Eğer süper güçler gerçek olsaydı: Uçmak - Joy Lin: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
723 kelime 162 kel/dk

Video özeti: Bu video, insanların uçabilmesi halinde bunun gerçekten hızlı, güvenli ya da kullanışlı olup olmayacağını fizik üzerinden sorguluyor; Newton yasalarından hava direncine, irtifaya, basınç azalmasına ve alçaktan uçmanın tehlikelerine ilerliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If humans could fly / we would — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Gerçek olmayan bir yeteneği ve olası sonucunu tartışan bu varsayımsal soru kalıbını tanıyıp kullanabilirsiniz; özellikle bilimsel bir açıklamaya ya da görüş sorusuna giriş yaparken işe yarar. 2. the way soda fizzes up when shaken. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Günlük hayattan tanıdık bir görüntünün zor bir süreci nasıl açıkladığını görebilir, çok hızlı yükselirken vücuttaki gazların genişleme riskini daha kolay takip edebilirsiniz. 3. bends, decompression sickness, or "divers disease" — Kelime anlamı ve kullanım düzeyi: Aynı tıbbi durum için kullanılan birden fazla adı ayırt edebilir ve video çok hızlı yükselmenin tehlikesini anlatırken bu teknik terimin neden önemli olduğunu anlayabilirsiniz.

Bu derste

If humans could fly without tools and machines, Dilbilgisi

0:14

Eğer insanlar alet ve makineler olmadan uçabilseydi,

how fast do you think we would go?

0:18

sence ne kadar hızlı gidebilirdik?

Dilbilgisi

If humans could fly ... we would: hayalî bir koşul ve sonuç

If humans could fly, insanların normal gerçeklikte sahip olmadığı hayalî bir yeteneği koşul olarak kurar. Buradaki could geçmişteki bir yeteneği anlatmaz; koşulun varsayımsal olduğunu gösterir. We would, bu hayalî durumun içindeki sonucu verir. Başka durumlara uygulanabilen kalıp If + özne + could + fiilin yalın hâli, ... özne + would + fiilin yalın hâli şeklindedir ve gerçek dışı bir koşulda ne olacağını sormak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hayalî yetenek ve sonuç kalıbını could ve would ile tamamlayın: If cats ____ read, what books do you think they ____ choose?

Cevabı göster

could · would

As of 2012, Anlatım akışı

0:20

2012 yılı itibarıyla,

the world record for fastest short distance sprint speed is roughly 27 miles per hour. Kelime

0:21

en hızlı kısa mesafe koşu hızı dünya rekoru saatte yaklaşık 27 mildir.

Anlatım akışı

As of 2012: bilgi için referans bitiş noktası belirtmek

As of 2012, ardından gelen rekor için 2012 yılını referans tarihi olarak belirler. İfadenin o tarihte geçerli olan bilgileri yansıttığını gösterir; dolayısıyla rekor daha sonra değişmiş olabilir. as of + bir zaman noktası kalıbı, değişebilecek bilgilere tarih vererek onları düzenler. Rapor ve haberlerde rekorlar, toplamlar, kurallar ve durum güncellemeleriyle sıkça kullanılır.

Alıştırma

"As of Friday, the club had sold 500 tickets," rapor cümlesinde "As of Friday" ne işe yarar?

  1. 500 biletin hepsinin cuma günü boyunca satıldığını söyler.
  2. Cuma gününün gelecekteki bir satış tarihi olduğunu söyler.
  3. Cuma gününü bildirilen toplamın referans bitiş noktası olarak gösterir.
Cevabı göster

Cuma gününü bildirilen toplamın referans bitiş noktası olarak gösterir.

Kelime

roughly 27 miles per hour: yaklaşık bir hız

Bu cümlede roughly, yaklaşık olarak anlamına gelir. 27 sayısının kesin bir ölçüm değil, yuvarlanmış bir tahmin olduğunu gösterir. Miles per hour bir hız birimidir ve bir saatte kaç mil gidildiğini belirtir. Bu nedenle roughly 27 miles per hour, saatte 27 mile yakın bir hız demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede roughly yaklaşık bir hızı belirtmek için doğru kullanılmıştır?

  1. The boat was moving roughly 8 miles in hour.
  2. The boat was moving at rough 8 miles per hour.
  3. The boat was moving at roughly 8 miles per hour.
Cevabı göster

The boat was moving at roughly 8 miles per hour.

Running speed depends on how much force is exerted by the runner's legs Dilbilgisi

0:27

Koşu hızı, koşucunun bacaklarının ne kadar kuvvet uyguladığına bağlıdır

Dilbilgisi

depends on how much force: belirleyici etken olarak miktar

Depends on, bir şeyin başka bir şey tarafından belirlendiği veya ondan etkilendiği anlamına gelir. On sözcüğünden sonra gelen how much force is exerted by the runner's legs, değişkeni yani kuvvet miktarını belirten iç içe bir yan cümledir. Burada how much doğrudan bir soru sormaz. Yeniden kullanılabilen A depends on how much B... kalıbı, A’nın B miktarına göre değiştiğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi depends on how much ile tamamlayın: Battery life ____ power the screen uses.

Cevabı göster

depends on how much

Dilbilgisi

is exerted by: kuvvetin kaynağını belirtme

is exerted by yapısında force eylemden etkilenen ögedir: bir kişi veya bir şey bu kuvveti uygular. by ile başlayan the runner's legs bölümü kuvvetin kaynağını belirtir. Bu edilgen yapı, fiziksel büyüklük olan force sözcüğünü açıklamanın merkezinde tutar. Exert force, “kuvvet uygulamak” anlamına gelen yerleşik bir kullanımdır; “kuvveti çalıştırmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bilimsel cümleyi exert fiilinin edilgen biçimiyle ve kaynağı tanıtan sözcükle tamamlayın: The force ____ the spring.

Cevabı göster

is exerted by

and according to Newton's second law of motion, Kalıp ifadeler

0:31

ve Newton'un ikinci hareket yasasına göre,

force is the product of mass times acceleration. Kelime

0:34

kuvvet, kütle ile ivmenin çarpımıdır.

Kalıp ifadeler

according to Newton's second law of motion: bir dayanak belirtme

According to ... ardından gelen ifadenin kaynağını veya dayanağını tanıtır. Burada Newton's second law of motion, kuvvet, kütle ve ivmeyle ilgili ifadenin bilimsel dayanağıdır. Bir kişinin, belgenin, kuralın veya teorinin ne söylediğini aktarmak için kullanılabilir. “Aynı fikirde olmak” anlamına gelmez; yalnızca bilginin veya akıl yürütmenin kaynağını belirtir.

Alıştırma

Belirtilen bir kaynağı tanıtan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the museum guide, this dinosaur lived 150 million years ago.

Cevabı göster

According to

Kelime

the product of mass times acceleration: çarpma sonucu anlamındaki product

Bu formülde product, yapılan ya da satılan bir ürün değil, çarpma işleminin sonucu anlamına gelen matematiksel bir isimdir. Mass times acceleration, kütlenin ivmeyle çarpılması demektir; dolayısıyla vurgulanan ifade bu hesaplamanın sonucunu adlandırır. Formüllerde yaygın kalıp the product of A and B şeklindedir. A times B de denebilir. Orijinal ifade the product of kalıbını times ile birleştirir, ancak anlatılan işlem yine çarpmadır.

Alıştırma

Formülü anlatan cümlede product ne anlama gelir?

  1. kütlenin ivmeyle çarpılmasının sonucu
  2. bir şeyi üretme süreci
  3. satış için üretilmiş bir ürün
Cevabı göster

kütlenin ivmeyle çarpılmasının sonucu

And Newton's third law states that for every action, Kültür

0:38

Ve Newton'un üçüncü yasası, her etki için,

there is an equal and opposite reaction.

0:41

eşit ve zıt yönde bir tepki olduğunu belirtir.

Kültür

for every action ... an equal and opposite reaction: Newton'ın üçüncü yasası

Bu, Newton'ın üçüncü yasasının geleneksel ifadesidir. Burada action ve reaction, etkileşen iki cismin birbirine uyguladığı kuvvetlerdir. Equal, kuvvetlerin büyüklüklerinin eşit olduğunu; opposite ise yönlerinin zıt olduğunu belirtir. İki kuvvet aynı cisme değil, farklı cisimlere etki eder. İfade şöyle anlaşılabilir: A cismi B cismini ittiğinde veya çektiğinde, B cismi de aynı anda A cismini eşit büyüklükte ve zıt yönde iter veya çeker.

Alıştırma

Bu ifadede equal and opposite ne anlama gelir?

  1. Kuvvetlerin büyüklükleri eşittir, yönleri zıttır ve farklı cisimlere etki ederler.
  2. Kuvvetler aynı yöndedir ve aynı cisme etki ederler.
  3. Tepki ancak etki kuvveti sona erdikten sonra başlar.
Cevabı göster

Kuvvetlerin büyüklükleri eşittir, yönleri zıttır ve farklı cisimlere etki ederler.

So that means running requires having a ground to push off from Notlar

0:45

Yani bu, koşmanın itmek için bir zemine ihtiyaç duyduğu anlamına gelir

Anlatım akışı

So that means: bir sonuç belirtmek

So that means, konuşanın az önce verdiği bilgiden bir sonuç çıkardığını dinleyene bildirir. Buradaki that önceki açıklamaya gönderme yapar; yeni bir nesnenin adı değildir. Açıklamalarda bu ifade fikirleri düzenler: önce bir gerçek ya da kural gelir, ardından bundan çıkan sonuç belirtilir.

Alıştırma

İkinci fikrin birinci fikirden çıkarılan sonuç olduğunu gösteren ifadeyi seçin: The library is closed today. ___ we need to return the books tomorrow.

  1. On the other hand
  2. For example
  3. So that means
Cevabı göster

So that means

Dilbilgisi

requires having: gerekli bir koşul için require + gerund

requires having yapısında requires, ‘gerekli bir koşul olarak ihtiyaç duyar’ anlamına gelir; having ise isim görevindeki bir gerund biçimidir. Özne olan running etkinliği, having a ground to push off from ise bu etkinliğin bağlı olduğu koşulu belirtir. Bir etkinlik, süreç veya durumun gerekli kıldığı eylemi ya da durumu belirtmek için require + gerund yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi requires ve have fiilinin gerund biçimiyle tamamlayın: Working remotely ____ a reliable internet connection.

Cevabı göster

requires having

Öbek fiiller

push off from: bir yüzeyden destek alıp uzaklaşmak

Push off from, destek sağlayan bir yüzeye kuvvet uygulayıp o yüzeyden uzaklaşmak demektir. Off yüzeyden ayrılma anlamını ekler, from ise bu yüzeyi veya başlangıç noktasını belirtir. Burada ifade, koşmak için neden zemine ihtiyaç duyulduğunu açıklar: koşucu, kuvvet uygulayıp ileri gitmek için zemini destek yüzeyi olarak kullanır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp push off from + surface biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümle yüzücünün duvardan destek alıp ondan uzaklaştığını anlatır?

  1. The swimmer pushed against the wall.
  2. The swimmer pushed off from the wall.
  3. The swimmer pushed the wall away.
Cevabı göster

The swimmer pushed off from the wall.

and the ground pushes back against the runner's foot. Kalıp ifadeler

0:48

ve zemin koşucunun ayağına geri itme kuvveti uygular.

Kalıp ifadeler

pushes back against: ters yönde kuvvetle karşılık vermek

Pushes back against ifadesinde back, karşılık olarak ters yönde anlamına gelir; önceki bir yere dönmek demek değildir. Against, bu ters kuvveti alan veya karşılayan şeyi belirtir. Özne the ground, against sonrasındaki nesne ise the runner's foot ifadesidir. Cümle, ayağın zemini ittiğini ve zeminin de ayağa kuvvet uygulayarak karşılık verdiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle yayın ele ters yönde kuvvetle karşılık verdiğini, fakat elin kesinlikle geriye hareket ettiğini söylemediğini anlatır?

  1. The spring pushes your hand back.
  2. The spring pushes off from your hand.
  3. The spring pushes back against your hand.
Cevabı göster

The spring pushes back against your hand.

So flying would actually be more similar to swimming. Dilbilgisi

0:52

Bu yüzden uçmak aslında daha çok yüzmeye benzerdi.

Dilbilgisi

would actually be more similar to ...: aslında ... daha çok benzerdi

Would ... be, karşılaştırmayı insanların normalde uçmasıyla ilgili bir gerçek olarak değil, hayal edilen bir durumda ortaya çıkacak sonuç olarak sunar. More similar to swimming, yüzmeye daha çok benzemek anlamına gelir ve similar to + isim veya -ing biçimi kalıbını izler. Actually, beklenen karşılaştırmanın düzeltildiğini gösterir. Konuşmacı, tahmin edilebilecek olanın aksine uçmanın yüzmeye daha çok benzeyeceğini söylüyor.

Alıştırma

'Beklenenin aksine ... daha çok benzeyecekti' anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Without gravity, moving around ____ swimming than walking.

Cevabı göster

would actually be more similar to

Michael Phelps is currently the fastest human in water

0:57

Michael Phelps şu anda sudaki en hızlı insan

and the most decorated Olympian of all time. Kelime

1:01

ve tüm zamanların en çok madalya kazanan Olimpiyat sporcusudur.

Kelime

the most decorated Olympian of all time: tüm zamanların en çok ödül kazanmış Olimpiyat sporcusu

Burada decorated, çok sayıda madalya, ödül veya resmî onur kazanmış bir kişiyi anlatır. The most decorated Olympian, bu tür onurları toplamda en çok kazanan Olimpiyat sporcusu demektir; kişinin görünüşünün süslenmiş olmasını anlatmaz. Of all time, karşılaştırmayı söz konusu döneme kadar kayda geçmiş tüm tarihe yayar. Belirli bir zamanı değil, tüm zamanları veya bugüne kadarki dönemi ifade eder.

Alıştırma

'Maya is the most decorated runner in the league,' cümlesinde decorated ne anlama gelir?

  1. En çok ödülü veya onuru o almıştır.
  2. Ligin en hızlı koşucusudur.
  3. Kıyafetlerinde en fazla süs vardır.
Cevabı göster

En çok ödülü veya onuru o almıştır.

Guess how fast he swims? Anlatım akışı

1:05

Sence ne kadar hızlı yüzüyor?

Anlatım akışı

Guess how fast he swims? ile merak uyandırmak

“Guess how fast he swims?” dinleyiciyi hızlıca bir tahminde bulunmaya çağırır. Bu cümledeki asıl görevi cevap toplamak değil, gerçek hız açıklanmadan önce kısa bir merak duygusu oluşturmaktır. Bu soru-cevap düzeni bilgiyi organize eder: önce bir beklenti oluşturur, ardından gelen bilgi bu beklentiyi doğrulayabilir veya boşa çıkarabilir.

Alıştırma

Bir açıklama videosunda hız belirtilmeden önce “Guess how fast he swims?” denmesi büyük olasılıkla ne işe yarar?

  1. Hızlı bir tahmine yönlendirir ve cevap için merak oluşturur.
  2. Dinleyiciye hızın ölçülemeyeceğini söyler.
  3. Merak oluşturmadan son hızı doğrudan verir.
Cevabı göster

Hızlı bir tahmine yönlendirir ve cevap için merak oluşturur.

The answer may surprise you. Kalıp ifadeler

1:06

Cevap seni şaşırtabilir.

Kalıp ifadeler

may surprise you: olası bir şaşkınlığı haber vermek

“may surprise you”, “sizi şaşırtabilir” anlamına gelir. Burada may olasılık ifade eder; izin istemez veya izin vermez. Bir sonuç açıklanmadan önce kullanıldığında bu ifade, bilginin dinleyicinin beklentisine ters düşebileceğini bildirir ve onu dinlemeye ya da okumaya devam etmeye teşvik eder.

Alıştırma

Cümleyi “sizi şaşırtabilir” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The final result ____.

Cevabı göster

may surprise you

His fastest recorded speed is less than 5 miles per hour. Dilbilgisi

1:09

Kaydedilen en yüksek hızı saatte 5 milden daha azdır.

Dilbilgisi

less than 5 miles per hour: sayısal bir sınırın altında

less than + bir sayı, gerçek değerin o sayıdan küçük olduğu anlamına gelir. Burada kaydedilen hız saatte 5 mile ulaşmamıştır. Bu ifade hızı sayısal bir sınırla karşılaştırır; bir kişinin diğerinden daha yetersiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Derste öğrendiğiniz ve «belirtilen sayıdan daha düşük» anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The trip took ____ two hours.

Cevabı göster

less than

A child on the ground can easily outrun Michael Phelps in water. Kelime

1:15

Karadaki bir çocuk, sudaki Michael Phelps'i kolayca geride bırakabilir.

Kelime

outrun Michael Phelps: birinden daha hızlı koşmak

outrun someone, o kişiden veya hayvandan daha hızlı koşmak demektir. Cümlede çocuğun karadaki hızı, Michael Phelps'in sudaki hızından daha yüksektir. out- ön eki outrun, outplay ve outperform gibi fiillerde bir şeyi başka birinden daha iyi ya da daha başarılı yapmak anlamı verebilir. Her birini bütün bir fiil olarak öğrenin: outrun, bir yerden koşarak çıkmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Derste öğrendiğiniz ve «birinden daha hızlı koşmak» anlamına gelen fiille cümleyi tamamlayın: Even with a head start, I could not ____ my sister.

Cevabı göster

outrun

But why is that? Anlatım akışı

1:19

Peki ama neden böyle?

Anlatım akışı

But why is that? ile açıklamaya geçiş

Bu soruda that, fiziksel bir nesneye değil, az önce anlatılan duruma gönderme yapar. Why is that? “Bu durumun nedeni nedir?” anlamına gelir. Baştaki But, önceki sonucun şaşırtıcı olduğunu veya bir karşıtlık oluşturduğunu gösterir. Soru daha sonra bu sonucu gelecek açıklamanın konusu yapar; bu, bilimsel açıklamaları düzenlemenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Bir açıklamada şaşırtıcı bir olaydan sonra gelen “But why is that?” ne işe yarar?

  1. Az önce sözü edilen olayın nedenini sorar.
  2. Birinden uzaktaki bir nesneyi belirlemesini ister.
  3. Bağlantısız, farklı bir olayı tanıtır.
Cevabı göster

Az önce sözü edilen olayın nedenini sorar.

Well,

1:20

Şey,

let's go back to Newton's third law of motion. Anlatım akışı

1:21

Newton'un üçüncü hareket yasasına geri dönelim.

Anlatım akışı

let's go back to: önceki bir konuya dönmek

Burada let's go back to, “tekrar bunu konuşmaya dönelim” anlamına gelir. Fiziksel bir hareketi anlatmaz; to sözcüğünden sonraki ifade, dönülecek önceki konuyu, yani Newton'ın üçüncü hareket yasasını belirtir. Let's geçişe iş birliği havası verir. Konuşmacı, bir sonraki noktayı açıklamak için dinleyicileri önceden bilinen bilgiye geri yönlendirir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade let's go back to ile tamamlayın: Now, ____ the first question.

Cevabı göster

let's go back to

When we run,

1:23

Koştuğumuzda,

we move forward by pushing against the ground with our feet Dilbilgisi

1:24

ayaklarımızla yere doğru iterek ileri hareket ederiz

Dilbilgisi

by pushing against: yöntemi by + -ing ile belirtmek

By + -ing yapısı, bir eylemin nasıl yapıldığını veya bir sonuca hangi yöntemle ulaşıldığını gösterir. Burada by pushing against the ground, ileri gitmemizi sağlayan yöntemi açıklar. Push against, temas edilen bir şeye kuvvet uygulamak demektir. Bu fiziksel bağlamda against, kuvveti alan yüzeyi belirtir; “karşı çıkmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi by, push fiilinin -ing biçimi ve against edatıyla tamamlayın: The skier moved forward ____ the snow with her poles.

Cevabı göster

by pushing against

and the ground pushes back propelling us forward. Dilbilgisi

1:27

ve yer bizi ileri iterek karşılık verir.

Dilbilgisi

pushes back propelling us forward: sonucu gösteren bir -ing öbeği

Pushes back, çekimli fiil öbeğidir ve zeminin ana eylemini belirtir. Propelling us forward ise bu eylemin sonucunu ekleyen bir -ing öbeğidir: zeminin geri itmesi ileri gitmemizi sağlar. Bu -ing öbeği, and ile bağlanan ikinci bir çekimli fiil değildir. Bu yapı önce bir eylemi sunar, ardından o eylemin neye yol açtığını hemen gösterir.

Alıştırma

“The motor turns the wheels, propelling the cart forward,” cümlesinde “propelling the cart forward” ne işe yarar?

  1. Arabanın yaptığı ayrı bir eylemi belirtir.
  2. Motorun tekerlekleri döndürmesinin sonucunu belirtir.
  3. Motorun tekerlekleri ne zaman döndürdüğünü belirtir.
Cevabı göster

Motorun tekerlekleri döndürmesinin sonucunu belirtir.

The ground is solid.

1:30

Zemin katıdır.

By definition, Anlatım akışı

1:32

Tanım gereği,

it means the particles are essentially locked into place Kelime

1:33

bu parçacıkların temel olarak yerlerine kilitlendiği anlamına gelir

Anlatım akışı

By definition: tanımın zorunlu kıldığı bir sonucu belirtmek

By definition, cümlenin başında kullanılan ve sonraki iddianın bir tahmin ya da yalnızca yaygın bir durum nedeniyle değil, bir terimin kabul edilmiş anlamı nedeniyle doğru olduğunu gösteren bir ifadedir. Burada katı kavramının tanımını, parçacıklarının nispeten sabit konumlarda kalması açıklamasına bağlar. Akıl yürütmeyi şöyle düzenler: Terimin anlamı budur, dolayısıyla bu özellik zorunlu olarak bundan çıkar.

Alıştırma

Bir terimin anlamından çıkan gerçeği belirtmek için By definition ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. By definition, our picnic will probably be fun.
  2. By definition, a square has four equal sides.
  3. For example, a square is drawn on the board.
Cevabı göster

By definition, a square has four equal sides.

and must push back instead of getting out of the way. Deyimler

1:37

ve yoldan çekilmek yerine geri itmeleri gerekir.

Kelime

locked into place: hareketi kısıtlanacak biçimde sabitlenmiş

Locked into place, bir şeyin belirli veya amaçlanan konumuna sabitlenerek serbestçe hareket edememesi demektir. Buradaki locked mecazidir: Parçacıkların gerçek kilitleri yoktur. İfade, konumlarının sabit tutulduğuna ilişkin somut bir görüntü oluşturur ve neden kenara çekilmek yerine geri ittiklerini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi, amaçlanan konuma sıkıca sabitlenmiş anlamındaki bu derste öğrendiğiniz ifadeyle tamamlayın: After the safety bar clicks, it is ____.

Cevabı göster

locked into place

Deyimler

instead of getting out of the way: yoldan çekilmek yerine

Instead of, yerine başka bir eylemin yapıldığı veya seçilmeyen eylemi tanıtır; ana cümle onun yerine gerçekleşen eylemi bildirir. Burada pushing back ile getting out of the way karşılaştırılır. Get out of the way, birinin ya da bir şeyin geçebilmesi için kenara çekilmek demektir. Bu ifadede way, bir yöntemi değil, geçiş yolunu veya kaplanan alanı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “kenara çekilmek yerine” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The sheep stood in the gateway ____.

Cevabı göster

instead of getting out of the way

But water is liquid

1:40

Ancak su sıvıdır

and flows easily.

1:42

ve kolayca akar.

When we move our limbs to push back against the water,

1:43

Suyu geriye doğru itmek için uzuvlarımızı hareket ettirdiğimizde,

a part of the water molecules can just slide past one another Kalıp ifadeler

1:46

su moleküllerinin bir kısmı sadece birbirlerinin yanından kayıp geçebilir

Kalıp ifadeler

slide past one another: birbirinin yanından kayıp geçmek

Slide past, bir şeyin yanı boyunca akıcı biçimde ilerleyip onu geçmek demektir. Burada su moleküllerinin birbirlerinin yanından geçerek konum değiştirmesini canlandırır. One another, moleküller arasındaki karşılıklı hareketi gösterir: her biri gruptaki diğerlerinin yanından geçebilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “birbirlerinin yanından akıcı biçimde geçmek” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: In the narrow aisle, the two shoppers had to ____.

Cevabı göster

slide past one another

instead of pushing back. Dilbilgisi

1:49

geri itmek yerine.

Dilbilgisi

instead of pushing back: seçilmeyen eylemi belirtmek

Instead of, yerine geçen veya seçilmeyen seçeneği gösterir. Burada pushing back gerçekleşmeyen eylem olarak sunulur; hemen önce anlatılan hareket onun yerine gerçekleşir. Alternatif bir eylemse instead of + fiilin -ing biçimi kullanılır. -ing biçimi, of edatından sonra isim gibi görev yapar; örneğin instead of waiting ve instead of turning back.

Alıştırma

wait for the elevator ifadesini instead of + -ing yapısına dönüştürerek cümleyi tamamlayın: Leo took the stairs ____.

Cevabı göster

instead of waiting for the elevator

Now,

1:51

Şimdi,

let's think about flying. Anlatım akışı

1:51

uçmayı düşünelim.

Anlatım akışı

let's think about flying: yeni bir konuya geçmek

Now bir geçişi gösterir ve let's think about flying, dinleyiciyi bir sonraki konu olarak uçmaya odaklanmaya davet eder. Konuşmacı açıklamayı yönlendirir; herkesten uzun süre durup düşünmesini istemez. Let's think about ... derslerde, sunumlarda ve açıklayıcı videolarda sözlü bir yön işareti gibi çalışır. Konuşmacıyla dinleyicinin yeni konuyu birlikte ele alacağına dair samimi bir his oluşturur.

Alıştırma

Bu açıklamada let's think about flying ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Şu anda bir uçuş gerçekleştiğini bildirir.
  2. Dinleyiciyi bir sonraki konuya yönlendirir.
  3. Dinleyiciye videoyu durdurup sessizce düşünmesini söyler.
Cevabı göster

Dinleyiciyi bir sonraki konuya yönlendirir.

Air has a lot more free space for particles to move past one another. Dilbilgisi

1:52

Havanın, parçacıkların birbirinin yanından geçebileceği çok daha fazla serbest alanı vardır.

Dilbilgisi

free space for particles to move: for + isim + to-mastar yapısı

a lot more free space ifadesinde a lot, karşılaştırma sözcüğü more’u güçlendirir; yani boş alanın miktarı çok daha fazladır. Free space, hareketin gerçekleşebildiği, başka bir şey tarafından kaplanmamış alandır. for + isim + to-mastar yapısı, mevcut koşullarda eylemi kimin ya da neyin yapabildiğini gösterir. Buradaki for particles to move past one another, alanın parçacıklara ne yapma olanağı verdiğini anlatır; insanlar tarafından planlanan bir amaç değildir.

Alıştırma

for + isim + to-mastar yapısını ve the books / stand upright sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: This shelf has enough space ____.

Cevabı göster

for the books to stand upright

So even more of our energy would be wasted. Dilbilgisi

1:56

Dolayısıyla enerjimizin çok daha fazlası boşa harcanırdı.

Dilbilgisi

would be wasted: varsayımsal edilgen sonuç

Would be wasted, would kip belirteci ile edilgen be + geçmiş zaman ortacı yapısından oluşur. Bu varsayımsal açıklamada would, hayal edilen koşul altındaki beklenen sonucu gösterirken edilgen yapı, enerjiyi kimin boşa harcadığına değil, enerjiye ne olduğuna odaklanır. Burada would, “geçmişteki bir noktadan bakılan gelecek” anlamına gelmez. İfade koşulludur: hayal edilen durum gerçekleşseydi, enerjinin daha da büyük bir kısmı kullanılmadan kalırdı.

Alıştırma

Cümleyi waste fiilinin varsayımsal edilgen biçimiyle tamamlayın: If we left the lights on all day, a lot of electricity ____.

Cevabı göster

would be wasted

We would need to push a lot of air backwards in order to move forward. Dilbilgisi

2:00

İleri doğru hareket edebilmek için çok miktarda havayı geriye doğru itmemiz gerekirdi.

Dilbilgisi

in order to move forward: amaç belirtme

In order to move forward, havayı geriye itmenin amacını belirtir: ileri hareket edebilmek için hava geriye itilir. in order to + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemin hedefini gösterir. Burada move fiilin yalın hâlidir; ifadenin tamamı “ileri hareket etmek amacıyla” anlamına gelir, “bir sıraya göre” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan amaç yapısıyla tamamlayın: Maya whispered ____ avoid waking the baby.

Cevabı göster

in order to

Astronauts move around in shuttles in zero gravity when they're in outer space Kelime

2:04

Astronotlar uzaydayken sıfır yerçekimi ortamındaki mekiklerin içinde hareket etmek için

Kelime

in zero gravity: ağırlıksız bir ortamı belirtme

In zero gravity, astronotların hareket ettiği fiziksel koşulu anlatır. in edatı, zero gravity ifadesini çevredeki ortam veya koşul olarak sunar. Günlük uzay dilinde zero gravity genellikle insanlar ya da nesneler havada süzülürken görülen hissedilen ağırlıksızlık durumunu anlatır. Normalde hiçbir yerde yer çekimi kuvvetinin bulunmadığını iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi, ağırlıksız bir ortamı belirten ders ifadesiyle tamamlayın: The crew practiced moving ____.

Cevabı göster

in zero gravity

by pulling on handles installed on the ceiling walls and floors of the shuttle. Dilbilgisi

2:08

mekiğin tavanına, duvarlarına ve zeminlerine monte edilmiş kolları çekerler.

Dilbilgisi

by pulling on handles: by + -ing ile yöntem belirtme

By + -ing biçimi, bir eylemin nasıl yapıldığını gösterir. Burada by pulling on handles, astronotların hareket etmek için kullandığı yöntemi açıklar. Pull on handles ifadesinde on, pull ile birlikte kullanılır. Pull on something, bir şeyi tutup ona çekme kuvveti uygulamak demektir; astronotların tutamakların üzerinde bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi by ve pull on ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: You can ring the bell ____ the cord.

Cevabı göster

by pulling on

Dilbilgisi

installed on ...: handles sonrasındaki geçmiş zaman ortacı niteleyicisi

Installed on ..., önce geçen handles ismini niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Bu tutamakların nereye yerleştirildiğini belirtir ve handles that are installed on the ceiling, walls, and floors of the shuttle biçiminde açılabilir. Burada installed sözcüğünün kendi öznesi veya yanında bir be biçimi yoktur; bu nedenle ana cümlenin yeni bir fiili değildir. İngilizcede bu tür kısaltılmış edilgen ilgi cümlecikleri genellikle niteledikleri isimden sonra gelir.

Alıştırma

"Use the cameras installed above the doors," cümlesinde "installed above the doors" neyi niteler?

  1. kameralar
  2. kapılar
  3. onları kullanma eylemi
Cevabı göster

kameralar

Now,

2:12

Şimdi,

imagine you were given the ability to float. Dilbilgisi

2:13

sana süzülme yeteneği verildiğini hayal et.

Dilbilgisi

imagine you were given...: varsayımsal bir durum kurmak

Imagine + yan cümle, dinleyiciden kurgulanmış bir durumu bir süreliğine gerçekmiş gibi kabul etmesini ister. Burada you were given the ability to float bir düşünce deneyinin koşulunu kurar; gerçekten yaşanmış bir geçmiş olayı anlatmaz. Were given edilgen yapıdadır: yetenek sana gelir, ancak onu kimin verdiği söylenmez. Geçmiş zaman biçimi, koşulu uzak veya gerçek dışı göstermeye yardımcı olur. Imagine you were given... kalıbını hayalî bir yeteneğin, fırsatın veya kaynağın sonuçlarını tartışmaya başlarken kullanabilirsin.

Alıştırma

Hangi cümle dinleyiciden yeni bir yetenek kazandığını hayal etmesini ister?

  1. Remember when you gave me a swimming lesson.
  2. You were given a certificate yesterday.
  3. Imagine you were given the ability to breathe underwater.
Cevabı göster

Imagine you were given the ability to breathe underwater.

How would you move around in the middle of the street?

2:16

Sokağın ortasında nasıl hareket ederdin?

Well,

2:19

Şey,

you wouldn't get very far by swimming in air, Deyimler

2:19

havada yüzerek pek uzağa gidemezdin,

would you? Ton ve niyet

2:22

değil mi?

Deyimler

wouldn't get very far: fazla mesafe veya ilerleme kaydedememek

Bu cümlede wouldn't get very far, havada yüzmenin seni yalnızca kısa bir mesafe ilerleteceği anlamına gelir. Get far, uzakta olan bir şeyi almak değil, uzun bir mesafe gitmek demektir. Aynı ifade fiziksel mesafe yerine ilerlemeyi de anlatabilir. Wouldn't get very far denilen bir plan veya yöntem, sorunlarla karşılaşmadan önce çok az şey başarır. Wouldn't, bunu varsayımsal bir koşulun beklenen sonucu olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede wouldn't get very far ne anlama geliyor? Without evidence, the argument wouldn't get very far.

  1. Sav fiziksel olarak uzaktaki bir yere giderdi.
  2. Sav uzakta bulunan birinden kanıt alırdı.
  3. Sav çok az ilerler veya çok az kişiyi ikna ederdi.
Cevabı göster

Sav çok az ilerler veya çok az kişiyi ikna ederdi.

Ton ve niyet

would you?: wouldn't içeren olumsuz bir ifadeden sonra eklenti soru

Bu cümlede would you?, olumsuz you wouldn't get very far ifadesine eklenen bir eklenti sorudur. Ana cümle olumsuz wouldn't kullandığı için eklenti olumlu would + özne you biçimindedir. Bu, cevabı hiç bilinmeyen tamamen açık bir soru değildir. Konuşan kişi, havada yüzerek fazla uzağa gidilemeyeceği konusunda dinleyicinin kendisine katılmasını bekler; bu yüzden eklenti “değil mi?” veya “katılıyor musun?” gibi işlev görür.

Alıştırma

“You wouldn't get very far, would you?” cümlesinde konuşan kişi would you? ile ne yapıyor?

  1. Dinleyiciyi olumsuz ifadeye katılmaya davet etmek
  2. Dinleyiciden kibarca yüzmesini istemek
  3. Dinleyicinin hangi etkinliği seçeceğini sormak
Cevabı göster

Dinleyiciyi olumsuz ifadeye katılmaya davet etmek

I don't think so. Ton ve niyet

2:23

Ben de öyle düşünüyorum.

Ton ve niyet

I don't think so. ile yumuşak bir olumsuz yanıt

I don't think so., az önce sözü edilen bir fikri, tahmini veya olasılığı reddeden ya da bundan kuşku duyulduğunu belirten kısa bir yanıttır. Buradaki so, birinin havada yüzerek uzağa gidebileceği fikrinin tamamının yerine geçer; “bu nedenle” anlamındaki sonuç bağlacı değildir. Sadece No demekle karşılaştırıldığında bu ifade genellikle daha az sert gelir, çünkü olumsuz yanıtı konuşanın kendi yargısı olarak sunar: “Durumun böyle olmadığına inanıyorum.”

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Will the picnic be canceled?” diye soruyor. Hangi yanıt yumuşak bir olumsuz değerlendirme bildirir?

  1. No. That's impossible.
  2. I don't think so.
  3. I don't know anything about picnics.
Cevabı göster

I don't think so.

Now,

2:24

Şimdi,

assuming you were granted the ability to float and the speed to move around efficiently, Dilbilgisi

2:24

sana süzülme yeteneği ve etkili bir şekilde hareket etme hızının verildiğini varsayarak,

Dilbilgisi

assuming you were granted...: bir koşulu şimdilik doğru kabul etmek

Assuming + yan cümle, konuşmanın ilerleyebilmesi için konuşmacının geçici olarak doğru kabul ettiği bir koşulu sunar. Bu, koşulun gerçekten doğru olduğunu ileri sürmez ve konuşmacının bir kişi hakkında tahminde bulunduğu anlamına gelmez. Burada were granted edilgen yapıdadır: birisi ya da bir şey, hitap edilen kişiye bu yeteneği ve hızı verir. Vurgulanan yan cümlenin tamamı, konuşmacı sonucu ele almadan önce iki varsayımsal koşulu kurar.

Alıştırma

Bu cümlede assuming ne işe yarar: "Assuming you were granted more time, what would you change?"

  1. Daha fazla zamana sahip olmanın geçmişteki bir olayın gerçek nedeni olduğunu söyler.
  2. Başka bir kişinin düşünceleri hakkında bir tahmini aktarır.
  3. Daha fazla zamana sahip olmayı geçici olarak bir öncül kabul eder.
Cevabı göster

Daha fazla zamana sahip olmayı geçici olarak bir öncül kabul eder.

let's discuss the height of your flight.

2:30

uçuş yüksekliğini tartışalım.

According to the ideal gas law, Kalıp ifadeler

2:32

İdeal gaz yasasına göre,

Kalıp ifadeler

According to the ideal gas law: bilimsel bir kaynağı belirtmek

According to + kaynak, dinleyiciye sonraki bilgi ya da sonucun nereden geldiğini bildirir. Burada kaynak ideal gas law olduğundan, ifade sonraki açıklamanın dayanağı olarak bilimsel bir ilke sunar. Bu bağlamda law, düzenli bir ilişkiyi açıklayan “bilimsel yasa” anlamındadır; hükümetin koyduğu bir hukuk kuralı değildir.

Alıştırma

Cümleyi “bu kaynağın belirttiğine göre” anlamındaki vurgulanmış iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the weather report, the storm will arrive tonight.

Cevabı göster

According to

PV = nRT, Kültür

2:35

PV = nRT,

Kültür

PV = nRT: ideal gaz yasası formülü

PV = nRT ideal gaz yasasının formülüdür; sıradan bir İngilizce cümle değildir. P basıncı, V hacmi, n gaz miktarını, R ideal gaz sabitini ve T mutlak sıcaklığı temsil eder. Burada formül, bilimsel arka planı kısa biçimde verir: Bu nicelikler birbirinden bağımsız bilgiler değil, birbiriyle bağlantılıdır.

Alıştırma

Bu altyazıda PV = nRT'nin işlevi nedir?

  1. Basınç ile sıcaklığın her zaman eşit olduğunu söyler.
  2. PVnRT harflerinden oluşan sıradan bir sözcüktür.
  3. Formüldeki nicelikleri ilişkilendiren ideal gaz yasasını tanıtır.
Cevabı göster

Formüldeki nicelikleri ilişkilendiren ideal gaz yasasını tanıtır.

pressure and temperature has a positive correlation, Kelime

2:36

basınç ve sıcaklık arasında pozitif bir korelasyon vardır,

meaning they increase and decrease together. Anlatım akışı

2:38

yani birlikte artar ve azalırlar.

Kelime

positive correlation: aynı yönde değişen değişkenler

Bilimsel ve veri odaklı bağlamlarda positive correlation, yani “pozitif korelasyon”, iki niceliğin aynı yönde değişme eğiliminde olduğunu belirtir. Biri yükseldiğinde diğeri de yükselme, biri düştüğünde diğeri de düşme eğilimindedir. Burada positive, iyi veya iyimser bir duyguyu değil, ilişkinin yönünü anlatır. Correlation bir bağlantıyı belirtir; tek başına bir niceliğin diğerindeki değişime neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi aynı yöndeki bir ilişkiyi belirten bilimsel terimle tamamlayın: The graph shows a ____ between outdoor temperature and cold-drink sales.

Cevabı göster

positive correlation

Anlatım akışı

meaning they increase and decrease together: bir terimi basitçe açıklama

meaning they increase and decrease together biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki positive correlation terimine açıklama ekler. Yeni bir ana cümle değildir: meaning daha açık bir yeniden ifadeyi başlatır, they ise pressure and temperature ifadelerine gönderme yapar. Bu kalıp bilgiyi şöyle düzenler: teknik ifade, meaning + açıklama. Konuşan kişi önce terimi verir, ardından onu hemen daha basit sözlerle açıklar.

Alıştırma

"The material is biodegradable, meaning natural processes can break it down," cümlesinde meaning + yan cümle ne yapar?

  1. biodegradable sözcüğünü bir karşılaştırmaya dönüştürür.
  2. biodegradable için daha basit bir açıklama verir.
  3. Malzemenin yaptığı yeni bir ana eylemi belirtir.
Cevabı göster

biodegradable için daha basit bir açıklama verir.

This is because the air expands in volume with less pressure. Notlar

2:42

Bunun nedeni, düşük basınçta havanın hacminin genişlemesidir.

Anlatım akışı

This is because: sonuçtan sonra nedeni verme

This is because ifadesindeki This, hemen önce verilen sonuca veya açıklamaya, yani basınç ile sıcaklığın birlikte artıp azalmasına gönderme yapar. Because, ardından gelen yan cümlenin nedeni vereceğini gösterir: basınç daha düşük olduğunda hava genişler. Bilgi düzeni şöyledir: sonuç. This is because + neden. Önce ne olduğunu söyleyip ardından bunun nedenini açıklayan anlatımlarda yaygındır.

Alıştırma

Sonuca gönderme yapıp nedeni tanıtan üç sözcüklü kalıpla açıklamayı tamamlayın: The pavement stayed wet all morning. ____ the air was too cool for the water to evaporate quickly.

Cevabı göster

This is because

Kelime

expands in volume with less pressure: daha düşük basınçta hacimce genişleme

Expands in volume, havanın daha fazla yer kaplaması demektir. Bu ifade artan boyutun hacim olduğunu belirtir. Bu cümlede with less pressure, değişime eşlik eden koşulu verir: basınç düştükçe hava daha büyük bir hacim kaplayabilir. With, less pressure ifadesinin havayı genişletmek için kullanılan bir araç olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte with less pressure bize neyi anlatır?

  1. Basınç daha düşük olduğunda hava genişler.
  2. Hava, genişlemek için basıncı bir araç olarak kullanır.
  3. Basınç hacme dönüşür.
Cevabı göster

Basınç daha düşük olduğunda hava genişler.

So the molecules have more room to wander around Kalıp ifadeler

2:45

Böylece moleküller, birbirleriyle çarpışıp ısı yaratmadan

Kalıp ifadeler

have more room to wander around: rahatça dolaşmak için daha fazla alana sahip olmak

Have more room to do something, bir eylem için daha fazla fiziksel alana veya özgürlüğe sahip olmak demektir. Buradaki room, bir binanın içindeki ayrı bir oda değil, “alan” anlamındadır. Wander around genellikle belirli bir yol olmadan bir yerden başka bir yere hareket etmeyi anlatır. Moleküller için kullanıldığında canlı ve gerçek anlamı dışında bir ifadedir: moleküller insanlar gibi gezintiye çıkmaz, mevcut alanda daha özgürce hareket edebilir.

Alıştırma

move around kullanarak öğrenilen have more room to + fiil yapısını tamamlayın: After we moved the tables, the dancers had ____.

Cevabı göster

more room to move around

without colliding into each other and creating heat. Dilbilgisi

2:48

dolaşmak için daha fazla alana sahip olurlar.

Dilbilgisi

without colliding ... and creating ...: without sonrasında paralel -ing eylemleri

Without + -ing, bir eylemin ana olayla birlikte gerçekleşmediğini gösterir. Burada without, birbiriyle bağlantılı iki -ing eylemini tanıtır: colliding into each other ve creating heat. and bağlacı colliding ile creating sözcüklerini bağladığı için without iki eylem için de geçerlidir. İfadenin tamamı, ne çarpışmanın ne de ısı oluşumunun gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede without, sıralanmış iki -ing eylemiyle doğru kullanılmıştır?

  1. The cyclist stopped without skidding and losing control.
  2. The cyclist stopped without skid and lose control.
  3. The cyclist stopped without skidded and lost control.
Cevabı göster

The cyclist stopped without skidding and losing control.

Since the atmospheric pressure is a lot lower in high altitudes, Dilbilgisi

2:51

Yüksek rakımlarda atmosferik basınç çok daha düşük olduğundan,

it would be freezing cold if you were flying above the clouds. Kalıp ifadeler

2:55

bulutların üzerinde uçuyor olsaydın hava dondurucu derecede soğuk olurdu.

Dilbilgisi

Since the atmospheric pressure ...: because anlamındaki since

Burada Since, because anlamına gelir. Since ile başlayan yan cümle nedeni verir: yüksek irtifalarda atmosfer basıncı çok daha düşüktür. Ana cümle ardından sonucu, yani bulutların üzerinde havanın dondurucu derecede soğuk olacağını belirtir. Bu kullanımı tanımak için since yan cümlesinin “Neden?” sorusunu yanıtlayıp yanıtlamadığına bakın. Bir başlangıç zamanı yerine neden sunuyorsa since nedenseldir.

Alıştırma

Bu cümlede Since ne anlama gelir? Since the road is icy, the bus will move slowly.

  1. -dığı zamandan beri
  2. çünkü
  3. -e rağmen
Cevabı göster

çünkü

Kalıp ifadeler

freezing cold: aşırı derecede soğuk

Freezing cold, aşırı derecede soğuk demektir. Burada freezing, cold sözcüğünün derecesini güçlendirir; sıcaklığın mutlaka tam donma noktasında olduğu anlamına gelmez. Bir yerin, nesnenin veya durumun ne kadar soğuk hissettirdiğini vurgulamak istediğinde bu ifadeyi kullanabilirsin.

Alıştırma

Derste geçen ve aşırı derecede soğuk anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamla: The tent was ____ when we woke up.

Cevabı göster

freezing cold

You'd need to wrap yourself up to keep your core body temperature above 95 degrees Fahrenheit. Notlar

2:58

Vücut sıcaklığını 95 derece Fahrenheit'ın üzerinde tutmak için sıkıca sarınman gerekirdi.

Öbek fiiller

You'd need to wrap yourself up: sıcak kalmak için sarınma gereği

You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. You'd need to, hayal edilen durumda bir şeyin gerekli olacağını belirtir. Wrap yourself up, sıcak tutan giysilerle veya battaniyeyle bedenini iyice örtmek anlamına gelir. Up, öbek fiilin parçasıdır ve tamamen örtülme anlamı katar; yukarı demek değildir.

Alıştırma

Öğüdü wrap, doğru dönüşlülük zamiri ve up ile tamamla: It is snowy outside, so ____ before you leave.

Cevabı göster

wrap yourself up

Kalıp ifadeler

keep your core body temperature above 95 degrees Fahrenheit: vücut çekirdek sıcaklığını 95 Fahrenheit derecesinin üzerinde tutmak

Keep X above Y, X’in belirtilen sayısal sınırın üzerinde kalmasını sağlamak demektir. Burada X vücut çekirdek sıcaklığı, Y ise 95 Fahrenheit derecesidir. Above burada fiziksel olarak yukarıda olmayı değil, bir ölçekte daha yüksek bir değeri anlatır. Bu kalıp sıcaklık, seviye, oran, puan veya başka ölçülebilir değerleri bir alt sınırın üzerinde tutmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi keep X above Y ile tamamlayın: We need to ____ twenty percent.

Cevabı göster

keep the battery level above

Otherwise, Anlatım akışı

3:03

Aksi takdirde,

you'd start shivering violently,

3:05

şiddetli bir şekilde titremeye başlardın,

Anlatım akışı

Otherwise: “aksi takdirde” anlamı

Bu cümlenin başında Otherwise, “az önce söyleneni yapmazsan” anlamına gelir. Önceki cümledeki sıkıca sarınma gereğini işaret eder ve bunu yapmamanın sonucunu tanıtır. Bu kullanım bilgiyi önce eylem veya koşul, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler: Do this. Otherwise, this result will follow. Özellikle talimatlarda, tavsiyelerde ve uyarılarda yaygındır.

Alıştırma

“Bunu yapmazsan” anlamındaki tek sözcüklü bağlayıcıyı ekleyin: Put the milk in the fridge. ____, it will spoil.

Cevabı göster

Otherwise

gradually becoming mentally confused Anlatım akışı

3:06

yavaş yavaş zihinsel olarak bulanıklaşırdın

and eventually drop out of the sky Deyimler

3:08

ve hipotermiden kaynaklanan kas kontrolü kaybı nedeniyle

Anlatım akışı

gradually ... eventually: süreçten nihai sonuca

Gradually, bir değişimin adım adım geliştiğini; eventually ise bir süre veya bir dizi olaydan sonra ulaşılan sonucu gösterir. Bu cümlede gradually zihinsel durumun giderek kötüleşmesini başlatır, eventually ise dinleyiciyi sonuca taşır. İkisi birlikte sırayı açıkça gösterir: önce gelişen süreç, sonra nihai sonuç.

Alıştırma

Gradually ve eventually sözcüklerinin görevlerini hangi seçenek doğru açıklar?

  1. gradually gelişen bir süreci, eventually nihai sonucu gösterir
  2. gradually nihai sonucu, eventually gelişen bir süreci gösterir
  3. iki kelime de yalnızca nihai sonucu gösterir
Cevabı göster

gradually gelişen bir süreci, eventually nihai sonucu gösterir

Deyimler

eventually drop out of the sky: sonunda kontrolsüzce düşmek

Eventually drop out of the sky, önceki sürecin ardından öznenin sonunda havadan düşmesi anlamına gelir. Drop aşağı yönlü bir düşüşü anlatır; out of the sky ise olayı canlı bir görüntüyle sunar. Buradaki out of, gökyüzünü gerçek bir kap gibi göstermez. İfadenin tamamı, havadaki bir insanın, hayvanın veya nesnenin havada kalma yeteneğini yitirip düşmesini çarpıcı biçimde anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede drop out of the sky doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The elevator reached the ground floor and dropped out of the sky.
  2. The damaged drone lost power and dropped out of the sky.
  3. The passenger plane landed safely and dropped out of the sky.
Cevabı göster

The damaged drone lost power and dropped out of the sky.

due to loss of muscle control from hypothermia. Dilbilgisi

3:09

sonunda gökyüzünden düşerdin.

Dilbilgisi

due to loss of muscle control from hypothermia: nedeni bir isim öbeğiyle belirtme

Due to bir neden sunar ve burada ardından loss of muscle control from hypothermia isim öbeği gelir. Bu öbek, cümlede veya bağlamda başka bir yerde belirtilen sonucun neden gerçekleştiğini açıklar. Bu isim öbeğinin içinde from hypothermia, kaybın kaynağını belirtir: hipotermi kas kontrolünün kaybedilmesine neden olur. due to + isim öbeği kalıbı, nedeni kısa ve öz biçimde vermeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede due to, isim öbeği biçimindeki bir nedeni doğru olarak sunar?

  1. The outdoor concert was canceled due to the rain fell all evening.
  2. The outdoor concert was canceled due to heavy rain.
  3. The outdoor concert was canceled due to it rained heavily.
Cevabı göster

The outdoor concert was canceled due to heavy rain.

Now,

3:14

Şimdi,

the ideal gas law implies that as the pressure decreases, Dilbilgisi

3:14

ideal gaz yasası, basınç azaldıkça

gas volume increases.

3:18

gaz hacminin arttığı anlamına gelir.

Dilbilgisi

as the pressure decreases, gas volume increases: iki değişimi eşleştirme

Burada as, “bir değişim ilerlerken” veya “bir şey değiştikçe” anlamına gelir; “... olarak” anlamında değildir. Önce değişen ilk değişkeni, the pressure decreases, sunar; ana cümle ise buna bağlı değişimi, gas volume increases, verir. Yeniden kullanılabilecek kalıp As X changes, Y changes şeklindedir. İki eğilimi eşleştirerek bilgiyi düzenler ve bir değişken değişirken diğerine ne olduğunu takip etmeyi sağlar.

Alıştırma

İki değişimi bağlamak için eğilim cümlesini as ile tamamlayın: ____ the room gets warmer, the ice melts faster.

Cevabı göster

As

So if you were to fly straight up too quickly, Dilbilgisi

3:19

Yani çok hızlı bir şekilde dümdüz yukarı doğru uçsaydın,

Dilbilgisi

if you were to fly...: varsayımsal bir koşul kurmak

if + özne + were to + fiilin yalın hâli kalıbı, henüz gerçekleşmemiş hayalî bir durumu kurar. Burada if you were to fly... “uçtuğunu varsayalım...” anlamına gelir ve would ile ifade edilen bir sonucun koşulunu sunar. Were, uçma eylemini geçmiş zamana yerleştirmez. Varsayımsal bir mesafe kurar; konuşan kişi bir sonucu, uyarıyı veya olasılığı açıklamak için olayın hayal edilmesini ister.

Alıştırma

Cümleyi if + you + were to kalıbıyla tamamlayın: ____ miss the last bus, who could pick you up?

Cevabı göster

If you were to

the inert gas in your body would rapidly expand Kelime

3:22

vücudundaki eylemsiz gaz hızla genişlerdi

Kelime

inert gas: düşük tepkimeli gazı belirten bilimsel terim

Inert gas, söz konusu koşullarda kimyasal tepkimeye kolayca girmeyen bir gaz için kullanılan bilimsel bir terimdir. Burada basınç altında vücut dokularında çözünebilen azot gibi gazları anlatır. Dış basınç hızla düştüğünde çözünmüş gaz genişleyebilir veya kabarcık oluşturabilir. Bu nedenle inert, kimyasal tepkime özelliğini anlatır; gazın hareketsiz veya “tembel” olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda inert gas ne anlama gelir?

  1. Hareket edemeyen veya genişleyemeyen bir gaz
  2. İlgili koşullarda nispeten düşük tepkimeli bir gaz
  3. Solunması güvenli olan herhangi bir gaz
Cevabı göster

İlgili koşullarda nispeten düşük tepkimeli bir gaz

the way soda fizzes up when shaken. Notlar

3:24

tıpkı çalkalandığında asitli bir içeceğin köpürmesi gibi.

Anlatım akışı

the way soda fizzes up when shaken: benzetme kurmak

Bu cümlede the way soda fizzes up when shaken bir benzetme sunar: görünmeyen gaz genleşmesi, çalkalanmış gazlı içeceğin köpürmesi gibi tanıdık bir görüntüyle karşılaştırılır. Buradaki the way, just as veya like how ifadelerine yakındır; bir talimat dizisi anlatmaz. Bu karşılaştırma, tanıdık bir görüntüden daha zor bir fikre geçerek açıklamayı düzenler. Yalnızca ortak özellik—gazın hızla genleşip kabarcıkları yükseltmesi—karşılaştırılır; vücut gerçekten gazlı içecek değildir.

Alıştırma

the way soda fizzes up when shaken ifadesi açıklamada hangi işlevi görür?

  1. Gazlı içeceği çalkalamanın doğru yöntemini açıklar.
  2. Vücudun gerçekten gazlı içecek içerdiğini söyler.
  3. Soyut bir süreci açıklamak için günlük bir karşılaştırma yapar.
Cevabı göster

Soyut bir süreci açıklamak için günlük bir karşılaştırma yapar.

Öbek fiiller

fizzes up: kabarcıkların hızla yükselmesi

Fizzes up, birdenbire canlı biçimde çok sayıda kabarcık oluşması anlamına gelir. Bu örnekte çözünmüş gaz çalkalanan içecekten çıkar ve kabarcıklarla köpük yüzeye doğru yükselir. Up parçacığı, kabarcıklanmanın yükseldiği veya arttığı hissini güçlendirir. İçeceğin yalnızca kabarcık içerdiğini söylemekten daha hareketli bir görüntü oluşturur.

Alıştırma

fizz up ifadesini doğru biçimde kullanın: The mixture ____ when we add the tablet.

Cevabı göster

fizzes up

The phenomenon is called the bends, Notlar

3:27

Bu fenomene vurgun,

decompression sickness,

3:30

dekompresyon hastalığı,

or "divers disease"

3:31

veya "dalgıç hastalığı" denir

Kalıp ifadeler

The phenomenon is called ...: bir olguyu adlandırmak

The phenomenon is called ... kalıbı, daha önce açıklanmış bir şeyin adını veya terimini verir. Burada called, «adı verilir» ya da «denir» anlamındadır ve ardından bir veya daha fazla ad gelir; «telefonla aranır» anlamına gelmez. Bu edilgen kalıp açıklamalarda kullanışlıdır: önce betimleme, sonra ad gelir. Özne This process is called ..., This effect is called ... veya The condition is called ... örneklerindeki gibi değişebilir.

Alıştırma

Hedef iki sözcüklü adlandırma kalıbını tamamlayın: This process ____ evaporation.

Cevabı göster

is called

Kelime

bends, decompression sickness ve "divers disease": aynı hastalığın farklı adları

Bu listede bends, decompression sickness ve "divers disease", hızlı basınç düşüşüyle ilişkili aynı hastalığın farklı adları olarak sunulur. Yaygın takma adın tam biçimi the bends, resmî tıbbi terim ise decompression sickness'tir. Buradaki or, alternatif adları birbirine bağlar; cümle üç ayrı hastalığı adlandırmaz. bends sözcüğünü sıradan «eğrilikler» veya «bükülme hareketleri» anlamında değil, sabit hastalık adı the bends'in bir parçası olarak okuyun.

Alıştırma

Cümlede the bends, decompression sickness ve "divers disease" arasında nasıl bir ilişki vardır?

  1. Aynı hastalığın üç aşamasıdır.
  2. Birbiriyle ilgisiz üç yaralanmadır.
  3. Aynı hastalığın farklı adlarıdır.
Cevabı göster

Aynı hastalığın farklı adlarıdır.

since deep sea scuba divers experience this when they come up too quickly. Notlar

3:33

çünkü derin deniz dalgıçları çok hızlı yüzeye çıktıklarında bunu deneyimlerler.

Anlatım akışı

since ... experience this: neden belirtmek

Burada since, because anlamına gelir ve bir neden sunar. Bu yan cümle, daha önce geçen dekompresyon hastalığı adının dalgıçlarla neden ilişkilendirildiğini açıklar: this dekompresyon hastalığına gönderme yapar, when ise dalgıçların bunu yaşadığı durumu belirtir. Bilgi önce bir ad veya iddia, sonra onu anlaşılır kılan arka plan gelecek şekilde düzenlenmiştir. Burada since bir neden bağlantısı kurar; bir zaman aralığının başlangıcını göstermez.

Alıştırma

Örnek cümlede since ne işlev görür?

  1. Önceki ifadeyle karşıtlık oluşturan bir sonuç sunar.
  2. Önceki adı açıklayan nedeni sunar.
  3. Derin deniz dalışının başladığı zamanı belirtir.
Cevabı göster

Önceki adı açıklayan nedeni sunar.

Öbek fiiller

come up too quickly: çok hızlı yukarı çıkmak

Bu dalış bağlamında come up, derin sudan yüzeye doğru yukarı hareket etmek demektir. Too quickly, güvenli olandan daha hızlı anlamına gelir; bu nedenle they come up too quickly, dalgıçların yüzeye gereğinden hızlı çıktığını söyler. Fiziksel ortam, come up ifadesinin gerçek hareket anlamını seçtirir. Bu, bir fikir düşünmek ya da üretmek anlamındaki come up with değildir; o kullanımda with ve ardından üretilen şey gerekir.

Alıştırma

Bir dalış güvenliği kılavuzunda The divers came up too quickly ne anlama gelir?

  1. Güvenli olandan daha hızlı biçimde yüzeye çıktılar.
  2. Beklenenden daha erken bir çözüm düşündüler.
  3. Bir toplantıya beklenenden daha erken geldiler.
Cevabı göster

Güvenli olandan daha hızlı biçimde yüzeye çıktılar.

This results in pain, Kalıp ifadeler

3:37

Bu durum acı ile sonuçlanır,

paralysis,

3:39

felç,

or death,

3:40

veya kanının ne kadar köpüklendiğine bağlı olarak,

Kalıp ifadeler

result in pain, paralysis, or death: bir sonuca yol açmak

Result in, “neden olmak” veya “yol açmak” anlamına gelir. Özne nedeni, in edatından sonraki isim öbeği ise sonucu belirtir. Burada pain, paralysis veya death olası sonuçlar olarak sıralanır. Neden-sonuç ilişkisini açıklamak için result in + isim öbeği kullanılır. Bu kalıp, nesnel veya resmî açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi result fiili ve doğru edatla tamamlayın: Too little sleep can ____ poor concentration.

Cevabı göster

result in

depending on how foamy your blood becomes. Dilbilgisi

3:41

ölüm.

Dilbilgisi

depending on how foamy your blood becomes: dereceye bağlı olmak

Depending on how + sıfat + özne + fiil, bir sonucun dereceye göre değiştiğini anlatır. How foamy your blood becomes ifadesinde how, köpüklülük derecesini sorar; becomes ise durum değişimini gösterir. Bu -ing yan cümlesi, önceki ifadenin bağlı olduğu değişkeni ekler ve normalde tek başına tam bir cümle oluşturmaz. Buradaki foamy, çok sayıda kabarcık içeren kanı anlatmak için kullanılan canlı bir bilimsel açıklama sözcüğüdür; sıradan köpüklü bir içeceği anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi depending on ve doğru derece sözcüğüyle tamamlayın: The price changes ____ large the package is.

Cevabı göster

depending on how

Okay,

3:44

Tamam,

well,

3:44

şey,

let's say you want to fly just a few meters above the ground Anlatım akışı

3:45

diyelim ki sadece yerden birkaç metre yüksekte uçmak istiyorsun

Anlatım akışı

Let's say you want to ...: varsayımsal bir durum kurmak

Bu cümlede Let's say, dinleyiciden konuşmasını istemez. “Diyelim ki” anlamına gelir ve tartışmak üzere geçici, hayalî bir durum ortaya koyar. you want to fly yan cümlesi bu durumun içeriğini verir. Let's say + özne + fiil kalıbı, konuşmacının genel bir konudan belirli bir örneğe geçmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Geçici bir varsayım sunan, bu dersteki iki sözcüklü konuşma kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ you need more storage space.

Cevabı göster

Let's say

where you can still see the road signs and breathe oxygen with ease. Dilbilgisi

3:47

trafik işaretlerini hala görebildiğin ve kolayca oksijen soluyabildiğin bir yerde.

Dilbilgisi

where you can ...: bir yer hakkında bilgi eklemek

Burada where bir ilgi zarfıdır, soru sözcüğü değildir. Yerden birkaç metre yüksekteki alçak konuma geri gönderme yapar ve orada nelerin mümkün olduğunu açıklayan bilgiyi başlatır. Yan cümle içinde can, bağlanmış iki eylemin ikisi için de geçerlidir: can still see the road signs ve can breathe oxygen with ease. Yer + where + yan cümle kalıbı, bir yeri özellikleri veya kullanım biçimleriyle anlatmanızı sağlar.

Alıştırma

Bir yer hakkında bilgi ekleyen, bu dersteki tek sözcüklü ilgi zarfıyla cümleyi tamamlayın: Choose a table ____ you can work quietly and use a power outlet.

Cevabı göster

where

You'll still need goggles and a helmet to protect you from birds, Kalıp ifadeler

3:51

Kuşlardan korunmak için hala koruyucu gözlüğe ve bir kaska ihtiyacın olacak,

Kalıp ifadeler

to protect you from: birini tehlikeden korumak

to protect you from birds ifadesinde to protect... mastar grubu, gözlük ile kaskın kullanım amacını, yani kişiyi güvende tutmayı belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen protect someone or something from something kalıbı, bir tehlikenin bir kişiye veya şeye zarar vermesini engellemek anlamına gelir. Korunan kişi ya da şey from sözcüğünden önce, tehlike ise sonra gelir. Burada korunan kişi you, risk ise birds sözcüğüdür; from bir çıkış noktası belirtmez.

Alıştırma

protect ... from kalıbını tamamlayın: Safety glasses ____ your eyes ____ flying dust.

Cevabı göster

protect · from

insects,

3:55

böceklerden,

street signs,

3:56

sokak tabelalarından,

electrical wires,

3:57

elektrik tellerinden,

and other flying humans,

3:58

ve diğer uçan insanlardan,

including flying cops,

3:59

uçan polisler de dahil,

ready to hand you a ticket if you don't follow the flying rules, Notlar

4:01

eğer uçuş kurallarına uymazsan sana ceza kesmeye hazır olan,

buddy. Ton ve niyet

4:03

dostum.

Kalıp ifadeler

ready to hand you a ticket: yaptırım uyarısı

Be ready to + fiil, o eylemi yapmaya hazır olmak anlamına gelir. Hand someone something, bir şeyi doğrudan bir kişiye vermek demektir; bu nedenle hand you a ticket sana bir ticket vermek anlamındadır. Çevredeki cops, rules ve if you don't follow ifadeleri, ticket sözcüğünün burada resmî bir ceza tutanağını belirttiğini gösterir. Dolayısıyla ifade, kuralları çiğnersen polisin seni cezalandırabileceğine dair bir uyarıdır; uçan polisler ise şakanın bir parçasıdır.

Alıştırma

Bu cümlede ready to hand you a ticket ne anlama geliyor?

  1. Sana ücretsiz etkinlik girişi vermeye hazır olmak
  2. Kuralları çiğnediğin için sana ceza tutanağı vermeye hazır olmak
  3. Sana bir yolculuk bileti satmaya hazır olmak
Cevabı göster

Kuralları çiğnediğin için sana ceza tutanağı vermeye hazır olmak

Dilbilgisi

if you don't follow the flying rules: koşul belirtme

if you don't follow the flying rules yan cümlesi, daha önceki sonuca yol açabilecek koşulu belirtir: uçan polisler sana ceza kesebilir. İnsanların uçabildiği bu hayali dünyada if, olası bir kural ihlalini onun sonucuna bağlar. follow the rules ifadesinde follow, bir şeyin arkasından hareket etmek değil, “uymak” veya “gereğince davranmak” anlamına gelir. Bu if + koşul kalıbı, uyarılarda ve sonuçları açıklarken kullanışlıdır.

Alıştırma

Uyarıyı if + you don't follow + the rules kalıbıyla tamamlayın: You may lose screen time ____.

Cevabı göster

if you don't follow the rules

Ton ve niyet

Rahat ve takılmacı bir seslenme biçimi olarak buddy

Burada buddy, birine doğrudan seslenme biçimidir. Dinleyenin mutlaka konuşanın yakın arkadaşı olduğu anlamına gelmez. Şaka yollu bir uyarının sonunda kullanıldığında, “dostum” gibi rahat ve takılmacı bir ton katar. Etkisi ilişkiye ve söyleyiş biçimine bağlıdır: arkadaşlar arasında sıcak gelebilir, ancak bir yabancıya söylenirse veya birini düzeltirken kullanılırsa üstten bakan, alaycı ya da meydan okuyucu duyulabilir.

Alıştırma

Bir öğrenci yeni tanıştığı müdüre “Buddy, could you approve my request?” diye yazıyor. Bu durumda buddy kullanmak uygun mudur?

  1. Hayır, fazla samimidir ve saygısız duyulabilir.
  2. Evet, resmî ve saygılı bir unvandır.
Cevabı göster

Hayır, fazla samimidir ve saygısız duyulabilir.

Now,

4:04

Şimdi,

remember,

4:05

unutma,

if you have a collision mid-air that knocks you unconscious, Notlar

4:05

havada seni bilinçsiz bırakacak bir çarpışma yaşarsan,

Dilbilgisi

if ... a collision ... that knocks you unconscious ifadesindeki that yan cümlesi

if yan cümlesi tek bir koşul kurar: havada bir çarpışma yaşamanız. Bu koşulun içinde that knocks you unconscious, collision sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Burada that, knocks fiilinin öznesidir. İlgi yan cümlesi çarpışmanın sonucunu ekler; ikinci bir koşul başlatmaz. Bu yapıyla önce bir durumdan söz edip ardından o durumdaki önemli bir isim hakkında ek bilgi verebilirsiniz.

Alıştırma

if you have a collision mid-air that knocks you unconscious, parçasında that knocks you unconscious hangi ismi niteler?

  1. ikinci bir koşul
  2. mid-air ifadesinin belirttiği yer
  3. çarpışma
Cevabı göster

çarpışma

Kalıp ifadeler

knock someone unconscious: birini darbeyle bilinçsiz bırakmak

knock you unconscious ifadesinde knock, güçlü bir darbe veya çarpışmanın kişinin durumunu değiştirdiğini anlatır. Yapı knock + kişi + sıfat şeklindedir: you etkilenen kişidir, unconscious ise ortaya çıkan durumdur. Dolayısıyla bu ifade, birine vurarak veya onunla çarpışarak bilincini kaybetmesine neden olmak anlamına gelir. knock on a door ifadesindeki kapıyı çalma anlamında değildir.

Alıştırma

Darbenin onun bilincini kaybetmesine neden olduğunu anlatan knock + kişi + sıfat yapısıyla cümleyi tamamlayın: The impact could ____ him ____.

Cevabı göster

knock · unconscious

you would experience free-fall until you hit the ground. Notlar

4:09

yere çarpana kadar serbest düşüş yaşardın.

Kelime

free-fall: yer çekimiyle gerçekleşen desteksiz düşüş

Burada free-fall, destek olmadan yer çekiminin etkisiyle aşağı düşme durumunu belirtir. experience fiilinin nesnesidir ve yere ulaşmadan önceki düşüş süresini adlandırır. Bu birleşik sözcükte free, “ücretsiz” değil, “desteksiz veya kısıtlanmamış” anlamındadır.

Alıştırma

Örnekte free-fall ne anlama geliyor?

  1. Temel olarak yer çekimiyle gerçekleşen desteksiz bir düşüş
  2. Güvenli ve kontrollü bir iniş
  3. Para ödenmeyen bir düşme
Cevabı göster

Temel olarak yer çekimiyle gerçekleşen desteksiz bir düşüş

Dilbilgisi

until you hit the ground: bir bitiş noktasını belirtmek

Until, önceki bir eylem veya durumun bitiş noktasını belirleyen olayı başlatır. Burada serbest düşüş, you hit the ground anına kadar sürer; yere çarpma bu süreyi sona erdirir. Until'den sonra gelecek ya da varsayımsal bir zamanı anlatan yan cümlede İngilizce genellikle geniş zamanı kullanır: until you hit denir, until you will hit denmez.

Alıştırma

Bu cümlede until neyi gösteriyor? Leave the lights on until everyone leaves.

  1. Işıklar herkesin ayrıldığı ana kadar açık kalır.
  2. Işıklar yalnızca herkes ayrıldıktan sonra açılır.
  3. Işıklar açık olduğu için herkes ayrılır.
Cevabı göster

Işıklar herkesin ayrıldığı ana kadar açık kalır.

Ooh,

4:12

Ooh,

that wouldn't feel good. Ton ve niyet

4:13

bu hiç iyi hissettirmezdi.

Ton ve niyet

that wouldn't feel good: sonucu hafif söyleyerek mizah yaratma

Bu bağlamda that wouldn't feel good, düşüşten sonra yere çarpmayı anlatır. Sözcükler hafif gelir; yalnızca “iyi hissettirmezdi” denir, ancak olası sonuç şiddetli acı ve ciddi tehlikedir. Konuşmacı sonucu bilerek olduğundan hafif anlatır. Bu karşıtlık kuru bir mizah yaratır: Benzer bağlamlarda hafif bir olumsuz ifade, yalnızca “biraz rahatsız eder” değil, “korkunç olurdu” anlamını ima edebilir.

Alıştırma

Düşüşten sonra yere çarpma düşüncesini göz önünde bulundurduğunuzda, that wouldn't feel good nasıl bir etki yaratır?

  1. Tehlikeli ve acı verici bir sonucu mizahi biçimde hafife alır.
  2. Sonucun yalnızca hafif rahatsızlık vereceğini söyler.
  3. Kesin bir tıbbi uyarı verir.
Cevabı göster

Tehlikeli ve acı verici bir sonucu mizahi biçimde hafife alır.

Without society or the laws of physics, Dilbilgisi

4:14

Toplum veya fizik kuralları olmasaydı,

flying would be a totally awesome ability to have. Kelime

4:17

uçmak sahip olunabilecek kesinlikle harika bir yetenek olurdu.

Dilbilgisi

Without society or the laws of physics: gerçek dışı bir koşul

Burada Without society or the laws of physics, “ne toplum ne de fizik yasaları bizi sınırlasaydı” anlamına gelir. Bir kişinin yalnızca bir nesneye sahip olmadığını söylemek yerine, gerçek dışı bir koşul kurar. Kalıp şöyledir: Without + isim öbeği, ... would/could/might + fiilin yalın hâli. without öbeği kaldırılan koşulu belirtir, kiplik fiili içeren cümlecik ise hayal edilen sonucu verir.

Alıştırma

Without + isim öbeği kalıbını tamamlayın: ____ sunlight, these plants would die.

Cevabı göster

Without

Kelime

totally awesome: güçlü ve samimi bir övgü

Burada awesome, mükemmel veya çok keyifli anlamına gelir; totally ise bu övgüyü güçlendirir. totally awesome bir bütün olarak güçlü bir heyecan ve beğeni ifade eder. Bu ifadede totally, samimi bir pekiştiricidir. Kesin bir ölçüm vermez ve konuşanın bir şeyi tamamen kanıtladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada totally, totally awesome ifadesinde ne yapıyor?

  1. İfadeyi matematiksel olarak kesin hâle getirir.
  2. Awesome sözcüğünü olumsuz bir yargıya dönüştürür.
  3. Övgüyü güçlü biçimde pekiştirir.
Cevabı göster

Övgüyü güçlü biçimde pekiştirir.

But even if we could all just float around a few feet above the ground Dilbilgisi

4:21

Ama hepimiz sadece yerden birkaç fit yukarıda süzülebilsek

and only moving at a snail's pace, Deyimler

4:23

ve ancak salyangoz hızıyla hareket edebiliyor olsak bile,

Deyimler

at a snail's pace: çok yavaş hareket etmek

At a snail's pace, “çok yavaş” anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki salyangoz yalnızca yavaşlığı canlandıran bir benzetmedir; ifade gerçek bir salyangozdan söz etmez. Genellikle move veya progress gibi hareket ya da ilerleme bildiren bir fiilden sonra gelir. Bu cümlede hareketin son derece yavaş olduğunu vurgular.

Alıştırma

The elevator is moving at a snail's pace cümlesinde at a snail's pace ne anlama gelir?

  1. Ses çıkarmadan hareket ediyor.
  2. Bir salyangoza doğru hareket ediyor.
  3. Çok yavaş hareket ediyor.
Cevabı göster

Çok yavaş hareket ediyor.

I'm telling you, Ton ve niyet

4:25

sana söylüyorum,

it'd still be a cool ability that I'd want.

4:26

bu hala sahip olmak isteyeceğim harika bir yetenek olurdu.

Dilbilgisi

even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul

even if, çoğu zaman zor ya da olumsuz olan olası bir koşulu sunar ve ana sonucun değişmeyeceğini gösterir. Bu cümlede uçuş çok alçak ve son derece yavaş olacaktır, ama konuşan kişi yine de bu yeteneği ister. even if + koşul, ... still + sonuç yapısı, sonucun değişmediğini açıkça gösterir; still burada yaygındır ama zorunlu değildir.

Alıştırma

Olası olumsuz bir koşulun sonucu değiştirmeyeceğini göstermek için dersteki iki sözcüklü ifadeyi kullanın: ____ the first plan fails, we will still have a backup.

Cevabı göster

Even if

Ton ve niyet

I'm telling you: bir iddiayı güçlendirmek

Bu cümlede I'm telling you, konuşmada kullanılan bir vurgu ifadesidir. Asıl işlevi bilgi verme eylemini anlatmak değildir; believe me benzeri bir anlam taşır ve ardından gelen görüşü daha kararlı gösterir. Konuşan kişi, bir iddianın, tahminin veya uyarının ciddiye alınmasını istediğinde bu ifadeyi onun önüne sık sık getirir.

Alıştırma

I'm telling you, this is the best route cümlesinde I'm telling you temel olarak ne yapar?

  1. Konuşanın emin olmadığını gösterir.
  2. Konuşanın iddiasını güçlendirir.
  3. Bir mesajın gönderilmekte olduğunu bildirir.
Cevabı göster

Konuşanın iddiasını güçlendirir.

Wouldn't you? Ton ve niyet

4:29

Sen istemez miydin?

Ton ve niyet

Wouldn't you? ile onay beklentisi belirtmek

Wouldn't you? eksiltili bir olumsuz sorudur: dinleyen kişi, söylenmeyen eylemi veya seçimi önceki cümleden tamamlar. Burada “Sen de aynı şeyi istemez miydin?” anlamına gelir. Olumsuz biçim, konuşanın karşı tarafın katılmasını beklediğini gösterir. Bu yüzden açık uçlu bir bilgi sorusundan çok “Sen de öyle yapardın, değil mi?” gibi işlev görür.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Burada Wouldn't you? normalde dinleyenin no demesini değil, konuşana katılmasını bekler.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

Yeah,

4:30

Evet,

I thought so. Ton ve niyet

4:31

ben de öyle düşünmüştüm.

Ton ve niyet

I thought so. ile doğrulanan bir beklentiyi ifade etmek

I thought so. bir cevap veya tepkinin, konuşanın daha önce beklediği şeyle uyuştuğunu belirtir. Burada so, önceki düşüncenin —dinleyenin o yeteneği isteyeceği düşüncesinin— yerini tutar; böylece düşüncenin tamamı tekrarlanmaz. Wouldn't you? sorusundan sonra konuşan kişi, izleyici onay vermiş gibi cevap verir. Bu, eğlenceli ve kendinden emin bir etkileşim yaratır; asıl amaç geçmişte bir şey düşünmüş olduğunu ciddi biçimde anlatmak değildir.

Alıştırma

Maya, “Yes, I picked the blue backpack.” diyor. Leo, “I thought so.” diye cevap veriyor. Leo ne demek istiyor?

  1. Leo az önce bir sırt çantası seçmeye karar verdi.
  2. Leo hâlâ onun ne seçtiğinden emin değil.
  3. Onun seçimi, Leo'nun beklediği şeyle uyuşuyor.
Cevabı göster

Onun seçimi, Leo'nun beklediği şeyle uyuşuyor.

Now,

4:32

Şimdi,

which superpower physics lesson will you explore next? Anlatım akışı

4:33

bir sonraki süper güç fizik dersinde neyi keşfedeceksin?

Anlatım akışı

Which ... will you explore next?: sonraki içerik seçimine yön vermek

Bu soru, kapanış bölümünü sırada neyin izleneceği veya öğrenileceğine dair bir seçim etrafında düzenler. Which, süper güç fiziği derslerini bilinen bir seçenek grubu olarak sunar; next ise dikkati az önce biten dersten izleyicinin ardından seçebileceği derse taşır. Burada explore, bilinmeyen bir yerde yolculuk etmek değil, “daha fazla bilgi edinmek veya öğrenmeye devam etmek” anlamına gelir. Sorunun tamamı içerik için bir yön işareti gibi çalışır: mevcut bölümü kapatırken izleyiciyi listelenen derslerden biriyle devam etmeye çağırır.

Alıştırma

Bir sayfada videonun altında üç fen dersi seçeneği gösteriliyor. Hangi kapanış sorusu izleyicileri sırada ne izleyeceklerini seçmeye en iyi şekilde yönlendirir?

  1. Which science lesson will you explore next?
  2. What did you learn from this science lesson?
  3. Where can you find the science lesson notes?
Cevabı göster

Which science lesson will you explore next?

Shifting body size and content.

4:37

Vücut boyutu ve içeriğinin değişimi.

Super speed.

4:42

Süper hız.

Flight.

4:43

Uçmak.

Super strength.

4:45

Süper güç.

Immortality.

4:48

Ölümsüzlük.

And invisibility.

4:50

Ve görünmezlik.