Eğer süper güçler gerçek olsaydı: Uçmak - Joy Lin: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, insanların uçabilmesi halinde bunun gerçekten hızlı, güvenli ya da kullanışlı olup olmayacağını fizik üzerinden sorguluyor; Newton yasalarından hava direncine, irtifaya, basınç azalmasına ve alçaktan uçmanın tehlikelerine ilerliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If humans could fly / we would — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Gerçek olmayan bir yeteneği ve olası sonucunu tartışan bu varsayımsal soru kalıbını tanıyıp kullanabilirsiniz; özellikle bilimsel bir açıklamaya ya da görüş sorusuna giriş yaparken işe yarar. 2. the way soda fizzes up when shaken. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Günlük hayattan tanıdık bir görüntünün zor bir süreci nasıl açıkladığını görebilir, çok hızlı yükselirken vücuttaki gazların genişleme riskini daha kolay takip edebilirsiniz. 3. bends, decompression sickness, or "divers disease" — Kelime anlamı ve kullanım düzeyi: Aynı tıbbi durum için kullanılan birden fazla adı ayırt edebilir ve video çok hızlı yükselmenin tehlikesini anlatırken bu teknik terimin neden önemli olduğunu anlayabilirsiniz.
Bu derste
If humans could fly without tools and machines, Dilbilgisi
0:14Eğer insanlar alet ve makineler olmadan uçabilseydi,
If humans could fly ... we would: hayalî bir koşul ve sonuç
If humans could fly, insanların normal gerçeklikte sahip olmadığı hayalî bir yeteneği koşul olarak kurar. Buradaki could geçmişteki bir yeteneği anlatmaz; koşulun varsayımsal olduğunu gösterir. We would, bu hayalî durumun içindeki sonucu verir. Başka durumlara uygulanabilen kalıp If + özne + could + fiilin yalın hâli, ... özne + would + fiilin yalın hâli şeklindedir ve gerçek dışı bir koşulda ne olacağını sormak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hayalî yetenek ve sonuç kalıbını could ve would ile tamamlayın: If cats ____ read, what books do you think they ____ choose?
Cevabı göster
could · would
the world record for fastest short distance sprint speed is roughly 27 miles per hour. Kelime
0:21en hızlı kısa mesafe koşu hızı dünya rekoru saatte yaklaşık 27 mildir.
As of 2012: bilgi için referans bitiş noktası belirtmek
As of 2012, ardından gelen rekor için 2012 yılını referans tarihi olarak belirler. İfadenin o tarihte geçerli olan bilgileri yansıttığını gösterir; dolayısıyla rekor daha sonra değişmiş olabilir. as of + bir zaman noktası kalıbı, değişebilecek bilgilere tarih vererek onları düzenler. Rapor ve haberlerde rekorlar, toplamlar, kurallar ve durum güncellemeleriyle sıkça kullanılır.
Alıştırma
"As of Friday, the club had sold 500 tickets," rapor cümlesinde "As of Friday" ne işe yarar?
- 500 biletin hepsinin cuma günü boyunca satıldığını söyler.
- Cuma gününün gelecekteki bir satış tarihi olduğunu söyler.
- Cuma gününü bildirilen toplamın referans bitiş noktası olarak gösterir.
Cevabı göster
Cuma gününü bildirilen toplamın referans bitiş noktası olarak gösterir.
roughly 27 miles per hour: yaklaşık bir hız
Bu cümlede roughly, yaklaşık olarak anlamına gelir. 27 sayısının kesin bir ölçüm değil, yuvarlanmış bir tahmin olduğunu gösterir. Miles per hour bir hız birimidir ve bir saatte kaç mil gidildiğini belirtir. Bu nedenle roughly 27 miles per hour, saatte 27 mile yakın bir hız demektir.
Alıştırma
Hangi cümlede roughly yaklaşık bir hızı belirtmek için doğru kullanılmıştır?
- The boat was moving roughly 8 miles in hour.
- The boat was moving at rough 8 miles per hour.
- The boat was moving at roughly 8 miles per hour.
Cevabı göster
The boat was moving at roughly 8 miles per hour.
Running speed depends on how much force is exerted by the runner's legs Dilbilgisi
0:27Koşu hızı, koşucunun bacaklarının ne kadar kuvvet uyguladığına bağlıdır
depends on how much force: belirleyici etken olarak miktar
Depends on, bir şeyin başka bir şey tarafından belirlendiği veya ondan etkilendiği anlamına gelir. On sözcüğünden sonra gelen how much force is exerted by the runner's legs, değişkeni yani kuvvet miktarını belirten iç içe bir yan cümledir. Burada how much doğrudan bir soru sormaz. Yeniden kullanılabilen A depends on how much B... kalıbı, A’nın B miktarına göre değiştiğini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi depends on how much ile tamamlayın: Battery life ____ power the screen uses.
Cevabı göster
depends on how much
is exerted by: kuvvetin kaynağını belirtme
is exerted by yapısında force eylemden etkilenen ögedir: bir kişi veya bir şey bu kuvveti uygular. by ile başlayan the runner's legs bölümü kuvvetin kaynağını belirtir. Bu edilgen yapı, fiziksel büyüklük olan force sözcüğünü açıklamanın merkezinde tutar. Exert force, “kuvvet uygulamak” anlamına gelen yerleşik bir kullanımdır; “kuvveti çalıştırmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bilimsel cümleyi exert fiilinin edilgen biçimiyle ve kaynağı tanıtan sözcükle tamamlayın: The force ____ the spring.
Cevabı göster
is exerted by
and according to Newton's second law of motion, Kalıp ifadeler
0:31ve Newton'un ikinci hareket yasasına göre,
according to Newton's second law of motion: bir dayanak belirtme
According to ... ardından gelen ifadenin kaynağını veya dayanağını tanıtır. Burada Newton's second law of motion, kuvvet, kütle ve ivmeyle ilgili ifadenin bilimsel dayanağıdır. Bir kişinin, belgenin, kuralın veya teorinin ne söylediğini aktarmak için kullanılabilir. “Aynı fikirde olmak” anlamına gelmez; yalnızca bilginin veya akıl yürütmenin kaynağını belirtir.
Alıştırma
Belirtilen bir kaynağı tanıtan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the museum guide, this dinosaur lived 150 million years ago.
Cevabı göster
According to
the product of mass times acceleration: çarpma sonucu anlamındaki product
Bu formülde product, yapılan ya da satılan bir ürün değil, çarpma işleminin sonucu anlamına gelen matematiksel bir isimdir. Mass times acceleration, kütlenin ivmeyle çarpılması demektir; dolayısıyla vurgulanan ifade bu hesaplamanın sonucunu adlandırır. Formüllerde yaygın kalıp the product of A and B şeklindedir. A times B de denebilir. Orijinal ifade the product of kalıbını times ile birleştirir, ancak anlatılan işlem yine çarpmadır.
Alıştırma
Formülü anlatan cümlede product ne anlama gelir?
- kütlenin ivmeyle çarpılmasının sonucu
- bir şeyi üretme süreci
- satış için üretilmiş bir ürün
Cevabı göster
kütlenin ivmeyle çarpılmasının sonucu
for every action ... an equal and opposite reaction: Newton'ın üçüncü yasası
Bu, Newton'ın üçüncü yasasının geleneksel ifadesidir. Burada action ve reaction, etkileşen iki cismin birbirine uyguladığı kuvvetlerdir. Equal, kuvvetlerin büyüklüklerinin eşit olduğunu; opposite ise yönlerinin zıt olduğunu belirtir. İki kuvvet aynı cisme değil, farklı cisimlere etki eder. İfade şöyle anlaşılabilir: A cismi B cismini ittiğinde veya çektiğinde, B cismi de aynı anda A cismini eşit büyüklükte ve zıt yönde iter veya çeker.
Alıştırma
Bu ifadede equal and opposite ne anlama gelir?
- Kuvvetlerin büyüklükleri eşittir, yönleri zıttır ve farklı cisimlere etki ederler.
- Kuvvetler aynı yöndedir ve aynı cisme etki ederler.
- Tepki ancak etki kuvveti sona erdikten sonra başlar.
Cevabı göster
Kuvvetlerin büyüklükleri eşittir, yönleri zıttır ve farklı cisimlere etki ederler.
So that means running requires having a ground to push off from Notlar
0:45Yani bu, koşmanın itmek için bir zemine ihtiyaç duyduğu anlamına gelir
So that means: bir sonuç belirtmek
So that means, konuşanın az önce verdiği bilgiden bir sonuç çıkardığını dinleyene bildirir. Buradaki that önceki açıklamaya gönderme yapar; yeni bir nesnenin adı değildir. Açıklamalarda bu ifade fikirleri düzenler: önce bir gerçek ya da kural gelir, ardından bundan çıkan sonuç belirtilir.
Alıştırma
İkinci fikrin birinci fikirden çıkarılan sonuç olduğunu gösteren ifadeyi seçin: The library is closed today. ___ we need to return the books tomorrow.
- On the other hand
- For example
- So that means
Cevabı göster
So that means
requires having: gerekli bir koşul için require + gerund
requires having yapısında requires, ‘gerekli bir koşul olarak ihtiyaç duyar’ anlamına gelir; having ise isim görevindeki bir gerund biçimidir. Özne olan running etkinliği, having a ground to push off from ise bu etkinliğin bağlı olduğu koşulu belirtir. Bir etkinlik, süreç veya durumun gerekli kıldığı eylemi ya da durumu belirtmek için require + gerund yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi requires ve have fiilinin gerund biçimiyle tamamlayın: Working remotely ____ a reliable internet connection.
Cevabı göster
requires having
push off from: bir yüzeyden destek alıp uzaklaşmak
Push off from, destek sağlayan bir yüzeye kuvvet uygulayıp o yüzeyden uzaklaşmak demektir. Off yüzeyden ayrılma anlamını ekler, from ise bu yüzeyi veya başlangıç noktasını belirtir. Burada ifade, koşmak için neden zemine ihtiyaç duyulduğunu açıklar: koşucu, kuvvet uygulayıp ileri gitmek için zemini destek yüzeyi olarak kullanır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp push off from + surface biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümle yüzücünün duvardan destek alıp ondan uzaklaştığını anlatır?
- The swimmer pushed against the wall.
- The swimmer pushed off from the wall.
- The swimmer pushed the wall away.
Cevabı göster
The swimmer pushed off from the wall.
and the ground pushes back against the runner's foot. Kalıp ifadeler
0:48ve zemin koşucunun ayağına geri itme kuvveti uygular.
pushes back against: ters yönde kuvvetle karşılık vermek
Pushes back against ifadesinde back, karşılık olarak ters yönde anlamına gelir; önceki bir yere dönmek demek değildir. Against, bu ters kuvveti alan veya karşılayan şeyi belirtir. Özne the ground, against sonrasındaki nesne ise the runner's foot ifadesidir. Cümle, ayağın zemini ittiğini ve zeminin de ayağa kuvvet uygulayarak karşılık verdiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle yayın ele ters yönde kuvvetle karşılık verdiğini, fakat elin kesinlikle geriye hareket ettiğini söylemediğini anlatır?
- The spring pushes your hand back.
- The spring pushes off from your hand.
- The spring pushes back against your hand.
Cevabı göster
The spring pushes back against your hand.
So flying would actually be more similar to swimming. Dilbilgisi
0:52Bu yüzden uçmak aslında daha çok yüzmeye benzerdi.
would actually be more similar to ...: aslında ... daha çok benzerdi
Would ... be, karşılaştırmayı insanların normalde uçmasıyla ilgili bir gerçek olarak değil, hayal edilen bir durumda ortaya çıkacak sonuç olarak sunar. More similar to swimming, yüzmeye daha çok benzemek anlamına gelir ve similar to + isim veya -ing biçimi kalıbını izler. Actually, beklenen karşılaştırmanın düzeltildiğini gösterir. Konuşmacı, tahmin edilebilecek olanın aksine uçmanın yüzmeye daha çok benzeyeceğini söylüyor.
Alıştırma
'Beklenenin aksine ... daha çok benzeyecekti' anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Without gravity, moving around ____ swimming than walking.
Cevabı göster
would actually be more similar to
Michael Phelps is currently the fastest human in water
0:57Michael Phelps şu anda sudaki en hızlı insan
and the most decorated Olympian of all time. Kelime
1:01ve tüm zamanların en çok madalya kazanan Olimpiyat sporcusudur.
the most decorated Olympian of all time: tüm zamanların en çok ödül kazanmış Olimpiyat sporcusu
Burada decorated, çok sayıda madalya, ödül veya resmî onur kazanmış bir kişiyi anlatır. The most decorated Olympian, bu tür onurları toplamda en çok kazanan Olimpiyat sporcusu demektir; kişinin görünüşünün süslenmiş olmasını anlatmaz. Of all time, karşılaştırmayı söz konusu döneme kadar kayda geçmiş tüm tarihe yayar. Belirli bir zamanı değil, tüm zamanları veya bugüne kadarki dönemi ifade eder.
Alıştırma
'Maya is the most decorated runner in the league,' cümlesinde decorated ne anlama gelir?
- En çok ödülü veya onuru o almıştır.
- Ligin en hızlı koşucusudur.
- Kıyafetlerinde en fazla süs vardır.
Cevabı göster
En çok ödülü veya onuru o almıştır.
Guess how fast he swims? ile merak uyandırmak
“Guess how fast he swims?” dinleyiciyi hızlıca bir tahminde bulunmaya çağırır. Bu cümledeki asıl görevi cevap toplamak değil, gerçek hız açıklanmadan önce kısa bir merak duygusu oluşturmaktır. Bu soru-cevap düzeni bilgiyi organize eder: önce bir beklenti oluşturur, ardından gelen bilgi bu beklentiyi doğrulayabilir veya boşa çıkarabilir.
Alıştırma
Bir açıklama videosunda hız belirtilmeden önce “Guess how fast he swims?” denmesi büyük olasılıkla ne işe yarar?
- Hızlı bir tahmine yönlendirir ve cevap için merak oluşturur.
- Dinleyiciye hızın ölçülemeyeceğini söyler.
- Merak oluşturmadan son hızı doğrudan verir.
Cevabı göster
Hızlı bir tahmine yönlendirir ve cevap için merak oluşturur.
may surprise you: olası bir şaşkınlığı haber vermek
“may surprise you”, “sizi şaşırtabilir” anlamına gelir. Burada may olasılık ifade eder; izin istemez veya izin vermez. Bir sonuç açıklanmadan önce kullanıldığında bu ifade, bilginin dinleyicinin beklentisine ters düşebileceğini bildirir ve onu dinlemeye ya da okumaya devam etmeye teşvik eder.
Alıştırma
Cümleyi “sizi şaşırtabilir” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The final result ____.
Cevabı göster
may surprise you
His fastest recorded speed is less than 5 miles per hour. Dilbilgisi
1:09Kaydedilen en yüksek hızı saatte 5 milden daha azdır.
less than 5 miles per hour: sayısal bir sınırın altında
less than + bir sayı, gerçek değerin o sayıdan küçük olduğu anlamına gelir. Burada kaydedilen hız saatte 5 mile ulaşmamıştır. Bu ifade hızı sayısal bir sınırla karşılaştırır; bir kişinin diğerinden daha yetersiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Derste öğrendiğiniz ve «belirtilen sayıdan daha düşük» anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The trip took ____ two hours.
Cevabı göster
less than
A child on the ground can easily outrun Michael Phelps in water. Kelime
1:15Karadaki bir çocuk, sudaki Michael Phelps'i kolayca geride bırakabilir.
outrun Michael Phelps: birinden daha hızlı koşmak
outrun someone, o kişiden veya hayvandan daha hızlı koşmak demektir. Cümlede çocuğun karadaki hızı, Michael Phelps'in sudaki hızından daha yüksektir. out- ön eki outrun, outplay ve outperform gibi fiillerde bir şeyi başka birinden daha iyi ya da daha başarılı yapmak anlamı verebilir. Her birini bütün bir fiil olarak öğrenin: outrun, bir yerden koşarak çıkmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Derste öğrendiğiniz ve «birinden daha hızlı koşmak» anlamına gelen fiille cümleyi tamamlayın: Even with a head start, I could not ____ my sister.
Cevabı göster
outrun
But why is that? ile açıklamaya geçiş
Bu soruda that, fiziksel bir nesneye değil, az önce anlatılan duruma gönderme yapar. Why is that? “Bu durumun nedeni nedir?” anlamına gelir. Baştaki But, önceki sonucun şaşırtıcı olduğunu veya bir karşıtlık oluşturduğunu gösterir. Soru daha sonra bu sonucu gelecek açıklamanın konusu yapar; bu, bilimsel açıklamaları düzenlemenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
Bir açıklamada şaşırtıcı bir olaydan sonra gelen “But why is that?” ne işe yarar?
- Az önce sözü edilen olayın nedenini sorar.
- Birinden uzaktaki bir nesneyi belirlemesini ister.
- Bağlantısız, farklı bir olayı tanıtır.
Cevabı göster
Az önce sözü edilen olayın nedenini sorar.
let's go back to Newton's third law of motion. Anlatım akışı
1:21Newton'un üçüncü hareket yasasına geri dönelim.
let's go back to: önceki bir konuya dönmek
Burada let's go back to, “tekrar bunu konuşmaya dönelim” anlamına gelir. Fiziksel bir hareketi anlatmaz; to sözcüğünden sonraki ifade, dönülecek önceki konuyu, yani Newton'ın üçüncü hareket yasasını belirtir. Let's geçişe iş birliği havası verir. Konuşmacı, bir sonraki noktayı açıklamak için dinleyicileri önceden bilinen bilgiye geri yönlendirir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade let's go back to ile tamamlayın: Now, ____ the first question.
Cevabı göster
let's go back to
we move forward by pushing against the ground with our feet Dilbilgisi
1:24ayaklarımızla yere doğru iterek ileri hareket ederiz
by pushing against: yöntemi by + -ing ile belirtmek
By + -ing yapısı, bir eylemin nasıl yapıldığını veya bir sonuca hangi yöntemle ulaşıldığını gösterir. Burada by pushing against the ground, ileri gitmemizi sağlayan yöntemi açıklar. Push against, temas edilen bir şeye kuvvet uygulamak demektir. Bu fiziksel bağlamda against, kuvveti alan yüzeyi belirtir; “karşı çıkmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi by, push fiilinin -ing biçimi ve against edatıyla tamamlayın: The skier moved forward ____ the snow with her poles.
Cevabı göster
by pushing against
and the ground pushes back propelling us forward. Dilbilgisi
1:27ve yer bizi ileri iterek karşılık verir.
pushes back propelling us forward: sonucu gösteren bir -ing öbeği
Pushes back, çekimli fiil öbeğidir ve zeminin ana eylemini belirtir. Propelling us forward ise bu eylemin sonucunu ekleyen bir -ing öbeğidir: zeminin geri itmesi ileri gitmemizi sağlar. Bu -ing öbeği, and ile bağlanan ikinci bir çekimli fiil değildir. Bu yapı önce bir eylemi sunar, ardından o eylemin neye yol açtığını hemen gösterir.
Alıştırma
“The motor turns the wheels, propelling the cart forward,” cümlesinde “propelling the cart forward” ne işe yarar?
- Arabanın yaptığı ayrı bir eylemi belirtir.
- Motorun tekerlekleri döndürmesinin sonucunu belirtir.
- Motorun tekerlekleri ne zaman döndürdüğünü belirtir.
Cevabı göster
Motorun tekerlekleri döndürmesinin sonucunu belirtir.
it means the particles are essentially locked into place Kelime
1:33bu parçacıkların temel olarak yerlerine kilitlendiği anlamına gelir
By definition: tanımın zorunlu kıldığı bir sonucu belirtmek
By definition, cümlenin başında kullanılan ve sonraki iddianın bir tahmin ya da yalnızca yaygın bir durum nedeniyle değil, bir terimin kabul edilmiş anlamı nedeniyle doğru olduğunu gösteren bir ifadedir. Burada katı kavramının tanımını, parçacıklarının nispeten sabit konumlarda kalması açıklamasına bağlar. Akıl yürütmeyi şöyle düzenler: Terimin anlamı budur, dolayısıyla bu özellik zorunlu olarak bundan çıkar.
Alıştırma
Bir terimin anlamından çıkan gerçeği belirtmek için By definition ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- By definition, our picnic will probably be fun.
- By definition, a square has four equal sides.
- For example, a square is drawn on the board.
Cevabı göster
By definition, a square has four equal sides.
and must push back instead of getting out of the way. Deyimler
1:37ve yoldan çekilmek yerine geri itmeleri gerekir.
locked into place: hareketi kısıtlanacak biçimde sabitlenmiş
Locked into place, bir şeyin belirli veya amaçlanan konumuna sabitlenerek serbestçe hareket edememesi demektir. Buradaki locked mecazidir: Parçacıkların gerçek kilitleri yoktur. İfade, konumlarının sabit tutulduğuna ilişkin somut bir görüntü oluşturur ve neden kenara çekilmek yerine geri ittiklerini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi, amaçlanan konuma sıkıca sabitlenmiş anlamındaki bu derste öğrendiğiniz ifadeyle tamamlayın: After the safety bar clicks, it is ____.
Cevabı göster
locked into place
instead of getting out of the way: yoldan çekilmek yerine
Instead of, yerine başka bir eylemin yapıldığı veya seçilmeyen eylemi tanıtır; ana cümle onun yerine gerçekleşen eylemi bildirir. Burada pushing back ile getting out of the way karşılaştırılır. Get out of the way, birinin ya da bir şeyin geçebilmesi için kenara çekilmek demektir. Bu ifadede way, bir yöntemi değil, geçiş yolunu veya kaplanan alanı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “kenara çekilmek yerine” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The sheep stood in the gateway ____.
Cevabı göster
instead of getting out of the way
When we move our limbs to push back against the water,
1:43Suyu geriye doğru itmek için uzuvlarımızı hareket ettirdiğimizde,
a part of the water molecules can just slide past one another Kalıp ifadeler
1:46su moleküllerinin bir kısmı sadece birbirlerinin yanından kayıp geçebilir
slide past one another: birbirinin yanından kayıp geçmek
Slide past, bir şeyin yanı boyunca akıcı biçimde ilerleyip onu geçmek demektir. Burada su moleküllerinin birbirlerinin yanından geçerek konum değiştirmesini canlandırır. One another, moleküller arasındaki karşılıklı hareketi gösterir: her biri gruptaki diğerlerinin yanından geçebilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “birbirlerinin yanından akıcı biçimde geçmek” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: In the narrow aisle, the two shoppers had to ____.
Cevabı göster
slide past one another
instead of pushing back: seçilmeyen eylemi belirtmek
Instead of, yerine geçen veya seçilmeyen seçeneği gösterir. Burada pushing back gerçekleşmeyen eylem olarak sunulur; hemen önce anlatılan hareket onun yerine gerçekleşir. Alternatif bir eylemse instead of + fiilin -ing biçimi kullanılır. -ing biçimi, of edatından sonra isim gibi görev yapar; örneğin instead of waiting ve instead of turning back.
Alıştırma
wait for the elevator ifadesini instead of + -ing yapısına dönüştürerek cümleyi tamamlayın: Leo took the stairs ____.
Cevabı göster
instead of waiting for the elevator
let's think about flying: yeni bir konuya geçmek
Now bir geçişi gösterir ve let's think about flying, dinleyiciyi bir sonraki konu olarak uçmaya odaklanmaya davet eder. Konuşmacı açıklamayı yönlendirir; herkesten uzun süre durup düşünmesini istemez. Let's think about ... derslerde, sunumlarda ve açıklayıcı videolarda sözlü bir yön işareti gibi çalışır. Konuşmacıyla dinleyicinin yeni konuyu birlikte ele alacağına dair samimi bir his oluşturur.
Alıştırma
Bu açıklamada let's think about flying ifadesinin temel görevi nedir?
- Şu anda bir uçuş gerçekleştiğini bildirir.
- Dinleyiciyi bir sonraki konuya yönlendirir.
- Dinleyiciye videoyu durdurup sessizce düşünmesini söyler.
Cevabı göster
Dinleyiciyi bir sonraki konuya yönlendirir.
Air has a lot more free space for particles to move past one another. Dilbilgisi
1:52Havanın, parçacıkların birbirinin yanından geçebileceği çok daha fazla serbest alanı vardır.
free space for particles to move: for + isim + to-mastar yapısı
a lot more free space ifadesinde a lot, karşılaştırma sözcüğü more’u güçlendirir; yani boş alanın miktarı çok daha fazladır. Free space, hareketin gerçekleşebildiği, başka bir şey tarafından kaplanmamış alandır. for + isim + to-mastar yapısı, mevcut koşullarda eylemi kimin ya da neyin yapabildiğini gösterir. Buradaki for particles to move past one another, alanın parçacıklara ne yapma olanağı verdiğini anlatır; insanlar tarafından planlanan bir amaç değildir.
Alıştırma
for + isim + to-mastar yapısını ve the books / stand upright sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: This shelf has enough space ____.
Cevabı göster
for the books to stand upright
So even more of our energy would be wasted. Dilbilgisi
1:56Dolayısıyla enerjimizin çok daha fazlası boşa harcanırdı.
would be wasted: varsayımsal edilgen sonuç
Would be wasted, would kip belirteci ile edilgen be + geçmiş zaman ortacı yapısından oluşur. Bu varsayımsal açıklamada would, hayal edilen koşul altındaki beklenen sonucu gösterirken edilgen yapı, enerjiyi kimin boşa harcadığına değil, enerjiye ne olduğuna odaklanır. Burada would, “geçmişteki bir noktadan bakılan gelecek” anlamına gelmez. İfade koşulludur: hayal edilen durum gerçekleşseydi, enerjinin daha da büyük bir kısmı kullanılmadan kalırdı.
Alıştırma
Cümleyi waste fiilinin varsayımsal edilgen biçimiyle tamamlayın: If we left the lights on all day, a lot of electricity ____.
Cevabı göster
would be wasted
We would need to push a lot of air backwards in order to move forward. Dilbilgisi
2:00İleri doğru hareket edebilmek için çok miktarda havayı geriye doğru itmemiz gerekirdi.
in order to move forward: amaç belirtme
In order to move forward, havayı geriye itmenin amacını belirtir: ileri hareket edebilmek için hava geriye itilir. in order to + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemin hedefini gösterir. Burada move fiilin yalın hâlidir; ifadenin tamamı “ileri hareket etmek amacıyla” anlamına gelir, “bir sıraya göre” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan amaç yapısıyla tamamlayın: Maya whispered ____ avoid waking the baby.
Cevabı göster
in order to
Astronauts move around in shuttles in zero gravity when they're in outer space Kelime
2:04Astronotlar uzaydayken sıfır yerçekimi ortamındaki mekiklerin içinde hareket etmek için
in zero gravity: ağırlıksız bir ortamı belirtme
In zero gravity, astronotların hareket ettiği fiziksel koşulu anlatır. in edatı, zero gravity ifadesini çevredeki ortam veya koşul olarak sunar. Günlük uzay dilinde zero gravity genellikle insanlar ya da nesneler havada süzülürken görülen hissedilen ağırlıksızlık durumunu anlatır. Normalde hiçbir yerde yer çekimi kuvvetinin bulunmadığını iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi, ağırlıksız bir ortamı belirten ders ifadesiyle tamamlayın: The crew practiced moving ____.
Cevabı göster
in zero gravity
by pulling on handles installed on the ceiling walls and floors of the shuttle. Dilbilgisi
2:08mekiğin tavanına, duvarlarına ve zeminlerine monte edilmiş kolları çekerler.
by pulling on handles: by + -ing ile yöntem belirtme
By + -ing biçimi, bir eylemin nasıl yapıldığını gösterir. Burada by pulling on handles, astronotların hareket etmek için kullandığı yöntemi açıklar. Pull on handles ifadesinde on, pull ile birlikte kullanılır. Pull on something, bir şeyi tutup ona çekme kuvveti uygulamak demektir; astronotların tutamakların üzerinde bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi by ve pull on ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: You can ring the bell ____ the cord.
Cevabı göster
by pulling on
installed on ...: handles sonrasındaki geçmiş zaman ortacı niteleyicisi
Installed on ..., önce geçen handles ismini niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Bu tutamakların nereye yerleştirildiğini belirtir ve handles that are installed on the ceiling, walls, and floors of the shuttle biçiminde açılabilir. Burada installed sözcüğünün kendi öznesi veya yanında bir be biçimi yoktur; bu nedenle ana cümlenin yeni bir fiili değildir. İngilizcede bu tür kısaltılmış edilgen ilgi cümlecikleri genellikle niteledikleri isimden sonra gelir.
Alıştırma
"Use the cameras installed above the doors," cümlesinde "installed above the doors" neyi niteler?
- kameralar
- kapılar
- onları kullanma eylemi
Cevabı göster
kameralar
imagine you were given the ability to float. Dilbilgisi
2:13sana süzülme yeteneği verildiğini hayal et.
imagine you were given...: varsayımsal bir durum kurmak
Imagine + yan cümle, dinleyiciden kurgulanmış bir durumu bir süreliğine gerçekmiş gibi kabul etmesini ister. Burada you were given the ability to float bir düşünce deneyinin koşulunu kurar; gerçekten yaşanmış bir geçmiş olayı anlatmaz. Were given edilgen yapıdadır: yetenek sana gelir, ancak onu kimin verdiği söylenmez. Geçmiş zaman biçimi, koşulu uzak veya gerçek dışı göstermeye yardımcı olur. Imagine you were given... kalıbını hayalî bir yeteneğin, fırsatın veya kaynağın sonuçlarını tartışmaya başlarken kullanabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle dinleyiciden yeni bir yetenek kazandığını hayal etmesini ister?
- Remember when you gave me a swimming lesson.
- You were given a certificate yesterday.
- Imagine you were given the ability to breathe underwater.
Cevabı göster
Imagine you were given the ability to breathe underwater.
How would you move around in the middle of the street?
2:16Sokağın ortasında nasıl hareket ederdin?
wouldn't get very far: fazla mesafe veya ilerleme kaydedememek
Bu cümlede wouldn't get very far, havada yüzmenin seni yalnızca kısa bir mesafe ilerleteceği anlamına gelir. Get far, uzakta olan bir şeyi almak değil, uzun bir mesafe gitmek demektir. Aynı ifade fiziksel mesafe yerine ilerlemeyi de anlatabilir. Wouldn't get very far denilen bir plan veya yöntem, sorunlarla karşılaşmadan önce çok az şey başarır. Wouldn't, bunu varsayımsal bir koşulun beklenen sonucu olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede wouldn't get very far ne anlama geliyor? Without evidence, the argument wouldn't get very far.
- Sav fiziksel olarak uzaktaki bir yere giderdi.
- Sav uzakta bulunan birinden kanıt alırdı.
- Sav çok az ilerler veya çok az kişiyi ikna ederdi.
Cevabı göster
Sav çok az ilerler veya çok az kişiyi ikna ederdi.
would you?: wouldn't içeren olumsuz bir ifadeden sonra eklenti soru
Bu cümlede would you?, olumsuz you wouldn't get very far ifadesine eklenen bir eklenti sorudur. Ana cümle olumsuz wouldn't kullandığı için eklenti olumlu would + özne you biçimindedir. Bu, cevabı hiç bilinmeyen tamamen açık bir soru değildir. Konuşan kişi, havada yüzerek fazla uzağa gidilemeyeceği konusunda dinleyicinin kendisine katılmasını bekler; bu yüzden eklenti “değil mi?” veya “katılıyor musun?” gibi işlev görür.
Alıştırma
“You wouldn't get very far, would you?” cümlesinde konuşan kişi would you? ile ne yapıyor?
- Dinleyiciyi olumsuz ifadeye katılmaya davet etmek
- Dinleyiciden kibarca yüzmesini istemek
- Dinleyicinin hangi etkinliği seçeceğini sormak
Cevabı göster
Dinleyiciyi olumsuz ifadeye katılmaya davet etmek
I don't think so. ile yumuşak bir olumsuz yanıt
I don't think so., az önce sözü edilen bir fikri, tahmini veya olasılığı reddeden ya da bundan kuşku duyulduğunu belirten kısa bir yanıttır. Buradaki so, birinin havada yüzerek uzağa gidebileceği fikrinin tamamının yerine geçer; “bu nedenle” anlamındaki sonuç bağlacı değildir. Sadece No demekle karşılaştırıldığında bu ifade genellikle daha az sert gelir, çünkü olumsuz yanıtı konuşanın kendi yargısı olarak sunar: “Durumun böyle olmadığına inanıyorum.”
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Will the picnic be canceled?” diye soruyor. Hangi yanıt yumuşak bir olumsuz değerlendirme bildirir?
- No. That's impossible.
- I don't think so.
- I don't know anything about picnics.
Cevabı göster
I don't think so.
assuming you were granted the ability to float and the speed to move around efficiently, Dilbilgisi
2:24sana süzülme yeteneği ve etkili bir şekilde hareket etme hızının verildiğini varsayarak,
assuming you were granted...: bir koşulu şimdilik doğru kabul etmek
Assuming + yan cümle, konuşmanın ilerleyebilmesi için konuşmacının geçici olarak doğru kabul ettiği bir koşulu sunar. Bu, koşulun gerçekten doğru olduğunu ileri sürmez ve konuşmacının bir kişi hakkında tahminde bulunduğu anlamına gelmez. Burada were granted edilgen yapıdadır: birisi ya da bir şey, hitap edilen kişiye bu yeteneği ve hızı verir. Vurgulanan yan cümlenin tamamı, konuşmacı sonucu ele almadan önce iki varsayımsal koşulu kurar.
Alıştırma
Bu cümlede assuming ne işe yarar: "Assuming you were granted more time, what would you change?"
- Daha fazla zamana sahip olmanın geçmişteki bir olayın gerçek nedeni olduğunu söyler.
- Başka bir kişinin düşünceleri hakkında bir tahmini aktarır.
- Daha fazla zamana sahip olmayı geçici olarak bir öncül kabul eder.
Cevabı göster
Daha fazla zamana sahip olmayı geçici olarak bir öncül kabul eder.
According to the ideal gas law: bilimsel bir kaynağı belirtmek
According to + kaynak, dinleyiciye sonraki bilgi ya da sonucun nereden geldiğini bildirir. Burada kaynak ideal gas law olduğundan, ifade sonraki açıklamanın dayanağı olarak bilimsel bir ilke sunar. Bu bağlamda law, düzenli bir ilişkiyi açıklayan “bilimsel yasa” anlamındadır; hükümetin koyduğu bir hukuk kuralı değildir.
Alıştırma
Cümleyi “bu kaynağın belirttiğine göre” anlamındaki vurgulanmış iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the weather report, the storm will arrive tonight.
Cevabı göster
According to
PV = nRT: ideal gaz yasası formülü
PV = nRT ideal gaz yasasının formülüdür; sıradan bir İngilizce cümle değildir. P basıncı, V hacmi, n gaz miktarını, R ideal gaz sabitini ve T mutlak sıcaklığı temsil eder. Burada formül, bilimsel arka planı kısa biçimde verir: Bu nicelikler birbirinden bağımsız bilgiler değil, birbiriyle bağlantılıdır.
Alıştırma
Bu altyazıda PV = nRT'nin işlevi nedir?
- Basınç ile sıcaklığın her zaman eşit olduğunu söyler.
- PVnRT harflerinden oluşan sıradan bir sözcüktür.
- Formüldeki nicelikleri ilişkilendiren ideal gaz yasasını tanıtır.
Cevabı göster
Formüldeki nicelikleri ilişkilendiren ideal gaz yasasını tanıtır.
positive correlation: aynı yönde değişen değişkenler
Bilimsel ve veri odaklı bağlamlarda positive correlation, yani “pozitif korelasyon”, iki niceliğin aynı yönde değişme eğiliminde olduğunu belirtir. Biri yükseldiğinde diğeri de yükselme, biri düştüğünde diğeri de düşme eğilimindedir. Burada positive, iyi veya iyimser bir duyguyu değil, ilişkinin yönünü anlatır. Correlation bir bağlantıyı belirtir; tek başına bir niceliğin diğerindeki değişime neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi aynı yöndeki bir ilişkiyi belirten bilimsel terimle tamamlayın: The graph shows a ____ between outdoor temperature and cold-drink sales.
Cevabı göster
positive correlation
meaning they increase and decrease together: bir terimi basitçe açıklama
meaning they increase and decrease together biçimindeki -ing yan cümlesi, önceki positive correlation terimine açıklama ekler. Yeni bir ana cümle değildir: meaning daha açık bir yeniden ifadeyi başlatır, they ise pressure and temperature ifadelerine gönderme yapar. Bu kalıp bilgiyi şöyle düzenler: teknik ifade, meaning + açıklama. Konuşan kişi önce terimi verir, ardından onu hemen daha basit sözlerle açıklar.
Alıştırma
"The material is biodegradable, meaning natural processes can break it down," cümlesinde meaning + yan cümle ne yapar?
- biodegradable sözcüğünü bir karşılaştırmaya dönüştürür.
- biodegradable için daha basit bir açıklama verir.
- Malzemenin yaptığı yeni bir ana eylemi belirtir.
Cevabı göster
biodegradable için daha basit bir açıklama verir.
This is because the air expands in volume with less pressure. Notlar
2:42Bunun nedeni, düşük basınçta havanın hacminin genişlemesidir.
This is because: sonuçtan sonra nedeni verme
This is because ifadesindeki This, hemen önce verilen sonuca veya açıklamaya, yani basınç ile sıcaklığın birlikte artıp azalmasına gönderme yapar. Because, ardından gelen yan cümlenin nedeni vereceğini gösterir: basınç daha düşük olduğunda hava genişler. Bilgi düzeni şöyledir: sonuç. This is because + neden. Önce ne olduğunu söyleyip ardından bunun nedenini açıklayan anlatımlarda yaygındır.
Alıştırma
Sonuca gönderme yapıp nedeni tanıtan üç sözcüklü kalıpla açıklamayı tamamlayın: The pavement stayed wet all morning. ____ the air was too cool for the water to evaporate quickly.
Cevabı göster
This is because
expands in volume with less pressure: daha düşük basınçta hacimce genişleme
Expands in volume, havanın daha fazla yer kaplaması demektir. Bu ifade artan boyutun hacim olduğunu belirtir. Bu cümlede with less pressure, değişime eşlik eden koşulu verir: basınç düştükçe hava daha büyük bir hacim kaplayabilir. With, less pressure ifadesinin havayı genişletmek için kullanılan bir araç olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte with less pressure bize neyi anlatır?
- Basınç daha düşük olduğunda hava genişler.
- Hava, genişlemek için basıncı bir araç olarak kullanır.
- Basınç hacme dönüşür.
Cevabı göster
Basınç daha düşük olduğunda hava genişler.
So the molecules have more room to wander around Kalıp ifadeler
2:45Böylece moleküller, birbirleriyle çarpışıp ısı yaratmadan
have more room to wander around: rahatça dolaşmak için daha fazla alana sahip olmak
Have more room to do something, bir eylem için daha fazla fiziksel alana veya özgürlüğe sahip olmak demektir. Buradaki room, bir binanın içindeki ayrı bir oda değil, “alan” anlamındadır. Wander around genellikle belirli bir yol olmadan bir yerden başka bir yere hareket etmeyi anlatır. Moleküller için kullanıldığında canlı ve gerçek anlamı dışında bir ifadedir: moleküller insanlar gibi gezintiye çıkmaz, mevcut alanda daha özgürce hareket edebilir.
Alıştırma
move around kullanarak öğrenilen have more room to + fiil yapısını tamamlayın: After we moved the tables, the dancers had ____.
Cevabı göster
more room to move around
without colliding into each other and creating heat. Dilbilgisi
2:48dolaşmak için daha fazla alana sahip olurlar.
without colliding ... and creating ...: without sonrasında paralel -ing eylemleri
Without + -ing, bir eylemin ana olayla birlikte gerçekleşmediğini gösterir. Burada without, birbiriyle bağlantılı iki -ing eylemini tanıtır: colliding into each other ve creating heat. and bağlacı colliding ile creating sözcüklerini bağladığı için without iki eylem için de geçerlidir. İfadenin tamamı, ne çarpışmanın ne de ısı oluşumunun gerçekleştiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede without, sıralanmış iki -ing eylemiyle doğru kullanılmıştır?
- The cyclist stopped without skidding and losing control.
- The cyclist stopped without skid and lose control.
- The cyclist stopped without skidded and lost control.
Cevabı göster
The cyclist stopped without skidding and losing control.
Since the atmospheric pressure is a lot lower in high altitudes, Dilbilgisi
2:51Yüksek rakımlarda atmosferik basınç çok daha düşük olduğundan,
it would be freezing cold if you were flying above the clouds. Kalıp ifadeler
2:55bulutların üzerinde uçuyor olsaydın hava dondurucu derecede soğuk olurdu.
Since the atmospheric pressure ...: because anlamındaki since
Burada Since, because anlamına gelir. Since ile başlayan yan cümle nedeni verir: yüksek irtifalarda atmosfer basıncı çok daha düşüktür. Ana cümle ardından sonucu, yani bulutların üzerinde havanın dondurucu derecede soğuk olacağını belirtir. Bu kullanımı tanımak için since yan cümlesinin “Neden?” sorusunu yanıtlayıp yanıtlamadığına bakın. Bir başlangıç zamanı yerine neden sunuyorsa since nedenseldir.
Alıştırma
Bu cümlede Since ne anlama gelir? Since the road is icy, the bus will move slowly.
- -dığı zamandan beri
- çünkü
- -e rağmen
Cevabı göster
çünkü
freezing cold: aşırı derecede soğuk
Freezing cold, aşırı derecede soğuk demektir. Burada freezing, cold sözcüğünün derecesini güçlendirir; sıcaklığın mutlaka tam donma noktasında olduğu anlamına gelmez. Bir yerin, nesnenin veya durumun ne kadar soğuk hissettirdiğini vurgulamak istediğinde bu ifadeyi kullanabilirsin.
Alıştırma
Derste geçen ve aşırı derecede soğuk anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamla: The tent was ____ when we woke up.
Cevabı göster
freezing cold
You'd need to wrap yourself up to keep your core body temperature above 95 degrees Fahrenheit. Notlar
2:58Vücut sıcaklığını 95 derece Fahrenheit'ın üzerinde tutmak için sıkıca sarınman gerekirdi.
You'd need to wrap yourself up: sıcak kalmak için sarınma gereği
You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. You'd need to, hayal edilen durumda bir şeyin gerekli olacağını belirtir. Wrap yourself up, sıcak tutan giysilerle veya battaniyeyle bedenini iyice örtmek anlamına gelir. Up, öbek fiilin parçasıdır ve tamamen örtülme anlamı katar; yukarı demek değildir.
Alıştırma
Öğüdü wrap, doğru dönüşlülük zamiri ve up ile tamamla: It is snowy outside, so ____ before you leave.
Cevabı göster
wrap yourself up
keep your core body temperature above 95 degrees Fahrenheit: vücut çekirdek sıcaklığını 95 Fahrenheit derecesinin üzerinde tutmak
Keep X above Y, X’in belirtilen sayısal sınırın üzerinde kalmasını sağlamak demektir. Burada X vücut çekirdek sıcaklığı, Y ise 95 Fahrenheit derecesidir. Above burada fiziksel olarak yukarıda olmayı değil, bir ölçekte daha yüksek bir değeri anlatır. Bu kalıp sıcaklık, seviye, oran, puan veya başka ölçülebilir değerleri bir alt sınırın üzerinde tutmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi keep X above Y ile tamamlayın: We need to ____ twenty percent.
Cevabı göster
keep the battery level above
Otherwise: “aksi takdirde” anlamı
Bu cümlenin başında Otherwise, “az önce söyleneni yapmazsan” anlamına gelir. Önceki cümledeki sıkıca sarınma gereğini işaret eder ve bunu yapmamanın sonucunu tanıtır. Bu kullanım bilgiyi önce eylem veya koşul, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler: Do this. Otherwise, this result will follow. Özellikle talimatlarda, tavsiyelerde ve uyarılarda yaygındır.
Alıştırma
“Bunu yapmazsan” anlamındaki tek sözcüklü bağlayıcıyı ekleyin: Put the milk in the fridge. ____, it will spoil.
Cevabı göster
Otherwise
and eventually drop out of the sky Deyimler
3:08ve hipotermiden kaynaklanan kas kontrolü kaybı nedeniyle
gradually ... eventually: süreçten nihai sonuca
Gradually, bir değişimin adım adım geliştiğini; eventually ise bir süre veya bir dizi olaydan sonra ulaşılan sonucu gösterir. Bu cümlede gradually zihinsel durumun giderek kötüleşmesini başlatır, eventually ise dinleyiciyi sonuca taşır. İkisi birlikte sırayı açıkça gösterir: önce gelişen süreç, sonra nihai sonuç.
Alıştırma
Gradually ve eventually sözcüklerinin görevlerini hangi seçenek doğru açıklar?
- gradually gelişen bir süreci, eventually nihai sonucu gösterir
- gradually nihai sonucu, eventually gelişen bir süreci gösterir
- iki kelime de yalnızca nihai sonucu gösterir
Cevabı göster
gradually gelişen bir süreci, eventually nihai sonucu gösterir
eventually drop out of the sky: sonunda kontrolsüzce düşmek
Eventually drop out of the sky, önceki sürecin ardından öznenin sonunda havadan düşmesi anlamına gelir. Drop aşağı yönlü bir düşüşü anlatır; out of the sky ise olayı canlı bir görüntüyle sunar. Buradaki out of, gökyüzünü gerçek bir kap gibi göstermez. İfadenin tamamı, havadaki bir insanın, hayvanın veya nesnenin havada kalma yeteneğini yitirip düşmesini çarpıcı biçimde anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede drop out of the sky doğal biçimde kullanılmıştır?
- The elevator reached the ground floor and dropped out of the sky.
- The damaged drone lost power and dropped out of the sky.
- The passenger plane landed safely and dropped out of the sky.
Cevabı göster
The damaged drone lost power and dropped out of the sky.
due to loss of muscle control from hypothermia: nedeni bir isim öbeğiyle belirtme
Due to bir neden sunar ve burada ardından loss of muscle control from hypothermia isim öbeği gelir. Bu öbek, cümlede veya bağlamda başka bir yerde belirtilen sonucun neden gerçekleştiğini açıklar. Bu isim öbeğinin içinde from hypothermia, kaybın kaynağını belirtir: hipotermi kas kontrolünün kaybedilmesine neden olur. due to + isim öbeği kalıbı, nedeni kısa ve öz biçimde vermeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede due to, isim öbeği biçimindeki bir nedeni doğru olarak sunar?
- The outdoor concert was canceled due to the rain fell all evening.
- The outdoor concert was canceled due to heavy rain.
- The outdoor concert was canceled due to it rained heavily.
Cevabı göster
The outdoor concert was canceled due to heavy rain.
the ideal gas law implies that as the pressure decreases, Dilbilgisi
3:14ideal gaz yasası, basınç azaldıkça
as the pressure decreases, gas volume increases: iki değişimi eşleştirme
Burada as, “bir değişim ilerlerken” veya “bir şey değiştikçe” anlamına gelir; “... olarak” anlamında değildir. Önce değişen ilk değişkeni, the pressure decreases, sunar; ana cümle ise buna bağlı değişimi, gas volume increases, verir. Yeniden kullanılabilecek kalıp As X changes, Y changes şeklindedir. İki eğilimi eşleştirerek bilgiyi düzenler ve bir değişken değişirken diğerine ne olduğunu takip etmeyi sağlar.
Alıştırma
İki değişimi bağlamak için eğilim cümlesini as ile tamamlayın: ____ the room gets warmer, the ice melts faster.
Cevabı göster
As
So if you were to fly straight up too quickly, Dilbilgisi
3:19Yani çok hızlı bir şekilde dümdüz yukarı doğru uçsaydın,
if you were to fly...: varsayımsal bir koşul kurmak
if + özne + were to + fiilin yalın hâli kalıbı, henüz gerçekleşmemiş hayalî bir durumu kurar. Burada if you were to fly... “uçtuğunu varsayalım...” anlamına gelir ve would ile ifade edilen bir sonucun koşulunu sunar. Were, uçma eylemini geçmiş zamana yerleştirmez. Varsayımsal bir mesafe kurar; konuşan kişi bir sonucu, uyarıyı veya olasılığı açıklamak için olayın hayal edilmesini ister.
Alıştırma
Cümleyi if + you + were to kalıbıyla tamamlayın: ____ miss the last bus, who could pick you up?
Cevabı göster
If you were to
the inert gas in your body would rapidly expand Kelime
3:22vücudundaki eylemsiz gaz hızla genişlerdi
inert gas: düşük tepkimeli gazı belirten bilimsel terim
Inert gas, söz konusu koşullarda kimyasal tepkimeye kolayca girmeyen bir gaz için kullanılan bilimsel bir terimdir. Burada basınç altında vücut dokularında çözünebilen azot gibi gazları anlatır. Dış basınç hızla düştüğünde çözünmüş gaz genişleyebilir veya kabarcık oluşturabilir. Bu nedenle inert, kimyasal tepkime özelliğini anlatır; gazın hareketsiz veya “tembel” olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bilimsel bağlamda inert gas ne anlama gelir?
- Hareket edemeyen veya genişleyemeyen bir gaz
- İlgili koşullarda nispeten düşük tepkimeli bir gaz
- Solunması güvenli olan herhangi bir gaz
Cevabı göster
İlgili koşullarda nispeten düşük tepkimeli bir gaz
the way soda fizzes up when shaken. Notlar
3:24tıpkı çalkalandığında asitli bir içeceğin köpürmesi gibi.
the way soda fizzes up when shaken: benzetme kurmak
Bu cümlede the way soda fizzes up when shaken bir benzetme sunar: görünmeyen gaz genleşmesi, çalkalanmış gazlı içeceğin köpürmesi gibi tanıdık bir görüntüyle karşılaştırılır. Buradaki the way, just as veya like how ifadelerine yakındır; bir talimat dizisi anlatmaz. Bu karşılaştırma, tanıdık bir görüntüden daha zor bir fikre geçerek açıklamayı düzenler. Yalnızca ortak özellik—gazın hızla genleşip kabarcıkları yükseltmesi—karşılaştırılır; vücut gerçekten gazlı içecek değildir.
Alıştırma
the way soda fizzes up when shaken ifadesi açıklamada hangi işlevi görür?
- Gazlı içeceği çalkalamanın doğru yöntemini açıklar.
- Vücudun gerçekten gazlı içecek içerdiğini söyler.
- Soyut bir süreci açıklamak için günlük bir karşılaştırma yapar.
Cevabı göster
Soyut bir süreci açıklamak için günlük bir karşılaştırma yapar.
fizzes up: kabarcıkların hızla yükselmesi
Fizzes up, birdenbire canlı biçimde çok sayıda kabarcık oluşması anlamına gelir. Bu örnekte çözünmüş gaz çalkalanan içecekten çıkar ve kabarcıklarla köpük yüzeye doğru yükselir. Up parçacığı, kabarcıklanmanın yükseldiği veya arttığı hissini güçlendirir. İçeceğin yalnızca kabarcık içerdiğini söylemekten daha hareketli bir görüntü oluşturur.
Alıştırma
fizz up ifadesini doğru biçimde kullanın: The mixture ____ when we add the tablet.
Cevabı göster
fizzes up
The phenomenon is called ...: bir olguyu adlandırmak
The phenomenon is called ... kalıbı, daha önce açıklanmış bir şeyin adını veya terimini verir. Burada called, «adı verilir» ya da «denir» anlamındadır ve ardından bir veya daha fazla ad gelir; «telefonla aranır» anlamına gelmez. Bu edilgen kalıp açıklamalarda kullanışlıdır: önce betimleme, sonra ad gelir. Özne This process is called ..., This effect is called ... veya The condition is called ... örneklerindeki gibi değişebilir.
Alıştırma
Hedef iki sözcüklü adlandırma kalıbını tamamlayın: This process ____ evaporation.
Cevabı göster
is called
bends, decompression sickness ve "divers disease": aynı hastalığın farklı adları
Bu listede bends, decompression sickness ve "divers disease", hızlı basınç düşüşüyle ilişkili aynı hastalığın farklı adları olarak sunulur. Yaygın takma adın tam biçimi the bends, resmî tıbbi terim ise decompression sickness'tir. Buradaki or, alternatif adları birbirine bağlar; cümle üç ayrı hastalığı adlandırmaz. bends sözcüğünü sıradan «eğrilikler» veya «bükülme hareketleri» anlamında değil, sabit hastalık adı the bends'in bir parçası olarak okuyun.
Alıştırma
Cümlede the bends, decompression sickness ve "divers disease" arasında nasıl bir ilişki vardır?
- Aynı hastalığın üç aşamasıdır.
- Birbiriyle ilgisiz üç yaralanmadır.
- Aynı hastalığın farklı adlarıdır.
Cevabı göster
Aynı hastalığın farklı adlarıdır.
since deep sea scuba divers experience this when they come up too quickly. Notlar
3:33çünkü derin deniz dalgıçları çok hızlı yüzeye çıktıklarında bunu deneyimlerler.
since ... experience this: neden belirtmek
Burada since, because anlamına gelir ve bir neden sunar. Bu yan cümle, daha önce geçen dekompresyon hastalığı adının dalgıçlarla neden ilişkilendirildiğini açıklar: this dekompresyon hastalığına gönderme yapar, when ise dalgıçların bunu yaşadığı durumu belirtir. Bilgi önce bir ad veya iddia, sonra onu anlaşılır kılan arka plan gelecek şekilde düzenlenmiştir. Burada since bir neden bağlantısı kurar; bir zaman aralığının başlangıcını göstermez.
Alıştırma
Örnek cümlede since ne işlev görür?
- Önceki ifadeyle karşıtlık oluşturan bir sonuç sunar.
- Önceki adı açıklayan nedeni sunar.
- Derin deniz dalışının başladığı zamanı belirtir.
Cevabı göster
Önceki adı açıklayan nedeni sunar.
come up too quickly: çok hızlı yukarı çıkmak
Bu dalış bağlamında come up, derin sudan yüzeye doğru yukarı hareket etmek demektir. Too quickly, güvenli olandan daha hızlı anlamına gelir; bu nedenle they come up too quickly, dalgıçların yüzeye gereğinden hızlı çıktığını söyler. Fiziksel ortam, come up ifadesinin gerçek hareket anlamını seçtirir. Bu, bir fikir düşünmek ya da üretmek anlamındaki come up with değildir; o kullanımda with ve ardından üretilen şey gerekir.
Alıştırma
Bir dalış güvenliği kılavuzunda The divers came up too quickly ne anlama gelir?
- Güvenli olandan daha hızlı biçimde yüzeye çıktılar.
- Beklenenden daha erken bir çözüm düşündüler.
- Bir toplantıya beklenenden daha erken geldiler.
Cevabı göster
Güvenli olandan daha hızlı biçimde yüzeye çıktılar.
result in pain, paralysis, or death: bir sonuca yol açmak
Result in, “neden olmak” veya “yol açmak” anlamına gelir. Özne nedeni, in edatından sonraki isim öbeği ise sonucu belirtir. Burada pain, paralysis veya death olası sonuçlar olarak sıralanır. Neden-sonuç ilişkisini açıklamak için result in + isim öbeği kullanılır. Bu kalıp, nesnel veya resmî açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi result fiili ve doğru edatla tamamlayın: Too little sleep can ____ poor concentration.
Cevabı göster
result in
depending on how foamy your blood becomes: dereceye bağlı olmak
Depending on how + sıfat + özne + fiil, bir sonucun dereceye göre değiştiğini anlatır. How foamy your blood becomes ifadesinde how, köpüklülük derecesini sorar; becomes ise durum değişimini gösterir. Bu -ing yan cümlesi, önceki ifadenin bağlı olduğu değişkeni ekler ve normalde tek başına tam bir cümle oluşturmaz. Buradaki foamy, çok sayıda kabarcık içeren kanı anlatmak için kullanılan canlı bir bilimsel açıklama sözcüğüdür; sıradan köpüklü bir içeceği anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi depending on ve doğru derece sözcüğüyle tamamlayın: The price changes ____ large the package is.
Cevabı göster
depending on how
let's say you want to fly just a few meters above the ground Anlatım akışı
3:45diyelim ki sadece yerden birkaç metre yüksekte uçmak istiyorsun
Let's say you want to ...: varsayımsal bir durum kurmak
Bu cümlede Let's say, dinleyiciden konuşmasını istemez. “Diyelim ki” anlamına gelir ve tartışmak üzere geçici, hayalî bir durum ortaya koyar. you want to fly yan cümlesi bu durumun içeriğini verir. Let's say + özne + fiil kalıbı, konuşmacının genel bir konudan belirli bir örneğe geçmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Geçici bir varsayım sunan, bu dersteki iki sözcüklü konuşma kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ you need more storage space.
Cevabı göster
Let's say
where you can still see the road signs and breathe oxygen with ease. Dilbilgisi
3:47trafik işaretlerini hala görebildiğin ve kolayca oksijen soluyabildiğin bir yerde.
where you can ...: bir yer hakkında bilgi eklemek
Burada where bir ilgi zarfıdır, soru sözcüğü değildir. Yerden birkaç metre yüksekteki alçak konuma geri gönderme yapar ve orada nelerin mümkün olduğunu açıklayan bilgiyi başlatır. Yan cümle içinde can, bağlanmış iki eylemin ikisi için de geçerlidir: can still see the road signs ve can breathe oxygen with ease. Yer + where + yan cümle kalıbı, bir yeri özellikleri veya kullanım biçimleriyle anlatmanızı sağlar.
Alıştırma
Bir yer hakkında bilgi ekleyen, bu dersteki tek sözcüklü ilgi zarfıyla cümleyi tamamlayın: Choose a table ____ you can work quietly and use a power outlet.
Cevabı göster
where
You'll still need goggles and a helmet to protect you from birds, Kalıp ifadeler
3:51Kuşlardan korunmak için hala koruyucu gözlüğe ve bir kaska ihtiyacın olacak,
to protect you from: birini tehlikeden korumak
to protect you from birds ifadesinde to protect... mastar grubu, gözlük ile kaskın kullanım amacını, yani kişiyi güvende tutmayı belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen protect someone or something from something kalıbı, bir tehlikenin bir kişiye veya şeye zarar vermesini engellemek anlamına gelir. Korunan kişi ya da şey from sözcüğünden önce, tehlike ise sonra gelir. Burada korunan kişi you, risk ise birds sözcüğüdür; from bir çıkış noktası belirtmez.
Alıştırma
protect ... from kalıbını tamamlayın: Safety glasses ____ your eyes ____ flying dust.
Cevabı göster
protect · from
ready to hand you a ticket: yaptırım uyarısı
Be ready to + fiil, o eylemi yapmaya hazır olmak anlamına gelir. Hand someone something, bir şeyi doğrudan bir kişiye vermek demektir; bu nedenle hand you a ticket sana bir ticket vermek anlamındadır. Çevredeki cops, rules ve if you don't follow ifadeleri, ticket sözcüğünün burada resmî bir ceza tutanağını belirttiğini gösterir. Dolayısıyla ifade, kuralları çiğnersen polisin seni cezalandırabileceğine dair bir uyarıdır; uçan polisler ise şakanın bir parçasıdır.
Alıştırma
Bu cümlede ready to hand you a ticket ne anlama geliyor?
- Sana ücretsiz etkinlik girişi vermeye hazır olmak
- Kuralları çiğnediğin için sana ceza tutanağı vermeye hazır olmak
- Sana bir yolculuk bileti satmaya hazır olmak
Cevabı göster
Kuralları çiğnediğin için sana ceza tutanağı vermeye hazır olmak
if you don't follow the flying rules: koşul belirtme
if you don't follow the flying rules yan cümlesi, daha önceki sonuca yol açabilecek koşulu belirtir: uçan polisler sana ceza kesebilir. İnsanların uçabildiği bu hayali dünyada if, olası bir kural ihlalini onun sonucuna bağlar. follow the rules ifadesinde follow, bir şeyin arkasından hareket etmek değil, “uymak” veya “gereğince davranmak” anlamına gelir. Bu if + koşul kalıbı, uyarılarda ve sonuçları açıklarken kullanışlıdır.
Alıştırma
Uyarıyı if + you don't follow + the rules kalıbıyla tamamlayın: You may lose screen time ____.
Cevabı göster
if you don't follow the rules
Rahat ve takılmacı bir seslenme biçimi olarak buddy
Burada buddy, birine doğrudan seslenme biçimidir. Dinleyenin mutlaka konuşanın yakın arkadaşı olduğu anlamına gelmez. Şaka yollu bir uyarının sonunda kullanıldığında, “dostum” gibi rahat ve takılmacı bir ton katar. Etkisi ilişkiye ve söyleyiş biçimine bağlıdır: arkadaşlar arasında sıcak gelebilir, ancak bir yabancıya söylenirse veya birini düzeltirken kullanılırsa üstten bakan, alaycı ya da meydan okuyucu duyulabilir.
Alıştırma
Bir öğrenci yeni tanıştığı müdüre “Buddy, could you approve my request?” diye yazıyor. Bu durumda buddy kullanmak uygun mudur?
- Hayır, fazla samimidir ve saygısız duyulabilir.
- Evet, resmî ve saygılı bir unvandır.
Cevabı göster
Hayır, fazla samimidir ve saygısız duyulabilir.
if you have a collision mid-air that knocks you unconscious, Notlar
4:05havada seni bilinçsiz bırakacak bir çarpışma yaşarsan,
if ... a collision ... that knocks you unconscious ifadesindeki that yan cümlesi
if yan cümlesi tek bir koşul kurar: havada bir çarpışma yaşamanız. Bu koşulun içinde that knocks you unconscious, collision sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Burada that, knocks fiilinin öznesidir. İlgi yan cümlesi çarpışmanın sonucunu ekler; ikinci bir koşul başlatmaz. Bu yapıyla önce bir durumdan söz edip ardından o durumdaki önemli bir isim hakkında ek bilgi verebilirsiniz.
Alıştırma
if you have a collision mid-air that knocks you unconscious, parçasında that knocks you unconscious hangi ismi niteler?
- ikinci bir koşul
- mid-air ifadesinin belirttiği yer
- çarpışma
Cevabı göster
çarpışma
knock someone unconscious: birini darbeyle bilinçsiz bırakmak
knock you unconscious ifadesinde knock, güçlü bir darbe veya çarpışmanın kişinin durumunu değiştirdiğini anlatır. Yapı knock + kişi + sıfat şeklindedir: you etkilenen kişidir, unconscious ise ortaya çıkan durumdur. Dolayısıyla bu ifade, birine vurarak veya onunla çarpışarak bilincini kaybetmesine neden olmak anlamına gelir. knock on a door ifadesindeki kapıyı çalma anlamında değildir.
Alıştırma
Darbenin onun bilincini kaybetmesine neden olduğunu anlatan knock + kişi + sıfat yapısıyla cümleyi tamamlayın: The impact could ____ him ____.
Cevabı göster
knock · unconscious
you would experience free-fall until you hit the ground. Notlar
4:09yere çarpana kadar serbest düşüş yaşardın.
free-fall: yer çekimiyle gerçekleşen desteksiz düşüş
Burada free-fall, destek olmadan yer çekiminin etkisiyle aşağı düşme durumunu belirtir. experience fiilinin nesnesidir ve yere ulaşmadan önceki düşüş süresini adlandırır. Bu birleşik sözcükte free, “ücretsiz” değil, “desteksiz veya kısıtlanmamış” anlamındadır.
Alıştırma
Örnekte free-fall ne anlama geliyor?
- Temel olarak yer çekimiyle gerçekleşen desteksiz bir düşüş
- Güvenli ve kontrollü bir iniş
- Para ödenmeyen bir düşme
Cevabı göster
Temel olarak yer çekimiyle gerçekleşen desteksiz bir düşüş
until you hit the ground: bir bitiş noktasını belirtmek
Until, önceki bir eylem veya durumun bitiş noktasını belirleyen olayı başlatır. Burada serbest düşüş, you hit the ground anına kadar sürer; yere çarpma bu süreyi sona erdirir. Until'den sonra gelecek ya da varsayımsal bir zamanı anlatan yan cümlede İngilizce genellikle geniş zamanı kullanır: until you hit denir, until you will hit denmez.
Alıştırma
Bu cümlede until neyi gösteriyor? Leave the lights on until everyone leaves.
- Işıklar herkesin ayrıldığı ana kadar açık kalır.
- Işıklar yalnızca herkes ayrıldıktan sonra açılır.
- Işıklar açık olduğu için herkes ayrılır.
Cevabı göster
Işıklar herkesin ayrıldığı ana kadar açık kalır.
that wouldn't feel good: sonucu hafif söyleyerek mizah yaratma
Bu bağlamda that wouldn't feel good, düşüşten sonra yere çarpmayı anlatır. Sözcükler hafif gelir; yalnızca “iyi hissettirmezdi” denir, ancak olası sonuç şiddetli acı ve ciddi tehlikedir. Konuşmacı sonucu bilerek olduğundan hafif anlatır. Bu karşıtlık kuru bir mizah yaratır: Benzer bağlamlarda hafif bir olumsuz ifade, yalnızca “biraz rahatsız eder” değil, “korkunç olurdu” anlamını ima edebilir.
Alıştırma
Düşüşten sonra yere çarpma düşüncesini göz önünde bulundurduğunuzda, that wouldn't feel good nasıl bir etki yaratır?
- Tehlikeli ve acı verici bir sonucu mizahi biçimde hafife alır.
- Sonucun yalnızca hafif rahatsızlık vereceğini söyler.
- Kesin bir tıbbi uyarı verir.
Cevabı göster
Tehlikeli ve acı verici bir sonucu mizahi biçimde hafife alır.
flying would be a totally awesome ability to have. Kelime
4:17uçmak sahip olunabilecek kesinlikle harika bir yetenek olurdu.
Without society or the laws of physics: gerçek dışı bir koşul
Burada Without society or the laws of physics, “ne toplum ne de fizik yasaları bizi sınırlasaydı” anlamına gelir. Bir kişinin yalnızca bir nesneye sahip olmadığını söylemek yerine, gerçek dışı bir koşul kurar. Kalıp şöyledir: Without + isim öbeği, ... would/could/might + fiilin yalın hâli. without öbeği kaldırılan koşulu belirtir, kiplik fiili içeren cümlecik ise hayal edilen sonucu verir.
Alıştırma
Without + isim öbeği kalıbını tamamlayın: ____ sunlight, these plants would die.
Cevabı göster
Without
totally awesome: güçlü ve samimi bir övgü
Burada awesome, mükemmel veya çok keyifli anlamına gelir; totally ise bu övgüyü güçlendirir. totally awesome bir bütün olarak güçlü bir heyecan ve beğeni ifade eder. Bu ifadede totally, samimi bir pekiştiricidir. Kesin bir ölçüm vermez ve konuşanın bir şeyi tamamen kanıtladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada totally, totally awesome ifadesinde ne yapıyor?
- İfadeyi matematiksel olarak kesin hâle getirir.
- Awesome sözcüğünü olumsuz bir yargıya dönüştürür.
- Övgüyü güçlü biçimde pekiştirir.
Cevabı göster
Övgüyü güçlü biçimde pekiştirir.
But even if we could all just float around a few feet above the ground Dilbilgisi
4:21Ama hepimiz sadece yerden birkaç fit yukarıda süzülebilsek
and only moving at a snail's pace, Deyimler
4:23ve ancak salyangoz hızıyla hareket edebiliyor olsak bile,
at a snail's pace: çok yavaş hareket etmek
At a snail's pace, “çok yavaş” anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki salyangoz yalnızca yavaşlığı canlandıran bir benzetmedir; ifade gerçek bir salyangozdan söz etmez. Genellikle move veya progress gibi hareket ya da ilerleme bildiren bir fiilden sonra gelir. Bu cümlede hareketin son derece yavaş olduğunu vurgular.
Alıştırma
The elevator is moving at a snail's pace cümlesinde at a snail's pace ne anlama gelir?
- Ses çıkarmadan hareket ediyor.
- Bir salyangoza doğru hareket ediyor.
- Çok yavaş hareket ediyor.
Cevabı göster
Çok yavaş hareket ediyor.
it'd still be a cool ability that I'd want.
4:26bu hala sahip olmak isteyeceğim harika bir yetenek olurdu.
even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
even if, çoğu zaman zor ya da olumsuz olan olası bir koşulu sunar ve ana sonucun değişmeyeceğini gösterir. Bu cümlede uçuş çok alçak ve son derece yavaş olacaktır, ama konuşan kişi yine de bu yeteneği ister. even if + koşul, ... still + sonuç yapısı, sonucun değişmediğini açıkça gösterir; still burada yaygındır ama zorunlu değildir.
Alıştırma
Olası olumsuz bir koşulun sonucu değiştirmeyeceğini göstermek için dersteki iki sözcüklü ifadeyi kullanın: ____ the first plan fails, we will still have a backup.
Cevabı göster
Even if
I'm telling you: bir iddiayı güçlendirmek
Bu cümlede I'm telling you, konuşmada kullanılan bir vurgu ifadesidir. Asıl işlevi bilgi verme eylemini anlatmak değildir; believe me benzeri bir anlam taşır ve ardından gelen görüşü daha kararlı gösterir. Konuşan kişi, bir iddianın, tahminin veya uyarının ciddiye alınmasını istediğinde bu ifadeyi onun önüne sık sık getirir.
Alıştırma
I'm telling you, this is the best route cümlesinde I'm telling you temel olarak ne yapar?
- Konuşanın emin olmadığını gösterir.
- Konuşanın iddiasını güçlendirir.
- Bir mesajın gönderilmekte olduğunu bildirir.
Cevabı göster
Konuşanın iddiasını güçlendirir.
Wouldn't you? ile onay beklentisi belirtmek
Wouldn't you? eksiltili bir olumsuz sorudur: dinleyen kişi, söylenmeyen eylemi veya seçimi önceki cümleden tamamlar. Burada “Sen de aynı şeyi istemez miydin?” anlamına gelir. Olumsuz biçim, konuşanın karşı tarafın katılmasını beklediğini gösterir. Bu yüzden açık uçlu bir bilgi sorusundan çok “Sen de öyle yapardın, değil mi?” gibi işlev görür.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Burada Wouldn't you? normalde dinleyenin no demesini değil, konuşana katılmasını bekler.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
I thought so. ile doğrulanan bir beklentiyi ifade etmek
I thought so. bir cevap veya tepkinin, konuşanın daha önce beklediği şeyle uyuştuğunu belirtir. Burada so, önceki düşüncenin —dinleyenin o yeteneği isteyeceği düşüncesinin— yerini tutar; böylece düşüncenin tamamı tekrarlanmaz. Wouldn't you? sorusundan sonra konuşan kişi, izleyici onay vermiş gibi cevap verir. Bu, eğlenceli ve kendinden emin bir etkileşim yaratır; asıl amaç geçmişte bir şey düşünmüş olduğunu ciddi biçimde anlatmak değildir.
Alıştırma
Maya, “Yes, I picked the blue backpack.” diyor. Leo, “I thought so.” diye cevap veriyor. Leo ne demek istiyor?
- Leo az önce bir sırt çantası seçmeye karar verdi.
- Leo hâlâ onun ne seçtiğinden emin değil.
- Onun seçimi, Leo'nun beklediği şeyle uyuşuyor.
Cevabı göster
Onun seçimi, Leo'nun beklediği şeyle uyuşuyor.
which superpower physics lesson will you explore next? Anlatım akışı
4:33bir sonraki süper güç fizik dersinde neyi keşfedeceksin?
Which ... will you explore next?: sonraki içerik seçimine yön vermek
Bu soru, kapanış bölümünü sırada neyin izleneceği veya öğrenileceğine dair bir seçim etrafında düzenler. Which, süper güç fiziği derslerini bilinen bir seçenek grubu olarak sunar; next ise dikkati az önce biten dersten izleyicinin ardından seçebileceği derse taşır. Burada explore, bilinmeyen bir yerde yolculuk etmek değil, “daha fazla bilgi edinmek veya öğrenmeye devam etmek” anlamına gelir. Sorunun tamamı içerik için bir yön işareti gibi çalışır: mevcut bölümü kapatırken izleyiciyi listelenen derslerden biriyle devam etmeye çağırır.
Alıştırma
Bir sayfada videonun altında üç fen dersi seçeneği gösteriliyor. Hangi kapanış sorusu izleyicileri sırada ne izleyeceklerini seçmeye en iyi şekilde yönlendirir?
- Which science lesson will you explore next?
- What did you learn from this science lesson?
- Where can you find the science lesson notes?
Cevabı göster
Which science lesson will you explore next?