Bunu Göremezsin (ZİHİN OYUNLARI): İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Görsel yanılsamalar bağlamın, hareketin ve beklentilerin algıyı hızlandırırken bazen nasıl hatalı kıldığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. fills in information (öbeksi fiiller): fill in ifadesini beynin gözün kaçırdığı görsel verileri tamamlaması olarak anlayın; form veya boşluk doldurma anlamından ayırın. 2. doesn't always (dil bilgisi ve cümle kalıpları): Bu kısmi olumsuzluğu “bazen olur ama her zaman olmaz” diye okuyun; mutlak never anlamıyla karıştırmayın. 3. take advantage of (kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler): Bir yanılsamanın bilinçli niyet olmadan algıdan yararlanabildiğini görün ve bu öbeği fırsatlar, kaynaklar veya zayıflıklar için kullanın.
Bu derste
and slowly move your head towards or away from the screen, Kalıp ifadeler
0:08ve başını yavaşça ekrana doğru ya da ekrandan uzağa hareket ettirirsen,
towards or away from: birbirine zıt iki yön
“Towards or away from”, tek bir yönergede birbirine zıt iki yönü birlikte verir. “Towards the screen” ekrana yaklaşmak, “away from the screen” ise ekrandan uzaklaşmak anlamına gelir. Konuşan kişi, izleyicinin doğru mesafeyi bulabilmesi için iki yönden birine hareket etmesine izin verir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “towards or away from + referans noktası”dır. “From”, “away” ile birlikte kullanılır ve ifadede kalmalıdır: “away from the screen”.
Alıştırma
Hangi yönerge “sandalyeyi masaya yaklaştır ya da masadan uzaklaştır” anlamını doğru biçimde verir?
- Move the chair towards the desk.
- Move the chair away from the desk.
- Move the chair towards or away from the desk.
Cevabı göster
Move the chair towards or away from the desk.
revealing the exact location of your blind spot. Notlar
0:13böylece kör noktanın tam yeri ortaya çıkacak.
revealing the exact location ...: sonucu gösteren sonda kullanılan -ing ifadesi
Sondaki “revealing the exact location of your blind spot” ifadesi, noktanın kaybolmasının sonucunu anlatır. Başka bir deyişle nokta kaybolur ve bunun sonucunda bu kaybolma, kör noktanın nerede olduğunu gösterir. Virgül + fiil-ing yapısı, ana olayın tamamından doğan sonucu kısa biçimde ekleyebilir. Burada “revealing”, olay olarak “the dot will disappear” ifadesinin tamamına bağlıdır; noktanın kendi isteğiyle yaptığı ikinci bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, bardağın kırılmasını Leo’nun kutuyu düşürmesinin planlanmamış sonucu olarak sunar?
- Leo dropped the box, breaking a cup inside.
- Leo dropped the box to break a cup inside.
- Leo dropped the box before breaking a cup inside.
Cevabı göster
Leo dropped the box, breaking a cup inside.
blind spot: görünmeyen bir alan veya fark edilmeyen bir zayıflık
Burada blind spot, görme sinirinin gözden çıktığı yerdeki küçük retina bölgesini ifade eder. Bu bölgede ışığa duyarlı hücreler bulunmadığı için oraya düşen ışık algılanmaz. Aynı ifade, bir aracın çevresinde sürücünün doğrudan göremediği bir alanı da adlandırır. Mecazi olarak blind spot, kişinin fark etmediği bir zayıflık, önyargı veya eksik bilgidir.
Alıştırma
“The team understood the technology, but cost was their blind spot.” cümlesinde blind spot ne anlama gelir?
- raporda görülebilen siyah bir işaret
- fark etmedikleri önemli bir sorun
- görme yetilerinin genel olarak zayıf olduğu bir alan
Cevabı göster
fark etmedikleri önemli bir sorun
The cells at the back of your eye transform light into signals Kalıp ifadeler
0:16Gözünün arka kısmındaki hücreler ışığı sinyallere dönüştürür
transform A into B: bir biçimi başka bir biçime dönüştürmek
transform A into B yapısı, A’yı değiştirerek B hâline getirmek anlamına gelir. A başlangıçtaki maddeyi, enerjiyi, veriyi veya durumu; B ise ortaya çıkan biçimi belirtir. Bu cümlede light girdidir ve signals sonuçtur. Fiil, aynı şeyi yalnızca taşımayı veya başka bir yere göndermeyi değil, dönüştürme işlemini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi transform ... into ... yapısıyla tamamlayın: Solar panels ____ sunlight ____ electricity.
Cevabı göster
transform · into
that are sent to your brain: edilgen bir ilgi cümleciği
Bu cümlede that, signals sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. signals ile bu sinyaller hakkındaki ek bilgiyi doğrudan birbirine bağlar; burada that, “şu” veya “o” anlamındaki işaret sözcüğü değildir. that are sent to your brain ifadesinde are sent edilgendir: gönderme eylemi sinyallere uygulanır. İsim + that + be + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir süreçte bir şeye ne olduğunu açıklamak için kullanışlıdır. Burada that, are sent yapısının öznesi olduğu için atılamaz.
Alıştırma
Cümleyi that ve send fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The alerts ____ to the control room appear on this screen.
Cevabı göster
that are sent
because this is where nerves and blood vessels connect to the eye.
0:22çünkü sinirler ve kan damarları göze burada bağlanır.
So, anything at that point in your vision you can't see,
0:25Bu yüzden görüş alanındaki o noktada bulunan hiçbir şeyi göremezsin;
aka: also known as ifadesinin gayriresmî kısaltması
aka, also known as ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Aynı kişi veya şey için başka bir ad, lakap ya da etiket sunar. Burada görüş alanınızın göremediğiniz kısmını your blind spot, yani “kör noktanız” olarak adlandırır. İkinci ve farklı bir nesne sunmaz.
Alıştırma
Aynı kişiye ait başka bir ad veren bu gayriresmî cümleyi hangi seçenek doğal biçimde tamamlar? My uncle Roberto, ___ Bob, runs the bakery.
- because
- aka
- for example
Cevabı göster
aka
If we add a line through the image and you try again,
0:29Görüntünün içinden geçen bir çizgi ekleyip tekrar denersen,
you'll notice that your brain fills in information Öbek fiiller
0:32beyninin eksik bilgiyi tamamladığını
and makes you think the line is continuous Dilbilgisi
0:35ve çizginin kesintisiz olduğunu düşünmeni sağladığını fark edeceksin;
“fills in information”: eksik olanı sağlamak
Bu cümlede fills in information, “eksik olan bilgiyi sağlar” anlamına gelir. Gözler çizginin her parçasını gerçekte algılamaz; beyin, çevredeki deseni kullanarak algıladığınız görüntüyü tamamlar. Fill in ifadesinden sonra eksik olan içerik gelebilir: fill in the gaps, fill in the details veya buradaki gibi fill in information. İfade, fill ve in sözcüklerinin ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla değil, bir bütün olarak anlaşılır.
Alıştırma
“The brain fills in information that the eyes did not receive” cümlesinde fills in information ne anlama gelir?
- Bir forma yanıtlar yazar
- Geçici olarak başka bir kişinin yerine geçer
- Eksik bilgiyi sağlar
Cevabı göster
Eksik bilgiyi sağlar
“makes you think”: make + kişi + fiilin yalın hâli
makes you think yapısında make ettirgen bir fiildir. Kalıp make + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: makes + you + think. Bir şeyin bir düşünce oluşturmanıza neden olduğunu veya sizi buna yönelttiğini anlatır; birinin fiziksel olarak düşünce “ürettiği” anlamına gelmez. think fiilinin içeriği that olmadan gelebilir: makes you think the line is continuous ile makes you think that the line is continuous aynı anlama gelir. Etken cümlelerde think önüne to eklemeyin.
Alıştırma
Cümleyi make fiilinin doğru biçimi ve yalın hâldeki feel fiiliyle tamamlayın: “This gentle music ____ me ____ calm.”
Cevabı göster
makes · feel
instead of there being a hole in your vision. Dilbilgisi
0:37yani görüşünde bir boşluk görmeyeceksin.
instead of there being yapısı
instead of there being a hole ifadesinde instead of, reddedilen veya yerine başka bir şey konan durumu tanıtır. There being a hole, “bir deliğin var olması” anlamına gelir; dolayısıyla ifade bu olası durumu gerçekte olanla karşılaştırır. of bir edat olduğu için being, -ing biçimini alır. There, varlık bildiren there is/are yapısının giriş sözcüğü olarak kalır; instead of ifadesinden hemen sonra çekimli there is biçimi kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi instead of sonrasında kullanılan varlık bildiren -ing yapısıyla tamamlayın: The teacher made two teams instead of ____ only one.
Cevabı göster
there being
You also can't see all 12 of these black dots at once
0:39Bu 12 siyah noktanın hepsini aynı anda da göremezsin.
İzin ve teşvik bildiren Go ahead and try
Burada go ahead, konuşmada izin ve teşvik bildiren bir ifadedir. Dinleyiciye şimdi harekete geçebileceğini ve tereddüt etmesine gerek olmadığını söyler; fiziksel olarak ileriye yürümesi anlamına gelmez. and try eklenince teşvik edilen eylem belirtilir. Go ahead and + yalın fiil kalıbı, özellikle bir seçenek veya küçük bir meydan okuma sunduktan sonra birini bir şey yapmaya davet etmenin tekrar kullanılabilir bir yoludur.
Alıştırma
Arkadaşça izin bildiren ifadeyi tamamlayın: Not sure whether the button works? ____ and try it.
Cevabı göster
Go ahead
Chances are you'll only see a fraction of them at once. Kalıp ifadeler
0:44Büyük olasılıkla aynı anda yalnızca bir kısmını göreceksin.
Chances are: olası bir tahmini çerçevelemek
Chances are, konuşanın gerçekleşmesini olası gördüğü ancak kesin saymadığı bir tahmini başlatır. Ardından doğrudan bir yan cümle gelir: Chances are + özne + fiil. The chances are that ... yapısının konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir; the ve çoğunlukla that atılır. Bu cümlede you'll only see ... bölümünü beklenen sonuç olarak çerçeveler; chances ayrı ayrı fırsatlar anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü olasılık kalıbıyla tamamlayın: ____ we'll finish before sunset.
Cevabı göster
Chances are
a fraction of: bir bütünün parçasını belirtmek
A fraction of, daha büyük bir bütünün bir parçası anlamına gelir ve ardından söz konusu bütünü belirten ifade gelir: a fraction of + isim öbeği. Bu parçanın büyüklüğünün tam olarak belirtilmesi gerekmez. Fraction kesin bir matematiksel payı belirtebilir; ancak günlük dilde a fraction of çoğu zaman nispeten küçük bir parçayı düşündürür. Burada only, küçük parça anlamını güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “bütünün yalnızca bir bölümü” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The update used only ____ the available storage.
Cevabı göster
a fraction of
Çevresel görüş: doğrudan odağın dışını görmek
Peripheral vision, doğrudan baktığınız tam noktanın dışında görebildiğiniz alandır. Bu cümlede o nokta odaktadır, çevresindeki ayrıntılar ise daha az nettir. Bu ifade, diğer gözün gördüğü görüntüyü değil, görüşün bir alanını adlandırır. İnsanların doğrudan bakmadan hareketleri veya nesneleri nasıl fark ettiğini anlatırken özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi, doğrudan odaklanılan noktanın dışındaki görüşü ifade eden standart iki sözcüklü terimle tamamlayın: While looking straight ahead, Lena noticed movement beside her with her ____.
Cevabı göster
peripheral vision
and so your brain often makes assumptions for what's there.
0:51bu yüzden beynin orada ne olduğuna dair sık sık varsayımda bulunur.
your brain assumes the rest of the image is just like that
0:57beynin görüntünün geri kalanının da böyle olduğunu varsayar
and misses the black dots until you look directly at them.
0:59ve onlara doğrudan bakana kadar siyah noktaları fark etmez.
These two rectangles are flashing out of phase with each other, Kelime
1:02Bu iki dikdörtgen birbirinden farklı fazlarda yanıp sönüyor,
Out of phase: hizalanmayan döngüler
Out of phase, tekrarlanan iki değişimin veya hareketin kendi döngülerindeki aynı noktalarda hizalanmaması anlamına gelir. Burada dikdörtgenler birlikte açılıp kapanmak yerine farklı zamanlarda yanıp söner. Bu kullanımda phase, bir projenin aşamasını değil, döngü içindeki bir konumu ifade eder. İki döngü birbirine göre kaymış olsa bile her birinin örüntüsü düzenli olabilir.
Alıştırma
Cümleyi, hizalanmayan tekrarlı döngüleri anlatan teknik ifadeyle tamamlayın: The two signals reach their peaks at different times, so they are ____.
Cevabı göster
out of phase
the rectangles will now seem to be flashing at the same time, Dilbilgisi
1:08dikdörtgenler artık aynı anda,
seem to be flashing: devam eden bir görünüm, kesin bir gerçek değil
Seem to be flashing, dikdörtgenlerin o anda o şekilde yanıp sönüyor gibi göründüğünü anlatır. seem + to be + fiil-ing kalıbı, bir eylemi devam ediyormuş gibi sunar. Buradaki seem, söylenen şeyin kesin olmadığını gösterir: Kanıtlanmış bir gerçeği değil, izleyenin ne gördüğünü aktarır. Görünenle gerçek farklı olabileceğinde bu kalıbı kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi seem to be ve flicker fiilinin -ing biçimiyle tamamla: From the hallway, the lights ____, but I am not sure.
Cevabı göster
seem to be flickering
if we move these shapes beside them just a few pixels,
1:13yanlarındaki bu şekilleri yalnızca birkaç piksel kaydırırsak,
you'll begin to see them out of phase again.
1:16dikdörtgenlerin yeniden farklı fazlarda yanıp söndüğünü görmeye başlayacaksın.
And yet: şaşırtıcı bir karşıtlık sunmak
And yet, yeni ifadeyi önceki ifadeye bağlar ve sıradaki gerçeğin dinleyicinin bekleyebileceği şeyin tersine olduğunu gösterir. Burada dikdörtgenler önce eş zamanlı görünmüştür, ancak yakındaki şekilleri hareket ettirmek uyumsuzluğu yeniden görünür kılar. and, yeni gerçeği önceki açıklamaya bağlarken yet şaşırtıcı dönüşü vurgular.
Alıştırma
Hangi seçenekte yet, şaşırtıcı bir karşıtlığı bağlayan ifade olarak kullanılmıştır?
- We checked the map carefully. And yet, we still took the wrong road.
- We have not checked the map yet.
- We checked the map and then took the right road.
Cevabı göster
We checked the map carefully. And yet, we still took the wrong road.
The surrounding area has a direct impact on how you see and perceive things, Kalıp ifadeler
1:19Çevredeki alan, nesneleri nasıl gördüğünü ve algıladığını doğrudan etkiler,
has a direct impact on: doğrudan etki belirtmek
has a direct impact on, “doğrudan etkiler” anlamına gelir. Burada has, tekil özne The surrounding area ile uyumludur; on ise etkilenen unsuru, yani how you see and perceive things biçimindeki how yan cümlesini tanıtır. Açık bir neden-sonuç bağlantısı belirtmek için have/has a direct impact on ifadesinden sonra isim, -ing biçimi veya how ve what gibi sözcüklerle başlayan bir yan cümle kullanabilirsiniz. Bu isim yapısında impact sözcüğünden sonra on kalmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi öğrendiğiniz ifadenin doğru biçimiyle tamamlayın: The amount of sunlight ____ how quickly the plant grows.
Cevabı göster
has a direct impact on
even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if bir koşul getirir ve bu koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de ana ifadenin geçerli kalacağını vurgular. Bu cümlede, sonucun yanlış olması ihtimalinde bile çevredeki ortamın etkisi devam eder. Even if, sonucun gerçekten yanlış olduğunu söylemez. Bu olasılığı düşünmenizi ister ve bunun ana sonucu değiştirmeyeceğini gösterir.
Alıştırma
Mia yağmur yağıp yağmayacağından emin değil, ancak planı değişmeyecek. En uygun cümleyi seçin.
- Mia will play outside if it rains.
- Mia will play outside even if it rains.
- Mia will play outside even though it is raining.
Cevabı göster
Mia will play outside even if it rains.
Eksiltili soru “Not convinced?”
Not convinced?, Are you not convinced? sorusunun kısaltılmış biçimidir. Atlanan Are you, içinde bulunulan durumdan anlaşılır. Burada convinced, bir iddianın doğru olduğuna ikna edilmiş olmayı anlatır. Konuşan kişi bu kısa soruyla dinleyenin hâlâ şüphe duyup duymadığını kontrol eder ve ardından daha fazla kanıta geçer. Ayrıntılı bir yanıt istemeden etkileşimi ilerletir.
Alıştırma
Sunumu yapan kişi bir ipucu gösterdi ancak dinleyicilerin iddiadan hâlâ şüphe ettiğini düşünüyor. Daha fazla kanıt sunmadan önce bunu doğal biçimde kontrol eden kısa soru hangisidir?
- Any questions?
- Not convinced?
- Ready to begin?
Cevabı göster
Not convinced?
is that the middle square isn't flashing at all.
1:30ortadaki karenin aslında hiç yanıp sönmediğidir.
Odaklama yapısı “What you might not have seen is that...”
what you might not have seen is that... yapısında what, soru sözcüğü değildir; “...olan şey” anlamına gelir. what ile başlayan yan cümlenin tamamı öznedir ve is that, konuşanın açıklamak istediği gerçeği tanıtır. Bu yapı önce dinleyenin gözden kaçırmış olabileceği noktayı belirtir, ardından önemli düzeltmeyi that sonrasına yerleştirir. Gizli bir bilgiyi açıklamak veya görünüşten doğan bir izlenimi düzeltmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Dersteki odaklama yapısıyla açıklamayı tamamlayın: “____ the side door was already open.”
Cevabı göster
What you might not have seen is that
See it for what it is: gerçek niteliği görmek
see it for what it is ifadesindeki see, yalnızca gözle görmek değil, gerçeği fark etmek anlamındadır. see + nesne + for what it is kalıbı; görünüşü, varsayımları veya yanıltıcı çerçeveyi bir kenara bıraktıktan sonra bir şeyin gerçek niteliğini tanımak anlamına gelir. Burada dıştaki karenin kaldırılması görsel bağlamı da ortadan kaldırır ve merkezdekinin düz bir renk olduğu anlaşılır. Daha açık kanıtların bir şeyin gerçekte ne olduğunu gösterdiği başka durumlarda da bu ifade kullanılabilir.
Alıştırma
“Gerçek niteliğini anlamak” anlamındaki ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Ignore the dramatic headline and ____: a small scheduling change.
Cevabı göster
see it for what it is
Catch: bir ayrıntıyı fark etmek veya duymak
Burada catch, fiziksel olarak yakalamak değil; fark etmek veya başarıyla duyup tanımak anlamındadır. Nesnenin the extra word olması, konuşanın izleyiciye gözden kaçması kolay küçük bir ayrıntıyı fark edip etmediğini sorduğunu gösterir. Bir sözcük, isim, sayı veya hata gibi bilgi bildiren nesnelerle catch çoğunlukla o bilgiyi algılamak anlamına gelir. Tam anlamı duruma bağlıdır: duymayı, görmeyi veya fark etmeyi içerebilir.
Alıştırma
'Did you catch the extra word?' cümlesinde catch ne anlama gelir?
- Fazladan kelimenin sözlük anlamını anlamak
- Fazladan kelimeyi daha yüksek sesle söylemek
- Fazladan kelimeyi fark etmek veya başarıyla tanımak
Cevabı göster
Fazladan kelimeyi fark etmek veya başarıyla tanımak
Your brain doesn't always notice mistakes like these Dilbilgisi
1:41Beynin bu tür hataları her zaman fark etmez,
because it doesn't affect your comprehension of the sentence,
1:44çünkü bunlar cümleyi anlamanı etkilemez
doesn't always: her zaman değil
Doesn't always kısmi olumsuzluktur. “Her durumda değil” anlamına gelir: beyin bazı hataları fark edip bazılarını gözden kaçırabilir. Beynin hataları hiçbir zaman fark etmediği anlamına gelmez. Olumsuzluk always ifadesini sınırlar; bu nedenle cümle kesin ve mutlak bir iddia oluşturmaz. Bir şey bazen doğru olduğunda ancak istisnaları da bulunduğunda bu kalıbı kullanabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın yazım hatalarını bazen fark ettiğini, ancak her seferinde fark etmediğini anlatır?
- Maya always notices the spelling mistakes.
- Maya doesn't always notice the spelling mistakes.
- Maya never notices the spelling mistakes.
Cevabı göster
Maya doesn't always notice the spelling mistakes.
would prefer to ... rather than to: iki seçeneği karşılaştırmak
would prefer to A rather than to B kalıbı iki seçeneği karşılaştırır ve A'yı tercih edilen seçenek olarak gösterir. Burada hızlı hareket etmek, tamamen doğru olmaktan daha önceliklidir; ancak doğruluk bütünüyle reddedilmez. İki seçenek de mastar yapısındadır. B öncesinde to sözcüğünü tekrarlamak iki tarafın paralelliğini netleştirir, ancak ikinci to sık sık atılır. Buradaki would gelecek zamanı değil, bir tercihi veya eğilimi anlatır.
Alıştırma
Öğrenilen tercih kalıbıyla cümleyi tamamla: To avoid rushing tomorrow, I ____ pack tonight ____ wake up extra early.
Cevabı göster
would prefer to · rather than to
Try staring at the middle dot in this illusion.
1:54Bu yanılsamanın merkezindeki noktaya gözünü dikmeyi dene.
the color change either seems non-existent or much slower. Dilbilgisi
2:02renk değişimi hiç yokmuş ya da çok daha yavaşmış gibi görünür.
yet when: ikinci bir zaman koşuluyla karşıtlık
Bu cümlede yet ilk koşulla beklenmedik bir karşıtlık kurarken when ikinci zaman koşulunu başlatır. Birlikte yet when yaklaşık olarak “ancak ... olduğunda” anlamına gelir: önce görüntü hareketsizken anlatılır, ardından cümle dönme başladığında algılanan duruma geçer. Bu, bilgiyi düzenleyen bir kalıptır; bölünemez, sabit bir deyim değildir. Bir koşul veya sonuçtan sonra, sonucu dinleyenin bekleyeceği şeyle karşıtlık oluşturan başka bir zaman koşulunu tanıtmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, beklenmedik bir karşıtlık ekleyen ve yeni bir zaman koşulu başlatan iki kelimelik bağla tamamlayın: The display is clear while the machine is idle, ____ it starts vibrating, the numbers blur.
Cevabı göster
yet when
either seems ... or ...: iki alternatif izlenim
Either ... or ... iki alternatif betimlemeyi ortak seems fiiline bağlar. Tek özne the color change ifadesidir; paralel alternatifler ise non-existent ve much slower ifadeleridir. Tam mantık either seems non-existent or seems much slower biçimindedir ve ikinci seems söylenmez. Seems görünüş veya izlenim bildirdiği için iki seçenek de olası algılardır; renk değişiminin gerçekten durduğu veya yavaşladığına ilişkin nesnel iddialar değildir. Bu yapı, tek bir gözlem iki belirsiz ve dilbilgisel olarak paralel yorumu desteklediğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi iki alternatif izlenim sunan eşleşmiş sözcüklerle tamamlayın: From this angle, the screen ____ seems completely dark ____ much dimmer than before.
Cevabı göster
either · or
and all of these illusions take advantage of this adaptation. Kalıp ifadeler
2:11tüm bu yanılsamalar da bu uyumdan yararlanır.
take advantage of: bir fırsat, kaynak veya zayıflıktan yararlanmak
take advantage of this adaptation ifadesindeki take advantage of, “mevcut bir özellikten veya koşuldan yararlanarak bir etki oluşturmak” anlamına gelir. Cümlede yanılsamalar kişileştirilmiştir: gerçekten plan yapmazlar, ancak görsel sistem bu uyum özelliğine sahip olduğu için etkili olurlar. Kalıp take advantage of + fırsat, kaynak, durum, kişi veya zayıflık şeklindedir. Olumlu ya da olumsuz anlamı nesne ve bağlam belirler: bir fırsattan yararlanmak olumlu veya tarafsız olabilirken bir kişiden ya da zayıflıktan yararlanmak çoğu zaman sömürücü bir anlam taşır.
Alıştırma
Cümleyi “elverişli bir durumu iyi kullanmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We should ____ the quiet morning and finish the recording.
Cevabı göster
take advantage of
It's an advantage to have rapid information processing,
2:14Bilgiyi hızla işleyebilmek bir avantajdır;
so instead of taking in every bit of detail to be 100% accurate, Öbek fiiller
2:17bu yüzden beynin, yüzde yüz doğru olmak için her ayrıntıyı algılamak yerine
taking in every bit of detail: bilgiyi almak ve işlemek
Burada taking in, duyusal bilgiyi almak ve zihinde işlemek anlamına gelir. Every bit of detail işlenen bilgidir; dolayısıyla ifade fiziksel bir hareketten söz etmez. Ayrılabilen take in öbek fiili bir manzara, bilgi, açıklama veya deneyimle birlikte, kişinin bunları fark etmesi, anlaması ya da özümsemesi anlamında kullanılabilir. Kesin anlam tonu nesne ve bağlama bağlıdır.
Alıştırma
“The child stood quietly, taking in the huge mural,” cümlesinde taking in ne anlama gelir?
- duvar resmini içeri taşımak
- duvar resmi hakkında birini kandırmak
- manzarayı fark edip zihninde özümsemek
Cevabı göster
manzarayı fark edip zihninde özümsemek
which would cause a brain overload: düşüncenin tamamına ilişkin açıklama
Bu cümlede which, önceki düşüncenin tamamına, yani yüzde 100 doğru olmak için her ayrıntıyı alma fikrine sınırlayıcı olmayan bir ek açıklama getirir. Yalnızca accurate sözcüğünü nitelemez. Would cause, bu varsayımsal yaklaşımın beklenen sonucunu gösterir. Yan tümce, vazgeçilen seçeneğin bedelini kısaca araya ekleyerek beynin neden varsayımda bulunduğunu açıklar; aşırı yüklenmenin zaten gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Cümlede which neye gönderme yapıyor?
- Tamamen doğru olmak için her ayrıntıyı almak
- Zaten gerçekleşmiş bir beyin aşırı yüklenmesi
- Yalnızca accurate sıfatı
Cevabı göster
Tamamen doğru olmak için her ayrıntıyı almak
This faster perception allows for faster reflexes Öbek fiiller
2:25Bu daha hızlı algılama, reflekslerin hızlanmasını
and faster conscious and unconscious decisions,
2:28ve bilinçli ya da bilinçsiz kararların daha çabuk alınmasını sağlar;
allows for: bir sonucu mümkün kılmak
Burada allows for, “mümkün kılar” veya “gerekli koşulları yaratır” anlamındadır. Özne olan This faster perception mümkün kılan koşuldur; for’dan sonraki faster reflexes and decisions isim öbekleri ise mümkün hâle gelen sonuçlardır. Kalıp allow for + isim öbeğidir. allow someone to do something yapısından farklıdır: refleksler ve kararlar, harekete geçmek için izin alan kişiler değildir.
Alıştırma
“Mümkün kılar” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new schedule ____ more time for discussion.
Cevabı göster
allows for
an integral aspect of human nature. Kalıp ifadeler
2:31bu da insan doğasının ayrılmaz bir parçasıdır.
insan doğasının ayrılmaz bir yönü
An integral aspect of X kalıbı, X'in bütünü o yapan vazgeçilmez bir parçası demektir. Integral burada bir sıfattır; “temel” veya “ayrılmaz” anlamına gelir, matematikteki integral ismi anlamında değildir. Bu cümlede virgülden sonraki ifade, daha hızlı refleksleri ve kararları insan doğasının temel bir yönü olarak özetler. Bir özelliğin daha büyük bir konu içinde merkezi bir yeri olduğunu göstermek için an integral aspect of + isim kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “vazgeçilmez bir parçası” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın. Regular practice is ____ learning a musical instrument.
Cevabı göster
an integral aspect of
if you stare at the center dot for long enough,
2:34merkezdeki noktaya yeterince uzun süre bakarsan,
tıpkı bu hale gibi
Much like + isim öbeği güçlü bir benzerlik kurar. Much, like sözcüğünün belirttiği benzerliği güçlendirir; dolayısıyla bu giriş “bu haleyle hemen hemen aynı şekilde” demektir, “çok sayıda hale” anlamına gelmez. Cümlenin başında virgülle ayrıldığında bir köprü görevi görür: Görünen haleye geri gönderme yapar ve dinleyiciye, merkezdeki noktaya sonra ne olduğunu anlamak için bu örneği kullanmasını söyler. Bu kalıp, tanıdık bir örnekten yeni bir açıklamaya geçerken kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyin başka bir şeye güçlü benzerliği yoluyla anlaşılması gerektiğini açıkça belirtir?
- Because of the recipe, these instructions guide you step by step.
- Much like a recipe, these instructions guide you step by step.
- Unlike a recipe, these instructions do not give steps.
Cevabı göster
Much like a recipe, these instructions guide you step by step.
It makes an assumption that the information is unchanging or unimportant,
2:39Beynin bu bilginin değişmediğini ya da önemsiz olduğunu varsayar
Bir sonucu tanıtan as a result,
“As a result” bir cümle bağlayıcısıdır. Önceki nedene—zihnin bilginin değişmediğini ya da önemsiz olduğunu varsaymasına—geri gönderme yapar ve sonucu tanıtır: artık onu göremezsiniz. Burada “and” sözcüğünden sonra gelir ve virgüllerle ayrılır. Böylece bilgi açıkça önce neden, sonra sonuç sırasıyla düzenlenir.
Alıştırma
Hangi cümlede “as a result” tam bir sonuç cümlesinden önce bağlayıcı olarak doğru kullanılmıştır?
- The battery was empty. As a result, the toy stopped working.
- The battery was empty. As a result of, the toy stopped working.
- The battery was empty. As result, the toy stopped working.
Cevabı göster
The battery was empty. As a result, the toy stopped working.
We've put together a playlist of our favorite ones
2:46En sevdiklerimizden oluşan bir oynatma listesi hazırladık;
Don't forget to subscribe for more weekly fun science videos.
2:50Her hafta daha fazla eğlenceli bilim videosu izlemek için abone olmayı unutma.