Bir Balina Tarafından Yutulduk! 🐳 | Korsanlar | Bluey 💙: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video tanıtımı: Bluey’nin oyunlu bir hikâyesinde yetişkinler, bir babanın utangaç balina seslerini balinanın karnındaki korsanları kurtarma macerasına dönüştürür; hikâye cesaret, destek ve gıdıklamayla kaçış planıyla biter. Başlıca İngilizce noktaları: 1. could it be — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu soru biçiminin, birinin davranışı hakkında sert bir yargı vermek yerine nazik ve şakacı bir tahmin sunduğunu öğrenirsin. 2. There was only one thing for it. — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bu anlatı kalıbını kelime kelime çevirmek yerine, tek mümkün çözümü tanıtmanın bir yolu olarak tanırsın. 3. What bravery!; what an inspiration — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: what ile kurulan ünlemlerin isimlerle güçlü övgü verdiğini anlarsın; böylece “very brave”den daha etkili tepkileri fark edip kullanabilirsin.
Bu derste
stop making: bir eylemi bitirmek için stop + -ing
Stop making ifadesinde making, stop fiilinden sonra gelen -ing biçimidir. Stop + -ing kalıbı, devam etmekte olan veya daha önce sürmekte olan bir eylemi bitirmeyi anlatır; dolayısıyla burada kişi artık balina sesi çıkarmamaktadır.
Alıştırma
Cümleyi stop + -ing ile tamamlamak için tap fiilinin doğru biçimini kullanın: The baby is asleep, so please stop ____ the table.
Cevabı göster
tapping
Oh, um the whale just went a bit quiet for a bit. Dilbilgisi
0:12Oh, şey, balina sadece kısa bir süreliğine sessizleşti.
went a bit quiet: durum değişimi için go + sıfat
Burada went hareket bildirmez. Go, bir sıfattan önce “yeni bir duruma girmek” anlamında bağ fiili olarak kullanılabilir; bu nedenle went a bit quiet, “biraz sessizleşti” demektir. A bit, quiet sözcüğünün derecesini azaltır ve açıklamayı yalnızca went quiet demekten daha yumuşak hâle getirir.
Alıştırma
"The café went a bit quiet after lunch," cümlesinde went a bit quiet ne anlama gelir?
- Kafe biraz sessiz bir yere taşındı.
- Kafe biraz sessizleşti.
- Kafe tamamen sessiz kalmaya devam etti.
Cevabı göster
Kafe biraz sessizleşti.
to be making funny noises in front of another daddy whale?
0:26komik sesler çıkarmaktan utanmış olabilir mi?
Could it be...?: ihtiyatlı bir tahminde bulunmak
Could it be...? olası bir açıklama sunar ve ‘Acaba ... olabilir mi?’ anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi, balinanın komik sesler çıkarmasının nedeninin utanması olabileceğini tahmin ediyor; could burada yetenek sormuyor. Fikri soru biçiminde sunmak, tahmini doğrudan bir ifadeden daha yumuşak yapar. Konuşan kişi bir gizemi çözüyormuş gibi davrandığında oyunbaz ve biraz dramatik bir ton da oluşturabilir.
Alıştırma
Hangi cümle yetenek sormak yerine Could it be...? kullanarak ihtiyatlı bir açıklama sunuyor?
- Could the robot lift this box?
- Can the whale swim fast?
- Could it be that the map is out of date?
Cevabı göster
Could it be that the map is out of date?
embarrassed to be making: devam eden bir eylemden utanmak
Kalıp embarrassed + to be + -ing şeklindedir. İlerleyen mastar to be making, ses çıkarma eylemini düşünülen anda zaten devam eden bir eylem olarak gösterir ve balina bu devam eden eylemden dolayı utanır. Burada to be making, utanmayla bağlantılı davranışı belirtir; amaç bildirmez. Utandırıcı eylemin o sırada gerçekleşmekte olduğunu vurgulamak önemliyse embarrassed to be + -ing kullanın.
Alıştırma
Cümleyi to be + sing fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Mia felt embarrassed ____ alone when everyone entered the room.
Cevabı göster
to be singing
doesn't make any sense: bir şeyin mantıksız olduğunu söylemek
Kalıp ifade make sense, “mantıklı veya anlaşılır olmak” anlamına gelir. doesn't make any sense yapısında olumsuzluğu does taşır, make yalın hâlde kalır ve any sense hiçbir mantık bulunmadığını vurgular. Burada konuşan kişi açıklamanın kendisini mantıksız buluyor. İfade, make ve sense kelimelerinin gerçek anlamları ayrı ayrı birleştirilerek anlaşılmaz.
Alıştırma
Cümleyi, any kullanan make sense ifadesinin tam olumsuz biçimiyle tamamlayın: The schedule ____.
Cevabı göster
doesn't make any sense
come on, come on: birini devam etmeye teşvik etmek
Burada come on bir ünlem ifadesidir. Karşıdaki kişiden yaklaşmasını istemek yerine onu devam etmeye teşvik eder ve harekete geçirir. come on ifadesinin tekrarlanması isteği daha ısrarlı yapar ve hevesli bir beklenti gösterir. Aynı ifade, ses tonuna ve bağlama göre destekleyici, sabırsız veya kuşkucu duyulabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız zor bir yapbozun yarısında duruyor. Come on, you can do it! büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Konuşan kişi arkadaşını devam etmeye teşvik ediyor.
- Konuşan kişi arkadaşının yakına yürümesini istiyor.
- Konuşan kişi etkinliği durdurmak istiyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi arkadaşını devam etmeye teşvik ediyor.
when he's ready: doğru zamanı beklemek
Burada when bir zaman yan cümlesi başlatır: balina hazır olduğu zaman cesur olacaktır. Bir soru sormaz. Gelecekten söz ederken ana cümlede will kullanılabilir, ancak when yan cümlesinde genellikle geniş zaman kullanılır: will be brave when he's ready. Bu ifade ayrıca onu hemen harekete zorlamak yerine hazırlanması için zaman tanır.
Alıştırma
Gelecekteki bir olay için when yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- We'll start the game when everyone will be ready.
- We'll start the game when everyone is ready.
- We'll start the game when everyone ready.
Cevabı göster
We'll start the game when everyone is ready.
the pirates were still stuck in the whale's belly Kalıp ifadeler
0:42korsanlar hâlâ balinanın karnında mahsur kalmıştı
Anyway: ana hikâyeye dönmek
Burada Anyway bir söylem belirleyicisidir. Kısa yan konuşmayı bitirir ve dinleyicinin dikkatini yeniden korsanlara ve ana hikâyeye yöneltir. Cümlenin başında “bunu bir kenara bırakalım ve devam edelim” gibi bir anlam taşıyabilir. Konuşmayı düzenler; korsanların nasıl sıkıştığını anlatmaz.
Alıştırma
Kısa bir şakadan sonra konuşmacı “Anyway, the meeting can continue.” diyor. Anyway neyi gösterir?
- Yan konuyu bitirip ana konuya döner.
- Tamamen ilgisiz bir hikâye başlatır.
- Bir sorun olmasına rağmen toplantının süreceğini söyler.
Cevabı göster
Yan konuyu bitirip ana konuya döner.
stuck in: bir yerden veya durumdan çıkamamak
Bu cümlede were still stuck in, devam eden bir durumu anlatır: korsanlar balinanın karnından çıkamıyordu. Burada stuck, fiziksel olarak bir yere yapışmış olmak anlamına gelmez. Bir kişi veya şey bir yerden çıkamadığında ya da bir durumdan kurtulamadığında be stuck in + yer veya durum yapısını kullanın. be özneye ve zamana göre değişir, ancak stuck aynı kalır.
Alıştırma
stuck sözcüğünden sonra doğru edatı kullanın: The doors would not open, so we were stuck ____ the lift.
Cevabı göster
in
with no one to save them: arka plan durumu eklemek
Bu cümlede with no one to save them, ana ifadeye bir arka plan durumu ekler: korsanlar mahsur kalmışken onları kurtarabilecek kimse yoktu. Burada with, “birisiyle birlikte” değil, “öyle bir durumda” anlamına gelir. no one to save them içindeki to-infinitive, orada bulunmayan kişinin üstlenebileceği rolü, yani “onları kurtarabilecek kişiyi” açıklar. with + no one + to-infinitive yapısı, arka plan durumunu kısa ve öz biçimde ekler.
Alıştırma
with + no one + guide fiilinin to-infinitive biçimini kullanın: The hikers checked the map, ____.
Cevabı göster
with no one to guide them
We're doomed!: umutsuzluğu anlatan dramatik bir haykırış
We're doomed!, konuşanın içinde bulunduğu durumun umutsuz göründüğünü ya da işlerin kesinlikle kötü gideceğini dramatik biçimde söylemenin bir yoludur. Burada resmî bir felaket öngörüsü değil, abartılı bir tepki vardır. be doomed kalıbı, birinin ya da bir şeyin başarısız olmaya veya kötü bir sonuç yaşamaya mahkûm olduğunu anlatabilir. We're doomed! tek başına bir ünlem olarak kullanıldığında çoğu zaman teatral bir panik ya da mizah yaratır.
Alıştırma
Eğlenceli bir hikâyede bir karakter, tek çıkışı kapatan dev bir canavar görüp "We're doomed!" diyor. Bu söz büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Tam olarak bir dakika beklemeliyiz.
- Tamamen güvendeyiz.
- Kaçma şansımız hiç yok.
Cevabı göster
Kaçma şansımız hiç yok.
wait a minute: konuşanın yeniden düşündüğünü gösteren bir sinyal
Burada wait a minute, konuşanın sürmekte olan düşüncesini kısa süreliğine durdurur. Dinleyiciye, konuşanın az önce bir şeyi fark ettiğini, hatırladığını ya da yeniden değerlendirdiğini ve şimdi düşünce yönünü değiştireceğini bildirir. Bu kullanımda sözcüğü sözcüğüne “altmış saniye bekle” anlamına gelmez. Bir konuşma sinyali olarak işlev görür; ardından genellikle bir düzeltme, soru, keşif veya yeni fikir gelir.
Alıştırma
Maya, "The keys are gone. Wait a minute—I left them in my coat." diyor. Buradaki wait a minute neyin sinyalidir?
- Birinin tam olarak altmış saniye saymasını istiyor.
- Az önce bir şey hatırladı ve düşüncesinin yönünü değiştiriyor.
- Konuşmayı bitiriyor.
Cevabı göster
Az önce bir şey hatırladı ve düşüncesinin yönünü değiştiriyor.
I know how you can get out the whale belly. Öbek fiiller
0:52Balinanın karnından nasıl çıkacağınızı biliyorum.
get out ve get out of + yer
Get out, çıkmak veya kaçıp kurtulmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede balinanın içinden kaçıp çıkmak anlamındadır. Birinin çıktığı yer açıkça söylendiğinde standart İngilizcede genellikle get out of + yer yapısı kullanılır; örneğin get out of the whale's belly. Altyazıdaki get out the whale belly ifadesi olağan standart yapıyı göstermez.
Alıştırma
Açıkça belirtilen bir yerden önce kullanılan standart get out yapısını tamamlayın: We need to get out ____ locked room before the smoke spreads.
Cevabı göster
of the
but the pirates couldn't hear the lighthouse keeper.
0:55ama korsanlar deniz feneri bekçisini duyamadılar.
There was only one thing for it: yapılacak tek bir şey vardı
There was only one thing for it, durumun yalnızca tek bir uygulanabilir seçenek bıraktığını anlatan İngiliz İngilizcesine özgü bir deyimdir. Bir hikâyede çoğu zaman dinleyiciyi sıradaki eyleme hazırlar. For it, tüm ifadenin bir parçasıdır; “o nesne için” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu dersteki Britanya İngilizcesi ifadesinin sabit sonunu tamamlayın: The path was completely blocked. There was only one thing ____: we had to turn back.
Cevabı göster
for it
is going to have to: beklenen bir gelecek gerekliliği
“Is going to have to” iki anlam katmanını birleştirir. “Is going to” eylemi beklenen veya planlanan bir geleceğe yerleştirirken “have to” bu eylemin gerekli olduğunu belirtir. Bu cümlede anlatıcı, en küçük korsanın ne yapacağını yalnızca tahmin etmiyor. Bir sonraki eylemi durumun gerektirdiği bir şey olarak sunuyor. Başka bağlamlarda da kullanılabilen kalıp “be going to have to + fiilin yalın hâli”dir.
Alıştırma
Cümleyi “be going to have to” yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Because the road will close at six, our driver ____ take another route.
Cevabı göster
is going to have to
get swallowed by the whale: get ile kurulan edilgen
“Get swallowed by the whale”, get + geçmiş zaman ortacı yapısıyla edilgen oluşturur: yutma eylemi en küçük korsanın başına gelir. “By the whale”, eylemi gerçekleştirenin balina olduğunu belirtir. Burada “get”, “elde etmek” veya “almak” anlamına gelmez. Get ile kurulan edilgen, yutulmayı öznenin başına gelen bir olay olarak sunar; bu da anlatıma nötr be edilgenine göre daha olaylı ve konuşma diline yakın bir hava verir.
Alıştırma
Cümleyi “steal” fiilinin get ile kurulan edilgen biçimiyle tamamlayın: Her bicycle ____ outside the library.
Cevabı göster
got stolen
Doğrudan cesaretlendirme olarak You can do it
Bu cümlede You can do it, bir zorlukla karşılaşan kişiyi doğrudan cesaretlendirir. Yalnızca o kişinin yeterli beceriye sahip olduğunu bildirmek yerine güven ve destek verir. Bu ifade, biri gerginken, kararsızken veya zor bir işi tamamlamaya çalışırken de kullanılabilir. it, durumdan zaten anlaşılan görevi veya zorluğu belirtir.
Alıştırma
Bir kişi zor bir sunumdan önce gergin. Bu bağlamda You can do it ifadesinin temel işlevi nedir?
- Kişiyi denemesi için cesaretlendirir.
- Görevin zaten tamamlandığını söyler.
- Kişinin nasıl yapılacağını bilip bilmediğini sorar.
Cevabı göster
Kişiyi denemesi için cesaretlendirir.
wanna: want to ifadesinin gayriresmî konuşma biçimi
wanna, want to ifadesinin gayriresmî konuşmadaki kısalmış biçimidir. I wanna spend yapısında wanna, spend fiilinin yalın hâlini getirir ve want to spend ile aynı yapıya sahiptir. wanna ifadesini to ögesini zaten içeren bir konuşma biçimi olarak düşünün: özne + wanna + fiilin yalın hâli. Günlük konuşmalarda ve diyaloglarda yaygındır; tarafsız veya resmî yazıda standart seçim want to olur.
Alıştırma
Günlük konuşma cümlesini want to ifadesinin gayriresmî biçimiyle tamamlayın: I ____ ask you something.
Cevabı göster
wanna
me treasure: Korsan konuşmasında my yerine me
Bu cümlede me treasure, my treasure yani “hazinem” anlamına gelir. Konuşan kişi, standart İngilizcede bir isimden önce iyelik belirleyicisi my kullanılması gereken yerde nesne zamiri me kullanır. Bu, hikâyelerdeki tanıdık korsan sesini taklit eden kasıtlı bir karakter konuşmasıdır. Bunu iyelik bildirmenin normal kuralı olarak değil, bir üslup işareti olarak anlayın.
Alıştırma
Bu ifadeyi değerlendirin: Sıradan standart İngilizcede me treasure, “my treasure” demenin normal yoludur.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
Will she do it?: Hikâyede merak yaratan bir soru
Burada Will she do it?, merak ve gerilim yaratan bir sorudur. Anlatıcı eylemden önce duraklar ve dikkati onun başarılı olup olmayacağına yöneltir. Bu soru, bir sonraki olayın yanıtlayacağı küçük bir belirsizlik açarak hikâyeyi düzenler. Asıl amacı orada bulunan birinden bilgi istemek değildir.
Alıştırma
Bir karakter zor bir atlayış denemeden hemen önce anlatıcı “Will she do it?” diye soruyor. Sorunun asıl işlevi nedir?
- Atlayışın zaten gerçekleştiğini bildirir.
- Karaktere hemen atlamasını emreder.
- Gerilim yaratır ve dikkati bir sonraki eyleme yöneltir.
Cevabı göster
Gerilim yaratır ve dikkati bir sonraki eyleme yöneltir.
Go, lighthouse keeper!: Go + hitap ile desteklemek
Bu cümlede Go, “Devam et!” veya “Yapabilirsin!” anlamına gelen bir destek tezahüratıdır. Kişiye gitmesini söyleyen bir emir değildir. lighthouse keeper, desteklenen kişiye rolüyle seslenmek için kullanılır. “Go, + ad, takım adı veya rol!” kalıbı; yarışan, gösteri yapan ya da zor bir şeyi başarmaya çalışan birini kısa ve coşkulu biçimde destekler.
Alıştırma
“Go, lighthouse keeper!” cümlesinde Go ne işe yarıyor?
- Deniz feneri bekçisine gitmesini söylemek.
- Deniz feneri bekçisine destek olmak.
- Deniz feneri bekçisinden deniz fenerini ziyaret etmesini istemek.
Cevabı göster
Deniz feneri bekçisine destek olmak.
climbed up into: yukarı hareketin ardından içeri girme
climbed tırmanma hareketini, up hareketin yukarı yönünü, into the whale's mouth ise dışarıdan içeri geçilerek ulaşılan yeri belirtir. up ve into farklı görevler üstlendiği için gereksiz bir tekrar değildir. Başka durumlara aktarılabilecek yol kalıbı hareket fiili + yön sözcüğü + into + yer şeklindedir: hem izlenen yolu hem de kapalı ya da sınırları olan bir alana girişi gösterir.
Alıştırma
“Yukarı ve ardından içeri” anlamına gelen iki sözcüklü yol ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The child climbed ____ the tree house.
Cevabı göster
up into
Almost there!: hedefe çok yaklaşmak
Almost there!, birinin bir yere varmasına veya bir işi tamamlamasına çok az kaldığını anlatır. Bu sahnede devam etmesi için verilen kısa bir teşvik sözüdür. There yalnızca fiziksel bir yeri değil, bir hedefi veya tamamlanmış durumu da gösterebilir. Özne bağlamdan anlaşıldığında tam düşünce You're almost there! ya da We're almost there! olabilir.
Alıştırma
Birini teşvik ederken "Almost there!" en doğal olarak ne anlama gelir?
- Kişi henüz başlamamıştır.
- Kişi hedefe ulaşmaya yakındır.
- Kişi yanlış yere gitmiştir.
Cevabı göster
Kişi hedefe ulaşmaya yakındır.
slid right down its throat: right ile hareket yolunu güçlendirmek
Slid, slide fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Down its throat hareketin izlediği yolu gösterir: boğaz boyunca karna doğru kayarak ilerledi. Burada right, right down yön ifadesini güçlendirir. Sağa doğru ya da doğru biçimde anlamına gelmez; doğrudan veya o yol boyunca sonuna kadar anlamını verir. Aynı yapı right through ve right into gibi hareket ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
"The coin slid right down the drain," cümlesinde right ne anlam katar?
- Madeni paranın sağ tarafa gittiğini söyler.
- Hareketin doğrudan o yol boyunca aşağı gittiğini vurgular.
- Kaymanın doğru hareket olduğunu söyler.
Cevabı göster
Hareketin doğrudan o yol boyunca aşağı gittiğini vurgular.
to join the others: amaç bildirmek için mastar kullanımı
To join the others, neden karnın içine kaydığını açıklar: amacı, zaten orada bulunan diğer korsanlara katılmaktı. Eylem + to + fiilin yalın hâli kalıbı çoğu zaman “bir şey yapmak için” anlamına gelir. Burada to gelecek zamanı göstermez. Bir amaç bildirir; bu yüzden to join, and ile ilk eyleme bağlanan sıradan bir ikinci eylem değildir.
Alıştırma
Cümleyi “yardım etmek için” anlamına gelen amaç ifadesiyle tamamlayın: Maya ran into the kitchen ____ her dad.
Cevabı göster
to help
What bravery! ... what an inspiration: what ve isimle kurulan ünlemler
Vurgulanan iki ifade de soru değil, ünlemdir. What, güçlü bir tepkiyi ifade etmek için bir isim veya isim öbeğini başlatır: What bravery! gösterilen cesareti över; what an inspiration! ise birinin veya bir şeyin çok ilham verici ve hayranlık uyandırıcı olduğunu anlatır. What bravery! örneğindeki gibi sayılamayan isimlerle What + isim kullanılır. What an inspiration! örneğindeki gibi tekil sayılabilen isimlerle ise What + a/an + isim kullanılır. Burada inspiration, ilham veren bir kişi veya şeyi ifade ettiği için sayılabilir ve an gerektirir.
Alıştırma
Bu iki ünlemi hangi ikili doğru tamamlar? ____ courage! / ____ amazing idea!
- What / What an
- How / What an
- What a / What
Cevabı göster
What / What an
those of us out there: konuşanı gruba dâhil etmek
Those of us, 'aramızda ... olan kişiler' anlamına gelir ve konuşanı da kapsar. Bu cümlede konuşan, kendisini korkularıyla yüzleşmeye çalışan dinleyicilerle aynı gruba koyar. Out there belirli bir yeri göstermez. Bir konuşmada veya anlatımda dinleyici kitlesindeki ya da daha geniş dünyadaki insanları genel olarak ifade edebilir. Those of us out there birlikte, 'bu konuda hepimiz aynı taraftayız' hissi yaratır.
Alıştırma
Bir sunucu konuşmadan önce kendisi de heyecanlanıyor ve heyecanlı dinleyicilerle ortak bir deneyimi olduğunu göstermek istiyor. En uygun başlangıç hangisidir?
- For those of us out there who feel nervous, taking one small step can help.
- For people out there who feel nervous, taking one small step can help.
- For those of you out there who feel nervous, taking one small step can help.
Cevabı göster
For those of us out there who feel nervous, taking one small step can help.
face our fears: bizi korkutan şeyle yüzleşmek
Face our fears ifadesinde face, 'yüzleşmek' veya 'ele almak' anlamında bir fiildir; our fears ise fiilin nesnesidir. İfade, bizi korkutan şeyi kabul edip ondan kaçmamayı seçmek anlamına gelir. Bir korkuyla yüzleşmek, onun mutlaka kaybolacağını veya yenileceğini garanti etmez. Yeniden kullanılabilen kalıp face + iyelik sözcüğü + fear/fears biçimindedir; face my fear ve face their fears buna örnektir.
Alıştırma
'Bizi korkutan şeyle yüzleşmek' anlamındaki ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Instead of avoiding difficult situations, we can ____.
Cevabı göster
face our fears