Modern ofiste yaşam - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
911 kelime 164 kel/dk

Video özeti: Sam ve Neil, pandemi sonrası ofis hayatına dönüşü; hot-desking uygulaması, kişisel çalışma alanı ve tanıdık eşyaların ya da aşınmış izlerin iş yerinde kimliği nasıl gösterebildiği üzerinden ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. any available desk on a temporary basis. — Kelime anlamı ve dil düzeyi: Bu resmi iş yeri ifadesini, sabit kişisel bir masa yerine boş olan bir masanın yalnızca sınırlı bir süre için kullanılması olarak anlayabilirsin; çalışma düzenleri, sözleşmeler, konaklama veya hizmetler hakkında konuşurken de işe yarar. 2. mark out their personal territory. — Phrasal verbs: mark out ifadesinin bir alanı kişinin kendisine aitmiş gibi belirlemek veya işaretlemek anlamına geldiğini fark edebilirsin; bu ofis bağlamında, paylaşılan alanlarda kişisel sahiplenme metaforunu da anlamanı sağlar. 3. I'm afraid. — Konuşma pragmatiği ve tutum: Bu ifadeyi kötü bir haberi ya da olumsuz cevabı yumuşatmak için kullanabilirsin; böylece “yanlış cevap verdin” gibi bir düzeltme sohbetlerde, derslerde veya mülakatlarda daha az sert duyulur.

Bu derste

6 Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:01

BBCLearningEnglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Sam.

0:11

Ben Sam.

And I'm Neil.

0:12

Ben de Neil.

Have you seen my pen, Sam? Ton ve niyet

0:13

Kalemimi gördün mü, Sam?

Ton ve niyet

Have you seen...? ile bir şeyin nerede olduğunu sormak

Bu soruda Have you seen my pen?, “Onu yakın zamanda gördün mü ve nerede olduğunu biliyor musun?” anlamına gelir. Konuşan kişi kalemi aramaktadır; kalemi daha önce görme deneyimi hakkında genel bir soru sormaz. Present perfect, yakın zamanda görülmüş olma ihtimalini şu an bilgiye duyulan ihtiyaçla bağlar. Tekrar kullanılabilen Have you seen + kişi veya nesne? kalıbı, dinleyiciden şu anda işe yarayacak bir ipucu ister.

Alıştırma

Kayıp bir defter hakkında dinleyiciden güncel bir ipucu istemek için soruyu üç kelimelik present perfect kalıbıyla tamamlayın. ____ my notebook?

Cevabı göster

Have you seen

It's not on my desk.

0:15

Masamın üzerinde değil.

No, I haven't touched your pen, Neil. Ton ve niyet

0:16

Hayır, kalemine dokunmadım, Neil.

Ton ve niyet

haven't touched your... ile ilgisi olduğunu reddetmek

I haven't touched your pen cümlesinde touched, kalemi ellemek, taşımak, kullanmak veya ona müdahale etmek anlamına gelebilir. Burada konuşan kişi yalnızca fiziksel temas olmadığını söylemez; kalemin başına gelen şeyle ilgisi olduğunu da reddeder. Present perfect'in olumsuz biçimi haven't touched, şu ana kadarki ilgili zaman aralığını kapsar ve inkârı mevcut sorunla ilişkilendirir. Your, nesnenin karşıdaki kişiye ait olduğunu açıkça gösterdiği için inkâr doğrudandır.

Alıştırma

Doğrudan inkâr cümlesini touch fiilinin kısaltılmış olumsuz present perfect biçimiyle tamamlayın. I ____ your camera, and I do not know why it is missing.

Cevabı göster

haven't touched

And someone's taken my coffee mug too. Dilbilgisi

0:19

Ve birisi kahve kupamı da almış.

Dilbilgisi

someone's taken my: şimdiki sonucu anlatan kısaltılmış present perfect

Burada someone's, someone has ifadesinin kısaltmasıdır. Taken geçmiş zaman ortacıdır; bu yüzden someone's taken my coffee mug, present perfect yapısındadır. Bu bir iyelik yapısı değildir. İyelik anlamında someone's mug örneğindeki gibi someone's ifadesinden sonra doğrudan bir isim gelir. Eylem şu andan önce gerçekleşmiştir, ancak konuşan kişi şimdiki sonuca odaklanır: kupa şu anda kayıptır. Geçmişteki bir eylem şu an önemli olan bir sonuç doğurduğunda bu yapıyı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Şikâyet cümlesini someone + take ifadesinin kısaltılmış present perfect biçimiyle tamamlayın: ____ my notebook.

Cevabı göster

Someone's taken

Ever since we started hot-desking, Notlar

0:23

Ortak masa sistemine başladığımızdan beri,

Kelime

started hot-desking: sabit olmayan masaları kullanmaya başlamak

Hot-desking, çalışanların kalıcı olarak atanmış masalarının bulunmadığı bir iş yeri sistemidir. Çalışanlar ofise geldiklerinde boş olan bir masayı kullanırlar. started hot-desking ifadesinde started sözcüğünden sonra -ing biçimi gelir ve ofisin bu sistemi kullanmaya başladığını anlatır. Terimin tamamı bir ofis düzenini adlandırır; hot sözcüğü gerçek anlamında kullanılmaz.

Alıştırma

“Our office started hot-desking” ne anlama gelir?

  1. Çalışanlar boş ve kişilere atanmamış masalar arasından seçim yapmaya başladı.
  2. Çalışanlar yalnızca evden çalışmaya başladı.
  3. Her çalışana kalıcı olarak bir masa atandı.
Cevabı göster

Çalışanlar boş ve kişilere atanmamış masalar arasından seçim yapmaya başladı.

people in this office think they can do whatever they like. Ton ve niyet

0:25

bu ofisteki insanlar istedikleri her şeyi yapabileceklerini sanıyorlar.

Dilbilgisi

Ever since: geçmişteki bir başlangıç noktasından bugüne kadar

Ever since geçmişteki bir başlangıç noktasını tanıtır ve o andan bugüne kadar geçen dönemin tamamını kapsar. Burada we started hot-desking başlangıç olayını verir; ana cümle ise konuşana göre o zamandan sonra devam eden bir tutumu anlatır. Ever, since ifadesini güçlendirerek “o andan itibaren” anlamını verir. Ever since sonrasındaki yan cümlede başlangıç olayını belirtmek için çoğunlukla simple past kullanılır. Ana cümlede ise devam eden bir durum, alışkanlık veya tekrarlanan sonuç için şimdiki zaman ya da present perfect kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “geçmişteki o noktadan şimdiye kadar kesintisiz olarak” anlamına gelen iki sözcüklü zaman ifadesiyle tamamlayın: ____ we changed the schedule, I've been less stressed.

Cevabı göster

Ever since

Ton ve niyet

they can do whatever they like: sınırsız davranmaya yönelik eleştiri

Whatever they like, do fiilinin nesnesidir ve “seçtikleri her şey” anlamına gelir. Bu yüzden they can do whatever they like, davranışları üzerinde etkili bir sınır olmamasını anlatır. Bu şikâyette think they can eleştirel bir anlam katar: konuşan kişi, bu insanların kurallar ve başkalarının ihtiyaçları önemli değilmiş gibi davrandığını düşünür. İfade, gerçekten izin verilen bir bağlamda tarafsız da olabilir; buradaki olumsuz tutum çevresindeki cümleden ve ses tonundan gelir.

Alıştırma

Bu şikâyette “They think they can do whatever they like” neyi ima eder?

  1. Kurallar kendileri için geçerli değilmiş gibi davranıyorlar.
  2. Eğlenceli bir etkinlik seçmeye teşvik ediliyorlar.
  3. Kuralların neye izin verdiğini soruyorlar.
Cevabı göster

Kurallar kendileri için geçerli değilmiş gibi davranıyorlar.

Neil doesn't like the new rule about office hot-desking,

0:29

Neil ofisteki ortak masa sistemi hakkındaki yeni kuralı sevmiyor,

the system where workers don't have their own personal desk, Anlatım akışı

0:33

çalışanların kendilerine ait kişisel bir masasının olmadığı,

Anlatım akışı

the system where...: bir terimi açıklayıcı eşleme ile tanımlamak

Virgülle ayrılan “the system where workers don't have their own personal desk” ifadesi, “office hot-desking” terimini başka sözlerle açıklayıp tanımlar. Bu bir açıklayıcı eşleme yapısıdır: önce bilinmeyebilecek terim gelir, ardından kısa bir tanım verilir. Buradaki where fiziksel bir yeri değil, bir sistem içinde ne olduğunu anlatır. Aktarılabilir kalıp terim + virgül + a/the system where + yan cümle biçimindedir; cümle devam etmeden önce düzenlemenin nasıl işlediğini açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle önce bir terimi doğal biçimde adlandırıp ardından sistemin nasıl çalıştığını tanımlar?

  1. Flexitime, a system who employees choose their start and finish times, can reduce commuting stress.
  2. Flexitime, a system where employees choose their start and finish times, can reduce commuting stress.
  3. Flexitime, a system where at the office, can reduce commuting stress.
Cevabı göster

Flexitime, a system where employees choose their start and finish times, can reduce commuting stress.

but use any available desk on a temporary basis. Kelime

0:36

bunun yerine boş olan herhangi bir masayı geçici olarak kullandığı sistem.

Kelime

any available desk on a temporary basis: uygun olan herhangi bir masayı geçici olarak kullanmak

Any available desk, o anda boş ve kullanıma hazır olan herhangi bir masa demektir. On a temporary basis ise kullanımın kalıcı veya tek bir kişiye atanmış olmadığını, sınırlı bir süre için geçerli olduğunu belirtir. On a/an + sıfat + basis kalıbında basis, fiziksel bir temel değil, bir düzenlemenin biçimi veya koşulları anlamına gelir. Bu kalıp on a regular basis örneğinde olduğu gibi sıklık da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve resmî fakat kalıcı olmayan bir düzenlemeyi anlatan dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The library is using this room ____.

Cevabı göster

on a temporary basis

Maybe he should look for another job and quit the 9-5, Kelime

0:40

Belki de başka bir iş aramalı ve 9-5 işini bırakmalıdır,

Kelime

quit the 9-5: geleneksel sabit mesaili iş düzenini bırakmak

“The 9-5”, gündüz saatleri sabit olan geleneksel bir işi adlandırır ve çoğu zaman ofis yaşamını çağrıştırır. “quit the 9-5” ifadesinde quit fiilinin nesnesi bu çalışma düzenidir; bu yüzden ifade, bu tür bir işi ya da rutini bırakmak anlamına gelir. Gerçek çalışma saatlerinin tam olarak 09.00 ile 17.00 arasında olması gerekmez. Bu sayılar yalnızca saatteki iki zamanı değil, bir çalışma yaşamı türünü temsil eder.

Alıştırma

“After years in an office, Leo quit the 9-5 to become a freelancer,” cümlesinde quit the 9-5 ne anlama gelir?

  1. yalnızca o gün saat beşte işi bitirmek
  2. ofisin açılış saatlerini değiştirmek
  3. geleneksel sabit saatli çalışma düzenini bırakmak
Cevabı göster

geleneksel sabit saatli çalışma düzenini bırakmak

a phrase describing jobs which start at 9:00 a.m.

0:44

sabah 9:00'da başlayıp

and end at 5:00 p.m.,

0:47

akşam 5:00'te biten işleri tanımlayan bir ifade,

the normal hours that people in offices work from Monday to Friday.

0:48

ofis çalışanlarının Pazartesi'den Cuma'ya kadar çalıştığı normal saatler.

Maybe I should quit.

0:52

Belki de işi bırakmalıyım.

I loved working from home during the pandemic, Kelime

0:54

Pandemi sırasında evden çalışmayı çok sevmiştim,

Kelime

working from home: işini evde yapmak

“Working from home”, normal iş yerine gitmek yerine işi evde yapmak anlamına gelir. Bu ifadede from home çalışma düzenini açıklar; işin evden uzaklaşarak başladığı anlamına gelmez. Burada working, loved fiilinden sonra kullanılan -ing biçimidir. “I loved working from home”, konuşanın bu çalışma şeklinden hoşlandığı anlamına gelir.

Alıştırma

“Nora is working from home today” cümlesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Nora işinin bir parçası olarak kendi evini onarıyor.
  2. Nora normal iş yerine gitmek yerine işini evde yapıyor.
  3. Nora işe gitmek üzere yolculuğa başlamak için evden çıkıyor.
Cevabı göster

Nora normal iş yerine gitmek yerine işini evde yapıyor.

no early mornings,

0:56

erken kalkmak yok,

no crowded trains,

0:57

kalabalık trenler yok,

and no one using my pens.

0:59

ve kimsenin kalemlerimi kullanması yok.

As the COVID pandemic slows down, Öbek fiiller

1:01

COVID pandemisi yavaşladıkça,

Öbek fiiller

pandemic slows down: bir süreç hız kaybeder

pandemic slows down ifadesinde slow down geçişsizdir: gelişimi veya yayılması daha yavaş ya da daha az yoğun hâle gelen süreç pandeminin kendisidir. Daha yavaş hareket etmeyi seçen bir kişiyi anlatmaz. Bir süreç, etkinlik veya eğilim hız kaybettiğinde “özne + slow down” kalıbını kullanabilirsin. Özne; satışlar, üretim, trafik veya değişmekte olan başka bir durum olabilir.

Alıştırma

Cümleyi slow down ile tamamla: When demand drops, production may begin to ____.

Cevabı göster

slow down

more and more people are returning to work in the office. Kalıp ifadeler

1:03

gittikçe daha fazla insan ofiste çalışmaya geri dönüyor.

Kalıp ifadeler

more and more people: artmaya devam eden bir sayı

more and more people ifadesinde more and more, kişi sayısının giderek arttığını anlatan tek bir eğilim kalıbıdır. İki more sözcüğünü ayrı ayrı yorumlama. “more and more + çoğul sayılabilir isim” kalıbı, bir sayının zaman içinde artmaya devam ettiğini gösterir. are returning örneğindeki gibi şimdiki zaman fiiliyle sıkça kullanılarak hâlen gelişmekte olan bir değişimi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi more and more ile tamamla: ____ families are growing vegetables at home.

Cevabı göster

More and more

Kalıp ifadeler

returning to work in the office: ofiste çalışmaya geri dönmek

Burada returning to work kişinin işini yeniden yapmaya dönmesini, in the office ise çalışma yerinin ofis olduğunu belirtir. Modern çalışma düzenleri bağlamında ifadenin tamamı, evden veya uzaktan çalışmadan yeniden ofiste çalışmaya geçmek anlamına gelir. Return to work tek başına tatil, hastalık veya başka bir aradan sonra işe yeniden başlamak anlamına da gelebilir. Burada yer belirten ifade ve bağlam, ofiste çalışmaya dönme anlamını oluşturur.

Alıştırma

Bu bağlamda returning to work in the office ne anlama gelir?

  1. işlerini yapmak için ofise geri dönmek
  2. evden çalışmaya başlamak
  3. ofis ekipmanlarını geri götürmek
Cevabı göster

işlerini yapmak için ofise geri dönmek

In this program,

1:06

Bu programda,

we take a look at life in the modern office. Kalıp ifadeler

1:07

modern ofisteki yaşama bir göz atıyoruz.

Kalıp ifadeler

we take a look at: bir konuyu tanıtmak

take a look at + isim öbeği kalıbı, bir şeye genellikle kısa süreyle bakmak, onu kontrol etmek veya değerlendirmek anlamına gelir. Bu cümlede fiziksel olarak bir şeyi eline almak anlamında değildir; izleyiciye programın modern ofis yaşamını inceleyeceğini bildirir. we öznesi girişe kapsayıcı bir hava katar: sunucu, izleyiciyi konuyu birlikte incelemeye davet eder. Bu, bir programı, konuşmayı veya toplantıyı düzenlemenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi take + a look + at yapısından oluşan sabit ifadeyle tamamlayın. Before we decide, let's ____ the timetable.

Cevabı göster

take a look at

And of course,

1:10

Ve tabii ki,

we'll learn some useful vocabulary as well.

1:10

bazı yararlı kelimeler de öğreneceğiz.

But first, Anlatım akışı

1:13

Ama önce,

I have a question for you, Sam.

1:13

sana bir sorum var, Sam.

Anlatım akışı

But first: önce yapılacak bir adım eklemek

But first, sırada geleceklerin düzenini kısa süreliğine değiştiren bir geçiş ifadesidir. Dinleyiciye ana konuya ya da etkinliğe geçmeden önce bir adımın yapılacağını bildirir. Buradaki but güçlü bir karşıtlık belirtmez. Plandaki küçük bir yön değişimini gösterir: konuşan kişi önce bir soru soracak, ardından devam edecektir.

Alıştırma

Bu cümlede But first ne işe yarıyor? “We can start the game now. But first, let’s choose the teams.”

  1. Takımların oyun bittikten sonra seçileceğini söyler.
  2. Ana etkinlikten önce yapılacak bir adım ekler.
  3. Konuşan kişinin oyuna başlamayı reddettiğini gösterir.
Cevabı göster

Ana etkinlikten önce yapılacak bir adım ekler.

As you know, Ton ve niyet

1:15

Bildiğin gibi,

I am not an office lover. Kelime

1:16

ben ofis seven biri değilim.

Ton ve niyet

As you know: bilgiyi ortak bir arka plan olarak sunmak

As you know, ardından gelen ifadeyi konuşan kişiyle dinleyicinin zaten paylaştığı bir bilgi olarak sunar. Konuşan kişi devam etmeden önce bilinen bir arka plan oluşturur. Bu ifade, dinleyicinin söz konusu bilgiyi gerçekten bildiğini garanti etmez. Mesajı daha bağlantılı ve konuşma havasında göstermek için de kullanılabilir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Yeni bir öğrenci ders programını hiç görmediyse, saati ilk kez söylerken “As you know, lunch starts at noon” demek güvenli ve tarafsız bir seçimdir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Kelime

not an office lover: lover ile bir şeyi seven kişiyi anlatmak

İsim + lover kalıbında lover, 'o tür şeyi seven kişi' anlamına gelir. Burada an office lover, ofis ortamını veya ofis hayatını seven biri olurdu; not ise bu tanımlamayı reddeder. Bu ifade romantik bir ilişkiyi değil, kişisel bir tercihi anlatır. Kalıp, ilgi alanları ve zevklerle ilgili yerleşik birleşimlerde de kullanılabilir.

Alıştırma

'I'm not a puzzle lover' en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Bir yapboza âşığım.
  2. Yalnızca ofiste yapboz çözerim.
  3. Yapbozlardan pek hoşlanmıyorum.
Cevabı göster

Yapbozlardan pek hoşlanmıyorum.

Besides disappearing pens, Anlatım akışı

1:18

Kaybolan kalemlerin yanı sıra,

workers have plenty of other complaints about office life. Kalıp ifadeler

1:20

çalışanların ofis hayatıyla ilgili birçok başka şikayeti var.

Anlatım akışı

Besides disappearing pens: başka bir nokta eklemek

Cümle başındaki Besides + isim öbeği bilgi ekler. Besides disappearing pens, 'kalemlerin kaybolması sorununa ek olarak' anlamına gelir; bu sorunu listede tutar ve ardından daha fazla şikâyetin geleceğini gösterir. Other complaints sözleri de bu ekleme anlamını doğrular. Bu kalıbı, daha önce söylenmiş bir noktayı yenisine bağlayarak nedenleri, örnekleri, kaygıları veya kanıtları düzenlemek için kullanın.

Alıştırma

Cümleyi, örnekteki 'buna ek olarak' anlamına gelen tek sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın. ____ the cost, we also need to consider safety.

Cevabı göster

Besides

Kalıp ifadeler

plenty of other complaints: çok sayıda başka şikâyet

plenty of other complaints ifadesinde plenty of “çok sayıda” anlamına gelir; other ise bu şikâyetlerin daha önce söz edilen bir şikâyete ek olduğunu gösterir. Complaints sayılabilen çoğul bir isimdir; dolayısıyla kalıp plenty of + other + çoğul isim şeklindedir. Plenty of, plenty of time örneğinde olduğu gibi sayılamayan isimlerden önce de gelebilir. Genellikle bolluk veya yeterlilik çağrıştırır; complaints gibi olumsuz bir isimle kullanıldığında şikâyetlerin arzu edilir olduğunu değil, çok olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “çok sayıda ek” anlamına gelen üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: We have ____ routes if this road is closed.

Cevabı göster

plenty of other

From coworkers who never do the washing up, Kelime

1:23

Asla bulaşık yıkamayan iş arkadaşlarından,

Kelime

do the washing up: bulaşık yıkamak için kullanılan Britanya İngilizcesi ifadesi

Britanya İngilizcesinde do the washing up, genellikle yemekten sonra kullanılmış tabakları, bardakları, çatal bıçakları ve benzer mutfak eşyalarını yıkamak anlamına gelir. Burada bunu hiç yapmayan iş arkadaşları şikâyet kaynaklarından biri olarak gösteriliyor. Bu, do + the washing up biçiminde kalıplaşmış gündelik bir ifadedir. Washing sözcüğünü tek başına yorumlamaya çalışmak yerine tüm ifadeyi tek bir mutfak işi olarak anlayın.

Alıştırma

Cümleyi, yemekten sonra tabak ve bardakları yıkamak anlamına gelen dersteki Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: After breakfast, Maya cleared the table and began to ____.

Cevabı göster

do the washing up

to fighting over spaces in the car park. Kalıp ifadeler

1:26

otoparktaki yerler için kavga etmeye kadar.

Kalıp ifadeler

fight over spaces in the car park: park yerleri yüzünden tartışmak

Bu cümlede fighting over spaces in the car park, otopark yerleri yüzünden tartışmak veya bu yerler için rekabet etmek demektir. Spaces, parking spaces ifadesinin kısa biçimidir ve fighting mutlaka fiziksel kavga anlamına gelmez. fight over + isim yapısı, çatışmaya neden olan şeyi veya konuyu belirtir. İnsanlar bir koltuk, para ya da karar yüzünden tartışabilir.

Alıştırma

İki iş arkadaşı kalan tek park yerini kullanmak istiyor. Durumu en doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. They are fighting the last parking space.
  2. They are fighting for the whole car park.
  3. They are fighting over the last parking space.
Cevabı göster

They are fighting over the last parking space.

But according to a 2021 survey by Metro newspaper, Kalıp ifadeler

1:28

Ancak Metro gazetesinin 2021 yılındaki bir anketine göre,

what did British workers vote the worst thing about working in an office?

1:32

İngiliz çalışanlar bir ofiste çalışmakla ilgili en kötü şey olarak neye oy verdiler?

Kalıp ifadeler

according to a 2021 survey: 2021 tarihli bir araştırmaya göre

According to a 2021 survey by Metro newspaper, soruda kullanılan bilginin kaynağını belirtir. Yani ifade veya sonuç bu araştırmadan gelmektedir. according to + kaynak yapısı, bilgiyi bir rapora, araştırmaya, belgeye veya kişiye dayandırır. Konuşanın bu kaynakla aynı fikirde olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz kaynak belirtme ifadesiyle tamamlayın. ____ the weather report, heavy rain is expected tonight.

Cevabı göster

According to

Was it A, printers not working,

1:37

A, yazıcıların çalışmaması mıydı,

B, people speaking too loudly,

1:40

B, insanların çok yüksek sesle konuşması mı,

or C, coworkers leaving empty milk cartons in the fridge?

1:43

yoksa C, iş arkadaşlarının boş süt kutularını buzdolabında bırakması mı?

I see stealing pens isn't on the list, Kalıp ifadeler

1:48

Kalem çalmanın listede olmadığını görüyorum,

Kalıp ifadeler

isn't on the list: seçenekler arasında yer almamak

Be on the list, değerlendirilen adlar, maddeler, seçenekler veya görevler arasında bulunmak demektir. Isn't on the list ise bir şeyin listeye dahil edilmediğini belirtir. Buradaki list, mutlaka kâğıda yazılmış bir liste olmak zorunda değildir; soyut bir seçenekler kümesi de olabilir. be on/not on the list yapısı konuk listeleri, aday listeleri, menüler, sıralamalar ve görev listeleriyle doğal biçimde kullanılır.

Alıştırma

Bir seçeneğin dahil edilmediğini anlatmak için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın. The vegetarian option isn't ____.

Cevabı göster

on the list

so I'll say A, printers not working.

1:51

bu yüzden A diyorum, yazıcıların çalışmaması.

That really makes me mad. Ton ve niyet

1:53

Bu beni gerçekten deli ediyor.

Ton ve niyet

makes me mad: make + kişi + sıfat

make + kişi + sıfat yapısı, bir şeyin kişinin belirli bir duruma girmesine veya bir duygu hissetmesine neden olduğunu anlatır. makes me mad ifadesinde makes tekil özne that ile uyumludur, me etkilenen kişiyi, mad ise ortaya çıkan duyguyu belirtir. Burada mad, crazy değil angry anlamındadır. Really duyguyu güçlendirir; konuşan kişi açıkça öfkelidir.

Alıştırma

Sesin sizi öfkelendirdiğini anlatmak için cümleyi dersteki ifadeyle eksiksiz tamamlayın. The constant beeping ____.

Cevabı göster

makes me mad

Okay, Sam.

1:55

Tamam, Sam.

I'll reveal the correct answer later in the program.

1:56

Doğru cevabı programın ilerleyen bölümlerinde açıklayacağım.

Nowadays, most modern offices are open-plan, Kelime

1:59

Günümüzde çoğu modern ofis açık planlıdır,

large spaces without internal walls dividing them up. Öbek fiiller

2:02

onları bölen iç duvarları olmayan geniş alanlar.

Kelime

are open-plan: açık planlı bir düzeni anlatmak

Open-plan, bir odanın veya binanın az sayıda iç duvarla ya da hiç iç duvar olmadan tek bir geniş alan şeklinde düzenlendiğini anlatan birleşik bir sıfattır. Bu cümlede are open-plan, ofislerin fiziksel düzenini anlatır; plan geleceğe yönelik bir niyeti değil, alanın yerleşimini ifade eder. Bu sıfat buradaki gibi be fiilinden sonra veya an open-plan office örneğindeki gibi bir isimden önce kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki birleşik sıfatla tamamlayın: The kitchen, dining area, and lounge share one space, so the ground floor is ____.

Cevabı göster

open-plan

Öbek fiiller

walls dividing them up: divide ... up kullanımı

Dividing them up, geniş alanları daha küçük bölümlere ayırmak demektir. Them, large spaces ifadesine gönderme yapar; walls dividing them up ise walls that divide them up ifadesinin kısaltılmış ilgi cümleciğidir ve ‘onları bölen duvarlar’ anlamına gelir. Divide up, bir bütünü alıp parçalara ayırma fikrini vurgular. Up, ayrılabilen bir öbek fiilin parçasıdır; yukarı yönü göstermez. Nesne bir zamirse zamiri divide ile up arasına koyun: divide them up denir, divide up them denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede divide up, zamir nesneyle doğru kullanılmıştır?

  1. The curtains divide it into up two study areas.
  2. The curtains divide it up into two study areas.
  3. The curtains divide up it into two study areas.
Cevabı göster

The curtains divide it up into two study areas.

The idea is to create a sense of togetherness, Notlar

2:06

Buradaki fikir bir birliktelik hissi yaratmaktır,

Dilbilgisi

The idea is to create: bir amacı açıklamak

The idea is to create... bir şey yaratmanın bir tasarımın ya da planın arkasındaki amaç olduğunu anlatır. Buradaki idea, aniden gelen bir ilhamı değil, hedeflenen amacı ifade eder. Bir seçimin, kuralın, etkinliğin ya da ürünün neyi başarmayı amaçladığını açıklamak için The idea is to + fiilin yalın biçimi yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi amacı tanıtan ders ifadesiyle tamamlayın: ____ make check-in faster.

Cevabı göster

The idea is to

Kalıp ifadeler

a sense of togetherness: bir gruba bağlı hissetmek

A sense of togetherness, insanların birbirlerine bağlı olduklarını ve aynı gruba ait olduklarını hissetmeleridir. Togetherness yalnızca aynı yerde bulunmayı değil, duygusal ve sosyal bir bağı ifade eder. a sense of + soyut isim kalıbı, yaşanan bir duyguyu veya atmosferi adlandırır; örneğin a sense of safety ya da a sense of calm.

Alıştırma

Hangi cümle bir etkinliğin insanların grup olarak birbirlerine bağlı hissetmelerine yardımcı olduğunu anlatır?

  1. The activity put everyone in the same room.
  2. The activity created a sense of togetherness.
  3. The activity gave everyone a separate task.
Cevabı göster

The activity created a sense of togetherness.

but many employees prefer having their own space Dilbilgisi

2:09

ancak birçok çalışan kendi alanına sahip olmayı tercih eder

Dilbilgisi

prefer having their own space: prefer + -ing biçimi

prefer having their own space ifadesinde prefer fiilinden sonra -ing biçimindeki having gelir. prefer + -ing yapısı, bir etkinlik veya durumu genel bir tercih olarak anlatır. Their own space, kişilerin kendilerine ait sayabilecekleri bir alan demektir. Bu nedenle ifadenin tamamı, ayrı ve kişisel bir alana sahip olmayı tercih etmeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi work fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: I prefer ____ alone when I need to focus.

Cevabı göster

working

and use all types of objects to mark out their personal territory. Öbek fiiller

2:13

ve kişisel bölgelerini işaretlemek için her türlü nesneyi kullanır.

Öbek fiiller

mark out their personal territory: görünür sınırlar

Mark out, çoğu zaman çizgiler veya fiziksel nesnelerle bir alanın sınırlarını ya da dış hatlarını belirgin hâle getirmek demektir. Burada nesneler, her çalışanın kendine ait alanının nerede başlayıp bittiğini gösterir. Personal territory mecazidir: kişinin yasal olarak sahibi olduğu araziyi değil, kendine ait saydığı alanı anlatır. Mark out their personal territory ifadesinin tamamı, kişisel bir alanı görünür biçimde sahiplenme veya tanımlama anlamı verir.

Alıştırma

Hunilerin çalışma alanının sınırlarını gösterdiğini en açık şekilde hangi cümle anlatır?

  1. Cones were used to mark out the practice area.
  2. Cones were used to mark down the practice area.
  3. Cones were used to mark the practice area.
Cevabı göster

Cones were used to mark out the practice area.

These could be anything from family photos and holiday souvenirs Dilbilgisi

2:17

Bunlar aile fotoğraflarından ve tatil hediyeliklerinden

to homemade cakes and biscuits placed at the end of a desk

2:21

insanların bir bisküvi alıp sohbete başlamasına olanak tanımak için

Dilbilgisi

Geniş bir aralık için anything from ... to ...

anything from A to B, nesne veya seçenek çeşitliliğinin ne kadar geniş olduğunu göstermek için A ve B'yi aralığın iki ucundaki örnekler olarak kullanır. Yalnızca adı geçenlerin değil, başka birçok olasılığın da bulunduğunu anlatır. Bu cümlede aile fotoğrafları ve tatil hatıraları bir ucu, ev yapımı kekler ve bisküviler diğer ucu oluşturur. from ve to bu örnekleri bir aralık olarak düzenler.

Alıştırma

Cümleyi anything from A to B kalıbıyla tamamlayın. The activity club offers ____ chess ____ rock climbing, so everyone can find something they enjoy.

Cevabı göster

anything from · to

to allow people to grab a biscuit and start a conversation. Notlar

2:24

masanın ucuna yerleştirilmiş ev yapımı kek ve bisküvilere kadar herhangi bir şey olabilir.

Dilbilgisi

to allow people to...: amaç ve allow + nesne + to do yapısı

to allow people to... ifadesindeki ilk to, amaç bildiren bir mastarı başlatır: eşyaların neden masanın ucuna yerleştirildiğini açıklar. Amaçlanan sonuç, insanların bir bisküvi alıp konuşmaya başlayabilmesidir. Bu amaç ifadesinin içinde allow, allow + nesne + to-infinitive kalıbını izler: allow people to grab. Burada allow, resmî izin vermek değil, «bir şeyi mümkün kılmak» anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi amaç bildiren mastarı ve allow + kişi + to do kalıbını kullanarak tamamlayın. The ramp was installed ____ allow wheelchair users ____ enter the building more easily.

Cevabı göster

to · to

Kalıp ifadeler

start a conversation: bir sohbet başlatmak

Start a conversation, insanlar arasında karşılıklı bir konuşmanın başlamasını sağlamak demektir. Bu cümlede bisküvi, insanların birbirleriyle konuşmaya başlaması için kolay bir neden oluşturur. Conversation, belirli bir konuşmayı ifade ettiğinde sayılabilen bir isimdir; bu nedenle tekil biçim a gerektirir: start a conversation. Bu nötr kalıp sosyal ortamlarda, sınıfta ve iş yerinde doğal biçimde kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “bir konuşma başlatmak” anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın. At the community event, Leo asked a friendly question to ____ with the person beside him.

Cevabı göster

start a conversation

Researcher, Harriet Short, traveled around Britain interviewing office workers

2:28

Araştırmacı Harriet Short, ofis çalışanlarıyla röportaj yapmak için Britanya'yı dolaştı,

about the types of objects they use to decorate and mark out their workspace.

2:33

çalışma alanlarını dekore etmek ve işaretlemek için kullandıkları nesne türleri hakkında.

Here she is telling BBC Radio 4 program Thinking Allowed Anlatım akışı

2:39

İşte o, BBC Radio 4 programı Thinking Allowed'a anlatıyor,

Anlatım akışı

Here she is telling ...: bir kesiti tanıtmak

Here she is telling ... bir sunma kalıbıdır. Here, dinleyicinin dikkatini kayıtta veya örnekte konuşan kadına yöneltir; yalnızca kadının fiziksel konumunu belirtmez. Here + subject + be + -ing dizilişi, dinleyicinin sırada alacağı bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur. Sunucu bu yapıyla kişiyi tanıtabilir ve dinleyicinin şu anda duyduğu ya da birazdan duyacağı veya göreceği eylemi çerçeveleyebilir.

Alıştırma

Bir sunumda “Here she is telling the audience about the project” ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Yalnızca onun fiziksel olarak sunucunun yakınında olduğunu söyler.
  2. Dikkati onun konuştuğu bir kesite veya örneğe yöneltir.
  3. Onun konuşmasını çoktan bitirdiğini söyler.
Cevabı göster

Dikkati onun konuştuğu bir kesite veya örneğe yöneltir.

about one young woman who stuck photos and postcards onto strips of cardboard. Kalıp ifadeler

2:43

fotoğrafları ve kartpostalları karton şeritlere yapıştıran genç bir kadın hakkında.

Kalıp ifadeler

stick A onto B: bir şeyi yüzeye yapıştırmak

Stuck, stick fiilinin düzensiz geçmiş zaman biçimidir. stick A onto B kalıbında A yapıştırılan şeyi, B ise onun yapıştırıldığı yüzeyi belirtir. Burada photos and postcards A, strips of cardboard ise B'dir. Onto, nesnenin hareket edip bir yüzeye temas ederek oraya sabitlenmesini anlatır. Bir etiketi, fotoğrafı veya notu bir şeyin üzerine yapıştırma eylemlerini anlatırken bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bir yüzeye doğru hareket edip oraya yapışmayı gösteren edatla cümleyi tamamlayın: She stuck the label ____ the box.

Cevabı göster

onto

She had created this sort of montage on this strip of paper Kelime

2:49

Bu kağıt şeridinin üzerinde bir tür montaj oluşturmuştu

Kelime

this sort of montage: birleştirilmiş görsel bir kompozisyon

Burada montage, birkaç görüntünün veya malzeme parçasının düzenlenip birleştirilmesiyle oluşturulan görsel bir kompozisyon anlamına gelir. Yakındaki eylemde fotoğraflar ve kartpostallar kâğıda ya da kartona yapıştırıldığı için sözcük, kurgulanmış kısa film çekimleri dizisini değil, kolaja benzeyen fiziksel bir çalışmayı anlatır. This sort of, “bu tür” anlamına gelir. Konuşan kişinin esere kesin bir teknik ad vermek yerine onu yaklaşık olarak sınıflandırmasını sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede this sort of montage ne anlama gelir?

  1. fotoğrafların ve başka malzemelerin birleştirilmesiyle yapılmış fiziksel bir kompozisyon
  2. kısa film çekimlerinin kurgulanmış bir dizisi
  3. tek başına sergilenen tek bir fotoğraf
Cevabı göster

fotoğrafların ve başka malzemelerin birleştirilmesiyle yapılmış fiziksel bir kompozisyon

and would roll it up daily. Dilbilgisi

2:53

ve onu her gün rulo yapıp sarıyordu.

Dilbilgisi

would roll it up daily: geçmişte tekrarlanan bir alışkanlık

Geçmiş zaman çerçevesi önceden kurulmuş bir anlatıda would + fiilin yalın hâli, tekrarlanan bir eylemi anlatabilir. Burada would roll it up daily, onu her gün rulo yapmanın geçmişte düzenli bir alışkanlık olduğu anlamına gelir. Daily sözcüğü tekrarın her gün gerçekleştiğini açıkça gösterir. Buradaki would geçmiş alışkanlığı anlatır; koşul bildirmez ve nazik bir rica değildir.

Alıştırma

Geçmişte tekrarlanan bir rutini anlatmak için cümleyi would ve parantez içindeki sözcüklerle tamamlayın. Nina used a large floor mat at the old studio. After every class, she ____. (roll it up)

Cevabı göster

would roll it up

She had a little plant as well,

2:55

Küçük bir bitkisi de vardı,

and she would take it to whatever desk she was working at Dilbilgisi

2:57

ve onu hangi masada çalışıyorsa oraya götürür

Dilbilgisi

whatever desk she was working at: sabit bir masa yok

Whatever + isim, “koşulu karşılayan herhangi bir ...” veya “hangi ... olursa olsun” anlamına gelebilir. Whatever desk she was working at ifadesinde belirli masa değişebilir; önemli olan, nesneyi o sırada kullandığı masaya götürmesidir. She was working at yan cümlesi masayı belirler. At sonda kalır, çünkü temel ifade work at a desk biçimindedir; bu kullanım günlük İngilizcede doğaldır.

Alıştırma

Bu cümlede whatever desk she was working at ne anlama gelir?

  1. Onu ancak çalışmayı bitirdikten sonra götürebilirdi.
  2. Her zaman belirli bir masada çalışırdı.
  3. Belirli masa değişebilirdi; o sırada kullanmakta olduğu masaydı.
Cevabı göster

Belirli masa değişebilirdi; o sırada kullanmakta olduğu masaydı.

and would pin it up to a sort of low-level desk divider. Öbek fiiller

3:02

ve bir tür alçak seviye masa ayırıcısına iğnelerdi.

Öbek fiiller

pin it up: bir şeyi sergilemek için tutturmak

Pin it up, genellikle görünür kalması için “onu bir yüzeye iğne veya raptiyeyle tutturmak” demektir. Up, pin up öbek fiilinin parçacığıdır; nesnenin mutlaka yukarı doğru hareket etmesi anlamına gelmez. Bu, ayrılabilen bir öbek fiildir. İsimle pin the notice up veya pin up the notice denebilir; ancak zamir ortaya gelir: pin it up.

Alıştırma

Vurgulanan öbek fiille cümleyi tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: Here is the notice; please ____ on the board.

Cevabı göster

pin it up

And so, there's that sense of

3:06

Ve böylece, şu his var,

however temporarily they might be in a particular space in the office, Dilbilgisi

3:08

ofisteki belirli bir alanda ne kadar geçici bulunurlarsa bulunsunlar,

there was still evidence in this research Anlatım akışı

3:13

bu araştırmada hala şu kanıt vardı,

that people want to feel comfort and settled

3:15

insanların rahatlık ve yerleşiklik hissetmek istediklerine

and have some sense of familiarity. Kalıp ifadeler

3:17

ve bir tür aşinalık hissine sahip olmak istediklerine dair.

Dilbilgisi

however temporarily they might be: ödünleme bildiren however

however temporarily they might be... ifadesinde however, “ancak” değil, “ne kadar ... olursa olsun” anlamına gelir. Temporarily zarfını doğrudan niteler ve bir ödünleme yan cümlesi başlatır: however + zarf + özne + kiplik fiili + be. Bu yan cümle, ofis alanında geçirdikleri sürenin çok kısa olabileceğini kabul eder. Ana cümledeki still ise bu koşula rağmen rahatlık ve aşinalık isteğinin geçerli kaldığını gösterir.

Alıştırma

“However briefly she stays, she always unpacks her favorite book,” cümlesindeki “however briefly she stays” ne anlama gelir?

  1. Ancak kısa bir süre kalıyor.
  2. Kalış süresi ne kadar kısa olursa olsun.
  3. Kısa bir süre kaldığı için.
Cevabı göster

Kalış süresi ne kadar kısa olursa olsun.

Anlatım akışı

there was still evidence: önce kanıt, sonra sonuç

Bu cümlede there was evidence önce bir sonucun dayanağını sunar; ardından gelen that yan cümlesi araştırmanın neyi desteklediğini açıklar. Böylece bilgi, önce kanıt sonra bulgu biçiminde düzenlenir. Still bir karşıtlığa rağmen devam etme anlamı katar: bulgudan şüphe etmek veya bulguyu daha zayıf görmek için bir neden olsa bile kanıt varlığını sürdürmüştür.

Alıştırma

Bir sonucun desteklenmeye devam ettiğini araştırma anlatımıyla doğal biçimde gösteren cümle hangisidir?

  1. Despite the limited data, there was still evidence that the program improved attendance.
  2. Despite the limited data, there was evidence still that the program improved attendance.
  3. Despite the limited data, there was still an evidence that the program improved attendance.
Cevabı göster

Despite the limited data, there was still evidence that the program improved attendance.

Kalıp ifadeler

have some sense of familiarity: bir şeyin tanıdık geldiğini hissetmek

Have some sense of familiarity, bir yerin, durumun veya şeyin tamamen yabancı olmadığı hissini yaşamak demektir. Some bu hissin sınırlı veya çok güçlü olmadığını gösterir; buradaki familiarity, bilinen bir gerçek değil, yaşanan bir duygudur. a sense of + soyut isim kalıbı bir duyguya veya farkındalığa ad verir. Bu kalıp a sense of safety, direction veya belonging gibi ifadelerde yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın. Even in a new classroom, familiar routines can help children ____.

Cevabı göster

have some sense of familiarity

The woman Harriet interviewed used photos and postcards to create a montage,

3:21

Harriet'in röportaj yaptığı kadın montaj oluşturmak için fotoğraflar ve kartpostallar kullanmıştı,

a piece of work made by putting together several different items, Öbek fiiller

3:26

birkaç farklı öğenin genellikle ilginç kombinasyonlarla

often in interesting combinations.

3:30

bir araya getirilmesiyle yapılan bir eser.

Öbek fiiller

made by putting together: bir bütünün nasıl oluşturulduğunu anlatmak

“Made by putting together”, eserin hangi yöntemle oluşturulduğunu açıklar. made by + -ing yapısında by, bir şeyi yapmak için kullanılan eylemi veya süreci tanıtır. Buradaki “put together”, ayrı parçaları tek bir bütün oluşturacak şekilde birleştirmek demektir; parçaları yalnızca yan yana koymak değildir.

Alıştırma

put together ifadesini doğru biçimde kullanın: The display was made by ____ old tickets and postcards.

Cevabı göster

putting together

Her photo montage reminded her of the people and the places she loved outside of work. Kalıp ifadeler

3:32

Fotoğraf montajı ona iş dışında sevdiği insanları ve yerleri hatırlatıyordu.

Kalıp ifadeler

reminded her of: bir şeyin tetiklediği anıyı ifade etmek

“Reminded her of”, remind + kişi + of + kişi veya şey kalıbını kullanır. Fotoğraf montajı anıyı harekete geçiren şeydir, her hatırlayan kişidir, the people and the places ise onun hatırladığı içeriktir. Bu kalıp, bir şeyin anı veya çağrışım oluşturduğu anlamına gelir; birine bir görevi yapmasını söylemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir şarkının size evinizi düşündürdüğü anlamına gelir?

  1. This song reminds me of home.
  2. This song reminds me to go home.
  3. This song reminds me about the trip home.
Cevabı göster

This song reminds me of home.

For Harriet, this shows that people want workspaces to have a sense of familiarity, Anlatım akışı

3:38

Harriet için bu, insanların çalışma alanlarında bir aşinalık hissi olmasını istediklerini gösteriyor,

the feeling of knowing something so well that you feel comfortable and relaxed. Dilbilgisi

3:43

bir şeyi o kadar iyi bilme hissi ki etrafında rahat ve huzurlu hissedersiniz.

Anlatım akışı

For Harriet, this shows that: yorumun kime ait olduğunu gösterme

“For Harriet”, ardından gelen yorumun Harriet'a ait olduğunu belirtir. Bu bağlamda for, “Harriet'ın bakış açısından” demektir; “Harriet'ın yararı için” anlamına gelmez. “this shows that”, daha önce verilen bir kanıta veya gözleme gönderme yapar ve bundan çıkarılan daha genel sonucu sunar. Bu çerçeve, somut bir örnekten belirli bir kişinin yorumuna geçiş yapar.

Alıştırma

“For Harriet, this shows that...” ifadesinde “For Harriet” ne işe yarar?

  1. Kanıtların Harriet'ın yararı için toplandığını söyler.
  2. Harriet'ın incelenen kişi olduğunu söyler.
  3. Ardından gelen yorumun kaynağının Harriet olduğunu belirtir.
Cevabı göster

Ardından gelen yorumun kaynağının Harriet olduğunu belirtir.

Dilbilgisi

so well that you feel comfortable and relaxed: sonuca yol açan derece

“so well that you feel comfortable and relaxed”, birinin bir şeyi çok iyi bildiğini ve bu yüksek derecenin rahat ve gevşemiş hissetme sonucunu doğurduğunu anlatır. Dil bilgisi açısından so + zarf + that + sonuç kalıbını izler: so, well sözcüğünün derecesini artırır; that ile başlayan yan cümle ise sonucu verir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp so + sıfat/zarf + that + sonuç biçimindedir. Bir niteliğin veya eylemin derecesini, bunun sonucunda olan şeye bağlar.

Alıştırma

Cümleyi so ... that ile tamamlayın: Amir knew the song ____ he could play it from memory.

Cevabı göster

so well that

Harriet also interviewed hairdressers working in beauty salons

3:48

Harriet ayrıca güzellik salonlarında çalışan kuaförlerle de röportaj yaptı,

about the marks and stains found in their workplace. Kelime

3:52

iş yerlerinde bulunan izler ve lekeler hakkında.

Kelime

marks and stains: genel izler ve lekeler

Bu cümlede marks and stains, yüzeylerde görülen iki tür belirtiyi birlikte ifade eder. Mark; çizgi, nokta, göçük veya başka bir iz için kullanılan daha geniş kapsamlı sözcüktür. Stain ise bir maddenin bıraktığı kirli ya da rengi değişmiş bölgedir. İki sözcüğün birlikte kullanılması hem normal aşınmayı hem de kalıntı veya renk değişimini kapsar. Stain bir tür mark olabilir, ancak mark tek başına yüzeyin kirli olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Mark ile stain arasındaki farkı en iyi hangi ifade açıklar?

  1. Mark her zaman kalemle yapılırken stain her zaman sudan oluşur.
  2. Mark herhangi bir görünür iz olabilirken stain genellikle bir maddenin bıraktığı renk veya kiri içerir.
  3. Mark çıkarılabilirken stain kalıcıdır.
Cevabı göster

Mark herhangi bir görünür iz olabilirken stain genellikle bir maddenin bıraktığı renk veya kiri içerir.

Here she tells BBC Radio 4's Thinking Allowed

3:55

Burada BBC Radio 4'ün Thinking Allowed programına anlatıyor,

about a strangely shaped mark on the floor of one hair salon.

3:58

bir kuaför salonunun zeminindeki tuhaf şekilli bir iz hakkında.

A sort of half-moon scuff mark Kelime

4:04

Yarım ay şeklinde bir tür sürtünme izi,

that goes right round the back of the chair. Kalıp ifadeler

4:07

sandalyenin arkasını tam olarak dolanan.

Kelime

A sort of half-moon scuff mark: ayrıntılı bir betimleme oluşturmak

A sort of, betimlemenin yaklaşık olduğunu gösterir: İz bu şekle benzer, ancak kusursuz bir yarım ay değildir. Bu isim grubunda half-moon şekli belirtir, scuff izin sürtünme veya kazıma sonucu oluştuğunu gösterir ve mark ana isimdir. İngilizce, a half-moon scuff mark örneğindeki gibi şekil, neden veya tür bildiren sözcükleri genel bir isimden önce getirerek ayrıntılı betimlemeler oluşturur. Bu, yalnızca a mark demekten daha fazla bilgi verir.

Alıştırma

Şekil yalnızca yaklaşık olarak benziyordu ve iz sürtünmeden oluşmuştu. Dersi öğrendiğiniz tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The chair left ____ on the wall.

Cevabı göster

a sort of half-moon scuff mark

Kalıp ifadeler

goes right round the back of the chair ifadesinin anlamı

goes right round the back of the chair ifadesinde go, bir izin, çizginin, yolun veya benzer bir şeyin izlediği rotayı anlatır. Round the back, sandalyenin arka kısmından dolanmak anlamına gelir. Right, round sözcüğünü güçlendirir ve rotanın ne kadar uzağa devam ettiğini vurgular. Yaklaşık olarak “tamamen etrafından” demektir; “sağ tarafta” anlamına gelmez.

Alıştırma

“The cable goes right round the back of the desk.” cümlesinde right sözcüğünün temel görevi nedir?

  1. Kablonun doğru rotayı izlediği anlamına gelir.
  2. Kablonun sağ tarafta olduğunu söyler.
  3. Kablonun tamamen dolanarak devam ettiğini vurgular.
Cevabı göster

Kablonun tamamen dolanarak devam ettiğini vurgular.

So, literally, she's worn out the floor. Öbek fiiller

4:09

Yani, tam anlamıyla, zemini aşındırmış.

Öbek fiiller

worn out the floor içindeki out the floor

Vurgulanan out the floor bölümü, önceki worn ile birleşerek worn out the floor ifadesini tamamlar. Worn, wear fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; out parçacıktır ve the floor nesnedir. Wear out + nesne, tekrar tekrar kullanma veya sürtünme yoluyla o şeyi zamanla aşındırmak anlamına gelir. Tam cümlede she’s, she has anlamındadır. Bu nedenle she’s worn out the floor present perfect yapısındadır ve hasarın zamanla biriktiğini anlatır. Fiilin the floor nesnesi olduğu için worn out burada onun çok yorgun olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi wear out ifadesinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın. Years of footsteps have ____ this carpet.

Cevabı göster

worn out

It's exactly where a hairdresser would tread Kelime

4:11

Burası tam olarak bir kuaförün günün

for many, many hours of the day.

4:14

birçok, pek çok saatinde basacağı yerdir.

Kelime

would tread: tipik ve tekrarlanan bir basma eylemi

Bu cümlede tread, “bir yüzeye basmak” anlamına gelir. Ayağın belirli bir yere temas etmesine odaklanır; bu da zeminin neden aşındığını açıklamaya yardımcı olur. walk sözcüğünden biraz daha resmî ve daha az yaygındır. Would, bu durumda bir kuaförden beklenen veya kuaförün alışkanlık hâline gelmiş basma eylemini anlatır. Burada gelecekteki bir eylemi belirtmez.

Alıştırma

Cümlede would tread neyi ifade ediyor?

  1. birinden kibarca kenara çekilmesini isterdi
  2. normalde o yere tekrar tekrar basardı
  3. gelecekte oraya yürümeyi planlıyordu
Cevabı göster

normalde o yere tekrar tekrar basardı

And she took the photograph and she showed it to me

4:16

Ve o fotoğrafı çekti ve bana gösterdi

and she said, "This is me. Ton ve niyet

4:17

ve şöyle dedi, "Bu benim.

You know, you want to know about identity Ton ve niyet

4:18

Bilirsiniz, kimlik hakkında bir şeyler bilmek istersiniz

Ton ve niyet

Konuşma belirteci olarak You know

Buradaki You know bir söylem belirtecidir; dinleyicinin ne bildiğini gerçekten soran bir soru değildir. Açıklamanın başlangıcını yumuşatır ve dinleyiciyi konuşmaya dâhil eder. Doğal konuşmada bu ifade, sıradaki düşünceyi tanıtıp düzenleyebilir. Her sözcüğü kelimesi kelimesine çevirmek yerine konuşmadaki görevine odaklanın.

Alıştırma

Cümlenin başındaki You know burada ne işe yarıyor?

  1. Konuşmacının konuyu unuttuğunu belirtir.
  2. Dinleyiciden bir gerçeği doğrulamasını ister.
  3. Konuşmacının açıklamasını tanıtır ve dinleyicinin konuşmaya dâhil kalmasına yardımcı olur.
Cevabı göster

Konuşmacının açıklamasını tanıtır ve dinleyicinin konuşmaya dâhil kalmasına yardımcı olur.

and it represents hard graft." Kelime

4:20

ve bu sıkı çalışmayı temsil ediyor."

Ton ve niyet

This is me: bir şeyin kimliğinizi temsil ettiğini söylemek

Buradaki This, yıllar süren çalışmanın bıraktığı ve fotoğraflanan izi gösterir. This is me, izin gerçek anlamda o kişi olduğu ya da yalnızca onun fotoğrafta göründüğü anlamına gelmez. Kadın, bu izin kim olduğunu, yani işini, emeğini ve hayat deneyimini temsil ettiğini söylüyor. Güçlü ve kişisel bir bağlamda This is me, “Bu nesne, eser, tarz veya deneyim gerçek beni gösteriyor” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Bir müzisyen, kariyeri boyunca kullandığı yıpranmış gitarı gösterip “This is me.” diyor. Ne demek istiyor?

  1. Kendisi fiziksel olarak gitarın içinde.
  2. Gitar onun bir fotoğrafı.
  3. Gitar onun geçmişini ve kimliğini temsil ediyor.
Cevabı göster

Gitar onun geçmişini ve kimliğini temsil ediyor.

Kelime

hard graft: Britanya İngilizcesinde zorlu çalışma

Hard graft, uzun süren zorlu çalışma anlamına gelen, Britanya İngilizcesine özgü samimi bir ifadedir. Bu cümlede bir şeyin temsil ettiği çabayı ve emeği adlandırır. Burada graft çalışma anlamındadır. Nakledilmiş doku şeklindeki tıbbi anlamı veya yolsuzlukla ilgili anlamı seçmeyin; hard graft kalıbı ve çalışma bağlamı, burada çalışma anlamının kastedildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki, uzun süren zorlu çalışmayı anlatan samimi Britanya İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın. Restoring the neglected park took months of ____.

Cevabı göster

hard graft

Harriet interviewed a hairdresser whose salon floor had been worn out, Dilbilgisi

4:24

Harriet salonunun zemini aşınmış bir kuaförle röportaj yaptı,

damaged by continual use,

4:29

sürekli kullanımdan zarar görmüş,

after being walked on again and again as the woman cut people's hair. Dilbilgisi

4:31

kadın insanların saçını keserken defalarca üzerinde yüründükten sonra.

Dilbilgisi

had been worn out: past perfect edilgen yapı

Had been worn out, had been + past participle yapısındadır ve past perfect edilgen yapıdır. Burada salon zemininin Harriet kuaförle röportaj yapmadan önce zaten zarar görmüş olduğunu gösterir. Edilgen yapı odağı zeminde ve ortaya çıkan sonuçta tutar. Eyleme zemin neden olmadı; tekrarlı kullanım ve insanların üzerinde yürümesi hasara yol açtı. Bu yapı, başka bir geçmiş olaydan önce bir şeyin zaten bir eyleme maruz kaldığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi wear out fiilinin past perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: By the time the hotel closed, its lobby carpet ____ by decades of use.

Cevabı göster

had been worn out

Dilbilgisi

walked on again and again: edilgen bir ifadede tekrarlı eylem

after being walked on again and again içinde being + past participle, edilgen bir -ing yapısı kurar. Söylenmeyen kişiler yürüme eylemini yapar; zemin ise eyleme maruz kalan yüzeydir. After, hasara yol açan tekrarlı eylemi tanıtır. Walk on, ayakları bir yüzeye basıp onun üzerinde hareket etmek demektir. Again and again, tekrar tekrar anlamına gelir; bu nedenle ifade, hasarın zamanla biriktiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The museum steps became smooth after being ____.

Cevabı göster

walked on again and again

For her, the worn-out floor symbolised hard graft,

4:36

Onun için, aşınmış zemin 'hard graft'i sembolize ediyordu,

or hard work.

4:40

yani sıkı çalışmayı.

Whatever your job, we all spend most of each day at work, Notlar

4:41

İşiniz ne olursa olsun, hepimiz her günün çoğunu işte geçiririz,

Dilbilgisi

Whatever your job: “mesleğiniz ne olursa olsun” anlamındaki ödünleme girişi

Whatever your job, “hangi işi yaparsanız yapın” demektir. Ana cümleden önce kullanıldığında mesleği olası bir istisna olmaktan çıkarır ve ardından gelen ifadenin genel olarak geçerli olduğunu gösterir. Burada whatever ödünleme bildiren bir seçenek alanı açar: iş ne olursa olsun sonuç değişmez. Temel işlevi no matter what your job is ile aynıdır; tek başına söylenen ve ilgisiz görünebilen Whatever. yanıtı değildir.

Alıştırma

“Mesleğiniz ne olursa olsun” anlamını vermek için dersteki üç sözcüklük girişi kullanın: ____, clear communication matters.

Cevabı göster

Whatever your job

Kalıp ifadeler

spend most of each day at work: zaman kullanımını anlatmak

spend most of each day at work ifadesinde spend, “para ödemek” değil, “zaman harcamak veya geçirmek” anlamındadır. Doğrudan nesnesi most of each day zaman miktarını verir; at work ise bu zamanın nerede ya da işle ilgili hangi durumda geçtiğini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp spend + time + complement şeklindedir. Tamamlayıcı; bir yer veya kalıplaşmış ifade, on sonrasında bir isim ya da -ing biçiminde bir etkinlik olabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki yedi sözcüklük zaman kullanımı ifadesiyle tamamlayın: Many nurses ____, so they value quiet evenings.

Cevabı göster

spend most of each day at work

so it's important to have a workplace that's safe, comfortable, and familiar,

4:45

bu nedenle güvenli, rahat ve aşina olunan bir işyerine sahip olmak önemlidir,

where people don't steal your pens.

4:48

insanların kalemlerinizi çalmadığı bir yer.

Oh, Neil.

4:51

Ah, Neil.

You sound like the office workers in that newspaper survey. Ton ve niyet

4:52

O gazete anketindeki ofis çalışanları gibi konuşuyorsun.

Ton ve niyet

You sound like: duyduklarından bir izlenim oluşturmak

You sound like + isim grubu, birinin söylediklerine, ses tonuna veya işitilebilen başka bir özelliğe dayanarak edinilen izlenimi anlatır. Bu cümlede dinleyicinin sözleri, onu anketteki ofis çalışanlarına benzetmektedir; seslerinin tamamen aynı olduğu anlamına gelmez. Bu kalıbın ardından You sound like you need a break. örneğindeki gibi bir cümlecik de gelebilir. Böylece değerlendirme kesin bir gerçek olarak değil, bir izlenim olarak sunulur.

Alıştırma

Özgün cümlede You sound like the office workers ifadesinin en doğal anlamı hangisidir?

  1. Dinleyicinin söyledikleri, onu ofis çalışanlarına benzer gösteriyor.
  2. Dinleyicinin sesi bütün ofis çalışanlarının sesiyle tamamen aynı.
  3. Dinleyici fiziksel olarak ofis çalışanlarına benziyor.
Cevabı göster

Dinleyicinin söyledikleri, onu ofis çalışanlarına benzer gösteriyor.

Yes, let's return to my question, which was, Anlatım akışı

4:55

Evet, soruma dönelim, soru şuydu,

Anlatım akışı

Let's return to my question: konuyu yeniden gündeme getirmek

Let's return to my question, konuyu yönetmek için kullanılan bir geçiş ifadesidir. Konuşmanın daha önceki bir sorudan uzaklaştığını ve konuşmacının şimdi herkesin dikkatini yeniden o soruya yönelttiğini belirtir. Return to burada mecazidir: ardından bir yer değil, soru veya konu gelir. Let's bu değişikliği birlikte atılacak bir sonraki adım olarak sunar; bu nedenle doğrudan bir emirden genellikle daha az sert duyulur.

Alıştırma

Geçiş cümlesini dersteki ifadeyle tamamlayın. The side issue is settled. ____ our main question.

Cevabı göster

Let's return to

according to a 2021 Metro newspaper survey,

4:58

Metro gazetesinin 2021 anketine göre,

what is British workers' number one complaint about working in an office? Kalıp ifadeler

5:01

İngiliz çalışanların bir ofiste çalışmakla ilgili bir numaralı şikayeti nedir?

Kalıp ifadeler

number one complaint: bir numaralı şikâyet

number one complaint ifadesinde number one, tekil complaint adını niteler ve “ilk sıradaki” ya da “başlıca” anlamına gelir. Soru, Britanyalı çalışanların ofiste çalışmayla ilgili şikâyetleri arasında hangi konunun ilk sırada olduğunu sorar; 1 numarayla etiketlenmiş bir şikâyeti sormaz. Bir kategoride en üst sırada yer alan öğeyi belirtmek için number one + tekil isim yapısı kullanılabilir. number one priority ve number one choice buna örnektir.

Alıştırma

number one + complaint hedef ifadesiyle cümleyi tamamlayın: In the survey, slow service was customers' ____.

Cevabı göster

number one complaint

I guessed it was the printers not working.

5:06

Yazıcıların çalışmaması olduğunu tahmin etmiştim.

Was I right? Ton ve niyet

5:08

Haklı mıydım?

Ton ve niyet

Was I right?: önceki tahmini kontrol etmek

Was I right?, konuşanın daha önceki bir tahmininin, cevabının veya yargısının doğru olup olmadığını sorar. Buradaki right “doğru” demektir; solun karşıtı olan yön anlamında değildir. Geçmiş zaman biçimi was, daha önce söylenen tahmine ya da cevaba dönüp bakar. Bu kısa soru, karşı taraftan bunu doğrulamasını ister.

Alıştırma

Önceki tahmini kontrol eden hedef soruyla cümleyi tamamlayın: I guessed that the key was under the mat. ____?

Cevabı göster

Was I right

You were wrong, I'm afraid. Ton ve niyet

5:09

Korkarım yanılmışsın.

Ton ve niyet

I'm afraid ile kötü haberi nazikçe yumuşatma

Burada I'm afraid gerçek bir korkuyu anlatmaz. Konuşmacının hoş olmayan bir düzeltmeyi daha nazik hâle getirmek için kullandığı bir yumuşatma ifadesidir; böylece You were wrong daha az sert duyulur. I'm afraid you were wrong örneğindeki gibi zor mesajın başında veya ana örnekteki gibi kısa bir ara söz olarak cümlenin sonunda kullanılabilir. Her iki konumda da korkudan çok üzüntü ya da nezaket bildirir.

Alıştırma

Hangi cümlede I'm afraid korkuyu anlatmak yerine hayal kırıklığı yaratan bir haberi yumuşatmak için kullanılmıştır?

  1. I was afraid during the storm.
  2. I'm afraid of the dog across the street.
  3. I'm afraid the last train has already left.
Cevabı göster

I'm afraid the last train has already left.

In fact, the top complaint was people speaking too loudly, Anlatım akışı

5:11

Aslında en büyük şikayet insanların çok yüksek sesle konuşmasıydı,

Anlatım akışı

In fact ile önceki düşünceyi gerçek durumla düzeltme

In fact sonraki bilgiyi, daha önce söyleneni düzelten veya netleştiren gerçek durum olarak sunar. Burada dinleyicinin yanlış tahmininden gerçekten birinci sırada yer alan şikâyete geçiş yapar. Bu rolde actually veya as a matter of fact ifadelerine yakındır. Önemli olan fikirler arasındaki ilişkidir: ikinci ifade öncekinden daha doğru, şaşırtıcı ya da güçlüdür.

Alıştırma

Gerçek durumu en iyi biçimde sunan ve beklentiyi düzelten bağlayıcı ifadeyi seçin. Mia expected a short walk. _____, the route took three hours.

  1. For example
  2. As a result
  3. In fact
Cevabı göster

In fact

another of my pet hates. Deyimler

5:14

benim de en nefret ettiğim şeylerden bir diğeri.

Deyimler

my pet hates: özellikle sevmediğim şeyler

“My pet hates”, kişisel olarak özellikle sinir bozucu bulduğunuz veya hiç hoşlanmadığınız şeyler anlamına gelir. Bu kalıplaşmış ifadede pet, evcil hayvan anlamına gelmez; kişiye özgü belirli bir hoşnutsuzluğu vurgular. another of my pet hates yapısının tamamı, sözü edilen şeyi konuşanın sürekli rahatsız olduğu şeyler listesine eklenen bir başka madde olarak sunar. Tekil biçim a pet hate şeklindedir; one of veya another of sonrasında çoğul pet hates kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “özellikle sevmediğim şeyler” anlamına gelen çoğul ifadeyle tamamlayın. Waiting in long queues is one of my ____.

Cevabı göster

pet hates

Okay.

5:16

Tamam.

Let's recap the vocabulary from this program on the 9-5, Anlatım akışı

5:17

Bu programdaki 9-5 hakkındaki kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

Let's recap the vocabulary: kısa bir gözden geçirmeye davet etmek

“Let's recap the vocabulary”, konuşanı ve dinleyicileri daha önce tanıtılan kelimeleri birlikte kısaca gözden geçirmeye davet eder. Let's, bunu doğrudan bir emir yerine ortak ve arkadaşça bir eylem hâline getirir. Recap, her ayrıntıyı baştan öğretmek değil, ana noktaları yeniden kısaca özetlemek demektir. Bu ifade ayrıca ana içerikten gözden geçirme veya kapanış bölümüne geçildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, grubu kısa bir gözden geçirmeye davet eden bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın. Before the test, ____ the key terms.

Cevabı göster

let's recap

work which happens during normal Monday-Friday office hours.

5:21

Pazartesi-Cuma normal mesai saatleri içinde gerçekleşen iş.

Hot-desking is where office workers do not have their own permanent desk, Dilbilgisi

5:25

Ortak masa (hot-desking), ofis çalışanlarının kendilerine ait kalıcı bir masasının olmaması,

but use a different desk each day.

5:30

ancak her gün farklı bir masa kullanmasıdır.

Dilbilgisi

Hot-desking is where: bir düzenlemenin nasıl işlediğini açıklamak

Hot-desking is where... ifadesinde is where, hot-desking sisteminin nasıl işlediğini açıklayan bir durumu tanıtır. Buradaki where fiziksel bir yeri göstermez; ardından gelen yan cümle düzenlemenin temel özelliğini açıklar. Konuşmada tekrar kullanılabilen X is where + yan cümle kalıbı, içinde neler olduğunu anlatarak bir etkinliği, sistemi veya durumu açıklar.

Alıştırma

Sözlü tanımı hedef yapıyla tamamlayın: Job-sharing ____ two people share one full-time job.

Cevabı göster

is where

A montage is made by putting together different items in interesting combinations.

5:33

Bir montaj, farklı öğelerin ilginç kombinasyonlarla bir araya getirilmesiyle yapılır.

A sense of familiarity is a feeling of knowing something so well

5:38

Aşinalık hissi, bir şeyi o kadar iyi bilme hissidir ki

that you feel comfortable and relaxed around it.

5:42

onun etrafında kendinizi rahat ve huzurlu hissedersiniz.

When something is worn out from overuse,

5:45

Bir şey aşırı kullanımdan dolayı aşındığında (worn out),

it's old or damaged.

5:47

eski veya hasarlı demektir.

And finally, hard graft is a slang phrase meaning hard work.

5:49

Ve son olarak, hard graft sıkı çalışma anlamına gelen argo bir ifadedir.

Once more, our 6 minutes are up. Deyimler

5:54

Bir kez daha, 6 dakikamız doldu.

Deyimler

our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi

our 6 minutes are up ifadesinde are up, ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiği anlamına gelir. Burada up yukarı doğru bir yönü ifade etmez. Tekrar kullanılabilen süre + be up kalıbı, zaman kalmadığını ve bir etkinliğin bitmesi ya da sonraki aşamaya geçmesi gerektiğini bildirir. six minutes are up örneğindeki gibi çoğul bir süre are alır; time ise Time is up örneğindeki gibi is alır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The round must end now. Your ten minutes ____.

Cevabı göster

are up

We hope you'll join us again soon Ton ve niyet

5:56

Yakında tekrar bize katılacağınızı umuyoruz,

for more trending topics and useful vocabulary Kelime

5:58

daha fazla trend olan konu ve faydalı kelime bilgisi için

Kelime

trending topics: şu anda çok konuşulan konular

Trending topics; özellikle haberlerde, arama sonuçlarında ve sosyal medyada şu anda büyük ilgi gören ve çok konuşulan konulardır. Bu konuların popülerliği hızla artabilir ve kısa sürebilir. Buradaki trending, halkın şu anki ilgisini ifade eder; yalnızca uzun vadeli eğilimlerle ilgili konular anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum bir trending topic ifadesini en iyi açıklar?

  1. Şu anda internette birçok kişinin konuştuğu bir konu
  2. Gelecek ayki toplantının gündemine konmuş bir konu
  3. Yıllardır bir ders kitabında bulunan bir konu
Cevabı göster

Şu anda internette birçok kişinin konuştuğu bir konu

here at 6 Minute English.

6:01

burada 6 Minute English'te.

Ton ve niyet

We hope you'll join us again soon: yeniden katılmaya yönelik sıcak bir davet

We hope you'll join us again soon, dinleyicileri geri dönmeye sıcak ve nazik bir biçimde davet eder. We hope kullanımı, davetin bir emirden çok dostça bir dilek gibi duyulmasını sağlar. Burada join us, bir kuruluşun üyesi olmak değil, programı yeniden dinleyerek bize eşlik etmek anlamına gelir. We hope you'll + fiilin yalın hâli kalıbı, karşınızdaki kişinin gelecekte yapacağı bir eylemle ilgili olumlu bir beklentiyi ifade eder.

Alıştırma

Bir sunucu podcast'i bitirirken dinleyicileri nazikçe geri dönmeye davet etmek istiyor. Hangi cümle en uygundur?

  1. We hope you'll join us again soon.
  2. You must become a member of our organisation today.
  3. We were glad you joined us yesterday.
Cevabı göster

We hope you'll join us again soon.

But that's goodbye for now.

6:02

Ama şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:04

Hoşça kalın.

6 Minute English from the BBC.

6:06

BBC'den 6 Minute English.