Tesla'ları Bu Kadar Güvenli Yapan Şey Ne: İngilizce çalışma notları

Newsthink

Öğrenme zorluğu
971 kelime 185 kel/dk

Video tanıtımı: Haber, Tesla'nın çarpışma korumasını, sürücü desteğini, kazaları, rakip iddialarını ve düzenleyici anlaşmazlıkları karşılaştırarak güvenlik ününü değerlendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "leading the pack." — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bir şirketin rakiplerinden önde olduğunu anlatan yarış mecazını tanıyın; iş, spor veya teknolojide kullanın. 2. "is believed to be" — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Doğrulanmamış yaygın bir görüşü kaynak vermeden veya kanıtlanmış saymadan aktarın. 3. "depending on who you ask," — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Cevabın kanıtlara ya da çıkarlara göre değiştiğini gösterin; tartışmalı sonucu tarafsız gerçek gibi sunmayın.

Bu derste

Car safety has improved drastically over the years

0:02

Araç güvenliği yıllar içinde önemli ölçüde arttı

and one company appears to be leading the pack. Deyimler

0:05

ve bir şirket bu alanda lider gibi görünüyor.

Deyimler

leading the pack: rakiplerin önünde olmak

leading the pack ifadesindeki pack, aynı alandaki rakipler grubunu anlatır. İfade, bir şirketin otomobil güvenliği konusunda diğerlerinden ileride olduğunu söyler; gerçek bir hayvan sürüsünü veya nesneleri paketlemeyi anlatmaz. Bir kişi veya şey performans, sonuç ya da yenilik gibi konularda karşılaştırılan grubun önündeyse lead the pack kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “diğer rakiplerden daha iyi performans göstermek” anlamındaki deyimle tamamlayın: In battery life, this new model is ____.

Cevabı göster

leading the pack

Teslas have consistently received five-star ratings from organizations Kalıp ifadeler

0:09

Tesla, kurumlardan sürekli olarak beş yıldızlı derecelendirmeler aldı

that perform crash tests

0:12

çarpışma testleri yapan

such as the Insurance Institute for Highway Safety.

0:14

Karayolu Güvenliği Sigorta Enstitüsü (IIHS) gibi.

Kalıp ifadeler

received five-star ratings: bir değerlendirme almak

received five-star ratings, yaygın receive + rating yapısını izler: Bir kuruluş değerlendirme verir, ürün veya hizmet de bu değerlendirmeyi alır. Buradaki ratings, müşteri yorumları veya puan toplamları değil, resmî güvenlik değerlendirmeleridir. Five-star, ratings sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır; bu nedenle kısa çizgiyle yazılır ve star tekil kalır. Cümle birden fazla değerlendirmeden söz ettiği için ratings çoğuldur.

Alıştırma

Cümleyi receive fiilinin geçmiş zamanıyla ve en yüksek dereceleri anlatan doğru yazılmış çoğul ad grubuyla tamamlayın: The safety app ____ from three independent reviewers.

Cevabı göster

received five-star ratings

One reason you'd be safer in a Tesla Dilbilgisi

0:17

Bir Tesla'da daha güvende olmanızın bir nedeni

is that the electric cars don't have an engine,

0:19

elektrikli arabaların bir motoru (içten yanmalı) olmamasıdır,

Dilbilgisi

One reason ... is that ... ile bir neden sunmak

One reason + özne + fiil + is that + yan cümle kalıbı bir nedeni açıkça sunar. One reason ile is that arasındaki bölüm açıklanan düşünceyi belirtir; is that sonrasındaki yan cümle ise nedeni verir. Bu kalıptaki is atılmamalıdır. Basit bir because cümlesine göre bu kalıp nedenleri düzenlemeyi kolaylaştırır: önce bir neden verilir, daha sonra başka nedenler eklenebilir.

Alıştırma

Cümleyi One reason ... is that ... kalıbıyla tamamlayın: ____ remote work saves time ____ it removes the daily commute.

Cevabı göster

One reason · is that

so all that steel and aluminum at the front

0:22

böylece ön taraftaki tüm o çelik ve alüminyum

crumples and absorbs much of the impact

0:24

ezilir ve etkinin büyük bir kısmını emer

preventing it from being transmitted to the occupants. Dilbilgisi

0:26

bunun yolculara iletilmesini engeller.

Dilbilgisi

preventing it from being transmitted: sonuç ve edilgen yapı

preventing ... biçimindeki -ing yan cümlesi önceki eylemlerin sonucunu verir: ezilme ve darbenin emilmesi, darbenin içerideki kişilere ulaşmasını engeller. Bu bölüm, crumples ve absorbs ile sıralanmış başka bir ana fiil değildir. Kalıp prevent + nesne + from + being + geçmiş zaman ortacı şeklindedir. Burada it, impact sözcüğünü karşılar. Being transmitted edilgendir; çünkü darbe eyleme maruz kalır. To the occupants ise darbenin ulaşacağı kişileri belirtir.

Alıştırma

Cümleyi prevent ... from being done sonuç yapısıyla tamamlayın: The thick wall absorbed the sound, ____ it from ____ transmitted into the next room.

Cevabı göster

preventing · being

The lack of an engine isn't the only reason they're safe.

0:30

Güvenli olmalarının tek nedeni motorlarının olmaması değil.

It has to do with the overall structure of the vehicle. Kalıp ifadeler

0:33

Bu, aracın genel yapısıyla da ilgili.

Kalıp ifadeler

Bağlantı bildiren “has to do with”

“Has to do with”, “... ile ilgili olmak” veya “... ile bağlantılı olmak” demektir. Dört sözcük tek bir kalıp olarak anlaşılır ve ardından bağlantılı konu, gerçek ya da etken gelir. Bu cümlede ifade, aracın güvenliği ile genel yapısı arasında bağlantı kurar. Aracın bir şeyi “yapmak zorunda olduğunu” söylemez.

Alıştırma

“The delay has to do with the weather.” cümlesinde “has to do with” ne anlama gelir?

  1. onunla bir şey yapmak zorundadır
  2. ... ile ilgilidir
  3. bitirmiştir
Cevabı göster

... ile ilgilidir

They're difficult to roll over Öbek fiiller

0:36

Takla atmaları çok zordur

because they have a low center of gravity Kelime

0:38

çünkü ağırlık merkezleri düşüktür

since the heavy battery pack and the electric motors

0:40

çünkü ağır batarya paketi ve elektrik motorları

sit low in the vehicle.

0:42

aracın alt kısımlarında yer alır.

Öbek fiiller

Bir aracın devrilmesini anlatan “roll over”

Araç bağlamında “roll over”, bir aracın devrilmesi veya aracın devrilmesine neden olunması anlamına gelir; araç genellikle yan tarafına ya da tavanının üzerine döner. “They’re difficult to roll over” ifadesinde they, devrilecek şeyi temsil eder; yani bu araçları devirmek zordur. Ağırlık merkezinin düşük olması bu olayın gerçekleşme olasılığını azaltır. Roll over ifadesini sıradan bir yuvarlanma olarak değil, tek bir anlama sahip öbek fiil olarak okuyun.

Alıştırma

Doğal fiil biçimini seçin: On a sharp turn, a tall vehicle can ____.

  1. roll over
  2. rolling over
  3. rollover
Cevabı göster

roll over

Kelime

low center of gravity: alçak ağırlık merkezi

Low center of gravity, bir nesnenin kütlesinin dengelendiği noktanın yere görece yakın olması demektir. Burada low, ağırlık merkezinin konumunu anlatır; yer çekiminin zayıf olduğu anlamına gelmez. Batarya paketi ve motorlar alçak bir konuma yerleştirildiği için aracın ağırlığı alt tarafta yoğunlaşır. Bu da aracı daha dengeli ve devrilmeye karşı daha dayanıklı hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki teknik ifadeyle tamamlayın: A wide base and batteries under the floor give the car a ____, making it harder to tip.

Cevabı göster

low center of gravity

The American road safety regulator NHTSA Kültür

0:44

Amerikan karayolu güvenlik düzenleyicisi NHTSA,

determined that the mid-size SUV, the Model Y,

0:46

orta boy SUV olan Model Y'nin

has a rollover risk of about 8%.

0:49

yaklaşık %8'lik bir devrilme riski taşıdığını belirledi.

Kültür

The American road safety regulator NHTSA: ABD yol güvenliği düzenleyici kurumu NHTSA

The American road safety regulator ifadesi, kurumun bulgusunu vermeden önce NHTSA'yı göreviyle tanıtır. NHTSA, National Highway Traffic Safety Administration adının kısaltmasıdır ve yol ile motorlu taşıt güvenliğini düzenlemekten sorumlu bir ABD federal hükümet kurumudur. Bu tanım, verdiği %8 oranının neden düzenleyici kurum yetkisine dayandığını gösterir. NHTSA bir otomobil üreticisi veya sigorta sektörüne ait bağımsız bir test kuruluşu değildir.

Alıştırma

Bu cümlede The American road safety regulator tanımı NHTSA hakkında ne anlatıyor?

  1. Araçları bağımsız olarak derecelendiren özel bir sigorta sektörü grubudur.
  2. Model Y'yi üreten şirkettir.
  3. Yol ve araç güvenliği üzerinde düzenleme yetkisi bulunan bir ABD hükümet kurumudur.
Cevabı göster

Yol ve araç güvenliği üzerinde düzenleme yetkisi bulunan bir ABD hükümet kurumudur.

Tesla says that's the lowest risk

0:52

Tesla, bunun şimdiye kadar üretilmiş herhangi bir SUV arasında

of any SUV ever built

0:53

en düşük risk olduğunu

and lower than the chances of the Model X flipping over.

0:55

ve Model X'in takla atma ihtimalinden daha düşük olduğunu söylüyor.

In the unfortunate event that it does overturn, Kalıp ifadeler

0:58

Takla atması gibi talihsiz bir durumda,

the Tesla relies on the strength of its roof

1:01

Tesla içindeki insanları korumak için

to protect the people inside.

1:03

tavanının gücüne güvenir.

Kalıp ifadeler

In the unfortunate event that: istenmeyen bir koşulu resmî olarak belirtme

In the unfortunate event that, “bu istenmeyen durum gerçekleşirse” anlamına gelir. Buradaki event, planlanmış bir etkinliği değil, gerçekleşmesi mümkün bir durumu ifade eder. Yapı in the event that + yan cümle şeklindedir. unfortunate eklenince koşulun istenmeyen bir durum olduğu belirtilir ve ciddi fakat düşük olasılıklı bir risk dikkatli ve resmî bir biçimde sunulur.

Alıştırma

İstenmeyen bir olasılığı tanıtan resmî ifadeyle güvenlik duyurusunu tamamlayın: ____ the power fails, the emergency lights will turn on.

Cevabı göster

In the unfortunate event that

The Model 3's roof has been found Dilbilgisi

1:06

Model 3'ün tavanının

to resist more than 20,000 lb of force,

1:07

20.000 pound'dan fazla kuvvete direnebildiği,

nearly six times its own weight

1:10

kendi ağırlığının neredeyse altı katı

Dilbilgisi

has been found to: kanıta dayalı bir sonucu bildirme

Has been found to, testlerden, araştırmalardan veya başka kanıtlardan elde edilen bir sonucu bildirir. Burada testlerin tavanın bu miktarda kuvvete dayanabildiğini gösterdiği anlamına gelir; found, “yeri bulundu” demek değildir. Yapı özne + has/have been found + to ile mastar şeklindedir. Present perfect zamanında edilgen bir bildirim yapısıdır: tespiti yapan kişi belirtilmez, kanıta dayalı sonuç öne çıkarılır ve sonucun şu anda da geçerli olduğu gösterilir.

Alıştırma

Raporu, find fiilinin present perfect edilgen biçimi ve ardından gelen mastarla tamamlayın: In classroom tests, the new filter ____ remove most of the dust.

Cevabı göster

has been found to

or as Tesla points out,

1:13

veya Tesla'nın belirttiği gibi,

it can withstand the weight of about

1:14

yaklaşık iki tam büyümüş Afrika filinin

two full-grown African elephants.

1:16

ağırlığına dayanabildiği tespit edildi.

The part of a car that offers the least amount of protection Kalıp ifadeler

1:19

Bir arabanın en az koruma sağlayan kısmı

is the side

1:21

yan taraftır

since there's no area designed to crumple

1:22

çünkü ön ve arka uçların aksine

unlike the front and rear ends.

1:24

ezilmek üzere tasarlanmış bir alan yoktur.

Kalıp ifadeler

offers the least amount of protection: sayılamayan bir koruma düzeyini karşılaştırma

Bu cümlede offers protection, 'zarara karşı güvenlik sağlar' anlamına gelir. Özne arabanın bir bölümüdür; protection ise o bölümün sağladığı şeydir. The least amount of, karşılaştırılan bölümler arasında en düşük dereceyi belirtir. Protection burada normalde sayılamayan bir addır, bu yüzden amount uygundur; ifade, yan tarafın ön veya arka kısımdan daha az koruma sağladığını söyler.

Alıştırma

Güvenlik değerlendirmesini, dersteki 'en düşük güvenlik düzeyini sağlar' anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Of the three helmets, the lightest one ____ in a crash.

Cevabı göster

offers the least amount of protection

To get over this side panel weakness, Öbek fiiller

1:26

Bu yan panel zayıflığının üstesinden gelmek için

Öbek fiiller

get over: soyut bir sorunun üstesinden gelmek

Burada get over, 'üstesinden gelmek veya başarıyla başa çıkmak' anlamındadır. Nesnesi this side panel weakness, yani soyut bir sorundur; bu nedenle ifade fiziksel bir nesnenin üzerinden geçmekle ilgili değildir. Anlamı nesne ve bağlam belirler. Problem, weakness, fear veya difficulty ile get over, o engeli aşmayı anlatabilir; illness veya shock ile ise çoğunlukla iyileşmek ya da etkisinden kurtulmak anlamına gelir.

Alıştırma

The team tested several fixes to get over the design problem. İngilizce cümlesinde get over ne anlama gelir?

  1. Sorunun üstesinden gelmek veya onu başarıyla çözmek
  2. Fiziksel olarak sorunun üzerinden geçmek
  3. Bir hastalıktan iyileşmek
Cevabı göster

Sorunun üstesinden gelmek veya onu başarıyla çözmek

Teslas have been heavily reinforced Kalıp ifadeler

1:28

Tesla'lar ultra yüksek kaliteli çelikle

with ultra high-grade steel

1:30

büyük ölçüde güçlendirilmiştir

Kalıp ifadeler

heavily reinforced with ultra high-grade steel: ultra yüksek dayanımlı çelikle güçlü biçimde takviye edilmiş

Bu cümlede heavily reinforced with ultra high-grade steel, Tesla araçların yapısına ultra yüksek dayanımlı çelik eklenerek çok daha sağlam hâle getirildiği anlamına gelir. Reinforced, özgün yapının basitçe başka bir yapıyla değiştirildiği anlamına gelmez. Ek dayanıklılığı sağlayan malzemeyi belirtmek için be reinforced with + material kalıbını kullanın. Heavily, reinforced sözcüğünü niteler ve takviyenin yüksek derecede olduğunu vurgular; kesin bir ölçü vermez.

Alıştırma

“Bir şey eklenerek çok daha sağlam hâle getirilmiş” anlamındaki, derste vurgulanan üç sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: The safe door was ____ steel plates before the impact test.

Cevabı göster

heavily reinforced with

shown in teal blue

1:32

deniz mavisi ile gösterilen,

while the battery pack also acts as a barrier. Kalıp ifadeler

1:33

aynı zamanda batarya paketi de bir bariyer görevi görür.

Kalıp ifadeler

acts as a barrier: bariyer görevi görür

Bu cümlede acts as a barrier, batarya paketinin aynı zamanda bariyer işlevi gördüğü anlamına gelir. Act as ifadesinden sonra bir rolü veya işlevi adlandıran isim öbeği gelir. Buradaki act, “bir oyunda rol yapmak” anlamında değildir. Bu kalıp bir kişinin veya nesnenin resmî, geçici ya da yalnızca çalışma biçiminden kaynaklanan bir rol üstlenmesini anlatabilir.

Alıştırma

“İşlevini yerine getirmek” anlamındaki, vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the drill, the gym will ____ a shelter.

Cevabı göster

act as

If there is a side collision,

1:36

Yandan bir çarpışma olursa,

the Model 3 has a thick curtain airbag

1:37

Model 3'ün yüksek güvenlik derecesine katkıda bulunan

that also contributes to a high safety rating.

1:40

kalın bir perde hava yastığı vardır.

A real-world example comes to mind. Anlatım akışı

1:43

Gerçek dünyadan bir örnek akla geliyor.

Anlatım akışı

Aklıma gerçek hayattan bir örnek geliyor

Bu cümlede A real-world example, konuşmaya eklenen yeni bilgidir. Konuşmacı, verebileceği bir örnek olduğunu belirterek genel bir açıklamadan somut bir kanıta geçer. Comes to mind, “hatırlanmak” veya “akla gelmek” anlamındadır. Bir şey gerçek anlamda zihnin içine hareket etmez. X comes to mind kalıbı, X'i konuşmacının kolayca düşünebildiği bir şey olarak sunar ve doğal, akıcı bir geçiş oluşturur.

Alıştırma

Konuşmacı “A real-world example comes to mind” diyerek ne yapıyor?

  1. Örneğin hayal ürünü olduğunu iddia etmek
  2. Örneği hatırlamanın zor olduğunu söylemek
  3. Konuşmacının az önce düşündüğü bir örneği tanıtmak
Cevabı göster

Konuşmacının az önce düşündüğü bir örneği tanıtmak

In Oregon recently,

1:44

Geçtiğimiz günlerde Oregon'da,

the driver of a Model S crashed into a pole,

1:46

bir Model S sürücüsü bir direğe,

hit two trees, and a telephone box.

1:48

ardından iki ağaca ve bir telefon kulübesine çarptı.

The impact was so severe Dilbilgisi

1:51

Etki o kadar şiddetliydi ki

that hundreds of small batteries

1:52

Tesla'ya güç vermek için birlikte çalışan

that work together to power the Tesla

1:54

yüzlerce küçük pil

were ejected onto the road.

1:55

yola fırladı.

Dilbilgisi

so severe that: aşırı derece ve sonucu

so + sıfat/zarf + that + sonuç cümleciği kalıbı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada so, severe sözcüğünün derecesini artırır; that cümleciği ise çarpışma bu dereceye ulaştığı için ne olduğunu anlatır. Buradaki so, derece bildiren bir sözcüktür; “bu nedenle” anlamındaki bağlayıcı değildir. severe ile birlikte kullanılır, that ise sonuç cümleciğini başlatır. Bu yapı, aşırı derece anlatımından sonra dinleyicinin bir sonuç beklemesini sağlar.

Alıştırma

Neden-sonuç kalıbını tamamlayın: The wind was ____ strong ____ several branches broke.

Cevabı göster

so · that

Despite the damage, Dilbilgisi

1:57

Bu hasara rağmen,

the driver walked away with only minor injuries. Deyimler

1:58

sürücü sadece hafif sıyrıklarla araçtan yürüyerek çıktı.

Dilbilgisi

Beklenmedik karşıtlık için despite + isim öbeği

Despite, normalde ana cümledeki sonucun gerçekleşmesini daha az olası kılacak bir gerçeği belirtir. Burada hasar, ciddi yaralanma beklentisi yaratır; ancak sürücü yalnızca hafif yaralanmıştır. Yapı despite + isim öbeği veya -ing biçimi şeklindedir ve ardından ana cümle gelir. Beklenmedik bir karşıtlığı kısa biçimde gösterir; despite doğrudan özne ve yüklem içeren tam bir yan cümle başlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi despite kullanarak tamamlayın: ____ the long delay, everyone remained calm.

Cevabı göster

Despite

Deyimler

Walk away with + sonuç: tehlikeden sonraki durum

Walked away with only minor injuries, sürücünün ciddi bir kazayı yalnızca hafif yaralanarak atlattığı anlamına gelir. Haberlerde walk away, tehlikeli bir olaydan sağ çıkmayı veya kurtulmayı anlatabilir; kişinin olay yerinden gerçekten yürüyerek ayrıldığını belirtmek zorunda değildir. With ile başlayan bölüm sonucu veya neticeyi belirtir: walk away with + yaralanma, kayıp ya da başka bir sonuç. Only, sonucun beklenenden daha hafif olduğunu göstererek karşıtlığı güçlendirir.

Alıştırma

'The cyclist walked away with only a scraped knee,' cümlesinde walked away with ne anlama gelir?

  1. Bisikletçi yarası incelenmeden önce hastaneden ayrıldı.
  2. Bisikletçi kazadan tamamen kaçındı ve yaralanmadı.
  3. Bisikletçi kazayı yalnızca bu küçük yaralanmayla atlattı.
Cevabı göster

Bisikletçi kazayı yalnızca bu küçük yaralanmayla atlattı.

Teslas have also been engineered

2:02

Tesla'lar aynı zamanda en başından kazaları

to try to prevent accidents in the first place. Deyimler

2:03

önlemeye çalışmak üzere tasarlandı.

Deyimler

“in the first place” ifadesinin “gerçekleşmeden önce” anlamı

Burada in the first place, bir kaza henüz gerçekleşmeden önce anlamına gelir. Odak, kaza sırasında insanları korumaktan kazanın kendisini önlemeye geçer. Bu ifade, özellikle Why did you go there in the first place? gibi sorularda başlangıçta veya zaten neden anlamına da gelebilir. Kazaları önleme bağlamı, burada olay gerçekleşmeden önce anlamının kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

Örnek cümledeki in the first place ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Araçlar yalnızca bir kazadan sonraki zararı azaltmak için tasarlanmıştır.
  2. Araçlar bir güvenlik sıralamasında birinci olmak için tasarlanmıştır.
  3. Araçlar, bazı kazaları gerçekleşmeden önce önlemek için tasarlanmıştır.
Cevabı göster

Araçlar, bazı kazaları gerçekleşmeden önce önlemek için tasarlanmıştır.

A safety feature detects when the vehicle

2:06

Bir güvenlik özelliği aracın

is drifting into another lane

2:08

başka bir şeride sürüklendiğini algılar

and then steers itself back

2:09

ve ardından kendi kendini geri yönlendirir,

and the automatic emergency braking

2:11

ve otomatik acil frenleme sistemi

recognizes obstacles and stops the car on its own.

2:13

engelleri tanıyıp arabayı kendi kendine durdurur.

But there are still some kinks to be ironed out. Deyimler

2:17

Ancak yine de çözülmesi gereken bazı pürüzler var.

Deyimler

“kinks to be ironed out”: hâlâ çözülmesi gereken küçük sorunlar

Burada kinks küçük sorunlar veya düzgün çalışmayan noktalar, ironed out ise çözülmüş ya da sorunsuz çalışacak hâle getirilmiş demektir. Benzetme, kırışıklıkları ütüyle düzleştirme görüntüsünden gelir; ancak gerçekten giysilerden söz edilmez. to be ironed out sözleri kinks ifadesini açıklar: bu sorunların hâlâ giderilmesi gerekir. Sistem çoğunlukla çalışıyor ve yalnızca birkaç sorun kalmış gibi gösterdiği için ifade ölçülü biçimde iyimserdir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki tam edilgen deyimle tamamlayın: A new game is almost ready, but there are still some ____.

Cevabı göster

kinks to be ironed out

When European safety experts Euro NCAP

2:19

Avrupalı güvenlik uzmanları Euro NCAP,

tested the braking system on a Model X,

2:22

bir Model X üzerinde fren sistemini test ettiğinde,

it avoided hitting a dummy resembling a child Dilbilgisi

2:24

25 km/s hızla seyrederken

Dilbilgisi

“avoided hitting” ifadesinde avoid + fiil-ing

avoided hitting ifadesinde avoid fiilinden sonra -ing biçimindeki hitting gelir. Bu ifade çarpışmanın gerçekleşmediğini anlatır: sistem, çocuğa benzeyen test mankenine çarpmamayı başarmıştır. Kaçınılan şey bir eylem olduğunda avoid + fiil-ing kalıbını kullanın. Standart İngilizcede bu anlam için avoid to hit kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi crash fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The cyclist avoided ____ into the open car door.

Cevabı göster

crashing

while traveling at 25 km/h

2:26

çocuğa benzeyen bir mankene çarpmaktan kaçındı

but not at 30 km/h

2:29

ancak 30 km/s hızda kaçınamadı

though it did reduce the speed before impact. Dilbilgisi

2:31

gerçi çarpışmadan önce hızı düşürdü.

Dilbilgisi

“though it did reduce” ifadesinde ödünleme ve vurgu

Though bir ödünleme ilişkisi kurar: sistem 30 km/s hızda çarpışmayı önleyememiştir, ancak ardından gelen nokta yine de sistemin lehinedir. Reduce sözcüğünden önceki did, vurgulu do kullanımıdır. Hızın gerçekten azaldığını vurgular. Geçmiş zamanı did taşıdığı için reduce yalın hâlde kalır. though + vurgulu did, genel bir başarısızlığın içindeki sınırlı olumlu sonucu anlatır.

Alıştırma

Filtre dumanın tamamını gidermedi. Hangi cümle başarısızlıkla karşıtlık oluşturan kısmi bir başarı ekler ve bunun gerçekten gerçekleştiğini vurgular?

  1. Though it failed overall, it did reduce the smell.
  2. Though it failed overall, it reduced the smell.
  3. Because it failed overall, it did reduce the smell.
Cevabı göster

Though it failed overall, it did reduce the smell.

This type of technology isn't new.

2:34

Bu tür bir teknoloji yeni değil.

Volvo introduced an auto braking function

2:36

Volvo otomatik frenleme fonksiyonunu

over a decade ago,

2:38

on yıldan fazla bir süre önce tanıttı,

but Teslas differ because of their more advanced sensors

2:39

ancak Tesla'lar, çarpışmaları önlemede teknik olarak daha iyi olması gereken

which should technically be better at avoiding collisions. Dilbilgisi

2:42

daha gelişmiş sensörleri nedeniyle farklılaşıyor.

Dilbilgisi

be better at avoiding collisions: çarpışmalardan kaçınmada daha iyi olmak

Be better at + isim veya -ing biçimi, bir etkinlikteki beceriyi ya da etkililiği karşılaştırır. at bir edattır ve ardından bir isim öbeği gelmelidir; bu nedenle avoiding burada mastar değil, isim görevindeki bir gerund biçimidir. Bu cümlede Tesla araçlarının sensör sistemlerinin teoride çarpışmaları daha başarılı biçimde önlemesi gerektiği söyleniyor. Should technically, teknolojiye dayalı bir beklentiyi belirtir; kanıtlanmış bir sonucu değil.

Alıştırma

Cümleyi “bu etkinlikte daha yetenekli” anlamındaki iki kelimelik karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: Compared with the old model, this braking system is ____ detecting cyclists at night.

Cevabı göster

better at

A combination of cameras, radar, Dilbilgisi

2:45

Kameralar, radar

and ultrasonic sensors help with navigation.

2:47

ve ultrasonik sensörlerin birleşimi navigasyona yardımcı oluyor.

Dilbilgisi

A combination of ... helps: tekil baş sözcükle özne-fiil uyumu

Öznenin dilbilgisel baş sözcüğü tekil combination ismidir. of sonrasındaki sözcükler nelerin birleştirildiğini belirtir, ancak bu sözcüklerin çoğul olması fiili belirlemez. Standart özne-fiil uyumunda ... help değil, A combination ... helps yazılır. Örnekte help kullanılmıştır. Bu, doğaçlama konuşmada bir dil sürçmesi olarak ortaya çıkabilir. Cümle yine anlaşılır, ancak özenli konuşma ve yazıda helps daha güvenli biçimdir.

Alıştırma

Standart özne-fiil uyumunu kullanarak cümleyi help fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A combination of clear labels and color coding ____ users find the right button.

Cevabı göster

helps

The goal is to eventually have the vehicles drive themselves Dilbilgisi

2:50

Hedef, nihayetinde araçların

with no human driver at all.

2:53

hiçbir insan sürücü olmadan kendi kendilerini sürmesidir.

Dilbilgisi

Have the vehicles drive themselves: have + nesne + fiilin yalın hâli

have the vehicles drive themselves ifadesinde have ettirgen bir işlev taşır: özne, araçların eylemi yapmasını sağlar, bunu ayarlar veya mümkün kılar. Kalıp have + nesne + fiilin yalın hâlidir; bu yüzden drive önünde to kullanılmaz. the vehicles hem have fiilinin nesnesi hem de drive eylemini yapan ögedir. Dönüşlülük zamiri themselves, the vehicles ifadesine gönderme yapar ve araçların bir insan sürmeden çalıştığını vurgular. Araçların bilinçli olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

my assistant ve send ifadelerini kullanarak cümleyi ettirgen have kalıbıyla tamamlayın: I'll ____ the invitations this afternoon.

Cevabı göster

have my assistant send

You might say level five autonomy is the Holy Grail. Deyimler

2:55

Beşinci seviye otonominin Kutsal Kâse olduğunu söyleyebilirsiniz.

Deyimler

The Holy Grail: ulaşılması zor nihai hedef

Burada the Holy Grail, insanların çok istediği ancak ulaşması son derece zor olan nihai bir hedef için kullanılan benzetmedir. Beşinci seviye otonomi, zaten gerçekleştirilmiş bir şey olarak değil, en üst ve en çok aranan sonuç olarak anlatılır. İfade, şövalyelerin kutsal Kâse'yi aradığı Orta Çağ efsanelerinden gelir. Modern teknoloji, bilim, iş dünyası ve diğer alanlarda bu köken, uzun ve zorlu bir arayış düşüncesini ekler; cümle gerçek anlamdaki dinî nesneden söz etmez.

Alıştırma

Cümleyi, ulaşılması çok zor nihai hedef anlamındaki benzetmeyle tamamlayın: A universal cure remains ____ for many researchers.

Cevabı göster

the Holy Grail

Tesla's not quite there yet Deyimler

2:59

Tesla henüz tam olarak o noktada değil

but is moving in that direction.

3:00

ancak o yönde ilerliyor.

Deyimler

“not quite there yet ... moving in that direction” ile ilerlemeyi anlatmak

Buradaki there, fiziksel bir yeri değil, amaçlanan tam otonom sürüş hedefini ifade eder. Not quite there yet, Tesla’nın ilerleme kaydettiğini ancak bu hedefe henüz tam olarak ulaşmadığını anlatır. Moving in that direction ifadesinde direction da ilerleme için bir mecaz olarak kullanılır. Bu iki ifade birlikte dengeli bir durum açıklaması verir: hedefe henüz ulaşılmamıştır, ancak geliştirme süreci ona doğru ilerlemektedir.

Alıştırma

Hangi durum güncellemesi, bir prototipin hedefine henüz ulaşmadığını ancak o hedefe doğru ilerlediğini anlatır?

  1. The prototype is moving in the wrong direction and getting worse.
  2. The prototype is already there, so no further work is needed.
  3. The prototype is not quite there yet, but it is moving in that direction.
Cevabı göster

The prototype is not quite there yet, but it is moving in that direction.

Select customers have been able to beta test Kelime

3:02

Seçilmiş müşteriler,

its full self-driving software

3:05

tam otonom sürüş yazılımını beta testi olarak deneyebiliyor;

Kelime

Piyasaya çıkış öncesi bir fiil olarak “beta test”

Bu cümlede beta test, bir yazılımı herkese tam olarak sunulmadan önce gerçek kullanım koşullarında denemek anlamında kullanılan bir fiildir. Seçilen müşteriler yazılımı kullanarak sorunların bulunmasına veya geri bildirim sağlanmasına yardımcı olur. Beta test hâlâ geliştirme sürecinin bir parçasıdır. Bu nedenle ürünün test kullanıcılarına sunulması, tamamlandığı, kanıtlandığı veya herkes için hazır olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Tam sürümden önce sınırlı kullanıcılarla yapılan testi anlatan iki kelimelik terimle cümleyi tamamlayın: Before the public launch, invited users will ____ the new app and report bugs.

Cevabı göster

beta test

which works on both city streets and highways

3:07

bu yazılım hem şehir sokaklarında hem de otoyollarda

without any help from the driver.

3:09

sürücüden hiçbir yardım almadan çalışıyor.

However, the driver still has to pay attention

3:11

Bununla birlikte, sürücünün yine de dikkat etmesi

and be ready to step in Öbek fiiller

3:13

ve araç düzgün yanıt vermezse

if the vehicle fails to respond properly.

3:15

müdahale etmeye hazır olması gerekir.

Öbek fiiller

Step in: yardım veya kontrol gerektiğinde müdahale etmek

Burada step in, bir sorun nedeniyle birinin yardım etmek veya kontrolü almak için müdahale etmesi anlamına gelir. Araç doğru tepki vermezse sürücü harekete geçmeye hazır olmalıdır; ifade fiziksel olarak bir adım atmayı anlatmaz. Step in çoğu zaman eylemi bir ihtiyaca verilen yanıt olarak sunar: Bir kişi, kendisi devreye girmeden durumun güvenli veya başarılı biçimde devam edemeyeceğini fark eder.

Alıştırma

Hangi cümlede step in bir soruna müdahale etmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The referee stepped into the empty office.
  2. The referee stepped in when the players began to fight.
  3. The referee took one step toward the door.
Cevabı göster

The referee stepped in when the players began to fight.

So it's not yet autonomous

3:17

Yani henüz tam otonom değil

and if you ask rivals, that won't ever happen.

3:19

ve rakiplere sorarsanız, bu asla gerçekleşmeyecek.

The CEO of Waymo,

3:22

Eskiden Google'ın otonom sürüş projesi olarak bilinen

formerly known as Google's self-driving project, Kalıp ifadeler

3:23

Waymo'nun CEO'su,

Kalıp ifadeler

Formerly known as: önceki bir adı tanıtmak

Formerly known as, geçmişte kullanılan ancak artık güncel olmayan bir adı veya kimliği tanıtır. Bu cümlede Waymo'yu Google'ın sürücüsüz araç projesi olan önceki kimliğiyle açıklar. Bu ifade, arka plan bilgisini daha büyük bir cümlenin içine kısa biçimde yerleştirir. Kalıp genellikle güncel ad + formerly known as + eski ad şeklindedir ve çoğu zaman virgüllerle ayrılır.

Alıştırma

Hangi cümle River Hall adını tiyatronun eski adı olarak açıkça sunuyor?

  1. The theater known as River Hall reopened in June.
  2. The theater, also known as River Hall, reopened in June.
  3. The theater, formerly known as River Hall, reopened in June.
Cevabı göster

The theater, formerly known as River Hall, reopened in June.

dismissed Elon Musk's company as a competitor Kelime

3:26

Elon Musk'ın şirketini rakip olarak görmezden geldi

saying he doesn't think Teslas will ever be autonomous.

3:28

ve Tesla'nın asla otonom olabileceğini düşünmediğini söyledi.

Kelime

dismiss a company as a competitor: şirketi rakip olarak ciddiye almamak

Bu cümlede dismiss a company as a competitor, şirketin ciddi bir rakip olma konumunu reddetmek veya küçümsemek anlamına gelir. Konuşan kişi şirketi tarafsız biçimde bir kategoriye yerleştirmiyor; onu gerçek bir rakip olarak ciddiye almaya değmez buluyor. dismiss A as B kalıbı, A'nın B ile belirtilen rol veya kategori bakımından reddedildiğini, göz ardı edildiğini ya da ciddiye alınmadığını sıkça gösterir. Kesin ilişkiyi bağlam belirler; burada as a competitor, reddedilen veya küçümsenen rolü belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle analistin Nova Motors'ı ciddi bir rakip olarak görmediğini açıkça ifade eder?

  1. The analyst described Nova Motors as a competitor.
  2. The analyst welcomed Nova Motors as a competitor.
  3. The analyst dismissed Nova Motors as a competitor.
Cevabı göster

The analyst dismissed Nova Motors as a competitor.

Musk fired back tweeting Öbek fiiller

3:31

Musk karşılık vererek

Öbek fiiller

fire back: bir saldırıya sert karşılık vermek

Fire back, bir eleştiri, suçlama veya saldırıya hızlı ve güçlü bir yanıt vermek demektir. Burada Musk bir tweet ile karşılık verir ve bu ifade onun yanıtını bir çatışmanın parçası olan karşı saldırı şeklinde sunar. Back, sözlü saldırıyı kaynağına geri gönderme fikrini taşır. İfade mecazidir; gerçek bir silahlı saldırı yoktur ve fired işten çıkarılmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, “eleştiriye hızlı ve güçlü biçimde karşılık verdi” anlamındaki iki sözcüklü fiille tamamlayın: After the coach criticized her publicly, she ____ with a detailed defense.

Cevabı göster

fired back

Tesla has better AI hardware and software than Waymo.

3:33

Tesla'nın Waymo'dan daha iyi yapay zeka donanım ve yazılımına sahip olduğunu tweetledi.

Tesla's full-self-driving software is believed Dilbilgisi

3:37

Tesla'nın tam otonom sürüş yazılımının,

to be propelling its vehicles from level two autonomy Kültür

3:39

araçlarını seviye iki otonomiden

to level three.

3:42

seviye üçe taşıdığına inanılıyor.

Dilbilgisi

is believed to be + -ing: ...dığına inanılmak

“Is believed to be” edilgen bir aktarma yapısıdır. İnsanların veya ilgili gözlemcilerin özne hakkında genel olarak bir şeye inandığını belirtir, ancak bu görüşü kimin taşıdığını söylemez. Burada “to be propelling”, devam eden bir süreci anlatmak için “to be + -ing” yapısını kullanır. Bu ifade, değişimi kesin olarak kanıtlanmış bir gerçek değil, aktarılan bir değerlendirme olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi “insanlar genel olarak böyle düşünüyor” anlamındaki temkinli edilgen aktarma ifadesiyle tamamlayın: The ancient object ____ more than 2,000 years old.

Cevabı göster

is believed to be

Kültür

ikinci seviye otonomiden üçüncü seviyeye

“From X to Y”, bir kategori veya durumdan diğerine geçişi belirtir. Burada yazılımın araçları 2. seviye sürüş otomasyonundan 3. seviyeye taşıdığı anlatılıyor. 2. seviyede sistem direksiyon ve hızı aynı anda kontrol edebilir, ancak insan sürücü sürekli gözetim yapmalı ve sorumluluğu üstlenmelidir. 3. seviyede sistem, yalnızca belirlenmiş koşullarda tüm sürüş görevini kendisi yerine getirir; yardım istediğinde bir insan kontrolü devralmalıdır. Bu nedenle 3. seviye tam otonomi değildir ve 5. seviye anlamına gelmez.

Alıştırma

2. seviye otonomiden geçildikten sonra 3. seviyenin eklediği özelliği en iyi hangi ifade açıklar?

  1. Araç, insan sürücü olmadan her yerde gidebilir.
  2. İnsan, ikinci seviyede olduğu gibi yolu hâlâ sürekli gözetlemek zorundadır.
  3. Sınırlı koşullarda sistem sürüş görevini yerine getirir, ancak istendiğinde bir insan kontrolü devralmaya hazır olmalıdır.
Cevabı göster

Sınırlı koşullarda sistem sürüş görevini yerine getirir, ancak istendiğinde bir insan kontrolü devralmaya hazır olmalıdır.

The tech is a considerable improvement from Autopilot

3:44

Bu teknoloji, hız sabitleyiciye sahip olan ancak tam otonom sürüşten daha az özelliği bulunan

which has cruise control but fewer features than full-self-driving

3:47

ve çoğunlukla otoyol kullanımıyla sınırlı olan Autopilot'a göre

and is most often limited to highway use. Kalıp ifadeler

3:50

önemli bir gelişmedir.

Kalıp ifadeler

limited to highway use: izin verilen kapsamı belirtme

Be limited to + isim veya -ing biçimi, bir şeyin yalnızca belirtilen kapsam içinde izin verildiğini, mevcut olduğunu, amaçlandığını ya da normalde kullanıldığını anlatır. Burada limited to highway use, otoyolda sürüşü normal kullanım kapsamı olarak gösterir. Tam cümlede most often da bulunduğu için normal çalışma kapsamı anlatılır. Aracın fiziksel olarak başka hiçbir yerde gidemeyeceği iddia edilmez.

Alıştırma

'Şununla sınırlı' anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Access is ____ registered members.

Cevabı göster

limited to

With any system that isn't fully autonomous, Dilbilgisi

3:52

Tamamen otonom olmayan herhangi bir sistemde,

the driver has to remain alert.

3:55

sürücü tetikte kalmalıdır.

Dilbilgisi

With any system that isn't fully autonomous: with ile koşul belirtme

Cümle başındaki with + isim öbeği, ana cümlenin geçerli olduğu durumu belirleyebilir. Burada With any system that isn't fully autonomous, sürücünün tamamen otonom olmayan bir sistem kullandığı anlamına gelir; ardından ana cümle bu durum için geçerli kuralı verir. Bu, genel bir koşulu kısa biçimde anlatmanın bir yoludur. with sonrasındaki isim öbeği, ana fikir gelmeden önce burada that isn't fully autonomous gibi ek bilgiler içerebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kuralın geçerli olduğu durumu cümle başındaki with + isim öbeğiyle belirtiyor?

  1. If passengers have a valid ticket, they may board the train.
  2. With a valid ticket, passengers may board the train.
  3. Passengers may board the train after it arrives.
Cevabı göster

With a valid ticket, passengers may board the train.

Not doing so can have fatal consequences. Dilbilgisi

3:57

Bunu yapmamak ölümcül sonuçlar doğurabilir.

Dilbilgisi

Not doing so ifadesinin cümlede özne olması

Not doing so cümlenin öznesidir ve “az önce belirtilen eylemi yapmamak” anlamına gelir. Burada so, daha önce sözü edilen tetikte kalma ve kontrolü devralmaya hazır olma fikrinin yerini tutar; “bu yüzden” anlamına gelmez. not + gerund öbeği yapısı, bir eylemin yapılmamasını özne olarak kullanılabilen isim işlevli bir birime dönüştürür. Not doing so + sonuç kalıbı, bir kişi önceki talimata uymadığında neler olabileceğini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “az önce belirtilen eylemi yapmamak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Always back up your files. ____ could cost you weeks of work.

Cevabı göster

Not doing so

In 2018, a Model X on Autopilot

4:00

2018 yılında, Autopilot modundaki bir Model X

drove into a concrete barrier in California

4:02

Kaliforniya'da beton bir bariyere çarptı

killing the Apple engineer who had been playing

4:05

ve iPhone'unda oyun oynayan

a game on his iPhone

4:07

ve arabanın direksiyonunu devralmayı başaramayan

and failed to take over the steering of the car. Öbek fiiller

4:08

Apple mühendisinin ölümüne neden oldu.

Öbek fiiller

Take over: kontrolü başka birinden devralmak

Take over, daha önce bir kişi, grup ya da sistemin elinde olan kontrolü veya sorumluluğu devralmak demektir. Burada otomatik sistem aracı yönlendiriyordu ve sürücü aracın direksiyon kontrolünü devralamadı. Take over, take over the project örneğinde olduğu gibi yeni kontrol altına giren bir nesneyle kullanılabilir; sorumluluk zaten belliyse I can take over now örneğindeki gibi nesnesiz de kullanılabilir. Temel fikir, kontrolün bir taraftan diğerine geçmesidir.

Alıştırma

Cümleyi “başka birinden sorumluluğu devralmak” anlamındaki hedef phrasal verb ile tamamlayın: When my shift ends, Jordan will ____ from me at the front desk.

Cevabı göster

take over

Although there have been concerns about the safety of automated Teslas, Dilbilgisi

4:11

Otomatikleştirilmiş Tesla'ların güvenliğiyle ilgili endişeler olmasına rağmen,

the company has still received stellar safety ratings

4:14

şirket ürettiği her yeni modelde

with each new model it produces.

4:17

hala mükemmel güvenlik dereceleri almaya devam ediyor.

Dilbilgisi

Although there have been concerns: karşıtlıktan önce bir endişeyi kabul etmek

Although bir ödünleme yan cümlesi başlatır: önce bir endişeyi kabul eder, ardından okuyucuyu bununla karşıtlık kuran ana cümleye hazırlar. Burada yazar, olumlu güvenlik puanlarını sunmadan önce güvenlik endişelerinin varlığını kabul eder. There have been, there be yapısının çoğul isimle kullanılan present perfect biçimidir. Endişelerin daha önce ortaya çıktığını ve hâlâ geçerli olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp Although there have been + çoğul isim, + karşıtlık bildiren ana cümle şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi Although ve there be yapısının present perfect biçimiyle tamamlayın: ____ concerns about the new app, it continues to attract users.

Cevabı göster

Although there have been

But five stars is not necessarily unprecedented. Kelime

4:19

Ancak beş yıldız mutlaka eşi görülmemiş bir şey değildir.

Kelime

not necessarily unprecedented: benzersizlik konusundaki kesinliği sınırlamak

Not necessarily kendisinden sonra gelen iddianın kesinliğini azaltır. Unprecedented, benzer bir şeyin daha önce hiç gerçekleşmediği anlamına gelir; bu nedenle not necessarily unprecedented, değerlendirmenin tamamen yeni veya benzersiz olduğunun güvenle söylenemeyeceğini belirtir. Bu ifade, daha önce örnekler bulunmuş olabileceği ihtimalini açık bırakır; ancak bu örneklerin kesinlikle var olduğunu ya da değerlendirmenin yaygın olduğunu iddia etmez. Değerlendirmeyi tümüyle küçümsemek yerine kesinliği dikkatli biçimde sınırlar.

Alıştırma

Hangi cümle, daha önce beş yıldızlı bir değerlendirme verilmiş olabileceğini, bunun kesinlikle gerçekleştiğini iddia etmeden temkinli biçimde söyler?

  1. A five-star rating is not unprecedented.
  2. A five-star rating is unprecedented.
  3. A five-star rating is not necessarily unprecedented.
Cevabı göster

A five-star rating is not necessarily unprecedented.

The gas-powered Lexus ES 350 and the electric Audi e-tron

4:22

Benzinli Lexus ES 350 ve elektrikli Audi e-tron

both scored an overall safety rating of five

4:26

her ikisi de NHTSA ölçeğinde

on the NHTSA scale.

4:29

genel güvenlik derecesi olarak beş aldı.

What's most important is the likelihood Dilbilgisi

4:30

En önemlisi,

of someone getting injured or killed.

4:32

birinin yaralanma veya ölme ihtimalidir.

Dilbilgisi

What's most important is ... odaklama yapısı

What's most important is ... bir odaklama yapısıdır. What's most important biçimindeki what yan cümlesi özne görevindedir; is sonrasındaki sözler ise temel etkeni, yani yaralanma veya ölüm olasılığını belirtir. Buradaki What's, what is anlamına gelir ama soru sormaz. Bu yapı, diğer ayrıntıları geride bırakıp en önemli ölçütü belirtmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi most important içeren dört kelimelik odak ifadesiyle tamamlayın: After comparing the routes, ____ whether we can get home before dark.

Cevabı göster

what's most important is

Tesla once touted the mass-market Model 3 Kelime

4:34

Tesla bir zamanlar kitle pazarına yönelik Model 3'ü

as the safest car ever built.

4:37

şimdiye kadar yapılmış en güvenli araç olarak tanıtmıştı.

Kelime

touted ... as the safest car ever built: tout A as B kalıbı

Tout A as B, A'nın B olduğunu iddia ederek A'yı halka açık ve coşkulu biçimde tanıtmak anlamına gelir. Cümlede Model 3, A; the safest car ever built ise B'dir. Tout çoğu zaman iddiayla araya mesafe koyar. Güçlü bir pazarlama söylemini aktarır ama yazarın bu iddiayı doğru kabul ettiğini göstermez.

Alıştırma

Cümleyi tout A as B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The publisher ____ the app ____ the easiest way to learn new words.

Cevabı göster

touted · as

Regulators took issue with that bold statement. Deyimler

4:39

Düzenleyiciler bu cesur ifadeye karşı çıktılar.

Deyimler

took issue with: bir iddiaya karşı çıkmak

Bu cümlede took issue with, “aynı fikirde olmamak veya karşı çıkmak” anlamına gelir. Düzenleyici kurumlar bu iddialı açıklamanın tartışmalı olduğunu düşünüyordu; issue burada konuşulan bir konu değil, kalıplaşmış ifadenin parçasıdır. take issue with + isim veya isim grubu yapısı; bir iddia, karar ya da eyleme yönelik açık bir itiraz bildirir.

Alıştırma

Cümleyi take issue with yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The review panel ____ the claim that the device could never fail.

Cevabı göster

took issue with

In a letter to Tesla,

4:42

Tesla'ya yazılan bir mektupta

NHTSA accused the company of misleading consumers Kalıp ifadeler

4:43

NHTSA şirketi tüketicileri yanıltmakla suçladı

Kalıp ifadeler

accused ... of misleading: accuse + nesne + of + -ing

accuse + kişi veya kurum + of + isim ya da -ing biçimi, o kişi veya kurumun yanlış bir şey yaptığını iddia etmek anlamına gelir. Bu cümlede the company suçlanan taraftır; misleading consumers ise yapıldığı iddia edilen yanlış davranıştır. of sonrasında isim veya ulaç kullanılır; to + fiil kullanılmaz: accuse someone of fraud; accuse someone of hiding facts. Suçlama güçlü bir iddiadır, ancak accuse fiili tek başına iddianın doğru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

hide fiilini accuse + nesne + of + -ing yapısında kullanın: After the audit, the agency accused the seller ____ extra fees.

Cevabı göster

of hiding

because they said it was inappropriate

4:46

çünkü farklı ağırlıklardaki araçları

to rank vehicles of different weights.

4:48

sıralamanın uygun olmadığını söylediler.

Tesla shot back saying its statement was based

4:50

Tesla karşılık vererek ifadesinin

on NHTSA's own calculations

4:52

NHTSA'nın kendi hesaplamalarına dayandığını söyledi

and the scuffle hasn't ended there.

4:55

ve tartışma burada bitmedi.

In January, the government agency asked Tesla

4:56

Ocak ayında devlet kurumu Tesla'dan,

to recall 158,000 Model S and Model X's Kelime

4:59

kaza riskini artırabileceğini söylediği

over failing touchscreens

5:03

dokunmatik ekran arızaları nedeniyle

Kelime

recall: resmî bir ürün güvenliği işlemi

Burada recall, güvenlik veya kalite sorunu nedeniyle daha önce satılmış ürünlerin resmî olarak geri istenmesi anlamına gelen bir fiildir. Devlet kurumu Tesla'dan etkilenen araçlarla ilgili işlem yapmasını istiyor; cümle bir şeyi hatırlamaktan söz etmiyor. Ürün güvenliği haberlerinde recall + product/number of units ve be recalled for/over + defect kalıpları yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi, bir kusur nedeniyle satılmış ürünlerin resmî olarak geri getirilmesini istemek anlamındaki fiille tamamlayın: After a battery fault was discovered, the company had to ____ 12,000 scooters.

Cevabı göster

recall

which it said could increase the risk of crashes.

5:04

158.000 Model S ve Model X'i geri çağırmasını istedi.

As of the making of this video, Kalıp ifadeler

5:07

Bu videonun yapıldığı tarih itibarıyla,

Kalıp ifadeler

As of the making of this video: durum için zaman sınırı belirtme

As of, ardından gelen bilginin doğru kabul edildiği referans zamanını belirtir. Burada the making of this video, videonun üretildiği dönemi ifade eder; dolayısıyla bu söz, daha sonra bildirilen durumun ileride değişebileceğini belirtir. Bu ifade, söz konusu zaman sınırındaki durumun anlık bir görüntüsünü verir; o zamandan itibaren devam eden bir faaliyeti anlatmaz. Yeniden kullanılabilen yapı As of + zaman veya referans olay şeklindedir ve ardından o noktada geçerli olan durum gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, daha sonra değişebilecek bir durum için as of kullanarak referans zaman sınırı belirliyor?

  1. As of the writing of this notice, the bridge is still closed.
  2. By the time this notice was written, the bridge had closed.
  3. Since this notice was written, the bridge has remained closed.
Cevabı göster

As of the writing of this notice, the bridge is still closed.

Tesla hasn't publicly made a statement.

5:09

Tesla halka açık bir açıklama yapmadı.

So depending on who you ask, Anlatım akışı

5:12

Yani, kime sorduğunuza bağlı olarak,

it's up for debate whether Teslas are the safest vehicles out there, Kalıp ifadeler

5:13

Tesla'ların piyasadaki en güvenli araçlar olup olmadığı tartışmaya açık,

Anlatım akışı

Depending on who you ask: bakış açısına bağlı iddiaları belirtmek

Depending on who you ask, farklı kişi veya grupların farklı bakış açıları, çıkarları ya da kanıtları olduğu için farklı cevaplar verebileceğini anlatır. Dinleyiciye gerçekten gidip birine soru sormasını söylemez. Cümlenin başındaki bir niteleyici olarak ardından gelen iddiayı sınırlar: cevap, tartışmasız bir gerçek olarak değil, bakış açısına bağlı bir görüş olarak sunulur. Burada dinleyiciyi hangi araçların en güvenli olduğu konusundaki anlaşmazlığa hazırlar.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki depending on who you ask ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Konuşanın kime soru sorulması gerektiğini bilmediği anlamına gelir.
  2. Dinleyicinin karar vermeden önce herkese soru sorması gerektiği anlamına gelir.
  3. Cevabın görüş bildiren kişi veya gruba göre değişebileceği anlamına gelir.
Cevabı göster

Cevabın görüş bildiren kişi veya gruba göre değişebileceği anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

It's up for debate whether: sonuçlanmamış bir evet-hayır sorusunu tanıtmak

It's up for debate, bir sorunun henüz sonuçlanmadığını ve makul görüş ayrılıklarının sürdüğünü ifade eder. Whether yan cümlesi, tartışılan kesin evet-hayır sorusunu belirtir. Bu cümlede whether Teslas are the safest vehicles out there, üzerinde uzlaşılmış nihai bir cevabı olmayan konudur. Up for debate, bir münazaranın planlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Sorunun henüz sonuçlanmadığını belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The test results are mixed, so ____ this study method works for everyone.

Cevabı göster

it's up for debate whether

but it appears they're leading the pack

5:17

ancak sürüyü yönettikleri görülüyor

and as the technology continues to improve, Anlatım akışı

5:19

ve teknoloji gelişmeye devam ettikçe,

the hope is that safety will accelerate with it. Deyimler

5:21

umut edilen şey güvenliğin de onunla birlikte ivme kazanmasıdır.

Anlatım akışı

As ... the hope is that ... ile bir eğilimi umuda bağlamak

As yan cümlesi, sürmekte olan bir eğilimi arka plan olarak verir: teknolojinin ve söz konusu sonucun aynı dönem içinde gelişmesi beklenir. Burada as, “çünkü” değil, “-dikçe” veya “bu süreç devam ederken” anlamındadır. The hope is that, istenen gelecek sonucu kesinleşmiş bir tahmin gibi sunmadan belirtir. Yapı bir bütün olarak mevcut ilerlemeyi temkinli biçimde ifade edilen bir gelecek hedefine bağlayarak tartışmayı sonlandırır.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen temkinli umut ifadesiyle tamamlayın: As battery technology continues to improve, ____ electric buses will travel farther between charges.

Cevabı göster

the hope is that

Deyimler

Safety will accelerate with it ifadesindeki metafor

Accelerate genellikle “daha hızlı hareket etmek” veya “daha hızlı gerçekleşmek” anlamına gelir. Burada mecazidir: güvenliğin kendisi hareket etmez; umut edilen anlam, güvenlik iyileştirmelerinin daha hızlı gerçekleşmesidir. With it, “gelişen teknolojiyle birlikte” anlamındadır. Sözcük seçimi araç temasını da çağrıştırır; ancak başka durumlara aktarılabilecek fikir, soyut bir sürecin daha hızlı geliştiğinde accelerate fiiliyle anlatılabilmesidir.

Alıştırma

“As the software improves, safety will accelerate with it,” cümlesinde safety will accelerate with it ne anlama gelir?

  1. Yazılım değişir değişmez güvenlik kusursuz hâle gelecek.
  2. Yazılım güvenli olduğu için araçların daha hızlı gitmesine izin verilecek.
  3. Yazılım geliştikçe güvenlik iyileştirmeleri daha hızlı gerçekleşecek.
Cevabı göster

Yazılım geliştikçe güvenlik iyileştirmeleri daha hızlı gerçekleşecek.

I hope you enjoyed the story.

5:24

Umarım bu hikayeyi beğenmişsinizdir.

I'm Cindy Pom.

5:26

Ben Cindy Pom.

Just a little bit of an update for you.

5:27

Sizin için kısa bir güncelleme yapayım.

For the past four years, I've lived in Europe,

5:28

Son dört yıldır Avrupa'da yaşadım,

first in Paris, then in London,

5:30

önce Paris'te, ardından London'da,

but I've recently made the decision to return home. Kalıp ifadeler

5:32

ama yakın zamanda eve dönme kararı aldım.

Kalıp ifadeler

made the decision to return home: düşünüp eve dönmeye karar vermek

Made the decision to + fiilin yalın hâli, bir kişinin düşündükten sonra bir şey yapmayı seçtiği anlamına gelir. Made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir; to return ise seçilen eylemi belirten mastar yapısıdır. Bu kalıp, yalnızca decided to demeye göre seçimin önemini daha fazla vurgular. Burada return home, konuşanın evi olarak gördüğü yere geri dönmek demektir. Home yön bildiren bir zarf gibi kullanıldığı için return to home değil, return home denir.

Alıştırma

Vurgulanan make the decision to kalıbını geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: After several weeks of careful thought, Elena ____ move closer to her family.

Cevabı göster

made the decision to

So welcome to my little studio here in Toronto

5:34

Bu yüzden Toronto'daki küçük stüdyoma hoş geldiniz,

where I will be bringing you more stories every single week.

5:37

burada size her hafta daha fazla hikaye getiriyor olacağım.

I will see you very soon.

5:40

Çok yakında görüşmek üzere.