Neden Sadece Mutlu Bekarlar Gerçek Aşkı Bulur?: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: Bekârlığı sakince kabul etmek, yalnızlık ya da baskıyla değil kişinin nitelikleriyle eş seçmeyi ve yoldaşlığı çift dışında bulmayı sağlar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "at peace with the prospect of" — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: Gelecekteki bir olasılığı sevmeyi değil, sakince kabullenmeyi anlatır. 2. "Only when" / "will we know" — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Only when sonrası kısmi devrikliği tanıyın ve ana cümleyi soru sanmayın. 3. "liberate companionship from the shackles of coupledom" — Deyimler ve mecazlı ifadeler: liberate ile shackles toplumsal desteği romantik çift çerçevesinden kurtaran bir mecaz kurar.
Bu derste
One of the most important principles for choosing a lover sensibly Dilbilgisi
0:01Bir sevgiliyi akıllıca seçmek için en önemli ilkelerden biri,
is not to feel in any hurry to make a choice. Kalıp ifadeler
0:05seçim yaparken herhangi bir acele içinde hissetmemektir.
One of the most important principles ... is not to feel: tekil özne-fiil uyumu
One of + the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim yapısı, daha büyük bir gruptan tek bir üyeyi seçip öne çıkarır. “One of the most important principles” ifadesinde principles grubu adlandırdığı için çoğuldur, ancak öznenin çekirdeği one sözcüğüdür. Bu nedenle özne tekildir ve fiil are değil is olur. Ardından gelen “not to feel in any hurry to make a choice” mastar öbeği, bu tek ilkenin ne olduğunu açıklar. Bu kalıp, bir tartışmada önemli bir düşünceyi sunmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi doğru tekil bağ fiiliyle tamamlayın: One of the best ways to learn ____ to practice every day.
Cevabı göster
is
in any hurry to make a choice: karar vermek için acele etmemek
To be veya feel in a hurry to do something, hızlı hareket etmek için baskı hissetmek anlamına gelir. Bu cümlede not ... in any hurry, acele etmeye gerek olmadığını belirtir; any olumsuzluğu güçlendirir. Make a choice, “seçmek” veya “karar vermek” anlamına gelen yerleşik bir sözcük birlikteliğidir. İfade bir bütün olarak, zaman baskısı altında karar vermemeyi öğütler; seçimin fiziksel olarak üretildiğini söylemez.
Alıştırma
“Hızlı hareket etmek için hiçbir baskı altında olmamak” anlamına gelen ve any içeren ifadeyle cümleyi tamamlayın: There is no deadline, so you don't need to feel ____ to decide today.
Cevabı göster
in any hurry
is a precondition of satisfactory coupledom. Kelime
0:12tatmin edici bir çift olmanın ön koşuludur.
Özne görevindeki gerund öbeği Being satisfied with being single
Being satisfied with being single ifadesinin tamamı is fiilinin dil bilgisel öznesidir. İngilizcede bir gerund öbeği, yani -ing biçimi ve ona bağlı tamamlayıcılar, genel bir yargının isim gibi kullanılan konusu olabilir. İki being farklı görevler üstlenir. İlk being özne öbeğini başlatır; being single ise kişinin memnun olduğu durumu adlandırır ve with edatının nesnesidir. Bu kalıp, bir eylemi ya da durumu tek bir fikir olarak paketlemeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede gerund öbeğinin tamamı özne olarak kullanılmıştır?
- Nora is comfortable with speaking in public.
- Being comfortable with speaking in public takes practice.
- We discussed being comfortable with speaking in public.
Cevabı göster
Being comfortable with speaking in public takes practice.
coupledom: çift olma durumu veya yaşam biçimi
Burada coupledom, romantik bir çiftin parçası olma durumunu veya yaşam biçimini anlatır. İki kişinin kendisini değil, soyut bir durumu adlandırır. -dom son eki durum, koşul ya da toplumsal alan bildiren isimler oluşturabilir. Coupledom yaygın olmayan, gündelik bir türetmedir; bu yüzden tamamen tarafsız olmaktan çok eğlenceli veya yorumlayıcı bir ton taşır.
Alıştırma
“After years of dating, they were ready for coupledom,” cümlesinde coupledom neyi ifade eder?
- çift olma durumu veya yaşam biçimi
- bir çift olarak görülen iki kişi
- evliliği oluşturan yasal bir belge
Cevabı göster
çift olma durumu veya yaşam biçimi
We cannot choose wisely when remaining single feels unbearable.
0:16Bekar kalmak dayanılmaz hissettirdiğinde akıllıca bir seçim yapamayız.
We have to be utterly at peace with the prospect of many years of solitude Kalıp ifadeler
0:21Uzun yıllar yalnız kalma ihtimaliyle tamamen barışık olmalıyız ki,
in order to have any chance of forming a good relationship Kalıp ifadeler
0:25iyi bir ilişki kurma şansımız olsun,
at peace with the prospect of: gelecekteki bir olasılığı sakinlikle kabullenmek
At peace with the prospect of, zor veya istenmeyen bir durum olsa bile gelecekte gerçekleşebileceğini sakin bir şekilde kabullenmek demektir. Buradaki olasılık, uzun yıllar yalnız yaşamaktır. Yapı be at peace with the prospect of + isim veya -ing biçimidir. Kabullenmeyi anlatır; hoşlanma, heyecan, onay veya bir sorunun çözülmüş olması anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, Leo'nun zor bir gelecek olasılığını istediğini ima etmeden sakinlikle kabullendiğini anlatır?
- Leo has solved the prospect of starting over.
- Leo is at peace with the prospect of starting over.
- Leo is excited about the prospect of starting over.
Cevabı göster
Leo is at peace with the prospect of starting over.
have any chance of forming: oluşturma ihtimali az da olsa bulunmak
Have any chance of forming, bir şeyi başarıyla oluşturmak için az da olsa bir olasılığa sahip olmak demektir. Çevredeki gereklilik başarıyı zor gösterdiği için any en küçük olasılığı bile vurgular. Yapı have a/any chance of + isim veya -ing biçimidir. of sonrasında form değil forming kullanılır. Any özellikle sorularda, olumsuz cümlelerde ve koşullu ya da sınırlayıcı bağlamlarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi, en küçük bir olasılık bile anlamına gelen ve chance içeren dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın. Without a map, we won't ____ finding the cabin before dark.
Cevabı göster
have any chance of
rather more than we love the partner who spared us being so. Dilbilgisi
0:33artık bekar olmama durumunu seveceğiz.
rather more than: derece karşılaştırmasını güçlendirme
Bu cümlede rather, karşılaştırma biçimi more’u niteler. Yazar, artık bekâr olmama duygusunun partnere duyulan sevgiden daha güçlü olabileceğini söyler. Rather farkı belirginleştirir, ancak tonu ölçülü tutar. Rather; rather more, rather less ve rather better gibi yapılarda karşılaştırma biçiminden önce gelebilir. Kesin bir miktar vermez; karşılaştırmayı kontrollü biçimde güçlendirir.
Alıştırma
Bu cümlede rather more than ne ifade ediyor?
- Kişi bekâr olmak yerine partnerini seçiyor.
- Kişi, artık bekâr olmamaya partnerine verdiğinden belirgin biçimde daha fazla değer veriyor.
- Sevilen iki şeye tamamen eşit değer veriliyor.
Cevabı göster
Kişi, artık bekâr olmamaya partnerine verdiğinden belirgin biçimde daha fazla değer veriyor.
after a certain age society makes singlehood feel dangerously unpleasant. Notlar
0:39belli bir yaştan sonra toplum, bekarlığı tehlikeli derecede nahoş hissettiriyor.
after a certain age: belirtilmemiş bir yaş sınırı
Burada a certain age, yazarın açıkça belirtmemeyi seçtiği bir yaş veya yaşam evresi anlamına gelir. After bir zaman sınırı koyar; dolayısıyla ifade, adı konmayan bu nokta geçildikten sonraki dönem için geçerlidir. Bu ifade, sayı vermeden yaşla ilgili eğilimler veya beklentiler hakkında konuşmayı sağlar. Buradaki certain, ‘belirli ama söylenmemiş’ demektir; ‘kesin olarak bilinen’ anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, zorluğun belirtilmemiş bir yaş geçildikten sonra başlayabileceğini anlatır?
- Some people find night driving harder at a certain age.
- Some people find night driving harder after a certain age.
- Some people find night driving harder after the age of sixty.
Cevabı göster
Some people find night driving harder after a certain age.
makes + nesne + feel + sıfat
makes singlehood feel dangerously unpleasant ifadesinde makes nedeni ortaya koyar, singlehood nesnedir ve feel bu nesneyi unpleasant sıfatına bağlar. Dangerously, unpleasant sözcüğünün derecesini artıran bir zarftır. make + nesne + feel + sıfat kalıbı, bir şeyin belirli bir deneyim veya izlenim oluşturmasına odaklanır. Yalnızca nesnenin o niteliğe sahip olduğunu söylemez; onu öyle hissettiren veya gösteren etkeni vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede make + nesne + feel + sıfat yapısı doğru kullanılmıştır?
- The constant noise makes everyone exhausted feel.
- The constant noise makes everyone feel exhausted.
- The constant noise makes feel everyone exhausted.
Cevabı göster
The constant noise makes everyone feel exhausted.
singlehood: bekâr olma durumu
Singlehood, bekâr olma durumunu veya dönemini, özellikle de romantik bir ilişki içinde olmamayı ifade eder. Burada toplumun tatsız hissettirebildiği bir yaşam durumunu adlandırır; bekâr bir kişiyi ifade etmez. -hood son eki, childhood ve parenthood örneklerinde olduğu gibi durum, koşul veya yaşam evresi belirten isimler oluşturur. Singlehood tek başına tarafsızdır ve loneliness anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede singlehood romantik bir ilişki içinde olmama durumu anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- She is enjoying her singlehood and is not looking for a partner.
- After the party, he felt a sudden singlehood.
- One singlehood is waiting outside the door.
Cevabı göster
She is enjoying her singlehood and is not looking for a partner.
“starts to wither” ifadesinin mecaz anlamı
Bu cümlede starts to wither, solan bir bitkiyi anlatan fiili mecaz olarak kullanır. Topluluk yaşamı, canlılığını, desteğini ve sosyal bağlarını kaybetmeye başlayan canlı bir şey gibi gösterilir. Wither, aniden ortadan kaybolmayı değil, yavaş yavaş zayıflamayı anlatır. Starts to bu sürecin başlangıcını belirtir.
Alıştırma
“Without regular care, the friendship starts to wither,” cümlesinde starts to wither ne anlama gelir?
- Bir anda tamamen ortadan kaybolur.
- Hemen daha canlı hâle gelir.
- Yavaş yavaş gücünü kaybetmeye başlar.
Cevabı göster
Yavaş yavaş gücünü kaybetmeye başlar.
People in couples are too threatened by the independence of the single Dilbilgisi
0:47Çift olan insanlar bekarların bağımsızlığından fazlasıyla tehdit altındalar,
to invite them round very often Öbek fiiller
0:51bu yüzden kaçırmış olabilecekleri bir şeyi hatırlatır diye
“too threatened ... to invite”: too + sıfat + to’lu mastar
Kalıp too + sıfat + to’lu mastardır: too threatened ... to invite. Too, tehdit altında hissetme derecesinin aşırı olduğunu söyler; to invite ise bu duygunun sınırladığı eylemi belirtir. Burada ilişkisi olan kişiler kendilerini o kadar tehdit altında hissederler ki bekârları evlerine pek sık davet etmezler. by the independence of the single bölümü threatened duygusunun nedenini açıklar; daha büyük kalıbın içine girse de too ... to yapısını değiştirmez. very often, invite fiilini nitelediği için cümle hiç davet olmadığını değil, davetlerin seyrek olduğunu anlatır.
Alıştırma
Korkunun eylemi engellediğini göstermek için boşluklara too frightened ... to yazın: The children were ____ by the noise ____ go outside.
Cevabı göster
too frightened · to
invite someone round: Britanya İngilizcesinde ev daveti
Britanya İngilizcesinde invite someone round, birini sosyal bir ziyaret için kendi evine davet etmek demektir. Bu cümlede them bekâr kişileri belirtir; round ise davet eden kişinin evine yapılan ziyareti anlatır, daire çizerek hareket etmek anlamına gelmez. Nesne normalde invite ile round arasına gelir: invite them round, invite Maya round. Bu kalıp yemek, içecek veya samimi bir ziyaret daveti için kullanılabilir.
Alıştırma
Ev davetini dersteki Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: We haven't seen Maya in weeks, so let's ____ for dinner on Friday.
Cevabı göster
invite her round
in case they're reminded of something they might have missed. Dilbilgisi
0:53onları sık sık davet etmezler.
in case: bir olasılığa karşı önceden önlem almak
In case, daha önce alınan bir önlemin nedeni olan olası ve istenmeyen bir durumu anlatır. Altyazıda hayal edilen hatırlama durumu mutlaka gerçekleşmiş değildir; çift, bu olasılığı önlemek istediği için birini önceden davet etmekten kaçınır. Yaygın kalıp eylem + in case + olası durum şeklindedir: Take a coat in case it gets cold. Sonraki durum gerçekten gerçekleşse de gerçekleşmese de önceki eylem yapılır.
Alıştırma
Yedeğin olası bir sorundan önce oluşturulduğunu gösteren iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: Mia emails herself a backup copy ____ her laptop crashes.
Cevabı göster
in case
might have missed: geçmişteki belirsiz bir olasılık
Might have + fiilin üçüncü hâli, geçmişte olası bir olayı gerçekten yaşandığını kesin olarak söylemeden anlatır. Burada might have missed, daha önce bir şeyi fark etmemiş, yaşamamış veya elde etmemiş olabilecekleri anlamına gelir. missed fiilinin nesnesi, daha önce geçen something sözcüğüdür. Might belirsizliği korurken have missed olası kaçırma durumunu şimdiki zamandan önceye yerleştirir.
Alıştırma
Hangi cümle Lena'nın mesajı daha önce görmemiş olmasının mümkün olduğunu söyler?
- Lena might have missed the message.
- Lena might miss the message later.
- Lena definitely missed the message.
Cevabı göster
Lena might have missed the message.
Friendship and sex are, despite all the gadgets, Dilbilgisi
0:56Arkadaşlık ve cinsellik, tüm cihazlara rağmen,
despite all the gadgets: isim grubuyla karşıt beklenti bildirme
Despite, beklentiye ters düşen bir durumu belirtir: Teknolojik araçlar arkadaşlık ve seks bulmanın daha kolay olması gerektiği beklentisini yaratır, ancak ana ifade bunların hâlâ zor bulunduğunu söyler. Burada despite sözcüğünü all the gadgets isim grubu izler. Virgüller bunun araya eklenmiş bir yorum olduğunu gösterir; bu bölüm çıkarıldığında ana cümle dil bilgisi bakımından yine tam kalır.
Alıştırma
Hangi cümlede despite bir isim grubundan önce doğru kullanılmıştır?
- Despite of the delay, the team finished on time.
- Despite the delay, the team finished on time.
- Despite the train was delayed, the team finished on time.
Cevabı göster
Despite the delay, the team finished on time.
hard to come by içindeki come by
hard to come by ifadesinde come by, “elde etmek” veya “bulmak” anlamına gelir; “yanından geçmek” ya da “uğramak” anlamında değildir. Cümle, modern araçlara rağmen dostluk ve cinsel ilişkinin hâlâ elde edilmesi zor şeyler olduğunu anlatır. something is hard/easy to come by yapısı, bir şeyin ne kadar erişilebilir veya elde edilebilir olduğunu belirtir. Özellikle kıt kaynaklar, fırsatlar, nitelikler ya da deneyimler için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “elde edilmesi zor” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Affordable childcare is hard to ____ in this area.
Cevabı göster
come by
No wonder if when someone slightly decent but not quite so comes along Notlar
1:02Kısmen düzgün ama tam da öyle olmayan biri ortaya çıktığında,
comes along: ortaya çıkmak veya erişilebilir hâle gelmek
Burada comes along, çoğu zaman beklenmedik biçimde veya gelecekte bir zamanda ‘ortaya çıkar’ ya da ‘duruma dâhil olur’ anlamına gelir. Öznenin someone olması, cümlenin birine eşlik etmekten değil, olası bir partnerin kişinin hayatına girmesinden söz ettiğini gösterir. Bu kullanım, erişilebilir hâle gelen bir fırsatı, işi veya fikri de anlatabilir. Bir şey comes along olduğunda, bir olasılık olarak ortaya çıkar.
Alıştırma
Altyazıda comes along ne anlama geliyor?
- Bir kişi konuşan kişiyle seyahat etmeyi kabul eder.
- Makul ölçüde uygun biri sonunda ortaya çıkar.
- Bir ilişki giderek düzelir.
Cevabı göster
Makul ölçüde uygun biri sonunda ortaya çıkar.
we cling to them to our eventual enormous cost. Notlar
1:07sonunda büyük bedeller ödeyerek onlara tutunmamıza şaşmamak gerek.
Nedensel bir sonuç bildiren No wonder
No wonder, gerekçe önceden verilmiş veya açık olduğu için şaşırtıcı görünmeyen bir sonucu belirtir. Burada, dostluk ve cinsel ilişki bulmanın zorluğu, insanların makul ölçüde düzgün görünen birine neden tutunduğunu açıklar. It is no wonder (that)... ifadesinin kısalmış biçimidir ve tam bir yan cümleden önce gelebilir: No wonder they stayed. Soru sormaz; nedene dayalı bir sonuç bildirir.
Alıştırma
Mina’nın her gün antrenman yaptığını duyduktan sonra, zaferinin şaşırtıcı olmadığını doğal biçimde anlatan yanıt hangisidir?
- No wonder she won.
- It’s a wonder she won.
- I wonder if she won.
Cevabı göster
No wonder she won.
cling to them: onlara duygusal olarak sıkıca tutunmak
Cling to them, bırakmak zor geldiği için o insanlara güçlü ve kaygılı bir şekilde bağlı kalmak anlamına gelir. Cling sözcüğü gerçek anlamda ‘sıkıca tutmak’ demektir; burada bu fiziksel görüntü duygusal bağımlılığı ifade eder. Bu ifade, yalnızca stay with them demekten daha güçlüdür. Çoğu zaman korku, çaresizlik veya bir kişinin, ilişkinin, inancın ya da umudun bırakılması gerektiğini kabul etmeme anlamı taşır.
Alıştırma
‘Kaygılı biçimde bağlı kalmak’ anlamındaki vurgulanmış iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Even after the friendship became harmful, he continued to ____ it because he feared being alone.
Cevabı göster
cling to
to our eventual enormous cost: sonunda çok ağır bir bedel ödeyerek
Kalıplaşmış to someone's cost ifadesinde cost, yalnızca para değil, kişinin bir seçim veya inanç yüzünden yaşadığı zararlı sonuçlar anlamına gelir. Buradaki to our ... cost, bu düşüncelere tutunmaya devam etmenin sonunda bize ciddi zarar vereceğini anlatır. Eventual, sonucun daha sonra ortaya çıktığını; enormous ise zararın büyüklüğünü vurgular. İfadenin tamamı geçmişe dönük bir değerlendirme veya uyarı işlevi görür.
Alıştırma
Cümleyi, eventual ve enormous sözcüklerini kullanan ve “daha sonra bizim için çok ciddi zararlı sonuçlarla” anlamına gelen beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We ignored the safety checks, ____.
Cevabı göster
to our eventual enormous cost
When sex was only available within marriage,
1:12Cinselliğin yalnızca evlilik içinde ulaşılabilir olduğu zamanlarda,
people recognized that this would lead some people to marry for the wrong reasons, Kalıp ifadeler
1:15insanlar bunun bazı kişileri yanlış nedenlerle evlenmeye,
to obtain something that was artificially restricted in society as a whole. Kalıp ifadeler
1:19toplumun genelinde yapay olarak kısıtlanan bir şeyi elde etmeye yönlendireceğini fark etmişti.
lead some people to marry: lead someone to do something yapısı
Lead someone to do something, bir etkenin veya sürecin bir kişiyi bir eylemde bulunmaya yöneltmesi ya da bu eyleme neden olması demektir. Lead some people to marry ifadesinde toplumsal kısıtlamalar neden, evlenme ise ortaya çıkan davranış olarak sunulur. Yapı lead + kişi + to'lu mastardır. Doğrudan emir veya zorlama yerine çoğunlukla dolaylı bir neden-sonuç zincirini anlatır; bu nedenle açıklamalarda ve resmî savlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi lead fiilinin geçmiş zaman biçimi ve mastar işaretiyle tamamlayın: The new evidence ____ the team ____ reconsider its conclusion.
Cevabı göster
led · to
Yanlış nedenlerle
for the wrong reasons, bir eylemin arkasındaki nedenlerin uygun olmadığını veya eylemin gerçek amacıyla uyuşmadığını anlatır. Eylemin kendisinin mutlaka yanlış olduğunu değil, kişinin neden böyle davrandığını değerlendirir. Bu cümlede eleştirilen şey evlenme kararının arkasındaki nedenlerdir. Bu ifade, görünüşte kabul edilebilir olan fakat uygun olmayan bir güdüyle verilen kararlar için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Maya accepted the job only because it looked impressive, so she may have accepted it ____.
- for the wrong reasons
- for no particular reason
- for the right reasons
- for practical reasons
Cevabı göster
for the wrong reasons
society as a whole: toplum bir bütün olarak
as a whole, bir grubu, kurumu veya sistemi tek bir bütün olarak ele alır. Bu cümlede society as a whole, iddianın kapsamını belirler: kısıtlama her bireyin davranışında veya inancında değil, genel olarak toplum düzeyindedir. Bu ifade, grubun her üyesinin aynı olduğunu veya aynı fikirde bulunduğunu söylemeden grup hakkında geniş bir ifade kurmayı sağlar.
Alıştırma
Okulu tek bir kolektif kurum olarak gösteren cümle hangisidir?
- The school as whole supported the new schedule.
- The school on the whole supported the new schedule.
- The school as a whole supported the new schedule.
- The school as a group supported the new schedule.
Cevabı göster
The school as a whole supported the new schedule.
when choosing who they really wanted to be with.
1:29daha berrak bir zihne sahip olmalarını amaçlamıştı.
Toplumsal bir hareket olarak sexual liberation
Burada sexual liberation (cinsel özgürleşme), cinsellikle ilgili geleneksel kurallara meydan okuyan ve bireylere cinsel yaşamları ile ilişkileri konusunda daha fazla seçim hakkı veren geniş kapsamlı toplumsal ve kültürel hareketi ifade eder. Bu cümlede ifade, savın arkasındaki tarihsel düşünceyi sunar: Cinsellik evliliğe bağlı olmak zorunda değilse insanlar eşlerini daha az baskı altında seçebilir. Bu, toplumsal bir değişimin adıdır; tek bir kişinin kısa süreli ve sınırsız davranışı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede sexual liberation neyi ifade ediyor?
- Bir kişinin bir geceliğine tüm sınırları görmezden gelme yönündeki tek seferlik kararı
- İnsanlar için romantik eş seçen bir kuruluş
- Cinsellik ve ilişkilerde kişisel seçim hakkının artmasına yönelik geniş bir toplumsal değişim
Cevabı göster
Cinsellik ve ilişkilerde kişisel seçim hakkının artmasına yönelik geniş bir toplumsal değişim
Planlanmış amaç için was intended to + fiilin yalın hâli
Was intended to, intend fiilinin edilgen biçimidir ve ardından fiilin yalın hâli gelir: be + intended + to + fiil. Bir şeyin ne yapmasının planlandığını veya amaçlandığını belirtir. Burada allow fiilin yalın hâlidir ve cinsel özgürleşmenin amaçlanan etkisini belirtir. Bu yapı doğrulanmış bir sonucu değil, bir amacı ifade eder. Cümle tek başına insanların gerçekten daha berrak düşündüğünü veya farklı seçimler yaptığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi intend kullanarak edilgen amaç yapısıyla tamamlayın: The new rule ____ reduce waiting times, but it did not work.
Cevabı göster
was intended to
Have a clearer head: daha berrak düşünmek
To have a clearer head, baskının veya güçlü arzuların düşünceyi daha az bulandırdığı, daha sakin ve mantıklı değerlendirme yapılabilen bir durumda olmak demektir. Buradaki clearer, bu durumu daha önceki ve daha fazla baskı altındaki bir durumla karşılaştırır. Head burada mecazidir; baştaki fiziksel bir hissi veya zihinde hiçbir düşünce olmamasını değil, kişinin zihinsel durumunu anlatır. Daha berrak düşünmenin bir seçimi etkilediği durumlarda kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, baskı azaldıktan sonra Nina'nın daha sakin ve mantıklı düşünebildiğini ifade eder?
- After the meeting, Nina had a headache and delayed her decision.
- After the meeting, Nina had a clearer head and made her decision.
- After the meeting, Nina had more ideas but still felt overwhelmed.
Cevabı göster
After the meeting, Nina had a clearer head and made her decision.
warm, and fulfilling as being in a couple
1:39sıcak ve tatmin edici olduğundan emin olabildiğimizde,
as potentially as secure, warm, and fulfilling as being in a couple: amaçlanan karşılaştırma
Cümlede as + adjective(s) + as yapısıyla bir eşitlik karşılaştırması anlatılmak isteniyor. Secure, warm ve fulfilling sıfatları aynı karşılaştırma çerçevesini paylaşır; böylece bekâr olmak ile bir ilişki içinde olmak üç özellik bakımından karşılaştırılır. Potentially, iddiayı mümkün olanla sınırlar: bekâr bir yaşam bu düzeye ulaşabilir, ancak her bekâr yaşamın mutlaka böyle olduğu söylenmez. Altyazıdaki as potentially as secure... sıralaması doğal değildir. Standart İngilizcede doğal sıralama potentially as secure, warm, and fulfilling as being in a couple şeklindedir.
Alıştırma
Potentially sözcüğünü eşitlik karşılaştırmasındaki doğal konumuna yerleştirerek cümleyi tamamlayın: A single life is ____ secure, warm, and fulfilling as life with a partner.
Cevabı göster
potentially as
will we know that people are choosing to pair up for the right reasons. Öbek fiiller
1:42insanların doğru nedenlerle eşleştiklerini bileceğiz.
Only when ... will we know yapısında devriklik
Only when, ana cümledeki sonucun gerçekleşebilmesi için önce karşılanması gereken bir koşulu belirtir. Bu sınırlayıcı ifadeyi cümlenin başına getirmek, koşulu güçlü biçimde vurgular. Cümle Only when ile başladığı için ana cümlede will + özne + fiilin yalın hâli şeklinde kısmi devriklik kullanılır; will we know bunun örneğidir. when yan cümlesi normal sırasını korur: we can make sure denir, can we make sure denmez. will, we sözcüğünden önce gelse de bu bir soru değil, bildirme cümlesidir.
Alıştırma
will ve we sözcüklerini doğru sırada kullanarak resmî cümleyi tamamlayın: Only when every report has been checked ____ publish the results.
Cevabı göster
will we
pair up: ikili veya çift oluşturmak
Bu cümlede pair up, bir çift oluşturmak ve romantik bir ilişkiye başlamak anlamına gelir. Ayrı bireylerin bir çifte dönüşmesine odaklanır; up, öbek fiilin bir parçasıdır ve “yukarı” anlamına gelmez. Bu ifade yalnızca romantik ilişkiler için kullanılmaz. Başka bir bağlamda insanlar sınıf etkinliği veya iş görevi için pair up yapabilir. Nasıl bir ikili oluşturulduğunu çevredeki bağlam gösterir.
Alıştırma
“İki kişilik bir grup oluşturmak” anlamındaki öbek fiili kullanarak talimatı tamamlayın: For the lab activity, please ____ with the person next to you.
Cevabı göster
pair up
It's time to liberate companionship from the shackles of coupledom Notlar
1:47Yoldaşlığı çift olmanın prangalarından kurtarmanın
liberate companionship from the shackles of coupledom ifadesindeki özgürleşme metaforu
Bu ifade, tek bir genişletilmiş özgürleşme metaforu kurar. Liberate companionship, yoldaşlığı tutsak tutulan bir şey gibi sunarken the shackles of coupledom, çift olma yönündeki toplumsal beklentiyi bir kısıtlama gibi gösterir. Konuşmacı gerçek zincirlerden veya hukuki bir salıvermeden söz etmez. Metafor, yoldaşlığın romantik çift ilişkilerinin dışında da erişilebilir olması gerektiğini savunur. Güçlü imgeler, çift olma hâlinin yakınlığın kabul edilen tek kaynağı sayılmasına karşı açıkça eleştirel bir tutum gösterir.
Alıştırma
Vurgulanan ifade bu cümlede ne yapıyor?
- Yoldaşlığın yalnızca bir çiftin içinde mümkün olduğunu savunur.
- Çiftlerin gerçek zincirlerle tutulduğunu söyler.
- Romantik partnerlerin hukuki durumunu tarafsız biçimde açıklar.
- Çift merkezli toplumsal beklentileri, yoldaşlığa erişimi sınırlayan kısıtlamalar olarak gösterir.
Cevabı göster
Çift merkezli toplumsal beklentileri, yoldaşlığa erişimi sınırlayan kısıtlamalar olarak gösterir.
and make it as widely and as easily available Dilbilgisi
1:51ve onu olabildiğince geniş ve kolay elde edilebilir hale getirmenin tam zamanı,
as sexual liberators wanted sex to be.
1:54tıpkı cinsel özgürlükçülerin cinselliğin olmasını istedikleri gibi.
It's time to + fiilin yalın hâli
It's time to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemin artık başlaması gerektiğini söyler; çoğu zaman eylemin zaten gerekli olduğu veya geciktiği anlamını taşır. to sonrasındaki mastar, yapılacak eylemi belirtir. Burada konuşmacı analizden değişim çağrısına geçer. Bu ifade yalnızca saati bildirmez ve değişimin kendiliğinden gerçekleşeceğini de öngörmez.
Alıştırma
Eylemin artık gerekli olduğunu belirten kalıpla cümleyi tamamlayın: The warning signs are clear. ____ update the safety rules.
Cevabı göster
It's time to
as widely and as easily available as ... wanted ... to be: paralel kullanım ve tümleç eksiltisi
Available sıfatı, iki paralel derece belirteci olan as widely ve as easily tarafından birlikte nitelenir. Widely erişimin ne kadar geniş olduğunu, easily ise erişimin ne kadar az güçlük içerdiğini anlatır. İkisi tek bir erişilebilirlik niteliğini açıklar; iki ayrı karşılaştırma sonucu oluşturmaz. Son as karşılaştırma ölçütünü tanıtır: cinsel özgürlükçülerin cinselliğin ne ölçüde erişilebilir olmasını istediği. wanted sex to be ifadesinden sonra available, zaten anlaşıldığı için söylenmez. Bu tümleç eksiltisi uzun bir karşılaştırmada tekrarı önler.
Alıştırma
Hangi cümle aynı paralel as ... as yapısını kullanır ve be sonrasında anlaşılan sıfatı söylemeden bırakır?
- Make the service as available as possible because the organizers wanted it to be.
- Make the service more widely and more easily available than the organizers wanted it to be.
- Make the service as widely and as easily available as the organizers wanted it to be.
Cevabı göster
Make the service as widely and as easily available as the organizers wanted it to be.
In the meantime: bekleme dönemindeki geçici eylem
In the meantime, başka bir süreç, sonuç veya değişiklik tamamlanmadan önceki zaman aralığını ifade eder. Burada tartışmayı uzun vadeli bir toplumsal hedeften, bu hedef henüz gerçekleşmemişken kişinin yapabileceği bir şeye yönlendirir. Bu nedenle yalnızca iki şeyin aynı anda gerçekleştiğini anlatmaz. Cümlenin başında kullanıldığında geçiş görevi görür: önce tamamlanmamış veya sonucu beklenen süreç belirtilir, ardından In the meantime, ile bu aradaki geçici eylem, durum ya da odak tanıtılır.
Alıştırma
“Bekleme süresi boyunca” anlamındaki üç kelimelik hedef geçiş ifadesini kullanın: The repair team will arrive tomorrow. ____, we can use the spare computer.
Cevabı göster
In the meantime
we should strive to make ourselves as much at peace as we can Notlar
1:58kendimizi elimizden geldiğince huzurlu hissetmek için çabalamalıyız,
as much at peace as we can: gerçekçi olarak ulaşılabilecek en yüksek derece
Burada as much at peace as we can, gerçekçi olarak mümkün olan en yüksek sakin kabulleniş düzeyine ulaşmak demektir. Much, peace sözcüğünün miktarını değil, at peace durum ifadesinin derecesini ölçer. Yeniden kullanılabilir yapı as much + derecelendirilebilir durum ifadesi + as + özne + can/could biçimindedir. Sınırları kabul ederken ulaşılabilecek en yüksek hedefi gösterdiği için kesin bir talepten daha gerçekçi ve esnek duyulur.
Alıştırma
at ease ve I could kullanarak cümleyi as much ... as yapısıyla tamamlayın: Before the interview, I tried to feel ____.
Cevabı göster
as much at ease as I could
with the idea of being alone for a very long time.
2:02çok uzun bir süre yalnız kalma fikriyle barışarak.
strive to: zor bir hedef için sürekli çaba
Bu cümlede strive to make, kişinin daha huzurlu ve kabullenmiş hâle gelmek için ciddi ve ısrarlı biçimde çaba göstermesi demektir. Uzun süre yalnız kalmayı kabullenmeyi, sürekli emek gerektiren zor bir hedef olarak sunar. Yapı strive to + fiilin yalın hâlidir. Kesin başarıyı değil, kararlı çabayı anlatır: kişi strive to do something yapabilir ancak bunu tamamen başaramayabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede strive to doğal ve ciddi anlamıyla en uygun biçimde kullanılmıştır?
- The bottle strived to stay on the table.
- The research team will strive to make the treatment safer over the next decade.
- I will strive to find my keys under the sofa.
Cevabı göster
The research team will strive to make the treatment safer over the next decade.
on the basis of their own and true merits. Kalıp ifadeler
2:10onların kendi ve gerçek meziyetlerine dayanarak.
Only then do we stand: cümle başındaki Only then sonrasında devrik yapı
Only then, “ancak o zaman” anlamına gelir; o noktadan önce gerçekleşemeyeceğini belirtir. Buradaki then, kişinin uzun süre yalnız kalmayı kabullenebilmesinden sonraki noktayı ifade eder. İfade, sonucun gerçekleşmesi için bu koşulu gerekli gösterir. Only then cümle başına getirildiğinde olumlu cümlede kısmi devriklik kullanılır: do, we öznesinden önce gelir ve stand yalın hâlde kalır. Kalıp Only + zaman veya koşul ifadesi + yardımcı fiil + özne + ana fiildir. Bu hâlâ bir bildirme cümlesidir, soru değildir; do da “yapmak” anlamındaki ana fiil değil, yardımcı fiildir.
Alıştırma
Cümleyi “we started” ifadesinin geçmiş zamandaki devrik biçimiyle tamamlayın: Only after the final check ____ the machine.
Cevabı göster
did we start
stand a chance of + isim veya -ing biçimi
Stand a chance of, “gerçek bir olasılığa sahip olmak” anlamına gelir. Bu cümlede konuşanlar, birisiyle onun gerçek nitelikleri nedeniyle birlikte olmayı seçme olasılığına sahip olabilir. stand burada “ayakta durmak” anlamına gelmez. Sabit kalıp stand a chance of + isim veya -ing biçimidir. Bu nedenle of ifadesinden sonra deciding gelir. Bu ifade, özellikle başarı bir koşulun yerine getirilmesine veya bir zorluğun aşılmasına bağlı olduğunda sonucun gerçekleşme ihtimalini değerlendirir.
Alıştırma
Cümleyi “gerçek bir olasılığa sahip olmak” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: With better evidence, we ____ proving the claim.
Cevabı göster
stand a chance of
on the basis of: bir ölçütü belirtmek
On the basis of, bir yargıya varırken veya karar verirken kullanılan olguları, kanıtları ya da ölçütü belirtir. Ardından bir isim öbeği gelir: on the basis of + ölçüt. Bu cümlede their own and true merits, onları değerlendirmenin ölçütü olarak sunulur. İfade, yalnızca bir şeyin meydana gelme nedenini değil, yargının dayanağını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, bu dersteki “ardından geleni ölçüt olarak kullanmak” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The scholarship was awarded ____ academic achievement and community service.
Cevabı göster
on the basis of