Anne Domuz'un Sürpriz Partisi 🎂🐷: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa’nın ailesi doğum günü sürprizleri hazırlar: Mummy Pig süslenmiş odayı görür, hediyeler ve tiyatro biletleri alır; ardından bir sihirbazlık gösterisi Peppa’nın muzlu doğum günü pastasına bağlanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. sitting room. — Kelime anlamı ve kullanım düzeyi: öğrenci, ev içi bir sahnede bunun “living room” için kullanılan Britanya İngilizcesi bir ifade olduğunu fark eder; sözü yalnızca “oturulan oda” diye kelimesi kelimesine anlamaz. 2. Blow the candles out — Phrasal verbs: öğrenci blow ... out yapısını alevi üfleyerek söndürmek anlamında anlayıp kullanabilir ve doğum günü mumlarından söz ederken nesnenin fiil ile out arasına girebildiğini görür. 3. Ladies and gentlemen, introducing the amazing Mysterio. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: öğrenci bu ifadeyi, sahne havası yaratan ve göstericiyi tanıtan bir açılış kalıbı olarak tanıyabilir.
Bu derste
Daddy Pig, Peppa and George are decorating the sitting room. Kelime
0:00Baba Domuz, Peppa ve George oturma odasını süslüyorlar.
sitting room: Britanya İngilizcesinde oturma odası
Bu cümlede sitting room, insanların dinlendiği veya misafir ağırladığı evin ana odasını belirten bir isim grubudur. İngiliz İngilizcesinde living room anlamında yaygın kullanılan bir ifadedir. Buradaki sitting, odanın adının bir parçasıdır; o anda birinin oturduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede sitting room ne anlama geliyor?
- Sandalyelerin bulunduğu bir sınıf
- Tesadüfen içinde birinin oturduğu oda
- Ailenin oturma odası
Cevabı göster
Ailenin oturma odası
Granny Pig and Grandpa Pig have arrived for Mummy Pig's birthday. Dilbilgisi
0:15Büyükanne Domuz ve Büyükbaba Domuz, Anne Domuz'un doğum günü için geldiler.
have arrived: şu anda geçerli olan varış sonucu
Have arrived, present perfect yapısıdır: have + geçmiş zaman ortacı arrived. Bu cümlede Büyükanne Pig ve Büyükbaba Pig'in şimdiden önce geldiklerini ve doğum günü için şu anda orada olduklarını anlatır. Bu yapı geçmişteki bir eylemi şimdiki sonucuna bağlar. Yalnızca belirsiz bir zamanda gelme deneyimi yaşadıkları anlamına gelmez.
Alıştırma
Misafirlerin şu anda burada olduğunu göstermek için cümleyi arrive fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The guests ____, so we can start dinner.
Cevabı göster
have arrived
Aren't you coming inside?: beklenti bildiren olumsuz soru
Aren't you coming inside? olumsuz bir sorudur. Burada konuşan kişi diğer kişinin içeri girmesini bekliyordur, henüz girmediğini fark eder ve durumu hafif bir şaşkınlıkla kontrol eder. Tonlamaya göre aynı yapı nazik bir davet veya teşvik olarak da kullanılabilir. Yalnızca kişinin içeri gelmeyeceğini bildiren bir cümle değildir.
Alıştırma
Bir arkadaş hâlâ kapının önünde duruyor. Aren't you coming inside? büyük olasılıkla ne anlatır?
- Konuşan kişi arkadaşının hiçbir zaman içeri girmeyeceğinden emindir.
- Konuşan kişi arkadaşının dışarıda olduğunu tarafsız biçimde bildiriyordur.
- Konuşan kişi arkadaşının içeri girmesini bekliyordur ve bunu kontrol ediyor ya da onu nazikçe teşvik ediyordur.
Cevabı göster
Konuşan kişi arkadaşının içeri girmesini bekliyordur ve bunu kontrol ediyor ya da onu nazikçe teşvik ediyordur.
can't come in yet: geçici bir sınır
can't come in yet yapısında yet, olumsuz yan cümlenin sonunda yer alır ve “bu ana kadar” anlamına gelir. Kişi şimdi içeri giremez, ancak durum daha sonra değişebilir. yet olmadan I can't come in yalnızca yetersizlik veya izin bulunmadığını belirtir. yet eklendiğinde sınırın şimdiki zamanla ilgili olduğu açıklık kazanır; daha sonra içeri girmenin kesinlikle mümkün olacağını garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi “şimdiye kadar, ancak daha sonra değişebilir” anlamına gelen tek bir sözcükle tamamlayın: The doors are still locked, so we can't go inside ____.
Cevabı göster
yet
Daddy Pig, Peppa and George are doing secret things for my birthday.
0:26Baba Domuz, Peppa ve George doğum günüm için gizli şeyler yapıyorlar.
Mummy, would you like to come inside now? Ton ve niyet
0:36Anneciğim, şimdi içeri gelmek ister misin?
Would you like to come inside now? ile nazikçe davet etmek
Would you like to + fiilin yalın hâli...? birinin bir şey yapmak isteyip istemediğini nazikçe sorar. Bu cümlede anneye şimdi içeri girmesi emredilmiyor; içeri gelmesi için davette bulunuluyor. Burada would geçmiş zamanı anlatmaz. Soruyu yumuşatır ve karşı tarafa kabul etme ya da reddetme özgürlüğü verir.
Alıştırma
Hangi cümle bir misafiri nazikçe oturmaya davet eder?
- You must sit down.
- Sit down now!
- Would you like to sit down?
Cevabı göster
Would you like to sit down?
I'd love to. ile bir daveti sıcak biçimde kabul etmek
I'd love to. bir daveti ya da teklifi sıcak ve hevesli biçimde kabul etmenin doğal bir yoludur. I'd, I would ifadesinin kısaltmasıdır. Sondaki to, daha önce sözü edilen eylemin, örneğin come inside ifadesinin yerini tutar. Anlam açık olduğunda İngilizcede to'dan sonra tekrarlanan fiil öbeği atılabilir; bu nedenle yanıt yarım değil, tamamlanmıştır.
Alıştırma
Biri şöyle soruyor: Would you like to join us for lunch? Hangi yanıt daveti sıcak bir şekilde kabul eder?
- Maybe another time.
- I don't want to.
- I'd love to.
Cevabı göster
I'd love to.
Keep your eyes closed: keep + nesne + sıfat
Keep your eyes closed, keep + nesne + sıfat yapısını kullanır. Keep, birinin veya bir şeyin belli bir durumda kalmasını sağlamak ya da buna izin vermek anlamına gelir; eyes nesnedir, closed ise bu durumu açıklar. Bu yönerge yalnızca gözleri kapatma eylemine değil, gözlerin kapalı kalmasına odaklanır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp keep + nesne + sıfat biçimindedir.
Alıştırma
Kapının açık tutulmasını söyleyen cümleyi tamamla: Keep the door ____.
Cevabı göster
open
What a lovely surprise: What a/an ünlem kalıbı
What a lovely surprise. bir soru değil, ünlem cümlesidir. Burada What güçlü bir tepkiyi başlatır, lovely olumlu bir değerlendirme verir ve surprise tekil, sayılabilen bir isimdir. Kalıp What a/an + sıfat + tekil sayılabilen isim biçimindedir. a veya an seçimi, ardından gelen sese göre yapılır: What an amazing idea! What a/an sonrasındaki sözcükler düz cümle sırasını korur; cümle bir yanıt istemez.
Alıştırma
What a/an kalıbını kullanarak ünlemi tamamla: ____ wonderful idea!
Cevabı göster
What a
Blow the candles out: ayrılabilen öbek fiil blow out
Burada blow ... out, nefesini kullanarak bir alevin yanmasını durdurmak anlamına gelir. Out, dışarıya doğru hareketi değil, alevin artık yanmaması sonucunu belirtir. Blow out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse hem Blow the candles out hem de Blow out the candles doğaldır. Nesne bir zamirse ortada olmalıdır: Blow them out denir, Blow out them denmez.
Alıştırma
Cümleyi blow out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın. The candle yerine it kullanın: The candle is still burning, so ____.
Cevabı göster
blow it out
make a wish: bir umudu ifade eden kalıplaşmış eşdizim
Make a wish, olmasını umduğun bir şeyi içinden düşünmek anlamına gelen kalıplaşmış ifadedir. Burada wish sayılabilen bir isimdir; bu nedenle tek bir dilek için a kullanılır: a wish. Make a wish ifadesini tek bir sözcük grubu olarak öğrenin. Fiil makes a wish veya made a wish örneklerindeki gibi biçim değiştirebilir, ancak eşdizim korunur.
Alıştırma
Olmasını umduğunuz bir şeyi içinizden düşünmek anlamındaki kalıplaşmış eşdizimle cümleyi tamamlayın: When you see a shooting star, ____.
Cevabı göster
make a wish
guess what it is?: gömülü soruda sözcük sırası
Burada what it is, guess fiilinin içeriğini veren gömülü bir soru yan cümlesidir. Gömülü soruda düz cümle sırası kullanılır; bu nedenle özne it, is fiilinden önce gelir: what it is. Soru biçimini dıştaki Can you guess ...? cümlesi taşır. İçteki bölümde ikinci bir devrik soru sırasına gerek yoktur.
Alıştırma
Gömülü soruyu tamamlamak için sözcükleri doğru sıraya koyun: Can you guess ____? (what / it / is)
Cevabı göster
what it is
I've no idea: Britanya İngilizcesi konuşmalarında bilmediğini söylemek
I've no idea, I have no idea ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Burada have no idea, cevabı bilmemek veya hiçbir fikri olmamak anlamına gelir; bir öneri ya da yaratıcı planı olmamak anlamına gelmez. Yapı have + no + isim şeklindedir: I have no idea, I've no idea olur. No, isim grubunu zaten olumsuz yaptığı için ayrıca not gerekmez.
Alıştırma
Bu konuşmada I've no idea. ne anlama geliyor?
- Yeni bir planım var.
- Bilmiyorum.
- Cevap vermeyi reddediyorum.
Cevabı göster
Bilmiyorum.
Now you just need somewhere nice to wear it. Dilbilgisi
1:26Şimdi sadece onu giyebileceğin güzel bir yere ihtiyacın var.
somewhere nice to wear it: somewhere + sıfat + to'lu mastar
somewhere nice to wear it ifadesinde nice, somewhere sözcüğünden sonra gelir ve yeri niteler. Bir şeyin nasıl giyildiğini anlatmaz. to wear it mastar yapısı, o yerin hangi eylem için uygun olduğunu gösterir. somewhere + sıfat + to'lu mastar yapısıyla bir yeri ve orada yapmak istediğiniz eylemi anlatabilirsiniz.
Alıştırma
somewhere ve quiet sıfatını kullanarak cümleyi tamamlayın: The cafe is noisy, so let's find ____ to talk.
Cevabı göster
somewhere quiet
tickets to the theater: tickets to + yer veya etkinlik
tickets to the theater ifadesinde to, biletleri giriş sağladıkları yer veya etkinlikle ilişkilendirir. Tiyatronun biletleri teslim alan taraf olduğu anlamına gelmez. tickets to + yer veya etkinlik yaygın bir kalıptır. Burada the theater, tiyatrodaki bir gösteriye gitmek anlamına gelir.
Alıştırma
Bir konsere katılmanızı sağlayan biletleri doğal biçimde hangi ifade anlatır?
- tickets at the concert
- tickets from the concert
- tickets to the concert
Cevabı göster
tickets to the concert
loves going to the theater: sevilen bir etkinlik için love + -ing
Love + -ing biçimi, birinin bir etkinliği genel olarak veya düzenli biçimde çok sevdiğini anlatmak için sıkça kullanılır. loves going ifadesinde loves, tekil özne Mummy Pig ile uyumludur; going ise sevilen etkinliği belirtir. Going to the theater, etkinlik olarak tiyatroya gitmek anlamına gelir. Buradaki going to, geleceği anlatan be going to + fiil yapısı değildir ve onun şu anda oraya doğru yürüdüğü anlamına da gelmez.
Alıştırma
Düzenli olarak sevilen bir etkinliği love + -ing ile anlatın: Noah ____ stories before bed. love ve read kullanın.
Cevabı göster
loves reading
And Granny Pig and I are going to babysit the little ones. Notlar
1:37Ve Büyükanne Domuz ile ben küçüklere bakıcılık yapacağız.
are going to babysit: gelecek planı için be going to + fiilin yalın hâli
Are going to babysit, çocuklara bakma işini konuşma anında zaten var olan bir gelecek planı olarak sunmak için be going to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Are, Granny Pig and I birleşik öznesiyle uyumludur. Babysit, çocuklara sınırlı bir süre boyunca bakmak anlamına gelir. Buradaki going to bir yere doğru hareketi anlatmaz; planlanan eylem babysit fiilidir.
Alıştırma
Maya'nın cumartesi için zaten bir planı var. be going to ve babysit ile tamamlayın: She ____ her little cousins.
Cevabı göster
is going to babysit
the little ones: küçük çocuklar için sevecen bir ifade
Bu cümlede the little ones, söz konusu küçük çocukları sevgiyle anlatır. Ones, bağlamdan anlaşılan çoğul bir adın—burada children—yerini tutar; bir sayıyı anlatmaz. The, konuşanla dinleyenin hangi gruptan söz edildiğini bildiğini gösterir; little ise yaşlarının küçük olduğunu vurgular. Böylece children sözcüğünü tekrarlamadan çocuklardan sıcak bir biçimde söz edilebilir.
Alıştırma
“Küçük çocuklar” anlamına gelen bu dersteki üç sözcüklü sevecen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The adults are outside, and ____ are playing in the living room.
Cevabı göster
the little ones
the luckiest Mummy in the whole world: vurgulu bir üstünlük ifadesi
The luckiest Mummy, üstünlük derecesinde bir ad öbeğidir: lucky, luckiest biçimine dönüşür ve üstünlük derecesinden önce normalde the gelir. Bu ifade, anneyi diğer bütün annelerden daha şanslı olarak sunar. In the whole world karşılaştırmanın kapsamını verir ve duyguyu güçlendirir. Sıcak günlük konuşmada bu çoğu zaman bilinçli bir abartıdır: konuşan kişi bütün anneleri nesnel biçimde karşılaştırdığını değil, “kendimi son derece şanslı hissediyorum” demek ister.
Alıştırma
Cümleyi lucky sözcüğünün üstünlük biçimi ve vurgulu karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: After the wonderful news, Elena felt she was ____ person ____.
Cevabı göster
the luckiest · in the whole world
Konuşma dilinde eksiltili “the most beautiful”
“And the most beautiful” bölümünde konuşan kişi, önceki cümleden zaten anlaşılan “I'm” sözlerini söylemez. Tam düşünce “And I'm the most beautiful.” şeklindedir. Konuşmada, dinleyici kolayca tamamlayabildiğinde tekrar edilen sözcükler atılabilir. Burada And ek bir nitelik getirir; kalan üstünlük yapısı yeni bilgiyi taşır.
Alıştırma
Şunu oku: “I'm the luckiest Mummy in the whole world. And the most beautiful.” “the most beautiful” ifadesinden önce hangi sözler anlaşılır?
- I'm
- You are
- It has
Cevabı göster
I'm
Ladies and gentlemen, introducing the amazing Mysterio. Anlatım akışı
1:59Bayanlar ve baylar, karşınızda muhteşem Mysterio.
Sahne anonsu olarak Ladies and gentlemen, introducing...
“Ladies and gentlemen” seyircinin dikkatini toplar; “introducing the amazing Mysterio” ise bu dikkati birazdan görünecek sanatçıya yöneltir. İkisi birlikte sıradan bir betimleme değil, gösterişli bir sahne anonsu oluşturur. Buradaki introducing, “Now introducing...” ifadesine benzeyen kısaltılmış bir sunucu kalıbıdır. Yalnızca birinin tanıtım yapmakta olduğu anlamına gelmez. Amazing sıfatı heyecan ve gösteriş katar.
Alıştırma
“Ladies and gentlemen, introducing the Riverside School Choir” ifadesinin temel işlevi nedir?
- Seyircilere adlarını sormak
- Seyircinin dikkatini bir sanatçıya yöneltmek
- Sanatçının çoktan ayrıldığını söylemek
Cevabı göster
Seyircinin dikkatini bir sanatçıya yöneltmek
For my first trick: ilk gösteriyi tanıtmak
“For my first trick,” göstericinin ilk gösterisine ya da sihir numarasına başlamak üzere olduğunu bildirir. Buradaki for, sıranın bu bölümünde ne olacağını sunar; amaç anlamı taşımaz. “For my first/next/final X, ...” kalıbı, içeriği söylemeden önce dizideki aşamayı belirtir. Böylece izleyici sırayı daha kolay takip eder.
Alıştırma
Cümlede “For my first trick,” ifadesinin temel görevi nedir?
- Gösteri yapmanın amacını açıklar.
- İzleyiciden bir numara seçmesini ister.
- Bir sıradaki ilk gösteriyi tanıtır.
Cevabı göster
Bir sıradaki ilk gösteriyi tanıtır.
For my next trick, I need a helper from the audience. Kültür
2:28Bir sonraki numaram için seyircilerden bir yardımcıya ihtiyacım var.
helper from the audience: geçici olarak yardım eden bir seyirci
Bir gösteride “a helper from the audience”, izleyen kişiler arasından seçilip kısa süreliğine gösteriye katılan ve yardım eden kişidir. Bu yardımcı genellikle bir seyircidir; düzenli bir çalışan veya profesyonel sahne asistanı değildir. Audience, bir gösteriyi, konuşmayı veya başka bir etkinliği izleyen ya da dinleyen topluluğu ifade eder. Buradaki from the audience, yardımcının hangi gruptan seçildiğini gösterir.
Alıştırma
Bir sahne gösterisinde “a helper from the audience” kimdir?
- Geçici olarak yardım etmeye davet edilen bir seyirci
- Sahne ekibinin sürekli bir üyesi
- Göstericinin düzenli profesyonel asistanı
Cevabı göster
Geçici olarak yardım etmeye davet edilen bir seyirci
Doğrudan hitap olarak Young lady
Buradaki Young lady bir seslenme ifadesidir; yani konuşulan kişiye doğrudan hitap eder. Konuşmacı bir kız çocuğuna veya genç kadına seslenir ve sonraki sözün ona yönelik olduğunu belirtir; yalnızca birini betimlemez. Virgül, hitabı iletiden ayırır. Aynı yapı Maya, come here veya Doctor, can you help? örneklerindeki gibi bir ad ya da rolle de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede Young lady ne işe yarıyor?
- Orada bulunmayan genç bir kadını betimler.
- Konuşulan kız çocuğuna veya genç kadına doğrudan hitap eder.
- Dinleyenin genç olup olmadığını sorar.
Cevabı göster
Konuşulan kız çocuğuna veya genç kadına doğrudan hitap eder.
put your hand up: işaret vermek için el kaldırmak
Put your hand up, cevap vermek, gönüllü olmak, oy kullanmak veya katılmak istediğinizi birinin fark etmesi için bir elinizi kaldırmak demektir. Özellikle Britanya İngilizcesinde sınıflarda ve grup etkinliklerinde yaygındır; raise your hand de doğaldır ve özellikle Amerikan İngilizcesinde sık kullanılır. Örnekte put geçmiş zamandadır; biçimi şimdiki zamanla aynıdır. first ise onun elini diğerlerinden önce kaldırdığını gösterir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: put my, your, his, or her hand up.
Alıştırma
put ile başlayan Britanya İngilizcesi sınıf ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Please ____ if you know the answer.
Cevabı göster
put your hand up
Can you tell the audience your name?: kibar bir rica
Burada Can you ...? kibar bir ricadır: konuşan kişi karşısındakinin adını söylemesini ister. Asıl amaç, kişinin bunu yapma becerisine sahip olup olmadığını sınamak değildir. tell + kişi/grup + bilgi kalıbı, bilgiyi kimin aldığını gösterir: tell the audience your name. Birinden bir grupla bilgi paylaşmasını isterken bu rica kalıbı yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: "Can you tell the audience your name?" cümlesinde Can you esas olarak kişinin becerisini sınar.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
a red one, a blue one, and a yellow one. Dilbilgisi
2:47kırmızı bir tane, mavi bir tane ve sarı bir tane.
a red one, a blue one, and a yellow one: ismin yerine kullanılan one
a red one, a blue one, and a yellow one ifadesinde her one, daha önce söylenen tekil sayılabilen ball isminin yerini alır. Böylece a red ball, a blue ball, and a yellow ball ifadelerini tekrarlamak gerekmez. a/an + sıfat + one kalıbı, türü zaten bilinen bir nesne anlamına gelir. Burada one yalnızca 1 sayısını vermekle kalmaz; bilinen gruptaki bir üyeyi temsil eder.
Alıştırma
cup sözcüğünün yerini alan tek bir sözcükle cümleyi tamamlayın: I don't want the small cup. I want the large ____.
Cevabı göster
one
You have to secretly choose one while my back is turned. Notlar
2:51Ben arkamı dönmüşken gizlice birini seçmelisin.
have to secretly choose one: gizlice yapılması gereken bir seçim
have to secretly choose one ifadesinde have to + fiilin yalın hâli, kuralların gerektirdiği bir eylemi belirtir; burada have, sahip olmak anlamına gelmez. Secretly, seçimin nasıl yapılacağını, yani diğer kişiye belli etmeden yapılması gerektiğini anlatır. One ise daha önce sözü edilen bir gruptaki tek bir öğenin yerini tutar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + have/has to + fiilin yalın hâlidir. have to secretly choose örneğinde olduğu gibi, zarf ana fiilden önce gelebilir.
Alıştırma
Kuralı have to, secretly ve choose one kullanarak tamamlayın: Before anyone shows an answer, you ____.
Cevabı göster
have to secretly choose one
while my back is turned: ben bakmıyorken
While my back is turned, konuşanın arkasını dönmüş olduğu ve neler olduğunu göremediği zamanı belirtir. Buradaki anlam, birinin konuşanın sırtını fiziksel olarak çevirmesi değildir. While, ana eylemle aynı zamanda devam eden bir zaman aralığı başlatır. İfade, gerçek bir vücut duruşunun ötesine geçerek ben bakmıyorken veya olanlardan habersizken anlamında da kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede while my back is turned ne anlama gelir? Hide the key while my back is turned.
- biri fiziksel olarak bedenimi çevirirken
- geri dönüp baktıktan sonra
- arkam dönük olduğu ve göremediğim sırada
Cevabı göster
arkam dönük olduğu ve göremediğim sırada
Have you chosen one?: seçimin şimdi tamamlanıp tamamlanmadığını sormak
Have you chosen one? cümlesi, have + özne + geçmiş zaman ortacı biçimindeki present perfect soru yapısını kullanır: Have + you + chosen. Chosen, choose fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Burada seçimin şu anda tamamlanıp tamamlanmadığı sorulur; böylece konuşan kişi mevcut sonuca göre hareket edebilir. Seçim, geçmişteki belirli ve tamamlanmış bir zamana yerleştirilmez.
Alıştırma
Birinin karar vermesini bekliyorsunuz. Soruyu choose fiilinin doğru biçimiyle present perfect olarak tamamlayın: ____ one?
Cevabı göster
Have you chosen
all three colors: üç rengin tamamı
all three colors ifadesinde all, sayıdan ve çoğul isimden önce gelir: all + three + colors. Bilinen üç renklik bir gruptaki her rengin dahil olduğunu belirtir. Sayı grubun büyüklüğünü belirler, all ise hiçbirinin eksik olmadığını gösterir. Aynı kalıp all four doors ve all five questions ifadelerinde de kullanılır.
Alıştırma
Tam olarak üç oda vardı ve her oda kontrol edildi. Cümleyi all + sayı + çoğul isim ile tamamlayın: We checked ____.
Cevabı göster
all three rooms
Don't tell anyone: Bir şeyi gizli tutmasını istemek
Don't tell anyone olumsuz bir emir cümlesidir: don't + fiilin yalın hâli, karşındaki kişiye bir şeyi yapmamasını söyler. Burada tell, bilgiyi başkasıyla paylaşmak anlamındadır; yani konuşan kişi bunun gizli tutulmasını istiyor. Olumsuz bir cümlede anyone, olası bütün kişileri kapsar. Bu nedenle talimat, adı belirtilmemiş tek bir kişiyi değil, herkesi dışarıda bırakır.
Alıştırma
Bunu herkesten gizli tutma anlamındaki isteği tamamla: Please don't tell ____.
Cevabı göster
anyone
one more trick: tam olarak bir numara daha eklemek
One more trick, bir numara daha anlamına gelir. one more + tekil sayılabilir isim yapısında one, eklenen miktarı tam olarak birle sınırlar; more ise bunun daha önce olana eklendiğini gösterir. Aynı yapı one more question ve one more minute ifadelerinde de kullanılır. Bir şeyi yeniden yapmak için yaygın olarak one more time denir.
Alıştırma
Cümleyi one more + tekil isim yapısıyla tamamla: Can I have ____ cookie?
Cevabı göster
one more
Kısa bir yasak olarak No looking.
No looking. bir eylemi yasaklamak için No + fiilin -ing biçimini kullanır. Burada bakmayın ya da bir oyunda gizlice bakmayın anlamına gelir. Bu kalıp, eylemi belirli bir kişiye verilen tam bir emirden çok bir kural olarak sunar. Kimsenin bakmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Oyunculara gizlice bakmamalarını söyleyen kısa bir kural olarak hangi cümle kullanılabilir?
- Look now.
- No looking.
- No one is looking.
Cevabı göster
No looking.
Bir sihir gösterisinde the magic words, Abracadabra.
Bu cümlede the magic words, bir sihir gösterisinin parçası olarak söylenen büyü benzeri sözü ifade eder. Virgülden sonraki kelime, tam olarak hangi sözün söyleneceğini gösterir: Abracadabra. Abracadabra, İngilizce çocuk hikâyelerinde, programlarda ve eğlenceli gösterilerde iyi bilinen hayalî bir sihirli sözdür. Büyülü bir etkinin gerçekleşeceğine işaret eder; sıradan anlamda güç taşıyan kelimelerden oluşan bir liste değildir.
Alıştırma
Örnek cümlede the magic words neyi ifade ediyor?
- Bir sihir gösterisinde kullanılan büyü benzeri bir söz
- İş yerinde kullanılan resmî bir selamlama
- Zor kelimelerden oluşan bir liste
Cevabı göster
Bir sihir gösterisinde kullanılan büyü benzeri bir söz
banana birthday cake: bir isim dizisini anlamak
banana birthday cake, ana isim olan cake ile biten bir isim dizisidir. birthday pastanın hangi etkinlik veya amaç için olduğunu, banana ise tadını ya da ana malzemesini belirtir. Benzer dizileri anlamak için son isimden başlayıp sola doğru ilerleyin: bu önce bir cake, daha özel olarak bir birthday cake ve daha da özel olarak bir banana birthday cake olur. İngilizcede açıklayıcı isimler çoğu zaman of kullanılmadan doğrudan son ismin önüne gelir.
Alıştırma
Cümleyi çikolata tadında bir doğum günü pastasını belirten doğal üç isimli ifadeyle tamamlayın: She wants a ____.
Cevabı göster
chocolate birthday cake
best birthday ever: en üstünlük + ever
best birthday ever ifadesinde best, good kelimesinin en üstünlük biçimidir. ever karşılaştırmayı konuşanın yaşadığı bütün doğum günlerini kapsayacak şekilde genişletir; bu yüzden ifade “şimdiye kadarki en iyi doğum günü” anlamına gelir. my zaten birthday ismini belirlediği için my the best değil, my best denir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp belirleyici + best + isim + ever şeklindedir; the best day ever ve my best trip ever buna örnektir. Burada ever isimden sonra gelir ve güçlü bir heyecan ya da övgü katar; tek başına geçmişteki “bir zamanlar” anlamını vermez.
Alıştırma
En üstünlük derecesini konuşanın bütün deneyimini kapsayacak şekilde genişleten kelimeyle heyecanlı ifadeyi tamamlayın: That was my best game ____.
Cevabı göster
ever