Mükemmel Gün 🐷🐷 @PeppaPigOfficial: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa’nın ailesi, Mummy Pig’in spa deneyimi için bir alışveriş merkezine gider; Peppa, George, Daddy Pig ve Suzy ise yürüyen merdivenleri, asansörü, fotoğraf kabinini ve çamurlu su birikintilerini kendi mükemmel günlerine dönüştürür. Başlıca İngilizce noktaları: 1. all under the same roof. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bunun yalnızca gerçek anlamda bir çatının altı değil, birçok mağaza veya hizmetin aynı yerde toplanması anlamına geldiğini anlayabilir; alışveriş merkezleri, aileler veya kurumlar için kullanabilirsin. 2. have a massage, / have a herbal face wash. — Kalıp parçalar ve eşdizimler: have + hizmet/bakım yapısının bir spa ya da bakım hizmeti almak için doğal bir yol olduğunu fark edebilir, have fiilini sadece “sahip olmak” diye düşünmezsin. 3. that's enough escalators for now. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bir ebeveynin bir etkinliği sert konuşmadan nasıl nazikçe bitirdiğini görebilirsin; çocuklara, sınıf arkadaşlarına veya arkadaşlara sınır koyarken işe yarar.
Bu derste
Peppa and her family are going to a shopping center today. Dilbilgisi
0:06Peppa ve ailesi bugün bir alışveriş merkezine gidiyor.
are going to a shopping center today: planlanmış bir yolculuk
Burada are going, go fiilinin şimdiki zaman biçimidir ve to a shopping center gidilecek yeri belirtir. today ile birlikte kullanıldığında, tam şu anda gerçekleşen bir hareketi değil, bugün için yapılmış bir planı anlatır. Yapı, be going to + fiil yapısına benzer görünür ancak farklıdır: a shopping center bir fiil değil, yer bildiren bir isim grubudur. Yapıyı anlamak için to sözcüğünden sonra ne geldiğine bakın.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan bölüm ne anlama geliyor?
- Ailenin bugün alışveriş merkezine gitme planı var.
- Aile şu anda alışveriş merkezine doğru yürüyor.
- Aile alışveriş yapmayı planlıyor ancak gidilecek yer belirtilmiyor.
Cevabı göster
Ailenin bugün alışveriş merkezine gitme planı var.
all under the same roof: hepsi aynı yerde
All under the same roof, bütün mağazaların aynı bina veya ortak alan içinde bir arada olduğu anlamına gelir. Roof tek bir bina görüntüsü oluşturur, ancak asıl vurgu çatının kendisinde değil, ortak konumdadır. Bu ifade aynı evde yaşayan insanları veya tek bir binada toplanmış hizmetleri de anlatabilir.
Alıştırma
Bütün hizmetlerin aynı binada olduğunu anlatan beş sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The center has a library, a clinic, and a cafe ____.
Cevabı göster
all under the same roof
Not shopping at the shops?: şaşkınlık bildiren bir yankı sorusu
Not shopping at the shops?, tam bir soru kurmak yerine önceki cümlenin şaşırtıcı bölümünü tekrarlar. Yaklaşık olarak “Mağazalarda alışveriş yapmayacağımızı gerçekten mi söyledin?” anlamına gelir. Bu bir yankı sorusudur: az önce duyulan veya anlaşılan bilgiyi kontrol etmek için kullanılan kısa bir sözlü tepkidir. Burada ayrıca şaşkınlık ifade eder; çünkü mağazalara gidip alışveriş yapmamak beklenmedik gelir.
Alıştırma
Bu konuşmada Not shopping at the shops? esas olarak ne ifade ediyor?
- Hemen alışverişe başlanmasını emretmek.
- Mağazaların kapalı olduğunu resmen duyurmak.
- Az önce söylenen şeyi şaşkınlıkla kontrol etmek.
Cevabı göster
Az önce söylenen şeyi şaşkınlıkla kontrol etmek.
Mummy's here for a perfect day experience. Kalıp ifadeler
0:25Anne burada 'mükemmel bir gün' deneyimi yaşayacak.
be here for + isim: ziyaret amacını belirtmek
Mummy's here for a perfect day experience cümlesinde be here for + isim öbeği yapısı, birinin bir yere neden geldiğini belirtir. A perfect day experience, annenin ziyaret amacıdır. Bu yapıda for; randevuyu, etkinliği, hizmeti veya orada bulunmanın başka bir nedenini tanıtır. Bir şeyi alan kişiyi belirtmez.
Alıştırma
Ziyaret amacını belirten yapıyla cümleyi tamamlayın: “Hello, I'm ____ my dentist appointment.”
Cevabı göster
here for
Are you ready for your perfect day experience? Kalıp ifadeler
0:35Mükemmel gün deneyiminiz için hazır mısınız?
ready for your perfect day experience? ifadesinde ready for + isim
Ready for + isim, bir etkinliğe, duruma veya şeye hazır olmak anlamına gelir. Burada your perfect day experience, başlamak üzere olan etkinliği adlandıran bir isim grubudur. Sıradaki fikir bir eylemse ready to begin örneğindeki gibi ready to + fiilin yalın hâli kullanılır. Doğru yapıyı seçmek için ready sözcüğünden sonra isim mi yoksa eylem mi geldiğine bakın.
Alıştırma
Ready + isim yapısını oluşturan sözcükle cümleyi tamamlayın: Are you ready ____ the school trip?
Cevabı göster
for
what exactly is it?: belirli bir açıklama istemek
What exactly is it? yalnızca bir ad değil, daha açık ve belirli bir açıklama ister. Burada exactly, “özellikle, tam olarak” anlamındadır: konuşan kişi bir şeyin adını duymuştur ancak onun neleri içerdiğini hâlâ anlamamıştır. Exactly sözcüğünü what sözcüğünden sonra kullanmak, genel bir soruyu ayrıntı isteme sorusuna dönüştürür. Aynı yapı where exactly ve when exactly gibi diğer soru sözcükleriyle de kullanılabilir.
Alıştırma
What exactly is it? sorusunda exactly ne işe yarar?
- Konuşan kişinin cevabı zaten bildiğini gösterir.
- Söz konusu şeyin tamamen doğru olduğunu söyler.
- Diğer kişiden daha belirli bir açıklama yapmasını ister.
Cevabı göster
Diğer kişiden daha belirli bir açıklama yapmasını ister.
have your fingernails painted: Tırnaklarını bir başkasına boyatmak
Have your fingernails painted, have + nesne + fiilin üçüncü hâli yapısını kullanır. Genellikle bir hizmet kapsamında, başka birinin el tırnaklarını boyamasını ayarlamak anlamına gelir. Painted, cümlenin geçmiş zamandaki ana fiili değil, fiilin üçüncü hâlidir. Edilgen ilişkiyi gösterir: your fingernails eylemden etkilenir. İşi yapan kişi önemli değilse veya zaten biliniyorsa bu yapı kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir tamircinin arabayı tamir edeceğini have + nesne + fiilin üçüncü hâli yapısıyla anlat: We need to ____ before the trip.
Cevabı göster
have the car repaired
have a massage ... have a herbal face wash: Hizmet almak
have a massage ve have a herbal face wash ifadelerinde have, “sahip olmak” değil, “bir hizmet almak veya yaptırmak” anlamına gelir. Masajı veya yüz bakımını başka biri yapar. Aktarılabilir kalıp have + hizmet veya bakım adıdır. have sonrasındaki isim, kişinin aldığı hizmeti belirtir; have a haircut ve have a check-up gibi.
Alıştırma
Hangi cümlede have bir hizmet almak anlamında kullanılmıştır?
- I have a new bicycle.
- I'm going to have a massage after work.
- I have three cousins.
Cevabı göster
I'm going to have a massage after work.
that all sounds lovely: sound + sıfat
Burada sounds, ardından doğrudan lovely sıfatı gelen bir bağlayıcı fiildir. İfade, az önce anlatılan her şeyin konuşanda hoş bir izlenim bıraktığı anlamına gelir; bunların hoş bir ses çıkardığı anlamına gelmez. Bir planı, fikri veya haberi onun hakkında duyduklarınıza göre değerlendirmek için sound + sıfat yapısını kullanabilirsiniz. that all sounds lovely ifadesinde that, anlatılanlara gönderme yapar; all ise olumlu tepkinin tamamını kapsadığını gösterir.
Alıştırma
Tepkiyi tamamlamak için sound ve lovely sözcüklerini doğru biçimde kullanın: Planın tamamını dinledikten sonra Nora şöyle der: "That all ____."
Cevabı göster
sounds lovely
have to do it too: aynı zorunluluğa kendisinin de dâhil olup olmadığını sormak
Have to + fiilin yalın hâli, çoğunlukla bir kuraldan, durumdan veya başka birinin talebinden kaynaklanan zorunluluğu ifade eder. Do we have to do it? sorusu, etkinliği yapmanın gerekli olup olmadığını sorar; have to burada “sahip olmak” anlamına gelmez ve bunu yapmak isteyip istemediklerini sormaz. Too, “de/da” anlamına gelir. Bu sorunun sonunda, konuşanın zaten katılması beklenen kişilerin yanında bizim de bu gruba dâhil olup olmadığımızı sorduğunu gösterir.
Alıştırma
Aynı kuralın sizi de kapsayıp kapsamadığını sormak için have to ve wear kullanın: "Do I ____ a helmet too?"
Cevabı göster
have to wear
our own perfect day: bağımsız ve bize ait bir seçimi vurgulamak
our own perfect day ifadesinde own, iyelik belirleyicisi our’dan sonra gelir ve onun anlamını güçlendirir. İfade, başka birinin planından ayrı olarak kendimiz için seçtiğimiz veya oluşturduğumuz mükemmel bir günü anlatır. Aktarılabilir kalıp “iyelik belirleyicisi + own + isim” şeklindedir: my own room, her own idea, our own plan. Burada own, “sahip olmak” anlamındaki fiil değildir; ait olma veya bağımsız seçim anlamını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “iyelik belirleyicisi + own + isim” ile tamamlayın: Leo did not copy anyone else's design. He made ____.
Cevabı göster
his own design
See you later: günlük ve geçici bir vedalaşma ifadesi
See you later. daha sonra karşınızdaki kişiyi yeniden görmeyi beklediğiniz veya umduğunuzda şimdilik vedalaşmak için kullanılan sabit ve günlük bir ifadedir. Later, şu andan sonraki bir zamanı anlatır; çok uzun süre sonrası olmak zorunda değildir. Bu sözleri tek tek birleştirmek yerine, ifadeyi doğal bir bütün olarak öğrenin.
Alıştırma
İki arkadaş bugün öğleden sonra yeniden buluşacak. Doğal günlük veda cümlesi hangisidir?
- See you yesterday.
- See you later.
- Goodbye later.
Cevabı göster
See you later.
Where are we going to find our perfect day, Daddy?
1:08Kendi mükemmel günümüzü nerede bulacağız, Baba?
shops and shops and...: tekrar ve yarım bırakılan and
shops and shops ifadesinde shops sözcüğünün tekrarlanması tam olarak iki dükkân olduğu anlamına gelmez. Ortamı art arda sıralanan dükkânlarla dolu gösterir ve manzaranın tekdüze olduğu hissini de verebilir. Sondaki and... hem listeyi hem de düşünceyi yarım bırakır. Burada konuşmacının dikkati cümle tamamlanmadan önce yeni bir şeye yönelir. Bu yarım bitiş, sözlü anlatıyı düzenler; yalnızca tek bir doğru şekilde tamamlanabilen dil bilgisel bir boşluk değildir.
Alıştırma
Bu cümlede shops and shops and... nasıl bir etki yaratır?
- Her yerde dükkân olduğunu hissettirir ve düşünceyi yarım bırakır.
- Tam olarak iki dükkânı belirtir ve zorunlu olarak üçüncü bir öğe geleceğini söyler.
- Dükkânların hareket ettiğini söyler.
Cevabı göster
Her yerde dükkân olduğunu hissettirir ve düşünceyi yarım bırakır.
magic moving stairs ... an escalator: tarif ve tam ad
magic moving stairs, Peppa'nın gördüğü şeyi hayal gücüyle tarif etmesidir: hareket eden ve sihirli görünen merdivenler. Bu sahnede anlaşılır olsa da nesnenin yerleşik adı değildir. an escalator, İngilizcedeki yerleşik ismi verir. Bu konuşma yararlı bir kelime öğrenme yöntemini gösterir: Bilinmeyen bir nesneyi tanıdık sözcüklerle tarif etmek ve sonra bu tarifi nesnenin tam adıyla ilişkilendirmek.
Alıştırma
Örnekte magic moving stairs ile an escalator arasında nasıl bir ilişki vardır?
- İkisi de aynı tesisin standart adıdır.
- Birincisi hayalî bir tarif, ikincisi standart addır.
- Birincisi asansör, ikincisi normal merdiven demektir.
Cevabı göster
Birincisi hayalî bir tarif, ikincisi standart addır.
Can we go on it? ile bir şeye binmek veya onu kullanmak için izin istemek
Bu cümlede go on it, daha önce söz edilen şeyin üzerine çıkıp onu kullanmak ya da ona binmek anlamına gelir. Burada it yürüyen merdiveni gösterir; yani çocuk onu kullanmak için izin istemektedir. go on ifadesinin nesnesi bir eğlence aracı veya tesis olduğunda, ifade ona binip kullanmak anlamına gelebilir. Burada devam etmek anlamına gelmez; go on, Please go on. gibi kullanımlarda devam etmek anlamındadır.
Alıştırma
Bir lunaparkta it bir eğlence aracını gösteriyorsa Can we go on it? ne anlama gelir?
- Ona binmemize veya onu kullanmamıza izin var mı?
- Onu açmamıza izin var mı?
- Onun hakkında konuşmaya devam etmemize izin var mı?
Cevabı göster
Ona binmemize veya onu kullanmamıza izin var mı?
Hold my hand. bir güvenlik talimatı olarak
Hold my hand. bir emir cümlesidir; özne olan you söylenmese de anlaşılır. Burada hold, konuşanın elini tutup bırakmamak anlamına gelir. Bu nedenle cümle, el ele kalmak için doğrudan bir rica veya talimattır. Bakım veren kişiler bu kısa ifadeyi yolun karşısına geçerken, yürüyen merdiven kullanırken veya kalabalıkta ilerlerken olduğu gibi güvenlik amacıyla çocuklara sıkça söyler.
Alıştırma
Bu derste öğrenilen, el ele tutuşmaya yönelik üç sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ while we cross the road.
Cevabı göster
Hold my hand
has reached the top: en yüksek noktaya varmış olma
Has reached the top, “en yüksek noktaya veya son noktaya ulaştı” anlamına gelir. Burada reach, bir şeye dokunmak için elini uzatmak değil, bir yere varmak demektir. Reach bu anlamda geçişli bir fiildir ve hedefi doğrudan alır: reach the top denir; reach at the top veya reach to the top denmez. Has reached, present perfect yapısındadır ve varışın tamamlandığını, sonucunun da şu anla ilgili olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede reach, “en yüksek noktaya varmak” anlamında doğru kullanılmıştır?
- Maya has reached at the top.
- Maya has reached the top.
- Maya has reached to the top.
Cevabı göster
Maya has reached the top.
go down: daha alçak bir yere hareket
Go down, daha yüksek bir yerden daha alçak bir yere hareket etmek demektir. Down mekânsal olarak aşağı yönü gösterir; bu nedenle ifade katlar, merdivenler, tepeler ve benzer yollar için doğal biçimde kullanılır. I need to go down to find Suzy cümlesinde to find Suzy, aşağı inmenin amacını açıklar. Go down sonrasında to, bir hedefi veya amaç için yapılan bir eylemi gösterebilir: go down to the lobby; go down to collect a package.
Alıştırma
Üçüncü kattasınız ve kafe zemin katta. Hangi cümle doğru yönü gösterir?
- Let's go up to the café.
- Let's go down to the café.
- Let's go across to the café.
Cevabı göster
Let's go down to the café.
I'm coming to find you: bir amaçla birine doğru hareket etmek
I'm coming, hareketin şu anda gerçekleştiğini veya hemen başlayacağını anlatır. Come, dinleyicinin ya da hedef yerin bakış açısından seçilir; bu nedenle konuşandan farklı bir yerde bulunan birine doğru hareketi de ifade edebilir. To find you, amaç bildiren bir mastar yapısıdır ve konuşanın neden geldiğini açıklar. be coming to + fiil kalıbı, bir şey yapmak amacıyla dinleyiciye ya da ortak bir hedefe doğru hareket edildiğini anlatır.
Alıştırma
Arkadaşınız bir parkın kapısında bekliyor ve siz şu anda ona doğru hareket ediyorsunuz. Hangi cümle duruma en uygundur?
- I'm coming to find you now.
- I'm going to find you someday.
- I'm waiting for you to find me.
Cevabı göster
I'm coming to find you now.
you're going the wrong way: yanlış yönde ilerlemek
Go the wrong way, yanlış bir yönde ilerlemek veya yanlış bir güzergâhı izlemek demektir. you're going yapısındaki şimdiki zaman, hatalı hareketin şu anda gerçekleştiğini gösterir; bu nedenle cümle bir uyarı ya da düzeltme işlevi görür. Buradaki way, bir işi yapma yöntemi değil, güzergâh veya yön anlamındadır.
Alıştırma
“Yanlış yönde” anlamına gelen sabit ifadeyle güzergâh uyarısını tamamlayın: Turn around—you're going ____.
Cevabı göster
the wrong way
are back at the bottom: be back at + yer
Be back at + yer, birinin veya bir şeyin bir yere geri dönüp yeniden orada olduğunu belirtir. Bu cümlede Peppa ile George alt kısımdan ayrılmıştı ve şimdi yeniden oradalar. Burada back, önceki bir konuma dönmeyi anlatır; vücuttaki “sırt” anlamına gelmez. At the bottom onların şu anki konumunu belirtir.
Alıştırma
Grubunuzun girişe geri döndüğünü söylemek için be back at + yer yapısını kullanın: We ____ the entrance.
Cevabı göster
are back at
I think that's enough escalators for now. Ton ve niyet
2:04Sanırım şimdilik bu kadar yürüyen merdiven yeter.
that's enough escalators for now: nazik ve geçici bir sınır
That's enough + isim veya etkinlik + for now, miktarın ya da sürenin yeterli olduğunu ve etkinliğin bu noktada durması gerektiğini nazikçe söylemenin bir yoludur. Buradaki escalators, ihtiyaç duyulan makine sayısını değil, yürüyen merdivene tekrar tekrar binmeyi anlatır. For now, “şimdilik” veya “geçici olarak” demektir. Etkinliğin daha sonra yeniden yapılabilmesi ihtimalini açık bırakır. I think ise sınırı konuşanın görüşü olarak sunduğu için ifadeyi daha da yumuşatır.
Alıştırma
Ekran süresine geçici bir sınır koymak için hedef kalıbı kullanın: That's ____ for now.
Cevabı göster
enough screen time
let's take the lift: Britanya İngilizcesinde asansöre binmeyi önermek
let's take the lift ifadesinde take, bir şeyi kullanmak veya onunla yolculuk etmek anlamına gelir; lift ise insanları katlar arasında taşıyan cihaz için kullanılan Britanya İngilizcesindeki isimdir. İfadenin tamamı “asansörle gidelim” demektir; “bir şeyi kaldıralım” anlamına gelmez. Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişinin dinleyiciyle birlikte bir şey yapmayı önermesini sağlar. Bu yapı Let's take the bus. gibi önerilerde de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle asansörle yukarı çıkmayı önerirken Britanya İngilizcesindeki olağan sözcüğü kullanıyor?
- Let's take the elevator to the next floor.
- Let's take the lift to the next floor.
- Let's lift the next floor.
Cevabı göster
Let's take the lift to the next floor.
not working: bir cihazın çalışmadığını söylemek
Bir cihaz veya makine not working ise beklendiği gibi işlemiyor ya da kullanılamıyor demektir. It's not working cümlesindeki working, bir kişinin işini değil, cihazın çalışma durumunu anlatır. Bu ifade mevcut sorunu bildirir, ancak sorunun nedenini veya cihazın kalıcı biçimde hasar görüp görmediğini söylemez.
Alıştırma
Bir bilet makinesi tepki vermiyor, ancak hasarlı olup olmadığını bilmiyorsunuz. En temkinli açıklama hangisidir?
- The ticket machine is broken.
- The ticket machine is working.
- The ticket machine is not working.
Cevabı göster
The ticket machine is not working.
just have to wait: uygulanabilir tek seçeneği kabullenmek
just have to + fiil yapısında just, mevcut seçenekleri bire indirir: yapılabilecek tek mantıklı şey beklemektir. Buradaki just, «az önce» anlamına gelmez. Bu ifade, şu anda değiştirilemeyen bir durumu sakin ya da biraz çaresiz bir kabullenişle karşılamayı sıkça anlatır.
Alıştırma
The road is closed, so we just have to take a different route. cümlesinde just have to neyi gösterir?
- Uygulanabilir yalnızca bir seçenek vardır.
- Birisi bu seçimi yapmaktan hoşlanmaktadır.
- Eylem az önce gerçekleşmiştir.
Cevabı göster
Uygulanabilir yalnızca bir seçenek vardır.
look what I've got: bir şeyi göstermeden önce dikkat çekmek
Look what I've got, bir şeyi göstermeden önce karşıdaki kişinin dikkatini çekmenin canlı bir yoludur. Look dinleyiciden dikkat etmesini ister; what I've got ise konuşanın o anda yanında bulunan şeyi belirtir. Burada I've got, I have anlamındadır. Bu nedenle vurgu, bir şeyi geçmişte edinme eyleminde değil, o şeye şu anda sahip olmaktadır.
Alıştırma
Cümleyi I have got ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: Look what ____!
Cevabı göster
I've got
Suzys: bir adı geçici olarak çoğul yapmak
Bu cümlede Suzys, Suzy adının geçici olarak sayılabilir bir isim gibi kullanılmış hâlidir. Kutucuklarda görülen birden fazla Suzy görüntüsünü veya sürümünü anlatır; orada gerçekten birden fazla insan bulunduğu anlamına gelmez. İngilizcede bağlam aynı adı taşıyan insanları, kopyaları, sürümleri veya tasvirleri sayılabilir hâle getirdiğinde bir ada -s eklenerek çoğul yapılabilir. Burada bu anlamı resim bağlamı sağlar.
Alıştırma
Fotoğraf bağlamında Suzys ne anlama geliyor?
- Hepsinin adı Suzy olan birden fazla gerçek kişi
- Suzy'nin birden fazla görüntüsü
- Suzy'ye ait bir şey
Cevabı göster
Suzy'nin birden fazla görüntüsü
How did you do that?: yöntemi sormak
How did you do that?, az önce görülen veya sözü edilen bir sonucun hangi yöntemle elde edildiğini sorar. That, konuşmada daha önce yer alan sonuç ya da eyleme gönderme yapar; “What did you do?” anlamına gelmez. Yapı How + did + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Did geçmiş zamanı taşıdığı için ikinci do yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Tamamlanmış bir sonuç gördükten sonra sorulan cümleyi do fiilinin doğru biçimleriyle tamamlayın: How ____ you ____ that?
Cevabı göster
did · do
photo booth: kendi fotoğrafını çekmek için küçük, self servis bir alan
Photo booth, insanların genellikle ödeme yaptıktan ve makinenin talimatlarını izledikten sonra kendi fotoğraflarını çekebildiği küçük, kapalı bir alan veya makinedir. Burada booth, sıradan bir oda değil, küçük bir bölme anlamına gelir. Bu anlam, makine fotoğraf çekerken bir kişinin neden içeride oturabildiğini açıklar.
Alıştırma
Hangi açıklama photo booth ifadesine en uygundur?
- İnsanların uyuduğu büyük bir oda
- Yalnızca fotoğraf makinesi satan bir dükkân
- Fotoğraf çekmek için kullanılan küçük, self servis bir alan veya makine
Cevabı göster
Fotoğraf çekmek için kullanılan küçük, self servis bir alan veya makine
You sit ... put ... and then ...: adımları sırayla açıklamak
Bu cümle üç olayı gerçekleşme sırasına göre verir: kişi içeri oturur, parayı koyar ve makinenin flaşı patlar. Geniş zaman cihazın normalde nasıl çalıştığını gösterirken and then bir sonraki olayı veya sonucu tanıtır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp eylem, eylem ve and then sonrasında sonuç biçimindedir. Dinleyicinin kısa bir süreci açıkça takip etmesini sağlar.
Alıştırma
Süreci hedeflenen iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: You press the green button, ____ the door opens.
Cevabı göster
and then
I missed it: anı kaçırmak
Geçmiş zaman biçimi missed, konuşanın bir şeyi doğru zamanda yakalayamadığını veya yaşayamadığını anlatır. Burada it, fotoğrafın çekildiği kısa ana ya da flaşa gönderme yapar. Bu nedenle I missed it, konuşanın o an için geç kaldığı anlamına gelir. Miss bu anlamıyla otobüs, telefon araması, fırsat veya bir etkinliğin bir bölümü için kullanılabilir. Nesne ve durum, burada birini ya da bir şeyi özlemekten değil, bir şeyi zamanında yakalayamamaktan söz edildiğini gösterir.
Alıştırma
Kamera, Maya hazır olmadan önce flaş patlatıyor. Bu durumda "I missed it" ne anlama gelir?
- Kameranın yanında olmasını istiyor.
- Fotoğrafı bulamıyor.
- Fotoğraf için zamanında hazır değildi.
Cevabı göster
Fotoğraf için zamanında hazır değildi.
Do a funny face: eğlenceli bir yüz ifadesi talimatı
Çocuklara yönelik bu eğlenceli cümlede Do a funny face, genellikle bir fotoğraf veya oyun için “yüzünü komik ya da eğlenceli göster” anlamına gelir. A funny face, bilerek değiştirilmiş bir yüz ifadesidir; bir insan türü veya bir şeye doğru dönme eylemi değildir. Cümle emir biçimindedir: Anlaşılan ama söylenmeyen özne you’dur ve do, dinleyenden adı geçen eğlenceli hareketi yapmasını ister.
Alıştırma
Bir ebeveyn kamerayı çocuğa çevirip "Do a funny face." diyor. Çocuktan ne yapması isteniyor?
- Komik bir yüz ifadesi yapmak.
- Kameranın üzerine bir yüz çizmek.
- Komik bir kişiye doğru dönmek.
Cevabı göster
Komik bir yüz ifadesi yapmak.
Has it finished yet?: şimdiye kadar bitip bitmediğini sormak
Has it finished yet? has + özne + geçmiş zaman ortacı biçimindeki present perfect soru yapısını kullanır. Bir sürecin geçmişten şu ana kadarki herhangi bir zamanda tamamlanıp tamamlanmadığını sorar. Bu sorunun sonundaki yet, “şimdiye kadar” veya “artık” anlamına gelir. Konuşanın hâlâ beklediğini ya da durumu kontrol ettiğini gösterir; burada “ama” anlamına gelmez.
Alıştırma
Makinenin şimdiye kadar işi bitirip bitirmediğini soran cümleyi tamamlayın: Has the machine finished ____?
Cevabı göster
yet
might be in that one: belirsiz bir tahmin belirtmek
I might be in that one ifadesinde might be bir gerçeği değil, olasılığı belirtir: konuşan kişi görüntüsünün orada yer almasının mümkün olduğunu düşünür, ancak emin değildir. In that one, “o fotoğrafın içinde” anlamına gelir. One, bağlamdan zaten anlaşılan sayılabilir photo isminin yerini alır. Kişi resmin içeriğinin bir parçası olarak göründüğü için in kullanılır.
Alıştırma
Belirli bir fotoğrafta görüntünüzün bulunup bulunmadığından emin olmadığınızı hangi cümle doğal biçimde anlatır?
- I might be on that one.
- I am certainly in that one.
- I might be in that one.
Cevabı göster
I might be in that one.
it's time we pick up Mummy Pig: it's time + özne + fiil
Bu cümlede it's time we pick up... artık o eylemi yapma vaktinin geldiğini belirtir: Mummy Pig'i almaya gitmeleri gerekir. we pick up Mummy Pig yan cümlesi, eylemi kimin yapacağını ve ne yapacağını gösterir. Buradaki it's time saatin kaç olduğunu sormaz. Konuşmayı bir sonraki eyleme yönlendirmek için it's time + özne ve fiil içeren bir yan cümle kullanılabilir.
Alıştırma
Eylemi şimdi yapma vaktinin geldiğini belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The film starts in five minutes, so ____ take our seats.
Cevabı göster
it's time we
pick up Mummy Pig: pick up + kişi
Burada pick up Mummy Pig, Mummy Pig'in bulunduğu yere gidip onu almak ve sonra birlikte oradan ayrılmak anlamına gelir. Nesne bir kişi olduğunda pick up sık sık bu gidip alma veya buluşma anlamını taşır. Anlamı bağlam belirler. Bu cümlede Mummy Pig'i fiziksel olarak kaldırmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir kişiyi gidip almak anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: I'll ____ Leo after football practice.
Cevabı göster
pick up
Kısa olumlu cevap olarak I did
Burada I did, önceki Did you have a perfect day? sorusuna verilen kısa ve olumlu bir cevaptır. Did, have a perfect day ifadesindeki bütün eylemin yerini tutar; böylece konuşan kişi aynı şeyi tekrarlamaz. Bu, cevapta eksiltme kullanımıdır: özne ile yardımcı fiil kalır, zaten anlaşılan eylem söylenmez. Soruda did kullanıldığı için cevapta da geçmiş zamanı did gösterir; buradaki temel işlevi vurgu yapmak değildir.
Alıştırma
Did you enjoy the trip? sorusunun doğal kısa ve olumlu cevabı hangisidir?
- Yes, I do.
- Yes, I was.
- Yes, I did.
Cevabı göster
Yes, I did.
Yes. We went up and down the magic stairs, Kalıp ifadeler
3:44Evet. Sihirli merdivenlerden indik ve çıktık,
went up and down ile dikey gidiş geliş hareketi
went up and down ifadesinde went, go fiilinin geçmiş zamanıdır; up and down ise eşleşmiş yönlerden oluşan tek bir ifade olarak kullanılır. Yukarı çıkıp sonra aşağı inmek veya daha yüksek ve daha alçak konumlar arasında tekrar tekrar hareket etmek anlamına gelir. Birbiriyle ilgisiz iki eylemi değil, tek bir genel hareket biçimini anlatır. Bunun bir kez yapılan gidiş dönüş mü yoksa birçok kez tekrarlanan bir hareket mi olduğunu bağlam gösterir; burada grup merdivenlerde iki yönde de hareket etmiştir.
Alıştırma
Tekrar tekrar yukarı ve aşağı hareket etmek anlamındaki sabit yön ifadesini tamamlayın: The lift went ____ all morning.
Cevabı göster
up and down
does sound nice: does + fiilin yalın hâliyle vurgu
Olumlu bir cümlede does + fiilin yalın hâli, değerlendirmeye vurgu katar. That does sound nice yalnızca bir şeyin kulağa hoş geldiğini söylemez; bunun gerçekten böyle olduğunu doğrular veya daha güçlü bir şekilde onaylar. does üçüncü tekil kişi işaretini zaten taşıdığı için ana fiil yalın hâlde, yani sound olarak kalmalıdır.
Alıştırma
Vurgulu cevabı sound fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Your plan ____ practical.
Cevabı göster
does sound
Home time: eve gitmeyi bildiren kısa bir işaret
Home time, eve gitme zamanının geldiğini belirten kısa bir sözlü duyurudur. Herkes içinde bulunulan durumu biliyorsa bu iki sözcük tek başına tam bir işaret görevi görür; yanlışlıkla yarım bırakılmış bir cümle değildir. İsim + time kalıbı, lunch time veya story time örneklerinde olduğu gibi bir rutinin sonraki aşamasını belirtebilir. Burada home varış yerini gösterir: etkinlik sona ermiştir ve insanlar eve gitmek üzere ayrılacaktır.
Alıştırma
Bir etkinlik az önce sona erdi. Home time. burada ne anlama gelir?
- Evde kalma zamanı geldi.
- Eve gitme zamanı geldi.
- Evini anlatma zamanı geldi.
Cevabı göster
Eve gitme zamanı geldi.
My perfect day starts when we get home. Dilbilgisi
4:05Benim mükemmel günüm eve vardığımızda başlar.
starts when we get home: başlangıç zamanını when ile belirtmek
starts when + yan cümle yapısı, bir şeyin belirli bir olay gerçekleştiği anda başladığını anlatır. Burada konuşan kişi, mükemmel gününün keyifli kısmının eve varınca başladığını söylüyor. Gelecekten söz eden bir when yan cümlesinde İngilizce normalde geniş zaman kullanır: when we get home denir, when we will get home denmez. Buna rağmen cümlenin ana fikri geleceğe yönelik olabilir.
Alıştırma
Cümleyi starts when ile tamamlayın: The film ____ everyone is seated.
Cevabı göster
starts when
Come and see: birini gelip kendi gözleriyle bakmaya çağırmak
Come and see, “buraya gel ve kendi gözlerinle bak” anlamına gelen kısa bir davettir. And iki eylemi sırayla bağlar: önce gelmek, sonra görmek. Konuşan kişiler bu ifadeyi özellikle bir sonucu, nesneyi veya sürprizi gösterirken açıklama yapmak yerine sıkça kullanır. Günlük bir ortamda doğrudan, samimi ve etkileşimli duyulur.
Alıştırma
Daveti Come and see ile tamamlayın: I finished the model. ____.
Cevabı göster
Come and see
Daddy Pig is jumping up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler
4:18Baba Domuz çamurlu su birikintilerinde zıplıyor.
jumping up and down: tekrar tekrar yukarı aşağı zıplamak
Jump up and down, beden yukarı çıkıp yeniden aşağı inecek şekilde tekrar tekrar zıplamak demektir. Bu cümlede is jumping, hareketin o anda sürdüğünü gösterir. Burada up and down, zıplama hareketinin içindeki tekrarlanan dikey hareketi anlatır. Baba Domuz'un bir güzergâh boyunca yukarı ve aşağı gittiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Tekrar tekrar yukarı ve aşağı zıplamak anlamındaki hareket ifadesini tamamlayın: The children are jumping ____ with excitement.
Cevabı göster
up and down
the perfect end to a perfect day: mükemmel bir günün mükemmel sonu
The perfect end to a perfect day ad öbeği, son olayı günü bitirmenin ideal yolu olarak değerlendirir. an end to + olay veya deneyim yapısında to, end sözcüğünü sona erdirilen şeyle bağlar; amaç bildirmez. Perfect sözcüğünün tekrarlanması, sonun güzelliğiyle bütün günün güzelliğini birbirine bağlar ve cümleye sıcak, tatmin edici bir tamamlanma duygusu verir.
Alıştırma
Son olayı ideal bir kapanış olarak niteleyen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The fireworks were ____ the festival.
Cevabı göster
the perfect end to