Yetişkin Bluey Evi Ziyaret Ediyor 👀💙 | YEPYENİ KLİP - Sürpriz 🎾 | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
233 kelime 162 kel/dk

Video özeti: Aile içinde geçen bir hayalî oyun sahnesinde baba, farklı olduğu için Finucan’ı rahatlatır, Bluey ona bakmayı seçer ve daha sonra eve yapılan ziyaret küçük bir sürprize dönüşür. Başlıca İngilizce noktaları: 1. hold you back. — Öbeksi Fiiller: Bunun birinin ilerlemesini ya da gelişmesini engellemek anlamına geldiğini öğrenirsin; böylece bir zorluğun kişinin geleceğini sınırlamayacağını söyleyen cesaret verici ifadeleri anlayabilirsin. 2. got your back. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bunu birinin sırtıyla ilgili gerçek anlamlı bir söz olarak değil, destek olma ve koruma sözü olarak tanımayı öğrenirsin. 3. pop by. — Öbeksi Fiiller: Kısa ve samimi bir ziyareti anlatan gündelik bir ifadeyi öğrenirsin; biri uğradığında bunun fazla ciddi ya da çok önceden planlanmış gibi duyulmamasını sağlar.

Bu derste

There you go, Finucan. Ton ve niyet

0:00

Al bakalım, Finucan.

Ton ve niyet

Dostça teslim veya tamamlanma ifadesi olarak There you go

Bu cümlede There you go, konuşanın bir şeyi verme, yerleştirme veya düzenleme işini bitirdiğinde kullandığı günlük bir ifadedir. “İşte” ya da “Tamamdır” gibi bir anlam taşır; Finucan’ın bir yere gittiğini anlatmaz. Kesin çeviri yapılan harekete göre değişir, ancak ifade küçük bir teslimin veya tamamlanan bir işin dostça biçimde bittiğini gösterir.

Alıştırma

Bir barista içeceğinizi tezgâha koyup “There you go.” diyor. Bu ifade burada ne anlama gelir?

  1. Şu yere git.
  2. İçeceğiniz hazır, buyurun.
  3. İçeceğiniz götürüldü.
Cevabı göster

İçeceğiniz hazır, buyurun.

Uh can the hospital be in the TV room?

0:01

Ih, hastane televizyon odasında olabilir mi?

No, it's under the tree.

0:04

Hayır, ağacın altında.

Okay.

0:06

Tamam.

Here you go.

0:08

Al bakalım.

Now,

0:09

Şimdi,

I'll be right here, little mate. Notlar

0:11

Ben tam buradayım, küçük dostum.

Ton ve niyet

Rahatlatıcı bir söz olarak I'll be right here

I'll be right here, I will yapısını kullanarak önümüzdeki kısa süre için bir söz verir: konuşan kişi yakında kalacaktır. Bu bağlamda söz, dinleyicinin yalnız bırakılmayacağını göstererek onu rahatlatır. Right, here sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle right here “tam burada” veya “çok yakında” demektir. “Sağ tarafta” anlamına gelmez.

Alıştırma

Gergin bir çocuk, randevu sırasında ayrılıp ayrılmayacağınızı soruyor. Hangi yanıt yakında kalacağınızı en açık biçimde söyleyerek onu rahatlatır?

  1. I'll see you another day.
  2. I'll be right here with you.
  3. I'll wait somewhere outside.
Cevabı göster

I'll be right here with you.

Kelime

little mate: sıcak ve sevecen bir hitap

Bu cümlede little mate, bir çocuğa veya küçük bir dosta sıcak biçimde seslenmenin yoludur. Sevgi ve güven verme duygusu katar; kişinin konuşanla ilişkisini kelimesi kelimesine tanımlamaz. Gündelik Britanya ve Avustralya İngilizcesinde mate, arkadaşça bir hitap olarak kullanılabilir. Buradaki little yalnızca küçük bedeni anlatmaz; hitaba daha koruyucu ve çocuğa yönelik bir ton katar.

Alıştırma

Bu cümlede little mate ne işe yarıyor?

  1. Kişiyi resmî olarak bir iş arkadaşı diye tanımlar.
  2. Kişinin birinin eşi olduğunu söyler.
  3. Bir çocuğa veya küçük bir dosta sıcakça seslenir.
Cevabı göster

Bir çocuğa veya küçük bir dosta sıcakça seslenir.

You have to talk to him. Dilbilgisi

0:13

Onunla konuşmalısın.

Dilbilgisi

have to talk to him: gerekli bir eylemi anlatma

have to talk to him ifadesinde have to, bir kural, görev ya da durum nedeniyle onunla konuşmanın gerekli olduğunu gösterir. Yalnızca konuşmayı istemekten veya seçmekten daha güçlüdür. Yapı have to + fiilin yalın hâli şeklindedir: have to talk. Ardından talk, konuşulan kişiden önce to alır: talk to him. Buradaki have, gereklilik yapısının parçasıdır; “sahip olmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi have to ile tamamlayın: Because the deadline is fixed, we ____ send the report by noon.

Cevabı göster

have to

Uh yep, will do. Kalıp ifadeler

0:15

Ih evet, konuşacağım.

Kalıp ifadeler

Will do: bir isteği yerine getireceğine dair kısa söz

Will do, “Tamam, istediğin şeyi yapacağım” anlamına gelen kısa bir yanıttır. Özne olan I söylenmez; do ise daha önce belirtilen görevin yerini tutar. Bir isteği, hatırlatmayı veya görevlendirmeyi, eylemi tekrar etmeden kabul etmek için kullanılır. Gelecekte yapma sözü verir; görevin zaten bittiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada öğretilen kısa ifadeyle yanıtı tamamlayın: "Please lock the door when you leave." — "____."

Cevabı göster

Will do

Um oh look, you've got your very own bed. Kalıp ifadeler

0:17

Hım oh bak, kendine ait bir yatağın var.

Kalıp ifadeler

your very own bed: kişisel sahipliğe güçlü vurgu

your very own bed ifadesinde very, bed sözcüğünü değil own sözcüğünü güçlendirir. İfade, paylaşılan veya yalnızca kullanılan bir yatak yerine özellikle sana ait bir yatağı anlatır. İyelik sözcüğü + very own + isim kalıbı sıcak ve duygusal bir vurgu katar. Çoğu zaman sahip olunan şeyi özel, heyecan verici veya kutlanmaya değer gösterir.

Alıştırma

“Tamamen sana ait” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After sharing a desk for months, you finally have your ____ desk.

Cevabı göster

very own

How good's that? Ton ve niyet

0:20

Ne kadar güzel değil mi?

Ton ve niyet

How good's that?: coşkulu ve olumlu bir tepki

How good's that? biçim olarak bir sorudur, ancak burada coşkulu ve olumlu bir değerlendirme işlevi görür: “Bu gerçekten harika!” demeye yakındır. Konuşan kişi sevincini paylaşır ve karşısındakini cesaretlendirir; dikkatli bir puanlama istemez. Bu günlük kullanımda good's, good is ifadesinin kısaltmasıdır. Bu nedenle tam biçim How good is that? olur. Bağlam ve heyecanlı söyleyiş, sorunun bir ünlem gibi kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

Bu bağlamda konuşan kişi How good's that? diyerek ne yapıyor?

  1. Kalite hakkında dikkatli bir değerlendirme istiyor
  2. Bir şeyin mükemmel olduğunu coşkuyla söylüyor
  3. Bir şeyin hayal kırıklığı yarattığından yakınıyor
Cevabı göster

Bir şeyin mükemmel olduğunu coşkuyla söylüyor

Oh, Ee sorry, mate.

0:21

Oh, ih üzgünüm, dostum.

It's just you've got something going on with your head and your body. Notlar

0:23

Sadece başın ve vücudunla ilgili bir şeyler var gibi.

Ton ve niyet

It's just: hassas bir açıklamayı yumuşatmak

It's just, ardından gelen nedeni veya açıklamayı daha az sert ya da endişe verici gösterecek şekilde sunar. Burada konuşan kişi fiziksel bir sorunu dikkatle tarif ettiği için just, ardından gelen durumu sınırlı bir şey gibi çerçeveler ve ifadenin gücünü azaltır. Buradaki just, “biraz önce” anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen günlük kalıp It's just + yan cümledir; dikkatli bir açıklama, mazeret veya düzeltme eklemek için sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki iki sözcüklü yumuşatıcı başlangıçla tamamlayın: ____ I don't want anyone to get hurt.

Cevabı göster

It's just

Kalıp ifadeler

something going on with: ne olduğu belirtilmeyen bir sorun

something going on with + kişi ya da şey yapısında something durumu belirsiz bırakır; going on ise “olmak” veya “yaşanmak” anlamına gelir ve çoğu zaman bir şeylerin normal olmadığını ima eder. Burada ifade, bir tanı belirtmeden başı ve vücudu etkileyen, nedeni açıklanmamış bir soruna işaret eder. Doğrudan there is a problem demekten daha yumuşak ve daha az kesindir. Belirtiler fark edildiği hâlde kesin neden bilinmediğinde bir endişeyi anlamak veya anlatmak için bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

“There's something going on with the heating,” cümlesinde something going on with en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Isıtma sisteminde bir sorun var gibi görünüyor, ancak kesin nedeni belli değil.
  2. Bir kişi ısıtma sistemiyle birlikte bir yere gidiyor.
  3. Isıtma sistemi tam olarak planlandığı gibi devam ediyor.
Cevabı göster

Isıtma sisteminde bir sorun var gibi görünüyor, ancak kesin nedeni belli değil.

It's basically your head and your body.

0:28

Temel olarak başın ve vücudun.

But don't worry, Ton ve niyet

0:30

Ama merak etme,

Ton ve niyet

don't worry: bir endişeden sonra güven vermek

Don't worry biçim olarak bir emir cümlesidir, ancak burada güven vermek için kullanılır: konuşan kişi dinleyicinin kaygılanmasına gerek olmadığını söyler. Bu, bir eleştiri veya duygularını kontrol etme emri değildir. Endişe verici bir konudan söz edildikten sonra Don't worry konuşmayı teşvik edici bir söze, bir nedene veya bir çözüme yöneltebilir. Tam cümlede But da bu değişimi belirtmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı? “Don't worry, I'll help you,” cümlesindeki Don't worry, dinleyiciyi endişelendiği için suçlamak yerine ona güven verir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

this won't hold you back. Öbek fiiller

0:31

bu seni engellemeyecek.

Öbek fiiller

hold you back: ilerlemeni engellemek

Bu cümlede hold you back, “ilerlemeni veya yapabileceğin şeyleri yapmanı engellemek” demektir. Engel bir durum, korku, para eksikliği ya da başka bir zorluk olabilir. Bu, birinin seni fiziksel olarak geriye çekmesini değil, soyut bir kısıtlamayı anlatır. Hold back, nesnesi bir kişi olduğunda ayrılabilen bir fiildir. Zamir, hold ile back arasına gelir: hold you back veya hold me back.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: One bad result won't ____.

Cevabı göster

hold you back

You know why? Anlatım akışı

0:33

Neden biliyor musun?

Anlatım akışı

You know why?: nedeni tanıtan kısa soru

Burada You know why?, ardından gelecek olanları düzenleyen kısa bir sorudur. Konuşan kişi esas olarak dinleyicinin nedeni bilip bilmediğini kontrol etmez; nedeni hemen kendisi söylemeyi planlar. Bu soru kısa bir duraklama yaratır ve dikkati açıklamaya çeker. Konuşmada bu soru-cevap düzeni, nedeni daha önemli veya cesaret verici gösterebilir.

Alıştırma

Bir kişi şöyle diyor: “We will be fine. You know why? We prepared carefully.” Burada You know why? ne yapıyor?

  1. Açıklama yapmadan konuyu bitirmek
  2. Dinleyicinin bir cevabı ezberleyip ezberlemediğini sınamak
  3. Konuşanın birazdan vereceği nedeni tanıtmak
Cevabı göster

Konuşanın birazdan vereceği nedeni tanıtmak

You've got a whole bunch of brothers and sisters who've got your back. Notlar

0:34

Arkanda duran bir sürü erkek ve kız kardeşin var.

Kalıp ifadeler

a whole bunch of: gündelik dilde büyük bir miktar

A whole bunch of, bir şeyin sayısının veya miktarının çok olduğunu belirten gündelik bir miktar ifadesidir. Bu cümlede brothers and sisters sözlerini niteler; yani kesin bir sayı vermeden kardeşlerin çok olduğunu vurgular. Whole, a bunch of ifadesini güçlendirir. Bunch burada gerçek anlamıyla kullanılmaz; insanların fiziksel olarak bir demet hâlinde bağlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört kelimelik gündelik miktar ifadesiyle tamamlayın: There are ____ bicycles outside the library.

Cevabı göster

a whole bunch of

Deyimler

got your back: birini desteklemek ve korumak

Have got someone's back, özellikle biri zor bir durumdayken onu desteklemek, savunmak veya korumak anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Who've got your back bölümünde kardeşler, sana destek olacak güvenilir kişiler olarak anlatılır. Who've, who have ifadesinin kısaltmasıdır; have got burada have gibi şimdiki bir durumu belirtir. Got, cümleyi basit geçmiş zamana dönüştürmez ve back sözcüğü bir vücut bölümünü gerçek anlamıyla anlatmak yerine deyimin parçasıdır.

Alıştırma

Güvence cümlesini dersteki üç kelimelik deyimle tamamlayın: Go ahead and present our plan. I've ____.

Cevabı göster

got your back

And your mum and I are behind you all the way Deyimler

0:38

Ve annenle ben de sonuna kadar arkandayız,

'cause we're a family. Kelime

0:41

çünkü biz bir aileyiz.

Deyimler

behind you all the way: sonuna kadar desteklemek

Burada be behind someone, fiziksel olarak birinin arkasında durmak değil, o kişiyi desteklemek anlamına gelir. Your mum and I are behind you, anne ve babanın dinleyenin tarafında olduğunu ve ona yardım edip cesaret vereceğini anlatır. All the way bu sözü güçlendirir: destek, zorluklar yaşansa bile bütün süreç boyunca devam edecektir.

Alıştırma

Cümleyi ‘bütün süreç boyunca seni desteklemek’ anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Whatever happens during the competition, we're ____.

Cevabı göster

behind you all the way

Kelime

'cause: because sözcüğünün gündelik kısa biçimi

'Cause, because sözcüğünün gündelik ve kısaltılmış biçimidir. Bir neden sunar; bu cümlede 'cause we're a family, destek sözünün nedenini açıklar. Baştaki kesme işareti, because sözcüğünün başlangıcındaki seslerin atıldığını gösterir. Diyalog veya altyazı okurken neden-sonuç bağlantısını izlemek için 'cause ifadesini zihninizde because olarak açabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi because sözcüğünün vurgulanan gündelik biçimiyle tamamlayın: I wore a jacket ____ it was cold outside.

Cevabı göster

'cause

And you mean the world to us. Deyimler

0:43

Ve sen bizim için dünyalara bedelsin.

Deyimler

mean the world to us: bizim için son derece önemli olmak

mean the world to someone, birinin başka biri için son derece önemli, çok sevilen veya değer verilen biri olduğunu anlatan bir deyimdir. Bu cümlede us, bu duyguyu hisseden kişileri gösterir; world coğrafi ya da gerçek anlamıyla kullanılmaz. Kalıp A means the world to B şeklindedir. A’yı kimin çok önemli bulduğunu göstermek için B yerine me, him, her veya them kullanılabilir.

Alıştırma

Bu bağlamda You mean the world to us ne anlama gelir?

  1. Bize gezegen hakkında bilgi veriyorsun.
  2. Bizim için son derece önemlisin.
  3. Dünyanın her yerini geziyorsun.
Cevabı göster

Bizim için son derece önemlisin.

Um hey Bingo, what's this kid's name?

0:45

Hım hey Bingo, bu çocuğun adı ne?

Finucan.

0:48

Finucan.

Finucan.

0:49

Finucan.

Ah,

0:51

Ah,

no!

0:51

hayır!

It's okay, Dad.

0:52

Sorun değil, baba.

I'm Finucan's sister.

0:54

Ben Finucan'ın ablasıyım.

I'll look after him. Öbek fiiller

0:55

Ona ben bakarım.

Öbek fiiller

look after him: biriyle ilgilenmek

Look after someone, birine bakmak, onun güvende ve iyi olmasına yardımcı olmak anlamına gelir. I'll look after him cümlesinde konuşan kişi onun sorumluluğunu üstlenmeye söz verir. look after ifadesini tek bir bütün olarak düşünün. Nesne tüm ifadenin ardından gelir: look after him, look after the baby, look after a pet.

Alıştırma

Cümleyi, look sözcüğüne ifadeye bakmak veya ilgilenmek anlamını veren kelimeyi ekleyerek tamamlayın: Can you ____ my cat while I'm away?

Cevabı göster

look after

You take the others to daycare. Kalıp ifadeler

0:56

Diğerlerini sen kreşe götür.

Kalıp ifadeler

take the others to daycare: birini bir yere götürmek

take the others to daycare ifadesinde take, insanları bir varış noktasına götürmek veya ulaştırmak anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp take + person + to + place şeklindedir. Burada the others diğer çocukları, daycare ise onların gideceği yeri belirtir. Bu take kullanımı bir nesneyi elde tutmak veya taşımak anlamına gelmez. İnsanları yürüyerek, arabayla ya da başka bir şekilde bir yere ulaştırmayı anlatabilir.

Alıştırma

take + person + to + place kalıbını tamamlayın: Please ____ Leo ____ school before eight.

Cevabı göster

take · to

Really?

0:58

Gerçekten mi?

You sure? Ton ve niyet

0:59

Emin misin?

Ton ve niyet

You sure?: Are you sure? ifadesinin gündelik kısa biçimi

You sure?, Are you sure? sorusunun gündelik konuşmada kullanılan kısa ve samimi biçimidir. Baştaki are fiili söylenmez, ancak soru tonlaması ve bağlam bunun bir doğrulama sorusu olduğunu göstermeye devam eder. Karşıdaki kişinin bir seçimden, söylediği bir şeyden veya tekliften emin olup olmadığını sorar. Ses tonuna göre ilgi, şaşkınlık ya da hafif kuşku ifade edebilir.

Alıştırma

You sure? sorusunun tam biçimi hangisidir?

  1. Are you sure?
  2. Have you sure?
  3. Do you sure?
Cevabı göster

Are you sure?

You don't want to play your game? Ton ve niyet

1:00

Kendi oyununu oynamak istemiyor musun?

Ton ve niyet

Beklentiyi kontrol eden olumsuz soru You don't want to ...?

Bu bir olumsuz sorudur. Tarafsız bir soru yalnızca karşıdaki kişinin ne istediğini sorardı. Burada konuşan kişi, karşıdakinin oyun oynamak isteyeceğini zaten düşünmüştür ve bu beklentisinin yanlış olup olmadığını kontrol eder. Bu sahnede soru suçlama değil, hafif bir şaşkınlık ve ilgi gösterir. Olumsuz sorular çoğu zaman konuşanın nasıl bir cevap beklediğini belli eder.

Alıştırma

You don't want to play your game? burada en doğal olarak hangi tutumu ifade eder?

  1. Konuşan kişi, karşıdakine oyun oynamayı bırakması için sert bir emir veriyor.
  2. Konuşan kişi, karşıdakinin oyun oynamak isteyeceğini bekliyordu ve şaşırtıcı bir değişikliği kontrol ediyor.
  3. Konuşan kişi, karşıdakinin bir oyuna sahip olup olmadığını tarafsızca soruyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi, karşıdakinin oyun oynamak isteyeceğini bekliyordu ve şaşırtıcı bir değişikliği kontrol ediyor.

No, I'm okay. Ton ve niyet

1:01

Hayır, ben iyiyim.

Ton ve niyet

Nazikçe reddetmek için No, I'm okay.

Bu cevapta No, konuşan kişinin önerilen etkinliği istemediğini doğrular; I'm okay ise mevcut durumun uygun olduğunu ve bunu yapmasına gerek olmadığını anlatır. Burada asıl konu sağlık değildir. I'm okay, reddetmeyi daha yumuşak hâle getirir ve karşıdaki kişiyi rahatlatır. Anlamı, daha önce gelen teklif veya soruya bağlıdır.

Alıştırma

Birisi size bir fincan daha çay teklif ediyor. No, I'm okay, thanks en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Hayır; sağlığımın iyi olduğunu bildiriyorum.
  2. Hayır; soruyu duymadım.
  3. Hayır, teşekkürler; daha fazla çaya ihtiyacım yok.
Cevabı göster

Hayır, teşekkürler; daha fazla çaya ihtiyacım yok.

That's the thing about kids, Finucan. Anlatım akışı

1:05

Çocuklar böyledir işte, Finucan.

They're always surprising you. Dilbilgisi

1:07

Seni her zaman şaşırtırlar.

Anlatım akışı

That's the thing about kids: genel bir gözlem sunmak

That's the thing about + kişi veya konu kalıbı, adı geçen kişi ya da konunun dikkat çekici veya tipik bir özelliğini sunar. Burada ilk cümle kids sözcüğünü konu olarak ortaya koyar, sonraki cümle de özelliği açıklar: çocuklar insanları tekrar tekrar şaşırtır. Bu kalıp, konuşanın belirli bir olaydan daha genel bir yoruma geçmesine yardımcı olur. Buradaki thing somut bir nesne değil, özellik veya temel nokta anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki dört kelimelik kalıpla tamamlayın: ____ old houses: every room has a surprise.

Cevabı göster

That's the thing about

Dilbilgisi

They're always surprising you: always + present continuous

Always + present continuous, bir eylemin tekrar tekrar gerçekleştiğini anlatırken konuşanın bu tekrar karşısındaki tepkisini de gösterebilir. They're always surprising you cümlesinde tekrarlanan sürprizler sıcak ve takdir dolu bir duyguyla karşılanır. Buradaki continuous yapı yalnızca şu anda gerçekleşen bir eylemi anlatmaz. They always surprise you ile karşılaştırıldığında tekrarı daha canlı hissettirir ve konuşanın kişisel değerlendirmesini daha belirgin kılar.

Alıştırma

Hangi cümle, tarafsız bir alışkanlıktan ziyade konuşanın hoşuna giden ve onu gülümseten tekrarlı bir eylemi en iyi anlatır?

  1. Leo's always coming up with clever solutions.
  2. Leo came up with a clever solution.
  3. Leo always thinks of clever solutions.
Cevabı göster

Leo's always coming up with clever solutions.

Oop.

1:08

Hup.

Hi, Mum.

1:29

Merhaba, anne.

Bluey,

1:30

Bluey,

what a lovely surprise. Dilbilgisi

1:31

ne güzel bir sürpriz.

Dilbilgisi

What a + sıfat + tekil isim ünlem yapısı

What burada soru sormaz. What a + sıfat + tekil sayılabilen isim ünlem yapısını başlatır ve isim hakkında güçlü bir değerlendirme bildirir. Bu cümlede konuşan kişi beklenmedik bir ziyarete sıcak bir şekilde karşılık verir. It is a lovely surprise gibi tarafsız bir cümle aynı temel bilgiyi aktarır, ancak What a... duyguyu öne çıkarır.

Alıştırma

Ünlemi What a + adjective + singular noun yapısıyla tamamlayın: ____ clever idea!

Cevabı göster

What a

Bandit.

1:33

Bandit.

I just thought I'd pop by. Notlar

1:34

Sadece bir uğrayayım dedim.

Ton ve niyet

Niyeti yumuşatan I just thought I'd... başlangıcı

I just thought I'd... bir eylemi kesin bir plan veya talep yerine küçük ve gündelik bir fikir gibi sunar. Burada habersiz ziyareti hafif ve samimi gösterir. I'd burada I would kısaltmasıdır ve ardından fiilin yalın hâli gelir: I just thought I'd pop by. Bu kullanımda just esas olarak eylemin ağırlığını azaltır; mutlaka “az önce” anlamına gelmez.

Alıştırma

I just thought I'd... yumuşatma başlangıcını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ bring over the book you lent me.

Cevabı göster

I just thought I'd

Öbek fiiller

pop by: kısa ve samimi bir ziyaret

Burada pop by, “kısa ve samimi bir ziyarette bulunmak, uğramak” anlamına gelir. Bu bir öbek eylemdir; dolayısıyla pop burada aniden hareket etmek veya patlamak şeklindeki gerçek anlamını taşımaz. Bu ifade ziyareti rahat ve karşı tarafa yük bindirmeyen bir durum gibi gösterir. Genellikle konuşanın kısa süre kalacağını veya resmî bir plan yapılmadığını düşündürür.

Alıştırma

Kısa ve samimi bir ziyareti anlatan vurgulanmış öbek eylemle cümleyi tamamlayın: I have your charger. I'll ____ after lunch and give it back.

Cevabı göster

pop by

It's so good to see you. Kalıp ifadeler

1:36

Seni görmek çok güzel.

Kalıp ifadeler

It's so good to see you: yeniden buluşmada sıcak bir selamlaşma

It's so good to see you, önceden tanıdığınız birini gördüğünüz için mutlu olduğunuzu belirten sıcak bir selamlaşmadır. Good, o kişiyi görme deneyimini niteler; “sen iyi birisin” anlamına gelmez. So duyguyu güçlendirir. Cümlenin tamamı Nice to see you ifadesinden daha sıcak ve duyguludur; özellikle uzun bir ayrılıktan sonraki buluşmalara veya beklenmedik ziyaretlere uygundur.

Alıştırma

İki yıldır görmediğiniz bir arkadaşınızla karşılaşıyorsunuz. Onu yeniden gördüğünüz için mutlu olduğunuzu en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. It's so good to see you.
  2. You look good.
  3. Nice to meet you.
Cevabı göster

It's so good to see you.

Come in.

1:38

İçeri gel.

Bandit.

1:39

Bandit.

I hear you. Ton ve niyet

1:39

Duyuyorum.

Ton ve niyet

I hear you: birinin söylediklerini anladığınızı belirtmek

Konuşma dilinde I hear you çoğu zaman “ne söylediğini veya ne hissettiğini anlıyorum” anlamına gelir. Yalnızca bir sesin duyulduğunu bildirmek yerine bir görüşü, kaygıyı, isteği veya şikâyeti anladığınızı gösterir. Buradaki kısa yanıt, diğer kişinin mesajının alındığını gösterir. Tek başına konuşanın aynı fikirde olduğunu veya bir şey yapacağına söz verdiğini belirtmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “This plan feels unfair.” diyor. Kaygısını anladığınızı ancak aynı fikirde olmanızın gerekmediğini gösteren yanıt hangisidir?

  1. I hear you.
  2. I can hear you.
  3. I agree with you.
Cevabı göster

I hear you.

Hey, Bluey.

1:41

Hey, Bluey.

Hey, Dad.

1:42

Selam, baba.

Come on, Bingo's out the back. Kelime

1:43

Hadi, Bingo arka tarafta.

Kelime

out the back: bir binanın arkasındaki dış alan

Samimi Britanya ve Avustralya İngilizcesinde out the back, bir evin veya başka bir binanın arka tarafındaki dış alanda, çoğu zaman arka bahçede bulunmak anlamına gelir. Bu cümlede Bingo’nun nerede olduğunu belirtir. The back binanın arkasındaki dış alanı ifade eder. Bu nedenle out the back, bu İngilizce çeşitlerinde başka bir edata ihtiyaç duymayan, eksiksiz bir bölgesel yer ifadesidir.

Alıştırma

“The dog is out the back near the shed,” cümlesinde out the back ne anlama gelir?

  1. Evin içindeki arka bölümde.
  2. Evin veya binanın arkasında, dışarıda.
  3. Arka kapıdan dışarı çıkarken.
Cevabı göster

Evin veya binanın arkasında, dışarıda.

Wow, the house is looking good. Kalıp ifadeler

1:45

Vay canına, ev çok güzel görünüyor.

Kalıp ifadeler

is looking good: şu andaki olumlu izlenim

is looking good ifadesinde look, bakışlarını bir yere yöneltme eylemi değil, “görünmek” veya “gibi durmak” anlamındaki bir bağlayıcı fiildir. Good, evin görünüşünü tanımlar. is looking biçimi, bunu konuşanın şu andaki olumlu izlenimi olarak sunar. be looking good kalıbı bir kişinin, planın veya durumun şu anda nasıl göründüğünü anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Odanın şu anki görünüşünü övmek için look ve good sözcüklerini şimdiki zamanın sürekli biçiminde kullanın: After the fresh paint, the room ____.

Cevabı göster

is looking good

Thanks.

1:47

Teşekkürler.

Can you believe Dad almost sold it? Anlatım akışı

1:47

Babanın burayı neredeyse sattığına inanabiliyor musun?

Anlatım akışı

Can you believe ...?: şaşırtıcı bilgi sunmak

Can you believe ...? şaşırtıcı bir bilgiyi soru kalıbı içinde sunar. believe sonrasındaki yan cümle haberi taşır; burada şaşırtıcı nokta Dad almost sold it ifadesidir. Konuşmada, konuşan kişi genellikle dinleyenin inanma becerisini sınamaz. Bu giriş, konuşanın şaşkınlığını gösterir ve dinleyeni tepki vermeye ya da aynı duyguyu paylaşmaya davet eder.

Alıştırma

Birini şaşkınlığınızı paylaşmaya davet eden ve believe içeren üç sözcüklü kalıbı kullanın: ____ Nina built this table by herself?

Cevabı göster

Can you believe

Are you ever going to let that go? Ton ve niyet

1:50

Bunu bir gün unutacak mısın acaba?

Ton ve niyet

Are you ever going to let that go? — Eski meseleyi artık geride bırakmak

Burada let that go, “geçmişteki o meseleye takılı kalmayı veya onu yeniden gündeme getirmeyi bırakmak” demektir. That daha önce konuşulmuş bir şeye gönderme yapar; bırakılması gereken fiziksel bir nesneye değil. Are you ever going to...? biçim olarak geleceğe dair bir soru olsa da ever sabırsız bir meydan okuma katar: konuşan kişi, diğerinin bunu çok uzun süredir yaptığını düşünür. Ses tonuna ve aralarındaki ilişkiye göre cümle gerçek bir şikâyet ya da şakacı bir takılma olabilir.

Alıştırma

“Are you ever going to let that go?” diyen kişi büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Konuşan kişi, dinleyenin eski bir meseleye takılmayı veya onu yeniden anmayı bırakmasını istiyor.
  2. Konuşan kişi, dinleyenin gelecek planlarını tarafsız biçimde soruyor.
  3. Konuşan kişi, dinleyenin fiziksel bir nesneyi ne zaman bırakacağını soruyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi, dinleyenin eski bir meseleye takılmayı veya onu yeniden anmayı bırakmasını istiyor.

Huh?

1:54

Hı?

Hello?

1:56

Kimse var mı?

Huh,

1:57

Hıh,

no one.

1:58

kimse yok.

That's weird.

1:59

Çok garip.

Oh no.

2:02

Oh hayır.