Tesla'ları Bu Kadar Güvenli Yapan Şey Ne: İngilizce çalışma notları
Newsthink
Video tanıtımı: Haber, Tesla'nın çarpışma korumasını, sürücü desteğini, kazaları, rakip iddialarını ve düzenleyici anlaşmazlıkları karşılaştırarak güvenlik ününü değerlendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "leading the pack." — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bir şirketin rakiplerinden önde olduğunu anlatan yarış mecazını tanıyın; iş, spor veya teknolojide kullanın. 2. "is believed to be" — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Doğrulanmamış yaygın bir görüşü kaynak vermeden veya kanıtlanmış saymadan aktarın. 3. "depending on who you ask," — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Cevabın kanıtlara ya da çıkarlara göre değiştiğini gösterin; tartışmalı sonucu tarafsız gerçek gibi sunmayın.
Bu derste
Car safety has improved drastically over the years
0:02Araç güvenliği yıllar içinde önemli ölçüde arttı
and one company appears to be leading the pack. Deyimler
0:05ve bir şirket bu alanda lider gibi görünüyor.
leading the pack: rakiplerin önünde olmak
leading the pack ifadesindeki pack, aynı alandaki rakipler grubunu anlatır. İfade, bir şirketin otomobil güvenliği konusunda diğerlerinden ileride olduğunu söyler; gerçek bir hayvan sürüsünü veya nesneleri paketlemeyi anlatmaz. Bir kişi veya şey performans, sonuç ya da yenilik gibi konularda karşılaştırılan grubun önündeyse lead the pack kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “diğer rakiplerden daha iyi performans göstermek” anlamındaki deyimle tamamlayın: In battery life, this new model is ____.
Cevabı göster
leading the pack
Teslas have consistently received five-star ratings from organizations Kalıp ifadeler
0:09Tesla, kurumlardan sürekli olarak beş yıldızlı derecelendirmeler aldı
such as the Insurance Institute for Highway Safety.
0:14Karayolu Güvenliği Sigorta Enstitüsü (IIHS) gibi.
received five-star ratings: bir değerlendirme almak
received five-star ratings, yaygın receive + rating yapısını izler: Bir kuruluş değerlendirme verir, ürün veya hizmet de bu değerlendirmeyi alır. Buradaki ratings, müşteri yorumları veya puan toplamları değil, resmî güvenlik değerlendirmeleridir. Five-star, ratings sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır; bu nedenle kısa çizgiyle yazılır ve star tekil kalır. Cümle birden fazla değerlendirmeden söz ettiği için ratings çoğuldur.
Alıştırma
Cümleyi receive fiilinin geçmiş zamanıyla ve en yüksek dereceleri anlatan doğru yazılmış çoğul ad grubuyla tamamlayın: The safety app ____ from three independent reviewers.
Cevabı göster
received five-star ratings
is that the electric cars don't have an engine,
0:19elektrikli arabaların bir motoru (içten yanmalı) olmamasıdır,
One reason ... is that ... ile bir neden sunmak
One reason + özne + fiil + is that + yan cümle kalıbı bir nedeni açıkça sunar. One reason ile is that arasındaki bölüm açıklanan düşünceyi belirtir; is that sonrasındaki yan cümle ise nedeni verir. Bu kalıptaki is atılmamalıdır. Basit bir because cümlesine göre bu kalıp nedenleri düzenlemeyi kolaylaştırır: önce bir neden verilir, daha sonra başka nedenler eklenebilir.
Alıştırma
Cümleyi One reason ... is that ... kalıbıyla tamamlayın: ____ remote work saves time ____ it removes the daily commute.
Cevabı göster
One reason · is that
preventing it from being transmitted to the occupants. Dilbilgisi
0:26bunun yolculara iletilmesini engeller.
preventing it from being transmitted: sonuç ve edilgen yapı
preventing ... biçimindeki -ing yan cümlesi önceki eylemlerin sonucunu verir: ezilme ve darbenin emilmesi, darbenin içerideki kişilere ulaşmasını engeller. Bu bölüm, crumples ve absorbs ile sıralanmış başka bir ana fiil değildir. Kalıp prevent + nesne + from + being + geçmiş zaman ortacı şeklindedir. Burada it, impact sözcüğünü karşılar. Being transmitted edilgendir; çünkü darbe eyleme maruz kalır. To the occupants ise darbenin ulaşacağı kişileri belirtir.
Alıştırma
Cümleyi prevent ... from being done sonuç yapısıyla tamamlayın: The thick wall absorbed the sound, ____ it from ____ transmitted into the next room.
Cevabı göster
preventing · being
The lack of an engine isn't the only reason they're safe.
0:30Güvenli olmalarının tek nedeni motorlarının olmaması değil.
It has to do with the overall structure of the vehicle. Kalıp ifadeler
0:33Bu, aracın genel yapısıyla da ilgili.
Bağlantı bildiren “has to do with”
“Has to do with”, “... ile ilgili olmak” veya “... ile bağlantılı olmak” demektir. Dört sözcük tek bir kalıp olarak anlaşılır ve ardından bağlantılı konu, gerçek ya da etken gelir. Bu cümlede ifade, aracın güvenliği ile genel yapısı arasında bağlantı kurar. Aracın bir şeyi “yapmak zorunda olduğunu” söylemez.
Alıştırma
“The delay has to do with the weather.” cümlesinde “has to do with” ne anlama gelir?
- onunla bir şey yapmak zorundadır
- ... ile ilgilidir
- bitirmiştir
Cevabı göster
... ile ilgilidir
since the heavy battery pack and the electric motors
0:40çünkü ağır batarya paketi ve elektrik motorları
Bir aracın devrilmesini anlatan “roll over”
Araç bağlamında “roll over”, bir aracın devrilmesi veya aracın devrilmesine neden olunması anlamına gelir; araç genellikle yan tarafına ya da tavanının üzerine döner. “They’re difficult to roll over” ifadesinde they, devrilecek şeyi temsil eder; yani bu araçları devirmek zordur. Ağırlık merkezinin düşük olması bu olayın gerçekleşme olasılığını azaltır. Roll over ifadesini sıradan bir yuvarlanma olarak değil, tek bir anlama sahip öbek fiil olarak okuyun.
Alıştırma
Doğal fiil biçimini seçin: On a sharp turn, a tall vehicle can ____.
- roll over
- rolling over
- rollover
Cevabı göster
roll over
low center of gravity: alçak ağırlık merkezi
Low center of gravity, bir nesnenin kütlesinin dengelendiği noktanın yere görece yakın olması demektir. Burada low, ağırlık merkezinin konumunu anlatır; yer çekiminin zayıf olduğu anlamına gelmez. Batarya paketi ve motorlar alçak bir konuma yerleştirildiği için aracın ağırlığı alt tarafta yoğunlaşır. Bu da aracı daha dengeli ve devrilmeye karşı daha dayanıklı hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki teknik ifadeyle tamamlayın: A wide base and batteries under the floor give the car a ____, making it harder to tip.
Cevabı göster
low center of gravity
The American road safety regulator NHTSA: ABD yol güvenliği düzenleyici kurumu NHTSA
The American road safety regulator ifadesi, kurumun bulgusunu vermeden önce NHTSA'yı göreviyle tanıtır. NHTSA, National Highway Traffic Safety Administration adının kısaltmasıdır ve yol ile motorlu taşıt güvenliğini düzenlemekten sorumlu bir ABD federal hükümet kurumudur. Bu tanım, verdiği %8 oranının neden düzenleyici kurum yetkisine dayandığını gösterir. NHTSA bir otomobil üreticisi veya sigorta sektörüne ait bağımsız bir test kuruluşu değildir.
Alıştırma
Bu cümlede The American road safety regulator tanımı NHTSA hakkında ne anlatıyor?
- Araçları bağımsız olarak derecelendiren özel bir sigorta sektörü grubudur.
- Model Y'yi üreten şirkettir.
- Yol ve araç güvenliği üzerinde düzenleme yetkisi bulunan bir ABD hükümet kurumudur.
Cevabı göster
Yol ve araç güvenliği üzerinde düzenleme yetkisi bulunan bir ABD hükümet kurumudur.
Tesla says that's the lowest risk
0:52Tesla, bunun şimdiye kadar üretilmiş herhangi bir SUV arasında
and lower than the chances of the Model X flipping over.
0:55ve Model X'in takla atma ihtimalinden daha düşük olduğunu söylüyor.
In the unfortunate event that it does overturn, Kalıp ifadeler
0:58Takla atması gibi talihsiz bir durumda,
In the unfortunate event that: istenmeyen bir koşulu resmî olarak belirtme
In the unfortunate event that, “bu istenmeyen durum gerçekleşirse” anlamına gelir. Buradaki event, planlanmış bir etkinliği değil, gerçekleşmesi mümkün bir durumu ifade eder. Yapı in the event that + yan cümle şeklindedir. unfortunate eklenince koşulun istenmeyen bir durum olduğu belirtilir ve ciddi fakat düşük olasılıklı bir risk dikkatli ve resmî bir biçimde sunulur.
Alıştırma
İstenmeyen bir olasılığı tanıtan resmî ifadeyle güvenlik duyurusunu tamamlayın: ____ the power fails, the emergency lights will turn on.
Cevabı göster
In the unfortunate event that
has been found to: kanıta dayalı bir sonucu bildirme
Has been found to, testlerden, araştırmalardan veya başka kanıtlardan elde edilen bir sonucu bildirir. Burada testlerin tavanın bu miktarda kuvvete dayanabildiğini gösterdiği anlamına gelir; found, “yeri bulundu” demek değildir. Yapı özne + has/have been found + to ile mastar şeklindedir. Present perfect zamanında edilgen bir bildirim yapısıdır: tespiti yapan kişi belirtilmez, kanıta dayalı sonuç öne çıkarılır ve sonucun şu anda da geçerli olduğu gösterilir.
Alıştırma
Raporu, find fiilinin present perfect edilgen biçimi ve ardından gelen mastarla tamamlayın: In classroom tests, the new filter ____ remove most of the dust.
Cevabı göster
has been found to
The part of a car that offers the least amount of protection Kalıp ifadeler
1:19Bir arabanın en az koruma sağlayan kısmı
offers the least amount of protection: sayılamayan bir koruma düzeyini karşılaştırma
Bu cümlede offers protection, 'zarara karşı güvenlik sağlar' anlamına gelir. Özne arabanın bir bölümüdür; protection ise o bölümün sağladığı şeydir. The least amount of, karşılaştırılan bölümler arasında en düşük dereceyi belirtir. Protection burada normalde sayılamayan bir addır, bu yüzden amount uygundur; ifade, yan tarafın ön veya arka kısımdan daha az koruma sağladığını söyler.
Alıştırma
Güvenlik değerlendirmesini, dersteki 'en düşük güvenlik düzeyini sağlar' anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Of the three helmets, the lightest one ____ in a crash.
Cevabı göster
offers the least amount of protection
To get over this side panel weakness, Öbek fiiller
1:26Bu yan panel zayıflığının üstesinden gelmek için
get over: soyut bir sorunun üstesinden gelmek
Burada get over, 'üstesinden gelmek veya başarıyla başa çıkmak' anlamındadır. Nesnesi this side panel weakness, yani soyut bir sorundur; bu nedenle ifade fiziksel bir nesnenin üzerinden geçmekle ilgili değildir. Anlamı nesne ve bağlam belirler. Problem, weakness, fear veya difficulty ile get over, o engeli aşmayı anlatabilir; illness veya shock ile ise çoğunlukla iyileşmek ya da etkisinden kurtulmak anlamına gelir.
Alıştırma
The team tested several fixes to get over the design problem. İngilizce cümlesinde get over ne anlama gelir?
- Sorunun üstesinden gelmek veya onu başarıyla çözmek
- Fiziksel olarak sorunun üzerinden geçmek
- Bir hastalıktan iyileşmek
Cevabı göster
Sorunun üstesinden gelmek veya onu başarıyla çözmek
heavily reinforced with ultra high-grade steel: ultra yüksek dayanımlı çelikle güçlü biçimde takviye edilmiş
Bu cümlede heavily reinforced with ultra high-grade steel, Tesla araçların yapısına ultra yüksek dayanımlı çelik eklenerek çok daha sağlam hâle getirildiği anlamına gelir. Reinforced, özgün yapının basitçe başka bir yapıyla değiştirildiği anlamına gelmez. Ek dayanıklılığı sağlayan malzemeyi belirtmek için be reinforced with + material kalıbını kullanın. Heavily, reinforced sözcüğünü niteler ve takviyenin yüksek derecede olduğunu vurgular; kesin bir ölçü vermez.
Alıştırma
“Bir şey eklenerek çok daha sağlam hâle getirilmiş” anlamındaki, derste vurgulanan üç sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: The safe door was ____ steel plates before the impact test.
Cevabı göster
heavily reinforced with
while the battery pack also acts as a barrier. Kalıp ifadeler
1:33aynı zamanda batarya paketi de bir bariyer görevi görür.
acts as a barrier: bariyer görevi görür
Bu cümlede acts as a barrier, batarya paketinin aynı zamanda bariyer işlevi gördüğü anlamına gelir. Act as ifadesinden sonra bir rolü veya işlevi adlandıran isim öbeği gelir. Buradaki act, “bir oyunda rol yapmak” anlamında değildir. Bu kalıp bir kişinin veya nesnenin resmî, geçici ya da yalnızca çalışma biçiminden kaynaklanan bir rol üstlenmesini anlatabilir.
Alıştırma
“İşlevini yerine getirmek” anlamındaki, vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the drill, the gym will ____ a shelter.
Cevabı göster
act as
Aklıma gerçek hayattan bir örnek geliyor
Bu cümlede A real-world example, konuşmaya eklenen yeni bilgidir. Konuşmacı, verebileceği bir örnek olduğunu belirterek genel bir açıklamadan somut bir kanıta geçer. Comes to mind, “hatırlanmak” veya “akla gelmek” anlamındadır. Bir şey gerçek anlamda zihnin içine hareket etmez. X comes to mind kalıbı, X'i konuşmacının kolayca düşünebildiği bir şey olarak sunar ve doğal, akıcı bir geçiş oluşturur.
Alıştırma
Konuşmacı “A real-world example comes to mind” diyerek ne yapıyor?
- Örneğin hayal ürünü olduğunu iddia etmek
- Örneği hatırlamanın zor olduğunu söylemek
- Konuşmacının az önce düşündüğü bir örneği tanıtmak
Cevabı göster
Konuşmacının az önce düşündüğü bir örneği tanıtmak
so severe that: aşırı derece ve sonucu
so + sıfat/zarf + that + sonuç cümleciği kalıbı, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada so, severe sözcüğünün derecesini artırır; that cümleciği ise çarpışma bu dereceye ulaştığı için ne olduğunu anlatır. Buradaki so, derece bildiren bir sözcüktür; “bu nedenle” anlamındaki bağlayıcı değildir. severe ile birlikte kullanılır, that ise sonuç cümleciğini başlatır. Bu yapı, aşırı derece anlatımından sonra dinleyicinin bir sonuç beklemesini sağlar.
Alıştırma
Neden-sonuç kalıbını tamamlayın: The wind was ____ strong ____ several branches broke.
Cevabı göster
so · that
the driver walked away with only minor injuries. Deyimler
1:58sürücü sadece hafif sıyrıklarla araçtan yürüyerek çıktı.
Beklenmedik karşıtlık için despite + isim öbeği
Despite, normalde ana cümledeki sonucun gerçekleşmesini daha az olası kılacak bir gerçeği belirtir. Burada hasar, ciddi yaralanma beklentisi yaratır; ancak sürücü yalnızca hafif yaralanmıştır. Yapı despite + isim öbeği veya -ing biçimi şeklindedir ve ardından ana cümle gelir. Beklenmedik bir karşıtlığı kısa biçimde gösterir; despite doğrudan özne ve yüklem içeren tam bir yan cümle başlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi despite kullanarak tamamlayın: ____ the long delay, everyone remained calm.
Cevabı göster
Despite
Walk away with + sonuç: tehlikeden sonraki durum
Walked away with only minor injuries, sürücünün ciddi bir kazayı yalnızca hafif yaralanarak atlattığı anlamına gelir. Haberlerde walk away, tehlikeli bir olaydan sağ çıkmayı veya kurtulmayı anlatabilir; kişinin olay yerinden gerçekten yürüyerek ayrıldığını belirtmek zorunda değildir. With ile başlayan bölüm sonucu veya neticeyi belirtir: walk away with + yaralanma, kayıp ya da başka bir sonuç. Only, sonucun beklenenden daha hafif olduğunu göstererek karşıtlığı güçlendirir.
Alıştırma
'The cyclist walked away with only a scraped knee,' cümlesinde walked away with ne anlama gelir?
- Bisikletçi yarası incelenmeden önce hastaneden ayrıldı.
- Bisikletçi kazadan tamamen kaçındı ve yaralanmadı.
- Bisikletçi kazayı yalnızca bu küçük yaralanmayla atlattı.
Cevabı göster
Bisikletçi kazayı yalnızca bu küçük yaralanmayla atlattı.
“in the first place” ifadesinin “gerçekleşmeden önce” anlamı
Burada in the first place, bir kaza henüz gerçekleşmeden önce anlamına gelir. Odak, kaza sırasında insanları korumaktan kazanın kendisini önlemeye geçer. Bu ifade, özellikle Why did you go there in the first place? gibi sorularda başlangıçta veya zaten neden anlamına da gelebilir. Kazaları önleme bağlamı, burada olay gerçekleşmeden önce anlamının kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Örnek cümledeki in the first place ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Araçlar yalnızca bir kazadan sonraki zararı azaltmak için tasarlanmıştır.
- Araçlar bir güvenlik sıralamasında birinci olmak için tasarlanmıştır.
- Araçlar, bazı kazaları gerçekleşmeden önce önlemek için tasarlanmıştır.
Cevabı göster
Araçlar, bazı kazaları gerçekleşmeden önce önlemek için tasarlanmıştır.
recognizes obstacles and stops the car on its own.
2:13engelleri tanıyıp arabayı kendi kendine durdurur.
But there are still some kinks to be ironed out. Deyimler
2:17Ancak yine de çözülmesi gereken bazı pürüzler var.
“kinks to be ironed out”: hâlâ çözülmesi gereken küçük sorunlar
Burada kinks küçük sorunlar veya düzgün çalışmayan noktalar, ironed out ise çözülmüş ya da sorunsuz çalışacak hâle getirilmiş demektir. Benzetme, kırışıklıkları ütüyle düzleştirme görüntüsünden gelir; ancak gerçekten giysilerden söz edilmez. to be ironed out sözleri kinks ifadesini açıklar: bu sorunların hâlâ giderilmesi gerekir. Sistem çoğunlukla çalışıyor ve yalnızca birkaç sorun kalmış gibi gösterdiği için ifade ölçülü biçimde iyimserdir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki tam edilgen deyimle tamamlayın: A new game is almost ready, but there are still some ____.
Cevabı göster
kinks to be ironed out
“avoided hitting” ifadesinde avoid + fiil-ing
avoided hitting ifadesinde avoid fiilinden sonra -ing biçimindeki hitting gelir. Bu ifade çarpışmanın gerçekleşmediğini anlatır: sistem, çocuğa benzeyen test mankenine çarpmamayı başarmıştır. Kaçınılan şey bir eylem olduğunda avoid + fiil-ing kalıbını kullanın. Standart İngilizcede bu anlam için avoid to hit kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi crash fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The cyclist avoided ____ into the open car door.
Cevabı göster
crashing
“though it did reduce” ifadesinde ödünleme ve vurgu
Though bir ödünleme ilişkisi kurar: sistem 30 km/s hızda çarpışmayı önleyememiştir, ancak ardından gelen nokta yine de sistemin lehinedir. Reduce sözcüğünden önceki did, vurgulu do kullanımıdır. Hızın gerçekten azaldığını vurgular. Geçmiş zamanı did taşıdığı için reduce yalın hâlde kalır. though + vurgulu did, genel bir başarısızlığın içindeki sınırlı olumlu sonucu anlatır.
Alıştırma
Filtre dumanın tamamını gidermedi. Hangi cümle başarısızlıkla karşıtlık oluşturan kısmi bir başarı ekler ve bunun gerçekten gerçekleştiğini vurgular?
- Though it failed overall, it did reduce the smell.
- Though it failed overall, it reduced the smell.
- Because it failed overall, it did reduce the smell.
Cevabı göster
Though it failed overall, it did reduce the smell.
but Teslas differ because of their more advanced sensors
2:39ancak Tesla'lar, çarpışmaları önlemede teknik olarak daha iyi olması gereken
which should technically be better at avoiding collisions. Dilbilgisi
2:42daha gelişmiş sensörleri nedeniyle farklılaşıyor.
be better at avoiding collisions: çarpışmalardan kaçınmada daha iyi olmak
Be better at + isim veya -ing biçimi, bir etkinlikteki beceriyi ya da etkililiği karşılaştırır. at bir edattır ve ardından bir isim öbeği gelmelidir; bu nedenle avoiding burada mastar değil, isim görevindeki bir gerund biçimidir. Bu cümlede Tesla araçlarının sensör sistemlerinin teoride çarpışmaları daha başarılı biçimde önlemesi gerektiği söyleniyor. Should technically, teknolojiye dayalı bir beklentiyi belirtir; kanıtlanmış bir sonucu değil.
Alıştırma
Cümleyi “bu etkinlikte daha yetenekli” anlamındaki iki kelimelik karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: Compared with the old model, this braking system is ____ detecting cyclists at night.
Cevabı göster
better at
and ultrasonic sensors help with navigation.
2:47ve ultrasonik sensörlerin birleşimi navigasyona yardımcı oluyor.
A combination of ... helps: tekil baş sözcükle özne-fiil uyumu
Öznenin dilbilgisel baş sözcüğü tekil combination ismidir. of sonrasındaki sözcükler nelerin birleştirildiğini belirtir, ancak bu sözcüklerin çoğul olması fiili belirlemez. Standart özne-fiil uyumunda ... help değil, A combination ... helps yazılır. Örnekte help kullanılmıştır. Bu, doğaçlama konuşmada bir dil sürçmesi olarak ortaya çıkabilir. Cümle yine anlaşılır, ancak özenli konuşma ve yazıda helps daha güvenli biçimdir.
Alıştırma
Standart özne-fiil uyumunu kullanarak cümleyi help fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A combination of clear labels and color coding ____ users find the right button.
Cevabı göster
helps
The goal is to eventually have the vehicles drive themselves Dilbilgisi
2:50Hedef, nihayetinde araçların
Have the vehicles drive themselves: have + nesne + fiilin yalın hâli
have the vehicles drive themselves ifadesinde have ettirgen bir işlev taşır: özne, araçların eylemi yapmasını sağlar, bunu ayarlar veya mümkün kılar. Kalıp have + nesne + fiilin yalın hâlidir; bu yüzden drive önünde to kullanılmaz. the vehicles hem have fiilinin nesnesi hem de drive eylemini yapan ögedir. Dönüşlülük zamiri themselves, the vehicles ifadesine gönderme yapar ve araçların bir insan sürmeden çalıştığını vurgular. Araçların bilinçli olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
my assistant ve send ifadelerini kullanarak cümleyi ettirgen have kalıbıyla tamamlayın: I'll ____ the invitations this afternoon.
Cevabı göster
have my assistant send
You might say level five autonomy is the Holy Grail. Deyimler
2:55Beşinci seviye otonominin Kutsal Kâse olduğunu söyleyebilirsiniz.
The Holy Grail: ulaşılması zor nihai hedef
Burada the Holy Grail, insanların çok istediği ancak ulaşması son derece zor olan nihai bir hedef için kullanılan benzetmedir. Beşinci seviye otonomi, zaten gerçekleştirilmiş bir şey olarak değil, en üst ve en çok aranan sonuç olarak anlatılır. İfade, şövalyelerin kutsal Kâse'yi aradığı Orta Çağ efsanelerinden gelir. Modern teknoloji, bilim, iş dünyası ve diğer alanlarda bu köken, uzun ve zorlu bir arayış düşüncesini ekler; cümle gerçek anlamdaki dinî nesneden söz etmez.
Alıştırma
Cümleyi, ulaşılması çok zor nihai hedef anlamındaki benzetmeyle tamamlayın: A universal cure remains ____ for many researchers.
Cevabı göster
the Holy Grail
“not quite there yet ... moving in that direction” ile ilerlemeyi anlatmak
Buradaki there, fiziksel bir yeri değil, amaçlanan tam otonom sürüş hedefini ifade eder. Not quite there yet, Tesla’nın ilerleme kaydettiğini ancak bu hedefe henüz tam olarak ulaşmadığını anlatır. Moving in that direction ifadesinde direction da ilerleme için bir mecaz olarak kullanılır. Bu iki ifade birlikte dengeli bir durum açıklaması verir: hedefe henüz ulaşılmamıştır, ancak geliştirme süreci ona doğru ilerlemektedir.
Alıştırma
Hangi durum güncellemesi, bir prototipin hedefine henüz ulaşmadığını ancak o hedefe doğru ilerlediğini anlatır?
- The prototype is moving in the wrong direction and getting worse.
- The prototype is already there, so no further work is needed.
- The prototype is not quite there yet, but it is moving in that direction.
Cevabı göster
The prototype is not quite there yet, but it is moving in that direction.
Piyasaya çıkış öncesi bir fiil olarak “beta test”
Bu cümlede beta test, bir yazılımı herkese tam olarak sunulmadan önce gerçek kullanım koşullarında denemek anlamında kullanılan bir fiildir. Seçilen müşteriler yazılımı kullanarak sorunların bulunmasına veya geri bildirim sağlanmasına yardımcı olur. Beta test hâlâ geliştirme sürecinin bir parçasıdır. Bu nedenle ürünün test kullanıcılarına sunulması, tamamlandığı, kanıtlandığı veya herkes için hazır olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Tam sürümden önce sınırlı kullanıcılarla yapılan testi anlatan iki kelimelik terimle cümleyi tamamlayın: Before the public launch, invited users will ____ the new app and report bugs.
Cevabı göster
beta test
which works on both city streets and highways
3:07bu yazılım hem şehir sokaklarında hem de otoyollarda
However, the driver still has to pay attention
3:11Bununla birlikte, sürücünün yine de dikkat etmesi
Step in: yardım veya kontrol gerektiğinde müdahale etmek
Burada step in, bir sorun nedeniyle birinin yardım etmek veya kontrolü almak için müdahale etmesi anlamına gelir. Araç doğru tepki vermezse sürücü harekete geçmeye hazır olmalıdır; ifade fiziksel olarak bir adım atmayı anlatmaz. Step in çoğu zaman eylemi bir ihtiyaca verilen yanıt olarak sunar: Bir kişi, kendisi devreye girmeden durumun güvenli veya başarılı biçimde devam edemeyeceğini fark eder.
Alıştırma
Hangi cümlede step in bir soruna müdahale etmek anlamında kullanılmıştır?
- The referee stepped into the empty office.
- The referee stepped in when the players began to fight.
- The referee took one step toward the door.
Cevabı göster
The referee stepped in when the players began to fight.
and if you ask rivals, that won't ever happen.
3:19ve rakiplere sorarsanız, bu asla gerçekleşmeyecek.
Formerly known as: önceki bir adı tanıtmak
Formerly known as, geçmişte kullanılan ancak artık güncel olmayan bir adı veya kimliği tanıtır. Bu cümlede Waymo'yu Google'ın sürücüsüz araç projesi olan önceki kimliğiyle açıklar. Bu ifade, arka plan bilgisini daha büyük bir cümlenin içine kısa biçimde yerleştirir. Kalıp genellikle güncel ad + formerly known as + eski ad şeklindedir ve çoğu zaman virgüllerle ayrılır.
Alıştırma
Hangi cümle River Hall adını tiyatronun eski adı olarak açıkça sunuyor?
- The theater known as River Hall reopened in June.
- The theater, also known as River Hall, reopened in June.
- The theater, formerly known as River Hall, reopened in June.
Cevabı göster
The theater, formerly known as River Hall, reopened in June.
saying he doesn't think Teslas will ever be autonomous.
3:28ve Tesla'nın asla otonom olabileceğini düşünmediğini söyledi.
dismiss a company as a competitor: şirketi rakip olarak ciddiye almamak
Bu cümlede dismiss a company as a competitor, şirketin ciddi bir rakip olma konumunu reddetmek veya küçümsemek anlamına gelir. Konuşan kişi şirketi tarafsız biçimde bir kategoriye yerleştirmiyor; onu gerçek bir rakip olarak ciddiye almaya değmez buluyor. dismiss A as B kalıbı, A'nın B ile belirtilen rol veya kategori bakımından reddedildiğini, göz ardı edildiğini ya da ciddiye alınmadığını sıkça gösterir. Kesin ilişkiyi bağlam belirler; burada as a competitor, reddedilen veya küçümsenen rolü belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle analistin Nova Motors'ı ciddi bir rakip olarak görmediğini açıkça ifade eder?
- The analyst described Nova Motors as a competitor.
- The analyst welcomed Nova Motors as a competitor.
- The analyst dismissed Nova Motors as a competitor.
Cevabı göster
The analyst dismissed Nova Motors as a competitor.
fire back: bir saldırıya sert karşılık vermek
Fire back, bir eleştiri, suçlama veya saldırıya hızlı ve güçlü bir yanıt vermek demektir. Burada Musk bir tweet ile karşılık verir ve bu ifade onun yanıtını bir çatışmanın parçası olan karşı saldırı şeklinde sunar. Back, sözlü saldırıyı kaynağına geri gönderme fikrini taşır. İfade mecazidir; gerçek bir silahlı saldırı yoktur ve fired işten çıkarılmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, “eleştiriye hızlı ve güçlü biçimde karşılık verdi” anlamındaki iki sözcüklü fiille tamamlayın: After the coach criticized her publicly, she ____ with a detailed defense.
Cevabı göster
fired back
Tesla has better AI hardware and software than Waymo.
3:33Tesla'nın Waymo'dan daha iyi yapay zeka donanım ve yazılımına sahip olduğunu tweetledi.
Tesla's full-self-driving software is believed Dilbilgisi
3:37Tesla'nın tam otonom sürüş yazılımının,
is believed to be + -ing: ...dığına inanılmak
“Is believed to be” edilgen bir aktarma yapısıdır. İnsanların veya ilgili gözlemcilerin özne hakkında genel olarak bir şeye inandığını belirtir, ancak bu görüşü kimin taşıdığını söylemez. Burada “to be propelling”, devam eden bir süreci anlatmak için “to be + -ing” yapısını kullanır. Bu ifade, değişimi kesin olarak kanıtlanmış bir gerçek değil, aktarılan bir değerlendirme olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi “insanlar genel olarak böyle düşünüyor” anlamındaki temkinli edilgen aktarma ifadesiyle tamamlayın: The ancient object ____ more than 2,000 years old.
Cevabı göster
is believed to be
ikinci seviye otonomiden üçüncü seviyeye
“From X to Y”, bir kategori veya durumdan diğerine geçişi belirtir. Burada yazılımın araçları 2. seviye sürüş otomasyonundan 3. seviyeye taşıdığı anlatılıyor. 2. seviyede sistem direksiyon ve hızı aynı anda kontrol edebilir, ancak insan sürücü sürekli gözetim yapmalı ve sorumluluğu üstlenmelidir. 3. seviyede sistem, yalnızca belirlenmiş koşullarda tüm sürüş görevini kendisi yerine getirir; yardım istediğinde bir insan kontrolü devralmalıdır. Bu nedenle 3. seviye tam otonomi değildir ve 5. seviye anlamına gelmez.
Alıştırma
2. seviye otonomiden geçildikten sonra 3. seviyenin eklediği özelliği en iyi hangi ifade açıklar?
- Araç, insan sürücü olmadan her yerde gidebilir.
- İnsan, ikinci seviyede olduğu gibi yolu hâlâ sürekli gözetlemek zorundadır.
- Sınırlı koşullarda sistem sürüş görevini yerine getirir, ancak istendiğinde bir insan kontrolü devralmaya hazır olmalıdır.
Cevabı göster
Sınırlı koşullarda sistem sürüş görevini yerine getirir, ancak istendiğinde bir insan kontrolü devralmaya hazır olmalıdır.
The tech is a considerable improvement from Autopilot
3:44Bu teknoloji, hız sabitleyiciye sahip olan ancak tam otonom sürüşten daha az özelliği bulunan
which has cruise control but fewer features than full-self-driving
3:47ve çoğunlukla otoyol kullanımıyla sınırlı olan Autopilot'a göre
limited to highway use: izin verilen kapsamı belirtme
Be limited to + isim veya -ing biçimi, bir şeyin yalnızca belirtilen kapsam içinde izin verildiğini, mevcut olduğunu, amaçlandığını ya da normalde kullanıldığını anlatır. Burada limited to highway use, otoyolda sürüşü normal kullanım kapsamı olarak gösterir. Tam cümlede most often da bulunduğu için normal çalışma kapsamı anlatılır. Aracın fiziksel olarak başka hiçbir yerde gidemeyeceği iddia edilmez.
Alıştırma
'Şununla sınırlı' anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Access is ____ registered members.
Cevabı göster
limited to
With any system that isn't fully autonomous, Dilbilgisi
3:52Tamamen otonom olmayan herhangi bir sistemde,
With any system that isn't fully autonomous: with ile koşul belirtme
Cümle başındaki with + isim öbeği, ana cümlenin geçerli olduğu durumu belirleyebilir. Burada With any system that isn't fully autonomous, sürücünün tamamen otonom olmayan bir sistem kullandığı anlamına gelir; ardından ana cümle bu durum için geçerli kuralı verir. Bu, genel bir koşulu kısa biçimde anlatmanın bir yoludur. with sonrasındaki isim öbeği, ana fikir gelmeden önce burada that isn't fully autonomous gibi ek bilgiler içerebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kuralın geçerli olduğu durumu cümle başındaki with + isim öbeğiyle belirtiyor?
- If passengers have a valid ticket, they may board the train.
- With a valid ticket, passengers may board the train.
- Passengers may board the train after it arrives.
Cevabı göster
With a valid ticket, passengers may board the train.
Not doing so can have fatal consequences. Dilbilgisi
3:57Bunu yapmamak ölümcül sonuçlar doğurabilir.
Not doing so ifadesinin cümlede özne olması
Not doing so cümlenin öznesidir ve “az önce belirtilen eylemi yapmamak” anlamına gelir. Burada so, daha önce sözü edilen tetikte kalma ve kontrolü devralmaya hazır olma fikrinin yerini tutar; “bu yüzden” anlamına gelmez. not + gerund öbeği yapısı, bir eylemin yapılmamasını özne olarak kullanılabilen isim işlevli bir birime dönüştürür. Not doing so + sonuç kalıbı, bir kişi önceki talimata uymadığında neler olabileceğini açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “az önce belirtilen eylemi yapmamak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Always back up your files. ____ could cost you weeks of work.
Cevabı göster
Not doing so
and failed to take over the steering of the car. Öbek fiiller
4:08Apple mühendisinin ölümüne neden oldu.
Take over: kontrolü başka birinden devralmak
Take over, daha önce bir kişi, grup ya da sistemin elinde olan kontrolü veya sorumluluğu devralmak demektir. Burada otomatik sistem aracı yönlendiriyordu ve sürücü aracın direksiyon kontrolünü devralamadı. Take over, take over the project örneğinde olduğu gibi yeni kontrol altına giren bir nesneyle kullanılabilir; sorumluluk zaten belliyse I can take over now örneğindeki gibi nesnesiz de kullanılabilir. Temel fikir, kontrolün bir taraftan diğerine geçmesidir.
Alıştırma
Cümleyi “başka birinden sorumluluğu devralmak” anlamındaki hedef phrasal verb ile tamamlayın: When my shift ends, Jordan will ____ from me at the front desk.
Cevabı göster
take over
Although there have been concerns about the safety of automated Teslas, Dilbilgisi
4:11Otomatikleştirilmiş Tesla'ların güvenliğiyle ilgili endişeler olmasına rağmen,
Although there have been concerns: karşıtlıktan önce bir endişeyi kabul etmek
Although bir ödünleme yan cümlesi başlatır: önce bir endişeyi kabul eder, ardından okuyucuyu bununla karşıtlık kuran ana cümleye hazırlar. Burada yazar, olumlu güvenlik puanlarını sunmadan önce güvenlik endişelerinin varlığını kabul eder. There have been, there be yapısının çoğul isimle kullanılan present perfect biçimidir. Endişelerin daha önce ortaya çıktığını ve hâlâ geçerli olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp Although there have been + çoğul isim, + karşıtlık bildiren ana cümle şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi Although ve there be yapısının present perfect biçimiyle tamamlayın: ____ concerns about the new app, it continues to attract users.
Cevabı göster
Although there have been
But five stars is not necessarily unprecedented. Kelime
4:19Ancak beş yıldız mutlaka eşi görülmemiş bir şey değildir.
not necessarily unprecedented: benzersizlik konusundaki kesinliği sınırlamak
Not necessarily kendisinden sonra gelen iddianın kesinliğini azaltır. Unprecedented, benzer bir şeyin daha önce hiç gerçekleşmediği anlamına gelir; bu nedenle not necessarily unprecedented, değerlendirmenin tamamen yeni veya benzersiz olduğunun güvenle söylenemeyeceğini belirtir. Bu ifade, daha önce örnekler bulunmuş olabileceği ihtimalini açık bırakır; ancak bu örneklerin kesinlikle var olduğunu ya da değerlendirmenin yaygın olduğunu iddia etmez. Değerlendirmeyi tümüyle küçümsemek yerine kesinliği dikkatli biçimde sınırlar.
Alıştırma
Hangi cümle, daha önce beş yıldızlı bir değerlendirme verilmiş olabileceğini, bunun kesinlikle gerçekleştiğini iddia etmeden temkinli biçimde söyler?
- A five-star rating is not unprecedented.
- A five-star rating is unprecedented.
- A five-star rating is not necessarily unprecedented.
Cevabı göster
A five-star rating is not necessarily unprecedented.
The gas-powered Lexus ES 350 and the electric Audi e-tron
4:22Benzinli Lexus ES 350 ve elektrikli Audi e-tron
What's most important is ... odaklama yapısı
What's most important is ... bir odaklama yapısıdır. What's most important biçimindeki what yan cümlesi özne görevindedir; is sonrasındaki sözler ise temel etkeni, yani yaralanma veya ölüm olasılığını belirtir. Buradaki What's, what is anlamına gelir ama soru sormaz. Bu yapı, diğer ayrıntıları geride bırakıp en önemli ölçütü belirtmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi most important içeren dört kelimelik odak ifadesiyle tamamlayın: After comparing the routes, ____ whether we can get home before dark.
Cevabı göster
what's most important is
touted ... as the safest car ever built: tout A as B kalıbı
Tout A as B, A'nın B olduğunu iddia ederek A'yı halka açık ve coşkulu biçimde tanıtmak anlamına gelir. Cümlede Model 3, A; the safest car ever built ise B'dir. Tout çoğu zaman iddiayla araya mesafe koyar. Güçlü bir pazarlama söylemini aktarır ama yazarın bu iddiayı doğru kabul ettiğini göstermez.
Alıştırma
Cümleyi tout A as B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The publisher ____ the app ____ the easiest way to learn new words.
Cevabı göster
touted · as
Regulators took issue with that bold statement. Deyimler
4:39Düzenleyiciler bu cesur ifadeye karşı çıktılar.
took issue with: bir iddiaya karşı çıkmak
Bu cümlede took issue with, “aynı fikirde olmamak veya karşı çıkmak” anlamına gelir. Düzenleyici kurumlar bu iddialı açıklamanın tartışmalı olduğunu düşünüyordu; issue burada konuşulan bir konu değil, kalıplaşmış ifadenin parçasıdır. take issue with + isim veya isim grubu yapısı; bir iddia, karar ya da eyleme yönelik açık bir itiraz bildirir.
Alıştırma
Cümleyi take issue with yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The review panel ____ the claim that the device could never fail.
Cevabı göster
took issue with
NHTSA accused the company of misleading consumers Kalıp ifadeler
4:43NHTSA şirketi tüketicileri yanıltmakla suçladı
accused ... of misleading: accuse + nesne + of + -ing
accuse + kişi veya kurum + of + isim ya da -ing biçimi, o kişi veya kurumun yanlış bir şey yaptığını iddia etmek anlamına gelir. Bu cümlede the company suçlanan taraftır; misleading consumers ise yapıldığı iddia edilen yanlış davranıştır. of sonrasında isim veya ulaç kullanılır; to + fiil kullanılmaz: accuse someone of fraud; accuse someone of hiding facts. Suçlama güçlü bir iddiadır, ancak accuse fiili tek başına iddianın doğru olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
hide fiilini accuse + nesne + of + -ing yapısında kullanın: After the audit, the agency accused the seller ____ extra fees.
Cevabı göster
of hiding
recall: resmî bir ürün güvenliği işlemi
Burada recall, güvenlik veya kalite sorunu nedeniyle daha önce satılmış ürünlerin resmî olarak geri istenmesi anlamına gelen bir fiildir. Devlet kurumu Tesla'dan etkilenen araçlarla ilgili işlem yapmasını istiyor; cümle bir şeyi hatırlamaktan söz etmiyor. Ürün güvenliği haberlerinde recall + product/number of units ve be recalled for/over + defect kalıpları yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi, bir kusur nedeniyle satılmış ürünlerin resmî olarak geri getirilmesini istemek anlamındaki fiille tamamlayın: After a battery fault was discovered, the company had to ____ 12,000 scooters.
Cevabı göster
recall
which it said could increase the risk of crashes.
5:04158.000 Model S ve Model X'i geri çağırmasını istedi.
As of the making of this video: durum için zaman sınırı belirtme
As of, ardından gelen bilginin doğru kabul edildiği referans zamanını belirtir. Burada the making of this video, videonun üretildiği dönemi ifade eder; dolayısıyla bu söz, daha sonra bildirilen durumun ileride değişebileceğini belirtir. Bu ifade, söz konusu zaman sınırındaki durumun anlık bir görüntüsünü verir; o zamandan itibaren devam eden bir faaliyeti anlatmaz. Yeniden kullanılabilen yapı As of + zaman veya referans olay şeklindedir ve ardından o noktada geçerli olan durum gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, daha sonra değişebilecek bir durum için as of kullanarak referans zaman sınırı belirliyor?
- As of the writing of this notice, the bridge is still closed.
- By the time this notice was written, the bridge had closed.
- Since this notice was written, the bridge has remained closed.
Cevabı göster
As of the writing of this notice, the bridge is still closed.
it's up for debate whether Teslas are the safest vehicles out there, Kalıp ifadeler
5:13Tesla'ların piyasadaki en güvenli araçlar olup olmadığı tartışmaya açık,
Depending on who you ask: bakış açısına bağlı iddiaları belirtmek
Depending on who you ask, farklı kişi veya grupların farklı bakış açıları, çıkarları ya da kanıtları olduğu için farklı cevaplar verebileceğini anlatır. Dinleyiciye gerçekten gidip birine soru sormasını söylemez. Cümlenin başındaki bir niteleyici olarak ardından gelen iddiayı sınırlar: cevap, tartışmasız bir gerçek olarak değil, bakış açısına bağlı bir görüş olarak sunulur. Burada dinleyiciyi hangi araçların en güvenli olduğu konusundaki anlaşmazlığa hazırlar.
Alıştırma
Bu cümlede baştaki depending on who you ask ifadesinin temel işlevi nedir?
- Konuşanın kime soru sorulması gerektiğini bilmediği anlamına gelir.
- Dinleyicinin karar vermeden önce herkese soru sorması gerektiği anlamına gelir.
- Cevabın görüş bildiren kişi veya gruba göre değişebileceği anlamına gelir.
Cevabı göster
Cevabın görüş bildiren kişi veya gruba göre değişebileceği anlamına gelir.
It's up for debate whether: sonuçlanmamış bir evet-hayır sorusunu tanıtmak
It's up for debate, bir sorunun henüz sonuçlanmadığını ve makul görüş ayrılıklarının sürdüğünü ifade eder. Whether yan cümlesi, tartışılan kesin evet-hayır sorusunu belirtir. Bu cümlede whether Teslas are the safest vehicles out there, üzerinde uzlaşılmış nihai bir cevabı olmayan konudur. Up for debate, bir münazaranın planlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Sorunun henüz sonuçlanmadığını belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The test results are mixed, so ____ this study method works for everyone.
Cevabı göster
it's up for debate whether
and as the technology continues to improve, Anlatım akışı
5:19ve teknoloji gelişmeye devam ettikçe,
the hope is that safety will accelerate with it. Deyimler
5:21umut edilen şey güvenliğin de onunla birlikte ivme kazanmasıdır.
As ... the hope is that ... ile bir eğilimi umuda bağlamak
As yan cümlesi, sürmekte olan bir eğilimi arka plan olarak verir: teknolojinin ve söz konusu sonucun aynı dönem içinde gelişmesi beklenir. Burada as, “çünkü” değil, “-dikçe” veya “bu süreç devam ederken” anlamındadır. The hope is that, istenen gelecek sonucu kesinleşmiş bir tahmin gibi sunmadan belirtir. Yapı bir bütün olarak mevcut ilerlemeyi temkinli biçimde ifade edilen bir gelecek hedefine bağlayarak tartışmayı sonlandırır.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen temkinli umut ifadesiyle tamamlayın: As battery technology continues to improve, ____ electric buses will travel farther between charges.
Cevabı göster
the hope is that
Safety will accelerate with it ifadesindeki metafor
Accelerate genellikle “daha hızlı hareket etmek” veya “daha hızlı gerçekleşmek” anlamına gelir. Burada mecazidir: güvenliğin kendisi hareket etmez; umut edilen anlam, güvenlik iyileştirmelerinin daha hızlı gerçekleşmesidir. With it, “gelişen teknolojiyle birlikte” anlamındadır. Sözcük seçimi araç temasını da çağrıştırır; ancak başka durumlara aktarılabilecek fikir, soyut bir sürecin daha hızlı geliştiğinde accelerate fiiliyle anlatılabilmesidir.
Alıştırma
“As the software improves, safety will accelerate with it,” cümlesinde safety will accelerate with it ne anlama gelir?
- Yazılım değişir değişmez güvenlik kusursuz hâle gelecek.
- Yazılım güvenli olduğu için araçların daha hızlı gitmesine izin verilecek.
- Yazılım geliştikçe güvenlik iyileştirmeleri daha hızlı gerçekleşecek.
Cevabı göster
Yazılım geliştikçe güvenlik iyileştirmeleri daha hızlı gerçekleşecek.
but I've recently made the decision to return home. Kalıp ifadeler
5:32ama yakın zamanda eve dönme kararı aldım.
made the decision to return home: düşünüp eve dönmeye karar vermek
Made the decision to + fiilin yalın hâli, bir kişinin düşündükten sonra bir şey yapmayı seçtiği anlamına gelir. Made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir; to return ise seçilen eylemi belirten mastar yapısıdır. Bu kalıp, yalnızca decided to demeye göre seçimin önemini daha fazla vurgular. Burada return home, konuşanın evi olarak gördüğü yere geri dönmek demektir. Home yön bildiren bir zarf gibi kullanıldığı için return to home değil, return home denir.
Alıştırma
Vurgulanan make the decision to kalıbını geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: After several weeks of careful thought, Elena ____ move closer to her family.
Cevabı göster
made the decision to
So welcome to my little studio here in Toronto
5:34Bu yüzden Toronto'daki küçük stüdyoma hoş geldiniz,
where I will be bringing you more stories every single week.
5:37burada size her hafta daha fazla hikaye getiriyor olacağım.