Phrasal verbs: Get through mu, go through mu? Mini Bir İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
227 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Bu kısa İngilizce dersinde “go through” ile “get through” arasındaki fark; iş, boşanma ve hastalık tedavisi örnekleriyle, süreçte olmak ve bir zorluğu tamamlayıp aşmak üzerinden açıklanır. Başlıca İngilizce noktaları: 1. have so much to go through — Phrasal verbs: Çok sayıda belge, görev, e-posta veya gündem maddesini tek tek ele almak gerektiğinde bu ifadeyi kullanmayı öğrenirsiniz; anlamı fiziksel olarak “içinden geçmek” değildir. 2. get through it. — Phrasal verbs: Bu ifadenin zor bir şeye dayanıp onu bitirmeye ya da aşmaya odaklandığını anlarsınız; böylece birini sorun karşısında rahatlatırken kullanabilirsiniz. 3. go through treatment for an illness / get through treatment for an illness. — Phrasal verbs: Tıbbi bağlamda fark netleşir: ilk ifade tedavi sürecinin içinde olmayı anlatır, ikinci ifade ise tedaviyi tamamlayıp o zorluğun öbür tarafına çıkmayı ifade eder.

Bu derste

Hi everyone.

0:04

Herkese merhaba.

Welcome to our mini English lesson.

0:05

Mini İngilizce dersimize hoş geldiniz.

Do you ever get confused between get through and go through? Kalıp ifadeler

0:07

Hiç 'get through' ile 'go through' kelimelerini karıştırdığınız oluyor mu?

Kalıp ifadeler

get confused between A and B: seçenekleri birbirinden ayıramamak

Get confused between A and B, A ile B’yi birbirinden ayırmakta zorlanmak demektir. Burada A ve B, get through ile go through ifadeleridir. Between karşılaştırılan seçenekleri belirtir; burada fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu yapıyı kelimeler, kurallar, seçenekler veya başka benzer şeyler için kullanabilirsin.

Alıştırma

Hangi cümle iki kelimeyi birbirinden ayırmakta zorlandığını doğal biçimde ifade eder?

  1. I often get confused about between these two words.
  2. I often get confusing between these two words.
  3. I often get confused between these two words.
Cevabı göster

I often get confused between these two words.

Don't worry, you're not the only one. Ton ve niyet

0:12

Merak etmeyin, yalnız değilsiniz.

Ton ve niyet

you're not the only one ile birini rahatlatmak

You're not the only one, başka insanların da aynı sorunu, duyguyu veya deneyimi yaşadığını söylemenin dostça bir yoludur. Bu cümlede amaç yalnızca insan sayısını belirtmek değil, dinleyeni rahatlatmaktır. One, aynı durumda olan bir kişinin yerini tutar. Bu ifade, dinleyenin kendini daha az yalnız veya mahcup hissetmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bir arkadaşın “I keep mixing up these rules.” diyor. Sen “You're not the only one.” diye cevap veriyorsun. Ne yapıyorsun?

  1. Arkadaşa bu konuyu konuşmayı bırakmasını söylemek.
  2. Başka insanların da aynı sorunu yaşadığını söyleyerek arkadaşı rahatlatmak.
  3. Hata yapan tek kişinin arkadaş olduğunu söylemek.
Cevabı göster

Başka insanların da aynı sorunu yaşadığını söyleyerek arkadaşı rahatlatmak.

Today I want to go through a little example with you Öbek fiiller

0:15

Bugün sizinle küçük bir örneğin üzerinden geçmek istiyorum ki

Öbek fiiller

go through a little example: adım adım açıklamak

Bu cümlede go through a little example, örneği adım adım incelemek ve açıklamak anlamına gelir. With you, konuşanın dinleyene süreç boyunca rehberlik etmeyi planladığını gösterir. Go through ifadesinden sonra an example, a plan veya instructions gibi bilgi ya da içerik geldiğinde, genellikle onu dikkatle ve sırayla gözden geçirmek anlamına gelir. Burada bir yerin içinden fiziksel olarak geçmek anlamında değildir.

Alıştırma

Öğretmen örneği adım adım açıklayacaksa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The tutor will ___ the example with us.

  1. get through
  2. go across
  3. go through
Cevabı göster

go through

so that you better understand how and when to use Dilbilgisi

0:20

ne zaman ve nasıl kullanıldıklarını daha iyi anlayasınız:

get through or go through.

0:24

'get through' veya 'go through'.

Dilbilgisi

so that you better understand: amaç belirtmek

Burada so that, örneği incelemenin amacını açıklar: konuşan kişi, dinleyenin daha iyi anlamasına yardımcı olmak için bunu yapar. So that sonrasındaki sözcükler, you öznesi ve understand fiili bulunan bir yan cümle oluşturur. Bu yapı, bir eylemi amaçlanan sonucuna bağlar: eylem + so that + özne + fiil. Better, understand fiilini niteler ve daha açık ya da daha iyi bir şekilde anlamına gelir; burada had better yapısının parçası değildir.

Alıştırma

Amacı gösteren iki sözcüğü yazın: I wrote the steps clearly ____ everyone could follow them.

Cevabı göster

so that

I have so much to go through today. Öbek fiiller

0:27

'Bugün go through yapmam (ilgilenmem) gereken çok şey var.'

Öbek fiiller

have so much to go through: gözden geçirilecek çok şey olmak

Have so much to go through, hâlâ incelenmesi, ele alınması veya konuşulması gereken çok miktarda malzeme ya da iş olduğunu belirtir. have + something + to go through yapısında something ilgilenilmeyi bekleyen şeydir; go through ise onu dikkatle, çoğu zaman tek tek ele almayı anlatır. Burada go through fiziksel olarak bir yerden geçmek anlamına gelmez. Günün görevlerini veya malzemelerini sırayla ele almayı anlatır.

Alıştırma

Malzemenin hâlâ incelenmesi gerektiğini göstermek için go through kullanın: I have a lot of material ____ before the meeting.

Cevabı göster

to go through

How am I going to get all of this work done? Dilbilgisi

0:33

'Tüm bu işleri nasıl bitireceğim?'

Dilbilgisi

get all of this work done: bütün bu işleri bitirmek

Get + object + done, bir görevi tamamlanmış duruma getirmek anlamına gelir. get all of this work done ifadesinde all of this work nesnedir ve done sonucu belirtir; get burada almak anlamına gelmez. How am I going to...? gerçek bir plan istemek için kullanılabilir, ancak burada bu sonuca ulaşılıp ulaşılamayacağına dair kaygıyı da gösterir.

Alıştırma

Tamamlanmış sonucu vurgulamak için get ... done kullanın: We need to ____ the report ____ by Friday.

Cevabı göster

get · done

Don't worry, I'm sure you will get through it. Öbek fiiller

0:36

'Merak etme, eminim ki get through (üstesinden geleceksin) yapacaksın.'

Öbek fiiller

get through it: zor bir şeyi atlatıp tamamlamak

Burada get through it, zor bir durumla başa çıkıp sonuna başarıyla ulaşmak demektir. Bağlamda it, daha önce sözü edilen bütün işi gösterir; yani konuşan kişi, karşısındakinin zor olsa da işi bitireceğine inanır. Bu ifade, mücadelenin ötesindeki başarılı sonuca odaklanır. Bu yüzden you will get through it, güven vermek veya cesaretlendirmek için kullanılır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız işte geçireceği zor bir hafta için endişeli. Bu durumla başa çıkıp sonuna ulaşabileceğini söyleyerek onu en iyi hangi cümle cesaretlendirir?

  1. You'll go through it.
  2. You'll look through it.
  3. You'll get through it.
Cevabı göster

You'll get through it.

In this example,

0:39

Bu örnekte,

we used go through

0:40

'go through' kullandık;

when we're talking about all the individual papers

0:43

ilgilenmemiz gereken tüm bireysel evraklardan

and the tough things that we need to do.

0:46

ve yapmamız gereken zor şeylerden bahsederken.

Get through was used for showing the positive side of things, Kalıp ifadeler

0:49

'Get through' ise işin olumlu tarafını göstermek için kullanıldı;

Kalıp ifadeler

the positive side of things: umut veren bir yön

The positive side of things, bir durumun umut veren, yararlı veya avantajlı yönü demektir. Burada side soyut bir anlam taşır: fiziksel bir kenarı değil, bir yönü ifade eder. Bu cümlede ifade, get through sözünün neyi vurguladığını açıklar. Zorluk hâlâ kabul edilir, ancak dikkat onu tamamlamanın veya aşmanın başarılı sonucuna yönelir.

Alıştırma

İngilizce 'Let's look at the positive side of things,' cümlesinde side ne anlama gelir?

  1. Bir spor maçındaki takımlardan biri
  2. Durumun bir yönü
  3. Bir nesnenin sol veya sağ tarafı
Cevabı göster

Durumun bir yönü

getting through the task,

0:53

görevi atlatmak,

shining on the other side when it's complete.

0:55

tamamlandığında diğer tarafta parlamak.

You could also use this for other examples or for other situations.

0:57

Bunu başka örnekler veya başka durumlar için de kullanabilirsiniz.

Things like going through a divorce Öbek fiiller

1:02

Mesela bir boşanmayı 'going through' (yaşamak/içinden geçmek)

and getting through a divorce.

1:05

ve bir boşanmayı 'getting through' (atlatmak) gibi.

Öbek fiiller

going through a divorce ... getting through a divorce: süreci yaşamak ve atlatmak

Going through a divorce, zorlu boşanma sürecinin içinde olmaya odaklanır. Süreç hâlâ devam ediyor olabilir. Getting through a divorce, bu zorlukla başa çıkıp sürecin öbür tarafına ulaşmaya odaklanır. Zorlu bir olayda go through yaşanan deneyimi gösterirken get through dayanmayı ve sona doğru ilerlemeyi vurgular.

Alıştırma

go through ve get through ifadelerinin doğru biçimlerini kullanın. İlk boşluk devam eden bir süreci, ikinci boşluk ise bu zorluğu aşmayı gösterir: Leo is ____ a difficult time, but his friends will help him ____ it.

Cevabı göster

going through · get through

Another example would be illness. Anlatım akışı

1:07

Başka bir örnek ise hastalık olabilir.

Anlatım akışı

Another example would be: başka bir örneği yumuşakça eklemek

Another example would be, bir açıklamayı düzenlemeye yarayan bir kalıptır. Another, dinleyiciye bir örneğin zaten verildiğini ve bir örneğin daha geleceğini bildirir; be sonrasındaki sözler yeni örneği belirtir. Burada would be, örnek sunma biçimini biraz yumuşatır ve olası bir örnek şudur anlamına yaklaşır. Temel görevi gerçek dışı bir durumu anlatmak değildir.

Alıştırma

Bir örneği yumuşak biçimde ekleyen kalıbı would kullanarak tamamlayın: Another example ____ a bird that cannot fly.

Cevabı göster

would be

To go through treatment for an illness Öbek fiiller

1:10

Bir hastalık için tedavi sürecini 'go through' (görmek)

and to get through treatment for an illness.

1:13

ve bir hastalık için tedavi sürecini 'get through' (atlatmak).

Öbek fiiller

go through treatment ile get through treatment arasındaki fark

Go through treatment, bir tedaviyi görmek ve tedavi sürecini yaşamak demektir. Odak noktası tedavi sürecidir; bu sürecin şimdi mi, geçmişte mi yoksa gelecekte mi gerçekleştiğini fiilin zamanı gösterir. Get through treatment, tedavinin sonuna başarıyla ulaşmak demektir. Çoğu zaman tedavinin zor veya yorucu olduğunu düşündürür. Her iki ifadede de for an illness, tedavinin hangi hastalık için olduğunu belirtir.

Alıştırma

Nora'nın tedavisi başladı ve iki ay daha devam edecek. Şu anki durumunu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Nora is waiting to start treatment.
  2. Nora has got through treatment.
  3. Nora is going through treatment.
Cevabı göster

Nora is going through treatment.

Going through the treatment means that it's in process Kelime

1:16

Tedaviyi 'going through' süreci, işlemin devam ettiği

Kelime

in process: devam eden ve henüz bitmemiş

In process, bir şeyin başladığını ve hâlâ yapılmakta veya işlem görmekte olduğunu, yani bitmediğini belirtir. Örnekte tedavinin devam ettiğini anlatır. Bu ifade, bir sürecin fiziksel olarak içinde bulunmayı değil, bir durumu anlatır. Burada anlaşılır olsa da genel etkinlikler için çoğu zaman başka bir ifade daha doğaldır.

Alıştırma

Örnekte in process, tedavi hakkında ne söylüyor?

  1. Başlamıştır ve henüz bitmemiştir.
  2. Çoktan bitmiştir.
  3. Bir binanın içinde bulunmaktadır.
Cevabı göster

Başlamıştır ve henüz bitmemiştir.

and I'm currently receiving treatment. Kalıp ifadeler

1:20

ve şu anda tedavi gördüğüm anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

currently receiving treatment: şu anda tedavi görüyor olmak

Tıbbi İngilizcede receive treatment, tıbbi bakım veya tedavi görmek anlamına gelir. Burada receive, bir nesneyi alıp sahip olmak değil, bir hizmetten yararlanmak anlamındadır. Currently, “şu anda” demektir. am receiving şeklindeki devam eden zaman yapısıyla birlikte tedavinin şu an sürdüğünü gösterir. Bu nedenle currently receiving treatment, devam eden bir tıbbi durumu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi receive fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The patient is currently ____ treatment at the hospital.

Cevabı göster

receiving

To get through it means that I have come out the other side, Deyimler

1:23

Tedaviyi 'get through' yapmak ise süreci atlattığım,

Deyimler

have come out the other side: zorluğu atlatmış olmak

Come out the other side bir mecazdır: Zorlu bir deneyim, içinden geçilen bir şey olarak anlatılır. Have come out the other side, kişinin en zor bölümü atlatıp onun ardından gelen döneme ulaştığı anlamına gelir. Have come out şeklindeki present perfect yapı, zorluğu aşma sürecinin tamamlanmasını kişinin şu anki durumuna bağlar. Bu cümlede fiziksel olarak başka bir tarafa geçmeyi değil, tedaviyi veya zorlu deneyimi atlatmanın sonucunu anlatır.

Alıştırma

"After months of illness, Mia has come out the other side," cümlesindeki vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. Zorlu dönemi atlatmış ve artık en güç kısmı geride bırakmıştır.
  2. Odanın karşı tarafına geçmiştir.
  3. Zorlu bir döneme daha yeni başlamıştır.
Cevabı göster

Zorlu dönemi atlatmış ve artık en güç kısmı geride bırakmıştır.

my treatment is finished,

1:27

tedavimin bittiği

and I'm feeling great.

1:29

ve harika hissettiğim anlamına gelir.

Next time you have any problems with English or any questions, Kalıp ifadeler

1:30

Bir dahaki sefere İngilizce ile ilgili bir sorununuz veya sorunuz olduğunda,

Kalıp ifadeler

have any problems with English: bir alanda zorluk yaşamak

Have problems with X, X ile ilgili zorluk yaşamak demektir. Burada have any problems with English, “İngilizceyle ilgili herhangi bir zorluk yaşamak” anlamına gelir. With, zorluğun yaşandığı dersi, aracı veya etkinliği belirtir; English sözcüğünün sorunlara eşlik ettiği anlamına gelmez. Yapı, have problems with + isim veya -ing biçimi olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi have problems with X yapısında kullanılan edatla tamamlayın: Do you have any problems ____ this app?

Cevabı göster

with

why not reach out to the British Council Notlar

1:34

neden British Council'a ulaşmıyorsunuz?

Ton ve niyet

why not + fiilin yalın hâliyle dostça öneri

Why not + fiilin yalın hâli, öneride bulunmanın yaygın bir yoludur: why not reach out, “iletişime geçmeyi düşün” anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi, birinin neden harekete geçmeyi reddettiğini sormuyor. Not sözcüğünden sonraki fiil, to almadan yalın hâlde kalır: why not reach, why not ask, why not try. Soru biçiminde olduğu için emirden daha az doğrudan duyulur.

Alıştırma

Dostça öneriyi burada öğretilen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ ask your teacher for help?

Cevabı göster

Why not

Öbek fiiller

reach out to: yardım veya bilgi almak için biriyle iletişime geçmek

Reach out to someone or an organization, genellikle yardım istemek, bilgi almak veya bir konuşma başlatmak için bir kişi ya da kurumla iletişime geçmek demektir. Bu cümlede why not, British Council ile iletişime geçmeyi samimi bir öneri hâline getirir. İletişime geçilen kişi veya kurum to sözcüğünden sonra gelir: reach out to + kişi veya kurum. Buradaki reach, fiziksel olarak el uzatmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu derste geçen ve 'iletişime geçmek' anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: If you need advice, please ____ the school office.

Cevabı göster

reach out to

and we can help you get through them. Öbek fiiller

1:36

Size bunları 'get through' (aşmanızda) yardımcı olabiliriz.

Öbek fiiller

help you get through them: birinin zorlukları aşmasına yardım etmek

help someone get through something yapısında help sözcüğünden sonra yardımı alan kişi ve ardından get fiilinin yalın hâli gelir. Get through, zor bir şeyi başarıyla bitirmek, onunla başa çıkmak veya ona dayanmak demektir. Burada you yardımı alan kişidir; them ise daha önce sözü edilen birden fazla sorunu veya soruyu belirtir. Bu cümlede through fiziksel bir hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, zor bir dönem sona erene kadar birinin destek verdiğini anlatır?

  1. My brother helped me get through a difficult week.
  2. My brother helped me look through the weekly report.
  3. My brother helped me go through the weekly schedule.
Cevabı göster

My brother helped me get through a difficult week.

Bye, guys.

1:39

Hoşça kalın, millet.