İngilizcede Sıfatların Sıralanışı - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
266 kelime 142 kel/dk

Video özeti: Bir öğretmen, İngilizcede sıfatların neden ancak belirli bir sırayla doğal duyulduğunu açıklıyor, OSASCOMP formülünü tanıtıyor ve bunu eğlenceli bir açık artırma örneğiyle gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. opinion, size, age, shape, color, origin, material, and purpose. / OSASCOMP. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Tek bir isimden önce birden fazla sıfat geldiğinde standart sırayı tanıyabilir ve hangi sıfatın önce geleceğine sadece hisle değil, bu kısaltmayla karar verebilirsin. 2. magnificent century-old, exquisitely shaped, vibrant blue, Turkish porcelain vase — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Uzun bir isim öbeğinin görüş, yaş, şekil, renk, köken ve malzeme sırasını nasıl izlediğini görebilir; böylece ayrıntılı betimlemeleri dağınık duyurmadan kurabilirsin. 3. rolled off the tongue? — Deyimler ve mecaz ifadeler: Bunu kelimesi kelimesine çevirmek yerine “söylemesi kolay ve akıcı geldi” anlamında anlayabilir, bir İngilizce ifadenin doğal duyulup duyulmadığını değerlendirirken kullanabilirsin.

Bu derste

Hello Ann,

0:06

Merhaba Ann,

is there a formula or a cheat sheet Kelime

0:07

bu sıfatları sıraya koymak için kullanabileceğim

that I can use to put these adjectives in order? Kalıp ifadeler

0:09

bir formül veya kopya kağıdı var mı?

Kelime

cheat sheet: hızlı bir başvuru kaynağı

Burada cheat sheet, önemli kuralları özetleyen kısa ve kolayca gözden geçirilebilen bir başvuru kaynağıdır. Konuşan kişi sıfatları sıralarken hızla kontrol edebileceği bir şey istiyor; hile yapmak için kullanılacak bir malzeme istemiyor. Bu ifade dil bilgisi, yazılım komutları, formüller veya işlemlerle ilgili kısa özetler için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede cheat sheet ne anlama geliyor?

  1. sınav kurallarını çiğnemek için kullanılan bir cevap kâğıdı
  2. kısa bir başvuru rehberi
  3. ayrıntılı bir ders kitabı
Cevabı göster

kısa bir başvuru rehberi

Kalıp ifadeler

put ... in order: sıraya göre düzenlemek

Bu ifade put + nesne + in order kalıbını kullanır. Bir grup şeyi gereken sırayı izleyecek şekilde düzenlemek anlamına gelir. Burada nesne these adjectives, gereken sıra ise sıfatların normal dil bilgisel sırasıdır. Bu kullanımda order, bir sıra veya düzen anlamına gelir; emir ya da yemek siparişi anlamına gelmez.

Alıştırma

put ... in order kalıbını tamamlayın: Please ____ the cards ____ from lowest to highest.

Cevabı göster

put · in order

Ever wondered why a big red balloon sounds right Dilbilgisi

0:18

Hiç "a big red balloon"un kulağa neden doğru geldiğini

but a red big balloon doesn't?

0:21

ama "a red big balloon"un neden gelmediğini merak ettin mi?

Dilbilgisi

a big red balloon ile a red big balloon: boyut renkten önce gelir

Bir ismin önünde birden fazla sıfat olduğunda, İngilizce bunları genellikle alışılmış bir sıraya koyar. Burada big boyutu, red ise rengi anlatır; bu yüzden boyut renkten önce gelir: a big red balloon. a red big balloon temelde aynı tür nesneyi anlatır, ancak sıradan bir betimlemede sıfatların dizilişi doğal gelmez. Asıl sorun yeni bir anlam değil, sözcük sırasıdır.

Alıştırma

Hangi cümle İngilizcedeki olağan sıfat sırasını kullanıyor?

  1. Maya carried a small blue bag.
  2. Maya carried a bag small blue.
  3. Maya carried a blue small bag.
Cevabı göster

Maya carried a small blue bag.

No,

0:23

Hayır,

you've never wondered that?

0:23

bunu hiç merak etmedin mi?

Okay, well still stay.

0:25

Tamam, peki o zaman yine de kal.

Keep watching this video.

0:28

Bu videoyu izlemeye devam et.

Today we're going to talk about adjective order. Anlatım akışı

0:29

Bugün sıfat sıralaması hakkında konuşacağız.

Anlatım akışı

Today we're going to talk about ...: konuyu tanıtmak

Today we're going to talk about ... bir dersin, konuşmanın veya videonun konusunu dinleyicilere bildiren bir giriş kalıbıdır. Today içeriği bugünkü oturumla sınırlar, talk about ise ardından gelen konuyu tanıtır. Burada going to, biraz sonra yapılması planlanan şeyi gösterir; birinin bir yere gittiği anlamına gelmez. Konuyu başta söylemek, dinleyicilerin açıklamayı takip etmesini kolaylaştırır.

Alıştırma

Vurgulanan giriş kalıbını kullanarak bu ders girişini tamamlayın: Today ____ planets.

Cevabı göster

we're going to talk about

In this video I will share a secret formula

0:32

Bu videoda onları her seferinde mükemmel bir şekilde dizmene yardımcı olacak

that will help you line them up perfectly every time. Öbek fiiller

0:34

gizli bir formül paylaşacağım.

Öbek fiiller

line them up: ayrılabilen öbek fiilde nesnenin yeri

Bu cümlede line them up, onları doğru sıraya koymak anlamına gelir. Them sıfatlara gönderme yapar; yani konuşan kişi, sıfatları doğru biçimde sıralamaya yardımcı olan bir kural sunacağını söylüyor. Line up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne them gibi bir zamirse zamir line ile up arasına gelir: line them up. Nesne bir isimse hem line the adjectives up hem de line up the adjectives kullanılabilir.

Alıştırma

Line up ifadesini kullanın ve zamiri doğru yere koyun: Please ____ from shortest to tallest.

Cevabı göster

line them up

In English

0:38

İngilizcede

adjectives follow a specific sequence:

0:39

sıfatlar belirli bir dizilimi takip eder:

opinion, Dilbilgisi

0:42

görüş,

size,

0:43

boyut,

age,

0:44

yaş,

shape,

0:44

şekil,

color,

0:45

renk,

origin,

0:46

köken,

material,

0:47

malzeme,

and purpose.

0:48

ve amaç.

Or OSASCOMP.

0:49

Veya OSASCOMP.

Dilbilgisi

opinion, size, age, shape, color, origin, material, purpose ve OSASCOMP: sıfat sırası

OSASCOMP, bir isimden önce gelen sıfat kategorilerinin olağan sırasını hatırlamaya yarar: değerlendirme, boyut, yaş, şekil, renk, köken, malzeme ve amaç. Her harf bir kategoriyi gösterir. Sekiz kategorinin hepsini kullanmanız gerekmez. Farklı kategorilerden birkaç sıfat birlikte kullanıldığında aralarındaki göreli sırayı koruyun. Örneğin lovely small old wooden chair; değerlendirme, boyut, yaş ve malzeme sırasını izler.

Alıştırma

Hangi isim öbeği olağan OSASCOMP sırasını izler?

  1. a beautiful small old Italian vase
  2. a small Italian beautiful old vase
  3. an Italian old small beautiful vase
Cevabı göster

a beautiful small old Italian vase

Do you need to use all of these adjectives

0:51

Bir şeyi tanımlarken

when you're describing something?

0:53

bu sıfatların hepsini kullanmana gerek var mı?

Absolutely not. Ton ve niyet

0:55

Kesinlikle hayır.

Ton ve niyet

Absolutely not: kesin ve güçlü bir hayır

Absolutely not, güçlü ve net bir biçimde hayır demenin bir yoludur. Bu cümlede, her sıfat türünü kullanmanın gerekli olmadığı anlamına gelir. Bu cevap şüpheyi ortadan kaldırır ve olası bir yanlış anlamayı düzeltir. Bir fikrin yalnızca düşük bir ihtimal olduğunu söylemek yerine onu tamamen reddetmeniz gerektiğinde de bu kısa cevabı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cevap kesin ve güçlü bir hayır ifade eder?

  1. Not always.
  2. Absolutely not.
  3. Maybe not.
Cevabı göster

Absolutely not.

We usually only use two or three adjectives

0:56

Genellikle bir şeyi tanımlamak için

to describe something.

0:59

sadece iki veya üç sıfat kullanırız.

But even if you want to use three or four adjectives, Dilbilgisi

1:00

Ancak üç veya dört sıfat kullanmak isteseniz bile,

it's always nice to know how you can line them up perfectly every time.

1:04

onları her seferinde nasıl mükemmel bir şekilde dizebileceğini bilmek her zaman iyidir.

Dilbilgisi

even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul

Even if, olası veya hayal edilen bir koşulu belirtir ve ana sonucun aynı kalacağını gösterir. Bu cümlede üç ya da dört sıfat kullanmak istemek, bunların sırasını bilmenin değerini değiştirmez. even sözcüğü bir ödün anlamı ekler: koşul sonucu değiştirebilecekmiş gibi görünebilir, ancak değiştirmez.

Alıştırma

Yol zor olabilir. Bunun kararı değiştirmeyeceğini gösteren bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ the path is difficult, we will finish the walk.

Cevabı göster

Even if

So, for instance,

1:07

Yani, örneğin,

going once, Kültür

1:09

satıyorum,

going twice,

1:10

satıyorum,

sold to the highest bidder.

1:12

en yüksek teklifi verene satıldı.

Kültür

Açık artırma kalıbı olarak going once, going twice, sold to the highest bidder

Bir açık artırmada going once ve going twice, son uyarı olarak kullanılan kalıplaşmış sözlerdir: açık artırmayı yöneten kişi teklifleri kapatmak üzeredir, bu yüzden daha yüksek bir teklif vermek için son fırsattır. Burada going, bir yere gitmek anlamına gelmez. Sold to the highest bidder, teklif sürecinin bittiğini ve eşyanın en yüksek teklifi veren kişiye satıldığını bildirir. Cümlenin tamamı son uyarıdan tamamlanmış satışa geçer.

Alıştırma

Kalıplaşmış açık artırma ifadesini tamamlayın: Going once, ____, sold to the highest bidder.

Cevabı göster

going twice

Thank you, ma'am. Kelime

1:15

Teşekkür ederim, hanımefendi.

Kelime

Kibar bir hitap biçimi olarak ma'am

Ma'am, yetişkin bir kadına hitap etmenin kibar bir yoludur. Thank you, ma'am cümlesinde doğrudan kadına seslenir ve yanıta saygılı, resmî hizmet ortamını çağrıştıran bir ton verir. Madam sözünün kısaltılmış biçimidir, bir isim değildir. Etkisi bölgeye ve duruma bağlıdır: özellikle hizmet veya resmî ortamlarda nazik duyulabilir, ancak başka yerlerde alışılmadık derecede resmî gelebilir ya da yaş çağrışımı yapabilir.

Alıştırma

Şu kullanım ifadesini değerlendirin: Ma'am, İngilizce konuşulan her yerde herhangi bir yetişkin kadına hitap etmenin her zaman doğal bir yoludur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Next,

1:16

Sırada,

behold this magnificent Dilbilgisi

1:17

bu muhteşem,

century-old, Kelime

1:20

asırlık,

exquisitely shaped,

1:21

zarif şekilli,

vibrant blue,

1:23

canlı mavi renkli,

Turkish porcelain vase

1:24

Türk porselen vazosunu görün

Dilbilgisi

magnificent ... Turkish porcelain vase ifadesinde sıfat sırası

Ana isim vase sözcüğüdür. Niteleyiciler, genel bir değerlendirmeden nesneyle daha yakından ilişkili özelliklere doğru alışılmış sırayı izler: magnificent görüş bildirir, century-old yaşı, exquisitely shaped biçimi, vibrant blue rengi, Turkish kökeni ve porcelain malzemeyi belirtir. Kullanışlı bir sıra şöyledir: görüş, boyut, yaş, biçim, renk, köken, malzeme, isim. Her kategorinin bulunması gerekmez. Uzun bir ifadede bu sıra anlamayı kolaylaştırır; görüş genellikle isimden daha uzakta, malzeme ise ismin hemen yanında bulunur.

Alıştırma

Dört niteleyicinin hepsini alışılmış sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: They displayed a ____ box. (square / beautiful / wooden / old)

Cevabı göster

beautiful old square wooden

Kelime

Tireli bir yaş sıfatı olarak century-old

Century-old, yaklaşık yüz yaşında anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Vase sözcüğünden önce gelir ve tek bir yaş niteleyicisi gibi çalışır. Tire, century ile old sözcüklerinin birlikte kullanıldığını gösterir. Bir yüzyıllık yaşı isimden önce belirten bu biçimde century tekil kalır: a century-old vase. a ten-year-old tree ifadesi de aynı yapıyı kullanır. Yaş be fiilinden sonra geldiğinde bunun yerine ölçü bildiren bir ifade kullanılır: The vase is a century old.

Alıştırma

Vurgulanan birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: The town restored a ____ clock that was made about 100 years ago.

Cevabı göster

century-old

destined to be the crown jewel Notlar

1:27

herhangi bir koleksiyoncunun malikanesinin

of any collector's estate.

1:30

baş tacı olmaya aday.

Kalıp ifadeler

destined to be: gelecekteki bir sonuç hakkında dramatik bir tahmin

Destined to be + isim öbeği veya sıfat, bir kişinin ya da şeyin kesin gibi görünen bir biçimde o kimliğe veya sonuca ulaşacağını anlatır. Bu cümlede nesnenin, bir koleksiyoncunun sahip oldukları arasındaki en seçkin parça olacağı öngörülüyor. Bu ifade, will ile kurulan basit bir gelecek anlatımından daha güçlü ve dramatiktir. Kader düşüncesini çağrıştırabilir; ancak övgü veya reklam dilinde çoğu zaman gerçek anlamda kaderden değil, kendinden emin ve abartılı bir tahminden söz eder.

Alıştırma

“Olacağı kesin gibi görünüyor” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: With her courage and patience, Mia is ____ a great leader.

Cevabı göster

destined to be

Deyimler

crown jewel: daha büyük bir grubun en değerli parçası

Crown jewel, daha büyük bir grubun en değerli, en etkileyici veya en çok önem verilen üyesini anlatan bir mecazdır. Bu cümlede nesnenin, bir koleksiyoncunun sahip oldukları arasındaki en dikkat çekici hazine olacağı söyleniyor; gerçek bir taç mücevheri kastedilmiyor. Yaygın kalıp the crown jewel of + koleksiyon, şirket, şehir vb. şeklindedir. Tekil olan bu imge, dikkati olağanüstü bir şeye yöneltir.

Alıştırma

“The old library is the crown jewel of the town,” cümlesinde crown jewel ne anlama gelir?

  1. kütüphanede saklanan bir kraliyet mücevheri
  2. taç biçiminde bir bina
  3. kasabanın en değer verilen ve en etkileyici özelliği
Cevabı göster

kasabanın en değer verilen ve en etkileyici özelliği

Obviously,

1:32

Açıkçası,

you don't have to use all of these adjectives. Dilbilgisi

1:33

bu sıfatların hepsini kullanmak zorunda değilsin.

Dilbilgisi

don't have to: gerekli değil, yasak değil

Bu cümlede don't have to, bütün sıfatları kullanmanın gerekli olmadığını belirtir. Konuşan kişi bir seçenek sunuyor; sıfatları kullanmayı yasaklayan bir kural koymuyor. Yapı özne + don't/doesn't have to + fiilin yalın hâlidir. Bir zorunluluğu kaldırır: istersen eylemi yine de yapabilirsin.

Alıştırma

You don't have to use all of these adjectives ne anlama gelir?

  1. Bu sıfatların her birini kullanmak gerekli değildir.
  2. Bu sıfatların hiçbirini kullanmana izin verilmez.
  3. Bu sıfatların her birini kullanmak zorundasın.
Cevabı göster

Bu sıfatların her birini kullanmak gerekli değildir.

But did you notice how smoothly that rolled off the tongue? Deyimler

1:36

Ama dilinizden ne kadar pürüzsüz döküldüğünü fark ettin mi?

Deyimler

rolled off the tongue: söylemesi kolay ve doğal

Roll off the tongue, bir sözün kolay ve doğal biçimde söylenmesi anlamına gelen bir deyimdir. Burada rolled geçmiş zamandadır çünkü konuşan kişi az önce söylenen sözler hakkında yorum yapıyor. That, önceki uzun açıklamayı belirtir. Soru, dinleyenin akıcı sese ve ritme dikkat etmesini ister; dilin gerçekten hareket ettiğini hayal etmesini ya da fikrin kolay anlaşılıp anlaşılmadığını değerlendirmesini değil.

Alıştırma

The new name rolls off the tongue ne anlama gelir?

  1. Neredeyse hatırlıyorum ama henüz söyleyemiyorum.
  2. Söylemesi kolay ve doğaldır.
  3. Anlaması zordur.
Cevabı göster

Söylemesi kolay ve doğaldır.

You did?

1:39

Ettin mi?

Great,

1:40

Harika,

because we did 17 takes. Kültür

1:40

çünkü 17 çekim yaptık.

Kültür

did 17 takes: 17 kayıt denemesi yapmak

Film, video veya ses yapımında a take, bir sahneyi ya da ses bölümünü kaydetme denemesidir. did 17 takes, aynı içeriğin 17 kez canlandırılıp kaydedildiği anlamına gelir. Burada sayının büyüklüğü şakanın bir parçasıdır: bitmiş cümle akıcı duyulur, ama doğru söylemek için kamera arkasında birçok deneme yapılmıştır.

Alıştırma

Video yapımı bağlamında “We did 17 takes” ne anlama gelir?

  1. 17 nesneyi götürdük.
  2. 17 farklı video izledik.
  3. Aynı içeriği 17 kez kaydettik.
Cevabı göster

Aynı içeriği 17 kez kaydettik.

Now, this order might seem rigid Anlatım akışı

1:43

Şimdi, bu sıralama katı görünebilir

but it's actually what makes that sentence sound natural. Dilbilgisi

1:45

ama aslında bu cümlenin kulağa doğal gelmesini sağlayan şeydir.

Anlatım akışı

might seem rigid but it's actually: ilk izlenimi düzeltmek

might seem rigid, sıralamayla ilgili olası bir ilk izlenimi sunar ama bunu son yargı olarak kabul etmez; might bu izlenimi kesin olmayan bir olasılık hâline getirir. Ardından but it's actually bu beklentiyi düzeltir: sıralama yalnızca kısıtlayıcı değildir, cümlenin doğal duyulmasını sağlayan şeydir. Tekrar kullanılabilen X might seem Y, but it's actually Z kalıbı önce bir kaygıyı kabul eder, ardından daha doğru veya önemli görüşü verir. Burada actually yalnızca vurgu yapmaz; beklentinin düzeltildiğini gösterir.

Alıştırma

might seem ... but it's actually ... kalıbını tamamlayın: The rule ____ strict, but it's actually what keeps everyone safe.

Cevabı göster

might seem

Dilbilgisi

makes that sentence sound natural: make + nesne + fiilin yalın hâli

makes that sentence sound natural, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Makes “bir sonuca yol açmak” anlamındadır, that sentence nesnedir ve sound natural ortaya çıkan izlenimi anlatır: biri cümleyi duyduğunda cümle doğal gelir. Burada sound, “kulağa gelmek” anlamındaki bir bağlayıcı fiildir. Ardından naturally zarfı değil, natural sıfatı gelir. Ana fiil makes olsa da make sözcüğünden sonra sound fiilinin yalın hâli kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “duyulduğunda doğal gelmek” anlamındaki iki sözcükle tamamlayın: Good word order makes the sentence ____.

Cevabı göster

sound natural

Breaking the order might make the sentence sound off. Notlar

1:49

Sırayı bozmak cümlenin kulağa tuhaf gelmesine neden olabilir.

Dilbilgisi

Breaking the order: özne görevindeki gerund öbeği

Breaking the order, özne görevinde kullanılan bir gerund öbeğidir. -ing biçimindeki breaking, “sıralamayı bozma” eyleminin tamamını konuşulan konu olarak ele almayı sağlar. Cümle daha sonra bu eylemin bir sonuca yol açabileceğini söyler. Bu, şimdiki zamanın sürekli hâli değildir. Breaking sözcüğünden önce be fiilinin bir biçimi yoktur; Breaking the order öbeğinin tamamı might make yapısının öznesidir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir eylemi fikir olarak sunmak için gerund öbeğini özne olarak kullanır?

  1. Ignoring the warning can cause problems.
  2. People may ignore the warning when they are busy.
  3. The warning can be easy to ignore.
Cevabı göster

Ignoring the warning can cause problems.

Kelime

sound off: kulağa tuhaf veya doğal gelmemek

Burada sound, “işitildiğinde belli bir izlenim vermek” anlamındaki bir bağ fiilidir; off ise “pek doğru olmayan” veya “doğal gelmeyen” anlamında bir sıfattır. make the sentence sound off yapısında bu ifade, alışılmış sırayı bozmanın doğurabileceği sonucu anlatır. Bu kalıp bir izlenimi bildirir: Tam olarak neyin yanlış olduğunu henüz açıklayamasanız bile bir şey tuhaf geliyorsa something sounds off diyebilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümlede sounds off, “doğal değilmiş veya pek doğru değilmiş gibi gelmek” anlamındadır?

  1. The bell sounded at lunchtime.
  2. The word order sounds off to me.
  3. Maya sounded off about the new rule.
Cevabı göster

The word order sounds off to me.

Okay,

1:52

Tamam,

now let's go back and help our secret agent friend.

1:52

şimdi geri dönelim ve gizli ajan arkadaşımıza yardım edelim.

Now, activate OSASCOMP.

1:56

Şimdi, OSASCOMP'u etkinleştirin.

Much better.

2:02

Çok daha iyi.

Keeping your adjectives in order Dilbilgisi

2:03

Sıfatlarınızı sırayla kullanmak

makes your English clear and effective.

2:04

İngilizcenizi net ve etkili hale getirir.

Dilbilgisi

Keeping ... makes ...: bir eylem bir sonuç doğurur

Keeping your adjectives in order grubunun tamamı bir eylemi adlandırır ve cümlenin öznesi olarak görev yapar. Bu, -ing biçiminde bir isim-fiil grubudur; şimdiki zamanın süreklilik yapısındaki bir fiilin parçası değildir. Cümlenin geri kalanı make + nesne + sıfat yapısını kullanır: makes + your English + clear and effective. Eylemi yapmanın İngilizceye bu özellikleri kazandırdığını anlatır. Eylemin tamamı tek bir fikir olarak görüldüğü için fiil makes biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi practise fiilinin -ing biçimi ve make fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: ____ English every day ____ your speech clearer.

Cevabı göster

Practising · makes

Practice this secret formula Dilbilgisi

2:06

Bu gizli formülü pratik edin

and you'll nail adjective order every time. Kelime

2:08

ve her seferinde sıfat sıralamasını tutturun.

Dilbilgisi

Practice ... and you'll ...: bir eylemi sonucuna bağlamak

Practice this secret formula bir emir cümlesidir: özne olan you açıkça söylenmez ve dinleyiciye hangi eylemi yapması gerektiğini bildirir. And you'll nail ... ise beklenen sonucu verir. Bu kalıpta and yalnızca iki düşünceyi birbirine bağlamaz. Emir cümlesi + and + you'll ... yaklaşık olarak Bunu yaparsan, o zaman... anlamına gelir ve çoğu zaman olumlu, cesaretlendirici bir sonuç bildirir.

Alıştırma

Bir eylemi beklenen sonucuna bağlamak için cümleyi and you'll ile tamamla: Check the map ____ find the quickest route.

Cevabı göster

and you'll

Kelime

nail adjective order: tam isabetle başarmak

Buradaki nail, bir şeyi çok iyi yapmak veya tam isabetle başarmak anlamına gelen samimi bir fiildir. Nail adjective order, sıfat sıralamasını doğru ve kendinden emin biçimde kullanmak demektir; bir şeyi çiviyle sabitlemek anlamına gelmez. Bu fiil, nail a test veya nail a presentation örneklerinde olduğu gibi görevi ya da performansı nesne olarak alır. Bu cümlede olumlu ve kendinden emin bir ton katar: pratik yapmak başarılı olmanı sağlayacaktır.

Alıştırma

Sam nailed his spelling test cümlesinde nailed ne anlama gelir?

  1. Onu metal bir çiviyle sabitledi.
  2. Bitirmeden önce bıraktı.
  3. Sınavda çok başarılı oldu.
Cevabı göster

Sınavda çok başarılı oldu.

Hello.

2:11

Merhaba.

Mission accomplished. Kalıp ifadeler

2:12

Görev tamamlandı.

Kalıp ifadeler

Mission accomplished: bir görevin tamamlandığını duyurmak

“Mission accomplished.”, bir görev veya hedefin başarıyla tamamlandığını belirten kısa ve kalıplaşmış bir ifadedir. Sonucu net biçimde duyurur; daha uzun hâliyle anlatılan düşünce “The mission has been accomplished.” cümlesine denktir. “Mission” mutlaka askerî bir operasyon demek değildir. Bir okul hedefi, oyun mücadelesi, iş görevi ya da küçük bir günlük iş olabilir. Sıradan bir iş için bu ifadeyi kullanmak, gizli ajan veya film repliği gibi eğlenceli bir hava katabilir.

Alıştırma

Hangi durumda “Mission accomplished.” demek en doğaldır?

  1. Yeni bir ekip mücadelesini açıklamadan önce
  2. Bir ekip mücadelesini başarıyla bitirdikten sonra
  3. Ekibin yardıma ihtiyacı olup olmadığını sorarken
Cevabı göster

Bir ekip mücadelesini başarıyla bitirdikten sonra