Bir Bilim İnsanı Neden Kendine 3.5 Milyon Yıllık Bakteri Enjekte Eder?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Bilim insanı Anatoli Bruskhov, yaşamı uzatacak bir mekanizma ararken Sibirya'dan gelen kadim bakterileri vücuduna enjekte ediyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. whatever had kept those bacteria alive ... might also keep human life alive just as long. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: whatever bilinmeyen nedeni adlandırır; might ise sonucu kanıt değil, temkinli bir çıkarım olarak sunar. 2. human guinea pig — Deyimler ve mecazlı ifadeler: risk sürerken kişinin doğrudan denek olmasını anlatan mecazı tanıyın. 3. looking to nature for clues — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: kanıt, yönlendirme veya ilham kaynağını belirtmek için look to X for Y yapısını kullanın.
Bu derste
of sound mind and body: aklı ve bedeni sağlıklı
Bu ifadede sound, duyulan bir ses değil, “sağlıklı” veya “bozulmamış” anlamına gelen bir sıfattır. A man of sound mind and body, zihinsel olarak karar verme yeterliliğine sahip ve bedenen sağlıklı bir adam demektir. a person of + nitelik kalıbı, kişinin durumunu resmî bir dille tanımlar. Burada adamın muhakemesinin ve sağlığının normal olduğu belirtilerek Why would...? ile ifade edilen şaşkınlık güçlendirilir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “zihinsel ve bedensel olarak sağlıklı” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The report described him as a person ____.
Cevabı göster
of sound mind and body
decide to inject himself with a 3 and 1/2 million year old virus
0:02Sibirya dağlarında bulduğu 3,5 milyon yıllık bir virüsü
What would compel such a person to do such a thing?
0:18Böyle bir insanı böyle bir şey yapmaya ne iter?
scientist in question: söz konusu bilim insanı
In question, bir isimden sonra gelen kalıplaşmış bir ifadedir. The scientist in question, şu anda konuşulan veya atıfta bulunulan belirli bilim insanını ifade eder. Burada daha önce adı verilmeden bahsedilen bilim insanına geri gönderme yapar ve ardından bu kişinin Anatoli Bruskhov olduğunu belirtir. İfade tek başına bilim insanının şüpheli, güvenilmez veya sorgulanmakta olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “konuşulmakta olan” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The scientist ____ later corrected the data.
Cevabı göster
in question
figured that whatever had kept those bacteria alive Dilbilgisi
0:23bu bakterileri 3,5 milyon yıl boyunca
might also keep human life alive just as long.
0:28insan hayatını da aynı şekilde uzun süre canlı tutabileceğini düşündü.
Whatever ... might ...: bilinmeyen neden ve temkinli sonuç
Bu cümlede whatever had kept those bacteria alive bir serbest ilgi yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı might also keep yapısının öznesidir ve bakterileri hayatta tutmuş olan bilinmeyen şeyi, koşulu veya mekanizmayı ifade eder. Burada whatever, bunun ne olduğunun bilinmediğini gösterir; konuşanın ilgisiz olduğu anlamına gelmez. Might, sonraki iddiayı kanıtlanmış bir sonuç olarak değil, bir olasılık olarak sunar. Burada benzetmeye dayalı bir çıkarım vardır: Bilinmeyen bir etken bakterileri bu kadar uzun süre koruduysa, aynı etken insan yaşamını da aynı ölçüde uzun süre koruyabilir. Bu kalıp, bilinmeyen bir nedenden temkinli bir varsayıma geçerken kullanılabilir.
Alıştırma
Bilinmeyen bir nedeni ve ardından temkinli bir olasılığı doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- Whatever protected the sample will definitely protect other cells.
- The researchers know exactly what protected the sample, and it cannot protect other cells.
- Whatever protected the sample might also protect other cells.
Cevabı göster
Whatever protected the sample might also protect other cells.
Bruskhov has been in the best health he has ever been in. Dilbilgisi
0:35Bruskhov hayatında hiç olmadığı kadar sağlıklı durumda.
What's more: daha güçlü bir nokta eklemek
What's more, başka bir noktayı ekleyen ve onu önceki noktayı daha da destekleyen, çoğu zaman daha güçlü veya ikna edici bir bilgi olarak sunan cümle bağlayıcısıdır. Burada deneyin başarılı göründüğüne ilişkin anlatımdan Bruskhov'un sağlığıyla ilgili ek bir kanıta geçiş yapar. Sözcüğü sözcüğüne daha fazla nesne bulunduğu anlamına gelmez. Genellikle eklenen cümlenin veya yan cümlenin başında yer alır ve ardından virgül gelir. Her noktayı and ile bağlamak yerine açıklamayı belirgin biçimde bir adım ileri taşımak için kullanın.
Alıştırma
İkinci bilgiyi daha da güçlü bir avantaj olarak sunan nötr bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın. What içeren kısaltılmış biçimi kullanın: The new battery lasts twice as long. ____, it costs less.
Cevabı göster
What's more
Has been in the best health he has ever been in: present perfect ile bugüne kadarki karşılaştırma
İlk has been, present perfect yapısındadır. Sağlıklı olma durumunun geçmişte başladığını ve şimdi de sürdüğünü ya da hâlâ şu anla ilgili olduğunu gösterir. the best health (that) he has ever been in, şu anki durumu kişinin bugüne kadarki hayatındaki bütün dönemlerle karşılaştırır. Sondaki in, be in ... health kalıbını tamamlar; ilgi cümleciğinin sonunda edat bırakmak İngilizcede doğaldır.
Alıştırma
Leo'nun şu anki durumunu daha önceki tüm zamanlarla karşılaştıran present perfect ifadeyi yazın: Leo is in the best shape he ____.
Cevabı göster
has ever been in
we look deep into the science behind that old virus Kalıp ifadeler
0:38tam olarak ne olduğunu bulmak için
in order to find out exactly what is going on. Dilbilgisi
0:41o eski virüsün arkasındaki bilimin derinliklerine iniyoruz.
Look deep into ifadesinin derinlemesine araştırma anlamı
Burada look deep into, bir şeyi çok ayrıntılı biçimde araştırmak veya incelemek anlamına gelir. Deep zarf işlevi görür ve araştırmanın ne kadar kapsamlı olduğunu anlatır; fiziksel derinlikten söz etmez. Kalıp look + deep + into + konu şeklindedir. Nesne bir neden, kanıt, süreç veya bir şeyin ardındaki bilim olabilir. İfade, konuşanın hızlı bir genel bakışın ötesine geçmeyi planladığını gösterir.
Alıştırma
Kapsamlı biçimde araştırmak anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The research team will ____ the cause of the repeated outages.
Cevabı göster
look deep into
Amaç bildiren in order to + fiilin yalın hâli
In order to, kendisinden önceki eylemin amacını belirtir. Burada bilimi derinlemesine incelemenin açık bir amacı vardır: gerçekte ne olduğunu öğrenmek. Yapı in order to + fiilin yalın hâlidir. Ana eylemin öznesi, genellikle amaç eylemini gerçekleştiren kişi veya şey olarak da anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi in ile başlayan ve amaç bildiren üç sözcüklü tam ifadeyle tamamlayın: She saved the file twice ____ avoid losing her work.
Cevabı göster
in order to
find out exactly what is going on: gömülü soru
Find out, bir bilgiyi keşfetmek veya öğrenmek anlamına gelir; fiziksel bir nesneyi bulup dışarı çıkarmak anlamına gelmez. Exactly, konuşanın kesin gerçekleri veya ayrıntıları bilmek istediğini vurgular. What is going on, find out sonrasında öğrenilmek istenen bilgiyi veren gömülü bir sorudur. Daha büyük ifadenin içinde what + is + going on şeklindeki normal yan cümle sırasını kullanır. Going on, bir şeyin gerçekleşiyor olması anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle find out ile gömülü soruyu doğru kullanır?
- We need to find out exactly what is going on.
- We need to find out exactly what is it going on.
Cevabı göster
We need to find out exactly what is going on.
site called Mammoth Mountain in the Sakha Republic,
1:00diğer adıyla Sibirya'nın Yakutistan bölgesinde bulunan
otherwise known as the Yakutia region in Siberia. Kalıp ifadeler
1:03Mamut Dağı adlı antik bir permafrost bölgesine gömülmüştü.
otherwise known as: alternatif bir ad tanıtma
Bu cümlede otherwise known as aynı yerin başka bir adını tanıtır: Saha Cumhuriyeti, Yakutistan bölgesi olarak da adlandırılır. Buradaki otherwise, “aksi takdirde” değil, “başka bir adla” anlamına gelir. Aynı kişi, yer veya şeyi alternatif, eski ya da daha bilinen bir adla tanıtmak için X, otherwise known as Y kalıbını kullanın. Bu ifade X hakkında parantez niteliğinde bir açıklama verir.
Alıştırma
Alternatif bir ad tanıtmak için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “The author Samuel Clemens, ____ Mark Twain, wrote several famous novels.”
- on the other hand
- otherwise known as
- unless
Cevabı göster
otherwise known as
A similar bacterium was found by scientist Vladimir Repin
1:06Benzer bir bakteri de bilim insanı Vladimir Repin tarafından
in the brain of an ice-preserved woolly mammoth.
1:10buzda korunmuş bir yünlü mamutun beyninde bulundu.
Although ... still ...: beklenmedik bir sonucu belirtme
Although bir beklenti oluşturan gerçeği tanıtır: buzun içinde hapsolduğu için virüsün canlı kalamayacağı düşünülebilir. Ana cümle şaşırtıcı karşıtlığı verir: virüs hâlâ canlıydı. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp Although A, B (still) happens or is true biçimindedir. Although, A'yı bağımlı bir ödünleme cümleciği yapar; B içindeki still ise A'ya rağmen sonucun sürdüğünü veya geçerliliğini koruduğunu vurgular. Standart İngilizcede ana cümleden önce but eklemeyin.
Alıştırma
Ödünleme kalıbını Although ve still ile tamamlayın: “____ the bus was late, we ____ arrived before the doors closed.”
Cevabı göster
Although · still
And this is of interest to many scientists. Kalıp ifadeler
1:17Ve bu birçok bilim insanının ilgisini çekiyor.
be of interest to: ilgiyi resmî biçimde belirtmek
Be of interest to + kişi veya grup, bir şeyin o kitle için ilgili, yararlı ya da ilgi çekici olduğunu anlatır. Bu cümlede konu, birçok bilim insanı açısından araştırma değeri taşır; of sahiplik bildirmez. Bu yapı bilgiyi önce verir, ilgili kitleyi ise to sözcüğünden sonra belirtir. Bir şeyin kimin için önemli veya yararlı olabileceğini nesnel biçimde açıklamanın bir yoludur.
Alıştırma
İlgiyi resmî ve nesnel bir biçimde belirtmek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The new safety data may be ____ hospital staff.
Cevabı göster
of interest to
Bruskhov and his team were determined to find out. Kalıp ifadeler
1:21Bruskhov ve ekibi bunu öğrenmeye kararlıydı.
determined to find out: cevabı öğrenme konusundaki kesin kararlılık
Be determined to + fiilin yalın hâli, kesin bir karar vermiş ve denemeyi sürdürmeye hazır bir kişi ya da grubu anlatır. Burada were determined to find out, Bruskhov ve ekibinin eksik cevabı bulmaya kesinlikle niyetli olduğu anlamına gelir. Find out, henüz bilinmeyen bir bilgiyi edinmek veya keşfetmek demektir. Buradaki gibi soru bağlamdan zaten belliyse nesnesi söylenmeyebilir.
Alıştırma
Bir cevabı öğrenme konusundaki güçlü kararlılığı göstermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Leila was ____ why the machine kept stopping.
Cevabı göster
determined to find out
were able to reproduce at an age older than regular mice typically reproduce,
1:27sıradan farelerin genelde ürediği yaştan daha büyük bir yaşta üreyebildiler,
suggesting that Bacillus F may have potential as a longevity serum. Kalıp ifadeler
1:32bu da Bacillus F'nin bir uzun ömür serumu olma potansiyeli taşıdığını gösteriyordu.
may have potential as: olası bir rolü belirtmek
May have potential as + isim öbeği temkinli bir değerlendirme yapar: ilk bulgular, öznenin as'ten sonra belirtilen role dönüşebileceğini veya o işlevde yararlı olabileceğini düşündürür. Burada a longevity serum, kanıtlanmış bir sonuç değil, olası bir kullanım olarak sunulur. Hem may hem de potential ifadeyi belirsiz tutar. Yapı şöyledir: özne + may have potential as + rol veya kullanım.
Alıştırma
Cümleyi dersteki temkinli ifadeyle aynen tamamlayın: Early tests suggest the new coating ____ a heat shield.
Cevabı göster
may have potential as
But the experiments didn't stop with pregnant granny rodents. Anlatım akışı
1:36Ancak deneyler hamile büyükanne kemirgenlerle sınırlı kalmadı.
didn't stop with: anlatının kapsamını genişleten geçiş
Didn't stop with X, X'in yalnızca bir bölüm veya aşama olduğunu ve faaliyetin onun ötesinde devam ettiğini belirtir. Deneylerin durdurulduğu anlamına gelmez. Geçiş ifadesi olarak az önce bahsedilen konuyu kapatır ve daha fazla örnek ya da gelişmenin geleceğini bildirir. Böylece bir raporu veya hikâyeyi düzenler ve beklenti yaratır.
Alıştırma
İncelemenin finanstan daha fazlasını kapsadığını göstermek için geçişi dersteki ifadeyle tamamlayın: The review examined finances, but it ____ that topic; it also covered safety and staffing.
Cevabı göster
didn't stop with
Bruskhov confirmed in an interview for Russian TV
1:49Bruskhov, Rus televizyonuna verdiği bir röportajda
namely himself: geniş bir kategoriyi kesin bir kimliğe indirgeme
Namely, genel bir ifade olan human subjects sözünü daha kesin biçimde açıklar. “Yani, daha açık söylemek gerekirse” anlamına gelir; böylece cümle geniş bir kategoriyi tek bir kişiye, himself sözüne indirger. Himself sözcüğünün sona yerleştirilmesi önemli bilgiyi vurgular: Bilim insanı yalnızca insanlar üzerinde deney yapmayı önermemektedir; insan denek bizzat kendisidir. Bu yapı, genel bir adlandırmanın tam olarak kimi veya neyi belirttiğini açıklamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Namely himself bu cümlede hangi işlevi görür?
- Deneyi başka birinin yaptığını gösterir.
- İnsan deneğin tam olarak Bruskhov’un kendisi olduğunu belirtir.
- Bruskhov’un esas olarak insan denekleriyle ilgilendiğini söyler.
Cevabı göster
İnsan deneğin tam olarak Bruskhov’un kendisi olduğunu belirtir.
his general health and well-being have improved dramatically.
1:58genel sağlığı ve zindeliği büyük ölçüde iyileşti.
Since injecting himself ... his general health: öznesi boşa düşen bir niteleyici
Baştaki -ing yan cümlesi Since injecting himself with the virus açıkça söylenmeyen bir özneye sahiptir. Standart kullanımda bu özne, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Burada ana cümlenin öznesi, his sözcüğünün belirttiği adam değil, his general health and well-being ifadesidir. Cümle dil bilgisi bakımından, enjeksiyonu sağlık ve esenlik yapmış gibi gösterir. Bu, öznesi boşa düşen bir niteleyicidir. Açık bir düzeltmede kişi özne olarak belirtilir: Since he injected himself with the virus, his general health and well-being have improved dramatically; ya da Since injecting himself with the virus, he has reported dramatic improvements in his general health and well-being.
Alıştırma
Hangi düzeltme, virüsü kendisine enjekte eden kişiyi baştaki -ing yan cümlesinin örtük öznesi yapar?
- Since injecting himself with the virus, he has reported a dramatic improvement in his health.
- Since injecting himself with the virus, his health has improved dramatically.
- Since injecting himself with the virus, the scientist's experiment has attracted public attention.
Cevabı göster
Since injecting himself with the virus, he has reported a dramatic improvement in his health.
“for the last 2 years” ile olumsuz present perfect
“I haven't had the flu” cümlesindeki “haven't had”, present perfect'in olumsuz biçimidir: have not + geçmiş zaman ortacı “had”. Olayın belirtilen süre içinde hiçbir noktada gerçekleşmediğini anlatır. “For the last 2 years”, iki yıl önce başlayıp konuşma anına kadar devam eden bir süreyi ölçer. Bu kalıbı, bugüne uzanan bir dönem boyunca bir şeyin hiç gerçekleşmediğini veya yapılmadığını anlatmak için kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi “have” fiilinin olumsuz present perfect biçimiyle tamamla: “I ____ the flu for the last two years.”
Cevabı göster
haven't had
"After successful experiments on mice and fruit flies,
2:06"Fareler ve meyve sinekleri üzerindeki başarılı deneylerden sonra,
I thought it would be interesting to try the inactivated bacterial culture," Ton ve niyet
2:09inaktive edilmiş bakteri kültürünü denemenin ilginç olacağını düşündüm,"
“I thought it would be interesting to try ...” ile geçmişteki bir değerlendirmeyi yumuşatma
“I thought it would be interesting to try ...”, kesin bir planı doğrudan belirtmek yerine konuşanın daha önceki değerlendirmesini sunar. “Would be”, geçmiş zamandaki “thought”tan sonra geçmiş bakış açısına uyacak şekilde geriye kaydırılmıştır: o geçmiş noktadan bakıldığında bunu denemek ilginç görünüyordu. Bu ifade, kararın ihtiyatlı ve araştırmacı bir nitelikte duyulmasını da sağlar. Buradaki “would” gelecekteki bir eylemi vaat etmez; konuşanın geçmişteki düşüncesini aktarır ve yumuşatır. Bu bağlamda ölçülü ifade, deneyin ne kadar cesur olduğunu da olduğundan hafif gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle daha önceki bir fikri en iyi şekilde ihtiyatlı ve araştırmacı olarak sunar?
- I thought it would be interesting to try a different approach.
- I think this approach will definitely work.
- I decided to use a different approach.
Cevabı göster
I thought it would be interesting to try a different approach.
and even seem to live longer than some other nations.
2:25ve hatta bazı diğer uluslardan daha uzun yaşıyor gibi görünüyorlar.
The same is true here: önceki bir iddiayı başka duruma taşımak
The same is true here, az önce kurulan bir ifadeye ya da ilişkiye gönderme yapar ve bunun mevcut durum için de geçerli olduğunu söyler. Burada, mekanizma henüz tam olarak anlaşılmamış olsa da etkinin gözlemlenebildiği yönündeki önceki noktayı bakteri deneyine uygular. Aspirin ile bakterilerin kendilerinin aynı olduğunu söylemez. Bu kalıp, bir açıklamayı tekrar etmekten kaçınmanızı sağlar: Önce bir ilke veya durum belirtin, ardından bunu başka bir duruma taşımak için The same is true + yer, kişi veya durum yapısını kullanın.
Alıştırma
Bu bağlamda The same is true here. ne işe yarar?
- Tamamen ilgisiz yeni bir nokta ortaya koyar.
- Önceki bir ifadeyi veya ilişkiyi mevcut duruma uygular.
- İki öznenin her açıdan aynı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Önceki bir ifadeyi veya ilişkiyi mevcut duruma uygular.
but there should be some special medical equipment to spot them.
2:41ama bunları tespit edecek özel tıbbi ekipmanların olması gerekir.
such experiments need to be conducted in a clinic Dilbilgisi
2:45bu tür deneylerin özel ekipmanlar ve istatistiklerle
need to be conducted in a clinic: edilgen yapıyla gereklilik
Deneyler eylemi gerçekleştiren değil, eylemden etkilenen taraftır. Bu nedenle need to be conducted, gereklilik bildiren need to ile edilgen be + past participle yapısını birleştirir. İşi yapan kişi veya ekip belirtilmez; çünkü burada eylemi yapan kişiden çok gereklilik ve prosedür önemlidir. Burada conduct, bir deneyi yürütmek veya gerçekleştirmek anlamına gelir. In a clinic gerekli ortamı ekler; böylece ifadenin tamamı resmî bir prosedür koşulu sunar.
Alıştırma
Gereklilik cümlesini need to be ve conduct fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Safety tests ____ before the product is sold.
Cevabı göster
need to be conducted
Then we could say clearly about all the effects.
2:49Ancak o zaman tüm etkileri hakkında net konuşabiliriz.
Yakut epidemiologist Dr. Viktor Cernyavsky added,
2:58Yakut epidemiyolog Dr. Viktor Cernyavsky şunları ekledi:
"The bacteria gives out biologically active substances throughout its life, Öbek fiiller
3:02"Bakteri ömrü boyunca biyolojik olarak aktif maddeler salgılar,
“salmak veya yaymak” anlamındaki gives out
Bu cümlede gives out, “salar” veya “yayar” anlamına gelir. Organizma kaynak olarak sunulur ve biologically active substances ad öbeği neyin salındığını belirtir. Give out, anlamı bağlama göre değişen öbeksi bir fiildir. Bir kaynak bir maddeyi, ısıyı, ışığı, kokuyu veya sinyali gives out ettiğinde, onu çevreye yayar; burada ifade yalnızca “bir alıcıya bir şey vermek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede gives out, “yaymak veya salmak” anlamında kullanılmıştır?
- After hours of use, the old battery finally gives out.
- The lamp gives out a soft blue light.
- At the entrance, Maya gives out maps to visitors.
Cevabı göster
The lamp gives out a soft blue light.
which activates the immune status of experimental animals.
3:06bu da deney hayvanlarının bağışıklık durumunu aktif hale getirir.
If the same substance were to be given to people, Dilbilgisi
3:10Aynı madde insanlara verilecek olsaydı,
it could cause a significant improvement in their health,
3:12sağlıklarında önemli bir iyileşmeye yol açabilir
If ... were to be given ..., it could ...: ihtiyatlı bir varsayım
If yan cümlesi were to + be + geçmiş zaman ortacı yapısını, yani were to be given ifadesini kullanır. Bu, maddenin insanlara verilmesini geçmişte yaşanmış bir olay değil, varsayımsal bir gelecek adımı olarak sunar. Edilgen yapı, kimin verdiğinden çok maddeye ve onu alan insanlara odaklanır. Ana cümlede could cause kullanıldığı için iyileşme, bu varsayılan koşul altında yalnızca olası bir sonuçtur. Bu biçimler birlikte, henüz test edilmemiş bir sonucu tartışmaya uygun, resmî ve ihtiyatlı bir iddia oluşturur.
Alıştırma
Were to + edilgen mastar kullanarak resmî varsayımı tamamlayın: If the new treatment ____ to volunteers, it could reveal important side effects.
Cevabı göster
were to be given
leading to the discovery of an elixir of life." Notlar
3:15ve bir yaşam iksirinin keşfedilmesine önayak olabilirdi."
leading to ... ile sonraki sonucu belirtme
leading to the discovery şeklindeki -ing öbeği, hemen önce anlatılan duruma bir sonuç ekler. Bir iyileşmenin başka bir sonuç doğurabileceğini gösteren neden-sonuç zincirini kısa biçimde sürdürür. Burada önceki fikir varsayımsaldır. Bu nedenle leading to, gerçekleşmiş veya kesin bir sonucu değil, daha sonra ortaya çıkabilecek olası bir sonucu tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen iki sözcüklü -ing sonuç bağlayıcısıyla tamamlayın: Better insulation can reduce heat loss, ____ lower energy bills.
Cevabı göster
leading to
Efsanevi uzun yaşam imgesi olarak elixir of life
Elixir of life, ölümsüzlük ya da olağanüstü uzun bir yaşam sağladığına inanılan sihirli bir maddeyi anlatan yerleşik bir kültürel ve edebî imgedir. Bu cümlede, sağlık alanındaki ilerlemeler zincirinin hayalî son noktasını adlandırır. Bu ifade retoriktir; doğrulanmış bir ilacın adı değildir. Sağlığın iyileşmesi fikrini varsayımsal bir uç noktaya taşır. Bu nedenle böyle bir ilacın varlığına kanıt olarak değil, hayal gücüne dayalı bir abartı olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Bir bilim yazısında elixir of life en olası olarak neyi ifade eder?
- Ölümsüzlük ya da aşırı uzun yaşamla ilişkilendirilen efsanevi veya retorik bir madde
- Onaylanmış bir ilacın resmî adı
- Her sağlıklı içecek için kullanılan standart bir terim
Cevabı göster
Ölümsüzlük ya da aşırı uzun yaşamla ilişkilendirilen efsanevi veya retorik bir madde
Bruskhov hopes to find out more about longevity.
3:21Bruskhov uzun ömürlülük hakkında daha fazlasını öğrenmeyi umuyor.
human guinea pig: deney deneği olarak kullanılan kişi
Burada human guinea pig, özellikle etkileri henüz tam olarak bilinmeyen bir deneyin üzerinde denendiği kişi anlamına gelir. Bruskhov hem araştırmacı hem de deney deneğidir; ifade onun görünüşünü veya kimliğini kelimesi kelimesine anlatmaz. Bu benzetme çoğu zaman kişisel riski ve belirsizliği vurgular. Daha genel olarak yeni bir tedavi, ürün veya yöntem ilk kez bir kişi üzerinde denendiğinde o kişiye human guinea pig denebilir.
Alıştırma
human guinea pig genellikle ne anlama gelir?
- İnsan davranışlarını öğrenmiş küçük bir hayvan.
- Hayvanlar üzerinde test yapan araştırmacı.
- Yeni veya sonucu belirsiz bir yöntemin üzerinde denendiği kişi.
Cevabı göster
Yeni veya sonucu belirsiz bir yöntemin üzerinde denendiği kişi.
he may end up becoming one of the oldest scientists himself. Öbek fiiller
3:25kendisinin en yaşlı bilim insanlarından biri haline gelmesiyle sonuçlanabilir.
in the process: süreç içinde ortaya çıkan bir sonuç
Burada in the process, bilim insanının asıl amacı olan uzun ömürlülüğü araştırma eylemini olası bir yan sonuca bağlar: Bu araştırmayı yaparken kendisi de çok uzun yaşayabilir. İfade, “bunu yaparken” veya “bu eylem sürecinin bir parçası olarak” anlamına gelir. Bu şekilde kullanıldığında daha önce sözü edilen bir eyleme gönderme yapar. O sonuç asıl amaç olmasa bile yol boyunca kazanılan, değişen, zarar gören veya keşfedilen bir şeyi anlatmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
“Sam learned to edit videos and, in the process, became more confident speaking in public,” cümlesinde in the process neyi gösterir?
- Video düzenlemek ile topluluk önünde konuşmak tamamen aynı etkinliktir.
- Öğrenmeye başlamadan önce özgüven kazandı.
- Öğrenirken özgüveni ek bir sonuç olarak arttı.
Cevabı göster
Öğrenirken özgüveni ek bir sonuç olarak arttı.
end up becoming: sonunda bir sonuca varmak
End up + -ing, özellikle başlangıçta planlanmamış veya biraz şaşırtıcı olan bir sürecin nihai sonucunu anlatır. Burada end up becoming, bilim insanının sonunda kendisinin de en uzun ömürlü bilim insanlarından biri olabileceği anlamına gelir. end up ifadesinden sonra bir eylem veya değişim anlatılırken -ing biçimi kullanılır: end up become değil, end up becoming. End up ifadesinden sonra end up at home veya end up alone örneklerindeki gibi bir yer ya da durum da gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, planlanmamış bir dizi olayın Leo'nun öğretmen olarak çalışmasına yol açtığı anlamına gelir?
- Leo stopped becoming a teacher.
- Leo finished becoming a teacher.
- Leo ended up becoming a teacher.
Cevabı göster
Leo ended up becoming a teacher.
Three different strains of bacteria exist in the permafrost,
3:29Permafrostta üç farklı bakteri suşu bulunuyor,
and Bruskhov is determined to find out
3:31ve Bruskhov bakterilerin kendilerini hücre hasarına karşı
how the bacteria protect themselves against cell damage. Kalıp ifadeler
3:33nasıl koruduklarını öğrenmeye kararlı.
protect themselves against cell damage: kendilerini hücre hasarına karşı korumak
Protect oneself against something, kişinin kendisini bir tehditten veya zararlı etkiden koruması anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri özneye geri gönderme yapar: the bacteria protect themselves. Against, tehlikeyi yani cell damage ifadesini tanıtır; bakterilerin etkin biçimde savaştığı bir rakibi anlatmaz. Bilimsel İngilizcede cell damage, hücrelerin zarar görmesini anlatan doğal bir isim öbeğidir. Daha genel kalıp protect someone or something against a risk biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede çoğul dönüşlülük zamiri doğru kullanılmış ve water loss risk olarak tanıtılmıştır?
- A waxy layer helps the leaves protect itself against water loss.
- A waxy layer helps the leaves protect themselves with water loss.
- A waxy layer helps the leaves protect themselves against water loss.
Cevabı göster
A waxy layer helps the leaves protect themselves against water loss.
and that such bacteria protect themselves from dying.
3:40ve bu bakterilerin kendilerini ölmekten koruduğunu iddia ediyor.
His team has completed deciphering the Bacillus F DNA,
3:47Ekibi Bacillus F'nin DNA'sını çözmeyi tamamladı,
but now faces the complicated task Kalıp ifadeler
3:50fakat şimdi, virüsün uzun ömürlülüğünden hangi genlerin
of figuring out which genes are responsible for the longevity of the virus. Kalıp ifadeler
3:52sorumlu olduğunu bulma gibi karmaşık bir görevle karşı karşıya.
faces the complicated task of figuring out: nedenini bulma gibi karmaşık bir görevle karşılaşmak
Burada faces, fiziksel olarak yüzünü bir şeye dönmek değil, bir şeyle uğraşmak zorunda olmak anlamına gelir. Özne, henüz tamamlanması gereken zor bir işle karşı karşıyadır. Kalıp face the task of + -ing şeklindedir. of ile başlayan bölüm görevin içeriğini belirtir; bu nedenle figuring out, ne yapılması gerektiğini, yani hangi genlerin ilgili olduğunu belirlemeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi face the complicated task of + -ing kalıbıyla tamamlayın: After recovering the damaged files, Maya ____ why the system failed.
Cevabı göster
faces the complicated task of figuring out
are responsible for: bir etkiye neden olmak veya katkıda bulunmak
genes gibi cansız bir özneyle are responsible for, bir etkiye neden olmak veya katkıda bulunmak anlamına gelir. Cümle, hangi genlerin virüsün uzun süre hayatta kalmasını mümkün kıldığını sorar; bir iş görevi veya ahlaki suç yüklemez. Kalıp be responsible for + isim veya -ing biçimi şeklindedir. be, özneyle uyumlu olur: genes are responsible for longevity, ancak a gene is responsible for an effect.
Alıştırma
Enzimin sürece neden olduğunu göstermek için cümleyi be responsible for kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: The enzyme ____ breaking down the sugar.
Cevabı göster
is responsible for
the key to unlocking: bir şeyi çözmenin en önemli yolu
Bu cümlede “the key to unlocking the puzzle”, bilimsel gizemi çözülebilir hâle getirecek önemli keşif veya yöntem anlamındadır. Key, unlocking ve puzzle tek bir metafor oluşturur; ortada gerçek bir anahtar veya fiziksel bir yapboz yoktur. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp the key to + isim veya -ing biçimidir. Burada to, key to ifadesindeki bir edattır; bu nedenle unlocking bir gerund, yani isim-fiildir, mastar değildir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak the key to kalıbı ve avoid fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Careful planning is ____ delays.
Cevabı göster
the key to avoiding
But even if he doesn't find the secret of everlasting life, Dilbilgisi
4:01Fakat sonsuz yaşamın sırrını bulamasa bile,
even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if, olası bir koşulu belirtirken ana sonucun değişmeyeceğini vurgular. Burada sırrın bulunamaması bir olasılık olarak ele alınır, ancak ardından gelen ana cümledeki olumlu değerlendirme yine de geçerliliğini korur. Kalıp even if + koşul, ana cümle şeklindedir. If yalnızca bir koşul koyar; even if ise ödünleme anlamı ekleyerek sonucun bu koşula rağmen geçerli olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, gelecekte olası bir gecikmeye rağmen verilen sözün geçerli kalacağını anlatır?
- Even though the bus was late yesterday, I waited for you.
- If the bus is late tomorrow, I will take a taxi.
- Even if the bus is late tomorrow, I will wait for you.
Cevabı göster
Even if the bus is late tomorrow, I will wait for you.
Bruskhov has stumbled into a remarkable new field. Öbek fiiller
4:04Bruskhov dikkate değer yeni bir alana adım attı.
Stumbled Into: bir alana tesadüfen girmek
Bu cümlede stumbled into mecaz anlamdadır: Bruskhov tamamen planlanmış bir yol izleyerek ulaşmak yerine beklenmedik biçimde yeni bir araştırma alanına girdi ya da böyle bir alanın açılmasına katkıda bulundu. Fiziksel olarak tökezlemesini anlatmaz. stumble into + alan, rol, kariyer veya durum yapısı, katılımın tesadüfi ya da plansız olduğunu gösterir. Anlatıma çoğu zaman şaşkınlık veya keşif duygusu katar.
Alıştırma
Cümleyi “bir alana beklenmedik biçimde girdi” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: After covering one community event, Nora ____ local journalism.
Cevabı göster
stumbled into
Discovering the mechanism behind the vitality of the virus
4:06Virüsün canlılığının ardındaki mekanizmayı keşfetmek
could have significant health implications for humankind. Kalıp ifadeler
4:09insanlık için önemli sağlık sonuçları doğurabilir.
Have Significant Health Implications for Humankind: insan sağlığı açısından önemli sonuçlar
Have significant health implications for humankind, bu keşfin insan sağlığı için önemli sonuçlara veya yeni bir anlayışa yol açabileceği anlamına gelir. Implications, kanıtlanmış bir tedaviyi değil, olası etkileri ve önemi ifade eder. have + sıfat + implications for + grup veya alan biçimindeki aktarılabilir yapı, bir sonucun ne anlama gelebileceğini dikkatle değerlendirirken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “... açısından önemli sonuçlar doğurabilir” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: If confirmed, these findings could ____ public health policy.
Cevabı göster
have significant implications for
"If we can find how the bacteria stays alive,
4:12"Eğer bakterilerin nasıl hayatta kaldığını bulabilirsek,
then we will be able to find the cure to prolong our own life,"
4:15o zaman kendi yaşamımızı uzatacak çareyi bulabiliriz,"
scientists have been examining the bacteria
4:24bilim insanları Sibirya dağlarından ve ötesinden gelen
There's still much to learn about viruses and the hundreds of protein-encoding genes.
4:28Virüsler ve yüzlerce protein kodlayan gen hakkında hala öğrenilecek çok şey var.
Scientists are always looking to nature for clues as to how to improve human health. Kalıp ifadeler
4:32Bilim insanları, insan sağlığını nasıl iyileştirebileceklerine dair ipuçları için her zaman doğaya bakarlar.
look to nature for clues: look to X for Y yapısı
Look to X for Y, Y’yi elde etmek için X’i yardım, yanıt, fikir veya yol gösterme kaynağı olarak kullanmak demektir. Bu cümlede nature kaynaktır; clues ise bilim insanlarının bulmayı umduğu şeydir. Bu ifade yalnızca doğaya bakmak anlamına gelmez. Kaynak to’dan sonra, aranan şey ise for’dan sonra gelir: look to + kaynak + for + aranan şey.
Alıştırma
nature kaynak, inspiration ise aranan şey olacak biçimde look to ... for kullanarak cümleyi tamamlayın: Designers often ____.
Cevabı göster
look to nature for inspiration
an article published by the New Atlas Magazine looked at the mole rat.
4:38New Atlas Dergisi'nde yayınlanan bir makale köstebek faresini inceledi.
This mammal lives well into its 30s Kalıp ifadeler
4:42Bu memeli rahatlıkla 30'lu yaşlarına kadar yaşar
well into its 30s: bir aralığın başlangıcını epey geçmiş
Well into bir dönem, o döneme yalnızca yeni girmiş olmayı değil, başlangıç noktasını belirgin biçimde aşmış olmayı anlatır. Burada memeli, 30 ile 39 yaş aralığının ilk bölümünü geçecek kadar yaşamaktadır. In its 30s, 30 ile 39 arasında bir yaşı belirtir. Buradaki well bir derece zarfıdır: into’yu güçlendirir ve sağlık durumunun iyi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
37 yaşın otuzlu yaşların başlangıcını belirgin biçimde geçtiğini göstermek için well into kullanarak cümleyi tamamlayın: At age 37, the tortoise was ____.
Cevabı göster
well into its 30s
and it's pretty much immune to all types of cancer Kelime
4:45ve hemen hemen her tür kansere karşı bağışıktır
pretty much immune to: güçlü ama mutlak olmayan koruma
pretty much immune to ifadesinde pretty much, “neredeyse” veya “pratikte” anlamına gelir ve immune to bölümünü niteler. Buradaki pretty dış görünüşü anlatmaz. Be immune to + isim, bir şeye karşı bağışık olmak veya ondan etkilenmemek demektir. İfadenin bütünü son derece güçlü bir korunmayı anlatır, ancak olası istisnalara yer bırakır; bu yüzden completely immune to kadar kesin değildir.
Alıştırma
pretty much immune to ifadesinin temkinli anlamını en iyi hangi yorum korur?
- Hiçbir koşulda etkilenmeyeceği garanti edilir.
- Kanseri olduğu için çekici görünür.
- Güçlü biçimde korunur ve neredeyse hiç etkilenmez, ancak istisnalar olabilir.
Cevabı göster
Güçlü biçimde korunur ve neredeyse hiç etkilenmez, ancak istisnalar olabilir.
and can do without oxygen for long lengths of time. Öbek fiiller
4:47ayrıca uzun süre oksijensiz yaşayabilir.
do without oxygen: oksijen yokken idare etmek
Do without + isim, bir şey mevcut olmadığında onsuz idare etmek veya devam etmek demektir. Bu cümlede do without oxygen, oksijen yokken uzun süre işlevini sürdürebilmek anlamına gelir. Buradaki do, “gerçekleştirmek” anlamındaki sıradan fiil değil, do without ifadesinin bir parçasıdır. Bir şeyin yokluğu geçici olabilir; ifade o şeye bir daha asla ihtiyaç duyulmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyin yokluğunda idare etmek” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: We can ____ dessert tonight, but not dinner.
Cevabı göster
do without
Perhaps if scientists can pull apart the cell structure of this mammal, Öbek fiiller
4:51Belki bilim insanları bu memelinin hücre yapısını parçalayabilirlerse,
pull apart the cell structure: bileşenleri analiz etmek
Burada pull apart, karmaşık hücre yapısını bileşenlerine ayırıp bu bileşenlerin birlikte nasıl çalıştığını incelemeyi anlatan bir mecazdır. Bilim insanlarının hücreleri elleriyle gerçekten yırttığı anlamına gelmez. Anlamı belirlemeye nesne yardımcı olur: nesne bir sistem, sav, tasarım veya yapıysa pull apart ayrıntılı biçimde analiz etmek anlamına gelebilir; fiziksel bir nesneyse çoğu zaman parçalarını gerçekten ayırmak demektir.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: The analysts pulled apart the payment system to find the hidden flaw. Pulled apart ne anlama geliyor?
- Sistemin bileşenlerini ayrıntılı biçimde incelediler.
- Sistemi fiziksel olarak zıt yönlere çektiler.
- Parçalarını incelemeden kısa bir özet yaptılar.
Cevabı göster
Sistemin bileşenlerini ayrıntılı biçimde incelediler.
a secret to its longevity may be unraveled: olası bir keşif
Bu cümlecikte unravel, karmaşık bir konuyu gizli açıklama netleşene kadar adım adım incelemeyi anlatan bir mecazdır. A secret to its longevity, bu memelinin neden bu kadar uzun yaşadığını açıklamaya yardımcı olan bilinmeyen bir etken demektir. Edilgen yapı may be unraveled, bilim insanları yerine sırra odaklanır. May olasılık bildirir; dolayısıyla cümlecik kesin bir keşfi değil, bir umudu veya bilimsel hipotezi ifade eder.
Alıştırma
Olası bir keşfi ifade etmek için cümleyi unravel fiilinin edilgen biçimiyle ve Amerikan yazımıyla tamamlayın: With more evidence, the mystery behind the signal may be ____.
Cevabı göster
unraveled
There are bound to be ... ile güçlü bir beklenti ifade etme
There are bound to be ... yapısında varlık bildiren there, bir şeyin var olduğunu belirtir; be bound to + fiilin yalın hâli ise çok güçlü bir beklenti ifade eder. Konuşmacı, daha pek çok sırrın var olduğunun neredeyse kesin olduğunu söyler. Buradaki bound, “bağlanmış” ya da “bir yere doğru giden” anlamına gelmez. Burada are, çoğul isim secrets ile uyum gösterir ve to’dan sonra fiilin yalın hâli be gelir. Araya giren as Bruskhov suggests ifadesi yargının kaynağını belirtir, ancak ana cümlenin dil bilgisini değiştirmez.
Alıştırma
Hangi cümle daha fazla sorunun var olduğuna dair güçlü bir beklenti ifade eder?
- There used to be more problems.
- There are bound to be more problems.
- There may be more problems.
Cevabı göster
There are bound to be more problems.
living a much longer and healthier life.
5:04çok daha uzun ve sağlıklı bir hayat yaşamasına önayak olabilir.
lead to humankind living içindeki lead to + -ing yan cümlesi
lead to humankind living ... ifadesinde lead to, “bu sonuca yol açmak veya bu sonucu üretmek” demektir. Buradaki to bir edattır; bu yüzden ardından yalın fiil live değil, bir -ing yan cümlesi gelebilir. Humankind, living eyleminin anlamca öznesidir; yani bu eylemi yapan taraftır. humankind living a much longer and healthier life ifadesinin tamamı olası sonucu belirtir. May, sonucun kesin değil, mümkün olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü sonuç ifadesiyle tamamlayın: Better bus routes may ____ fewer people driving to work.
Cevabı göster
lead to
Does the secret to longevity exist in a frozen virus
5:13Uzun yaşamanın sırrı donmuş bir virüste mi
be sure to watch our other video called Horrible Things That Will Happen in 2019.
5:192019'da Olacak Korkunç Şeyler adlı diğer videomuzu izlemeyi unutmayın.