Bu Virüs Var Olmamalıydı (Ama Var): İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Dev virüsler ve virofajlar canlı ile cansız sınırını bulanıklaştırır. Hücreleri ele geçirir, gen alışverişi yapar ve mikroskobik dünyaya dair cehaletimizi gösterirler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “Or so we thought.” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: eski bir inancı şaşırtıcı kanıttan önce eksik olarak işaretlemek. 2. “hide in plain sight” — Deyimler ve mecazi ifadeler: yanlış sınıflandırıldığı için görünen ama fark edilmeyen bir ipucu veya sorunu anlatmak. 3. “What it does have is” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: what yan cümlesi ve vurgulu does ile bir eksikliği gerçek bir yetenekle karşılaştırmak.
Bu derste
Hidden in the microverse all around you ifadesinin sahneyi kuran bir açılış olarak kullanımı
Hidden in the microverse all around you, geçmiş zaman ortacıyla başlayan bir açılış öbeğidir. Cümlenin orada ne olduğunu açıklamasından önce mekânı ve gizli olma durumunu verir. Böylece görünmeyen bir yerden ana özneye ilerleyen kamera benzeri bir etki yaratır. Buradaki Hidden bir emir değildir. Öbek, kısaltılmış bir edilgen anlam taşır: Bir şey o mikro evrende gizlenmiştir. Ardından gelen ana cümle, betimlenen şeyin ne olduğunu verir.
Alıştırma
Hangi cümle, ana özneyi açıklamadan önce sahneyi kurmak için geçmiş zaman ortaçlı bir açılış kullanır?
- We hid a small box beneath the floorboards.
- Hidden beneath the floorboards, a small box waited for us.
- A small box was beneath the floorboards, and it waited for us.
Cevabı göster
Hidden beneath the floorboards, a small box waited for us.
there's a merciless war being fought by the true rulers of this planet, Dilbilgisi
0:03bu gezegenin gerçek yöneticileri tarafından yürütülen acımasız bir savaş var:
there's a merciless war being fought: varoluş bildiren there ve devam eden edilgen yapı
There's yeni bir durumu tanıtır: Bu gizli dünyada acımasız bir savaş vardır. Varoluş bildiren there yapısından sonra gelen a merciless war isim öbeği yeni bilgidir. Being fought, that is being fought ifadesine denk olan kısaltılmış edilgen bir ilgi yan cümlesidir. Being eylemin sürmekte olduğunu belirtir, fought fight fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve by the true rulers of this planet eylemi yapanları gösterir. Bu ifade, savaşın şu anda sürdüğü anlamına gelir; savaşın kendisinin “karşı saldırıya geçtiği” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi build fiilinin devam eden edilgen biçimiyle tamamlayın: There is a new library ____ near the station.
Cevabı göster
being built
And then there are the strange horrors that are viruses
0:18Ve bir de virüsler gibi garip dehşetler var ki
only in living things to take over. Öbek fiiller
0:32yalnızca ele geçirecekleri canlılarla ilgilenirler.
Kaynaklarla değil, yalnızca canlılarla ilgilenmek
Bu parçada örtük özne viruses'tır. Tam anlam şudur: "Viruses are not interested in resources; they are interested only in living things." İkinci bölüm, tekrarlanan interested sıfatını düşürür: only in living things, only interested in living things anlamına gelir. in edatının tekrarlanması iki bölümü paralel tutar ve karşıtlığı kısa ve açık hâle getirir.
Alıştırma
only ve tekrarlanan edatla tamamlayın: The guide is not written for experts, ____ beginners.
Cevabı göster
only for
take over: kontrolü ele geçirmek
Burada take over, canlı bir konağın içinde, özellikle hücresel mekanizmaları veya süreçleri üzerinde kontrol sağlamak anlamına gelir. living things to take over ifadesinde living things kontrolün hedefidir; kontrolü ele geçiren taraf değildir. Daha genel olarak take over, çoğu zaman daha önce kontrol eden kişinin veya şeyin yerini alarak kontrolü ele geçirmek ve bir şeyi işletmeye ya da yönetmeye başlamak anlamına gelir.
Alıştırma
"After the cyberattack, an outside team had to take over the system," cümlesinde take over ne anlama gelir?
- sistemi tamamen kaldırmak
- sistemi üst kata taşımak
- sistemin kontrolünü ele geçirmek
Cevabı göster
sistemin kontrolünü ele geçirmek
Anlatıdaki ters köşeyi haber veren Or so we thought
Or so we thought, hemen önce söylenen inanca geri gönderme yapar. Burada so önceki fikrin tamamının yerini tutar; thought ise bunun konuşanın geçmişteki anlayışı olduğunu gösterir. Tek başına bir cümle olarak, sıradaki bilginin bu inancı düzelteceğini veya çürüteceğini haber verir. Buradaki or ikinci bir seçenek sunmaz; önceki iddiayı yeniden değerlendirmeye açar ve düzeltmeden önce merak yaratır.
Alıştırma
İlk inancın yanlış olduğunu gösteren dört kelimelik ifadeyle kısa hikâyeyi tamamlayın: “The cabin was empty. ____ Then a light came on upstairs.”
Cevabı göster
Or so we thought
Turns out there are giant viruses Kalıp ifadeler
0:37Meğer yaşamla ölüm arasındaki çizgiyi bulanıklaştıran
Beklenmedik bir gerçeği açıklayan Turns out
Turns out, It turns out that yapısının konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Sonradan öğrenilen bir gerçeği tanıtır; bu cümledeki yeni gerçek, there are giant viruses that blur the line between life and death yan cümlesinin tamamıdır. Bu ifade genellikle önceki bir varsayımı düzeltir veya beklenmedik bir sonucu sunar. Buradaki turns fiziksel bir dönüşü anlatmaz; turns out bir bütün olarak “sonuçta veya sonradan anlaşıldı ki...” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi It turns out that yapısının iki sözcüklük kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: “____ our meeting is online today.”
Cevabı göster
Turns out
Yaşam ile ölüm arasındaki çizgiyi bulanıklaştırmak
blur the line between A and B mecazı, iki kategori arasındaki ayrımı görmeyi veya tanımlamayı zorlaştırmak demektir. Buradaki line fiziksel bir iz değil, kavramsal bir sınırdır. Bu cümlede dev virüsler hem canlılarla hem de cansız varlıklarla ilişkilendirilen özelliklere sahiptir; bu nedenle alışılmış sınıflandırma belirsizleşir. Bu kalıp, aralarındaki sınır belirsizleşen iki fikir, alan veya kategori için de kullanılabilir.
Alıştırma
“İki kategoriyi ayırt etmeyi zorlaştırmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: New AI-generated images ____ photography and digital art.
Cevabı göster
blur the line between
considerably smaller than your cells or even bacteria,
0:55Hücrelerinizden veya bakterilerden bile çok daha küçük olan
Bir kabuktan başka bir şey değil
nothing but a hull ifadesindeki nothing but, “yalnızca” veya “sadece” demektir. Açıklamayı tek bir şeye indirger ve güçlü bir vurgu ekler. Burada bir virüse nothing but a hull denmesi, retorik bir basitleştirmedir: dış kabuğu ana fikir olarak öne çıkarır; kabuğun içinde kelimenin tam anlamıyla hiçbir şey bulunmadığını iddia etmez. Yaygın kalıp be + nothing but + isim öbeğidir.
Alıştırma
“Yalnızca, güçlü bir vurguyla” anlamına gelen bu dersteki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Without its software, the robot was ____ an empty shell.
Cevabı göster
nothing but
no way to propel themselves: ilerleyecek bir yolun olmaması
No way to + fiil, eylemi gerçekleştirmek için hiçbir yöntem, yol veya imkân bulunmadığını belirtir. Burada to propel themselves, virüslerin kendi başlarına yapamadığı eylemi adlandırır. Bu sözler tam bir cümle değil, listedeki yakındaki ögelere paralel eksiltili bir ad öbeğidir. Bu bağlamda no way, nesnel olarak bir mekanizmanın bulunmadığını söyler; tek başına kullanılan No way! ünlemi değildir.
Alıştırma
Cümleyi no way to + fiil yapısıyla ve reach fiilini kullanarak tamamlayın: With the only road flooded, there was ____ the town by car.
Cevabı göster
no way to reach
and hope to stumble upon a victim to infect and take over. Öbek fiiller
1:10ve enfekte edip ele geçirecekleri bir kurbana rastlamayı umarlar.
stumble upon: tesadüfen bulmak
Stumble upon, birini veya bir şeyi beklenmedik şekilde bulmak ya da onunla karşılaşmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada virüs, planlı bir arama yaptığı için değil, sürüklenirken tesadüfen bir kurbanla karşılaşır. Anlam mecazidir; birinin fiziksel olarak sendelediğini veya düştüğünü söylemez. Aynı ifade beklenmedik şekilde karşılaşılan bir kişi, yer, bilgi, fırsat ya da sorun için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi durum “I stumbled upon it” ifadesiyle en iyi anlatılır?
- Plansızca gezinirken ilginç bir makale bulursunuz.
- Bir kutuya takılır ve düşersiniz.
- Tam kayıt yolunu izleyerek bir dosyayı bulursunuz.
Cevabı göster
Plansızca gezinirken ilginç bir makale bulursunuz.
that we're not sure if they should count as living things or not. Kalıp ifadeler
1:16onların canlı sayılıp sayılmaması gerektiğinden emin değiliz.
so simple that: sonuca yol açan derece
so + sıfat + that + yan cümle yapısı, yüksek veya dikkat çekici bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Burada so, simple sıfatının derecesini güçlendirir; that ile başlayan yan cümle ise sonucu belirtir: bu basitlik, sınıflandırmayı belirsiz hâle getirir. so ... that ifadesini yaklaşık olarak “öyle bir derecede ki” anlamına gelen tek bir yapı olarak okuyun. Bu cümlede so, tek başına “bu nedenle” anlamına gelen bağlaç değildir.
Alıştırma
Derece-sonuç yapısını tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ I could barely lift it.
Cevabı göster
so · that
count as: ... olarak sınıflandırılmak veya kabul edilmek
Count as, bir şeyin “... olarak görülmesi, kabul edilmesi veya sınıflandırılması” anlamına gelir. Buradaki konu, virüslerin canlılar kategorisine girip girmediğidir; count bir sayıyı bulmak anlamında kullanılmamıştır. Yeniden kullanılabilen kalıp X counts as Y şeklindedir. Bir kural, tanım veya değerlendirme X'in Y sayılıp sayılmayacağına karar verdiğinde bu yapı yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi count as kullanarak tamamlayın: Under the rules, a photo of the receipt can ____ proof of purchase.
Cevabı göster
count as
Some scientists argue viruses are alive,
1:20Bazı bilim insanları virüslerin canlı olduğunu savunurken,
others think that the cells they infect are the actual living viruses,
1:23diğerleri ise enfekte ettikleri hücrelerin aslında yaşayan virüsler olduğunu,
and the viral particles are more like seeds or spores. Dilbilgisi
1:31ve viral parçacıkların daha çok tohum veya sporlara benzediğini düşünüyor.
more like seeds or spores: ihtiyatlı bir karşılaştırma
Burada be more like X, bir şeyin niteliğini X ile karşılaştırır. Konuşmacı önceki sınıflandırmayı düzeltiyor: Viral parçacıklar canlı organizmalardan çok tohumlara veya sporlara benziyor. More like, benzetmeyi ihtiyatlı hâle getirir. Bu karşılaştırmanın daha uygun olduğunu söyler; iki şeyin tamamen aynı olduğunu söylemez. Buradaki like kişisel tercihi değil, benzerliği ifade eder.
Alıştırma
"The mark is more like a scratch than a crack." ne anlama gelir?
- Konuşmacı çatlaklardan çok çizikleri tercih ediyor.
- İz, çatlaktan çok çizik izine benziyor; ancak doğrudan çizik olarak sınıflandırılmıyor.
- İz hem çizik hem de çatlak olarak sınıflandırılıyor.
Cevabı göster
İz, çatlaktan çok çizik izine benziyor; ancak doğrudan çizik olarak sınıflandırılmıyor.
And many others think viruses are just dead material.
1:35Pek çoğu da virüslerin sadece ölü madde olduğunu düşünüyor.
because how can something that needs victims to make more of itself emerge in the first place? Kalıp ifadeler
1:42çünkü kendisinden daha fazla üretmek için kurbanlara ihtiyaç duyan bir şey ilk başta nasıl ortaya çıkabilir?
in the first place: ilk nedeni sorgulamak
How veya why ile kurulan bir soruda in the first place, tartışmayı ilk nedene, olasılığa veya karara geri götürür. Burada, çoğalmak için bir konağa bağımlı olan bir şeyin başlangıçta nasıl ortaya çıkabildiği soruluyor. Bu ifade çoğu zaman varsayımı da sorgular: Konuşmacı, sonraki olayları tartışmadan önce durumun başlayıp başlayamayacağını veya neden başladığını sorar. Fiziksel bir ‘ilk yer’e gönderme değil, bir deyimdir.
Alıştırma
"Why did we accept that rule in the first place?" sorusunda ne sorgulanıyor?
- Kuralın kabul edildiği ilk yer.
- Daha sonraki inceleme adımlarının sırası.
- Kuralı kabul etmenin ilk nedeni.
Cevabı göster
Kuralı kabul etmenin ilk nedeni.
Viruses may have been essential steps in the emergence of life,
1:49Virüsler yaşamın ortaya çıkışında temel adımlar olmuş olabilir
or maybe they started out as escaped DNA from cells Öbek fiiller
1:52ya da belki de hücrelerden kaçan ve kendilerini kopyalama konusunda
started out as: başlangıçtaki rolü veya biçimi anlatmak
Started out as, “... olarak başladı” ya da “başlangıçta ... idi” anlamına gelir. Burada hücrelerden kaçan DNA, daha sonra değişen veya gelişen bir şeyin olası ilk biçimi olarak sunulur. Kalıp start out as + isim öbeği şeklindedir: start out as a hobby, start out as a small idea. Out burada fiziksel bir hareketi anlatmaz; start out öbek fiilinin bir parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi started out as ile tamamlayın: The old factory ____ a repair shop before it became an art center.
Cevabı göster
started out as
that became really good at making copies of themselves. Kalıp ifadeler
1:56gerçekten iyi hale gelen DNA'lar olarak yola çıktılar.
good at making copies of themselves: beceri ve dönüşlü gönderim
Good at making, bir şeyi yapma konusunda becerikli veya etkili olmak anlamına gelir; buradaki good ahlaki iyiliği değil, yeteneği anlatır. Good at ifadesinden sonra fiil -ing biçimini alır. Make copies of themselves, kendilerini çoğaltmak anlamına gelir. Çoğul dönüşlü zamir themselves, they zamirine gönderme yapar; yani kopyalama eylemini yapan varlıklar aynı zamanda kopyaların kaynağıdır. Bu kullanım, insan dışı bir süreci biraz insansı biçimde anlatır.
Alıştırma
Bazı robotların kendi kopyalarını üretme konusunda becerikli olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The robots are good at making copies of themselves.
- The robots are good for making copies of themselves.
- The robots are good at make copies of themselves.
Cevabı göster
The robots are good at making copies of themselves.
Maybe they are the descendants of truly lazy parasites
1:59Belki de başkalarının tüm işi onlar adına yapmasına izin veren
that let others do all the work for them. Dilbilgisi
2:03gerçekten tembel parazitlerin torunlarıdırlar.
let others do...: let + nesne + fiilin yalın biçimi
let + nesne + fiilin yalın biçimi yapısında let, bir kişinin ya da şeyin hareket etmesine izin vermek veya bunu mümkün kılmak anlamına gelir. Nesneden sonraki fiilin önüne to gelmez: let others do denir, let others to do denmez. Burada others, işi gerçekten yapan konakları veya diğer organizmaları; for them ise işin parazitlerin yararına yapıldığını belirtir. Birine izin verildiğinde ya da bir eylem engellenmediğinde bu yapı başka durumlara da aktarılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede let + kişi + fiilin yalın biçimi doğru kullanılmıştır?
- The manager let Maya to lead the meeting.
- The manager let Maya leading the meeting.
- The manager let Maya lead the meeting.
Cevabı göster
The manager let Maya lead the meeting.
The current thinking is that viruses probably emerged multiple times from different origins, Anlatım akışı
2:05Mevcut düşünce, virüslerin muhtemelen farklı kökenlerden birden fazla kez ortaya çıktığı yönünde,
The current thinking is that...: geçici ve paylaşılan bir görüşü çerçevelemek
The current thinking is that, mevcut aşamada en yaygın kabul gören görüşü tanıtır. Ardından gelen yan cümleyi tek bir kişinin düşüncesi olarak değil, paylaşılan ve geçici bir görüş olarak çerçeveler. Current, kanıtlar geliştikçe görüşün değişebileceğini gösterir. Bu cümlede probably ve don't know for sure bu temkinli yaklaşımı daha da güçlendirir. İfade, iddianın kendisinden önce iddianın ne ölçüde kesin olduğunu belirterek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Bir ekip analisti, incelemeden sonra değişebilecek ortak bir açıklama sunmak istiyor. Hangi cümle en uygundur?
- The current thinking is that a software fault caused the delay.
- It is known for certain that a software fault caused the delay.
- I currently think that a software fault caused the delay.
Cevabı göster
The current thinking is that a software fault caused the delay.
don't know for sure yet: şu ana kadar kesin olarak bilmemek
Bu cümlede don't know for sure, bazı kanıtların veya olası bir açıklamanın bulunabileceğini, ancak bunu gerçek olarak sunmaya yetecek kesinliğin olmadığını belirtir. Bu ifade, hiçbir fikrin bulunmadığı anlamına gelmez. Bu olumsuz cümlede yet, “şu ana kadar” anlamındadır. Daha güçlü kanıtların ileride kesin bir yanıt sağlayabileceği olasılığını açık bırakır.
Alıştırma
Cümleyi “şu anda kesin olarak ifade edememek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: We have one promising clue, but we ____.
Cevabı göster
don't know for sure yet
viruses are the most successful beings on this planet.
2:15virüsler bu gezegendeki en başarılı varlıklardır.
Whatever the truth is: belirsizlikten etkilenmeyen sonuç
Whatever the truth is sözleri bir ödünleme yan cümlesi oluşturur. Burada whatever, “ne olursa olsun” anlamındadır; yani konuşan kişi gerçekle ilgili bütün olası yanıtları kapsar. Bu yan cümle belirsizliği bir kenara bırakır ve ana önermenin değişmeden devam etmesini sağlar: ardından gelen iddia, olasılıkların hangisi doğru olursa olsun geçerli olarak sunulur.
Alıştırma
Hangi cümle, bilinmeyen bir açıklamanın güvenlik kuralını değiştirmeyeceğini belirtir?
- Once we know the explanation, we will choose a safety rule.
- Whatever the explanation is, we will keep the same safety rule.
- What the explanation is, we will keep the same safety rule.
Cevabı göster
Whatever the explanation is, we will keep the same safety rule.
There's an estimated 10,000 billion billion billion viruses on Earth. Dilbilgisi
2:20Dünya üzerinde tahminen 10.000 milyar kere milyar kere milyar virüs olduğu düşünülmektedir.
There's an estimated + miktar
There's bir şeyin varlığını belirtir; an estimated ise sayının hemen önüne gelerek bunun kesin bir sayım değil, verilere dayalı bir tahmin olduğunu gösterir. Burada estimated, virüslerin niteliğini değil, miktarın tamamını niteler. Tekrar kullanılabilen kalıp There's an estimated + sayı + çoğul isim şeklindedir. Konuşanın, neyin sayıldığını belirtirken belirsiz bir toplamı hızlıca sunmasını sağlar.
Alıştırma
There's ve dersteki tahmin ifadesini kullanarak konuşma dilindeki raporu tamamlayın: ____ 800 nesting pairs along this coast.
Cevabı göster
There's an estimated
If we put ... they would stretch: hayalî koşul ve sonuç
If we put ... they would stretch ... ikinci koşul yapısını kullanır: if yan cümlesinde simple past biçimi, sonuç cümlesinde ise would + fiilin yalın hâli bulunur. Tüm virüsleri dizme eylemini hayalî bir koşula dönüştürür ve bu düşünce deneyinin sonucunu verir. Put, fiilin yalın hâlinde ve geçmiş zamanda aynı görünür; ancak burada geçmiş zaman işlevi taşır. Bu geçmiş biçim, şimdiki gerçekliğe uzaklık belirtir; dizme eyleminin geçmişte gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
İkinci koşul cümlesini dersteki standart sonuç belirteciyle tamamlayın: If every household planted one tree, the city ____ become greener.
Cevabı göster
would
viruses became even weirder when scientists found a completely new type,
2:34bilim insanları tamamen yeni bir tür keşfettiğinde virüsler daha da tuhaf hale geldi:
Not only did it break all sorts of records, Dilbilgisi
2:43Sadece her türlü rekoru kırmakla kalmadı,
but questioned many assumptions we had about their nature.
2:45aynı zamanda onların doğası hakkında sahip olduğumuz pek çok varsayımı da sorgulattı.
Not only did ... but questioned: cümle başındaki Not only sonrasında devrik yapı
Not only, rekorların kırılmasını dikkat çekici ilk sonuç olarak sunar. But ise ek bir sonuç getirir: mevcut varsayımları da sorgulamıştır. Questioned öncesinde özne it tekrarlanmasa da aynı özne anlaşılır. Not only cümlenin başına geldiği için özne ile yardımcı fiilin sırası ters çevrilir: Doğru biçim Not only did it break... şeklindedir; Not only it broke... değildir. Geçmiş zamanı did taşıdığı için break yalın hâlde kalır. Questioned, but ile eklenen bölümdeki ayrı bir geçmiş zaman fiilidir.
Alıştırma
İki sonucu vurgulamak için cümle başındaki Not only yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Not only did the discovery change the schedule, but it also raised new questions.
- Not only the discovery did change the schedule, but it also raised new questions.
- Not only did the discovery changed the schedule, but it also raised new questions.
Cevabı göster
Not only did the discovery change the schedule, but it also raised new questions.
which seemingly makes no sense at all. Kalıp ifadeler
2:56ki bu da görünüşte hiçbir mantığa sığmaz.
makes no sense at all: bir şeyi tamamen mantıksız bulmak
Burada makes no sense, 'mantıklı bir açıklaması yok' veya 'mantıksal olarak anlaşılamıyor' anlamına gelir. Sense burada görme, işitme veya başka bir fiziksel duyuya değil, mantığa ya da anlaşılabilirliğe işaret eder. At all, no ifadesini güçlendirir. Konuşan kişi, durumun anlaşılır hiçbir nedeni olmadan tamamen mantıksız göründüğünü söylüyor. Ses tonuna bağlı olarak bu ifade güçlü bir şaşkınlık veya eleştiri gösterebilir.
Alıştırma
“The totals are different even though the same numbers were added. That makes no sense at all.” örneğinde son cümle ne anlama gelir?
- Sonuç biraz şaşırtıcı ama açıklaması kolay.
- Sonuç tamamen mantıksız görünüyor.
- Sonuç görülemiyor veya işitilemiyor.
Cevabı göster
Sonuç tamamen mantıksız görünüyor.
it seems like these giants are everywhere we look. Dilbilgisi
3:02görünüşe göre bu devler baktığımız her yerdeler.
Everywhere we look: incelenen her yerde aynı şeyi bulmak
Everywhere we look, “incelediğimiz ya da dikkatimizi yönelttiğimiz her yerde” demektir. Everywhere bölümünü “... olan her yer”, we look bölümünü de bu yerleri tekrar tekrar inceleme eylemi olarak anlayabilirsiniz. Bu yapıda look geçişsiz kullanılır ve everywhere zaten yeri ya da yönü belirttiği için at gerekmez. Bu cümlede ifade, birçok gözlemden genel bir sonuç çıkarır: devler geniş bir alana yayılmış gibi görünür. Çoğu zaman, mümkün olan her yerin gerçekten kontrol edildiğini iddia etmekten çok güçlü bir genel eğilimi anlatır.
Alıştırma
“We see the same warning everywhere we look,” cümlesinde everywhere we look ne anlama gelir?
- uyarı yalnızca dikkatle seçilmiş tek bir yerde görülüyor
- birisi bize her yöne bakmamızı emrediyor
- aynı uyarı incelenen her yerde veya kaynakta görülüyor
Cevabı göster
aynı uyarı incelenen her yerde veya kaynakta görülüyor
much larger than all viruses we knew before,
3:19daha önce bildiğimiz tüm virüslerden çok daha büyüktürler,
which explains how they could hide in plain sight for centuries. Deyimler
3:21bu da yüzyıllar boyunca nasıl göz önünde saklanabildiklerini açıklıyor.
Hide in plain sight: görünür olduğu hâlde tanınmamak
Hide in plain sight, görünür veya açıkça ortada olduğu hâlde fark edilmemek ya da tanınmamak demektir. Önemli olan karşıtlıktır: plain sight insanların onu görebildiğini, hide ise önemini ya da gerçek niteliğini anlayamadıklarını anlatır. Burada virüsler kendilerini mutlaka bilinçli biçimde saklamıyordu. Bilim insanları onları görebiliyor, fakat başka bir şey olarak sınıflandırıyordu. Bu deyim, fark edilebilecek durumda olduğu hâlde gözden kaçan ipuçları, hatalar, nesneler veya kimlikler için de kullanılabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “görünür olduğu hâlde fark edilmeden kalmak” anlamındaki dört sözcüklü deyimle tamamlayın: The clue seemed to ____ on the notice board.
Cevabı göster
hide in plain sight
Scientists saw them under their microscopes and just thought they had to be bacteria. Dilbilgisi
3:25Bilim insanları onları mikroskoplarının altında gördüler ve sadece bakteri olmaları gerektiğini düşündüler.
had to be bacteria: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım
Bu cümlede had to be bacteria, bilim insanlarının görebildiği kanıtlara göre onların bakteri olmasının tek makul sonuç gibi göründüğü anlamına gelir. Buradaki had to bir kuralı veya zorunlu görevi değil, güçlü bir mantıksal zorunluluğu ifade eder. Bu ifade, bilim insanlarının hikâyedeki o geçmiş anda vardığı sonucu aktarır. Organizmaların bakteriye dönüşmeye zorlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“Every test matched, so the unknown organisms had to be bacteria,” cümlesinde had to be bacteria ne anlama gelir?
- Organizmaların bakteriye dönüşmesi zorunluydu.
- Kanıtlar, bakteri sınıflandırmasını tek makul sonuç hâline getirdi.
- Bilim insanları bakterilere gitmelerini emretti.
Cevabı göster
Kanıtlar, bakteri sınıflandırmasını tek makul sonuç hâline getirdi.
It's like suddenly discovering there are elephant-sized ducks everywhere. Anlatım akışı
3:29Bu, aniden her yerde fil büyüklüğünde ördekler olduğunu keşfetmek gibidir.
It's like ... elephant-sized ducks everywhere: abartılı bir benzetme
It's like, konuşanın bir benzetme yaptığını gösterir. Elephant-sized ducks hayalîdir; cümle gerçek hayvanlar hakkında bir iddiada bulunmaz. Bu görüntü, soyut bir şaşkınlığı gözde canlandırılması kolay bir şeye dönüştürür: dev virüsler, büyüklükleri her yerde dev ördekler bulunması kadar dikkat çekici görünmesine rağmen gözden kaçmıştı. Suddenly discovering ve everywhere, ne kadar belirgin göründükleriyle ne kadar uzun süre fark edilmedikleri arasındaki karşıtlığı güçlendirir.
Alıştırma
“It's like suddenly discovering there are elephant-sized ducks everywhere” cümlesinin temel işlevi nedir?
- Bilim insanlarının olağanüstü büyük ördekler bulduğunu bildirir.
- Şaşırtıcı bir keşfi gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için hayalî ve abartılı bir karşılaştırma kullanır.
- Virüslerin kesin boyutunu bilimsel birimlerle tanımlar.
Cevabı göster
Şaşırtıcı bir keşfi gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için hayalî ve abartılı bir karşılaştırma kullanır.
so far: bir ifadeyi şu ana kadar olanlarla sınırlamak
Bu cümlede so far, “şu ana kadar” anlamına gelir. İfadeyi araştırmacıların bu aşamaya dek bulduklarıyla sınırlar. Sonuç hâlâ değişebilir: daha sonraki keşifler onu değiştirebilir. Buradaki far fiziksel mesafeyi değil, zaman veya kanıt toplama sürecinde gelinen noktayı anlatır.
Alıştırma
Hangi ifade cümleyi en iyi şekilde tamamlar, “şu ana kadar” anlamını verir ve karşılaştırma eklemez? The pilot study has gone well ___, but more tests are planned.
- from far away
- so far
- by far
Cevabı göster
so far
they connect with it and use its natural processes to enter the cell.
3:41onunla bağlantı kurarlar ve hücreye girmek için onun doğal süreçlerini kullanırlar.
their goal is to misappropriate the victim's infrastructure and procreate. Kelime
3:47amaçları kurbanın altyapısını gasp etmek ve üremektir.
misappropriate the victim's infrastructure: mecazi bir ele geçirme
Misappropriate, genellikle kendi çıkarı için bir şeyi izinsiz almak veya kullanmak anlamına gelir. Olumsuz anlamı önemlidir: cümle, eylemi sıradan bir kullanım olarak değil, ele geçirme olarak sunar. The victim's infrastructure, konak hücrenin mekanizmalarını, yapılarını ve biyokimyasal süreçlerini anlatan bir metafordur. Bu ifade, istilacı organizmayı çoğalmak için başka bir tarafın sistemlerini ele geçiriyormuş gibi kişileştirir.
Alıştırma
Bir muhasebecinin şirket parasını kişisel harcamaları için almasının izinsiz ve yanlış olduğunu açıkça belirten fiil hangisidir?
- use
- manage
- misappropriate
Cevabı göster
misappropriate
Imagine a mouse crawling into your mouth and using your guts and bones and fat tissue to build a mouse factory. Anlatım akışı
3:52Bir farenin ağzınıza girdiğini ve fare fabrikası kurmak için bağırsaklarınızı, kemiklerinizi ve yağ dokunuzu kullandığını hayal edin.
Imagine a mouse...: açıklayıcı bir düşünce deneyi kurmak
Imagine, hayalî bir sahne sunar ve dinleyiciden bunu zihninde canlandırmasını ister. Dil bilgisi açısından a mouse, Imagine fiilinin nesnesidir; crawling... ve using... ise farenin eylemlerini ekleyen, birbirine bağlı iki -ing yan cümlesidir. Bu sahne enfeksiyonla ilgili gerçek ve kelimesi kelimesine bir iddia değildir. Biyolojik malzemeyi ele geçirip kopyalar üreten bir şey gibi soyut bir süreci canlı bir zihinsel görüntüye dönüştüren benzetmedir. Böylece açıklama önce somut modeli sunup ardından gerçek süreçle bağlantı kurabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, açıklamadan önce dinleyiciyi hayalî bir sahneye girmeye en açık biçimde davet eder?
- Imagine a city where every traffic light turns red at once.
- Every traffic light in the city turned red yesterday.
- The city has installed several new traffic lights.
Cevabı göster
Imagine a city where every traffic light turns red at once.
The girus unloads its attack proteins and genetic material and rearranges the cell from the inside.
3:59Dev virüs, saldırı proteinlerini ve genetik materyalini boşaltır ve hücreyi içeriden yeniden düzenler.
and large amounts of mitochondria for energy are changed to become an actual factory called viroplasm.
4:09ve enerji için gerekli olan büyük miktardaki mitokondriler, viroplazma adı verilen gerçek bir fabrikaya dönüşmek üzere değiştirilir.
Some giruses even construct a membrane to shield them from the cell's antiviral defenses. Kalıp ifadeler
4:16Bazı dev virüsler kendilerini hücrenin antiviral savunmasından korumak için bir zar bile inşa ederler.
shield them from: shield A from B yapısı
shield A from B, A ile zararlı bir şey arasına engel koyarak B'nin A'ya ulaşmasını veya onu etkilemesini önlemek demektir. A korunan kişi ya da şeydir; from ise tehlikeyi, baskıyı veya istenmeyen etkiyi belirtir. Bu cümlede them korunan hedeftir, the cell's antiviral defenses ise engellenen tehdittir. Fiziksel bir zar bulunduğu için shield gerçek anlamıyla kullanılmıştır; ancak aynı yapı mecaz anlamda da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi shield A from B yapısıyla tamamlayın: A thick layer of mulch can ____ the cold.
Cevabı göster
shield the seedlings from
the viroplasm begins to assemble new giruses using the victim up from the inside until it's filled up. Notlar
4:24viroplazma kurbanı içeriden kullanarak, hücre dolana kadar yeni dev virüsler birleştirmeye başlar.
Kısaltılmış once yan cümlesi olarak Once finished
Once finished, once it is finished veya after it has been completed anlamına gelen kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. Burada finished edilgen anlam taşır: tamamlanan şey viroplazmadır. Bu yapı once + subject + be + past participle dizisini once + past participle biçimine kısaltır. Eksiltilen özne ana cümleden anlaşılır; bu nedenle burada açıkça viroplazmayı göstermelidir. Bu bir zaman ifadesidir, bir şeyi bitirme emri değildir.
Alıştırma
Cümleyi “poster tamamlandığında” anlamındaki kısaltılmış once yan cümlesiyle tamamlayın: ____, the poster will be displayed in the hall.
Cevabı göster
Once finished
use the victim up: ayrılabilen öbek fiil use up
using the victim up ifadesinde use up, kurbanın kullanılabilir maddesini tamamen tüketmek anlamına gelir. Buradaki victim, enfekte olmuş hücredir; up tamamlanma ve tükenme anlamı katar, yukarı doğru hareketi anlatmaz. Use up ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne fiil ile parçacığın arasına veya parçacıktan sonraya gelebilir: use the supplies up ya da use up the supplies. Zamir ise araya gelmelidir: use it up doğrudur, use up it değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede use up, it zamiriyle doğru kullanılmıştır?
- We used up it during the trip.
- We used it up during the trip.
- We used it during the trip up.
Cevabı göster
We used it up during the trip.
until it's filled up: bir sürecin bitiş noktasını belirtmek
Until, devam eden bir sürecin bitiş noktasını belirtir: önceki eylem, until yan cümlesindeki durum gerçekleşene kadar sürer; o noktada süreç sona erer veya sonucuna ulaşır. Burada konak hücre, yeni oluşturulan virüslerle dolana kadar içeriden yavaş yavaş tüketilir. it's filled up ifadesindeki it, konak hücreyi belirtir. Be filled up burada tamamen dolmak anlamındadır; bir forma bilgi yazmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede bir sürecin bitiş noktasını belirtmek için until kullanılmıştır?
- Keep pouring water until the bottle is filled up.
- Keep pouring water after the bottle is filled up.
- Keep pouring water while the bottle is being filled up.
Cevabı göster
Keep pouring water until the bottle is filled up.
the invader usually orders the cell to self-destruct Dilbilgisi
4:31işgalci genellikle hücreye kendi kendini yok etme emri verir
order + nesne + to'lu mastar: order the cell to self-destruct
Order + nesne + to'lu mastar yapısı, nesneye bir eylemi gerçekleştirmesini emretmek veya bu yönde talimat vermek anlamına gelir. orders the cell to self-destruct ifadesinde the cell nesnedir; to self-destruct ise emredilen eylemi belirtir. Bu anlatım istilacıyı kişileştirir: bir virüs konuşmaz veya bilinçli olarak emir vermez, ancak hücrenin süreçlerini kontrol altına alır. Self-destruct, kendini yok etmek anlamındadır; order burada satın alma siparişi vermek veya bir şeyleri sıralamak demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümle güçlü bir emir ifade etmek için order + nesne + to'lu mastar yapısını doğru kullanır?
- The officer ordered the visitors leaving the building.
- The officer ordered the visitors to leave the building.
- The officer ordered to the visitors leave the building.
Cevabı göster
The officer ordered the visitors to leave the building.
and releases new giruses to look for new prey.
4:35ve yeni avlar aramak üzere yeni dev virüsler salar.
But what makes giruses special is not their modus operandi or their size even, Dilbilgisi
4:39Ancak dev virüsleri özel yapan şey onların çalışma yöntemleri ya da boyutları değil,
it's that they are much more complex than thought possible for a virus.
4:44bir virüs için mümkün olduğu sanılandan çok daha karmaşık olmalarıdır.
What makes X special is not A; it's B: X'i özel kılan A değil, B'dir
What ile başlayan yan cümle isim gibi işlev görür: what makes giruses special, dev virüsleri özel kılan şey anlamına gelir. Yan cümlenin tamamı is fiilinin öznesidir; dolayısıyla what ayrı bir soru başlatmaz. what makes X special is not A; it's B kalıbı önce beklenen A açıklamasını eler, ardından gerçek B açıklamasını odağa yerleştirir. Burada çalışma biçimi ve boyut bir yana bırakılırken beklenmedik karmaşıklık belirleyici özellik olarak sunulur.
Alıştırma
Beklenen nedeni eleyip gerçek nedeni vurgulayan yapıyı tamamlayın: ____ this battery special is not its low price; ____ how long it lasts.
Cevabı göster
What makes · it's
The number of genes alone is certainly not everything. Kalıp ifadeler
5:00Elbette genlerin sayısı her şey değildir.
X alone is certainly not everything: Tek başına X kesinlikle her şey değildir
Burada alone, The number of genes ifadesine odaklanır ve bu unsurun tek başına ya da tek ölçüt olarak ele alınması anlamına gelir. Sayının yalnız hissettiğini anlatmaz. Not everything, bu etkenin önemli olabileceğini ancak tek başına eksiksiz bir değerlendirme sağlayamayacağını belirtir. Certainly konuşanın eminliğini güçlendirir: gen sayısının bütün resmi açıklamadığı açıktır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir ölçütün önemli olabileceğini ancak tek başına yeterli olmadığını söyler?
- Test scores alone are not everything when choosing a candidate.
- Test scores tell us nothing about a candidate.
- Test scores are the only thing that matters when choosing a candidate.
Cevabı göster
Test scores alone are not everything when choosing a candidate.
we think of life as a complex system. Kalıp ifadeler
5:08hayatı karmaşık bir sistem olarak düşünürüz.
think of A as B: A’yı B olarak düşünmek
think of A as B kalıbı, A’yı B olarak anlamak, tanımlamak ya da zihinde sınıflandırmak demektir. Bu cümlede life A, a complex system ise B’dir; dolayısıyla cümle yaşamı analiz etmek için bir çerçeve kurar, yalnızca yaşamın akla geldiğini söylemez. as’ten sonraki bölüm, A’ya verilen kategoriyi, rolü veya tanımı belirtir. Bir şeye hangi çerçeveden bakıldığını anlatmak istediğinizde bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi think of A as B kalıbıyla tamamlayın: Many young people ____ a phone ____ an everyday tool.
Cevabı göster
think of · as
So below a certain complexity level,
5:10Bu yüzden belirli bir karmaşıklık seviyesinin altındaki bir şey,
something may be closer to dead material rather than a living organism. Dilbilgisi
5:13canlı bir organizmadan çok ölü bir maddeye daha yakın olabilir.
closer to A rather than B: B’den çok A’ya yakın olmak
Bu cümlede closer to mecazidir: bir şeyi fiziksel olarak daha kısa bir mesafeye değil, iki tür arasındaki bir ölçeğe yerleştirir. Konuşan kişi, belirli bir karmaşıklık düzeyinin altında o şeyin living organism kategorisinden çok dead material kategorisine uyduğunu söyler. Rather than, B’yi reddedilen veya daha az uygun sınıflandırma olarak gösterir. Bu anlatım, iki kategoriyi basit bir ya hep ya hiç seçimi olarak ele almadan sınırdaki bir durumu açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle closer to A rather than B yapısını fiziksel mesafeyi değil, soyut bir sınıflandırmayı anlatmak için kullanıyor?
- The writer chose a friendly note rather than a formal notice.
- The chair is closer to the desk rather than the door.
- In tone, the email is closer to a friendly note rather than a formal notice.
Cevabı göster
In tone, the email is closer to a friendly note rather than a formal notice.
But giruses can have hundreds or even thousands of genes,
5:17Ancak dev virüsler yüzlerce hatta binlerce gene sahip olabilir,
blurring the line between living and dead things.
5:21canlı ve ölü şeyler arasındaki çizgiyi bulanıklaştırır.
not just ... but also ... ile ikinci bir boyut eklemek
Not just A, but also B bir iddiayı genişletir: A önemlidir ve B başka bir önemli nokta ekler. Burada odak, kaç gen olduğundan bu genlerin ne yaptığına geçer; but also ilk noktayı geçersiz kılmak yerine savı güçlendirir. A ve B, burada olduğu gibi farklı dil bilgisel biçimlere sahip olabilir; ancak aynı iddianın karşılaştırılabilir parçalarını sunmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi not just ... but also ... yapısını oluşturan sözcüklerle tamamlayın: The course teaches not just grammar, ____ clear writing.
Cevabı göster
but also
We used to think of viral genes as the simplest of instructions, Dilbilgisi
5:30Eskiden viral genleri en basit talimatlar olarak düşünürdük;
Geçmişteki bir görüş için used to think of ... as ...
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir durumu veya tekrarlanan bir örüntüyü anlatır ve genellikle bunun artık sürmediğini düşündürür. Used to think yapısında think yalın hâlde kalır ve ifade, önceki görüşün değiştiğini belirtir. Think of A as B, A'yı B olarak görmek veya anlamak demektir. Used to think of viral genes as ... bir bütün olarak devamındaki tanımı eski bir görüş şeklinde sunar ve daha yeni kanıtlarla karşıtlık kurulmasına zemin hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümle Leo'nun eskiden gece vardiyalarını dayanılmaz bulduğunu, ancak şimdi böyle düşünmeyebileceğini söyler?
- Leo is used to working night shifts.
- Leo used to think of night shifts as unbearable.
- Leo got used to working night shifts.
Cevabı göster
Leo used to think of night shifts as unbearable.
just enough to overcome the defense of their victims and make new viruses. Dilbilgisi
5:34kurbanlarının savunmasını aşıp yeni virüsler yapmak için tam olarak yeterli olanlar.
just enough to overcome: gereken en düşük eşiğe tam ulaşmak
Just enough to + fiilin yalın hâli, bir miktar ya da derecenin eylem için gereken en düşük eşiğe tam olarak ulaştığını anlatır. Bu cümlede nitelenen ancak söylenmeyen unsur viral genler veya talimatlardır: kurbanların savunmasını aşmaya ve yeni virüsler üretmeye yalnızca yetecek kadar bilgi ya da kapasite sağlarlar. Burada just, enough sözcüğünü niteler ve “az önce” değil, “tam olarak” ya da “yalnızca” anlamına gelir. Bu yapı çoğu zaman çok az pay kaldığını veya hiç pay kalmadığını ima eder.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca gereken en düşük miktar” anlamındaki üç sözcüklü hedef yapıyla tamamlayın: We packed ____ finish the emergency repair, with no supplies left over.
Cevabı göster
just enough to
a huge selection of their genes that are actually hallmarks of living things, Kalıp ifadeler
5:46genlerinin büyük bir kısmının aslında canlıların özelliklerini taşımasıdır:
hallmarks of living things: canlıları tanımlayan özellikler
A hallmark of X, X’i güçlü biçimde niteleyen veya tanımaya yardımcı olan bir özelliktir. Burada hallmarks of living things, bu genlerin besinleri kullanma, enerjiyi işleme veya hücreleri sürdürme gibi genellikle yaşamın özellikleri sayılan işlevlerle ilişkili olduğu anlamına gelir. Hallmark burada fiziksel bir işaret değildir. Bir özelliğin yalnızca mevcut değil, özellikle temsil edici olduğu analitik anlatımlarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi “tanımlayıcı bir özelliği” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Careful source checking is a ____ responsible journalism.
Cevabı göster
hallmark of
or are just necessary to keep cells alive.
5:57ya da sadece hücreleri hayatta tutmak için gerekli olan genler.
Some recent studies have even suggested that some giruses with very complex genomes
6:00Hatta bazı yeni çalışmalar, çok karmaşık genomlara sahip kimi dev virüslerin
may be able to maintain a basic level of metabolism on their own, Kalıp ifadeler
6:04kendi başlarına temel düzeyde bir metabolizmayı sürdürebileceğini öne sürüyor,
on their own: bağımsız hareket etmek
Burada on their own, “bağımsız olarak” veya “dışarıdan yardım almadan” anlamına gelir. maintain fiilini niteler: çalışmalar, bu karmaşık virüslerin temel bir metabolizma düzeyini kendi başlarına sürdürebileceğini öne sürmektedir. Bu ifade iyelik değil, zarf işlevindedir. Their virüslere gönderme yapar; own ise bu yeteneğin virüslerin kendisinden geleceğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi on one's own ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After two weeks of training, the new employees could handle the morning shift ____.
Cevabı göster
on their own
will shake up what we thought of viruses even more. Öbek fiiller
6:09virüsler hakkındaki düşüncelerimizi daha da temelden sarsacaktır.
which, if true, ...: önceki iddia doğruysa
Bu cümlede which, önceki iddianın tamamına gönderme yapar: bazı karmaşık virüsler temel metabolizmayı kendi başlarına sürdürebilir. If true, “bu iddia doğruysa” anlamına gelir; dolayısıyla konuşmacı iddiayı kanıtlanmış bir gerçek gibi sunmadan olası sonucunu ele alır. Bu, bir ilgi cümleciğinin içine yerleştirilmiş kısaltılmış bir koşul yapısıdır. Daha açık biçimi which, if it is true, will shake up what we thought of viruses even more olur. Özenli yazıda araya giren koşul genellikle virgüllerle ayrılır: which, if true, + sonuç.
Alıştırma
Bir rapor, yeni bir malzemenin iki kat daha fazla enerji depolayabildiğini iddia ediyor. Hangi devam cümlesi iddiayı doğrulanmamış bırakırken olası sonucunu belirtir?
- which is true and could change how batteries are designed.
- which, even if true, would not affect battery design.
- which, if true, could change how batteries are designed.
Cevabı göster
which, if true, could change how batteries are designed.
shake up: yerleşmiş fikirleri güçlü biçimde sarsmak
Bu cümlede shake up, yerleşmiş bir düşünce biçimini güçlü şekilde sarsıp yeniden şekillendirmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu iddia, insanların virüsler hakkında inandıklarını yeniden değerlendirmelerine yol açacaktır; burada fiziksel olarak bir şeyi sallamaktan söz edilmiyor. Bu ifade, küçük bir ayarlamayı değil, şaşırtıcı ve önemli bir değişimi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede shake up, “güçlü biçimde sarsıp yeniden şekillendirmek” anlamında kullanılmıştır?
- Please shake the bottle before opening it.
- She finally shook off her cold.
- The new discovery could shake up our understanding of memory.
Cevabı göster
The new discovery could shake up our understanding of memory.
but one idea about girus genes is that they might fundamentally alter the physiology and evolution of their victims
6:15ancak dev virüs genleriyle ilgili bir fikir, kurbanlarının fizyolojisini ve evrimini,
by integrating their own genomes and merging with them into chimeric organisms. Dilbilgisi
6:22kendi genomlarını entegre edip onlarla birleşerek kimerik organizmalara dönüşmeleri yoluyla kökten değiştirebilecekleridir.
by integrating ... and merging ...: bir mekanizmayı açıklamak
Burada by, önceki sonucu, yani kurbanların fizyolojisini ve evrimini değiştirmeyi ortaya çıkarabilecek mekanizmayı tanıtır. Bu kullanımda by, “bir son tarihten önce” değil, “... eylemi yoluyla” anlamına gelir. Integrating ve merging, aynı by yapısına bağlı paralel -ing biçimleridir. their own içindeki their, giruslara; them ise kurbanlara veya konaklara gönderme yapar. İki eylem birlikte kimerik organizmalar oluşturabilecek varsayımsal mekanizmayı açıklar.
Alıştırma
Cümleyi by ile install ve replace fiillerinin -ing biçimlerini kullanarak tamamlayın: The lab improved accuracy ____ a new sensor and ____ the old software.
Cevabı göster
by installing · replacing
giruses may have been existing alongside and infecting cells,
6:36dev virüsler hücrelerle birlikte var oluyor ve onları enfekte ediyor,
exerting an unseen influence on the development of life. Kalıp ifadeler
6:40yaşamın gelişimi üzerinde görünmez bir etki yaratıyor olabilir.
exerting an unseen influence on: etki uygulamayı anlatan resmî bir eşdizim
“Exert an influence on something”, bir etkinin bir şey üzerinde gerçekten işlemesini sağlamak anlamına gelir. Yalnızca bir etkinin var olduğunu söylemeye kıyasla exert, nedenin etkilenen şey üzerinde fiilen çalıştığını öne çıkarır. “Unseen”, etkinin doğrudan görülemediğini belirtir; hiçbir sonucu olmadığını değil. Burada “exerting an unseen influence on the development of life”, önceki eylemlerin olası uzun vadeli etkisini ekleyen bir -ing yan cümlesidir. “on”dan sonraki nesne etkilenen şeyi gösterir: “the development of life”.
Alıştırma
Araştırmacılar uykunun belleği etkin biçimde şekillendirdiğini vurgulamak istiyor. Resmî yazıda hangi tamamlama bu anlama en uygundur? “Sleep can ___ memory formation.”
- do a strong influence on
- exert a strong influence on
- make a strong influence on
- have a strong influence on
Cevabı göster
exert a strong influence on
but jerking evolution in different directions by mixing genes around in all directions.
6:45aynı zamanda genleri her yöne karıştırarak evrimi farklı yönlere çekerek.
Not just as a parasite, but ...: dar bir çerçevenin yerine daha genişini koymak
“not just X, but Y” kalıbı önce sınırlı bir tanım verir, ardından onu daha önemli bir noktayla değiştirir veya genişletir. Burada “as a parasite” dar çerçevedir; but ile başlayan bölüm ise virüsleri genleri hareket ettirerek evrimin yönünü değiştirebilen güçler olarak sunar. Bu ifade önceki cümlenin eksiltili devamıdır; bu nedenle tam ana cümle tekrarlanmak yerine bağlamdan anlaşılır. “Jerking evolution in different directions”, evrimsel değişimi farklı yollara doğru güçlü biçimde itmeye yönelik canlı bir benzetmedir. Evrimin niyetleri olduğu ya da bir anda tamamen kontrol edildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle dar bir tanımı daha geniş ve önemli bir tanımla değiştirmek için “not just X, but Y” kalıbını doğru kullanır?
- The new library is not just a place for books, but a hub where neighbors learn together.
- Not just the new library has books, but it is near the park.
- The new library is a place for not just books, but neighbors learn together.
- The new library is just not a place for books, but a hub where neighbors learn together.
Cevabı göster
The new library is not just a place for books, but a hub where neighbors learn together.
Which brings us to another unique thing about them, Anlatım akışı
6:51Bu da bizi onlar hakkındaki bir başka benzersiz şeye getiriyor,
brings us to: bir sonraki noktaya geçmek
“Which brings us to another unique thing about them” cümlesindeki “brings us to”, önceki tartışmayı sonraki ilgili konuya bağlar. Burada birinin fiziksel olarak bir yere götürülmesi değil, “tartışmayı bir konuya yöneltmek” kastedilir. “Which brings us to + konu/soru” kalıbında önceki düşüncenin tamamı, sonraki konuyu tanıtma gerekçesi olur. “Which” önceki düşünceye gönderme yaptığı için geçiş ani değil, bağlantılı görünür.
Alıştırma
Doğal ve mantıksal olarak bağlantılı bir geçiş oluşturan seçeneği belirleyin: “We have reviewed the causes, which ___ the final question: what can we do next?”
- brings to us
- brings us at
- brings us to
Cevabı göster
brings us to
hunt another thing that might be dead too?
7:01yine ölü olabilecek başka bir şeyi nasıl avlayabilir?
The virophage Sputnik is hunting a girus called Mamavirus that itself is hunting amebae.
7:06Virofaj Sputnik, kendisi amipleri avlayan Mamavirus adlı bir dev virüsü avlıyor.
Sputnik is a tiny minimalistic virus that doesn't even have the genes and tools to replicate itself.
7:13Sputnik, kendini çoğaltacak genlere ve araçlara bile sahip olmayan minicik, minimalist bir virüstür.
What it does have is the ability to hijack the viroplasm factories of Mamaviruses. Dilbilgisi
7:19Sahip olduğu şey, Mamavirüslerin viroplazma fabrikalarını ele geçirme yeteneğidir.
What it does have is: olumlu bir karşıtlığı vurgulamak
“What it does have is the ability...” yapısındaki what yan cümlesi, dikkati Sputnik’in sahip olmadığı yeteneklerden gerçekten sahip olduğu tek yeteneğe çevirir. Yapı, dinleyicinin “is”ten sonraki bilgiye odaklanmasını sağlar. “Does”, “have” fiiline bağlı vurgu amaçlı bir yardımcı fiildir; ayrı bir eylem belirtmez. Şimdiki zaman işaretini zaten “does” taşıdığı için “have” yalın hâlde kalır: “does have” denir, “does has” denmez.
Alıştırma
İkinci cümleyi yukarıda öğretilen karşıtlık yapısının tamamıyla tamamlayın: “The cabin has no internet. ____ a quiet place to work.”
Cevabı göster
What it does have is
Ön koşul zinciri kuran need A to do B first, and then...
need A to do B kalıbı, öznenin planının ilerleyebilmesi için B eyleminin A tarafından yapılması gerektiğini belirtir. Burada virofajların, girusun önce bir amibi enfekte etmesine ihtiyacı vardır. need sonrasındaki ad öbeği aynı zamanda infect fiilinin anlamca öznesidir. first ... and then ... zorunlu bir sırayı gösterir: Virofajlar enfekte olmuş girus/viroplazma sistemine parazitlik etmeden önce girus amibi enfekte eder. İki victim farklı katılımcıları belirtir; sondaki it ise amibe değil, enfekte olmuş girus/viroplazma sistemine gönderme yapar.
Alıştırma
Uygulama hesabını etkinleştirmeden önce e-posta adresini doğrulaman gerektiğini hedef kalıpla anlatan cümleyi seç.
- The app needs you to activate your account first, and then it can verify your email.
- The app needs you to verify your email first, and then it can activate your account.
- The app needs to verify your email and activate your account at the same time.
Cevabı göster
The app needs you to verify your email first, and then it can activate your account.
A Mamavirus viroplasm infected by Sputnik can only produce very few new giruses,
7:33Sputnik ile enfekte olmuş bir Mamavirüs viroplazması yalnızca çok az sayıda yeni dev virüs üretebilir
and among these, many are deformed and broken, Anlatım akışı
7:39ve bunların arasında pek çoğu deforme olmuş, bozuktur;
Bütün kümeden alt kümeye bağlantı kuran among these
Among these daha önce sözü edilen new giruses ifadesine geri gönderimde bulunur. Bu grubun içinde anlamına gelir; dolayısıyla many bu girusların bir alt kümesini seçer, yeni bir grup ortaya çıkarmaz. Cümlenin başındaki among these, many are deformed and broken şeklindeki yeni bilgiden önce çerçeveyi kurar. Bütün kümeden alt kümeye yapılan bu geçiş açıklamanın izlenmesini kolaylaştırır. Between these genellikle ayrı öğeler arasındaki bir ilişkiye veya seçime odaklanır; bu nedenle burada aynı işi yapmaz.
Alıştırma
Şu İngilizce metni oku: The library added twenty new books. Among these, six are graphic novels. Buradaki these neye gönderme yapıyor?
- yirmi yeni kitap
- kütüphane
- altı çizgi roman
Cevabı göster
yirmi yeni kitap
Ek bilgi veren sıfat öbeği olarak “unable to infect further cells”
Bu cümlede unable to infect further cells, many of the new giruses ifadesini açıklayan ek bilgi niteliğinde bir sıfat öbeğidir. Anlamca öznesi many sözcüğüdür: şekli bozulmuş ve hasarlı bu parçacıklar enfeksiyonu sürdüremez. Öbeğin virgülden sonra kullanılması, yeni bir tam yan cümle başlatmadan bu sonucu veya sınırlamayı ekler. Buradaki further cells, fiziksel olarak daha uzaktaki hücreleri değil, daha sonra enfekte edilebilecek ek hücreleri ifade eder. Yeniden kullanılabilir yapı, açık bir isim veya özne + virgül + unable to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “yapabilecek durumda olmamak” anlamına gelen iki sözcüklü sıfat yapısıyla tamamlayın: The injured goalkeeper stayed on the bench, ____ continue the match.
Cevabı göster
unable to
Alternatif bir sonuç için “Instead,”
Instead, okuyucuyu beklenen veya daha önce sözü edilen bir sonuçtan gerçekten gerçekleşen alternatif sonuca yönlendiren bir cümle zarfıdır. Burada beklenen sonuç çok sayıda yeni girus üretilmesidir; sonraki cümle, enfekte viroplazmanın bunların yerine çok sayıda Sputnik virofajı ürettiğini söyler. Cümlenin başında kullanılan Instead, bu geçişi açıkça işaretler ve ardından normalde virgül gelir. Yalnızca iki olgunun farklı olduğunu bildirmez; ikinci sonucu birincinin alternatifi olarak sunar.
Alıştırma
İkinci eylemi planın yerine geçen eylem olarak sunan bağlayıcıyı seçin: We planned to eat in the park. ____ we moved lunch indoors when it began to rain.
- However,
- Therefore,
- Instead,
Cevabı göster
Instead,
they just integrate their genetic code into the newly produced giruses, Kalıp ifadeler
7:54tıpkı uyuyan ajanlar gibi
integrate A into B: A'yı B'ye entegre etmek
integrate A into B yapısında A eklenen öğedir, B ise onu alan daha büyük sistem veya bütündür. Bu cümlede their genetic code A'yı, the newly produced giruses ise B'yi temsil eder. Bu yapı, A'yı B'nin bir parçası hâline getirerek o bütünün içinde çalışmasını sağlamak anlamına gelir. Into edatı yönü gösterdiğinden A ile B'nin yerini değiştirmek anlamı da değiştirir.
Alıştırma
Cümleyi integrate A into B hedef yapısıyla tamamlayın: The school plans to ____ digital safety lessons ____ its science course.
Cevabı göster
integrate · into
like sleeper agents: gecikmeli etkinleşme benzetmesi
Uyuyan ajanlar, harekete geçme emri alana kadar gizli ve etkisiz kalan casuslardır. Cümlede bunlar bir benzetme olarak kullanılır: Yerleştirilen genetik kod hemen etkili olmak yerine yeni virüslerin içinde gizli kalır. Bu karşılaştırma gecikmeli etkinleşmeyi vurgular. İnsan ajanları veya gerçek anlamda uyumayı anlatmaz; şimdi yerleştirilip etkisini daha sonra gösterecek bir şeyi gözde canlandırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede like sleeper agents, genetik kod hakkında ne anlatıyor?
- Gerçek insan casuslar tarafından taşınır.
- Viroplazmaya girer girmez kontrolü hemen ele geçirir.
- Daha sonraki bir olay etkisini etkinleştirene kadar gizli ve etkisiz kalır.
Cevabı göster
Daha sonraki bir olay etkisini etkinleştirene kadar gizli ve etkisiz kalır.
The next time one of these infiltrated giruses successfully infects a Dilbilgisi
8:00Sızmış bu dev virüslerden biri bir sonraki sefer başarıyla bir
cell, it produces mostly virophages instead of giruses. Dilbilgisi
8:04hücreyi enfekte ettiğinde, dev virüsler yerine çoğunlukla virofajlar üretir.
The next time + tam bir yan cümle
The next time, one ... infects a cell gibi özne ve fiil içeren tam bir zaman yan cümlesini doğrudan başlatır. “Bu olay bir sonraki sefer gerçekleştiğinde” anlamına gelir ve ana cümledeki sonucun zamanını belirler. The next time zaten zaman bağlayıcısı görevi gördüğü için ardından gelen cümlenin önüne when eklenmez.
Alıştırma
“Alarmın bir sonraki çaldığı zaman” anlamını doğal biçimde veren cümleyi seçin.
- The next time the alarm will ring, leave the building calmly.
- The next time the alarm rings, leave the building calmly.
- The next time when the alarm rings, leave the building calmly.
Cevabı göster
The next time the alarm rings, leave the building calmly.
mostly A instead of B: B yerine çoğunlukla A
Instead of, yerine geçen veya üretilmeyen şeyi tanıtır: giruses. Gerçek sonuç ondan önce gelir: mostly virophages. Mostly yalnızca gerçek sonucu sınırlar. Yani üretimin büyük kısmını virofajlar oluşturur, ancak tamamının virofaj olması gerekmez. Mostly, giruses sözcüğünü nitelemez.
Alıştırma
Hangi cümle makbuzların yerine etiketlerin üretildiğini söylüyor?
- The printer made labels in addition to receipts.
- The printer made labels before receipts.
- The printer made labels instead of receipts.
Cevabı göster
The printer made labels instead of receipts.
yine de tamamen savunmasız değiller
Not completely defenseless kısmi bir olumsuzluktur: dev virüslerin savunmaları sınırlı olsa bile bazı savunma araçları vardır. İfade, hiçbir korumaları olmadığı yönündeki kesin düşünceyi reddeder. Cümle sonundaki though, konuşma diline özgü bir ödünleme ekler. Önceki savunmasızlık izlenimine dönerek bu ifadeyi bir sınırlama ya da karşıt nokta olarak sunar.
Alıştırma
Olumsuz sonucu yumuşatmak için not completely ... though kalıbını kullanın: The old laptop is ____ useless, ____.
Cevabı göster
not completely · though
the world was in awe when scientists discovered CRISPR, Kalıp ifadeler
8:13bilim insanları CRISPR'ı keşfettiğinde dünya hayrete düşmüştü;
hayranlık ve saygı içinde olmak
In awe, güçlü bir şaşkınlıkla birlikte saygı veya hayranlık hissetmek demektir. Bu cümlede keşif, insanların CRISPR'ı yalnızca beklenmedik değil, olağanüstü bir şey olarak görmesine yol açmıştır. İfade genellikle be in awe örneğindeki gibi be fiilinden sonra gelir. Ayrıca in awe of the discovery örneğindeki gibi of + kişi veya nesne yapısıyla kullanılabilir.
Alıştırma
Yürüyüşçüler güçlü bir şaşkınlık ve saygı hissettiyse cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? The hikers were ___ when they saw the enormous waterfall.
- in awe
- surprised
- amazed
Cevabı göster
in awe
a bacteria defense system against viruses.
8:17bu, bakterilerin virüslere karşı bir savunma sistemiydi.
It turns out some giruses have a system that might be similar,
8:20Görünüşe göre bazı dev virüslerin de buna benzer olabilecek bir sistemi,
a sort of girus immune system against virophages. Kalıp ifadeler
8:24virofajlara karşı bir tür dev virüs bağışıklık sistemi var.
Yaklaşık bir adlandırma olarak a sort of
Burada a sort of yaklaşık bir adlandırma sunar: sistem, bir bağışıklık sistemine benzer olarak anlaşılabilir; ancak hücresel bağışıklık sistemiyle biyolojik olarak tamamen aynı kategoriye ait olduğu ileri sürülmez. Tanıdık olmayan bir şeyi daha tanıdık bir türle karşılaştırarak açıklamak, fakat karşılaştırmayı temkinli tutmak istediğinizde a sort of + isim öbeğini kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bu cümlede a sort of neyi gösteriyor?
- Sistem bağışıklık sistemlerini sıraya dizer.
- Sistem resmî ve kesin olarak bir bağışıklık sistemi şeklinde sınıflandırılmıştır.
- Sistem bir bağışıklık sistemiyle karşılaştırılıyor, ancak adlandırma yaklaşıktır.
Cevabı göster
Sistem bir bağışıklık sistemiyle karşılaştırılıyor, ancak adlandırma yaklaşıktır.
virophages can also be used as an anti-girus defense mechanism by living cells. Dilbilgisi
8:29virofajlar canlı hücreler tarafından anti-dev virüs savunma mekanizması olarak da kullanılabilir.
In turn, ile bağlantılı sonraki adım
In turn, bu cümleyi önceki ilişkiye bağlar ve rolleri değiştirir: bir tarafın savunması anlatıldıktan sonra virofajlar, canlı hücrelerin dev virüslere karşı kullanabileceği araçlar olarak gösterilir. Yalnızca zaman bakımından sonraki olayı değil, bağlantılı ve karşılık gelen sonraki adımı belirtir. Yeni bir cümle, zincir içindeki bağlantılı bir sonucu, etkiyi veya karşılık gelen rolü veriyorsa cümle başında In turn, kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bağlantılı sonraki etkiyi belirten iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: Better roads reduce travel time. ____, faster travel can help local businesses.
Cevabı göster
In turn
be used as A by B: B tarafından A olarak kullanılmak
Edilgen be used as A by B kalıbında A, bir şeye verilen rolü veya işlevi; B ise onu kullanan kişi ya da varlığı belirtir. Burada virofajlar araçtır, giruslara karşı bir savunma mekanizması onların işlevidir ve canlı hücreler kullanıcılardır. Bu sıralama, teknik bir açıklamada aracı konu olarak tutarken hem işlevini hem de eylemi yapanı eklemeyi sağlar.
Alıştırma
be used as A by B edilgen kalıbını tam olarak tamamlayın: This thermal camera can ____ a night-vision tool ____ rescue teams.
Cevabı göster
be used as · by
Some protists have been found that integrated the genetic code of virophages into their genome and kept it.
8:34Virofajların genetik kodunu kendi genomuna entegre edip saklayan bazı protistler bulunmuştur.
When the protists were infected by giruses,
8:41Protistler dev virüsler tarafından enfekte edildiklerinde,
they used the code to create virophages themselves to take over the girus factories.
8:44dev virüs fabrikalarını ele geçirmek için kendileri virofaj üretmek üzere bu kodu kullandılar.
the protist would still be killed by the girus infection,
8:51protist dev virüs enfeksiyonu tarafından yine de öldürülecekti,
but instead of releasing giruses to kill its buddies, Dilbilgisi
8:54ancak dostlarını öldürmek için dev virüsler salmak yerine,
but instead of releasing ... it released ...: salmak yerine... saldı...
But, bu cümleyi önceki değişmeyen sonuca bağlarken instead of + -ing gerçekleşmeyen beklenen veya olağan eylemi belirtir. Ardından gelen ana cümle, onun yerine gerçekten gerçekleşen eylemi söyler. Burada girusların salınmasının yerini virofajların salınması alır. Bu kalıp, genel durum aynı kalabilse de önemli bir eylem, yöntem veya sonuç değiştiğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Instead of ve send fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the draft, Nora saved it for later.
Cevabı göster
Instead of sending
The amazing thing about everything we've told you in this video is that we're still very much at the beginning. Deyimler
9:00Bu videoda anlattığımız her şeyin şaşırtıcı yanı, henüz çok yolun başında olmamızdır.
very much at the beginning: hâlâ erken bir aşamada
Bu cümlede at the beginning mecaz anlamdadır: araştırma alanı hâlâ erken bir aşamadadır ve keşfedilecek çok şey vardır. Bu ifade, cümlenin videodaki konumunu anlatmaz. Very much, başlangıçta olma düşüncesinin tamamını güçlendirir. Konuşanın, alanın hâlâ erken bir aşamada olduğuna kesin biçimde inandığını gösterir; tek başına büyük bir miktar anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir alanın hâlâ gelişiminin erken aşamasında olduğunu en iyi ifade eder?
- We have almost reached the end of the research.
- We began the research a very long time ago.
- We are still very much at the beginning.
Cevabı göster
We are still very much at the beginning.
It's not even been 20 years since the discovery of giruses and virophages. Dilbilgisi
9:06Dev virüslerin ve virofajların keşfinden bu yana 20 yıl bile geçmedi.
It's not even been ... since ile geçen süre
Buradaki It's, It is değil It has ifadesinin kısaltmasıdır. It has been + süre + since + geçmiş olay yapısı, o olaydan bugüne kadar ne kadar zaman geçtiğini anlatır. Since the discovery başlangıç olayını belirtir; 20 years keşfin sürdüğü süre değil, keşiften sonra geçen süredir. Not even vurgu ekler: geçen süre 20 yıla ulaşmamıştır ve konuşan bu süreyi şaşırtıcı derecede kısa olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle laboratuvarın açılışından bugüne 20 yıldan az zaman geçtiğini doğru biçimde söyler?
- The lab will open in 20 years.
- The lab has been open for more than 20 years.
- It's not even been 20 years since the lab opened.
Cevabı göster
It's not even been 20 years since the lab opened.
but a ping-pong game of trillions of organisms and viruses.
9:16trilyonlarca organizma ve virüsün oluşturduğu bir pinpon oyunudur.
not an isolated event, but a ping-pong game: yalıtılmış bir olay değil, karşılıklı bir etkileşim
not X, but Y yapısı ilk tanımı reddeder ve onun yerine daha güçlü bir tanım getirir. Burada yaşam, diğer şeylerden ayrı ve kendi kendine yeterli bir olgu olarak sunulmaz. Bu cümlede isolated event, tarihte bir kez gerçekleşmiş tekil bir olay anlamına da gelmez. A ping-pong game, sürekli karşılıklı etkileşimi anlatan canlı bir benzetmedir. Organizmalar ve virüsler birbirlerini tekrar tekrar etkiler; yani burada gerçek bir spor karşılaşmasından söz edilmez. Trillions of, katılımcı sayısının olağanüstü büyüklüğünü vurgular.
Alıştırma
Bu cümledeki ping-pong game benzetmesi ne anlama geliyor?
- Yaşam, çok büyük sayıda organizma ve virüs arasındaki tekrarlanan karşılıklı etkileşimlerden doğar.
- Trilyonlarca organizma ve virüs gerçek anlamda bir spor yapmaktadır.
- Yaşam, organizmalardan ve virüslerden ayrı gerçekleşen tek bir olaydır.
Cevabı göster
Yaşam, çok büyük sayıda organizma ve virüs arasındaki tekrarlanan karşılıklı etkileşimlerden doğar.
So when you feel down and like there's not that much new to discover, Dilbilgisi
9:20Bu yüzden moraliniz bozulduğunda ve keşfedilecek pek yeni bir şey yokmuş gibi hissettiğinizde,
there's not that much new to discover: keşfedilecek o kadar da fazla yeni şey yok
There's not that much new to discover, keşfedilebilecek yeni içerik veya yeni şey miktarının sınırlı göründüğü anlamına gelir. That much bir miktarı ölçer; birinin bir şeyi ne kadar güçlü biçimde keşfettiğini göstermez. New, new things veya new information yerine kullanılır; to discover ise bunlarla ne yapılabileceğini belirtir. Konuşan kişi bunu mutlaka nesnel bir gerçek olarak değil, moral bozucu bir his olarak sunar.
Alıştırma
Keşfedilecek yalnızca sınırlı miktarda yeni içerik kaldığını anlatan hedef ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: After years of searching, there's ____.
Cevabı göster
not that much new to discover
think of giruses and all the other elephant-sized ducks all around us,
9:24dev virüsleri ve etrafımızdaki fil boyutundaki diğer ördekleri düşünün;
invisible until we look more closely ifadesiyle sonuca bağlama
Sondaki ifade giruses'ı ve “fil büyüklüğündeki ördekleri” betimler: Bunlar zaten etrafımızdadır, ancak dikkatle incelenmeden önce fark edilmezler. Buradaki invisible mecazidir; kelimenin gerçek anlamıyla görülemez olmayı değil, tanınmamış ya da saptanmamış olmayı anlatır. Until bir bitiş noktası kurar: Daha yakından bakmak, durumu fark edilmemiş olmaktan fark edilmiş olmaya dönüştürür. Konuşmacı bu ifadeyi sona yerleştirerek önceki imgeyi bir sonuca bağlar: Henüz bilmediğimiz şeyler, dünyayı daha dikkatli incelediğimizde görünür hâle gelebilir.
Alıştırma
invisible until we look more closely ifadesi bu cümlenin sonunda ne yapıyor?
- Görme yetisiyle ilgili ilgisiz bir noktaya başlayıp önceki imgeyi bırakır.
- Gözden kaçan şeylerin zaten mevcut olabileceği ve daha dikkatli incelemeyle fark edilebileceği sonucuna varır.
- Dikkatle bakmanın gerçek nesneleri gözden kaybettiğini iddia eder.
Cevabı göster
Gözden kaçan şeylerin zaten mevcut olabileceği ve daha dikkatli incelemeyle fark edilebileceği sonucuna varır.