Dev örümcek bilmecesini çözebilir misin? - Dan Finkel: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Örümcekler turnuvası bir mantık bulmacasına dönüşür: Ağ biçimli bir tahtada Kraliçe Shelob’u yenmek isteyen yarışmacı, renklendirme, mesafe takibi ve sonunda köşeye sıkıştırma stratejisi kullanmak zorundadır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. You must take turns moving from one intersection to an adjacent one. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: İngilizcede sıra tabanlı oyun kurallarının “take turns” ile bir konumdan başka bir konuma hareketi birleştirerek nasıl anlatıldığını öğrenirsin. 2. every time you move to red, / and every time you move to blue, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “every time ... and every time ...” paralel yapısının iki oyuncunun konumları arasındaki tekrarlanan ilişkiyi nasıl açıkladığını fark edersin. 3. you'll have backed her into one of the two corners — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “back someone into a corner” ifadesinin hem tahtada gerçekten köşeye sıkıştırmayı hem de birine iyi bir kaçış yolu bırakmayan stratejiyi anlatabildiğini anlarsın.
Bu derste
Once every century: nadir bir zaman çerçevesiyle başlamak
Once every century, “her yüz yıllık dönemde bir kez” anlamına gelir. Cümlenin başına konduğunda ana olaydan önce dinleyiciye zaman çerçevesini verir. Aralık çok uzun olduğu için bu açılış, ardından gelen olayı nadir, önemli ve neredeyse efsanevi gösterir. Tekrar kullanılabilen once every + zaman dilimi yapısı, yinelenen bir olayı tanıtabilir ve olayın ne olduğunu söylemeden önce merak uyandırabilir.
Alıştırma
Hangi açılış önce nadir ve yinelenen bir zaman çerçevesi kurup ardından olayı tanıtıyor?
- Fifty years ago, the desert bloomed after a storm.
- The desert bloom lasted for fifty years.
- Once every fifty years, the desert blooms after a rare storm.
Cevabı göster
Once every fifty years, the desert blooms after a rare storm.
the world's greatest spiders gather to compete in a series of grueling games. Kalıp ifadeler
0:09dünyanın en büyük örümcekleri bir dizi zorlu oyunda yarışmak üzere bir araya gelir.
a series of grueling games: yorucu bir dizi mücadele
A series of + çoğul isim, art arda gerçekleşen veya bir grup oluşturan birbiriyle ilişkili birkaç şeyi topluca ifade eder. Burada games yarışma etkinlikleri anlamındadır; dolayısıyla ifade, yarışmayı birbirine bağlı birkaç etkinlik olarak sunar. Grueling, fiziksel veya zihinsel açıdan son derece yorucu ve zorlayıcı demektir. difficult sözcüğünden daha güçlüdür: ifade, tüm oyunları tamamlamanın uzun süreli çaba gerektirdiğini ve yarışmacıları bitkin bırakabileceğini anlatır.
Alıştırma
Hangi ifade doğal biçimde “birbiriyle bağlantılı, son derece yorucu ve zorlayıcı birkaç etkinlik” anlamına gelir?
- a single difficult drill
- a series of grueling drills
- a series of relaxing breaks
Cevabı göster
a series of grueling drills
The winner will become the next arachnomonarch,
0:15Kazanan, dünyanın tüm örümceklerine dilediği gibi hükmedebilecek
able to command all the world's spiders to their will. Kalıp ifadeler
0:18bir sonraki araknomonark olacaktır.
able to command ... to their will: başkalarını kendi iradesine boyun eğdirebilmek
Bu ifade yalnızca basit bir yeteneği değil, gücü anlatır. Able to, kazanan kişinin harekete geçme yeteneğine veya gücüne sahip olduğunu; command ise yetki kullanarak kontrol etmeyi ya da emir vermeyi gösterir. Burada to their will, “örümceklerin kazanan kişinin istediği şekilde itaat etmesi” demektir. Their, tekil the winner ifadesine döner ve cinsiyet belirtmeyen tekil they zamirinin iyelik biçimidir. To bir yere doğru hareketi göstermez.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeye göre kazanan kişi ne yapabilir?
- Bütün örümcekleri kazanan kişinin evine göndermek
- Bütün örümceklere nazikçe fikirlerini sormak
- Bütün örümceklerin kazanan kişinin isteklerine göre hareket etmesini sağlamak
Cevabı göster
Bütün örümceklerin kazanan kişinin isteklerine göre hareket etmesini sağlamak
for the first time: ilk kez
For the first time, bir olayın şimdi gerçekleştiğini ve daha önce hiç gerçekleşmediğini belirtir. Bu cümlede yarışmaya katılmayı yeni bir deneyim olarak gösterir. Bu ifade cümlenin başında veya anlattığı olayın yakınında bulunabilir. Yalnızca bir şeyin başlangıç aşamasını anlatmak yerine ilk deneyimi ya da önemli bir dönüm noktasını vurgular.
Alıştırma
Maya had never seen snow before. Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Today, she saw snow ____.
Cevabı göster
for the first time
cast your name into the ring: bir rekabete resmen katılmak
Burada you are casting your name into the ring, bir yarışmaya veya rekabete resmen katıldığın anlamına gelir. Bu mecazi bir anlatımdır; fiziksel olarak bir isim fırlatılmaz. Bu söz, özellikle bir görev veya ödül için yarışacağını duyurmak anlamına gelen yerleşik throw your hat in the ring deyimini yaratıcı biçimde çağrıştırır. hat yerine name kullanılması, kişinin adını adaylar arasına eklemesini vurgular; casting ise duyuruya dramatik bir ton katar.
Alıştırma
Burada you are casting your name into the ring ne anlama geliyor?
- Adını bir çemberin içine yazıyorsun.
- Rekabete resmen katılıyorsun.
- Rekabetten çekiliyorsun.
Cevabı göster
Rekabete resmen katılıyorsun.
From Anansi to Arachne to Aragog: geniş kapsamlı bir kültürel liste
Anansi, Arachne ve Aragog, üç farklı gelenekten gelen ve örümceklerle bağlantılı adlardır: Anansi Batı Afrika halk anlatılarında bir karakterdir, Arachne Yunan mitinden gelir, Aragog ise Harry Potter hikâyelerindeki dev örümcektir. From A to B to C kalıbı bu adları bir yolculuk güzergâhı olarak değil, geniş kapsamlı bir liste olarak düzenler. Anlatıcı halk anlatılarından antik mite, oradan da modern popüler kurguya geçerek konuya geniş bir kültürel kapsam kazandırır.
Alıştırma
Bu cümlede From Anansi to Arachne to Aragog ifadesinin temel işlevi nedir?
- Farklı geleneklerden gelen, örümceklerle bağlantılı figürleri geniş bir liste hâlinde sunar.
- Üç sıradan sözcüğü alfabetik sıraya dizer.
- Üç yer arasında yolculuk tarifi verir.
Cevabı göster
Farklı geleneklerden gelen, örümceklerle bağlantılı figürleri geniş bir liste hâlinde sunar.
all of the titans of the spider world are here. Deyimler
0:30örümcek dünyasının tüm devleri burada.
titans of the spider world: bir alanın önde gelen isimleri
titans of the spider world ifadesindeki titans sözcüğü mecazidir. Yunan mitolojisindeki Titanları değil, o alandaki en güçlü, ünlü veya etkili kişileri anlatır. titan(s) of the ... world kalıbı, belirli bir alandaki önde gelen kişi veya grupları adlandırır. Buradaki alan spider world olduğundan cümle, orada bulunanları örümcek dünyasının en önemli isimleri olarak etkileyici bir biçimde sunar.
Alıştırma
Bu cümlede titans of the spider world ifadesinin en doğal anlamı nedir?
- Bölgedeki bütün sıradan örümcekler
- Tesadüfen örümcek olan Yunan mitolojisi varlıkları
- Örümcek dünyasında son derece etkili kişiler
Cevabı göster
Örümcek dünyasında son derece etkili kişiler
itsy-bitsy you: şakacı ve çocuksu bir küçüklük ifadesi
Itsy-bitsy çok küçük anlamına gelir, ancak tarafsız değil, şakacı ve çocuksu bir tını taşır. Sözcüğü you ifadesinin önüne koyan konuşmacı, kişiyi “minicik sen”, yani kolayca gözden kaçabilecek biri gibi gösterir ve söze hafif bir takılma havası katar. Birçok Amerikan İngilizcesi konuşuru için itsy-bitsy, The Itsy Bitsy Spider adlı çocuk şarkısını da çağrıştırır. Örümceklerle ilgili bir ortamda bu çağrışım, kafiyeli ve şakacı tonu güçlendirir; ifade kesin bir boy ölçüsü vermez.
Alıştırma
itsy-bitsy you bu cümleye nasıl bir ton katıyor?
- Kişiye yüksek bir statü veren resmî bir övgü.
- Kişiyi minicik ve kolayca gözden kaçacak biri gibi gösteren şakacı, çocuksu bir takılma.
- Kişinin boyunun bilimsel ve kesin bir ölçümü.
Cevabı göster
Kişiyi minicik ve kolayca gözden kaçacak biri gibi gösteren şakacı, çocuksu bir takılma.
But after wowing the crowd with your web design Kelime
0:38Ancak ağ tasarımınla kalabalığı büyüledikten
after wowing the crowd with: fiil olarak wow
Burada wow, “insanları çok etkilemek ya da hayran bırakmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. The crowd, bu etkiyi yaşayan gruptur; “Wow!” ünlemini söyleyen bir grup anlamına gelmez. Kullanışlı kalıp wow + someone + with + onları etkileyen şey şeklindedir. after wowing the crowd with your web design ifadesinde after daha önce gerçekleşen bu eylemi tanıtır ve wowing, wow fiilinin -ing biçimidir.
Alıştırma
wow + the audience + with yapısını doğru biçimde kullanın: After ____ her final song, Maya took a bow.
Cevabı göster
wowing the audience with
and sticking it to the competition in the long-distance sling, Deyimler
0:40ve uzun mesafe fırlatmada rakiplerini alt ettikten sonra,
sticking it to the competition: stick it to someone deyimi
Stick it to someone, birine sert biçimde karşılık vermek, onu cezalandırmak veya güçlü ve tatmin edici biçimde yenmek anlamına gelen sabit ve mecazlı bir deyimdir. Bu rekabet bağlamında sticking it to the competition, rakipleri kendinden emin ve meydan okuyan bir tavırla açıkça yenmek anlamına gelir. Bir nesneyi fiziksel olarak bir yere yapıştırmak anlamına gelmez. It, deyimin sabit bir parçasıdır ve belirli bir şeyi göstermez; kullanılabilir kalıp stick it to + kişi ya da grup şeklindedir.
Alıştırma
Buradaki vurgulanan deyim ne anlama geliyor? Our team stuck it to the champions with a 3–0 win.
- Şampiyonları kesin bir şekilde yendiler ve bunu gururla anlattılar.
- Şampiyonlara bir nesne yapıştırdılar.
- Maç boyunca şampiyonları takip etmeye devam ettiler.
Cevabı göster
Şampiyonları kesin bir şekilde yendiler ve bunu gururla anlattılar.
qualify for the finals: finale katılmaya hak kazanmak
Qualify for the finals, yarışmanın şartlarını karşılayıp final aşamasında yer almaya hak kazanmak demektir. You've qualified, qualify fiilinin present perfect biçimidir; finale çıkmayı tamamlanmış ve şu anda önem taşıyan bir sonuç olarak sunar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp qualify for + etkinlik, aşama veya fırsat şeklindedir. Finali kazanmayı değil, katılım şartlarını karşılamayı anlatır.
Alıştırma
Bir takımın final aşamasına katılma hakkı kazandığını gösteren edatı yazın: By winning the semifinal, our team qualified ____ the finals.
Cevabı göster
for
Now all that remains is to face off against the reigning champion, Notlar
0:46Şimdi tek yapman gereken, Girdaplı Ağ üzerinde
all that remains is to + fiilin yalın hâli
All that remains is to + fiilin yalın hâli, önceki adımların tamamlandığını ve yalnızca belirtilen eylemin kaldığını anlatır. Bu cümlede to ile kurulan mastar, son eylemi belirtir. Now, ilerleme özetinden son adıma geçişi gösterir. Bu kalıp yönergeleri, planları veya olay dizisini düzenlerken kullanışlıdır.
Alıştırma
Geriye kalan tek adımı tanıtan yapıyı tamamlayın: The forms are complete. Now all that ____ is to submit them online.
Cevabı göster
remains
to face off against: bir rakiple doğrudan mücadele etmek
Bu cümlede to face off against, biriyle doğrudan mücadele etmek anlamına gelir. Mevcut şampiyonu başa baş bir mücadelenin rakibi olarak gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp face off against + rakip şeklindedir. Burada to, all that remains is ifadesinden sonra geldiği için mastar yapısını oluşturur.
Alıştırma
‘Doğrudan mücadele etmek’ anlamındaki sabit ifadeyi tamamlayın: The two finalists will face ____ each other tomorrow.
Cevabı göster
off against
the reigning champion: unvanın mevcut sahibi
Bir yarışmada the reigning champion, şampiyonluk unvanını o anda elinde bulunduran kişi veya takımdır. Reigning, hâlâ iktidarda olma düşüncesini taşır; ancak burada siyasi yönetimi değil unvanın durumunu anlatır. Bu ifade tek başına şampiyonun daha önce unvanını başarıyla koruduğu anlamına gelmez. Yalnızca unvanın şu anda ona ait olduğunu söyler.
Alıştırma
Hangi kişi doğru şekilde the reigning champion olarak adlandırılabilir?
- Unvanı yıllar önce elinde bulunduran ama artık sahip olmayan oyuncu
- Yarışmaya ilk kez katılan oyuncu
- Şampiyonluk unvanını şu anda elinde bulunduran oyuncu
Cevabı göster
Şampiyonluk unvanını şu anda elinde bulunduran oyuncu
Whirled Wide web: World Wide Web üzerine bir ses oyunu
Whirled Wide web, World Wide Web adının kasıtlı olarak değiştirilmiş hâlidir. Genel Amerikan İngilizcesinde whirled ve world aynı şekilde duyulur; ancak whirled, bir şeyin dönmüş veya döndürülmüş olduğunu anlatır. Espri, web sözcüğünün iki anlamından da yararlanır: internet ağına veya örümcek ağına gönderme yapabilir. Böylece uydurulan ad, tanıdık internet terimini dönme fikri ve örümcek ağıyla birleştirir; bu bir yazım hatası değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Whirled Wide web ifadesini söz oyunu yapan nedir?
- Whirled, World gibi duyulur ve dönme fikrini ekler; web ise örümcek ağı anlamına da gelebilir.
- Whirled, internet sitesi adlarında World sözcüğünün başka bir standart yazımıdır.
- Wide sözcüğünün anlamı “geniş”ten “hızlı”ya dönüşür.
Cevabı göster
Whirled, World gibi duyulur ve dönme fikrini ekler; web ise örümcek ağı anlamına da gelebilir.
with intersecting strands coming to a single point on the other side. Kelime
0:58kesişen iplikler diğer tarafta tek bir noktada birleşir.
coming to a single point: birkaç çizginin buluşması
Bu mekânsal betimlemede coming to a single point, birkaç ipliğin birbirine yaklaşarak ortak bir konumda buluşması anlamına gelir. Point burada geometrik bir konumdur; görüş veya konuşmanın ana fikri değildir. Coming, strands sözcüğünü açıklayan bir -ing ortaçtır. İfade, ipliklerin izlediği yolların diğer tarafta nerede birleştiğini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede coming to a single point içindeki point ne anlama gelir?
- İpliklerin buluştuğu bir konum
- Bir tartışmanın ana fikri
- Bir oyunda kazanılan puan
Cevabı göster
İpliklerin buluştuğu bir konum
Moving across each strand requires a careful dash, Dilbilgisi
1:03Her iplik boyunca ilerlemek dikkatli bir hamle gerektirir
Moving across each strand requires ...: özne olarak bir -ing yapısı
Moving across each strand, özne olarak kullanılan bir -ing yapısıdır. Eylemin tamamını tek bir etkinlik olarak ele alır. Bu özne tekil kabul edildiği için fiil requires biçimindedir. Kullanılabilir kalıp şöyledir: [-ing biçimindeki eylem] + requires + [gereken şey veya eylem]. Bir etkinliğin ne gerektirdiğini açıklayan kural ve talimatlarda sık görülür.
Alıştırma
Özne olarak solve fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ this puzzle requires patience.
Cevabı göster
Solving
and you must keep going until you stop at the next hub Dilbilgisi
1:07ve iki ipliğin kesiştiği bir sonraki düğümde durana kadar
must keep going until you stop: zorunluluk ve bitiş noktası
Bu kuralda must zorunluluk bildirir, keep going ilerlemeye devam etmek anlamına gelir ve until you stop hareketi bitiren olayı belirtir. Birlikte, bir sonraki merkeze kadar ilerlemenin zorunlu olduğunu ve daha önce durmaya izin verilmediğini anlatırlar. Kullanılabilir kalıp must keep + -ing until + yan cümle biçimindedir. Zorunlu bir devam eden eylemi açık bir bitiş noktasıyla birleştiren kural ve yönlendirmelerde kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle koşmaya devam etmenin zorunlu olduğunu ve bitiş çizgisine ulaşınca bu zorunluluğun sona erdiğini anlatır?
- You must keep running while you are at the finish line.
- You must keep running when you reach the finish line.
- You must keep running until you reach the finish line.
Cevabı göster
You must keep running until you reach the finish line.
only one competitor may traverse the web at a time. Kalıp ifadeler
1:15ağ üzerinde aynı anda yalnızca bir yarışmacı dolaşabilir.
By ancient spider code: by ile kuralın dayanağını belirtme
Cümlenin başındaki bu ifadede by, “-e göre” veya “-in yetkisine dayanarak” anlamına gelir. Ardından gelen ifadenin dayandığı kurallar sistemini belirtir. Burada code, yazılım ya da gizli mesaj değil, düzenli bir kurallar bütünü anlamındadır. Ancient spider code, kuralı eski ve resmî gösteren, eğlenceli ve törensel bir hikâye anlatımıdır.
Alıştırma
Bu cümlede “By ancient spider code” ne anlama gelir?
- Gizli bir örümcek şifresi kullanarak
- Örümceklerin yaptığı eski bir bilgisayar programının yanında
- Eski bir örümcek kuralları bütününe göre
Cevabı göster
Eski bir örümcek kuralları bütününe göre
only one ... may ... at a time: eylemi tek katılımcıyla sınırlama
only one + tekil isim + may + fiil + at a time kalıbı bir sınır koyar: Herhangi bir turda veya anda yalnızca bir kişinin ya da şeyin eylemi yapmasına izin verilir. Burada bir yarışmacı ağı geçerken diğerleri bekler. Kurallarda may, belirsizlik değil izin ifade eder. At a time, sınırın aynı anda yapılan eylemlere uygulandığını gösterir; yalnızca bir yarışmacının sonsuza kadar katılabileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Aynı anda yalnızca bir çocuğun kaydırağı kullanmasına izin verildiğini anlatan güvenlik kuralını tamamlayın. only one ... may ... at a time kalıbını kullanın: For safety, ____ use the slide ____.
Cevabı göster
only one child may · at a time
take turns moving from ... to an adjacent one: sırayla ... noktasından bitişik bir noktaya hareket etmek
Take turns + -ing, iki veya daha fazla kişinin aynı eylemi aynı anda değil, birbiri ardına yapması demektir. Burada moving, her kişinin sırası geldiğinde yaptığı eylemi belirtir. From one intersection to an adjacent one, hareketin başlangıç noktasını ve varış yerini gösterir. Adjacent, “hemen yanında olan” anlamına gelir; ikinci one ise intersection sözcüğünün tekrarlanmasını önler. Yapının bütünü hem oyuncuların sırasını hem de her hamlenin sınırını belirtir.
Alıştırma
Kuralı, birbiri ardına hareket etmek anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Players ____ moving one piece from one square to the next.
Cevabı göster
take turns
spin new paths into existence: yoktan yeni yollar örmek
Into existence, var olmama durumundan var olma durumuna geçişi anlatır. Fiil + nesne + into existence yapısında fiil, bir şeyin nasıl yaratıldığını gösterir; burada yaratılacak şeyler new paths ifadesidir. Spin, bir örümceğin ağ örmesi gibi canlı bir örme imgesi katar. Bu nedenle spin new paths into existence, daha önce hiç yol olmayan yerde yeni yollar yaratmak anlamına gelir. Bir kuralda No one may ... ifadesi, hiç kimsenin bunu yapmasına izin verilmediğini belirtir.
Alıştırma
“No one may spin new paths into existence” kuralında vurgulanan ifade ne anlama gelir?
- Hiç kimsenin zaten var olan yolları döndürmesine izin verilmez.
- Hiç kimsenin mevcut bir yol boyunca yürümesine izin verilmez.
- Hiç kimsenin daha önce var olmayan yeni yollar yaratmasına izin verilmez.
Cevabı göster
Hiç kimsenin daha önce var olmayan yeni yollar yaratmasına izin verilmez.
skip turns: oyundaki sıraları atlamak
Oyun kurallarında skip turns, sıra size geldiğinde yapmanıza izin verilen hamleyi yapmamak demektir. Burada turn, yön değiştirme değil, bir oyuncunun hareket etme fırsatıdır. skip + turn yapısı, bu fırsatı kullanmadan geçmeyi ifade eder.
Alıştırma
“Kendi sıralarını kullanmadan geçirmek” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle oyun kuralını tamamlayın: In this round, players cannot ____.
Cevabı göster
skip turns
by your 10th move: onuncu hamleyi içeren bir son sınır
Burada by bir son tarih belirtir: by your 10th move, “onuncu hamlenin sonundan daha geç olmadan” anlamına gelir. Daha erken bitirmek de kurala uyar. Bir oyunda move, sıra içindeki tek bir hareket veya hamledir. Aktarılabilir by + zaman ya da aşama yapısı, by Friday, by noon veya by the third round örneklerinde olduğu gibi kabul edilebilir en geç noktayı belirler.
Alıştırma
You must solve it by your tenth move kuralı ne anlama gelir?
- Daha önce çözebilirsin, ancak onuncu hamlenden daha geç olamaz.
- Çözmek için onuncu hamlenden sonrasını beklemelisin.
- Tam olarak onuncu hamlende çözmelisin.
Cevabı göster
Daha önce çözebilirsin, ancak onuncu hamlenden daha geç olamaz.
Can you attain the mantle of spider supremacy? Deyimler
1:35Örümcek üstünlüğünün pelerinini elde edebilecek misin?
attain the mantle of spider supremacy: simgesel bir unvan kazanmak
Burada attain “ulaşmak veya elde etmek” anlamına gelir; mantle ise mecazidir: bir giysi değil, unvanı, konumu veya rolü temsil eder. Görkemli attain the mantle of spider supremacy ifadesi, kazanmayı veya en üstün örümcek olmayı törensel bir başarı gibi gösterir. Bilerek kullanılan resmî dil, bu mücadeleyi kahramanca ve eğlenceli kılar.
Alıştırma
Örnekte “the mantle of spider supremacy” ne anlama geliyor?
- En üstün örümcek olmayı simgeleyen bir unvan veya konum
- Diğer örümcekleri yakalamak için kullanılan bir ağ
- Bir örümcek için yapılmış sıradan bir palto
Cevabı göster
En üstün örümcek olmayı simgeleyen bir unvan veya konum
It's tempting to trap Shelob in a corner, Dilbilgisi
1:46Shelob'u bir köşeye sıkıştırmak cazip gelebilir,
It's tempting to ...: cazip bir ilk dürtüyü sunmak
It's tempting to + fiilin yalın hâli, bir eylemin cazip göründüğünü veya insanın onu kolayca yapmak isteyebileceğini anlatır. “It” yer tutucu öznedir; değerlendirilen eylem, ardından gelen to’lu mastar yapısında yer alır. Bu ifade, çoğu zaman ilk dürtüyü veya görünüşte kolay bir seçeneği desteklemeden sunar. Ardından gelen but veya however, bu seçeneğin sorununu açıklayabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “fikir cazip olsa da akıllıca olmayabilir” anlamını veren tam üç kelimelik yapıyla tamamlayın: ____ skip the instructions, but that often causes mistakes.
Cevabı göster
It's tempting to
but doing so: önceki bir eyleme gönderme yapmak
Bu cümlede doing so, “az önce belirtilen eylemi yapmak” anlamına gelir. -ing biçimi, önceki eylemi is surprisingly tricky ifadesinin öznesi yapar. So, tekrar edilecek eylem öbeğinin yerini alarak açıklamayı daha kısa ve anlaşılır hâle getirir. But bir karşıtlık ekler: eylem mümkün görünebilir, ancak onu gerçekleştirmek beklenmedik ölçüde zordur.
Alıştırma
Cümleyi, önceki eyleme gönderme yapan do + so yapısındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: You may open the valve, but ____ will release the pressure.
Cevabı göster
doing so
The layout of the web is such that every move you make, Dilbilgisi
1:51Ağın düzeni öyledir ki, senin yaptığın her hamlede
Shelob can get to another intersection two away from you. Kelime
1:55Shelob senden iki boşluk ötedeki başka bir kesişim noktasına geçebilir.
The layout ... is such that: bir özelliğin sonuca yol açması
A is such that + yan cümle kalıbı, A'nın that ile başlayan cümledeki duruma yol açan veya o durumu garanti eden bir niteliğe, tasarıma ya da düzene sahip olduğunu belirtir. Burada ağın düzeni, her hamle için anlatılan sonucu doğurur. Bu yapı, önce ilgili şeyi adlandırıp ardından onun özelliklerinin sonucunu belirterek bilgiyi düzenler. Matematiksel, mantıksal ve teknik açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Planın düzeninin bu sonucu doğurduğunu belirtecek şekilde cümleyi tamamlayan seçeneği seçin: The seating plan ___ every guest can see the stage.
- such as
- so that
- is such that
Cevabı göster
is such that
two away from you: ızgara üzerinde sayılan bir mesafe
Bu oyun tahtası bağlamında two away from you, diğer kesişim noktasının senin konumundan sayıldığında iki adım ya da iki konum uzakta olduğunu belirtir. Two mesafeyi ölçer; iki kez uzaklaşma eylemini saymaz. two away from you ifadesi another intersection sözünü niteler. Kesin birim tahtadan anlaşıldığı için söylenmemiştir; bağlamdan bağımsız ve daha açık bir anlatımda two spaces away from you veya two intersections away from you gibi birimi belirtmek gerekir.
Alıştırma
“The café is two blocks away from the station” cümlesi ne anlama gelir?
- Kafe istasyonun içindedir.
- Kafe ile istasyon arasında iki blokluk mesafe vardır.
- Kafe istasyondan iki kez uzaklaştı.
Cevabı göster
Kafe ile istasyon arasında iki blokluk mesafe vardır.
So even if you were to ...: açıkça varsayımsal bir ödünleme
So bu yan cümleyi önceki akıl yürütmeye bağlar. Even if bir ödünleme ilişkisi kurar: konuşan kişi hayal edilen bir koşulu kabul eder, ancak sonraki sonucun yine de geçerli olacağını belirtir. You were to + fiilin yalın hâli, koşulun açıkça varsayımsal olduğunu gösterir; yaklaşık olarak “bunu gerçekten yaptığını varsayalım” demektir. Were eylemi geçmiş zamana yerleştirmez. Virgül, asıl sonucun ardından geleceğini gösterir.
Alıştırma
“Even if you were to restart the computer, the missing file would not return,” cümlesinde konuşan kişi ne söylüyor?
- Dosya ancak bilgisayar yeniden başlatılırsa geri gelecektir.
- Bilgisayar zaten yeniden başlatıldı, bu yüzden dosya geri geldi.
- Yeniden başlatmak hayal edilen bir eylemdir, ancak sonucu değiştirmez.
Cevabı göster
Yeniden başlatmak hayal edilen bir eylemdir, ancak sonucu değiştirmez.
drive her into a corner: onu köşeye veya çaresizliğe sıkıştırmak
Burada drive her into a corner, onu kaçacak neredeyse hiç alanı olmayan bir konuma zorlamak anlamına gelir. Birini fiziksel olarak köşeye sıkıştırmayı anlatabilir ve aynı zamanda kişinin seçeneklerini elinden alma düşüncesini de taşır. Başka durumlarda drive someone into a corner çoğunlukla mecazidir: baskı, kişinin iyi bir seçeneği kalmadığını hissetmesine yol açar. Buradaki drive, “araç kullanmak” değil, “zorlamak” anlamındadır.
Alıştırma
drive fiilini geçmiş zamanda kullanarak cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The hostile questioning ____.
Cevabı göster
drove her into a corner
There are no dead ends: çıkışı olmayan yollar yok
Dead end, sona eren ve içinden geçilerek devam edilemeyen bir yol veya patikadır. Bu nedenle There are no dead ends, her rotada ya da konumda ilerlemeye devam etmenin bir yolu olduğunu anlatır. Mecaz anlamda a dead end; ilerleme veya gelecek sunmayan bir plan, araştırma, iş ya da durumdur. Her iki kullanımın ortak fikri, o yönde devam etmenin kişiyi hiçbir yere götürmeyeceğidir.
Alıştırma
Cümleyi çıkışı olmayan rotaları belirten iki sözcüklü hedef terimle tamamlayın: Every path connects to another, so there are no ____.
Cevabı göster
dead ends
so there's never a situation where she'd be forced to move to your space. Dilbilgisi
2:04bu yüzden onun senin bulunduğun kareye geçmeye zorlanacağı bir durum asla yaşanmaz.
she'd be forced to move: be forced to + fiilin yalın hâli
Be forced to + fiilin yalın hâli, dışarıdan bir kişinin, kuralın veya durumun birine eylem konusunda gerçek bir seçim bırakmadığını ifade eder. Edilgen yapı, baskıyı oluşturan kişi ya da şeyden çok bu baskıdan etkilenen kişiye odaklanır. She'd be forced to move ifadesinde she'd, she would ifadesinin kısaltmasıdır. İfade olası bir sonucu anlatır: bu koşullarda hareket etmekten başka seçeneği kalmazdı.
Alıştırma
Cümleyi seçim hakkı olmadığını belirten edilgen yapıyla tamamlayın: Under the rules, a player with no legal move would ____ forfeit the round.
Cevabı göster
be forced to
where all the strands converge: tek bir noktada birleşmek
Converge, farklı yönlerden gelen birden çok şeyin aynı noktaya doğru yaklaşıp birleşmesi anlamına gelir. Burada ayrı iplikler tek bir yerde buluşur ve where bu yeri belirtir. Aynı fiil yolları veya çizgileri anlatabildiği gibi fikirlerin, eğilimlerin ya da kanıtların ortak bir sonuca yaklaşmasını da anlatabilir.
Alıştırma
"The two hiking trails converge near the lake," cümlesinde converge ne anlama gelir?
- Bir kez kesişip farklı yönlerde devam ederler.
- Ayrı kalıp yan yana ilerlerler.
- Aynı yere doğru birleşirler.
Cevabı göster
Aynı yere doğru birleşirler.
It's easy to see that ...: açık bir sonucu sunmak
It's easy to see that + yan cümle, that sonrasındaki içeriğin fark edilmesi veya anlaşılması kolay bir sonuç olduğunu belirtir. Buradaki see, mutlaka gözle bakmak değil, anlamak veya fark etmek demektir. İlk it, It is + sıfat + to-infinitive kalıbındaki öngönderimli öznedir. İçeriği to-infinitive ve ona bağlı that yan cümlesi taşır. it's important içindeki ikinci it ise farklıdır; konuşulan şeye gönderme yapar. Bu kalıp, daha zor bir konuya geçmeden önce açık bir gözlemi sunar.
Alıştırma
It is easy to see that hedef kalıbını tamamlayın: It is easy ____ that the larger box holds more books.
Cevabı göster
to see
but the challenge is figuring out exactly what to do with it. Kalıp ifadeler
2:17ancak asıl zorluk, onunla tam olarak ne yapacağını bulmaktır.
The challenge is figuring out exactly what to do with ...: asıl zorluğu belirtmek
The challenge is + -ing, en zor veya hâlâ çözülememiş görevi belirtir. Buradaki figuring out, düşünerek bir cevaba ulaşmak demektir. Bu nedenle challenge, bir yarışma veya birine meydan okuma değil, temel zorluk anlamındadır. What to do with it, bir şeyi nasıl kullanacağımızı, ele alacağımızı veya onunla nasıl başa çıkacağımızı anlatan soru benzeri bir yan cümledir. Exactly, belirli bir eyleme ihtiyaç olduğunu vurgular: Bir şeyin önemli olduğunu bilmek, hangi eylemi yapacağımızı bilmekle aynı değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The challenge is ____ exactly what to do with the extra data.
Cevabı göster
figuring out
There's a clever way of re-visualizing the problem. Kalıp ifadeler
2:22Sorunu yeniden görselleştirmenin zekice bir yolu var.
a way of re-visualizing the problem: problemi farklı biçimde yeniden sunmanın bir yolu
A way of + -ing, bir şeyi yapma yöntemini belirtir. Burada a way of re-visualizing the problem, aynı problemi farklı bir görsel ya da yapısal biçimde temsil etme yöntemi demektir. Problemin kendisi değişmez. Yeni temsil, probleme bakış biçimini değiştirir ve gizli bir örüntüyü fark etmeyi kolaylaştırabilir.
Alıştırma
Bu cümlede a way of re-visualizing the problem ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- problemi farklı bir problemle değiştirme yöntemi
- tamamen aynı resmi bir kez daha inceleme yolu
- aynı problemi yeni bir görsel biçimde temsil etme yöntemi
Cevabı göster
aynı problemi yeni bir görsel biçimde temsil etme yöntemi
Try coloring ...: bir yöntemi denemek için try + -ing
Try coloring ... yapısı, bir eylemi deneyip ne olacağını görmeyi önermek için try + -ing kullanır. Boyama eylemi, başarıyla tamamlanıp tamamlanamayacağı belirsiz bir hedef olarak değil, olası bir problem çözme yöntemi olarak sunulur. Color every intersection one of two colors, her kesişime iki renkten tam olarak birini vermek demektir. Her kesişimde iki rengi birden kullanmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir yöntemi denemeyi önermek için try + V-ing yapısını sort ile kullanın: ____ the cards by shape first.
Cevabı göster
Try sorting
where the same color never borders itself: yer değil, kural anlatımı
Bu yan cümlede where, bir deseni veya düzeni tanımlayan koşulu verir. “Hangi yerde?” anlamına gelmez; “bu düzenin içinde” veya in which anlamına yakındır. Where sözcüğünün bu soyut kullanımı şema, sistem ve kural açıklamalarında yaygındır. Burada border bir fiildir: X borders Y, X ile Y’nin bir kenarı veya sınırı paylaştığı anlamına gelir. The same color never borders itself, bir renkteki bölgenin aynı renkteki başka bir bölgeyle ortak kenar paylaşmaması demektir. itself tek bir bölgenin kendisine dokunmasını değil, renk kategorisini ifade eder.
Alıştırma
“a pattern where the same color never borders itself” ifadesindeki vurgulanan yan cümle ne anlama gelir?
- Renkler yalnızca tek bir fiziksel konumda kullanılır.
- Desen şu kurala uyar: Aynı renkteki iki bölge asla ortak bir kenar paylaşmaz.
- Her renkli bölgenin bir çerçevesi olmalıdır.
Cevabı göster
Desen şu kurala uyar: Aynı renkteki iki bölge asla ortak bir kenar paylaşmaz.
What you get is ...: sonucu sunmak
What you get is ... bir işlem, hesaplama veya adımlar dizisinin sonucunu sunar. What you get yan cümlesinin tamamı özne görevi görür; is ise ortaya çıkan şeyin ne olduğunu belirtir. Burada get, “gidip getirmek” değil, “sonuç olarak elde etmek veya üretmek” anlamındadır. Bu kalıp, talimat veya akıl yürütmeden sonra süreci açık bir sonuca bağlamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
“Elde edilen sonuç şudur” anlamındaki tam İngilizce kalıpla cümleyi tamamlayın: Add the two amounts, and ____ the total cost.
Cevabı göster
what you get is
a checkerboard pattern: ızgarada dönüşümlü kareler
A checkerboard pattern, iki renkteki karelerin bir ızgara üzerinde dönüşümlü olarak dizildiği bir desendir: her karenin kenar komşuları diğer renktedir. Renklerin siyah ve beyaz olması gerekmez. Burada pattern, oyun oynamak için kullanılan gerçek bir tahta değil, diziliş biçimi anlamına gelir. Bu dönüşümlü yapıyı tanımak, bir karenin renginden komşu karelerin renklerini tahmin etmeyi sağlar.
Alıştırma
A checkerboard pattern ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Tüm ızgarayı kaplayan tek bir düz renk
- Aynı yönde uzanan birkaç şerit
- İki renkteki karelerin bir ızgarada dönüşümlü dizilmesi
Cevabı göster
İki renkteki karelerin bir ızgarada dönüşümlü dizilmesi
every time ... and every time ...: paralel yapıyla tekrarlanan koşullar
Every time + yan cümle, “bu her gerçekleştiğinde” veya “gerçekleştiği her seferde” anlamına gelir. Yan cümledeki olayı tekrarlanan bir koşula dönüştürür; ardından gelen cümle sonucu verir. Cümle aynı kalıbı iki kez tekrarlar: every time you move to red ... ve every time you move to blue .... Bu paralel biçim, birbirine zıt iki koşulun her birini kendi sonucuyla eşleştirir ve kuralın tekrar tekrar geçerli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Every time ifadesini tekrarlayarak paralel kuralı tamamlayın: ____ the light turns green, traffic moves, and ____ it turns red, traffic stops.
Cevabı göster
Every time · every time
Yeniden ifade işareti olarak In other words
In other words, bir düşüncenin yeniden ifade edileceğini bildiren bir söylem işaretidir. Dinleyiciye, sıradaki sözlerin aynı temel düşünceyi daha açık, basit veya doğrudan bir biçimde aktaracağını gösterir. Burada önceki akıl yürütmeyi takip edilmesi daha kolay bir sonuca dönüştürerek açıklamadaki bilgiyi düzenler. Yeni bir konuya geçildiğini göstermez.
Alıştırma
Sonraki cümlenin aynı düşünceyi daha açık biçimde yeniden ifade edeceğini en iyi hangi ifade gösterir?
- For example
- Therefore
- In other words
Cevabı göster
In other words
you can never move onto the same intersection as her.
2:54asla onunla aynı kesişim noktasında olamazsın.
İstisna koşulu olarak unless something changes
unless something changes, ana cümledeki sonucu değiştirebilecek bir istisna koşulu sunar. “Hiçbir şey değişmezse” anlamına gelir. Mevcut koşullar sürdüğü müddetçe, aynı kesişim noktasına asla geçememe biçimindeki ana sonuç da geçerli kalır. Unless zaten olumsuz koşul düşüncesini içerir. Kalıp Unless + koşul, ana sonuç şeklindedir: ancak bir değişiklik başka bir olasılığın önünü açabilir.
Alıştırma
Cümleyi “olmadığı takdirde” anlamındaki koşul sözcüğüyle tamamlayın: ____ you charge the battery, the tablet will not turn on.
Cevabı göster
Unless
That's where the point comes in: ne zaman önemli olduğunu gösterme
That's where X comes in kalıbında where, bir açıklama veya sorun içinde X'in yararlı, ilgili ya da önemli hâle geldiği aşamayı gösterir. Buradaki comes in fiziksel bir hareketi anlatmaz. Bu cümlede the point, üzerinde konuşulan noktadır. Konuşmacı, bu noktanın artık açıklamada önemli bir rolü olduğunu belirtir.
Alıştırma
Haritamızın yararlı hâle geldiğini hedef kalıpla gösterin: The trail signs are hard to read, and ____.
Cevabı göster
that's where our map comes in
As indicated by ...: kanıtın kaynağını tanıtma
As indicated by ..., “... tarafından gösterildiği gibi” anlamına gelen kısaltılmış bir edilgen yan tümcedir. Geçmiş zaman ortacı indicated, bilginin gösterildiğini anlatır; by ise kanıtın kaynağını tanıtır. İfade cümlenin başına yerleştirilip ardından virgül getirildiğinde dinleyiciyi ana sonuca hazırlar. Burada its unique color görsel ipucudur; ardından gelen ana cümle bu ipucunun bize ne anlattığını belirtir.
Alıştırma
Kanıtı tanıtan ve indicate sözcüğünden oluşturulan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the warning label, this cleaner should be kept away from heat.
Cevabı göster
As indicated by
it's the one place you can break the pattern: düzeni bozabileceğin tek yer
Burada break the pattern, tekrarlanan ya da öngörülebilir bir düzenin aynı biçimde sürmesini durdurmak demektir. Break soyut anlamda kullanılır; fiziksel bir şeye zarar verilmez. The one place, bu yerin söz konusu tekrarı kesintiye uğratabilecek tek nokta olduğunu vurgular. Tüm ifade, yerleşmiş bir dizinin farklı şekilde ilerlemesini sağlayan özel bir fırsat sunar.
Alıştırma
“A different result could break the pattern” cümlesinde break the pattern ne anlama gelir?
- Basılı bir deseni fiziksel olarak yırtmak
- Tekrarlanan düzenin aynı şekilde sürmesini durdurmak
- Tekrarlanan düzeni fark edip açıklamak
Cevabı göster
Tekrarlanan düzenin aynı şekilde sürmesini durdurmak
and change the rhythm of moves. Deyimler
3:05ve hamlelerin ritmini değiştirebileceğin tek yer orasıdır.
change the rhythm of moves: hamlelerin ritmini değiştirmek
the rhythm of moves ifadesinde rhythm, bir dizi eylemin tekrarlanan zamanlamasını, dönüşümlü ilerleyişini ve akışını anlatan bir benzetmedir. Müzikal bir vuruşu anlatmaz. Bu rhythm'i değiştirmek, eylemlerin farklı bir düzende ilerlemesini sağlamaktır. Değişiklik hızla ilgili olabilir, ancak sırayı, zamanlamayı veya sıra değişimini de kapsayabilir.
Alıştırma
change the rhythm of moves ifadesinde rhythm temel olarak neyi anlatır?
- Eylemlerin tekrarlanan zamanlaması ve düzeni
- Her eyleme verilen renk
- Eylemler sırasında duyulan müzikal bir vuruş
Cevabı göster
Eylemlerin tekrarlanan zamanlaması ve düzeni
So you should waste no time in getting up there. Deyimler
3:07Bu yüzden oraya çıkmak için hiç vakit kaybetmemelisin.
waste no time in getting up there: hemen harekete geçmek
Waste no time in doing something, bir şeyi gecikmeden hemen yapmak demektir. Buradaki should waste no time in getting up there, oraya hemen çıkılması gerektiğini belirten güçlü bir öneridir. Kalıp waste no time in + -ing şeklindedir. in bir edat olduğu için ardından getting gibi -ing biçimi gelir. Bu ifade, eylemin gerçekten sıfır zaman aldığı anlamına gelmez; harekete geçmeden önce zaman kaybedilmediğini anlatır.
Alıştırma
Hemen harekete geçildiğini anlatan sabit ifadeyi tamamlayın: When the alarm sounded, the crew ____ leaving the building.
Cevabı göster
wasted no time in
Shelob could now be in any one of these red spaces,
3:11Shelob şimdi bu kırmızı alanlardan herhangi birinde olabilir,
and you have at most six moves left to catch her. Kalıp ifadeler
3:14ve onu yakalamak için en fazla altı hamlen kaldı.
have at most six moves left: bir üst sınır
Have six moves left, altı hamlenin kaldığı anlamına gelir. At most bir üst sınır belirler; bu nedenle you have at most six moves left, kalan hamle sayısının altıdan fazla olmadığını anlatır. Sayı altı veya daha az olabilir. have at most + miktar + left kalıbı; kalan zamanın, deneme sayısının, paranın veya başka sınırlı kaynakların en yüksek miktarını belirtebilir.
Alıştırma
you have at most six moves left ne anlama gelir?
- Altı veya daha fazla hamle kaldı.
- Tam olarak altı hamle kaldı.
- En fazla altı hamle kaldı; daha az da olabilir.
Cevabı göster
En fazla altı hamle kaldı; daha az da olabilir.
thanks to the colors we've added: yararlı bir nedeni tanıtmak
Bu cümlede thanks to, yararlı bir sonucu mümkün kılan nedeni tanıtır: eklenen renkler sonraki adımı kolaylaştırır. İfade, “yardımı veya katkısı sayesinde” anlamına gelir; konuşan kişi renklere sözcüğü sözcüğüne teşekkür etmez. Yapı thanks to + isim öbeği şeklindedir. Burada the colors we've added isim öbeğidir; we've added ise hangi renklerden söz edildiğini belirtir.
Alıştırma
“Yardımı sayesinde” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the clear instructions, we finished the project on time.
Cevabı göster
Thanks to
focus on the one thing that matters the most: temel noktaya odaklanmak
Bu cümlede focus on the one thing that matters the most, dinleyiciyi çok sayıdaki ayrıntıdan tek bir temel değişkene yönlendirir. Yalnızca bir eylemi anlatmak yerine, dinleyiciye bundan sonra neye dikkat etmesi gerektiğini söyler. Virgülden sonraki changing the color pattern sözleri bu temel noktanın ne olduğunu belirtir. Bu, açıklamayı düzenlemenin yararlı bir yoludur: önce konuyu daraltır, sonra ana noktayı belirtirsiniz.
Alıştırma
focus on the one thing that matters the most bir açıklamada ne işe yarar?
- Konuşanın ilgisiz bir konuya geçtiğini gösterir.
- Dikkati temel önceliğe yönlendirir.
- Eşit derecede önemli ayrıntılardan oluşan bir liste sunar.
Cevabı göster
Dikkati temel önceliğe yönlendirir.
so you should move onto red on the second or fourth strand. Kalıp ifadeler
3:27bu yüzden ikinci veya dördüncü iplikteki kırmızıya geçmelisin.
should move onto red: işaretli bir konumda bitirmeyi vurgulayan onto
move onto red ifadesinde onto, red sözcüğünü hareketin bittiği yer olarak sunar: taş konum değiştirir ve kırmızıyla işaretlenmiş bir nokta ya da alan üzerinde durur. Red, oyun şemasında görünen kırmızı bir konumun kısa adıdır. Bu yapı tahta, harita ve şema yönergelerinde kullanışlıdır: move onto + alan, o alana girmeyi veya üzerinde son konuma ulaşmayı vurgular.
Alıştırma
Taşın konum değiştirip mavi karenin üzerinde durduğunu en açık biçimde belirten yönerge hangisidir?
- Move the piece to the blue square.
- Move the piece on the blue square.
- Move the piece onto the blue square.
Cevabı göster
Move the piece onto the blue square.
Now Shelob can never move to any of the spots neighboring you,
3:31Artık Shelob sana komşu olan hiçbir noktaya geçemez
giving you a kind of net to use to catch her. Deyimler
3:34ve bu da sana onu yakalamak için kullanabileceğin bir ağ sağlamış olur.
giving you a kind of net: bir sonuç ve tuzak ağı benzetmesi
a kind of net ifadesi mecazidir. Engellenen komşu noktalar Shelob’un kaçış yollarını sınırlandırıp oyuncunun onu tuzağa düşürmesine yardım ettiği için bir ağ gibi davranır; gerçek bir ağ oluşmaz. A kind of, karşılaştırmanın kelimesi kelimesine değil, yaklaşık olduğunu gösterir. giving you ... biçimindeki -ing yan cümlesi önceki durumun sonucunu belirtir. which gives you a trap-like advantage to use to catch her şeklinde başka sözlerle ifade edilebilir.
Alıştırma
Bu cümlede giving you a kind of net to use to catch her ne anlama gelir?
- Gerçek bir ağ ortaya çıkar ve araç olarak kullanılabilir.
- Shelob oyuncuya hediye olarak bir ağ verir.
- Kısıtlamalar, onu yakalamaya yardımcı olabilecek tuzak benzeri bir avantaj oluşturur.
Cevabı göster
Kısıtlamalar, onu yakalamaya yardımcı olabilecek tuzak benzeri bir avantaj oluşturur.
You may have luck choosing your moves through intuition at this point, Kalıp ifadeler
3:38Bu noktada sezgilerinle hamlelerini seçerek şansın yaver gidebilir,
have luck choosing ... through intuition: sezgiyle seçerek başarılı olma olasılığı
have luck + -ing kalıbı, -ing ile belirtilen eylemi yapma girişiminin iyi gidebileceğini veya başarılı bir sonuç verebileceğini anlatır. Burada have luck choosing your moves, seçtiğin hamlelerin işe yarayabileceği anlamına gelir. Through intuition yöntemi belirtir: hesaplanmış bir süreç yerine sezgilerine güvenerek seçim yaparsın. May ifadeyi belirsiz tutar; bu nedenle tüm söz öbeği başarı olasılığı bildirir, garanti vermez.
Alıştırma
'You may have luck choosing your moves through intuition' ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Sezgilerine güvenerek başarılı seçimler yapabilirsin.
- Her hamleyi sabit bir algoritmayla hesaplamak zorundasın.
- Denemeden doğru hamleleri seçeceğin kesindir.
Cevabı göster
Sezgilerine güvenerek başarılı seçimler yapabilirsin.
get algorithmic about it: adım adım bir prosedür kullanmak
Get + sıfat, sıfatın belirttiği duruma gelmek veya o şekilde davranmaya başlamak anlamına gelebilir. get algorithmic about it ifadesinde algorithmic, bir göreve yaklaşım biçimini anlatır: görevi açık ve tekrarlanabilir adımlardan oluşan bir süreç olarak ele almaya başlamak. About it, mevcut soruna gönderme yapar. İfade gayriresmî ve biraz esprilidir; ele alınan şeyin kendisini bir algoritmaya dönüştürmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi eylem, birisinin sorunu algoritmik biçimde ele aldığını en iyi gösterir?
- Konuyu değiştirip sorunu görmezden gelmek.
- Yalnızca bir hisse dayanarak hemen seçim yapmak.
- Adım adım bir yöntem yazmak ve her durumu kontrol etmek.
Cevabı göster
Adım adım bir yöntem yazmak ve her durumu kontrol etmek.
you could track how far away she is horizontally and vertically as two numbers. Kalıp ifadeler
3:44onun yatay ve dikey olarak ne kadar uzakta olduğunu iki sayı olarak izleyebilirsin.
track ... as two numbers: bilgiyi sayısal biçimde kaydetmek
Bu cümlede track, birini fiziksel olarak takip etmek değil, bir bilginin kaydını tutmak anlamına gelir. Takip edilen bilgi, onun yatay ve dikey yönlerde ne kadar uzakta olduğudur. track A as B kalıbı, A bilgisinin B biçiminde kaydedildiğini veya işlendiğini belirtir. Burada iki uzaklık iki sayıyla gösterilerek konum, güncellenip kullanılabilen veriye dönüştürülür.
Alıştırma
Hangi cümle, konum bilgisini seçilmiş sayısal bir biçimde tutmak için track A as B yapısını doğal biçimde kullanır?
- Our program tracks the drone's position as a pair of coordinates.
- Our program tracks the drone because a pair of coordinates is moving.
- Our program tracks as a pair of coordinates the drone's position.
Cevabı göster
Our program tracks the drone's position as a pair of coordinates.
no matter which direction she runs: her seçim aynı sonuca götürür
No matter which direction she runs, olası bütün yönlerin kapsandığını belirtir. Yön değişebilir ancak ana cümledeki sonuç değişmez. no matter which + isim + yan cümle kalıbı ödünleyici bir koşul kurar: birden fazla seçeneğin bulunduğunu kabul eder ve aynı sonucun hepsi için geçerli olduğunu söyler. Burada her yön sonunda bir kenara çıkar.
Alıştırma
Cümleyi “hangisi olursa olsun” anlamındaki üç sözcüklü no matter yapısıyla tamamlayın: ____ route you take, you will arrive before sunset.
Cevabı göster
No matter which
hit an edge: bir sınıra ulaşmak
Burada hit an edge, izin verilen alanın sınırlarından birine ulaşmak veya temas etmek demektir. Hit, hareket eden bir şeklin ya da taşın bir sınıra ulaşmasını anlatır; bir insana saldırmak veya vurmak anlamına gelmez. An tanımlığı önemlidir: olası birkaç kenardan herhangi birini belirtir. Have to ise hareket kurallarına göre bu sonucun kaçınılmaz olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu tahta veya diyagram bağlamında hit an edge ne anlama gelir?
- Sınırlardan birine ulaşmak
- Bir sınıra dönüşmek
- Başka bir oyuncuya vurmak
Cevabı göster
Sınırlardan birine ulaşmak
backed her into one of the two corners: onu köşeye sıkıştırmak
Back someone into a corner, birini çok az hareket alanı veya iyi bir çıkış yolu kalana kadar geri çekilmeye zorlamak demektir. Bu tahta veya uzamsal strateji bağlamında köşe gerçek anlamdadır; aynı zamanda “birine neredeyse hiç seçenek bırakmamak” şeklindeki yaygın mecaz anlam da düşünceyi güçlendirir. You'll have backed gelecek zamanda tamamlanmış bir sonucu anlatır: planın daha sonraki bir noktasına gelindiğinde, onun iki köşeden birine sıkışması sonucu çoktan gerçekleşmiş olacaktır.
Alıştırma
Hangi cümle, toplantının sonunda baskı yüzünden Maya’nın neredeyse hiç seçeneği kalmayacağını anlatır?
- By the end of the meeting, they will have backed Maya into a corner.
- By the end of the meeting, they will have asked Maya to step backward.
- By the end of the meeting, they will have given Maya more choices.
Cevabı göster
By the end of the meeting, they will have backed Maya into a corner.
and catch up to her at the last possible moment. Notlar
4:01ve mümkün olan en son anda onu yakalamış olacaksın.
catch up to her: öndeki birine yetişmek
Bu cümlede and catch up to her, “arkasında kaldıktan sonra aradaki mesafeyi kapatıp ona yetişmek” demektir. Kişi onun bulunduğu konuma ulaşana kadar mesafe azalır. And bu sonucu önceki eyleme bağlar. Catch up to yalnızca fiziksel mesafeyi değil, ilerleme veya düzey farkını kapatmayı da anlatabilir. Geride olan bir kişi, takım veya değer bir ölçüte ya da rakibe yetişebilir.
Alıştırma
Cümleyi “geriden ilerleyip ona ulaşmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Ava was ahead of me, so I ran faster to ____.
Cevabı göster
catch up to her
at the last possible moment: hâlâ kullanılabilen en son an
At the last possible moment, “eylemin hâlâ gerçekleşebileceği veya başarılı olabileceği en geç anda” demektir. Possible sınırı belirtir: bundan daha sonrası çok geç olurdu. Bir hikâyede bu zaman ifadesini eylemden sonra kullanmak gerilim yaratır ve başarının başarısızlığa çok yaklaştığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “çok geç olmadan önceki en son anda” anlamına gelen zaman ifadesiyle tamamlayın: The goalkeeper blocked the shot ____.
Cevabı göster
at the last possible moment
You snatch the ceremonial sash from your opponent and wrap it around yourself.
4:05Rakibinden tören kuşağını kapıp kendine sarıyorsun.
leader of all the world's eight-legged wonders. Deyimler
4:12dünyanın tüm sekiz bacaklı harikalarının liderisin.
eight-legged wonders: örümcekler için görkemli ve eğlenceli bir ad
Burada eight-legged wonders örümcekler anlamına gelir. Bileşik sıfat eight-legged, onları bilinen bir vücut özelliğiyle tanımlar; wonders ise doğrudan adlarını söylemek yerine onları hayranlık uyandıran canlılar gibi gösterir. İfade leader of all the world's... ile birleşince görkemli bir unvan gibi duyulur. Bu kasıtlı abartı, betimlemeye eğlenceli ve masalsı bir hava katar.
Alıştırma
Cümlede eight-legged wonders nasıl bir etki yaratıyor?
- Örümceklere kesin bir bilimsel sınıflandırma verir.
- Örümceklerin sekizden fazla bacağı olduğu anlamına gelir.
- Örümcekleri görkemli, şaşırtıcı ve biraz komik gösterir.
Cevabı göster
Örümcekleri görkemli, şaşırtıcı ve biraz komik gösterir.
with great spider power comes great spider responsibility. Kültür
4:17büyük örümcek gücü, büyük örümcek sorumluluğunu beraberinde getirir.
with great spider power comes great spider responsibility: bir Örümcek Adam parodisi
Bu cümle, Örümcek Adam'ın ünlü sözü With great power comes great responsibility kalıbını kullanır. Bu söz, daha fazla yetenek veya etkinin daha fazla sorumluluk getirdiği anlamına gelir. Hem power hem de responsibility sözcüğünden önce spider eklenerek ciddi söz örümcek temasına uyarlanır. Tanıdık ve ciddi kalıp, yeni sürümün görkemli ve kasıtlı olarak komik duyulmasını sağlar.
Alıştırma
with great spider power comes great spider responsibility burada neden komiktir?
- Güç arttığında sorumluluğun ortadan kalktığını söyler.
- Örümceklerle ilgili bilimsel bir kuralı anlatır.
- Ünlü ve ciddi bir Örümcek Adam sözünü örümcek temasına uyacak şekilde değiştirir.
Cevabı göster
Ünlü ve ciddi bir Örümcek Adam sözünü örümcek temasına uyacak şekilde değiştirir.
And with great spider responsibility comes more problems Dilbilgisi
4:21Ve büyük örümcek sorumluluğu,
that will test your creativity and critical thinking abilities.
4:24yaratıcılığını ve eleştirel düşünme yeteneklerini test edecek daha fazla sorunu beraberinde getirir.
with X comes Y: X ile birlikte gelen sonuç
With X comes Y, Y’nin X ile birlikte ortaya çıktığı veya gerçekleştiği anlamına gelir. Bu cümlede X, great spider responsibility; Y ise more problems bölümüdür. with X bölümü başa gelir, özne olan Y ise fiilden sonra yer alır. Fiil Y ile uyumlu olur: With one opportunity comes a choice, ancak With new opportunities come new choices. Bu sıralama önce durumu sunar, ardından sonucu açıklar.
Alıştırma
with X comes Y yapısını tamamlayın: ____ greater freedom ____ greater responsibility.
Cevabı göster
With · comes
You can hone both skills today with Brilliant. Kalıp ifadeler
4:28Bugün Brilliant ile her iki becerini de geliştirebilirsin.
hone both skills: iki beceriyi de pratikle geliştirmek
hone both skills ifadesinde hone, odaklı alıştırmalarla yetenekleri geliştirmek veya keskinleştirmek anlamına gelir. Becerileri ilk kez edinmekten çok, onları daha doğru ve etkili hâle getirmeyi anlatır. Bu bağlamda both, hemen önce belirtilen yaratıcılık ve eleştirel düşünme becerilerini ifade eder. Yeniden kullanılabilecek kalıp hone + beceri, yetenek veya zanaat şeklindedir.
Alıştırma
Maya zaten açık sunumlar yapıyor ve sunumlarını daha kusursuz hâle getirmek için çalışıyor. Hangi cümle onun amacını en iyi açıklar?
- She practices to learn presentation skills for the first time.
- She practices to hone her presentation skills.
- She practices to replace presentation skills with a different hobby.
Cevabı göster
She practices to hone her presentation skills.
It goes beyond facts and figures into the why of mathematics, Deyimler
4:34Matematikte olayların ve sayıların ötesine geçerek matematiğin "neden"lerine iner,
goes beyond facts and figures into the why: bilgilerden nedenlere geçmek
Go beyond A into B, A ile sınırlı kalmayıp B'nin temsil ettiği daha derin bir anlayış düzeyine geçmek demektir. Burada facts and figures olgusal bilgileri ve sayısal verileri, the why of mathematics ise matematiğin nasıl işlediğinin arkasındaki nedenleri ve ilkeleri ifade eder. The why ifadesinde why bir isim gibi kullanılır. Bu ifade, konunun yalnızca olguları veya formülleri vermekle kalmayıp nedenleri de açıkladığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Yalnızca olgusal ve sayısal bilgileri değil, bunların altında yatan nedenleri de inceler.
- Nedenini sormadan olguları ve sayıları kontrol eder.
- Konudaki bütün olguları ve sayıları kaldırır.
Cevabı göster
Yalnızca olgusal ve sayısal bilgileri değil, bunların altında yatan nedenleri de inceler.
like why the Pythagorean theorem is the way that it is, Dilbilgisi
4:39örneğin Pisagor teoreminin neden böyle olduğu gibi.
Gömülü soruda why ... is the way that it is
Why the Pythagorean theorem is the way that it is bölümü, why ile kurulan gömülü bir soru yan cümlesidir. Like sözcüğünden sonra gelerek araştırılan neden türüne örnek verir. Gömülü bir soru, düz cümle söz dizimini kullanır: why + özne + fiil. Bu nedenle why the Pythagorean theorem is... denir; why is the Pythagorean theorem... denmez. The way that it is, bir şeyin mevcut biçimi veya niteliği anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle gömülü bir why sorusu için doğru söz dizimini kullanıyor?
- I want to understand why the rule is the way that it is.
- I want to understand why the rule the way that it is.
- I want to understand why is the rule the way that it is.
Cevabı göster
I want to understand why the rule is the way that it is.
which this guided lesson lets you see for yourself Kalıp ifadeler
4:42Bu rehberli ders, çerçeveyi kurarak ve üçgenlerle oynamana izin vererek
guided lesson lets you see for yourself: rehberli ders kendi gözlerinle görmeni sağlar
Guided lesson, destek ve yönlendirme sağlayan bir derstir. Burada lets you see, dersin bir şeyi anlamanı veya fark etmeni mümkün kıldığı anlamına gelir. Let fiili önce you nesnesini, ardından see fiilinin yalın hâlini alır. For yourself, yalnızca başka birinin söylediğini kabul etmediğini; bir şeyi gözlemleyip deneyerek bizzat doğruladığını belirtir. İfade, dersi kendi keşfine ulaştıran bir rehberlik olarak sunar.
Alıştırma
let, you ve see sözcüklerini doğru biçim ve sırayla kullan: This activity ____ the pattern for yourself.
Cevabı göster
lets you see
by establishing the framework and letting you play around with triangles. Notlar
4:45bunu kendi gözlerinle görmeni sağlar.
establishing the framework: temel çerçeveyi oluşturmak
Establishing the framework, daha sonraki çalışmaların kullanacağı temel yapıyı oluşturmak veya açıkça tanımlamak demektir. Burada framework kavramsaldır: fiziksel bir çerçeve değil, düzenlenmiş fikirler, kurallar veya adımlar bütünüdür. Baştaki by + -ing yapısı yöntemi açıklar. Ders, önce bu yapıyı sağlayıp ardından keşfe izin vererek yardımcı olur.
Alıştırma
Bir ders açıklamasında establishing the framework ne anlama gelir?
- Sınıf için fiziksel bir çerçeve yapmak.
- Sonraki öğrenmede kullanılacak temel yapıyı oluşturmak.
- Öğrencilerin plansız keşfetmesi için bütün yapıyı kaldırmak.
Cevabı göster
Sonraki öğrenmede kullanılacak temel yapıyı oluşturmak.
letting you play around with: özgürce deneyip keşfetmenize izin vermek
letting you play around with triangles ifadesinde let, let + kişi + fiilin yalın hâli yapısını izler: letting + you + play. Play fiilinden önce to kullanılmaz. Burada play around with, ne olacağını görmek için bir şeyi özgürce değiştirmek veya kullanmak anlamına gelir. Yalnızca eğlenmek için oynamayı değil, uygulamalı keşfi anlatır.
Alıştırma
Rahatça keşfetme anlamında let + kişi + fiilin yalın hâli ve play around with yapılarını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The app lets you play around different layouts.
- The app lets you to play around with different layouts.
- The app lets you play around with different layouts.
Cevabı göster
The app lets you play around with different layouts.
Brilliant has tons of courses like this for beginners and professionals alike. Kalıp ifadeler
4:49Brilliant'ta hem yeni başlayanlar hem de profesyoneller için bunun gibi tonlarca kurs bulunuyor.
for beginners and professionals alike: iki grubu da eşit biçimde kapsamak
for beginners and professionals alike ifadesinde alike, yan yana belirtilen iki grubun ardından gelir ve eşit biçimde ya da ayrım olmadan her iki grup anlamını taşır. İfade, kursların hem yeni başlayanlara hem de profesyonellere uygun olduğunu söyler. Yeniden kullanılabilecek kalıp for A and B alike şeklindedir. Birbirinden çok farklı iki grubu bu kalıba yerleştirmek, geniş bir kitleye hitap edildiğini vurgular.
Alıştırma
Cümle kurslar hakkında ne söylüyor?
- Yalnızca profesyonellere uygundur.
- Yeni başlayanlar ve profesyoneller birbirine benzer görünür.
- Hem yeni başlayanlara hem de profesyonellere uygundur.
Cevabı göster
Hem yeni başlayanlara hem de profesyonellere uygundur.
Visit brilliant.org/teded to check it out, Öbek fiiller
4:54Göz atmak için brilliant.org/teded adresini ziyaret et
to check it out: gidip bakmak ve incelemek
Bu cümlede to check it out, internet sitesini ziyaret etmenin amacını belirtir: konuşmacı, izleyicilerin siteye gidip neler sunduğuna bakmasını ister. Check out, yalnızca “hata var mı diye kontrol etmek” değil, “bakmak, incelemek veya denemek” anlamına gelen gündelik bir öbek fiildir. it bir zamir olduğu için check ile out arasına gelir: check it out. Nesne bir isim olduğunda hem check out the website hem de check the website out kullanılabilir, ancak ilki genellikle daha akıcıdır.
Alıştırma
check out ile it zamirini doğal sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: I sent you the link, so please ____.
Cevabı göster
check it out
and the first 833 of you to visit using that link will receive 20% off the annual premium subscription fee. Notlar
4:57ve bu bağlantıyı kullanarak siteyi ziyaret eden ilk 833 kişiden biriysen yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim kazan.
will receive 20% off: vaat edilen %20 fiyat indirimi
Will receive 20% off, koşulları karşılayan kişilerin gelecekte ilk fiyatın %20'sine eşit bir indirim alacağı anlamına gelir. İlk fiyat $100 ise $80 öderler. Will receive, indirimi vaat edilen bir avantaj olarak sunar. Kısa tanıtım metinlerinde teklif neyin indirimli olduğunu zaten açıkça gösteriyorsa off sözcüğünden sonraki ürün veya ücret belirtilmeyebilir.
Alıştırma
$100 değerindeki bir kurs 20% off indirimlidir. İndirimli fiyat nedir?
- $80
- $20
- $120
Cevabı göster
$80
the annual premium subscription fee: isim dizisini sondan başlayarak okumak
annual premium subscription fee ifadesinde ana isim fee sözcüğüdür; tanımlanan şey ödenecek bir ücrettir. Subscription ücretin ne için olduğunu, premium üst düzey planı, annual ise yıllık faturalandırma dönemini belirtir. Bu tür isim dizilerini sağdan sola okuyun: fee → subscription fee → premium subscription fee → annual premium subscription fee. Bunlar birbirinden ayrı dört şey değildir; daha önce gelen her sözcük sağındaki ifadenin anlamını daraltır.
Alıştırma
annual premium subscription fee ifadesinde ana isim, yani tanımlanan asıl şey hangi sözcüktür?
- subscription
- fee
- premium
Cevabı göster
fee