Nasıl Özgüvenli Olunur: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: Bu deneme, özgüvenin saygınlığımızı kanıtlamaktan değil, utanma ve başarısızlığı olağan insan deneyimleri olarak kabul etmekten doğduğunu savunuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. hold back — Phrasal verbler: korku veya öz bilincin eylemi engelleyip zorluk ya da fırsatlardan kaçınmaya yol açmasını anlatmak. 2. however important and learned they might be, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: however + sıfat ödünleme yapısını tanımak; konum veya yeteneği kabul ederken sonucu değiştirmemek. 3. give things a go — Deyimler ve mecazlı ifadeler: başarı kesin değilken denemeyi anlatmak ve başarısızlık ihtimalini inkâr etmeden eyleme teşvik etmek.
Bu derste
boost our confidence: özgüveni artırmak
Burada boost our confidence, “zorlu durumun üstesinden gelebileceğimizden daha emin hissetmemizi sağlamak” demektir. Boost; confidence, energy veya morale gibi soyut durumlarla sık kullanılır ve bir şeyi fiziksel olarak itmek değil, bu durumu artırmak anlamına gelir. Yapı boost + iyelik belirleyicisi + confidence şeklindedir: boost my confidence, boost your confidence, boost their confidence. Kimin özgüveninin arttığını göstermek için iyelik belirleyicisini değiştirin.
Alıştırma
Dersin boost birleşimini ve your sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: A little practice can ____ before a performance.
Cevabı göster
boost your confidence
people often try to draw our attention to our strengths, Kalıp ifadeler
0:04insanlar dikkatimizi genellikle güçlü yönlerimize çekmeye çalışırlar,
draw our attention to: dikkati bilinçli olarak yönlendirmek
Draw our attention to, “bir şeyi bilinçli olarak fark etmemizi veya ona odaklanmamızı sağlamak” demektir. Burada vurgulanan şey our strengths ifadesidir; draw, resim çizmek anlamına gelmez. Yapı draw + iyelik belirleyicisi + attention + to + isim veya fikir şeklindedir. attention önündeki iyelik belirleyicisi kimin dikkatinin yönlendirildiğini gösterir; to ise fark edilmesi istenen şeyi tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi draw ... attention to yapısıyla ve our kullanarak tamamlayın: The guide used a red arrow to ____ the safety warning.
Cevabı göster
draw our attention to
But this can, curiously, have some awkward consequences.
0:11Ancak garip bir şekilde, bunun bazı tuhaf sonuçları olabilir.
that arises specifically when we grow too attached to our own dignity Kalıp ifadeler
0:17ve onu tehdit edebilecek herhangi bir durum karşısında endişelendiğimizde
and become anxious around any situation that might seem to threaten it.
0:22ortaya çıkan spesifik bir tür özgüven eksikliği vardır.
grow too attached to: zamanla aşırı bağlanmak
grow too attached to our own dignity ifadesinde grow, “boyut olarak büyümek” değil, “zamanla bir hâle gelmek” anlamındadır. Attached to, bir şeye karşı güçlü bir duygusal veya zihinsel bağlılığı anlatır. Too, bu bağlılığın aşırı olduğunu ve zararlı bir sonuca yol açabileceğini gösterir. grow + sıfat kalıbı zaman içindeki değişimi anlatır; attached sözcüğünden sonra nesneden önce to gelir.
Alıştırma
Cümleyi, “zamanla aşırı derecede bağlanmak” anlamındaki derste geçen tam ifadeyle tamamlayın: Over time, Maya began to ____ her public image and worried about every comment.
Cevabı göster
grow too attached to
in which there's any risk of ending up looking ridiculous, Öbek fiiller
0:29günün sonunda gülünç duruma düşme riskinin olduğu,
hold back: korku veya kuşku yüzünden kendini geri tutmak
Burada hold back, korku veya kuşku yüzünden tereddüt edip kendini tam olarak hareket etmekten alıkoymak anlamındadır. İnsanlar gerçekten geriye doğru hareket etmez; bir zorluğa verecekleri tepkiyi sınırlar veya ondan kaçınırlar. Hold back tek başına kullanılabilir. Kaçınılan eylemi belirtmek için ardından from + isim ya da -ing biçimi de gelebilir: hold back from speaking.
Alıştırma
Hangi cümlede hold back, “korku veya kuşku yüzünden kendini hareket etmekten alıkoymak” anlamında kullanılmıştır?
- Nina held back a laugh when the actor slipped.
- Fear of making a mistake made Nina hold back during the audition.
- A rope held the curtain back during the rehearsal.
Cevabı göster
Fear of making a mistake made Nina hold back during the audition.
ending up looking ridiculous: nihai sonuç için end up + -ing
End up + -ing, bir sürecin sonunda ortaya çıkan sonucu, özellikle de planlanmamış ya da istenmeyen bir sonucu anlatır. Burada ending up looking ridiculous, meydan okumayı kabul etmenin sonunda kişinin gülünç görünmesine yol açabileceği anlamına gelir. Temel kalıp end up + -ing'dir: end up looking. Tüm ifade risk of'tan sonra geldiği için end de -ing biçimini alır: risk of ending up.... Burada look + sıfat, bakmak değil görünmek anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Because of the delay, we ____ waiting for two hours.
Cevabı göster
ended up
to guide us to the nice bars
0:41bize güzel barlara giden yolu göstermesini istemeye isteksiz olabiliriz
grow reluctant to: istekte kademeli bir değişim
Grow + sıfat, giderek o duruma gelmek anlamına gelebilir. grow reluctant to ifadesinde reluctant, isteğin azalmasını anlatır; to ise kişinin yapmakta giderek isteksiz olduğu eylemi başlatır. Bu, kişinin o eylemi yapamayacağı ya da kesin olarak reddettiği anlamına gelmez. Zaman içinde kişinin daha az istekli hâle geldiği bir tutum değişikliğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın toplantılarda konuşmaya zamanla daha az istekli olduğunu anlatır?
- Maya grows reluctant to speak in meetings.
- Maya refuses to speak in meetings.
- Maya is reluctant to speak in meetings.
Cevabı göster
Maya grows reluctant to speak in meetings.
never let on: hissettiğini veya bildiğini gizlemek
Bu cümlede never let on, “bu duyguyu hiç göstermemek veya açığa vurmamak” anlamına gelir. Gizlenen duygu, yani birini öpme isteği önceki sözlerden anlaşıldığı için nesneye gerek yoktur. Let on bir öbek fiildir; sıradan let fiiliyle yer bildiren on sözcüğünün birleşimi değildir. Birinin bir sırrı, duyguyu veya gerçeği başkalarına çoğu zaman dolaylı biçimde fark ettirmesi için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “bunu açığa vurmadı” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Mia knew about the surprise party, but she ____ until the guests arrived.
Cevabı göster
never let on
out of a fear that ...: korkuyu eylemin nedeni olarak verme
Bu cümlede out of a fear that, duygunun neden hiç açığa vurulmadığını belirtir: kişi reddedilebileceğini düşünür ve bu korku yüzünden sessiz kalır. Yapı eylem + out of a fear that + tam yan cümle şeklindedir. Buradaki out of, bir yerin içinden dışarı hareket etmek değil, “bir şeyin etkisiyle” anlamındadır. Korkuyu eylemin arkasındaki psikolojik güç olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi korkuyu eylemin nedeni olarak sunan beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Leo did not share his drawing ____ his friends might laugh at him.
Cevabı göster
out of a fear that
dismiss someone as + olumsuz etiket
“dismiss someone as + label” kalıbı, bir kişinin yalnızca belirli bir türden biri olduğuna ve bu nedenle ciddiye alınmaya değmediğine karar vermek anlamına gelir. Bu cümlede “as a predatory loser”, “us” için kullanılan olumsuz etikettir. Burada dismiss, birini işten çıkarmak anlamına gelmez. Bu yapı, bir kişiyi tek bir etikete indirgeyen ve çoğu zaman aceleci ya da haksız olan bir yargıyı ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için "dismiss", "the candidate" ve "as" ifadelerini doğru sıraya koyun: It would be unfair to ____ unqualified before the interview.
Cevabı göster
dismiss the candidate as
apply for a promotion: terfiye başvurmak
“Apply for a promotion”, işte daha yüksek bir görev için değerlendirilmek üzere resmî bir başvuru yapmak anlamına gelir. Burada promotion, bir ürünün tanıtımı değil, daha yüksek bir rütbe veya göreve geçiş demektir. Yapı apply for + fırsat veya görev şeklindedir: apply for a job, a scholarship ya da a promotion. For edatı, elde etmek istediğiniz şeyi tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi "apply for" ve işte daha yüksek bir göreve geçmeyi ifade eden isimle tamamlayın: After three successful years on the team, Nina decided to ____.
Cevabı göster
apply for a promotion
in case: temkinli bir seçimin ardındaki olası risk
In case, bir önleme veya temkinli bir seçime yol açan olası bir sorunu belirtir. Burada konuşan kişiler, üst yönetimin kendilerini kibirli bulabileceğinden korktukları için terfiye başvurmazlar. Bu, söz konusu değerlendirmenin gerçekten gerçekleştiği anlamına gelmez. İfade, bu değerlendirmeyi kaçınmak istedikleri bir risk olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle, gelecekte yaşanabilecek bir soruna karşı şimdi bir kopya saklandığını anlatır?
- I will keep a copy if the file disappears.
- I keep a copy because the file disappeared.
- I keep a copy in case the file disappears.
Cevabı göster
I keep a copy in case the file disappears.
deems us delusionally arrogant: deem + nesne + sıfat
Deem, yargılamak veya kabul etmek anlamına gelen resmî bir fiildir. deem + nesne + sıfat yapısında sıfat nesneyi tanımlar: us, değerlendirilen kişileri; arrogant ise onlar hakkında yapılan değerlendirmeyi belirtir. Delusionally, arrogant sözcüğünü niteler: Sözü edilen kibir, gerçeklikten o kadar kopuk görünür ki sanrılıdır. Bu ifade, üst yönetimin verebileceği olası bir yargıyı aktarır; doğrulanmış bir gerçeği değil. deem + nesne + sıfat yapısında as kullanılmaz: deems us arrogant denir, deems us as arrogant denmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için deem fiilinin geçmiş zamanını ve doğrudan nesne + sıfat yapısını kullanın: The inspectors ____. (Nesne: the route; sıfat: unsafe.)
Cevabı göster
deemed the route unsafe
In a concerted bid never to look foolish, Kalıp ifadeler
1:01Asla aptal görünmemek için gösterdiğimiz ortak çabayla,
Asla aptal görünmemek için bilinçli bir çaba
Burada bid, para teklifi değil, “girişim” ya da “çaba” anlamındadır. In a bid to do something, “bir şeyi yapmak için çaba göstererek” demenin resmî bir yoludur. Concerted, girişimin planlı ve kararlı olduğunu belirtir; burada ayrıca we ile belirtilen grubun ortak çabasını da düşündürebilir. Never, to look mastarını niteler: amaç hiçbir zaman aptal görünmemektir. Bu nedenle giriş kısmının tamamı, ardından gelen davranışı kişinin kendisini mahcubiyetten korumak için gösterdiği bilinçli bir çabanın sonucu olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan giriş kısmı ne anlama geliyor?
- Hiçbir zaman aptalca görünmeyecek bir teklif verirken
- Aptal görünmek imkânsız olduğu için
- Hiçbir zaman aptal görünmemek için gösterilen bilinçli bir çabanın parçası olarak
Cevabı göster
Hiçbir zaman aptal görünmemek için gösterilen bilinçli bir çabanın parçası olarak
miss out on the best opportunities of our lives. Öbek fiiller
1:09hayatımızın en iyi fırsatlarını kaçırırız.
miss out on: bir fırsatı veya deneyimi kaçırmak
Miss out on, çoğu zaman harekete geçmediğiniz veya katılmadığınız için değerli ya da keyifli bir şeyi elde edememek, ondan yararlanamamak veya ona katılamamak anlamına gelir. Burada güvenli bir “koza” içinde kalmak, değerli fırsatların kaybedilmesine yol açar. Yapı miss out on + isim veya -ing biçimidir: miss out on an opportunity; miss out on meeting new people. On, bu öbek fiilin bir parçasıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede miss out on, bir şeyden keyif alma veya yararlanma fırsatını kaybetmek anlamında doğru kullanılmıştır?
- If you skip the trip, you may miss out on a great experience.
- I miss out on my sister while she is away.
- I left late and missed out on the bus.
Cevabı göster
If you skip the trip, you may miss out on a great experience.
At the heart of ... is ...: “……ın temelinde …… vardır”
At the heart of X is Y, Y’nin X’in temel nedeni veya içindeki en önemli gerçek olduğu anlamına gelir. Burada X our under-confidence, Y ise a skewed picture ifadesidir; heart fiziksel değil, mecazi anlamdadır. Cümle, konuyu çerçevelemek için At the heart of our under-confidence bölümünü başa alır ve ardından is sonrasında ana düşünceyi açıklar. Dil bilgisel özne fiilden sonra gelir; bu yüzden is, a skewed picture ile uyumludur. Sonraki özne çoğulsa are kullanılır: At the heart of the problem are two false assumptions.
Alıştırma
Cümleyi At the heart of ... is hedef yapısıyla tamamlayın: ____ the team's repeated delays ____ a shortage of trained staff.
Cevabı göster
At the heart of · is
place ourselves beyond mockery: kendimizi alayların ulaşamayacağı bir konuma getirmek
To place oneself beyond mockery, başkalarının alayının artık kişiye ulaşamadığı veya onu etkileyemediği bir konuma gelmek demektir. Beyond, soyut bir gücün etki alanı dışında olmayı belirtir; fiziksel bir hareket söz konusu değildir. Bu cümledeki düşünce, belirli bir yaşa ulaşmanın insanları alay edilmekten koruyabileceğidir. İfade, bu dokunulmazlığı garantili bir sonuç olarak değil, hayal edilen bir durum olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümleyi en iyi açıklayan seçenek hangisidir: No amount of success can place a person beyond criticism?
- Başarı, birini eleştiriden tamamen muaf hâle getiremez.
- Başarı, birine herkesi nasıl eleştireceğini öğretir.
- Başarı, eleştiriyi fiziksel olarak uzak bir yere taşır.
Cevabı göster
Başarı, birini eleştiriden tamamen muaf hâle getiremez.
without regularly making a complete idiot of ourselves. Deyimler
1:30bir seçenek olduğuna inanırız.
making a complete idiot of ourselves: kendimizi tam bir aptal durumuna düşürmek
Make an idiot of oneself, kişinin davranışlarıyla kendisini çok aptal gibi göstermesi ve mahcup olması anlamına gelir. Yapı make + an idiot + of + dönüşlü zamir şeklindedir ve zamir özneye göre değişir: I ... myself, she ... herself, we ... ourselves. Bu cümlede complete yargıyı güçlendirirken ourselves hem konuşanı hem de diğer insanları kapsar. İfade, birini gerçekten aptala dönüştürmekten değil, utandırıcı hataların hayatın normal bir parçası olmasından söz eder.
Alıştırma
Maya, daha önce anlattığını unuttuğu için aynı şakayı üç kez anlattı. Hangi cümle ifadeyi doğru kullanıyor?
- She made a complete idiot from herself.
- She made herself of a complete idiot.
- She made a complete idiot of herself.
- She made a complete idiot of ourselves.
Cevabı göster
She made a complete idiot of herself.
by the Dutch scholar and philosopher Erasmus.
1:40Hollandalı bilgin ve filozof Erasmus tarafından yazılmıştır.
Erasmus'un In Praise of Folly adlı eseri
In Praise of Folly, Hollandalı Rönesans bilgini ve filozofu Erasmus'un hiciv türündeki kitabıdır. Başlıkta Folly, yani insanların budalalığı, konuşan bir karakter gibi ele alınır; bu nedenle praise, budalaca davranışları doğrudan onaylamak yerine ironik bir anlam taşır. Bu gönderme çevresindeki savı tarihsel olarak destekler: saygı duyulan bir düşünür, budalalık insan hayatında yaygın olduğu için onu temel bir konu yapmıştır. Buradaki Folly bir tema ve kişileştirmedir; belirli bir kişiye yöneltilmiş hakaret değildir.
Alıştırma
Vurgulanan kitap adı ile yazarı en iyi açıklayan ifade hangisidir?
- In Praise of Folly, Erasmus'un kurduğu Hollanda okulunun adıdır.
- Erasmus, bilinmeyen bir yazarın övdüğü hayalî bir aptaldır.
- In Praise of Folly, başka bir yazarın Erasmus'a yönelttiği doğrudan bir hakarettir.
- In Praise of Folly, Hollandalı bilgin ve filozof Erasmus'un hiciv türündeki eseridir.
Cevabı göster
In Praise of Folly, Hollandalı bilgin ve filozof Erasmus'un hiciv türündeki eseridir.
Erasmus advances a hugely liberating argument. Kalıp ifadeler
1:45son derece özgürleştirici bir argüman öne sürer.
advance an argument: bir savı ortaya koyup geliştirmek
Bu cümlede advances an argument, bir savı ortaya koyup mantıklı bir tartışmanın parçası olarak geliştirmek anlamına gelir. Advances fiildir; a hugely liberating argument ise onun nesnesidir. Burada advance soyut anlamda kullanılır: uzayda ilerleyen bir insanı değil, insanların değerlendirmesi için tartışmada ileri taşınan bir düşünceyi anlatır. Yeniden kullanılabilen resmî eşdizim advance an argument şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede advance an argument, “bir savı ortaya koyup geliştirmek” anlamında kullanılmıştır?
- The hikers advance toward the shelter before dark.
- The article advances an argument for starting school later.
- The publisher pays the writer an advance before the book is finished.
Cevabı göster
The article advances an argument for starting school later.
however important and learned they might be, Dilbilgisi
1:51ne kadar önemli ve bilgili olurlarsa olsunlar,
however + sıfat + özne + might be: derece bildiren ödünleme
Burada however dereceyle ilgili bir ödünleme bildirir. However important and learned they might be, “ne kadar önemli ve bilgili olurlarsa olsunlar” demektir. İnsanların konum veya bilgi bakımından çok farklı olabileceğini kabul eder, ancak bunun ana cümledeki yargıyı değiştirmediğini gösterir. Kalıp however + sıfat(lar) + özne + might be biçimindedir. Yan cümle everyone sözcüğünden sonra araya girdiği için ana cümleden iki virgülle ayrılır. Buradaki learned, yalnızca learn fiilinin geçmiş zamanı değil, “bilgili” anlamında bir sıfattır.
Alıştırma
However, busy ve he sözcüklerini kullanarak cümleyi resmî ödünleme kalıbıyla tamamlayın: ____, Amir always makes time for his little sister.
Cevabı göster
However busy he might be
as much of a nitwit as anyone else: herkes kadar sersem
as much of a + tekil isim + as yapısı, bir kişinin belirli bir etikete ne ölçüde uyduğunu karşılaştırır. Burada Erasmus, kendisinin de diğer herkes kadar nitwit, yani aptalca davranabilen veya yanılabilen biri olduğunu söyler. Much, insanların sayısını değil, ismin ifade ettiği özelliğin derecesini belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp be as much of a/an + etiket + as + karşılaştırılan ögedir.
Alıştırma
Cümleyi isim kullanan as...as kalıbı ve beginner sözcüğüyle tamamlayın: Although Mia has practiced for months, she still feels ____ anyone else.
Cevabı göster
as much of a beginner as
get the better of him: ona üstün gelmek
Get the better of someone, birini alt etmek, yenmek veya kontrolü ele geçirmek demektir. Özne bir duygu ya da dürtü olduğunda, bu duygunun kişinin muhakemesinden veya özdenetiminden daha güçlü hâle geldiğini ifade eder. Burada his passions get the better of him, güçlü duyguların davranışlarını yönetmesine izin verdiği anlamına gelir. Yeniden kullanılabilecek kalıp duygu, dürtü, rakip veya zorluk + get the better of + kişidir.
Alıştırma
Cümleyi, öfkenin Leo'nun özdenetimine üstün gelmeye başladığını belirten deyimle tamamlayın: When Leo felt his anger starting to ____, he took a slow breath.
Cevabı göster
get the better of him
be prey to superstition and irrational fear: batıl inanç ve mantık dışı korkunun etkisi altında olmak
be prey to + isim yapısında prey mecaz anlamda kullanılır. Kişi, avlanan bir hayvan olarak değil, zararlı bir şeye karşı savunmasız veya onun kontrolü altında olarak gösterilir. Burada batıl inanç ve mantık dışı korku, onu kontrol eden zararlı güçlerdir. İfade, kişinin bunların etkisini kontrol edemediğini vurgular.
Alıştırma
be prey to ifadesinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: During the emergency, with no reliable information, he ____ panic and wild rumors.
Cevabı göster
was prey to
He's shy whenever he has to meet new people.
2:09Yeni insanlarla tanışmak zorunda kaldığında hep utanır.
don't have to exclude us from the best company.
2:19bizi en iyi topluluklardan dışlamak zorunda olmadığı anlamına gelir.
Sonuç oluşturmak için render + nesne + sıfat
render + nesne + sıfat yapısında render, birini veya bir şeyi belirli bir duruma getirmek ya da o durumda bırakmak anlamına gelir. Burada us nesnedir; unfit ise ortaya çıkan yargıyı anlatan nesne tamamlayıcısıdır. Bu bölüm, söz konusu davranışların konuşan kişileri toplum yaşamına uygunsuz hâle getirmediğini söyler. Buradaki render bir duruma neden olmayı ifade eder; çevirmek, çizmek veya dijital olarak üretmek anlamına gelmez.
Alıştırma
render fiilinin doğru geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: The power cut ____ the security system useless.
Cevabı göster
rendered
Pieter Bruegel ve Felemenk Atasözleri
Pieter Bruegel, 16. yüzyılda yaşamış Flaman bir ressamdı. The Dutch Proverbs bir atasözü kitabının değil, bir tablonun adıdır. Tablo, köy sahnesini atasözlerini hareketleriyle canlandıran insanlarla doldurur. Bu nedenle daha sonra anlatılan tuhaf eylemler rastgele şakalar değildir; insanın tekrar tekrar sergilediği budalalık üzerine görsel mizah örnekleridir.
Alıştırma
Cümledeki göndermeleri en iyi hangi ifade açıklar?
- Pieter Bruegel ressamdır ve The Dutch Proverbs, atasözlerini insan budalalığıyla ilgili komik sahnelere dönüştüren bir tablodur.
- The Dutch Proverbs modern bir komedidir ve Pieter Bruegel başrol oyuncusudur.
- Pieter Bruegel, The Dutch Proverbs adlı kitapta sözler toplayan kurgusal bir karakterdir.
Cevabı göster
Pieter Bruegel ressamdır ve The Dutch Proverbs, atasözlerini insan budalalığıyla ilgili komik sahnelere dönüştüren bir tablodur.
Someone is intently bashing his head against a brick wall. Deyimler
2:54Biri dikkatle kafasını tuğla duvara vuruyor.
bashing his head against a brick wall ifadesinin gerçek ve mecazi anlamı
bash your head against a brick wall, başını gerçekten ve şiddetle bir duvara vurmak gibi tehlikeli bir fiziksel eylemi anlatabilir. Ayrıca bang or beat your head against a brick wall deyimini çağrıştırır. Bu deyim, işe yaramayan bir şeyi denemeyi sürdürmek, giderek daha fazla bunalmak ve neredeyse hiç ilerleyememek anlamına gelir. Burada resimdeki bir kişi bu eylemi gerçekten yapar. Mizah, boşuna çabalama düşüncesinin ardındaki fiziksel görüntünün gözle görülür hâle gelmesinden doğar.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: "In the painting, someone is bashing his head against a brick wall." Bu görüntü neden mizahi olabilir?
- Her zor işin eninde sonunda başarıya ulaşacağını düşündürür.
- Birinin hasarlı duvarı dikkatle onardığını gösterir.
- Tekrarlanan ve boşuna kalan çabalarla ilgili bir deyimin ardındaki eylemi gerçek anlamıyla gösterir.
Cevabı göster
Tekrarlanan ve boşuna kalan çabalarla ilgili bir deyimin ardındaki eylemi gerçek anlamıyla gösterir.
Importantly: birkaç kişiye saldırı değil, hepimizin bir tasviri
Importantly, dinleyiciye yazarın önemli bir yanlış anlamayı düzeltmek üzere olduğunu bildirir. İlk cümle dar bir yorumu reddeder: Resim yalnızca son derece kötü küçük bir insan grubunu eleştirmez. Sonraki cümle amaçlanan yorumu verir. A picture of parts of all of us hem gerçek bir resim hem de herkesin paylaşabileceği akılsızca eğilimlerin mecazi bir tasviri anlamına gelir. Bilgi, “bu sınırlı iddia değil” düşüncesinden “onun yerine bu daha geniş iddia” düşüncesine ilerler.
Alıştırma
İlk cümleden sonra “It's a picture of parts of all of us” nasıl bir işlev görür?
- Mesajı birkaç kötü kişiden herkesin paylaştığı eğilimlere genişletir.
- Resimde gösterilen belirli kötü kişilerin kim olduğunu açıklar.
- Resmin hiçbir eleştiri içermeyen tarafsız bir görüntü olduğunu söyler.
Cevabı göster
Mesajı birkaç kötü kişiden herkesin paylaştığı eğilimlere genişletir.
isn't to reassure ourselves of our own dignity.
3:12kendi onurumuzu kendimize güvence altına almak olmadığını öne sürer.
the way to greater confidence isn't X. It's Y.: X'i reddedip Y'yi önermek
the way to A isn't X. It's Y. kalıbı önce beklenen bir çözümü reddeder, ardından onun yerine yazarın asıl önerisini koyar. Bu güçlü düzeltme, karşıtlığın kolayca takip edilmesini sağlar. Burada X, kendimize saygınlığımız olduğunu söyleyerek güven vermektir. Y ise herkesin bazen gülünç görüneceği gerçeğini zamanla sakin biçimde kabullenmektir. At peace with, bunu sürekli utanç duymadan kabul etmek demektir; kendinden nefret etmek veya kendini küçümsemek anlamına gelmez.
Alıştırma
isn't X. It's Y. düzeltme kalıbını eksiksiz tamamlayın: The way to handle criticism ____ to deny every mistake. ____ to listen and improve.
Cevabı göster
isn't · It's
şimdi…iz ... geçmişte…dik ... gelecekte…olacağız
Cümle üç zaman dilimini paralel bir yapıda sıralar: are ... now şimdiki zamanı anlatır, have been ... in the past konuşmacının şu anki düşüncesiyle bağlantılı geçmiş deneyimlere bakar, will be ... in the future ise geleceğe yönelir. Konuşmacı şimdiki zamandan başlayıp geçmişe bakar ve ardından geleceğe ilerler. Bu, iddiayı geniş kapsamlı ve güçlü gösterir. Idiots sözcüğünün tekrarı mizahi bir toplu öz eleştiri oluşturur: insanlar her zaman aptalca davranabilir; bu, zekâ hakkında kalıcı bir hüküm değildir.
Alıştırma
Cümlede are biçiminden have been biçimine, ardından will be biçimine geçmenin temel etkisi nedir?
- Aptallığı vurgu amacıyla şimdiki, geçmiş ve gelecek zamanlara yayar.
- Tamamlanmış tek bir olayın tarihini düzeltir.
- Idiots sözcüğünün birbiriyle ilgisiz üç anlamını verir.
Cevabı göster
Aptallığı vurgu amacıyla şimdiki, geçmiş ve gelecek zamanlara yayar.
kendimizi zaten doğamız gereği budala olarak görmek
see + object + as + complement yapısında see, gözle görmek değil, birini veya bir şeyi belli bir şekilde değerlendirmek ya da anlamak demektir. Burada öğrenenlerle değerlendirilenler aynı kişiler olduğu için ourselves dönüşlü nesnedir; foolish ise onları tanımlayan tümleçtir. Already ve by nature bu yargıyı güçlendirir: budalalık tek bir yeni hatanın oluşturduğu bir şey değil, önceden var olan ve insan doğasının parçası olan bir özellik gibi sunulur.
Alıştırma
Cümleyi see + object + as + complement yapısıyla tamamlayın: At first, Leo felt out of place, but soon he began to ____ a real member of the team.
Cevabı göster
see himself as
make us look a bit stupid: make + nesne + to almayan yalın fiil
Burada make, make + nesne + to almayan yalın fiil yapısındadır: make us look. Etken yapıda make’den sonra look’un önüne to gelmez. us nesnesi, görünüşü ya da bıraktığı izlenim etkilenen kişileri gösterir. Buradaki look, yalnızca “gözle bakmak” değil, “görünmek” anlamındadır. Make us look a bit stupid, “başkalarının bizi biraz aptal bulmasına yol açmak” demektir. A bit yargıyı yumuşatır ama olumsuz anlamı ortadan kaldırmaz.
Alıştırma
him sözcüğünü nesne olarak kullanıp cümleyi make + nesne + to almayan yalın fiil yapısıyla tamamlayın: “That careless comment could ____ rude to the new client.”
Cevabı göster
make him look
regard us with contempt: tutum bildiren resmî bir yapı
Regard someone with contempt, “bir kişiyi saygıya layık olmadığına dair güçlü bir duyguyla değerlendirmek” anlamına gelir. Regard, “bakmak” veya “değerlendirmek” anlamındaki resmî bir fiildir; with contempt ise bu bakışın arkasındaki tutumu belirtir. Bu cümlede might, tepkinin yol sorulan kişiden geldiği doğrulanmış bir yanıt değil, konuşanın hayal ettiği bir olasılık olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle güçlü bir küçümseme tutumunu anlatmak için regard ... with contempt yapısını doğru kullanıyor?
- The editor wrote a report regarding the dishonest writer.
- The editor regarded the dishonest writer as unreliable.
- The editor regarded the dishonest writer with contempt.
Cevabı göster
The editor regarded the dishonest writer with contempt.
Önceki bir eylemin yerine kullanılan did so
did so ifadesinde did, if yan cümlesinin gerektirdiği fiil biçimini taşır; so ise daha önce sözü edilen eylemin tamamının yerini alır. Burada konuşanları gülünç bulma veya onlara küçümseyerek bakma eylemine gönderme yapar. Önceki eylem olmadan so tek başına tam bir anlam taşımaz. do so kalıbı bütün bir fiil öbeğini tekrarlamayı önler ve cümleyi önceki ifadeye bağlar. do so, did so veya will do so biçimlerinde do değişebilir; so ise bağlamdan bulunabilen aynı eyleme gönderme yapmayı sürdürür.
Alıştırma
turn off the power ifadesini tekrarlamamak için cümleyi do + so kalıbının geçmiş biçimiyle tamamlayın: The safety guide told us to turn off the power, and we immediately ____.
Cevabı göster
did so
wouldn't be news to us: zaten bilinen ve şaşırtıcı olmayan
wouldn't be news to us ifadesinde news, gazete veya medya haberi değil, yeni bilgi anlamındadır. İfade, konuşanların bu varsayımsal olasılığı zaten bildiğini veya beklediğini ve bu nedenle şaşırmayacağını anlatır. be news to someone kalıbı, bir bilginin o kişi için yeni olup olmadığını belirtir. That's not news to me gibi olumsuz biçimler çoğu zaman sakin, kuru veya hafif alaycı bir mesaj taşır: bunu zaten biliyordum.
Alıştırma
Gerçeği zaten bildiğimi göstermek için cümleyi be news to someone kalıbının geçmiş zamanda kısaltılmış olumsuz biçimiyle tamamlayın: Leo said the shop closed at six, but it ____.
Cevabı göster
wasn't news to me
would have its sting substantially removed: duygusal acıyı büyük ölçüde azaltmak
Burada sting mecazidir: deneyip başarısız olmanın verdiği keskin duygusal acıyı anlatır. Risk ortadan kaybolmaz; yalnızca verdiği acı çok daha hafif olur. have + nesne + past participle yapısı, nesnenin bir eyleme maruz kaldığını gösterir. would have its sting removed ifadesinde kaldırılan şey its sting'dir; substantially ise büyük ölçüde anlamına gelir.
Alıştırma
Vurgulanan ifade başarısızlık riski hakkında ne söylüyor?
- Hâlâ vardır ama verdiği duygusal acı büyük ölçüde azalır.
- Tamamen kaybolur ve bir daha geri gelemez.
- Gerçek bir böceğin birini sokmasına neden olur.
Cevabı göster
Hâlâ vardır ama verdiği duygusal acı büyük ölçüde azalır.
stalk us in the shadows of our minds: gizli ve kalıcı bir korku
Stalk sözcüğü gerçek anlamıyla birini gizlice, genellikle tehdit oluşturacak şekilde takip etmek veya ona yaklaşmak demektir. Burada aşağılanma korkusu, bizi sürekli izleyen ve rahatsız eden gizli bir takipçi gibi gösterilir. The shadows of our minds da düşüncelerimizin gizli ve daha az fark edilen kısımlarını anlatan bir mecazdır. stalk öncesindeki no longer, bu iç baskının sona ereceğini gösterir; cümle gerçek bir kovalamacayı anlatmaz.
Alıştırma
Burada stalk us in the shadows of our minds ne anlama geliyor?
- Zihnimiz korkutucu olan her şeyi hatırlamayı bırakır.
- Birisi karanlık bir odada bizi gizlice takip eder.
- Gizli bir korku düşüncelerimizi takip etmeyi ve rahatsız etmeyi sürdürür.
Cevabı göster
Gizli bir korku düşüncelerimizi takip etmeyi ve rahatsız etmeyi sürdürür.
give things a go: başarı garantisi olmadan denemek
give things a go içindeki give something a go deyimi “bir şeyi denemek” anlamına gelir. Burada things, farklı fikirleri veya etkinlikleri kapsayan genel bir nesnedir; go ise “gitmek” anlamında değildir. Bu ifade genellikle denemeyi daha az baskılı gösterir: başarı garanti değildir, ancak harekete geçip ne olacağını görürsünüz. Bu cümlede, başarısızlık normal kabul edildiği için denemeye daha istekli hâle gelmek anlatılır.
Alıştırma
give + nesne + a go yapısını kullanarak ve oyun için it diyerek cümleyi tamamlayın: The new board game looks confusing, but let's ____ before we decide whether we like it.
Cevabı göster
give it a go
every so often: ara sıra ve düzensiz sıklık
Every so often, “ara sıra” veya “zaman zaman” anlamına gelir. Bir şeyin birden fazla kez gerçekleştiğini, ancak sık olmadığını ve sabit bir programa bağlı bulunmadığını anlatır. Burada başta kullanılarak ardından gelen olayın sıklığını belirler ve az rastlanan bir istisnanın geleceğine işaret eder.
Alıştırma
Hangi cümle olayın ara sıra ve sabit bir program olmadan gerçekleştiğini söylüyor?
- We take a different route home every Friday.
- Every so often, we take a different route home.
- We often take a different route home.
Cevabı göster
Every so often, we take a different route home.
factor in: bir unsuru plana veya değerlendirmeye katmak
Burada factored in, “planlama veya değerlendirme sırasında beklenmesi gereken bir şey olarak hesaba katılmış” demektir. Bitmek bilmeyen retler sürpriz değildi; en baştan beklentilere dahil edilmişlerdi. Factor in ayrılabilen bir öbek fiildir. factor in the delay ve factor the delay in yapılarının ikisi de mümkündür; ancak nesne bir zamirse ortaya gelmelidir: factor it in.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Before we choose a delivery date, we need to ____ possible weather delays.
Cevabı göster
factor in
get a raise: maaş zammı almak
Get a raise, işverenden maaş artışı almak anlamına gelir. Bu ifadede raise tekil ve sayılabilen bir isimdir; get ise çalışanın artışı alan kişi olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle Priya'nın işvereninden daha yüksek maaş almaya başladığı anlamına gelir?
- Priya gave Omar a raise after the review.
- Priya raised an issue about pay after the review.
- Priya got a raise after her review.
Cevabı göster
Priya got a raise after her review.
begins with a ritual of telling oneself solemnly
4:25her sabah, güne başlamak için dışarı çıkmadan önce
The road to greater confidence begins with ...: daha fazla özgüvene giden yol ... ile başlar
'The road to greater confidence', özgüven kazanmayı gerçek bir yolda ilerlemek olarak değil, bir yolculuk olarak anlatır. 'Begins with', bu daha uzun sürecin ilk adımını tanıtır. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp 'The road to + hedef + begins with + ilk adım' şeklindedir. Soyut bir hedefe doğru ilerlemenin tek bir somut eylemle başlayabileceğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, dürüst geri bildirimin daha iyi ekip çalışmasına giden uzun sürecin ilk adımı olduğunu anlatır?
- The way to better teamwork is honest feedback.
- The road to better teamwork ends with honest feedback.
- The road to better teamwork begins with honest feedback.
Cevabı göster
The road to better teamwork begins with honest feedback.
heading out: çıkmak veya yola koyulmak
'Head out', bulunulan yerden ayrılıp bir yere doğru yola koyulmak anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Burada 'before heading out for the day', günün etkinliklerine başlamak için dışarı çıkmadan önce anlamındadır; 'head' vücuttaki başı değil, bir eylemi anlatan fiildir. Özne ayrıca belirtilmediğinde 'before' sözcüğünden sonra -ing biçimi olan 'heading' doğal kullanımdır: 'before heading out.'
Alıştırma
Bir iş arkadaşı ofisten ayrılmak üzere. Şimdi yola koyulduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- They're heading out the office now.
- They're heading out now.
- They're heading the office out now.
Cevabı göster
They're heading out now.
mutton-head, cretin, dumbbell ve imbecile: hakaretlerin üst üste sıralanması
Bu dört isim de birini zekâsız ya da aptal göstermek için kullanılan hakaretlerdir. Burada dört ayrı özelliği anlatmak için değil, tek bir yargıyı güçlendirmek için art arda sıralanırlar. Bu bağlamda bu yığılma, gerçek anlamda bir sınıflandırma değil, abartılı ve edebî bir öz alay yaratır. Anlamca yakın birkaç etiket arka arkaya geldiğinde bu yığılmayı vurgu ve anlatım biçimi olarak yorumlayın: Hakareti daha teatral yapar, daha kesin yapmaz.
Alıştırma
Özgün cümledeki etiketler dizisini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Dört kesin tıbbi tanı verir.
- Zekâyı saygılı biçimde anlatmanın dört yolunu sunar.
- Aptallığı abartmak için eski moda hakaretleri üst üste sıralar; bu etiketler tarafsız değildir.
Cevabı göster
Aptallığı abartmak için eski moda hakaretleri üst üste sıralar; bu etiketler tarafsız değildir.