Kahvenizi Doğru Tüketiyor Musunuz?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu açıklama kortizol zirvelerini kafein tepkisiyle ilişkilendiriyor ve kahve içmeden önce uyandıktan sonra beklemeyi öneriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what if I told you şaşırtıcı bir düşünceyi varsayım olarak sunan ve yaklaşan tersine dönüşü bildiren bir söylem, anlatı ve retorik açılışıdır. 2. builds up a greater tolerance to the drug tekrarlanan maruziyet sonrası duyarlılık azalmasını anlatan kalıplaşmış ifade ve eşdizimdir; bütünü kafein veya ilaçları doğru tartışmaya yarar. 3. come into play bir etkenin önemli hâle gelmesi veya sonucu etkilemesi anlamındaki deyim ve mecazi ifadedir.
Bu derste
Many of us wake up with one thing on our mind, Deyimler
0:00Birçoğumuz uyandığımızda aklımızda tek bir şey olur:
on our mind: düşüncelerimizi meşgul eden şey
Burada “on our mind”, bir şeyin düşüncelerimizi ya da dikkatimizi meşgul etmesi demektir. “One thing” fiziksel olarak zihnin üzerinde değildir; sonraki satır bunun, birçok kişinin uyandığında düşündüğü kahve olduğunu açıklar. Kullanılabilir kalıp “something is on someone’s mind” şeklindedir. İyelik sözcüğünü düşünen kişiye göre değiştirin: “on my mind” veya “on your mind”. Cümle, tekil “our mind” ifadesini topluluk anlamında kullanır; düşünenler çoğul olduğunda genel İngilizcede daha çok “on our minds” ya da “on their minds” kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle mülakatın konuşanın düşüncelerini meşgul ettiğini anlatır?
- The interview has been on my mind all day.
- The interview came to mind for a second.
- The interview has been in my bag all day.
Cevabı göster
The interview has been on my mind all day.
or at least: bir iddiayı daha doğru olacak şekilde düzeltmek
“Or at least”, bilgiyi anında yapılan bir düzeltme olarak düzenler. Konuşan kişi önce etkili “COFFEE!” etiketini kullanır, sonra bunu daha güvenli ve geniş “some form of caffeinated beverage” açıklamasıyla değiştirir. “Or at least” ifadesinden sonra konuşan kişi doğruluğundan daha emin olduğu bir sürüm verir. Bu, ilk ifadenin gücünü veya kesinliğini azaltır; buradaki “at least” en düşük sayı ya da miktarı belirtmez.
Alıştırma
Daha güvenli ve sınırlı bir iddia getiren, örnekteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: “The plan is final, ____ it is the version we are using today.”
Cevabı göster
or at least
started. But what if I told you you've been drinking your coffee incorrectly this entire time? Notlar
0:06başlamanızı sağlayacak kafeinli bir içecek. Peki ya size bunca zamandır kahvenizi yanlış içtiğinizi söyleseydim?
get your day started: get + nesne + geçmiş zaman ortacı
Burada get your day started, gününüzün veya sabah rutininizin başlayıp harekete geçmesini sağlamak anlamına gelir. Yapı get + nesne + geçmiş zaman ortacıdır: your day etkilenen nesnedir; started ise basit geçmiş zamanda ana fiil olmak yerine ortaya çıkan durumu anlatır. Bu kalıp, bir kişiyi veya şeyi bir etkinliği yeni bir duruma geçiren etken olarak sunar. Bu cümlede to get..., kafeinli içeceği içmenin amacını belirtir.
Alıştırma
“Toplantının başlamasını sağlamak” anlamındaki get + nesne + geçmiş zaman ortacı kalıbıyla cümleyi tamamlayın: “Everyone is ready, so let's ____.”
Cevabı göster
get the meeting started
what if I told you: şaşırtıcı bir iddiayı sunmak
What if I told you, konuşmacının dinleyiciler için şaşırtıcı olmasını veya onların varsayımlarına ters düşmesini beklediği varsayımsal bir ifadeyi sunar. Bu, dikkat çekmeye yönelik retorik bir giriştir: asıl nokta you sözcüğünden sonraki yan cümlede gelir; konuşmak için izin istenmez. Buradaki geçmiş biçim told varsayımsal bir mesafe yaratır; söyleme eyleminin geçmişte gerçekleştiğini belirtmez. Bir söylem işareti olarak bu çerçeve, dinleyicilere bir iddianın veya bakış açısı değişikliğinin yaklaştığını bildirir ve onları önceki düşüncelerini yeniden değerlendirmeye çağırır.
Alıştırma
Bir sunucu şaşırtıcı bir bilgiden önce “What if I told you that...” diyor. Bu ifadenin temel işlevi nedir?
- Şaşırtıcı bir iddia sunar ve dinleyicileri yeniden düşünmeye çağırır.
- Konuşmak için dinleyicilerden izin ister.
- Sunucunun geçmişte söylediği bir şeyi aktarır.
Cevabı göster
Şaşırtıcı bir iddia sunar ve dinleyicileri yeniden düşünmeye çağırır.
You've been drinking ... this entire time içindeki geçmişten bugüne uzanan süre
You've been drinking şeklindeki present perfect continuous yapı, have + been + -ing biçimini kullanır. Burada kahve içmek, yalnızca şu anda gerçekleşen tek bir yudum veya hareket olarak değil, geçmişten bugüne uzanan tekrarlanan bir davranış olarak sunulur. This entire time, söz konusu dönemin tamamını kapsar ve bu davranış biçiminin fark edilmeden sürdüğü anlamını ekler. Bu iki bölüm birlikte, konuşanın şu anki iddiasıyla ilgili olan uzun süreli bir alışkanlığı sorgular.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın. İlk boşlukta you ile drink fiilinin kısaltılmış present perfect continuous biçimini, ikinci boşlukta this entire time ifadesini kullanın: I thought you knew the right method, but ____ your coffee incorrectly ____.
Cevabı göster
you've been drinking · this entire time
We all have an internal biological clock called the circadian rhythm that regulates many processes throughout our body, Notlar
0:12Vücudumuzdaki pek çok süreci düzenleyen, sirkadiyen ritim adı verilen içsel bir biyolojik saat hepimizde vardır;
called the circadian rhythm ile kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
Called the circadian rhythm, an internal biological clock ifadesinin hemen ardından gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Burada which is called the circadian rhythm ile eşdeğer olan kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir. Called, niteleyici yapıya aittir; cümlenin ana fiili ise have fiilidir. Bu öbek saatin adını verir. Bu kısa yapı tanımlarda ve açıklamalarda yaygındır: a device called ..., a process called ....
Alıştırma
Called ve the Science Hub adını kullanarak kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğiyle cümleyi tamamlayın: We visited a museum ____.
Cevabı göster
called the Science Hub
circadian rhythm: vücudun günlük biyolojik döngüsü
Circadian rhythm, vücudun yaklaşık 24 saatlik biyolojik faaliyet döngüsüdür. Bu cümlede, uykululuk düzeyindeki değişimler de dâhil olmak üzere vücuttaki süreçlerin düzenlenmesine yardımcı olan içsel saati belirtir. Burada rhythm, müzikteki bir vuruşu değil, tekrarlanan biyolojik bir düzeni ifade eder. Circadian rhythm, uyku ve hormon salınımı gibi günlük düzenlerden söz ederken kullanılan yerleşik terimdir.
Alıştırma
Bu bağlamda circadian rhythm ne anlama gelir?
- Müzikte kullanılan bir ritim
- Yaklaşık 24 saatlik biyolojik bir döngü
- Ani bir yorgunluk hissi
Cevabı göster
Yaklaşık 24 saatlik biyolojik bir döngü
including how sleepy we are through the day. Dilbilgisi
0:18gün içinde ne kadar uykulu olduğumuz da buna dahildir.
how sleepy we are ifadesinde bildirme cümlesi söz dizimi
How sleepy we are, derece bildiren bir iç cümleciktir ve ne kadar uykulu olduğumuz anlamına gelir. Including ifadesinden sonra cümleciğin tamamı biyolojik saatin düzenlediği şeylerden birini belirtir. Doğrudan bir soru olmadığı için özne we, are fiilinden önce gelir ve bildirme cümlesi söz dizimi kullanılır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp how + sıfat + özne + fiil şeklindedir; how difficult the test was buna bir örnektir.
Alıştırma
Hangi cümle how ile kurulan iç cümleciği doğru kullanıyor?
- The teacher noticed how tired were the students.
- The teacher noticed how tired the students were.
- How tired were the students?
Cevabı göster
The teacher noticed how tired the students were.
And it's this clock that controls the release of a hormone called cortisol, Dilbilgisi
0:21Kortizol adı verilen bir hormonun salgılanmasını da işte bu saat kontrol eder;
It's this clock that controls: odağı belirtmek için it vurgu yapısı
“It's this clock that controls ...”, it ile kurulan bir ayırma ve vurgu yapısıdır. this clock ögesini odağa alır ve salgılanmayı kontrol eden temel unsurun sirkadiyen saat olduğunu belirtir. Bunun altındaki nötr cümle“This clock controls ...” şeklindedir; it's içindeki it, vurgu yapısının bir parçasıdır ve ayrı bir şeyi göstermez. Aktarılabilir kalıp“It is/was + odaklanan öge + that/who + mesajın geri kalanı”dır. Konuşan kişi bu yapıyla dikkati en önemli kişiye, nesneye, zamana veya başka bir ögeye yöneltebilir.
Alıştırma
Doğru anahtarı vurgulamak için it yapısının kısaltılmış biçimini kullanın: ____ the red switch ____ starts the backup generator.
Cevabı göster
It's · that
often referred to as the stress hormone because it's secreted in high levels during your body's fight or flight response. Notlar
0:25kortizol, vücudun savaş ya da kaç tepkisi sırasında yüksek miktarda salgılandığı için genellikle stres hormonu olarak anılır.
Often referred to as: yaygın bir adı resmî biçimde tanıtmak
“Often referred to as”,“sık sık bu adla anılan veya bilinen” anlamına gelir. Burada cortisol sözcüğünü niteler ve yaygın etiket olan the stress hormone ifadesini tanıtır. Often, bu adın yaygın kullanıldığını gösterir; adın mutlaka resmî veya evrensel olduğu anlamına gelmez. Tam edilgen kalıp“X is referred to as Y” şeklindedir. Burada“(which is) often referred to as ...”, cortisol isminden sonra kısaltılmıştır. Adlandırma anlamı için as sözcüğü zorunludur.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için “called” anlamındaki resmî ifadeyi kullanın: This final stage is often ____ the cooling phase.
Cevabı göster
referred to as
fight or flight response: savaş ya da kaç tepkisi
Savaş ya da kaç tepkisi, vücudun olası bir tehlikeye karşı verdiği otomatik tepkidir. Sizi tehditle yüzleşmeye, yani “savaşmaya”, ya da ondan uzaklaşmaya, yani “kaçmaya”, hazırlar. Burada bu ifade, kortizolün neden stresle bağlantılı olduğunu açıklar: vücut bu acil durum tepkisi sırasında daha fazla kortizol salgılar. İfade, belirli bir kavgayı veya uçak yolculuğunu değil, tepkinin tamamını adlandırır.
Alıştırma
Bu cümlede fight or flight response ne anlama geliyor?
- Vücudun hiç stres hormonu salgılamadığı sakin bir dönem
- Planlı bir kavganın ardından uçak yolculuğuna çıkılması
- Vücudun tehlikeyle yüzleşmeye veya ondan kaçmaya otomatik olarak hazırlanması
Cevabı göster
Vücudun tehlikeyle yüzleşmeye veya ondan kaçmaya otomatik olarak hazırlanması
Cortisol also happens to be related to your level of alertness through the day.
0:30Kortizol aynı zamanda gün içindeki uyanıklık düzeyimizle de ilişkilidir.
And it just so happens that between 8:00 and 9:00 a.m. Kalıp ifadeler
0:34Ve sabah 8.00 ile 9.00 arasında
it just so happens that: tesadüfe bakın ki
It just so happens that, tesadüfen doğru olan ve o an konuşulan konu için önem taşıyan bir bilgiyi sunar. Just, bu tesadüfü biraz daha şaşırtıcı veya özellikle işe yarar gösterir. Buradaki happens ayrı bir olayın gerçekleştiğini anlatmaz. Kalıbın tamamını öğrenin: it just so happens that + özne + fiil.
Alıştırma
Bisikletinizin lastiği patladı ve arkadaşınızda beklenmedik şekilde bir tamir seti olduğunu öğrendiniz. Bunu işe yarayan bir tesadüf olarak en iyi hangi cümle anlatır?
- It just so happens that my friend has a repair kit.
- It turns out that my friend has a repair kit.
- My friend used to have a repair kit.
Cevabı göster
It just so happens that my friend has a repair kit.
cortisol levels peak ifadesinde fiil olarak peak
cortisol levels peak ifadesinde peak, en yüksek seviyeye ulaşmak anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. Çoğul isim öbeği cortisol levels öznedir; bu nedenle fiil peaks değil, peak biçimindedir. Bu yapı, değişen ölçümleri anlatırken yaygın olarak kullanılır: bir miktar belirli bir saatte, değerde veya dönem içinde en yüksek noktasına ulaşabilir. Burada between 8:00 and 9:00 a.m., seviyenin en yüksek olduğu zaman aralığını belirtir.
Alıştırma
Bir seviyenin ne zaman en yüksek noktaya ulaştığını söylemek için peak fiilini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Demand peaks in July.
- Demand reaches peak in July.
- Demand is peak in July.
Cevabı göster
Demand peaks in July.
This means that your body has a natural mechanism to wake you up.
0:39Bu, vücudunuzun sizi uyandıran doğal bir mekanizmaya sahip olduğu anlamına gelir.
And while you may think that caffeine can complement this mechanism, Notlar
0:42Kafeinin bu mekanizmayı destekleyebileceğini düşünebilirsiniz,
complement: bir şeyle birlikte çalışarak onu daha etkili kılmak
Bu cümlede complement, 'bir şeyle birlikte çalışıp ona yararlı bir nitelik katmak' anlamına gelen geçişli bir fiildir. Burada düşünülen, kafeinin ayrı başına çalışmak yerine vücudun doğal uyanma mekanizmasını destekleyebileceğidir. Genel olarak A, B'yi ya da bütün sistemi daha eksiksiz veya etkili kılan farklı bir nitelik kattığında A complements B denir.
Alıştırma
Doğru sözcüğü seçin: The new charts ___ the report by making the numbers easier to understand.
- compliment
- replace
- complement
Cevabı göster
complement
scientists have actually found that consuming coffee or energy drinks during peak cortisol production Dilbilgisi
0:46ancak bilim insanları, kortizol üretiminin zirvede olduğu sırada kahve veya enerji içeceği tüketmenin
greatly diminishes the caffeine's effect Kalıp ifadeler
0:51kafeinin etkisini büyük ölçüde azalttığını
while you may think that ... scientists have actually found that ile beklenti ve kanıt
Cümle, while you may think that ile makul görünen bir beklentiyi sunar ve scientists have actually found that ile bunun yerine ters yöndeki kanıtı verir. Burada while, iki olayın aynı anda gerçekleşmesini değil, ödünleme veya karşıtlık ilişkisini belirtir. May, okuyucunun düşüncesine ilişkin ifadeyi yumuşatır; böylece yazar herkesin kesinlikle böyle düşündüğünü iddia etmez. Actually düzeltmeyi vurgular, have found ise araştırma bulgusunu mevcut tartışmayla ilgili bir sonuç olarak sunar. Bu çerçeve önce beklentiyi, ardından kanıta dayalı düzeltmeyi düzenler.
Alıştırma
Aynı beklenti-sonra-kanıt yapısını kullanan cümle hangisidir?
- While the first route is shorter, the second route is less crowded.
- While you may think that multitasking saves time, studies have actually found that it often reduces accuracy.
- While I cooked dinner, my brother set the table.
Cevabı göster
While you may think that multitasking saves time, studies have actually found that it often reduces accuracy.
consuming coffee or energy drinks: özne görevindeki isim-fiil grubu
Found fiilinden sonra that ile başlayan yan cümlede consuming coffee or energy drinks, özne görevindeki tek bir isim-fiil grubudur. Consuming, isim benzeri merkez olarak kullanılan -ing biçimidir; coffee or energy drinks ise onun nesnesidir. Bu yan cümlenin ana fiili consuming veya drinks değil, diminishes fiilidir. Bu grup bütün eylemi tek bir faaliyet olarak ele alır; bu nedenle tekil diminishes fiili bu faaliyetle uyum gösterir. During peak cortisol production, tüketimin ne zaman gerçekleştiğini belirtir. Bu yapı, açıklamalarda bir eylemi kavram olarak ele alıp etkisini belirtmeyi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi doğru tamamlayan fiili seçin: Checking the doors before bedtime ___ part of our routine.
- being
- are
- is
Cevabı göster
is
kafeinin etkisini azaltır
Burada diminishes the caffeine's effect, kafeinin etkisini zayıflatmak anlamına gelir. Kafein hâlâ mevcuttur; azalan şey etkisinin gücüdür. Diminish burada geçişli bir fiildir ve neden + diminish + etki kalıbını izler. Greatly zarfı, zayıflamanın büyük ölçüde olduğunu gösterir.
Alıştırma
Diminish içeren hedef eşdizimle cümleyi tamamlayın: Taking this medicine with a large meal may ____.
Cevabı göster
diminish its effect
and builds up a greater tolerance to the drug in the long run. Notlar
0:53ve uzun vadede vücudun bu maddeye karşı daha fazla tolerans geliştirmesine yol açtığını ortaya çıkardı.
maddeye karşı daha fazla tolerans geliştirir
Build up a tolerance to bir madde, tekrar tekrar maruz kaldıktan sonra o maddeye giderek daha az tepki vermek demektir. Burada greater, toleransın daha da arttığını gösterir; dolayısıyla aynı miktarda kafein zamanla daha az etki eder. Yeniden kullanılabilir kalıp build up a tolerance to + madde şeklindedir. Build up aşamalı gelişimi vurgular, to ise maddeyi tanıtır; bu bağlamda the drug, kafeine gönderme yapar.
Alıştırma
Cümleyi hedef eşdizimin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After months of daily use, she ____ the medication, so the usual dose felt less effective.
Cevabı göster
built up a tolerance to
in the long run: uzun vadeli sonuçlara odaklanmak
In the long run, etkiler uzun bir süre boyunca değerlendirildiğinde anlamına gelen bir zaman deyimidir. Burada maddeye karşı daha yüksek toleransı anlık bir etki olarak değil, tekrarlanan kullanımın daha sonra ortaya çıkan sonucu olarak sunar. Bu ifadeyi, dikkati şu anda olanlardan bir alışkanlığın, seçimin veya sürecin nihai sonucuna çevirmek için kullanın. Buradaki run sözcüğü gerçek anlamıyla koşmak değildir.
Alıştırma
Cümleyi uzun vadeli sonuçlar değerlendirildiğinde anlamına gelen deyimle tamamlayın: A reliable appliance may cost less ____.
Cevabı göster
in the long run
Overall, that means you get less of a buzz and need even more to stay awake in the future. Notlar
0:57Kısacası, kafeinin verdiği zindelik azalır ve gelecekte uyanık kalmak için daha fazlasına ihtiyaç duyarsınız.
Overall: birleşik bir sonuç sunmak
Overall, az önce söylenen her şeye dayanan özet bir değerlendirmeyi işaret eden söylem belirtecidir. Burada etkinin zayıflaması ve toleransın artmasıyla ilgili önceki noktaları bir araya getirir, ardından bunların ortak pratik sonucunu sunar. Cümlenin başındaki Overall, dinleyiciye sonrasını ayrı bir ayrıntı olarak değil, büyük resme ait sonuç olarak değerlendirmesini söyler. Tek bir gerçeğin derecesini artırmak yerine mesajı düzenler.
Alıştırma
Konuşmacı daha düşük maliyet, daha hızlı hizmet ve daha az şikâyet sıraladı. Sonraki cümlelerden hangisi genel sonucu doğru biçimde sunar?
- For example, the changes have improved the customer experience.
- Overall, the changes have improved the customer experience.
- Meanwhile, the changes have improved the customer experience.
Cevabı göster
Overall, the changes have improved the customer experience.
a buzz: kısa süreli uyarıcı bir his
Bu cümlede a buzz, kafeinin oluşturduğu kısa süreli enerji ve daha uyanık olma hissini anlatan gündelik bir isim grubudur. less of a buzz, bu belirgin uyarıcı etkinin zayıflaması demektir. Buzz ayrıca bir vızıltıyı veya başka bir madde bağlamında alkolün hafif etkisini anlatabilir. Burada kafein ve uyanık kalma konusu geçtiği için his anlamı seçilir.
Alıştırma
“you get less of a buzz and need even more to stay awake” ifadesinde a buzz ne anlama gelir?
- Alçak bir vızıltı sesi
- Alkolün verdiği hafif sarhoşluk hissi
- Kısa süreli enerji ve uyanıklık hissi
Cevabı göster
Kısa süreli enerji ve uyanıklık hissi
We break down caffeine addiction and tolerance in a previous video, Öbek fiiller
1:02Kafein bağımlılığını ve kafein toleransını önceki videomuzda ayrıntılı biçimde ele aldık:
bir konuyu break down etmek: parçalar hâlinde açıklamak
Burada break down, karmaşık bir konuyu daha küçük ve kolay parçalara ayırarak analiz etmek veya açıklamak anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Nesnesi caffeine addiction and tolerance ifadesidir. Yapı break down + nesne şeklindedir. Bu, “The machine broke down” cümlesindeki “çalışmayı durdurdu” anlamına gelen geçişsiz kullanımdan farklıdır.
Alıştırma
Cümleyi “daha küçük parçalara ayırarak açıklamak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The trainer will ____ the process into three simple stages.
Cevabı göster
break down
Önerilen içeriğe bakmak anlamındaki “check out”
Burada check out, “izlemek, görüntülemek veya göz atmak” anlamına gelir. Nesnesi Your Brain on Coffee'dir; here ise izleyicinin bu içeriği açmasını sağlayan bağlantıyı gösterir. Bu anlamı nesne ve bağlam belirler: check out bir video, sayfa, bağlantı, ürün, yer veya benzer bir ögeyle kullanıldığında genellikle birini ona bakmaya ya da onu keşfetmeye davet eder. Burada otelden ayrılmayı veya hesap ödemeyi anlatmaz.
Alıştırma
Öneriyi check out öbek fiiliyle tamamlayın: You can ____ our photo gallery through this link.
Cevabı göster
check out
For this reason, drinking coffee after your cortisol surge at 9:00 a.m. is probably best. Anlatım akışı
1:07Bu nedenle kahveyi, saat 9.00'daki kortizol yükselişinden sonra içmek muhtemelen en iyisidir.
Kanıtı sonuca bağlayan “For this reason,”
For this reason, daha önce verilmiş bir düşünceye geri gönderme yapar ve ardından gelen bilgiyi bu düşüncenin sonucu olarak gösterir. Burada kortizol ve kafein hakkındaki önceki kanıtları, kahvenin ne zaman içilmesi gerektiğine dair bir öneriye dönüştürür. Bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak dinleyiciye, sonraki cümleyi yalnızca zaman içinde bir sonraki olay olarak değil, gerekçeli bir sonuç olarak anlaması gerektiğini bildirir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından normalde virgül gelir.
Alıştırma
The playground is wet from heavy rain. Hangi sonraki cümle program değişikliğini açıkça bu durumun bir sonucu olarak sunar?
- Then, we moved recess indoors.
- For this reason, we moved recess indoors.
- For example, we moved recess indoors.
Cevabı göster
For this reason, we moved recess indoors.
Scientists have found a few other times where cortisol peaks as well,
1:13Bilim insanları, kortizolün zirve yaptığı birkaç zaman dilimi daha belirledi:
which means you're best drinking your coffee outside of these times. Notlar
1:20yani kahvenizi bu saatlerin dışında içmeniz en iyisi.
which means: önceki bilgiden sonuca geçiş
Burada which, hemen önce belirtilen düşüncenin tamamına, yani daha önce sıralanan saatlerin kortizol zirveleri olduğu bilgisine gönderme yapar. Ardından means bu bilginin sonucunu sunar. Which burada “hangisi?” diye sormaz ve yalnızca times ismine gönderme yapmaz. previous statement, which means + clause kalıbı, konuşanın bilgiyi yorumlamasını ve bir olgudan çıkarıma, sonuca veya pratik bir öneriye akıcı biçimde geçmesini sağlar. Bu cümledeki öneri, kahveyi söz konusu saatlerin dışında içmektir.
Alıştırma
Örnekte which means ne işlev görür?
- Coffee ismini tanımlar.
- Daha önce belirtilen zirve saatlerini pratik bir öneriye dönüştürür.
- Dinleyiciye saatlerden hangisini seçmesi gerektiğini sorar.
Cevabı göster
Daha önce belirtilen zirve saatlerini pratik bir öneriye dönüştürür.
you're best drinking: en uygun eylemi önerme
you're best drinking ifadesinde are best + -ing, drinking eylemini içinde bulunulan koşullarda sizin için en uygun eylem olarak sunar. Anlamı “sizin için en iyi seçim içmektir”; “içme konusunda özellikle beceriklisiniz” değildir. Bu, saatleri veya seçenekleri karşılaştırdıktan sonra öneri vermenin konuşma diline özgü bir yoludur. Eylem değişebilir: you're best leaving early, you're best booking ahead vb.
Alıştırma
Öneriyi you're best ve visit fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The gallery is quietest after 4 p.m., so ____ then.
Cevabı göster
you're best visiting
outside of these times: belirtilen zaman aralıklarının dışında
Burada outside of bir yeri değil, zamanı belirtir. outside of these times, “az önce belirtilen zaman aralıklarına girmeyen zamanlarda” demektir. times, bir şeyin kaç kez olduğunu değil, birden fazla zaman aralığını ifade eder. Başka durumlarda kullanılabilecek yapı outside of + daha önce belirtilmiş zaman aralığıdır. Bir şeyi bu aralığın dışına yerleştirir; bu nedenle dinleyicinin aralığı bağlamdan anlayabilmesi gerekir.
Alıştırma
Mağaza sabah 9'dan akşam 5'e kadar açıktır. "Deliveries are left at the side door outside of these times," cümlesinde teslimatlar oraya ne zaman bırakılır?
- Sabah 9'dan önce veya akşam 5'ten sonra.
- Herhangi bir saatte mağazanın dışında.
- Yalnızca sabah 9 ile akşam 5 arasında.
Cevabı göster
Sabah 9'dan önce veya akşam 5'ten sonra.
These cortisol spikes and your circadian rhythm in general are most strongly regulated by sunlight, Anlatım akışı
1:24Bu kortizol sıçramalarını ve genel olarak sirkadiyen ritminizi en güçlü biçimde güneş ışığı düzenler;
in general: belirli bir parçadan bütüne genişletme
in general dinleyicinin bakış açısını genişletir. your circadian rhythm ifadesinden sonra gelerek konuyu belirli kortizol yükselmelerinden sirkadiyen ritmin bütününe taşır. Böylece bilgiyi dar bir örnekten daha geniş bir sisteme doğru düzenler. Ayrıca ifadeyi istisnasız bir kural olarak değil, genel bir örüntü olarak sunar. Burada söz öbeği your circadian rhythm isim grubuna bağlıdır; yalnızca regulated sözcüğünü değiştirip düzenlemenin ne sıklıkla olduğunu söylemez.
Alıştırma
"Daily practice improved Maya's serve and her tennis game in general," cümlesinde in general ne yapar?
- Odağı servisinden tenis oyununun bütününe genişletir.
- Yalnızca servisinin geliştiğini söyler.
- Maya'nın ne sıklıkla antrenman yaptığını belirtir.
Cevabı göster
Odağı servisinden tenis oyununun bütününe genişletir.
meaning your sleep schedule doesn't come into play as strongly. Deyimler
1:28dolayısıyla uyku programınız o kadar belirleyici değildir.
come into play: bir faktör önem kazandığında
Come into play, “bir durum veya sonuçla ilgili hâle gelmek ya da onu etkilemeye başlamak” anlamında kullanılan bir deyimdir. Burada konuşmacı, kişinin uyku düzeninin hâlâ önemli olduğunu ancak karşılaştırıldığı faktörden daha az etkili olduğunu söylüyor. Yaygın bir kalıp “a factor comes into play” şeklindedir ve ardından çoğu zaman faktörün ne zaman önem kazandığını açıklayan bir zaman veya koşul gelir. As strongly, come into play ifadesini niteler; dolayısıyla karşılaştırılan şey birinin oyun oynayıp oynamaması değil, etkinin derecesidir.
Alıştırma
“İlgili hâle gelmek” anlamındaki hedef deyimle cümleyi tamamlayın: Price won't ____ until we compare the final two plans.
Cevabı göster
come into play
So, what if you wake up extremely early or really late?
1:31Peki ya çok erken veya gerçekten geç uyanırsanız?
Well, scientists have actually found that cortisol levels do indeed increase about 50% Dilbilgisi
1:37Aslında bilim insanları, kortizol seviyelerinin gerçekten de yaklaşık %50 arttığını keşfetti,
do indeed increase: olumlu cümlede vurgulu do
Do, bu olumlu cümlede vurgu yardımcı fiilidir. Do indeed birleşimi, özellikle bir soru, şüphe veya aksi yöndeki beklentiden sonra, artışın gerçekten gerçekleştiğini dinleyiciye bildirir. Vurgulu do sonrasında ana fiil yalın hâlde kalır: do indeed increase kullanılır, do indeed increases kullanılmaz. Başka durumlara aktarılabilecek kalıplar do/does/did + fiilin yalın hâli ve do/does/did + indeed + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Parantezdeki sözcüklerin doğru vurgulu biçimleriyle olumlu cümleyi tamamlayın: This small change ____ children focus. (do / indeed / help)
Cevabı göster
does indeed help
right after you wake up regardless of the time. Kalıp ifadeler
1:42hem de saat kaç olursa olsun, uyandıktan hemen sonra.
Regardless of the time: saat ne olursa olsun
regardless of the time ifadesindeki regardless of, “bir şeyden etkilenmeden veya onu hesaba katmadan” anlamına gelir. Sonucun, kişi ister erken ister geç uyansın geçerli olduğu anlatılır. Kalıp regardless of + isim veya isim öbeğidir. Burada the time, tavsiyeyi ya da sonucu değiştirmeyen bir koşulu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “etkilenmeden” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The outdoor class will continue ____ the weather.
Cevabı göster
regardless of
Science says, wait at least an hour to get your cup of Joe, Kültür
1:45Bilime göre kahvenizi içmeden önce en az bir saat beklemelisiniz;
A cup of Joe: bir fincan kahve
Bu cümlede your cup of Joe, “kahveniz” anlamına gelir. Buradaki Joe bir kişi değildir; a cup of Joe, bir fincan kahve için kullanılan tanıdık bir Amerikan lakabıdır. Bu ifade tavsiyeye rahat ve konuşma diline özgü bir ton verir. Konuşmada veya medyada karşılaştığınızda Joe’yu kişi adı olarak okumak yerine bütün ifadeyi birlikte anlayın.
Alıştırma
Gündelik Amerikan İngilizcesinde a cup of Joe ne demektir?
- Bir fincan kahve
- Joe adında bir adam
- Bir fincan çay
Cevabı göster
Bir fincan kahve
and your body will be optimally ready to go. Kalıp ifadeler
1:48böylece vücudunuz harekete geçmeye en iyi şekilde hazır olur.
ready to go: başlamaya tamamen hazır
Ready to go, tamamen hazırlanmış ve başlamaya, harekete geçmeye ya da çalışmaya hazır olmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede, vücudun sıradaki etkinlik için en iyi durumda olacağını anlatır. Buradaki go mutlaka ayrılmak veya bir yere gitmek anlamına gelmez. Gerekli her şey hazır olduğunda insanlar, planlar, etkinlikler veya cihazlar için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “başlamaya tamamen hazır” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The camera is charged and ____.
Cevabı göster
ready to go
Got ...?: konuşma dilindeki kısaltılmış soru
Bir sorunun başında kullanılan Got ...?, Have you got ...? ya da Do you have ...? sorularının konuşma dilindeki kısaltılmış hâlidir. Burada konuşmacı, izleyicilere yanıtını çok merak ettikleri önemli bir soruları olup olmadığını soruyor. Buradaki Got, geçmişte tamamlanmış bir edinme eylemini anlatmaz. Eksik özne ve yardımcı fiil bağlamdan anlaşılır; bu da soruyu hızlı, doğrudan ve ilgi çekici kılar.
Alıştırma
Özneyi ve yardımcı fiili çıkararak soruyu konuşma dilindeki kısa biçimiyle yeniden yazın: Do you have a question? → ____?
Cevabı göster
Got a question
A burning question: güçlü merak ve aciliyet
A burning question, birinin cevabını çok güçlü biçimde öğrenmek istediği sorudur. Bu soru önemli, heyecan verici veya acil geldiği için böyle hissedilebilir. Buradaki burning mecazidir; duyguyu güçlendirir ve ateşle ilgili değildir. Bu davet cümlesinde ifade, soruyu daha canlı hâle getirir ve insanları en çok merak ettikleri soruları göndermeye teşvik eder.
Alıştırma
Özellikle önemli gelen ve birinin cevabını çok öğrenmek istediği soruyu anlatan deyimi tamamlayın: Lina has ____ about the ocean.
Cevabı göster
a burning question
You want answered: atılan ilgi sözcüğü ve want something done yapısı
You want answered ifadesinde question, answered eyleminin anlamca nesnesidir: a question (that) you want answered. İsmi niteleyen yan cümlede nesne olacak that ilgi sözcüğü atılmıştır; bu tür atlama İngilizcede yaygındır. Want something done yapısı, bir şey üzerinde veya o şey için bir eylemin tamamlanmasını istemek anlamına gelir ve eylemi genellikle başka biri yapar. Burada anlam “soruyu birinin cevaplamasını istiyorsun”dur; “soruyu kendin cevaplamak istiyorsun” değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın soruyu başka birinin cevaplamasını istediği anlamına gelir?
- I have a question I want to answer.
- I have a question that has already been answered.
- I have a question I want answered.
Cevabı göster
I have a question I want answered.
Ask it in the comments or on Facebook and Twitter,
1:52Yorumlarda ya da Facebook ve Twitter üzerinden sorun,
and subscribe for more weekly science videos.
1:55ve her hafta daha fazla bilim videosu izlemek için abone olun.