Çocuk oyuncakları satın alan yetişkinler ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
909 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, daha fazla yetişkinin çocuk oyuncaklarını kendisi için satın almasını açıklıyor ve “kidult” eğilimini nostalji, çevrim içi topluluklar, harcanabilir gelir ve pandemi dönemindeki koleksiyonculukla ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. account for between 30 and 40% — Kelime Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Bir grubun pazarda belirli bir paya sahip olduğunu anlatan resmî veri ifadesini öğrenirsiniz; haber, iş dünyası ve istatistik bağlamlarında çok işe yarar. 2. disposable income, — Kelime Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Zorunlu giderler ödendikten sonra kalan parayı anlatan finans terimini öğrenirsiniz; böylece yetişkin tüketicilerin hobilere veya koleksiyon ürünlerine neden bütçe ayırabildiğini anlarsınız. 3. comes at a price — Deyimler ve Mecaz İfadeler: Bir faydanın yanında bir bedel ya da olumsuzluk getirdiğini anlatan mecaz ifadeyi tanırsınız; burada ifade, oyuncak fiyatlarının gerçekten yükselmesiyle de bağlantı kurar.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Phil.

0:10

Ben Phil.

And I'm Beth.

0:11

Ve ben Beth.

Action figures, Kelime

0:12

Aksiyon figürleri,

building bricks,

0:14

yapı blokları,

stuffed cuddly animals,

0:15

pelüş oyuncak hayvanlar,

Kelime

Action figures ... stuffed cuddly animals: oyuncak kategorisi adları

Bu bölüm üç oyuncak türünü sıralar. Action figures, çoğu zaman farklı pozlara getirilebilen hareketli eklemlere sahip karakter oyuncaklarıdır. Building bricks, birbirine bağlanarak çeşitli şeyler yapmaya yarayan küçük parçalardır. Stuffed cuddly animals ise içi dolgu malzemeli, yumuşak ve sarılmak için yapılmış hayvan biçimli oyuncaklardır. Her grup, bir ürün kategorisinin adı olarak kullanılan isim öbeğidir. Böyle bir listede sözcükleri tek tek çevirmek yerine her öbeği ayrı bir oyuncak türü olarak anlayın.

Alıştırma

Hangi seçenek üç oyuncak kategorisini cümledekiyle aynı sırada karşılıyor?

  1. Spor malzemeleri; apartman binaları; canlı evcil hayvanlar
  2. Poz verilebilen karakter oyuncakları; yapım için kullanılan bloklar; yumuşak, içi dolgulu hayvan oyuncakları
  3. Oyuncak taşıtlar; resimli kitaplar; hayvan kostümleri
Cevabı göster

Poz verilebilen karakter oyuncakları; yapım için kullanılan bloklar; yumuşak, içi dolgulu hayvan oyuncakları

there's a whole world of toys Deyimler

0:17

bambaşka bir oyuncak dünyası var

that many of us have forgotten

0:18

çoğumuzun unutmuş olduğu

since we were children.

0:20

çocukluğumuzdan beri.

Deyimler

a whole world of toys: keşfedilecek zengin bir alan

Buradaki a whole world of toys bir benzetmedir. Oyuncakların keşfedilecek pek çok tür ve fikir içeren geniş ve çeşitli bir alan oluşturduğunu anlatır; gerçekten var olan ayrı bir dünya anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen a whole world of + isim kalıbı, bir konuyu geniş, zengin veya olasılıklarla dolu olarak tanıtır. Whole, konunun dinleyenin bekleyebileceğinden çok daha fazlasını içerdiği duygusunu güçlendirir.

Alıştırma

Zengin ve çeşitli bir alan anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Joining the club opened up ____ new activities.

Cevabı göster

a whole world of

Do you still have any toys from when you were a boy, Phil? Dilbilgisi

0:22

Çocukluğundan kalma hiç oyuncağın var mı, Phil?

Dilbilgisi

from when you were a boy: bir şeyi geçmişteki bir dönemle ilişkilendirmek

From when you were a boy, “çocuk olduğun dönemden kalma” anlamına gelir. From, oyuncakların geçmişte hangi dönemden geldiğini gösterir; when you were a boy yan cümlesi de bu dönemi açıklar. Buradaki when bir soru sormaz. “İsim + from when + yan cümle” yapısıyla bugün hâlâ var olan bir şeyi geçmişteki bir dönemle ilişkilendirebilirsin.

Alıştırma

Defterin hangi dönemden kaldığını göstermek için from + when yan cümlesini kullan: This is my notebook ____ I was in primary school.

Cevabı göster

from when

Um, a couple, but I gave them to my kids.

0:25

Hmm, birkaç tane var ama onları çocuklarıma verdim.

Well, nowadays,

0:28

Şey, günümüzde,

grown-ups playing with toys is more common than you might think. Notlar

0:29

yetişkinlerin oyuncaklarla oynaması sandığınızdan daha yaygın.

Kelime

grown-ups: “yetişkinler” için samimi ve eğlenceli bir sözcük

Grown-ups, “yetişkinler” anlamına gelir. Samimi ve resmî olmayan bir sözcüktür; çoğu zaman konuya bir çocuğun gözünden bakılıyormuş gibi bir hava verir. Bu cümlede yetişkinlerin oyuncaklarla oynaması gibi neşeli bir konuya uygundur. Adults temel anlamı korur, ancak daha tarafsız duyulur.

Alıştırma

Adults yerine grown-ups kullanmak hangi ortamda en doğal olur?

  1. Yetişkin sağlığı hakkında akademik bir rapor
  2. Oy kullanma yeterliliğini tanımlayan hukuki bir belge
  3. Her yaşa uygun bir oyun hakkında samimi bir sohbet
Cevabı göster

Her yaşa uygun bir oyun hakkında samimi bir sohbet

Dilbilgisi

more common than you might think: düşündüğünüzden daha yaygın

more + sıfat + than you might think kalıbı, gerçek derecenin dinleyicinin bekleyebileceğinden daha yüksek olduğunu anlatır. Burada more common, yetişkinlerin oyuncaklarla oynamasının göründüğünden daha sık gerçekleştiği anlamına gelir. Might, dinleyicinin beklentisini kesin bir gerçek değil, bir olasılık olarak sunar. Konuşan kişi, dinleyicinin kesinlikle böyle düşündüğünü söylemeden olası bir varsayımı nazikçe düzeltir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki karşılaştırmanın tam bitişiyle tamamlayın: This problem is more common ____.

Cevabı göster

than you might think

Recent estimates suggest

0:33

Son tahminlere göre

that adults buying kids' toys for themselves,

0:35

kendilerine çocuk oyuncağı alan yetişkinler,

account for between 30 and 40% of the entire toy market. Kelime

0:38

tüm oyuncak pazarının %30 ila %40'ını oluşturuyor.

Kelime

account for between 30 and 40%: %30 ila %40'lık pay oluşturmak

Veri bildiren bir cümlede account for, bir bütünün bir kısmını oluşturmak veya temsil etmek anlamına gelir. Account for between 30 and 40%, bu grubun satın alımlarının tüm oyuncak pazarında %30–40'lık bir pay oluşturduğunu belirtir. Bilgi A + account(s) for + pay + of + bütün düzenini izler. A ölçülen şeyi, of ile başlayan bölüm ise bütünü belirtir.

Alıştırma

Bir payı temsil etmek anlamındaki ders ifadesini kullanın: Online orders ____ between 30 and 40% of our sales.

Cevabı göster

account for

So many that advertisers have come up with a term for them, Notlar

0:43

O kadar fazlalar ki reklamcılar onlar için bir terim bile buldu:

Dilbilgisi

So many that...: önceki miktara gönderme yapıp sonucu belirtme

So many, önceki bağlamda daha önce belirtilmiş çoğul kişilere veya sayılabilen şeylere gönderme yapar. Konuşan kişi tekrarlanan özneyi ve isim öbeğini düşürür; tam kalıp kabaca There are so many of them that... biçimindedir. Bu nedenle bu altyazı kendi başına tamamlanmış bir cümle değil, önceki sözün devamıdır. so many ... that ... yapısında that, sayının çok olmasından doğan sonucu belirtir. Burada sayı, reklamcıların bu grup için bir terim oluşturmasına yol açacak kadar büyüktür.

Alıştırma

Miktar-sonuç kalıbını tamamlayın: There were ____ requests ____ the team added another session.

Cevabı göster

so many · that

Öbek fiiller

come up with a term: bir adlandırma geliştirmek

come up with; fikir, ad veya çözüm gibi bir şeyi düşünmek, geliştirmek ya da üretmek anlamına gelir. come up with a term ifadesinde a term, üretilen içeriktir: grubu adlandırmak için kullanılan bir sözcük veya ifade. Bu öbek fiil burada yukarı doğru hareket etmekle ilgili değildir. Bu bağlamda reklamcıların daha önce sözü edilen kişiler için bir ad oluşturduğunu veya önerdiğini anlatır.

Alıştırma

Hedef öbek fiilin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: The editors ____ a term for short online lessons.

Cevabı göster

came up with

kidults, Kelime

0:47

kidult (çocuksu yetişkin),

adults who are interested in toys and games intended for children. Kelime

0:48

çocuklar için tasarlanmış oyuncak ve oyunlara ilgi duyan yetişkinler.

Kelime

kidults: çocuk oyuncaklarından ve oyunlarından hoşlanan yetişkinler

Kidult, kid ve adult kelimelerinin birleşimidir. kidults çoğul biçimdir ve genellikle çocuklarla ilişkilendirilen oyuncaklardan, oyunlardan veya diğer ürünlerden hoşlanan yetişkinleri ifade eder. Bu cümlede kelime, ortak ilgi alanına sahip bir grubu veya tüketici grubunu adlandırır. Tek başına bu yetişkinlerin kötü davrandığını ya da olgunlaşmamış olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu medya ve pazarlama bağlamında kidults kimlerdir?

  1. Yalnızca eğitici oyuncak satan yetişkinler
  2. Yetişkinler gibi davranmayı öğrenen çocuklar
  3. Genellikle çocuklar için yapılan oyuncak veya oyunlardan hoşlanan yetişkinler
Cevabı göster

Genellikle çocuklar için yapılan oyuncak veya oyunlardan hoşlanan yetişkinler

Kelime

intended for children: hedef kullanıcıları belirtmek

Intended for children, toys and games ifadesini niteler. that are intended for children yapısının kısaltılmış biçimidir ve ürünlerin çocukların kullanması için tasarlandığını veya kullanılmasının beklendiğini belirtir. Bu ifade planlanan hedef kitleyi gösterir; yalnızca o kitlenin kullanmasına izin verildiği anlamına gelmez. Çocuklar için tasarlanan bir şeyi yetişkinler de kullanabilir veya ondan keyif alabilir.

Alıştırma

Cümleyi intended ve doğru edatla tamamlayın: This science book is ____ young readers.

Cevabı göster

intended for

Between last October and December alone, Dilbilgisi

0:52

Sadece geçen yılın Ekim ve Aralık ayları arasında,

Dilbilgisi

Between last October and December alone: zaman aralığını sınırlama

Between last October and December, zaman aralığının iki ucunu verir. Alone tüm aralığın ardından gelir ve “yalnızca o dönem içinde” anlamını taşır. Bir haberde bu çerçeve, ardından gelen sayıyı çarpıcı gösterir: diğer aylar hesaba katılmadan bile sayı zaten büyüktür. Burada alone, “başkaları olmadan” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Between April and June alone, the museum welcomed 90,000 visitors,” cümlesinde alone ne anlama gelir?

  1. Bilinmeyen bir zamanda
  2. Yalnızca o dönem içinde
  3. Başka hiç kimse olmadan
Cevabı göster

Yalnızca o dönem içinde

American kidults spent over 1.5 billion dollars

0:55

Amerikalı kidult'lar 1,5 milyar dolardan fazla para harcadı

on toys for themselves.

0:59

kendilerine oyuncak almak için.

Among the most popular were plush toys or plushies for short, Notlar

1:01

En popüler olanlar arasında kısaca 'plushie' denilen pelüş oyuncaklar,

Dilbilgisi

Among the most popular were ...: kategoriyi önce veren devrik yapı

Among the most popular, kategoriyi önce sunmak için cümlenin başına taşınmış bir edat öbeğidir. Bu devrik dizilişte were, gerçek özne olan plush toys or plushies for short ifadesinden önce gelir. Normal diziliş Plush toys or plushies were among the most popular şeklindedir. Devrik biçim, bir haberin önceden belirlenmiş bir sıralama veya gruptan onun içindeki belirli öğelere geçmesine yardımcı olur. Fiil yine kendisinden sonra gelen özneyle uyum gösterir.

Alıştırma

“Among the finalists were two first-time competitors,” cümlesinde gerçek dilbilgisel özne hangi sözcüklerdir?

  1. two first-time competitors
  2. were
  3. Among the finalists
Cevabı göster

two first-time competitors

Kelime

plushies for short: daha kısa bir adı tanıtma

Burada plushies, plush toys ifadesinin daha kısa ve günlük kullanılan adıdır. for short, kısa adın ardından gelir ve onun kısaltılmış bir biçim olduğunu gösterir. Short burada zamanı değil, adın kısa olmasını anlatır. Kullanılabilecek kalıp şöyledir: tam veya uzun ad, kısa ad + for short.

Alıştırma

Liz'in kısa ad olduğunu gösteren ifadeyi yazın: Her name is Elizabeth, Liz ____.

Cevabı göster

for short

toy dolls or animals made from cloth Dilbilgisi

1:05

kumaştan yapılmış oyuncak bebekler veya hayvanlar

and filled with soft material.

1:07

ve içi yumuşak malzemeyle doldurulmuş olanlar vardı.

Dilbilgisi

made from cloth ... filled with soft material: isimden sonra gelen iki açıklama

made from cloth ve filled with soft material ifadeleri toy dolls or animals söz grubundan sonra gelir ve onu niteler. Bunlar geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş, birbirine bağlı iki söz grubudur. Daha açık biçim şöyle anlaşılabilir: toy dolls or animals that are made from cloth and are filled with soft material. Made from cloth, oyuncağın gövdesinde kullanılan malzemeyi belirtir. Filled with soft material ise içine ne konduğunu belirtir. İsim + geçmiş zaman ortacı söz grubu kalıbı, yeni bir cümle başlatmadan birden fazla özellik ekler.

Alıştırma

Malzemesi pamuk olan ve içinde tüy bulunan bir minderi hangi cümle doğru biçimde anlatır?

  1. She bought a cushion made from cotton and filled with feathers.
  2. She bought a cushion making from cotton and filling with feathers.
  3. She bought a cushion made with cotton and filled from feathers.
Cevabı göster

She bought a cushion made from cotton and filled with feathers.

And like other recent trends, Anlatım akışı

1:09

Ve son dönemdeki diğer trendler gibi,

the toy trend is being driven by online shoppers and social media. Dilbilgisi

1:11

bu oyuncak trendi de online alışveriş yapanlar ve sosyal medya tarafından yönlendiriliyor.

Anlatım akışı

like other recent trends: konuyu karşılaştırmayla çerçevelemek

Cümlenin başındaki like other recent trends, oyuncak eğilimi hakkında yeni bilgi vermeden önce onu daha geniş bir eğilim grubuna yerleştirir. Bu çerçeve, oyuncak eğiliminin tek başına bir olay değil, daha geniş bir örüntünün örneği olduğunu gösterir. Burada like, “benzer şekilde” anlamına gelir ve karşılaştırma grubu olan other recent trends ifadesini tanıtır. “Sevmek” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Cümlenin başındaki like other recent trends ne işe yarar?

  1. Konuşanın son dönemdeki eğilimleri sevdiğini söyler.
  2. Oyuncak eğilimini açıklamadan önce daha geniş bir benzer eğilimler grubuna yerleştirir.
  3. Oyuncak eğiliminin diğer eğilimlerden önce ortaya çıktığını gösterir.
Cevabı göster

Oyuncak eğilimini açıklamadan önce daha geniş bir benzer eğilimler grubuna yerleştirir.

Dilbilgisi

is being driven by: sürmekte olan bir nedeni edilgen yapıyla anlatmak

is being driven by, is + being + driven + by kalıbını izler. Bu, şimdiki zamanın edilgen yapısıdır: eğilim şu anda by sonrasında belirtilen etkenlerin etkisini almaktadır. Burada drive, “bir şeye neden olmak veya onu ileri taşımak” anlamındadır; “araç kullanmak” anlamında değildir. Edilgen söz dizimi, toy trend ifadesini konu olarak başa yerleştirir. online shoppers and social media daha sonra by öbeğinde, eğilimi yönlendiren güçler olarak gelir.

Alıştırma

Raporu drive fiilinin şimdiki zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The market ____ younger buyers.

Cevabı göster

is being driven by

In this episode,

1:15

Bu bölümde,

we'll meet a children's toy maker and an online influencer

1:16

bir çocuk oyuncağı üreticisi ve bir online influencer ile tanışacağız

who are both involved in the increasing trend Kalıp ifadeler

1:20

her ikisi de artan bu trendin içinde yer alıyor

Kalıp ifadeler

be involved in: büyüyen bir eğilime dahil olmak

Be involved in, bir etkinliğe katılmak veya onunla gerçek bir bağlantısı olmak anlamına gelir. Bu cümlede iki kişinin de giderek yaygınlaşan eğilimde bir rolü vardır; herhangi bir sorun veya yanlış davranış ima edilmez. Yapı be involved in + isim veya -ing biçimidir. Join fiilinden daha geniştir çünkü bir gruba resmen üye olmadan da katılımı veya bağlantıyı anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi involved ve doğru edatla tamamlayın: Maya helps with the school play. She is ____ the production.

Cevabı göster

involved in

of adults interested in kids' toys.

1:23

çocuk oyuncaklarına ilgi duyan yetişkinlerin.

We'll also learn some useful new vocabulary

1:26

Ayrıca bazı faydalı yeni kelimeler öğreneceğiz

and remember,

1:28

ve unutmayın,

you'll find a transcript for this episode

1:29

bu bölümün metnini

along with all the new words and phrases on our website, Kalıp ifadeler

1:32

tüm yeni kelimeler ve ifadelerle birlikte web sitemizde bulabilirsiniz:

Kalıp ifadeler

along with all the new words and phrases: tüm yeni sözcük ve ifadelerle birlikte

Along with, birlikte veya ek olarak anlamına gelir. Burada ana kaynak bölüm metnidir; yeni sözcük ve ifadeler ise onunla birlikte sunulan ek kaynaklardır. Yapı A along with B biçimindedir. B'yi A'ya eşlik eden ek bilgi olarak sunar; and ise normalde A ile B'yi eşit öğeler olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade along with ile tamamlayın: Please bring your ticket ____ a photo ID.

Cevabı göster

along with

bbclearningenglish.com.

1:35

bbclearningenglish.com.

But first, Anlatım akışı

1:37

Ama önce,

I have a question for you, Beth.

1:38

sana bir sorum var, Beth.

Anlatım akışı

But first: ana konudan önce kullanılan geçiş ifadesi

But first, konuşmacının ana konuyu kısa süreliğine erteleyip önce yapılması gereken bir adımı, soruyu veya hatırlatmayı araya eklediğini gösterir. Buradaki but bir anlaşmazlığı değil, programın akışındaki değişikliği belirtir. First, bu kısa bölümden sonra asıl konuya dönüleceğini dinleyiciye bildirir.

Alıştırma

Ana etkinliği durdurup önceki bir adımı tanıtmak için But first kullanın: ____, let's check yesterday's answer.

Cevabı göster

But first

Lego remains one of the most popular and expensive children's toys. Dilbilgisi

1:40

Lego, en popüler ve pahalı çocuk oyuncaklarından biri olmaya devam ediyor.

Dilbilgisi

remains one of the most popular and expensive: devam eden yüksek konum

Bu cümlede remains, “olmaya devam ediyor” anlamına gelir. Lego'nun bu konuma daha önce de sahip olduğunu ve hâlâ koruduğunu gösterir; is ise devamlılığa aynı ölçüde vurgu yapmadan yalnızca mevcut durumu bildirirdi. remain + one of the most + sıfatlar + çoğul isim yapısı, bir şeyi önde gelen bir grubun içine yerleştirir. Lego'nun tek başına en popüler veya tek başına en pahalı oyuncak olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi devam eden konumu gösteren remain yapısıyla tamamlayın: Ten years later, the museum ____ the city's most popular attractions.

Cevabı göster

remains one of

So, according to MSN News, Anlatım akışı

1:45

Peki, MSN News'e göre,

what was the most expensive Lego set ever made?

1:47

bugüne kadar üretilen en pahalı Lego seti hangisiydi?

Anlatım akışı

according to MSN News: bilgi kaynağını belirtmek

According to MSN News, dinleyiciye sorunun dayandığı bilginin kaynağının MSN News olduğunu gösterir. Ana sorudan önce kullanıldığında, sorunun konuşanın dayanaksız iddiası değil, belirtilen kaynağa dayanan bir soru olduğunu anlatır. according to + kaynak yapısı, “o kaynağın söylediğine veya bildirdiğine göre” anlamına gelir. Bilginin nereden geldiğini belirtir; konuşanın kaynakla aynı görüşte olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Kaynağı belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the school website, the library closes at five.

Cevabı göster

According to

Was it A,

1:51

A mıydı,

the Lego Harry Potter Hogwarts School,

1:52

Lego Harry Potter Hogwarts Okulu mu,

B,

1:55

B mi,

the Lego Star Wars Millennium Falcon,

1:56

Lego Star Wars Millennium Falcon mu,

or C,

1:58

yoksa C mi,

the Lego Eiffel Tower?

1:59

Lego Eyfel Kulesi mi?

I'm going to guess Hogwarts Ton ve niyet

2:01

Ben Hogwarts'ı tahmin edeceğim

Ton ve niyet

I'm going to guess: emin olmadan cevap vermek

I'm going to guess, Hogwarts cevabını bir gerçek olarak değil, tahmin olarak sunar. Yalnızca Hogwarts demeye göre cevabın daha az kesin duyulmasını sağlar. Burada be going to, konuşanın birazdan söyleyeceği tahmini tanıtmaya yardımcı olur. Yeniden kullanılabilen yapı I'm going to guess + bir cevap veya I'm going to guess + tam bir cümleciktir.

Alıştırma

Ödülün hangi kutuda olduğundan emin değilsiniz. Cevabı hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the red box.

Cevabı göster

I'm going to guess

because I like Harry Potter.

2:03

çünkü Harry Potter'ı seviyorum.

Okay,

2:05

Tamam,

well, we'll find out the answer later in the programme. Öbek fiiller

2:05

peki, cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out the answer: daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek

Bu cümlede find out the answer, program daha fazla bilgi verdiğinde cevabın ne olduğunu daha sonra öğrenmek anlamına gelir. Konuşan kişi, bir nesneyi fiziksel olarak bulmaktan söz etmiyor. Find out, bir şeyi bilmeme durumundan bilme durumuna geçmeyi anlatan bir öbek fiildir. Ardından öğrenilecek bilgi belirtilebilir: find out the answer, find out the truth veya find out why it happened.

Alıştırma

İkinci cümleyi bu nottaki hedef ifadeyle tamamlayın: The quiz is not over yet. We will ____ at the end.

Cevabı göster

find out the answer

Lisa Lee is a toy maker based in Vancouver Kalıp ifadeler

2:09

Lisa Lee, Vancouver'da yaşayan bir oyuncak üreticisi

and the owner of Leather Monsters,

2:12

ve Leather Monsters'ın sahibi,

Kalıp ifadeler

based in Vancouver: ana konumu belirtmek

Based in Vancouver, Vancouver'ın Lisa Lee'nin işi veya faaliyetleri için ana konum olduğunu belirtir. Based on an idea anlamına gelmez ve tek başına Vancouver'ın onun doğum yeri veya kalıcı evi olduğunu söylemez. a toy maker based in Vancouver içinde yer bildiren based in Vancouver, toy maker ifadesini tanımlar. Bu, a toy maker who is based in Vancouver yapısının kısaltılmış biçimidir. Yeniden kullanılabilen kalıp kişi veya kuruluş + based in + yer şeklindedir.

Alıştırma

Tanıtım cümlesini bu nottaki iki sözcüklü yer ifadesiyle tamamlayın: Our animation studio is ____ Bristol.

Cevabı göster

based in

a brand of leather plushies which she advertises online. Kalıp ifadeler

2:14

internette reklamını yaptığı deri pelüş oyuncak markası.

Kalıp ifadeler

a brand of leather plushies: markayı ürün kategorisiyle ilişkilendirmek

Bu cümlede a brand of leather plushies, bunun nasıl bir marka olduğunu belirtir: deri pelüş oyuncaklara yönelik ticari bir marka. of sonrasındaki kelimeler, markayla bağlantılı ürün kategorisini söyler. Başka durumlara aktarılabilen yapı a brand of + ürün kategorisi şeklindedir; a brand of coffee ve a brand of children's clothing buna örnektir. Burada brand, ürün satmak için kullanılan bir ad ve marka kimliği anlamına gelir; bir nesneye yakılarak veya damgalanarak bırakılan iz anlamında değildir.

Alıştırma

İşletme açıklamasını a brand of kullanarak tamamlayın: RiverMint makes handmade soap. RiverMint is ____ handmade soap.

Cevabı göster

a brand of

Here,

2:18

Burada,

Lisa tells BBC World Service programme Business Daily

2:18

Lisa, BBC World Service programı Business Daily'ye

how she reconnected with her love of toys Kalıp ifadeler

2:22

oyuncaklara olan sevgisiyle nasıl yeniden bağ kurduğunu anlatıyor

as an adult.

2:25

bir yetişkin olarak.

Kalıp ifadeler

reconnected with her love of toys: eski bir ilgiye geri dönmek

Bu cümlede reconnected with her love of toys, Lisa'nın yetişkin olduğunda oyuncaklara yönelik eski ilgisini yeniden hissetmeye ve bundan yeniden keyif almaya başladığı anlamına gelir. Buradaki bağlantı duygusaldır; telefon görüşmesi veya mesaj değildir. Reconnect with ifadesinden sonra bir insan gelebileceği gibi bir ilgi alanı, anı, yer veya kişiliğin bir parçası da gelebilir. Bu yapı, bağlantının daha önce var olduğunu, zayıfladığını veya kesildiğini ve sonra yeniden kurulduğunu anlatır.

Alıştırma

reconnect with his love of yapısını doğru geçmiş zaman biçiminde kullanın: After a long break from drawing, Leo ____ art.

Cevabı göster

reconnected with his love of

Once I kind of had a stable job with disposable income, Notlar

2:26

Düzenli geliri olan sabit bir işim olduğunda,

Dilbilgisi

Once I kind of had...: yumuşatılmış bir dönüm noktasını belirtmek

Burada Once, bir koşulun gerçekleştiği zamanı gösterir: konuşan kişi düzenli bir işe sahip olduktan sonra bir sonraki değişiklik gerçekleşebilmiştir. Buradaki anlamı “bir kez” değildir. Kind of had ifadesinde kind of, söylenen şeyi yumuşatır. Konuşan kişinin durumu kesin veya mutlak biçimde anlatmak yerine o aşamaya aşağı yukarı geldiğini belirtir. Aktarılabilir kalıp Once + yan cümle, ana cümle biçimindedir: once ile başlayan yan cümledeki koşul sağlanınca ana olay gerçekleşir.

Alıştırma

Örnekte Once I kind of had... ne anlama gelir?

  1. Ona bir kez sahiptim…
  2. Az çok … sahibi olduğumda veya olduktan sonra
  3. … sahibi olmadan önce
Cevabı göster

Az çok … sahibi olduğumda veya olduktan sonra

Kelime

Disposable income: harcamaya uygun gelir

Burada disposable income, bir kişinin harcayabileceği veya biriktirebileceği parayı, özellikle vergiler ve temel giderler ödendikten sonra kalan kısmı ifade eder. Düzenli bir işin zorunlu olmayan alışverişleri nasıl mümkün kılabildiğini açıklar. Bu ifadede disposable, kullanıma veya kişinin yönetimine açık demektir. Disposable cup ifadesindeki “kullanılıp atılmak üzere yapılmış” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda disposable income ne anlama gelir?

  1. Yalnızca kullanılıp atılan ürünleri almak için kullanılan para
  2. Vergiler ve temel giderlerden sonra harcanabilen veya biriktirilebilen para
  3. Vergiler ve giderlerden önce kazanılan tüm para
Cevabı göster

Vergiler ve temel giderlerden sonra harcanabilen veya biriktirilebilen para

I kind of rediscovered my love for soft toys Kalıp ifadeler

2:30

yumuşak oyuncaklara olan sevgimi yeniden keşfettim

Kalıp ifadeler

rediscovered my love for: geri dönen bir ilgi

Rediscovered my love for soft toys, konuşanın pelüş oyuncakları önceden de sevdiğini ve bu güçlü ilgiyi yeniden hissetmeye başladığını anlatır. re- ön eki «yeniden» anlamı katar; bu nedenle rediscovered ilk kez keşfetmek demek değildir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp rediscover + iyelik sözcüğü + love for + isim veya -ing biçimidir. Örneğin rediscovered her love for music ve rediscovered his love for swimming denebilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi tamamlayın. rediscover + her love for kalıbını geçmiş zamanda kullanın: After several years without painting, Lena ____ art.

Cevabı göster

rediscovered her love for

and I started buying them again

2:33

ve onları tekrar almaya başladım

because I've always loved collecting things because,

2:35

çünkü bir şeyler biriktirmeyi hep sevmişimdir çünkü,

you know, Ton ve niyet

2:39

bilirsiniz,

Ton ve niyet

you know: konuşma sırasında duraklama ve dinleyiciyle bağ kurma

Buradaki you know bir söylem belirtecidir; dinleyicinin ne bildiğini gerçekten soran bir soru değildir. Konuşan kişi hazırlıksız konuştuğu için bu ifade, sonraki düşünceyi düzenlemek üzere kısa bir duraklama sağlar ve dinleyiciyi konuşmanın içinde tutar. Bu kullanımı duyduğunuzda her kelimeyi ayrı ayrı çevirmek yerine çevresindeki ana düşünceye odaklanın. Dile ve bağlama göre çeviride kısa bir duraksama sözüne dönüşebilir veya hiç çevrilmeyebilir.

Alıştırma

"The first day was hard, you know, but it got easier," cümlesinde you know esas olarak ne yapar?

  1. Dinleyiciden ilk günün zor olduğunu bildiğini kanıtlamasını ister.
  2. Konuşan kişinin ne olduğunu unuttuğu anlamına gelir.
  3. Konuşan kişiye kısa bir duraklama sağlar ve sohbet havasını korur.
Cevabı göster

Konuşan kişiye kısa bir duraklama sağlar ve sohbet havasını korur.

they bring me happiness, Kalıp ifadeler

2:39

bana mutluluk veriyorlar,

they bring me joy,

2:40

bana neşe veriyorlar,

Kalıp ifadeler

bring me happiness ... bring me joy: olumlu duygular yaratmak

Burada bring me happiness ve bring me joy, “mutluluk ya da sevinç hissetmeme neden olmak” anlamına gelir. Bring, bir şeyi fiziksel olarak konuşana taşımayı değil, duygusal bir etkiyi anlatır. Yapı bring + kişi + soyut isim şeklindedir; bring me comfort ve bring us hope buna örnektir. Birbirine paralel iki ifadenin tekrarlanması, bunların olumlu bir duygusal değer taşıdığı düşüncesini güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi bring me joy ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This song ____.

Cevabı göster

brings me joy

and I think also a big pillar of my channel Deyimler

2:41

ve bence kanalımın büyük bir temel taşı

and my content is reconnecting with my childhood and healing that inner child. Kültür

2:44

ve içeriğimin de, çocukluğumla yeniden bağlantı kurmak ve o içsel çocuğu iyileştirmek.

Deyimler

a big pillar of my channel and my content: önemli bir dayanak

Burada a big pillar of my channel and my content, konuşanın çalışmalarını destekleyip şekillendiren ana fikirlerden biri için kullanılan bir benzetmedir. Pillar kelimesi gerçek anlamda bir binadaki sağlam ve dikey desteği anlatır; burada ise vazgeçilmez bir destek unsurunu ifade eder. a pillar of + proje, kuruluş, plan veya topluluk yapısı, bütün için temel olan bir şeyi belirtmekte kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede a big pillar of my channel and my content ne anlama gelir?

  1. içerik üzerinde çok az etkisi olan küçük bir ayrıntı
  2. kanalın içeriğini destekleyip şekillendiren ana bölümlerden biri
  3. kanal sayfasında gösterilen gerçek bir sütun
Cevabı göster

kanalın içeriğini destekleyip şekillendiren ana bölümlerden biri

Kültür

healing that inner child: çocukluk duygularına özen göstermek

İç çocuk, bir kişinin yetişkin olduğunda da taşıdığı çocukluk duygularını, ihtiyaçlarını ve anılarını anlatan bir mecazdır. Healing that inner child, kişinin kendi içindeki bu parçaya teselli, özen veya anlayış göstermesi demektir. Bu cümlede konuşan kişi, çocuklukla ilgili içerikleri duygusal iyileşmeyle ilişkilendiriyor. Gerçek bir çocuğu tedavi etmekten söz etmiyor.

Alıştırma

Bu cümlede healing that inner child ne anlama geliyor?

  1. Gerçek bir çocuğa tıbbi tedavi uygulamak
  2. Çocukluğa ait bütün anıları unutmak
  3. Kişinin çocukluk duygularından hâlâ etkilenen iç tarafını teselli edip önemsemesi
Cevabı göster

Kişinin çocukluk duygularından hâlâ etkilenen iç tarafını teselli edip önemsemesi

And I think the toys also play a part in that. Kalıp ifadeler

2:49

Ve bence oyuncaklar da bunda rol oynuyor.

Kalıp ifadeler

play a part in that: bir sonuca katkıda bulunmak

Play a part in, bir olaya, sürece veya sonuca katkıda bulunmak ya da onu bir ölçüde etkilemek demektir. Buradaki that, çocuklukla yeniden bağ kurmayı ve iç çocuğu iyileştirmeyi anlatır. Bu ifade, oyuncakları katkıda bulunan etkenlerden biri olarak gösterir; oyuncakların tek neden olduğunu söylemez. play a part in + isim veya -ing biçiminde play, eğlenmek değil, bir rol üstlenmek anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi play a part in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Sleep ____ staying healthy.

Cevabı göster

plays a part in

Lisa started collecting toys as an adult with a job and disposable income.

2:52

Lisa, bir işi ve harcanabilir geliri olan bir yetişkin olarak oyuncak koleksiyonu yapmaya başladı.

Disposable income is the money you have left over Öbek fiiller

2:58

Harcanabilir gelir, arta kalan paranızdır

after paying all your expenses.

3:01

tüm masraflarınızı ödedikten sonra.

Öbek fiiller

left over after paying: bir masraftan sonra geriye kalan

Bu cümlede left over, “geriye kalan ve hâlâ kullanılabilir olan” anlamındadır. Bu para harcanmamıştır; hâlâ elinde bulunan paradır. after paying all your expenses, kalan miktara ne zaman bakıldığını gösterir: önce tüm masraflar ödenir, sonra ne kadar kaldığına bakılır. Kullanışlı yapı şöyledir: have + miktar veya şey + left over after + -ing biçimi.

Alıştırma

Cümleyi “ödeme yapıldıktan sonra kalan” anlamındaki dört kelimelik hedef ifadeyle tamamla: Nora had six pounds ____ for her notebook.

Cevabı göster

left over after paying

You can use it to buy whatever you like.

3:03

Bunu istediğiniz her şeyi satın almak için kullanabilirsiniz.

Soft cuddly toys make Lisa happy and help her reconnect with her inner child,

3:06

Yumuşak, sevimli oyuncaklar Lisa'yı mutlu ediyor ve içindeki çocukla yeniden bağ kurmasına yardımcı oluyor,

a term from psychology

3:11

psikolojiden bir terim

which describes the part of your adult personality

3:12

yetişkin kişiliğinizin o kısmını tanımlayan

that still feels and reacts like a child.

3:15

hala bir çocuk gibi hisseden ve tepki veren.

Besides the adults who sell kids' toys, Anlatım akışı

3:18

Çocuk oyuncakları satan yetişkinlerin yanı sıra,

are the adults who buy them.

3:21

onları satın alan yetişkinler de var.

Anlatım akışı

Besides the adults who sell kids' toys: başka bir grup eklemek

Besides the adults who sell kids' toys, ilk grubu başlangıç noktası olarak sunar ve onunla ilgili başka bir grubun ekleneceğini bildirir. Burada besides, “-e ek olarak” anlamındadır; “yanında” anlamında değildir. Bu giriş bilgiyi düzenler: konu oyuncak satan yetişkinlerden oyuncakları satın alan yetişkinlere geçer. who sell kids' toys sözleri, daha önce bahsedilen yetişkinlerin hangileri olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle ikinci bir etkinlik eklemek için besides kullanıyor?

  1. Besides swimming, Ana also enjoys drawing.
  2. Beside the pool, Ana left her towel.
  3. Because swimming was canceled, Ana started drawing.
Cevabı göster

Besides swimming, Ana also enjoys drawing.

Jay Glatfelter is an enthusiastic toy collector and influencer

3:23

Jay Glatfelter, hevesli bir oyuncak koleksiyoncusu ve influencer'dır

who makes YouTube videos under the name Geek Dad Life. Kalıp ifadeler

3:28

Geek Dad Life adıyla YouTube videoları çeken.

Kalıp ifadeler

under the name Geek Dad Life: herkese açık bir ad kullanmak

under the name Geek Dad Life, Jay'in YouTube videoları hazırlarken Geek Dad Life adını herkese açık adı olarak kullandığı anlamına gelir. Burada under bir konumu anlatmaz; under the name, o adı kullanmak veya herkes tarafından o adla tanınmak demektir. Bir etkinliği kullanıcı adı, sahne adı, mahlas veya başka bir herkese açık kimlikle ilişkilendirmek için under the name + ad yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Mia shares art online ____ Star Sketch.

Cevabı göster

under the name

Here's Jay talking about the link between COVID lockdowns Kalıp ifadeler

3:32

İşte Jay, COVID karantinaları ile

and the rise in adult toy collecting Kelime

3:36

yetişkin oyuncak koleksiyonculuğunun yükselişi arasındaki bağlantıyı anlatıyor

Kalıp ifadeler

the link between COVID lockdowns and the rise: iki gelişmeyi ilişkilendirmek

the link between COVID lockdowns and the rise, iki gelişme arasındaki ilişkiyi tanıtır. A, COVID lockdowns ifadesidir; B ise ardından gelen the rise in adult toy collecting sözleriyle tamamlanır. the link between A and B kalıbı iki şey arasındaki bağlantı anlamına gelir. Burada link, internet bağlantısı değil ilişki demektir. Bu ifade tek başına iki şeyin ilişkili olduğunu söyler, ancak A'nın B'ye neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kalıbı aynen kullanarak tamamlayın: The report explores ____ rising costs and smaller orders.

Cevabı göster

the link between

Kelime

the rise in adult toy collecting: artışı anlatan bir isim öbeği

the rise in adult toy collecting ifadesinde rise, artış veya büyüyen bir eğilim anlamına gelen bir isimdir. in edatı, artan alanı ya da etkinliği belirtir; dolayısıyla bu ifade yetişkinlerin oyuncak koleksiyonu yapmasının giderek yaygınlaştığını anlatır. Tekrar kullanılabilecek kalıp a/the rise in + isim veya -ing biçimindeki etkinliktir: a rise in prices, the rise in online shopping. Gözlemlenen bir artışı ilk kez belirtirken a, daha önce belirlenmiş belirli bir eğilimden söz ederken the kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede rise, talepteki artışı anlatan bir isim olarak kullanılmıştır?

  1. The store saw the rise of a new board-game brand.
  2. The store saw a rise in demand for board games.
  3. Demand for board games rose at the store.
Cevabı göster

The store saw a rise in demand for board games.

to BBC World Service's Business Daily.

3:38

BBC World Service'in Business Daily programına.

And then what happened was Anlatım akışı

3:41

Ve sonra olan şey,

a whole bunch of new collectors kind of jumped into toy collecting. Notlar

3:42

büyük bir yeni koleksiyoncu grubunun bir nevi oyuncak koleksiyonculuğuna atılmasıydı.

Anlatım akışı

what happened was: önemli olayı tanıtmak

What happened was burada doğrudan bir soru değildir. Dinleyiciyi was sözcüğünden sonra gelecek önemli olaya hazırlayan bir anlatım kalıbıdır. Bu cümlede önemli olay, birçok yeni koleksiyoncunun oyuncak koleksiyonculuğu dünyasına katılmasıdır. what happened was + cümlecik yapısında what happened, “olan şey” gibi işlev görür. Bu kalıp, girişten ana sonuca geçerek sözlü açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Cümleyi önemli olayı tanıtan üç sözcüklü anlatım kalıbıyla tamamlayın: And then ____ the power suddenly went out.

Cevabı göster

what happened was

Kelime

a whole bunch of: günlük dilde “çok sayıda”

Burada a whole bunch of, “çok sayıda” demektir. new collectors sözünü niteler ve koleksiyon yapmaya yalnızca birkaç kişinin değil, birçok kişinin başladığını vurgular. Bunch sözcüğü gerçek anlamıyla bir grup ya da demeti ifade edebilir, ancak bu günlük yapıda kesin olmayan büyük bir miktarı anlatır. Whole ek vurgu katar; bu yüzden a whole bunch of, many sözcüğünden daha güçlü ve daha konuşma diline özgü gelir.

Alıştırma

Bu dersteki “çok sayıda” anlamına gelen dört sözcüklü günlük ifadeyi kullanın: We saw ____ butterflies near the lake.

Cevabı göster

a whole bunch of

Öbek fiiller

jumped into toy collecting: bir etkinliğe hızla başlamak

Jumped into toy collecting, “oyuncak koleksiyonculuğuna hızla katılmaya başladı” demektir. Burada jump into mecazidir; kimse fiziksel olarak bir yerin içine atlamıyor. Yapı, jump into + isim veya -ing biçimindeki etkinliktir. Başlangıcı genellikle ani, enerjik ya da gecikmeden yapılmış gibi gösterir; bu nedenle yalnızca started demekten daha canlıdır.

Alıştırma

Bu dersteki “hızla başladı” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyi kullanın: After the first meeting, Omar ____ planning the school play.

Cevabı göster

jumped into

And for those of us that were into it before, Kelime

3:47

Ve daha önceden bu işle ilgilenen bizler için,

Kelime

were into it: daha önceden ilgi duyuyorlardı

Burada were into it, “bunu zaten seviyor ve bununla etkin biçimde ilgileniyorlardı” anlamına gelir. it zamiri oyuncak koleksiyonculuğunu belirtir; bu nedenle those of us that were into it before, daha önceden oyuncak koleksiyonculuğunu seven grup üyelerini anlatır. Be into + isim, zamir veya -ing biçimi, ilgi alanlarından söz etmenin yaygın bir yoludur. Buradaki into ifadenin bir parçasıdır; fiziksel olarak bir şeyin içine girmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi be into ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We ____ model trains when we were younger.

Cevabı göster

were into

we saw the prices,

3:49

fiyatları gördük,

the secondary market prices, Kelime

3:50

ikinci el piyasasındaki fiyatların,

like explode once the pandemic happened Deyimler

3:52

pandemi patlak verdiğinde adeta patladığını,

Kelime

secondary market prices: ilk satıştan sonraki yeniden satış fiyatları

Secondary market prices, bir ürün ilk satışından sonra yeniden satıldığında ödenen fiyatlardır. Burada ifade, oyuncaklar sahipleri arasında el değiştirirken koleksiyoncuların ödediği tutarı anlatır; mağazadaki ilk fiyatı değil. Secondary, piyasanın önemini değil, satışın hangi aşamada olduğunu belirtir. Fiyatlar arz ve talebe göre yükselebilir veya düşebilir.

Alıştırma

Sınırlı sayıda üretilen bir figür ilk olarak bir mağazada £20 fiyatla satıldı. Daha sonra bir koleksiyoncu onu başka bir koleksiyoncuya £45 karşılığında sattı. Hangi tutar secondary market price olur?

  1. £45, yeniden satış fiyatı
  2. Her iki fiyat da; çünkü secondary daha önemsiz demektir
  3. £20, mağazadaki ilk fiyat
Cevabı göster

£45, yeniden satış fiyatı

Deyimler

explode: ani ve büyük bir artış

Burada explode mecaz anlamdadır: pandemi başladıktan sonra ikincil piyasa fiyatları çok hızlı ve büyük ölçüde yükselmiştir. Fiziksel olarak patlayan bir şey yoktur. Yakındaki like konuşma sırasında kullanılan bir dolgu sözüdür. Explode sözcüğünü gerçek anlamlı bir benzetmeye dönüştürmez. Bu canlı fiil fiyat, talep, satış, trafik veya başka sayıların çarpıcı biçimde yükselmesini de anlatabilir.

Alıştırma

Online orders exploded overnight cümlesinde exploded ne anlama gelir?

  1. Aniden ve büyük ölçüde arttılar.
  2. Fiziksel olarak parçalanıp patladılar.
  3. Biraz daha ucuz oldular.
Cevabı göster

Aniden ve büyük ölçüde arttılar.

because you had people that had time on their hands, Deyimler

3:54

çünkü bolca boş vakti olan insanlar vardı,

Deyimler

had time on their hands: bol boş vakti olmak

Had time on their hands, have time on your hands ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Çok fazla boş vakitleri olduğu ve çoğu zaman yapmaları gereken fazla bir şey bulunmadığı anlamına gelir. On their hands ifadenin bir parçasıdır ve fiziksel bir konumu göstermez. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: time on my, your, her, our veya their hands.

Alıştırma

Cümleyi “bol boş vaktim vardı” anlamındaki deyimle tamamlayın: During the school break, I ____, so I learned to bake.

Cevabı göster

had time on my hands

maybe they had extra money because they're not spending it by going out, Dilbilgisi

3:57

belki dışarı çıkıp harcamadıkları için fazladan paraları vardı,

Dilbilgisi

spending it by going out: by + -ing ile yöntemi anlatmak

Bu cümlede it, daha önce sözü edilen extra money'yi belirtir; by going out ise insanların bu parayı normalde nasıl harcayacağını açıklar: dışarıda yemek yemek veya eğlenmek gibi ev dışı etkinliklerle. Going out bir yeri değil, parayı harcama yöntemini belirtir. Bir şeyin hangi yöntemle yapıldığını veya başarıldığını anlatmak için by + fiilin -ing biçimini kullanın. by edatından sonra -ing biçimi gelir: by go değil, by going.

Alıştırma

Cümleyi by + draw fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Ben became a better artist ____ every day.

Cevabı göster

by drawing

and now they're putting it into collecting toys. Öbek fiiller

4:00

ve şimdi bu parayı oyuncak koleksiyonu yapmaya yatırıyorlar.

Öbek fiiller

putting it into collecting toys: bir kaynağı etkinliğe ayırmak

Burada it, daha önce sözü edilen extra money'yi belirtir. Putting it into collecting toys, bu parayı oyuncak koleksiyonu hobisine yönlendirmek, yani bu amaçla kullanmak demektir. Tekrar kullanılabilen yapı put + kaynak + into + isim veya fiilin -ing biçimidir. Para, zaman ya da emek gibi değerli bir kaynağın bir yere ayrılmasını anlatır; mutlaka fiziksel bir nesnenin başka bir şeyin içine konması anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi put fiilinin geçmiş biçimi + a lot of effort + into ile tamamlayın: The volunteers ____ restoring the park.

Cevabı göster

put a lot of effort into

During the pandemic,

4:03

Pandemi sırasında,

people had time on their hands,

4:04

insanların bolca boş vakti vardı (time on their hands),

an idiom meaning to have a lot of free time and nothing to do with it.

4:07

çok fazla boş zamana sahip olmak ve bununla yapacak bir şey bulamamak anlamına gelen bir deyim.

Many adults went online

4:12

Pek çok yetişkin internete girdi

hoping to find the toys they remembered from childhood.

4:13

çocukluklarından hatırladıkları oyuncakları bulma umuduyla.

As a result, Anlatım akışı

4:16

Bunun sonucunda,

a whole bunch,

4:17

büyük bir grup (a whole bunch),

meaning a large number,

4:18

yani çok sayıda,

of people started collecting toys

4:20

insan oyuncak koleksiyonu yapmaya başladı

and slowly but surely demand increased and prices went up. Notlar

4:23

ve yavaş ama emin adımlarla talep arttı ve fiyatlar yükseldi.

Anlatım akışı

As a result: bir sonucu belirtme

As a result, daha önce belirtilen bir nedenin sonucu olarak ne olduğunu tanıtan bir bağlayıcı ifadedir. Burada insanların oyuncak toplamaya başlamasının ve ardından talep ile fiyatların artmasının daha önce açıklanan koşullardan kaynaklandığını gösterir. Bilgiyi yalnızca zaman sırasına göre değil, neden-sonuç ilişkisiyle düzenler. Cümle başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir.

Alıştırma

Maçın iptalini yolun su altında kalmasının sonucu olarak açıkça sunan cümleyi seçin.

  1. Because the match was cancelled, the road was flooded.
  2. The road was flooded. As a result, the match was cancelled.
  3. The road was flooded. Meanwhile, the match was cancelled.
Cevabı göster

The road was flooded. As a result, the match was cancelled.

Deyimler

slowly but surely: yavaş ama istikrarlı ilerleme

Slowly but surely, bir sürecin azar azar ama istikrarlı biçimde ilerlediğini ve gerçek ilerleme ya da değişimin zamanla belirginleştiğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada increased fiilini niteler: talep bir anda sıçramamış, kademeli ve sürekli biçimde artmıştır. Surely burada tüm ifadenin bir parçasıdır; tek başına sadece kesinlikle anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “kademeli ama istikrarlı biçimde” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The players did not improve overnight. ____, they learned to work together.

Cevabı göster

Slowly but surely

Öbek fiiller

prices went up: fiyat artışını anlatmak

Burada went up, go up fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “yükseldi” anlamına gelir. Özne prices olduğu için ifade, fiziksel olarak yukarı hareket etmeyi değil, fiyat değerindeki artışı anlatır. Aynı kalıp sayılar, oranlar, sıcaklıklar ve diğer düzeylerle de kullanılır: Bir değer arttığında onun goes up olduğu söylenebilir.

Alıştırma

Cümleyi go up ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The ticket price ____ yesterday.

Cevabı göster

went up

Yes,

4:27

Evet,

it seems that the feeling of rediscovering your childhood Notlar

4:28

görünüşe göre çocukluğunuzu yeniden keşfetme hissi

reported by many adult toy collectors

4:31

birçok yetişkin oyuncak koleksiyoncusunun belirttiği üzere

comes at a price Deyimler

4:33

bir bedelle geliyor

Ton ve niyet

it seems that: temkinli bir sonuç sunmak

It seems that, o ana kadar mevcut olan işaretlere veya bilgilere dayalı bir sonuç sunar. Ardından doğru gibi görünen şeyi belirten tam bir yan cümle gelir. Bu yapı, yan cümleyi tek başına söylemeye göre sonucu daha az kesin ve daha az doğrudan yapar. Konuşan kişi fikri garanti edilmiş değil, olası olarak sunar.

Alıştırma

Sonucu daha temkinli yapmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the library is closed today.

Cevabı göster

It seems that

Deyimler

rediscovering your childhood: çocukluk duygularıyla yeniden bağ kurmak

Rediscovering your childhood gerçek bir keşfi anlatmaz; mecazlı bir ifadedir. Tanıdık nesneler veya etkinlikler aracılığıyla çocukluğa ait anılar, duygular ve keyiflerle yeniden bağ kurmak anlamına gelir. Yaşamın kayıp bir dönemini bulmak veya gerçekten yeniden genç olmak demek değildir. Rediscovering, zamanla silikleşen eski bir deneyimin yeniden canlı ya da anlamlı gelmesini anlatır.

Alıştırma

Yetişkin oyuncak koleksiyoncularıyla ilgili cümlede rediscovering your childhood en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Kaybolmuş bir çocuğu bulmak.
  2. Fiziksel olarak yeniden genç olmak.
  3. Çocukluk deneyimleriyle yeniden bağ kurduğunu hissetmek.
Cevabı göster

Çocukluk deneyimleriyle yeniden bağ kurduğunu hissetmek.

Deyimler

comes at a price: bir yararın bir bedeli olması

Comes at a price, bir yararın, zevkin veya başarının beraberinde bir maliyet, fedakârlık ya da dezavantaj getirdiği anlamına gelir. Genellikle bir deyimdir; bu nedenle söz konusu bedelin para olması gerekmez. Bu cümlede price iki düzeyde işler. Koleksiyoncular nostaljik bir tatmin yaşar, ancak koleksiyonluk oyuncaklar için gerçekten para da öderler.

Alıştırma

Bu dersteki deyimle cümleyi tamamlayın: The private room is quieter, but the extra comfort ____.

Cevabı göster

comes at a price

with the cost of collectible items Notlar

4:35

koleksiyon ürünlerinin maliyetiyle

like Pokemon cards and Jellycat plushies

4:36

Pokemon kartları ve Jellycat pelüşleri gibi

Kelime

collectible items: koleksiyoncuların değer verdiği nesneler

Koleksiyonluk ürünler, insanlar tarafından bir koleksiyonun parçası olarak değer gördükleri için saklanan, satın alınan veya takas edilen nesnelerdir. Nadir, sınırlı sayıda üretilmiş, bir seriye bağlı ya da kişisel açıdan anlamlı olabilirler. Burada Pokemon kartları ve Jellycat pelüş oyuncakları örnek olarak verilir. Collectible sözcüğü, koleksiyoncuların ilgisini ifade eder; yalnızca bu nesnelerin fiziksel olarak bir araya getirilebileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

collectible items en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. önceden tek bir yerde bir araya getirilmiş nesneler
  2. insanların bir koleksiyonun parçası olarak değer verdiği nesneler
  3. satılması imkânsız sıradan nesneler
Cevabı göster

insanların bir koleksiyonun parçası olarak değer verdiği nesneler

increasing dramatically during the pandemic.

4:39

pandemi sırasında dramatik bir şekilde artan.

Dilbilgisi

with the cost of collectible items ... increasing dramatically: with + isim + -ing ile arka plan anlatımı

Bu cümlede with bir arka plan durumu sunar; yalnızca birlikte anlamına gelmez. the cost of collectible items isim öbeğinden sonra increasing gelir ve bu -ing biçimi, maliyette ne olduğunu açıklar. with + isim öbeği + -ing kalıbı, etkin ve devam eden bir değişimi destekleyici bilgi olarak kısaltır. Burada yaklaşık olarak as the cost ... was increasing dramatically anlamına gelir; asıl mesajı ise bağlamdaki ana cümle taşır.

Alıştırma

Cümleyi with + noun + -ing kalıbı ve prices ile rise sözcüklerini kullanarak tamamlayın: ____, the family chose a cheaper hotel.

Cevabı göster

With prices rising

And speaking of expensive toys, Anlatım akışı

4:42

Ve pahalı oyuncaklardan bahsetmişken,

Phil,

4:44

Phil,

isn't it time you reveal the answer to your question? Ton ve niyet

4:45

sorunun cevabını açıklamanın vakti gelmedi mi?

Anlatım akışı

speaking of expensive toys: ilgili bir konuya doğal geçiş

Speaking of + isim öbeği, “bu bana ilgili bir konuyu hatırlattı” anlamına gelir. Az önce söylenen bir şeyden yararlanarak bağlantılı bir konu açar veya daha önceki bir konuya döner. Burada expensive toys, pahalı koleksiyon parçaları hakkındaki konuşmayı henüz cevaplanmamış oyuncak sorusuna bağlar. Bu ifade konuşmayı düzenler; birinin resmî bir konuşmaya başladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef iki sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: ____ libraries, did you return the book I lent you?

Cevabı göster

Speaking of

Ton ve niyet

isn't it time you reveal: harekete geçmek için nazik bir dürtü

Isn't it time + özne + fiil...? birini harekete geçirmek için kullanılan olumsuz soru yapısıdır. Konuşan kişi eylemin şimdi yapılmasını bekler ve biraz gecikmiş olduğunu ima edebilir. Bu cümlede konuşan kişi Phil'i cevabı açıklamaya yönlendiriyor; saatin kaç olduğunu sormuyor. Soru, doğrudan bir emirden daha yumuşak duyulur ama yine de biraz baskı taşır.

Alıştırma

Konuşan kişi “Isn't it time you packed your bag?” derken büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Konuşan kişi çantanı dün hazırladığını söylüyor.
  2. Konuşan kişi çantanı şimdi hazırlaman gerektiğini düşünüyor.
  3. Konuşan kişi saatin tam olarak kaç olduğunu öğrenmek istiyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi çantanı şimdi hazırlaman gerektiğini düşünüyor.

Ah,

4:48

Ah,

yes.

4:48

evet.

I asked you what was the most expensive Lego set ever made. Dilbilgisi

4:49

Sana bugüne kadar üretilen en pahalı Lego setinin hangisi olduğunu sormuştum.

Dilbilgisi

I asked you what ...: önceki bir soruyu aktarmak

I asked you ifadesinden sonra gelen what was the most expensive Lego set ever made yan cümlesi, önceki sorunun içeriğini verir. Bu, cümlenin içine yerleştirilmiş bir wh-soru yan cümlesidir: konuşan kişi o anda yeni bir soru sormaz, daha önce ne sorduğunu aktarır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp ask + kişi + wh-yan cümlesi şeklindedir. I asked Ben where the red box was örneğinde olduğu gibi başka wh-sözcükleri de kullanılabilir.

Alıştırma

Kütüphanenin kapanış saatiyle ilgili daha önce sorulan bir soruyu hangi cümle doğru aktarır?

  1. I asked Maya what time does the library close.
  2. I asked Maya what time did the library close.
  3. I asked Maya what time the library closed.
Cevabı göster

I asked Maya what time the library closed.

You said it was the Lego Hogwarts School.

4:53

Sen Lego Hogwarts Okulu olduğunu söylemiştin.

Well,

4:56

Şey,

I'm afraid the answer is actually the Lego Star Wars Millennium Falcon, Ton ve niyet

4:56

korkarım ki cevap aslında Lego Star Wars Millennium Falcon,

Ton ve niyet

I'm afraid the answer is actually ...: bir düzeltmeyi yumuşatmak

I'm afraid the answer is actually ... ifadesinde I'm afraid, bir düzeltmenin geleceğini kibarca haber verir. Burada konuşan kişinin korktuğu anlamına gelmez. Actually gerçek cevabı gösterir ve onu diğer kişinin tahminiyle karşılaştırır. Bu ifadeler birlikte kullanıldığında düzeltme, yalnızca Your answer is wrong demekten daha yumuşak olur.

Alıştırma

Bu cümlede I'm afraid ne işe yarıyor?

  1. Bir düzeltmeyi kibarca sunar.
  2. Cevabın iyi haber gibi duyulmasını sağlar.
  3. Konuşan kişinin cevaptan korktuğunu söyler.
Cevabı göster

Bir düzeltmeyi kibarca sunar.

which had a UK retail price of £734.99, Kelime

5:01

İngiltere'deki perakende satış fiyatı 734,99 sterlin olan,

according to MSN News.

5:07

MSN News'e göre.

Kelime

retail price: tüketiciye sunulan perakende satış fiyatı

Retail price, bir ürünün mağazalar veya diğer perakende kanalları aracılığıyla tüketicilere sunulduğu fiyattır. Bu cümlede a UK retail price of £734.99, ürünün Birleşik Krallık'ta tüketiciye sunulan fiyatının 734,99 sterlin olduğunu belirtir. Retail sözcüğü bu fiyatı, ürünün daha sonra yeniden satıldığı fiyattan ayırır. Ayrıca bu fiyat güncel piyasa fiyatıyla veya indirimden sonra ödenen son tutarla mutlaka aynı değildir.

Alıştırma

“The camera has a retail price of £300,” cümlesinde retail price neyi ifade eder?

  1. Perakende kanalları aracılığıyla tüketicilere sunulan fiyat
  2. Sonraki bir sahibin ürünü yeniden satarken istediği fiyat
  3. Fotoğraf makinesinin üretim maliyeti
Cevabı göster

Perakende kanalları aracılığıyla tüketicilere sunulan fiyat

That's crazy.

5:09

Bu çılgınca.

Okay,

5:10

Tamam,

it's time to recap the vocabulary we've learned, Kalıp ifadeler

5:11

öğrendiğimiz kelimeleri özetlemenin zamanı geldi,

starting with kidult,

5:13

kidult ile başlayalım,

Kalıp ifadeler

recap the vocabulary: öğrenilen kelimeleri kısaca gözden geçirmek

Recap the vocabulary, öğrenilen kelimeleri kısaca gözden geçirmek anlamına gelir. Burada recap bir fiildir ve hemen ardından nesnesi olan the vocabulary gelir; we've learned ise hangi kelimelerin gözden geçirildiğini açıklar. Bu ifade aynı zamanda kapanış özetine geçildiğini gösterir. Recap, tüm dersi baştan öğretmek yerine temel bilgileri kısa biçimde yeniden hatırlatır.

Alıştırma

“Kelimeleri kısaca gözden geçirmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before the quiz, let's ____ from today's lesson.

Cevabı göster

recap the vocabulary

an adult who likes playing with toys and games intended for children.

5:14

çocuklar için tasarlanmış oyuncak ve oyunlarla oynamayı seven bir yetişkin.

Plushie is short for plush toy, Kelime

5:18

Plushie, pelüş oyuncağın kısaltmasıdır,

Kelime

A is short for B: A, B'nin kısa biçimidir

A is short for B, A'nın tam sözcük, ad veya ifade olan B'nin kısa biçimi olduğu anlamına gelir. Bu cümlede plushie kısa biçim, plush toy ise tam ifadedir. Buradaki short fiziksel uzunluğu değil, adın daha kısa bir biçimde söylenmesini anlatır. Sıralama şöyledir: kısa biçim + is short for + tam biçim.

Alıştırma

app sözcüğünün kısa biçim, application sözcüğünün ise tam biçim olduğunu hangi cümle doğru ifade eder?

  1. App is short to application.
  2. App is short for application.
  3. Application is short for app.
Cevabı göster

App is short for application.

a toy doll or animal stuffed with a soft cloth filling. Kalıp ifadeler

5:21

içi yumuşak kumaş dolguyla doldurulmuş oyuncak bir bebek veya hayvan.

Kalıp ifadeler

stuffed with a soft cloth filling: içi yumuşak kumaş dolgulu

Stuffed with a soft cloth filling, oyuncağın içine ne doldurulduğunu anlatır. doll or animal ifadesinden sonra gelerek oyuncağın içinde yumuşak kumaş dolgusu bulunduğunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be stuffed with + malzeme veya içeriktir. Burada stuffed bir nesnenin nasıl yapıldığını anlatır; bir kişinin çok fazla yediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Yumuşak pamuğun oyuncak ayının iç dolgusu olduğunu hangi cümle doğal biçimde anlatır?

  1. The teddy bear is stuffed with soft cotton.
  2. The teddy bear is made of soft cotton.
  3. Soft cotton is stuffed with the teddy bear.
Cevabı göster

The teddy bear is stuffed with soft cotton.

Your disposable income

5:25

Harcanabilir geliriniz

is the amount of money you have left

5:27

geriye kalan para miktarıdır

to buy whatever you want Dilbilgisi

5:28

istediğiniz her şeyi almak için

after paying your expenses.

5:30

masraflarınızı ödedikten sonra.

Dilbilgisi

whatever you want: sınırsız bir seçim

“Whatever you want”, “istediğiniz herhangi bir şey” demektir. Burada yan cümlenin tamamı buy fiilinin nesnesidir. Whatever, seçimi mümkün olan her şeye açar; soru sormaz. Aynı yapı başka fiillerden sonra da kullanılabilir: choose whatever you want, make whatever you want veya do whatever you want.

Alıştırma

“You may choose whatever you want from the box.” İngilizce cümlesi ne anlama gelir?

  1. Kutudan istediğiniz herhangi bir eşyayı seçebilirsiniz.
  2. Kutunun içinde ne olduğunu sormanız gerekir.
  3. Yalnızca daha önce seçilmiş eşyayı alabilirsiniz.
Cevabı göster

Kutudan istediğiniz herhangi bir eşyayı seçebilirsiniz.

Someone's inner child refers to the part of their adult personality Kalıp ifadeler

5:32

Birinin içindeki çocuk, onun yetişkin kişiliğinin o kısmını ifade eder

that still feels and reacts like a child.

5:36

hala bir çocuk gibi hisseden ve tepki veren.

Kalıp ifadeler

tanımda refers to the part

Burada“refers to”, “anlamına gelir” veya “işaret eder” demektir. Cümle, A refers to B yapısıyla inner child terimini bu terimin adlandırdığı yetişkin kişiliğinin bir parçasına bağlar. “The part”, B'nin yani tanımın başladığı yerdir. Bu yapı, bir kelimenin, ifadenin, işaretin veya fikrin neyi temsil ettiğini açıklarken yaygındır.

Alıştırma

Tanımı hedef ifadeyle tamamlayın: The term “habitat” ____ the natural home of a plant or animal.

Cevabı göster

refers to

A bunch is a number of things,

5:39

Bir sürü (bunch) bir dizi şey demektir,

often a large number of things.

5:41

genellikle çok sayıda şey.

And finally, Anlatım akışı

5:44

Ve son olarak,

the idiom to have time on your hands

5:45

'to have time on your hands' deyimi

means having free time

5:48

boş zamanınızın olması demektir

and nothing much to do with it.

5:49

ve bununla yapacak pek bir şeyinizin olmaması.

Anlatım akışı

And finally, ile son maddeyi belirtme

Cümlenin başındaki “And finally,”, konuşmacının bir liste veya gözden geçirmedeki son maddeye geçtiğini dinleyiciye bildirir. Bilgiyi düzenler ve dinleyicinin kapanış bölümünü takip etmesine yardımcı olur. Burada “finally” sıralamadaki yeri gösterir. Bir şeyin uzun bir bekleyişten sonra gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sunum sırasında konuşmacı “And finally, let’s look at the last idea.” diyor. “And finally,” neyi belirtir?

  1. Uzun bir bekleyişten sonra bir şey gerçekleşti.
  2. Sırada son madde var.
  3. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
Cevabı göster

Sırada son madde var.

Once again,

5:51

Bir kez daha,

our six minutes are up. Deyimler

5:52

altı dakikamız doldu.

Deyimler

our six minutes are up: belirlenen süre bitti

“our six minutes are up” ifadesinde çoğul süre belirten “six minutes” öznedir, bu yüzden “are” kullanılır. Belirlenmiş bir süreyle be up kullanıldığında bu, sürenin bittiğini ve hiç zaman kalmadığını gösterir. Bu ifade, normal yayın süresi olan altı dakikanın bittiğini söyleyerek programı kapatır. Buradaki “up” yukarı doğru bir yönü anlatmaz.

Alıştırma

Belirlenen sürenin bittiğini söylemek için cümleyi be up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Your two minutes ____.

Cevabı göster

are up

But remember,

5:54

Ama unutmayın,

you'll find episodes about plenty more trending topics Kalıp ifadeler

5:55

daha pek çok trend konuyla ilgili bölümleri

along with a quiz and worksheet for this episode on our website, Kalıp ifadeler

5:58

bu bölüme ait bir test ve çalışma kağıdıyla birlikte web sitemizde bulabilirsiniz:

Kalıp ifadeler

plenty more trending topics: şu anda ilgi gören daha birçok konu

Bu cümlede plenty more, çok daha fazla veya daha birçok anlamına gelir. Bu nedenle plenty more trending topics, az önce ele alınan konunun dışında gündemde olan daha birçok konuyu ifade eder. Günlük bir anlatımdır ama güçlüdür; yalnızca bir iki konu daha olduğunu söylemez. Medya ve internet bağlamında trending topics, şu anda çok ilgi gören veya çok konuşulan konulardır. Trending hem güncellik hem de dikkat çekme anlamı taşır; yalnızca bir yönde ilerlemek demek değildir.

Alıştırma

Bir podcast sayfasında plenty more trending topics ele alındığı yazıyor. Bu ifade büyük olasılıkla ne vaat ediyor?

  1. Artık konuşulmayan birkaç eski konu
  2. Yalnızca uzmanlara yönelik birçok teknik konu
  3. Şu anda ilgi gören daha birçok konu
Cevabı göster

Şu anda ilgi gören daha birçok konu

Kalıp ifadeler

along with a quiz and worksheet: test ve çalışma kâğıdını ek kaynak olarak sunmak

Burada along with, ile birlikte veya buna ek olarak anlamına gelir. Web sitesinde sunulan ana içeriğe, yani bölümlere, bir test ve çalışma kâğıdı ekler. Along with ifadesinden sonra gelen unsur genellikle eşit derecede merkezi değil, tamamlayıcı bir unsur olarak sunulur. Along burada konum veya yön bildirmez; iki sözcük birlikte tek bir bağlama ifadesi oluşturur.

Alıştırma

Bir ders sayfası videoları ana kaynak, çalışma kâğıdını ise ek kaynak olarak sunuyor. Bu ilişkiyi hangi cümle gösterir?

  1. The course includes videos along with a worksheet.
  2. The course includes only a worksheet.
  3. The course includes videos instead of a worksheet.
Cevabı göster

The course includes videos along with a worksheet.

bbclearningenglish.com.

6:02

bbclearningenglish.com.

See you there soon,

6:04

Yakında orada görüşmek üzere,

but for now, Anlatım akışı

6:05

ama şimdilik,

it's goodbye.

6:06

hoşça kalın.

Anlatım akışı

but for now: geçici bir kapanış

But, gelecekte görüşme sözünü bu konuşmanın sonunda yaşanan durumla karşılaştırır. For now, “şu anda böyle, ama daha sonra böyle olmak zorunda değil” anlamına gelir; bu nedenle but for now o anda yapılacak şeyi, yani vedalaşmayı tanıtır. Bu yapıyı, gelecekteki bir plan veya olasılıktan şimdi yapılması gereken şeye dönmek için kullanabilirsiniz. Böylece bitiş, kesin değil geçici görünür.

Alıştırma

"We'll continue tomorrow, but for now, that's all," cümlesinde for now ne anlatır?

  1. Etkinlik hiç ara vermeden devam etti.
  2. Etkinlik geçici olarak sona eriyor ve daha sonra devam edebilir.
  3. Etkinlik bir daha asla devam etmeyecek.
Cevabı göster

Etkinlik geçici olarak sona eriyor ve daha sonra devam edebilir.

Bye.

6:07

Güle güle.

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

6:08

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.