Komodo ejderi ısırığından kurtulabilir misiniz? - Achmad Ariefiandy: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
708 kelime 128 kel/dk

Video özeti: Video, Komodo ejderlerinin nasıl yaşadığını, avlandığını, leşle beslendiğini ve enfeksiyonlara nasıl direndiğini anlatıyor; ayrıca koruma altındaki ada habitatında biriyle karşılaşınca nasıl davranılması gerektiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. lie in wait — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bu ifadenin, saldırmak ya da harekete geçmek için doğru anı beklerken gizlenmek veya hazır durmak anlamına geldiğini öğrenirsin; yalnızca “wait” demekten daha gerilimli ve amaçlıdır. 2. not all Komodo dragon saliva packs such lethal bacteria, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “not all” yapısının kısmi olumsuzluk verdiğini öğrenirsin: cümle, tüm salyanın bu öldürücü bakterileri taşımadığını söyler; hepsinin zararsız olduğunu ya da hiçbirinde bulunmadığını söylemez. 3. If you encounter a Komodo, try to stay calm — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Güvenlik talimatlarında sık görülen bir yapıyı öğrenirsin: “if” ile verilen koşulun ardından emir cümlesi gelir ve belirli bir durumda ne yapılacağını net biçimde anlatır.

Bu derste

You're clambering through the bush on one of Indonesia's Lesser Sunda Islands, Notlar

0:07

Endonezya'nın Küçük Sunda Adaları'ndan birinde çalılıklarda tırmanıyorsunuz,

Kelime

clambering through the bush: çalılıkların arasından güçlükle ilerlemek

Clambering, genellikle engelleri aşarken ve bazen hem elleri hem de ayakları kullanırken zorlanarak ve hantal biçimde ilerlemek anlamına gelir. Through, bitkilerin içinden geçen hareket yolunu gösterir. Buradaki the bush, tek bir çalıyı değil, yoğun yabani bitkileri veya işlenmemiş araziyi ifade eder. Clambering through the bush bir bütün olarak, yalnızca walking demekten daha zor ve canlı bir hareket görüntüsü oluşturur. Zemin veya engeller ilerlemeyi zorlaştırdığında clamber kullanılabilir.

Alıştırma

Yabani bitkilerin arasından güçlükle ilerlemeyi anlatmak için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Because fallen branches blocked the trail, the hikers were ____.

Cevabı göster

clambering through the bush

Kültür

Indonesia's Lesser Sunda Islands: Endonezya'nın Küçük Sunda Adaları

Lesser Sunda Islands, Endonezya takımadalarındaki belirli bir ada zincirinin özel adıdır. Bu cümlede one of, adı geçen gruptaki adalardan biri anlamına gelir; dolayısıyla ifade sahneyi herhangi bir tropik adaya değil, belirli bir bölgeye yerleştirir. Lesser, büyük harflerle yazılan Lesser Sunda Islands yer adının değişmez bir parçasıdır. Adaların daha önemsiz olduğuna dair yeni bir değerlendirme değildir. Indonesia's, bu sahnedeki adaları Endonezya ile ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümlede Indonesia's Lesser Sunda Islands neyi belirtir?

  1. Endonezya takımadalarındaki belirli bir ada grubu
  2. ortalamanın altında büyüklüğe sahip herhangi bir tropik ada
  3. konuşanın daha önemsiz bulduğu adalar
Cevabı göster

Endonezya takımadalarındaki belirli bir ada grubu

when you suddenly spy a Komodo dragon in the clearing ahead. Kelime

0:12

ve birden ilerideki açıklıkta bir Komodo ejderi görüyorsunuz.

Kelime

“gözüne çarpmak” anlamındaki spy

Burada spy, hemen ardından nesnesi a Komodo dragon gelen bir fiildir. Bir şeyi fark etmek veya gözüne çarpmak anlamına gelir; bu görme anı çoğunlukla ani, uzaktan ya da zor gerçekleşir. Hikâye anlatımında spy, keşif anını tarafsız see fiilinden daha güçlü biçimde vurgular. Bu cümlede gizli ajan olmakla ilgisi yoktur.

Alıştırma

“At last, Maya spied a trail marker between the trees,” cümlesinde spied ne anlama gelir?

  1. fark etti veya gördü
  2. gizli ajan olarak çalıştı
  3. uzun süre gizlice izledi
Cevabı göster

fark etti veya gördü

So,

0:17

Peki,

what should you do? Anlatım akışı

0:18

ne yapmalısınız?

Anlatım akışı

Sorundan öneriye geçiş yapan What should you do?

Anlatıcı bir sorun sunduktan sonra dinleyiciyi durumun içine yerleştirmek için What should you do? diye sorar. Bu soru, dinleyicileri yalnızca bilgi almaya değil, kendilerinin nasıl tepki vereceğini düşünmeye çağırır. Ayrıca açıklamayı düzenler: sorun belirtilmiştir ve sırada bir öneri ya da çözüm vardır. Derslerde, rehberlerde ve sunumlarda bu tür bir soru hem dikkat çeker hem de sonraki bölümü haber verir.

Alıştırma

Bir anlatıcı tehlikeli bir durum sunduktan sonra “What should you do?” sorusunun temel işlevi nedir?

  1. Dinleyiciyi duruma katmak ve ardından gelecek önerileri tanıtmak
  2. Dinleyiciden özel bilgilerini istemek
  3. Hiçbir yönlendirme sunmadan açıklamayı bitirmek
Cevabı göster

Dinleyiciyi duruma katmak ve ardından gelecek önerileri tanıtmak

Are you doomed?

0:19

İşiniz bitti mi?

Forked tongue flickering, Dilbilgisi

0:21

Titreyen çatal dili,

sharp saw-like teeth glimmering,

0:23

testere gibi keskin, parıldayan dişleri,

and strong scaly body stretching up to 3 m, Kalıp ifadeler

0:25

ve 3 metreye kadar uzanan güçlü pullu gövdesiyle,

Dilbilgisi

Forked tongue flickering ... body stretching: görsel ayrıntıları art arda sıralama

Bu bölüm, Forked tongue flickering, sharp saw-like teeth glimmering ve strong scaly body stretching up to 3 m biçimindeki üç ‘isim öbeği + -ing ortacı’ grubunu art arda dizer. Her isim görünür bir özelliği belirtir; ortaç ise onun ne yaptığını veya nasıl göründüğünü ekler. Bunlar üç tam ana cümle değil, betimleyici parçalardır. Çevredeki anlatım ana ifadeyi vermeden önce birlikte canlı bir görüntü oluştururlar. Bu kısa yapı, aynı anda görülen birkaç ayrıntıyı her birini tam cümleye dönüştürmeden düzenleyebilir.

Alıştırma

Vurgulanan dizinin temel etkisi nedir?

  1. Birbirinden ayrı üç tam cümle verir.
  2. İzleyiciye üç soru sorar.
  3. Ana ifadeden önce birkaç görsel ayrıntıyı art arda sıralar.
Cevabı göster

Ana ifadeden önce birkaç görsel ayrıntıyı art arda sıralar.

Kalıp ifadeler

stretching up to 3 m: en fazla 3 m uzunluk

stretching up to 3 m ifadesinde stretching, gövdenin uzunlamasına uzanmasını anlatırken up to 3 m mümkün olan en büyük uzunluğu belirtir. Üç metre bir üst sınırdır; her hayvanın uzunluğu değildir. Aynı up to + sayı kalıbı boyut, hız, fiyat, miktar veya süre için sık sık bir üst sınır verir. Gerçek değer daha düşük olabilir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: The lizard can grow up to 3 m long cümlesinde her kertenkelenin tam olarak 3 m uzunluğunda olduğu söylenir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Komodo dragons are formidable and the world's largest lizards. Notlar

0:30

Komodo ejderleri zorlu ve dünyanın en büyük kertenkeleleridir.

Kelime

formidable: güçlü ve başa çıkılması zor

Formidable, çok güçlü, yetenekli veya başa çıkılması zor olduğu için saygı ve bazen korku uyandıran anlamına gelir. Burada Komodo ejderlerinin yalnızca güçlü olmadığını, kesinlikle küçümsenmemesi gereken tehlikeli hayvanlar olduğunu anlatır. Bu sözcük genellikle gücü, becerisi veya zorluğu etkileyici olan bir rakibi, mücadeleyi, gücü ya da kişiyi tanımlar. Scary sözcüğünden daha resmî ve daha etkileyicidir.

Alıştırma

"Komodo dragons are formidable," cümlesinde formidable ne anlama gelir?

  1. arkadaş canlısı ve yaklaşması kolay
  2. küçük ve tamamen zararsız
  3. güçlü ve başa çıkılması zor
Cevabı göster

güçlü ve başa çıkılması zor

Dilbilgisi

the world's largest lizards: dünya çapında bir en üstünlük yapısı

the world's largest lizards ifadesinde world's, world sözcüğünün tekil iyelik biçimidir. Karşılaştırma alanını tüm dünya olarak belirler; largest ise large sözcüğünün en üstünlük derecesidir. İfadenin tamamı, Komodo ejderlerini dünya genelindeki kertenkeleler arasında büyüklük bakımından ilk sıraya koyar. Başka yerlerde de kullanılabilen kalıp the world's + en üstünlük derecesindeki sıfat + isim şeklindedir; örneğin the world's fastest animal. World's içindeki kesme işareti iyelik veya ilişki gösterir; bu, worlds çoğulu değildir.

Alıştırma

Cümleyi the world's ve large sözcüğünün en üstünlük biçimiyle tamamlayın: Blue whales are ____ animals.

Cevabı göster

the world's largest

They can weigh over 80 kg,

0:36

80 kg'dan fazla ağırlığa ulaşabilirler,

but that number fluctuates dramatically Kalıp ifadeler

0:39

ancak bu sayı çarpıcı biçimde dalgalanır

Kalıp ifadeler

that number fluctuates dramatically: değişen bir değere gönderme yapmak

Bu cümlede that number, daha önce belirtilen ağırlık değerine gönderme yapar. Burada number, bir kimlik numarası değil, sayısal bir değer anlamındadır. Fluctuates, değerin sabit kalmak veya yalnızca tek yönde ilerlemek yerine yükselip düştüğünü belirtir. Dramatically ise değişimlerin büyük olduğunu ekler. Verileri açıklarken that number ile önceki bir sayıya gönderme yapıp ardından nasıl değiştiği anlatılabilir.

Alıştırma

Burada “that number fluctuates dramatically” ne anlama geliyor?

  1. Değer düzenli olarak artar.
  2. Sayı bir kimlik numarasıdır.
  3. Değer büyük ölçüde yükselip düşer.
Cevabı göster

Değer büyük ölçüde yükselip düşer.

since they're capable of gulping down 80% of their body weight in a single meal. Notlar

0:42

çünkü tek bir öğünde vücut ağırlıklarının %80'ini midelerine indirebilirler.

Dilbilgisi

they're capable of gulping down: be capable of + -ing yapısı

Be capable of, “bir şeyi yapabilecek yetenek veya kapasiteye sahip olmak” demektir. of bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: be capable of gulping down denir, be capable of gulp denmez. Bu yapı can ifadesinden biraz daha resmîdir ve bir insanın, hayvanın veya makinenin neler yapabildiğini anlatan olgusal açıklamalara uygundur. Gulp down, büyük bir miktarı hızla yutmak veya tüketmek demektir.

Alıştırma

Cümleyi capable of ve process sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The scanner is ____ 200 pages an hour.

Cevabı göster

capable of processing

Öbek fiiller

gulping down: çok hızlı yemek veya içmek

Burada gulping down, çok büyük miktarda yiyeceği hızlıca ve büyük lokmalarla yutmak anlamına gelir. Gulp down öbek fiili yiyecekler veya içecekler için kullanılabilir ve nötr eat ya da drink fiillerinden daha güçlü, daha hareketli bir görüntü oluşturur. -ing biçimi capable of ifadesinden sonra gelir: be capable of + isim veya -ing biçimi. Bu cümlede hayvanların gerçekleştirebildiği eylemi adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi gulp down ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the long hike, Leo was so thirsty that he ____ a full bottle of water in seconds.

Cevabı göster

gulped down

Komodo dragons are one of dozens of species of monitor lizard. Dilbilgisi

0:50

Komodo ejderleri, düzinelerce dev kertenkele türünden biridir.

Dilbilgisi

one of dozens of species of: büyük bir grubun bir üyesi

one of dozens of species of, öznenin çok daha büyük bir kümedeki türlerden birine ait olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp one of + çoğul grup yapısıdır: one of dozens of species. Bir grubun içinden tek bir üye seçildiği için one of ifadesinden sonraki isim öbeği birden fazla üyeyi belirtmelidir. species of monitor lizard ifadesinde monitor lizard hayvanın türünü belirtir. Species sözcüğünün tekil ve çoğul yazımı aynıdır; ancak buradaki dozens of onun çoğul olduğunu gösterir.

Alıştırma

Sınıflandırma cümlesini açıklamadaki tam kalıpla tamamlayın: The red fox is ____ mammal in this region.

Cevabı göster

one of dozens of species of

They evolved in Australia and now inhabit just a few Indonesian islands Kelime

0:56

Avustralya'da evrimleştiler ve şimdi sadece birkaç Endonezya adasında yaşıyorlar

Kelime

inhabit just a few Indonesian islands: yaşam alanını resmî biçimde belirtme

Inhabit, “bir yerde yaşamak veya doğal olarak bulunmak” anlamına gelir. Geçişli bir fiildir; bu nedenle yer doğrudan ardından gelir: inhabit the islands denir, inhabit in the islands denmez. Bilimsel metinlerde özne çoğunlukla bir tür veya popülasyondur. Buradaki just a few, Endonezya adalarının sayısını sınırlar. İfade, bu hayvanların günümüzdeki dağılım alanının bu adalardan yalnızca küçük bir bölümünü kapsadığını belirtir.

Alıştırma

Yaşam alanını bilimsel olarak anlatan, dil bilgisi bakımından doğru ve en doğal cümle hangisidir?

  1. These frogs inhabit small mountain streams.
  2. These frogs live small mountain streams.
  3. These frogs inhabit in small mountain streams.
Cevabı göster

These frogs inhabit small mountain streams.

where adult Komodos generally have no natural predators besides each other. Dilbilgisi

1:01

ki yetişkin Komodoların burada genellikle birbirleri dışında doğal bir avcısı yoktur.

Dilbilgisi

where adult Komodos ...: bir yer hakkında bilgi ekleyen ilgi cümleciği

Where burada, önceki yer ifadesi a few Indonesian islands'a gönderme yapan bir ilgi cümleciği başlatır. Bu kullanımda “o adalarda” anlamına gelir; soru sormaz. İlgi cümleciği, ekolojik bilgiyi doğrudan yer ismine bağlar. İlgi sözcüğü where'den sonra normal bildirme cümlesi sırası kullanılır: where + özne + fiil. Örneğin where adult Komodos generally have no natural predators.

Alıştırma

Bir yer hakkında bilgi eklemek için where sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. We visited an island where did sea turtles lay their eggs.
  2. We visited an island where sea turtles lay their eggs.
  3. We visited an island where sea turtles lay their eggs there.
Cevabı göster

We visited an island where sea turtles lay their eggs.

They begin their lives as limber tree-dwelling hatchlings. Kelime

1:07

Hayatlarına ağaçlarda yaşayan çevik yavrular olarak başlarlar.

Kelime

limber tree-dwelling hatchlings: isim öbeğini çözümleme

Bu isim öbeğinde temel isim hatchlings sözcüğüdür; yumurtadan kısa süre önce çıkmış hayvanları adlandırır. Limber, vücutlarının kolayca bükülüp hareket edebildiğini; tree-dwelling ise ağaçlarda yaşadıklarını belirtir. İngilizce bilgilendirici metinlerde birçok ayrıntı bir ismin önünde toplanabilir. Öbeği çözmek için önce sondaki temel ismi bulun, sonra sola doğru giderek her niteleyicinin onun hakkında ne söylediğine bakın.

Alıştırma

limber tree-dwelling hatchlings öbeğinde hayvanları adlandıran temel isim hangisidir?

  1. limber
  2. hatchlings
  3. tree-dwelling
Cevabı göster

hatchlings

Within their first year,

1:12

İlk yıllarında,

they rarely venture to the ground in order to avoid predators like adult Komodo dragons Notlar

1:13

yetişkin Komodo ejderleri gibi yırtıcılardan kaçınmak için nadiren yere inerler

Kalıp ifadeler

venture to the ground: risk duygusu taşıyan hareket

Burada venture to the ground, daha güvenli olan ağaçları bırakıp tehlikeli olabilecek yere inmeyi anlatır. Venture, tek başına nötr olan go fiilinde bulunmayan bir risk veya belirsizlik duygusu ekler. Cümlede rarely kullanılmasının nedeni, genç hayvanların genellikle bu riski almaktan kaçınmasıdır. Daha genel olarak venture, güvensiz veya yabancı görünen bir yere girmeyi ya da güvenli bir sınırın ötesine geçmeyi anlatabilir.

Alıştırma

Örnekte venture, venture to the ground ifadesine hangi ek anlamı katıyor?

  1. Hayvanlar çok hızlı hareket eder.
  2. Hareket risk veya belirsizlik içerir.
  3. Hayvanlar yanlışlıkla düşer.
Cevabı göster

Hareket risk veya belirsizlik içerir.

Dilbilgisi

in order to avoid predators: amaç belirtme

In order to avoid predators, hayvanların bu davranışının amacını belirtir: Avcıların onları yakalamaması için yerden uzak dururlar. Yapı in order to + fiilin yalın hâli şeklindedir; bu nedenle avoid yalın hâlde kalır. Bu cümlede predators, avoid fiilinin nesnesidir. Genel olarak avoid sonrasında bir isim veya -ing biçimi gelebilir: avoid danger; avoid making noise.

Alıştırma

Cümleyi in order to ve avoid ile oluşturulan açık amaç ifadesiyle tamamlayın: We left early ____ heavy traffic.

Cevabı göster

in order to avoid

because cannibalism certainly isn't out of the question. Deyimler

1:19

çünkü yamyamlık kesinlikle ihtimal dışı değildir.

Deyimler

certainly isn't out of the question: gerçek bir olasılık

Be out of the question deyimi, bir şeyin imkânsız veya değerlendirilmeye değmez olduğu anlamına gelir. Cannibalism certainly isn't out of the question ifadesinde isn't bu anlamı olumsuzlar; dolayısıyla yamyamlık imkânsız değildir ve gerçek bir olasılıktır. Certainly, konuşanın değerlendirmesini güçlendirir. Bu, yamyamlığın kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez; yalnızca bu olasılığın ciddiye alınması gerektiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle cannibalism certainly isn't out of the question ifadesine anlamca en yakındır?

  1. Yamyamlık kesinlikle mümkündür.
  2. Yamyamlık tamamen imkânsızdır.
  3. Yamyamlık bir sorunun konusudur.
Cevabı göster

Yamyamlık kesinlikle mümkündür.

Juveniles actively hunt insects and other lizards.

1:23

Yavrular aktif olarak böcekleri ve diğer kertenkeleleri avlarlar.

And once they grow larger, Dilbilgisi

1:28

Ve büyüdüklerinde,

Dilbilgisi

once they grow larger: sonraki aşamaya ulaşmak

Once bir zaman yan cümleciği başlatır. once they grow larger ifadesinde daha fazla büyümek, sonraki olay gerçekleşmeden önce ulaşılması gereken noktadır; ardından gelen cümlecik sonucu verir. Burada once, sıklık bildiren 'bir kez' değil, 'bu koşul karşılandıktan sonra' anlamındadır. once + özne + şimdiki veya geniş zaman biçimindeki fiil yapısı aşamaları, süreçleri ve gelecekteki adımları anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede once, bir aşamaya ulaşmanın sonraki adımı mümkün kıldığını gösterir?

  1. We painted the sign once last year.
  2. When the sign is blue, it matches the door.
  3. Once the paint dries, we can hang the sign.
Cevabı göster

Once the paint dries, we can hang the sign.

they graduate to the ground Kelime

1:29

yere inmeye başlarlar

Kelime

graduate to the ground: yeni bir aşamaya geçmek

Graduate to burada mecaz anlamda kullanılır. Ağaçlarda yaşamaktan yerde yaşamaya geçişi, büyümenin sonraki aşamasına ulaşmak gibi gösterir; the ground yeni yaşam ortamıdır, mezuniyet yapılan bir yer değildir. Daha genel olarak graduate to + isim, daha önceki veya daha basit bir seçenekten sonraki, daha ileri ya da daha zor bir seçeneğe geçmek anlamına gelir. Bu ifade değişimi ileriye doğru atılan bir adım gibi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede graduate to mecaz anlamda 'daha ileri bir aşamaya geçmek' demektir?

  1. Amir graduated from middle school in June.
  2. After the beginner course, Amir graduated to the intermediate class.
  3. Amir moved the chairs to the hallway.
Cevabı göster

After the beginner course, Amir graduated to the intermediate class.

and their diet eventually shifts dramatically Kalıp ifadeler

1:31

ve diyetleri zamanla dramatik bir şekilde değişerek

to include animals several times their size. Kalıp ifadeler

1:35

kendi boyutlarının birkaç katı olan hayvanları içermeye başlar.

Kalıp ifadeler

their diet eventually shifts dramatically to include ...: beslenmeleri sonunda büyük ölçüde değişerek ... ögesini kapsar

Bu cümlede değişen şey their diet, yani bu hayvanların beslenmesidir. Eventually değişimin bir süre sonra gerçekleştiğini, dramatically ise değişimin büyük olduğunu belirtir. Shift to include + isim, bir kapsamın veya grubun değişerek yeni ögeleri içine almaya başlamasını anlatır. Fiziksel bir hareketten değil, içerik değişiminden söz edilir: yiyecek çeşitleri çok daha büyük hayvanları da kapsayacak şekilde genişler.

Alıştırma

Cümleyi shift to include yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The summer camp schedule ____ a weekly cooking class.

Cevabı göster

shifted to include

Kalıp ifadeler

animals several times their size: kendilerinin birkaç katı büyüklüğündeki hayvanlar

Animals several times their size, vücut büyüklüğü söz konusu canlıların vücut büyüklüğünün birkaç katı olan hayvanlar demektir. Their bu canlılara gönderme yapar; dolayısıyla ifade daha büyük hayvanları, onları yiyen hayvanların kendileriyle karşılaştırır. Burada times, bir olayın kaç kez gerçekleştiğini değil, çarpım oranını belirtir; several ise kesin olmayan yaklaşık bir kat sayısı verir. “Kat sayısı + times + iyelik biçimi + size” kalıbında size yerine weight veya length gibi ölçüler de kullanılabilir: several times its weight.

Alıştırma

Hangi cümle köpeğin, yavru köpeğin birkaç katı büyüklüğünde olduğu anlamına gelir?

  1. The puppy barked at several dogs its size.
  2. The puppy barked at a dog several times its size.
  3. The puppy barked at the dog several times.
Cevabı göster

The puppy barked at a dog several times its size.

They devour deer, pigs, and even water buffalo, Kelime

1:39

Geyik, domuz ve hatta su bufalosu bile yerler,

Kelime

Geyikleri, domuzları ve hatta mandaları yiyip bitirmek

Burada devour, avı açgözlü biçimde, hızla ve çoğu zaman tamamen yemek anlamına gelir. eat fiilinden daha güçlü ve canlıdır; bu yüzden devour deer, pigs, and even water buffalo sıradan bir öğünü değil, güçlü bir beslenme eylemini anlatır.

Alıştırma

Çok hızlı ve büyük bir iştahla yemeyi vurgulamak için cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? After the long game, the hungry players ___ the sandwiches in minutes.

  1. ate
  2. devoured
  3. served
Cevabı göster

devoured

bones and all. Deyimler

1:44

hem de kemikleriyle birlikte.

Deyimler

Kemikleriyle birlikte

X and all, özellikle X normalde dışarıda kalabilecek şaşırtıcı bir parça olduğunda, “X de dâhil” anlamına gelen kalıplaşmış bir yapıdır. Bu nedenle bones and all, kemiklerin de geri kalanıyla birlikte yendiği anlamına gelir. Buradaki all, “bütün kemikler” anlamına gelmez. and all bir bütün olarak önceki eyleme gönderme yapar ve X'in de dâhil edildiğini vurgular.

Alıştırma

Kaskın da dâhil olduğunu belirten kalıplaşmış son bölümü tamamlayın: Leo fell into the pool, helmet ____.

Cevabı göster

and all

Komodos can lie in wait for hours alongside game trails, Deyimler

1:46

Komodolar hayvanların geçtiği yollarda saatlerce pusuda bekleyebilirler,

Deyimler

lie in wait: pusu kurup gizlice beklemek

Lie in wait, birini ya da bir şeyi şaşırtmak, yakalamak veya ona saldırmak için doğru fırsatı beklerken saklanmak ya da hareketsiz kalmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Sıradan wait fiilinden farklı olarak gizlenme ve aniden harekete geçme anlamlarını da taşır. Bu cümlede Komodo ejderleri, av yaklaşana kadar hayvan patikalarının yanında kalır. Başka durumlarda da bir kişi veya şey gizlice harekete geçme fırsatı beklediğinde bu ifade kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi lie in wait ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Crocodiles often ____ near the water's edge before striking.

Cevabı göster

lie in wait

but at the opportune moment, Kalıp ifadeler

1:50

ama uygun an geldiğinde,

Kalıp ifadeler

at the opportune moment: harekete geçmek için en uygun anda

At the opportune moment, bir eylem için en uygun veya en elverişli zamanda demektir. Opportune herhangi bir anı değil, koşulların başarı ihtimalini artırdığı bir anı tanımlar. Bu edat öbeğinin tamamı zaman ifadesi olarak görev yapar ve sonraki eylemin ne zaman gerçekleştiğini söyler. Zamanlamanın önemli olduğu durumlarda özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu derste geçen ve ‘en elverişli zamanda’ anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The coach sent in a fresh player ____, just as the other team began to tire.

Cevabı göster

at the opportune moment

they'll lunge and can reach 17 km/h bursts of speed. Kalıp ifadeler

1:52

saldırıya geçerler ve aniden saatte 17 km hıza ulaşabilirler.

Kalıp ifadeler

bursts of speed: kısa ve ani hızlanmalar

Bu cümlede bursts of speed, kısa ve ani hızlı hareket dönemleri anlamına gelir. Buradaki burst bir patlama değil, etkinliğin kısa süreli ve güçlü biçimde artmasıdır. Çoğul biçim, birbirinden ayrı kısa hızlanma dönemlerini anlatabilir. Temel fikir, bu hızın geçici olması ve sürekli korunmasının gerekmemesidir.

Alıştırma

Kısa ve ani hızlı hareket dönemlerini belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The small robot crossed the floor in short ____.

Cevabı göster

bursts of speed

Their extremely sharp teeth have serrated edges Kelime

1:58

Son derece keskin dişlerinin tırtıklı kenarları

Kelime

serrated edges: tırtıklı kenarlar

Serrated edges, üzerinde testere dişlerine benzeyen küçük çıkıntıların veya çentiklerin sıralandığı kenarlardır. Serrated kenarın biçimini anlatır; yalnızca çok keskin olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede extremely sharp dişlerin iyi kestiğini, serrated edges ise kesici kenarlarının nasıl göründüğünü anlatır. İki tanım farklı bilgiler verir.

Alıştırma

Serrated edges ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Çok yumuşak bir malzemeden yapılmış kenarlar
  2. Biçimi ne olursa olsun iyi kesen her türlü kenar
  3. Testere dişlerine benzeyen küçük çıkıntıların sıralandığı kenarlar
Cevabı göster

Testere dişlerine benzeyen küçük çıkıntıların sıralandığı kenarlar

and tips coated in iron that puncture and tear through flesh, Notlar

2:02

ve eti delip parçalayan demir kaplı uçları vardır,

Kalıp ifadeler

tips coated in iron: yüzey katmanı için coated in + malzeme

Temel sözcük tips, yani “uçlar”dır. Coated in iron, tips sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir; tips that are coated in iron biçiminde açılabilir. Coated in + malzeme, malzemenin yüzeyde bir katman oluşturduğunu anlatır. Tek başına nesnenin tamamının o malzemeden yapıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef ifade coated in’i tamamlayın: The pretzels were coated ____ chocolate.

Cevabı göster

in

Öbek fiiller

puncture and tear through: delip yırtarak içinden geçmek

Puncture and tear through iki eylemi birleştirir. Puncture, sivri bir uçla delik açmak; tear through ise malzemeyi yırtıp tamamen içinden geçmek demektir. Bir malzemeyle gerçek anlamda kullanıldığında through, malzemeyi veya engeli baştan sona geçme anlamı katar. Burada uçlar yalnızca yüzeyi yırtmaz; ete saplanıp onu yırtarak geçer.

Alıştırma

Hangi cümle kancanın hem bir delik açtığını hem de malzemeyi baştan sona yırttığını anlatır?

  1. The hook punctured the plastic sheet but did not tear it.
  2. The hook punctured and tore through the plastic sheet.
  3. The hook dented the plastic sheet without making a hole.
Cevabı göster

The hook punctured and tore through the plastic sheet.

making their bites quite literally metal. Deyimler

2:07

bu da ısırıklarını kelimenin tam anlamıyla "metalik" hale getirir.

Deyimler

making their bites quite literally metal: ısırıkları tam anlamıyla metalik kılmak

quite literally metal ifadesinde literally, metal sözcüğünün yalnızca çarpıcı bir betimleme olmadığını gösterir: diş uçlarında demir bulunduğu için ifade gerçek bir maddi olguya dayanır. Quite bu anlamı güçlendirir ve “çok gerçek ve tam anlamıyla” demektir. Metal aynı zamanda sert veya yoğun bir şeyi çağrıştırabildiği için ifade eğlenceli de duyulur. Aktarılabilir quite literally + betimleme kalıbı, mecaz gibi görünen bir söz fiziksel olarak da doğru olduğunda kullanılabilir.

Alıştırma

quite literally metal bu cümlede nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Hayvanların bütün vücutlarının metalden yapıldığını söyler.
  2. Hayvanların ısırırken heavy metal müzik yaptığını söyler.
  3. Dişlerdeki gerçek demiri, sertlik çağrıştıran eğlenceli bir anlamla birleştirir.
Cevabı göster

Dişlerdeki gerçek demiri, sertlik çağrıştıran eğlenceli bir anlamla birleştirir.

But exactly what Komodos owe their hunting successes to, Kalıp ifadeler

2:11

Ancak Komodoların avlanmadaki başarılarını tam olarak neye borçlu olduğu,

Kalıp ifadeler

exactly what Komodos owe their hunting successes to: av başarılarını tam olarak neye borçlu oldukları

Burada owe their hunting successes to, “av başarılarını bir nedene borçlu olmak” anlamına gelir. Owe bir borçtan söz etmez: sonuç owe sözcüğünden sonra, neden ise to sözcüğünden sonra gelir. What bilinmeyen nedeni temsil eder ve yan tümcenin başında yer alır: what Komodos owe their hunting successes to. Bu doğal dolaylı soru yapısında to sonda kalır. Exactly, “tam olarak” veya “gerçekte ne” anlamını ekler.

Alıştırma

Dolaylı soruyu owe ... to ile tamamlayın: We still do not know exactly what the team ____.

Cevabı göster

owes its success to

especially when it comes to taking down larger animals like water buffalo, Kalıp ifadeler

2:16

özellikle de su bufalosu gibi büyük hayvanları devirme söz konusu olduğunda,

Kalıp ifadeler

when it comes to taking down: belirli bir konuya odaklanmak

When it comes to, konuşmacının daha geniş bir konunun hangi belirli kısmını ele almak istediğini gösterir. Burada bu kısım taking down larger animals ifadesidir; yani tartışma, manda gibi büyük hayvanları etkisiz hâle getirip öldürme konusuna daraltılır. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir. Avcılık bağlamında taking down an animal, hayvanı etkisiz hâle getirip öldürmek demektir.

Alıştırma

Konuyu sınırlandıran when it comes to yapısını hangi cümle doğru kullanıyor?

  1. When it comes to repairing old computers, Maya is very patient.
  2. When it comes repairing old computers, Maya is very patient.
  3. When it comes to repair old computers, Maya is very patient.
Cevabı göster

When it comes to repairing old computers, Maya is very patient.

has been debated for decades. Dilbilgisi

2:21

onlarca yıldır tartışılmaktadır.

Dilbilgisi

has been debated for decades: uzun süredir devam eden present perfect edilgen yapı

Has been debated, present perfect edilgen yapısıdır: has + been + geçmiş zaman ortacı. Özne, tartışan kişiler değil, tartışılan konudur. For decades sürenin uzunluğunu belirtir. İfade bir bütün olarak tartışmanın geçmişte başladığını ve hâlâ sürdüğünü ya da bugün de önem taşıdığını, çoğu zaman da kesin bir uzlaşmaya varılmadığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi debate fiilinin present perfect edilgen biçimi ve süreyi belirten edatla tamamlayın: The origin of the signal ____ decades, and researchers still disagree.

Cevabı göster

has been debated for

Back in the '80s, Kalıp ifadeler

2:24

80'lerde,

Kalıp ifadeler

Geçmiş zamana geçiş olarak Back in the '80s

Back in the '80s, “daha sonraki bir zamandan 1980'lere dönüp bakıldığında” anlamına gelir. back in + geçmişteki bir zaman dilimi kalıbı, dinleyicinin dikkatini daha eski bir döneme yöneltir. Burada bir zaman geçişi olarak kullanılır ve ardından gelen ifade için tarihsel çerçeveyi kurar. Bu bağlamda the '80s, the 1980s ifadesinin kısaltılmış yazımıdır.

Alıştırma

Back in the '80s burada ne işe yarıyor?

  1. Olayın 2080'lerde gerçekleşeceğini söyler.
  2. Zaman çerçevesini 1980'lere geri götürür.
  3. “80'ler” denen bir şeyin arkasındaki konumu anlatır.
Cevabı göster

Zaman çerçevesini 1980'lere geri götürür.

one researcher proposed that even if their prey initially escapes, Dilbilgisi

2:25

bir araştırmacı, avları başlangıçta kaçsa bile,

Dilbilgisi

even if ... initially escapes: ödünleme bildiren koşul

Even if, ödünleme bildiren bir koşul getirir: konuşan kişi koşulun gerçekleşebileceğini kabul eder, ancak ana sonucun veya iddianın yine de geçerli olduğunu söyler. Bu cümlede av başlangıçta kaçabilir, fakat bu olasılık araştırmacının ardından gelen iddiasını geçersiz kılmaz. Initially, “başlangıçta” anlamına gelir. Virgül bu yan cümlenin sonunu gösterir; düşünceyi tamamlamak için ardından ana cümle gelmelidir.

Alıştırma

Hangi cümle, olası bir zorluğa rağmen planın aynı kalacağını söylüyor?

  1. Even if the trail is difficult, we will finish the hike.
  2. If the trail is difficult, we may choose a shorter route.
  3. Because the trail is difficult, we chose a shorter route.
Cevabı göster

Even if the trail is difficult, we will finish the hike.

Komodo dragon saliva might store harmful bacteria,

2:30

Komodo ejderinin tükürüğünün zararlı bakteriler barındırabileceğini

which could proliferate in the bite wound and help kill the animal. Kelime

2:35

ve bunların ısırık yarasında çoğalarak hayvanın ölmesine yardımcı olabileceğini öne sürdü.

Kelime

proliferate in the bite wound: ısırık yarasında hızla çoğalmak

Bu cümlede proliferate in the bite wound, 'ısırığın oluşturduğu yaranın içinde sayıca hızla artmak' anlamına gelir. Burada proliferate, bakterilerin yalnızca yarada bulunmasını değil, çoğalmasını anlatır. proliferate in + yer yapısı, hücrelerin, bakterilerin veya çoğalan başka şeylerin nerede arttığını gösterir. Proliferate, tek bir şeyin büyümesine değil, sayının hızla artmasına odaklanır.

Alıştırma

Bu cümlede proliferate in the bite wound ne anlama gelir?

  1. ısırık yarasının içinde hızla çoğalmak
  2. ısırık yarasının içinde hareketsiz kalmak
  3. ısırık yarasını temizlemek
Cevabı göster

ısırık yarasının içinde hızla çoğalmak

But researchers have since found that not all Komodo dragon saliva packs such lethal bacteria, Dilbilgisi

2:40

Ancak araştırmacılar o zamandan beri her Komodo ejderinin tükürüğünün bu kadar ölümcül bakteri içermediğini

Dilbilgisi

not all ... packs such lethal bacteria: hepsi bu kadar ölümcül bakteri taşımıyor

Not all ... kısmi olumsuzluktur. Her örneğin o özelliğe sahip olduğu iddiasını reddeder; hiçbirinde olmadığını söylemez. Buradaki bulgu, bazı Komodo ejderi salyalarının bu tür ölümcül bakteriler içerebileceği, bazılarının ise içermeyebileceği ihtimalini açık bırakır. Bu cümlede packs, 'contains' veya 'carries', yani 'içerir' ya da 'taşır' anlamında kullanılan canlı bir fiildir. Yapı not all + isim öbeği + fiil şeklindedir: not, all sözcüğünün oluşturduğu genel iddiayı olumsuz yapar.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: 'Not all samples contain the bacteria', 'No samples contain the bacteria.' ile aynı anlama gelir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

and some bite wounds might get infected all on their own. Deyimler

2:47

ve bazı ısırık yaralarının kendi kendine enfekte olabileceğini buldular.

Deyimler

might get infected all on their own: kendiliğinden enfekte olabilir

Bu cümlede might get infected, “enfekte olabilir” anlamındadır. Might bir olasılık bildirir; kesinlik bildirmez. Anlam, hemen sonraki own sözcüğüyle tamamlanır: all on their own, yaraların konuşulan özel dış neden olmadan da kendiliğinden enfekte olabileceğini vurgular. all on one's own kalıbında iyelik sözcüğü özneye uyar; their, çoğul bite wounds ile uyumludur.

Alıştırma

Cümleyi all on + iyelik sözcüğü + own kalıbıyla tamamlayın: The toy car started moving ____.

Cevabı göster

all on its own

Interestingly,

2:51

İlginçtir ki,

Komodo dragons also have venom glands, Kelime

2:52

Komodo ejderlerinin zehir bezleri de vardır

Kelime

venom glands: venom üreten bezler

Venom glands, venom üreten veya salgılayan vücut yapılarıdır. Cümle, Komodo ejderlerinin bu zehirli sıvıyı üreten organlara sahip olduğunu söyler. Venom genellikle ısırma, sokma veya benzer bir hareketle başka bir hayvanın vücuduna aktarılır. venom glands ifadesinde venom, bezlerin ne ürettiğini göstermek için glands sözcüğünden önce kullanılan bir isimdir; yalnızca bezlerin kendisinin zehirli olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Venom glands ifadesine en uygun tanım hangisidir?

  1. Isırma sırasında venom aktaran dişler
  2. Venom üreten veya salgılayan vücut yapıları
  3. Dokunulduğunda zararlı olan herhangi bir vücut bölümü
Cevabı göster

Venom üreten veya salgılayan vücut yapıları

which secrete anticoagulant and shock-causing compounds, Kelime

2:56

ve bu bezler, kan pıhtılaşmasını önleyen ve şoka neden olan bileşikler salgılayarak

Kelime

secrete ... compounds: antikoagülan ve şoka yol açan bileşikleri salgılamak

Burada secrete, “biyolojik bir sürecin parçası olarak bir madde üretip dışarı vermek” anlamına gelir. which ilgi zamiri, daha önce sözü edilen bezleri açıklayan bir yan cümle başlatır; compounds ise secrete fiilinin nesnesidir. anticoagulant ve shock-causing, bileşikleri etkilerine göre sınıflandıran eş görevli niteleyicilerdir. Shock-causing, “şoka yol açan” anlamını compounds sözcüğünün önünde sıkıştıran, kısa çizgili bir bileşik sıfattır. Teknik bir metinde önce ana eylem olan secrete sözcüğünü bulun, sonra nesnenin niteleyicilerini çözümleyin.

Alıştırma

Hangi cümlede secrete sözcüğü biyolojik anlamıyla en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The glands secrete a thick protective fluid.
  2. A cracked tank secretes water onto the floor.
  3. A factory secretes hundreds of batteries each day.
Cevabı göster

The glands secrete a thick protective fluid.

possibly exacerbating the destructive powers of their bites. Dilbilgisi

3:00

ısırıklarının yıkıcı gücünü muhtemelen daha da artırır.

Dilbilgisi

possibly exacerbating ...: belirsiz bir sonuç eklemek

Possibly exacerbating ... ek bilgi veren bir -ing yan cümlesidir. Hemen önce anlatılan durumun olası bir sonucunu ekler: bu durum, ısırıkların yıkıcı etkisini artırabilir. Exacerbate, “zaten var olan bir sorunu, zararı veya olumsuz durumu daha kötü hâle getirmek” anlamında kullanılan resmî bir fiildir. Possibly, kesinliği azaltan sözcüktür. Kötüleşmenin doğrulanmış bir sonuç değil, bir olasılık olduğunu gösterir. Ana ifadenin ardından virgül ve possibly + -ing getiren bu kısa yapı, bir sonucu temkinli biçimde ekleyen bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: Örnekte possibly exacerbating, kötüleşmeyi doğrulanmış bir sonuç olarak sunar.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

But it's unclear whether venom is playing much of an active role. Notlar

3:05

Ancak zehrin çok aktif bir rol oynayıp oynamadığı belirsizdir.

Dilbilgisi

But it's unclear whether: temkinli bir sınırlama eklemek

But, önceki bir düşünceden daha temkinli bir ifadeye geçildiğini gösterir. Önceki düşüncenin kesinleşmiş bir sonuç olarak kabul edilmemesi gerektiğini bildirir. It's unclear whether + yan cümle, eldeki bilgilerin iki olasılıktan hangisinin doğru olduğunu göstermediği anlamına gelir. Burada cevapsız kalan soru, zehrin kayda değer bir etkin etkisi olup olmadığıdır; konuşan kişi kişisel bir tahminde bulunmak yerine belirsizliği bildirir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi kullanarak karşıtlığı tamamlayın: Early results are encouraging. ____ the treatment prevents every infection.

Cevabı göster

But it's unclear whether

Kalıp ifadeler

play much of an active role: kayda değer doğrudan etkiyi sorgulamak

Play a role, sahnede rol yapmak değil, bir etkiye veya işleve sahip olmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada venom öznedir ve is playing, gerçekleşen olaya olası katkısını anlatır. Much of an active role derecesini sorgular: Zehir kayda değer ve doğrudan bir katkıda mı bulunuyor, yoksa rolü küçük veya ikincil mi? İfade it's unclear whether sonrasında geldiği için cümle bu soruyu açık bırakır.

Alıştırma

Cümlenin tamamında 'venom is playing much of an active role' hangi soruyu açık bırakıyor?

  1. Zehrin kesinlikle tek neden olup olmadığı.
  2. Zehrin kayda değer ve doğrudan bir katkıda bulunup bulunmadığı.
  3. Zehrin gerçekten bir karakteri canlandırıp canlandırmadığı.
Cevabı göster

Zehrin kayda değer ve doğrudan bir katkıda bulunup bulunmadığı.

And Komodos' thrashing bites alone seem harmful enough to cause fatal injury much of the time. Notlar

3:10

Ve sadece Komodoların parçalayan ısırıklarının bile çoğu zaman ölümcül yaralanmalara neden olacak kadar zararlı olduğu görülmektedir.

Kelime

thrashing bites alone: alone, kendi başına anlamında

thrashing bites alone ifadesinde alone isim öbeğinden sonra gelir ve şiddetli ısırma eyleminin kendi başına, yani yalnızca o tek etkenin söz konusu olduğu anlamını verir. Isırıkların yalnız olduğunu ya da hayvanın tek başına bulunduğunu anlatmaz. İfade, başka bir neden eklenmeden de şiddetli ısırma ve parçalama hareketinin ciddi zarara yol açmaya yeterli olabileceğini vurgular. İsim öbeği + alone kalıbı, tek bir etkenin bir sonucu açıklamaya veya oluşturmaya yettiğini göstermek için kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede thrashing bites alone ne anlama gelir?

  1. Isırma eylemi tek başına zarara yol açmaya yeterli olabilir.
  2. Hayvan yalnızca yakınında başka hayvan yokken ısırır.
  3. Gerçekleşen ısırıkların yalnızca bunlar olduğu söyleniyor.
Cevabı göster

Isırma eylemi tek başına zarara yol açmaya yeterli olabilir.

Dilbilgisi

harmful enough to cause: sıfat + enough + to + fiil

harmful enough to cause ifadesinde enough, harmful sıfatından sonra gelir; to cause ise mümkün hâle gelen sonucu belirtir. Sıfat + enough + to + fiil kalıbı, bir niteliğin bir eylem veya sonuç için gereken dereceye ulaştığını anlatır. Burada ifade, ısırıkların ölümcül yaralanmaya yol açmak için gereken zararlılık düzeyine ulaşabileceğini söyler. Yeterli bir eşiğe ulaşmayı anlatır; sonucun her seferinde kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi enough ve support fiilini kullanarak tamamlayın: The ice is thick ____ my weight.

Cevabı göster

enough to support

Kalıp ifadeler

much of the time: sık sık, ama her zaman değil

Much of the time, birçok durumda ya da bir zaman diliminin büyük bölümünde anlamına gelir. Bu cümlede sonuç sık görülür, ancak evrensel değildir: ısırıklar sık sık ölümcül yaralanmaya yol açabilir, fakat bunun her seferinde olduğu söylenmez. Bu tür sıklık ifadeleri, istisnalar mümkün olduğunda açıklamanın doğru ve ölçülü kalmasını sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede much of the time ne anlama geliyor? The park is quiet much of the time.

  1. İstisnasız her seferinde sessizdir.
  2. Yalnızca ara sıra sessizdir.
  3. Birçok durumda sessizdir, ama her zaman değil.
Cevabı göster

Birçok durumda sessizdir, ama her zaman değil.

But they're not just hunters. Anlatım akışı

3:18

Ama onlar sadece avcı değillerdir.

Komodo dragons are also scavengers.

3:20

Komodo ejderleri aynı zamanda leş yiyicidir.

Anlatım akışı

yalnızca avcı değiller ... aynı zamanda leşçiler

Not just A ... also B, dinleyicinin zihnindeki resmi genişletir. İlk cümle, Komodo ejderlerinin yalnızca avcı rolüne sahip olduğu düşüncesini reddeder; ikinci cümle ise leşçilliği başka bir önemli rol olarak ekler. İki bölüm buradaki gibi farklı cümlelere ayrılabilir. Tek bir cümlede yaygın ve dengeli biçim not just A but also B şeklindedir. Her iki biçimde de also eklenen bilgiyi işaret eder.

Alıştırma

not just ... also yapısını tamamlayın: The robot is ____ a toy; it is ____ a coding tool.

Cevabı göster

not just · also

With their characteristic undulating walk and their snake-like flicking forked tongue, Kelime

3:24

Karakteristik dalgalı yürüyüşleri ve yılan gibi titreyen çatal dilleriyle,

Kelime

characteristic undulating walk ... snake-like flicking forked tongue yapısını çözümleme

Bu betimleme, iki ana ismin önünde birden fazla niteleyiciyi bir araya getirir. characteristic undulating walk ifadesinde ana isim walk'tur: undulating, dalga gibi yukarı aşağı veya sağa sola hareketi anlatır; characteristic ise bu hareketin hayvana özgü, tipik ve kolay tanınan bir özellik olduğunu belirtir. snake-like flicking forked tongue ifadesinde ana isim tongue'dur. snake-like, görünüşünü veya hareketini yılan diline benzetir; flicking hızlı hareketi, forked ise ikiye ayrılmış şekli anlatır. Yoğun bir bilimsel betimlemeyi çözmek için önce ana ismi bulun, sonra her niteleyiciyi ona bağlayın.

Alıştırma

"snake-like flicking forked tongue" ifadesinde ana isim hangisidir ve önündeki sözcükler ne yapar?

  1. tongue; snake-like, flicking ve forked onu niteler
  2. walk; ifadenin tamamı hayvanın yürüme biçimini anlatır
  3. flicking; snake-like hareketi anlatır ve forked ana isimdir
Cevabı göster

tongue; snake-like, flicking ve forked onu niteler

they're able to gauge the direction of different scents Kelime

3:29

farklı kokuların yönünü ölçebilir

Kelime

able to gauge the direction: ipuçlarından yararlanarak değerlendirmek

be able to gauge the direction of different scents ifadesinde gauge, eldeki ipuçlarından yararlanarak değerlendirmek veya yargıya varmak anlamında bir fiildir. Burada her kokunun hangi yönden geldiğini anlamak demektir; bir ölçüm cihazını ifade etmez. Gauge çoğu zaman sonucu tamamen kesin bir ölçümden çok, bilgiye dayalı bir tahmin olarak sunar. gauge + isim yapısı yön, mesafe, ruh hâli, ilgi, risk veya tepki ile kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, “ipuçlarından yararlanarak yargıya varmak” anlamındaki ders fiiliyle tamamlayın: The guide watched the clouds to ____ the risk of rain.

Cevabı göster

gauge

and identify rotting flesh from afar. Kalıp ifadeler

3:33

ve çürüyen eti uzaktan tespit edebilirler.

Kalıp ifadeler

“from afar”: bir şeyi uzaktan görmek veya tanımak

Burada from afar, “çok uzak bir yerden” anlamına gelir. Identify fiilini niteleyen bir zarf öbeğidir ve tanıma ya da tespit etme eyleminin hangi uzaklıktan gerçekleşebildiğini belirtir. Bu ifade, betimlemelere ve anlatılara çoğu zaman hafif edebî bir ton verir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp, recognize someone from afar örneğindeki gibi fiil + nesne + from afar yapısıdır.

Alıştırma

Bu cümleyi hafif edebî ve betimleyici bir üslupla en iyi hangi ifade tamamlar? The lanterns seemed to float in the darkness ___.

  1. from a far
  2. from afar
  3. far from
Cevabı göster

from afar

When one Komodo takes down a water buffalo,

3:36

Bir Komodo bir su bufalosunu devirdiğinde,

dozens may congregate to feed. Kelime

3:39

düzinelercesi beslenmek için toplanabilir.

Kelime

“dozens may congregate to feed”: olasılık, toplanma ve amaç

Dozens, “çok sayıda” anlamına gelir; genellikle tam olarak on iki değil, onlar basamağında belirtilmemiş bir sayıyı anlatır. May olasılık bildirir, yani cümle bunun her zaman olduğunu değil, olabileceğini söyler. Congregate, “grup hâlinde bir araya gelmek” anlamındaki oldukça resmî bir fiildir. to feed mastarı, toplanmanın amacını belirtir: yemek için bir araya gelirler.

Alıştırma

Hangi cümlede congregate doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. She congregated the books into a neat stack.
  2. I congregated my friend at noon.
  3. After the game, fans began to congregate outside the stadium.
Cevabı göster

After the game, fans began to congregate outside the stadium.

However,

3:42

Ancak,

despite regularly diving in to decaying corpses, Dilbilgisi

3:43

çürüyen cesetlere düzenli olarak dalmalarına rağmen,

Dilbilgisi

despite regularly diving in: despite + -ing yapısı

Burada despite bir karşıt beklenti bildirir: regularly diving in gerçektir, ancak sonuç bu gerçeğin düşündürebileceğinden farklıdır. Çürüyen leşlerle sık sık temas etmek enfeksiyona yol açacakmış gibi görünebilir; fakat sonraki fikir, enfeksiyonların bu hayvanları nadiren alt ettiğini söyler. despite sonrasında -ing biçimindeki diving bir ulaç öbeğinin merkezidir. Şaşırtıcı bir sonucu engellemeyen arka plan gerçeğini sunmak için despite + isim veya -ing öbeği yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi despite ve feel fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ nervous, Ava gave the presentation.

Cevabı göster

Despite feeling

Komodo dragons rarely succumb to infections themselves, Kalıp ifadeler

3:47

Komodo ejderleri,

Kalıp ifadeler

rarely succumb to infections themselves: enfeksiyonlara nadiren yenik düşmek

Succumb to, zararlı bir şeye artık direnememek ve onun tarafından alt edilmek anlamına gelir. Enfeksiyonlarla kullanıldığında ciddi hastalık veya ölüm ima edebilen güçlü bir ifadedir. Bu nedenle rarely succumb to infections, enfeksiyonların Komodo ejderlerini nadiren alt ettiği anlamına gelir; yalnızca mikroplarla nadiren karşılaştıkları anlamına gelmez. Vurgu amacıyla kullanılan themselves zamiri Komodo dragons ifadesine döner ve hayvanların bizzat kendilerinin nadiren alt edildiğini vurgular. Maruz kaldıkları şeylerle bunların kendi bedenlerinde yarattığı sonucu karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi succumb ve gerekli edatla tamamlayın: Even strong plants can ____ disease.

Cevabı göster

succumb to

even though males leave devastating wounds on each other during breeding season. Dilbilgisi

3:52

üreme mevsiminde erkekler birbirlerinde yıkıcı yaralar bıraksalar da, nadiren enfeksiyonlara yenik düşerler.

Dilbilgisi

even though males leave ...: beklentiye ters düşen bir gerçek

Even though, normalde farklı bir sonuç beklememize yol açacak gerçek bir durumu karşıtlık bildiren bir yan cümleyle sunar. Burada erkekler üreme mevsiminde birbirlerini ciddi biçimde yaraladığı için, daha geniş ifadede anlatılan düşük enfeksiyon düzeyi şaşırtıcıdır. Yapı even though + özne + fiil şeklindedir. “Bu gerçek olmasına rağmen” anlamına gelir; “çünkü” anlamına gelmez. Ana cümle beklentiye ters düşen sonucu verir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “bu gerçek olmasına rağmen” anlamına gelen iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: ____ the museum was closing soon, the guide answered all our questions.

Cevabı göster

Even though

Researchers think this is because their blood is packed with peptides, Kalıp ifadeler

3:57

Araştırmacılar, bunun kanlarının peptitlerle dolu olmasından kaynaklandığını düşünüyor;

Kalıp ifadeler

their blood is packed with peptides: bolluğu vurgulamak

be packed with + isim yapısında packed with, “bir şeyden çok miktarda veya çok sayıda içermek” anlamına gelir. Their blood is packed with peptides ifadesi bolluğu vurgular; kanın gerçekten paketlendiğini veya peptitlerden yapıldığını söylemez. Yapı, be fiilinin bir biçimi, ardından packed with ve bol bulunan şey kullanılarak kurulur: X is/was packed with Y. Fiziksel içerikler, malzemeler, bir yerdeki insanlar ya da bilgi ve özellikler için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “çok sayıda içerir” anlamına gelen üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: The guide ____ practical examples.

Cevabı göster

is packed with

which are like small proteins,

4:03

bunlar küçük proteinler gibidir

many of which can fight microbes and stimulate the Komodo's immune system. Dilbilgisi

4:05

ve birçoğu mikroplarla savaşabilir ve Komodo'nun bağışıklık sistemini uyarabilir.

Dilbilgisi

many of which: bir grubun bir bölümü hakkında bilgi ekleme

Many of which, “peptitlerin birçoğu” anlamına gelir. Bu ifade açıklayıcı bir ilgi cümleciği başlatır: many miktarı belirtir, of bu miktarı daha önce sözü edilen gruba bağlar ve which çoğul isim peptides sözcüğüne gönderme yapar. Bu yapı, daha önce adı geçen bir grubun bir bölümü hakkında aynı cümlede bilgi ekler: çoğul isim, many of which + fiil. Virgül, hangi peptitlerin kastedildiğini sınırlamak yerine ek bilgi verildiğini gösterir.

Alıştırma

“Bunların birçoğu” anlamındaki ilgi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The archive holds several letters, ____ were never sent.

Cevabı göster

many of which

Some of these antimicrobial peptides have proven so promising, Dilbilgisi

4:10

Bu antimikrobiyal peptitlerin bazılarının o kadar umut verici olduğu kanıtlanmıştır ki,

they're even being investigated for human antibiotic uses.

4:15

insanlarda antibiyotik kullanımı için bile araştırılmaktadırlar.

Dilbilgisi

have proven so promising, they're even being investigated: that sözcüğü atılmış sonuç cümleciği

Bu bölümde so + sıfat + (that) + cümlecik biçimindeki sonuç yapısı kullanılır. Have proven so promising, “bu kadar büyük bir potansiyele sahip oldukları ortaya çıktı” anlamına gelir; sonraki cümlecik ise sonucu verir: araştırma konusu bile oluyorlar. Bu sözlü anlatımda that atılmıştır, ancak dereceden sonuca uzanan bağlantı hâlâ anlaşılır. They’re even being investigated, şimdiki zamanda devam eden edilgen bir yapıdır. İnsanlarda antibiyotik olarak olası kullanımları şu anda araştırılmaktadır; bu, peptitlerin onaylandığı veya kullanımda olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“so promising, they’re even being investigated” burada hangi ilişkiyi ifade ediyor?

  1. İnsanlarda antibiyotik olarak kullanılmaları zaten onaylandı.
  2. Önce araştırma yapıldı ve bu araştırma onları umut verici hâle getirdi.
  3. Güçlü potansiyelleri daha fazla araştırma yapılmasına yol açtı.
Cevabı göster

Güçlü potansiyelleri daha fazla araştırma yapılmasına yol açtı.

But how can you protect yourself in the land of dragons? Deyimler

4:19

Peki ama ejderhaların diyarında kendinizi nasıl koruyabilirsiniz?

Deyimler

in the land of dragons: bir yer için canlı bir ad

Burada the land of dragons, Komodo ejderlerinin yaşadığı yer için kullanılan canlı ve hikâye havası taşıyan bir addır. Dragons, Komodo ejderlerini anlatırken mitolojik ejderhaların heyecan verici duygusundan da yararlanır. Bu ifade gerçek bir yeri belirli bir teması olan sahneye dönüştürür. Soruda anlatımın hayvanları tanıtmaktan, bir insanın orada nasıl güvende kalabileceğine geçmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Özgün cümlede in the land of dragons ne işe yarar?

  1. Mitolojik ejderhaların bilimsel olarak keşfedildiğini iddia eder.
  2. Resmî bir coğrafi ad verir.
  3. Komodo ejderleriyle ilişkilendirilen bir yeri canlı biçimde betimler.
Cevabı göster

Komodo ejderleriyle ilişkilendirilen bir yeri canlı biçimde betimler.

Komodo Island oral tradition holds that a woman long ago gave birth to twins, Notlar

4:24

Komodo Adası'nın sözlü geleneğine göre, uzun zaman önce bir kadın biri insan,

Kültür

Komodo Island oral tradition holds that: geleneksel bir anlatıyı tanıtma

Oral tradition, esas olarak yazılı kayıtlardan değil, konuşma yoluyla kişiden kişiye aktarılan hikâyeler, inançlar ve anılar demektir. Komodo Island oral tradition, ardından gelen hikâyenin kaynağını belirtir. holds that içindeki hold, “elle tutmak” değil, “bir inanç olarak ifade etmek veya kabul etmek” anlamına gelir. Resmî X holds that + yan cümle yapısı, bir geleneğin, teorinin veya inancın söylediğini kanıtlanmış gerçek gibi sunmadan aktarır.

Alıştırma

Dersteki resmî aktarma yapısını tamamlayın: Local oral tradition ____ the cave was once a shelter for travelers.

Cevabı göster

holds that

Kalıp ifadeler

gave birth to twins: ikiz doğurmayı anlatan kalıplaşmış ifade

Give birth to, bir bebeği veya hayvan yavrusunu dünyaya getirmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Give zamana göre değişir; bu yüzden gave birth to geçmişte tamamlanmış bir doğumu belirtir. To'dan sonraki nesne kimin doğduğunu gösterir; burada twins, aynı gebelikte doğan iki bebek demektir. Bu ifade bir fikrin, hareketin veya sonucun ortaya çıkmasına yol açmak anlamında mecaz olarak da kullanılabilir; ancak bu cümlede gerçek bir doğum anlatılır.

Alıştırma

Cümleyi give birth to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After reaching the hospital, Lena ____ twins early the next morning.

Cevabı göster

gave birth to

one human and one dragon.

4:30

diğeri ejderha olmak üzere ikiz doğurmuştur.

Inextricably connected from then on, Kalıp ifadeler

4:33

O zamandan beri ayrılmaz bir şekilde birbirine bağlı olan

Kalıp ifadeler

Inextricably connected from then on: o anda başlayan ayrılmaz bir bağ

Inextricably connected, iki tarafın kolayca ayrılamayacak, çözülemeyecek veya birbirinden bağımsız anlaşılamayacak kadar sıkı bağlı olduğu anlamına gelir. Buradaki bağlantı mecazidir; fiziksel bir düğüm değildir. From then on başlangıç noktasını belirler: bağlantı daha önce sözü edilen bir olaydan sonra başlar ve o noktadan itibaren devam eder. Virgülden önce yer alan bu giriş ifadesinin tamamı, ardından gelen yan cümlede anlatılan ilişkiyi veya durumu çerçeveler.

Alıştırma

Hangi cümle, anlaşmadan sonra iki ülkenin gelecekleri ayrı düşünülemeyecek kadar sıkı bağlandığını anlatır?

  1. From then on, the two countries were inextricably connected.
  2. From then on, the two countries met occasionally.
  3. Before the agreement, the two countries were loosely connected.
Cevabı göster

From then on, the two countries were inextricably connected.

the relationship between humans and Komodo dragons was to be governed by respect and coexistence instead of fear and violence. Notlar

4:35

insan ve Komodo ejderleri arasındaki ilişki, korku ve şiddet yerine saygı ve bir arada yaşamaya dayanmalıdır.

Dilbilgisi

was to be governed by: resmen belirlenmiş yönlendirici bir ilke

Was to be governed by ifadesinde be to yapısı, edilgen be governed yapısıyla birleşir. Buradaki was to, yalnızca geçmiş bir noktadan bakılan geleceği göstermez. İlişkinin belirlenmiş bir ilkeye göre yürütülmesinin amaçlandığını, gerekli görüldüğünü veya anlatıda kader olarak sunulduğunu belirtir. Burada governed by, bir hükûmet tarafından yönetilmek değil; bir şey tarafından kontrol edilmek, şekillendirilmek veya yönlendirilmek demektir. by sonrasındaki sözler ilişkiye yön vermesi gereken ilkeleri adlandırır.

Alıştırma

Üzerinde anlaşılmış bir ilkenin ortaklığa yön vermesinin amaçlandığını göstermek için cümleyi örnekteki resmî edilgen yapıyla tamamlayın: Their partnership ____ trust, not suspicion.

Cevabı göster

was to be governed by

Anlatım akışı

respect and coexistence instead of fear and violence: bir çerçeveyi seçip diğerini reddetmek

Bu ifade, instead of ifadesinin iki yanına yapıları paralel iki değer çifti yerleştirir. Respect and coexistence ilişki için tercih edilen temeldir; fear and violence ise reddedilen temeldir. A instead of B kalıbı mesajı bir değiştirme olarak düzenler: durumu B ile değil A ile anlayın. Hem istenen yaklaşımı hem de bir kenara bırakılan yaklaşımı adlandırarak konuyu yeniden çerçevelemeye yardımcı olur.

Alıştırma

İlk yaklaşımı tercih edilen seçenek olarak gösterip ikincisini reddeden örnekteki ifadeyi kullanın: The team chose calm discussion ____ angry accusations.

Cevabı göster

instead of

And indeed, Anlatım akışı

4:44

Ve nitekim,

Anlatım akışı

And indeed: bir iddiayı kanıtla doğrulamak

And indeed cümle başında kullanılan bir söylem belirleyicisidir. And yeni ifadeyi önceki kısma bağlarken indeed önceki iddianın doğru olduğunu ya da gözlemlerle örtüştüğünü belirtir. Dinleyiciyi, önceki noktayı doğrulayan bir olguya, örneğe veya gözleme hazırlar. Buradaki temel görevi bilgiyi düzenlemektir: önce iddia, ardından onu destekleyen kanıt gelir.

Alıştırma

Bu metinde And indeed neyi bildiriyor?

  1. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçer.
  2. Sonraki nokta önceki ifadeyi doğrular veya destekler.
  3. Sonraki nokta önceki ifadeyle çelişir.
Cevabı göster

Sonraki nokta önceki ifadeyi doğrular veya destekler.

Komodo dragons generally avoid humans unless something like rotting flesh is also on the menu. Deyimler

4:45

Komodo ejderleri, menüde çürüyen et gibi bir şey olmadığı sürece genellikle insanlardan kaçınırlar.

Deyimler

unless ... is on the menu: yiyecek bulunduğunda ortaya çıkan istisna

Unless genel ifadeye getirilen istisnayı belirtir: Komodo ejderleri normalde insanlardan uzak durur, ancak çürümüş et gibi bir şey varsa durum değişebilir. On the menu burada mecazidir. Gerçek bir restoran menüsü yoktur; ifade “yiyecek olarak mevcut” ya da “bir hayvanın yiyebileceği şeylerden biri” anlamına gelir. Something like, çürümüş etin tek olası çekici unsur değil, bir örnek olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “yiyecek olarak mevcut” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The fox ignores the campsite unless leftovers are ____.

Cevabı göster

on the menu

If you encounter a Komodo, Dilbilgisi

4:52

Bir Komodo ile karşılaşırsanız,

try to stay calm and avoid sudden movements that could pique their curiosity. Kalıp ifadeler

4:54

sakin kalmaya çalışın ve meraklarını uyandırabilecek ani hareketlerden kaçının.

Dilbilgisi

If you encounter a Komodo, try to stay calm: koşul ve eylem tavsiyesi

If you encounter a Komodo olası bir koşulu belirtir. Durum gelecekte gerçekleşebilecek olsa da if'ten sonra İngilizce geniş zaman biçimi encounter kullanılır. Try to stay calm, o durumda ne yapılması gerektiğini söyleyen emir biçiminde bir tavsiyedir. Bu koşul + eylem kalıbı güvenlik talimatlarında yaygındır: If + geniş zaman, (try to) + fiilin yalın hâli.

Alıştırma

Güvenlik tavsiyesini vurgulanan kalıpla tamamlayın: If you encounter a problem, ____ calm.

Cevabı göster

try to stay

Kalıp ifadeler

could pique their curiosity: olası bir etkiyi ifade etmek

Pique their curiosity, onların merakını uyandırmak, yani daha fazlasını öğrenmek istemelerini sağlamak demektir. Burada ani hareketler olası nedendir; could ise sonucun kesin değil, olası olduğunu gösterir. Pique, curiosity veya interest ile sık kullanılan bir fiildir. Their, kimin merakının etkilendiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi ‘onların merakını uyandırmak’ anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The campers found a mysterious message that could ____.

Cevabı göster

pique their curiosity

You're better off orienting yourself behind them or to their side. Kalıp ifadeler

5:00

Onların arkasına veya yanına geçmeniz daha iyi olur.

Kalıp ifadeler

You're better off orienting yourself: be better off doing yapısı

Be better off doing something, bir şeyi yapmanın daha mantıklı, güvenli veya yararlı bir seçenek olduğu anlamına gelir. Doğrudan emir vermek yerine bir seçeneği daha iyi olarak sunup tavsiyede bulunur. Yapı be + better off + fiilin -ing biçimidir. Burada orienting yourself, başkalarına göre kendi konumunu ve baktığın yönü ayarlamak anlamına gelir. Konuşmacı, onların arkasına veya yan tarafına geçmeni öneriyor.

Alıştırma

Tavsiyeyi better off ve wait fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: You're ____ until the rain stops.

Cevabı göster

better off waiting

If one gets close,

5:04

Eğer biri yaklaşırsa,

you could grab a stick and push it against their shoulder or hit their sensitive foreheads.

5:05

bir sopa alıp omzuna itebilir veya hassas alınlarına vurabilirsiniz.

And in the rare event one chases you, Kalıp ifadeler

5:12

Ve nadiren de olsa biri sizi kovalarsa,

Kalıp ifadeler

in the rare event one chases you: düşük olasılıklı bir koşul

In the rare event (that) + yan cümle, “bu düşük olasılıklı durum gerçekleşirse” anlamına gelir. Burada event, planlanmış bir etkinliği değil, meydana gelebilecek bir olayı ifade eder. one chases you ifadesinden önce isteğe bağlı olan that sözcüğü çıkarılmıştır; one ise daha önce sözü edilen grubun bir üyesini belirtir. Bu ifade, dinleyeni bir tepkiye hazırlarken koşulun gerçekleşme olasılığının düşük olduğunu gösterir. And, ifadeyi önceki bilgiye bağlar; sondaki virgül ise ana sonucun veya talimatın devam edeceğini gösterir.

Alıştırma

Düşük olasılıklı bir durumla ilgili resmî güvenlik duyurusuna en uygun cümle hangisidir?

  1. Because the backup system fails, call this number.
  2. When the backup system fails, call this number.
  3. In the rare event the backup system fails, call this number.
Cevabı göster

In the rare event the backup system fails, call this number.

try outrunning them, climbing a tree, or jumping into the ocean, Dilbilgisi

5:14

onlardan daha hızlı koşmayı, bir ağaca tırmanmayı veya okyanusa atlamayı deneyin,

Dilbilgisi

try outrunning ... climbing ... or jumping: try + paralel -ing biçimleri

Burada try + -ing, bir eylemi olası bir yöntem olarak deneyip işe yarayıp yaramadığına bakmak anlamına gelir. Outrunning them, climbing a tree ve jumping into the ocean üç olası yöntemdir; vurgu, üç hedefi gerçekleştirmek için çaba göstermekte değildir. Üç -ing biçimi, try fiilinin paralel tümleçleridir. Tek bir try ile yöntemler listelenirken eylemler aynı dil bilgisi biçiminde tutulur: try doing A, doing B, or doing C.

Alıştırma

Paralel listeyi restart fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: If the printer stops, try checking the cable or ____ the printer.

Cevabı göster

restarting

because they can run fast over short distances, Kalıp ifadeler

5:19

çünkü kısa mesafelerde hızlı koşabilirler,

Kalıp ifadeler

over short distances: mesafe aralığını belirten over

Over short distances, kısa mesafeli bir aralık içinde anlamına gelir. Burada over, bir yeteneğin veya performansın geçerli olduğu mesafeyi belirtir; yukarısında anlamına gelmez. Aralık belirten bu over kullanımı hız, iletişim, ölçüm veya değişim anlatılırken sık görülür. Bir şeyin belirli bir mesafe veya süre içinde hızlı, etkili ya da fark edilir olduğunu gösterebilir.

Alıştırma

Bu cümlede over short distances ne anlama gelir?

  1. kısa bir mesafeden daha uzağa gittikten sonra
  2. güzergâhın üzerinde bir yükseklikte
  3. kısa mesafeli bir aralık içinde
Cevabı göster

kısa mesafeli bir aralık içinde

but they're no marathon runners. Deyimler

5:22

ancak maraton koşucusu değillerdir.

Deyimler

They're no marathon runners: no + isim ile değerlendirme

Burada they're no marathon runners, onların gerçekten bir yarışa katıldığı anlamına gelmez. Maraton koşucuları uzun mesafelerde güçlü dayanıklılığı temsil eder; dolayısıyla konuşmacı bu hayvanların uzun süre koşmakta iyi olmadığını anlatır. be + no + isim kalıbı, birinin veya bir şeyin o türden bir kişi ya da şey sayılamayacağını belirtir. Genellikle not ile kurulan düz bir olgu cümlesinden daha canlı ve değerlendirme içeren bir tınıya sahiptir.

Alıştırma

“Leo can run fast for a minute, but he's no marathon runner,” cümlesindeki vurgulanan düşünce ne anlama gelir?

  1. Uzun mesafe koşusunda iyi değildir.
  2. Bir maratona katılmıştır.
  3. Profesyonel bir uzun mesafe koşucusudur.
Cevabı göster

Uzun mesafe koşusunda iyi değildir.

And large Komodos can't climb trees anymore and tend to avoid water. Kalıp ifadeler

5:24

Ve büyük Komodolar artık ağaçlara tırmanamazlar ve sudan kaçınma eğilimindedirler.

Kalıp ifadeler

tend to avoid water: genel bir eğilimi anlatma

Tend to + fiilin yalın hâli, istisnalara izin vererek bir şeyin genellikle gerçekleştiğini veya genel olarak doğru olduğunu belirtir. Bu cümlede tend to avoid, büyük Komodo ejderlerinin genellikle sudan uzak durduğunu söyler; suya hiç girmediklerini söylemez. Yapı tend to + avoid + isim şeklindedir: tend to ifadesinden sonra fiilin yalın hâli olan avoid gelir ve avoid, water ismini nesne olarak alabilir.

Alıştırma

Mutlak bir kuralı değil, genel bir eğilimi göstermek için tend to ve avoid kullanın: Shy cats ____ noisy rooms.

Cevabı göster

tend to avoid

It's also worth noting that if you did end up in this situation, Notlar

5:30

Şunu da belirtmekte fayda var ki, eğer bu duruma düştüyseniz,

Anlatım akışı

It's also worth noting that: önemli bir nokta eklemek

It's also worth noting that, konuşanın dinleyenin dikkat etmesini istediği ek bir bilgiyi sunar. also, bunun daha önce söylenenlere ek olduğunu gösterirken worth noting bu bilginin önemini artırır. that sonrasındaki yan cümle asıl bilgiyi verir. Bu kalıp, sırada konuyla ilgili bir nokta daha olduğunu göstererek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Standart kalıbı note fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: It's also worth ____ that the library is closed on public holidays.

Cevabı göster

noting

Dilbilgisi

did end up in this situation: nihai sonucu vurgulamak

End up in this situation, genellikle planlanmamış bir sonuç olarak kişinin sonunda kendini bu durumda bulması anlamına gelir. Did, end fiilinin yalın hâlinden önce gelen vurgulayıcı bir yardımcı fiildir. Bu if cümleciğinde gerçekten böyle olsaydı veya kendini gerçekten orada bulsaydın anlamını ekleyerek olasılığı daha canlı hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi end up in kalıbının vurgulu biçimiyle tamamlayın: Despite following the map, we ____ the wrong neighborhood.

Cevabı göster

did end up in

it's probably because you illegally ventured into a protected area without an experienced guide. Kelime

5:34

bu muhtemelen koruma altındaki bir alana deneyimli bir rehber olmadan yasadışı olarak girdiğiniz içindir.

Kelime

illegally ventured into a protected area: koruma altındaki bir alana yasa dışı ve riskli biçimde girmek

Burada illegally, eylemin bir yasayı veya hukuken bağlayıcı bir kuralı ihlal ettiğini belirtir; yalnızca oraya girmenin akıllıca olmadığını söylemez. A protected area, yasalarla korunan ve çoğu zaman giriş kısıtlamalarına tabi olan kara ya da su alanıdır. Venture into, yabancı, riskli veya zorlu olabilecek bir yere girmek anlamına gelir. Sözcükler birlikte, durumu sıradan bir ziyaret olarak değil, yasal bir sınırı aşan riskli bir giriş olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede "illegally ventured into a protected area" ne anlatıyor?

  1. Ziyaretçileri güvende tutmak için tasarlanmış bir yere sıradan bir ziyaret yaptılar.
  2. Bir alanı korumaktan sorumlu rehberler oldular.
  3. Yasalarla korunan bir yere riskli biçimde girdiler ve bir giriş kısıtlamasını ihlal ettiler.
Cevabı göster

Yasalarla korunan bir yere riskli biçimde girdiler ve bir giriş kısıtlamasını ihlal ettiler.

So, better to just avoid doing that to begin with. Ton ve niyet

5:41

Bu yüzden, en baştan bunu yapmaktan kaçınmak en iyisidir.

Ton ve niyet

better to ... avoid doing that to begin with: bunu en baştan yapmamak daha iyi

Better to ..., tavsiye vermek için kullanılan It's better to ... ifadesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. To sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli gelir; avoid ise -ing biçimi alır: avoid doing doğrudur, avoid to do değildir. Burada to begin with “en baştan” veya “ilk etapta” anlamına gelir. Önleyici mesajı güçlendirir: sonuçları daha sonra düzeltmek yerine, eylemi hiç yapmamak gerekir.

Alıştırma

Avoid sözcüğünü ve “ilk etapta” anlamına gelen ifadeyi kullanarak tavsiyeyi tamamlayın: It's better to ____ that ____.

Cevabı göster

avoid doing · to begin with

Ready to keep learning?

5:45

Öğrenmeye devam etmeye hazır mısınız?

Watch these videos to either challenge what you think you know

5:47

Bildiklerinizi sorgulamak için

or learn more about what you don't.

5:51

veya bilmedikleriniz hakkında daha fazla şey öğrenmek için bu videoları izleyin.

Subscribe and stay curious.

5:54

Abone olun ve meraklı kalın.