Dev örümcek bilmecesini çözebilir misin? - Dan Finkel: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
754 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Örümcekler turnuvası bir mantık bulmacasına dönüşür: Ağ biçimli bir tahtada Kraliçe Shelob’u yenmek isteyen yarışmacı, renklendirme, mesafe takibi ve sonunda köşeye sıkıştırma stratejisi kullanmak zorundadır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. You must take turns moving from one intersection to an adjacent one. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: İngilizcede sıra tabanlı oyun kurallarının “take turns” ile bir konumdan başka bir konuma hareketi birleştirerek nasıl anlatıldığını öğrenirsin. 2. every time you move to red, / and every time you move to blue, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “every time ... and every time ...” paralel yapısının iki oyuncunun konumları arasındaki tekrarlanan ilişkiyi nasıl açıkladığını fark edersin. 3. you'll have backed her into one of the two corners — Deyimler ve mecazlı ifadeler: “back someone into a corner” ifadesinin hem tahtada gerçekten köşeye sıkıştırmayı hem de birine iyi bir kaçış yolu bırakmayan stratejiyi anlatabildiğini anlarsın.

Bu derste

Once every century, Anlatım akışı

0:08

Her yüzyılda bir,

Anlatım akışı

Once every century: nadir bir zaman çerçevesiyle başlamak

Once every century, “her yüz yıllık dönemde bir kez” anlamına gelir. Cümlenin başına konduğunda ana olaydan önce dinleyiciye zaman çerçevesini verir. Aralık çok uzun olduğu için bu açılış, ardından gelen olayı nadir, önemli ve neredeyse efsanevi gösterir. Tekrar kullanılabilen once every + zaman dilimi yapısı, yinelenen bir olayı tanıtabilir ve olayın ne olduğunu söylemeden önce merak uyandırabilir.

Alıştırma

Hangi açılış önce nadir ve yinelenen bir zaman çerçevesi kurup ardından olayı tanıtıyor?

  1. Fifty years ago, the desert bloomed after a storm.
  2. The desert bloom lasted for fifty years.
  3. Once every fifty years, the desert blooms after a rare storm.
Cevabı göster

Once every fifty years, the desert blooms after a rare storm.

the world's greatest spiders gather to compete in a series of grueling games. Kalıp ifadeler

0:09

dünyanın en büyük örümcekleri bir dizi zorlu oyunda yarışmak üzere bir araya gelir.

Kalıp ifadeler

a series of grueling games: yorucu bir dizi mücadele

A series of + çoğul isim, art arda gerçekleşen veya bir grup oluşturan birbiriyle ilişkili birkaç şeyi topluca ifade eder. Burada games yarışma etkinlikleri anlamındadır; dolayısıyla ifade, yarışmayı birbirine bağlı birkaç etkinlik olarak sunar. Grueling, fiziksel veya zihinsel açıdan son derece yorucu ve zorlayıcı demektir. difficult sözcüğünden daha güçlüdür: ifade, tüm oyunları tamamlamanın uzun süreli çaba gerektirdiğini ve yarışmacıları bitkin bırakabileceğini anlatır.

Alıştırma

Hangi ifade doğal biçimde “birbiriyle bağlantılı, son derece yorucu ve zorlayıcı birkaç etkinlik” anlamına gelir?

  1. a single difficult drill
  2. a series of grueling drills
  3. a series of relaxing breaks
Cevabı göster

a series of grueling drills

The winner will become the next arachnomonarch,

0:15

Kazanan, dünyanın tüm örümceklerine dilediği gibi hükmedebilecek

able to command all the world's spiders to their will. Kalıp ifadeler

0:18

bir sonraki araknomonark olacaktır.

Kalıp ifadeler

able to command ... to their will: başkalarını kendi iradesine boyun eğdirebilmek

Bu ifade yalnızca basit bir yeteneği değil, gücü anlatır. Able to, kazanan kişinin harekete geçme yeteneğine veya gücüne sahip olduğunu; command ise yetki kullanarak kontrol etmeyi ya da emir vermeyi gösterir. Burada to their will, “örümceklerin kazanan kişinin istediği şekilde itaat etmesi” demektir. Their, tekil the winner ifadesine döner ve cinsiyet belirtmeyen tekil they zamirinin iyelik biçimidir. To bir yere doğru hareketi göstermez.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeye göre kazanan kişi ne yapabilir?

  1. Bütün örümcekleri kazanan kişinin evine göndermek
  2. Bütün örümceklere nazikçe fikirlerini sormak
  3. Bütün örümceklerin kazanan kişinin isteklerine göre hareket etmesini sağlamak
Cevabı göster

Bütün örümceklerin kazanan kişinin isteklerine göre hareket etmesini sağlamak

That day is today,

0:21

O gün, bugündür

and for the first time, Kalıp ifadeler

0:23

ve sen, ilk kez

you are casting your name into the ring. Deyimler

0:24

ringe adını yazdırıyorsun.

Kalıp ifadeler

for the first time: ilk kez

For the first time, bir olayın şimdi gerçekleştiğini ve daha önce hiç gerçekleşmediğini belirtir. Bu cümlede yarışmaya katılmayı yeni bir deneyim olarak gösterir. Bu ifade cümlenin başında veya anlattığı olayın yakınında bulunabilir. Yalnızca bir şeyin başlangıç aşamasını anlatmak yerine ilk deneyimi ya da önemli bir dönüm noktasını vurgular.

Alıştırma

Maya had never seen snow before. Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Today, she saw snow ____.

Cevabı göster

for the first time

Deyimler

cast your name into the ring: bir rekabete resmen katılmak

Burada you are casting your name into the ring, bir yarışmaya veya rekabete resmen katıldığın anlamına gelir. Bu mecazi bir anlatımdır; fiziksel olarak bir isim fırlatılmaz. Bu söz, özellikle bir görev veya ödül için yarışacağını duyurmak anlamına gelen yerleşik throw your hat in the ring deyimini yaratıcı biçimde çağrıştırır. hat yerine name kullanılması, kişinin adını adaylar arasına eklemesini vurgular; casting ise duyuruya dramatik bir ton katar.

Alıştırma

Burada you are casting your name into the ring ne anlama geliyor?

  1. Adını bir çemberin içine yazıyorsun.
  2. Rekabete resmen katılıyorsun.
  3. Rekabetten çekiliyorsun.
Cevabı göster

Rekabete resmen katılıyorsun.

From Anansi to Arachne to Aragog, Kültür

0:27

Anansi'den Arachne'ye, Aragog'a kadar,

Kültür

From Anansi to Arachne to Aragog: geniş kapsamlı bir kültürel liste

Anansi, Arachne ve Aragog, üç farklı gelenekten gelen ve örümceklerle bağlantılı adlardır: Anansi Batı Afrika halk anlatılarında bir karakterdir, Arachne Yunan mitinden gelir, Aragog ise Harry Potter hikâyelerindeki dev örümcektir. From A to B to C kalıbı bu adları bir yolculuk güzergâhı olarak değil, geniş kapsamlı bir liste olarak düzenler. Anlatıcı halk anlatılarından antik mite, oradan da modern popüler kurguya geçerek konuya geniş bir kültürel kapsam kazandırır.

Alıştırma

Bu cümlede From Anansi to Arachne to Aragog ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Farklı geleneklerden gelen, örümceklerle bağlantılı figürleri geniş bir liste hâlinde sunar.
  2. Üç sıradan sözcüğü alfabetik sıraya dizer.
  3. Üç yer arasında yolculuk tarifi verir.
Cevabı göster

Farklı geleneklerden gelen, örümceklerle bağlantılı figürleri geniş bir liste hâlinde sunar.

all of the titans of the spider world are here. Deyimler

0:30

örümcek dünyasının tüm devleri burada.

Deyimler

titans of the spider world: bir alanın önde gelen isimleri

titans of the spider world ifadesindeki titans sözcüğü mecazidir. Yunan mitolojisindeki Titanları değil, o alandaki en güçlü, ünlü veya etkili kişileri anlatır. titan(s) of the ... world kalıbı, belirli bir alandaki önde gelen kişi veya grupları adlandırır. Buradaki alan spider world olduğundan cümle, orada bulunanları örümcek dünyasının en önemli isimleri olarak etkileyici bir biçimde sunar.

Alıştırma

Bu cümlede titans of the spider world ifadesinin en doğal anlamı nedir?

  1. Bölgedeki bütün sıradan örümcekler
  2. Tesadüfen örümcek olan Yunan mitolojisi varlıkları
  3. Örümcek dünyasında son derece etkili kişiler
Cevabı göster

Örümcek dünyasında son derece etkili kişiler

And at first,

0:33

Ve başlangıçta,

no one even notices itsy-bitsy you. Kültür

0:34

kimse ufacık tefecik seni fark etmez bile.

Kültür

itsy-bitsy you: şakacı ve çocuksu bir küçüklük ifadesi

Itsy-bitsy çok küçük anlamına gelir, ancak tarafsız değil, şakacı ve çocuksu bir tını taşır. Sözcüğü you ifadesinin önüne koyan konuşmacı, kişiyi “minicik sen”, yani kolayca gözden kaçabilecek biri gibi gösterir ve söze hafif bir takılma havası katar. Birçok Amerikan İngilizcesi konuşuru için itsy-bitsy, The Itsy Bitsy Spider adlı çocuk şarkısını da çağrıştırır. Örümceklerle ilgili bir ortamda bu çağrışım, kafiyeli ve şakacı tonu güçlendirir; ifade kesin bir boy ölçüsü vermez.

Alıştırma

itsy-bitsy you bu cümleye nasıl bir ton katıyor?

  1. Kişiye yüksek bir statü veren resmî bir övgü.
  2. Kişiyi minicik ve kolayca gözden kaçacak biri gibi gösteren şakacı, çocuksu bir takılma.
  3. Kişinin boyunun bilimsel ve kesin bir ölçümü.
Cevabı göster

Kişiyi minicik ve kolayca gözden kaçacak biri gibi gösteren şakacı, çocuksu bir takılma.

But after wowing the crowd with your web design Kelime

0:38

Ancak ağ tasarımınla kalabalığı büyüledikten

Kelime

after wowing the crowd with: fiil olarak wow

Burada wow, “insanları çok etkilemek ya da hayran bırakmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. The crowd, bu etkiyi yaşayan gruptur; “Wow!” ünlemini söyleyen bir grup anlamına gelmez. Kullanışlı kalıp wow + someone + with + onları etkileyen şey şeklindedir. after wowing the crowd with your web design ifadesinde after daha önce gerçekleşen bu eylemi tanıtır ve wowing, wow fiilinin -ing biçimidir.

Alıştırma

wow + the audience + with yapısını doğru biçimde kullanın: After ____ her final song, Maya took a bow.

Cevabı göster

wowing the audience with

and sticking it to the competition in the long-distance sling, Deyimler

0:40

ve uzun mesafe fırlatmada rakiplerini alt ettikten sonra,

Deyimler

sticking it to the competition: stick it to someone deyimi

Stick it to someone, birine sert biçimde karşılık vermek, onu cezalandırmak veya güçlü ve tatmin edici biçimde yenmek anlamına gelen sabit ve mecazlı bir deyimdir. Bu rekabet bağlamında sticking it to the competition, rakipleri kendinden emin ve meydan okuyan bir tavırla açıkça yenmek anlamına gelir. Bir nesneyi fiziksel olarak bir yere yapıştırmak anlamına gelmez. It, deyimin sabit bir parçasıdır ve belirli bir şeyi göstermez; kullanılabilir kalıp stick it to + kişi ya da grup şeklindedir.

Alıştırma

Buradaki vurgulanan deyim ne anlama geliyor? Our team stuck it to the champions with a 3–0 win.

  1. Şampiyonları kesin bir şekilde yendiler ve bunu gururla anlattılar.
  2. Şampiyonlara bir nesne yapıştırdılar.
  3. Maç boyunca şampiyonları takip etmeye devam ettiler.
Cevabı göster

Şampiyonları kesin bir şekilde yendiler ve bunu gururla anlattılar.

you've qualified for the finals. Kalıp ifadeler

0:44

finallere katılmaya hak kazandın.

Kalıp ifadeler

qualify for the finals: finale katılmaya hak kazanmak

Qualify for the finals, yarışmanın şartlarını karşılayıp final aşamasında yer almaya hak kazanmak demektir. You've qualified, qualify fiilinin present perfect biçimidir; finale çıkmayı tamamlanmış ve şu anda önem taşıyan bir sonuç olarak sunar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp qualify for + etkinlik, aşama veya fırsat şeklindedir. Finali kazanmayı değil, katılım şartlarını karşılamayı anlatır.

Alıştırma

Bir takımın final aşamasına katılma hakkı kazandığını gösteren edatı yazın: By winning the semifinal, our team qualified ____ the finals.

Cevabı göster

for

Now all that remains is to face off against the reigning champion, Notlar

0:46

Şimdi tek yapman gereken, Girdaplı Ağ üzerinde

Dilbilgisi

all that remains is to + fiilin yalın hâli

All that remains is to + fiilin yalın hâli, önceki adımların tamamlandığını ve yalnızca belirtilen eylemin kaldığını anlatır. Bu cümlede to ile kurulan mastar, son eylemi belirtir. Now, ilerleme özetinden son adıma geçişi gösterir. Bu kalıp yönergeleri, planları veya olay dizisini düzenlerken kullanışlıdır.

Alıştırma

Geriye kalan tek adımı tanıtan yapıyı tamamlayın: The forms are complete. Now all that ____ is to submit them online.

Cevabı göster

remains

Öbek fiiller

to face off against: bir rakiple doğrudan mücadele etmek

Bu cümlede to face off against, biriyle doğrudan mücadele etmek anlamına gelir. Mevcut şampiyonu başa baş bir mücadelenin rakibi olarak gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp face off against + rakip şeklindedir. Burada to, all that remains is ifadesinden sonra geldiği için mastar yapısını oluşturur.

Alıştırma

‘Doğrudan mücadele etmek’ anlamındaki sabit ifadeyi tamamlayın: The two finalists will face ____ each other tomorrow.

Cevabı göster

off against

Kelime

the reigning champion: unvanın mevcut sahibi

Bir yarışmada the reigning champion, şampiyonluk unvanını o anda elinde bulunduran kişi veya takımdır. Reigning, hâlâ iktidarda olma düşüncesini taşır; ancak burada siyasi yönetimi değil unvanın durumunu anlatır. Bu ifade tek başına şampiyonun daha önce unvanını başarıyla koruduğu anlamına gelmez. Yalnızca unvanın şu anda ona ait olduğunu söyler.

Alıştırma

Hangi kişi doğru şekilde the reigning champion olarak adlandırılabilir?

  1. Unvanı yıllar önce elinde bulunduran ama artık sahip olmayan oyuncu
  2. Yarışmaya ilk kez katılan oyuncu
  3. Şampiyonluk unvanını şu anda elinde bulunduran oyuncu
Cevabı göster

Şampiyonluk unvanını şu anda elinde bulunduran oyuncu

Queen Shelob,

0:51

son şampiyon Kraliçe Shelob ile yüzleşmek

on the Whirled Wide web Kültür

0:52

ve unvanı

Kültür

Whirled Wide web: World Wide Web üzerine bir ses oyunu

Whirled Wide web, World Wide Web adının kasıtlı olarak değiştirilmiş hâlidir. Genel Amerikan İngilizcesinde whirled ve world aynı şekilde duyulur; ancak whirled, bir şeyin dönmüş veya döndürülmüş olduğunu anlatır. Espri, web sözcüğünün iki anlamından da yararlanır: internet ağına veya örümcek ağına gönderme yapabilir. Böylece uydurulan ad, tanıdık internet terimini dönme fikri ve örümcek ağıyla birleştirir; bu bir yazım hatası değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Whirled Wide web ifadesini söz oyunu yapan nedir?

  1. Whirled, World gibi duyulur ve dönme fikrini ekler; web ise örümcek ağı anlamına da gelebilir.
  2. Whirled, internet sitesi adlarında World sözcüğünün başka bir standart yazımıdır.
  3. Wide sözcüğünün anlamı “geniş”ten “hızlı”ya dönüşür.
Cevabı göster

Whirled, World gibi duyulur ve dönme fikrini ekler; web ise örümcek ağı anlamına da gelebilir.

and win the title from her.

0:54

onun elinden almak.

The web stretches over a large chasm

0:56

Ağ büyük bir uçurumun üzerine gerilmiştir,

with intersecting strands coming to a single point on the other side. Kelime

0:58

kesişen iplikler diğer tarafta tek bir noktada birleşir.

Kelime

coming to a single point: birkaç çizginin buluşması

Bu mekânsal betimlemede coming to a single point, birkaç ipliğin birbirine yaklaşarak ortak bir konumda buluşması anlamına gelir. Point burada geometrik bir konumdur; görüş veya konuşmanın ana fikri değildir. Coming, strands sözcüğünü açıklayan bir -ing ortaçtır. İfade, ipliklerin izlediği yolların diğer tarafta nerede birleştiğini anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede coming to a single point içindeki point ne anlama gelir?

  1. İpliklerin buluştuğu bir konum
  2. Bir tartışmanın ana fikri
  3. Bir oyunda kazanılan puan
Cevabı göster

İpliklerin buluştuğu bir konum

Moving across each strand requires a careful dash, Dilbilgisi

1:03

Her iplik boyunca ilerlemek dikkatli bir hamle gerektirir

Dilbilgisi

Moving across each strand requires ...: özne olarak bir -ing yapısı

Moving across each strand, özne olarak kullanılan bir -ing yapısıdır. Eylemin tamamını tek bir etkinlik olarak ele alır. Bu özne tekil kabul edildiği için fiil requires biçimindedir. Kullanılabilir kalıp şöyledir: [-ing biçimindeki eylem] + requires + [gereken şey veya eylem]. Bir etkinliğin ne gerektirdiğini açıklayan kural ve talimatlarda sık görülür.

Alıştırma

Özne olarak solve fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ this puzzle requires patience.

Cevabı göster

Solving

and you must keep going until you stop at the next hub Dilbilgisi

1:07

ve iki ipliğin kesiştiği bir sonraki düğümde durana kadar

Dilbilgisi

must keep going until you stop: zorunluluk ve bitiş noktası

Bu kuralda must zorunluluk bildirir, keep going ilerlemeye devam etmek anlamına gelir ve until you stop hareketi bitiren olayı belirtir. Birlikte, bir sonraki merkeze kadar ilerlemenin zorunlu olduğunu ve daha önce durmaya izin verilmediğini anlatırlar. Kullanılabilir kalıp must keep + -ing until + yan cümle biçimindedir. Zorunlu bir devam eden eylemi açık bir bitiş noktasıyla birleştiren kural ve yönlendirmelerde kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle koşmaya devam etmenin zorunlu olduğunu ve bitiş çizgisine ulaşınca bu zorunluluğun sona erdiğini anlatır?

  1. You must keep running while you are at the finish line.
  2. You must keep running when you reach the finish line.
  3. You must keep running until you reach the finish line.
Cevabı göster

You must keep running until you reach the finish line.

where two strands cross.

1:10

devam etmelisin.

By ancient spider code, Kalıp ifadeler

1:13

Kadim örümcek yasalarına göre,

only one competitor may traverse the web at a time. Kalıp ifadeler

1:15

ağ üzerinde aynı anda yalnızca bir yarışmacı dolaşabilir.

Kalıp ifadeler

By ancient spider code: by ile kuralın dayanağını belirtme

Cümlenin başındaki bu ifadede by, “-e göre” veya “-in yetkisine dayanarak” anlamına gelir. Ardından gelen ifadenin dayandığı kurallar sistemini belirtir. Burada code, yazılım ya da gizli mesaj değil, düzenli bir kurallar bütünü anlamındadır. Ancient spider code, kuralı eski ve resmî gösteren, eğlenceli ve törensel bir hikâye anlatımıdır.

Alıştırma

Bu cümlede “By ancient spider code” ne anlama gelir?

  1. Gizli bir örümcek şifresi kullanarak
  2. Örümceklerin yaptığı eski bir bilgisayar programının yanında
  3. Eski bir örümcek kuralları bütününe göre
Cevabı göster

Eski bir örümcek kuralları bütününe göre

Kalıp ifadeler

only one ... may ... at a time: eylemi tek katılımcıyla sınırlama

only one + tekil isim + may + fiil + at a time kalıbı bir sınır koyar: Herhangi bir turda veya anda yalnızca bir kişinin ya da şeyin eylemi yapmasına izin verilir. Burada bir yarışmacı ağı geçerken diğerleri bekler. Kurallarda may, belirsizlik değil izin ifade eder. At a time, sınırın aynı anda yapılan eylemlere uygulandığını gösterir; yalnızca bir yarışmacının sonsuza kadar katılabileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Aynı anda yalnızca bir çocuğun kaydırağı kullanmasına izin verildiğini anlatan güvenlik kuralını tamamlayın. only one ... may ... at a time kalıbını kullanın: For safety, ____ use the slide ____.

Cevabı göster

only one child may · at a time

You must take turns moving from one intersection Kalıp ifadeler

1:18

Bir kesişim noktasından

to an adjacent one.

1:21

bitişik olan bir diğerine sırayla ilerlemelisiniz.

Kalıp ifadeler

take turns moving from ... to an adjacent one: sırayla ... noktasından bitişik bir noktaya hareket etmek

Take turns + -ing, iki veya daha fazla kişinin aynı eylemi aynı anda değil, birbiri ardına yapması demektir. Burada moving, her kişinin sırası geldiğinde yaptığı eylemi belirtir. From one intersection to an adjacent one, hareketin başlangıç noktasını ve varış yerini gösterir. Adjacent, “hemen yanında olan” anlamına gelir; ikinci one ise intersection sözcüğünün tekrarlanmasını önler. Yapının bütünü hem oyuncuların sırasını hem de her hamlenin sınırını belirtir.

Alıştırma

Kuralı, birbiri ardına hareket etmek anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Players ____ moving one piece from one square to the next.

Cevabı göster

take turns

No one may spin new paths into existence Kalıp ifadeler

1:23

Hiç kimse yeni yollar öremez

Kalıp ifadeler

spin new paths into existence: yoktan yeni yollar örmek

Into existence, var olmama durumundan var olma durumuna geçişi anlatır. Fiil + nesne + into existence yapısında fiil, bir şeyin nasıl yaratıldığını gösterir; burada yaratılacak şeyler new paths ifadesidir. Spin, bir örümceğin ağ örmesi gibi canlı bir örme imgesi katar. Bu nedenle spin new paths into existence, daha önce hiç yol olmayan yerde yeni yollar yaratmak anlamına gelir. Bir kuralda No one may ... ifadesi, hiç kimsenin bunu yapmasına izin verilmediğini belirtir.

Alıştırma

“No one may spin new paths into existence” kuralında vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. Hiç kimsenin zaten var olan yolları döndürmesine izin verilmez.
  2. Hiç kimsenin mevcut bir yol boyunca yürümesine izin verilmez.
  3. Hiç kimsenin daha önce var olmayan yeni yollar yaratmasına izin verilmez.
Cevabı göster

Hiç kimsenin daha önce var olmayan yeni yollar yaratmasına izin verilmez.

or skip turns. Kalıp ifadeler

1:26

veya sırasını pas geçemez.

Kalıp ifadeler

skip turns: oyundaki sıraları atlamak

Oyun kurallarında skip turns, sıra size geldiğinde yapmanıza izin verilen hamleyi yapmamak demektir. Burada turn, yön değiştirme değil, bir oyuncunun hareket etme fırsatıdır. skip + turn yapısı, bu fırsatı kullanmadan geçmeyi ifade eder.

Alıştırma

“Kendi sıralarını kullanmadan geçirmek” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle oyun kuralını tamamlayın: In this round, players cannot ____.

Cevabı göster

skip turns

You begin two spaces from Shelob,

1:27

Oyuna Shelob'dan iki boşluk uzakta başlıyorsun

and to win,

1:30

ve kazanmak için

you must catch her by your 10th move. Dilbilgisi

1:31

10. hamlene kadar onu yakalamalısın.

Dilbilgisi

by your 10th move: onuncu hamleyi içeren bir son sınır

Burada by bir son tarih belirtir: by your 10th move, “onuncu hamlenin sonundan daha geç olmadan” anlamına gelir. Daha erken bitirmek de kurala uyar. Bir oyunda move, sıra içindeki tek bir hareket veya hamledir. Aktarılabilir by + zaman ya da aşama yapısı, by Friday, by noon veya by the third round örneklerinde olduğu gibi kabul edilebilir en geç noktayı belirler.

Alıştırma

You must solve it by your tenth move kuralı ne anlama gelir?

  1. Daha önce çözebilirsin, ancak onuncu hamlenden daha geç olamaz.
  2. Çözmek için onuncu hamlenden sonrasını beklemelisin.
  3. Tam olarak onuncu hamlende çözmelisin.
Cevabı göster

Daha önce çözebilirsin, ancak onuncu hamlenden daha geç olamaz.

Can you attain the mantle of spider supremacy? Deyimler

1:35

Örümcek üstünlüğünün pelerinini elde edebilecek misin?

Deyimler

attain the mantle of spider supremacy: simgesel bir unvan kazanmak

Burada attain “ulaşmak veya elde etmek” anlamına gelir; mantle ise mecazidir: bir giysi değil, unvanı, konumu veya rolü temsil eder. Görkemli attain the mantle of spider supremacy ifadesi, kazanmayı veya en üstün örümcek olmayı törensel bir başarı gibi gösterir. Bilerek kullanılan resmî dil, bu mücadeleyi kahramanca ve eğlenceli kılar.

Alıştırma

Örnekte “the mantle of spider supremacy” ne anlama geliyor?

  1. En üstün örümcek olmayı simgeleyen bir unvan veya konum
  2. Diğer örümcekleri yakalamak için kullanılan bir ağ
  3. Bir örümcek için yapılmış sıradan bir palto
Cevabı göster

En üstün örümcek olmayı simgeleyen bir unvan veya konum

It's tempting to trap Shelob in a corner, Dilbilgisi

1:46

Shelob'u bir köşeye sıkıştırmak cazip gelebilir,

Dilbilgisi

It's tempting to ...: cazip bir ilk dürtüyü sunmak

It's tempting to + fiilin yalın hâli, bir eylemin cazip göründüğünü veya insanın onu kolayca yapmak isteyebileceğini anlatır. “It” yer tutucu öznedir; değerlendirilen eylem, ardından gelen to’lu mastar yapısında yer alır. Bu ifade, çoğu zaman ilk dürtüyü veya görünüşte kolay bir seçeneği desteklemeden sunar. Ardından gelen but veya however, bu seçeneğin sorununu açıklayabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “fikir cazip olsa da akıllıca olmayabilir” anlamını veren tam üç kelimelik yapıyla tamamlayın: ____ skip the instructions, but that often causes mistakes.

Cevabı göster

It's tempting to

but doing so is surprisingly tricky. Dilbilgisi

1:48

ancak bunu yapmak şaşırtıcı derecede zordur.

Dilbilgisi

but doing so: önceki bir eyleme gönderme yapmak

Bu cümlede doing so, “az önce belirtilen eylemi yapmak” anlamına gelir. -ing biçimi, önceki eylemi is surprisingly tricky ifadesinin öznesi yapar. So, tekrar edilecek eylem öbeğinin yerini alarak açıklamayı daha kısa ve anlaşılır hâle getirir. But bir karşıtlık ekler: eylem mümkün görünebilir, ancak onu gerçekleştirmek beklenmedik ölçüde zordur.

Alıştırma

Cümleyi, önceki eyleme gönderme yapan do + so yapısındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: You may open the valve, but ____ will release the pressure.

Cevabı göster

doing so

The layout of the web is such that every move you make, Dilbilgisi

1:51

Ağın düzeni öyledir ki, senin yaptığın her hamlede

Shelob can get to another intersection two away from you. Kelime

1:55

Shelob senden iki boşluk ötedeki başka bir kesişim noktasına geçebilir.

Dilbilgisi

The layout ... is such that: bir özelliğin sonuca yol açması

A is such that + yan cümle kalıbı, A'nın that ile başlayan cümledeki duruma yol açan veya o durumu garanti eden bir niteliğe, tasarıma ya da düzene sahip olduğunu belirtir. Burada ağın düzeni, her hamle için anlatılan sonucu doğurur. Bu yapı, önce ilgili şeyi adlandırıp ardından onun özelliklerinin sonucunu belirterek bilgiyi düzenler. Matematiksel, mantıksal ve teknik açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Planın düzeninin bu sonucu doğurduğunu belirtecek şekilde cümleyi tamamlayan seçeneği seçin: The seating plan ___ every guest can see the stage.

  1. such as
  2. so that
  3. is such that
Cevabı göster

is such that

Kelime

two away from you: ızgara üzerinde sayılan bir mesafe

Bu oyun tahtası bağlamında two away from you, diğer kesişim noktasının senin konumundan sayıldığında iki adım ya da iki konum uzakta olduğunu belirtir. Two mesafeyi ölçer; iki kez uzaklaşma eylemini saymaz. two away from you ifadesi another intersection sözünü niteler. Kesin birim tahtadan anlaşıldığı için söylenmemiştir; bağlamdan bağımsız ve daha açık bir anlatımda two spaces away from you veya two intersections away from you gibi birimi belirtmek gerekir.

Alıştırma

“The café is two blocks away from the station” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Kafe istasyonun içindedir.
  2. Kafe ile istasyon arasında iki blokluk mesafe vardır.
  3. Kafe istasyondan iki kez uzaklaştı.
Cevabı göster

Kafe ile istasyon arasında iki blokluk mesafe vardır.

So even if you were to drive her into a corner, Notlar

1:58

Yani onu bir köşeye sıkıştırsan bile,

Dilbilgisi

So even if you were to ...: açıkça varsayımsal bir ödünleme

So bu yan cümleyi önceki akıl yürütmeye bağlar. Even if bir ödünleme ilişkisi kurar: konuşan kişi hayal edilen bir koşulu kabul eder, ancak sonraki sonucun yine de geçerli olacağını belirtir. You were to + fiilin yalın hâli, koşulun açıkça varsayımsal olduğunu gösterir; yaklaşık olarak “bunu gerçekten yaptığını varsayalım” demektir. Were eylemi geçmiş zamana yerleştirmez. Virgül, asıl sonucun ardından geleceğini gösterir.

Alıştırma

“Even if you were to restart the computer, the missing file would not return,” cümlesinde konuşan kişi ne söylüyor?

  1. Dosya ancak bilgisayar yeniden başlatılırsa geri gelecektir.
  2. Bilgisayar zaten yeniden başlatıldı, bu yüzden dosya geri geldi.
  3. Yeniden başlatmak hayal edilen bir eylemdir, ancak sonucu değiştirmez.
Cevabı göster

Yeniden başlatmak hayal edilen bir eylemdir, ancak sonucu değiştirmez.

she'd escape it easily.

2:01

oradan kolayca kaçıp kurtulurdu.

Deyimler

drive her into a corner: onu köşeye veya çaresizliğe sıkıştırmak

Burada drive her into a corner, onu kaçacak neredeyse hiç alanı olmayan bir konuma zorlamak anlamına gelir. Birini fiziksel olarak köşeye sıkıştırmayı anlatabilir ve aynı zamanda kişinin seçeneklerini elinden alma düşüncesini de taşır. Başka durumlarda drive someone into a corner çoğunlukla mecazidir: baskı, kişinin iyi bir seçeneği kalmadığını hissetmesine yol açar. Buradaki drive, “araç kullanmak” değil, “zorlamak” anlamındadır.

Alıştırma

drive fiilini geçmiş zamanda kullanarak cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The hostile questioning ____.

Cevabı göster

drove her into a corner

There are no dead ends, Kelime

2:03

Çıkmaz yollar yoktur,

Kelime

There are no dead ends: çıkışı olmayan yollar yok

Dead end, sona eren ve içinden geçilerek devam edilemeyen bir yol veya patikadır. Bu nedenle There are no dead ends, her rotada ya da konumda ilerlemeye devam etmenin bir yolu olduğunu anlatır. Mecaz anlamda a dead end; ilerleme veya gelecek sunmayan bir plan, araştırma, iş ya da durumdur. Her iki kullanımın ortak fikri, o yönde devam etmenin kişiyi hiçbir yere götürmeyeceğidir.

Alıştırma

Cümleyi çıkışı olmayan rotaları belirten iki sözcüklü hedef terimle tamamlayın: Every path connects to another, so there are no ____.

Cevabı göster

dead ends

so there's never a situation where she'd be forced to move to your space. Dilbilgisi

2:04

bu yüzden onun senin bulunduğun kareye geçmeye zorlanacağı bir durum asla yaşanmaz.

Dilbilgisi

she'd be forced to move: be forced to + fiilin yalın hâli

Be forced to + fiilin yalın hâli, dışarıdan bir kişinin, kuralın veya durumun birine eylem konusunda gerçek bir seçim bırakmadığını ifade eder. Edilgen yapı, baskıyı oluşturan kişi ya da şeyden çok bu baskıdan etkilenen kişiye odaklanır. She'd be forced to move ifadesinde she'd, she would ifadesinin kısaltmasıdır. İfade olası bir sonucu anlatır: bu koşullarda hareket etmekten başka seçeneği kalmazdı.

Alıştırma

Cümleyi seçim hakkı olmadığını belirten edilgen yapıyla tamamlayın: Under the rules, a player with no legal move would ____ forfeit the round.

Cevabı göster

be forced to

However, there is this point up here

2:09

Ancak, yukarıda

where all the strands converge. Kelime

2:12

tüm ipliklerin birleştiği bir nokta vardır.

Kelime

where all the strands converge: tek bir noktada birleşmek

Converge, farklı yönlerden gelen birden çok şeyin aynı noktaya doğru yaklaşıp birleşmesi anlamına gelir. Burada ayrı iplikler tek bir yerde buluşur ve where bu yeri belirtir. Aynı fiil yolları veya çizgileri anlatabildiği gibi fikirlerin, eğilimlerin ya da kanıtların ortak bir sonuca yaklaşmasını da anlatabilir.

Alıştırma

"The two hiking trails converge near the lake," cümlesinde converge ne anlama gelir?

  1. Bir kez kesişip farklı yönlerde devam ederler.
  2. Ayrı kalıp yan yana ilerlerler.
  3. Aynı yere doğru birleşirler.
Cevabı göster

Aynı yere doğru birleşirler.

It's easy to see that it's important, Dilbilgisi

2:15

Bunun önemli olduğunu görmek kolaydır,

Dilbilgisi

It's easy to see that ...: açık bir sonucu sunmak

It's easy to see that + yan cümle, that sonrasındaki içeriğin fark edilmesi veya anlaşılması kolay bir sonuç olduğunu belirtir. Buradaki see, mutlaka gözle bakmak değil, anlamak veya fark etmek demektir. İlk it, It is + sıfat + to-infinitive kalıbındaki öngönderimli öznedir. İçeriği to-infinitive ve ona bağlı that yan cümlesi taşır. it's important içindeki ikinci it ise farklıdır; konuşulan şeye gönderme yapar. Bu kalıp, daha zor bir konuya geçmeden önce açık bir gözlemi sunar.

Alıştırma

It is easy to see that hedef kalıbını tamamlayın: It is easy ____ that the larger box holds more books.

Cevabı göster

to see

but the challenge is figuring out exactly what to do with it. Kalıp ifadeler

2:17

ancak asıl zorluk, onunla tam olarak ne yapacağını bulmaktır.

Kalıp ifadeler

The challenge is figuring out exactly what to do with ...: asıl zorluğu belirtmek

The challenge is + -ing, en zor veya hâlâ çözülememiş görevi belirtir. Buradaki figuring out, düşünerek bir cevaba ulaşmak demektir. Bu nedenle challenge, bir yarışma veya birine meydan okuma değil, temel zorluk anlamındadır. What to do with it, bir şeyi nasıl kullanacağımızı, ele alacağımızı veya onunla nasıl başa çıkacağımızı anlatan soru benzeri bir yan cümledir. Exactly, belirli bir eyleme ihtiyaç olduğunu vurgular: Bir şeyin önemli olduğunu bilmek, hangi eylemi yapacağımızı bilmekle aynı değildir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The challenge is ____ exactly what to do with the extra data.

Cevabı göster

figuring out

There's a clever way of re-visualizing the problem. Kalıp ifadeler

2:22

Sorunu yeniden görselleştirmenin zekice bir yolu var.

Kalıp ifadeler

a way of re-visualizing the problem: problemi farklı biçimde yeniden sunmanın bir yolu

A way of + -ing, bir şeyi yapma yöntemini belirtir. Burada a way of re-visualizing the problem, aynı problemi farklı bir görsel ya da yapısal biçimde temsil etme yöntemi demektir. Problemin kendisi değişmez. Yeni temsil, probleme bakış biçimini değiştirir ve gizli bir örüntüyü fark etmeyi kolaylaştırabilir.

Alıştırma

Bu cümlede a way of re-visualizing the problem ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. problemi farklı bir problemle değiştirme yöntemi
  2. tamamen aynı resmi bir kez daha inceleme yolu
  3. aynı problemi yeni bir görsel biçimde temsil etme yöntemi
Cevabı göster

aynı problemi yeni bir görsel biçimde temsil etme yöntemi

Try coloring every intersection Dilbilgisi

2:25

Her kesişim noktasını,

one of two colors,

2:28

aynı rengin kendi kendine asla komşu olmadığı

Dilbilgisi

Try coloring ...: bir yöntemi denemek için try + -ing

Try coloring ... yapısı, bir eylemi deneyip ne olacağını görmeyi önermek için try + -ing kullanır. Boyama eylemi, başarıyla tamamlanıp tamamlanamayacağı belirsiz bir hedef olarak değil, olası bir problem çözme yöntemi olarak sunulur. Color every intersection one of two colors, her kesişime iki renkten tam olarak birini vermek demektir. Her kesişimde iki rengi birden kullanmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir yöntemi denemeyi önermek için try + V-ing yapısını sort ile kullanın: ____ the cards by shape first.

Cevabı göster

Try sorting

say red and blue,

2:29

iki renkten biriyle (örneğin kırmızı ve mavi)

where the same color never borders itself. Dilbilgisi

2:31

renklendirmeyi dene.

Dilbilgisi

where the same color never borders itself: yer değil, kural anlatımı

Bu yan cümlede where, bir deseni veya düzeni tanımlayan koşulu verir. “Hangi yerde?” anlamına gelmez; “bu düzenin içinde” veya in which anlamına yakındır. Where sözcüğünün bu soyut kullanımı şema, sistem ve kural açıklamalarında yaygındır. Burada border bir fiildir: X borders Y, X ile Y’nin bir kenarı veya sınırı paylaştığı anlamına gelir. The same color never borders itself, bir renkteki bölgenin aynı renkteki başka bir bölgeyle ortak kenar paylaşmaması demektir. itself tek bir bölgenin kendisine dokunmasını değil, renk kategorisini ifade eder.

Alıştırma

“a pattern where the same color never borders itself” ifadesindeki vurgulanan yan cümle ne anlama gelir?

  1. Renkler yalnızca tek bir fiziksel konumda kullanılır.
  2. Desen şu kurala uyar: Aynı renkteki iki bölge asla ortak bir kenar paylaşmaz.
  3. Her renkli bölgenin bir çerçevesi olmalıdır.
Cevabı göster

Desen şu kurala uyar: Aynı renkteki iki bölge asla ortak bir kenar paylaşmaz.

What you get is a checkerboard pattern. Notlar

2:35

Elde ettiğin şey bir dama tahtası deseni olur.

Dilbilgisi

What you get is ...: sonucu sunmak

What you get is ... bir işlem, hesaplama veya adımlar dizisinin sonucunu sunar. What you get yan cümlesinin tamamı özne görevi görür; is ise ortaya çıkan şeyin ne olduğunu belirtir. Burada get, “gidip getirmek” değil, “sonuç olarak elde etmek veya üretmek” anlamındadır. Bu kalıp, talimat veya akıl yürütmeden sonra süreci açık bir sonuca bağlamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

“Elde edilen sonuç şudur” anlamındaki tam İngilizce kalıpla cümleyi tamamlayın: Add the two amounts, and ____ the total cost.

Cevabı göster

what you get is

Kelime

a checkerboard pattern: ızgarada dönüşümlü kareler

A checkerboard pattern, iki renkteki karelerin bir ızgara üzerinde dönüşümlü olarak dizildiği bir desendir: her karenin kenar komşuları diğer renktedir. Renklerin siyah ve beyaz olması gerekmez. Burada pattern, oyun oynamak için kullanılan gerçek bir tahta değil, diziliş biçimi anlamına gelir. Bu dönüşümlü yapıyı tanımak, bir karenin renginden komşu karelerin renklerini tahmin etmeyi sağlar.

Alıştırma

A checkerboard pattern ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Tüm ızgarayı kaplayan tek bir düz renk
  2. Aynı yönde uzanan birkaç şerit
  3. İki renkteki karelerin bir ızgarada dönüşümlü dizilmesi
Cevabı göster

İki renkteki karelerin bir ızgarada dönüşümlü dizilmesi

Then one space at the point

2:37

Ancak tepedeki noktada

which you can't make either color.

2:40

hiçbir renge boyayamayacağın bir kare kalır.

At the beginning of the game,

2:42

Oyunun başında,

every time you move to red, Dilbilgisi

2:44

sen kırmızıya her geçtiğinde

Shelob will be on blue,

2:46

Shelob mavide olacak,

and every time you move to blue,

2:47

ve sen maviye her geçtiğinde

Shelob will be on red.

2:49

Shelob kırmızıda olacaktır.

Dilbilgisi

every time ... and every time ...: paralel yapıyla tekrarlanan koşullar

Every time + yan cümle, “bu her gerçekleştiğinde” veya “gerçekleştiği her seferde” anlamına gelir. Yan cümledeki olayı tekrarlanan bir koşula dönüştürür; ardından gelen cümle sonucu verir. Cümle aynı kalıbı iki kez tekrarlar: every time you move to red ... ve every time you move to blue .... Bu paralel biçim, birbirine zıt iki koşulun her birini kendi sonucuyla eşleştirir ve kuralın tekrar tekrar geçerli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Every time ifadesini tekrarlayarak paralel kuralı tamamlayın: ____ the light turns green, traffic moves, and ____ it turns red, traffic stops.

Cevabı göster

Every time · every time

In other words, Anlatım akışı

2:51

Diğer bir deyişle,

Anlatım akışı

Yeniden ifade işareti olarak In other words

In other words, bir düşüncenin yeniden ifade edileceğini bildiren bir söylem işaretidir. Dinleyiciye, sıradaki sözlerin aynı temel düşünceyi daha açık, basit veya doğrudan bir biçimde aktaracağını gösterir. Burada önceki akıl yürütmeyi takip edilmesi daha kolay bir sonuca dönüştürerek açıklamadaki bilgiyi düzenler. Yeni bir konuya geçildiğini göstermez.

Alıştırma

Sonraki cümlenin aynı düşünceyi daha açık biçimde yeniden ifade edeceğini en iyi hangi ifade gösterir?

  1. For example
  2. Therefore
  3. In other words
Cevabı göster

In other words

unless something changes, Dilbilgisi

2:52

bir şeyler değişmedikçe,

you can never move onto the same intersection as her.

2:54

asla onunla aynı kesişim noktasında olamazsın.

Dilbilgisi

İstisna koşulu olarak unless something changes

unless something changes, ana cümledeki sonucu değiştirebilecek bir istisna koşulu sunar. “Hiçbir şey değişmezse” anlamına gelir. Mevcut koşullar sürdüğü müddetçe, aynı kesişim noktasına asla geçememe biçimindeki ana sonuç da geçerli kalır. Unless zaten olumsuz koşul düşüncesini içerir. Kalıp Unless + koşul, ana sonuç şeklindedir: ancak bir değişiklik başka bir olasılığın önünü açabilir.

Alıştırma

Cümleyi “olmadığı takdirde” anlamındaki koşul sözcüğüyle tamamlayın: ____ you charge the battery, the tablet will not turn on.

Cevabı göster

Unless

And that's where the point comes in. Deyimler

2:58

Ve tepedeki nokta tam da burada devreye giriyor.

Deyimler

That's where the point comes in: ne zaman önemli olduğunu gösterme

That's where X comes in kalıbında where, bir açıklama veya sorun içinde X'in yararlı, ilgili ya da önemli hâle geldiği aşamayı gösterir. Buradaki comes in fiziksel bir hareketi anlatmaz. Bu cümlede the point, üzerinde konuşulan noktadır. Konuşmacı, bu noktanın artık açıklamada önemli bir rolü olduğunu belirtir.

Alıştırma

Haritamızın yararlı hâle geldiğini hedef kalıpla gösterin: The trail signs are hard to read, and ____.

Cevabı göster

that's where our map comes in

As indicated by its unique color, Dilbilgisi

3:00

Eşsiz rengiyle de belli olduğu üzere,

Dilbilgisi

As indicated by ...: kanıtın kaynağını tanıtma

As indicated by ..., “... tarafından gösterildiği gibi” anlamına gelen kısaltılmış bir edilgen yan tümcedir. Geçmiş zaman ortacı indicated, bilginin gösterildiğini anlatır; by ise kanıtın kaynağını tanıtır. İfade cümlenin başına yerleştirilip ardından virgül getirildiğinde dinleyiciyi ana sonuca hazırlar. Burada its unique color görsel ipucudur; ardından gelen ana cümle bu ipucunun bize ne anlattığını belirtir.

Alıştırma

Kanıtı tanıtan ve indicate sözcüğünden oluşturulan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the warning label, this cleaner should be kept away from heat.

Cevabı göster

As indicated by

it's the one place you can break the pattern Deyimler

3:02

deseni kırabileceğin

Deyimler

it's the one place you can break the pattern: düzeni bozabileceğin tek yer

Burada break the pattern, tekrarlanan ya da öngörülebilir bir düzenin aynı biçimde sürmesini durdurmak demektir. Break soyut anlamda kullanılır; fiziksel bir şeye zarar verilmez. The one place, bu yerin söz konusu tekrarı kesintiye uğratabilecek tek nokta olduğunu vurgular. Tüm ifade, yerleşmiş bir dizinin farklı şekilde ilerlemesini sağlayan özel bir fırsat sunar.

Alıştırma

“A different result could break the pattern” cümlesinde break the pattern ne anlama gelir?

  1. Basılı bir deseni fiziksel olarak yırtmak
  2. Tekrarlanan düzenin aynı şekilde sürmesini durdurmak
  3. Tekrarlanan düzeni fark edip açıklamak
Cevabı göster

Tekrarlanan düzenin aynı şekilde sürmesini durdurmak

and change the rhythm of moves. Deyimler

3:05

ve hamlelerin ritmini değiştirebileceğin tek yer orasıdır.

Deyimler

change the rhythm of moves: hamlelerin ritmini değiştirmek

the rhythm of moves ifadesinde rhythm, bir dizi eylemin tekrarlanan zamanlamasını, dönüşümlü ilerleyişini ve akışını anlatan bir benzetmedir. Müzikal bir vuruşu anlatmaz. Bu rhythm'i değiştirmek, eylemlerin farklı bir düzende ilerlemesini sağlamaktır. Değişiklik hızla ilgili olabilir, ancak sırayı, zamanlamayı veya sıra değişimini de kapsayabilir.

Alıştırma

change the rhythm of moves ifadesinde rhythm temel olarak neyi anlatır?

  1. Eylemlerin tekrarlanan zamanlaması ve düzeni
  2. Her eyleme verilen renk
  3. Eylemler sırasında duyulan müzikal bir vuruş
Cevabı göster

Eylemlerin tekrarlanan zamanlaması ve düzeni

So you should waste no time in getting up there. Deyimler

3:07

Bu yüzden oraya çıkmak için hiç vakit kaybetmemelisin.

Deyimler

waste no time in getting up there: hemen harekete geçmek

Waste no time in doing something, bir şeyi gecikmeden hemen yapmak demektir. Buradaki should waste no time in getting up there, oraya hemen çıkılması gerektiğini belirten güçlü bir öneridir. Kalıp waste no time in + -ing şeklindedir. in bir edat olduğu için ardından getting gibi -ing biçimi gelir. Bu ifade, eylemin gerçekten sıfır zaman aldığı anlamına gelmez; harekete geçmeden önce zaman kaybedilmediğini anlatır.

Alıştırma

Hemen harekete geçildiğini anlatan sabit ifadeyi tamamlayın: When the alarm sounded, the crew ____ leaving the building.

Cevabı göster

wasted no time in

Shelob could now be in any one of these red spaces,

3:11

Shelob şimdi bu kırmızı alanlardan herhangi birinde olabilir,

and you have at most six moves left to catch her. Kalıp ifadeler

3:14

ve onu yakalamak için en fazla altı hamlen kaldı.

Kalıp ifadeler

have at most six moves left: bir üst sınır

Have six moves left, altı hamlenin kaldığı anlamına gelir. At most bir üst sınır belirler; bu nedenle you have at most six moves left, kalan hamle sayısının altıdan fazla olmadığını anlatır. Sayı altı veya daha az olabilir. have at most + miktar + left kalıbı; kalan zamanın, deneme sayısının, paranın veya başka sınırlı kaynakların en yüksek miktarını belirtebilir.

Alıştırma

you have at most six moves left ne anlama gelir?

  1. Altı veya daha fazla hamle kaldı.
  2. Tam olarak altı hamle kaldı.
  3. En fazla altı hamle kaldı; daha az da olabilir.
Cevabı göster

En fazla altı hamle kaldı; daha az da olabilir.

But thanks to the colors we've added, Kalıp ifadeler

3:18

Ancak eklediğimiz renkler sayesinde,

Kalıp ifadeler

thanks to the colors we've added: yararlı bir nedeni tanıtmak

Bu cümlede thanks to, yararlı bir sonucu mümkün kılan nedeni tanıtır: eklenen renkler sonraki adımı kolaylaştırır. İfade, “yardımı veya katkısı sayesinde” anlamına gelir; konuşan kişi renklere sözcüğü sözcüğüne teşekkür etmez. Yapı thanks to + isim öbeği şeklindedir. Burada the colors we've added isim öbeğidir; we've added ise hangi renklerden söz edildiğini belirtir.

Alıştırma

“Yardımı sayesinde” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the clear instructions, we finished the project on time.

Cevabı göster

Thanks to

we can now focus on the one thing that matters the most, Anlatım akışı

3:20

artık en önemli şeye,

changing the color pattern.

3:23

yani renk desenini değiştirmeye odaklanabiliriz.

Anlatım akışı

focus on the one thing that matters the most: temel noktaya odaklanmak

Bu cümlede focus on the one thing that matters the most, dinleyiciyi çok sayıdaki ayrıntıdan tek bir temel değişkene yönlendirir. Yalnızca bir eylemi anlatmak yerine, dinleyiciye bundan sonra neye dikkat etmesi gerektiğini söyler. Virgülden sonraki changing the color pattern sözleri bu temel noktanın ne olduğunu belirtir. Bu, açıklamayı düzenlemenin yararlı bir yoludur: önce konuyu daraltır, sonra ana noktayı belirtirsiniz.

Alıştırma

focus on the one thing that matters the most bir açıklamada ne işe yarar?

  1. Konuşanın ilgisiz bir konuya geçtiğini gösterir.
  2. Dikkati temel önceliğe yönlendirir.
  3. Eşit derecede önemli ayrıntılardan oluşan bir liste sunar.
Cevabı göster

Dikkati temel önceliğe yönlendirir.

Shelob is on red,

3:25

Shelob kırmızıda,

so you should move onto red on the second or fourth strand. Kalıp ifadeler

3:27

bu yüzden ikinci veya dördüncü iplikteki kırmızıya geçmelisin.

Kalıp ifadeler

should move onto red: işaretli bir konumda bitirmeyi vurgulayan onto

move onto red ifadesinde onto, red sözcüğünü hareketin bittiği yer olarak sunar: taş konum değiştirir ve kırmızıyla işaretlenmiş bir nokta ya da alan üzerinde durur. Red, oyun şemasında görünen kırmızı bir konumun kısa adıdır. Bu yapı tahta, harita ve şema yönergelerinde kullanışlıdır: move onto + alan, o alana girmeyi veya üzerinde son konuma ulaşmayı vurgular.

Alıştırma

Taşın konum değiştirip mavi karenin üzerinde durduğunu en açık biçimde belirten yönerge hangisidir?

  1. Move the piece to the blue square.
  2. Move the piece on the blue square.
  3. Move the piece onto the blue square.
Cevabı göster

Move the piece onto the blue square.

Now Shelob can never move to any of the spots neighboring you,

3:31

Artık Shelob sana komşu olan hiçbir noktaya geçemez

giving you a kind of net to use to catch her. Deyimler

3:34

ve bu da sana onu yakalamak için kullanabileceğin bir ağ sağlamış olur.

Deyimler

giving you a kind of net: bir sonuç ve tuzak ağı benzetmesi

a kind of net ifadesi mecazidir. Engellenen komşu noktalar Shelob’un kaçış yollarını sınırlandırıp oyuncunun onu tuzağa düşürmesine yardım ettiği için bir ağ gibi davranır; gerçek bir ağ oluşmaz. A kind of, karşılaştırmanın kelimesi kelimesine değil, yaklaşık olduğunu gösterir. giving you ... biçimindeki -ing yan cümlesi önceki durumun sonucunu belirtir. which gives you a trap-like advantage to use to catch her şeklinde başka sözlerle ifade edilebilir.

Alıştırma

Bu cümlede giving you a kind of net to use to catch her ne anlama gelir?

  1. Gerçek bir ağ ortaya çıkar ve araç olarak kullanılabilir.
  2. Shelob oyuncuya hediye olarak bir ağ verir.
  3. Kısıtlamalar, onu yakalamaya yardımcı olabilecek tuzak benzeri bir avantaj oluşturur.
Cevabı göster

Kısıtlamalar, onu yakalamaya yardımcı olabilecek tuzak benzeri bir avantaj oluşturur.

You may have luck choosing your moves through intuition at this point, Kalıp ifadeler

3:38

Bu noktada sezgilerinle hamlelerini seçerek şansın yaver gidebilir,

Kalıp ifadeler

have luck choosing ... through intuition: sezgiyle seçerek başarılı olma olasılığı

have luck + -ing kalıbı, -ing ile belirtilen eylemi yapma girişiminin iyi gidebileceğini veya başarılı bir sonuç verebileceğini anlatır. Burada have luck choosing your moves, seçtiğin hamlelerin işe yarayabileceği anlamına gelir. Through intuition yöntemi belirtir: hesaplanmış bir süreç yerine sezgilerine güvenerek seçim yaparsın. May ifadeyi belirsiz tutar; bu nedenle tüm söz öbeği başarı olasılığı bildirir, garanti vermez.

Alıştırma

'You may have luck choosing your moves through intuition' ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Sezgilerine güvenerek başarılı seçimler yapabilirsin.
  2. Her hamleyi sabit bir algoritmayla hesaplamak zorundasın.
  3. Denemeden doğru hamleleri seçeceğin kesindir.
Cevabı göster

Sezgilerine güvenerek başarılı seçimler yapabilirsin.

but if you want to get algorithmic about it, Kelime

3:41

ancak olaya algoritmik yaklaşmak istersen,

Kelime

get algorithmic about it: adım adım bir prosedür kullanmak

Get + sıfat, sıfatın belirttiği duruma gelmek veya o şekilde davranmaya başlamak anlamına gelebilir. get algorithmic about it ifadesinde algorithmic, bir göreve yaklaşım biçimini anlatır: görevi açık ve tekrarlanabilir adımlardan oluşan bir süreç olarak ele almaya başlamak. About it, mevcut soruna gönderme yapar. İfade gayriresmî ve biraz esprilidir; ele alınan şeyin kendisini bir algoritmaya dönüştürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi eylem, birisinin sorunu algoritmik biçimde ele aldığını en iyi gösterir?

  1. Konuyu değiştirip sorunu görmezden gelmek.
  2. Yalnızca bir hisse dayanarak hemen seçim yapmak.
  3. Adım adım bir yöntem yazmak ve her durumu kontrol etmek.
Cevabı göster

Adım adım bir yöntem yazmak ve her durumu kontrol etmek.

you could track how far away she is horizontally and vertically as two numbers. Kalıp ifadeler

3:44

onun yatay ve dikey olarak ne kadar uzakta olduğunu iki sayı olarak izleyebilirsin.

Kalıp ifadeler

track ... as two numbers: bilgiyi sayısal biçimde kaydetmek

Bu cümlede track, birini fiziksel olarak takip etmek değil, bir bilginin kaydını tutmak anlamına gelir. Takip edilen bilgi, onun yatay ve dikey yönlerde ne kadar uzakta olduğudur. track A as B kalıbı, A bilgisinin B biçiminde kaydedildiğini veya işlendiğini belirtir. Burada iki uzaklık iki sayıyla gösterilerek konum, güncellenip kullanılabilen veriye dönüştürülür.

Alıştırma

Hangi cümle, konum bilgisini seçilmiş sayısal bir biçimde tutmak için track A as B yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. Our program tracks the drone's position as a pair of coordinates.
  2. Our program tracks the drone because a pair of coordinates is moving.
  3. Our program tracks as a pair of coordinates the drone's position.
Cevabı göster

Our program tracks the drone's position as a pair of coordinates.

On your move,

3:50

Kendi sıran geldiğinde,

shrink the larger of the two,

3:51

bu iki sayıdan büyük olanı küçült,

and no matter which direction she runs, Dilbilgisi

3:53

böylece o hangi yöne kaçarsa kaçsın,

she'll have to hit an edge. Kelime

3:55

sonunda bir kenara çarpmak zorunda kalacaktır.

Dilbilgisi

no matter which direction she runs: her seçim aynı sonuca götürür

No matter which direction she runs, olası bütün yönlerin kapsandığını belirtir. Yön değişebilir ancak ana cümledeki sonuç değişmez. no matter which + isim + yan cümle kalıbı ödünleyici bir koşul kurar: birden fazla seçeneğin bulunduğunu kabul eder ve aynı sonucun hepsi için geçerli olduğunu söyler. Burada her yön sonunda bir kenara çıkar.

Alıştırma

Cümleyi “hangisi olursa olsun” anlamındaki üç sözcüklü no matter yapısıyla tamamlayın: ____ route you take, you will arrive before sunset.

Cevabı göster

No matter which

Kelime

hit an edge: bir sınıra ulaşmak

Burada hit an edge, izin verilen alanın sınırlarından birine ulaşmak veya temas etmek demektir. Hit, hareket eden bir şeklin ya da taşın bir sınıra ulaşmasını anlatır; bir insana saldırmak veya vurmak anlamına gelmez. An tanımlığı önemlidir: olası birkaç kenardan herhangi birini belirtir. Have to ise hareket kurallarına göre bu sonucun kaçınılmaz olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu tahta veya diyagram bağlamında hit an edge ne anlama gelir?

  1. Sınırlardan birine ulaşmak
  2. Bir sınıra dönüşmek
  3. Başka bir oyuncuya vurmak
Cevabı göster

Sınırlardan birine ulaşmak

Eventually,

3:57

Eninde sonunda,

you'll have backed her into one of the two corners Deyimler

3:58

onu iki köşeden birine sıkıştırmış

Deyimler

backed her into one of the two corners: onu köşeye sıkıştırmak

Back someone into a corner, birini çok az hareket alanı veya iyi bir çıkış yolu kalana kadar geri çekilmeye zorlamak demektir. Bu tahta veya uzamsal strateji bağlamında köşe gerçek anlamdadır; aynı zamanda “birine neredeyse hiç seçenek bırakmamak” şeklindeki yaygın mecaz anlam da düşünceyi güçlendirir. You'll have backed gelecek zamanda tamamlanmış bir sonucu anlatır: planın daha sonraki bir noktasına gelindiğinde, onun iki köşeden birine sıkışması sonucu çoktan gerçekleşmiş olacaktır.

Alıştırma

Hangi cümle, toplantının sonunda baskı yüzünden Maya’nın neredeyse hiç seçeneği kalmayacağını anlatır?

  1. By the end of the meeting, they will have backed Maya into a corner.
  2. By the end of the meeting, they will have asked Maya to step backward.
  3. By the end of the meeting, they will have given Maya more choices.
Cevabı göster

By the end of the meeting, they will have backed Maya into a corner.

and catch up to her at the last possible moment. Notlar

4:01

ve mümkün olan en son anda onu yakalamış olacaksın.

Öbek fiiller

catch up to her: öndeki birine yetişmek

Bu cümlede and catch up to her, “arkasında kaldıktan sonra aradaki mesafeyi kapatıp ona yetişmek” demektir. Kişi onun bulunduğu konuma ulaşana kadar mesafe azalır. And bu sonucu önceki eyleme bağlar. Catch up to yalnızca fiziksel mesafeyi değil, ilerleme veya düzey farkını kapatmayı da anlatabilir. Geride olan bir kişi, takım veya değer bir ölçüte ya da rakibe yetişebilir.

Alıştırma

Cümleyi “geriden ilerleyip ona ulaşmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Ava was ahead of me, so I ran faster to ____.

Cevabı göster

catch up to her

Kalıp ifadeler

at the last possible moment: hâlâ kullanılabilen en son an

At the last possible moment, “eylemin hâlâ gerçekleşebileceği veya başarılı olabileceği en geç anda” demektir. Possible sınırı belirtir: bundan daha sonrası çok geç olurdu. Bir hikâyede bu zaman ifadesini eylemden sonra kullanmak gerilim yaratır ve başarının başarısızlığa çok yaklaştığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “çok geç olmadan önceki en son anda” anlamına gelen zaman ifadesiyle tamamlayın: The goalkeeper blocked the shot ____.

Cevabı göster

at the last possible moment

You snatch the ceremonial sash from your opponent and wrap it around yourself.

4:05

Rakibinden tören kuşağını kapıp kendine sarıyorsun.

You're now the Spider Supreme,

4:10

Artık sen Yüce Örümcek'sin,

leader of all the world's eight-legged wonders. Deyimler

4:12

dünyanın tüm sekiz bacaklı harikalarının liderisin.

Deyimler

eight-legged wonders: örümcekler için görkemli ve eğlenceli bir ad

Burada eight-legged wonders örümcekler anlamına gelir. Bileşik sıfat eight-legged, onları bilinen bir vücut özelliğiyle tanımlar; wonders ise doğrudan adlarını söylemek yerine onları hayranlık uyandıran canlılar gibi gösterir. İfade leader of all the world's... ile birleşince görkemli bir unvan gibi duyulur. Bu kasıtlı abartı, betimlemeye eğlenceli ve masalsı bir hava katar.

Alıştırma

Cümlede eight-legged wonders nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Örümceklere kesin bir bilimsel sınıflandırma verir.
  2. Örümceklerin sekizden fazla bacağı olduğu anlamına gelir.
  3. Örümcekleri görkemli, şaşırtıcı ve biraz komik gösterir.
Cevabı göster

Örümcekleri görkemli, şaşırtıcı ve biraz komik gösterir.

Just remember,

4:16

Sadece şunu unutma,

with great spider power comes great spider responsibility. Kültür

4:17

büyük örümcek gücü, büyük örümcek sorumluluğunu beraberinde getirir.

Kültür

with great spider power comes great spider responsibility: bir Örümcek Adam parodisi

Bu cümle, Örümcek Adam'ın ünlü sözü With great power comes great responsibility kalıbını kullanır. Bu söz, daha fazla yetenek veya etkinin daha fazla sorumluluk getirdiği anlamına gelir. Hem power hem de responsibility sözcüğünden önce spider eklenerek ciddi söz örümcek temasına uyarlanır. Tanıdık ve ciddi kalıp, yeni sürümün görkemli ve kasıtlı olarak komik duyulmasını sağlar.

Alıştırma

with great spider power comes great spider responsibility burada neden komiktir?

  1. Güç arttığında sorumluluğun ortadan kalktığını söyler.
  2. Örümceklerle ilgili bilimsel bir kuralı anlatır.
  3. Ünlü ve ciddi bir Örümcek Adam sözünü örümcek temasına uyacak şekilde değiştirir.
Cevabı göster

Ünlü ve ciddi bir Örümcek Adam sözünü örümcek temasına uyacak şekilde değiştirir.

And with great spider responsibility comes more problems Dilbilgisi

4:21

Ve büyük örümcek sorumluluğu,

that will test your creativity and critical thinking abilities.

4:24

yaratıcılığını ve eleştirel düşünme yeteneklerini test edecek daha fazla sorunu beraberinde getirir.

Dilbilgisi

with X comes Y: X ile birlikte gelen sonuç

With X comes Y, Y’nin X ile birlikte ortaya çıktığı veya gerçekleştiği anlamına gelir. Bu cümlede X, great spider responsibility; Y ise more problems bölümüdür. with X bölümü başa gelir, özne olan Y ise fiilden sonra yer alır. Fiil Y ile uyumlu olur: With one opportunity comes a choice, ancak With new opportunities come new choices. Bu sıralama önce durumu sunar, ardından sonucu açıklar.

Alıştırma

with X comes Y yapısını tamamlayın: ____ greater freedom ____ greater responsibility.

Cevabı göster

With · comes

You can hone both skills today with Brilliant. Kalıp ifadeler

4:28

Bugün Brilliant ile her iki becerini de geliştirebilirsin.

Kalıp ifadeler

hone both skills: iki beceriyi de pratikle geliştirmek

hone both skills ifadesinde hone, odaklı alıştırmalarla yetenekleri geliştirmek veya keskinleştirmek anlamına gelir. Becerileri ilk kez edinmekten çok, onları daha doğru ve etkili hâle getirmeyi anlatır. Bu bağlamda both, hemen önce belirtilen yaratıcılık ve eleştirel düşünme becerilerini ifade eder. Yeniden kullanılabilecek kalıp hone + beceri, yetenek veya zanaat şeklindedir.

Alıştırma

Maya zaten açık sunumlar yapıyor ve sunumlarını daha kusursuz hâle getirmek için çalışıyor. Hangi cümle onun amacını en iyi açıklar?

  1. She practices to learn presentation skills for the first time.
  2. She practices to hone her presentation skills.
  3. She practices to replace presentation skills with a different hobby.
Cevabı göster

She practices to hone her presentation skills.

Try their course on mathematical fundamentals,

4:31

Örneğin,

for example.

4:33

matematiksel temeller kursunu deneyebilirsin.

It goes beyond facts and figures into the why of mathematics, Deyimler

4:34

Matematikte olayların ve sayıların ötesine geçerek matematiğin "neden"lerine iner,

Deyimler

goes beyond facts and figures into the why: bilgilerden nedenlere geçmek

Go beyond A into B, A ile sınırlı kalmayıp B'nin temsil ettiği daha derin bir anlayış düzeyine geçmek demektir. Burada facts and figures olgusal bilgileri ve sayısal verileri, the why of mathematics ise matematiğin nasıl işlediğinin arkasındaki nedenleri ve ilkeleri ifade eder. The why ifadesinde why bir isim gibi kullanılır. Bu ifade, konunun yalnızca olguları veya formülleri vermekle kalmayıp nedenleri de açıkladığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca olgusal ve sayısal bilgileri değil, bunların altında yatan nedenleri de inceler.
  2. Nedenini sormadan olguları ve sayıları kontrol eder.
  3. Konudaki bütün olguları ve sayıları kaldırır.
Cevabı göster

Yalnızca olgusal ve sayısal bilgileri değil, bunların altında yatan nedenleri de inceler.

like why the Pythagorean theorem is the way that it is, Dilbilgisi

4:39

örneğin Pisagor teoreminin neden böyle olduğu gibi.

Dilbilgisi

Gömülü soruda why ... is the way that it is

Why the Pythagorean theorem is the way that it is bölümü, why ile kurulan gömülü bir soru yan cümlesidir. Like sözcüğünden sonra gelerek araştırılan neden türüne örnek verir. Gömülü bir soru, düz cümle söz dizimini kullanır: why + özne + fiil. Bu nedenle why the Pythagorean theorem is... denir; why is the Pythagorean theorem... denmez. The way that it is, bir şeyin mevcut biçimi veya niteliği anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle gömülü bir why sorusu için doğru söz dizimini kullanıyor?

  1. I want to understand why the rule is the way that it is.
  2. I want to understand why the rule the way that it is.
  3. I want to understand why is the rule the way that it is.
Cevabı göster

I want to understand why the rule is the way that it is.

which this guided lesson lets you see for yourself Kalıp ifadeler

4:42

Bu rehberli ders, çerçeveyi kurarak ve üçgenlerle oynamana izin vererek

Kalıp ifadeler

guided lesson lets you see for yourself: rehberli ders kendi gözlerinle görmeni sağlar

Guided lesson, destek ve yönlendirme sağlayan bir derstir. Burada lets you see, dersin bir şeyi anlamanı veya fark etmeni mümkün kıldığı anlamına gelir. Let fiili önce you nesnesini, ardından see fiilinin yalın hâlini alır. For yourself, yalnızca başka birinin söylediğini kabul etmediğini; bir şeyi gözlemleyip deneyerek bizzat doğruladığını belirtir. İfade, dersi kendi keşfine ulaştıran bir rehberlik olarak sunar.

Alıştırma

let, you ve see sözcüklerini doğru biçim ve sırayla kullan: This activity ____ the pattern for yourself.

Cevabı göster

lets you see

by establishing the framework and letting you play around with triangles. Notlar

4:45

bunu kendi gözlerinle görmeni sağlar.

Kalıp ifadeler

establishing the framework: temel çerçeveyi oluşturmak

Establishing the framework, daha sonraki çalışmaların kullanacağı temel yapıyı oluşturmak veya açıkça tanımlamak demektir. Burada framework kavramsaldır: fiziksel bir çerçeve değil, düzenlenmiş fikirler, kurallar veya adımlar bütünüdür. Baştaki by + -ing yapısı yöntemi açıklar. Ders, önce bu yapıyı sağlayıp ardından keşfe izin vererek yardımcı olur.

Alıştırma

Bir ders açıklamasında establishing the framework ne anlama gelir?

  1. Sınıf için fiziksel bir çerçeve yapmak.
  2. Sonraki öğrenmede kullanılacak temel yapıyı oluşturmak.
  3. Öğrencilerin plansız keşfetmesi için bütün yapıyı kaldırmak.
Cevabı göster

Sonraki öğrenmede kullanılacak temel yapıyı oluşturmak.

Öbek fiiller

letting you play around with: özgürce deneyip keşfetmenize izin vermek

letting you play around with triangles ifadesinde let, let + kişi + fiilin yalın hâli yapısını izler: letting + you + play. Play fiilinden önce to kullanılmaz. Burada play around with, ne olacağını görmek için bir şeyi özgürce değiştirmek veya kullanmak anlamına gelir. Yalnızca eğlenmek için oynamayı değil, uygulamalı keşfi anlatır.

Alıştırma

Rahatça keşfetme anlamında let + kişi + fiilin yalın hâli ve play around with yapılarını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The app lets you play around different layouts.
  2. The app lets you to play around with different layouts.
  3. The app lets you play around with different layouts.
Cevabı göster

The app lets you play around with different layouts.

Brilliant has tons of courses like this for beginners and professionals alike. Kalıp ifadeler

4:49

Brilliant'ta hem yeni başlayanlar hem de profesyoneller için bunun gibi tonlarca kurs bulunuyor.

Kalıp ifadeler

for beginners and professionals alike: iki grubu da eşit biçimde kapsamak

for beginners and professionals alike ifadesinde alike, yan yana belirtilen iki grubun ardından gelir ve eşit biçimde ya da ayrım olmadan her iki grup anlamını taşır. İfade, kursların hem yeni başlayanlara hem de profesyonellere uygun olduğunu söyler. Yeniden kullanılabilecek kalıp for A and B alike şeklindedir. Birbirinden çok farklı iki grubu bu kalıba yerleştirmek, geniş bir kitleye hitap edildiğini vurgular.

Alıştırma

Cümle kurslar hakkında ne söylüyor?

  1. Yalnızca profesyonellere uygundur.
  2. Yeni başlayanlar ve profesyoneller birbirine benzer görünür.
  3. Hem yeni başlayanlara hem de profesyonellere uygundur.
Cevabı göster

Hem yeni başlayanlara hem de profesyonellere uygundur.

Visit brilliant.org/teded to check it out, Öbek fiiller

4:54

Göz atmak için brilliant.org/teded adresini ziyaret et

Öbek fiiller

to check it out: gidip bakmak ve incelemek

Bu cümlede to check it out, internet sitesini ziyaret etmenin amacını belirtir: konuşmacı, izleyicilerin siteye gidip neler sunduğuna bakmasını ister. Check out, yalnızca “hata var mı diye kontrol etmek” değil, “bakmak, incelemek veya denemek” anlamına gelen gündelik bir öbek fiildir. it bir zamir olduğu için check ile out arasına gelir: check it out. Nesne bir isim olduğunda hem check out the website hem de check the website out kullanılabilir, ancak ilki genellikle daha akıcıdır.

Alıştırma

check out ile it zamirini doğal sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: I sent you the link, so please ____.

Cevabı göster

check it out

and the first 833 of you to visit using that link will receive 20% off the annual premium subscription fee. Notlar

4:57

ve bu bağlantıyı kullanarak siteyi ziyaret eden ilk 833 kişiden biriysen yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim kazan.

Kalıp ifadeler

will receive 20% off: vaat edilen %20 fiyat indirimi

Will receive 20% off, koşulları karşılayan kişilerin gelecekte ilk fiyatın %20'sine eşit bir indirim alacağı anlamına gelir. İlk fiyat $100 ise $80 öderler. Will receive, indirimi vaat edilen bir avantaj olarak sunar. Kısa tanıtım metinlerinde teklif neyin indirimli olduğunu zaten açıkça gösteriyorsa off sözcüğünden sonraki ürün veya ücret belirtilmeyebilir.

Alıştırma

$100 değerindeki bir kurs 20% off indirimlidir. İndirimli fiyat nedir?

  1. $80
  2. $20
  3. $120
Cevabı göster

$80

Kelime

the annual premium subscription fee: isim dizisini sondan başlayarak okumak

annual premium subscription fee ifadesinde ana isim fee sözcüğüdür; tanımlanan şey ödenecek bir ücrettir. Subscription ücretin ne için olduğunu, premium üst düzey planı, annual ise yıllık faturalandırma dönemini belirtir. Bu tür isim dizilerini sağdan sola okuyun: fee → subscription fee → premium subscription fee → annual premium subscription fee. Bunlar birbirinden ayrı dört şey değildir; daha önce gelen her sözcük sağındaki ifadenin anlamını daraltır.

Alıştırma

annual premium subscription fee ifadesinde ana isim, yani tanımlanan asıl şey hangi sözcüktür?

  1. subscription
  2. fee
  3. premium
Cevabı göster

fee