındaki sağlam temeller demektir. Burada daha sonraki gelişimi destekleyebilen temel dil becerilerini anlatan bir benzetmedir. Build da benzetmeyi sürdürür ve daha ileri bir beceri geliştirmek anlamına gelir. On which to build, bu temellerin üzerine yeni şeyler inşa edilebilecek bir dayanak sunduğunu belirtir. Bu biçim foundations to build on ifadesinden daha resmîdir. Cümlenin ikinci bölümü bu becerileri dilin diğer ana parçaları olarak tanımlar; dolayısıyla bunlar daha yüksek bir akıcılığı destekler.
Alıştırma
Hangi cümle solid foundation on which to build ifadesini sonraki gelişimi sağlayan bir destek için mecaz olarak kullanıyor?
- Daily reading gives children a solid foundation on which to build stronger writing skills.
- The builders poured a concrete foundation on which to build the new school.
- The birds landed on the foundation while the workers took a break.
Cevabı göster
Daily reading gives children a solid foundation on which to build stronger writing skills.
Try the following tips to help you improve your foundations for fluency. Anlatım akışı
4:53Akıcılık için temellerinizi geliştirmenize yardımcı olması için aşağıdaki ipuçlarını deneyin.
Try the following tips to help you...: sıradaki önerileri tanıtma
Bu cümle, içeriğin akışını gösteren bir işaret görevi görür. Try the following tips, dinleyiciye sırada bir öneri listesinin bulunduğunu bildirir; burada following, birini fiziksel olarak takip etmek değil, ‘sonra gösterilecek veya söylenecek’ anlamındadır. Try + isim, yapılabilecek bir eylemi sunar; to help you improve... ise bu eylemin amacını açıklar. Bu iki bölüm birlikte açıklamadan pratik önerilere geçiş yapar ve gelecek ipuçlarının neden önemli olduğunu belirtir.
Alıştırma
Bu cümle, dinleyiciye sırada ne olduğunu söylüyor? Try the following exercises to help you write more clearly.
- Alıştırmalar daha önce zaten açıklandı.
- Ders bitmek üzere.
- Bir alıştırma listesi birazdan sunulacak.
Cevabı göster
Bir alıştırma listesi birazdan sunulacak.
Always keep working to improve your vocabulary. Dilbilgisi
4:57Kelime dağarcığınızı geliştirmek için her zaman çalışmaya devam edin.
keep working to improve: süren eylem ve amacı
Keep + -ing biçimindeki bir fiil, bir etkinliği sürdürmek veya tekrar tekrar yapmak demektir. keep working ifadesinde working, keep sonrasında gelen -ing biçimidir; always ise zaman içinde bırakmama anlamını güçlendirir. to improve your vocabulary mastarı, sürdürülen çalışmanın amacını gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp keep doing something to reach a result şeklindedir.
Alıştırma
Öğüdü keep + practice kullanarak tamamla: To play the song more smoothly, ____ every day.
Cevabı göster
keep practicing
provides you with greater flexibility and power of expression in English. Kalıp ifadeler
5:02size İngilizcede daha fazla esneklik ve ifade gücü sağlar.
Having... provides you with...: özne olarak -ing öbeği
Having a large vocabulary, özne olarak kullanılan bir -ing öbeğidir. Çok sayıda kelimeye sahip olma durumunun tamamını tek bir fikir olarak ele alır; bu yüzden fiilin tekil biçimi provides kullanılır. Provide someone with something, birine bir şey vermek veya o şeyi onun kullanımına sunmak demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp [gerund phrase] + provides + person + with + benefit şeklindedir ve bir etkinlik, alışkanlık ya da koşulun ne sağladığını kısa biçimde açıklar.
Alıştırma
Hangi cümle -ing öbeğini özne olarak ve provide someone with something kalıbını doğru kullanıyor?
- Learning a new skill provides you with fresh opportunities.
- Learning a new skill provides with you fresh opportunities.
- Learning a new skill provide you with fresh opportunities.
Cevabı göster
Learning a new skill provides you with fresh opportunities.
provides you with greater flexibility and power of expression: daha fazla esneklik ve ifade gücü sağlamak
provide someone with something yapısı, “birine yararlı bir şey vermek veya o şeyi onun kullanımına sunmak” anlamına gelir. Burada dinleyici iki yarar elde eder: greater flexibility, bir şeyi nasıl söyleyeceği konusunda daha fazla seçeneğe sahip olmak; power of expression ise fikirleri açık ve etkili biçimde iletme becerisinin daha güçlü olmasıdır. power of expression içindeki power, yetki veya kontrol değil, beceri ya da etkililik anlamındadır. Yapının tamamı, bir becerinin, aracın veya kaynağın bir kişinin yapabileceklerini nasıl geliştirdiğini anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
“provides you with greater flexibility and power of expression” burada ne anlama geliyor?
- İngilizcenin yalnızca tek bir sabit biçimini kullanmanızı gerektirir.
- Sözcük seçerken size daha fazla seçenek ve fikirleri ifade etmek için daha güçlü bir beceri verir.
- Başkalarının nasıl konuşacağını kontrol etme yetkisi verir.
Cevabı göster
Sözcük seçerken size daha fazla seçenek ve fikirleri ifade etmek için daha güçlü bir beceri verir.
that you continually work to improve your vocabulary
5:07kelime dağarcığınızı sürekli olarak geliştirmek için çalışmanız
through deliberate study and passive exposure to the language. Kalıp ifadeler
5:10kasıtlı çalışma ve dile pasif olarak maruz kalma yoluyla.
It is important that you continually work...: önemli bir tavsiye sunma yapısı
It is important that... yapısında it, kendi başına somut bir anlam taşımayan biçimsel öznedir. Asıl içerik that yan cümlesinde bulunur: you continually work to improve your vocabulary. Bu yan cümlede soru dizilişi değil, özne + fiil biçimindeki normal bildirme cümlesi dizilişi kullanılır. Bu yapı, bir eylemi önemli bir tavsiye veya gerekli bir adım olarak sunar. Therefore, tavsiyeyi daha önce verilen bir nedene bağlar ve cümlenin bir sonuç olduğunu gösterir.
Alıştırma
“Bu eylem önemlidir” anlamındaki dersin resmî yapısıyla cümleyi tamamlayın: ____ you wear a helmet when riding a bike.
Cevabı göster
It is important that
through deliberate study and passive exposure: iki öğrenme yolu
Burada through, dil becerisinin hangi yollarla gelişebileceğini belirtir. Ardından gelen iki isim grubu iki yolu adlandırır: deliberate study ve passive exposure to the language. Deliberate study, sözcükleri tekrar etmek veya alıştırma yapmak gibi bilinçli ve planlı çabadır. Passive exposure ise her karşılaşmayı resmî bir derse çevirmeden okurken, izlerken veya dinlerken dille düzenli olarak karşılaşmaktır. And, bu iki yolu birbirini dışlayan değil, birbirini tamamlayan yollar olarak sunar.
Alıştırma
Bir dile passive exposure için en iyi örnek hangi durumdur?
- Önceden belirlenmiş yirmi yeni sözcüklük bir listeyi ezberlemek için durmak.
- Başka işler yaparken eğlenmek için o dilde şarkılar dinlemek.
- Bir dil bilgisi çalışma kâğıdını tamamlayıp her yanıtı kontrol etmek.
Cevabı göster
Başka işler yaparken eğlenmek için o dilde şarkılar dinlemek.
One of the major challenges that English learners face Dilbilgisi
5:14İngilizce öğrenenlerin karşılaştığı temel zorluklardan biri
is they lack the words to express their thoughts Kalıp ifadeler
5:18düşüncelerini ifade edecek kelimelerden yoksun olmaları
lack the words to express their thoughts: düşüncelerini ifade edecek sözcüklere sahip olmamak
lack the words to express their thoughts ifadesinde lack geçişli bir fiildir. of almadan, the words ifadesini doğrudan nesne olarak alır. The words to express their thoughts, düşünceleri söze dökmek için gereken sözcük dağarcığını anlatır. Bu, hiç sözcük bilmedikleri anlamına gelmez; bu amaç için yeterli ve uygun sözcüklere sahip olmadıkları anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede lack geçişli fiil olarak doğru kullanılmıştır?
- Some learners lack of the words to explain their ideas.
- Some learners lack the words to explain their ideas.
- Some learners are lack the words to explain their ideas.
Cevabı göster
Some learners lack the words to explain their ideas.
One of the major challenges that ... face is ...: başlıca zorluklardan birini belirtmek
One of the major challenges that English learners face kalıbı, daha geniş bir zorluklar kümesinden birini seçer. One of the ifadesinden sonra çoğul ve sayılabilen bir isim gelmelidir; bu yüzden challenges kullanılır. that English learners face ilgi cümleciği hangi zorluklardan söz edildiğini belirtir. Tam öznenin ana sözcüğü one olduğu için bağlayıcı fiil tekildir: is. is sonrasında gelen bölüm bu tek zorluğu adlandırır veya açıklar. Bu kalıp bir analizi düzenlemek için kullanışlıdır: One of the challenges that X face is Y.
Alıştırma
Yapıyı doğru isim ve fiille tamamlayın: One of the biggest ____ that new drivers face ____ staying calm in heavy traffic.
Cevabı göster
challenges · is
an inability to construct sentences quickly enough: akıcı konuşmaya yetecek hızda cümle kuramama
An inability to construct sentences, birinin gerektiği şekilde cümle kuramadığını anlatan resmî bir isim öbeğidir. Inability sözcüğünden sonra to + fiilin yalın biçimi gelir; construct sentences ise form sentences ifadesinin daha resmî bir biçimidir. Quickly enough to engage in fluent conversation bir hız eşiği belirler: cümleler, akıcı bir karşılıklı konuşma için yeterince hızlı kurulamamaktadır. Sorun hızdır; bu nedenle ifade, kişinin hiçbir zaman cümle kuramadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
an inability to construct sentences quickly enough to engage in fluent conversation ne anlama gelir?
- Akıcı bir sohbet için gereken hızda cümle kuramazlar.
- Hiçbir cümleyi anlayamazlar.
- Cümleleri hızlı kurarlar ama sohbete katılmamayı seçerler.
Cevabı göster
Akıcı bir sohbet için gereken hızda cümle kuramazlar.
to engage in fluent conversation: akıcı bir sohbete katılmak
Engage in, bir etkinliğe “katılmak” anlamına gelir. Burada to engage in fluent conversation, akıcı ve rahat bir şekilde sohbete katılmayı anlatır; fluent, engage fiilini değil conversation sözcüğünü niteler. Kalıp engage in + isim veya -ing biçimidir. Bir etkinliğe ya da iletişime etkin katılım vurgulanmak istendiğinde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi engage in ile tamamlayın: During the workshop, everyone had a chance to ____ a thoughtful discussion.
Cevabı göster
engage in
Improving your vocabulary can greatly assist with this.
5:26Kelime dağarcığınızı geliştirmek bu konuda büyük ölçüde yardımcı olabilir.
However, you must be selective in choosing the words and phrases Dilbilgisi
5:29Ancak, öğrenmek istediğiniz kelimeleri ve ifadeleri seçerken seçici olmalısınız
must be selective in choosing ... if you want to ...: istiyorsan seçerken seçici olmalısın
Be selective in choosing ..., her şeyi almaya çalışmak yerine ölçütlere göre dikkatle seçmek anlamına gelir. Selective, be fiilinden sonra gelen bir sıfattır; in choosing ise dikkatli seçim yapılması gereken etkinliği belirtir. in bir edat olduğu için choose, -ing biçimini alır. Must, tavsiyeyi gerekli gösterirken if yan cümlesi bunun önemli olmasını sağlayan amacı belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp be selective in + -ing ... if you want to + fiildir.
Alıştırma
Cümleyi be selective in + -ing ile tamamlayın: If you want reliable information, you need to ____ which sources you trust.
Cevabı göster
be selective in choosing
Remember that listening is half of the conversation. Deyimler
5:35Unutmayın ki dinlemek konuşmanın yarısıdır.
listening is half of the conversation: Kesin Bir Yarı Değil
Burada half kesin bir sayı değildir. Dinlemenin konuşmak kadar önemli olduğunu vurgulayan, orana dayalı bir mecazdır. Konuşma, insanların birlikte yaptığı bir etkinliktir: biri konuşur, diğeri dinler ve anlar. Half sözcüğünün benzer kullanımları, gerçek bir yarı yarıya ölçüm vermeden bir parçanın çok önemli olduğunu vurgulayabilir.
Alıştırma
Bu yorumu değerlendirin: Cümledeki half, her konuşmanın tam olarak yüzde 50 dinleme ve yüzde 50 konuşma şeklinde bölünmesi gerektiği anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
If you want to learn how to speak English fluently, Dilbilgisi
5:38Akıcı İngilizce konuşmayı öğrenmek istiyorsanız,
If you want to..., start by...: Hedeften İlk Adıma
if yan cümlesi bir hedefi belirtir: İngilizceyi akıcı konuşmak. Ana cümle daha sonra start by... ile bu hedefi ilk eyleme dönüştürür. Start by ifadesinden sonra gerund, yani -ing biçimi kullanılır: start by learning. Yeniden kullanılabilen If you want to + fiil, start by + gerund kalıbı, ilk adımla ilgili açık bir tavsiye verir.
Alıştırma
Dersinizdeki iki sözcüklü yapıyla tavsiyeyi tamamlayın: If you want to improve your pronunciation, ____ recording one short sentence each day.
Cevabı göster
start by
by listening to and then imitating the language used by others. Kalıp ifadeler
5:44başkaları tarafından kullanılan dili dinleyerek ve ardından taklit ederek kazanılır.
Fluency is often acquired by...: bir becerinin nasıl geliştiğini açıklama
Fluency is often acquired by... edilgen yapıyı kullanarak gelişen beceriyi, yani fluency kavramını cümlenin merkezine yerleştirir. Belirli bir öğrenenden söz etmez. Buradaki acquired, öğrenme veya deneyim yoluyla zaman içinde kazanılan anlamındadır. by + -ing öbeği yöntemi açıklar: A is acquired by doing B.
Alıştırma
Cümleyi dersteki edilgen ifadeyle tamamlayın: Good study habits are often ____ following a regular routine.
Cevabı göster
acquired by
by listening to and then imitating...: sıralı iki eylem
By listening to and then imitating... yöntemi iki sıralı adımla anlatır: önce dinlemek, sonra taklit etmek. by edatı yöntemi belirtir ve listening ile imitating biçimlerinin ikisini de yönetir. Listen, nesnesinden önce to gerektirir: listen to the language. İki eylem the language used by others nesnesini paylaşır; bu yüzden İngilizcede bu nesne listening to ifadesinden sonra tekrarlanmaz.
Alıştırma
Sıralı yöntemi listening to ve imitating ile tamamlayın: Learn the rhythm by ____ and then ____ the drummer's pattern.
Cevabı göster
listening to · imitating
English has a wide variety of accents and regional forms, Kalıp ifadeler
5:48İngilizcenin çok çeşitli aksanları ve bölgesel formları vardır,
a wide variety of accents and regional forms: çok çeşitli aksanlar ve bölgesel biçimler
a wide variety of, tek bir türden yalnızca çok miktarda bulunması değil, birçok farklı tür bulunması demektir. Bu ifade hem accents hem de regional forms sözcüklerini niteler. Accents, telaffuz kalıplarıdır. Regional forms ise farklı yerlerde kullanılan daha geniş dil çeşitleridir ve sözcük dağarcığı, dil bilgisi ya da yazım bakımından da farklılık gösterebilir. İfade bir bütün olarak İngilizcenin bölgeden bölgeye değiştiğini vurgular.
Alıştırma
'Birçok farklı türde' anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The science fair showed ____ projects.
Cevabı göster
a wide variety of
to work on your listening comprehension skills Kalıp ifadeler
5:53dinleme anlama becerileriniz üzerinde çalışmanız
Dinlediğini anlama becerilerini geliştirmek
Work on + bir beceri, o becerinin zamanla gelişmesi için ona zaman ve emek vererek çalışmak demektir. Burada work on your listening comprehension skills, yalnızca sesleri duymayı değil, konuşulan dili anlama becerisini geliştirmeyi anlatır. Bu ifade, tek seferde biten bir eylemden çok devam eden bir sürece odaklanır. Gelişme planlarından söz ederken work on + bir beceri veya geliştirilmesi gereken alan yapısını kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: To get better at reading, I need to ____ my reading skills every day.
Cevabı göster
work on
so it is vital to... if you wish to...: bu nedenle, eğer……istiyorsanız……hayati önem taşır
so, bu cümlenin daha önce verilen nedenin bir sonucu olduğunu gösterir: İngilizce çok çeşitlilik gösterdiği için konuşmacı dinleme çalışmasını gerekli olarak sunar. it is vital to work on... yapısında it biçimsel öznedir; asıl hayati olan, to sözcüğünden sonra gelen eylemdir. if you wish to understand native speech, tavsiyeyi ilgili kılan hedefi belirtir. wish to, want to anlamına gelir ancak daha resmîdir. Yeniden kullanılabilecek kalıp şudur: neden + so it is vital to + eylem + if you wish to + hedef.
Alıştırma
Resmî tavsiye kalıbını tamamlayın: The path is icy, ____ walk slowly if you wish to stay safe.
Cevabı göster
so it is vital to