Bir Bilim İnsanı Neden Kendine 3.5 Milyon Yıllık Bakteri Enjekte Eder?: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
988 kelime 187 kel/dk

Video özeti: Bilim insanı Anatoli Bruskhov, yaşamı uzatacak bir mekanizma ararken Sibirya'dan gelen kadim bakterileri vücuduna enjekte ediyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. whatever had kept those bacteria alive ... might also keep human life alive just as long. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: whatever bilinmeyen nedeni adlandırır; might ise sonucu kanıt değil, temkinli bir çıkarım olarak sunar. 2. human guinea pig — Deyimler ve mecazlı ifadeler: risk sürerken kişinin doğrudan denek olmasını anlatan mecazı tanıyın. 3. looking to nature for clues — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: kanıt, yönlendirme veya ilham kaynağını belirtmek için look to X for Y yapısını kullanın.

Bu derste

Why would a man of sound mind and body Kelime

0:00

Neden aklı ve bedeni sağlıklı bir adam

Kelime

of sound mind and body: aklı ve bedeni sağlıklı

Bu ifadede sound, duyulan bir ses değil, “sağlıklı” veya “bozulmamış” anlamına gelen bir sıfattır. A man of sound mind and body, zihinsel olarak karar verme yeterliliğine sahip ve bedenen sağlıklı bir adam demektir. a person of + nitelik kalıbı, kişinin durumunu resmî bir dille tanımlar. Burada adamın muhakemesinin ve sağlığının normal olduğu belirtilerek Why would...? ile ifade edilen şaşkınlık güçlendirilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “zihinsel ve bedensel olarak sağlıklı” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The report described him as a person ____.

Cevabı göster

of sound mind and body

decide to inject himself with a 3 and 1/2 million year old virus

0:02

Sibirya dağlarında bulduğu 3,5 milyon yıllık bir virüsü

that he found in the Siberian mountains?

0:05

kendine enjekte etmeye karar versin?

Not any man,

0:07

Sıradan bir adam değil,

but a man of science and understanding.

0:08

bilim ve anlayış sahibi bir adam.

One day,

0:11

Bir gün,

this insane academic decided

0:11

bu çılgın akademisyen karar verdi

to load up a syringe of the ancient bacteria

0:13

eski bakterilerle dolu bir şırınga hazırlayıp

and inject himself with it.

0:16

kendisine enjekte etmeye.

Why?

0:17

Neden?

What would compel such a person to do such a thing?

0:18

Böyle bir insanı böyle bir şey yapmaya ne iter?

Well,

0:20

Şey,

the scientist in question, Kalıp ifadeler

0:21

söz konusu bilim insanı,

Anatoli Bruskhov,

0:22

Anatoli Bruskhov,

Kalıp ifadeler

scientist in question: söz konusu bilim insanı

In question, bir isimden sonra gelen kalıplaşmış bir ifadedir. The scientist in question, şu anda konuşulan veya atıfta bulunulan belirli bilim insanını ifade eder. Burada daha önce adı verilmeden bahsedilen bilim insanına geri gönderme yapar ve ardından bu kişinin Anatoli Bruskhov olduğunu belirtir. İfade tek başına bilim insanının şüpheli, güvenilmez veya sorgulanmakta olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “konuşulmakta olan” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The scientist ____ later corrected the data.

Cevabı göster

in question

figured that whatever had kept those bacteria alive Dilbilgisi

0:23

bu bakterileri 3,5 milyon yıl boyunca

for 3 and 1/2 million years

0:26

hayatta tutan şeyin

might also keep human life alive just as long.

0:28

insan hayatını da aynı şekilde uzun süre canlı tutabileceğini düşündü.

Dilbilgisi

Whatever ... might ...: bilinmeyen neden ve temkinli sonuç

Bu cümlede whatever had kept those bacteria alive bir serbest ilgi yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı might also keep yapısının öznesidir ve bakterileri hayatta tutmuş olan bilinmeyen şeyi, koşulu veya mekanizmayı ifade eder. Burada whatever, bunun ne olduğunun bilinmediğini gösterir; konuşanın ilgisiz olduğu anlamına gelmez. Might, sonraki iddiayı kanıtlanmış bir sonuç olarak değil, bir olasılık olarak sunar. Burada benzetmeye dayalı bir çıkarım vardır: Bilinmeyen bir etken bakterileri bu kadar uzun süre koruduysa, aynı etken insan yaşamını da aynı ölçüde uzun süre koruyabilir. Bu kalıp, bilinmeyen bir nedenden temkinli bir varsayıma geçerken kullanılabilir.

Alıştırma

Bilinmeyen bir nedeni ve ardından temkinli bir olasılığı doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. Whatever protected the sample will definitely protect other cells.
  2. The researchers know exactly what protected the sample, and it cannot protect other cells.
  3. Whatever protected the sample might also protect other cells.
Cevabı göster

Whatever protected the sample might also protect other cells.

And since 2009,

0:31

Ve 2009'dan beri,

his plan has succeeded.

0:32

planı başarılı oldu.

And what's more, Anlatım akışı

0:34

Dahası,

Bruskhov has been in the best health he has ever been in. Dilbilgisi

0:35

Bruskhov hayatında hiç olmadığı kadar sağlıklı durumda.

Anlatım akışı

What's more: daha güçlü bir nokta eklemek

What's more, başka bir noktayı ekleyen ve onu önceki noktayı daha da destekleyen, çoğu zaman daha güçlü veya ikna edici bir bilgi olarak sunan cümle bağlayıcısıdır. Burada deneyin başarılı göründüğüne ilişkin anlatımdan Bruskhov'un sağlığıyla ilgili ek bir kanıta geçiş yapar. Sözcüğü sözcüğüne daha fazla nesne bulunduğu anlamına gelmez. Genellikle eklenen cümlenin veya yan cümlenin başında yer alır ve ardından virgül gelir. Her noktayı and ile bağlamak yerine açıklamayı belirgin biçimde bir adım ileri taşımak için kullanın.

Alıştırma

İkinci bilgiyi daha da güçlü bir avantaj olarak sunan nötr bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın. What içeren kısaltılmış biçimi kullanın: The new battery lasts twice as long. ____, it costs less.

Cevabı göster

What's more

Dilbilgisi

Has been in the best health he has ever been in: present perfect ile bugüne kadarki karşılaştırma

İlk has been, present perfect yapısındadır. Sağlıklı olma durumunun geçmişte başladığını ve şimdi de sürdüğünü ya da hâlâ şu anla ilgili olduğunu gösterir. the best health (that) he has ever been in, şu anki durumu kişinin bugüne kadarki hayatındaki bütün dönemlerle karşılaştırır. Sondaki in, be in ... health kalıbını tamamlar; ilgi cümleciğinin sonunda edat bırakmak İngilizcede doğaldır.

Alıştırma

Leo'nun şu anki durumunu daha önceki tüm zamanlarla karşılaştıran present perfect ifadeyi yazın: Leo is in the best shape he ____.

Cevabı göster

has ever been in

Today,

0:38

Bugün,

we look deep into the science behind that old virus Kalıp ifadeler

0:38

tam olarak ne olduğunu bulmak için

in order to find out exactly what is going on. Dilbilgisi

0:41

o eski virüsün arkasındaki bilimin derinliklerine iniyoruz.

Kalıp ifadeler

Look deep into ifadesinin derinlemesine araştırma anlamı

Burada look deep into, bir şeyi çok ayrıntılı biçimde araştırmak veya incelemek anlamına gelir. Deep zarf işlevi görür ve araştırmanın ne kadar kapsamlı olduğunu anlatır; fiziksel derinlikten söz etmez. Kalıp look + deep + into + konu şeklindedir. Nesne bir neden, kanıt, süreç veya bir şeyin ardındaki bilim olabilir. İfade, konuşanın hızlı bir genel bakışın ötesine geçmeyi planladığını gösterir.

Alıştırma

Kapsamlı biçimde araştırmak anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The research team will ____ the cause of the repeated outages.

Cevabı göster

look deep into

Dilbilgisi

Amaç bildiren in order to + fiilin yalın hâli

In order to, kendisinden önceki eylemin amacını belirtir. Burada bilimi derinlemesine incelemenin açık bir amacı vardır: gerçekte ne olduğunu öğrenmek. Yapı in order to + fiilin yalın hâlidir. Ana eylemin öznesi, genellikle amaç eylemini gerçekleştiren kişi veya şey olarak da anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi in ile başlayan ve amaç bildiren üç sözcüklü tam ifadeyle tamamlayın: She saved the file twice ____ avoid losing her work.

Cevabı göster

in order to

Dilbilgisi

find out exactly what is going on: gömülü soru

Find out, bir bilgiyi keşfetmek veya öğrenmek anlamına gelir; fiziksel bir nesneyi bulup dışarı çıkarmak anlamına gelmez. Exactly, konuşanın kesin gerçekleri veya ayrıntıları bilmek istediğini vurgular. What is going on, find out sonrasında öğrenilmek istenen bilgiyi veren gömülü bir sorudur. Daha büyük ifadenin içinde what + is + going on şeklindeki normal yan cümle sırasını kullanır. Going on, bir şeyin gerçekleşiyor olması anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle find out ile gömülü soruyu doğru kullanır?

  1. We need to find out exactly what is going on.
  2. We need to find out exactly what is it going on.
Cevabı göster

We need to find out exactly what is going on.

In this episode of the Infographics Show,

0:43

Infographics Show'un bu bölümünde,

why would a scientist inject himself

0:46

bir bilim insanı neden kendine

with a 3 and 1/2 million year old bacteria?

0:48

3,5 milyon yıllık bir bakteri enjekte eder?

Anatoli Bruskhov,

0:50

Anatoli Bruskhov,

head of the Geocryology Department

0:52

Moskova Devlet Üniversitesi

at Moscow State University,

0:53

Jeokriyoloji Bölümü başkanı,

discovered the bacteria in 2009.

0:55

bakteriyi 2009'da keşfetti.

The virus was embedded in an ancient permafrost

0:57

Virüs, Sakha Cumhuriyeti'nde,

site called Mammoth Mountain in the Sakha Republic,

1:00

diğer adıyla Sibirya'nın Yakutistan bölgesinde bulunan

otherwise known as the Yakutia region in Siberia. Kalıp ifadeler

1:03

Mamut Dağı adlı antik bir permafrost bölgesine gömülmüştü.

Kalıp ifadeler

otherwise known as: alternatif bir ad tanıtma

Bu cümlede otherwise known as aynı yerin başka bir adını tanıtır: Saha Cumhuriyeti, Yakutistan bölgesi olarak da adlandırılır. Buradaki otherwise, “aksi takdirde” değil, “başka bir adla” anlamına gelir. Aynı kişi, yer veya şeyi alternatif, eski ya da daha bilinen bir adla tanıtmak için X, otherwise known as Y kalıbını kullanın. Bu ifade X hakkında parantez niteliğinde bir açıklama verir.

Alıştırma

Alternatif bir ad tanıtmak için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “The author Samuel Clemens, ____ Mark Twain, wrote several famous novels.”

  1. on the other hand
  2. otherwise known as
  3. unless
Cevabı göster

otherwise known as

A similar bacterium was found by scientist Vladimir Repin

1:06

Benzer bir bakteri de bilim insanı Vladimir Repin tarafından

in the brain of an ice-preserved woolly mammoth.

1:10

buzda korunmuş bir yünlü mamutun beyninde bulundu.

Although the virus was trapped in the ice, Dilbilgisi

1:12

Virüs buza hapsolmuş olmasına rağmen,

it was still alive after all those years.

1:14

bunca yıldan sonra hala hayattaydı.

Dilbilgisi

Although ... still ...: beklenmedik bir sonucu belirtme

Although bir beklenti oluşturan gerçeği tanıtır: buzun içinde hapsolduğu için virüsün canlı kalamayacağı düşünülebilir. Ana cümle şaşırtıcı karşıtlığı verir: virüs hâlâ canlıydı. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp Although A, B (still) happens or is true biçimindedir. Although, A'yı bağımlı bir ödünleme cümleciği yapar; B içindeki still ise A'ya rağmen sonucun sürdüğünü veya geçerliliğini koruduğunu vurgular. Standart İngilizcede ana cümleden önce but eklemeyin.

Alıştırma

Ödünleme kalıbını Although ve still ile tamamlayın: “____ the bus was late, we ____ arrived before the doors closed.”

Cevabı göster

Although · still

And this is of interest to many scientists. Kalıp ifadeler

1:17

Ve bu birçok bilim insanının ilgisini çekiyor.

Kalıp ifadeler

be of interest to: ilgiyi resmî biçimde belirtmek

Be of interest to + kişi veya grup, bir şeyin o kitle için ilgili, yararlı ya da ilgi çekici olduğunu anlatır. Bu cümlede konu, birçok bilim insanı açısından araştırma değeri taşır; of sahiplik bildirmez. Bu yapı bilgiyi önce verir, ilgili kitleyi ise to sözcüğünden sonra belirtir. Bir şeyin kimin için önemli veya yararlı olabileceğini nesnel biçimde açıklamanın bir yoludur.

Alıştırma

İlgiyi resmî ve nesnel bir biçimde belirtmek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The new safety data may be ____ hospital staff.

Cevabı göster

of interest to

What has kept it alive for so long?

1:19

Onu bu kadar uzun süre ne hayatta tuttu?

Bruskhov and his team were determined to find out. Kalıp ifadeler

1:21

Bruskhov ve ekibi bunu öğrenmeye kararlıydı.

Kalıp ifadeler

determined to find out: cevabı öğrenme konusundaki kesin kararlılık

Be determined to + fiilin yalın hâli, kesin bir karar vermiş ve denemeyi sürdürmeye hazır bir kişi ya da grubu anlatır. Burada were determined to find out, Bruskhov ve ekibinin eksik cevabı bulmaya kesinlikle niyetli olduğu anlamına gelir. Find out, henüz bilinmeyen bir bilgiyi edinmek veya keşfetmek demektir. Buradaki gibi soru bağlamdan zaten belliyse nesnesi söylenmeyebilir.

Alıştırma

Bir cevabı öğrenme konusundaki güçlü kararlılığı göstermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Leila was ____ why the machine kept stopping.

Cevabı göster

determined to find out

Experiments began.

1:24

Deneyler başladı.

Mice injected with Bacillus F

1:25

Bacillus F enjekte edilen fareler

were able to reproduce at an age older than regular mice typically reproduce,

1:27

sıradan farelerin genelde ürediği yaştan daha büyük bir yaşta üreyebildiler,

suggesting that Bacillus F may have potential as a longevity serum. Kalıp ifadeler

1:32

bu da Bacillus F'nin bir uzun ömür serumu olma potansiyeli taşıdığını gösteriyordu.

Kalıp ifadeler

may have potential as: olası bir rolü belirtmek

May have potential as + isim öbeği temkinli bir değerlendirme yapar: ilk bulgular, öznenin as'ten sonra belirtilen role dönüşebileceğini veya o işlevde yararlı olabileceğini düşündürür. Burada a longevity serum, kanıtlanmış bir sonuç değil, olası bir kullanım olarak sunulur. Hem may hem de potential ifadeyi belirsiz tutar. Yapı şöyledir: özne + may have potential as + rol veya kullanım.

Alıştırma

Cümleyi dersteki temkinli ifadeyle aynen tamamlayın: Early tests suggest the new coating ____ a heat shield.

Cevabı göster

may have potential as

But the experiments didn't stop with pregnant granny rodents. Anlatım akışı

1:36

Ancak deneyler hamile büyükanne kemirgenlerle sınırlı kalmadı.

Anlatım akışı

didn't stop with: anlatının kapsamını genişleten geçiş

Didn't stop with X, X'in yalnızca bir bölüm veya aşama olduğunu ve faaliyetin onun ötesinde devam ettiğini belirtir. Deneylerin durdurulduğu anlamına gelmez. Geçiş ifadesi olarak az önce bahsedilen konuyu kapatır ve daha fazla örnek ya da gelişmenin geleceğini bildirir. Böylece bir raporu veya hikâyeyi düzenler ve beklenti yaratır.

Alıştırma

İncelemenin finanstan daha fazlasını kapsadığını göstermek için geçişi dersteki ifadeyle tamamlayın: The review examined finances, but it ____ that topic; it also covered safety and staffing.

Cevabı göster

didn't stop with

Oh no.

1:40

Oh hayır.

Bruskhov also experimented with fruit flies

1:40

Bruskhov meyve sinekleriyle de deney yaptı

with positive results.

1:43

ve olumlu sonuçlar aldı.

Even plants exposed to the bacteria

1:44

Bakteriye maruz kalan bitkiler bile

thrived for an unusually long length of time.

1:47

alışılmadık derecede uzun süre geliştiler.

Bruskhov confirmed in an interview for Russian TV

1:49

Bruskhov, Rus televizyonuna verdiği bir röportajda

that he needed to extend the experiment to human subjects,

1:52

deneyi insan deneklere,

namely himself. Anlatım akışı

1:55

yani bizzat kendisine genişletmesi gerektiğini doğruladı.

Anlatım akışı

namely himself: geniş bir kategoriyi kesin bir kimliğe indirgeme

Namely, genel bir ifade olan human subjects sözünü daha kesin biçimde açıklar. “Yani, daha açık söylemek gerekirse” anlamına gelir; böylece cümle geniş bir kategoriyi tek bir kişiye, himself sözüne indirger. Himself sözcüğünün sona yerleştirilmesi önemli bilgiyi vurgular: Bilim insanı yalnızca insanlar üzerinde deney yapmayı önermemektedir; insan denek bizzat kendisidir. Bu yapı, genel bir adlandırmanın tam olarak kimi veya neyi belirttiğini açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Namely himself bu cümlede hangi işlevi görür?

  1. Deneyi başka birinin yaptığını gösterir.
  2. İnsan deneğin tam olarak Bruskhov’un kendisi olduğunu belirtir.
  3. Bruskhov’un esas olarak insan denekleriyle ilgilendiğini söyler.
Cevabı göster

İnsan deneğin tam olarak Bruskhov’un kendisi olduğunu belirtir.

Since injecting himself with the virus, Dilbilgisi

1:56

Virüsü kendisine enjekte ettiğinden beri,

his general health and well-being have improved dramatically.

1:58

genel sağlığı ve zindeliği büyük ölçüde iyileşti.

Dilbilgisi

Since injecting himself ... his general health: öznesi boşa düşen bir niteleyici

Baştaki -ing yan cümlesi Since injecting himself with the virus açıkça söylenmeyen bir özneye sahiptir. Standart kullanımda bu özne, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Burada ana cümlenin öznesi, his sözcüğünün belirttiği adam değil, his general health and well-being ifadesidir. Cümle dil bilgisi bakımından, enjeksiyonu sağlık ve esenlik yapmış gibi gösterir. Bu, öznesi boşa düşen bir niteleyicidir. Açık bir düzeltmede kişi özne olarak belirtilir: Since he injected himself with the virus, his general health and well-being have improved dramatically; ya da Since injecting himself with the virus, he has reported dramatic improvements in his general health and well-being.

Alıştırma

Hangi düzeltme, virüsü kendisine enjekte eden kişiyi baştaki -ing yan cümlesinin örtük öznesi yapar?

  1. Since injecting himself with the virus, he has reported a dramatic improvement in his health.
  2. Since injecting himself with the virus, his health has improved dramatically.
  3. Since injecting himself with the virus, the scientist's experiment has attracted public attention.
Cevabı göster

Since injecting himself with the virus, he has reported a dramatic improvement in his health.

"I've started to work longer,"

2:02

"Daha uzun süre çalışmaya başladım,"

he said.

2:03

dedi.

"I haven't had the flu for the last 2 years." Dilbilgisi

2:04

"Son 2 yıldır hiç grip olmadım."

Dilbilgisi

“for the last 2 years” ile olumsuz present perfect

“I haven't had the flu” cümlesindeki “haven't had”, present perfect'in olumsuz biçimidir: have not + geçmiş zaman ortacı “had”. Olayın belirtilen süre içinde hiçbir noktada gerçekleşmediğini anlatır. “For the last 2 years”, iki yıl önce başlayıp konuşma anına kadar devam eden bir süreyi ölçer. Bu kalıbı, bugüne uzanan bir dönem boyunca bir şeyin hiç gerçekleşmediğini veya yapılmadığını anlatmak için kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi “have” fiilinin olumsuz present perfect biçimiyle tamamla: “I ____ the flu for the last two years.”

Cevabı göster

haven't had

"After successful experiments on mice and fruit flies,

2:06

"Fareler ve meyve sinekleri üzerindeki başarılı deneylerden sonra,

I thought it would be interesting to try the inactivated bacterial culture," Ton ve niyet

2:09

inaktive edilmiş bakteri kültürünü denemenin ilginç olacağını düşündüm,"

Ton ve niyet

“I thought it would be interesting to try ...” ile geçmişteki bir değerlendirmeyi yumuşatma

“I thought it would be interesting to try ...”, kesin bir planı doğrudan belirtmek yerine konuşanın daha önceki değerlendirmesini sunar. “Would be”, geçmiş zamandaki “thought”tan sonra geçmiş bakış açısına uyacak şekilde geriye kaydırılmıştır: o geçmiş noktadan bakıldığında bunu denemek ilginç görünüyordu. Bu ifade, kararın ihtiyatlı ve araştırmacı bir nitelikte duyulmasını da sağlar. Buradaki “would” gelecekteki bir eylemi vaat etmez; konuşanın geçmişteki düşüncesini aktarır ve yumuşatır. Bu bağlamda ölçülü ifade, deneyin ne kadar cesur olduğunu da olduğundan hafif gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle daha önceki bir fikri en iyi şekilde ihtiyatlı ve araştırmacı olarak sunar?

  1. I thought it would be interesting to try a different approach.
  2. I think this approach will definitely work.
  3. I decided to use a different approach.
Cevabı göster

I thought it would be interesting to try a different approach.

the scientist continued.

2:13

diye devam etti bilim insanı.

"The permafrost is thawing,

2:14

"Permafrost eriyor,

and I guess these bacteria get into the environment,

2:16

ve sanırım bu bakteriler çevreye,

into the water,

2:18

suya karışıyor,

so the local population,

2:19

bu yüzden yerel halk,

the Yakut people in fact,

2:21

aslında Yakut halkı,

for a long time,

2:22

uzun zamandır,

are getting these cells with water

2:23

bu hücreleri suyla alıyor

and even seem to live longer than some other nations.

2:25

ve hatta bazı diğer uluslardan daha uzun yaşıyor gibi görünüyorlar.

So there was no danger for me.

2:28

Bu yüzden benim için bir tehlike yoktu.

But we do not know how it works.

2:29

Fakat bunun nasıl çalıştığını bilmiyoruz.

In fact,

2:31

Aslında,

we do not know exactly how aspirin works,

2:32

aspirinin tam olarak nasıl çalıştığını bilmiyoruz,

for example,

2:34

örneğin,

but it does.

2:35

ama işe yarıyor.

The same is true here. Anlatım akışı

2:35

Aynı şey burada da geçerli.

Anlatım akışı

The same is true here: önceki bir iddiayı başka duruma taşımak

The same is true here, az önce kurulan bir ifadeye ya da ilişkiye gönderme yapar ve bunun mevcut durum için de geçerli olduğunu söyler. Burada, mekanizma henüz tam olarak anlaşılmamış olsa da etkinin gözlemlenebildiği yönündeki önceki noktayı bakteri deneyine uygular. Aspirin ile bakterilerin kendilerinin aynı olduğunu söylemez. Bu kalıp, bir açıklamayı tekrar etmekten kaçınmanızı sağlar: Önce bir ilke veya durum belirtin, ardından bunu başka bir duruma taşımak için The same is true + yer, kişi veya durum yapısını kullanın.

Alıştırma

Bu bağlamda The same is true here. ne işe yarar?

  1. Tamamen ilgisiz yeni bir nokta ortaya koyar.
  2. Önceki bir ifadeyi veya ilişkiyi mevcut duruma uygular.
  3. İki öznenin her açıdan aynı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Önceki bir ifadeyi veya ilişkiyi mevcut duruma uygular.

We cannot understand the mechanism,

2:37

Mekanizmayı anlayamıyoruz,

but we see the impact.

2:38

ama etkisini görüyoruz.

Perhaps there were some side effects,

2:40

Belki bazı yan etkileri olmuştur,

but there should be some special medical equipment to spot them.

2:41

ama bunları tespit edecek özel tıbbi ekipmanların olması gerekir.

Of course,

2:44

Elbette,

such experiments need to be conducted in a clinic Dilbilgisi

2:45

bu tür deneylerin özel ekipmanlar ve istatistiklerle

with special equipment and statistics.

2:47

bir klinikte yürütülmesi gerekiyor.

Dilbilgisi

need to be conducted in a clinic: edilgen yapıyla gereklilik

Deneyler eylemi gerçekleştiren değil, eylemden etkilenen taraftır. Bu nedenle need to be conducted, gereklilik bildiren need to ile edilgen be + past participle yapısını birleştirir. İşi yapan kişi veya ekip belirtilmez; çünkü burada eylemi yapan kişiden çok gereklilik ve prosedür önemlidir. Burada conduct, bir deneyi yürütmek veya gerçekleştirmek anlamına gelir. In a clinic gerekli ortamı ekler; böylece ifadenin tamamı resmî bir prosedür koşulu sunar.

Alıştırma

Gereklilik cümlesini need to be ve conduct fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Safety tests ____ before the product is sold.

Cevabı göster

need to be conducted

Then we could say clearly about all the effects.

2:49

Ancak o zaman tüm etkileri hakkında net konuşabiliriz.

If we find how the bacteria stay alive,

2:52

Eğer bakterilerin nasıl hayatta kaldığını bulursak,

we probably would be able to find a tool

2:54

kendi yaşamımızı uzatacak bir araç bulma ihtimalimiz

to extend our own lives."

2:56

muhtemelen olabilir."

Yakut epidemiologist Dr. Viktor Cernyavsky added,

2:58

Yakut epidemiyolog Dr. Viktor Cernyavsky şunları ekledi:

"The bacteria gives out biologically active substances throughout its life, Öbek fiiller

3:02

"Bakteri ömrü boyunca biyolojik olarak aktif maddeler salgılar,

Öbek fiiller

“salmak veya yaymak” anlamındaki gives out

Bu cümlede gives out, “salar” veya “yayar” anlamına gelir. Organizma kaynak olarak sunulur ve biologically active substances ad öbeği neyin salındığını belirtir. Give out, anlamı bağlama göre değişen öbeksi bir fiildir. Bir kaynak bir maddeyi, ısıyı, ışığı, kokuyu veya sinyali gives out ettiğinde, onu çevreye yayar; burada ifade yalnızca “bir alıcıya bir şey vermek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede gives out, “yaymak veya salmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. After hours of use, the old battery finally gives out.
  2. The lamp gives out a soft blue light.
  3. At the entrance, Maya gives out maps to visitors.
Cevabı göster

The lamp gives out a soft blue light.

which activates the immune status of experimental animals.

3:06

bu da deney hayvanlarının bağışıklık durumunu aktif hale getirir.

If the same substance were to be given to people, Dilbilgisi

3:10

Aynı madde insanlara verilecek olsaydı,

it could cause a significant improvement in their health,

3:12

sağlıklarında önemli bir iyileşmeye yol açabilir

Dilbilgisi

If ... were to be given ..., it could ...: ihtiyatlı bir varsayım

If yan cümlesi were to + be + geçmiş zaman ortacı yapısını, yani were to be given ifadesini kullanır. Bu, maddenin insanlara verilmesini geçmişte yaşanmış bir olay değil, varsayımsal bir gelecek adımı olarak sunar. Edilgen yapı, kimin verdiğinden çok maddeye ve onu alan insanlara odaklanır. Ana cümlede could cause kullanıldığı için iyileşme, bu varsayılan koşul altında yalnızca olası bir sonuçtur. Bu biçimler birlikte, henüz test edilmemiş bir sonucu tartışmaya uygun, resmî ve ihtiyatlı bir iddia oluşturur.

Alıştırma

Were to + edilgen mastar kullanarak resmî varsayımı tamamlayın: If the new treatment ____ to volunteers, it could reveal important side effects.

Cevabı göster

were to be given

leading to the discovery of an elixir of life." Notlar

3:15

ve bir yaşam iksirinin keşfedilmesine önayak olabilirdi."

Dilbilgisi

leading to ... ile sonraki sonucu belirtme

leading to the discovery şeklindeki -ing öbeği, hemen önce anlatılan duruma bir sonuç ekler. Bir iyileşmenin başka bir sonuç doğurabileceğini gösteren neden-sonuç zincirini kısa biçimde sürdürür. Burada önceki fikir varsayımsaldır. Bu nedenle leading to, gerçekleşmiş veya kesin bir sonucu değil, daha sonra ortaya çıkabilecek olası bir sonucu tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen iki sözcüklü -ing sonuç bağlayıcısıyla tamamlayın: Better insulation can reduce heat loss, ____ lower energy bills.

Cevabı göster

leading to

Deyimler

Efsanevi uzun yaşam imgesi olarak elixir of life

Elixir of life, ölümsüzlük ya da olağanüstü uzun bir yaşam sağladığına inanılan sihirli bir maddeyi anlatan yerleşik bir kültürel ve edebî imgedir. Bu cümlede, sağlık alanındaki ilerlemeler zincirinin hayalî son noktasını adlandırır. Bu ifade retoriktir; doğrulanmış bir ilacın adı değildir. Sağlığın iyileşmesi fikrini varsayımsal bir uç noktaya taşır. Bu nedenle böyle bir ilacın varlığına kanıt olarak değil, hayal gücüne dayalı bir abartı olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Bir bilim yazısında elixir of life en olası olarak neyi ifade eder?

  1. Ölümsüzlük ya da aşırı uzun yaşamla ilişkilendirilen efsanevi veya retorik bir madde
  2. Onaylanmış bir ilacın resmî adı
  3. Her sağlıklı içecek için kullanılan standart bir terim
Cevabı göster

Ölümsüzlük ya da aşırı uzun yaşamla ilişkilendirilen efsanevi veya retorik bir madde

So by making himself the human guinea pig in this experiment, Deyimler

3:18

Bu deneyde kendisini insan kobay haline getirerek,

Bruskhov hopes to find out more about longevity.

3:21

Bruskhov uzun ömürlülük hakkında daha fazlasını öğrenmeyi umuyor.

Deyimler

human guinea pig: deney deneği olarak kullanılan kişi

Burada human guinea pig, özellikle etkileri henüz tam olarak bilinmeyen bir deneyin üzerinde denendiği kişi anlamına gelir. Bruskhov hem araştırmacı hem de deney deneğidir; ifade onun görünüşünü veya kimliğini kelimesi kelimesine anlatmaz. Bu benzetme çoğu zaman kişisel riski ve belirsizliği vurgular. Daha genel olarak yeni bir tedavi, ürün veya yöntem ilk kez bir kişi üzerinde denendiğinde o kişiye human guinea pig denebilir.

Alıştırma

human guinea pig genellikle ne anlama gelir?

  1. İnsan davranışlarını öğrenmiş küçük bir hayvan.
  2. Hayvanlar üzerinde test yapan araştırmacı.
  3. Yeni veya sonucu belirsiz bir yöntemin üzerinde denendiği kişi.
Cevabı göster

Yeni veya sonucu belirsiz bir yöntemin üzerinde denendiği kişi.

And who knows,

3:23

Ve kim bilir,

in the process, Kalıp ifadeler

3:24

bu süreçte,

he may end up becoming one of the oldest scientists himself. Öbek fiiller

3:25

kendisinin en yaşlı bilim insanlarından biri haline gelmesiyle sonuçlanabilir.

Kalıp ifadeler

in the process: süreç içinde ortaya çıkan bir sonuç

Burada in the process, bilim insanının asıl amacı olan uzun ömürlülüğü araştırma eylemini olası bir yan sonuca bağlar: Bu araştırmayı yaparken kendisi de çok uzun yaşayabilir. İfade, “bunu yaparken” veya “bu eylem sürecinin bir parçası olarak” anlamına gelir. Bu şekilde kullanıldığında daha önce sözü edilen bir eyleme gönderme yapar. O sonuç asıl amaç olmasa bile yol boyunca kazanılan, değişen, zarar gören veya keşfedilen bir şeyi anlatmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

“Sam learned to edit videos and, in the process, became more confident speaking in public,” cümlesinde in the process neyi gösterir?

  1. Video düzenlemek ile topluluk önünde konuşmak tamamen aynı etkinliktir.
  2. Öğrenmeye başlamadan önce özgüven kazandı.
  3. Öğrenirken özgüveni ek bir sonuç olarak arttı.
Cevabı göster

Öğrenirken özgüveni ek bir sonuç olarak arttı.

Öbek fiiller

end up becoming: sonunda bir sonuca varmak

End up + -ing, özellikle başlangıçta planlanmamış veya biraz şaşırtıcı olan bir sürecin nihai sonucunu anlatır. Burada end up becoming, bilim insanının sonunda kendisinin de en uzun ömürlü bilim insanlarından biri olabileceği anlamına gelir. end up ifadesinden sonra bir eylem veya değişim anlatılırken -ing biçimi kullanılır: end up become değil, end up becoming. End up ifadesinden sonra end up at home veya end up alone örneklerindeki gibi bir yer ya da durum da gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, planlanmamış bir dizi olayın Leo'nun öğretmen olarak çalışmasına yol açtığı anlamına gelir?

  1. Leo stopped becoming a teacher.
  2. Leo finished becoming a teacher.
  3. Leo ended up becoming a teacher.
Cevabı göster

Leo ended up becoming a teacher.

Three different strains of bacteria exist in the permafrost,

3:29

Permafrostta üç farklı bakteri suşu bulunuyor,

and Bruskhov is determined to find out

3:31

ve Bruskhov bakterilerin kendilerini hücre hasarına karşı

how the bacteria protect themselves against cell damage. Kalıp ifadeler

3:33

nasıl koruduklarını öğrenmeye kararlı.

Kalıp ifadeler

protect themselves against cell damage: kendilerini hücre hasarına karşı korumak

Protect oneself against something, kişinin kendisini bir tehditten veya zararlı etkiden koruması anlamına gelir. Dönüşlülük zamiri özneye geri gönderme yapar: the bacteria protect themselves. Against, tehlikeyi yani cell damage ifadesini tanıtır; bakterilerin etkin biçimde savaştığı bir rakibi anlatmaz. Bilimsel İngilizcede cell damage, hücrelerin zarar görmesini anlatan doğal bir isim öbeğidir. Daha genel kalıp protect someone or something against a risk biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede çoğul dönüşlülük zamiri doğru kullanılmış ve water loss risk olarak tanıtılmıştır?

  1. A waxy layer helps the leaves protect itself against water loss.
  2. A waxy layer helps the leaves protect themselves with water loss.
  3. A waxy layer helps the leaves protect themselves against water loss.
Cevabı göster

A waxy layer helps the leaves protect themselves against water loss.

Bruskhov speculates that immortal bacteria

3:36

Bruskhov, ölümsüz bakterilerin

probably exists somewhere in the world

3:38

muhtemelen dünyanın bir yerlerinde var olduğunu

and that such bacteria protect themselves from dying.

3:40

ve bu bakterilerin kendilerini ölmekten koruduğunu iddia ediyor.

Somewhere within the virus,

3:43

Virüsün içinde bir yerlerde,

he feels,

3:45

ona göre,

the secret must be hidden.

3:45

sır gizli olmalı.

His team has completed deciphering the Bacillus F DNA,

3:47

Ekibi Bacillus F'nin DNA'sını çözmeyi tamamladı,

but now faces the complicated task Kalıp ifadeler

3:50

fakat şimdi, virüsün uzun ömürlülüğünden hangi genlerin

of figuring out which genes are responsible for the longevity of the virus. Kalıp ifadeler

3:52

sorumlu olduğunu bulma gibi karmaşık bir görevle karşı karşıya.

Kalıp ifadeler

faces the complicated task of figuring out: nedenini bulma gibi karmaşık bir görevle karşılaşmak

Burada faces, fiziksel olarak yüzünü bir şeye dönmek değil, bir şeyle uğraşmak zorunda olmak anlamına gelir. Özne, henüz tamamlanması gereken zor bir işle karşı karşıyadır. Kalıp face the task of + -ing şeklindedir. of ile başlayan bölüm görevin içeriğini belirtir; bu nedenle figuring out, ne yapılması gerektiğini, yani hangi genlerin ilgili olduğunu belirlemeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi face the complicated task of + -ing kalıbıyla tamamlayın: After recovering the damaged files, Maya ____ why the system failed.

Cevabı göster

faces the complicated task of figuring out

Kalıp ifadeler

are responsible for: bir etkiye neden olmak veya katkıda bulunmak

genes gibi cansız bir özneyle are responsible for, bir etkiye neden olmak veya katkıda bulunmak anlamına gelir. Cümle, hangi genlerin virüsün uzun süre hayatta kalmasını mümkün kıldığını sorar; bir iş görevi veya ahlaki suç yüklemez. Kalıp be responsible for + isim veya -ing biçimi şeklindedir. be, özneyle uyumlu olur: genes are responsible for longevity, ancak a gene is responsible for an effect.

Alıştırma

Enzimin sürece neden olduğunu göstermek için cümleyi be responsible for kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: The enzyme ____ breaking down the sugar.

Cevabı göster

is responsible for

The isolation of this gene would be the key to unlocking the puzzle, Deyimler

3:56

Bu genin izole edilmesi bulmacayı çözmenin anahtarı olabilir,

perhaps to an eternal life.

3:59

belki de sonsuz bir hayata.

Deyimler

the key to unlocking: bir şeyi çözmenin en önemli yolu

Bu cümlede “the key to unlocking the puzzle”, bilimsel gizemi çözülebilir hâle getirecek önemli keşif veya yöntem anlamındadır. Key, unlocking ve puzzle tek bir metafor oluşturur; ortada gerçek bir anahtar veya fiziksel bir yapboz yoktur. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp the key to + isim veya -ing biçimidir. Burada to, key to ifadesindeki bir edattır; bu nedenle unlocking bir gerund, yani isim-fiildir, mastar değildir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak the key to kalıbı ve avoid fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Careful planning is ____ delays.

Cevabı göster

the key to avoiding

But even if he doesn't find the secret of everlasting life, Dilbilgisi

4:01

Fakat sonsuz yaşamın sırrını bulamasa bile,

Dilbilgisi

even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul

Even if, olası bir koşulu belirtirken ana sonucun değişmeyeceğini vurgular. Burada sırrın bulunamaması bir olasılık olarak ele alınır, ancak ardından gelen ana cümledeki olumlu değerlendirme yine de geçerliliğini korur. Kalıp even if + koşul, ana cümle şeklindedir. If yalnızca bir koşul koyar; even if ise ödünleme anlamı ekleyerek sonucun bu koşula rağmen geçerli olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, gelecekte olası bir gecikmeye rağmen verilen sözün geçerli kalacağını anlatır?

  1. Even though the bus was late yesterday, I waited for you.
  2. If the bus is late tomorrow, I will take a taxi.
  3. Even if the bus is late tomorrow, I will wait for you.
Cevabı göster

Even if the bus is late tomorrow, I will wait for you.

Bruskhov has stumbled into a remarkable new field. Öbek fiiller

4:04

Bruskhov dikkate değer yeni bir alana adım attı.

Öbek fiiller

Stumbled Into: bir alana tesadüfen girmek

Bu cümlede stumbled into mecaz anlamdadır: Bruskhov tamamen planlanmış bir yol izleyerek ulaşmak yerine beklenmedik biçimde yeni bir araştırma alanına girdi ya da böyle bir alanın açılmasına katkıda bulundu. Fiziksel olarak tökezlemesini anlatmaz. stumble into + alan, rol, kariyer veya durum yapısı, katılımın tesadüfi ya da plansız olduğunu gösterir. Anlatıma çoğu zaman şaşkınlık veya keşif duygusu katar.

Alıştırma

Cümleyi “bir alana beklenmedik biçimde girdi” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: After covering one community event, Nora ____ local journalism.

Cevabı göster

stumbled into

Discovering the mechanism behind the vitality of the virus

4:06

Virüsün canlılığının ardındaki mekanizmayı keşfetmek

could have significant health implications for humankind. Kalıp ifadeler

4:09

insanlık için önemli sağlık sonuçları doğurabilir.

Kalıp ifadeler

Have Significant Health Implications for Humankind: insan sağlığı açısından önemli sonuçlar

Have significant health implications for humankind, bu keşfin insan sağlığı için önemli sonuçlara veya yeni bir anlayışa yol açabileceği anlamına gelir. Implications, kanıtlanmış bir tedaviyi değil, olası etkileri ve önemi ifade eder. have + sıfat + implications for + grup veya alan biçimindeki aktarılabilir yapı, bir sonucun ne anlama gelebileceğini dikkatle değerlendirirken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “... açısından önemli sonuçlar doğurabilir” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: If confirmed, these findings could ____ public health policy.

Cevabı göster

have significant implications for

"If we can find how the bacteria stays alive,

4:12

"Eğer bakterilerin nasıl hayatta kaldığını bulabilirsek,

then we will be able to find the cure to prolong our own life,"

4:15

o zaman kendi yaşamımızı uzatacak çareyi bulabiliriz,"

Bruskhov concluded.

4:18

diyerek sözlerini tamamladı Bruskhov.

Bruskhov isn't the only scientist

4:19

Bruskhov eski bakterilerle deney yapan

experimenting with ancient bacteria.

4:21

tek bilim insanı değil.

For years,

4:23

Yıllardır,

scientists have been examining the bacteria

4:24

bilim insanları Sibirya dağlarından ve ötesinden gelen

from the Siberian mountains and beyond.

4:26

bakterileri inceliyorlar.

There's still much to learn about viruses and the hundreds of protein-encoding genes.

4:28

Virüsler ve yüzlerce protein kodlayan gen hakkında hala öğrenilecek çok şey var.

Scientists are always looking to nature for clues as to how to improve human health. Kalıp ifadeler

4:32

Bilim insanları, insan sağlığını nasıl iyileştirebileceklerine dair ipuçları için her zaman doğaya bakarlar.

Kalıp ifadeler

look to nature for clues: look to X for Y yapısı

Look to X for Y, Y’yi elde etmek için X’i yardım, yanıt, fikir veya yol gösterme kaynağı olarak kullanmak demektir. Bu cümlede nature kaynaktır; clues ise bilim insanlarının bulmayı umduğu şeydir. Bu ifade yalnızca doğaya bakmak anlamına gelmez. Kaynak to’dan sonra, aranan şey ise for’dan sonra gelir: look to + kaynak + for + aranan şey.

Alıştırma

nature kaynak, inspiration ise aranan şey olacak biçimde look to ... for kullanarak cümleyi tamamlayın: Designers often ____.

Cevabı göster

look to nature for inspiration

In February 2018,

4:37

Şubat 2018'de,

an article published by the New Atlas Magazine looked at the mole rat.

4:38

New Atlas Dergisi'nde yayınlanan bir makale köstebek faresini inceledi.

This mammal lives well into its 30s Kalıp ifadeler

4:42

Bu memeli rahatlıkla 30'lu yaşlarına kadar yaşar

Kalıp ifadeler

well into its 30s: bir aralığın başlangıcını epey geçmiş

Well into bir dönem, o döneme yalnızca yeni girmiş olmayı değil, başlangıç noktasını belirgin biçimde aşmış olmayı anlatır. Burada memeli, 30 ile 39 yaş aralığının ilk bölümünü geçecek kadar yaşamaktadır. In its 30s, 30 ile 39 arasında bir yaşı belirtir. Buradaki well bir derece zarfıdır: into’yu güçlendirir ve sağlık durumunun iyi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

37 yaşın otuzlu yaşların başlangıcını belirgin biçimde geçtiğini göstermek için well into kullanarak cümleyi tamamlayın: At age 37, the tortoise was ____.

Cevabı göster

well into its 30s

and it's pretty much immune to all types of cancer Kelime

4:45

ve hemen hemen her tür kansere karşı bağışıktır

Kelime

pretty much immune to: güçlü ama mutlak olmayan koruma

pretty much immune to ifadesinde pretty much, “neredeyse” veya “pratikte” anlamına gelir ve immune to bölümünü niteler. Buradaki pretty dış görünüşü anlatmaz. Be immune to + isim, bir şeye karşı bağışık olmak veya ondan etkilenmemek demektir. İfadenin bütünü son derece güçlü bir korunmayı anlatır, ancak olası istisnalara yer bırakır; bu yüzden completely immune to kadar kesin değildir.

Alıştırma

pretty much immune to ifadesinin temkinli anlamını en iyi hangi yorum korur?

  1. Hiçbir koşulda etkilenmeyeceği garanti edilir.
  2. Kanseri olduğu için çekici görünür.
  3. Güçlü biçimde korunur ve neredeyse hiç etkilenmez, ancak istisnalar olabilir.
Cevabı göster

Güçlü biçimde korunur ve neredeyse hiç etkilenmez, ancak istisnalar olabilir.

and can do without oxygen for long lengths of time. Öbek fiiller

4:47

ayrıca uzun süre oksijensiz yaşayabilir.

Öbek fiiller

do without oxygen: oksijen yokken idare etmek

Do without + isim, bir şey mevcut olmadığında onsuz idare etmek veya devam etmek demektir. Bu cümlede do without oxygen, oksijen yokken uzun süre işlevini sürdürebilmek anlamına gelir. Buradaki do, “gerçekleştirmek” anlamındaki sıradan fiil değil, do without ifadesinin bir parçasıdır. Bir şeyin yokluğu geçici olabilir; ifade o şeye bir daha asla ihtiyaç duyulmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyin yokluğunda idare etmek” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: We can ____ dessert tonight, but not dinner.

Cevabı göster

do without

Perhaps if scientists can pull apart the cell structure of this mammal, Öbek fiiller

4:51

Belki bilim insanları bu memelinin hücre yapısını parçalayabilirlerse,

a secret to its longevity may be unraveled. Deyimler

4:54

uzun yaşamının bir sırrı çözülebilir.

Öbek fiiller

pull apart the cell structure: bileşenleri analiz etmek

Burada pull apart, karmaşık hücre yapısını bileşenlerine ayırıp bu bileşenlerin birlikte nasıl çalıştığını incelemeyi anlatan bir mecazdır. Bilim insanlarının hücreleri elleriyle gerçekten yırttığı anlamına gelmez. Anlamı belirlemeye nesne yardımcı olur: nesne bir sistem, sav, tasarım veya yapıysa pull apart ayrıntılı biçimde analiz etmek anlamına gelebilir; fiziksel bir nesneyse çoğu zaman parçalarını gerçekten ayırmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: The analysts pulled apart the payment system to find the hidden flaw. Pulled apart ne anlama geliyor?

  1. Sistemin bileşenlerini ayrıntılı biçimde incelediler.
  2. Sistemi fiziksel olarak zıt yönlere çektiler.
  3. Parçalarını incelemeden kısa bir özet yaptılar.
Cevabı göster

Sistemin bileşenlerini ayrıntılı biçimde incelediler.

Deyimler

a secret to its longevity may be unraveled: olası bir keşif

Bu cümlecikte unravel, karmaşık bir konuyu gizli açıklama netleşene kadar adım adım incelemeyi anlatan bir mecazdır. A secret to its longevity, bu memelinin neden bu kadar uzun yaşadığını açıklamaya yardımcı olan bilinmeyen bir etken demektir. Edilgen yapı may be unraveled, bilim insanları yerine sırra odaklanır. May olasılık bildirir; dolayısıyla cümlecik kesin bir keşfi değil, bir umudu veya bilimsel hipotezi ifade eder.

Alıştırma

Olası bir keşfi ifade etmek için cümleyi unravel fiilinin edilgen biçimiyle ve Amerikan yazımıyla tamamlayın: With more evidence, the mystery behind the signal may be ____.

Cevabı göster

unraveled

There are bound to be, Dilbilgisi

4:57

Mutlaka,

as Bruskhov suggests,

4:58

Bruskhov'un da öne sürdüğü gibi,

many more secrets out there in nature.

5:00

doğada çok daha fazla sır vardır.

Dilbilgisi

There are bound to be ... ile güçlü bir beklenti ifade etme

There are bound to be ... yapısında varlık bildiren there, bir şeyin var olduğunu belirtir; be bound to + fiilin yalın hâli ise çok güçlü bir beklenti ifade eder. Konuşmacı, daha pek çok sırrın var olduğunun neredeyse kesin olduğunu söyler. Buradaki bound, “bağlanmış” ya da “bir yere doğru giden” anlamına gelmez. Burada are, çoğul isim secrets ile uyum gösterir ve to’dan sonra fiilin yalın hâli be gelir. Araya giren as Bruskhov suggests ifadesi yargının kaynağını belirtir, ancak ana cümlenin dil bilgisini değiştirmez.

Alıştırma

Hangi cümle daha fazla sorunun var olduğuna dair güçlü bir beklenti ifade eder?

  1. There used to be more problems.
  2. There are bound to be more problems.
  3. There may be more problems.
Cevabı göster

There are bound to be more problems.

These secrets may lead to humankind Dilbilgisi

5:02

Bu sırlar insanlığın

living a much longer and healthier life.

5:04

çok daha uzun ve sağlıklı bir hayat yaşamasına önayak olabilir.

Dilbilgisi

lead to humankind living içindeki lead to + -ing yan cümlesi

lead to humankind living ... ifadesinde lead to, “bu sonuca yol açmak veya bu sonucu üretmek” demektir. Buradaki to bir edattır; bu yüzden ardından yalın fiil live değil, bir -ing yan cümlesi gelebilir. Humankind, living eyleminin anlamca öznesidir; yani bu eylemi yapan taraftır. humankind living a much longer and healthier life ifadesinin tamamı olası sonucu belirtir. May, sonucun kesin değil, mümkün olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü sonuç ifadesiyle tamamlayın: Better bus routes may ____ fewer people driving to work.

Cevabı göster

lead to

So,

5:06

Peki,

what's the strangest and most unlikely cure

5:07

bugüne kadar duyduğunuz

that you have heard of?

5:09

en garip ve en olasılık dışı tedavi nedir?

Are there alternative treatments for cancer

5:10

Gerçekten işe yarayan

that actually work?

5:12

alternatif kanser tedavileri var mı?

Does the secret to longevity exist in a frozen virus

5:13

Uzun yaşamanın sırrı donmuş bir virüste mi

or in a ground-dwelling rodent?

5:16

yoksa yeraltında yaşayan bir kemirgende mi gizli?

Let us know your thoughts in the comments.

5:17

Yorumlarda düşüncelerinizi bizimle paylaşın.

Also,

5:19

Ayrıca,

be sure to watch our other video called Horrible Things That Will Happen in 2019.

5:19

2019'da Olacak Korkunç Şeyler adlı diğer videomuzu izlemeyi unutmayın.

Thanks for watching,

5:23

İzlediğiniz için teşekkürler,

and as always,

5:24

ve her zaman olduğu gibi,

don't forget to like,

5:25

beğenmeyi,

share,

5:26

paylaşmayı,

and subscribe.

5:26

ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

5:27

Bir dahaki sefere görüşmek üzere.