Maceraya hazır mısın Bob? | Bob Bilby | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bingo sıkıcı bir görevi Bob hakkında fotoğraflı bir hikâyeye dönüştürür, eski bir kamera kullanır, Bob’un ziyaretlerini anlatır ve sonra sıranın Missy’ye gelmesi için Bob’u ona verir. Temel İngilizce noktaları: 1. all we need to do is — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Öğrenci bu kalıbı bir planı temel eylemine indirmek için kullanabilir; örneğin yapılması gereken tek şeyin heyecan verici bir şey yapmak olduğunu söylerken. 2. this is Bob visiting — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Öğrenci bu fotoğraf anlatma yapısını tanıyabilir ve “this is + kişi/şey + -ing” kalıbıyla bir resimde ya da etkinlik anlatımında ne olduğunu açıklayabilir. 3. why don't you — Konuşma edimbilimi ve tutum: Öğrenci doğrudan emir vermek yerine daha yumuşak bir öneri veya nazik yönlendirme yapmak için bu ifadeyi anlayıp kullanabilir.
Bu derste
So all we need to do is really exciting stuff. Dilbilgisi
0:03Yani tek yapmamız gereken heyecan verici şeyler yapmak.
all we need to do is: gereken tek adıma odaklanmak
All we need to do is ..., “yapmamız gereken tek şey...” anlamına gelir. Buradaki all çok sayıda şeye gönderme yapmaz; all we need to do gerekli olan tek eylemi ifade eder, is ise bu eylemin ne olduğunu tanıtır. Bu cümlede konuşan kişi, gereken tek değişikliğin gerçekten heyecan verici şeyler yapmak olduğunu anlatır. Bu kalıbın ardından bir eylem geldiğinde genellikle fiilin yalın hâli kullanılır: All we need to do is wait.
Alıştırma
Cümleyi “gereken tek şey” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: ____ check the address.
Cevabı göster
All we need to do is
But how are we going to take a photo without the tablets? Notlar
0:07Peki tabletler olmadan nasıl fotoğraf çekeceğiz?
How are we going to ... without ...?: bir planın işleyip işlemeyeceğini sorgulamak
How are we going to + fiilin yalın hâli + without + isim? gerekli bir kişi, araç veya koşul eksikken bir planın nasıl başarıya ulaşacağını sorar. Bu, gelecekle ilgili nötr bir sorudan daha fazlasıdır: without the tablets engeli belirtir ve planlandığı gibi fotoğraf çekmenin mümkün olmayabileceğini düşündürür. Hedef zaten biliniyorsa ve karşıdaki kişinin plandaki pratik bir eksikliği fark etmesini istiyorsanız bu kalıbı kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle hem yöntemi soruyor hem de gerekli bir aracın eksik olduğunu belirtiyor?
- Why did we open the tin before finding a tin opener?
- How are we going to open the tin without a tin opener?
- When are we going to open the tin with a tin opener?
Cevabı göster
How are we going to open the tin without a tin opener?
take a photo: “fotoğraf çekmek” için doğal eşdizim
Take a photo, bir kamera veya cihazla görüntü çekmeyi anlatan standart İngilizce eşdizimdir. Burada take, bir şeyi “alıp götürmek” anlamına gelmez; take a photo bir bütün olarak “fotoğraf çekmek” demektir. İngilizcede fiil seçimi çoğu zaman doğal eşdizimlere bağlıdır. Bu nedenle günlük kullanımda make veya do ile kelimesi kelimesine bir birleşim değil, take a photo denir.
Alıştırma
Hangi cümle “grubun fotoğrafını çekmek” anlamında doğal günlük İngilizce eşdizimi kullanıyor?
- Could you take a photo of our group?
- Could you do a photo of our group?
- Could you make a photo of our group?
Cevabı göster
Could you take a photo of our group?
tablets: bu cümlede elektronik cihazlar
Burada tablets, tablet bilgisayarlar anlamına gelir: Fotoğraf çekebilen, taşınabilir dokunmatik ekranlı cihazlardır. take a photo ifadesi temel ipucudur çünkü kameralı bir cihaz bu duruma uyar. Tablet ayrıca katı bir ilaç dozu anlamına da gelebilir; ancak bu anlam tıbbi bağlamlara aittir ve burada mantıklı değildir. Anlamı yalnızca sözcüğe bakarak değil, yakın bağlama göre seçin.
Alıştırma
“But how are we going to take a photo without the tablets?” cümlesinde tablets ne anlama geliyor?
- İlaç tabletleri
- Tablet bilgisayarlar
- Basılı fotoğraflar
Cevabı göster
Tablet bilgisayarlar
leave that to me: sorumluluğu üstlenmek
Leave that to me, “o sorunu veya görevi benim halletmeme izin ver” anlamına gelir. Burada leave “ayrılmak” değil, bir şeyi birinin gözetimine veya sorumluluğuna vermek demektir. leave + görev + to + kişi yapısı sorumluluğu birine verir. Bu yanıtta konuşan kişi görevi kendinden emin biçimde üstlenir ve karşısındaki kişiye sorunu onun çözmek zorunda olmadığını hissettirir.
Alıştırma
Bir takım arkadaşı sandalyeleri kimin düzenleyeceğini soruyor. Bu dersteki ifadeyle yanıtı tamamlayın: “Don't worry—____.”
Cevabı göster
leave that to me
This is all my stuff from when I used to be cool. Dilbilgisi
0:13Bunlar havalı olduğum zamanlardan kalan eşyalarım.
used to be cool: geçmişteki bir durum
Used to + fiilin yalın hâli, şimdiki zamandan farklı olarak sunulan geçmiş bir alışkanlığı veya durumu anlatır. used to be cool ifadesinde be fiilin yalın hâlidir; cool ise geçmişteki durumu tanımlayan bir sıfattır. Burada cool, modaya uygun veya etkileyici olmak anlamına gelir. Konuşan kişi used to ifadesini biraz kendisiyle dalga geçen bir tavırla kullanarak bu “havalı” dönemin geçmişte kaldığını ima eder.
Alıştırma
used to ve be fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: “Maya ____ very shy, but now she loves performing.”
Cevabı göster
used to be
Here it is: bir şeyi bulup göstermek
“Here it is”, belirli bir şeyi bulduğunuzda ve karşınızdaki kişinin dikkatini ona çektiğinizde kullanılan kısa bir sunma ifadesidir. Bu cümlede yalnızca “bu yerde” değil, “Buldum, aradığımız şey bu” anlamına gelir. Here + zamir + be kalıbı, bulunan şeyi dinleyiciye gösterir. Zamir, be fiilinden önce gelir: Here it is.
Alıştırma
Kayıp anahtarı sonunda bir rafta görüp elinize vermeden işaret ediyorsunuz. Söylenecek en doğal ifade hangisidir?
- Here it is.
- Here you are.
- There it goes.
Cevabı göster
Here it is.
what a real camera looks like: cümle içinde görünüşü anlatmak
“What a real camera looks like”, “gerçek bir fotoğraf makinesinin görünüşü” anlamına gelir. Bu yan cümlenin tamamı This is ifadesini tamamlar ve gösterilen görünüşü belirtir. Daha büyük bir cümlenin içinde bildirme cümlesi sırası kullanılır: what + özne + looks like. Burada a real camera, looks kelimesinden önce gelir; doğrudan soru sırasına geçilmez.
Alıştırma
Cümleyi what ... looks like ve the new library öznesiyle tamamlayın: This photo shows ____.
Cevabı göster
what the new library looks like
And this is Bob visiting Daddy's friend Stevo. Anlatım akışı
1:14Ve bu da Bob'un babamın arkadaşı Stevo'yu ziyareti.
this is Bob visiting: bir resimdeki eylemi anlatmak
Burada this is Bob visiting ... bir fotoğrafın ne gösterdiğini sunar: önce kişinin Bob olduğunu belirtir, ardından fotoğraftaki anda ne yaptığını söyler. Visiting, resim açıklamasına eylemi ekleyen -ing biçimidir; zamanı taşıyan ana fiil değildir. Bir fotoğrafı, çizimi veya başka bir görüntüyü gösterip kişiyi ve eylemi birlikte anlatırken This is + kişi + -ing kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bir fotoğraf gösterilirken 'This is Ben drawing a castle' cümlesi ne yapar?
- Ben'den hemen şimdi bir kale çizmesini ister.
- Kişinin Ben olduğunu belirtir ve fotoğraftaki eylemi anlatır.
- 'this' sözcüğünün Ben'in adı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Kişinin Ben olduğunu belirtir ve fotoğraftaki eylemi anlatır.
let Bob turn: let + nesne + fiilin yalın hâli
let Bob turn ifadesinde let, izin verdi anlamına gelir. Bob izin alan kişidir; turn ise yapmasına izin verilen eylemi belirtir. Kalıp let + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Nesneden sonra to eklemeyin: let Bob turn denir, let Bob to turn denmez. Let fiili şimdiki ve geçmiş zamanda aynı biçimdedir; burada hikâyenin bağlamı geçmiş zamanı gösterir.
Alıştırma
answer fiilini doğru biçimde kullanın: The teacher let Omar ____ the first question.
Cevabı göster
answer
turn the siren on: ayrılabilen turn ... on yapısı
Turn the siren on, “sireni çalışır hâle getirmek” demektir. Burada on, cihazın çalışma durumunu gösterir; konum bildirmez. Turn ... on ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse hem turn the siren on hem de turn on the siren kullanılabilir. Nesne bir zamirse ortaya konur: turn it on denir, turn on it denmez.
Alıştırma
Turn ... on yapısını kullanarak ve the light ifadesini fiille parçacığın arasına yerleştirerek cümleyi tamamlayın: The room is dark. Please ____.
Cevabı göster
turn the light on
And this is Bob and I getting a book out of the library. Kalıp ifadeler
1:22Bu da Bob ve benim kütüphaneden kitap aldığımız an.
getting a book out of the library: bağlam içinde ödünç alma anlamı
Bu kütüphane bağlamında getting a book out of the library, bir kitabı ödünç alma işlemini yapıp kitabı ödünç götürmek demektir. İfade, kitabın ödünç alan kişi için kütüphane koleksiyonundan çıkması sonucunu anlatır; yalnızca kitabı kapıdan dışarı taşımak anlamına gelmez. Ödünç alma bağlamı dışında get something out of a place, bir şeyi bir yerden çıkarmak veya geri almak anlamına gelebilir. Burada ifadeye ödünç alma anlamını veren kütüphane ortamıdır.
Alıştırma
“Maya got two books out of the library for her project,” cümlesinde büyük olasılıkla ne oldu?
- Kütüphaneden iki kitap ödünç aldı.
- Kütüphaneden iki kitap satın aldı.
- İki kitabı yalnızca kütüphanenin kapısından dışarı taşıdı.
Cevabı göster
Kütüphaneden iki kitap ödünç aldı.
The end. ile hikâyeyi bitirme kalıbı
The end., dinleyiciye veya okuyucuya bir hikâyenin, gösterinin ya da kısa sunumun bittiğini bildiren kalıplaşmış bir kapanış ifadesidir. Burada bu ifade, belirgin bir bitiş noktası göstererek anlatıyı düzenler. Belirli bir sondan sıradan biçimde söz etmez.
Alıştırma
Kısa hikâyeyi standart hikâye kapanış ifadesiyle tamamlayın: The lost puppy found its home. ____.
Cevabı göster
The end
It looks like Bob has had a wonderful time staying with you. Notlar
1:30Görünüşe göre Bob seninle harika vakit geçirmiş.
It looks like + cümlecik ile yumuşak bir çıkarım yapma
It looks like + cümlecik, eldeki belirtilerin bir duruma işaret ettiğini anlatır. Konuşan kişi, gerçeği doğrudan bildiğini söylemek yerine çoğunlukla gördüğü şeylerden bir çıkarım yapar. Bu yapıda like sözcüğünden sonra Bob has had örneğindeki gibi bir özne ve fiil gelir. Yapı, Bob'ın fiziksel olarak birine benzediğini değil, durumun tamamını yorumlar. Bu başlangıç değerlendirmeyi de yumuşatır. It looks like Bob... ifadesi, doğrudan Bob has... demekten daha az kesin duyulur.
Alıştırma
Hangi cümlede It looks like, bütün bir durum hakkında yumuşak bir çıkarım yapmak için kullanılmıştır?
- The children look at the game.
- It looks like the children enjoyed the game.
- The child looks like her mother.
Cevabı göster
It looks like the children enjoyed the game.
has had a wonderful time: keyifli bir deneyimi şimdiki noktadan özetlemek
Have a wonderful time, “bir deneyim sırasında çok iyi vakit geçirmek” anlamına gelen yaygın bir ifadedir. Bir ziyaretin, gezinin, etkinliğin veya belirli bir dönemin nasıl geçtiğini değerlendirirken sık kullanılır. Buradaki has had, have fiilinin present perfect biçimidir: has yardımcı fiil, had ise past participle biçimidir. Bob'un keyifli kalışını şimdiki zamandan değerlendirir; deneyim henüz bitmiş ve şimdi özetlenmektedir. Bu iki biçim yanlışlıkla tekrarlanmamıştır.
Alıştırma
Cümleyi have fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: Maya has ____ a wonderful time at music camp this week.
Cevabı göster
had
why don't you + fiilin yalın hâli: nazik bir öneri
Why don't you + fiilin yalın hâli, çoğu zaman gerçek anlamda bir neden sormak yerine öneri veya nazik bir yönlendirme işlevi görür. Burada konuşan kişi bir sonraki adımı kibarca yönlendiriyor: Bob'u Missy'ye vermek. Aynı yapı gerçek bir “neden” sorusu da olabilir; bu nedenle anlamı bağlam ve tonlama belirler. Bir çözüm sunuyor veya sırada ne olacağını düzenliyorsa genellikle “Şunu yapmanı öneriyorum...” anlamına gelir.
Alıştırma
Günlük bağlamların çoğunda "Why don't you try again?" ne işlev görür?
- Nazikçe yeniden denemeyi önerir.
- Dinleyenin neden hiç denemediğini sorar.
- Dinleyenin zaten yeniden denediğini belirtir.
Cevabı göster
Nazikçe yeniden denemeyi önerir.
It's her turn with him next: sırada kimin olduğunu söylemek
Burada turn, bir kişinin belirli bir sıra içindeki yeri ya da hakkı anlamındadır. It's + possessive + turn kalıbı sıranın kimde olduğunu gösterir: her turn, sırada onun olduğu anlamına gelir. With him, onun sırasının neyi kapsadığını açıklar: Bob ile vakit geçirmek veya onunla ilgilenmek. Next sırayı netleştirir. Cümlenin tamamı, onunla birlikte olacak sıradaki kişinin bu kız olduğunu anlatır.
Alıştırma
Mia ile Leo sırayla okuyor. Leo okumayı yeni bitirdi ve sırada Mia var. Sıra bildiren kalıpla tamamlayın: Now ____ to read.
Cevabı göster
it's Mia's turn
There you go: bir şeyi uzatırken
There you go kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Burada konuşan kişi Bob'ı teslim ederken bunu söylediği için “buyurun” veya “tamamdır” gibi bir anlam taşır. Birinin bir yere gittiğini anlatmaz. İfade, bir şeyin teslim edildiğini veya küçük bir işin tamamlandığını belirtir; tam çeviri yapılan harekete göre değişir.
Alıştırma
Bir mağaza görevlisi 'There you go—your receipt.' diyor. Görevli büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Müşteriye başka bir yere yürümesini söylüyor
- Müşteriden fişi bulmasını istiyor
- Fişi müşteriye uzatıyor
Cevabı göster
Fişi müşteriye uzatıyor
Thanks for coming to visit me: Thanks for + -ing ile teşekkür etmek
Thanks for + -ing, birine yaptığı bir eylem için teşekkür etmekte kullanılır. Buradaki for bir edattır; bu yüzden coming, -ing biçimindedir. to visit me ise gelme amacını açıklar. Vedalaşırken bu cümle, diğer kişinin ziyareti için duyulan minnettarlığı gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp Thanks for + isim veya -ing biçimidir; Thanks ifadesinin hemen arkasından tam bir yan cümle gelmez.
Alıştırma
Teşekkür cümlesini tamamlayın. bring fiilini kullanın: Thanks for ____ the snacks.
Cevabı göster
bringing
I hope you'd like to visit me again: hope + would like to ile nazikçe umut belirtmek
I hope, konuşanın doğru olmasını istediği bir durumu belirtir. you'd like to visit me again ifadesinde you'd, you would anlamına gelir; would like to ise “istemek” anlamını kibar ve yumuşatılmış bir şekilde verir. Cümlenin tamamı, dinleyicinin bir kez daha ziyaret etmek isteyeceğine dair sıcak bir umut ifade eder. Nazik bir davet gibi de duyulur, ancak doğrudan bir soru değil, umut bildiren bir cümledir.
Alıştırma
Hangi cümle, kişiden hemen doğrudan bir cevap istemek yerine onun geri dönmek isteyeceğine dair nazik bir umut ifade eder?
- You must visit us again.
- I hope you'd like to visit us again.
- Would you like to visit us again?
Cevabı göster
I hope you'd like to visit us again.