İngilizcede Sıfatların Sıralanışı - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video özeti: Bir öğretmen, İngilizcede sıfatların neden ancak belirli bir sırayla doğal duyulduğunu açıklıyor, OSASCOMP formülünü tanıtıyor ve bunu eğlenceli bir açık artırma örneğiyle gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. opinion, size, age, shape, color, origin, material, and purpose. / OSASCOMP. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Tek bir isimden önce birden fazla sıfat geldiğinde standart sırayı tanıyabilir ve hangi sıfatın önce geleceğine sadece hisle değil, bu kısaltmayla karar verebilirsin. 2. magnificent century-old, exquisitely shaped, vibrant blue, Turkish porcelain vase — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Uzun bir isim öbeğinin görüş, yaş, şekil, renk, köken ve malzeme sırasını nasıl izlediğini görebilir; böylece ayrıntılı betimlemeleri dağınık duyurmadan kurabilirsin. 3. rolled off the tongue? — Deyimler ve mecaz ifadeler: Bunu kelimesi kelimesine çevirmek yerine “söylemesi kolay ve akıcı geldi” anlamında anlayabilir, bir İngilizce ifadenin doğal duyulup duyulmadığını değerlendirirken kullanabilirsin.
Bu derste
that I can use to put these adjectives in order? Kalıp ifadeler
0:09bir formül veya kopya kağıdı var mı?
cheat sheet: hızlı bir başvuru kaynağı
Burada cheat sheet, önemli kuralları özetleyen kısa ve kolayca gözden geçirilebilen bir başvuru kaynağıdır. Konuşan kişi sıfatları sıralarken hızla kontrol edebileceği bir şey istiyor; hile yapmak için kullanılacak bir malzeme istemiyor. Bu ifade dil bilgisi, yazılım komutları, formüller veya işlemlerle ilgili kısa özetler için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede cheat sheet ne anlama geliyor?
- sınav kurallarını çiğnemek için kullanılan bir cevap kâğıdı
- kısa bir başvuru rehberi
- ayrıntılı bir ders kitabı
Cevabı göster
kısa bir başvuru rehberi
put ... in order: sıraya göre düzenlemek
Bu ifade put + nesne + in order kalıbını kullanır. Bir grup şeyi gereken sırayı izleyecek şekilde düzenlemek anlamına gelir. Burada nesne these adjectives, gereken sıra ise sıfatların normal dil bilgisel sırasıdır. Bu kullanımda order, bir sıra veya düzen anlamına gelir; emir ya da yemek siparişi anlamına gelmez.
Alıştırma
put ... in order kalıbını tamamlayın: Please ____ the cards ____ from lowest to highest.
Cevabı göster
put · in order
Ever wondered why a big red balloon sounds right Dilbilgisi
0:18Hiç "a big red balloon"un kulağa neden doğru geldiğini
a big red balloon ile a red big balloon: boyut renkten önce gelir
Bir ismin önünde birden fazla sıfat olduğunda, İngilizce bunları genellikle alışılmış bir sıraya koyar. Burada big boyutu, red ise rengi anlatır; bu yüzden boyut renkten önce gelir: a big red balloon. a red big balloon temelde aynı tür nesneyi anlatır, ancak sıradan bir betimlemede sıfatların dizilişi doğal gelmez. Asıl sorun yeni bir anlam değil, sözcük sırasıdır.
Alıştırma
Hangi cümle İngilizcedeki olağan sıfat sırasını kullanıyor?
- Maya carried a small blue bag.
- Maya carried a bag small blue.
- Maya carried a blue small bag.
Cevabı göster
Maya carried a small blue bag.
Today we're going to talk about adjective order. Anlatım akışı
0:29Bugün sıfat sıralaması hakkında konuşacağız.
Today we're going to talk about ...: konuyu tanıtmak
Today we're going to talk about ... bir dersin, konuşmanın veya videonun konusunu dinleyicilere bildiren bir giriş kalıbıdır. Today içeriği bugünkü oturumla sınırlar, talk about ise ardından gelen konuyu tanıtır. Burada going to, biraz sonra yapılması planlanan şeyi gösterir; birinin bir yere gittiği anlamına gelmez. Konuyu başta söylemek, dinleyicilerin açıklamayı takip etmesini kolaylaştırır.
Alıştırma
Vurgulanan giriş kalıbını kullanarak bu ders girişini tamamlayın: Today ____ planets.
Cevabı göster
we're going to talk about
In this video I will share a secret formula
0:32Bu videoda onları her seferinde mükemmel bir şekilde dizmene yardımcı olacak
that will help you line them up perfectly every time. Öbek fiiller
0:34gizli bir formül paylaşacağım.
line them up: ayrılabilen öbek fiilde nesnenin yeri
Bu cümlede line them up, onları doğru sıraya koymak anlamına gelir. Them sıfatlara gönderme yapar; yani konuşan kişi, sıfatları doğru biçimde sıralamaya yardımcı olan bir kural sunacağını söylüyor. Line up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne them gibi bir zamirse zamir line ile up arasına gelir: line them up. Nesne bir isimse hem line the adjectives up hem de line up the adjectives kullanılabilir.
Alıştırma
Line up ifadesini kullanın ve zamiri doğru yere koyun: Please ____ from shortest to tallest.
Cevabı göster
line them up
opinion, size, age, shape, color, origin, material, purpose ve OSASCOMP: sıfat sırası
OSASCOMP, bir isimden önce gelen sıfat kategorilerinin olağan sırasını hatırlamaya yarar: değerlendirme, boyut, yaş, şekil, renk, köken, malzeme ve amaç. Her harf bir kategoriyi gösterir. Sekiz kategorinin hepsini kullanmanız gerekmez. Farklı kategorilerden birkaç sıfat birlikte kullanıldığında aralarındaki göreli sırayı koruyun. Örneğin lovely small old wooden chair; değerlendirme, boyut, yaş ve malzeme sırasını izler.
Alıştırma
Hangi isim öbeği olağan OSASCOMP sırasını izler?
- a beautiful small old Italian vase
- a small Italian beautiful old vase
- an Italian old small beautiful vase
Cevabı göster
a beautiful small old Italian vase
Absolutely not: kesin ve güçlü bir hayır
Absolutely not, güçlü ve net bir biçimde hayır demenin bir yoludur. Bu cümlede, her sıfat türünü kullanmanın gerekli olmadığı anlamına gelir. Bu cevap şüpheyi ortadan kaldırır ve olası bir yanlış anlamayı düzeltir. Bir fikrin yalnızca düşük bir ihtimal olduğunu söylemek yerine onu tamamen reddetmeniz gerektiğinde de bu kısa cevabı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cevap kesin ve güçlü bir hayır ifade eder?
- Not always.
- Absolutely not.
- Maybe not.
Cevabı göster
Absolutely not.
But even if you want to use three or four adjectives, Dilbilgisi
1:00Ancak üç veya dört sıfat kullanmak isteseniz bile,
it's always nice to know how you can line them up perfectly every time.
1:04onları her seferinde nasıl mükemmel bir şekilde dizebileceğini bilmek her zaman iyidir.
even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if, olası veya hayal edilen bir koşulu belirtir ve ana sonucun aynı kalacağını gösterir. Bu cümlede üç ya da dört sıfat kullanmak istemek, bunların sırasını bilmenin değerini değiştirmez. even sözcüğü bir ödün anlamı ekler: koşul sonucu değiştirebilecekmiş gibi görünebilir, ancak değiştirmez.
Alıştırma
Yol zor olabilir. Bunun kararı değiştirmeyeceğini gösteren bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ the path is difficult, we will finish the walk.
Cevabı göster
Even if
Açık artırma kalıbı olarak going once, going twice, sold to the highest bidder
Bir açık artırmada going once ve going twice, son uyarı olarak kullanılan kalıplaşmış sözlerdir: açık artırmayı yöneten kişi teklifleri kapatmak üzeredir, bu yüzden daha yüksek bir teklif vermek için son fırsattır. Burada going, bir yere gitmek anlamına gelmez. Sold to the highest bidder, teklif sürecinin bittiğini ve eşyanın en yüksek teklifi veren kişiye satıldığını bildirir. Cümlenin tamamı son uyarıdan tamamlanmış satışa geçer.
Alıştırma
Kalıplaşmış açık artırma ifadesini tamamlayın: Going once, ____, sold to the highest bidder.
Cevabı göster
going twice
Kibar bir hitap biçimi olarak ma'am
Ma'am, yetişkin bir kadına hitap etmenin kibar bir yoludur. Thank you, ma'am cümlesinde doğrudan kadına seslenir ve yanıta saygılı, resmî hizmet ortamını çağrıştıran bir ton verir. Madam sözünün kısaltılmış biçimidir, bir isim değildir. Etkisi bölgeye ve duruma bağlıdır: özellikle hizmet veya resmî ortamlarda nazik duyulabilir, ancak başka yerlerde alışılmadık derecede resmî gelebilir ya da yaş çağrışımı yapabilir.
Alıştırma
Şu kullanım ifadesini değerlendirin: Ma'am, İngilizce konuşulan her yerde herhangi bir yetişkin kadına hitap etmenin her zaman doğal bir yoludur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
magnificent ... Turkish porcelain vase ifadesinde sıfat sırası
Ana isim vase sözcüğüdür. Niteleyiciler, genel bir değerlendirmeden nesneyle daha yakından ilişkili özelliklere doğru alışılmış sırayı izler: magnificent görüş bildirir, century-old yaşı, exquisitely shaped biçimi, vibrant blue rengi, Turkish kökeni ve porcelain malzemeyi belirtir. Kullanışlı bir sıra şöyledir: görüş, boyut, yaş, biçim, renk, köken, malzeme, isim. Her kategorinin bulunması gerekmez. Uzun bir ifadede bu sıra anlamayı kolaylaştırır; görüş genellikle isimden daha uzakta, malzeme ise ismin hemen yanında bulunur.
Alıştırma
Dört niteleyicinin hepsini alışılmış sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: They displayed a ____ box. (square / beautiful / wooden / old)
Cevabı göster
beautiful old square wooden
Tireli bir yaş sıfatı olarak century-old
Century-old, yaklaşık yüz yaşında anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Vase sözcüğünden önce gelir ve tek bir yaş niteleyicisi gibi çalışır. Tire, century ile old sözcüklerinin birlikte kullanıldığını gösterir. Bir yüzyıllık yaşı isimden önce belirten bu biçimde century tekil kalır: a century-old vase. a ten-year-old tree ifadesi de aynı yapıyı kullanır. Yaş be fiilinden sonra geldiğinde bunun yerine ölçü bildiren bir ifade kullanılır: The vase is a century old.
Alıştırma
Vurgulanan birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: The town restored a ____ clock that was made about 100 years ago.
Cevabı göster
century-old
destined to be: gelecekteki bir sonuç hakkında dramatik bir tahmin
Destined to be + isim öbeği veya sıfat, bir kişinin ya da şeyin kesin gibi görünen bir biçimde o kimliğe veya sonuca ulaşacağını anlatır. Bu cümlede nesnenin, bir koleksiyoncunun sahip oldukları arasındaki en seçkin parça olacağı öngörülüyor. Bu ifade, will ile kurulan basit bir gelecek anlatımından daha güçlü ve dramatiktir. Kader düşüncesini çağrıştırabilir; ancak övgü veya reklam dilinde çoğu zaman gerçek anlamda kaderden değil, kendinden emin ve abartılı bir tahminden söz eder.
Alıştırma
“Olacağı kesin gibi görünüyor” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: With her courage and patience, Mia is ____ a great leader.
Cevabı göster
destined to be
crown jewel: daha büyük bir grubun en değerli parçası
Crown jewel, daha büyük bir grubun en değerli, en etkileyici veya en çok önem verilen üyesini anlatan bir mecazdır. Bu cümlede nesnenin, bir koleksiyoncunun sahip oldukları arasındaki en dikkat çekici hazine olacağı söyleniyor; gerçek bir taç mücevheri kastedilmiyor. Yaygın kalıp the crown jewel of + koleksiyon, şirket, şehir vb. şeklindedir. Tekil olan bu imge, dikkati olağanüstü bir şeye yöneltir.
Alıştırma
“The old library is the crown jewel of the town,” cümlesinde crown jewel ne anlama gelir?
- kütüphanede saklanan bir kraliyet mücevheri
- taç biçiminde bir bina
- kasabanın en değer verilen ve en etkileyici özelliği
Cevabı göster
kasabanın en değer verilen ve en etkileyici özelliği
you don't have to use all of these adjectives. Dilbilgisi
1:33bu sıfatların hepsini kullanmak zorunda değilsin.
don't have to: gerekli değil, yasak değil
Bu cümlede don't have to, bütün sıfatları kullanmanın gerekli olmadığını belirtir. Konuşan kişi bir seçenek sunuyor; sıfatları kullanmayı yasaklayan bir kural koymuyor. Yapı özne + don't/doesn't have to + fiilin yalın hâlidir. Bir zorunluluğu kaldırır: istersen eylemi yine de yapabilirsin.
Alıştırma
You don't have to use all of these adjectives ne anlama gelir?
- Bu sıfatların her birini kullanmak gerekli değildir.
- Bu sıfatların hiçbirini kullanmana izin verilmez.
- Bu sıfatların her birini kullanmak zorundasın.
Cevabı göster
Bu sıfatların her birini kullanmak gerekli değildir.
But did you notice how smoothly that rolled off the tongue? Deyimler
1:36Ama dilinizden ne kadar pürüzsüz döküldüğünü fark ettin mi?
rolled off the tongue: söylemesi kolay ve doğal
Roll off the tongue, bir sözün kolay ve doğal biçimde söylenmesi anlamına gelen bir deyimdir. Burada rolled geçmiş zamandadır çünkü konuşan kişi az önce söylenen sözler hakkında yorum yapıyor. That, önceki uzun açıklamayı belirtir. Soru, dinleyenin akıcı sese ve ritme dikkat etmesini ister; dilin gerçekten hareket ettiğini hayal etmesini ya da fikrin kolay anlaşılıp anlaşılmadığını değerlendirmesini değil.
Alıştırma
The new name rolls off the tongue ne anlama gelir?
- Neredeyse hatırlıyorum ama henüz söyleyemiyorum.
- Söylemesi kolay ve doğaldır.
- Anlaması zordur.
Cevabı göster
Söylemesi kolay ve doğaldır.
did 17 takes: 17 kayıt denemesi yapmak
Film, video veya ses yapımında a take, bir sahneyi ya da ses bölümünü kaydetme denemesidir. did 17 takes, aynı içeriğin 17 kez canlandırılıp kaydedildiği anlamına gelir. Burada sayının büyüklüğü şakanın bir parçasıdır: bitmiş cümle akıcı duyulur, ama doğru söylemek için kamera arkasında birçok deneme yapılmıştır.
Alıştırma
Video yapımı bağlamında “We did 17 takes” ne anlama gelir?
- 17 nesneyi götürdük.
- 17 farklı video izledik.
- Aynı içeriği 17 kez kaydettik.
Cevabı göster
Aynı içeriği 17 kez kaydettik.
but it's actually what makes that sentence sound natural. Dilbilgisi
1:45ama aslında bu cümlenin kulağa doğal gelmesini sağlayan şeydir.
might seem rigid but it's actually: ilk izlenimi düzeltmek
might seem rigid, sıralamayla ilgili olası bir ilk izlenimi sunar ama bunu son yargı olarak kabul etmez; might bu izlenimi kesin olmayan bir olasılık hâline getirir. Ardından but it's actually bu beklentiyi düzeltir: sıralama yalnızca kısıtlayıcı değildir, cümlenin doğal duyulmasını sağlayan şeydir. Tekrar kullanılabilen X might seem Y, but it's actually Z kalıbı önce bir kaygıyı kabul eder, ardından daha doğru veya önemli görüşü verir. Burada actually yalnızca vurgu yapmaz; beklentinin düzeltildiğini gösterir.
Alıştırma
might seem ... but it's actually ... kalıbını tamamlayın: The rule ____ strict, but it's actually what keeps everyone safe.
Cevabı göster
might seem
makes that sentence sound natural: make + nesne + fiilin yalın hâli
makes that sentence sound natural, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Makes “bir sonuca yol açmak” anlamındadır, that sentence nesnedir ve sound natural ortaya çıkan izlenimi anlatır: biri cümleyi duyduğunda cümle doğal gelir. Burada sound, “kulağa gelmek” anlamındaki bir bağlayıcı fiildir. Ardından naturally zarfı değil, natural sıfatı gelir. Ana fiil makes olsa da make sözcüğünden sonra sound fiilinin yalın hâli kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “duyulduğunda doğal gelmek” anlamındaki iki sözcükle tamamlayın: Good word order makes the sentence ____.
Cevabı göster
sound natural
Breaking the order might make the sentence sound off. Notlar
1:49Sırayı bozmak cümlenin kulağa tuhaf gelmesine neden olabilir.
Breaking the order: özne görevindeki gerund öbeği
Breaking the order, özne görevinde kullanılan bir gerund öbeğidir. -ing biçimindeki breaking, “sıralamayı bozma” eyleminin tamamını konuşulan konu olarak ele almayı sağlar. Cümle daha sonra bu eylemin bir sonuca yol açabileceğini söyler. Bu, şimdiki zamanın sürekli hâli değildir. Breaking sözcüğünden önce be fiilinin bir biçimi yoktur; Breaking the order öbeğinin tamamı might make yapısının öznesidir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir eylemi fikir olarak sunmak için gerund öbeğini özne olarak kullanır?
- Ignoring the warning can cause problems.
- People may ignore the warning when they are busy.
- The warning can be easy to ignore.
Cevabı göster
Ignoring the warning can cause problems.
sound off: kulağa tuhaf veya doğal gelmemek
Burada sound, “işitildiğinde belli bir izlenim vermek” anlamındaki bir bağ fiilidir; off ise “pek doğru olmayan” veya “doğal gelmeyen” anlamında bir sıfattır. make the sentence sound off yapısında bu ifade, alışılmış sırayı bozmanın doğurabileceği sonucu anlatır. Bu kalıp bir izlenimi bildirir: Tam olarak neyin yanlış olduğunu henüz açıklayamasanız bile bir şey tuhaf geliyorsa something sounds off diyebilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümlede sounds off, “doğal değilmiş veya pek doğru değilmiş gibi gelmek” anlamındadır?
- The bell sounded at lunchtime.
- The word order sounds off to me.
- Maya sounded off about the new rule.
Cevabı göster
The word order sounds off to me.
now let's go back and help our secret agent friend.
1:52şimdi geri dönelim ve gizli ajan arkadaşımıza yardım edelim.
Keeping ... makes ...: bir eylem bir sonuç doğurur
Keeping your adjectives in order grubunun tamamı bir eylemi adlandırır ve cümlenin öznesi olarak görev yapar. Bu, -ing biçiminde bir isim-fiil grubudur; şimdiki zamanın süreklilik yapısındaki bir fiilin parçası değildir. Cümlenin geri kalanı make + nesne + sıfat yapısını kullanır: makes + your English + clear and effective. Eylemi yapmanın İngilizceye bu özellikleri kazandırdığını anlatır. Eylemin tamamı tek bir fikir olarak görüldüğü için fiil makes biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi practise fiilinin -ing biçimi ve make fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ English every day ____ your speech clearer.
Cevabı göster
Practising · makes
and you'll nail adjective order every time. Kelime
2:08ve her seferinde sıfat sıralamasını tutturun.
Practice ... and you'll ...: bir eylemi sonucuna bağlamak
Practice this secret formula bir emir cümlesidir: özne olan you açıkça söylenmez ve dinleyiciye hangi eylemi yapması gerektiğini bildirir. And you'll nail ... ise beklenen sonucu verir. Bu kalıpta and yalnızca iki düşünceyi birbirine bağlamaz. Emir cümlesi + and + you'll ... yaklaşık olarak Bunu yaparsan, o zaman... anlamına gelir ve çoğu zaman olumlu, cesaretlendirici bir sonuç bildirir.
Alıştırma
Bir eylemi beklenen sonucuna bağlamak için cümleyi and you'll ile tamamla: Check the map ____ find the quickest route.
Cevabı göster
and you'll
nail adjective order: tam isabetle başarmak
Buradaki nail, bir şeyi çok iyi yapmak veya tam isabetle başarmak anlamına gelen samimi bir fiildir. Nail adjective order, sıfat sıralamasını doğru ve kendinden emin biçimde kullanmak demektir; bir şeyi çiviyle sabitlemek anlamına gelmez. Bu fiil, nail a test veya nail a presentation örneklerinde olduğu gibi görevi ya da performansı nesne olarak alır. Bu cümlede olumlu ve kendinden emin bir ton katar: pratik yapmak başarılı olmanı sağlayacaktır.
Alıştırma
Sam nailed his spelling test cümlesinde nailed ne anlama gelir?
- Onu metal bir çiviyle sabitledi.
- Bitirmeden önce bıraktı.
- Sınavda çok başarılı oldu.
Cevabı göster
Sınavda çok başarılı oldu.
Mission accomplished: bir görevin tamamlandığını duyurmak
“Mission accomplished.”, bir görev veya hedefin başarıyla tamamlandığını belirten kısa ve kalıplaşmış bir ifadedir. Sonucu net biçimde duyurur; daha uzun hâliyle anlatılan düşünce “The mission has been accomplished.” cümlesine denktir. “Mission” mutlaka askerî bir operasyon demek değildir. Bir okul hedefi, oyun mücadelesi, iş görevi ya da küçük bir günlük iş olabilir. Sıradan bir iş için bu ifadeyi kullanmak, gizli ajan veya film repliği gibi eğlenceli bir hava katabilir.
Alıştırma
Hangi durumda “Mission accomplished.” demek en doğaldır?
- Yeni bir ekip mücadelesini açıklamadan önce
- Bir ekip mücadelesini başarıyla bitirdikten sonra
- Ekibin yardıma ihtiyacı olup olmadığını sorarken
Cevabı göster
Bir ekip mücadelesini başarıyla bitirdikten sonra