Bunu Göremezsin (ZİHİN OYUNLARI): İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
562 kelime 203 kel/dk

Video özeti: Görsel yanılsamalar bağlamın, hareketin ve beklentilerin algıyı hızlandırırken bazen nasıl hatalı kıldığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. fills in information (öbeksi fiiller): fill in ifadesini beynin gözün kaçırdığı görsel verileri tamamlaması olarak anlayın; form veya boşluk doldurma anlamından ayırın. 2. doesn't always (dil bilgisi ve cümle kalıpları): Bu kısmi olumsuzluğu “bazen olur ama her zaman olmaz” diye okuyun; mutlak never anlamıyla karıştırmayın. 3. take advantage of (kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler): Bir yanılsamanın bilinçli niyet olmadan algıdan yararlanabildiğini görün ve bu öbeği fırsatlar, kaynaklar veya zayıflıklar için kullanın.

Bu derste

Your eyes help you see the world,

0:00

Gözlerin dünyayı görmeni sağlar,

but you can't see this dot.

0:02

ama bu noktayı göremezsin.

No, seriously,

0:03

Hayır, ciddiyim,

if you close your left eye,

0:04

sol gözünü kapatır,

stare at this crosshair with your right eye,

0:06

sağ gözünle bu artı işaretine bakar

and slowly move your head towards or away from the screen, Kalıp ifadeler

0:08

ve başını yavaşça ekrana doğru ya da ekrandan uzağa hareket ettirirsen,

Kalıp ifadeler

towards or away from: birbirine zıt iki yön

“Towards or away from”, tek bir yönergede birbirine zıt iki yönü birlikte verir. “Towards the screen” ekrana yaklaşmak, “away from the screen” ise ekrandan uzaklaşmak anlamına gelir. Konuşan kişi, izleyicinin doğru mesafeyi bulabilmesi için iki yönden birine hareket etmesine izin verir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “towards or away from + referans noktası”dır. “From”, “away” ile birlikte kullanılır ve ifadede kalmalıdır: “away from the screen”.

Alıştırma

Hangi yönerge “sandalyeyi masaya yaklaştır ya da masadan uzaklaştır” anlamını doğru biçimde verir?

  1. Move the chair towards the desk.
  2. Move the chair away from the desk.
  3. Move the chair towards or away from the desk.
Cevabı göster

Move the chair towards or away from the desk.

the dot will disappear,

0:11

nokta kaybolacak,

revealing the exact location of your blind spot. Notlar

0:13

böylece kör noktanın tam yeri ortaya çıkacak.

Dilbilgisi

revealing the exact location ...: sonucu gösteren sonda kullanılan -ing ifadesi

Sondaki “revealing the exact location of your blind spot” ifadesi, noktanın kaybolmasının sonucunu anlatır. Başka bir deyişle nokta kaybolur ve bunun sonucunda bu kaybolma, kör noktanın nerede olduğunu gösterir. Virgül + fiil-ing yapısı, ana olayın tamamından doğan sonucu kısa biçimde ekleyebilir. Burada “revealing”, olay olarak “the dot will disappear” ifadesinin tamamına bağlıdır; noktanın kendi isteğiyle yaptığı ikinci bir eylemi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, bardağın kırılmasını Leo’nun kutuyu düşürmesinin planlanmamış sonucu olarak sunar?

  1. Leo dropped the box, breaking a cup inside.
  2. Leo dropped the box to break a cup inside.
  3. Leo dropped the box before breaking a cup inside.
Cevabı göster

Leo dropped the box, breaking a cup inside.

Kelime

blind spot: görünmeyen bir alan veya fark edilmeyen bir zayıflık

Burada blind spot, görme sinirinin gözden çıktığı yerdeki küçük retina bölgesini ifade eder. Bu bölgede ışığa duyarlı hücreler bulunmadığı için oraya düşen ışık algılanmaz. Aynı ifade, bir aracın çevresinde sürücünün doğrudan göremediği bir alanı da adlandırır. Mecazi olarak blind spot, kişinin fark etmediği bir zayıflık, önyargı veya eksik bilgidir.

Alıştırma

“The team understood the technology, but cost was their blind spot.” cümlesinde blind spot ne anlama gelir?

  1. raporda görülebilen siyah bir işaret
  2. fark etmedikleri önemli bir sorun
  3. görme yetilerinin genel olarak zayıf olduğu bir alan
Cevabı göster

fark etmedikleri önemli bir sorun

The cells at the back of your eye transform light into signals Kalıp ifadeler

0:16

Gözünün arka kısmındaki hücreler ışığı sinyallere dönüştürür

that are sent to your brain, Dilbilgisi

0:19

ve bu sinyaller beynine gönderilir,

Kalıp ifadeler

transform A into B: bir biçimi başka bir biçime dönüştürmek

transform A into B yapısı, A’yı değiştirerek B hâline getirmek anlamına gelir. A başlangıçtaki maddeyi, enerjiyi, veriyi veya durumu; B ise ortaya çıkan biçimi belirtir. Bu cümlede light girdidir ve signals sonuçtur. Fiil, aynı şeyi yalnızca taşımayı veya başka bir yere göndermeyi değil, dönüştürme işlemini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi transform ... into ... yapısıyla tamamlayın: Solar panels ____ sunlight ____ electricity.

Cevabı göster

transform · into

Dilbilgisi

that are sent to your brain: edilgen bir ilgi cümleciği

Bu cümlede that, signals sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. signals ile bu sinyaller hakkındaki ek bilgiyi doğrudan birbirine bağlar; burada that, “şu” veya “o” anlamındaki işaret sözcüğü değildir. that are sent to your brain ifadesinde are sent edilgendir: gönderme eylemi sinyallere uygulanır. İsim + that + be + geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir süreçte bir şeye ne olduğunu açıklamak için kullanışlıdır. Burada that, are sent yapısının öznesi olduğu için atılamaz.

Alıştırma

Cümleyi that ve send fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The alerts ____ to the control room appear on this screen.

Cevabı göster

that are sent

but they are missing right here

0:20

ancak tam burada bu hücreler bulunmaz,

because this is where nerves and blood vessels connect to the eye.

0:22

çünkü sinirler ve kan damarları göze burada bağlanır.

So, anything at that point in your vision you can't see,

0:25

Bu yüzden görüş alanındaki o noktada bulunan hiçbir şeyi göremezsin;

aka your blind spot. Kelime

0:28

işte o nokta, yani kör noktan.

Kelime

aka: also known as ifadesinin gayriresmî kısaltması

aka, also known as ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Aynı kişi veya şey için başka bir ad, lakap ya da etiket sunar. Burada görüş alanınızın göremediğiniz kısmını your blind spot, yani “kör noktanız” olarak adlandırır. İkinci ve farklı bir nesne sunmaz.

Alıştırma

Aynı kişiye ait başka bir ad veren bu gayriresmî cümleyi hangi seçenek doğal biçimde tamamlar? My uncle Roberto, ___ Bob, runs the bakery.

  1. because
  2. aka
  3. for example
Cevabı göster

aka

If we add a line through the image and you try again,

0:29

Görüntünün içinden geçen bir çizgi ekleyip tekrar denersen,

you'll notice that your brain fills in information Öbek fiiller

0:32

beyninin eksik bilgiyi tamamladığını

and makes you think the line is continuous Dilbilgisi

0:35

ve çizginin kesintisiz olduğunu düşünmeni sağladığını fark edeceksin;

Öbek fiiller

“fills in information”: eksik olanı sağlamak

Bu cümlede fills in information, “eksik olan bilgiyi sağlar” anlamına gelir. Gözler çizginin her parçasını gerçekte algılamaz; beyin, çevredeki deseni kullanarak algıladığınız görüntüyü tamamlar. Fill in ifadesinden sonra eksik olan içerik gelebilir: fill in the gaps, fill in the details veya buradaki gibi fill in information. İfade, fill ve in sözcüklerinin ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla değil, bir bütün olarak anlaşılır.

Alıştırma

“The brain fills in information that the eyes did not receive” cümlesinde fills in information ne anlama gelir?

  1. Bir forma yanıtlar yazar
  2. Geçici olarak başka bir kişinin yerine geçer
  3. Eksik bilgiyi sağlar
Cevabı göster

Eksik bilgiyi sağlar

Dilbilgisi

“makes you think”: make + kişi + fiilin yalın hâli

makes you think yapısında make ettirgen bir fiildir. Kalıp make + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: makes + you + think. Bir şeyin bir düşünce oluşturmanıza neden olduğunu veya sizi buna yönelttiğini anlatır; birinin fiziksel olarak düşünce “ürettiği” anlamına gelmez. think fiilinin içeriği that olmadan gelebilir: makes you think the line is continuous ile makes you think that the line is continuous aynı anlama gelir. Etken cümlelerde think önüne to eklemeyin.

Alıştırma

Cümleyi make fiilinin doğru biçimi ve yalın hâldeki feel fiiliyle tamamlayın: “This gentle music ____ me ____ calm.”

Cevabı göster

makes · feel

instead of there being a hole in your vision. Dilbilgisi

0:37

yani görüşünde bir boşluk görmeyeceksin.

Dilbilgisi

instead of there being yapısı

instead of there being a hole ifadesinde instead of, reddedilen veya yerine başka bir şey konan durumu tanıtır. There being a hole, “bir deliğin var olması” anlamına gelir; dolayısıyla ifade bu olası durumu gerçekte olanla karşılaştırır. of bir edat olduğu için being, -ing biçimini alır. There, varlık bildiren there is/are yapısının giriş sözcüğü olarak kalır; instead of ifadesinden hemen sonra çekimli there is biçimi kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi instead of sonrasında kullanılan varlık bildiren -ing yapısıyla tamamlayın: The teacher made two teams instead of ____ only one.

Cevabı göster

there being

You also can't see all 12 of these black dots at once

0:39

Bu 12 siyah noktanın hepsini aynı anda da göremezsin.

for a similar reason.

0:42

Bunun nedeni de benzerdir.

Go ahead and try. Ton ve niyet

0:43

Haydi dene.

Ton ve niyet

İzin ve teşvik bildiren Go ahead and try

Burada go ahead, konuşmada izin ve teşvik bildiren bir ifadedir. Dinleyiciye şimdi harekete geçebileceğini ve tereddüt etmesine gerek olmadığını söyler; fiziksel olarak ileriye yürümesi anlamına gelmez. and try eklenince teşvik edilen eylem belirtilir. Go ahead and + yalın fiil kalıbı, özellikle bir seçenek veya küçük bir meydan okuma sunduktan sonra birini bir şey yapmaya davet etmenin tekrar kullanılabilir bir yoludur.

Alıştırma

Arkadaşça izin bildiren ifadeyi tamamlayın: Not sure whether the button works? ____ and try it.

Cevabı göster

Go ahead

Chances are you'll only see a fraction of them at once. Kalıp ifadeler

0:44

Büyük olasılıkla aynı anda yalnızca bir kısmını göreceksin.

Kalıp ifadeler

Chances are: olası bir tahmini çerçevelemek

Chances are, konuşanın gerçekleşmesini olası gördüğü ancak kesin saymadığı bir tahmini başlatır. Ardından doğrudan bir yan cümle gelir: Chances are + özne + fiil. The chances are that ... yapısının konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir; the ve çoğunlukla that atılır. Bu cümlede you'll only see ... bölümünü beklenen sonuç olarak çerçeveler; chances ayrı ayrı fırsatlar anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü olasılık kalıbıyla tamamlayın: ____ we'll finish before sunset.

Cevabı göster

Chances are

Kalıp ifadeler

a fraction of: bir bütünün parçasını belirtmek

A fraction of, daha büyük bir bütünün bir parçası anlamına gelir ve ardından söz konusu bütünü belirten ifade gelir: a fraction of + isim öbeği. Bu parçanın büyüklüğünün tam olarak belirtilmesi gerekmez. Fraction kesin bir matematiksel payı belirtebilir; ancak günlük dilde a fraction of çoğu zaman nispeten küçük bir parçayı düşündürür. Burada only, küçük parça anlamını güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “bütünün yalnızca bir bölümü” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The update used only ____ the available storage.

Cevabı göster

a fraction of

The exact point your eye looks at is focused,

0:47

Gözünün doğrudan baktığı nokta nettir,

but your peripheral vision isn't great, Kelime

0:49

ancak çevresel görüşün pek iyi değildir,

Kelime

Çevresel görüş: doğrudan odağın dışını görmek

Peripheral vision, doğrudan baktığınız tam noktanın dışında görebildiğiniz alandır. Bu cümlede o nokta odaktadır, çevresindeki ayrıntılar ise daha az nettir. Bu ifade, diğer gözün gördüğü görüntüyü değil, görüşün bir alanını adlandırır. İnsanların doğrudan bakmadan hareketleri veya nesneleri nasıl fark ettiğini anlatırken özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi, doğrudan odaklanılan noktanın dışındaki görüşü ifade eden standart iki sözcüklü terimle tamamlayın: While looking straight ahead, Lena noticed movement beside her with her ____.

Cevabı göster

peripheral vision

and so your brain often makes assumptions for what's there.

0:51

bu yüzden beynin orada ne olduğuna dair sık sık varsayımda bulunur.

Because of the consistent gray line pattern,

0:54

Gri çizgiler düzenli bir desen oluşturduğu için,

your brain assumes the rest of the image is just like that

0:57

beynin görüntünün geri kalanının da böyle olduğunu varsayar

and misses the black dots until you look directly at them.

0:59

ve onlara doğrudan bakana kadar siyah noktaları fark etmez.

These two rectangles are flashing out of phase with each other, Kelime

1:02

Bu iki dikdörtgen birbirinden farklı fazlarda yanıp sönüyor,

Kelime

Out of phase: hizalanmayan döngüler

Out of phase, tekrarlanan iki değişimin veya hareketin kendi döngülerindeki aynı noktalarda hizalanmaması anlamına gelir. Burada dikdörtgenler birlikte açılıp kapanmak yerine farklı zamanlarda yanıp söner. Bu kullanımda phase, bir projenin aşamasını değil, döngü içindeki bir konumu ifade eder. İki döngü birbirine göre kaymış olsa bile her birinin örüntüsü düzenli olabilir.

Alıştırma

Cümleyi, hizalanmayan tekrarlı döngüleri anlatan teknik ifadeyle tamamlayın: The two signals reach their peaks at different times, so they are ____.

Cevabı göster

out of phase

right?

1:05

değil mi?

How about now?

1:06

Peki ya şimdi?

For most,

1:07

Çoğu kişi için,

the rectangles will now seem to be flashing at the same time, Dilbilgisi

1:08

dikdörtgenler artık aynı anda,

Dilbilgisi

seem to be flashing: devam eden bir görünüm, kesin bir gerçek değil

Seem to be flashing, dikdörtgenlerin o anda o şekilde yanıp sönüyor gibi göründüğünü anlatır. seem + to be + fiil-ing kalıbı, bir eylemi devam ediyormuş gibi sunar. Buradaki seem, söylenen şeyin kesin olmadığını gösterir: Kanıtlanmış bir gerçeği değil, izleyenin ne gördüğünü aktarır. Görünenle gerçek farklı olabileceğinde bu kalıbı kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi seem to be ve flicker fiilinin -ing biçimiyle tamamla: From the hallway, the lights ____, but I am not sure.

Cevabı göster

seem to be flickering

in phase,

1:10

yani aynı fazda yanıp sönüyormuş gibi görünecek,

but they aren't at all.

1:11

ama aslında hiç de öyle değiller.

And yet, Anlatım akışı

1:13

Ama yine de,

if we move these shapes beside them just a few pixels,

1:13

yanlarındaki bu şekilleri yalnızca birkaç piksel kaydırırsak,

you'll begin to see them out of phase again.

1:16

dikdörtgenlerin yeniden farklı fazlarda yanıp söndüğünü görmeye başlayacaksın.

Anlatım akışı

And yet: şaşırtıcı bir karşıtlık sunmak

And yet, yeni ifadeyi önceki ifadeye bağlar ve sıradaki gerçeğin dinleyicinin bekleyebileceği şeyin tersine olduğunu gösterir. Burada dikdörtgenler önce eş zamanlı görünmüştür, ancak yakındaki şekilleri hareket ettirmek uyumsuzluğu yeniden görünür kılar. and, yeni gerçeği önceki açıklamaya bağlarken yet şaşırtıcı dönüşü vurgular.

Alıştırma

Hangi seçenekte yet, şaşırtıcı bir karşıtlığı bağlayan ifade olarak kullanılmıştır?

  1. We checked the map carefully. And yet, we still took the wrong road.
  2. We have not checked the map yet.
  3. We checked the map and then took the right road.
Cevabı göster

We checked the map carefully. And yet, we still took the wrong road.

The surrounding area has a direct impact on how you see and perceive things, Kalıp ifadeler

1:19

Çevredeki alan, nesneleri nasıl gördüğünü ve algıladığını doğrudan etkiler,

even if the result isn't correct. Dilbilgisi

1:23

ortaya çıkan sonuç doğru olmasa bile.

Kalıp ifadeler

has a direct impact on: doğrudan etki belirtmek

has a direct impact on, “doğrudan etkiler” anlamına gelir. Burada has, tekil özne The surrounding area ile uyumludur; on ise etkilenen unsuru, yani how you see and perceive things biçimindeki how yan cümlesini tanıtır. Açık bir neden-sonuç bağlantısı belirtmek için have/has a direct impact on ifadesinden sonra isim, -ing biçimi veya how ve what gibi sözcüklerle başlayan bir yan cümle kullanabilirsiniz. Bu isim yapısında impact sözcüğünden sonra on kalmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz ifadenin doğru biçimiyle tamamlayın: The amount of sunlight ____ how quickly the plant grows.

Cevabı göster

has a direct impact on

Dilbilgisi

even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul

Even if bir koşul getirir ve bu koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de ana ifadenin geçerli kalacağını vurgular. Bu cümlede, sonucun yanlış olması ihtimalinde bile çevredeki ortamın etkisi devam eder. Even if, sonucun gerçekten yanlış olduğunu söylemez. Bu olasılığı düşünmenizi ister ve bunun ana sonucu değiştirmeyeceğini gösterir.

Alıştırma

Mia yağmur yağıp yağmayacağından emin değil, ancak planı değişmeyecek. En uygun cümleyi seçin.

  1. Mia will play outside if it rains.
  2. Mia will play outside even if it rains.
  3. Mia will play outside even though it is raining.
Cevabı göster

Mia will play outside even if it rains.

Not convinced? Ton ve niyet

1:25

Hâlâ ikna olmadın mı?

Ton ve niyet

Eksiltili soru “Not convinced?”

Not convinced?, Are you not convinced? sorusunun kısaltılmış biçimidir. Atlanan Are you, içinde bulunulan durumdan anlaşılır. Burada convinced, bir iddianın doğru olduğuna ikna edilmiş olmayı anlatır. Konuşan kişi bu kısa soruyla dinleyenin hâlâ şüphe duyup duymadığını kontrol eder ve ardından daha fazla kanıta geçer. Ayrıntılı bir yanıt istemeden etkileşimi ilerletir.

Alıştırma

Sunumu yapan kişi bir ipucu gösterdi ancak dinleyicilerin iddiadan hâlâ şüphe ettiğini düşünüyor. Daha fazla kanıt sunmadan önce bunu doğal biçimde kontrol eden kısa soru hangisidir?

  1. Any questions?
  2. Not convinced?
  3. Ready to begin?
Cevabı göster

Not convinced?

Look at these flashing squares.

1:26

Yanıp sönen şu karelere bak.

Except what you might not have seen Dilbilgisi

1:28

Ancak fark etmemiş olabileceğin şey,

is that the middle square isn't flashing at all.

1:30

ortadaki karenin aslında hiç yanıp sönmediğidir.

Dilbilgisi

Odaklama yapısı “What you might not have seen is that...”

what you might not have seen is that... yapısında what, soru sözcüğü değildir; “...olan şey” anlamına gelir. what ile başlayan yan cümlenin tamamı öznedir ve is that, konuşanın açıklamak istediği gerçeği tanıtır. Bu yapı önce dinleyenin gözden kaçırmış olabileceği noktayı belirtir, ardından önemli düzeltmeyi that sonrasına yerleştirir. Gizli bir bilgiyi açıklamak veya görünüşten doğan bir izlenimi düzeltmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Dersteki odaklama yapısıyla açıklamayı tamamlayın: “____ the side door was already open.”

Cevabı göster

What you might not have seen is that

If we remove the outer square,

1:33

Dıştaki kareyi kaldırırsak,

we see it for what it is, Deyimler

1:34

onu olduğu hâliyle görürüz:

a solid color.

1:35

düz bir renk.

Deyimler

See it for what it is: gerçek niteliği görmek

see it for what it is ifadesindeki see, yalnızca gözle görmek değil, gerçeği fark etmek anlamındadır. see + nesne + for what it is kalıbı; görünüşü, varsayımları veya yanıltıcı çerçeveyi bir kenara bıraktıktan sonra bir şeyin gerçek niteliğini tanımak anlamına gelir. Burada dıştaki karenin kaldırılması görsel bağlamı da ortadan kaldırır ve merkezdekinin düz bir renk olduğu anlaşılır. Daha açık kanıtların bir şeyin gerçekte ne olduğunu gösterdiği başka durumlarda da bu ifade kullanılabilir.

Alıştırma

“Gerçek niteliğini anlamak” anlamındaki ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Ignore the dramatic headline and ____: a small scheduling change.

Cevabı göster

see it for what it is

Now,

1:37

Şimdi,

try reading the sentence inside it.

1:37

içindeki cümleyi okumaya çalış.

Did you catch the extra word? Kelime

1:40

Fazladan yazılan kelimeyi fark ettin mi?

Kelime

Catch: bir ayrıntıyı fark etmek veya duymak

Burada catch, fiziksel olarak yakalamak değil; fark etmek veya başarıyla duyup tanımak anlamındadır. Nesnenin the extra word olması, konuşanın izleyiciye gözden kaçması kolay küçük bir ayrıntıyı fark edip etmediğini sorduğunu gösterir. Bir sözcük, isim, sayı veya hata gibi bilgi bildiren nesnelerle catch çoğunlukla o bilgiyi algılamak anlamına gelir. Tam anlamı duruma bağlıdır: duymayı, görmeyi veya fark etmeyi içerebilir.

Alıştırma

'Did you catch the extra word?' cümlesinde catch ne anlama gelir?

  1. Fazladan kelimenin sözlük anlamını anlamak
  2. Fazladan kelimeyi daha yüksek sesle söylemek
  3. Fazladan kelimeyi fark etmek veya başarıyla tanımak
Cevabı göster

Fazladan kelimeyi fark etmek veya başarıyla tanımak

Your brain doesn't always notice mistakes like these Dilbilgisi

1:41

Beynin bu tür hataları her zaman fark etmez,

because it doesn't affect your comprehension of the sentence,

1:44

çünkü bunlar cümleyi anlamanı etkilemez

Dilbilgisi

doesn't always: her zaman değil

Doesn't always kısmi olumsuzluktur. “Her durumda değil” anlamına gelir: beyin bazı hataları fark edip bazılarını gözden kaçırabilir. Beynin hataları hiçbir zaman fark etmediği anlamına gelmez. Olumsuzluk always ifadesini sınırlar; bu nedenle cümle kesin ve mutlak bir iddia oluşturmaz. Bir şey bazen doğru olduğunda ancak istisnaları da bulunduğunda bu kalıbı kullanabilirsin.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın yazım hatalarını bazen fark ettiğini, ancak her seferinde fark etmediğini anlatır?

  1. Maya always notices the spelling mistakes.
  2. Maya doesn't always notice the spelling mistakes.
  3. Maya never notices the spelling mistakes.
Cevabı göster

Maya doesn't always notice the spelling mistakes.

and your brain would prefer to act quickly Dilbilgisi

1:46

ve beynin hızlı davranmayı tercih eder,

rather than to be perfectly accurate.

1:48

kusursuz biçimde doğru olmaktansa.

Dilbilgisi

would prefer to ... rather than to: iki seçeneği karşılaştırmak

would prefer to A rather than to B kalıbı iki seçeneği karşılaştırır ve A'yı tercih edilen seçenek olarak gösterir. Burada hızlı hareket etmek, tamamen doğru olmaktan daha önceliklidir; ancak doğruluk bütünüyle reddedilmez. İki seçenek de mastar yapısındadır. B öncesinde to sözcüğünü tekrarlamak iki tarafın paralelliğini netleştirir, ancak ikinci to sık sık atılır. Buradaki would gelecek zamanı değil, bir tercihi veya eğilimi anlatır.

Alıştırma

Öğrenilen tercih kalıbıyla cümleyi tamamla: To avoid rushing tomorrow, I ____ pack tonight ____ wake up extra early.

Cevabı göster

would prefer to · rather than to

Try staring at the middle dot in this illusion.

1:54

Bu yanılsamanın merkezindeki noktaya gözünü dikmeyi dene.

When the picture isn't moving,

1:56

Görüntü hareket etmediğinde,

the colors are clearly changing quickly,

1:58

renklerin hızla değiştiği açıkça görülür,

yet when the image starts rotating, Anlatım akışı

2:00

ancak görüntü dönmeye başladığında,

the color change either seems non-existent or much slower. Dilbilgisi

2:02

renk değişimi hiç yokmuş ya da çok daha yavaşmış gibi görünür.

Anlatım akışı

yet when: ikinci bir zaman koşuluyla karşıtlık

Bu cümlede yet ilk koşulla beklenmedik bir karşıtlık kurarken when ikinci zaman koşulunu başlatır. Birlikte yet when yaklaşık olarak “ancak ... olduğunda” anlamına gelir: önce görüntü hareketsizken anlatılır, ardından cümle dönme başladığında algılanan duruma geçer. Bu, bilgiyi düzenleyen bir kalıptır; bölünemez, sabit bir deyim değildir. Bir koşul veya sonuçtan sonra, sonucu dinleyenin bekleyeceği şeyle karşıtlık oluşturan başka bir zaman koşulunu tanıtmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, beklenmedik bir karşıtlık ekleyen ve yeni bir zaman koşulu başlatan iki kelimelik bağla tamamlayın: The display is clear while the machine is idle, ____ it starts vibrating, the numbers blur.

Cevabı göster

yet when

Dilbilgisi

either seems ... or ...: iki alternatif izlenim

Either ... or ... iki alternatif betimlemeyi ortak seems fiiline bağlar. Tek özne the color change ifadesidir; paralel alternatifler ise non-existent ve much slower ifadeleridir. Tam mantık either seems non-existent or seems much slower biçimindedir ve ikinci seems söylenmez. Seems görünüş veya izlenim bildirdiği için iki seçenek de olası algılardır; renk değişiminin gerçekten durduğu veya yavaşladığına ilişkin nesnel iddialar değildir. Bu yapı, tek bir gözlem iki belirsiz ve dilbilgisel olarak paralel yorumu desteklediğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi iki alternatif izlenim sunan eşleşmiş sözcüklerle tamamlayın: From this angle, the screen ____ seems completely dark ____ much dimmer than before.

Cevabı göster

either · or

Our eyes and brain have evolved to see,

2:05

Gözlerimiz ve beynimiz görebilmek için evrimleşti,

but our vision makes assumptions based on learning,

2:07

ama görme sistemimiz öğrenmeye,

memory,

2:10

hafızaya

and expectation,

2:10

ve beklentilere dayanarak varsayımlarda bulunur;

and all of these illusions take advantage of this adaptation. Kalıp ifadeler

2:11

tüm bu yanılsamalar da bu uyumdan yararlanır.

Kalıp ifadeler

take advantage of: bir fırsat, kaynak veya zayıflıktan yararlanmak

take advantage of this adaptation ifadesindeki take advantage of, “mevcut bir özellikten veya koşuldan yararlanarak bir etki oluşturmak” anlamına gelir. Cümlede yanılsamalar kişileştirilmiştir: gerçekten plan yapmazlar, ancak görsel sistem bu uyum özelliğine sahip olduğu için etkili olurlar. Kalıp take advantage of + fırsat, kaynak, durum, kişi veya zayıflık şeklindedir. Olumlu ya da olumsuz anlamı nesne ve bağlam belirler: bir fırsattan yararlanmak olumlu veya tarafsız olabilirken bir kişiden ya da zayıflıktan yararlanmak çoğu zaman sömürücü bir anlam taşır.

Alıştırma

Cümleyi “elverişli bir durumu iyi kullanmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We should ____ the quiet morning and finish the recording.

Cevabı göster

take advantage of

It's an advantage to have rapid information processing,

2:14

Bilgiyi hızla işleyebilmek bir avantajdır;

so instead of taking in every bit of detail to be 100% accurate, Öbek fiiller

2:17

bu yüzden beynin, yüzde yüz doğru olmak için her ayrıntıyı algılamak yerine

Öbek fiiller

taking in every bit of detail: bilgiyi almak ve işlemek

Burada taking in, duyusal bilgiyi almak ve zihinde işlemek anlamına gelir. Every bit of detail işlenen bilgidir; dolayısıyla ifade fiziksel bir hareketten söz etmez. Ayrılabilen take in öbek fiili bir manzara, bilgi, açıklama veya deneyimle birlikte, kişinin bunları fark etmesi, anlaması ya da özümsemesi anlamında kullanılabilir. Kesin anlam tonu nesne ve bağlama bağlıdır.

Alıştırma

“The child stood quietly, taking in the huge mural,” cümlesinde taking in ne anlama gelir?

  1. duvar resmini içeri taşımak
  2. duvar resmi hakkında birini kandırmak
  3. manzarayı fark edip zihninde özümsemek
Cevabı göster

manzarayı fark edip zihninde özümsemek

which would cause a brain overload, Dilbilgisi

2:22

—ki bu, aşırı yüklenmesine yol açardı—

your brain makes assumptions.

2:24

varsayımlarda bulunur.

Dilbilgisi

which would cause a brain overload: düşüncenin tamamına ilişkin açıklama

Bu cümlede which, önceki düşüncenin tamamına, yani yüzde 100 doğru olmak için her ayrıntıyı alma fikrine sınırlayıcı olmayan bir ek açıklama getirir. Yalnızca accurate sözcüğünü nitelemez. Would cause, bu varsayımsal yaklaşımın beklenen sonucunu gösterir. Yan tümce, vazgeçilen seçeneğin bedelini kısaca araya ekleyerek beynin neden varsayımda bulunduğunu açıklar; aşırı yüklenmenin zaten gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Cümlede which neye gönderme yapıyor?

  1. Tamamen doğru olmak için her ayrıntıyı almak
  2. Zaten gerçekleşmiş bir beyin aşırı yüklenmesi
  3. Yalnızca accurate sıfatı
Cevabı göster

Tamamen doğru olmak için her ayrıntıyı almak

This faster perception allows for faster reflexes Öbek fiiller

2:25

Bu daha hızlı algılama, reflekslerin hızlanmasını

and faster conscious and unconscious decisions,

2:28

ve bilinçli ya da bilinçsiz kararların daha çabuk alınmasını sağlar;

Öbek fiiller

allows for: bir sonucu mümkün kılmak

Burada allows for, “mümkün kılar” veya “gerekli koşulları yaratır” anlamındadır. Özne olan This faster perception mümkün kılan koşuldur; for’dan sonraki faster reflexes and decisions isim öbekleri ise mümkün hâle gelen sonuçlardır. Kalıp allow for + isim öbeğidir. allow someone to do something yapısından farklıdır: refleksler ve kararlar, harekete geçmek için izin alan kişiler değildir.

Alıştırma

“Mümkün kılar” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new schedule ____ more time for discussion.

Cevabı göster

allows for

an integral aspect of human nature. Kalıp ifadeler

2:31

bu da insan doğasının ayrılmaz bir parçasıdır.

Kalıp ifadeler

insan doğasının ayrılmaz bir yönü

An integral aspect of X kalıbı, X'in bütünü o yapan vazgeçilmez bir parçası demektir. Integral burada bir sıfattır; “temel” veya “ayrılmaz” anlamına gelir, matematikteki integral ismi anlamında değildir. Bu cümlede virgülden sonraki ifade, daha hızlı refleksleri ve kararları insan doğasının temel bir yönü olarak özetler. Bir özelliğin daha büyük bir konu içinde merkezi bir yeri olduğunu göstermek için an integral aspect of + isim kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “vazgeçilmez bir parçası” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın. Regular practice is ____ learning a musical instrument.

Cevabı göster

an integral aspect of

Much like this halo, Anlatım akışı

2:33

Tıpkı bu halede olduğu gibi,

if you stare at the center dot for long enough,

2:34

merkezdeki noktaya yeterince uzun süre bakarsan,

the brain will simply make it disappear.

2:36

beynin onu öylece görünmez kılar.

Anlatım akışı

tıpkı bu hale gibi

Much like + isim öbeği güçlü bir benzerlik kurar. Much, like sözcüğünün belirttiği benzerliği güçlendirir; dolayısıyla bu giriş “bu haleyle hemen hemen aynı şekilde” demektir, “çok sayıda hale” anlamına gelmez. Cümlenin başında virgülle ayrıldığında bir köprü görevi görür: Görünen haleye geri gönderme yapar ve dinleyiciye, merkezdeki noktaya sonra ne olduğunu anlamak için bu örneği kullanmasını söyler. Bu kalıp, tanıdık bir örnekten yeni bir açıklamaya geçerken kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin başka bir şeye güçlü benzerliği yoluyla anlaşılması gerektiğini açıkça belirtir?

  1. Because of the recipe, these instructions guide you step by step.
  2. Much like a recipe, these instructions guide you step by step.
  3. Unlike a recipe, these instructions do not give steps.
Cevabı göster

Much like a recipe, these instructions guide you step by step.

It makes an assumption that the information is unchanging or unimportant,

2:39

Beynin bu bilginin değişmediğini ya da önemsiz olduğunu varsayar

and as a result, Anlatım akışı

2:42

ve bunun sonucunda

you can't see it.

2:43

onu göremezsin.

Anlatım akışı

Bir sonucu tanıtan as a result,

“As a result” bir cümle bağlayıcısıdır. Önceki nedene—zihnin bilginin değişmediğini ya da önemsiz olduğunu varsaymasına—geri gönderme yapar ve sonucu tanıtır: artık onu göremezsiniz. Burada “and” sözcüğünden sonra gelir ve virgüllerle ayrılır. Böylece bilgi açıkça önce neden, sonra sonuç sırasıyla düzenlenir.

Alıştırma

Hangi cümlede “as a result” tam bir sonuç cümlesinden önce bağlayıcı olarak doğru kullanılmıştır?

  1. The battery was empty. As a result, the toy stopped working.
  2. The battery was empty. As a result of, the toy stopped working.
  3. The battery was empty. As result, the toy stopped working.
Cevabı göster

The battery was empty. As a result, the toy stopped working.

Love tricking your brain with illusions?

2:45

Yanılsamalarla beynini kandırmayı seviyor musun?

We've put together a playlist of our favorite ones

2:46

En sevdiklerimizden oluşan bir oynatma listesi hazırladık;

that you can watch by clicking the screen.

2:48

ekrana tıklayarak onları izleyebilirsin.

Don't forget to subscribe for more weekly fun science videos.

2:50

Her hafta daha fazla eğlenceli bilim videosu izlemek için abone olmayı unutma.