HIV/AIDS'i tedavi etmek neden bu kadar zor? - Janet Iwasa: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
631 kelime 166 kel/dk

Video özeti: Video, HIV’in neden tedaviyle tamamen yok edilmesinin zor olduğunu açıklar: nasıl bulaştığını, bağışıklık hücrelerine saldırdığını, terapiyle kontrol edilebildiğini, ancak hücrelerde saklanıp dünya genelinde tedaviyi zorlaştırdığını anlatır; yeni araştırmaların ise bir çarenin mümkün olabileceğini gösterdiğini söyler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. spreads through exchanges of bodily fluids. — Kalıplaşmış parçalar ve eşdizimler: Halk sağlığı İngilizcesinde bir bulaşma yolunu anlatmayı öğrenir, böylece bir hastalığın, riskin veya bilginin bir kişiden ya da yerden diğerine nasıl yayıldığını açıklayabilirsiniz. 2. two major catches. — Kelime anlamı ve kullanım düzeyi: catch sözcüğünü “yakalamak” değil, gizli sorun veya sınırlayıcı koşul anlamında tanırsınız; bu da tedaviyle ilgili iyi haberlerden hâlâ süren engellere geçişi izlemenizi sağlar. 3. flush the virus out into the open, — Deyimler ve mecaz ifadeler: Saklı bir şeyi görünür yere zorla çıkarma imgesinin bilimsel açıklamada nasıl kullanıldığını anlarsınız; böylece uykudaki HIV’i tedaviye açık hale getirmeyi hedefleyen araştırma anlatımlarını takip edebilirsiniz.

Bu derste

In 2008, something incredible happened.

0:06

2008'de inanılmaz bir şey oldu.

A man was cured of HIV. Dilbilgisi

0:09

Bir adam HIV'den kurtuldu.

Dilbilgisi

was cured of HIV: edilgen be cured of + hastalık kalıbı

was cured of HIV ifadesindeki was cured, cure fiilinin edilgen geçmiş biçimidir. Hasta özne olduğu için cümle, onu tedavi eden kişi ya da ekipten çok hastanın tıbbi sonucunu öne çıkarır. be cured of + hastalık veya rahatsızlık kalıbı, söz konusu durumun ortadan kaldırıldığı anlamına gelir. Burada HIV enfeksiyonunun yalnızca tedavi edildiği ya da kontrol altına alındığı değil, ortadan kaldırıldığı yönünde güçlü bir tıbbi iddia vardır.

Alıştırma

Cümleyi cure fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimi ve doğru edatla tamamlayın: After successful treatment, she ____ the infection.

Cevabı göster

was cured of

In over 70 million HIV cases,

0:12

70 milyondan fazla HIV vakası içinde,

that was a first and so far a last. Anlatım akışı

0:14

bu bir ilkti ve şu ana kadar tek oldu.

Anlatım akışı

a first and so far a last: tekrarlanmamış bir olayı çerçevelemek

Bu cümlede a first, sıralamada birinci olmayı değil, kendi türünde bilinen ilk vakayı ifade eder. Aynı olayın a last olarak adlandırılması, sonrasında başka bir vakanın meydana gelmediğini belirtir. So far, iddiayı şu ana kadar elde bulunan kanıtlarla sınırlar. Konuşmacı, çok büyük vaka sayısının ardından a first ile so far a last ifadelerini yan yana getirerek önce bir dönüm noktasını belirtir, sonra da bunun ne kadar istisnai derecede nadir kaldığını vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede a first and so far a last ne anlama geliyor?

  1. Bu, türünün ilk vakasıydı ve o zamana kadar ardından başka bir vaka ortaya çıkmamıştı.
  2. Son gün bildirilen en erken vakaydı.
  3. Önce birinci oldu, ardından sonuncu bitirdi.
Cevabı göster

Bu, türünün ilk vakasıydı ve o zamana kadar ardından başka bir vaka ortaya çıkmamıştı.

We don't yet understand exactly how he was cured. Dilbilgisi

0:18

Nasıl iyileştiğini henüz tam olarak anlamış değiliz.

Dilbilgisi

don't yet understand ... how he was cured: mevcut bilgi sınırı ve gömülü soru söz dizimi

Don't yet understand, “şu anda anlamamak” demektir. Yet, bilginin şu anki sınırını gösterir ve daha sonra anlaşılabileceği ihtimalini açık bırakır; exactly ise eksik olanın kesin bir açıklama olduğunu belirtir. Exactly how he was cured, understand fiilinin nesnesi olan gömülü bir soru yan cümlesidir. Başka bir cümlenin içine gömüldüğü için bildirme cümlesi söz dizimini kullanır: how + özne + fiil (how he was cured); doğrudan soru söz dizimini (how was he cured) kullanmaz.

Alıştırma

“How did the fire start?” sorusunu don't yet understand ifadesinden sonra doğru biçimde gömen cümle hangisidir?

  1. We don't yet understand how started the fire.
  2. We don't yet understand how the fire started.
  3. We don't yet understand how did the fire start.
Cevabı göster

We don't yet understand how the fire started.

We can cure people of various diseases such as malaria and hepatitis C.

0:21

İnsanları sıtma ve hepatit C gibi çeşitli hastalıklardan iyileştirebiliyoruz.

So why can't we cure HIV? Anlatım akışı

0:25

Peki HIV'i neden tedavi edemiyoruz?

Anlatım akışı

So why ...?: giriş bilgisini ana soruya bağlamak

Cümle başındaki So, önceki bilgiye gönderme yapar ve “böyleyse sıradaki soru...” anlamına gelir. Yalnızca bir sonuç belirtmek yerine önceki karşıtlığı ana soruya dönüştürür. Açıklamalarda ve sunumlarda So why...?, giriş bilgilerinden neden ya da mekanizmayla ilgili soruya geçildiğini gösterir. Dinleyiciye konuşmacının sırada neyi açıklayacağını bildirir.

Alıştırma

Bir sunumda konuşmacı şaşırtıcı bir karşıtlığı anlattıktan sonra “So why does this happen?” genellikle ne işe yarar?

  1. Giriş bilgisini ana soruya bağlar.
  2. Konunun bittiğini bildirir.
  3. İlgisiz bir örnek sunar.
Cevabı göster

Giriş bilgisini ana soruya bağlar.

Well, first let's examine how HIV infects people Anlatım akışı

0:28

Öncelikle HIV'in insanları nasıl enfekte ettiğini

and progresses into AIDS. Kelime

0:31

ve AIDS'e nasıl dönüştüğünü inceleyelim.

Anlatım akışı

first let's examine: açıklamanın ilk adımını tanıtmak

First, konuşmacının açıklamasındaki ilk adımı gösterir. Let's examine ise şimdi dikkatle ele alınacak konuyu, yani HIV enfeksiyonunun nasıl ilerlediğini tanıtır. Buradaki let's, dinleyicilerden gerçekten bir deney ya da muayene yapmalarını istemez. Sunum yapan kişinin dinleyicileri analize dâhil ederek yönlendirmesinin bir yoludur. Bu yapı işaretinden sonra nedenler, mekanizmalar veya kanıtlar gelmesi beklenebilir.

Alıştırma

Bu cümlede “first let's examine” ne işlev görür?

  1. Dinleyicilerden tıbbi muayene yapmalarını ister.
  2. Açıklamanın ilk bölümünü tanıtır.
  3. Açıklamanın tamamlandığını duyurur.
Cevabı göster

Açıklamanın ilk bölümünü tanıtır.

Kelime

progresses into AIDS: hastalığın sonraki bir aşamasına ilerleme

progresses into AIDS ifadesinde progress, olumlu ilerleme kaydetmek değil, zamanla daha sonraki bir aşamaya doğru gelişmek anlamına gelir. Into, ortaya çıkan sonuç durumunu belirtir. Kastedilen, HIV enfeksiyonunun AIDS adı verilen aşamaya ilerleyebilmesidir. Kesin anlamıyla HIV virüstür, AIDS ise HIV enfeksiyonunun ileri bir aşamasıdır; bu nedenle cümlede HIV, enfeksiyonu kısaca belirtmek için kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede “progresses into AIDS” ne anlama gelir?

  1. HIV'nin başka bir kişiye bulaşması anlamına gelir.
  2. Enfeksiyonun iyileşip daha az ciddi hâle gelmesi anlamına gelir.
  3. Enfeksiyonun zaman içinde AIDS adı verilen aşamaya ilerlemesi anlamına gelir.
Cevabı göster

Enfeksiyonun zaman içinde AIDS adı verilen aşamaya ilerlemesi anlamına gelir.

HIV spreads through exchanges of bodily fluids. Kalıp ifadeler

0:33

HIV vücut sıvıları değişimiyle yayılır.

Kalıp ifadeler

spreads through exchanges of bodily fluids: vücut sıvılarının alışverişi yoluyla yayılmak

Spreads through, bir şeyin bir kişiden ya da yerden diğerine hangi yol veya mekanizma aracılığıyla geçtiğini belirtir. Buradaki through, fiziksel olarak bedenin içinden geçmek değil, “aracılığıyla” anlamındadır. Exchanges of bodily fluids, kan veya meni gibi vücut sıvılarının insanlar arasında geçmesini ifade eder. Cümle bir bulaşma yolunu belirtir; HIV’in hava ya da sıradan gündelik temas yoluyla yayıldığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi spread through ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The infection ____ contaminated water.

Cevabı göster

spreads through

Unprotected sex and contaminated needles are the leading cause of transmission. Kalıp ifadeler

0:36

Korunmasız cinsel ilişki ve kirli iğneler, bulaşmanın önde gelen nedenleridir.

Kalıp ifadeler

the leading cause of transmission: bulaşmanın başlıca nedeni

The leading cause of transmission, bulaşma açısından önem veya sıklık bakımından ilk sırada yer alan neden demektir. Leading burada “en önemli” ya da “en üst sıradaki” anlamına gelen bir sıfattır; “yol gösteren” anlamına gelmez. Of transmission, açıklanan sonucun bulaşma olduğunu belirtir. the leading cause of + sonuç kalıbı, tek bir etkenin veya tek bir kategori olarak ele alınan bir grubun diğerlerinden üst sırada olduğunu güçlü biçimde ileri sürer.

Alıştırma

Bir rapor, gecikmelerin tüm nedenleri arasında ekipman arızasını ilk sıraya koyuyor. Hangi cümle bunu doğru biçimde ifade eder?

  1. Equipment failure was one possible cause of the delays.
  2. Equipment failure was the leading cause of the delays.
  3. Equipment failure was a leading cause of the delays.
Cevabı göster

Equipment failure was the leading cause of the delays.

It fortunately cannot spread through air, water, or casual contact. Kelime

0:41

Neyse ki hava, su veya gündelik temas yoluyla yayılamaz.

Kelime

casual contact: sıradan ve yakın olmayan temas

Halk sağlığı dilinde casual contact, yakın veya mahrem olmayan ve bulaşmayla ilişkili belirli maruz kalma yollarını içermeyen sıradan, gündelik temas anlamına gelir. Burada casual temasın türünü anlatır; dikkatsiz veya sorumsuz anlamına gelmez. Bu ifade, cümlenin iddiasını sınırlar: İnsanlar yalnızca aynı ortamı paylaştıkları veya normal sosyal temasta bulundukları için hastalık bulaşmaz.

Alıştırma

Bu halk sağlığı cümlesinde casual contact hangi anlama gelir?

  1. cinsel veya başka bir yakın temas
  2. sıradan ve yakın olmayan sosyal temas
  3. dikkatsiz veya sorumsuz davranış
Cevabı göster

sıradan ve yakın olmayan sosyal temas

Individuals of any age,

0:45

Herhangi bir yaştaki,

sexual orientation, gender,

0:47

cinsel yönelimdeki, cinsiyetteki

and race can contract HIV. Kelime

0:48

ve ırktaki bireyler HIV'e yakalanabilir.

Kelime

can contract HIV: tıbbi bir fiil olarak contract

Burada contract, bir hastalığa yakalanmak anlamına gelen bir fiildir. Bu nedenle can contract HIV, HIV enfeksiyonunun mümkün olduğu anlamına gelir; hukuki bir sözleşmeden söz etmez. Bu kullanımda contract, hastalığı doğrudan nesne olarak alır: contract HIV, contract malaria veya contract an infection. Bu ifade resmîdir ve tıp, halk sağlığı bilgileri ve haberlerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede contract tıbbi anlamıyla doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. People can contract with HIV through exposure to infected blood.
  2. People can contract HIV through exposure to infected blood.
  3. People can contract symptoms through exposure to infected blood.
Cevabı göster

People can contract HIV through exposure to infected blood.

Once inside the body, Dilbilgisi

0:51

Vücuda girdikten sonra,

HIV infects cells that are part of the immune system.

0:53

HIV bağışıklık sisteminin parçası olan hücreleri enfekte eder.

Dilbilgisi

Once inside the body: zaman tetikleyicisi olarak once

Once inside the body ifadesinde once, “... içine girer girmez” ya da “... içine girdikten sonra” anlamındadır. Sonraki olayı başlatan zamanı gösterir; “bir kez” anlamına gelmez. Bu, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. Açık biçimi Once HIV is inside the body şeklindedir. Ana cümlenin öznesi HIV olduğu için inside the body bölümünün örtük öznesi de HIV’dir.

Alıştırma

Cümleyi “drone tünelin içine girer girmez” anlamına gelen kısaltılmış bir once yan cümlesiyle tamamlayın: ____, the drone begins mapping the walls.

Cevabı göster

Once inside the tunnel

It particularly targets helper T cells, Kelime

0:56

Özellikle yardımcı T hücrelerini hedefler,

Kelime

targets helper T cells: bilimsel bir fiil olarak target

Burada targets geniş zaman çekimli bir fiildir, çoğul bir isim değildir. target fiilinden sonra doğrudan bir nesne gelmesi, bir eylem ya da etkinin o nesneye yöneltilmesi anlamına gelir. Cümle, HIV’nin özellikle yardımcı T hücrelerini enfekte etme eğiliminde olduğunu belirtir. Bilimsel ve tıbbi metinlerde target genellikle bir mekanizmanın seçiciliğini anlatır. Bir virüs belirli bir hücre türünü, bir ilaç da belirli bir proteini target olarak seçebilir; ilgili eylem ya da etkiyi özne ve bağlam gösterir.

Alıştırma

"This treatment targets a protein found in tumor cells," cümlesinde targets ne anlama gelir?

  1. Etkisini özellikle proteine yöneltir.
  2. Proteini alıştırma için kullanılan fiziksel bir hedefe dönüştürür.
  3. Proteine ulaşması gereken bir hedef verir.
Cevabı göster

Etkisini özellikle proteine yöneltir.

which help defend the body against bacterial and fungal infections. Kalıp ifadeler

0:59

bunlar vücudun bakteriyel ve fungal enfeksiyonlara karşı savunmasına yardımcı olur.

Kalıp ifadeler

defend the body against: defend A against B yapısı

Defend A against B, A'yı bir tehditten veya saldırıdan korumak anlamına gelir. defend the body against bacterial and fungal infections ifadesinde body korunan şey, infections ise karşı koyulan tehditlerdir. Tekrar kullanılabilen yapı defend + korunan kişi veya şey + against + tehdit şeklindedir. Against burada fiziksel bir yönü değil, tehdidi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi defend ... against kullanarak tamamlayın: A firewall helps ____ the network ____ cyberattacks.

Cevabı göster

defend · against

HIV is a retrovirus,

1:03

HIV bir retrovirüstür,

which means it can write its genetic code into the genome of infected cells, Anlatım akışı

1:05

yani genetik kodunu enfekte olmuş hücrelerin genomuna yazabilir,

Anlatım akışı

which means: önceki bir gerçeği açıklama

Which means, virgülden önceki ifadeyi onun anlamını veya sonucunu açıklayan bir bölüme bağlar. Burada which, HIV is a retrovirus ifadesindeki gerçeğin tamamına gönderme yapar; sonraki yan cümle de bu adlandırmanın arkasındaki önemli bir mekanizmayı açıklar. Bu yapı bilgiyi düzenler: önce bir terim veya gerçek belirtilir, ardından dinleyicinin bunun neden önemli olduğunu anlaması için , which means + yan cümle eklenir.

Alıştırma

Pratik sonucu açıklamak için cümleyi which means ile tamamlayın: The road is flooded, ____ the bus cannot get through.

Cevabı göster

which means

co-opting them into making more copies of itself. Kelime

1:09

onları kendisinin daha fazla kopyasını yapmaya yönlendirir.

Kelime

co-opt A into V-ing: A'yı bir amaca hizmet edecek şekilde kullanmak

Bu cümlede co-opting them into making, enfekte hücrelerin faaliyetini kontrol altına alıp bu hücreleri virüsün daha fazla kopyasını üretmek için kullanmak demektir. Them, infected cells ifadesine; itself ise virüse gönderme yapar. Kalıp co-opt + nesne + into + V-ing şeklindedir. Nesneyi eşit bir ortak olarak değil, başkasının amacına hizmet etmek üzere bünyeye katılan veya yönlendirilen bir unsur olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi co-opt ... into V-ing kullanarak tamamlayın: The campaign tried to ____ local influencers ____ promoting its message.

Cevabı göster

co-opt · into

During the first stage of HIV infection,

1:13

HIV enfeksiyonunun ilk aşamasında,

the virus replicates within helper T cells,

1:15

virüs yardımcı T hücreleri içinde çoğalır,

destroying many of them in the process.

1:18

ve bu süreçte çoğunu yok eder.

During this stage, patients often experience flu-like symptoms,

1:20

Bu aşamada hastalar genellikle grip benzeri semptomlar yaşarlar,

but are typically not yet in mortal danger. Kalıp ifadeler

1:24

ancak tipik olarak henüz ölüm tehlikesi içinde değillerdir.

Kalıp ifadeler

not yet in mortal danger: yaşamı tehdit eden evreye henüz ulaşılmamış olması

Not yet, söz konusu zamana veya evreye kadar bir duruma henüz ulaşılmadığını belirtir. Daha sonra değişme olasılığını açık bırakır, ancak bu değişimin gerçekleşeceğini öngörmez. In mortal danger, gerçek bir ölüm riski altında olmak demektir. Birlikte kullanıldığında not yet in mortal danger, hastalarda belirtiler bulunduğunu ancak durumlarının genellikle henüz yaşamı tehdit eden bir evreye ulaşmadığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle yaşamı tehdit eden evreye şu ana kadar ulaşılmadığını belirtir?

  1. The patient is no longer in mortal danger.
  2. The patient is not yet in mortal danger.
  3. The patient is already in mortal danger.
Cevabı göster

The patient is not yet in mortal danger.

However, for a period ranging from a few months to several years, Kalıp ifadeler

1:26

Bununla birlikte, birkaç aydan birkaç yıla kadar değişen bir dönem boyunca,

Kalıp ifadeler

ranging from A to B: A'dan B'ye uzanan bir aralığı belirtmek

Burada ranging from a few months to several years, sürenin uzunluğunun belirtilen iki uç arasında değişebileceğini anlatır. Tek bir sabit süreyi değil, olası sürelerden oluşan bir aralığı ifade eder. Ranging, range fiilinin -ing biçimidir. İfadenin tamamı a period sözünü niteler ve noun + ranging from A to B kalıbını izler. A ile B, aynı ölçü türünün karşılaştırılabilir iki ucunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi ranging from A to B kalıbının aynısıyla tamamlayın: The store carries coats ____ forty dollars ____ two hundred dollars.

Cevabı göster

ranging from · to

during which time the patient may look and feel completely healthy, Dilbilgisi

1:30

ki bu sürede hasta tamamen sağlıklı görünebilir ve hissedebilir,

the virus continues to replicate and destroy T cells.

1:34

virüs çoğalmaya ve T hücrelerini yok etmeye devam eder.

Dilbilgisi

during which time: daha önce belirtilen süreye gönderme yapmak

During which time, “az önce belirtilen süre boyunca” anlamına gelir. Buradaki which, daha önce geçen birkaç aydan birkaç yıla kadar olan döneme gönderme yapar; “saat kaç?” diye sormaz. Bu ifade, önceki dönem içinde olanları anlatan bir ilgi yan cümlesi başlatır. Belirtilmiş bir zaman aralığıyla o aralıkta devam eden veya gerçekleşen olayları kısa ve resmî bir biçimde birbirine bağlar.

Alıştırma

Dersin tam ifadesini kullanarak resmî bağlantıyı tamamlayın: The research station was closed for two weeks, ____ no samples were collected.

Cevabı göster

during which time

When T cell counts drop too low, Kalıp ifadeler

1:37

T hücresi sayıları çok düştüğünde,

Kalıp ifadeler

drop too low: kabul edilebilir seviyenin altına düşmek

Burada drop, bir sayının veya seviyenin azalmasını anlatır; birinin bir nesneyi düşürmesi anlamına gelmez. Özne olan T cell counts, değişen ölçüm değeridir. too low, güvenli, normal veya kabul edilebilir düzeyden daha düşük demektir. Bu nedenle drop too low, yalnızca azalmak değil, sorun yaratabilecek bir seviyeye kadar düşmek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için drop too low ifadesini doğru biçimde kullanın: If the oxygen level ____, the alarm will sound.

Cevabı göster

drops too low

patients are in serious danger of contracting deadly infections Kalıp ifadeler

1:39

hastalar ölümcül enfeksiyonlara yakalanma açısından ciddi tehlike altındadır,

that healthy immune systems can normally handle. Kelime

1:43

ki sağlıklı bağışıklık sistemleri bunlarla normalde başa çıkabilir.

Kalıp ifadeler

in serious danger of contracting deadly infections: ölümcül enfeksiyonlara yakalanma konusunda ciddi tehlike altında olmak

be in serious danger of + isim veya -ing biçimi, zararlı bir sonucun ortaya çıkmasına yönelik yüksek riskle karşı karşıya olmak demektir. Buradaki sonuç contracting deadly infections olduğundan cümle, hastaların ölümcül enfeksiyonlara yakalanma konusunda ciddi risk altında olduğunu söyler. of sözcüğünden sonra contract fiilinin -ing biçimi olan contracting gelir. Tıp İngilizcesinde contract an infection, enfeksiyon kapmak anlamına gelir; sözleşme imzalamayı ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi in serious danger of ve contract fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Anyone who drank the contaminated water was ____ a severe infection.

Cevabı göster

in serious danger of contracting

Kelime

can normally handle: başa çıkma kapasitesine sahip olmak

Bu cümlede handle, bir şeyi fiziksel olarak elde tutmak değil, “başarıyla başa çıkmak” veya “kontrol altında tutmak” anlamına gelir. Özne healthy immune systems olduğundan, ifade bu sistemlerin daha önce sözü edilen enfeksiyonlarla genellikle başa çıkabildiğini anlatır. can/can't handle + isim yapısı; bir kişinin, bedenin veya sistemin bir talep, sorun, hastalık ya da iş miktarıyla başa çıkma kapasitesini belirtir. Normally, “olağan koşullarda” demektir ve istisnalara yer bırakır.

Alıştırma

“The backup system can handle the extra traffic.” cümlesinde handle ne anlama gelir?

  1. başarıyla başa çıkmak
  2. elde tutmak
  3. ad vermek
Cevabı göster

başarıyla başa çıkmak

This stage of HIV infection is known as AIDS. Kalıp ifadeler

1:46

HIV enfeksiyonunun bu aşaması AIDS olarak bilinir.

Kalıp ifadeler

is known as AIDS: bir evrenin adını belirtmek

Be known as + ad, “... olarak adlandırılmak” veya “yaygın biçimde ... olarak bilinmek” anlamına gelir. Buradaki is known as AIDS, HIV enfeksiyonunun bu evresinin tıbbi adını verir; known, evrenin kendisinin bir şey bildiği anlamına gelmez. Yapı edilgendir: A is known as B. Resmî bir terimi, yaygın adı, takma adı veya rolü tanıtmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için be known as yapısını doğru biçimde kullanın: This process ____ photosynthesis.

Cevabı göster

is known as

The good news is, Anlatım akışı

1:50

İyi haber şu ki,

Anlatım akışı

The good news is: olumlu bir geçişi bildirmek

The good news is, az önce anlatılan sorundan sonra daha olumlu veya rahatlatıcı bir bilginin geleceğini bildirir. Burada açıklamayı AIDS'in ciddi riskinden, HIV'in tedaviyle kontrol edilebilmesi olasılığına yöneltir. Aynı zamanda konuşmada yön gösteren bir işaret görevi görür. Yaygın kalıp The good news is (that) + cümlecik şeklindedir. Konuşmada that sık sık atılır ve mesajın geri kalanı kısa bir duraklamadan sonra gelebilir.

Alıştırma

Bir açıklamada The good news is esas olarak neyi bildirir?

  1. Konuşmacı sorunu tanımlamak üzere.
  2. Sonraki bölüm bir sorundan olumlu veya rahatlatıcı bilgiye geçecek.
  3. Konuşmacı birbiriyle ilgisiz gerçekleri sıralayacak.
Cevabı göster

Sonraki bölüm bir sorundan olumlu veya rahatlatıcı bilgiye geçecek.

there are drugs that are highly effective at managing levels of HIV Kalıp ifadeler

1:51

HIV seviyelerini yönetmede son derece etkili olan ilaçlar var

Kalıp ifadeler

highly effective at managing levels of HIV: HIV düzeylerini kontrol etmede son derece etkili

Be highly effective at + -ing, bir şeyin belirli bir görev veya sonuç için çok iyi çalıştığı anlamına gelir. Effective bir sıfattır, highly derecesini güçlendirir ve at bir ilgeç olduğu için managing, -ing biçimini alır. Bu tıbbi bağlamda managing levels of HIV, vücuttaki HIV miktarını zaman içinde kontrol altında tutmak demektir. HIV'in tamamen ortadan kaldırılmasını veya kesin iyileşmeyi değil, etkili kontrolü anlatır.

Alıştırma

Hedef yapı effective at + -ing ifadesini tamamlayın: The new filter is highly ____ reducing dust in the air.

Cevabı göster

effective at

and preventing T cell counts from getting low enough for the disease to progress to AIDS. Dilbilgisi

1:55

ve T hücre sayılarının, hastalığın AIDS'e ilerleyeceği kadar düşmesini engeller.

Dilbilgisi

preventing T cell counts from getting low: prevent X from doing kalıbı

prevent X from doing kalıbı, “X'in bir şey yapmasını engellemek” veya “X ile ilgili bir değişikliğin gerçekleşmesini önlemek” anlamına gelir. Burada X, T cell counts ifadesidir; from getting low ise önlenen değişikliği belirtir. from sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır: from getting doğrudur, from get değildir. Low enough for the disease to progress to AIDS, sayının hastalığın ilerlemesine izin verecek kadar tehlikeli bir düzeye düşmesini anlatır.

Alıştırma

from ve spread fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: Good ventilation prevents smoke ____ through the room.

Cevabı göster

from spreading

With antiretroviral therapy, Kültür

1:59

Antiretroviral tedaviyle,

Kültür

antiretroviral therapy: retrovirüslere karşı tıbbi tedavi

Antiretroviral therapy, retrovirüslere karşı etkili ilaçlarla yapılan tıbbi tedavidir. HIV bir retrovirüs olduğundan bu terim genellikle HIV'i baskılamak ve enfeksiyonu kontrol altında tutmak için kullanılan ilaç tedavisi programını ifade eder. Buradaki therapy, yalnızca psikolojik terapi değil, tıbbi tedavi veya tedavi programı anlamındadır. İfade HIV'in sürekli kontrolünü anlatır; tek başına HIV'in yok edildiği veya tamamen iyileştirildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

HIV hakkındaki bir sağlık yazısında antiretroviral therapy ne anlama gelir?

  1. HIV'i baskılayan ilaç tedavisi
  2. T hücrelerini sayan bir laboratuvar testi
  3. Yalnızca duygusal stresi azaltmak için kullanılan danışmanlık
Cevabı göster

HIV'i baskılayan ilaç tedavisi

most HIV-positive people can expect to live long and healthy lives Kalıp ifadeler

2:01

çoğu HIV pozitif insan uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmeyi bekleyebilir

Kalıp ifadeler

can expect to live: kanıta dayalı, temkinli bir beklenti

Can expect to live, uzun ve sağlıklı yaşamanın olası bir sonuç olduğuna inanmak için sağlam nedenler bulunması demektir. Burada expect, bir sonucu öngörmek anlamına gelir; birinden bir şey talep etmek anlamına gelmez. Bu ifade koşullara ve kanıtlara dayanan bir sonuç sunar; bu bağlamda antiretroviral tedavi görmek, bu öngörüyü destekleyen koşuldur. Will live ile karşılaştırıldığında can expect to live daha temkinlidir. Herkesin tam olarak aynı sonucu alacağını vaat etmeden güçlü ve makul bir beklenti aktarır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kanıta dayalı beklenti yapısıyla tamamlayın: With regular practice, you can ____ improve steadily.

Cevabı göster

expect to

and are much less likely to infect others. Dilbilgisi

2:06

ve başkalarına enfekte etme ihtimalleri çok daha düşüktür.

Dilbilgisi

much less likely to infect others: olasılıkta karşılaştırmalı büyük bir düşüş

Be likely to do, bir eylemin gerçekleşme olasılığını anlatır. Less likely bu olasılığı başka bir durumla karşılaştırır, much ise karşılaştırmayı güçlendirir: much less likely to infect others, başkalarına bulaştırma olasılığının ilgili karşılaştırma noktasından çok daha düşük olduğu anlamına gelir. Bu ifade unable to infect others veya impossible anlamına gelmez. Bir miktar olasılığı açık bırakırken riskte büyük bir azalma olduğunu bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle, aşırı ısınmanın imkânsız olduğunu söylemeden güncellemenin aşırı ısınma olasılığını büyük ölçüde azalttığını ifade eder?

  1. After the safety update, the device is unlikely to overheat.
  2. After the safety update, the device is much less likely to overheat.
  3. After the safety update, the device is unable to overheat.
Cevabı göster

After the safety update, the device is much less likely to overheat.

However, there are two major catches. Kelime

2:08

Ancak, iki büyük sorun var.

Kelime

two major catches: iki önemli gizli sınırlama

Burada catches, ilk bakışta iyi görünen bir durumu sınırlayan önemli sorunlar veya koşullar anlamındaki sayılabilen bir ismin çoğuludur. Two major catches, iki yakalama eylemi değil, iki ciddi sakınca olduğu anlamına gelir. However, önceki olumlu noktadan bu sınırlamalara geçildiğini gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen There is a catch kalıbı, iyi bir haberin ilk göründüğü kadar basit olmamasına yol açan bir koşulu tanıtmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

However, there are two major catches. İngilizce cümlesinde catches ne anlama gelir?

  1. Önemli ve gizli sorunlar veya koşullar
  2. Bir şeyi fiziksel olarak iki kez yakalama eylemi
  3. Yakalanmış iki şey
Cevabı göster

Önemli ve gizli sorunlar veya koşullar

One is that HIV-positive patients must keep taking their drugs for the rest of their lives. Notlar

2:11

Biri, HIV pozitif hastaların ilaçlarını hayatlarının sonuna kadar almaya devam etmek zorunda olmalarıdır.

Dilbilgisi

keep taking their drugs: devam eden eylem için keep + -ing

Keep + -ing biçimindeki fiil, bir eyleme devam etmek anlamına gelir. Keep taking their drugs, hastaların kısa bir süre sonra bırakmak yerine ilaçları kullanmaya devam etmeleri gerektiğini belirtir. Bu kalıpta keep sözcüğünden sonra -ing biçimi kullanılır: keep take değil, keep taking. Bu tıbbi bağlamda drugs, yasa dışı uyuşturucular değil, tedavide kullanılan ilaçlar anlamındadır.

Alıştırma

İlaç kullanmaya devam etmek anlamını vermek için cümleyi keep ve take ile tamamlayın: Even after she feels better, she must ____ the medicine every day.

Cevabı göster

keep taking

Kalıp ifadeler

for the rest of their lives: hayatlarının geri kalanında

for the rest of their lives ifadesinde rest, “dinlenme” değil, “geriye kalan kısım” anlamındadır. İfadenin tamamı “hayatlarının geriye kalan bütün yılları boyunca” demektir. keep taking ile birlikte, eylemin ilgili başlangıç noktasından ölüme kadar sürdüğünü gösterir; yani kısa süreli değil, devamlı bir tedaviden söz edilir. Kalıp for the rest of + zaman dilimi şeklindedir; for the rest of the day, for the rest of the year ve for the rest of her life buna örnektir.

Alıştırma

Bu cümlede for the rest of their lives ne anlama geliyor?

  1. bir tedavi seansı daha süresince
  2. yorulana kadar
  3. hayatlarının geriye kalan bütün yılları boyunca
Cevabı göster

hayatlarının geriye kalan bütün yılları boyunca

Without them, the virus can make a deadly comeback. Deyimler

2:17

Onlar olmadan virüs ölümcül bir dönüş yapabilir.

Deyimler

make a deadly comeback: ölümcül biçimde geri dönmek

To make a comeback, bir süre ortada olmayan, zayıflayan veya kontrol altına alınan bir şeyin geri dönmesi demektir. Burada virüs, “geri gelebilen” bir şey gibi anlatılır: ilaçlar olmadan yeniden etkinleşip tehlikeli olabilir. Deadly, bu dönüşün açıkça olumsuz ve ölümcül olabileceğini gösterir. Comeback kendiliğinden olumlu bir anlam taşımaz; anlamı neyin geri döndüğüne ve deadly gibi niteleyicilere bağlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede make a deadly comeback ne anlama geliyor?

  1. Virüs başarılı ve memnuniyetle karşılanan bir biçimde geri döner.
  2. Virüs geri döner ve yeniden tehlikeli biçimde etkinleşir.
  3. İlaçlar virüsü kalıcı olarak ortadan kaldırır.
Cevabı göster

Virüs geri döner ve yeniden tehlikeli biçimde etkinleşir.

So, how do these drugs work?

2:20

Peki, bu ilaçlar nasıl çalışıyor?

The most commonly prescribed ones Kalıp ifadeler

2:22

En çok reçete edilenler

Kalıp ifadeler

commonly prescribed: sağlık uzmanları tarafından sık reçete edilen

Bu tıbbi bağlamda commonly prescribed, “alternatiflere göre sağlık uzmanları tarafından hastalara daha sık reçete edilen” anlamına gelir. Prescribed, prescribe fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve ones sözcüğünün yerini tuttuğu ismi niteler; burada ones, daha önce sözü edilen ilaçları belirtir. Commonly sıklık bildirir. “Sıradan” anlamına gelmez; prescribed da “tanımlanmış” demek değildir.

Alıştırma

The most commonly prescribed ones ifadesinde prescribed ne anlama gelir?

  1. sözcüklerle ayrıntılı biçimde açıklanan
  2. tıbbi müdahale olmadan serbestçe satılan
  3. sağlık uzmanları tarafından hastalara reçete edilen
Cevabı göster

sağlık uzmanları tarafından hastalara reçete edilen

prevent the viral genome from being copied and incorporated into a host cell's DNA. Notlar

2:24

viral genomun kopyalanmasını ve konak hücrenin DNA'sına dahil edilmesini engeller.

Dilbilgisi

prevent ... from being copied: bir şeyin kopyalanmasını önleyen edilgen yapı

Prevent, prevent + nesne + from + -ing yapısını izler. Nesne engellenen eyleme maruz kaldığında from being + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen yapı kullanılır: prevent X from being copied. Burada the viral genome, kopyalama eyleminden etkilenen nesnedir; başka bir şeyi kopyalayan taraf değildir. Aynı edilgen yapı, bir şeye bir eylem yapılmasını durduran her türlü süreci açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi copy fiilinin standart from being + geçmiş zaman ortacı biçimiyle tamamlayın: The security setting prevents the file ____.

Cevabı göster

from being copied

Kalıp ifadeler

be incorporated into a host cell's DNA: konak hücrenin DNA'sına dahil edilmek

Be incorporated into, daha büyük bir bütüne entegre edilip onun bir parçası olmak anlamına gelir. Burada viral genom, bir konak hücrenin DNA'sının parçası hâline gelecektir. being copied and incorporated into... yapısında copied ve incorporated, edilgenlik işareti being'i ortak kullanır. Host cell, virüsün içine girip kullandığı konak hücredir; host burada sunucu anlamına gelmez.

Alıştırma

En uygun ifadeyi seçin: After review, the new safety rules were _____ the company handbook, becoming part of the final version.

  1. copied from
  2. kept separate from
  3. incorporated into
Cevabı göster

incorporated into

Other drugs prevent the virus from maturing or assembling,

2:30

Diğer ilaçlar virüsün olgunlaşmasını veya birleşmesini engeller,

causing HIV to be unable to infect new cells in the body. Dilbilgisi

2:33

böylece HIV'in vücutta yeni hücreleri enfekte edememesine neden olur.

Dilbilgisi

causing HIV to be unable to infect new cells: HIV'in yeni hücreleri enfekte edememesine neden olmak

Causing HIV to be unable to infect new cells, sonucu belirten bir -ing ifadesidir. Önceki eylemin tamamının sonucunu gösterir: virüsün olgunlaşmasını veya birleşmesini durdurmak, HIV'in yeni hücreleri enfekte edememesine yol açar. Yeniden kullanılabilen kalıp clause, causing + object + to-infinitive şeklindedir. Burada nesne HIV, to-infinitive ise to be unable to infect new cells bölümüdür. Causing yeni ve bağımsız bir cümlecik başlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi cause fiilini bir -ing sonuç ifadesinde ve be unable to yapısını kullanarak tamamlayın: The network outage disabled the login service, ____ customers ____ access their accounts.

Cevabı göster

causing · to be unable to

But HIV hides out somewhere our current drugs cannot reach it, Öbek fiiller

2:37

Fakat HIV, mevcut ilaçlarımızın ulaşamadığı bir yerde saklanıyor,

Öbek fiiller

hides out: bulunmamak için saklanmak

Hide out, bulunması zor bir yerde kalmak anlamına gelen bir öbek fiildir; genellikle yakalanmaktan, saldırıya uğramaktan veya bir şeyin erişiminden kaçınma anlamı taşır. Burada HIV, ilaçların ulaşamadığı bir yerde tedaviden saklanabilen bir varlık gibi kişileştirilmiştir. Out öbek fiilin bir parçasıdır; virüsün ‘dışarı’ hareket ettiği anlamına gelmez. Bu kullanım, yalnızca bir nesneyi görünmez hâle getirmeyi değil, bir süre gizli kalmayı anlatır.

Alıştırma

Hide out ifadesini doğru biçime getirin: The fugitive ____ in an empty cabin for three days before the police found him.

Cevabı göster

hid out

inside the DNA of healthy T cells.

2:41

sağlıklı T hücrelerinin DNA'sının içinde.

Most T cells die shortly after being infected with HIV, Dilbilgisi

2:43

Çoğu T hücresi HIV ile enfekte olduktan kısa bir süre sonra ölür,

Dilbilgisi

shortly after being infected with HIV: kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi

Shortly after, ‘kısa süre sonra’ anlamına gelir. After being infected with HIV ifadesi kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. Anlaşılan öznesi Most T cells olduğu için tam anlam shortly after they are infected with HIV şeklindedir. Being infected edilgendir: enfeksiyona maruz kalan T hücreleridir. Shortly after being + geçmiş zaman ortacı yapısı, öznenin bir eyleme maruz kalmasından kısa süre sonra başka bir şeyin gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

Köprünün denetimden kısa süre sonra yeniden açıldığını söylemek için shortly after being + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanın: The bridge reopened ____.

Cevabı göster

shortly after being inspected

but in a tiny percentage,

2:47

fakat çok küçük bir yüzdede,

the instructions for building more HIV viruses lies dormant,

2:48

daha fazla HIV virüsü oluşturma talimatları uykuda bekler,

sometimes for years.

2:52

bazen yıllarca.

So even if we could wipe out every HIV virus from an infected person's body, Notlar

2:54

Yani, enfekte olmuş bir kişinin vücudundaki her bir HIV virüsünü yok edebilseydik bile,

Dilbilgisi

even if: varsayımsal bir koşulu kabul etme

Even if, hiç gerçekleşmeyebilecek bir koşul ortaya koyar ve tartışma amacıyla bu koşulu geçici olarak kabul eder. Yapı, “bu uç koşulun doğru olduğunu varsaysak bile ardından belirtilen sınırlama yine devam eder” anlamına gelir. Buradaki could da bütün HIV virüslerinin yok edilmesinin varsayımsal olduğunu gösterir. Konuşmacı önce mümkün olan en güçlü varsayımı kabul eder, sonra bunun neden yine de sorunun tamamını çözmeyeceğini açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle yağmuru yalnızca bir olasılık olarak ele alırken planın değişmeyeceğini söylüyor?

  1. If it rains, the concert will continue.
  2. Even though it is raining, the concert will continue.
  3. Even if it rains, the concert will continue.
Cevabı göster

Even if it rains, the concert will continue.

Öbek fiiller

wipe out: tamamen yok etmek

Wipe out, “tamamen yok etmek, ortadan kaldırmak veya temizlemek” anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. Bu cümlede bir yüzeyi bezle silmek değil, vücuttaki her HIV virüsünü ortadan kaldırmak anlamındadır. Out parçacığı tamlık anlamı katar. Nesne wipe out the virus örneğindeki gibi öbek fiilden sonra veya wipe it out örneğindeki gibi fiil ile parçacığın arasında bulunabilir.

Alıştırma

Bu derste öğrenilen ve “tamamen yok etmek” anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: A severe drought could ____ the entire crop.

Cevabı göster

wipe out

one of those T cells could activate and start spreading the virus again.

2:58

bu T hücrelerinden biri aktifleşip virüsü yeniden yaymaya başlayabilir.

The other major catch is that not everyone in the world

3:02

Diğer büyük sorun, dünyadaki herkesin

has access to the therapies that could save their lives. Kalıp ifadeler

3:05

hayatlarını kurtarabilecek tedavilere erişimi olmamasıdır.

Kalıp ifadeler

has access to: elde edebilmek veya kullanabilmek

Has access to, ‘gerçekten elde edebilmek veya kullanabilmek’ anlamına gelir. Bu cümlede hayat kurtaran tedaviler mevcut olabilir, ancak dünyadaki herkes bu tedavileri gerçekten alamaz. Yapı have/has access to + isim şeklindedir. Burada not everyone dil bilgisi bakımından tekildir, bu nedenle has kullanılır; to ise mevcut olan kaynak veya hizmeti tanıtan bir edattır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan yapı ve have fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Every patient at this clinic ____ free translation services.

Cevabı göster

has access to

In sub-Saharan Africa, Kültür

3:08

Sahra Altı Afrika'da,

Kültür

sub-Saharan Africa: Sahra’nın güneyindeki Afrika

Sub-Saharan Africa, Sahra Çölü’nün güneyinde kalan Afrika coğrafi bölgesidir. Bu terimde sub- mekânsal olarak ‘altında’ veya ‘güneyinde’ anlamını taşır; bölgenin daha aşağı ya da değersiz olduğu anlamına gelmez. Bu bir bölge adıdır, ülke adı değildir ve Afrika kıtasının tamamını da ifade etmez. Terim; halk sağlığı, kalkınma ve ekonomi tartışmalarında yaygındır.

Alıştırma

Bir halk sağlığı raporunda sub-Saharan Africa neyi ifade eder?

  1. Sahra Çölü’nün kendisi
  2. Afrika’daki tek bir ülke
  3. Sahra Çölü’nün güneyindeki Afrika bölgeleri
  4. Afrika kıtasının tamamı
Cevabı göster

Sahra Çölü’nün güneyindeki Afrika bölgeleri

which accounts for over 70% of HIV patients worldwide, Kalıp ifadeler

3:10

ki burası dünya çapındaki HIV hastalarının %70'inden fazlasını oluşturur,

Kalıp ifadeler

accounts for over 70%: istatistiksel bir oran belirtmek

account for ifadesinden sonra bir yüzde veya başka bir oran geldiğinde, bütünün o bölümünü oluşturmak ya da temsil etmek anlamına gelir. Burada which, Sahra Altı Afrika'yı belirtir; dolayısıyla ifade, o bölgedeki hastaların dünya toplamının %70'inden fazlasını oluşturduğunu söyler. Tekrar kullanılabilecek yapı A accounts for X% of B şeklindedir. Burada A parçayı, B ise bütünü gösterir. Fiil A ile uyum sağlar: tekil öznede accounts for, çoğul öznede account for kullanılır.

Alıştırma

"Mobile users account for over 70% of all visits," cümlesinde account for ne anlama gelir?

  1. Tüm ziyaretlerin %70'inden fazlasını oluştururlar.
  2. Tüm ziyaretlerin %70'inden fazlasını kaydederler.
  3. Ziyaretlerin neden %70 arttığını açıklarlar.
Cevabı göster

Tüm ziyaretlerin %70'inden fazlasını oluştururlar.

antiretrovirals reached only about one in three HIV-positive patients in 2012. Dilbilgisi

3:13

antiretroviraller 2012'de HIV pozitif hastaların sadece yaklaşık üçte birine ulaştı.

Dilbilgisi

one in three: üçte birlik istatistiksel oran

One in three, her üç kişiden veya nesneden biri, yani yaklaşık üçte bir anlamına gelen istatistiksel bir orandır. Bu cümlede about one in three HIV-positive patients, tedavinin bu hasta grubunun yaklaşık üçte birine ulaştığını belirtir. Tekrar kullanılabilecek yapı sayı + in + toplam şeklindedir: two in five, her beş kişiden ikisi anlamına gelir. Bu yapı, bilinen bir grubun belirli bir üyesini değil, bir nüfus içindeki oranı anlatır.

Alıştırma

Yaklaşık üçte biri ifade etmek için one in + sayı yapısını kullanın: ____ customers chose the monthly plan.

Cevabı göster

One in three

There is no easy answer to this problem. Anlatım akışı

3:19

Bu sorunun kolay bir cevabı yok.

Anlatım akışı

There is no easy answer to this problem: karmaşıklığı kabul etmek

Bu cümlede no easy answer to this problem, sorunu çözecek basit bir çözüm olmadığı anlamına gelir. Answer burada bir sınav sorusunun cevabını değil, bir sorunla başa çıkma yolunu ifade eder. Easy sözcüğü önemlidir: konuşan kişi hiçbir çözüm olmadığını söylemez. Söylemi düzenleyen bir ifade olarak There is no easy answer to..., farklı engeller veya nedenler açıklanmadan önce sorunun karmaşıklığını kısaca kabul eder. Bir sorunu ortaya koyduktan sonra neden zor olduğunu incelemeye geçmek için kullanılabilir.

Alıştırma

There is no easy answer to this problem cümlesi esas olarak ne anlatır?

  1. Birisi bir sınav sorusunu yanıtlamayı unutmuştur.
  2. Sorun açıklandığında kolaylaşır.
  3. Sorun karmaşıktır ve basit bir çözümü yoktur.
  4. Sorunun mümkün olan hiçbir çözümü yoktur.
Cevabı göster

Sorun karmaşıktır ve basit bir çözümü yoktur.

A mix of political, economic, and cultural barriers Dilbilgisi

3:22

Siyasi, ekonomik ve kültürel engellerin birleşimi

makes effective prevention and treatment difficult.

3:25

etkili önleme ve tedaviyi zorlaştırmaktadır.

Dilbilgisi

A mix of ... barriers makes: birden fazla etkenin birlikte sonuç oluşturması

A mix of political, economic, and cultural barriers cümlenin tam öznesidir. Birkaç engel türünü birleşik bir neden olarak sunar. a mix of A, B, and C + make(s) + nesne + sıfat kalıbı, birkaç etkenin birlikte nasıl bir sonuç oluşturduğunu açıklar. Öznenin ana ismi tekil olan mix sözcüğüdür; bu nedenle fiil makes olur. Çoğul barriers sözcüğü of grubunun içinde yer alır ve özne-fiil uyumunu belirlemez.

Alıştırma

Cümleyi make veya makes ile tamamlayın: A mix of high costs and limited transportation ____ the clinic hard to reach.

Cevabı göster

makes

And even in the US,

3:28

Ve ABD'de bile,

HIV still claims more than 10,000 lives per year. Kelime

3:30

HIV hala yılda 10.000'den fazla can alıyor.

Kelime

claims more than 10,000 lives: claim fiilinin “insanların ölmesine neden olmak” anlamı

claims more than 10,000 lives ifadesinde claim, “insanların ölmesine neden olmak” ya da “can almak” anlamındadır. Cümle, HIV'in hâlâ her yıl 10.000'den fazla ölüme neden olduğunu belirtir; claim burada “bir şeyin doğru olduğunu ileri sürmek” anlamına gelmez. Bu anlamda özne genellikle ölüm nedeni olan bir şeydir ve nesne olarak life ya da lives kullanılır: bir hastalık claim a life, bir felaket ise claim many lives olabilir.

Alıştırma

“The wildfire claimed three lives,” cümlesinde claimed ne anlama gelir?

  1. üç kişiyi korudu
  2. üç kişinin hayatta olduğunu söyledi
  3. üç kişiden bir şey istedi
  4. üç kişinin ölmesine neden oldu
Cevabı göster

üç kişinin ölmesine neden oldu

However, there is ample cause for hope. Kalıp ifadeler

3:34

Ancak umutlanmak için yeterli sebep var.

Kalıp ifadeler

ample cause for hope: umutlu olmak için güçlü bir neden

ample cause for hope ifadesinde ample “fazlasıyla yeterli”, cause ise “neden” veya “dayanak” anlamında bir addır. İfade, mevcut kanıtların umutlu hissetmek için sağlam bir temel sunduğunu belirtir. However, önceki kötü haberlerden olumlu bir bakış açısına geçerek mesajı düzenler. Resmî there is ample cause for + ad kalıbı, bir duygu veya tepkinin sağlam bir temele dayanıp dayanmadığını değerlendirir.

Alıştırma

İlk kanıtların bize umutlu olmak için güçlü bir neden verdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The early results give us ample cause of hope.
  2. The early results give us ample cause for hope.
  3. The early results give us hope for ample cause.
  4. The early results cause us ample for hope.
Cevabı göster

The early results give us ample cause for hope.

Researchers may be closer than ever to developing a true cure. Kalıp ifadeler

3:37

Araştırmacılar gerçek bir tedavi geliştirmeye her zamankinden daha yakın olabilirler.

Kalıp ifadeler

closer than ever to developing: bir hedefe doğru benzeri görülmemiş ilerleme

Be closer than ever to doing something, mevcut aşamanın bir hedefe geçmişteki herhangi bir zamandan daha yakın olduğu anlamına gelir. Burada gerçek bir tedavi geliştirme hedefi eskisinden daha ulaşılabilir gösterilir; may ise iddianın kesin olmadığını belirtir. Bu kalıpta to, close veya closer sözcüğünden sonra gelen bir edattır. Bu yüzden ardından bir isim ya da -ing biçimi gelir: to developing denir, to develop denmez. Than ever, mevcut durumu geçmişteki bütün aşamalarla karşılaştırır; başka bir kişi ya da ekiple karşılaştırmaz.

Alıştırma

solve fiilini doğru biçimde kullanın: The team is closer than ever to ____ the problem.

Cevabı göster

solving

One research approach involves using a drug to activate Dilbilgisi

3:41

Bir araştırma yaklaşımı, etkinleştirmek için bir ilaç kullanmayı içeriyor

all cells harboring the HIV genetic information. Kelime

3:44

HIV genetik bilgisini barındıran tüm hücreleri.

Dilbilgisi

involves using ... to activate: içerilen bir adım ve amacı

Involves using a drug, ilaç kullanmanın araştırma yaklaşımının bir parçası olduğunu belirtir. Involve fiilinden sonra bir eylem ifade edilirken normalde -ing biçimi kullanılır: involve using denir, involve to use denmez. To activate amaç bildiren bir mastardır ve ilacın neden kullanıldığını açıklar. Yeniden kullanılabilecek kalıp involve + doing something + to do something biçimindedir; önce içerilen adımı, sonra bu adımın amacını belirtir.

Alıştırma

analyze fiilini doğru biçimde kullanın: The process involves ____ the samples to detect contamination.

Cevabı göster

analyzing

Kelime

harboring the HIV genetic information: HIV genetik bilgisini içinde barındırmak

Burada harboring, özellikle gizli ya da potansiyel olarak zararlı bir şeyi “içinde bulundurmak veya taşımak” anlamına gelir. Hücreler görünür biçimde virüs üretmiyor olsalar bile HIV genetik bilgisini içerir. harboring the HIV genetic information şeklindeki -ing yapısı all cells ifadesini niteler. Bu, all cells that harbor the HIV genetic information yapısının kısaltılmış biçimidir; harbor burada fiildir, “liman” anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

Burada harboring the HIV genetic information ne anlama geliyor?

  1. Onu içinde bulundurmak veya taşımak
  2. Onu kamuya duyurmak
  3. Onu tamamen ortadan kaldırmak
  4. Onu bir limana göndermek
Cevabı göster

Onu içinde bulundurmak veya taşımak

This would both destroy those cells and flush the virus out into the open, Deyimler

3:47

Bu hem o hücreleri yok eder hem de virüsü açığa çıkarır,

Deyimler

flush the virus out into the open: gizli virüsü ortaya çıkarıp açığa çıkarmak

Flush the virus out, gizli virüsü ortaya çıkmaya veya tespit edilebilir hâle gelmeye zorlamak demektir. Into the open bu görüntüyü güçlendirir: virüs gizli bir durumdan tedavinin etkileyebileceği açıkta bir duruma geçer. Bu, uzamsal bir benzetmedir; virüsü suyla yıkamak veya gerçekten dışarı taşımak anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen flush + nesne + out yapısı, gizli bir şeyin, sorunun veya kişinin kendini göstermesini sağlama anlamında kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede flush the virus out into the open ne anlama geliyor?

  1. Gizli virüsün açığa çıkmasını sağlar.
  2. Virüsü açık havaya taşır.
  3. Virüsü suyla yıkayıp uzaklaştırır.
  4. Virüsün kalıcı olarak yok olmasını sağlar.
Cevabı göster

Gizli virüsün açığa çıkmasını sağlar.

where our current drugs are effective.

3:51

mevcut ilaçlarımızın etkili olduğu yere.

Another is looking to use genetic tools Kalıp ifadeler

3:54

Diğeri ise genetik araçları kullanarak

to cut the HIV DNA out of cells' genomes altogether. Öbek fiiller

3:56

HIV DNA'sını hücrelerin genomlarından tamamen kesip çıkarmaya bakıyor.

Kalıp ifadeler

looking to use: kullanmayı amaçlamak veya planlamak

be looking to + fiilin yalın hâli yapısında looking to, gözle bakmak değil, bir şeyi yapmaya çalışmak, planlamak veya hedeflemek anlamına gelir. Burada Another başka bir araştırma yaklaşımını belirtir; looking to use ise bu yaklaşımın kullanmayı amaçladığı yöntemi tanıtır. Bu ifade bir yönelimi veya niyeti anlatır. Yöntemin daha önce kullanıldığını ya da başarılı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi «kullanmayı planlıyor veya amaçlıyor» anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The lab is ____ a faster screening method.

Cevabı göster

looking to use

Öbek fiiller

cut the HIV DNA out of cells' genomes: cut X out of Y kalıbı

Cut X out of Y, «keserek veya benzer bir düzenleme işlemiyle X'i Y'nin içinden ya da daha büyük bir bütün olan Y'den çıkarmak» anlamına gelir. Bu cümlede X, the HIV DNA; Y ise cells' genomes ifadesidir. out of, DNA'nın çıkarılacağı kaynağı gösterir. Bu kalıp fiziksel kesmeyi anlatabilir; ayrıca ameliyat, genetik düzenleme ve metin, görüntü, ses ya da filmden içerik çıkarma bağlamlarında da doğal biçimde kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi cut X out of Y kalıbıyla tamamlayın: The editor ____ the repeated paragraph ____ the report.

Cevabı göster

cut · out of

And while one cure out of 70 million cases may seem like terrible odds, Dilbilgisi

4:01

Ve 70 milyon vakadan birinin iyileşmesi çok düşük bir ihtimal gibi görünse de,

one is immeasurably better than zero.

4:05

bir sıfırdan ölçülemeyecek kadar iyidir.

Dilbilgisi

while ... may seem ...: ana düşünceden önce olumsuz bir noktayı kabul etmek

Burada while, ‘... olsa da’ anlamına gelir ve karşıtlık bildiren bir kabul sunar. Konuşmacı önce 70 milyon vaka içindeki tek bir iyileşmenin son derece düşük bir olasılık gibi duyulduğunu kabul eder. Ardından ana cümle asıl noktayı verir: tek bir iyileşme bile hiç olmamasından çok daha iyidir. Bu yapı, olumsuz bir gerçeği kabul ettikten sonra yine de olumlu veya önemli olan bir sonuç sunar.

Alıştırma

while one cure out of 70 million cases may seem like terrible odds ifadesinde while ne işe yarar?

  1. Ödünleme bildirir ve ‘... olsa da’ anlamına gelir.
  2. İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
  3. İyileşmenin gerçekleştiği yeri belirtir.
  4. Sonucun nedenini verir.
Cevabı göster

Ödünleme bildirir ve ‘... olsa da’ anlamına gelir.

We now know that a cure is possible,

4:08

Artık bir tedavinin mümkün olduğunu biliyoruz,

and that may give us what we need to beat HIV for good. Deyimler

4:11

ve bu bize HIV'i kalıcı olarak yenmek için ihtiyacımız olan şeyi verebilir.

Deyimler

for good: geçici değil, kalıcı olarak

for good, ‘kalıcı olarak’ veya ‘bir daha geri dönmeyecek biçimde’ anlamına gelen sabit bir deyimdir. beat HIV for good ifadesinde amaç, HIV'i yalnızca bir süre kontrol etmek değil, kalıcı olarak yenmektir. Bu ifade leave, close, stop veya solve gibi bir eylemden sonra zarf görevi görür. ‘İyi bir amaç için’ anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi ‘kalıcı olarak’ anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: After years of repairs, the roof finally stopped leaking ____.

Cevabı göster

for good