Beliriş – Aptal Şeyler Birlikte Nasıl Akıllı Hale Gelir: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
999 kelime 165 kel/dk

Video özeti: Bu video, yerel kuralları izleyen basit birimlerin yeni özellikli karmaşık sistemleri nasıl oluşturduğunu karıncalar, hücreler ve uluslarla gösterir. Islaklıktan yaşama ve kurumlara ilerler; belirmeyi evrenin bir özelliği olarak sunar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. In a nutshell, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: örneklerden önce karmaşık bir fikri özetleyen işareti tanıyın. 2. so elegant that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: so + sıfat + that ile bir dereceyi doğurduğu sonuca bağlayın. 3. come and go. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: yerler arası hareketi değil, zamanla ortaya çıkıp kaybolmayı anlattığını kavrayın.

Bu derste

An ant is pretty stupid.

0:00

Bir karınca oldukça aptaldır.

It doesn't have much of a brain,

0:02

Pek bir beyni yoktur,

no will,

0:04

iradesi,

no plan.

0:05

planı yoktur.

And yet, Anlatım akışı

0:06

Ve yine de,

many ants together are smart.

0:07

birçok karınca bir araya geldiğinde zekidir.

Anlatım akışı

Beklenmedik bir karşıtlık bildiren And yet,

And yet, bu cümleyi önceki düşünceye bağlar ve beklenmedik bir karşıtlık geleceğini gösterir. Önce tek bir karıncanın yeteneğinin çok sınırlı olduğu anlatılır; bu bağlayıcı, sıradaki ifadenin bu beklentiyi tersine çevirdiğini bildirir: Karınca grupları akıllıca davranabilir. Cümlenin başında and anlatımı sürdürürken yet karşıtlığı taşır. Burada yet, nevertheless (yine de) anlamındadır; “şimdiye kadar” anlamında değildir.

Alıştırma

Örnek cümlede And yet, ne işe yarıyor?

  1. Önceki açıklamaya benzeyen başka bir sonuç ekler.
  2. Karıncaların şu ana kadar akıllı hâle gelmediğini söyler.
  3. Daha önce oluşan beklentinin tersine giden bir sonucu tanıtır.
Cevabı göster

Daha önce oluşan beklentinin tersine giden bir sonucu tanıtır.

An ant colony can construct complex structures.

0:10

Bir karınca kolonisi karmaşık yapılar inşa edebilir.

Some colonies keep farms of fungi,

0:14

Bazı koloniler mantar çiftlikleri kurar,

others take care of cattle. Öbek fiiller

0:17

bazılarıysa büyükbaş böcek yetiştirir.

Öbek fiiller

“Bakmak” anlamındaki take care of

Bu cümlede take care of, look after ya da tend, yani bakmak veya bakımını üstlenmek anlamına gelir. Bazı karıncalar, besledikleri diğer böceklerden oluşan “çiftlik hayvanlarına” ihtiyaç duydukları ilgiyi verir. take care of ifadesini tek bir kalıp olarak düşün. Yalnızca önemseme duygusunu değil, birine veya bir şeye bakmak için yapılan somut eylemi anlatır.

Alıştırma

take, care ve of sözcüklerini doğru sıraya koyarak üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamla: Can you ____ my rabbit while I’m away?

Cevabı göster

take care of

They can wage war or defend themselves. Kalıp ifadeler

0:19

Savaş açabilir veya kendilerini savunabilirler.

Kalıp ifadeler

wage war: savaş yürütmeyi anlatan resmî eşdizim

wage war ifadesinde wage, yürütmek veya sürdürmek anlamında kullanılan bir fiildir. Bu ifade savaşı zaman içinde devam eden, örgütlü bir eylem olarak anlatır. Savaş için ödeme yapmak anlamına gelmez. Bu eşdizimde wage sözcüğünü doğrudan war izler. Yaygın bir kalıp wage war against an enemy şeklindedir; wage war on a problem ise mecazlı bir kullanımdır.

Alıştırma

Hangi cümlede wage war, bir savaşı etkin biçimde yürütmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The workers asked for a higher wage.
  2. The kingdom may wage war against its neighbor.
  3. The treaty officially declared war.
Cevabı göster

The kingdom may wage war against its neighbor.

How is this possible?

0:22

Bu nasıl mümkün olabilir?

How can a bunch of stupid things do smart things together? Kalıp ifadeler

0:24

Bir sürü aptal şey nasıl birlikte zekice şeyler yapabilir?

Kalıp ifadeler

gayriresmî bir miktar ifadesi olarak a bunch of

A bunch of, bir grup veya oldukça fazla sayıda anlamına gelen gayriresmî bir miktar ifadesidir. a bunch of stupid things içinde, kesin bir sayı vermeden birçok ayrı şeyi gevşek bir topluluk olarak bir araya getirir. Yeniden kullanılabilen kalıp a bunch of + isim şeklindedir. Bu kullanımda isim genellikle a bunch of keys veya a bunch of friends örneklerinde olduğu gibi çoğul ve sayılabilirdir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki gayriresmî miktar ifadesiyle tamamlayın: We found ____ old photos in the attic.

Cevabı göster

a bunch of

This phenomenon is called emergence,

0:28

Bu olguya "belirme" (emergence) denir,

and it's one of the most fascinating and mysterious features of our universe. Dilbilgisi

0:31

ve evrenimizin en büyüleyici ve gizemli özelliklerinden biridir.

Dilbilgisi

one of the most fascinating and mysterious features: en büyüleyici ve gizemli özelliklerden biri

Bu cümlede one of the most fascinating and mysterious features, bu özelliğin en dikkat çekici gruplardan birine ait olduğunu anlatır: Son derece büyüleyici ve gizemli birkaç özellik olabilir ve bu da onlardan biridir. Yapı one of + the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. İsim, grubu belirttiği için çoğul olur: one of the most useful tools. Ancak ifadenin tamamı tek bir üyeyi gösterir; bu nedenle özne olduğunda genellikle tekil fiil alır: One of the tools is missing.

Alıştırma

Hangi cümlede one of the most + sıfat + çoğul isim yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. This is one of the most useful tool in the workshop.
  2. This is one of the most useful tools in the workshop.
  3. This are one of the most useful tools in the workshop.
Cevabı göster

This is one of the most useful tools in the workshop.

In a nutshell, Anlatım akışı

0:36

Kısaca,

it describes small things forming bigger things that have different properties than the sum of their parts. Deyimler

0:37

küçük şeylerin, parçalarının toplamından farklı özelliklere sahip daha büyük şeyleri oluşturmasını tanımlar.

Anlatım akışı

In a nutshell: kısa bir özet sunmak

In a nutshell, birkaç kelimeyle veya yalnızca ana fikri vermek gerekirse anlamına gelir. Gerçek bir kabuğa gönderme yapmaz; deyimsel bir ifadedir. Cümlenin başında söylem belirteci olarak görev yapar: Dinleyiciye sırada ayrıntıların dışarıda bırakıldığı kısa bir özet olduğunu bildirir. Yazıda genellikle ardından virgül gelir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve çok kısa bir özeti başlatan üç kelimelik deyimle tamamlayın: ____, the trip was fun but exhausting.

Cevabı göster

In a nutshell

Deyimler

the sum of their parts: parçalarının toplamı

Burada the sum of their parts, ayrı bileşenlerin tümü birlikte düşünüldüğünde ortaya çıkan birleşik sonucu ifade eder. Sum sözcüğü mecazi kullanılmıştır; mutlaka sayısal bir hesaplama anlamına gelmez. Cümle, bileşenlerin birleşimini onların oluşturduğu bütünle karşılaştırır. Bir bütün, tek tek parçaların kendi başlarına sahip olmadığı yeni özelliklere sahip olabilir.

Alıştırma

“The app is more useful than the sum of its parts,” cümlesinde “the sum of its parts” ne anlama gelir?

  1. ayrı özelliklerin birleşik katkısı
  2. uygulamadan seçilen tek bir özellik
  3. vergiler eklendikten sonra uygulamanın fiyatı
Cevabı göster

ayrı özelliklerin birleşik katkısı

Emergence is complexity arising from simplicity,

0:44

Belirme, basitlikten doğan karmaşıklıktır,

and emergence is everywhere.

0:48

ve belirme her yerdedir.

Water has vastly different properties to the molecules that make it up, Öbek fiiller

1:01

Su, onu oluşturan moleküllerden çok farklı özelliklere sahiptir,

Öbek fiiller

make it up: parçaların bir bütünü oluşturması

Burada make up, “oluşturmak” veya “meydana getirmek” anlamındadır. Moleküller parçalardır; it ise bu parçaların oluşturduğu bütün olan suyu ifade eder. Bu ayrılabilen öbek fiilde zamir nesne make ile up arasına gelir: make it up denir, make up it denmez. Nesne bir isim olduğunda yaygın sıra “parçalar + make up + bütün” şeklindedir. Five chapters make up the book. buna bir örnektir.

Alıştırma

Cümleyi make up ifadesini doğru sırada kullanarak tamamlayın: A robot has many components. Those components ____.

Cevabı göster

make it up

like the concept of wetness.

1:05

ıslaklık kavramı gibi.

Take wet fabric.

1:07

Islak bir kumaşı ele alalım.

If you zoom in far enough, Öbek fiiller

1:08

Yeterince yaklaştığınızda,

there is no wetness,

1:10

ıslaklık diye bir şey yoktur,

Öbek fiiller

zoom in: Daha Fazla Ayrıntı İçin Görüntüyü Büyütmek

Zoom in, daha küçük ayrıntıların görünmesini sağlamak için bir görüntüyü veya ekran görünümünü büyütmek demektir. Bu cümlede, kumaşı giderek daha küçük bir fiziksel ölçekte incelemek anlamına gelir. in parçacığı daha yakın ve ayrıntılı bir görünüme yönelmeyi belirtir; bir yerin içine girmek anlamına gelmez. Bu ifade, bir konunun belirli bir bölümünü daha yakından incelemek anlamında mecazi olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “büyütme oranını artırmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: To read the tiny street names, ____ on the map.

Cevabı göster

zoom in

there are just molecules sitting in the spaces between the atoms of the cloth.

1:11

sadece kumaşın atomları arasındaki boşluklarda oturan moleküller vardır.

Wetness is an emerging property of water.

1:16

Islaklık, suyun beliren bir özelliğidir.

Something new

1:19

Yeni bir şey,

only created by a lot of individual interactions between water molecules.

1:20

sadece su molekülleri arasındaki pek çok bireysel etkileşimle yaratılır.

And this is sort of it. Ton ve niyet

1:25

Ve işte tam olarak budur.

Ton ve niyet

sort of: Bir İddiayı Yumuşatmak

Burada sort of, “yaklaşık olarak”, “bir bakıma” veya “tam olarak değil” anlamına gelen, konuşma diline özgü bir yumuşatma ifadesidir. And this is sort of it. cümlesinde konuşan kişi, özetin genel olarak doğru olduğunu belirtir ancak bunun kusursuz veya eksiksiz bir açıklama olduğunu iddia etmez. Önünde a olmadığında sort of bir ifadeyi veya bütün bir iddiayı niteleyebilir. Bu kullanım tereddüt gösterir ya da kesinlik derecesini azaltır; bir şeyi tür olarak sınıflandırmaz.

Alıştırma

“The plan is sort of ready.” cümlesinde sort of ne işe yarar?

  1. Planı bir nesne türü olarak sınıflandırır.
  2. İddiayı yumuşatır: plan yaklaşık olarak hazırdır, ancak tamamen hazır değildir.
  3. İddiayı tamamen kesin hâle getirir.
Cevabı göster

İddiayı yumuşatır: plan yaklaşık olarak hazırdır, ancak tamamen hazır değildir.

Many things interact under a certain set of rules, Kalıp ifadeler

1:26

Birçok şey belirli bir kurallar bütünü altında etkileşime girerek,

Kalıp ifadeler

under a certain set of rules: belirli kurallara tabi

Bu cümlede under, bir şeyin fiziksel olarak altında olmayı değil, “tabi olmak” veya “tarafından yönetilmek” anlamını taşır. A certain set of rules, şeylerin nasıl etkileşime gireceğini kontrol eden belirli kurallar bütünüdür. under + rules, laws veya conditions yapısı, nelerin gerçekleşebileceğini sınırlayan ya da düzenleyen bir çerçeve sunar.

Alıştırma

'All teams compete under the same set of rules,' cümlesinde under ne anlama gelir?

  1. Kurallarla yönetilen
  2. Kurallara doğru hareket eden
  3. Fiziksel olarak kuralların altında bulunan
Cevabı göster

Kurallarla yönetilen

creating something above and beyond themselves. Deyimler

1:30

kendilerinin ötesinde ve üstünde bir şey yaratırlar.

Deyimler

above and beyond: tek tek parçaları aşan bir sonuç

Burada above and beyond, onu yaratan tek tek şeylerden daha yüksek ve daha geniş bir düzeyde var olan bir şeyi anlatır. Above daha yüksek bir düzeyi çağrıştırırken beyond, tek tek parçaların sınırlarını aşma fikrini ekler. İfade yeni ortaya çıkan şeyi anlatır ve ardından themselves gelir; bu nedenle fiziksel yüksekliği değil, ayrı parçaların toplamından daha fazlası olan bir bütünü ifade eder.

Alıştırma

'The community developed an identity above and beyond its individual members,' cümlesinde above and beyond ne anlama gelir?

  1. Tek tek üyelerden daha yüksek bir düzeyde olan ve onların sınırlarıyla kısıtlanmayan
  2. Tek tek üyelerden beklenenden daha çok çalışan
  3. Fiziksel olarak tek tek üyelerin üzerinde bulunan
Cevabı göster

Tek tek üyelerden daha yüksek bir düzeyde olan ve onların sınırlarıyla kısıtlanmayan

It turns out that more is different. Anlatım akışı

1:33

Görünüşe göre "daha fazla" olan "farklı"dır.

Anlatım akışı

It turns out that: keşfedilen bir sonucu açıklamak

“It turns out that”, gerçekler kontrol edildikten, olanlar gözlemlendikten veya bir fikir yeniden düşünüldükten sonra öğrenilen bir sonucu sunar. Sonucun baştan belli olmadığını ya da beklenenden farklı olduğunu sık sık belirtir. Burada sonraki bilgiyi bir keşif olarak düzenler: miktarın artması yeni bir davranış türü ortaya çıkarabilir. İfade, sonucu yalın bir gerçek olarak vermek yerine bu sonucun nasıl fark edildiğini öne çıkarır.

Alıştırma

Hangi cümle, kanıtlar kontrol edildikten sonra keşfedilen bir sonucu en iyi biçimde sunar?

  1. It turns out that the smaller battery lasts longer.
  2. It seems that the smaller battery might last longer.
  3. We hope that the smaller battery lasts longer.
Cevabı göster

It turns out that the smaller battery lasts longer.

This different property is itself a new thing,

1:36

Bu farklı özellik başlı başına yeni bir şeydir,

and that new thing can couple with other new things to repeat the process. Kelime

1:39

ve bu yeni şey süreci tekrarlamak için diğer yeni şeylerle birleşebilir.

Kelime

couple with: bir sistemde bağlanmak ve etkileşime girmek

Burada “couple with”, “bağlanmak ve etkileşime girmek” anlamına gelen teknik bir fiil ifadesidir. İki şey, birbirini etkileyebilecek, birlikte çalışabilecek veya aralarında bir şeyi aktarabilecek biçimde bağlanır. Yapı X couples with Y şeklinde olabilir; edilgen biçimi ise X is coupled with Y olur. Bu kullanımda “couple”ın flört etmekle veya romantik bir çiftle ilgisi yoktur.

Alıştırma

Hangi cümlede “couple with”, iki teknik bileşenin bağlanıp etkileşime girmesi anlamında kullanılmıştır?

  1. The motor can compete with the pump for power.
  2. The motor can remain separate from the pump during transport.
  3. The motor can couple with the pump to transfer power.
Cevabı göster

The motor can couple with the pump to transfer power.

You can imagine this as layers stacked upon each other, Dilbilgisi

1:44

Bunu üst üste binen katmanlar olarak hayal edebilirsiniz,

Dilbilgisi

layers stacked upon each other: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

Burada stacked upon each other, layers sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. layers that are stacked upon each other biçiminde açılabilir. Layers eylemden etkilenen ögedir; bu nedenle stacked edilgen anlam taşır. Bu kısaltılmış yapı, açıklamayı doğrudan ismin arkasına getirerek bilgiyi daha yoğun verir. Burada upon, on anlamındadır ve bir katmanın diğerinin üzerinde durduğu görüntüyü anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle “tarihe göre düzenlenmiş raporlar” anlamını geçmiş zaman ortacı grubuyla verir?

  1. The archive has reports organizing by date.
  2. The archive has reports organized by date.
  3. The archive has reports organize by date.
Cevabı göster

The archive has reports organized by date.

every layer made from more complex parts. Kalıp ifadeler

1:46

her katman daha karmaşık parçalardan oluşur.

Kalıp ifadeler

made from: kaynak malzemenin yeni bir şeye dönüşmesi

Made from, bir ürünü veya sonucu kaynak malzemesine ya da bileşenlerine bağlar. Genellikle yeni şey oluşturulurken kaynağın işlendiğini, birleştirildiğini veya değiştiğini düşündürür. Bu cümlede daha karmaşık parçalar birleşerek her katmanı oluşturur. Odak, parçaların görünür biçimde aynı kalmasında değil, katmanın nereden geldiğindedir.

Alıştırma

Dönüştürülmüş kaynak malzemeyi vurgulayan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: This insulation is ____ recycled newspapers.

Cevabı göster

made from

Atoms form molecules,

1:50

Atomlar molekülleri oluşturur,

molecules form proteins,

1:51

moleküller proteinleri oluşturur,

proteins make up cells,

1:53

proteinler hücreleri oluşturur,

cells make up organs,

1:55

hücreler organları oluşturur,

organs form individuals,

1:57

organlar bireyleri oluşturur,

individuals form societies.

1:59

bireyler toplumları oluşturur.

But how can something be more than the sum of its parts?

2:02

Ama bir şey nasıl parçalarının toplamından daha fazlası olabilir?

How do ants form the sort of cloudy entity that is a colony?

2:05

Karıncalar nasıl koloni gibi bulutsu bir varlık oluşturur?

By following a rule set that produces order through chaos. Dilbilgisi

2:10

Kaostan düzen üreten bir kurallar dizisini izleyerek.

Dilbilgisi

By following a rule set: yöntemi anlatan by + fiil-ing

Bu cümlede By + following, sonucu ortaya çıkaran yöntemi belirtir. Örtük bir how sorusunu yanıtlar: How does the colony create order? By following a rule set. Bir şeyi başarmak için kullanılan eylemi veya süreci anlatmak üzere by + fiil-ing yapısını kullanın. Buradaki by, “bu yöntem aracılığıyla” anlamındadır; “bir son tarihten önce” anlamına gelmez ve edilgen cümlede işi yapanı göstermez.

Alıştırma

check fiilini ve by + fiil-ing yapısını kullanarak cevabı tamamlayın: "How did Leo avoid mistakes?" "____ his work twice."

Cevabı göster

By checking

For example,

2:14

Örneğin,

let's look at how an ant colony distributes jobs. Anlatım akışı

2:15

bir karınca kolonisinin işleri nasıl dağıttığına bakalım.

Anlatım akışı

Let's look at: dikkati bir örneğe yönlendirmek

Bu cümlede let's look at, konuşanı da kapsayan bir emir ve öneri yapısıdır: anlatıcı, işleri nasıl dağıttıklarını incelemeye dinleyicileri de davet eder. Açıklamayı genel bir düşünceden belirli bir örneğe taşır. Burada look at, “ele almak” veya “incelemek” anlamındadır; gerçekten gözle bakmak gerekmez. Bu kalıp, dikkati sıradaki konuya yönlendirerek sözlü açıklamaları düzenlemek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle dinleyicileri genel bir noktadan belirli bir örneği birlikte incelemeye en doğal biçimde yönlendirir?

  1. I looked at one customer complaint yesterday.
  2. Let's look at one customer complaint in detail.
  3. Look at that customer complaint right now.
Cevabı göster

Let's look at one customer complaint in detail.

Let's assume that a colony should have 25% workers, Anlatım akışı

2:18

Diyelim ki bir kolonide %25 işçi,

Anlatım akışı

Let's assume that: geçici bir öncül belirlemek

Let's assume that, dinleyiciden ardından gelen that yan cümlesini geçici bir öncül olarak kabul etmesini ister. Burada %25 değeri, sonrasında ne olacağını açıklamak için kullanılan basitleştirilmiş modelin bir parçasıdır; ölçülmüş ya da kanıtlanmış bir gerçek olarak sunulmaz. Bu ifade akıl yürütmeyi düzenler: önce öncül belirlenir, sonra sonuçları çıkarılır. That, varsayımın içeriğini tanıtır ve ardından normalde tam bir yan cümle gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, kanıtlandığını söylemeden bir hesaplama için geçici bir öncül belirler?

  1. We have proved that each box holds ten books.
  2. Let's assume that each box holds ten books.
  3. Our measurements show that each box holds ten books.
Cevabı göster

Let's assume that each box holds ten books.

25% caretakers,

2:21

%25 bakıcı,

25% soldiers,

2:23

%25 asker,

and 25% gatherers.

2:24

ve %25 toplayıcı olmalı.

Ants communicate their current job via chemicals.

2:26

Karıncalar mevcut işlerini kimyasallar yoluyla iletirler.

For example,

2:29

Örneğin,

a worker ant constantly secretes chemicals that say,

2:30

bir işçi karınca sürekli olarak şu mesajı veren kimyasallar salgılar:

"I'm a worker."

2:33

"Ben bir işçiyim."

When ants meet other ants,

2:35

Karıncalar diğer karıncalarla karşılaştığında,

they smell each other to gather information,

2:37

bilgi toplamak için birbirlerini koklarlar,

telling each other their job and what they're doing.

2:39

birbirlerine işlerini ve ne yaptıklarını söylerler.

Both keep track of who they met in the past. Kalıp ifadeler

2:42

Her ikisi de geçmişte kiminle karşılaştığının kaydını tutar.

Kalıp ifadeler

keep track of: bilgiyi zaman içinde takip etmek

Keep track of, bir kişi ya da şey hakkındaki bilgiyi zaman içinde bilmeye, kaydetmeye veya kontrol etmeye devam etmek demektir. Bu cümlede iki karınca, kimlerle karşılaştıklarını hatırlar; ifade fiziksel bir izi takip etmek anlamına gelmez. Kalıp, keep track of + isim, zamir veya soru sözcüğüyle başlayan yan cümle biçimindedir; keep track of expenses ve keep track of who has replied örneklerinde olduğu gibi.

Alıştırma

Bu nottaki kaydetmeye veya hatırlamaya devam etmek anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I use a calendar to ____ all my appointments.

Cevabı göster

keep track of

Now,

2:45

Şimdi,

imagine an anteater kills most of the gatherers.

2:45

bir karıncayiyenin toplayıcıların çoğunu öldürdüğünü düşünün.

If this isn't fixed quickly, Dilbilgisi

2:48

Eğer bu hızla düzeltilmezse,

the colony will starve.

2:50

koloni açlıktan ölecektir.

Dilbilgisi

Bu hızla çözülmezse ... aç kalacak

Bu, geleceğe yönelik gerçek bir koşuldur. If yan cümlesinde gerçekten gerçekleşebilecek bir koşul için geniş zaman yapısındaki isn't fixed kullanılır. Ana cümlede ise beklenen gelecek sonucunu belirtmek için will + fiilin yalın hâli olan will starve kullanılır. Isn't fixed edilgen yapıdadır: odak, sorunu kimin çözdüğünde değil, sorunun çözülmesindedir. Bu yapıda İngilizcede normal olarak If this won't be fixed değil, If this isn't fixed denir.

Alıştırma

Hangi cümle standart fiil yapısıyla gelecekte gerçekleşmesi gerçekçi olan bir koşulu ifade eder?

  1. If the medicine weren't delivered today, patients would miss their doses tomorrow.
  2. If the medicine won't be delivered today, patients miss their doses tomorrow.
  3. If the medicine isn't delivered today, patients will miss their doses tomorrow.
Cevabı göster

If the medicine isn't delivered today, patients will miss their doses tomorrow.

Many worker ants need to switch jobs,

2:52

Birçok işçi karıncanın iş değiştirmesi gerekir,

but how do you tell this to thousands of them?

2:55

ama bunu binlercesine nasıl söylersiniz?

Simple.

2:57

Basit.

You don't.

2:58

Söylemezsiniz.

Our worker ant will still meet and smell other ants,

3:00

İşçi karıncamız hala diğer karıncalarla karşılaşıp koklayacaktır,

but it will encounter almost no gatherers at all. Dilbilgisi

3:03

ancak neredeyse hiç toplayıcıyla karşılaşmayacaktır.

Dilbilgisi

neredeyse hiç toplayıcı karınca

Almost no, sıfıra çok yakın bir sayı anlamına gelir; bu nedenle hâlâ çok az sayıda toplayıcı karınca bulunabilir. No ile aynı değildir. At all olumsuz düşünceyi güçlendirir. Çoğul sayılabilen isim gatherers ile kullanılan almost no gatherers at all, neredeyse hiçbir toplayıcıyla karşılaşmayacağını vurgular.

Alıştırma

Bir ekipte eskiden 500 toplayıcı vardı ve şimdi yalnızca iki kişi kaldı. Hangi cümle sayının sıfıra yakın olduğunu ancak mutlaka sıfır olmadığını belirtir?

  1. Almost all of the gatherers remain.
  2. There are almost no gatherers at all.
  3. There are no gatherers at all.
Cevabı göster

There are almost no gatherers at all.

It counts too few gatherers until it reaches a critical point,

3:06

Kritik bir noktaya ulaşana kadar çok az toplayıcı sayar,

and then it changes its job.

3:11

ve sonra işini değiştirir.

The worker becomes a gatherer.

3:13

İşçi toplayıcı olur.

Other ants will do the same until after a while,

3:15

Diğer karıncalar da aynı şeyi yapacaktır, ta ki bir süre sonra

there are enough gatherers again.

3:18

yeniden yeterince toplayıcı olana kadar.

The balance is restored all by itself. Kalıp ifadeler

3:20

Denge kendi kendine düzelir.

Kalıp ifadeler

all by itself: dışarıdan yardım olmadan

Bu cümlede all by itself, “dışarıdan hiçbir komut, yardım veya müdahale olmadan” demektir. Denge, tek bir denetleyici her şeyi yönettiği için değil, sistemin parçaları yerel olarak hareket ettiği için geri gelir. all by + dönüşlülük zamiri kalıbı, bir şeyin bağımsız biçimde gerçekleştiğini veya yapıldığını vurgular. Özne bir süreç ya da sistem olduğunda çoğu kez “otomatik olarak” veya “kendiliğinden” anlamı verir; fiziksel olarak yalnız olmayı anlatmaz.

Alıştırma

“The toy started moving all by itself,” cümlesinde all by itself ne anlama gelir?

  1. başka bir oyuncağın yardımıyla
  2. tamamen yalnız olduğu sırada
  3. kimse onu hareket ettirmeden
Cevabı göster

kimse onu hareket ettirmeden

The actions and interactions of an individual are random.

3:23

Bir bireyin eylemleri ve etkileşimleri rastgeledir.

You can't plan which ant will encounter which other ant, Dilbilgisi

3:27

Hangi karıncanın hangi başka karıncayla karşılaşacağını planlayamazsınız,

Dilbilgisi

which ant will encounter which other ant: gömülü soru söz dizimi

which ant will encounter which other ant sözleri gömülü bir soru oluşturur: dinleyiciye ayrı bir soru sormak yerine plan sözcüğünden sonra bilinmeyen bilgiyi belirtir. Bu yan cümlede which ant öznedir, will encounter fiil grubudur ve which other ant nesnedir. Özne + will + fiil + nesne sırasını koruyun. İki which öbeği, olası her karşılaşmanın bilinmeyen iki üyesini belirtir.

Alıştırma

“We cannot predict ...” ifadesinden sonra gelen doğal söz dizimini seçin.

  1. which runner will which other runner race.
  2. which will runner race which other runner.
  3. which runner will race which other runner.
Cevabı göster

which runner will race which other runner.

but the simple set of rules is so elegant that a colony's many operations emerge as a consequence. Dilbilgisi

3:30

ancak bu basit kurallar bütünü o kadar zariftir ki, koloninin birçok faaliyeti bunun bir sonucu olarak ortaya çıkar.

Dilbilgisi

so elegant that: sonuca yol açan derece

So + sıfat + that kalıbı, yüksek bir dereceyi bunun doğurduğu sonuca bağlar. Burada so elegant, kurallar bütününün ne kadar dikkat çekici biçimde etkili olduğunu anlatır; that ise sonucu, yani koloninin faaliyetlerinin bu kurallardan ortaya çıkmasını başlatır. That burada sonuç yan cümlesini başlatan bir bağlaçtır, ilgi zamiri değildir. Very elegant yalnızca sıfatı güçlendirirken so elegant that sonucu doğrudan aynı cümleye bağlar.

Alıştırma

Derece ile sonucu bağlayan kalıbı tamamlayın: The instructions were ____ clear ____ everyone finished the task without help.

Cevabı göster

so · that

On an even more fundamental level, Anlatım akışı

3:37

Daha da temel bir düzeyde,

Anlatım akışı

On an even more fundamental level: analiz düzeyini değiştirmek

On a ... level, bir fikrin hangi bakış açısından veya katmanda incelendiğini belirler. Fiziksel bir katı ya da oyun seviyesini adlandırmaz; açıklamayı düzenleyen bir cümle başı çerçevesidir. Even more fundamental, bu yeni katmanı az önce ele alınanla karşılaştırır ve daha derindeki temel bir zemine geçildiğini gösterir. Bu giriş çerçevesinden sonra ana cümleyi ayırmak için genellikle virgül kullanılır.

Alıştırma

Bir rapor, bir topluluk bahçesinin nasıl düzenlendiğini ele aldı. Bitkilerin büyümesini sağlayan daha derin biyolojik süreçlere geçildiğini en iyi hangi başlangıç belirtir?

  1. On an even more fundamental level,
  2. On the upper floor,
  3. At the next game level,
Cevabı göster

On an even more fundamental level,

hundreds of millions of complicated molecules interact to maintain a robust and amazing structure.

3:39

yüz milyonlarca karmaşık molekül, sağlam ve şaşırtıcı bir yapıyı korumak için etkileşime girer.

A being with vastly different properties than the sum of its dead parts emerges.

3:45

Ölü parçalarının toplamından çok daha farklı özelliklere sahip bir varlık ortaya çıkar.

The smallest unit of life,

3:50

Yaşamın en küçük birimi,

a cell.

3:52

bir hücre.

We still don't have a clear definition of what living things are,

3:54

Canlıların ne olduğuna dair hala net bir tanımımız yok,

we just know they emerge from things that are not alive.

3:57

sadece canlı olmayan şeylerden belirdiklerini biliyoruz.

Cells combine and cooperate,

4:01

Hücreler birleşir ve işbirliği yapar,

they specialize and respond to one another,

4:03

uzmanlaşır ve birbirlerine yanıt verirler,

and over time,

4:06

ve zamanla,

we develop into complex organisms with remarkable capacities. Kalıp ifadeler

4:07

olağanüstü kapasitelere sahip karmaşık organizmalara dönüşürüz.

Kalıp ifadeler

develop into: zaman içinde bir sonuca dönüşmek

Bu cümlede develop into, “zaman içinde dönüşerek ... hâline gelmek” anlamındadır. İfade, we öznesinin büyüme ve örgütlenme yoluyla değişip sonunda karmaşık organizmalar hâline gelmesini anlatır. Kalıp develop into + ortaya çıkan biçim, rol veya durum şeklindedir. Into, gelişimin gerçekleştiği yeri değil, değişimin sonucunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi develop into ile tamamlayın: With enough support, the school club could ____ a community organization.

Cevabı göster

develop into

Your arms and legs and heart are an incredibly complex and complicated system made of trillions of individual stupid things. Kalıp ifadeler

4:11

Kollarınız, bacaklarınız ve kalbiniz trilyonlarca tekil aptal şeyden oluşan inanılmaz derecede karmaşık bir sistemdir.

Kalıp ifadeler

made of: bir bütünün bileşenlerini belirtmek

Made of, bir bütünü oluşturan parçaları veya malzemeleri belirtir. Burada vücut sisteminin trilyonlarca ayrı hücreden oluştuğunu söyleyerek tek bir karmaşık bütünü onun çok sayıdaki basit bileşenine bağlar. Bitmiş bir şeyde nelerin bulunduğunu açıklamak için be made of + malzeme veya parçalar kalıbını kullanın. Odak, onu üreten süreçte değil, bileşimindedir.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The toy bridge is ____ separate wooden blocks that you can still identify.

  1. made into
  2. made of
  3. made from
Cevabı göster

made of

And yet we breathe,

4:20

Ve yine de nefes alırız,

digest,

4:21

sindiririz,

and watch YouTube videos.

4:22

ve YouTube videoları izleriz.

How do your cells know what to do?

4:25

Hücreleriniz ne yapacaklarını nasıl bilir?

Think of the pacemaker cells in your heart. Öbek fiiller

4:28

Kalbinizdeki kalp pili hücrelerini düşünün.

Öbek fiiller

Think of ... ile örnek sunmak

Burada Think of, “bu örneği ele alın” anlamındadır; “onu hatırlamaya çalışın” demek değildir. Dinleyicinin dikkatini, sonraki düşünceyi açıklamaya yardımcı olacak somut bir örnek olarak kalp pili hücrelerine yöneltir. Bir açıklama veya savda örnek sunarken think of + isim öbeği yapısını bu şekilde kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Genel bir düşünceyi açıklamaya yardımcı olacak örneği en doğal biçimde hangi cümle sunar?

  1. Remember to put the dominoes back in the box.
  2. Think of a row of dominoes falling one after another.
  3. Try to forget how dominoes fall.
Cevabı göster

Think of a row of dominoes falling one after another.

Billions of them need to send out an impulse just at the right moment to collectively create a heartbeat. Öbek fiiller

4:31

Milyarlarca hücrenin, hep birlikte bir kalp atışı yaratmak için tam olarak doğru anda bir uyarı göndermesi gerekir.

Öbek fiiller

send out an impulse: biyolojik bir sinyal yaymak

Bu cümlede send out, “yaymak” veya “iletmek” anlamındadır; an impulse ise bir hücrenin ürettiği elektriksel sinyaldir. İfade, kalp pili hücrelerinin sinyal yaymasını anlatır; insanların ani bir istekle hareket etmesini değil. send out + signal/message/light/sound yapısı, bir kaynaktan alıcılara veya çevreye doğru ilerleyen bir şeyi belirtir.

Alıştırma

Bir biyoloji dersinde hangi cümle impulse sözcüğünü elektriksel sinyal anlamında kullanır?

  1. The nerve cells send out an impulse when they are activated.
  2. Mina resisted the impulse to shout.
  3. Leo bought the game on impulse after seeing the cover.
Cevabı göster

The nerve cells send out an impulse when they are activated.

Our cells exchange chemical information with their neighbor cells to see what they're up to, Deyimler

4:37

Hücrelerimiz ne yaptıklarını görmek için komşu hücreleriyle kimyasal bilgi alışverişinde bulunur,

Deyimler

what they're up to ifadesinin anlamı

what they're up to ifadesindeki be up to deyimi, “bir şey yapıyor veya planlıyor olmak” anlamına gelir. Burada hücreler insan gibi anlatılır: Her hücre, tepki verebilmek için yakındaki hücrelerin ne yaptığını kontrol eder. what + be + özne + up to soru kalıbı bir faaliyet veya niyet hakkında soru sorar. Buradaki up hareket bildirmez; up to da “en fazla” ya da “birinin kararına bağlı” anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte what they're up to ne anlama geliyor?

  1. Komşu hücrelerin ne yaptığı veya planladığı
  2. Bu alana en fazla kaç hücrenin sığabileceği
  3. Hangi hücrenin karar verme yetkisine sahip olduğu
Cevabı göster

Komşu hücrelerin ne yaptığı veya planladığı

and then decide what to do.

4:42

ve sonra ne yapacaklarına karar verirler.

If it's among a lot of cells that are working on the same task,

4:44

Aynı görev üzerinde çalışan birçok hücre arasındaysa,

it will start working on that task as well and sync up with them. Öbek fiiller

4:47

kendisi de o görev üzerinde çalışmaya başlar ve onlarla senkronize olur.

Öbek fiiller

sync up with ifadesinin anlamı

Sync up with, zamanlamanızı, bilginizi, durumunuzu veya eylemlerinizi başka bir kişi, grup ya da sistemle uyumlu hâle getirmek demektir. Cümlede bir hücre aynı göreve başlar ve faaliyetini çevresindeki hücrelerle koordine eder. Kalıp sync up with + kişi, grup veya sistem şeklindedir. Yalnızca birine yardım etmeyi veya onun yanında çalışmayı değil, aynı düzene gelmeyi vurgular.

Alıştırma

Cümleyi, planları veya eylemleri uyumlu hâle getirmek anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before the launch, we need to ____ the design team so everyone follows the same plan.

Cevabı göster

sync up with

There is no mastermind giving commands, Dilbilgisi

4:52

Komutlar veren bir üst akıl yoktur,

just single units communicating with their neighbors and acting according to the feedback they get.

4:54

sadece komşularıyla iletişim kuran ve aldıkları geri bildirime göre hareket eden tekil birimler vardır.

Dilbilgisi

There is no X, just Y: X yok, yalnızca Y var

There is no X, just Y kalıbı bir açıklamayı reddeder ve hemen ardından onun yerine daha basit ya da daha doğru bir açıklama getirir. Burada no mastermind merkezi bir yöneticinin varlığını reddederken just single units gerçekte neyin var olduğunu belirtir. Bu kullanımda just, “az önce” değil, “yalnızca” anlamına gelir. Bu kalıp, reddedişi ve doğru açıklamayı iki ayrı cümleye bölmeden bir varsayımı düzeltmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

There is no X, just Y kalıbını kullanarak düzeltmeyi tamamlayın: There ____ central director, ____ local teams sharing information.

Cevabı göster

is no · just

What about our most important part? Anlatım akışı

5:00

Peki ya bizim en önemli parçamız?

Anlatım akışı

Geçiş ifadesi olarak What about ...?

What about + isim öbeği? daha önce ele alınmamış bir durumu konuşmaya getirir. Bu durumu incelenmekte olan soruyla ilişkilendirir ve sıradaki konu hâline getirir. Burada our most important part, biraz sonra ele alınacak beyin ve bilinç konusuna geçiş yapar. Konuşan kişi bu parçanın durumunu sormaz; soru aslında “Bu durum az önce söylediklerimizle nasıl bağlantılı?” anlamına gelir.

Alıştırma

Konuşmacı bir planın yetişkinlere nasıl yardımcı olduğunu açıklamış ve şimdi çocukları sıradaki durum olarak ele almak istiyor. Bunu en iyi hangi cümle yapar?

  1. What are children?
  2. What about children?
  3. How are children?
Cevabı göster

What about children?

What is the thing that asks these kinds of questions?

5:03

Bu tür soruları soran şey nedir?

Is our consciousness then an emergent property of the cells in our brain? Kelime

5:07

O halde bilincimiz beynimizdeki hücrelerin beliren bir özelliği midir?

Kelime

emergent property: etkileşimden doğan sistem özelliği

Beliren bir sistem özelliği, bütün bir sistemde parçalar arasındaki etkileşimlerden doğan ve tek tek hiçbir parçanın kendi başına taşımadığı bir özelliktir. Burada bilincin tek bir beyin hücresinin özelliği olmak yerine, beyin hücrelerinin birlikte çalışmasından doğup doğmadığı soruluyor. Cümle bunu kesinleşmiş bir gerçek değil, açık bir olasılık olarak sunuyor.

Alıştırma

Parçalar arasındaki etkileşimlerden doğan bütünsel sistem özelliğini anlatan teknik terimle cümleyi tamamlayın: The colony's ability to find efficient routes is an ____.

Cevabı göster

emergent property

This question is too big and important.

5:12

Bu soru çok büyük ve önemli.

It deserves a video of its own. Kalıp ifadeler

5:15

Kendi başına bir videoyu hak ediyor.

Kalıp ifadeler

of its own: kendine ait ayrı bir şey

a video of its own gibi bir ad öbeğinde of its own, “ona ait ya da özellikle ona ayrılmış” demektir. Own sözcüğü anlamı vurgular: paylaşılan bir şey yerine ayrı bir şey olduğunu belirtir. Burada anlatılmak istenen, konunun yalnızca ona ayrılmış ayrı bir videoyu hak ettiğidir. Konunun videoyu kendi başına yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“Özellikle ona ayrılmış ayrı bir tane” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The report is too detailed for one page; it needs a section ____.

Cevabı göster

of its own

Some things that emerge are hard to define.

5:18

Beliren bazı şeyleri tanımlamak zordur.

You can't touch an ant colony,

5:21

Bir karınca kolonisine dokunamazsınız,

only its parts.

5:23

sadece parçalarına dokunabilirsiniz.

It has neither brain nor face, Dilbilgisi

5:25

Ne bir beyni ne yüzü vardır,

nor body.

5:26

ne de bir bedeni.

Dilbilgisi

neither brain nor face, nor body: üçünün de bulunmaması

Neither ... nor, tamamı dışlanan ögeleri birbirine bağlar. Burada öznenin beyni, yüzü ve bedeni olmadığını söyler. Yapı ilk ögeden önce neither ile başlar; sonraki ögeyi nor getirir. “nor body” örneğinde olduğu gibi, aynı olumsuz liste başka bir nor ile sürdürülebilir. Neither zaten listeyi olumsuz yaptığı için not eklemeyin.

Alıştırma

Cümleyi olumsuz eşleme yapısıyla tamamlayıp listeyi sürdürün: The creature has ____ wings ____ fins ____ legs.

Cevabı göster

neither · nor · nor

And yet,

5:28

Ve yine de,

the colony interacts with the world.

5:29

koloni dünyayla etkileşime girer.

Just like colonies emerge from ants, Dilbilgisi

5:31

Tıpkı kolonilerin karıncalardan belirmesi gibi,

things emerge from humans,

5:34

şeyler de insanlardan belirir,

Dilbilgisi

Just like colonies emerge from ants, things emerge from humans: bir ilişkiyle başka bir ilişkiyi açıklama

Just like A, B bir benzetme kurar: A’daki ilişki, B’yi anlamak için model olarak kullanılır. Just, iki ilişkinin birbirine çok benzediği duygusunu güçlendirir. Burada “colonies emerge from ants” ilk örüntüdür; “things emerge from humans” ise buna paralel bir örüntü olarak sunulur. Like burada karşılaştırma sözcüğüdür; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Bu kalıp, yeni bir düşünceyi daha açık bir ilişki üzerinden anlatmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Benzetmeyi burada öğretilen iki sözcüklük kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ a map helps travelers find their way, a plan helps a team stay on track.

Cevabı göster

Just like

like nations.

5:36

uluslar gibi.

What actually is a nation? Anlatım akışı

5:38

Bir ulus aslında nedir?

Anlatım akışı

What actually is ...? ile bir tanımı yeniden sorgulamak

What actually is X? kalıbı yalnızca temel bir tanım istemekten daha fazlasını yapar. Burada actually, “yakından baktığımızda” veya “özünde” anlamındadır; bu nedenle konuşmacı anlatımı durdurup apaçık görünebilecek bir fikri sorgular. Bu tür bir soru açıklamayı düzenler: tartışmada kullanılacak tanımı yeniden belirler, ardından incelenecek parçalara veya ölçütlere geçiş yapar. Belirli bir yanlış ifadeyi düzeltmesi şart değildir.

Alıştırma

Doğru kabul edilen bir tanımı yeniden sorgulayan ders kalıbıyla tamamlayın: ____ a community?

Cevabı göster

What actually is

Is it its population?

5:40

Nüfusu mudur?

Is it its institutions?

5:42

Kurumları mıdır?

Its symbols like its flag,

5:43

Bayrağı,

colors,

5:45

renkleri,

or anthems?

5:46

ya da marşları gibi sembolleri mi?

The physical things it makes like cities?

5:47

Şehirler gibi yaptığı fiziksel şeyler mi?

The territory it occupies?

5:50

İşgal ettiği topraklar mı?

All of these things are fluid.

5:53

Tüm bunlar akışkandır.

Populations change and are replaced.

5:55

Nüfuslar değişir ve yerlerine yenileri gelir.

Institutions come and go. Deyimler

5:58

Kurumlar gelir ve geçer.

Deyimler

Come and go: zamanla ortaya çıkıp kaybolmak

Burada come and go fiilleri mecazi anlamda kullanılır. Kurumlar ortaya çıkar, bir süre varlığını sürdürür ve ardından kaybolur veya yerini başka kurumlara bırakır. Bu ikili ifade değişimi tekrarlanan bir düzen olarak gösterir. İnsanlar, modalar, fırsatlar, kurallar ve kalıcı olmayan başka şeyler için kullanılabilir.

Alıştırma

“Ortaya çıkıp daha sonra kaybolmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Trends ____, but basic needs remain.

Cevabı göster

come and go

Cities can be constructed and abandoned.

5:59

Şehirler inşa edilebilir ve terk edilebilir.

Borders have changed all the time for most of history.

6:02

Sınırlar tarih boyunca her zaman değişmiştir.

And symbols get replaced by new symbols. Dilbilgisi

6:06

Ve sembollerin yerini yeni semboller alır.

Dilbilgisi

get replaced by: değişimi vurgulayan get edilgeni

Get + fiilin üçüncü hâli bir edilgen yapı oluşturur: özne eylemi yapmak yerine eylemden etkilenir. get replaced by ifadesinde symbols, kullanımdan kaldırılan şeylerdir; by öbeği ise onların yerini neyin aldığını belirtir. Buradaki get, elde etmek anlamına gelmez. Get ile kurulan edilgen yapı, değişimi nötr be edilgenine göre daha hareketli ya da bir süreç gibi gösterebilir. Burada değiştirme, sistemler geliştikçe gerçekleşen bir değişim olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan get edilgen ifadesiyle tamamlayın: To keep the map current, outdated icons ____ newer ones.

Cevabı göster

get replaced by

A nation has no face,

6:10

Bir ulusun yüzü,

no brain,

6:11

beyni,

no body.

6:13

bedeni yoktur.

Are nations not real then? Ton ve niyet

6:15

O halde uluslar gerçek değil midir?

Of course they are.

6:17

Elbette gerçektirler.

Ton ve niyet

Are nations not real then? ... Of course they are.: bir sonucu ortaya koyup reddetmek

Are nations not real then? olumsuz sorusu, önceki düşünceden çıkabilecek olası bir sonucu dile getirir: Bir ulusun görünür simgeleri değişebiliyorsa uluslar belki de gerçek değildir. Then, bu durumda ya da bunun sonucunda anlamına gelir; dolayısıyla soru yalnızca bilgi istemek yerine akıl yürütmeyi düzenler. Of course they are bu sonucu hemen reddeder. They, nations sözcüğüne gönderme yapar; are ise tekrarı önlemek için are real ifadesinin yerini tutar. Of course, düzeltmeyi kesin ve açık bir gerçek olarak sunarak yanıtı güçlü kılar.

Alıştırma

Are nations not real then? Of course they are. konuşmasının işlevi nedir?

  1. Bilinmeyen gerçekleri sorup kararsız bir yanıt vermek
  2. Olası bir sonuç ortaya koyup ardından onu kesin biçimde reddetmek
  3. Ulusların gerçek olmadığına katılmak
Cevabı göster

Olası bir sonuç ortaya koyup ardından onu kesin biçimde reddetmek

Just like ant colonies,

6:18

Tıpkı karınca kolonileri gibi,

nations interact with the world.

6:19

uluslar da dünyayla etkileşime girer.

They can change landscapes,

6:22

Manzaraları değiştirebilir,

wage wars,

6:24

savaşlar açabilir,

grow or decline,

6:25

büyüyebilir veya gerileyebilirler,

and they can stop existing. Dilbilgisi

6:26

ve var olmaktan çıkabilirler.

Dilbilgisi

stop existing: stop + -ing biçimi

stop existing yapısında stop fiilinden sonra -ing biçimi olan existing gelir. stop + -ing kalıbı, zaten devam eden bir eylemin veya durumun sona erdiğini anlatır. Burada existing devam eden var olma durumudur. Bu yüzden they can stop existing, “artık var olmayabilirler” veya “varlıkları sona erebilir” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi stop ve exist fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: If every copy is deleted, the file will ____.

Cevabı göster

stop existing

But they only exist because of a lot of humans interacting with each other.

6:28

Ancak yalnızca birbirleriyle etkileşim halinde olan çok sayıda insan sayesinde var olurlar.

But not just nations. Anlatım akışı

6:33

Ama sadece uluslar değil.

Anlatım akışı

But not just nations: anlatılan noktanın kapsamını genişletmek

But not just nations, konuşmada bilinçli olarak kullanılan eksiltili bir parçadır. Eksik sözcükler önceki cümleden anlaşılır; tam anlamıyla, önceki noktanın yalnızca uluslar için geçerli olmadığını belirtir. But bir geçişi gösterir, not just ise kapsamı genişletir: uluslar bir örnek olarak kalır, ancak başka tür şeyler de kapsama alınmak üzeredir. Bu kısa parça genişlemeyi vurgular ve sonraki örneklere akıcı bir geçiş yapar.

Alıştırma

Bir konuşmacı, "This rule affects large companies. But not just large companies." diyor. İkinci bölümün işlevi nedir?

  1. Büyük şirketlerin kapsama girdiğini ve başka grupların da kapsama girdiğini söyler.
  2. Yalnızca büyük şirketlerin etkilendiğini söyler.
  3. Büyük şirketlerin etkilenmediğini söyler.
Cevabı göster

Büyük şirketlerin kapsama girdiğini ve başka grupların da kapsama girdiğini söyler.

All the complex structures that surround us emerge from us.

6:35

Bizi çevreleyen tüm karmaşık yapılar bizden belirir.

Even if we don't intend to, Dilbilgisi

6:39

Niyet etmesek bile,

we are constantly creating communities,

6:40

sürekli olarak topluluklar,

Dilbilgisi

Even if ...: sonucu değiştirmeyen bir koşul

Even if olası, varsayımsal veya sonucu etkilemeyen bir koşul sunar ve bu koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de ana cümlenin sonucunun geçerli kalacağını belirtir. Burada insanların topluluk oluşturmayı amaçlamaması, onları fiilen topluluk oluşturmaktan alıkoymaz. Yapı even if + koşul, ana cümle biçimindedir. Sıradan if yapısına göre sonucun değişmeyeceğini daha güçlü biçimde vurgular.

Alıştırma

Koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de sonucun aynı kalacağını gösteren iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the bus is late, we will arrive before the museum tour begins.

Cevabı göster

Even if

companies,

6:44

şirketler,

cities,

6:45

şehirler,

societies.

6:46

toplumlar yaratıyoruz.

All of these things are entities that have fundamentally different properties and abilities than the pretty stupid apes they emerged from.

6:48

Tüm bunlar, onlardan belirdikleri oldukça aptal maymunlardan temelde farklı özelliklere ve yeteneklere sahip varlıklardır.

We don't know why any of this happens,

6:56

Bunların hiçbirinin neden olduğunu bilmiyoruz,

we just observe it,

6:58

sadece gözlemliyoruz,

and it seems to be a fundamental property of our universe. Ton ve niyet

6:59

ve evrenimizin temel bir özelliği gibi görünüyor.

Ton ve niyet

seems to be: bir sonucu yumuşatarak ifade etmek

Seems to be bir şeyi tamamen kesin bir gerçek olarak değil, eldeki kanıtlara dayanan bir sonuç olarak sunar. Bu cümlede konuşan kişi bir örüntü gözlemler ve bunun evrenin temel bir özelliği olduğu sonucuna temkinli biçimde varır. Yapı özne + seems to be + isim öbeği veya sıfat biçimindedir. Belirsizliğe yer bırakırken olası bir yorumu ifade etmenizi sağlar.

Alıştırma

İlk sonuçlar yeni programın daha iyi çalıştığını gösteriyor, ancak araştırma henüz tamamlanmadı. Hangi cümle bu sonucu uygun bir temkinle bildirir?

  1. The new schedule is definitely more effective.
  2. The new schedule seems to be more effective.
  3. The new schedule does not seem to be more effective.
Cevabı göster

The new schedule seems to be more effective.

It may be the most beautiful and wondrous property of our universe.

7:03

Evrenimizin en güzel ve harika özelliği olabilir.