Çekimin bilimi - Dawn Maslar: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu bilimsel anlatım videosu, çekimin yalnızca romantik bir his değil; görme, koku alma, işitme, dokunma, öpüşme ve beyindeki kimyasalların yer aldığı hızlı, tüm bedeni kapsayan bir süreç olduğunu açıklar. Temel İngilizce noktaları: 1. vote for or veto — Deyimler ve mecazi ifadeler: Videonun duyuları karar veren kişiler gibi nasıl kişileştirdiğini anlayabilir; “veto”nun yeni filizlenen bir çekimi durdurabilecek güçlü bir ret anlamı taşıdığını görebilirsin. 2. is particularly attuned to MHC molecules, — Kelime anlamı ve kullanım düzeyi: “attuned to” ifadesini biyolojik bir sinyale özellikle duyarlı ya da ona göre ayarlanmış olmak şeklinde tanıyabilir, bunun “sensitive to”dan daha kesin bir anlam verdiğini anlayabilirsin. 3. blocking out surrounding distractions, — Öbek fiiller: “block out” ifadesini ses, ışık, anı veya dikkat dağıtıcı şeyleri dışarıda bırakmak için kullanabilir; burada norepinefrinin çekim sırasında dikkati nasıl daralttığını kavrayabilirsin.
Bu derste
think of romantic feelings as: X’i Y olarak görmek
think of X as Y yapısında as, X’e verilen açıklamayı veya kategoriyi başlatır. Burada X romantic feelings, Y ise spontaneous and indescribable things ifadesidir. Bu nedenle think of, “hatırlamak” veya “akla getirmek” değil, “olarak görmek” anlamındadır. We like to think ayrıca konuşanın tutumunu gösterir: Bu, insanların romantik duyguları anlamak için tercih ettiği tanıdık veya çekici bir bakış açısıdır; kanıtlanmış bir gerçek olarak sunulmaz.
Alıştırma
Cümleyi think of X as Y kalıbındaki eksik iki sözcükle tamamlayın: Many viewers think ____ documentaries ____ a fun way to learn science.
Cevabı göster
of · as
come from the heart: samimi duyguyu anlatan bir mecaz
Burada come from the heart mecaz anlamlıdır. Kalp, kişinin en derin duygularını temsil eder; bu nedenle come from the heart diye nitelenen romantik duygular, fiziksel olarak bir organdan çıkmak yerine gerçek duygulardan doğal biçimde doğan şeyler olarak anlaşılır. Aynı ifade sözler, özürler, teşekkürler veya davranışlar için kullanıldığında çoğunlukla “samimi olmak” ya da “gerçekten hissedilmek” anlamına gelir. Temel fikir fiziksel değil, duygusal kaynaktır.
Alıştırma
Cümlede come from the heart ne anlama geliyor?
- Samimidir ve gerçek duygulara dayanır.
- Başka birinden kopyalanmıştır.
- Önceden dikkatle hesaplanmıştır.
- Fiziksel olarak kalp tarafından üretilir.
Cevabı göster
Samimidir ve gerçek duygulara dayanır.
that's responsible for determining attraction. Kalıp ifadeler
0:18ve çekimi belirlemekten sorumlu olan.
Zihinsel işlemeyi anlatan bir mecaz olarak running a complex series of calculations
Bu cümlede running a complex series of calculations, beynin çekimi değerlendirmek için birçok sinyali hızla işlemesini anlatır. Bu teknik bir mecazdır; birinin bilinçli olarak aritmetik işlem yaptığı anlamına gelmez. run calculations kalıbı, bir süreci bilgisayar ya da sistem işlem yapıyormuş gibi sunar. Bilimsel açıklamalarda, görünmeyen zihinsel veya biyolojik süreçleri daha kolay anlaşılır kılmak için bu anlatım sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümlede running a complex series of calculations neyi anlatıyor?
- Beyin birçok sinyali hızla işliyor.
- Çekim kesin sayılarla ölçülüyor.
- Bir bilgisayar insanların her duygusunu kontrol ediyor.
- Biri yazılı matematik problemlerini bilinçli olarak çözüyor.
Cevabı göster
Beyin birçok sinyali hızla işliyor.
within a matter of seconds: çok kısa bir süreyi vurgulamak
within a matter of seconds, bir şeyin yalnızca birkaç saniye geçmeden gerçekleştiği anlamına gelir. a matter of burada sürenin çok kısa olduğunu vurgular; matter bu kalıpta “sorun” demek değildir. within a matter of + zaman birimi kalıbı, söz konusu süre bağlam içinde kısa sayılıyorsa minutes, hours veya days ile de kullanılabilir. within seconds ile karşılaştırıldığında bu biçim, ne kadar az zaman gerektiğini daha güçlü vurgular.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “yalnızca birkaç saniye” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The confirmation message appeared within ____.
Cevabı göster
a matter of seconds
be responsible for determining: bir işlevi veya nedeni ifade etmek
that's responsible for determining attraction ifadesinde be responsible for yapısından sonra determining ulaç biçimi gelir. Bu, beynin hızlı hesaplamalarının neyin çekici geldiğini belirleme işlevini yerine getirdiğini anlatır. Buradaki responsible ahlaki değil, işlevsel bir sorumluluk ifade eder: bir süreci veya mekanizmayı ürettiği sonuca bağlar. Yeniden kullanılabilecek kalıp be responsible for + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Sabit kalıbı tamamlayın: This filter is responsible ____ removing dust from the air.
Cevabı göster
for
Doesn't sound quite as poetic, does it? Dilbilgisi
0:21Kulağa pek o kadar şiirsel gelmiyor, değil mi?
Doesn't sound ..., does it?: soru ekiyle onay istemek
Doesn't sound quite as poetic, does it? olumsuz bir ifadeyi olumlu bir soru ekiyle birleştirir. Başta söylenmeyen özne bağlamdan anlaşılır ve does it? önceki yargının tamamına gönderme yapar. Konuşan kişi bilimsel açıklamanın daha az şiirsel olduğunu zaten düşünür ve dinleyiciyi buna katılmaya davet eder. Burada soru eki hafif ve kişinin kendisinin de farkında olduğu bir mizah katar; tamamen açık bir yeni bilgi sorusu değildir.
Alıştırma
Soru ekini tamamlayın: This doesn't sound very fair, ____?
Cevabı göster
does it
But just because ... doesn't mean ...: otomatik bir çıkarımı reddetmek
Just because A doesn't mean B, otomatik bir çıkarımı engeller: A doğru olabilir, ancak A tek başına B'yi kanıtlamaya yetmez. Bu cümlede konuşan kişi hesaplamaların beyinde gerçekleştiğini kabul eder, fakat bundan duyguların yalnızca hayal ürünü ya da gerçek dışı olduğu sonucunun çıkmasını reddeder. But, bu düzeltmeyi önceki konuşmaya bağlar. Yeniden kullanılabilen kalıp (But) just because + A yan cümlesi + doesn't mean + B yan cümlesidir; öncesinde bir karşıtlık yoksa Just because ile başlayın.
Alıştırma
Cümleyi just because ... doesn't mean ... kalıbıyla tamamlayın. ____ the meeting is online ____ it is optional.
Cevabı göster
Just because · doesn't mean
warm fuzzy feelings: hoş ve rahatlatıcı duygular
Warm fuzzy feelings; sevgi, rahatlık, şefkat veya duygusal mutluluk gibi yumuşak ve olumlu duyguları anlatan samimi ve canlı bir ifadedir. Warm ve fuzzy, duygusal bir deneyimi daha somut hâle getirmek için fiziksel sıcaklık ve yumuşaklık fikirlerinden yararlanır. Bu cümlede ifade, o hoş duyguların kendisini anlatır. Buradaki fuzzy mecazidir; tüylü, bulanık veya kafası karışmış anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede warm fuzzy feelings en doğal olarak ne anlama gelir?
- Yoğun korku ve gerginlik
- Tüylü bir şeye dokunmanın fiziksel hissi
- Belirsiz veya karışık düşünceler
- Rahatlık ve sevgi veren hoş duygular
Cevabı göster
Rahatlık ve sevgi veren hoş duygular
all in your head: dış bir nedenden değil, hayalden ibaret
All in your head, bir şeyin yalnızca bir kişinin hayalinde var olduğunu veya dışarıdan gelen nesnel bir nedeni bulunmadığını belirten bir deyimdir. Fiziksel bir konumu anlatmaz. Burada are all in your head, doesn't mean ile olumsuzlanan yan cümlenin içindedir. Konuşmacı, sıcak ve hoş duyguların yalnızca hayal ürünü sayılarak göz ardı edilmemesi gerektiğini söylüyor. Daha genel olarak not all in your head, bir deneyimin gerçek olmadığı iddiasını reddeder.
Alıştırma
Bu cümlede wasn't all in your head ne anlama geliyor? The buzzing wasn't all in your head.
- Vızıltı yalnızca hayal ürünü değildi.
- Vızıltı fiziksel olarak kişinin başının içindeydi.
- Kişi artık vızıltıyı hatırlayamıyordu.
Cevabı göster
Vızıltı yalnızca hayal ürünü değildi.
In fact, all five of your senses play a role, Kalıp ifadeler
0:29Aslında, beş duyunuzun tümü bir rol oynar,
play a role: bir sürece veya sonuca katkıda bulunmak
Play a role, bir sürece, duruma veya sonuca katkıda bulunmak ya da onu etkilemek anlamına gelir. Bu cümlede beş duyunun tümü çekimin başlamasında etkili olan faktörlerdir; role, bir tiyatro karakterini değil, işlev veya etkiyi anlatır. Süreci belirtmek için play a role in + isim veya -ing biçimini kullanın: play a role in learning ya da play a role in making a decision. important, major veya small gibi bir sıfat katkının büyüklüğünü gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi play a role in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın. Regular exercise ____ keeping your heart healthy.
Cevabı göster
plays a role in
vote for or veto: yeni oluşan bir çekimi desteklemek ya da engellemek
Vote for or veto, beş duyuyu karar veren bir grubun üyeleriymiş gibi kişileştirir. Gelişmekte olan bir çekime vote for demek onu desteklemek, veto etmek ise onu kesin biçimde engellemek demektir. Cümle gerçek bir seçimden söz etmez. Bir duyudan gelen hoş bir sinyalin çekimin büyümesine yardımcı olabileceğini, güçlü bir olumsuz sinyalin ise onu durdurabileceğini anlatır.
Alıştırma
Cümlede bir duyunun çekimi veto etmesi ne anlama gelir?
- Gerçek bir siyasi seçim düzenler.
- Çekimi fark eder ama tarafsız kalır.
- Çekimin gelişmesini kesin biçimde engeller.
- Çekimin daha uzun sürmesini sağlar.
Cevabı göster
Çekimin gelişmesini kesin biçimde engeller.
a budding attraction: yeni oluşmaya başlayan bir çekim
A budding attraction ifadesindeki budding, büyümeye başlayan bir bitkiden alınan bir benzetmedir. Çekimin yeni yeni oluştuğunu ve hâlâ erken bir aşamada olduğunu anlatır. Odak noktası güç veya süre değil, gelişim aşamasıdır. Bu duygu büyümeye devam edebilir ama zamanla kaybolabilir de.
Alıştırma
Hangi ifade henüz oluşmaya başlayan bir çekimi özellikle anlatır?
- a strong attraction
- a lasting attraction
- a budding attraction
Cevabı göster
a budding attraction
vary between cultures and eras, Kalıp ifadeler
0:40kültürler ve dönemler arasında değişiklik gösterir,
vary between cultures and eras: kültürlere ve dönemlere göre değişmek
Bu cümlede vary between cultures and eras, “kültürlere ve tarihsel dönemlere göre farklılık göstermek” anlamına gelir. Güzellik standartları sabit veya evrensel olarak sunulmaz. Burada between, farklılıkların görüldüğü kategorileri belirtir. Kullanımı tam olarak iki ayrı şeyle sınırlı değildir: cultures ve eras, açıkça tanımlanmış iki geniş boyuttur ve her birinin içinde birçok üye bulunur.
Alıştırma
Cümlede “vary between cultures and eras” ne anlama gelir?
- Her kültürde ve dönemde aynı kalırlar.
- Tam olarak bir kültür ile bir dönem arasında ileri geri geçiş yaparlar.
- Kültürel farklılıklardan değil, yalnızca zaman geçtiği için değişirler.
- Kültürlere ve tarihsel dönemlere göre farklılık gösterirler.
Cevabı göster
Kültürlere ve tarihsel dönemlere göre farklılık gösterirler.
and signs of youth, fertility, and good health,
0:42ancak gençlik, doğurganlık ve iyi sağlık belirtileri,
because they're associated with reproductive fitness. Kalıp ifadeler
0:51çünkü üreme uygunluğu ile ilişkilendirilirler.
such as: örnekleri tanıtmak
Such as, genel ifade olan signs of youth, fertility, and good health bölümünü somut örneklerle açıklar: long lustrous hair ve smooth, scar-free skin. Örnekleri içeren ifade öznenin içine eklenmiştir. Ardından ana cümle are almost always in demand ile devam eder. Such as yeni bir ana cümle ya da neden başlatmaz; neden daha sonra because ile verilir.
Alıştırma
Cümlede “such as long lustrous hair or smooth, scar-free skin” ifadesinin işlevi nedir?
- Cümlenin ana eylemini belirtir.
- Daha önce belirtilen işaretlerin örneklerini verir.
- Tüm sağlık işaretlerinin eksiksiz listesini sunar.
- Bu işaretlerin neden rağbet gördüğünü açıklar.
Cevabı göster
Daha önce belirtilen işaretlerin örneklerini verir.
are almost always in demand: neredeyse her zaman rağbet gören
Be in demand, birçok kişi tarafından istenmek veya ihtiyaç duyulmak anlamına gelir. Burada özne gençlik, doğurganlık ve sağlık belirtileridir; bu nedenle are almost always in demand, bu özelliklerin yaygın biçimde değerli görüldüğünü anlatır. Demand, in edatından sonra gelen bir isimdir; “talep etmek” anlamındaki fiil değildir. Almost always genellemeyi yumuşatır: Bunun genellikle doğru olduğunu, hiç istisnası olmadığını değil, belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “yaygın biçimde ihtiyaç duyulan” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Skilled nurses are ____ in many regions.
Cevabı göster
in demand
associated with reproductive fitness: ilişki var, neden kanıtı yok
Be associated with, bir şeyle bağlantısı veya ilişkisi olmak anlamına gelir. Burada görünüşle ilgili belirtiler, reproductive fitness ile bağlantılı olarak anlatılır. Reproductive fitness, bir canlının üremedeki ve genlerini sonraki nesle aktarmadaki başarısını ifade eden evrimsel bir terimdir. Bu ifade, belirtilerin üreme başarısıyla aynı şey olduğunu söylemez ve birinin diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz. Bir ilişkiyi temkinli biçimde belirtir.
Alıştırma
“The condition is associated with stress” cümlesinden güvenle hangi sonucu çıkarabiliriz?
- Stres kesinlikle bu duruma neden olur.
- İkisi ilişkilidir, ancak yalnızca bu cümle doğrudan nedenselliği kanıtlamaz.
- Stres ile bu durum tamamen aynı şeydir.
Cevabı göster
İkisi ilişkilidir, ancak yalnızca bu cümle doğrudan nedenselliği kanıtlamaz.
when the eyes spot something they like: gözlerin kişileştirilmesi
Bu yan cümlede gözler, bir şeyi fark edip beğenebilen etkin özneler gibi sunulur. Bu bir kişileştirmedir: Görme sistemi sanki kendi başına fark edip seçim yapıyormuş gibi anlatılır. Basitçe söylemek gerekirse kişi, görsel olarak çekici bulduğu bir şeyi görür. Burada spot, çoğu zaman hızlıca ya da başka şeylerin arasından “fark etmek veya seçip ayırt etmek” anlamına gelen bir fiildir. “Leke” ya da “yer” anlamındaki isim spot değildir.
Alıştırma
Bu cümlede “when the eyes spot something they like” ne anlama gelir?
- Bir kişinin spot adlı bir yeri seçtiği anlamına gelir.
- Gözlerdeki lekelerin hareket etmeye başladığı anlamına gelir.
- Gözlerin gerçekten bağımsız bir görüş oluşturduğu anlamına gelir.
- Bir kişinin görsel olarak çekici bir şeyi fark ettiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Bir kişinin görsel olarak çekici bir şeyi fark ettiği anlamına gelir.
so the other senses can investigate: amaç bildiren so
so the other senses can investigate yan cümlesi move closer eyleminin amacını verir: Yaklaşmak, koku ve dokunma gibi duyuların daha fazla bilgi toplamasını sağlar. Buradaki so, “çok” değil, “-ebilmesi için” anlamındadır. Kalıp, eylem + so + özne + can/could + fiilin yalın hâli şeklindedir. Amaç cümlesinin kendi öznesi bulunduğu için bu özne, ilk eylemi yapan kişiden farklı olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kişinin başka bir kişinin amacı için hareket ettiğini so + cümle yapısıyla gösterir?
- I moved aside when the children entered the room.
- The children could not see the stage, so I moved aside.
- I moved aside so the children could see the stage.
- I moved aside to get a better view of the stage.
Cevabı göster
I moved aside so the children could see the stage.
is more than noticing perfume or cologne. Dilbilgisi
1:02parfüm veya kolonyayı fark etmekten daha fazlasıdır.
is more than noticing...: tek bir belirgin rolün ötesine geçmek
“is more than noticing...” ifadesindeki more than + -ing, “bu etkinlikle sınırlı değildir” anlamına gelir. Parfüm ya da kolonya kokusunu fark etmek, burnun katkısının yalnızca açıkça görülen bir parçası olarak sunulur. X is more than Y yapısı önce dar bir bakış açısını belirtir, ardından daha geniş bir rolün veya anlamın açıklanacağını gösterir. Burada dinleyiciyi burnun kimyasal sinyallere nasıl tepki verdiğine ilişkin daha derin bir açıklamaya hazırlar; miktar karşılaştırması yapmaz.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “bu etkinlikle sınırlı değil” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın. Good leadership is ____ giving orders.
Cevabı göster
more than
pick up on: ince bir sinyali fark etmek
Pick up on, ince, dolaylı veya açıkça söylenmemiş bir şeyi “fark etmek ya da sezinlemek” anlamına gelen üç sözcüklü bir deyimsel fiildir. Cümlede doğal kimyasal sinyaller, burnun algılayabildiği daha az belirgin bilgilerdir. Pick up on ifadesini tek bir birim olarak öğrenin. Nesnesi genellikle bir sinyal, ipucu, duygu, örüntü, değişiklik veya ima olur; ifade, bir şeyi fiziksel olarak yerden almaktan ziyade bir ipucuna karşı duyarlılığı vurgular.
Alıştırma
“İnce bir ipucunu fark etti” anlamındaki üç sözcüklü deyimsel fiilin geçmiş zaman biçimini kullanın. Maya ____ the worry in his voice.
Cevabı göster
picked up on
known as pheromones: bilimsel bir terimi adlandırma
known as pheromones ifadesinde known as, “adı verilen” veya “bu isimle anılan” anlamına gelir. Natural chemical signals ifadesini açıklayan kısaltılmış bir edilgen yan cümledir; tam biçimi signals that are known as pheromones olur. Burada “... sayesinde ünlü” anlamına gelmez. Feromonlar, aynı türün diğer üyelerinin davranışlarını veya bedensel tepkilerini etkileyebilen kimyasal sinyallerdir. Bu temel bilgi, cümlenin onları bedenin algılayabildiği doğal sinyaller olarak neden ele aldığını açıklar.
Alıştırma
“natural chemical signals known as pheromones” ne anlama gelir?
- sinyallere feromon adı verilir
- sinyaller feromonları zaten bilir
- sinyaller feromonlar nedeniyle ünlüdür
Cevabı göster
sinyallere feromon adı verilir
convey important physical or genetic information: önemli fiziksel veya genetik bilgileri iletmek
Burada convey, bir şeyi fiziksel olarak taşımak değil, “iletmek veya bilinir hâle getirmek” anlamındadır. Bu ifade, bir kaynağın fiziksel özellikleri veya genetiği hakkındaki bilgilerin bunları alan kişiye ya da canlıya aktarıldığını belirtir. Convey information, bir sinyalin, görüntünün, grafiğin, ses tonunun veya mesajın içerik aktardığını anlatan resmî ve özlü bir sözcük birlikteliğidir. Özne insan olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi “iletmek veya bilinir hâle getirmek” anlamındaki hedef fiille tamamlayın: A clear diagram can ____ important information without many words.
Cevabı göster
convey
not only convey ... but are able to activate: daha güçlü ikinci bir işlev ekleme
not only A, but B kalıbı, ikisi de doğru olan iki noktayı birbirine bağlar. Burada A, convey important physical or genetic information; B ise are able to activate a physiological or behavioral response bölümüdür. İkinci işlev bir alternatif olarak değil, ek ve daha ileri bir adım olarak sunulur. not sözcüğü convey eylemini olumsuz yapmaz. Sınırlanan sözcük only olur: bilgi iletmek tek işlev değildir. İki bölüm de These öznesini paylaştığı için cümlede but sonrasında özne tekrarlanmaz.
Alıştırma
Her iki eylemin de gerçekleştiğini ve ikincisinin ek bir nokta olduğunu göstermek için cümleyi not only ... but also ... ile tamamlayın. The sensor ____ detects smoke, ____ sends an alert.
Cevabı göster
not only · but also
activate a physiological or behavioral response: fizyolojik veya davranışsal bir tepkiyi etkinleştirmek
Burada activate, “başlatmak veya etkin hâle getirmek” anlamındadır. Activate a response, resmî ve bilimsel bir sözcük birlikteliğidir: bir uyaran ya da sinyal, alıcıda bir tepki başlatır. Physiological, vücudun iç işleyişiyle ilgili bir tepkiyi; behavioral ise gözlemlenebilen bir davranışı niteler. Bu ifadede response, sözlü veya yazılı bir yanıt değil, “tepki” anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi “bir tepkinin başlamasını sağlamak” anlamındaki hedef fiille tamamlayın: A threat can ____ the body's fight-or-flight response.
Cevabı göster
activate
at different points in their ovulation cycles: yumurtlama döngüsünün farklı aşamalarında
at different points in their ovulation cycles ifadesindeki points, tekrar eden bir süreç içindeki konumları veya aşamaları belirtir. “Puanlar” ya da “görüşler” anlamına gelmez. İfade, kadınların döngünün farklı aşamalarında bulunduğunu anlatır. point sözcüğünün bu soyut anlamı döngüler, süreçler ve zaman çizelgeleriyle sık kullanılır. Örneğin at this point in the process, “sürecin bu aşamasında” demektir.
Alıştırma
Cümlede at different points in their ovulation cycles ne anlama gelir?
- Döngü için farklı puanlarla
- Döngünün farklı aşamalarında
- Döngü hakkında farklı görüşlerle
Cevabı göster
Döngünün farklı aşamalarında
were randomly assigned to smell: koklamak üzere rastgele görevlendirilmek
were randomly assigned to smell ifadesi edilgendir. Etken kalıp assign someone to do something şeklindedir; edilgen hâli ise someone is assigned to do something olur. Burada gönüllülere belirli bir tişörtü koklama görevi verilmiştir. randomly, koklama eylemini değil, görevin nasıl verildiğini anlatır. Gönüllülerin kendilerinin seçmesi yerine, her kişinin hangi tişörtü koklayacağı şansa dayalı bir yöntemle belirlenmiştir.
Alıştırma
Her kişinin görevini şansın belirlediğini anlatan standart araştırma ifadesiyle cümleyi tamamlayın. Participants ____ evaluate one of the two designs.
Cevabı göster
were randomly assigned to
either one of the worn shirts or a new, unworn one: iki alternatif ve one ile adın yerine geçme
Either A or B iki alternatif sunar. Burada her gönüllü, giyilmiş gömlek grubundan bir gömleği ya da yeni ve giyilmemiş kontrol grubundan bir gömleği koklamak üzere atanmıştır. a new, unworn one ifadesinde one, tekrarı önlemek için shirt yerine kullanılır. Unworn önemlidir: kontrol gömleğini daha önce kimsenin giymediğini belirtir ve tek başına new sözcüğünden daha kesindir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ikili seçim yapısıyla tamamlayın. Each visitor may choose ____ the morning tour ____ the afternoon one.
Cevabı göster
either · or
saliva samples showed an increase in testosterone Kalıp ifadeler
1:33tükürük örnekleri testosteronda bir artış gösterdi
in those who had smelled a shirt Dilbilgisi
1:36yumurtlayan bir kadın tarafından giyilmiş bir tişörtü
showed an increase in testosterone: testosteron artışı olduğunu gösterdi
Burada showed, bir şeyi birine fiziksel olarak göstermek değil, bir sonucu belirtmek veya ona kanıt sağlamak anlamına gelir. Örnekler, açıklanan grupta testosteron düzeyinin daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. show an increase in + ölçüm yapısı, sonuçları bildirmek için doğal bir kalıptır. in sonrasındaki ad, yükselen ölçümü belirtir; burada bu ölçüm testosterone sözcüğüdür.
Alıştırma
Araştırma cümlesini dersteki sonuç bildirme ifadesiyle tamamlayın. The survey ____ daily screen time.
Cevabı göster
showed an increase in
a shirt worn by an ovulating woman: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
a shirt worn by an ovulating woman ifadesinde worn by an ovulating woman, shirt sözcüğünden sonra gelen geçmiş ortaç öbeğidir. Hangi gömlekten söz edildiğini belirtir ve edilgen bir ilişki gösterir: kadın gömleği giymiştir, dolayısıyla eylemden etkilenen gömlektir. Bu öbek, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. A shirt that was worn by an ovulating woman, a shirt worn by an ovulating woman biçiminde kısaltılabilir. Worn yeni bir ana fiil değildir; bu kısa isim + geçmiş ortaç yapısı bilgi veren ve bilimsel metinlerde yaygındır.
Alıştırma
the samples that were collected this morning anlamını vermek için isimden sonra geçmiş ortaç öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The samples collecting this morning are ready for testing.
- The samples were collected this morning are ready for testing.
- The samples collected this morning are ready for testing.
Cevabı göster
The samples collected this morning are ready for testing.
to pursue a woman he might not have otherwise noticed. Dilbilgisi
1:43fark etmeyebileceği bir kadının peşinden gitmesi için dürtü verebilir.
give a man the nudge: harekete geçmek için hafif bir teşvik
Burada nudge mecaz anlamdadır. Give a man the nudge, birinin harekete geçmesini sağlayan küçük bir etki sunmak demektir. Ardından gelen to pursue a woman ifadesi, teşvik edilen eylemi belirtir. Bir nudge, eylemi daha olası hâle getirir ama kişiyi zorlamaz. İfade, bu artışın eylemi başlatan ek bir itki sağlayabileceğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi give someone the nudge ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın. Her encouragement ____ I needed to apply.
Cevabı göster
gave me the nudge
might not have otherwise noticed: aksi takdirde fark etmeyebilirdi
Bu cümlede otherwise, “daha önce sözü edilen neden ya da itici güç olmasaydı” demektir. Cümle, bu etken olmadan adamın kadını muhtemelen fark etmeyeceğini anlatır. might not have + geçmiş zaman ortacı kalıbı, geçmişteki olası alternatif bir sonucu anlatır. Otherwise söylenmemiş koşulun yerini tuttuğu için burada yalnızca “aksi takdirde” biçimindeki bir uyarı değildir.
Alıştırma
Hatırlatma olmasaydı ne yaşanabileceğini göstermek için cümleyi otherwise ile tamamlayın: The reminder helped me catch a mistake I might not have ____ noticed.
Cevabı göster
otherwise
be particularly attuned to MHC molecules: MHC moleküllerine özellikle duyarlı olmak
Be attuned to, “bir şeyi fark etme veya ona karşılık verme konusunda özellikle yetenekli olmak” demektir. Burada is particularly attuned to, burnun MHC molekülleriyle ilişkili sinyallere özellikle duyarlı olduğunu anlatır. Bu benzetme, bir şeyi belirli bir sinyali alacak şekilde ayarlama fikrinden gelir. Bu soyut kullanımda hassas uyum veya adaptasyon anlatılır; molekülleri fiziksel olarak ayarlamak kastedilmez.
Alıştırma
Cümleyi be attuned to kullanarak tamamlayın: Experienced nurses are ____ subtle changes in a patient's breathing.
Cevabı göster
attuned to
are used to fight disease: be used to + fiilin yalın hâli
are used to fight disease içindeki be used to + fiilin yalın hâli, amaç ya da işlev bildirir: bu moleküller vücut tarafından hastalıklarla mücadele etmek için kullanılır. to'dan sonra fight fiilinin yalın hâli gelir. used'dan önceki çoğul are, edilgen yapıyı gösterir. Bu be biçimi olmadan used to + fiilin yalın hâli genellikle geçmişteki bir alışkanlığı veya durumu anlatır; dolayısıyla cümle moleküllerin eskiden hastalıklarla mücadele ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi amaç bildiren edilgen be used to + fiilin yalın hâli yapısıyla tamamlayın. Safety goggles ____ protect your eyes in the lab.
Cevabı göster
are used to
opposites attract: zıtlar birbirini çeker
Opposites attract, karşıt özelliklere sahip insanların veya şeylerin birbirine çekilebileceğini anlatan kalıplaşmış bir sözdür. Burada, MHC farkının daha büyük olmasının daha güçlü bir çekim veya tercihle bağlantılı olabileceği iddiasını kısa ve etkili biçimde özetler. Bu, akılda kalıcı bir genellemedir; evrensel bir kural değildir. In this case, sözü yalnızca ele alınan durumla sınırlar.
Alıştırma
In this case, opposites attract ifadesinin şu yorumunu değerlendirin: Söz, ele alınan durumda olası bir çekimi anlatır; tüm karşıtların mutlaka birbirini çektiğini söyleyen bir kural değildir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
When a study asked women to smell T-shirts
1:55Bir çalışma kadınlardan tişörtleri koklamalarını istediğinde
that had been worn by different men: past perfect edilgen yapı
that had been worn by different men ilgi cümleciği T-shirts sözcüğünü niteler. had been worn, past perfect edilgen yapıdır: had + been + geçmiş zaman ortacı worn. Edilgen yapı, giyme eyleminden etkilenen unsurun tişörtler olduğunu gösterir. Past perfect ise tişörtlerin giyilmesini, araştırmanın kadınlardan onları koklamalarını istediği geçmiş andan daha önceye yerleştirir. Edilgen bir eylemin geçmişteki başka bir noktadan önce tamamlandığını göstermek için had been + geçmiş zaman ortacı kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi wear fiilinin past perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: Before the fabric was tested, the shirts ____ by volunteers.
Cevabı göster
had been worn
whose MHC molecules differed from theirs. Dilbilgisi
2:01kendi MHC moleküllerinden farklı olanların.
whose ... differed from theirs: tekrarsız iyelik ilişkisi
whose MHC molecules differed from theirs ilgi cümleciği, erkekleri temsil eden those sözcüğünü niteler. Whose, bu erkekleri onların MHC molekülleriyle ilişkilendirir. Theirs, the women's MHC molecules ifadesinin yerine geçen bağımsız bir iyelik zamiridir. Böylece cümle, isim grubunu tekrarlamadan bir grubun moleküllerini kadınların molekülleriyle karşılaştırır. Yeniden kullanılabilecek bir kalıp people whose X differs from ours, theirs, or yours şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi iyelik bildiren ilgi sözcüğüyle tamamlayın: The sisters chose roommates ____ routines differed from theirs.
Cevabı göster
whose
Genes that result in a greater variety of immunities Kalıp ifadeler
2:06Daha geniş bir bağışıklık çeşitliliğine yol açan genler,
may give offspring a major survival advantage. Kalıp ifadeler
2:09yavrulara büyük bir hayatta kalma avantajı sağlayabilir.
result in a greater variety of immunities: daha çeşitli bağışıklık türleriyle sonuçlanmak
result in yapısında özne nedeni, in’den sonraki isim öbeği ise sonucu belirtir. Burada genes neden, a greater variety of immunities ise sonuçtur. A greater variety, tür yelpazesinin daha geniş olması demektir. Cümle, tek bir bağışıklığın güçlenmesinden değil, daha fazla türde bağışıklık korumasına sahip olmaktan söz eder.
Alıştırma
Hangi cümle dikkatli hazırlığın daha az soruna neden olduğunu ifade eder?
- Careful preparation can result in fewer problems.
- Fewer problems can result in careful preparation.
- Careful preparation can result from fewer problems.
Cevabı göster
Careful preparation can result in fewer problems.
may give offspring a major survival advantage: yavrulara büyük bir hayatta kalma avantajı sağlayabilir
Bu ifade give + recipient + thing çift nesne yapısını kullanır: offspring alıcıdır, a major survival advantage ise alabileceği şeydir. Offspring bir insanın, hayvanın veya bitkinin yavrularını ya da soyundan gelenleri ifade eder; tekil ve çoğul biçimi aynıdır. A survival advantage, hayatta kalma olasılığını artıran bir özelliktir. May bilimsel iddiayı temkinli tutar: Genler bu faydayı sağlayabilir, ancak cümle bunu her zaman yapacaklarını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümlede give + recipient + advantage yapısı doğru kullanılmıştır?
- Clear instructions can give to new employees an advantage.
- Clear instructions can give an advantage new employees.
- Clear instructions can give new employees an advantage.
Cevabı göster
Clear instructions can give new employees an advantage.
high-pitched breathy voices: tiz ve nefesli sesler
High-pitched ve breathy, voices sözcüğünü niteleyen iki sıfattır. High-pitched yüksek perdeyi, breathy ise seste fazladan hava akışının duyulduğu nefesli niteliği anlatır. Breathy, nefes alma eylemini veya ayrı bir nefes sesini değil, sesin niteliğini belirtir. Sesle ilgili birkaç sıfat birlikte kullanıldığında her birinin hangi özelliği anlattığını belirleyin: burada biri perdeyi, diğeri ses niteliğini anlatır.
Alıştırma
High-pitched breathy voices ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Yüksek perdeli ve nefesli nitelikte bir ses
- Nefesli niteliği olmayan pes ve pürüzlü bir ses
- Çok yüksek ve çok hızlı çıkarılan bir ses
Cevabı göster
Yüksek perdeli ve nefesli nitelikte bir ses
correlated with smaller body size: neden değil, ilişki
Correlated with smaller body size, anlatılan gözlemlerde geniş formant aralığının daha küçük vücut boyutuyla birlikte görülme eğiliminde olduğu anlamına gelir. Correlated with neden değil, ilişki bildirir. Formant aralığının vücudu küçülttüğünü veya bu aralığın tek nedeninin daha küçük vücut boyutu olduğunu söylemez.
Alıştırma
Burada correlated with smaller body size ne anlama geliyor?
- Ses özelliği daha küçük vücut boyutuyla ilişkilidir, ancak nedensellik kanıtlanmamıştır.
- Ses özelliği kişinin tam vücut boyutunu kanıtlar.
- Daha küçük vücut boyutu ses özelliğine doğrudan neden olur.
Cevabı göster
Ses özelliği daha küçük vücut boyutuyla ilişkilidir, ancak nedensellik kanıtlanmamıştır.
wide formant spacing ... narrow formant spacing: geniş ve dar formant aralığı
Formant, ses yolunun şekillendirdiği bir rezonans frekansı bölgesidir. Formant spacing, komşu formantlar arasındaki frekans uzaklığıdır; bu nedenle wide spacing daha büyük aralıkları, narrow spacing ise daha küçük aralıkları belirtir. Bu karşılaştırmada daha geniş aralık daha küçük vücut yapısıyla, daha dar aralık ise karşıt olan daha büyük vücut yapısı örüntüsüyle ilişkilidir. Correlated with bir ilişkiyi belirtir; kişinin vücut ölçüsünü kesin olarak belirleyen bir ölçüm değildir.
Alıştırma
Formant spacing ifadesinde wide ve narrow neyi anlatır?
- Ses yolundaki komşu rezonanslar arasındaki frekans aralıkları
- Konuşulan sözcükler arasındaki duraklamaların uzunluğu
- Yazılı metindeki boşlukların genişliği
Cevabı göster
Ses yolundaki komşu rezonanslar arasındaki frekans aralıkları
that suggests a larger body size: suggest ile bir duruma işaret etmek
that suggests a larger body size ifadesinde that, daha önce sözü edilen ses örüntüsüne gönderme yapar ve suggests fiilinin öznesi olur. İlgi cümleciği, bu örüntünün hangi bilgiyi aktarabileceğini açıklar. Burada suggests, “belirtir” veya “kanıt sunar” anlamındadır; “tavsiye verir” anlamında değildir. Daha büyük vücut boyutunu kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, bir ipucundan çıkarılan sonuç olarak sunar.
Alıştırma
"The dark clouds suggest a storm is coming," cümlesinde suggest ne anlama geliyor?
- Fırtınanın tam olarak ne zaman geleceğini kanıtlıyorlar.
- Fırtınaya gelmesini tavsiye ediyorlar.
- Fırtına çıkmasının muhtemel olduğunu gösteriyorlar.
Cevabı göster
Fırtına çıkmasının muhtemel olduğunu gösteriyorlar.
touch turns out to be crucial for romance. Kalıp ifadeler
2:30dokunmanın romantizm için çok önemli olduğu ortaya çıkıyor.
And not surprisingly: beklenen bir sonucu belirtmek
And not surprisingly, cümlenin başında kullanılan ve sıradaki iddianın daha önce söylenenlerden doğal olarak çıktığını dinleyiciye bildiren bir yorum ifadesidir. Burada, diğer duyular ele alındıktan sonra dokunmanın önemini beklenen bir sonraki sonuç olarak sunar. And bu sonucu önceki açıklamaya bağlar. İfadenin tamamı konuşmayı düzenler; tek başına kullanılan bir ünlem değildir.
Alıştırma
Sonuca And not surprisingly ile başlamak için en uygun durum hangisidir?
- Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
- Önceki olgular sonucu tahmin etmeyi kolaylaştırıyor.
- Sonuç, daha önce söylenen her şeyle açıkça çelişiyor.
Cevabı göster
Önceki olgular sonucu tahmin etmeyi kolaylaştırıyor.
turns out to be crucial: sonradan ortaya çıkan önemli bir sonucu bildirmek
Turns out to be crucial, kanıtların, deneyimin veya daha sonraki olayların bir şeyin son derece önemli olduğunu gösterdiği anlamına gelir. Burada konuşmacı, dokunmanın önemini doğrudan bir olgu olarak belirtmek yerine ulaşılan bir bulgu olarak sunar. Yapı özne + turn out to be + tümleç biçimindedir. Crucial tümleçtir ve bir şeyin yalnızca yararlı değil, durum veya sonuç için vazgeçilmez olduğunu anlatır. Buradaki turn out, bir şeyin sonunda anlaşılması veya kanıtlanması demektir; fiziksel olarak dönmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. During the storm, the backup generator ____ for keeping the hospital open.
Cevabı göster
turned out to be crucial
participants were asked to briefly hold the coffee, Dilbilgisi
2:37katılımcılardan kısaca kahveyi tutmaları istendi,
not realizing the study had begun: arka plan veren cümle başı -ing öbeği
Not realizing the study had begun, cümle başında kullanılan bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Katılımcıların arka plandaki zihinsel durumunu verir: araştırmanın çoktan başladığını bilmiyorlardı. Bu öbek bağımsız bir cümle değildir. Anlamca öznesi ana cümlenin öznesi participants olduğundan, katılımcıların araştırmanın başladığını fark etmedikleri düşüncesini kısaltır. Past perfect yapıdaki had begun, araştırmanın başlangıcının ana cümledeki geçmiş olaydan önce olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede, ana cümlenin öznesine ait arka plan durumunu vermek için cümle başındaki -ing öbeği doğru kullanılmıştır?
- Not realizing the meeting had started.
- Not realizing the meeting had started, Maya waited outside.
- Not realizing the meeting had started, the door remained closed.
Cevabı göster
Not realizing the meeting had started, Maya waited outside.
participants were asked to briefly hold: edilgen be asked to do kalıbı
participants were asked to briefly hold, edilgen be asked to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Burada asked, bir soruya maruz kalmak değil, bir rica veya talimat almak anlamındadır: katılımcılara kahveyi kısa süre tutma talimatı verilmiştir. Edilgen yapı araştırmacıları belirtmez ve dikkati katılımcılarla prosedür üzerinde tutar. Briefly, hold fiilini niteler; yani tutma süresinin kısa olduğunu anlatır.
Alıştırma
Tamamlanmış bir deneyin bu raporunu edilgen be asked to do kalıbıyla tamamlayın: During the trial, the volunteers ____ to hold a warm cup for ten seconds.
Cevabı göster
were asked
and were asked to rate their personality. Kalıp ifadeler
2:46ve onun kişiliğini derecelendirmeleri istendi.
a hypothetical person: bir senaryo için oluşturulan kişi
Bu cümlede a hypothetical person, varsayılan bir araştırma senaryosu için oluşturulmuş kişidir. Bu ifade gerçek bir katılımcıyı veya yalnızca kimliği bilinmeyen birini anlatmaz. Hypothetical, bir şeyin tartışma, test etme veya akıl yürütme amacıyla varsayıldığını belirtir. a hypothetical case, question veya situation örneklerinde olduğu gibi akademik ve analitik bağlamlarda sık görülür.
Alıştırma
Bir araştırma açıklamasında a hypothetical person büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Adı bilinmeyen gerçek bir katılımcı
- Araştırmayı yürüten bir araştırmacı
- Araştırma senaryosu için oluşturulan bir kişi
Cevabı göster
Araştırma senaryosu için oluşturulan bir kişi
were asked to rate their personality: edilgen istek ve değerlendirme
Were asked to rate their personality, be asked to + fiil edilgen yapısını kullanır: birisi katılımcılardan bir görev yapmalarını istemiştir. Burada rate, genellikle bir ölçek kullanarak kişinin kişilik özelliklerini değerlendirmek veya puanlamak anlamına gelen bir fiildir. Their, daha önce sözü edilen tek bir hypothetical person ifadesine gönderme yapar. Bu, kişinin cinsiyeti bilinmediğinde veya önemli olmadığında kullanılan tekil they/their yapısıdır.
Alıştırma
Araştırma raporunu be asked to + fiil edilgen yapısını ve rate fiilini kullanarak tamamlayın. The volunteers ____ each design from one to five.
Cevabı göster
were asked to rate
“perceived the person ... as happier” ifadesinde perceive X as Y
perceive X as Y kalıbı, X’in Y özelliğine sahip olduğuna dair bir izlenim veya yargı oluşturmak anlamına gelir. Burada X, “the person in the story”; Y ise “happier” ile başlayan bölümdür. Bu cümlede perceive yalnızca gözle görmek anlamına gelmez. Cümle, katılımcıların öznel değerlendirmesini aktarır; as ise kişiye yükledikleri özellikleri tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi perceive X as Y kalıbını oluşturan sözcükle tamamlayın: In the survey, readers perceived the ending ____ hopeful.
Cevabı göster
as
than those who had held the cup of iced coffee, Dilbilgisi
2:57buzlu kahve bardağını tutanlara göre,
Başka bir insan grubunu karşılaştıran than those who...
than those who had held the cup of iced coffee ifadesinde those, “o insanlar” anlamına gelir. who had held... ilgi cümleciği, hangi insanların kastedildiğini belirtir: soğuk kahve grubundaki katılımcılar. Bu ifade, karşılaştırmadaki ikinci grubu tanıtır ve participants gibi bir ismin tekrarını önler. Karşılaştırmanın geri kalanı önceki bölümden anlaşılır: sıcak fincan grubu, kişiyi soğuk fincan grubuna göre daha olumlu değerlendirmiştir.
Alıştırma
Örnekte “those who had held the cup of iced coffee” kimleri ifade eder?
- Hikâyedeki kişi
- Soğuk kahve için kullanılan fincanlar
- Soğuk kahve fincanını tutmuş olan katılımcılar
Cevabı göster
Soğuk kahve fincanını tutmuş olan katılımcılar
rate X as Y: kişiyi soğuk ve duygularını belli etmeyen biri olarak değerlendirmek
Rated the person as cold, stoic ifadesi, “X’i Y niteliğine sahip olarak değerlendirmek” anlamındaki rate X as Y kalıbını kullanır. Burada katılımcılar sayısal bir puan vermek yerine kişinin karakteri hakkında bir değerlendirme yapıyor. Değerlendirilen nesne rate fiilinden sonra gelir; as ise değerlendirmenin sonucunu gösterir. Bu cümlede cold, stoic ve unaffectionate kişiye atfedilen niteliklerdir; as bir neden belirtmez.
Alıştırma
rate X as Y kalıbında değerlendirme sonucunu gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: The reviewers rated the proposal ____ too risky to approve.
Cevabı göster
as
cold, stoic, and unaffectionate: kişilikle ilgili üç değerlendirme
Burada cold, stoic ve unaffectionate kişilik ve duygusal davranış hakkında üç değerlendirmedir. Cold mecaz anlamdadır: düşük sıcaklıkta olmayı değil, duygusal açıdan mesafeli veya soğuk davranmayı anlatır. Stoic, acıyı ya da güçlü duyguları belli etmemek demektir. Unaffectionate ise sevgi ve sıcaklığı pek göstermemek anlamına gelir. Bu sıralama, kişiler arası mesafeyi, duygusal denetimi ve sınırlı sevgi gösterilerini birleştirerek daha geniş bir izlenim oluşturur. Önceki sıcaklık bağlamı cold sözcüğünü özellikle dikkat çekici hâle getirir; ancak burada sözcük fiziksel sıcaklığı değil, sosyal bir izlenimi anlatır.
Alıştırma
Cümlede cold, stoic, and unaffectionate neyi anlatıyor?
- Kişinin enerjik ve dostça davranması.
- Kişinin vücut sıcaklığının düşük olması.
- Kişinin duygusal mesafesi, kendini tutması ve sevgisini az göstermesi.
Cevabı göster
Kişinin duygusal mesafesi, kendini tutması ve sevgisini az göstermesi.
If a potential mate has managed to pass all these tests, Notlar
3:04Olası bir eş adayı tüm bu testleri geçmeyi başardıysa,
potential mate: sıradan bir arkadaş değil, olası bir eş
Potential mate, romantik veya üreme amaçlı bir eş olabilecek kişi ya da hayvan anlamına gelir. Potential olasılık belirtir; dolayısıyla ilişkinin zaten var olduğunu söylemez. Buradaki mate, çekim ve eş seçimi tartışmalarındaki “eş” anlamındadır, günlük dildeki “arkadaş” anlamında değildir.
Alıştırma
Eş seçimiyle ilgili nesnel bir tartışmada potential mate ne anlama gelir?
- Zaten kesin olarak eş olan biri
- Romantik veya üreme amaçlı bir eş olabilecek kişi ya da hayvan
- Romantik ilişki ihtimali olmayan yakın bir arkadaş
Cevabı göster
Romantik veya üreme amaçlı bir eş olabilecek kişi ya da hayvan
If ... has managed to pass ...: sonraki adımdan önce başarı
If yan tümcesi bir koşul kurar: söz edilen ana gelindiğinde, olası eşin önceki testleri başarıyla tamamlamış olması gerekir. Has managed, present perfect yapısındadır ve sonraki adım açısından önemli olan, daha önce elde edilmiş bir sonuca bakar. Manage to + fiil, genellikle çaba gerektiren veya başarısı kesin olmayan bir şeyi yapmayı başarmak demektir. Bu yapıda manage, “yönetmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “zorluğa rağmen başarmak” anlamındaki fiille tamamlayın: After two failed attempts, she has ____ to pass the safety test.
Cevabı göster
managed
pass all these tests: her koşulu karşılamayı bir testi geçmeye benzetmek
pass all these tests ifadesinde pass, okul sınavına girmek değil, koşulları karşılamak veya bir değerlendirmeyi geçmek anlamına gelir. all these tests, daha önce potansiyel eş hakkında duyular yoluyla yapılan değerlendirmelere gönderme yapar. Test benzetmesi, çekimi bir dizi eleme aşaması şeklinde düzenler: bir aşamayı geçmek, başka bir değerlendirme olmayacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede pass all these tests ne anlama geliyor?
- Potansiyel eş başka biri için testler hazırlar.
- Potansiyel eş birkaç okul sınavını başarır.
- Potansiyel eş, önceki tüm duyusal değerlendirme ölçütlerini karşılar.
Cevabı göster
Potansiyel eş, önceki tüm duyusal değerlendirme ölçütlerini karşılar.
a rich and complex exchange of tactile and chemical cues: dokunsal ve kimyasal ipuçlarının zengin ve karmaşık alışverişi
Bu isim öbeği, bir öpüşme sırasında olanları resmî ve bilimsel bir dille anlatır. rich çeşitlilik ve bolluk belirtir, complex birden fazla etkenin etkileştiğini gösterir, exchange ise süreci iki yönlü bir alışveriş olarak sunar. Tactile cues dokunma yoluyla alınan sinyallerdir. Chemical cues koku ve tat yoluyla algılanan bilgileri içerir. Buradaki cues, birinin izlenim oluşturmasına yardımcı olan ipuçları veya sinyallerdir; oyuncuya verilen sahne işaretleri değildir.
Alıştırma
Bu cümlede a rich and complex exchange of tactile and chemical cues ne anlama gelir?
- Dokunma, koku ve tattan gelen çeşitli sinyallerin iki yönlü akışı
- İki kişiye ne zaman konuşacaklarını söyleyen sahne işaretleri dizisi
- Dokunma yoluyla kontrol edilen pahalı kimyasalların ticareti
Cevabı göster
Dokunma, koku ve tattan gelen çeşitli sinyallerin iki yönlü akışı
infamous first kiss: olumsuz değerlendirme taşıyan şöhret
infamous first kiss ifadesinde infamous, olumsuz veya sıkıntılı bir değerlendirme ekler. İfade, ilk öpücüğü sadece ünlü değil; garip, riskli veya belirleyici olmasıyla yaygın biçimde bilinen bir an olarak sunar. Bu sözcük seçimi mizahi bir abartıdır: ilk öpücüğü çekimi etkileyebilecek kötü şöhretli son test olarak çerçeveler; belirli bir öpücüğün gerçekten kamuya mal olmuş bir şöhreti olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
infamous first kiss ifadesindeki infamous neyi ima ediyor?
- Çoğu kişi tarafından hiç bilinmeyen
- Garip veya sıkıntılı olmasıyla tanınan
- Yalnızca olumlu bir nedenle ünlü olan
Cevabı göster
Garip veya sıkıntılı olmasıyla tanınan
have reported losing their attraction to someone Kalıp ifadeler
3:24birine karşı çekimlerini kaybettiklerini bildirmişlerdir
so + sıfat + that: is so critical that
so + sıfat + that + yan cümle kalıbı, yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Burada so, critical sözcüğünün derecesini artırır; critical ise son derece önemli demektir. That sonuç yan cümlesini başlatır; burada zamir değildir. Cümle, bu anın sözü edilen sonucu doğuracak kadar önemli olduğunu anlatır.
Alıştırma
Sonuç kalıbını so ... that ile tamamlayın: The instructions were ____ unclear ____ several people made the same mistake.
Cevabı göster
so · that
have reported losing their attraction to someone: birine duyulan çekimin kaybedildiğini bildirmek
Burada have reported losing their attraction to someone, insanların çoğunlukla bir anket veya araştırmada çekimlerini kaybetme deneyimi yaşadıklarını söyledikleri anlamına gelir. Yapı report + -ing şeklindedir: özne kendi deneyimini bildiriyorsa report losing kullanılır, report to lose kullanılmaz. Have reported, bu bildirimlerin daha önce yapıldığını ve şu anki tartışmayla ilgili olduğunu gösterir. Lose one's attraction to someone, birine yönelik romantik veya fiziksel çekimin zayıflaması ya da kaybolması demektir. Lose burada bir nesneyi kaybetmek anlamına gelmez; to ise çekimin yöneldiği kişiyi tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan yapının simple past biçimiyle tamamlayın. In the survey, several participants ____ the person after one unpleasant date.
Cevabı göster
reported losing their attraction to
your bloodstream is flooded with norepinephrine, Deyimler
3:30kan dolaşımınız norepinefrin ile dolar,
is flooded with norepinephrine: ani ve çok büyük bir miktar
Bu cümlede is flooded with mecaz anlamda kullanılır. Kan dolaşımının birden çok büyük miktarda noradrenalin içermeye başladığını anlatır; ortada gerçek bir sel ya da su yoktur. be flooded with + isim yapısı, bir şeyin ezici miktarda gelmesini veya ortaya çıkmasını ifade eder. Yalnızca doluluk değil, çoğu zaman hız ve yoğunluk da vurgulanır.
Alıştırma
be flooded with kullanarak cümleyi simple past zamanda tamamlayın: After the product launch, our support team ____ customer emails.
Cevabı göster
was flooded with
Once attraction is confirmed: tetikleyici koşul olarak once
Once attraction is confirmed, çekimin kesinleştiğini veya doğrulandığını belirten bir zaman ve koşul yan cümlesidir. Once, doğrulamayı daha sonra olanların tetikleyicisi olarak sunar; böylece cümle tamamlanan koşuldan bedenin tepkisine geçer. Is confirmed edilgen yapıdadır: odak, kimin doğruladığında değil, durumun doğrulanmış olmasındadır. Süreç anlatımlarında once + yan cümle, tamamlanan bir koşulun sonraki aşamayı başlattığını sıkça gösterir.
Alıştırma
Doğrulamanın sonraki adımı tetiklediğini göstermek için once + edilgen yan cümleyi doğru kullanan cümle hangisidir?
- Once the payment is confirmed, we will ship the order.
- Once the payment will be confirmed, we will ship the order.
- Once the payment confirmed, we will ship the order.
Cevabı göster
Once the payment is confirmed, we will ship the order.
your fight or flight system: otomatik stres tepkisi
Fight or flight system, vücudun otomatik stres tepkisi sistemidir. Beyin tehlike veya güçlü bir tehdit algıladığında vücudu tehditle yüzleşmeye ya da ondan kaçmaya hazırlar. Burada activating, bu tepkiyi başlatmak anlamına gelir. Terim gerçek anlamda savaşmayı veya uçmayı anlatmaz; kalp atışının hızlanması, göz bebeklerinin büyümesi ve hızla enerji salınması gibi değişiklikleri açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede your fight or flight system ne anlama geliyor?
- Sıradan seyahat tercihlerini kontrol eden bir sistem
- Öğrenilmiş bir dövüşme ve uçma becerileri bütünü
- Sizi bir tehditle yüzleşmeye veya ondan kaçmaya hazırlayan otomatik vücut tepkisi
Cevabı göster
Sizi bir tehditle yüzleşmeye veya ondan kaçmaya hazırlayan otomatik vücut tepkisi
and your body releases glucose for additional energy,
3:38ve vücudunuz ek enerji için glikoz salgılar,
your pupils dilate: göz bebekleri büyür
Bu cümlede pupils, gözlerin merkezindeki koyu açıklıkları, yani göz bebeklerini ifade eder; okul öğrencileri anlamında değildir. Your pupils dilate, bu açıklıkların büyüdüğü anlamına gelir. Dilate, bir açıklığın veya kanalın genişlemesini ifade eden kesin bir fizyoloji terimidir. Bu ifade göz kapaklarının açılmasını değil, göz bebeğinin boyutundaki değişimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki kesin fizyolojik ifadeyle tamamlayın: In dim light, your ____ to let in more light.
Cevabı göster
pupils dilate
not because ..., but because ...: gerçek nedeni düzeltmek
not because A, but because B kalıbı, A'yı açıklama olarak reddeder ve ardından B'yi gerçek neden olarak sunar. Bu cümlede tehlike açıklaması elenir ve vücudun önemli bir şey olduğunu bildiren sinyali neden olarak gösterilir. İki bölümü birlikte okuyun: not because düzeltilen nedeni, but because ise konuşanın kabul etmenizi istediği nedeni tanıtır.
Alıştırma
İlk nedeni reddedip gerçek nedeni veren iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: Nora chose the course ____ it was easy, ____ it challenged her.
Cevabı göster
not because · but because
your body is telling you: sinyal olarak fiziksel tepkiler
“Your body is telling you” ifadesi bedeni kişileştirir. Beden gerçekten konuşmaz; fiziksel hisler ve tepkiler, fark edebileceğiniz mesajlar gibi sunulur. Bu cümlede bu tepkiler, önemli bir şey olduğunu gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen “your body is telling you that ...” ve “your body is telling you to ...” kalıpları, fiziksel bir tepkinin size bilgi verdiğini veya bir eylem önerdiğini anlatır.
Alıştırma
“A racing heart may be your body telling you that you're nervous,” cümlesinde “your body telling you” ne anlama gelir?
- Fiziksel tepkiniz gergin olduğunuzu gösteriyor olabilir.
- Başka biri bedeninizi tarif ediyor.
- Bedeniniz gerçekten yüksek sesle konuşuyor.
Cevabı göster
Fiziksel tepkiniz gergin olduğunuzu gösteriyor olabilir.
To help you focus: cümle başında amaç bildiren mastar
“To help you focus”, cümlenin başında yer alan bir mastar öbeğidir. “Hangi amaçla?” sorusunu yanıtlar: ardından gelen ana cümle, odaklanmanıza yardımcı olma amacıyla veya işleviyle ne yapıldığını ya da ne olduğunu açıklar. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı “To + fiilin yalın hâli, ana cümle”dir. Burada to mastar işaretidir ve help fiilin yalın hâlidir; to edatından sonra gelen bir isim değildir. Bu başlangıç öbeğiyle ana cümle arasına genellikle virgül konur.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki dört sözcüklük başlangıç amaç öbeğiyle tamamlayın. ____, turn off unnecessary notifications.
Cevabı göster
To help you focus
norepinephrine creates a sort of tunnel vision, Deyimler
3:47norepinefrin bir tür tünel vizyonu yaratır,
a sort of tunnel vision: dikkatin daralması
Bu cümlede tunnel vision, dikkatin çok daralmasını anlatan bir benzetmedir: tek bir hedef öne çıkarken çevredeki bilgiler fark edilmez hâle gelir. Birinin gerçekten bir tünelin içinde olduğu anlamına gelmez. A sort of, “bir tür” veya “... gibi bir şey” anlamına gelir. İddiayı yumuşatır; böylece konuşmacı kesin bir tanı koymak yerine tunnel vision durumuna benzeyen bir etkiyi anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede a sort of tunnel vision ne anlama geliyor?
- Görme yetisini tamamen kaybetmek
- Dikkatin yaklaşık olarak daralması
- Gerçek anlamda bir tünelden geçmek
Cevabı göster
Dikkatin yaklaşık olarak daralması
blocking out surrounding distractions, Öbek fiiller
3:50çevredeki dikkat dağıtıcı şeyleri engeller,
blocking out surrounding distractions: çevredeki dikkat dağıtıcı unsurları dışarıda bırakmak
Block out, bir şeyin görülmesini, duyulmasını, fark edilmesini veya dikkate alınmasını engellemek anlamına gelen bir öbek fiildir. Blocking out bunun -ing biçimidir; surrounding distractions ise dikkati başka yöne çeken yakındaki sesleri, görüntüleri veya olayları ifade eder. Burada ifade, daralmış dikkatin ne yaptığını anlatır: dışarıdaki dikkat dağıtıcı unsurları bilinçten çıkarır. Out öbek fiilin bir parçasıdır ve block burada katı bir parçayı veya şehirdeki bir yapı adasını belirten isim değil, fiildir.
Alıştırma
Cümleyi “gürültünün duyulmasını engellemek” anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın. Noise-canceling headphones help ____ background noise while I study.
Cevabı göster
block out
warping your sense of time: öznel zaman algısını çarpıtmak
warping your sense of time ifadesinde warping mecaz anlamda kullanılır. To warp, bir şeyi normal şeklinden çıkaracak biçimde eğmek demektir; burada ise zamanın geçişinin nasıl hissedildiğini değiştirmek veya çarpıtmak anlamına gelir. Your sense of time, zamanın süresine ve hızına ilişkin öznel algınızdır; zamanın kendisi değildir. Bu ifade, anların olağan dışı şekilde yavaş, hızlı, uzun veya kısa hissedilmesini anlatabilir.
Alıştırma
warping your sense of time ifadesinde çarpıtılan nedir?
- Bir kişinin zamanın nasıl geçtiğine ilişkin öznel hissi
- Nesnel zamanın kendisi
- Bir saatin fiziksel şekli
Cevabı göster
Bir kişinin zamanın nasıl geçtiğine ilişkin öznel hissi
This might explain why people...: önceki bir nedeni sonuca bağlamak
Burada This, ilk öpücüğe değil, daha önce ele alınan dikkat, zaman algısı ve bellek üzerindeki etkilere gönderme yapar. This might explain why... kalıbı, önceki mekanizmayı why sonrasında sunulan olguya bağlar. might, iddiayı kesin olmaktan çıkarır: konuşan kişi yerleşik bir gerçek sunmak yerine olası bir açıklama önerir. Bu cümlede people never forget their first kiss, açıklanması gereken olgudur.
Alıştırma
Şunu okuyun: The alarm made Maya focus sharply, and the moment felt unusually slow. This might explain why she remembers every detail. This neye gönderme yapıyor?
- Hatırladığı ayrıntılar
- Az önce belirtilen artmış odaklanma ve değişmiş zaman algısı
- Maya'nın kendisi
Cevabı göster
Az önce belirtilen artmış odaklanma ve değişmiş zaman algısı
The idea of ... being influenced by ... yapısının cümle öznesi olması
The idea of ile başlayan öbeğin tamamı may seem yükleminin öznesidir. Bu öbeğin içinde our attraction being influenced by chemicals and evolutionary biology, “idea”nın ilgili olduğu durumu belirtir. Being influenced, of öbeğinin içinde yer alan edilgen bir -ing yan tümcesidir; ana fiil değildir. Bu kalıp, karmaşık bir iddiayı ad öbeği hâline getirerek cümlenin bu iddianın tamamını değerlendirmesini sağlar: The idea of X being affected by Y may seem ...
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “The idea of our choices being shaped by habit can feel uncomfortable.” Ana yüklemi hangi sözcükler oluşturur?
- The idea of our choices
- being shaped by habit
- can feel uncomfortable
Cevabı göster
can feel uncomfortable
may seem cold and scientific rather than romantic: izlenimleri karşılaştırma
May seem, bir izlenimi kesin değil olası olarak sunar. Burada cold duygusal açıdan mesafeli olmayı, scientific ise kişisel olmayan ve analitik bir hissi ifade eder. Rather than bu izlenimi romantic ile karşılaştırır: romantik değil, soğuk ve bilimsel görünebilir. may seem X rather than Y kalıbı, iki betimlemeyi karşılaştırırken bir şeyin nasıl göründüğünü değerlendirir.
Alıştırma
“The explanation may seem cold and scientific rather than romantic” ne anlama gelir?
- Kesinlikle aynı anda soğuk, bilimsel ve romantiktir.
- Bilimsel olduğu için romantik görünebilir.
- Romantik değil, soğuk ve bilimsel bir izlenim verebilir.
Cevabı göster
Romantik değil, soğuk ve bilimsel bir izlenim verebilir.
but the next time you see someone you like, Dilbilgisi
4:09ama bir dahaki sefere hoşlandığınız birini gördüğünüzde,
try to appreciate: değeri fark etmeye yönelik yumuşak bir davet
Try to + fiil, bir şeyi yapmak için çaba göstermek anlamına gelir. Bu cümlede appreciate fiilini doğrudan bir emir yerine daha yumuşak bir öneriye dönüştürür. Appreciate fiilini bir how yan cümlesi izlediği için burada vücudun çalışma biçiminin değerini veya önemini fark edip anlamak demektir. “Fiyatı artmak” anlamında değildir.
Alıştırma
Emeği fark etmeye yönelik yumuşak bir davet oluşturmak için hedef ifadeyi kullanın: ____ how much work Maya put into the project.
Cevabı göster
Try to appreciate
the next time you see someone you like: bir sonraki durumu belirten zaman yapısı
The next time + özne + fiil, “bu olayın bir sonraki gerçekleştiği zamanda” anlamına gelir. Burada the next time you see someone you like bir zaman belirtecidir; ardından gelen ana tavsiyenin geçerli olduğu durumu kurar. The next time ifadesinin ardından doğrudan özne ve fiil gelebilir, bu yüzden ayrıca when eklemek gerekmez. Baştaki but yalnızca bu tavsiyeyi önceki düşünceye bağlar; zaman yapısını değiştirmez.
Alıştırma
Cümleyi “bir sonraki gerçekleştiği zaman” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: ____ you see an unfamiliar word, guess from context first.
Cevabı göster
The next time
your entire body is playing matchmaker: kişileştirilmiş bir benzetme
Bu ifade your entire body sözünü kişileştirir. Matchmaker, iki kişinin romantik bir çift olmasına yardımcı olan kişidir. Bu nedenle bedenin is playing matchmaker olması, çeşitli duyusal ve fiziksel tepkilerin o yabancının uygun bir eş olup olmadığını değerlendirmeye yardım ettiği anlamına gelir. Beden gerçekten bir meslek üstlenmiş değildir. Bu benzetme, karmaşık tepkileri tek ve anlaşılır bir görüntüye dönüştürür: Bedenin seçim yapmana etkin biçimde yardım etmektedir.
Alıştırma
Örnekteki your entire body is playing matchmaker ne anlama geliyor?
- Bedenin gerçekten buluşma ayarlama işi buldu.
- Kiminle çıkacağına yalnızca arkadaşların karar verebilir.
- Bedeninin tüm tepkileri olası bir eşleşmeyi değerlendirmeye yardım ediyor.
Cevabı göster
Bedeninin tüm tepkileri olası bir eşleşmeyi değerlendirmeye yardım ediyor.
is right for you: uygunluğu ifade etmek
Be right for someone, bir kişinin ihtiyaçlarına, karakterine, hedeflerine veya durumuna uygun olmak demektir. Bu cümlede söz konusu olan, o yabancının senin için uygun bir romantik eş olup olmadığıdır. Buradaki right, uyumu veya uygunluğu anlatır. Left sözcüğünün karşıtı olan yön anlamında değildir ve kişinin olgusal olarak haklı olduğunu söylemekle de sınırlı değildir.
Alıştırma
“Konuşan kişi için uygun değil” anlamını vermek üzere cümleyi right for ve doğru nesne zamiriyle tamamla: The early-morning schedule isn't ____.
Cevabı göster
right for me