Peppa Pig Masalları 🐷 Peppa Pig ve George Uzaya Uçak Yolculuğu Yapıyor! 🐷 Peppa Pig Bölümleri: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa ve George, ilk uçak yolculuğunda korkan Madam Gazelle’e yardım etmeye çalışır; basit bir boyama etkinliği onun rahatlamasını sağlar ve sonunda uçmaktan keyif alır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. have never been on an aeroplane before. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Present perfect ile bugüne kadar yaşanmamış bir deneyimi anlatmayı öğrenirsin; özellikle bir şeyin ilk kez olduğunu açıklarken işe yarar. 2. keep my mind off things. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu yaygın ifadenin, korku veya kaygıları düşünmemek için dikkati başka bir şeye vermek anlamına geldiğini anlarsın; kelime kelime çevrilmez. 3. cannot wait to — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Yakında bir şeyi yapmak için çok heyecanlı olduğunu göstermek üzere bu ifadeyi tanır ve kullanırsın; gerçekten bekleyememek anlamına gelmez.
Bu derste
Peppa and her family are flying in an aeroplane. Dilbilgisi
0:04Peppa ve ailesi bir uçakla uçuyorlar.
are flying: şu anda gerçekleşen bir eylemi anlatan şimdiki zaman
Are flying, şimdiki zaman yapısıdır: are + fiilin -ing biçimi olan flying. Burada ailenin uçak yolculuğunu o anki sahnede devam eden bir eylem olarak gösterir; düzenli bir alışkanlığı veya kalıcı bir gerçeği anlatmaz. Şu anda veya içinde bulunulan dönemde gerçekleşen bir şeyi anlatmak için be + fiil-ing kullanılır. Peppa and her family öznesi çoğul olduğu için be biçimi are olur.
Alıştırma
Cümleyi fly fiilinin şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: Look! The birds ____ over the lake.
Cevabı göster
are flying
not everyone loves: kısmi olumsuzluk
Not everyone loves kısmi olumsuzluk bildirir. En az bir kişinin uçakla seyahat etmeyi sevmediği, ancak başka kişilerin sevebileceği anlamına gelir. Hiç kimsenin sevmediği anlamına gelmez. not everyone + fiil kalıbı, bir ifadenin grubun tamamı için geçerli olmadığını söylemek için kullanılır. Everyone dilbilgisi bakımından tekildir, bu nedenle burada loves kullanılır.
Alıştırma
Not everyone loves flying? ifadesine hangi anlam uyar?
- Hiç kimse uçakla seyahat etmeyi sevmez.
- En az bir kişi uçakla seyahat etmeyi sevmez, ancak başkaları sevebilir.
- Herkes uçakla seyahat etmeyi sever.
Cevabı göster
En az bir kişi uçakla seyahat etmeyi sevmez, ancak başkaları sevebilir.
Actually, I have never been on an aeroplane before. Notlar
0:28Aslında, daha önce hiç uçağa binmedim.
Actually: Bir varsayımı nazikçe düzeltmek
Bir yanıtın başında kullanılan Actually, konuşanın dinleyicinin beklediği veya varsaydığı şeyden farklı bir bilgi vereceğini gösterir. Burada konuşanın uçmayı sevdiği düşüncesini nazikçe düzeltir ve gerçek durumu açıklar. Konuşmada bu söylem belirteci, gerçeğin biraz farklı olduğunu sıkça ifade eder. Yön değişikliğini ani bir No demekten daha yumuşak hâle getirir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız mavi çantayı sevmediğinizi sanıyor, ama siz seviyorsunuz. Hangi yanıt bu varsayımı nazikçe düzeltir?
- For example, I like the blue bag.
- Actually, I like the blue bag.
- Finally, I like the blue bag.
Cevabı göster
Actually, I like the blue bag.
have never been on ... before: Şimdiye kadar hiç yaşanmamış bir deneyim
Have never been on an aeroplane before, bu deneyimin şimdiye kadar hiçbir zaman yaşanmadığını anlatmak için present perfect yapısını, yani have + never + geçmiş zaman ortacı been biçimini kullanır. Before, şimdiki zamandan önceki süreyi gösterir. Bu bağlamda be on an aeroplane, uçakta yolcu olarak seyahat etmek anlamına gelir. Cümle, kişinin belirli bir andaki yerini değil, hayat deneyimini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi be fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: I have never ____ on an aeroplane before.
Cevabı göster
been
know fiilinin nesnesi olarak what to do
What to do, soru sözcüklü bir mastar yan cümlesidir: what + to + fiilin yalın hâli. “Hangi eylemi yapmak gerektiği” anlamına gelir. I know what to do cümlesinde yan cümlenin tamamı know fiilinin nesnesidir. Bu yapı, konuşanın bildiği şeyin içeriğini belirtir ve doğrudan bir soru değildir. Buradaki I know what to do, anlamca I know what I should do ifadesine yakındır.
Alıştırma
“Hangi eylemi yapmak gerektiği” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The recipe has pictures, so I know ____ next.
Cevabı göster
what to do
please can you make the plane go really, really high? Notlar
0:46lütfen uçağı çok, çok yükseğe çıkarabilir misiniz?
kibar bir rica için please can you
Please can you + fiilin yalın hâli, konuşma dilinde bir istekte bulunmak için kullanılan yaygın bir kalıptır. Bu cümlede can you, dinleyiciden uçağı yükseğe çıkarmasını ister; asıl amaç dinleyicinin bunu yapabilecek yetenekte olup olmadığını sormak değildir. Please ifadeye nezaket katar, can you ise eylemi emir yerine soru biçiminde sunar. Yine de konuşan, dinleyiciden bir şey yapmasını istemektedir.
Alıştırma
Kibar ricayı vurgulanan başlangıçla tamamlayın: ____ close the gate?
Cevabı göster
Please can you
make the plane go: make + nesne + fiilin yalın hâli
make the plane go ifadesinde make, uçağın hareket etmesini veya uçmasını sağlamak anlamındadır. The plane, make fiilinden etkilenen nesnedir; go ise uçağın yaptığı hareketi belirtir. Kalıp make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Etken bir cümlede son fiilden önce to kullanılmaz: make the plane to go değil, make the plane go denir.
Alıştırma
Cümleyi dance fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: The music can make everyone ____.
Cevabı göster
dance
I don't see why not: reddetmek için neden olmadığı için kabul etme
Bu cümle, konuşanın hayır demek için bir neden bulamadığını belirtir; bu nedenle onay veya izin işlevi görür: evet, muhtemelen sorun yok. Buradaki see, gözle görmek değil, anlamak veya bir nedeni fark etmek demektir. Konuşan, coşkulu bir yes demek yerine isteğe karşı çıkmak için açık bir neden olmadığını söyleyerek kabul eder.
Alıştırma
Birisi Can we try it? diye soruyor. I don't see why not büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Konuşanın bir şeyi göremediği anlamına gelir.
- Konuşanın karar vermeden önce açıklama istediği anlamına gelir.
- Konuşanın reddetmek için açık bir neden olmadığı için kabul ettiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Konuşanın reddetmek için açık bir neden olmadığı için kabul ettiği anlamına gelir.
It's really fun when the plane goes high, Madame Gazelle. Dilbilgisi
0:58Uçak yükseğe çıktığında gerçekten çok eğlenceli, Bayan Gazel.
“It's really fun when ...”: bir duyguyu bir duruma bağlamak
“It's really fun when ...” önce bir değerlendirme yapar, ardından bu duyguyu oluşturan durumu belirtmek için when yan cümlesini kullanır. Burada uçağın yükselmesi, deneyimi eğlenceli hâle getirir. Bu kalıpta when yalnızca bir zamanı belirtmez; bir durumla onun doğurduğu tepkiyi birbirine bağlar. Bir deneyimin hangi durumda belirli bir his verdiğini anlatmak için It's + adjective + when + clause yapısı kullanılabilir.
Alıştırma
“It's really fun when the plane goes high,” cümlesinde when yan cümlesi ne işe yarar?
- Uçağın ne zaman kalkacağını sorar.
- Deneyimi eğlenceli hissettiren durumu belirtir.
- Uçağın her zaman yüksekte olduğunu söyler.
Cevabı göster
Deneyimi eğlenceli hissettiren durumu belirtir.
“Can we ... instead?”: farklı bir plan önermek
“Can we go lower instead?” mevcut planı başka bir planla değiştirmeyi kibarca önerir. Can we ...? bunu bir emir yerine birlikte değerlendirilecek bir rica hâline getirir; instead ise go lower seçeneğinin go high yerine önerildiğini gösterir. Instead genellikle daha önce söylenmiş veya durumdan açıkça anlaşılan bir seçeneğe gönderme yapar. Bu cümlede “bu alternatifi seçmek” anlamındadır, “ayrıca” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi “alternatif olarak” anlamına gelen kelimeyle tamamlayın: The red path is closed. Can we take the blue path ____?
Cevabı göster
instead
far too low: kabul edilebilir düzeyin çok altında
far too low ifadesinde far, too sözcüğünü güçlendirir. İfade, kabul edilebilir veya güvenli düzeyden çok daha aşağıda demektir. Buradaki far fiziksel uzaklık anlatmaz. far too + sıfat ya da zarf kalıbı, bir derecenin uygun sınırı açıkça aştığını ve genellikle olumsuz değerlendirildiğini belirtir.
Alıştırma
far too low ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Kabul edilebilir düzeyden çok daha aşağıda demektir.
- Çok alçak ama yine de kabul edilebilir demektir.
- Uzakta ve alçakta demektir.
Cevabı göster
Kabul edilebilir düzeyden çok daha aşağıda demektir.
do a loop-de-loop: tam bir çember manevrası yapmak
do a loop-de-loop, bir uçağın dikey bir çember çizmesi gibi tam bir dairesel manevra yapmak anlamına gelen doğal bir kalıptır. Do fiildir; a loop-de-loop ise hareketin adıdır. Loop-de-loop, kısa çizgilerle bağlanan tek bir hareket adıdır. Sıradan loop sözcüğünü iki kez tekrarlama talimatı olarak yorumlanmamalıdır.
Alıştırma
“Havada tam bir çember hareketi yapmak” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The small plane is going to ____.
Cevabı göster
do a loop-de-loop
I don't think that worked either, George. Ton ve niyet
1:40Bunun da işe yaradığını sanmıyorum, George.
I don't think ... worked either: bir deneme daha başarısız oldu
I don't think that worked, son denemenin başarılı olmadığını daha yumuşak biçimde söylemenin bir yoludur. Burada work, istenen sonucu vermek anlamındadır. Sondaki either, olumsuz bir düşüncede de anlamını verir. Bu başarısız denemeyi daha önceki başka bir başarısız denemeye bağlar; iki seçenekten biri anlamına gelmez.
Alıştırma
Konuşan kişi I don't think that worked either sözüyle ne anlatıyor?
- Son deneme de başarılı olmuş gibi görünüyor.
- Son deneme de başarısız olmuş gibi görünüyor.
- Konuşan kişi iki denemeden birini seçiyor.
Cevabı göster
Son deneme de başarısız olmuş gibi görünüyor.
is shaped like: benzer bir şekli tarif etme
Is shaped like, bir şeyin biçimine sahip olmak anlamına gelir. Bulutun görünen dış hatlarını anlatır; odak, birinin yaptığı şekillendirme eylemi değil, bulutun şu anki biçimidir. Yapı be + shaped like + isim şeklindedir. Be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin.
Alıştırma
Cümleyi be shaped like yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The swimming pool ____ a guitar.
Cevabı göster
is shaped like
And that one is shaped like a relaxing desert island.
1:55Ve şu da rahatlatıcı bir ıssız ada şeklinde.
It's no good: bir yöntemin işe yaramayacağını söylemek
Burada It's no good, “bu yöntem işe yaramıyor” ya da “bu yardımcı olmayacak” demektir. Konuşan kişi bir nesnenin kalitesini değil, denenmiş bir çözümün başarılı olup olamayacağını değerlendirir. Başarısız deneme konuşmadan zaten anlaşılıyorsa bu ifade kısa bir sonuç cümlesi olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Bir anahtar birkaç kez deneniyor ama kilit hâlâ açılmıyor. Burada It's no good ne anlama gelir?
- Yöntem işe yaramıyor.
- Anahtar kilidin üstünde.
- Anahtar çok kaliteli.
Cevabı göster
Yöntem işe yaramıyor.
I will just close my eyes and wait for this to be over. Kalıp ifadeler
2:09Sadece gözlerimi kapatacağım ve bunun bitmesini bekleyeceğim.
wait for this to be over: bir deneyimin bitmesini beklemek
Wait for this to be over, “bu deneyim sona erene kadar beklemek” demektir. Yapı wait for + şey veya olay + to be over şeklindedir ve be over “bitmiş olmak” anlamına gelir. just ve close my eyes ile birlikte kullanıldığında bu ifade, konuşan kişinin mevcut deneyime katılmak yerine ona dayanmayı planladığını gösterir.
Alıştırma
Hoş olmayan bir olay bitene kadar beklemeyi anlatmak için wait for + olay + to be over yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- We'll wait the storm for be over before we leave.
- We'll wait for the storm to be above before we leave.
- We'll wait for the storm to be over before we leave.
Cevabı göster
We'll wait for the storm to be over before we leave.
Would you two like an activity book? Ton ve niyet
2:17Siz ikiniz bir etkinlik kitabı ister misiniz?
Would you two like ...?: iki kişiye kibar bir teklif
Would you two like ...? iki kişiye bir şey teklif etmenin ya da onları bir şeye davet etmenin kibar bir yoludur. You two, sorunun tam olarak iki kişiye yöneltildiğini açıkça belirtir. Buradaki would geçmiş zamanı anlatmaz. Soruyu yumuşatır: Would you like + isim? bir şey teklif ederken, Would you like to + fiil? birini bir şey yapmaya davet ederken kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle tam olarak iki kişiye kibarca meyve suyu teklif eder?
- Did you two like some juice?
- You two must have some juice.
- Would you two like some juice?
Cevabı göster
Would you two like some juice?
yes, please.: bir teklifi kibarca kabul etmek
Yes, please. bir eşya, yiyecek, içecek, yardım veya hizmet gibi teklif edilen bir şeyi kabul etmek istediğinizde kullanılan standart ve kibar bir yanıttır. Yes olumlu yanıtı verir, please ise kabulü daha sıcak ve nazik hâle getirir. Buradaki please ayrı bir rica başlatmaz. Kibar kabul kalıbının bir parçasıdır; hizmet ortamlarında ve günlük konuşmalarda yalnızca Yes demek kısa veya doğrudan gelebilir.
Alıştırma
Biri “Would you like some cake?” diye teklif ediyor. Hangi yanıt teklifi kibarca kabul eder?
- No, thank you.
- Yes, please.
- Yes, I did.
Cevabı göster
Yes, please.
Would you like to do some coloring in with us, Madame Gazelle? Kalıp ifadeler
2:25Bizimle biraz boyama yapmak ister misiniz, Bayan Gazel?
do some coloring in: boyamayı bir etkinlik olarak anlatmak
Do some coloring in, belirli bir resmi adlandırmak yerine resim boyamayı genel bir etkinlik olarak anlatır. do some + etkinlik adı kalıbı, kesin bir miktar belirtmeden o etkinliği bir süre yapmak anlamına gelir. Buradaki in, coloring in etkinlik ifadesinin bir parçasıdır; yer bildirmez. Bu davet, diğer kişilere katılıp biraz boyama yapmayı önerir.
Alıştırma
Belirli bir resim söylemeden birini genel boyama etkinliğine katılmaya doğal biçimde davet eden cümle hangisidir?
- Would you like to do some drawing with us?
- Would you like to do some coloring in with us?
- Would you like to color this picture in with us?
Cevabı göster
Would you like to do some coloring in with us?
Well, I suppose that might keep my mind off things. Notlar
2:29Pekala, sanırım bu kafamı dağıtabilir.
I suppose that might: bir olasılığı temkinli biçimde kabul etmek
Burada I suppose, resmî bir varsayım değil, temkinli bir görüş bildirir. Konuşan kişi öneriyi değerlendirir ve kabul etmeye açık görünür, ancak tamamen ikna olmuş değildir. That, daha önce önerilen etkinliğe gönderme yapar: kişinin kafasını dağıtabilecek şey bu etkinliktir. Might olasılık bildirir; bu nedenle I suppose that might ... yaklaşık olarak “sanırım bu belki ... yapabilir” anlamına gelir ve kesinlik özellikle düşük tutulur.
Alıştırma
“I suppose that might help” cümlesinde konuşan kişi nasıl bir tutum gösterir?
- Kişi bunun kesinlikle işe yarayacağından tamamen emindir.
- Kişi emin değildir ama bunun mümkün olduğunu düşünür ve denemeye açıktır.
- Kişi fikri değerlendirmeyi reddeder.
Cevabı göster
Kişi emin değildir ama bunun mümkün olduğunu düşünür ve denemeye açıktır.
keep my mind off things: dikkati geçici olarak kaygılardan uzak tutmak
Bu cümlede keep my mind off things, “beni kaygılandıran şeyi düşünmememe yardım etmek” anlamına gelir. Buradaki things, konuşanın uçma korkusuna ya da uçuşla ilgili kaygısına gönderme yapar. keep + someone’s mind + off + something kalıbı, bir etkinliğin veya durumun kişinin dikkatini bir kaygıdan, acıdan ya da başka bir rahatsız edici düşünceden uzak tutmasını anlatır. Bu mecazi bir kullanımdır; zihin fiziksel olarak başka bir yere taşınmaz.
Alıştırma
“I played music to keep my mind off the storm.” cümlesindeki vurgulanan ifade ne anlama gelir?
- Müzik, fırtınanın her ayrıntısını hatırlamama yardımcı oldu.
- Müzik, dışarı çıkıp fırtınayı aramama neden oldu.
- Müzik, fırtınayı düşünmememe yardımcı oldu.
Cevabı göster
Müzik, fırtınayı düşünmememe yardımcı oldu.
did some relaxing coloring for the rest of the flight. Kalıp ifadeler
2:40uçuşun geri kalanında rahatlatıcı boyamalar yaptılar.
And so: bir hikâyede sonucu belirtmek
Bu cümlede And so, önceki öneriye dönüp bunun sonucunda ne olduğunu anlatır: grup rahatlatıcı bir boyama yaptı. Hikâyeyi sorunu çözme girişiminden bu girişimin sonucuna taşır. Cümlenin başında And so çoğu zaman “bunun sonucunda, sonra bu oldu” anlamında bir anlatı bağlantısı kurar. And hikâyenin devam ettiği hissini verirken so sonucu belirtir.
Alıştırma
İkinci olayı birinci olayın sonucu olarak açıkça sunan bağlacı seçin: The rain stopped. _____ we continued the game.
- And then
- And so
- But
Cevabı göster
And so
for the rest of the flight: uçuşta kalan sürenin tamamı boyunca
for the rest of the flight ifadesinde the rest of, “geriye kalan bölüm” anlamına gelir; “dinlenme” anlamına gelmez. İfadenin tamamı, rahatlatıcı boyama etkinliğinin uçuşta kalan sürenin tamamı boyunca devam ettiğini anlatır. for the rest of + zaman dilimi veya olay kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz. Örneğin for the rest of the day veya for the rest of the trip diyebilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: After lunch, Maya stayed in the library ____ the school day.
Cevabı göster
for the rest of
attention to detail: küçük ayrıntıları özenle ele alma
Attention to detail, küçük özellikleri dikkatle fark etmek ve onları özenle ele almak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede boyama çalışmasının kalitesini över: küçük kısımlar özenle yapılmıştır. Bu ifade genellikle bir çalışmada görülen kaliteyi veya bir kişinin dikkatli çalışma alışkanlıklarını anlatır. Bu kalıpta detail, ayrıntılara dikkat etme şeklindeki genel niteliği adlandırdığı için normalde tekil kullanılır.
Alıştırma
Kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Her careful model shows great attention ____ detail.
Cevabı göster
to
We've landed: tamamlanmış eylem ve şimdiki sonuç
We've landed, We have landed ifadesinin kısaltılmış biçimidir: have + geçmiş zaman ortacı. Present perfect, inişi tamamlanmış bir eylem olarak sunar ve bunu şimdiki durumla ilişkilendirir: uçak artık yerdedir. We landed simple past kullanır ve normalde geçmişteki bir olayı anlatır. Burada present perfect doğaldır; çünkü konuşan kişi inişi bitmiş bir geçmiş zamana yerleştirmek yerine, şu anda geçerli olan yeni bir sonucu duyurur.
Alıştırma
Duyuruyu land fiilinin kısaltılmış present perfect biçimiyle tamamlayın: Uçak şu anda pistte. ____.
Cevabı göster
We've landed
Already?: şaşkınlık belirten tek sözcüklü tepki
Already? konuşmada tek başına kısa bir tepki olarak kullanılabilir. Has that happened already? sorusuna denk gelir ve olayın konuşanın beklediğinden daha erken gerçekleştiğini gösterir. Bu sahnede şaşkınlık, uçağın bu kadar çabuk iniş yapmış olmasından kaynaklanır. Sözcük yalnızca “şu ana kadar” anlamında tarafsız bir ifade değildir; soru biçimi “bu kadar çabuk mu?” anlamını da katar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız The game is over. diyor. Oyunun daha uzun sürmesini bekliyordunuz. Hangi tepki “bu kadar çabuk mu?” anlamına gelir?
- Still?
- Not yet?
- Already?
Cevabı göster
Already?
was having fun: geçmişte devam eden eğlence
Was having, was + having biçimindeki geçmişte devam eden zaman yapısıdır. Keyifli deneyimi yalnızca bitmiş bir olay olarak değil, geçmişte belirli bir süre devam eden bir durum olarak gösterir. Have fun, 'eğlenmek' veya 'iyi vakit geçirmek' anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir; kelimesi kelimesine 'eğlenceye sahip olmak' demek değildir. Bu cümlede konuşan kişi, etkinlik devam ederken bundan keyif aldığını söylüyor.
Alıştırma
Cümleyi have fun ifadesinin geçmişte devam eden biçimiyle tamamlayın: The game ended just as I ____.
Cevabı göster
was having fun
wasn't scary at all: tam bir olumsuzluğu vurgulamak
At all, wasn't scary ifadesindeki olumsuzluğu güçlendirir. That wasn't scary at all, 'O hiçbir şekilde korkutucu değildi' veya 'Biraz bile korkutucu değildi' anlamına gelir. Başka cümlelerde kullanılabilecek kalıp not + betimleme ya da eylem + at all şeklindedir. At all bütün olumsuz ifadeyi etkiler; burada tek başına 'hepsi' anlamına gelmez.
Alıştırma
'Biraz bile değil' anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The puppy looked fierce, but it wasn't dangerous ____.
Cevabı göster
at all
I told you, flying is really fun. Ton ve niyet
3:08Size söylemiştim, uçmak gerçekten çok eğlenceli.
I told you: “Gördün mü? Ben haklıydım” hatırlatması
Bu cümlede I told you, konuşanın daha önce söylediği bir şeye geri döner. Karşıdaki kişi artık uçmanın gerçekten eğlenceli olduğunu görmüştür; bu yüzden ifade yalnızca geçmişte söylenenleri aktarmakla kalmaz, “Gördün mü? Ben haklıydım” anlamını da taşır. Bu kullanım, şimdiki sonucu önceki bir iddiaya bağlar. Ses tonuna ve ilişkiye göre şakacı ve memnun ya da biraz kendini beğenmiş ve eleştirel duyulabilir.
Alıştırma
Önerdiğiniz kestirme yol gerçekten daha hızlıdır ve yakın bir arkadaşınız bu yolu kullanmaktan memnun kalır. Gülümseyerek “I told you!” dersiniz. Bu kullanım uygun mudur?
- Uygun: yakın arkadaşlar arasında I told you şakacı bir biçimde “Gördün mü? Ben haklıydım” anlamına gelebilir.
- Uygun değil: I told you yalnızca yeni bilgi vermek için kullanılabilir.
Cevabı göster
Uygun: yakın arkadaşlar arasında I told you şakacı bir biçimde “Gördün mü? Ben haklıydım” anlamına gelebilir.
Thank you for helping me, Peppa and George. Kalıp ifadeler
3:12Bana yardım ettiğiniz için teşekkürler, Peppa ve George.
Thank you for helping me: Thank you for + fiil-ing
Thank you for helping me, tam olarak hangi davranış için teşekkür edildiğini söylemek üzere Thank you for + fiil-ing kalıbını kullanır. Helping, konuşanın Peppa ve George'a teşekkür ettiği yardım etme eylemini belirtir. Burada for bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: Thank you for calling. Thank you for help me denmez. for ifadesinden sonra bir eylem değil de bir şey geliyorsa Thank you for your help örneğindeki gibi bir isim grubu da kullanılabilir.
Alıştırma
Teşekkür kalıbını tamamlamak için help fiilinin doğru biçimini kullanın: Thank you for ____ me with the boxes.
Cevabı göster
helping
cannot wait to + fiilin yalın hâli: bir şeyi yapmak için sabırsızlanmak
Cannot wait to, “bir şeyi yapmak için çok heyecanlanmak ve sabırsızlanmak” anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi eve uçakla dönmeyi dört gözle bekliyor; cannot burada bekleyememe durumunu gerçek anlamıyla anlatmaz, güçlü beklentiyi vurgulayan mecazi bir kullanımdır. Yapı cannot wait to + fiilin yalın hâli şeklindedir: cannot wait to fly, cannot wait to see veya cannot wait to begin gibi.
Alıştırma
Cümleyi “yapmak için çok heyecanlıyım” anlamına gelen üç kelimeyle tamamlayın. Cannot sözcüğünün tam biçimini kullanın: I ____ see my cousin this weekend.
Cevabı göster
cannot wait to