Doktor Bingo | Doktorlar | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
244 kelime 167 kel/dk

Video özeti: Hayali bir klinikte dizi ağrıyan bir çocuk beklemeye devam ederken doktor, kafadaki timsahtan kaktüse sarılmaya kadar giderek daha komik acil durumlarla ilgilenmek için koşturur. Temel İngilizce noktaları: 1. Please take a seat. — Kalıp ifadeler ve eşdizimler: Birinden klinik, ofis, restoran veya mülakat gibi yerlerde oturup beklemesini nazikçe istemek için kullanılan bu hizmet ifadesini öğrenirsin; sit down ifadesine göre daha yumuşak ve kibar duyulur. 2. have that fixed — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: have + nesne + past participle yapısını anlarsın; bir sorunun çözülmesini veya tamir edilmesini sağlamak anlamı verir. Bu yapı have it checked ya da have the car repaired gibi ifadelere de taşınabilir. 3. a real pickle. — Deyimler ve mecaz ifadeler: Zor ya da karışık bir durumu anlatan bu eğlenceli deyimi tanırsın; pickle kelimesini kelimesi kelimesine turşu diye anlamaz, doktorun her olayı büyük bir sorun gibi görmesindeki şakayı takip edersin.

Bu derste

Bluey!

0:02

Bluey!

I hurt my knee.

0:03

Dizimi incittim.

Okay, here's a clipboard. Kalıp ifadeler

0:05

Tamam, işte bir sekreterlik.

Kalıp ifadeler

here's a clipboard: bir şeyi uzatırken kullanılan ifade

Here’s a clipboard, konuşan kişi not tutma panosunu karşısındaki kişiye verirken veya gösterirken söylenir. Buradaki here, “hemen burada, sizin için” anlamını taşır; bu nedenle cümle yalnızca konum bildirmez, aynı zamanda bir teslim etme işlevi görür. Başka durumlara aktarılabilen kalıp Here’s + isim öbeğidir ve o anda sunulan bir şeyi tanıtır: Here’s the form, Here’s your key veya Here’s the information you asked for. Here’s, here is ifadesinin kısaltılmış biçimidir.

Alıştırma

Birine belge verirken söylediğiniz cümleyi here is ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın. ____ the form you asked for.

Cevabı göster

Here's

Please take a seat. Kalıp ifadeler

0:07

Lütfen oturun.

Kalıp ifadeler

Please take a seat: oturmak için nazik bir davet

Take a seat, “oturmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki take, bir koltuğu taşımak veya götürmek anlamına gelmez. Please eklendiğinde cümle, birini oturmaya nazikçe davet eder veya yönlendirir. Resepsiyon görevlisi, ev sahibi ya da görüşmeyi yapan kişi beklemek için bir yer gösterirken bu ifade yaygındır. Ardından yer veya bekleme durumunu belirten bir söz gelebilir.

Alıştırma

Take ve seat ile kurulan üç sözcüklü kalıplaşmış ifadeyi kullanarak nazik daveti tamamlayın. Please ____ while you wait.

Cevabı göster

take a seat

The doctor won't be long. Kalıp ifadeler

0:08

Doktor birazdan gelir.

Kalıp ifadeler

won't be long: fazla bekletmeyecek

Burada won't be long, doktorun yakında geleceği veya hazır olacağı ve dinleyenin daha fazla beklemek zorunda kalmayacağı anlamına gelir. Long, doktorun boyunu ya da bedenini değil, bekleme süresini anlatır. Özne + won't be long yapısı, kalan sürenin kısa olduğunu belirtir. Genellikle gerçek bir uzunluğu tarif etmekten çok bekleyen kişiyi rahatlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Bir resepsiyon görevlisi “The dentist won't be long.” diyor. Ne demek istiyor?

  1. Diş hekimi sizinle yakında ilgilenecek.
  2. Diş hekimi çok yakında ayrılacak.
  3. Diş hekiminin boyu uzun değil.
Cevabı göster

Diş hekimi sizinle yakında ilgilenecek.

Honey, you have to hobble when you walk. Kelime

0:11

Tatlım, yürürken topallaman gerekiyor.

Kelime

hobble: güçlükle yürümek

Hobble, ağrı, yaralanma veya fiziksel bir kısıtlama nedeniyle genellikle kısa ve dengesiz adımlarla güçlükle yürümek demektir. Birinin nasıl hareket ettiğini anlattığı için walk fiilinden daha özeldir. Burada have to hobble, dinleyenin yürüyüşünü yaralı birinin hareketine benzetmesi gerektiği anlamına gelir. Rol yapma anlamını bağlam verir; hobble tek başına numara yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Sam'in yaralı ayağı her adımı güçleştiriyordu. Nasıl hareket ettiğini en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Sam hobbled to the door.
  2. Sam strolled to the door.
  3. Sam sprinted to the door.
Cevabı göster

Sam hobbled to the door.

Oh, yes.

0:13

Ah, evet.

Next patient, please. Kalıp ifadeler

0:20

Sıradaki hasta, lütfen.

Kalıp ifadeler

Next patient, please. ile sıradaki kişiyi çağırmak

Next patient, please. kısa bir hizmet anonsudur ve "Would the next patient please come in?" anlamına gelir. Yapılacak eylem durumdan açıkça anlaşıldığı için fiil söylenmez. Burada next, sırası gelen kişiyi belirtir; patient ise tıbbi bakım alan kişi anlamında bir isimdir. Next + role, please. kalıbı sıradaki kişiyi çağırmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Klinikteki çağrıyı Next + tıbbi bakım alan kişiyi belirten isimle tamamlayın: ____, please.

Cevabı göster

Next patient

That's me. Ton ve niyet

0:22

O benim.

Ton ve niyet

That's me. ile çağrılan ad veya numarayı üstlenmek

That's me. sizi belirten bir ad, numara, tarif veya rol henüz çağrıldığında ya da söylendiğinde verilen doğal ve kısa bir yanıttır. "Sözünü ettiğiniz kişi benim" veya "O kişi benim" anlamına gelir. That, az önce sözü edilen kimliğe gönderme yapar; fiziksel bir nesneyi göstermek zorunda değildir. İfadenin tamamı, o kimliğin size ait olduğunu kısa ve net biçimde belirtir.

Alıştırma

Bir görevli "Order forty-two?" diye sesleniyor. Siparişin size ait olduğunu doğal biçimde belirten yanıt hangisidir?

  1. I am that.
  2. That's me.
  3. Me is that.
Cevabı göster

That's me.

Hobble.

0:23

Topalla.

What seems to be the matter? Kalıp ifadeler

0:25

Şikayetiniz nedir?

Kalıp ifadeler

What seems to be the matter?: sorunu nazikçe sormak

What seems to be the matter? birinden var gibi görünen bir sorunu veya rahatsızlığı açıklamasını istemek için kullanılır. Bu cümlede matter, fiziksel “madde” değil, “sorun” veya “rahatsız edici durum” anlamındadır. Bu kalıp, konuşanın sorunun ne olduğunu zaten bildiğini iddia etmez. Karşıdaki kişiyi durumu açıklamaya davet ettiği için sakin ve nazikçe ilgili bir ton taşır.

Alıştırma

Bir hemşire hastanın sorununu sakin ve profesyonel biçimde sormak istiyor. Hangi soru en uygundur?

  1. What is the matter made of?
  2. What seems to be the matter?
  3. What's the matter with you?
Cevabı göster

What seems to be the matter?

She bumped her knee, doctor. Kalıp ifadeler

0:27

Dizini çarptı, doktor.

Kalıp ifadeler

bumped her knee: kazara çarpmayı anlatmak

Bump + iyelik belirleyicisi + vücut bölümü, o bölgeyi yanlışlıkla bir şeye çarpmak anlamına gelir. bumped her knee ifadesinde bumped geçmiş zamandır ve her dizin kime ait olduğunu gösterir. Bu fiil sorunun nedenini, yani bir çarpma veya çarpışmayı bildirir. Genellikle gündelik bir kazayı anlatır, ancak tek başına yaralanmanın ne kadar ciddi olduğunu göstermez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için bump fiilinin geçmiş zamanını kullanın: She accidentally hit her knee on the desk. She ____ her knee on the desk.

Cevabı göster

bumped

Oh.

0:29

Ah.

You sure that's it? Ton ve niyet

0:30

Emin misin, hepsi bu mu?

Ton ve niyet

You sure that's it?: Are'nin atıldığı gündelik soru

You sure that's it? ifadesinin tam biçimi Are you sure that's it? şeklindedir. Gündelik konuşmada baştaki Are söylenmez, ancak sure yine de karşıdaki kişinin emin olup olmadığını sorar. Burada that's it, “hepsi bu” veya “başka bir şey yok” anlamına gelir. Soru cevabı doğrularken aynı zamanda karşıdaki kişinin her şeyi anlatmamış olabileceğine dair hafif bir şüphe de belirtir.

Alıştırma

Gündelik You sure that's it? biçimiyle aynı anlamı ve yapıyı taşıyan tam soruyu seçin.

  1. Do you think that's it?
  2. Are you sure that's it?
  3. Is that everything you heard?
Cevabı göster

Are you sure that's it?

Yeah, that's it.

0:31

Evet, hepsi bu.

Okay, we'll have that fixed in a jiffy. Notlar

0:32

Tamam, bunu kaşla göz arasında hallederiz.

Dilbilgisi

have that fixed: have + nesne + geçmiş zaman ortacı

Have that fixed, have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. That, eylemden etkilenen şeydir; fixed ise tamamlanmış sonucu, yani onun düzeltilmiş veya halledilmiş olmasını anlatır. Buradaki have, “sahip olmak” anlamına gelmez. Genellikle başka bir kişinin veya hizmetin işi yapmasını ayarlamak ya da işin yapılmasını sağlamak anlamına gelir; cümle işi kimin yaptığından çok sonucun elde edilmesine odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısıyla tamamlayın. have, the brakes ve check sözcüklerini kullanın: Before the trip, I'll ____.

Cevabı göster

have the brakes checked

Deyimler

in a jiffy: “çok yakında” demenin günlük bir yolu

In a jiffy, “çok yakında” veya “çok kısa bir süre içinde” anlamına gelen günlük ve samimi bir deyimdir. Burada jiffy kesin bir süreyi belirtmez. Bu cümlede ifade, verilen sözü hızlı ve güven verici gösterir: sorun kısa sürede çözülecektir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “çok yakında” anlamına gelen günlük deyimle tamamlayın. Don't worry. Your snack will be ready ____.

Cevabı göster

in a jiffy

Ah!

0:36

Ah!

I need to see the doctor. Kelime

0:36

Doktoru görmem lazım.

Kelime

see the doctor: tıbbi yardım için doktora gitmek

See the doctor ifadesinde see, doktoru yalnızca gözle görmek değil, tıbbi yardım almak için doktorla görüşmek veya doktora danışmak anlamına gelir. See fiilinin bu kullanımı, see a dentist veya see a lawyer örneklerinde olduğu gibi, randevu ya da danışma amacıyla başka uzmanlarla görüşürken de görülür.

Alıştırma

Bu cümlede see the doctor ne anlama geliyor? I need to see the doctor.

  1. Gözlerimi doktora doğru çevirmek
  2. Doktorun ne yaptığını izlemek
  3. Doktordan tıbbi tavsiye veya tedavi almak
Cevabı göster

Doktordan tıbbi tavsiye veya tedavi almak

There's a crocodile on my head.

0:39

Kafamda bir timsah var.

Oh my,

0:41

Aman Tanrım,

this is a real pickle. Deyimler

0:42

bu gerçekten zor bir durum.

Deyimler

a real pickle: zor bir durum

Bu cümlede a real pickle, çok zor veya içinden çıkılması güç bir durum anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Burada pickle yiyecek anlamında değildir; real sözcüğü anlamı güçlendirerek bunun gerçekten büyük bir sorun olduğunu belirtir. Bu ifade, This is a real pickle örneğindeki gibi doğrudan durumu anlatabilir. İnsanların zor durumda kaldığını söylerken in ile de kullanılabilir: We're in a real pickle.

Alıştırma

İngilizce cümleyi okuyun: The bus has left, and my phone has no battery. I'm in a real pickle. Buradaki in a real pickle ne anlama gelir?

  1. Sakin ve tamamen hazırlıklı
  2. Zor bir durumda
  3. Turşu yerken
Cevabı göster

Zor bir durumda

Don't worry, Ton ve niyet

0:43

Merak etmeyin,

Ton ve niyet

Don't worry: yardım etmeden önce rahatlatmak

Don't worry çoğu zaman sert bir emir değil, karşı tarafı rahatlatan bir ifade olarak kullanılır. Konuşan kişi diğerinin kaygısını azaltmaya ve sorunun çözülebileceğini göstermeye çalışır. Ardından sık sık bir neden, söz veya eylem gelir: Don't worry, I'll take care of it. Devamındaki bilgi, rahatlatma amacını daha açık ve destekleyici hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cevap Don't worry ifadesini sıcak ve destekleyici bir rahatlatma sözü olarak kullanır?

  1. Biri bağırır: Don't worry! Stop talking about it.
  2. Bir resepsiyon görevlisi şöyle der: Don't worry, I'll call the repair team now.
  3. Bir kişi şöyle der: Don't worry. Your fear is silly.
Cevabı göster

Bir resepsiyon görevlisi şöyle der: Don't worry, I'll call the repair team now.

we'll fix that in a jiffy.

0:45

bunu kaşla göz arasında halledeceğiz.

Edna, hold my appointments. Kelime

0:46

Edna, randevularımı beklet.

Kelime

hold my appointments: programı geçici olarak durdurmak

Bu cümlede hold my appointments, “takvimimdeki randevuları geçici olarak durdurmak veya ertelemek” anlamına gelir. Hold, randevu sürecine ne olacağını belirtir; fiziksel olarak bir nesneyi tutmak anlamına gelmez. Bu talimat sonraki adımı açık bırakır. Randevular daha sonra devam edebilir, başka zamana alınabilir veya iptal edilebilir. Bu nedenle hold tek başına genellikle nihai bir karar değil, geçici bir duraklama bildirir.

Alıştırma

“Planlanmış randevularımı geçici olarak durdurmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle iş talimatını tamamlayın. An emergency came up, so ____ until I call you.

Cevabı göster

hold my appointments

Oh, I'm sorry, dear. Ton ve niyet

0:49

Ah, üzgünüm tatlım.

Ton ve niyet

I'm sorry, dear: sıcak ama mutlaka romantik olmayan bir hitap

I'm sorry, dear, bir özür ifadesini hitap sözü olarak kullanılan dear ile birleştirir. Bu sahnede bir yetişkin bir çocukla nazikçe konuştuğu için dear ifadeye sıcaklık ve teselli katar. Dear otomatik olarak romantik bir partner anlamına gelmez. Anlamı ilişkiye ve ses tonuna bağlıdır; bir çocuğa, aile üyesine veya başka bir yakın kişiye karşı sevgi ya da ilgi gösterebilir.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Yetişkin bir iş arkadaşınızla henüz tanıştınız ve “I'm sorry, dear.” diyorsunuz. Bu her zaman güvenli ve tarafsız bir seçimdir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Please take a seat.

0:51

Lütfen oturun.

I'm sure the doctor won't be long.

0:52

Eminim doktor birazdan gelir.

This is going to take ages. Kalıp ifadeler

0:54

Bu asırlar sürecek.

Kalıp ifadeler

take ages: çok uzun sürmek

Take ages, “çok uzun sürmek” demektir. Buradaki ages tarihsel dönemleri anlatmaz; gündelik ve abartılı bir kullanımdır. This is going to take ages. cümlesinde konuşan kişi sürecin çok yavaş ilerleyeceğini öngörür ve hafif bir sabırsızlık ya da rahatsızlık gösterir.

Alıştırma

Yakınmayı bu dersteki ifadeyle tamamlayın. The printer is very slow. This is going to ____.

Cevabı göster

take ages

Oh, okay.

0:56

Ah, tamam.

I'm just trying to pull the mouth open. Ton ve niyet

1:00

Sadece ağzını açmaya çalışıyorum.

Ton ve niyet

I'm just trying to...: niyeti daha yumuşak bir dille açıklamak

I'm just trying to... konuşanın ne yapmaya çalıştığını veya ne yapmayı amaçladığını açıklar. Buradaki just “sadece” demektir; “az önce” anlamına gelmez. Just, konuşanın amacını sınırlar ve açıklamayı daha yumuşak hâle getirir. Birini sakinleştirmek, yanlış anlaşılmayı gidermek veya kişinin eylemiyle ilgili kaygıya yanıt vermek için kullanılabilir.

Alıştırma

Nazik açıklamayı bu dersteki yapıyla tamamlayın. Please don't worry. ____ check the lock.

Cevabı göster

I'm just trying to

It might sting just a little bit. Ton ve niyet

1:04

Birazcık sızlayabilir.

Ton ve niyet

might sting just a little bit: hafif acı için nazik bir uyarı

Bu cümlede might, batma veya yanma hissinin kesin değil, olası olduğunu gösterir. Sting; iğne veya antiseptik gibi bir şeyin yol açtığı kısa, keskin ya da yakıcı bir acıyı anlatır, uzun süren şiddetli bir ağrıyı değil. Just a little bit söylenen acının derecesini azaltır. Might ve just a little bit birlikte, kişiyi hafif bir rahatsızlığa hazırlarken güven verici bir ton oluşturur.

Alıştırma

It might sting just a little bit. diyen kişi ne anlatıyor?

  1. Şiddetli ağrı kesinlikle uzun süre devam edecek.
  2. Hafif bir batma olabilir ve konuşan kişi nazikçe uyarıda bulunuyor.
  3. Kesinlikle hiçbir rahatsızlık olmayacak.
Cevabı göster

Hafif bir batma olabilir ve konuşan kişi nazikçe uyarıda bulunuyor.

Ow!

1:08

Ah!

He's a wily one. Kelime

1:10

Kurnazın teki bu.

Kelime

a wily one: bilinen bir kişi için sıfat + one yapısı

Wily, akıllıca hileler kullanan ve yakalanması, kontrol edilmesi ya da alt edilmesi zor bir insanı veya hayvanı anlatır. He's a wily one cümlesinde one, konuşmada zaten bilinen kişiyi veya hayvanı ifade eder; 1 sayısı değildir. be + a/an + sıfat + one kalıbı, ismi tekrarlamadan bilinen insanı veya hayvanı bir özelliğiyle tanımlar. Burada temkinli ve hafif eleştirel bir değerlendirme vardır: kurnaz ve başa çıkılması zor bir karakterdir.

Alıştırma

He's a wily one cümlesindeki one neyi ifade eder?

  1. Kimliği belirtilmemiş başka bir nesne
  2. 1 sayısı
  3. Zaten hakkında konuşulan insan veya hayvan
Cevabı göster

Zaten hakkında konuşulan insan veya hayvan

Yay!

1:12

Yaşasın!

Careful, doctor.

1:13

Dikkatli olun, doktor.

Would you like a cup of tea while you wait? Ton ve niyet

1:15

Beklerken bir fincan çay ister misiniz?

Ton ve niyet

Would you like...?: nazikçe bir şey teklif etmek

Would you like + isim? birine nazikçe bir şey ikram etmek veya onu isteyip istemediğini sormak için kullanılır. Bu cümlede konuşan kişi çay ikram ediyor. Would yardımcı fiili soruyu yumuşatır; gelecekteki bir tercihi veya varsayımsal bir durumu anlatmaz. While you wait, “beklediğiniz süre boyunca” anlamına gelen bir zaman yan cümlesidir. Kişinin çayı ne zaman içebileceğini açıklar.

Alıştırma

Nazik teklifi bu derste öğrendiğiniz üç sözcüklü başlangıçla tamamlayın. ____ a seat while you wait?

Cevabı göster

Would you like

Yeah, thanks.

1:17

Evet, teşekkürler.

Ow!

1:19

Ah!

Yay!

1:19

Yaşasın!

Here you go. Kalıp ifadeler

1:20

Buyurun.

Kalıp ifadeler

Here you go.: bir şeyi teslim ederken

Here you go. bir şeyi başka birine verdiğiniz veya sunduğunuz anda kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Yaklaşık olarak “Bu sizin için” veya “İstediğiniz şey burada” anlamına gelir. Go sözcüğü karşıdaki kişiye hareket etmesini söylemez. İfade teslim etme eylemini tamamlar ve o anda verilen nesneye veya sonuca dikkat çeker.

Alıştırma

Kasiyerin sözünü, bu derste öğrendiğiniz kalıplaşmış teslim ifadesiyle tamamlayın. ____. This is your receipt.

Cevabı göster

Here you go

Are you sure you haven't been attacked by a giraffe or something? Notlar

1:21

Bir zürafa falan tarafından saldırıya uğramadığınıza emin misiniz?

Dilbilgisi

haven't been attacked by a giraffe: edilgen present perfect

haven't been attacked, present perfect'in edilgen yapısıdır: have not + been + geçmiş zaman ortacı. Özne eyleme maruz kalır; by a giraffe ise saldırıyı yapanı belirtir. Are you sure...? içinde konuşan kişi, bunun şu ana kadarki herhangi bir zamanda gerçekleşip gerçekleşmediğini kontrol eder. Bu yapı, öznenin yaşadığı ve mevcut durumla bağlantılı olan geçmiş bir olaya odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi attack fiilinin kısaltılmış olumsuz present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: He ____ by that dog, so the doctor is checking for another cause.

Cevabı göster

hasn't been attacked

Kalıp ifadeler

or something: örneği belirsiz bırakmak

or something, kesin cevabı açık bırakmak için bir örneğin ardından gelir. Bu cümlede bir zürafa ya da benzer veya belirtilmemiş başka bir neden anlamındadır; something belirli ikinci bir nesnenin adı değildir. Burada tahmini kesin olmaktan çıkarıp rahat ve şakacı hâle getirir. Bir nesne, etkinlik, neden veya fikir yalnızca olasılıklardan biriyse ardından or something getirilebilir.

Alıştırma

'Maybe we can get pizza or something,' cümlesindeki 'or something' ne anlama gelir?

  1. Pizza ya da benzer başka bir seçenek
  2. Pizza ve something adlı belirli bir ürün
  3. Başka hiçbir olasılık olmadan yalnızca pizza
Cevabı göster

Pizza ya da benzer başka bir seçenek

Um, no,

1:25

Hmm, hayır,

cuz that would be a real pickle.

1:26

çünkü bu gerçekten zor bir durum olurdu.

Doctor!

1:29

Doktor!

Oh, looks like she's done. Kalıp ifadeler

1:32

Ah, görünüşe göre işi bitti.

Kalıp ifadeler

Looks like she's done: gördüğünüz belirtilerden çıkarım yapmak

Looks like + yan cümle, eldeki belirtilerin bir durumun doğru olduğunu gösterdiğini anlatır. Konuşma dilinde baştaki it sık sık düşürülür: Looks like she's done, It looks like she's done cümlesinin kısaltılmış hâlidir. Buradaki she's, she is ifadesinin kısaltmasıdır. Be done ise “bitirmiş olmak” veya “yapılan işi tamamlamış olmak” demektir. Birinin ona bir şey yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Baştaki it sözcüğünü kullanmadan, Looks like + yan cümle hedef yapısıyla konuşma dilindeki çıkarımı tamamlayın. ____ everyone has gone home.

Cevabı göster

Looks like

Out you come. Kalıp ifadeler

1:34

Çık bakalım.

Kalıp ifadeler

Out you come: yön sözcüğünü başa getirmek

Out you come, içeriden dışarıya doğru hareketi vurgulamak için yön bildiren out sözcüğünü başa getirir. Sözcük dizilişi, nötr You come out yerine yön + özne + fiil şeklindedir. Bu yapıda konuşan kişi genellikle hareket gerçekleşirken karşısındakini yönlendirir veya ona yardım eder. Burada yaklaşık olarak “Hadi dışarı çık, işte böyle” anlamında nazik bir yönlendirme işlevi görür.

Alıştırma

Küçük bir çocuğun oyun tünelinden çıkmasına nazikçe yardım ediyorsunuz. Hangi cümle dersteki yön sözcüğünü başa getiren yapıyı kullanır?

  1. Out you come.
  2. Come out, please.
  3. You are coming out.
Cevabı göster

Out you come.

Beautiful, doctor. Kelime

1:36

Harika, doktor.

Kelime

Beautiful, doctor. ile başarılı bir sonucu övmek

Bu cümlede Beautiful, tek sözcüklük olumlu bir değerlendirmedir; “Mükemmel” ya da “Çok iyi yaptınız” anlamına gelir. Doktorun görünüşünü değil, yaptığı işi veya başarılı sonucu över. Doctor, değerlendirmeden sonra gelen bir hitap sözüdür. Bu yapı, az önce iyi sonuçlanan bir şeye sıfatla kısa bir tepki vermeyi sağlar.

Alıştırma

Biri az önce zor bir tamiri başarıyla tamamladı. Beautiful! büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Sonuç mükemmel.
  2. Tamir edilen şey süslenmeli.
  3. Kişi fiziksel olarak güzel görünüyor.
Cevabı göster

Sonuç mükemmel.

Just keep the bandages on for 11 years. Öbek fiiller

1:37

Sadece sargıları 11 yıl boyunca çıkarma.

Öbek fiiller

keep the bandages on: mevcut bir durumu sürdürmek

keep + nesne + on yapısı, bir şeyin giyilmiş, takılmış, bir şeyi örter ya da açık durumda kalmasını sağlamak demektir. Bu nedenle keep the bandages on, “bandajları çıkarmayın; yerlerinde kalsınlar” anlamına gelir. Keep, önceden var olan bir durumun devam etmesine odaklanır. Burada on, bandajların takılı veya kullanımda kalmasını anlatır; yalnızca başka bir şeyin üzerinde bulunmalarını anlatmaz.

Alıştırma

keep + nesne + on hedef kalıbını tamamlayın: Please ____ your coat ____.

Cevabı göster

keep · on

Choose a lollipop.

1:40

Bir lolipop seç.

See you.

1:43

Görüşürüz.

Okay, who's next? Kalıp ifadeler

1:44

Tamam, sıradaki kim?

Kalıp ifadeler

Who's next?: sıranın kimde olduğunu sormak

Who's next? bir sıra, kuyruk veya dönüşümlü etkinlikte sıradaki kişinin kim olduğunu sorar. Burada next, fiziksel olarak en yakındaki kişiyi değil, sırada muayene ya da hizmet alacak kişiyi belirtir. Who's, who is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Tam soru Who is next? şeklindedir, ancak günlük konuşmada kısaltılmış biçim yaygındır.

Alıştırma

Bir hemşire bir hastayla işini bitirdi ve şimdi hangi kişinin öne gelmesi gerektiğini sormak istiyor. En doğal soru hangisidir?

  1. Who's nearby?
  2. Who was first?
  3. Who's next?
Cevabı göster

Who's next?

That's me.

1:46

Benim.

Oh, yes, sore knee. Kalıp ifadeler

1:47

Ha, evet, diz ağrısı.

Kalıp ifadeler

sore knee: sore + vücut bölümü kalıbı

Sore knee ifadesinde sore, ağrıyan, hassas ya da sızlayan bir vücut bölümünü niteleyen sıfattır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp sore + vücut bölümü şeklindedir; a sore shoulder buna bir örnektir. Konuşmacı sore knee ifadesini kısa bir sözlü tanım olarak kullandığı için tam bir cümlede gerekli olan sözcükleri söylemez. Tam olarak I have a sore knee veya My knee is sore denebilir.

Alıştırma

Cümleyi sore + vücut bölümü kalıbındaki sıfatla tamamlayın. After the hike, I have a ____ knee.

Cevabı göster

sore

Right this way. Kalıp ifadeler

1:48

Buradan lütfen.

Kalıp ifadeler

Nazikçe yön göstermek için “Right this way.”

“Right this way.”, birinden sizi takip etmesini veya gösterdiğiniz yönde ilerlemesini nazikçe istemenin bir yoludur. Bir ev sahibi ya da görevli birini belirli bir yere götürürken sıkça kullanılır. Burada right, this way ifadesini güçlendirir ve “tam bu taraftan” anlamına gelir; tek başına “sağa doğru” demek değildir. Gerçek yön, konuşanın hareketi veya el işaretiyle anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi, Right ile başlayan ve bir misafire nazikçe yol gösteren üç kelimelik ifadeyle tamamlayın. Your table is ready. ____, please.

Cevabı göster

Right this way

Ow!

1:49

Ah!

I cuddled a cactus. Kelime

1:50

Bir kaktüse sarıldım.

Kelime

“cuddled a cactus”: sevgi ve absürt karşıtlık

cuddled a cactus ifadesinde cuddled, kaktüsü nazik ve sevgi dolu bir biçimde vücuduna yakın tutmak anlamına gelir. Cuddle genellikle sıcaklık veya sevgi ifade eder; yalnızca bir şeyi taşımak, tutmak ya da ona dokunmak değildir. Dikenli bir kaktüs normalde sevgiyle sarılınacak bir nesne değildir. Şefkatli bir hareketi insana zarar verebilecek bir şeyle birleştirmek, absürt mizah yaratır.

Alıştırma

Hangi cümle sevgi dolu ve sıcak bir yakınlığı en iyi ifade eder?

  1. The gardener briefly touched the cactus with a glove.
  2. The worker carried a heavy box to the truck.
  3. The child cuddled her teddy bear before bed.
Cevabı göster

The child cuddled her teddy bear before bed.

Oh, no!

1:52

Olamaz!

And then a crocodile flew out of the sky and bit me on the bottom. Notlar

1:54

Sonra gökten bir timsah uçup geldi ve popomu ısırdı.

Kalıp ifadeler

flew out of the sky: yukarıdan uçarak aniden ortaya çıkmak

Flew, fly fiilinin geçmiş zaman biçimidir. fly out of + yer yapısında out of, hareketin başladığı yeri gösterir. Burada flew out of the sky, timsahın gökyüzünden aniden uçarak gelip görünmesi demektir. Bu ifade canlı bir ortaya çıkış sahnesi yaratır. Timsahlar uçmadığı için çocuğun hikâyesini bilerek imkânsız ve abartılı da gösterir.

Alıştırma

Cümleyi fly out of ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The owl ____ the barn and disappeared into the night.

Cevabı göster

flew out of

Kelime

bit me on the bottom: birini belirli bir vücut bölgesinden ısırmak

Bit, bite fiilinin geçmiş zaman biçimidir. bite someone on the + vücut bölgesi yapısı, ısırılan tam yeri belirtir. bit me on the bottom ifadesinde me ısırılan kişiyi, the bottom ise vücut bölgesini gösterir. Burada bottom, kalça veya popo için kullanılan yumuşak ve çocuklara uygun bir sözdür. Bir nesnenin en alt kısmı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bite fiilinin geçmiş zamanı ve vücut bölgesinden önce kullanılan edatla tamamlayın: A mosquito ____ me ____ the ankle.

Cevabı göster

bit · on

My stars. Deyimler

1:57

Aman tanrım.

Deyimler

My stars: hafif ve eski moda bir şaşırma ünlemi

“My stars.”, “My goodness!” ifadesine yakın, şaşkınlık bildiren kalıplaşmış bir ünlemdir. Burada konuşmacı beklenmedik bir hikâyeye hafif bir şaşkınlıkla tepki verir. “Stars” burada gerçek anlamında değildir. İfadenin tamamı tek bir tepki olarak kullanılır; eski moda ve şakacı tonu şaşkınlığı sert ya da kaba değil, yumuşak gösterir.

Alıştırma

“My stars, that was a strange story!” cümlesinde “My stars” neyi ifade eder?

  1. Şakacı ve eski moda bir tonla hafif şaşkınlık
  2. Birkaç yıldıza sahip olmak
  3. Kaba bir hakaretle ifade edilen öfke
Cevabı göster

Şakacı ve eski moda bir tonla hafif şaşkınlık

This is a real pickle.

1:58

Bu gerçekten zor bir durum.

Don't worry,

2:00

Merak etmeyin,

we'll have you fixed in a jiffy.

2:02

sizi kaşla göz arasında iyileştireceğiz.

Ow, ow, ow, ow, ow.

2:04

Ah, ah, ah, ah, ah.

Edna, hold my appointments.

2:05

Edna, randevularımı beklet.

Ow, ow, ow, ow.

2:07

Ah, ah, ah, ah.

Oh.

2:08

Ah.