Renkler bizi nasıl etkiler - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
923 kelime 169 kel/dk

Video özeti: Neil ve Georgina renklerin duyguları nasıl etkilediğini konuşuyor; ışığın beyindeki dalga boylarından, karantina döneminde insanların uyarım hissi için evlerinde daha parlak tonlar kullanmasına kadar ilerliyorlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. wavelength — Kelime anlamı ve kullanım düzeyi: Bu temel bilim terimini, yan yana bulunan ses ya da ışık dalgaları arasındaki mesafe olarak anlayarak ışık değiştikçe gördüğümüz renklerin nasıl değiştiğine dair açıklamayı daha rahat takip edersin. 2. lift our mood. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Renklerin, müziğin, etkinliklerin veya iyi haberlerin insanı daha neşeli ya da olumlu hissettirdiğini söylemek için doğal bir eşdizim öğrenirsin. 3. a little too bright for me. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bir rengin veya tarzın kişisel zevkine pek uymadığını, kaba ya da küçümseyici görünmeden yumuşak ve nazik biçimde ifade etmeyi fark edersin.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, BBC Learning English'ten Six Minute English'tesiniz.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Georgina.

0:12

Ve ben Georgina.

This is the program where we hope to add some color to your life Deyimler

0:14

Bu, hayatınıza biraz renk katmayı umduğumuz,

by talking about an interesting subject

0:17

ilginç bir konu hakkında konuşarak

and teaching you some useful vocabulary.

0:19

ve size bazı faydalı kelimeler öğreterek hazırladığımız bir program.

Deyimler

add some color to your life: hayatı daha ilginç kılmak

Add some color to your life, hayatı gerçekten boyamak anlamına gelmez. Günlük hayatı daha ilginç, çeşitli veya canlı hâle getirmek demektir. Burada color olumlu bir benzetmedir. Programın konusu da color olduğu için ifade hafif bir kelime oyunu oluşturur: program, color kelimesinden söz ederken hayata daha fazla ilgi ve canlılık katmayı vaat eder.

Alıştırma

Hangi cümlede add some color, hayatı daha ilginç hâle getirmek anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?

  1. Please add some color to the blank poster.
  2. The traffic light changed color.
  3. A new hobby can add some color to your life.
Cevabı göster

A new hobby can add some color to your life.

And color is what we're talking about today. Anlatım akışı

0:22

Ve bugün konuştuğumuz konu tam olarak renk.

Anlatım akışı

what we're talking about today: bugünün konusunu belirtmek

what we're talking about today içindeki what, “... olan şey” anlamına gelir. İfadenin tamamı “bugün hakkında konuştuğumuz şey” demektir ve bir soru değil, isim öbeği gibi görev yapar. X is what ... kalıbı önce X'i söyler, ardından onu konu olarak tanımlar. Böylece X açıkça vurgulanır. Bu yapı bir dersin, konuşmanın veya programın konusunu duyurmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

“Recycling is what we're talking about today,” cümlesinde what yan cümlesinin görevi nedir?

  1. Geri dönüşümü bugünün konusu olarak tanımlar.
  2. Birinden geri dönüşüm kutusu seçmesini ister.
  3. Konuşmanın dün gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Geri dönüşümü bugünün konusu olarak tanımlar.

What's your favorite color, Neil?

0:25

En sevdiğin renk nedir, Neil?

Oh, I like green.

0:27

Oh, ben yeşili severim.

A fresh bold color that reminds me of nature. Kalıp ifadeler

0:28

Bana doğayı hatırlatan taze ve cesur bir renk.

Kalıp ifadeler

reminds me of: birine bir şeyi hatırlatmak

Remind someone of something, bir kişi, nesne, ses veya deneyimin birine başka bir kişiyi ya da şeyi düşündürmesi demektir. Burada renk, konuşan kişiye doğayı düşündürüyor. Kalıp remind + kişi + of + kişi/şey biçimindedir: reminds + me + of nature. Akla gelen şeyden önce of kullanılmalıdır.

Alıştırma

Remind someone of something kalıbındaki eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: This song reminds me ____ our summer holiday.

Cevabı göster

of

It can have a calming effect. Kalıp ifadeler

0:32

Sakinleştirici bir etkisi olabiliyor.

Kalıp ifadeler

have a calming effect: sakinlik hissi oluşturmak

Have a calming effect, sakinlik hissi oluşturmak demektir. Burada have üretmek anlamındadır; calming ise bunun nasıl bir etki olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp have a/an + sıfat + effect biçimindedir. Renklerin, seslerin, ışığın, yerlerin veya etkinliklerin insanları nasıl etkilediğini anlatmak için doğaldır.

Alıştırma

Bu sesin sakinlik hissi oluşturduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. This sound has a calming effect.
  2. This sound has a calming affect.
Cevabı göster

This sound has a calming effect.

And you?

0:34

Peki ya senin?

It's got to be blue. Ton ve niyet

0:35

Kesinlikle mavi olmalı.

Ton ve niyet

It's got to be ile emin bir cevap verme

Burada It's got to be blue, konuşanın maviyi seçtiğinden çok emin olduğu kişisel bir cevaptır. Birinin renk hakkında bir kural koyduğu anlamına gelmez. Konuşmada It's got to be + cevap, bir seçimi, tahmini veya sonucu apaçık cevap olarak sunabilir. got to ifadesinin kesin bir yargı mı yoksa gerçek bir zorunluluk mu belirttiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Yargılayın: “My favorite snack? It's got to be popcorn,” cümlesindeki got to, bir kuralın konuşanı patlamış mısırı seçmeye zorladığı anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

It reminds me of the sea, the sky,

0:36

Bana denizi, gökyüzünü,

and holidays, of course.

0:38

ve tabii ki tatilleri hatırlatıyor.

Color, no matter which one we prefer, Dilbilgisi

0:40

Hangi rengi tercih edersek edelim, renkler,

affects how we feel.

0:42

nasıl hissettiğimizi etkiler.

Dilbilgisi

no matter which one we prefer: seçim değişse de sonuç aynı

Araya eklenen no matter which one we prefer yan cümlesi, “en çok hangisini seversek sevelim” anlamına gelir. Olası bütün renk seçimlerini kapsar ve ana düşüncenin geçerli kalacağını gösterir. Burada one, color sözcüğünün yerini tutar. Yan cümle iki virgül arasında bulunurken ana mesajı Color ... affects how we feel taşır. Her seçimde sonuç aynı kaldığında no matter which kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: ____ route we take, we will reach the park.

Cevabı göster

No matter which

And we'll be talking about that soon.

0:45

Ve birazdan bunun hakkında konuşacağız.

But not before I challenge you to answer my quiz question, Georgina. Anlatım akışı

0:47

Ama önce sana bilgi yarışması sorumu sormalıyım, Georgina.

Anlatım akışı

But not before I challenge you: önce araya bir adım eklemek

Burada but not before I challenge you, daha önce duyurulan sonraki bölüme ancak konuşmacı Georgina’ya bir soru yönelttikten sonra geçileceğini anlatır. Baştaki but, daha sonra gelecek bu bölüme bağlanır; bu nedenle ifade “Dur, önce bir şey daha” işlevi görür. Bu kalıp bilgi akışını düzenler: önce sırada ne olduğu söylenir, ardından but not before + olay kullanılarak daha önce gerçekleşmesi gereken bir adım araya sokulur.

Alıştırma

but not before I challenge you ifadesi cümlede ne işe yarıyor?

  1. Sorunun diğer her şeyden sonra sorulduğunu söyler.
  2. Konuşmacının önce bir soru yöneltebilmesi için sonraki adımı kısa süreliğine durdurur.
  3. Sorunun hiçbir zaman sorulmayacağını söyler.
Cevabı göster

Konuşmacının önce bir soru yöneltebilmesi için sonraki adımı kısa süreliğine durdurur.

And it's a science question.

0:51

Ve bu bir bilim sorusu.

Do you know what the splitting of white light into its different colors is called? Kültür

0:53

Beyaz ışığın farklı renklerine ayrılmasına ne denir biliyor musun?

Kültür

Beyaz ışığın farklı renklere ayrılması: dispersion

The splitting of white light into its different colors, beyaz ışığın ayrılarak onu oluşturan renklerin görünür hâle gelmesini anlatır. Bu sürecin bilimsel adı dispersion, yani ışığın dağılımıdır. the splitting of X into Y isim yapısında X ayrılan şey, Y ise ortaya çıkan sonuçtur. Burada beyaz ışık çeşitli renklere ayrılır.

Alıştırma

Beyaz ışığın farklı renklere ayrılmasını hangi terim adlandırır?

  1. refraction
  2. dispersion
  3. reflection
Cevabı göster

dispersion

Is it A, dispersion,

0:59

A, saçılma (dispersion) mı,

B, reflection, or C, refraction?

1:01

B, yansıma (reflection) mı, yoksa C, kırılma (refraction) mı?

Um, well, I'm not a scientist,

1:06

Hmm, pekala, ben bir bilim insanı değilim,

so I'll have to guess as C, refraction.

1:08

bu yüzden C, kırılma olduğunu tahmin etmeliyim.

Okay, I'll reveal the right answer later on. Kalıp ifadeler

1:11

Tamam, doğru cevabı daha sonra açıklayacağım.

Kalıp ifadeler

reveal the right answer later on: doğru cevabı daha sonra açıklamak

reveal the right answer ifadesinde right “doğru”, reveal ise önceden gizli tutulan bir bilgiyi açıklamak demektir. Burada reveal, say fiilinden daha güçlüdür; çünkü cevabın o ana kadar bilinmediğini düşündürür. Later on, belirli bir saat vermeden “daha sonra” demektir. İfadenin tamamı cevabı erteleyip merak yaratır.

Alıştırma

Hangi cümle doğru cevabın daha sonra açıklanacağını doğal biçimde anlatır?

  1. The quiz host revealed the right answer before the quiz began.
  2. The quiz host will reveal the right answer later on.
  3. The quiz host will keep the right answer secret forever.
Cevabı göster

The quiz host will reveal the right answer later on.

But now, let's talk more about color.

1:14

Ama şimdi, renkler hakkında daha fazla konuşalım.

Color can represent many different things,

1:18

Renkler birçok farklı şeyi temsil edebilir,

depending on where you come from. Kültür

1:20

nereden geldiğinize bağlı olarak.

Kültür

depending on where you come from: kültürünüze veya yetiştiğiniz ortama bağlı olarak

Depending on, bir şeyin değişmesine yol açabilecek etkeni belirtir. Burada where you come from, az önce geldiğiniz yeri veya şu anki konumunuzu değil, kültürünüzü ya da yetiştiğiniz ortamı anlatır. Cümle, aynı rengin farklı kültürlerde farklı anlamlar taşıyabileceğini söyler. Daha genel olarak bu ifade, geleneklerin veya yorumların gruplar arasında neden değiştiğini açıklayabilir.

Alıştırma

Bu cümlede where you come from esas olarak neyi anlatıyor?

  1. kültürünüz veya yetiştiğiniz ortam
  2. haritadaki mevcut konumunuz
  3. az önce çıktığınız oda
Cevabı göster

kültürünüz veya yetiştiğiniz ortam

You can be green with envy, Deyimler

1:22

Başkasının sahip olduğuna özenip 'kıskançlıktan yeşerebilirsiniz' (green with envy),

wishing you had what someone else had.

1:25

ya da başkasının sahip olduğunu dileyerek.

Deyimler

be green with envy: çok kıskanmak

Be green with envy, bir başkasında sizin istediğiniz bir şey olduğu için çok kıskanmak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki green mecazidir; gerçek bir rengi anlatmaz. Kalıp be + green with envy şeklindedir. I am green with envy veya she was green with envy örneklerinde olduğu gibi be, özneye ve zamana göre değiştirilir.

Alıştırma

Çok kıskanmak anlamındaki renk deyimiyle cümleyi tamamlayın: Sam was ____ when he saw his friend's new tree house.

Cevabı göster

green with envy

And someone can feel blue, so feel depressed. Deyimler

1:27

Ya da 'mavi hissedebilir' (feel blue), yani depresif olabilirsiniz.

Deyimler

feel blue: üzgün veya morali bozuk hissetmek

Feel blue, üzgün veya morali bozuk hissetmek anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki blue gerçek bir rengi değil, bir duyguyu anlatır. Fiil, özneye ve zamana göre değişir: I feel blue, she feels blue ve they felt blue. Bu deyim çoğu zaman geçici bir moral bozukluğunu anlatır.

Alıştırma

Üzgün hissetmek anlamındaki renk deyimiyle cümleyi tamamlayın: I sometimes ____ when I miss my family.

Cevabı göster

feel blue

We choose colors to express ourselves in what we wear or how we decorate our home. Kalıp ifadeler

1:30

Giyindiklerimizde veya evimizi dekore etme biçimimizde kendimizi ifade etmek için renkleri seçeriz.

Kalıp ifadeler

express ourselves: kim olduğumuzu göstermek

Express ourselves, duygularımızı, fikirlerimizi, zevklerimizi veya kimliğimizi göstermek anlamına gelir. Bu cümlede kıyafetlerde ve ev dekorasyonunda yapılan renk seçimleri, bu seçimleri yapan kişiler hakkında bir şey gösterir. Express yalnızca konuşarak anlatmak demek değildir. Genel express oneself yapısı; sözcükler, sanat, kıyafetler, müzik veya davranışlarla kim olduğumuzu göstermeyi anlatabilir.

Alıştırma

“Kim olduğumuzu göstermek” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: We use dance to ____.

Cevabı göster

express ourselves

The BBC Radio 4 program You and Yours has been talking about color

1:35

BBC Radio 4 programı You and Yours renkler hakkında

and whether it affects everyone's mood.

1:39

ve herkesin ruh halini etkileyip etkilemediği üzerine konuşuyordu.

Karen Hallet is a color psychologist and a color designer and consultant.

1:42

Karen Hallet bir renk psikoloğu, renk tasarımcısı ve danışmanıdır.

She explained how color affects us.

1:47

Renklerin bizi nasıl etkilediğini açıkladı.

It's the way that we take in the wavelengths of light, Öbek fiiller

1:52

Bu, ışığın dalga boylarını nasıl aldığımızla ilgilidir,

Öbek fiiller

take in: almak ve işlemek

Bu cümlede take in, duyusal girdiyi almak ve işlemeye başlamak anlamına gelir. Görsel sistemimiz ışığın farklı dalga boylarını alır ve bu da renkleri görmemize yardımcı olur. Bu öbek fiil, ışığı fiziksel olarak bir yerin içine taşımak anlamına gelmez. Aynı düşünce bilgi için de kullanılabilir: take in news veya instructions, bilgiyi almak ve anlamak demektir.

Alıştırma

“Give me a minute to take in the news.” cümlesinde take in ne anlama gelir?

  1. içeri taşımak
  2. anlayıp işlemek
  3. tamamen unutmak
Cevabı göster

anlayıp işlemek

because color is wavelengths of light,

1:55

çünkü renk ışığın dalga boylarıdır,

and it's how that comes in through our eye.

1:57

ve gözümüzden nasıl içeri girdiğiyle ilgilidir.

And then it goes into the part of our brain called the hypothalamus, Kültür

2:00

Ve sonra beynimizin hipotalamus adı verilen bölümüne gider,

which governs our sleeping patterns, Kelime

2:03

ki burası uyku düzenimizi,

our hormones, our behaviors,

2:05

hormonlarımızı, davranışlarımızı,

our appetite, it governs everything.

2:08

iştahımızı yönetir (govern), her şeyi o yönetir.

Kültür

hypothalamus: vücut işlevlerini düzenleyen bir beyin bölgesi

Hypothalamus, “hipotalamus” anlamına gelir. Beynin bu küçük bölgesi uyku, hormon etkinliği ve iştah gibi temel vücut işlevlerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Bu cümlede which sonrasındaki liste, bu beyin bölgesinin neden önemli olduğunu açıklar. Bu, anatomik bir terimdir; bir kişinin veya kuruluşun adı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede hypothalamus neyi ifade ediyor?

  1. uyku üzerine çalışan bir kişi
  2. vücut işlevlerini düzenlemeye yardımcı olan bir beyin bölümü
  3. bir tür renkli ışık
Cevabı göster

vücut işlevlerini düzenlemeye yardımcı olan bir beyin bölümü

Kelime

governs: kontrol eder veya düzenler

Burada governs, “bir şeyin nasıl işlediğini kontrol eder veya düzenler” anlamına gelir. Hipotalamus uyku düzeninin, hormon etkinliğinin, davranışların ve iştahın düzenlenmesine yardımcı olur; siyasi yönetimden söz edilmez. Sondaki it governs everything ifadesi, uzun listeyi vurgulu biçimde özetler. “Birçok önemli işlevi düzenler” demektir; vücuttaki her olayı gerçekten kontrol ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede govern, örnektekiyle aynı siyasi olmayan anlamda kullanılmıştır?

  1. The guide describes the old castle.
  2. The new cabinet governs the country.
  3. Gravity governs the motion of the planets.
Cevabı göster

Gravity governs the motion of the planets.

And so different colors and different frequencies or different wavelengths of light,

2:10

Ve böylece farklı renklere, farklı frekanslara veya farklı ışık dalga boylarına karşı,

we have different responses and different reactions to them. Kalıp ifadeler

2:14

farklı tepkiler ve reaksiyonlar veririz.

Kalıp ifadeler

responses and reactions to them: onlara verilen karşılıklar ve tepkiler

Response ve reaction sözcüklerinden sonra, yanıtın neyle ilgili olduğunu veya tepkiye neyin yol açtığını belirtmek için genellikle to + isim ya da zamir gelir: a response to a question, a reaction to light. Bu cümlede them, daha önce sözü edilen farklı renkleri, frekansları ve ışık dalga boylarını ifade eder. Buradaki to, “ile ilgili, karşı” anlamındadır; bir yere doğru hareketi anlatmaz. different responses/reactions to ... çoğul kalıbı, farklı uyaranların farklı etkiler yaratabileceğini gösterir. Response daha geniş anlamlıdır ve bilinçli bir yanıtı veya davranışı içerebilir; reaction ise çoğu zaman daha anlık, fiziksel, duygusal ya da otomatik bir tepkiyi düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi reaction sözcüğünden sonra kullanılan edatla tamamlayın: Her skin had a strong reaction ____ the new soap.

Cevabı göster

to

So, color is wavelengths of light.

2:19

Yani, renk ışığın dalga boylarıdır.

A wavelength is the distance between two waves of sound or light Kelime

2:21

Bir dalga boyu (wavelength), iki ses veya ışık dalgası arasındaki

that are next to each other.

2:26

yan yana olan mesafedir.

Kelime

wavelength: bir dalga döngüsünden sonrakine olan mesafe

Wavelength, birbirine komşu iki dalga döngüsündeki karşılık gelen noktalar arasındaki mesafedir; örneğin bir tepeden sonraki tepeye kadar olan mesafe. Altyazı bunu, birbirine komşu iki ses veya ışık dalgası arasındaki mesafe olarak daha basit biçimde açıklar. Buradaki wave, yalnızca denizdeki dalgayı değil, ses veya ışıkla ilgili tekrarlanan bir örüntüyü ifade eder. Wavelength mesafe ölçer; bu nedenle metre veya daha küçük uzunluk birimleriyle gösterilir.

Alıştırma

Wavelength neyi ölçer?

  1. saniyedeki dalga döngüsü sayısı
  2. bir dalganın orta konumunun üzerindeki yüksekliği
  3. komşu dalga döngülerindeki karşılık gelen noktalar arasındaki mesafe
Cevabı göster

komşu dalga döngülerindeki karşılık gelen noktalar arasındaki mesafe

As these waves change, Dilbilgisi

2:28

Bu dalgalar değiştikçe,

so does the color we see.

2:30

gördüğümüz renk de değişir.

Dilbilgisi

As X changes, so does Y: devrik yapıyla bağlantılı değişimler

Burada as, “-dikçe” ya da “onunla birlikte” anlamındadır: dalgalar değiştiğinde gördüğümüz renk de değişir. Bu kalıp, yalnızca art arda gelen iki olayı değil, bağlantılı iki değişimi anlatır. so does the color we see bölümünde devrik yapı olduğu için does özneden önce gelir. Şimdiki geniş zaman yapısını taşır ve daha önce sözü edilen değişimi karşılar; tam anlamı the color we see changes too şeklindedir. so does, “bu yüzden yapar” demek değildir.

Alıştırma

Tekil ikinci özne için iki kelimelik so + yardımcı fiil kalıbıyla tamamlayın: As the temperature rises, ____ the demand for cold drinks.

Cevabı göster

so does

Thanks for the science lesson. Ton ve niyet

2:32

Bilim dersi için teşekkürler.

Ton ve niyet

Thanks for the science lesson: bir açıklamaya hafif bir karşılık

Buradaki lesson mutlaka gerçek bir ders anlamına gelmez. Konuşan kişi, önceki bilimsel açıklamayı küçük bir “bilim dersi” gibi görür ve açıklamayı yapan kişiye teşekkür eder. Bu söz, verilen yararlı bilgiyi takdir edip açıklama bölümünü düzgünce kapatabilir. Söyleyişe göre içten, hafif şakacı ya da alaycı duyulabilir; sözcükler tek başına tonu belirlemez.

Alıştırma

Bu yorumu değerlendirin: Bir arkadaş kısa bir bilimsel açıklama yaptıktan sonra söylenen Thanks for the science lesson, mutlaka resmî bir dersin henüz bittiği anlamına gelir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Karen also explained that there's a part of our brain that controls,

2:34

Karen ayrıca beynimizde kontrol eden bir bölüm olduğunu açıkladı,

she used the word govern,

2:38

yönetmek (govern) kelimesini kullandı,

how we feel and how we behave.

2:40

nasıl hissettiğimizi ve nasıl davrandığımızı.

And this can change depending on what color we see.

2:42

Ve bu, hangi rengi gördüğümüze bağlı olarak değişebilir.

Interesting stuff.

2:45

İlginç şeyler.

Of course, color can affect us differently.

2:47

Elbette, renkler bizi farklı şekillerde etkileyebilir.

Seeing red can make one person angry, Notlar

2:49

'Kırmızı görmek' (seeing red) birini öfkelendirebilir,

but someone else may just feel energized.

2:52

ama başka biri sadece enerji dolmuş hissedebilir.

Deyimler

Seeing red: gerçek anlam ve öfke anlatan deyim

See red, genellikle aniden çok öfkelenmek anlamına gelen bir deyimdir. Ancak cümle bir rengin etkilerinden söz ettiği için Seeing red aynı zamanda gerçek anlamıyla kırmızı rengi görmek olarak da işlev görür. Cümle, bu örtüşmeyi bir söz oyunu olarak kullanır: gerçekten kırmızı görmek birini öfkelendirebilirken Seeing red sözleri öfkeyle ilgili deyimi de hatırlatır. Angry kelimesi bu çağrışımı gösterir.

Alıştırma

Seeing red bu cümlede nasıl bir işlev görüyor?

  1. Kişinin yalnızca kırmızı nesneleri görebildiği anlamına gelir.
  2. Kırmızı renge bakmayı anlatır ve aynı zamanda çok öfkelenmek anlamındaki deyimi çağrıştırır.
  3. Kırmızının her zaman herkese enerji verdiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Kırmızı renge bakmayı anlatır ve aynı zamanda çok öfkelenmek anlamındaki deyimi çağrıştırır.

Dilbilgisi

make one person angry: make + nesne + sıfat

make one person angry ifadesinde make, bir duruma neden olmak anlamındadır. Yapı make + nesne + sıfat biçimindedir: one person etkilenen nesnedir, angry ise bu kişinin sonuçta içinde bulunduğu durumu anlatır. Sıfatı doğrudan nesneden sonra getirin. to be eklemeyin: make someone angry denir, make someone to be angry denmez.

Alıştırma

make / us / tired sözcüklerini kullanarak cümleyi make + nesne + sıfat yapısının basit geçmiş zamanıyla tamamlayın: Yesterday's long trip ____.

Cevabı göster

made us tired

Homeware and furnishing manufacturers offer a whole spectrum or range Kelime

2:55

Ev eşyası ve mobilya üreticileri tam bir yelpaze veya çeşitli

of colors to choose to suit everyone's taste and mood. Kalıp ifadeler

3:00

renkler sunar ki herkesin zevkine ve ruh haline uygun olanı seçebilsin.

Kelime

Homeware and furnishing manufacturers: ev eşyası üreticileri

Bu isim öbeğinde homeware ve furnishing, üreticilerin çalıştığı ürün alanlarını belirtir. Homeware evde kullanılan işlevsel veya dekoratif eşyaları geniş biçimde kapsar; furnishing ise odaları döşemek ya da süslemek için kullanılan eşya ve malzemeleri belirtir. Manufacturers, ürün üreten şirketler demektir. Bu nedenle ifadenin tamamı ev eşyaları ve dekorasyon ürünleri üreten şirketleri anlatır. Buradaki furnishing bir ismi nitelemektedir; şu anda gerçekleşen bir döşeme eylemini anlatmaz.

Alıştırma

Homeware and furnishing manufacturers ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Yalnızca evlerin dış duvarlarını yapan işçiler
  2. Ev eşyaları ve odaları döşemek için kullanılan ürünleri üreten şirketler
  3. Şu anda bir odayı süsleyen kişiler
Cevabı göster

Ev eşyaları ve odaları döşemek için kullanılan ürünleri üreten şirketler

Kelime

whole spectrum or range: çok geniş bir seçenek yelpazesi

Spectrum, gerçek anlamıyla ışık ayrıldığında görülen renk kuşağını ifade edebilir. Burada mecazi anlamda kullanılır: a spectrum of colors, birçok farklı olasılığı kapsayan geniş bir renk seçkisi demektir. Range, mevcut seçeneklerden oluşan bir küme için kullanılan daha genel sözcüktür. Konuşmacı whole spectrum or range diyerek düşünceyi yeniden ifade eder ve üreticilerin farklı zevklere ve ruh hâllerine uygun birçok renk sunduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümlede whole spectrum or range of colors neyi vurguluyor?

  1. Birçok farklı renk seçeneği vardır.
  2. Yalnızca bir bilim deneyindeki renkler vardır.
  3. Tek bir sabit renk herkese uymak zorundadır.
Cevabı göster

Birçok farklı renk seçeneği vardır.

Kalıp ifadeler

suit everyone's taste and mood: herkesin zevkine ve ruh hâline uymak

Burada suit, “uygun olmak” anlamına gelen bir fiildir. Resmî bir kıyafet takımını belirten isim değildir. Taste kişinin sevdiği tarzları, mood ise o anda nasıl hissettiğini anlatır. suit + someone's taste or mood yapısı, bir seçeneğin kişinin zevkine veya ruh hâline uygun olduğunu söyler. Bu cümlede geniş renk yelpazesi, farklı kişilerin kendilerine uygun olanı seçebilmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede suit, bir müzik seçiminin kişinin o anki ruh hâline uygun olduğunu belirtir?

  1. These headphones fit her comfortably.
  2. This blue jacket matches her shoes.
  3. This playlist suits her mood.
Cevabı göster

This playlist suits her mood.

But during the recent coronavirus pandemic,

3:03

Ancak son koronavirüs pandemisi sırasında,

there was a rise in demand for intense, bright shades and patterns. Notlar

3:06

yoğun, parlak tonlara ve desenlere olan talepte bir artış oldu.

Kalıp ifadeler

a rise in demand for: talepteki artışı bildirmek

A rise in demand for, insanların bir şeyi eskisine göre daha fazla istediği veya ona daha fazla ihtiyaç duyduğu anlamına gelir. Burada demand bir isimdir ve for istenen şeyi belirtir. Tam yapı a rise in demand for + isim şeklindedir. There was ile kullanıldığında ürünü kimin istediğini söylemek yerine geçmişteki bir eğilimi bildirir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: There was ____ bicycles last spring.

Cevabı göster

a rise in demand for

Kelime

intense, bright shades and patterns: yoğun, parlak renk tonları ve desenler

Renk ve tasarım bağlamında shades, bir rengin belirli çeşitlerini veya tonlarını ifade eder. Intense ve bright, renklerin güçlü, canlı ve kolay fark edilir olduğunu belirtir. Burada shades, güneş almayan serin bir yer anlamına gelmez. Patterns; çizgiler veya şekiller gibi düzenli ya da tekrarlanan tasarımlardır. İfade bir bütün olarak canlı renkler ve dikkat çekici desenlerden oluşan cesur bir görsel tarzı anlatır.

Alıştırma

Cümlede shades ne anlama geliyor?

  1. Işığın engellenmesiyle oluşan karanlık şekiller
  2. Renk çeşitleri veya tonları
  3. Güneş ışığı almayan serin yerler
Cevabı göster

Renk çeşitleri veya tonları

This was referred to as happy design, Kalıp ifadeler

3:10

Buna 'mutlu tasarım' (happy design) denildi,

Kalıp ifadeler

was referred to as happy design: happy design olarak adlandırıldı

Be referred to as + ad, “o adla anılmak” anlamına gelir. Bu bir edilgen yapıdır: ad verilen şey önce gelir, adı ise as sözcüğünden sonra gelir. Burada this, tasarım eğilimini gösterir ve happy design bu eğilime verilen etikettir. Bu yapıda refer, “danışmak” veya “bakmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi be referred to as yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In the old guide, this method ____ the buddy system.

Cevabı göster

was referred to as

design that was meant to help lift our mood. Kalıp ifadeler

3:12

ruh halimizi yükseltmeye yardımcı olması amaçlanan bir tasarım.

Kalıp ifadeler

lift our mood: moralimizi düzeltmek

Burada lift our mood mecaz anlamda kullanılır ve “kendimizi daha mutlu ya da daha az kötü hissetmemizi sağlamak” demektir. Lift, bir şeyi fiziksel olarak kaldırma eylemini anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı lift + iyelik belirleyicisi + mood biçimindedir; lift my mood ve lift their mood buna örnektir. Özne genellikle müzik, renk, haber veya etkinlik gibi duyguları olumlu yönde değiştiren bir şeydir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade lift your mood ile tamamlayın: A short walk can ____.

Cevabı göster

lift your mood

Yes, and Karen Hallet spoke a bit more about this on the You and Yours program.

3:16

Evet, ve Karen Hallet You and Yours programında bu konudan biraz daha bahsetti.

In the time when everyone was out and we were all working

3:23

Herkesin dışarıda olduğu ve hepimizin çalıştığı

and we'd lived very, very busy lives, Kalıp ifadeler

3:26

ve çok, çok meşgul hayatlar yaşadığımız dönemlerde,

Kalıp ifadeler

we'd lived very, very busy lives: çok ama çok yoğun hayatlar yaşamıştık

Doğal live a ... life yapısı, “belirli bir tür hayat sürmek veya yaşamak” anlamına gelir. Özne we olduğunda life çoğul olur: we lived very, very busy lives. Very, very güçlü bir vurgu ekler. Burada we'd, we would değil we had anlamındadır. We'd lived past perfect yapısıdır ve bu yoğun yaşam biçimini geçmişteki başka bir referans noktasından önceye yerleştirir.

Alıştırma

Cümleyi live a very busy life ifadesinin past perfect biçimiyle tamamlayın: Before they retired, they had ____.

Cevabı göster

lived very busy lives

quite often what people wanted,

3:28

insanların çoğu zaman istediği şey,

they wanted a very quiet sanctuary to come back to, Kelime

3:30

geri dönebilecekleri çok sessiz bir sığınaktı (sanctuary),

Kelime

sanctuary to come back to: geri dönülebilecek huzurlu bir sığınak

Buradaki sanctuary, sakin ve güvenli hissettiren, insanı günlük baskılardan koruyan bir yer için kullanılan mecazdır. Ev, dinî bir kutsal mekân ya da resmî bir barınak olarak anlatılmıyor. a sanctuary to come back to ifadesinde to come back to mastar grubu sanctuary sözcüğünü niteler ve “insanların geri dönebileceği bir sığınak” anlamına gelir. Sondaki to, come back to yapısının parçasıdır; onun nesnesi olan sanctuary ise daha önce gelir.

Alıştırma

Cümlede a very quiet sanctuary to come back to ne anlama geliyor?

  1. Herkesin ziyaret etmek zorunda olduğu dinî bir yapı
  2. Yalnızca çalışmak için kullanılan geçici bir oda
  3. İnsanların geri dönebileceği huzurlu bir yer
Cevabı göster

İnsanların geri dönebileceği huzurlu bir yer

so they had very pale colors or very low chromatic colors in their house, Kelime

3:33

bu yüzden evlerinde çok soluk renkler veya kroması çok düşük renkler,

low saturation,

3:37

düşük doygunluklu renkler kullandılar,

Kelime

low chromatic colors ... low saturation: kırık renk yoğunluğu

Low chromatic colors ve low saturation ifadelerinin ikisi de renk yoğunluğu zayıf renkleri anlatır. Bu renkler canlı değil, kırık, grimsi veya yumuşak görünür. Standart tasarım İngilizcesinde low chromatic colors yerine low-saturation colors ya da low-chroma colors daha yaygındır. Saturation veya chroma, rengin canlılığını anlatır; açıklığını ya da koyuluğunu değil. Düşük doygunluklu bir renk açık da koyu da olabilir. Bu nedenle low saturation yalnızca pale anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede low saturation doğru kullanılmıştır?

  1. Every low-saturation color must be black.
  2. A soft grey-blue can have low saturation without being very dark.
  3. Low saturation means that a color reflects no light.
Cevabı göster

A soft grey-blue can have low saturation without being very dark.

because that helped them unwind, Kalıp ifadeler

3:39

çünkü bu onların rahatlamasına,

Kalıp ifadeler

helped them unwind: birinin stresten sonra rahatlamasına yardımcı olmak

Help someone unwind, yoğun, gergin veya stresli bir dönemden sonra birinin sakinleşmesini kolaylaştırmak demektir. Bu cümlede that, açık ve düşük doygunluklu renkleri anlatır; bu renklerin sakinleştirici bir etkisi vardır. Kalıp help + kişi + fiilin yalın hâlidir: helped + them + unwind. Helped them to unwind da denebilir, ancak to kullanılmayan biçim çok yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi ‘yoğunluktan sonra yavaşça rahatlamak’ anlamındaki ders fiiliyle tamamlayın: Soft lighting helps the guests ____ after their long trip.

Cevabı göster

unwind

it helped them relax and to feel very soothed. Kelime

3:41

gevşemesine ve çok yatışmış hissetmelerine yardımcı oldu.

Kelime

feel very soothed: derinden sakinleşmiş ve teselli bulmuş hissetmek

Feel very soothed, bir şey gerginliği, kaygıyı veya rahatsızlığı hafiflettiği için derinden sakinleşmiş ve teselli bulmuş hissetmek demektir. Soothed, soothe fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve burada feel fiilinden sonra sıfat gibi kullanılır. Bu kelime yalnızca mutlu olmayı değil, bir etkinin kişiyi nazikçe sakinleştirmesini vurgular. Bu cümlede renkler, bu sakinleştirici etkiyi sağlayan unsur olarak sunulur.

Alıştırma

Hangi durum feel soothed ifadesine en iyi uyar?

  1. Yumuşak bir ses kaygınızı azalttığı için sakin hissetmek
  2. Takımınız kazandığı için heyecanlanmak
  3. Öğle yemeğini kaçırdığınız için aç hissetmek
Cevabı göster

Yumuşak bir ses kaygınızı azalttığı için sakin hissetmek

But what I have found since the first lockdown Dilbilgisi

3:44

Ancak ilk karantinadan bu yana fark ettiğim şey şu ki,

is a lot of people, because they're not getting that outside stimulation, Kelime

3:47

birçok insan dışarıdan o uyarıcıları alamadığı için,

Kelime

outside stimulation: ev dışındaki dünyadan gelen uyarım

Burada outside stimulation, insanların normalde ev dışındaki yerlerden, etkinliklerden ve insanlarla temastan aldığı çeşitliliği ve canlılığı ifade eder. Bu ifade, kapanmanın ortadan kaldırdığı bir deneyimi anlatır. Stimulation, duyuları veya zihni harekete geçiren girdi ya da deneyim demektir; bu nedenle burada nötr veya olumlu bir anlam taşır. Outside bu girdinin kaynağını belirtir; her deneyimin kelimenin tam anlamıyla açık havada gerçekleşmesi gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede outside stimulation ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. Yalnızca açık havada yapılan egzersiz
  2. Vücudu etkinleştirmeyi amaçlayan tıbbi tedavi
  3. Ev dışından gelen yeni deneyimler, etkinlikler ve sosyal ya da duyusal girdiler
Cevabı göster

Ev dışından gelen yeni deneyimler, etkinlikler ve sosyal ya da duyusal girdiler

they're actually putting a lot of brighter colors in their home

3:51

aslında evlerine çok daha parlak renkler koyuyorlar,

Dilbilgisi

what I have found ... is: sonucu bir gözlem olarak çerçevelemek

Burada what, “...olan şey” anlamına gelir; soru başlatmaz. what I have found since the first lockdown yan cümlesinin tamamı bir isim gibi işlev görerek özne olur; is ise bu özneyi bulgunun içeriğine bağlar. What I have found ... is ... kalıbı önce sonucun hangi gözleme dayandığını gösterir, ardından sonucu is sonrasında verir. Bilgiyi hemen ileri sürmek yerine bir gözlem sonucu olarak sunmak istediğinizde kullanışlıdır. Have found, since the first lockdown ile birlikte kullanıldığında gözlemin geçmişteki o noktadan konuşma anına kadar biriktiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir gözlemi sunmak için what cümleciğini doğru kullanıyor?

  1. What I have found is that regular breaks improve concentration.
  2. What I have found that regular breaks improve concentration.
  3. What have I found is that regular breaks improve concentration.
Cevabı göster

What I have found is that regular breaks improve concentration.

because they're trying to bring in that feeling that they would have got when they were out, Öbek fiiller

3:54

çünkü dışarıda olsalardı alacakları o hissi,

Öbek fiiller

bring in that feeling: bir duyguyu ortama taşımak

bring in that feeling ifadesinde bring in, fiziksel bir nesneyi içeri taşımak değil, “bir şeyi bir yere ya da duruma katmak” anlamına gelir. Nesnesi olan that feeling, dokunulabilen bir şeyi değil, bir duygu ya da düşünceyi adlandırır. Burada that feeling, insanların dışarı çıktıklarında hissettikleri heyecan ve canlı enerjiyi anlatır. Bir şey bir yere veya duruma duygu, fikir, tarz ya da başka bir unsur kattığında bring in + isim kalıbını kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğin ve “bir alana katmak” anlamına gelen iki kelimelik öbek fiille tamamla: The designer chose bright artwork to ____ some playful energy.

Cevabı göster

bring in

that excitement and that buzz. Kelime

3:58

o heyecanı ve canlılığı içeri taşımaya çalışıyorlar.

Kelime

that buzz: heyecanlı ve canlı bir ortam

that buzz ifadesindeki buzz, heyecanlı ve canlı bir his ya da ortam anlamına gelen, gündelik ve mecazlı bir isimdir. Burada gerçek bir vızıltı sesi değildir. İfade excitement sözcüğünün yanında yer aldığı için that, dışarı çıkmakla bağlantılı enerjik hissi gösterir. Başka ortamlarda da insanlar hareketli ve heyecanlıysa bir yerin, etkinliğin veya kalabalığın buzz taşıdığı söylenebilir.

Alıştırma

“There was a real buzz in the hall before the concert,” cümlesinde buzz ne anlama gelir?

  1. Heyecanlı ve canlı bir ortam
  2. Uykulu ve sessiz bir ruh hâli
  3. Alçak bir vızıltı sesi
Cevabı göster

Heyecanlı ve canlı bir ortam

It seems that in our normal busy working lives, Anlatım akışı

4:02

Görünüşe göre normal yoğun çalışma hayatlarımızda,

our homes were peaceful places and somewhere to relax.

4:05

evlerimiz huzurlu yerler ve dinlenilecek mekanlardı.

Anlatım akışı

It seems that: temkinli bir sonuç belirtmek

It seems that, gözlemlenen veya daha önce konuşulan bilgilere dayalı bir sonucu ifade eder. Burada “görünüşe göre” ya da “eldeki bilgiler şunu düşündürüyor” anlamındadır; bir şeyin gözle nasıl göründüğünü anlatmaz. Yapı It seems that + yan cümle şeklindedir. Bu başlangıç, iddiayı daha az kesin hâle getirir ve sonucu tamamen kesinmiş gibi sunmadan bilgiyi özetlemeyi sağlar.

Alıştırma

Anketi okuduktan sonra cümleyi bu derste öğrenilen temkinli başlangıçla tamamlayın. ____ most families want a safe place to relax.

Cevabı göster

It seems that

They were a sanctuary.

4:08

Onlar bir sığınaktı (sanctuary).

To create this relaxing space,

4:10

Bu rahatlatıcı alanı yaratmak için,

we used pale colors, Kelime

4:12

soluk renkler kullandık,

ones that lack intensity, like sky blue.

4:13

gök mavisi gibi yoğunluğu olmayan renkleri.

Kelime

pale colors ... lack intensity: açık ve görsel olarak güçlü olmayan renkler

Pale colors, açık ve görsel yoğunluğu düşük renkleri anlatır; bu renkler güçlü, koyu veya canlı görünmez. Lack intensity ifadesi aynı fikri yeniden açıklar. Ones, colors sözcüğünün yerini aldığı için ones that lack intensity, “görsel olarak güçlü olmayan renkler” demektir. Pale bir rengi tanımladığında genellikle tonun nötr bir açıklamasıdır. Bir kişinin yüzünü anlatırken taşıyabileceği sağlıksız ve solgun görünme anlamını otomatik olarak taşımaz.

Alıştırma

Pale colors, ones that lack intensity ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Tamamen şeffaf nesneler.
  2. Açık ve görsel olarak güçlü olmayan renkler.
  3. Her zaman çok koyu ve canlı renkler.
Cevabı göster

Açık ve görsel olarak güçlü olmayan renkler.

But during the recent lockdowns,

4:17

Ama son karantinalar sırasında,

when we weren't outside much,

4:18

dışarıda çok fazla vakit geçirmediğimizde,

we tried to get that stimulation,

4:20

o uyarıcıyı (stimulation),

that excitement or experience,

4:22

o heyecanı veya deneyimi elde etmeye çalıştık,

by decorating our homes with brighter color, such as yellow. Dilbilgisi

4:24

evlerimizi sarı gibi daha parlak renklerle dekore ederek.

Dilbilgisi

by decorating our homes with brighter color: yöntemi by + ulaç ile göstermek

Bu cümlede by decorating our homes with brighter color, insanların uyarım ve heyecan elde etmeye nasıl çalıştığını açıklar. Buradaki by, bir şey yapma yoluyla anlamındadır; yanında anlamında değildir. Bir sonuç veya hedeften sonra by + ulaç, yani fiilin -ing biçimi kullanılarak o sonuca ulaşma yöntemi belirtilir: bir şey yaparak sonuç elde etmek.

Alıştırma

Yöntemi göstermek için cümleyi by ve press fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: You can open the box ____ the green button.

Cevabı göster

by pressing

Hmm, perhaps a little too bright for me. Ton ve niyet

4:28

Hmm, benim için belki biraz fazla parlak.

Ton ve niyet

a little too bright for me: kişisel bir sınırı nazikçe ifade etmek

a little too + sıfat + for me kalıbı, bir şeyin konuşanın kişisel olarak sevdiği veya rahatça kabul edebildiği düzeyi biraz aştığını anlatır. Bu nedenle too bright yalnızca çok parlak değil, rahat edilecek düzeyden daha parlak demektir. A little eleştiriyi yumuşatır, for me ise değerlendirmeyi herkes için geçerli bir gerçek yerine kişisel bir tepki olarak sunar. Tam cümlede perhaps ifadeyi bir kez daha yumuşatır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız kafedeki müzik hakkında fikrinizi soruyor. Bu cümle, ses düzeyinin kişisel rahatlık sınırınızı aştığını nazikçe söylemek için uygun mudur? The music is a little too loud for me.

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun

It's all about personal taste Kalıp ifadeler

4:31

Bu tamamen kişisel zevkle

and the connections we make with the colors we see. Kalıp ifadeler

4:33

ve gördüğümüz renklerle kurduğumuz bağlarla ilgili.

Kalıp ifadeler

all about personal taste: ana etkeni belirtmek

Bu cümlede be all about + bir isim veya isim öbeği, adı geçen şeyin ana etken ya da en önemli unsur olduğunu belirtir. all about personal taste, insanların renklere verdiği tepkide kişisel tercihin merkezi bir rol oynadığını anlatır. Yalnızca 'konu kişisel zevktir' anlamına gelmez. Bu kalıp, bir açıklamayı ana etkeni belirterek özetlemek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Güvenin ana etken olduğunu anlatan hedef kalıpla cümleyi tamamlayın. For this team, success ____ trust.

Cevabı göster

is all about

Kalıp ifadeler

connections we make with: zihinsel veya duygusal çağrışımlar

Burada connections, bir rengin akla getirdiği anılar, duygular veya anlamlar gibi renklerle kurulan zihinsel ya da duygusal çağrışımlardır. Fiziksel bağlantılar değildir. connections we make with ifadesi, '... ile kurduğumuz çağrışımlar' anlamına gelir. Gördüğümüz, duyduğumuz veya okuduğumuz bir şeyin zihnimizde kişisel bir deneyimle nasıl bağlantı kurduğunu anlatabilir.

Alıştırma

'Readers often make connections with stories from their childhood,' cümlesinde make connections with ne anlama gelir?

  1. en sevdikleri kapak renklerini seçmek
  2. ... ile zihinsel veya duygusal çağrışımlar kurmak
  3. onları fiziksel bir kabloyla bağlamak
Cevabı göster

... ile zihinsel veya duygusal çağrışımlar kurmak

But it makes sense that brighter colors can certainly lift our mood. Anlatım akışı

4:36

Ancak parlak renklerin kesinlikle ruh halimizi yükseltebileceği mantıklı geliyor.

Anlatım akışı

it makes sense that: mantıklı bir sonuç sunmak

It makes sense that + yan cümle, dinleyiciye yan cümledeki düşüncenin bilinenlere göre makul olduğunu anlatır. Burada önceki açıklamayı, daha parlak renklerin moralimizi yükseltebileceği sonucuna bağlar. Buradaki sense, görme veya işitme gibi fiziksel bir duyu değil, mantık ya da gerekçe anlamındadır. Bu ifade sonucun anlaşılır olduğunu söyler; sonucun kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın. ____ Nora brought an umbrella because the sky is very dark.

Cevabı göster

It makes sense that

Now, earlier I asked you, Georgina,

4:40

Şimdi, daha önce sana sormuştum, Georgina,

do you know what the splitting of white light into its different colors is called?

4:42

beyaz ışığın farklı renklerine ayrılmasına ne denir biliyor musun?

Is it A, dispersion,

4:47

A, saçılma mı,

B, reflection, or C, refraction?

4:50

B, yansıma mı, yoksa C, kırılma mı?

And I said it was refraction.

4:53

Ve ben kırılma demiştim.

Sorry, Georgina, that's wrong.

4:56

Üzgünüm, Georgina, bu yanlış.

It's actually called dispersion.

4:57

Buna aslında saçılma (dispersion) denir.

Back to school for you. Ton ve niyet

4:59

Senin için okula dönüş vakti.

Ton ve niyet

Back to school for you: hatadan sonra şakacı bir takılma

“Back to school for you.” bazı sözcükleri atılmış, konuşma diline ait bir ünlemdir. Birisi bir bilgi yarışması sorusuna yanlış cevap verdikten sonra, o kişinin okula dönmesi, yani o konuyu yeniden öğrenmesi gerektiğini şakayla söyler. Bu, gerçekten okula dönme talimatı değildir. Şaka, küçük bir hatayı öğrenmeye baştan dönmeyi gerektirecek kadar büyütür.

Alıştırma

Durumu değerlendirin: Resmî bir toplantıda bir iş arkadaşınız soruya yanlış cevap veriyor ve siz “Back to school for you.” diyorsunuz.

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

But not before we recap some of today's vocabulary. Anlatım akışı

5:01

Ama bugünkü kelimelerimizden bazılarını özetlemeden önce değil.

Anlatım akışı

recap some of today's vocabulary: önceki içeriği kısaca gözden geçirmek

Burada recap, daha önce ele alınmış bilgileri kısaca gözden geçirmek demektir. recap some of today's vocabulary ifadesi, programda daha önce geçen sözcüklerin kısa bir tekrarını başlatır; yeni bir konu başlatmaz. Bu fiil sırada ne olduğunu düzenlemeye yardımcı olur: konuşmacı, program bitmeden önce tekrar yapılacağını belirtir. Kısa bir özete geçildiğini göstermek için recap + konu veya maddeler yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Before we finish, let's recap the main points cümlesinde recap ne anlama gelir?

  1. tamamen yeni bir konuya başlamak
  2. her ayrıntıyı kelimesi kelimesine tekrarlamak
  3. daha önce ele alınanları kısaca gözden geçirmek
Cevabı göster

daha önce ele alınanları kısaca gözden geçirmek

Okay, firstly,

5:05

Tamam, ilk olarak,

we can describe someone who wishes they had what someone else has

5:06

başkasının sahip olduğu bir şeyi kendisinin de olmasını isteyen birini

as being green with envy.

5:09

'green with envy' (kıskançlıktan çatlayan) olarak tanımlayabiliriz.

We also talked about a wavelength,

5:11

Ayrıca dalga boyundan (wavelength) bahsettik,

the distance between two waves of sound or light

5:14

iki ses veya ışık dalgası arasındaki

that are next to each other.

5:17

yan yana olan mesafedir.

To govern means to control or influence.

5:18

Yönetmek (govern), kontrol etmek veya etkilemek anlamına gelir.

A sanctuary can be a peaceful or relaxing place.

5:21

Bir sığınak (sanctuary) huzurlu veya dinlendirici bir yer olabilir.

In some cases,

5:25

Bazı durumlarda,

it can be a safe place for someone in danger.

5:25

tehlikedeki biri için güvenli bir yer olabilir.

Stimulation describes the feeling of being excited,

5:29

Uyarılma (stimulation), bir şey tarafından heyecanlandırılma,

interested, or enthused by something.

5:32

ilgi duyma veya heveslenme hissini tanımlar.

And pale describes a color that lacks intensity.

5:35

Ve soluk (pale), yoğunluğu olmayan bir rengi tanımlar.

It's not very bright.

5:38

Çok parlak değildir.

And for me,

5:39

Ve bence,

they're much better than a bold, bright yellow.

5:40

cesur, parlak bir sarıdan çok daha iyiler.

Well, Georgina,

5:43

Pekala, Georgina,

thanks for showing your true colors. Deyimler

5:44

'gerçek renklerini' (true colors - gerçek yüzünü) gösterdiğin için teşekkürler.

Deyimler

showing your true colors: gerçek karakterini ortaya çıkarmak

Show your true colors, özellikle daha önce gizlenmiş olan gerçek karakteri, tutumu veya niyeti ortaya çıkarmak anlamına gelen bir deyimdir. Gerçek renkleri sergilemek anlamına gelmez. Burada thanks for showing your true colors, yalnızca teşekkür değil, hafif ve şakacı bir takılmadır. Program renklerden söz ettiği için colors sözcüğü, gerçek renk konusu ile deyimsel anlam arasında bir kelime oyunu da oluşturur.

Alıştırma

Maya showed her true colors when the team needed help cümlesinde showed her true colors ne anlama gelir?

  1. Gerçek karakterini veya tutumunu ortaya çıkardı.
  2. Sevdiği renkleri sergiledi.
  3. Takım için bir şey boyadı.
Cevabı göster

Gerçek karakterini veya tutumunu ortaya çıkardı.

That's all for now,

5:47

Şimdilik bu kadar,

but we'll be picking another topic to discuss out of the blue next time. Deyimler

5:48

ancak bir dahaki sefere tartışmak için 'beklenmedik bir şekilde' (out of the blue) başka bir konu seçeceğiz.

Deyimler

out of the blue: birdenbire ve beklenmedik şekilde

Out of the blue, özellikle önceden hiçbir işaret veya uyarı olmadığında kullanılan ve “birdenbire, beklenmedik şekilde” anlamına gelen bir deyimdir. Mavi renkle ilgili gerçek bir anlam taşımaz. Burada, bir sonraki konunun seçilmesinin şaşırtıcı olacağını anlatır. Bölüm renklerle ilgili olduğu için blue sözcüğü aynı zamanda eğlenceli bir kapanış kelime oyunu oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “birdenbire, beklenmedik şekilde” anlamına gelen dört sözcüklü deyimle tamamlayın. I had not heard from Ben for years, but he called me ____.

Cevabı göster

out of the blue

Don't forget,

5:52

Unutmayın,

you can hear other Six Minute English programs

5:53

diğer Six Minute English programlarını dinleyebilirsiniz

and much more on our website at bbclearningenglish.com.

5:55

ve çok daha fazlasını bbclearningenglish.com adresindeki web sitemizde bulabilirsiniz.

And we're always posting stuff on our social media platforms.

6:00

Ayrıca sosyal medya platformlarımızda sürekli bir şeyler paylaşıyoruz.

Bye for now.

6:03

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:04

Güle güle.

Six Minute English from the BBC.

6:06

BBC'den Six Minute English.