Yetişkin Bluey Evi Ziyaret Ediyor 👀💙 | YEPYENİ KLİP - Sürpriz 🎾 | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Aile içinde geçen bir hayalî oyun sahnesinde baba, farklı olduğu için Finucan’ı rahatlatır, Bluey ona bakmayı seçer ve daha sonra eve yapılan ziyaret küçük bir sürprize dönüşür. Başlıca İngilizce noktaları: 1. hold you back. — Öbeksi Fiiller: Bunun birinin ilerlemesini ya da gelişmesini engellemek anlamına geldiğini öğrenirsin; böylece bir zorluğun kişinin geleceğini sınırlamayacağını söyleyen cesaret verici ifadeleri anlayabilirsin. 2. got your back. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bunu birinin sırtıyla ilgili gerçek anlamlı bir söz olarak değil, destek olma ve koruma sözü olarak tanımayı öğrenirsin. 3. pop by. — Öbeksi Fiiller: Kısa ve samimi bir ziyareti anlatan gündelik bir ifadeyi öğrenirsin; biri uğradığında bunun fazla ciddi ya da çok önceden planlanmış gibi duyulmamasını sağlar.
Bu derste
Dostça teslim veya tamamlanma ifadesi olarak There you go
Bu cümlede There you go, konuşanın bir şeyi verme, yerleştirme veya düzenleme işini bitirdiğinde kullandığı günlük bir ifadedir. “İşte” ya da “Tamamdır” gibi bir anlam taşır; Finucan’ın bir yere gittiğini anlatmaz. Kesin çeviri yapılan harekete göre değişir, ancak ifade küçük bir teslimin veya tamamlanan bir işin dostça biçimde bittiğini gösterir.
Alıştırma
Bir barista içeceğinizi tezgâha koyup “There you go.” diyor. Bu ifade burada ne anlama gelir?
- Şu yere git.
- İçeceğiniz hazır, buyurun.
- İçeceğiniz götürüldü.
Cevabı göster
İçeceğiniz hazır, buyurun.
Rahatlatıcı bir söz olarak I'll be right here
I'll be right here, I will yapısını kullanarak önümüzdeki kısa süre için bir söz verir: konuşan kişi yakında kalacaktır. Bu bağlamda söz, dinleyicinin yalnız bırakılmayacağını göstererek onu rahatlatır. Right, here sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle right here “tam burada” veya “çok yakında” demektir. “Sağ tarafta” anlamına gelmez.
Alıştırma
Gergin bir çocuk, randevu sırasında ayrılıp ayrılmayacağınızı soruyor. Hangi yanıt yakında kalacağınızı en açık biçimde söyleyerek onu rahatlatır?
- I'll see you another day.
- I'll be right here with you.
- I'll wait somewhere outside.
Cevabı göster
I'll be right here with you.
little mate: sıcak ve sevecen bir hitap
Bu cümlede little mate, bir çocuğa veya küçük bir dosta sıcak biçimde seslenmenin yoludur. Sevgi ve güven verme duygusu katar; kişinin konuşanla ilişkisini kelimesi kelimesine tanımlamaz. Gündelik Britanya ve Avustralya İngilizcesinde mate, arkadaşça bir hitap olarak kullanılabilir. Buradaki little yalnızca küçük bedeni anlatmaz; hitaba daha koruyucu ve çocuğa yönelik bir ton katar.
Alıştırma
Bu cümlede little mate ne işe yarıyor?
- Kişiyi resmî olarak bir iş arkadaşı diye tanımlar.
- Kişinin birinin eşi olduğunu söyler.
- Bir çocuğa veya küçük bir dosta sıcakça seslenir.
Cevabı göster
Bir çocuğa veya küçük bir dosta sıcakça seslenir.
have to talk to him: gerekli bir eylemi anlatma
have to talk to him ifadesinde have to, bir kural, görev ya da durum nedeniyle onunla konuşmanın gerekli olduğunu gösterir. Yalnızca konuşmayı istemekten veya seçmekten daha güçlüdür. Yapı have to + fiilin yalın hâli şeklindedir: have to talk. Ardından talk, konuşulan kişiden önce to alır: talk to him. Buradaki have, gereklilik yapısının parçasıdır; “sahip olmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi have to ile tamamlayın: Because the deadline is fixed, we ____ send the report by noon.
Cevabı göster
have to
Will do: bir isteği yerine getireceğine dair kısa söz
Will do, “Tamam, istediğin şeyi yapacağım” anlamına gelen kısa bir yanıttır. Özne olan I söylenmez; do ise daha önce belirtilen görevin yerini tutar. Bir isteği, hatırlatmayı veya görevlendirmeyi, eylemi tekrar etmeden kabul etmek için kullanılır. Gelecekte yapma sözü verir; görevin zaten bittiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada öğretilen kısa ifadeyle yanıtı tamamlayın: "Please lock the door when you leave." — "____."
Cevabı göster
Will do
Um oh look, you've got your very own bed. Kalıp ifadeler
0:17Hım oh bak, kendine ait bir yatağın var.
your very own bed: kişisel sahipliğe güçlü vurgu
your very own bed ifadesinde very, bed sözcüğünü değil own sözcüğünü güçlendirir. İfade, paylaşılan veya yalnızca kullanılan bir yatak yerine özellikle sana ait bir yatağı anlatır. İyelik sözcüğü + very own + isim kalıbı sıcak ve duygusal bir vurgu katar. Çoğu zaman sahip olunan şeyi özel, heyecan verici veya kutlanmaya değer gösterir.
Alıştırma
“Tamamen sana ait” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After sharing a desk for months, you finally have your ____ desk.
Cevabı göster
very own
How good's that?: coşkulu ve olumlu bir tepki
How good's that? biçim olarak bir sorudur, ancak burada coşkulu ve olumlu bir değerlendirme işlevi görür: “Bu gerçekten harika!” demeye yakındır. Konuşan kişi sevincini paylaşır ve karşısındakini cesaretlendirir; dikkatli bir puanlama istemez. Bu günlük kullanımda good's, good is ifadesinin kısaltmasıdır. Bu nedenle tam biçim How good is that? olur. Bağlam ve heyecanlı söyleyiş, sorunun bir ünlem gibi kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Bu bağlamda konuşan kişi How good's that? diyerek ne yapıyor?
- Kalite hakkında dikkatli bir değerlendirme istiyor
- Bir şeyin mükemmel olduğunu coşkuyla söylüyor
- Bir şeyin hayal kırıklığı yarattığından yakınıyor
Cevabı göster
Bir şeyin mükemmel olduğunu coşkuyla söylüyor
It's just you've got something going on with your head and your body. Notlar
0:23Sadece başın ve vücudunla ilgili bir şeyler var gibi.
It's just: hassas bir açıklamayı yumuşatmak
It's just, ardından gelen nedeni veya açıklamayı daha az sert ya da endişe verici gösterecek şekilde sunar. Burada konuşan kişi fiziksel bir sorunu dikkatle tarif ettiği için just, ardından gelen durumu sınırlı bir şey gibi çerçeveler ve ifadenin gücünü azaltır. Buradaki just, “biraz önce” anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen günlük kalıp It's just + yan cümledir; dikkatli bir açıklama, mazeret veya düzeltme eklemek için sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki iki sözcüklü yumuşatıcı başlangıçla tamamlayın: ____ I don't want anyone to get hurt.
Cevabı göster
It's just
something going on with: ne olduğu belirtilmeyen bir sorun
something going on with + kişi ya da şey yapısında something durumu belirsiz bırakır; going on ise “olmak” veya “yaşanmak” anlamına gelir ve çoğu zaman bir şeylerin normal olmadığını ima eder. Burada ifade, bir tanı belirtmeden başı ve vücudu etkileyen, nedeni açıklanmamış bir soruna işaret eder. Doğrudan there is a problem demekten daha yumuşak ve daha az kesindir. Belirtiler fark edildiği hâlde kesin neden bilinmediğinde bir endişeyi anlamak veya anlatmak için bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
“There's something going on with the heating,” cümlesinde something going on with en doğal olarak ne anlama gelir?
- Isıtma sisteminde bir sorun var gibi görünüyor, ancak kesin nedeni belli değil.
- Bir kişi ısıtma sistemiyle birlikte bir yere gidiyor.
- Isıtma sistemi tam olarak planlandığı gibi devam ediyor.
Cevabı göster
Isıtma sisteminde bir sorun var gibi görünüyor, ancak kesin nedeni belli değil.
don't worry: bir endişeden sonra güven vermek
Don't worry biçim olarak bir emir cümlesidir, ancak burada güven vermek için kullanılır: konuşan kişi dinleyicinin kaygılanmasına gerek olmadığını söyler. Bu, bir eleştiri veya duygularını kontrol etme emri değildir. Endişe verici bir konudan söz edildikten sonra Don't worry konuşmayı teşvik edici bir söze, bir nedene veya bir çözüme yöneltebilir. Tam cümlede But da bu değişimi belirtmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? “Don't worry, I'll help you,” cümlesindeki Don't worry, dinleyiciyi endişelendiği için suçlamak yerine ona güven verir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
hold you back: ilerlemeni engellemek
Bu cümlede hold you back, “ilerlemeni veya yapabileceğin şeyleri yapmanı engellemek” demektir. Engel bir durum, korku, para eksikliği ya da başka bir zorluk olabilir. Bu, birinin seni fiziksel olarak geriye çekmesini değil, soyut bir kısıtlamayı anlatır. Hold back, nesnesi bir kişi olduğunda ayrılabilen bir fiildir. Zamir, hold ile back arasına gelir: hold you back veya hold me back.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: One bad result won't ____.
Cevabı göster
hold you back
You know why?: nedeni tanıtan kısa soru
Burada You know why?, ardından gelecek olanları düzenleyen kısa bir sorudur. Konuşan kişi esas olarak dinleyicinin nedeni bilip bilmediğini kontrol etmez; nedeni hemen kendisi söylemeyi planlar. Bu soru kısa bir duraklama yaratır ve dikkati açıklamaya çeker. Konuşmada bu soru-cevap düzeni, nedeni daha önemli veya cesaret verici gösterebilir.
Alıştırma
Bir kişi şöyle diyor: “We will be fine. You know why? We prepared carefully.” Burada You know why? ne yapıyor?
- Açıklama yapmadan konuyu bitirmek
- Dinleyicinin bir cevabı ezberleyip ezberlemediğini sınamak
- Konuşanın birazdan vereceği nedeni tanıtmak
Cevabı göster
Konuşanın birazdan vereceği nedeni tanıtmak
You've got a whole bunch of brothers and sisters who've got your back. Notlar
0:34Arkanda duran bir sürü erkek ve kız kardeşin var.
a whole bunch of: gündelik dilde büyük bir miktar
A whole bunch of, bir şeyin sayısının veya miktarının çok olduğunu belirten gündelik bir miktar ifadesidir. Bu cümlede brothers and sisters sözlerini niteler; yani kesin bir sayı vermeden kardeşlerin çok olduğunu vurgular. Whole, a bunch of ifadesini güçlendirir. Bunch burada gerçek anlamıyla kullanılmaz; insanların fiziksel olarak bir demet hâlinde bağlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört kelimelik gündelik miktar ifadesiyle tamamlayın: There are ____ bicycles outside the library.
Cevabı göster
a whole bunch of
got your back: birini desteklemek ve korumak
Have got someone's back, özellikle biri zor bir durumdayken onu desteklemek, savunmak veya korumak anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Who've got your back bölümünde kardeşler, sana destek olacak güvenilir kişiler olarak anlatılır. Who've, who have ifadesinin kısaltmasıdır; have got burada have gibi şimdiki bir durumu belirtir. Got, cümleyi basit geçmiş zamana dönüştürmez ve back sözcüğü bir vücut bölümünü gerçek anlamıyla anlatmak yerine deyimin parçasıdır.
Alıştırma
Güvence cümlesini dersteki üç kelimelik deyimle tamamlayın: Go ahead and present our plan. I've ____.
Cevabı göster
got your back
behind you all the way: sonuna kadar desteklemek
Burada be behind someone, fiziksel olarak birinin arkasında durmak değil, o kişiyi desteklemek anlamına gelir. Your mum and I are behind you, anne ve babanın dinleyenin tarafında olduğunu ve ona yardım edip cesaret vereceğini anlatır. All the way bu sözü güçlendirir: destek, zorluklar yaşansa bile bütün süreç boyunca devam edecektir.
Alıştırma
Cümleyi ‘bütün süreç boyunca seni desteklemek’ anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Whatever happens during the competition, we're ____.
Cevabı göster
behind you all the way
'cause: because sözcüğünün gündelik kısa biçimi
'Cause, because sözcüğünün gündelik ve kısaltılmış biçimidir. Bir neden sunar; bu cümlede 'cause we're a family, destek sözünün nedenini açıklar. Baştaki kesme işareti, because sözcüğünün başlangıcındaki seslerin atıldığını gösterir. Diyalog veya altyazı okurken neden-sonuç bağlantısını izlemek için 'cause ifadesini zihninizde because olarak açabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi because sözcüğünün vurgulanan gündelik biçimiyle tamamlayın: I wore a jacket ____ it was cold outside.
Cevabı göster
'cause
mean the world to us: bizim için son derece önemli olmak
mean the world to someone, birinin başka biri için son derece önemli, çok sevilen veya değer verilen biri olduğunu anlatan bir deyimdir. Bu cümlede us, bu duyguyu hisseden kişileri gösterir; world coğrafi ya da gerçek anlamıyla kullanılmaz. Kalıp A means the world to B şeklindedir. A’yı kimin çok önemli bulduğunu göstermek için B yerine me, him, her veya them kullanılabilir.
Alıştırma
Bu bağlamda You mean the world to us ne anlama gelir?
- Bize gezegen hakkında bilgi veriyorsun.
- Bizim için son derece önemlisin.
- Dünyanın her yerini geziyorsun.
Cevabı göster
Bizim için son derece önemlisin.
look after him: biriyle ilgilenmek
Look after someone, birine bakmak, onun güvende ve iyi olmasına yardımcı olmak anlamına gelir. I'll look after him cümlesinde konuşan kişi onun sorumluluğunu üstlenmeye söz verir. look after ifadesini tek bir bütün olarak düşünün. Nesne tüm ifadenin ardından gelir: look after him, look after the baby, look after a pet.
Alıştırma
Cümleyi, look sözcüğüne ifadeye bakmak veya ilgilenmek anlamını veren kelimeyi ekleyerek tamamlayın: Can you ____ my cat while I'm away?
Cevabı göster
look after
take the others to daycare: birini bir yere götürmek
take the others to daycare ifadesinde take, insanları bir varış noktasına götürmek veya ulaştırmak anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp take + person + to + place şeklindedir. Burada the others diğer çocukları, daycare ise onların gideceği yeri belirtir. Bu take kullanımı bir nesneyi elde tutmak veya taşımak anlamına gelmez. İnsanları yürüyerek, arabayla ya da başka bir şekilde bir yere ulaştırmayı anlatabilir.
Alıştırma
take + person + to + place kalıbını tamamlayın: Please ____ Leo ____ school before eight.
Cevabı göster
take · to
You sure?: Are you sure? ifadesinin gündelik kısa biçimi
You sure?, Are you sure? sorusunun gündelik konuşmada kullanılan kısa ve samimi biçimidir. Baştaki are fiili söylenmez, ancak soru tonlaması ve bağlam bunun bir doğrulama sorusu olduğunu göstermeye devam eder. Karşıdaki kişinin bir seçimden, söylediği bir şeyden veya tekliften emin olup olmadığını sorar. Ses tonuna göre ilgi, şaşkınlık ya da hafif kuşku ifade edebilir.
Alıştırma
You sure? sorusunun tam biçimi hangisidir?
- Are you sure?
- Have you sure?
- Do you sure?
Cevabı göster
Are you sure?
Beklentiyi kontrol eden olumsuz soru You don't want to ...?
Bu bir olumsuz sorudur. Tarafsız bir soru yalnızca karşıdaki kişinin ne istediğini sorardı. Burada konuşan kişi, karşıdakinin oyun oynamak isteyeceğini zaten düşünmüştür ve bu beklentisinin yanlış olup olmadığını kontrol eder. Bu sahnede soru suçlama değil, hafif bir şaşkınlık ve ilgi gösterir. Olumsuz sorular çoğu zaman konuşanın nasıl bir cevap beklediğini belli eder.
Alıştırma
You don't want to play your game? burada en doğal olarak hangi tutumu ifade eder?
- Konuşan kişi, karşıdakine oyun oynamayı bırakması için sert bir emir veriyor.
- Konuşan kişi, karşıdakinin oyun oynamak isteyeceğini bekliyordu ve şaşırtıcı bir değişikliği kontrol ediyor.
- Konuşan kişi, karşıdakinin bir oyuna sahip olup olmadığını tarafsızca soruyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi, karşıdakinin oyun oynamak isteyeceğini bekliyordu ve şaşırtıcı bir değişikliği kontrol ediyor.
Nazikçe reddetmek için No, I'm okay.
Bu cevapta No, konuşan kişinin önerilen etkinliği istemediğini doğrular; I'm okay ise mevcut durumun uygun olduğunu ve bunu yapmasına gerek olmadığını anlatır. Burada asıl konu sağlık değildir. I'm okay, reddetmeyi daha yumuşak hâle getirir ve karşıdaki kişiyi rahatlatır. Anlamı, daha önce gelen teklif veya soruya bağlıdır.
Alıştırma
Birisi size bir fincan daha çay teklif ediyor. No, I'm okay, thanks en doğal olarak ne anlama gelir?
- Hayır; sağlığımın iyi olduğunu bildiriyorum.
- Hayır; soruyu duymadım.
- Hayır, teşekkürler; daha fazla çaya ihtiyacım yok.
Cevabı göster
Hayır, teşekkürler; daha fazla çaya ihtiyacım yok.
That's the thing about kids: genel bir gözlem sunmak
That's the thing about + kişi veya konu kalıbı, adı geçen kişi ya da konunun dikkat çekici veya tipik bir özelliğini sunar. Burada ilk cümle kids sözcüğünü konu olarak ortaya koyar, sonraki cümle de özelliği açıklar: çocuklar insanları tekrar tekrar şaşırtır. Bu kalıp, konuşanın belirli bir olaydan daha genel bir yoruma geçmesine yardımcı olur. Buradaki thing somut bir nesne değil, özellik veya temel nokta anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört kelimelik kalıpla tamamlayın: ____ old houses: every room has a surprise.
Cevabı göster
That's the thing about
They're always surprising you: always + present continuous
Always + present continuous, bir eylemin tekrar tekrar gerçekleştiğini anlatırken konuşanın bu tekrar karşısındaki tepkisini de gösterebilir. They're always surprising you cümlesinde tekrarlanan sürprizler sıcak ve takdir dolu bir duyguyla karşılanır. Buradaki continuous yapı yalnızca şu anda gerçekleşen bir eylemi anlatmaz. They always surprise you ile karşılaştırıldığında tekrarı daha canlı hissettirir ve konuşanın kişisel değerlendirmesini daha belirgin kılar.
Alıştırma
Hangi cümle, tarafsız bir alışkanlıktan ziyade konuşanın hoşuna giden ve onu gülümseten tekrarlı bir eylemi en iyi anlatır?
- Leo's always coming up with clever solutions.
- Leo came up with a clever solution.
- Leo always thinks of clever solutions.
Cevabı göster
Leo's always coming up with clever solutions.
What a + sıfat + tekil isim ünlem yapısı
What burada soru sormaz. What a + sıfat + tekil sayılabilen isim ünlem yapısını başlatır ve isim hakkında güçlü bir değerlendirme bildirir. Bu cümlede konuşan kişi beklenmedik bir ziyarete sıcak bir şekilde karşılık verir. It is a lovely surprise gibi tarafsız bir cümle aynı temel bilgiyi aktarır, ancak What a... duyguyu öne çıkarır.
Alıştırma
Ünlemi What a + adjective + singular noun yapısıyla tamamlayın: ____ clever idea!
Cevabı göster
What a
Niyeti yumuşatan I just thought I'd... başlangıcı
I just thought I'd... bir eylemi kesin bir plan veya talep yerine küçük ve gündelik bir fikir gibi sunar. Burada habersiz ziyareti hafif ve samimi gösterir. I'd burada I would kısaltmasıdır ve ardından fiilin yalın hâli gelir: I just thought I'd pop by. Bu kullanımda just esas olarak eylemin ağırlığını azaltır; mutlaka “az önce” anlamına gelmez.
Alıştırma
I just thought I'd... yumuşatma başlangıcını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ bring over the book you lent me.
Cevabı göster
I just thought I'd
pop by: kısa ve samimi bir ziyaret
Burada pop by, “kısa ve samimi bir ziyarette bulunmak, uğramak” anlamına gelir. Bu bir öbek eylemdir; dolayısıyla pop burada aniden hareket etmek veya patlamak şeklindeki gerçek anlamını taşımaz. Bu ifade ziyareti rahat ve karşı tarafa yük bindirmeyen bir durum gibi gösterir. Genellikle konuşanın kısa süre kalacağını veya resmî bir plan yapılmadığını düşündürür.
Alıştırma
Kısa ve samimi bir ziyareti anlatan vurgulanmış öbek eylemle cümleyi tamamlayın: I have your charger. I'll ____ after lunch and give it back.
Cevabı göster
pop by
It's so good to see you: yeniden buluşmada sıcak bir selamlaşma
It's so good to see you, önceden tanıdığınız birini gördüğünüz için mutlu olduğunuzu belirten sıcak bir selamlaşmadır. Good, o kişiyi görme deneyimini niteler; “sen iyi birisin” anlamına gelmez. So duyguyu güçlendirir. Cümlenin tamamı Nice to see you ifadesinden daha sıcak ve duyguludur; özellikle uzun bir ayrılıktan sonraki buluşmalara veya beklenmedik ziyaretlere uygundur.
Alıştırma
İki yıldır görmediğiniz bir arkadaşınızla karşılaşıyorsunuz. Onu yeniden gördüğünüz için mutlu olduğunuzu en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?
- It's so good to see you.
- You look good.
- Nice to meet you.
Cevabı göster
It's so good to see you.
I hear you: birinin söylediklerini anladığınızı belirtmek
Konuşma dilinde I hear you çoğu zaman “ne söylediğini veya ne hissettiğini anlıyorum” anlamına gelir. Yalnızca bir sesin duyulduğunu bildirmek yerine bir görüşü, kaygıyı, isteği veya şikâyeti anladığınızı gösterir. Buradaki kısa yanıt, diğer kişinin mesajının alındığını gösterir. Tek başına konuşanın aynı fikirde olduğunu veya bir şey yapacağına söz verdiğini belirtmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “This plan feels unfair.” diyor. Kaygısını anladığınızı ancak aynı fikirde olmanızın gerekmediğini gösteren yanıt hangisidir?
- I hear you.
- I can hear you.
- I agree with you.
Cevabı göster
I hear you.
out the back: bir binanın arkasındaki dış alan
Samimi Britanya ve Avustralya İngilizcesinde out the back, bir evin veya başka bir binanın arka tarafındaki dış alanda, çoğu zaman arka bahçede bulunmak anlamına gelir. Bu cümlede Bingo’nun nerede olduğunu belirtir. The back binanın arkasındaki dış alanı ifade eder. Bu nedenle out the back, bu İngilizce çeşitlerinde başka bir edata ihtiyaç duymayan, eksiksiz bir bölgesel yer ifadesidir.
Alıştırma
“The dog is out the back near the shed,” cümlesinde out the back ne anlama gelir?
- Evin içindeki arka bölümde.
- Evin veya binanın arkasında, dışarıda.
- Arka kapıdan dışarı çıkarken.
Cevabı göster
Evin veya binanın arkasında, dışarıda.
is looking good: şu andaki olumlu izlenim
is looking good ifadesinde look, bakışlarını bir yere yöneltme eylemi değil, “görünmek” veya “gibi durmak” anlamındaki bir bağlayıcı fiildir. Good, evin görünüşünü tanımlar. is looking biçimi, bunu konuşanın şu andaki olumlu izlenimi olarak sunar. be looking good kalıbı bir kişinin, planın veya durumun şu anda nasıl göründüğünü anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Odanın şu anki görünüşünü övmek için look ve good sözcüklerini şimdiki zamanın sürekli biçiminde kullanın: After the fresh paint, the room ____.
Cevabı göster
is looking good
Can you believe Dad almost sold it? Anlatım akışı
1:47Babanın burayı neredeyse sattığına inanabiliyor musun?
Can you believe ...?: şaşırtıcı bilgi sunmak
Can you believe ...? şaşırtıcı bir bilgiyi soru kalıbı içinde sunar. believe sonrasındaki yan cümle haberi taşır; burada şaşırtıcı nokta Dad almost sold it ifadesidir. Konuşmada, konuşan kişi genellikle dinleyenin inanma becerisini sınamaz. Bu giriş, konuşanın şaşkınlığını gösterir ve dinleyeni tepki vermeye ya da aynı duyguyu paylaşmaya davet eder.
Alıştırma
Birini şaşkınlığınızı paylaşmaya davet eden ve believe içeren üç sözcüklü kalıbı kullanın: ____ Nina built this table by herself?
Cevabı göster
Can you believe
Are you ever going to let that go? — Eski meseleyi artık geride bırakmak
Burada let that go, “geçmişteki o meseleye takılı kalmayı veya onu yeniden gündeme getirmeyi bırakmak” demektir. That daha önce konuşulmuş bir şeye gönderme yapar; bırakılması gereken fiziksel bir nesneye değil. Are you ever going to...? biçim olarak geleceğe dair bir soru olsa da ever sabırsız bir meydan okuma katar: konuşan kişi, diğerinin bunu çok uzun süredir yaptığını düşünür. Ses tonuna ve aralarındaki ilişkiye göre cümle gerçek bir şikâyet ya da şakacı bir takılma olabilir.
Alıştırma
“Are you ever going to let that go?” diyen kişi büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Konuşan kişi, dinleyenin eski bir meseleye takılmayı veya onu yeniden anmayı bırakmasını istiyor.
- Konuşan kişi, dinleyenin gelecek planlarını tarafsız biçimde soruyor.
- Konuşan kişi, dinleyenin fiziksel bir nesneyi ne zaman bırakacağını soruyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi, dinleyenin eski bir meseleye takılmayı veya onu yeniden anmayı bırakmasını istiyor.