Yemek Yemeyi Bırakırsanız Ne Olur?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Anlatım, açlıkta vücudun glikojenden yağa, ketonlara ve proteine geçişini izliyor, sonra bedensel çöküşü dünyadaki açlıkla bağlıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. Sözcük anlamı ve kullanım: hangry, hungry ile angry birleşimidir. Yemek yememekten doğan sinirlilik için doğaldır, klinik bağlam için değildir. 2. Mecazlı ifadeler: cannibalizing itself, vücudun kendi proteinini tüketmesini anlatır. Gerçek yamyamlık sanmadan mecazı ve kendi kaynağını tüketen sistemleri anlayın. 3. Eşdizimler: Bir hükümet ya da kuruluştan kamusal sözünün hesabını vermesini, yalnızca suçlamak yerine, şu ifadeyle isteyin: hold them accountable.
Bu derste
Food is a favorite pastime for many, Anlatım akışı
0:00Yemek yemek, birçok insanın en sevdiği uğraşlardan biridir,
which is convenient because we need it to live.
0:02bu da iyi bir şey, çünkü yaşamak için yemeğe ihtiyacımız var.
Food is a favorite pastime ... which is convenient because ... ifadesindeki mizahi yan yana getirme
Cümle önce yemek yemeyi a favorite pastime olarak tanımlar; oysa pastime normalde isteğe bağlı bir boş zaman etkinliğidir. Hayatta kalmak için gerekli bir şeye bu etiketi vermek hafif bir ironi yaratır. Bu, herkesin yemek yemeyi bir hobi saydığına dair ciddi bir iddia değil, mizahi bir çerçevedir. Ardından which yan cümlesi, bilerek yapaylaştırılmış mantıksal bir sonuç ekler: İnsanlar yaşamak için yemek zorunda olduğundan yemeği sevmek “kullanışlıdır.” Bu yan yana getirme, eğlenceli bir gözlemden ciddi konuya geçer ve ana bilimsel soru sorulmadan önce ilgiyi çeker.
Alıştırma
Vurgulanan cümlenin temel söylem etkisi nedir?
- Çoğu kişinin yemek yemeyi başlıca hobisi olarak gösterdiği anket verilerini sunar.
- İnsanların boş zaman etkinlikleri yerine yemek yemeyi seçmesi gerektiğini savunur.
- Yemekten keyif almanın tıbben tehlikeli olduğu konusunda uyarır.
- Yemekten keyif almayı biyolojik olarak yemek zorunda olmakla mizahi biçimde ilişkilendirerek hafif bir giriş yapar.
Cevabı göster
Yemekten keyif almayı biyolojik olarak yemek zorunda olmakla mizahi biçimde ilişkilendirerek hafif bir giriş yapar.
But what would happen to you and your body if you were to completely stop eating food right now? Dilbilgisi
0:05Peki şu anda yemek yemeyi tamamen bıraksanız size ve vücudunuza ne olurdu?
what would happen ... if you were to + fiilin yalın hâli varsayım kalıbı
what would happen hayal edilen bir sonucu sorarken, if you were to + fiilin yalın hâli koşulu sunar. What would happen ... if you were to completely stop ... biçiminde birlikte kullanıldıklarında, yemek yemeyi tamamen bırakmayı geçmişte yaşanmış bir olay değil, varsayımsal bir durum olarak çerçevelerler. Sonuç sorusundaki would ile if yan cümlesindeki were to birlikteliği, durumu özellikle gerçeklikten uzak, aşırı veya tamamen hayalî gösterir. Aktarılabilir What would happen if + özne + were to + fiilin yalın hâli kalıbı, düşünce deneylerini incelemek için kullanışlıdır. were biçimine rağmen bu yan cümle burada geçmiş zamanı anlatmaz.
Alıştırma
Aşırı bir varsayımı açıkça belirten yapıyla soruyu tamamlayın: What would happen if the global power grid ____ fail for twenty-four hours?
Cevabı göster
were to
break down glycogen: glikojeni parçalamak
Burada break down, karmaşık bir maddeyi kimyasal ya da biyolojik bir süreçle daha basit maddelere dönüştürmek demektir. Vücut, depolanan enerjiyi kullanılabilir hâle getirmek için glikojeni glikoza parçalar. Bu cümlede fiil geçişlidir: break down + madde. Başka bağlamlarda break down “çalışmayı durdurmak” veya “duygusal kontrolünü kaybetmek” anlamına gelebilir; ancak nesne glycogen olduğunda bu anlamların hiçbiri uygun değildir.
Alıştırma
“Your body begins to break down glycogen,” İngilizce cümlesinde break down ne anlama gelir?
- Glikojenin bir makine gibi çalışmayı durdurmasını sağlamak
- Birinin duygusal kontrolünü kaybetmesine yol açmak
- Glikojeni daha basit maddelere dönüştürmek
Cevabı göster
Glikojeni daha basit maddelere dönüştürmek
use A as fuel: A’yı yakıt olarak kullanmak
use A as B yapısında A kullanılan şeydir; B ise A’ya verilen rolü veya işlevi adlandırır. Burada which, glucose sözcüğüne gönderme yapar: use glucose as fuel, hücrelerin glikozu yakıt, yani enerji kaynağı olarak kullandığını belirtir. Buradaki as, “rolünde” anlamına gelir; “çünkü” veya “-ken” anlamında değildir. Bu yapı, bir malzemeye, nesneye ya da kaynağa verilen rolü anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi use A as B yapısını oluşturan iki sözcükle tamamlayın: During long hikes, the body can ____ stored fat ____ fuel.
Cevabı göster
use · as
Around 25% of energy generated this way is used for your brain alone, Dilbilgisi
0:18Bu şekilde üretilen enerjinin yaklaşık %25'i yalnızca beyniniz tarafından kullanılır,
Kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği olarak generated this way
energy generated this way ifadesinde generated this way, energy sözcüğünden sonra gelen geçmiş zaman ortacı yan cümleciğidir. Edilgen anlam taşır ve energy that is generated this way biçiminde genişletilebilir. Buradaki this way, daha önce açıklanan glikojeni glikoza dönüştürme sürecini belirtir. Bu kısaltılmış ilgi cümleciği isim öbeğinin içinde kalır; generated cümlenin ana fiili değildir. Ana yüklem is used ifadesidir: Around 25% of that energy is used.
Alıştırma
generated this way ifadesinin cümledeki dil bilgisel görevi nedir?
- Cümlenin ana yüklemidir.
- energy sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir.
- energy sözcüğünün üretme eylemini yaptığını belirtir.
Cevabı göster
energy sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir.
while the rest goes to muscle tissue and red blood cells.
0:23geri kalanıysa kas dokusuna ve alyuvarlara gider.
this method of energy production halts as the glycogen stores deplete,
0:28glikojen depoları tükenince bu enerji üretme yöntemi durur,
hangry: hungry ve angry sözcüklerinin birleşimi
Hangry, hungry ve angry sözcüklerinin birleşimidir. Açlık nedeniyle sinirli veya huysuz olmak anlamına gelir; yani ruh hâlinin nedeni olarak açlık anlaşılır. Bu cümlede hungry and angry ifadesi birleşik sözcüğü doğrudan açıklar. Hangry genellikle bu hissi ciddi gıda yoksunluğu veya tıbbi bir durumdan ziyade tanıdık, geçici ve günlük bir tepki olarak çerçeveler.
Alıştırma
Cümleyi hungry ve angry sözcüklerinin gayriresmî birleşimiyle tamamlayın: After skipping lunch, Nina felt ____.
Cevabı göster
hangry
know too well: istenmeyen aşinalık
Bu cümlede know too well, “bir şeyi tekrar tekrar yaşadığı için ona son derece aşina olmak” anlamına gelir. Neyin bilindiği bağlamdan anlaşılır: açlığın yol açtığı rahatsız edici sinirlilik hâli. Too well, yorgun veya pişmanlık dolu bir tutum katar. Bu deneyimin konuşanın isteyeceğinden daha sık yaşandığını düşündürür; birinin üstün bilgisini öven bir ifade değildir.
Alıştırma
Cümleyi istenmeyen bir aşinalığı ifade eden söz öbeğiyle tamamlayın: After years of handling canceled flights, I ____ how stressful they are.
Cevabı göster
know too well
your body enters a state called ketosis as it begins to fast or starve. Kelime
0:38vücudunuz oruç tutmaya ya da aç kalmaya başlarken ketozis adı verilen bir duruma girer.
At this point ile aşama geçişi
At this point, dinleyeni bir sırada henüz ulaşılan aşamaya yerleştirerek açıklamayı düzenler. Önceki adımları ardından gelen yeni duruma bağlar: vücut ketozise girer. Burada point, bir görüşü veya fiziksel konumu değil, süreçteki bir aşamayı ya da anı belirtir. Bu ifade bir sonuca, duruma veya sonraki eyleme geçişi bildirmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Süreç açıklamasını dersteki üç sözcüklü aşama geçiş ifadesiyle tamamlayın: The battery has cooled completely. ____, it is safe to remove it.
Cevabı göster
At this point
ketosis (ketoz)
Ketosis veya ketoz, yiyeceklerden sağlanan glikoz sınırlı olduğunda gelişen bir metabolik durumdur. Vücut bu durumda yağa daha fazla yönelir ve enerji için keton adı verilen moleküller üretir. Bu cümlede enters a state called ketosis, besin alımı durduğunda ortaya çıkan metabolik tepkinin adını verir. Terim tek başına kişinin ölümün eşiğinde olduğu anlamına gelmez; oruç, uzun süreli egzersiz veya çok düşük karbonhidrat alımı da ketoza yol açabilir.
Alıştırma
Bu cümlede ketosis ne anlama geliyor?
- Bir kişinin yemek yememeyi seçtiği planlı bir dönem
- Diyabetik ketoasidozla tamamen aynı olan tehlikeli bir durum
- Vücudun yağa daha fazla yöneldiği ve enerji için keton ürettiği metabolik bir durum
- Yemekten önce hissedilen geçici açlık
Cevabı göster
Vücudun yağa daha fazla yöneldiği ve enerji için keton ürettiği metabolik bir durum
fast ve starve farkı
Burada fast ve starve, begins to ifadesinden sonra or ile bağlanan fiillerdir. To fast, genellikle bilinçli ve belirli bir amaçla bir süre yemek yememek demektir; to starve ise ciddi veya uzun süreli yiyecek eksikliği yüzünden acı çekmek demektir. Bu ikili, besin alımının durabileceği iki durumu kapsar ancak sözcükler eş anlamlı değildir. Fast çoğunlukla seçimi ve sınırlı bir süreyi düşündürürken starve yoksunluğu, zararı veya tehlikeyi vurgular. Bu fiil konumunda fast, hızlı hareket etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi fast ve starve fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: She ____ for eight hours before her blood test, but the stranded hikers began to ____ after days without food.
Cevabı göster
fasted · starve
your body must begin to break down fat for energy.
0:44vücudunuz enerji elde etmek üzere yağları parçalamaya başlamak zorundadır.
This fat is in turn broken down into fatty acids. Anlatım akışı
0:47Bu yağlar da yağ asitlerine parçalanır.
in turn: bir sürecin sonraki aşaması
Burada in turn, bu olayı önceki aşamaya bağlar: yağ, bir sonraki aşamada yağ asitlerine parçalanır. Bu ifade, bir aşamayı öncekinin ardından gelen aşama olarak sunar. Açıklamalarda X happens, which in turn causes Y kalıbı, bir sonucu sonraki olayın nedeni hâline getirir. Bu kullanım bir süreci düzenler; farklı kişilerin sırayla hareket ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte in turn neyi gösteriyor?
- Yağ asitlerine parçalanma, sürecin bir sonraki aşamasıdır.
- Süreç başlangıç noktasına dönmektedir.
- Farklı yağ türleri birer birer hareket etmektedir.
Cevabı göster
Yağ asitlerine parçalanma, sürecin bir sonraki aşamasıdır.
Because there's no more glucose and the fats are too large to cross the blood-brain barrier, Kelime
0:55Artık glikoz kalmadığı ve yağlar kan-beyin bariyerini geçemeyecek kadar büyük olduğu için,
blood-brain barrier: beyni koruyan seçici bir sınır
Blood-brain barrier, yani kan-beyin bariyeri, kan dolaşımı ile beyin dokusu arasında bulunan seçici bir fizyolojik sınırdır. Bazı maddelerin geçmesine izin verirken diğerlerini kısıtlar; katı bir duvar değildir. Örnekte cross the blood-brain barrier, kandan beyne geçmek anlamına gelir. Cümle, yağ moleküllerinin bunu yapamayacak kadar büyük olduğunu söyler.
Alıştırma
Hangi cümle blood-brain barrier terimini doğru biçimde açıklıyor?
- The blood-brain barrier moves oxygen from the lungs into the blood.
- The blood-brain barrier is a bone wall around the skull.
- Some medicines cannot cross the blood-brain barrier.
Cevabı göster
Some medicines cannot cross the blood-brain barrier.
your brain changes modes and begins to use ketone bodies for energy,
0:59beyniniz çalışma biçimini değiştirip enerji için keton cisimlerini kullanmaya başlar;
which are short-chain derivatives of fatty acids.
1:03bunlar, yağ asitlerinin kısa zincirli türevleridir.
For the time being: geçici bir mevcut durum
Bu cümlede for the time being, “geçici olarak” veya “şimdilik” anlamına gelir. Mevcut çözüm şu anda işe yarar, ancak daha sonra işe yaramayabilir veya başka bir çözümle değiştirilebilir. Bu ifade kesin bir süre belirtmez. Bir durumun veya düzenlemenin kalıcı değil, geçici olduğunu anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “koşullar değişene kadar geçici olarak” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We will keep using the old entrance ____ while the main doors are repaired.
Cevabı göster
for the time being
but ultimately only 75% of the brain's energy requirements can come from ketones.
1:08ama sonuçta beynin enerji ihtiyacının yalnızca %75'i ketonlardan karşılanabilir.
which means your cognitive functioning becomes impaired. Notlar
1:15bu da bilişsel işlevlerinizin bozulmasına yol açar.
Which means: bir olguyu sonucuna bağlamak
which means, virgülden önceki olguyu sonrasında gelen sonuca bağlar. Burada which yalnızca glucose sözcüğüne değil, beynin hâlâ glikoza ihtiyaç duyduğu düşüncesinin tamamına gönderme yapar. Bu yapı bilgiyi olgu → sonuç biçiminde düzenler: [statement], which means [result]. Konuşan kişi önce dayanağı belirtip ardından bundan çıkan sonucu açıklayabilir.
Alıştırma
İlk yan cümlenin tamamına gönderme yapan ve sonucunu sunan iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The road is flooded, ____ the school bus cannot get through.
Cevabı göster
which means
cognitive functioning becomes impaired: bilişsel işlevler zayıflar
Bu cümlede cognitive functioning; düşünme, hatırlama, dikkat etme ve karar verme için kullanılan zihinsel süreçleri ifade eder. Becomes bir durum değişikliğini gösterirken impaired bu süreçlerin daha az etkili veya daha zor işlemeye başladığını anlatır. Impaired, işlevin azaldığını ya da sınırlandığını belirtir; mutlaka tamamen kaybolduğu veya kalıcı beyin hasarı oluştuğu anlamına gelmez. Bu ifade, kişinin açık düşünme becerisinin kötüleştiğini anlatmanın resmî bir yoludur.
Alıştırma
"After many hours without sleep, her cognitive functioning became impaired." cümlesinde "became impaired" ne anlama gelir?
- Zihinsel becerileri daha az etkili hâle geldi.
- Zihinsel becerileri kalıcı olarak yok oldu.
- Yalnızca fiziksel gücü arttı.
Cevabı göster
Zihinsel becerileri daha az etkili hâle geldi.
it's important to mention that you don't have to be starving to be in ketosis. Notlar
1:18ketozise girmek için mutlaka aç kalmanız gerekmediğini belirtmek önemli.
it's important to mention that: belirtmek önemlidir
Burada it's important to mention that bir söylem işareti olarak kullanılır: Dinleyicilere sıradaki noktanın önemli bir açıklama olduğunu bildirir. Olası bir aşırı genellemeyi kesip dikkati bir istisnaya veya sınıra yönelterek açıklamayı düzenler. Bu ifade, bilginin daha önce söylendiği anlamına gelmez. Mention bu noktayı şimdi sunar; important ise dinleyicilerin ona daha fazla önem vermesi gerektiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle başlangıcı, sıradaki bilginin önemli bir açıklama olduğunu en iyi şekilde gösterir?
- It's important to mention that
- As I mentioned earlier
- That reminds me
Cevabı göster
It's important to mention that
don't have to: gereklilik yoktur, yasaklama değildir
don't have to + fiilin yalın hâli yapısında olumsuzlanan şey eylemin kendisi değil, gerekliliktir. Bu yapı, eylemin ya da koşulun zorunlu olmadığını, ancak yine de gerçekleşebileceğini anlatır. Burada ketozda olmak için kişinin aç kalması gerekmez. Cümle, aç kalmanın yasak olduğunu söylemez.
Alıştırma
Müze sırt çantalarına izin veriyor, ancak çantanızı bankoya bırakabilirsiniz. Hangi cümle çantayı orada bırakmanın isteğe bağlı olduğunu anlatır?
- You mustn't leave your backpack at the desk.
- You don't have to leave your backpack at the desk.
- You have to leave your backpack at the desk.
Cevabı göster
You don't have to leave your backpack at the desk.
Many people enter this phase if they're on a low-carb diet Kalıp ifadeler
1:22Düşük karbonhidratlı beslenen birçok kişi bu evreye girer,
on a low-carb diet: be on a diet kelime birleşimi
Be on a diet, belirli bir beslenme planını uygulamayı anlatan doğal kelime birleşimidir. on a low-carb diet ifadesindeki on, kişiyi o anda uyguladığı planla ilişkilendirir. Low-carb, diet sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır; bu nedenle standart yazımda kısa çizgiyle yazılır. Karbonhidrat miktarı görece düşük bir beslenme planını anlatır. Buradaki diet, beslenme düzeni veya planı demektir. Her zaman kilo vermek amacıyla daha az yemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Lena'nın bu beslenme planını uyguladığını anlatan doğal, tek sözcüklü edatla cümleyi tamamlayın: Lena is ____ a low-carb diet this month.
Cevabı göster
on
or professional athletes who use all their carbs for an extended period of time, Kalıp ifadeler
1:25ayrıca uzun süre boyunca tüm karbonhidrat depolarını tüketen profesyonel sporcular da,
for an extended period of time: uzun süreyi belirten resmî ifade
Bu cümlede for an extended period of time, ‘nispeten uzun bir süre boyunca’ anlamına gelir. Sporcuların karbonhidrat depolarını kullanma sürecinin uzun bir zaman diliminde devam ettiğini gösterir ve söz konusu ketoz durumuna neden girebildiklerini açıklamaya yardımcı olur. Extended, dönemin uzunluğunu belirtir; resmî bir son tarihin ertelendiği anlamına gelmez. Bu ifade, for a long time seçeneğine göre daha resmî ve ölçülü bir alternatiftir.
Alıştırma
Cümleyi ‘uzun bir süre boyunca’ anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The researchers observed the rare birds ____ before publishing their results.
Cevabı göster
for an extended period of time
not only will your mood and energy suffer, Dilbilgisi
1:34yalnızca ruh hâliniz ve enerjiniz kötüleşmekle kalmaz,
but your brain will start to break down your body's own protein.
1:36beyniniz de vücudunuzun kendi proteinlerini parçalamaya başlar.
Not only will ... but ...: başa alınan not only sonrasında devriklik
Not only bir yan cümlenin başına getirildiğinde özne ile yardımcı fiilin yer değiştirmesine yol açar: will, your mood and energy ifadesinden önce gelir. Temel sıra your mood and energy will suffer olurdu. Yalnızca not only ile başlayan yan cümlede devriklik olur; but sonrasındaki yan cümle normal sözcük sırasını korur. Bu yapı iki sonucu birbirine bağlar ve ikinci sonuca daha fazla söylemsel ağırlık verir. Burada ruh hâli ve enerjinin zarar görmesinden vücudun kendi proteinlerini parçalamasına geçiş, nötr bir liste değil, giderek ağırlaşan bir sıralama oluşturur.
Alıştırma
Başlangıcı not only ve gelecek zaman yardımcı fiili will ile tamamlayın: ____ the new policy reduce costs, but it will also shorten waiting times.
Cevabı göster
Not only will
Edilgen yapı be converted into glucose
Convert A into B, A'yı değiştirip sonuçta B hâline getirmek demektir. Edilgen A is converted into B yapısında A değişen şeydir; into'dan sonraki isim ortaya çıkan biçimi ya da maddeyi belirtir, bir yeri değil. Burada which, amino acids ifadesine gönderme yapar. Bunlar değişime uğrayıp glucose olabilir; bu nedenle be converted into glucose edilgendir, çünkü dönüşüme uğrayan amino acids'tir.
Alıştırma
Cümleyi convert ... into ... yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: During digestion, some nutrients can ____ glucose to supply energy.
Cevabı göster
be converted into
Great news for A, but bad news for B kalıbı
Great news for A, but bad news for B kalıbı, aynı duruma ilişkin iki değerlendirmeyi yan yana getirir. İki for ifadesi kim ya da neyin etkilendiğini gösterir; but ise değerlendirmelerin birbirine zıt olduğunu belirtir. Bu cümlede news gerçek bir haber anlamına gelmez; iyi ya da kötü olarak değerlendirilen bir sonuç veya gelişmeyi ifade eder. Which bu değerlendirmeyi önceki sürece bağlar: süreç beyne yardımcı olurken vücuda zarar verir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ikili değerlendirme kalıbıyla tamamlayın: The new bus route shortens trips for commuters but increases traffic on this street. It is ____ commuters, but ____ local residents.
Cevabı göster
great news for · bad news for
your body is cannibalizing itself by destroying your muscle mass. Notlar
1:48vücudunuz kas kütlenizi yok ederek kendi kendini yiyip bitirir.
Cannibalizing itself: kendi kaynaklarını tüketme mecazı
Bu cümlede cannibalizing itself canlı bir mecazdır: vücut, beynin hâlâ ihtiyaç duyduğu glikozu üretmek için kendi dokusunu, özellikle de kas proteinini parçalamaktadır. Bu ifade gerçek anlamda yamyamlığı anlatmaz. Daha genel olarak cannibalize; bir kişinin, kuruluşun, makinenin veya sistemin çalışmaya devam etmek için kendi kaynaklarını tüketmesini, parçalamasını ya da feda etmesini anlatabilir. İfade, hayatta kalmanın veya kısa vadeli üretimin zararlı bir iç bedel karşılığında gerçekleştiğini vurgular.
Alıştırma
Örnekteki cannibalizing itself ne anlama geliyor?
- Vücut kasıtlı olarak fazladan kas oluşturuyor.
- Vücut, gereken yakıtı sağlamaya devam etmek için kendi dokusunu parçalıyor.
- Vücut başka bir canlı tarafından yeniyor.
Cevabı göster
Vücut, gereken yakıtı sağlamaya devam etmek için kendi dokusunu parçalıyor.
By destroying: by + -ing ile yöntemi ifade etmek
By destroying, vücudun kendi kendini tüketmesinin yöntemini veya mekanizmasını açıklar. Burada by, “şu eylem yoluyla” anlamına gelir; destroying ise edattan sonra kullanılan -ing biçimi, yani ulaçtır. Yeniden kullanılabilen kalıp by + fiil-ing şeklindedir: önce bir sonuç veya eylem belirtilir, ardından bunun nasıl gerçekleştiği açıklanır. Başka bir özne belirtilmedikçe -ing eylemini yapan özne genellikle ana cümleden anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi by + review fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: You can improve recall ____ your notes regularly.
Cevabı göster
by reviewing
undernutrition often shuts down the menstrual cycle Öbek fiiller
1:52yetersiz beslenme çoğu zaman adet döngüsünü durdurur,
shuts down: bir sürecin çalışmasını durdurmak
Burada shuts down, bedensel bir sürecin çalışmasını durdurmak anlamına gelir. Slows down ifadesinden daha güçlüdür ve yalnızca bir cihazı kapatmakla sınırlı değildir. Undernutrition tekil bir öznedir; bu nedenle shut, üçüncü tekil şahıs eki -s alarak shuts olur. Often, bunun herkesin yaşayacağı kesin bir sonuç değil, yaygın bir olasılık olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede shut down, bir sürecin çalışmayı durdurması anlamında kullanılmıştır?
- The update slowed down background tasks to save battery.
- The update shut down background tasks to save battery.
- The update turned down the screen brightness to save battery.
Cevabı göster
The update shut down background tasks to save battery.
as the body tries to reduce energy expenditure. Kalıp ifadeler
1:54çünkü vücut enerji harcamasını azaltmaya çalışır.
reduce energy expenditure: resmî bir fizyoloji eşdizimi
Reduce energy expenditure, vücudun kullandığı enerji miktarını azaltmak anlamına gelir. Sağlık ve fizyoloji alanındaki resmî metinlerde expenditure, hissedilen çabayı veya yorgunluğu değil, kullanılan enerji miktarını belirtir. Reduce, energy expenditure ifadesini doğrudan nesne olarak alır. Bu eşdizim, vücudun sınırlı enerjiyi nasıl koruduğunu açıklarken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi ‘vücudun kullandığı enerji miktarını azaltmak’ anlamındaki üç sözcüklü tam resmî eşdizimle tamamlayın: In extreme cold, an insulated shelter can help climbers ____.
Cevabı göster
reduce energy expenditure
and both men and women may experience loss of libido. Kelime
1:59hem erkekler hem de kadınlar cinsel istek kaybı yaşayabilir.
loss of libido: azalmış cinsel istek için klinik bir terim
Bu cümlede loss of libido, cinsel isteğin azalması veya yok olması anlamına gelir. Libido özellikle cinsel etkinliğe yönelik isteği ifade eder; loss of libido ise her cinsiyetten kişiyi etkileyebilecek bir belirtinin adıdır. loss of + isim kalıbı, bir şeyin azaldığını, eksildiğini veya artık bulunmadığını ifade eder. Sağlık metinlerinde loss of libido; genel enerji, ruh hâli, doğurganlık veya fiziksel cinsel işlevle ilgili bir ifade değil, tarafsız ve klinik bir isim grubudur.
Alıştırma
Sağlık bilgilerinde loss of libido en özel olarak neyi ifade eder?
- Çocuk sahibi olamama
- Genel olarak çökkün bir ruh hâli
- Fiziksel güç kaybı
- Cinsel istekte azalma
Cevabı göster
Cinsel istekte azalma
the body's immune system will be so weakened without any vitamins or minerals that many will die from disease. Dilbilgisi
2:03hiç vitamin veya mineral alınmadığı için vücudun bağışıklık sistemi öylesine zayıflar ki birçok kişi hastalıktan ölür.
so weakened ... that: derece ve sonuç ifade etme
Bu cümlede so, geçmiş zaman ortacı weakened'ın derecesini güçlendirir ve that sonucu başlatır: bağışıklık sistemi öylesine ciddi bir zayıflık durumuna gelir ki belirtilen sonuç hastalık nedeniyle ölümdür. Yeniden kullanılabilir kalıp be + so + sıfat veya geçmiş zaman ortacı + that + sonuç cümleciğidir. Buradaki that, dereceyi sonuca bağlayan bir bağlaçtır; immune system'ı niteleyen bir ilgi zamiri değildir.
Alıştırma
Cümleyi so ... that sonuç kalıbıyla tamamlayın: The battery was ____ depleted ____ the phone shut down.
Cevabı göster
so · that
it will continue to use up all energy sources Öbek fiiller
2:09vücut tüm enerji kaynaklarını tüketmeye devam eder,
use up: sınırlı bir kaynağı tamamen tüketmek
Bu cümlede use up, yalnızca “kullanmak” değil, “tamamen tüketmek” anlamına gelir. up parçacığı bir bitiş noktası ekler: süreç tamamlandığında mevcut enerji kaynakları tükenmiş olur. Kalıp use up + isim veya use + zamir + up şeklindedir: use up the fuel, ancak use it up. Zaman, para, yiyecek, yakıt ve erzak gibi sınırlı kaynaklarla özellikle doğal kullanılır.
Alıştırma
“Sınırlı bir miktarın tamamını tüketmek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: The backup generator will ____ the remaining fuel by morning.
Cevabı göster
use up
until there is no glucose, fat tissue, or muscle mass left. Dilbilgisi
2:11ta ki geriye glikoz, yağ dokusu veya kas kütlesi kalmayana kadar.
until ... no ... left: hiçbir şey kalmayan noktaya kadar sürmek
Until, devam eden sürecin bitiş noktasını belirtir: vücut, until yan cümlesinde belirtilen koşula ulaşana kadar enerji kaynaklarını kullanmayı sürdürür. Bu yan cümle, sürecin sona erdiği sınırı işaretler. there is no glucose, fat tissue, or muscle mass left ifadesinde left, “kalan” anlamına gelir. there is no + isim + left kalıbı, söz konusu kaynaktan hiç kalmadığını belirtir. Bu iki yapı birlikte, devam eden süreç ile onu durduran koşulu ayırır.
Alıştırma
Bitiş noktasını belirten bağlaç ve “kalan” anlamındaki sözcükle cümleyi tamamlayın: We will keep reviewing files ____ there are no applications ____.
Cevabı göster
until · left
One of the more common causes of death is cardiac arrhythmia or heart attack Dilbilgisi
2:15Daha yaygın ölüm nedenlerinden biri kalp ritim bozukluğu veya kalp krizidir;
One of the more common causes of death is ...: nispeten yaygın nedenlerden biri
One of the more common causes of death is ... ifadesi, kardiyak aritmi veya kalp krizini nispeten yaygın nedenlerden oluşan bir grubun içine yerleştirir. Bunun tek neden ya da tek başına en yaygın neden olduğunu söylemez. Kalıp one of + the more common + çoğul isim + tekil fiil şeklindedir. Causes grubu adlandırdığı için çoğuldur; ancak öznenin temel öğesi one olduğu için fiil is olur.
Alıştırma
Cümleyi one of + çoğul isim + tekil fiil kalıbını oluşturan iki parçayla tamamlayın: One ____ the more common reasons for a delayed launch ____ incomplete testing.
Cevabı göster
of · is
This is fairly common in those suffering from anorexia. Kalıp ifadeler
2:23Bu durum anoreksiyadan muzdarip kişilerde oldukça yaygındır.
suffering from anorexia: kısaltılmış niteleyicide suffer from
suffering from anorexia ifadesindeki suffer from, bir hastalık veya kalıcı bir sorundan olumsuz etkilenmek anlamına gelir. From bu eşdizimde gereklidir; ifade her bağlamda experience fiilinin tarafsız bir eş anlamlısı değildir. those suffering from anorexia ifadesinde suffering, those sözcüğünü niteleyen bir şimdiki zaman ortacıdır. those who are suffering from anorexia yapısının kısaltılmış biçimidir ve söz konusu grubu belirler.
Alıştırma
Hangi cümle hem suffer from eşdizimini hem de those sonrasında kısaltılmış bir niteleyiciyi doğru kullanır?
- The program supports those are suffering from chronic pain.
- The program supports those suffering chronic pain.
- The program supports those suffering from chronic pain.
Cevabı göster
The program supports those suffering from chronic pain.
the body experiences severe organ failure all around.
2:26vücudun her yerinde ciddi organ yetmezlikleri meydana gelir.
Starvation can lead to death in as short as 3 weeks or up to 70 days Dilbilgisi
2:29Açlık, yalnızca 3 hafta içinde ya da 70 güne varan bir sürede ölüme yol açabilir;
in as short as ... or up to ...: en kısa süreden üst sınıra uzanan zaman aralığı
Bu aralıkta in as short as 3 weeks, şaşırtıcı derecede kısa olan ucu verir: ölüm yalnızca üç hafta sonra gerçekleşebilir. or up to 70 days ise üst sınırı verir: belgelenmiş bazı vakalarda süre yetmiş güne kadar uzayabilir. in as short as X ... or up to Y kalıbı bir aralık sunarken alt sınıra ne kadar çabuk ulaşılabileceğini vurgular. Up to bir üst sınırı belirtir; olağan ya da garanti edilmiş bir sonucu değil.
Alıştırma
"in as short as 3 weeks or up to 70 days" ifadesindeki aralığı hangi cümle doğru açıklar?
- Çoğu insan yetmiş gün hayatta kalır, ancak bazıları yalnızca üç hafta hayatta kalır.
- Ölüm yalnızca üç hafta sonra gerçekleşebilir; yetmiş gün ise mümkün olan en uzun süredir.
- Ölüm herkes için her zaman tam olarak üç ile yetmiş gün arasında gerçekleşir.
Cevabı göster
Ölüm yalnızca üç hafta sonra gerçekleşebilir; yetmiş gün ise mümkün olan en uzun süredir.
as documented during the Irish hunger strikes in 1981. Notlar
2:341981'deki İrlanda açlık grevlerinde bu durum belgelenmiştir.
as documented during: bir iddiayı belirli bir dönemin kanıtlarına bağlamak
Burada as documented during, önceki iddiayı destekleyen kanıtı sunar. Yaklaşık olarak “o döneme ait kayıtların gösterdiği gibi” anlamına gelir ve during the Irish hunger strikes in 1981 kanıtın ne zaman kaydedildiğini belirtir. Bu, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir: as documented during ... belgeleme işini yapan kişi veya kurumu belirtmez. Ayrı bir cümle başlatmadan bir iddiayı onu destekleyen kayıtlara bağlar.
Alıştırma
“The lake's water level fell sharply, as documented during the summer survey.” cümlesinde “as documented during the summer survey” ne işe yarar?
- Su seviyesini araştırmayla karşılaştırır.
- Araştırma kayıtlarını iddiayı destekleyen kanıt olarak sunar.
- Su seviyesinin düşmesine araştırmanın neden olduğunu söyler.
Cevabı göster
Araştırma kayıtlarını iddiayı destekleyen kanıt olarak sunar.
the Irish hunger strikes in 1981: 1981 İrlanda açlık grevleri
Bu cümlede the Irish hunger strikes in 1981, Kuzey İrlanda’daki İrlanda cumhuriyetçisi mahkûmların düzenlediği belirli bir dizi protestoyu ifade eder. Siyasi mahkûm olarak tanınma ve ilgili değişiklikler talebiyle yemek yemeyi reddettiler; on katılımcı hayatını kaybetti. Cümle bu olayı yalnızca bir açlık grevinin üç haftadan çok daha uzun sürebileceğine dair belgelenmiş bir kanıt olarak aktarır. İrlanda’daki genel bir kıtlığı veya tüm İrlandalıların açlığını kastetmez ve daha geniş siyasi çatışmanın tamamını açıklamaya çalışmaz.
Alıştırma
Cümle neden 1981 İrlanda açlık grevlerinden söz ediyor?
- Kuzey İrlanda’nın tüm siyasi tarihini açıklamak için
- Tüm İrlandalıların aynı açlığı yaşadığını iddia etmek için
- Yiyeceksiz geçen çok uzun bir süreye dair belgelenmiş gerçek bir örnek vermek için
Cevabı göster
Yiyeceksiz geçen çok uzun bir süreye dair belgelenmiş gerçek bir örnek vermek için
the duration of survival is greatly influenced by how hydrated you are Dilbilgisi
2:38hayatta kalma süresi, ne kadar iyi sıvı aldığınıza
how hydrated you are: gömülü how yan tümcesinde sözcük dizilişi
How + sıfat + özne + be yapısı, derece bildiren gömülü bir yan tümce kurar. Burada how hydrated you are, vücudun ne ölçüde yeterli suya sahip olduğunu belirtir. Yan tümcenin tamamı by edatının tümlecidir ve hayatta kalma süresini etkileyen faktörü gösterir. Gömülü yan tümcede düz cümle dizilişi kullanılır: you are; are you kullanılmaz. Devrik soru dizilişi yalnızca yan tümcenin kendisi doğrudan soru olduğunda kullanılır: How hydrated are you?
Alıştırma
Gömülü yan tümceyi tamamlamak için sözcükleri doğru sıraya koyun: how / cold / the water / is. The guide checks ____ before the swim.
Cevabı göster
how cold the water is
and the amount of fat reserves your body has,
2:42ve vücudunuzdaki yağ rezervlerinin miktarına büyük ölçüde bağlıdır;
is greatly influenced by: büyük ölçüde etkilenmek
Is greatly influenced by edilgen bir yapıdır: özne etkilenen sonuçtur; by sonrasındaki isim grubu ise bu sonucu etkileyen etkeni veya etkenleri belirtir. Burada survival duration sonuç, hydration ve body-fat reserves ise etki eden faktörlerdir. Greatly, etkinin güçlü olduğunu gösterir. Influenced, completely determined anlamına gelmez; dolayısıyla ifade başka neden veya koşullara da yer bırakır. Bu nedenle birden fazla etken içeren ilişkileri açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi güçlü ama tek başına olmayan bir etkiyi anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: A learner's confidence ____ the feedback they receive.
Cevabı göster
is greatly influenced by
which in some ways is incredible that the body can sustain for so long with no food.
2:44vücudun hiç yemek yemeden bu kadar uzun süre dayanabilmesi bir bakıma inanılmazdır.
approximately 795 million people around the world have to deal with this reality. Kalıp ifadeler
2:50dünya genelinde yaklaşık 795 milyon insan bu gerçekle yaşamak zorunda.
And yet: beklenmedik bir karşıtlığa güçlü geçiş
Yeni bir cümlenin başında And yet, önceki düşünceye bağlanır ve bu düşüncenin oluşturduğu beklentiyle çelişen bir gerçeği sunar. And düşünceleri birbirine bağlarken yet beklenmedik karşıtlığı belirtir; ikisi birlikte güçlü bir geçiş oluşturur. Burada önceki bilgi, insan bedeninin hayatta kalma yeteneğini etkileyici gösterir. Ardından And yet, milyonlarca insanın böyle bir duruma katlanmak zorunda olduğu acı gerçeğe geçiş yapar. Yet burada ödünleyici bir karşıtlık bildirir; not yet ifadesindeki zamansal anlama gelmez.
Alıştırma
Beklenmedik bir karşıtlık bildirmek için cümleyi en iyi hangi bağlayıcı tamamlar? The forecast promised clear skies. _____, the match was canceled because of a sudden storm.
- As a result
- For example
- And yet
Cevabı göster
And yet
deal with this reality: yüzleşmek, mutlaka çözmek değil
Bu cümlede deal with this reality, kaçınılmaz bir durumla ve onun sonuçlarıyla yüzleşip bunlarla yaşamak anlamına gelir. İnsanların bu durumu görmezden gelme seçeneği yoktur. Deal with, bir şeyi yönetmek için harekete geçmek anlamına gelebilir; ancak tek başına onu çözmek veya başarıyla aşmak demek değildir. have to ile birlikte kullanıldığında yetenek ya da başarıdan çok zorunluluğu vurgular.
Alıştırma
Örnekte deal with this reality, 795 milyon insan hakkında ne anlatıyor?
- Altta yatan sorunu zaten çözdüler.
- Nasıl başa çıkacaklarını bildikleri için bu durumu kendileri seçtiler.
- Çözüp çözemeyeceklerinden bağımsız olarak durumla yüzleşmek ve ona katlanmak zorundalar.
Cevabı göster
Çözüp çözemeyeceklerinden bağımsız olarak durumla yüzleşmek ve ona katlanmak zorundalar.
The good news is that the seven richest countries have pledged to lift 500 million people out of hunger and malnutrition by 2030, Notlar
2:55İyi haber şu ki en zengin yedi ülke, 2030'a kadar 500 milyon insanı açlık ve yetersiz beslenmeden kurtarma sözü verdi,
have pledged to: verilmiş ve hâlâ geçerli olan resmî bir taahhüt
Have pledged to, ardından gelen fiilin yalın hâliyle belirtilen eylemi gerçekleştirmek için resmî ve çoğu zaman kamuya açık bir taahhütte bulunulduğu anlamına gelir. Burada have pledged, taahhüdün zaten verilmiş ve hâlâ geçerli olduğunu gösterir. Taahhüt edilen eylem gelecekteki bir hedeftir; tamamlanmış bir sonuç değildir. Yapı have/has pledged to + fiilin yalın hâli şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi pledge fiilinin present perfect biçimi ve mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: The charity ____ provide clean water to every village by 2030.
Cevabı göster
has pledged to
lift people out of hunger and malnutrition: insanları açlık ve yetersiz beslenmeden kurtarmak
Burada lift 500 million people out of hunger and malnutrition, beş yüz milyon insanın yaşam koşullarını iyileştirerek artık bu sıkıntıları çekmemelerini sağlamak demektir. Lift mecazidir: sıkıntı düşük ya da kapalı bir konum, iyileşme ise yukarı ve dışarı doğru hareket olarak düşünülür. Başka durumlara aktarılabilen yapı lift + kişi veya grup + out of + zor durum şeklindedir. Bir programın ya da politikanın insanları fiziksel olarak kaldırmasını değil, kalıcı bir iyileşme yaratmasını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi lift ... out of yapısıyla tamamlayın: The job program aims to ____ thousands of families ____ poverty.
Cevabı göster
lift · out of
but we need to hold them accountable. Kalıp ifadeler
3:03ancak bu sözün hesabını onlardan sormalıyız.
hold someone accountable: seseorangdan hesap sormak
Hold them accountable, söz veren ülkelerden ilerlemelerini açıklamalarını, taahhütlerini yerine getirmelerini ve bunu yapmazlarsa denetime ya da sonuçlara katlanmalarını istemek demektir. Bu, yalnızca onların hatalı olduğunu düşünmekten daha fazlasını ifade eder. Başka durumlara aktarılabilen yapı hold + kişi veya kuruluş + accountable şeklindedir. Ardından sık sık for + eylem veya sonuç ya da to + standart veya söz gelir. Cümlenin öznesi sorumluluk talep eden kişi veya gruptur.
Alıştırma
Bir yönetici, her ekibin kaçırılan teslim tarihlerini açıklaması ve sorunu düzeltmesi gerektiğini söylemek istiyor. Hangi cümle bunu en iyi ifade eder?
- We will blame each team for missed deadlines.
- We will hold each team accountable for missed deadlines.
- Each team will hold the deadline accountable.
Cevabı göster
We will hold each team accountable for missed deadlines.
We're working with an organization called Global Citizen to do just that,
3:05Biz de tam bunu yapmak için Global Citizen adlı bir kuruluşla çalışıyoruz,
and here's a really easy way that you can help out too.
3:09üstelik sizin de kolayca yardım edebileceğiniz bir yol var.
By sharing this video and then heading to the Global Citizen website form here,
3:12Bu videoyu paylaşıp ardından buradan Global Citizen web sitesine giderek,
you'll be adding your voice to an important educational movement towards ending hunger worldwide. Deyimler
3:16dünya genelinde açlığı sona erdirmeyi amaçlayan önemli bir eğitim hareketine sesinizi katabilirsiniz.
Önemli bir eğitim hareketine sesini katmak
Burada add your voice to, ortak bir davayı açıkça desteklemek veya o davaya katılmak anlamına gelir. Bu mecazi bir ifadedir; gerçekten konuşmanız ya da ses kaydı yapmanız gerekmez. Kalıp add your voice to + dava, kampanya, tartışma veya ortak çaba biçimindedir. Bir kişinin desteğini başka birçok sese katılıyormuş gibi gösterir; böylece desteğin toplu ve kamuya açık olduğu hissini verir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve ortak bir davaya verilen desteğe açıkça katılmak anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: You can ____ the clean-water campaign by signing the petition.
Cevabı göster
add your voice to
You can click the screen or use the links in the description.
3:21Ekrana tıklayabilir veya açıklamadaki bağlantıları kullanabilirsiniz.
Gerçekten yalnızca kısa bir süre alır
Bu eylem çağrısında It, yapılması istenen işi ifade eder. really only, işin kolay ve düşük zahmetli olduğu iddiasını güçlendirirken a few moments tam bir saniye sayısını değil, çok kısa bir süreyi anlatır. Bu ifade dinleyeni rahatlatır ve tereddüdü azaltır. Başka durumlarda da kullanılabilen It only takes + süre kalıbı, gereken zamanı az gösterir; really eklemek ise rahatlatıcı mesajı daha vurgulu ve konuşma diline uygun hâle getirir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız kısa bir çevrimiçi formu doldurmakta tereddüt ediyor. İşin çok az zaman gerektirdiğini söyleyerek onu en doğrudan rahatlatan cümle hangisidir?
- It really only takes a few moments.
- It takes about forty minutes, so plan ahead.
- The form asks for only a few details.
- It took a few moments after the page finally loaded.
Cevabı göster
It really only takes a few moments.
And subscribe for more weekly science videos.
3:26Her hafta daha fazla bilim videosu için abone olun.