Papağanlar neden konuşabilir? - Grace Smith-Vidaurre ve Tim Wright: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, papağanların insan konuşmasını neden taklit edebildiğini açıklar; doğadaki sosyal çağrılarından başlayıp taklidi mümkün kılan anatomiye ve beyin devrelerine geçer, ardından söyledikleri kelimelerin ne kadar anlam taşıyabileceğini ve yabani papağanların neden korunması gerektiğini ele alır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. may partially explain why — Söylem, anlatım ve retorik: Temkinli bilimsel akıl yürütmeyi fark edebilirsiniz: may ve partially, konuşmacının tam bir neden ileri sürmediğini, açıklamanın olası bir bölümünü sunduğunu gösterir. 2. originate in — Kalıp ifadeler ve eşdizimler: Bu resmi ifadeyi bir sesin, sürecin, fikrin ya da sorunun nerede başladığını anlatmak için kullanabilirsiniz; örneğin papağanın sesinin insan gırtlağında değil syrinx adlı organda başlaması gibi. 3. in the appropriate contexts — Kalıp ifadeler ve eşdizimler: Bağlamın anlamı nasıl etkilediğini anlayabilirsiniz: ifade, papağanların kelimeleri rastgele ses tekrarı olarak değil, uygun durumlarda kullandığını anlatır.
Bu derste
a parrot that spoke with the same British accent as his owner went missing. Notlar
0:08sahibiyle aynı İngiliz aksanıyla konuşan bir papağan kayboldu.
same British accent as his owner: the same ... as karşılaştırması
the same + isim + as yapısı iki kişiyi veya şeyi karşılaştırır ve belirtilen özelliğin aynı olduğunu söyler. Buradaki özellik accent sözcüğüyle belirtilen aksandır: papağanın Britanya aksanı sahibininkiyle aynıydı. as'ten sonraki sözcükler karşılaştırmanın ikinci kişi veya şeyini belirtir. Bu kısım, sahibi bir şey yaparken anlamına gelmez. Renk, ses veya görüş gibi özellikleri karşılaştırmak için A has the same X as B kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
color ismini ve the same ... as kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Both bags are blue. My bag is ____ yours.
Cevabı göster
the same color as
went missing: bulunamaz hâle gelmek
Went missing, go missing ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir kişinin, hayvanın veya nesnenin artık bulunamadığını ya da nerede olduğunun bilinmediğini anlatır. Go bir durum değişikliğini gösterdiği için cümle papağanın kaybolmasını gerçekleşen bir olay olarak sunar. Buradaki missing, bulunamayan anlamında bir sıfattır. Birinin yokluğunu hissetmek anlamındaki miss fiili değildir.
Alıştırma
Cümleyi go missing ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: My keys ____ after lunch.
Cevabı göster
went missing
were reunited: yeniden bir araya gelmenin edilgen sonucu
Were reunited, İngilizcede simple past edilgen yapıdır: were + geçmiş zaman ortacı reunited. Ayrı kalmış insanların veya hayvanların yeniden bir araya geldiğini anlatır. Edilgen yapı, bunu kimin ya da neyin sağladığından çok yeniden buluşma sonucuna odaklanır. Burada they, papağan ile sahibini ifade eder. Bu ifade, ikisinin dört yıl sonra yeniden bir araya gelmesini anlatır; birlikte sosyal bir buluşma planladıkları anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi reunite fiilinin simple past edilgen biçimiyle tamamlayın: After the rescue, the missing hikers ____ with their families.
Cevabı göster
were reunited
but the intervening time left a conspicuous mark. Deyimler
0:15ancak aradan geçen zaman belirgin bir iz bırakmıştı.
left a conspicuous mark: belirgin bir etki bıraktı
Left a conspicuous mark burada mecaz anlamlıdır. X leaves a mark (on Y) yapısı, X'in daha sonra da fark edilebilen bir etkiye yol açtığını anlatır. Conspicuous bu anlamı güçlendirir: Etki belirgindir veya gözden kaçırılması zordur. Bu cümlede dört yıllık ara papağanı fark edilebilir biçimde değiştirmiştir; bu değişiklik daha sonra farklılaşan aksanıyla gösterilir. Mark bir leke, çizik veya başka bir fiziksel iz anlamına gelmez.
Alıştırma
"Years of neglect left a conspicuous mark on the neighborhood," cümlesinde left a conspicuous mark ne anlama gelir?
- Dekoratif bir tabela eklediler.
- Tüm değişiklik izlerini sildiler.
- Belirgin bir etkiye yol açtılar.
Cevabı göster
Belirgin bir etkiye yol açtılar.
had lost: geçmişteki başka bir andan önce gerçekleşen olay
Had lost, had + geçmiş zaman ortacı lost yapısından oluşan past perfect biçimidir. Aksanın kaybedilmesini başka bir geçmiş zamandan önceye yerleştirir; hikâyedeki daha sonraki an yeniden buluşmadır. Geçmiş bir anlatıda, geçmişteki bir andan daha önceki bir olaya dönüp bakmanız gerektiğinde bu yapıyı kullanın. Buradaki had yardımcı fiildir; “sahip olmak” anlamındaki ana fiil değildir.
Alıştırma
Cümleyi lose fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: When the librarian asked for the receipt, Nina realized she ____ it.
Cevabı göster
had lost
and was instead chattering away in Spanish. Öbek fiiller
0:22ve bunun yerine İspanyolca gevezelik ediyordu.
chattering away: away eylemin sürdüğünü gösterir
Chattering away, canlı ve günlük bir biçimde hızlı ve sürekli konuşmak demektir. Bu cümlede papağanın İspanyolca konuşmaya benzeyen sesler çıkarmayı sürdürdüğünü anlatır. Buradaki away bir yerden uzaklaşmak anlamına gelmez. Bazı etkinlik fiillerinden sonra away, eylemin çoğu zaman enerjik bir şekilde veya durmadan sürdüğü anlamını ekler.
Alıştırma
Hangi cümlede away, bir eylemin bir süre boyunca canlı biçimde devam ettiğini gösterir?
- The children were chattering away while they built the model.
- Please put the crayons away after class.
- The bird flew away when the door opened.
Cevabı göster
The children were chattering away while they built the model.
Parrots and several other birds are the only other animals that produce human speech, Dilbilgisi
0:26Papağanlar ve diğer bazı kuşlar, insan konuşmasını üretebilen diğer tek hayvanlardır,
the only other animals that produce human speech: bilinen grubun dışındaki tek hayvanlar
the only other animals that ... yapısında only kümeyi sınırlar, other önceden anlaşılan bir karşılaştırma grubunun dışındaki varlıklara işaret eder ve that yan cümlesi hangi hayvanların kastedildiğini belirler. Burada söz konusu yetenek insan konuşması üretmek olduğu için örtük karşılaştırma grubu insanlardır. Bu nedenle cümle, papağanları ve diğer birkaç kuşu insanlar dışında insan konuşması üretebilen tek ek hayvanlar olarak sunar. Other çıkarılırsa “insanlar dışında” ilişkisi kaybolur ve bütün hayvanlar hakkında farklı bir iddia ortaya çıkar.
Alıştırma
Vurgulanan ifadede other neyi gösterir?
- İnsanlar örtük karşılaştırma grubudur ve adı geçen kuşlar bu kategorideki tek ek hayvanlardır.
- Papağanlar herhangi bir türde ses çıkarabilen tek hayvanlardır.
- İfade papağanları yalnızca başka papağanlarla karşılaştırır.
Cevabı göster
İnsanlar örtük karşılaştırma grubudur ve adı geçen kuşlar bu kategorideki tek ek hayvanlardır.
and some parrots do it almost uncannily well. Kelime
0:32ve bazı papağanlar bunu neredeyse tekinsiz derecede iyi yaparlar.
almost uncannily well: şaşırtıcı derecede kusursuza yakın
Uncannily well, sonucun tuhaf derecede doğru veya gerçeğe yakın görüneceği kadar iyi yapmak demektir. Bu cümlede bazı papağanların insan konuşmasını ne kadar yakından taklit ettiğini anlatır; vurgu korku üzerinde değil, şaşırtıcı gerçekçilik üzerindedir. Almost iddiayı biraz yumuşatır: performansları uncannily good denebilecek düzeye yaklaşır. Bu ifade very well’den daha canlıdır, çünkü sonucun normal beklentileri aştığı fikrini de ekler.
Alıştırma
Bu bağlamda almost uncannily well ne anlama gelir?
- Neredeyse şaşırtıcı gelecek kadar doğru ve gerçekçi biçimde.
- Yalnızca sıradan ama kabul edilebilir biçimde.
- Korkutucu ve zararlı biçimde.
Cevabı göster
Neredeyse şaşırtıcı gelecek kadar doğru ve gerçekçi biçimde.
How is this possible?: açıklamaya geçiş sağlayan soru
Burada How is this possible? hemen önce sunulan şaşırtıcı gerçeğe gönderme yapar: papağanlar insan konuşmasını inandırıcı biçimde taklit edebilir. Konuşmacı bu gözlemi, açıklanması gereken bir konuya dönüştürür. Konuşmacı izleyiciden cevap beklemek için durmaz. Bu soru, sonraki bölümde nedenlerin veya mekanizmaların açıklanacağını bildirir. Açıklayıcı yazı ve videolarda bilgiyi düzenlemenin yaygın bir yoludur: önce olgu, sonra açıklama.
Alıştırma
Açıklayıcı bir videoda konuşmacı hemen ardından yanıt veriyorsa How is this possible? sorusunun temel işlevi nedir?
- Bir izleyiciden hemen cevap vermesini ister.
- Olgunun açıklamasını başlatır.
- Tartışmanın bittiğini bildirir.
Cevabı göster
Olgunun açıklamasını başlatır.
are highly social: güçlü grup etkileşimini anlatmak
are highly social ifadesinde highly, social sıfatının derecesini güçlendiren bir zarftır. İfade, yabani papağanların çoğunun gruplar hâlinde yaşama, iletişim kurma ve etkileşimde bulunma eğiliminin güçlü olduğunu belirtir. Buradaki social yalnızca dışa dönük olmayı değil, grup davranışını anlatır. Highly social, olgusal veya bilimsel tarzdaki açıklamalarda doğal bir sözcük birlikteliğidir. Highly ifadeye güçlü ve nispeten resmî bir vurgu katar.
Alıştırma
Bilgi veren cümleyi dersteki iki kelimelik resmî ifadeyle tamamlayın: Elephants form close family groups and communicate often. They are ____ animals.
Cevabı göster
highly social
They use vocalizations for mating and territorial displays Kelime
0:41Çiftleşme ve bölgesel gösteriler için
çiftleşme ve bölgesel gösteriler için vokalizasyonlar
Hayvan davranışlarını anlatan metinlerde vocalizations, hayvanların çıkardığı sesleri ifade eder. for mating and territorial displays ifadesi bu seslerin neden kullanıldığını açıklar: çiftleşmeyle ilgili davranışlar ve bir alanı sahiplenme ya da savunmayla bağlantılı sinyaller için. Burada displays, elektronik ekranlar değil, görülebilen veya duyulabilen sinyal davranışları anlamına gelir. İfadenin tamamı iki amacı kısa ve bilimsel bir üslupla sıralar.
Alıştırma
Bu cümlede territorial displays ne anlama gelir?
- Bir alanı sahiplenme veya savunmayla bağlantılı hayvan sinyal davranışları
- İnsanların görmesi için hayvanların dizildiği yerler
- Bir alanın haritasını gösteren elektronik ekranlar
Cevabı göster
Bir alanı sahiplenme veya savunmayla bağlantılı hayvan sinyal davranışları
and to coordinate group movements. Kalıp ifadeler
0:45ve grup hareketlerini koordine etmek için sesleri kullanırlar.
grup hareketlerini koordine etmek
to coordinate mastarı başka bir amacı belirtir. Coordinate, insanların, parçaların veya eylemlerin birlikte çalışmasını sağlayacak şekilde düzenlenmesi anlamına gelen bir fiildir. Group movements, grubun bir bütün olarak hareketlerini ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp coordinate + isim şeklindedir: coordinate movements, schedules, activities veya a response. Buradaki coordinate, bir harita ya da grafik üzerindeki konumu gösteren nokta veya sayı grubu anlamındaki a coordinate değildir.
Alıştırma
Cümleyi, hareketleri birlikte işleyecek şekilde düzenlemek anlamındaki fiille tamamlayın: The guide used flags to ____ the group's movements.
Cevabı göster
coordinate
Some species have flocks that continuously split and fuse, Kelime
0:47Bazı türlerin sürekli olarak bölünen ve birleşen sürüleri vardır,
split and fuse: grupların ayrılıp yeniden birleşmesi
Burada split ve fuse fiilleri, sürünün düzenleniş biçiminde tekrarlanan bir değişimi anlatır. Sürü daha küçük gruplara ayrılır, ardından bu gruplar yeniden bir araya gelir. Continuously, bu düzenin sürekli tekrarlandığını gösterir. Fuse burada geçişsiz bir fiildir: ayrı gruplar birleşerek tek bir grup oluşturur. Elektrik sigortası ya da bir malzemenin erimesi anlamına gelmez.
Alıştırma
"In the simulation, the robot teams split and fuse as new tasks appear," cümlesinde ekiplere ne olur?
- Bozuk bir elektrik sigortasını değiştirirler.
- Eriyerek sıvıya dönüşürler.
- Tekrar tekrar ayrılır ve yeniden birleşirler.
Cevabı göster
Tekrar tekrar ayrılır ve yeniden birleşirler.
meaning individual parrots must be able to communicate with many others. Anlatım akışı
0:51bu da bireysel papağanların diğer birçoklarıyla iletişim kurabilmesi gerektiği anlamına gelir.
meaning + yan cümle: bir gerçeği sonuca bağlamak
Bu devam bölümünün başındaki meaning, önceki gerçeği onun sonucuna bağlar. Sürü sürekli ayrılıp yeniden birleştiği için her papağanın birçok farklı kuşla iletişim kurması gerekir. Virgül + meaning + yan cümle yapısı, virgülden önceki durumun tamamı hakkında yorum yapar. Burada which means that ... ifadesine yakındır; bir sözcüğün tanımını vermek için kullanılmamıştır.
Alıştırma
Gerçeği sonucuna bağlamak için mean fiilinin -ing biçimini kullanın: The library closes at six, ____ we need to leave soon.
Cevabı göster
meaning
to interact and stay in touch when others are out of sight. Notlar
0:58etkileşime girmek ve iletişimde kalmak için temas çağrılarını kullanırlar.
contact calls: hayvanların bağlantıyı sürdürmek için çıkardığı sesler
Contact calls, hayvanların özellikle birbirlerini göremedikleri zaman bağlantıyı sürdürmek ve iletişim kurmak için çıkardıkları seslerdir. Bu cümlede papağanlar, etkileşim kurmak ve yakında olduklarını bildirmek için bu çağrıları kullanır. Burada contact bağlantıyı sürdürmek, calls ise hayvanların çıkardığı sesler anlamındadır; telefon görüşmelerini veya kişi listesindeki adları ifade etmez.
Alıştırma
Bir doğa belgeselinde contact calls ne anlama gelir?
- Hayvan araştırmacılarının yaptığı telefon görüşmeleri
- Hayvanların birbirleriyle bağlantıyı sürdürmek için kullandığı sesler
- Bir telefonun kişi listesinde kayıtlı adlar
Cevabı göster
Hayvanların birbirleriyle bağlantıyı sürdürmek için kullandığı sesler
stay in touch: iletişimi sürdürmek
Stay in touch, zaman içinde iletişim kurmaya veya haberleşmeye devam etmek anlamına gelir. Bu cümlede papağanların birbirlerini göremedikleri zaman bile çağrıları aracılığıyla bağlantıyı sürdürmelerini anlatır. Buradaki touch fiziksel temas anlamına gelmez. İfadenin tamamı arkadaşlar, aile üyeleri ve iş arkadaşları için de kullanılabilen bir deyimdir.
Alıştırma
Cümleyi hedef deyim stay in touch ile tamamlayın: We became friends at camp, so let's ____ after summer ends.
Cevabı göster
stay in touch
out of sight: buradan görünmeyen
Out of sight, bir kişinin veya nesnenin bulunulan yerden görülemediğini belirtir. Kişi ya da nesne hâlâ yakında olabilir; yalnızca mesafe veya bir engel onu gözlemcinin görüş alanının dışına çıkarır. Bu cümlede ifade, iletişim çağrılarının yararlı olduğu durumu gösterir: kuşlar birbirlerini göremediği için ses, bağlantıda kalmalarına yardımcı olur. Buradaki sight, görülebilen alan anlamındadır; turistik yer anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümle yavru köpeğin şu anda görülemediğini belirtir?
- The puppy is in the yard.
- The puppy is out of sight.
- The puppy is looking outside.
Cevabı göster
The puppy is out of sight.
But how exactly they use these calls depends on the species Kalıp ifadeler
1:02Ancak bu çağrıları tam olarak nasıl kullandıkları türe
depends on: bir sonucu belirleyici etkenlere bağlamak
Depends on, “tarafından belirlenir” veya “... göre değişir” anlamına gelir. Değişebilen bir durumu, onu etkileyen etkenlere bağlar. Burada how exactly they use these calls yan cümlesinin tamamı öznedir. Bu düşünce tekil kabul edildiği için fiil depends biçimindedir; on ise iki etkeni tanıtır: the species ve the size of their flocks.
Alıştırma
Cümleyi “tarafından belirlenir” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The picnic location ____ the weather.
Cevabı göster
depends on
for example: Bir fikri destekleyen somut bir örnek sunmak
Bu cümlede for example, keşiş papağanlarını daha genel bir ifadeyi destekleyen somut bir durum olarak gösterir. Okura, düşünceyi açıklayan net bir örneğin geleceğini bildirir. Bu ifade bilgiyi düzenler: önce genel bir fikir, ardından onu açıklayan bir örnek gelir. Keşiş papağanlarının tek örnek olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede for example ne işe yarıyor?
- Daha genel bir düşünceyi destekleyen somut bir durum sunar.
- Yazarın sonuca ulaştığını gösterir.
- Sonraki düşüncenin öncekiyle çeliştiğini gösterir.
Cevabı göster
Daha genel bir düşünceyi destekleyen somut bir durum sunar.
and have individualized contact calls that help them stand out. Notlar
1:13ve öne çıkmalarına yardımcı olan kişiselleştirilmiş temas çağrılarına sahiptirler.
individualized contact calls: Bireyleri tanıtan iletişim çağrıları
Contact calls, hayvanların grubun diğer üyeleriyle bağlantıda kalmak için kullandığı seslerdir. Burada individualized, çağrıların bir kuştan diğerine tanınabilir biçimde farklılaştığı anlamına gelir. Bu nedenle individualized contact calls yalnızca tek tek kuşların çıkardığı çağrılar değildir. Ayırt edici özellikleri her kuşun öne çıkmasına yardımcı olur ve grup üyelerinin çağrıyı kimin yaptığını anlamasını sağlayabilir.
Alıştırma
individualized contact calls ifadesinin en doğru anlamı nedir?
- Yalnızca bir kuş tamamen tek başınayken yapılan çağrılardır.
- Koloninin tamamında bütünüyle aynı olan çağrılardır.
- Bir kuşu diğerinden ayırmaya yarayan özelliklere sahip çağrılardır.
Cevabı göster
Bir kuşu diğerinden ayırmaya yarayan özelliklere sahip çağrılardır.
stand out: kolayca fark edilmek
Bu cümlede stand out, “diğerlerinin arasında özellikle fark edilir veya kolay tanınır olmak” anlamına gelir. Papağanların bireye özgü iletişim çağrıları, grup içinde her birinin tanınmasına yardımcı olur; ifade fiziksel olarak dışarıda ayakta durmak anlamına gelmez. Bu ifade, çevresindekilerden farklı olduğu için dikkat çeken bir kişiyi, sesi, özelliği, eseri veya fikri anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi stand out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The other posters were gray, so the bright yellow one ____.
Cevabı göster
stood out
Yellow-naped Amazon parrots, on the other hand, Anlatım akışı
1:17Sarı eneli amazon papağanları ise,
that learn and share highly similar contact calls.
1:21ve son derece benzer temas çağrılarını öğrenir ve paylaşırlar.
on the other hand: karşılaştırmanın diğer tarafını tanıtmak
on the other hand, dinleyiciye bu cümleyi önceki bir düşünceyle ilişkilendirmesini ve karşılaştırmanın diğer tarafı olarak okumasını söyler. Önceki bilgi keşiş papağanlarıyla ilgilidir; bu cümlede ise sarı enseli Amazon papağanlarına ve onların farklı grup davranışlarına geçilir. Bu ifade bilgiyi düzenler; fiziksel bir eli anlatmaz. Bu cümlede özneden sonra eklenmiş ve virgüllerle ayrılmıştır, ancak cümlenin başında da kullanılabilir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı bu dersteki ifadeyle tamamlayın: The laptop is lighter. The desktop, ____, is more powerful.
Cevabı göster
on the other hand
forage in smaller groups: daha küçük gruplar hâlinde yiyecek aramak
Bu cümlede forage, yiyecek bulmak için dolaşıp aramak anlamına gelir. Hayvanların yalnızca yürümesini veya yemek yemesini değil, etkinliklerinin amacını anlatır. in smaller groups, hayvanların yiyecek ararken nasıl gruplandığını gösterir. Karşılaştırma biçimi olan smaller, bu davranışı daha önce sözü edilen büyük gruplarla ilişkilendirir; grupların mutlaka çok küçük olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, geyiklerin nispeten küçük gruplar hâlinde yiyecek aradığını söyler?
- The deer eat in smaller groups near the river.
- The deer walk in smaller groups near the river.
- The deer forage in smaller groups near the river.
Cevabı göster
The deer forage in smaller groups near the river.
may partially explain why Yellow-naped Amazons and some other parrots Anlatım akışı
1:27sarı eneli amazonların ve diğer bazı papağanların
including the human voice.
1:36çok çeşitli sesleri neden bu kadar yakından taklit edebildiğini kısmen açıklayabilir.
This need for sophisticated mimicry: önceki bilgiyi özetlemek
This need for sophisticated mimicry, önceki bilgiyi özetleyen bir isim öbeğidir. This, papağanların iletişim sisteminin gelişmiş ses taklidine ihtiyaç doğurduğu yönündeki önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar; yalnızca en yakındaki ismi göstermez. Bu öbek, önceki düşünceyi yeni cümlenin öznesi yaparak kanıtla açıklama arasında bağlantı kurar. this need, this pattern veya this ability gibi this + özetleyici isim kalıbı, yazarın önceki bilgiyi tek bir konu olarak ele alıp bunun neye yol açtığını veya neyi açıkladığını söylemesini sağlar.
Alıştırma
This need for sophisticated mimicry ifadesinde This en doğal biçimde neyi özetler?
- Yellow-naped Amazons adı
- Çağrıları taklit etme ihtiyacı doğuran önceki iletişim durumu
- Daha sonra verilen the human voice örneği
Cevabı göster
Çağrıları taklit etme ihtiyacı doğuran önceki iletişim durumu
may partially explain why: olası kısmi bir açıklamayı temkinli biçimde sunmak
Bu cümlede may partially explain why, neden-sonuç ilişkisini temkinli bir biçimde sunar. May açıklamanın yalnızca bir olasılık olduğunu, partially ise sonucun sadece bir bölümünü açıkladığını gösterir. Ardından explain why, açıklanacak durumu tanıtır. Bu sözcükler birlikte iddianın gücünü sınırlar: söz konusu ihtiyaç, papağanların yeteneğinin arkasındaki etkenlerden biri olabilir; ancak kanıtlanmış veya eksiksiz bir açıklama değildir.
Alıştırma
Cümledeki may partially explain why ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Papağanların bu yeteneğinin tek nedenini kanıtlar.
- Bu ihtiyaç ile papağanların yeteneği arasında hiçbir bağlantı olmadığını söyler.
- Papağanların bu yeteneğine ilişkin açıklamanın olası bir bölümünü öne sürer.
Cevabı göster
Papağanların bu yeteneğine ilişkin açıklamanın olası bir bölümünü öne sürer.
a wide range of sounds: birçok farklı türde ses
A wide range of sounds, birçok farklı türde ses anlamına gelir. A wide range of ifadesi grubun geniş ve çeşitli olduğunu, sounds ise bu gruptaki şeylerin sesler olduğunu belirtir. Buradaki range, dağ sırası veya mutfak ocağı değil, kapsam ya da çeşitlilik anlamındadır. Başka bağlamlarda kullanılabilen kalıp a wide range of + isim biçimindedir.
Alıştırma
Birçok farklı tür anlamını vermek için hedef ifadeyi kullanın: The science museum has ____ exhibits.
Cevabı göster
a wide range of
how does a parrot actually declare that Polly wants a cracker? Kültür
1:39bir papağan Polly'nin kraker istediğini gerçekte nasıl ifade eder?
Konuşan papağanın klasik sözü “Polly wants a cracker?”
“Polly wants a cracker?” konuşan papağanlarla ilişkilendirilen klasik bir İngilizce sözdür. Polly geleneksel olarak papağanlar için kullanılan tipik bir addır; cracker ise küçük, gevrek bir bisküvi ya da atıştırmalıktır. Bu sorudaki söz, Polly adlı belirli bir kuş hakkında bilgi vermez. Konuşan kişi, bir papağanın insan konuşmasına benzeyen sesleri nasıl çıkarabildiğini sormak için tanıdık bir kültürel göndermeden yararlanır.
Alıştırma
Bu cümlede “Polly wants a cracker?” sözünün temel işlevi nedir?
- Bütün papağanların kraker istediğini söyler.
- İncelenen belirli papağanın kim olduğunu belirtir.
- Konuşma hakkında bir soru ortaya atmak için bilinen bir konuşan papağan sözünü kullanır.
Cevabı göster
Konuşma hakkında bir soru ortaya atmak için bilinen bir konuşan papağan sözünü kullanır.
A person would string these sounds together using their larynx, Öbek fiiller
1:44Bir insan bu sesleri larinksini,
string these sounds together: ayrı sesleri sırayla birbirine bağlamak
string these sounds together ifadesinde string, “ayrı ögeleri sırayla birbirine bağlamak” anlamına gelen bir fiildir. these sounds ad öbeği, string ile together arasına yerleştirilen nesnedir. Burada tek tek sesleri kesintisiz konuşma oluşturacak şekilde birleştirmeyi anlatır; sesleri gerçek bir iple bağlamak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek yapı string + nesne + together biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi string ... together yapısının iki parçasıyla tamamlayın: She can ____ the ideas ____ into a clear plan.
Cevabı göster
string · together
the organ at the top of their windpipe. Anlatım akışı
1:48yani nefes borusunun tepesindeki organını kullanarak bir araya getirirdi.
the organ at the top of their windpipe: larynx sözcüğünü açıklayan isim öbeği
Virgülle ayrılan the organ at the top of their windpipe ifadesi, larynx sözcüğünü başka sözlerle açıklayıp yeniden adlandırır. İki ifade de aynı organı gösterir; bu nedenle vurgulanan bölüm yeni bir ana cümle ya da ikinci bir eylem değildir. Bu bilgi düzeni—teknik bir terimden sonra daha anlaşılır bir isim öbeği kullanmak—okurun uzmanlık sözcüklerini okurken anlamasına yardımcı olur. Burada their, A person ile belirtilen genel bir kişiye gönderme yapar ve tekil they'nin iyelik biçimidir.
Alıştırma
Vurgulanan ifade cümlede hangi görevi yapıyor?
- Başka bir kişinin kullandığı farklı bir organı tanıtır.
- Kişinin yaptığı ikinci bir eylemi belirtir.
- larynx sözcüğünün ne anlama geldiğini açıklar.
Cevabı göster
larynx sözcüğünün ne anlama geldiğini açıklar.
It consists of rings of muscles and a vibrating membrane that controls airflow. Notlar
1:50Hava akışını kontrol eden kas halkalarından ve titreşen bir zardan oluşur.
consists of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtme
consists of, 'bir bütünü oluşturan parçalardan meydana gelmek' anlamına gelir ve bütünü oluşturan parçaları belirtir. Bu cümlede It, larynx sözcüğüne gönderme yaparken rings of muscles ve a vibrating membrane listelenen parçalardır. Kalıp whole + consist(s) of + parts şeklindedir. Fiil özneyle uyum gösterir: it consists, they consist. Bu anlamda etken biçim kullanılır; is consisted of denmez.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan sabit ifadeyle tamamlayın: The committee ____ six members.
Cevabı göster
consists of
that controls airflow: fiziksel bir süreci düzenleme anlamındaki control
that controls airflow ifadesinde that, a vibrating membrane öbeğini niteleyen bir ilgi yan cümlesi başlatır. Bu yan cümle zarın işlevini, yani havanın sistem içinde nasıl hareket ettiğini düzenlediğini belirtir. Burada control, bir kişiye emir vermek değil, fiziksel bir süreci düzenlemek anlamındadır. Airflow, havanın hareketi yani hava akışı demektir.
Alıştırma
'The dial controls airflow through the vent,' cümlesinde controls airflow ne anlama gelir?
- havanın hareketini düzenler
- bir uçak rotasını yönlendirir
- bir kişiye emir verir
Cevabı göster
havanın hareketini düzenler
They'd finally shape the vocalization into enunciated words Kalıp ifadeler
1:55Son olarak, dillerini ve dudaklarını kullanarak
shape the vocalization into enunciated words: shape A into B yapısı
Shape A into B, A üzerinde çalışarak onu B hâline getirmek demektir. Burada shape bir fiildir: dil ve dudaklar bir seslendirmeyi, sesleri açıkça biçimlendirilmiş sözcüklere dönüştürür. Bu yapı bir süreci ve sonucunu öne çıkarır: A başlangıçtaki malzeme ya da fikirdir, B ise ortaya çıkan biçimdir. Fiziksel nesneler, sesler, fikirler ve planlarla kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi shape A into B ile tamamlayın: The workshop helped us ____ our rough idea ____ a practical plan.
Cevabı göster
shape · into
originate in: bir şeyin başladığı yeri belirtme
Originate in, belirli bir yerde, sistemde veya ortamda başlamak, ortaya çıkmak ya da üretilmek anlamına gelir. Burada papağanın sirinksini sesin üretildiği yer olarak gösterir. Kalıp originate in + kaynak şeklindedir. In edatı, kaynağı başlangıcın gerçekleştiği yer ya da ortam olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle küçük bir çevrim içi forumun bir söylentinin başladığı yer olduğunu söyler?
- The rumor directed people to a small online forum.
- The rumor originated in a small online forum.
- The rumor spread quickly through a small online forum.
Cevabı göster
The rumor originated in a small online forum.
For a parrot, however: karşılaştırılan ögeyi değiştirme
For a parrot yeni karşılaştırma noktasını belirler: açıklama artık insanlardan değil, papağanlardan söz eder. However, sırada anlatılan ses üretme mekanizmasının az önce açıklanandan farklı olduğunu gösterir. For X, however, bir bütün olarak bilgiyi düzenleyen bir kalıptır. Karşılaştırılan ögeyi değiştirir ve okuyucuyu zıtlık oluşturan bir bilgiye hazırlar.
Alıştırma
For a parrot, however, özgün cümlede ne işe yarıyor?
- Papağanların insanlarla aynı ses üretme mekanizmasını kullandığını söyler.
- Karşılaştırmayı papağanlara geçirir ve bir farklılık olduğunu gösterir.
- Bütün hayvanlar için geçerli bir sonuç verir.
Cevabı göster
Karşılaştırmayı papağanlara geçirir ve bir farklılık olduğunu gösterir.
located at the base of its windpipe: alt bölümdeki konumu anlatmak
located at the base of + isim yapısı, bir şeyin söz konusu nesnenin alt kısmında ya da alt ucunda bulunduğunu belirtir. located at konumu tanıtır; at the base of ise alt bölümü gösterir. Burada sirinksin soluk borusunun alt ucunda bulunduğunu söyler. Base burada bir yapının alt kısmıdır; merkez ya da askerî üs anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef konum yapısını tamamla: The emergency switch is located ____ the base ____ the control panel.
Cevabı göster
at · of
Many other birds have two vibrating membranes within this organ,
2:08Diğer birçok kuşun bu organ içinde iki titreşen zarı vardır,
but parrots like us have just one. Dilbilgisi
2:12ancak papağanların bizim gibi sadece bir tane vardır.
like us: tercih değil, karşılaştırma anlatmak
Bu cümlede like us, insanlar gibi demektir. Ana fiil have'den önce papağanları insanlarla karşılaştırır: parrots ... have just one. Buradaki like, benzerlik bildiren bir edattır; sevmek veya hoşlanmak anlamındaki fiil değildir. Bu bağlamda us insanları ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi oku: but parrots like us have just one. like us ne anlama geliyor?
- insanların yakınında kalmak
- insanlarla aynı şekilde
- insanlara karşı sevgi duymak
Cevabı göster
insanlarla aynı şekilde
parrots shape them using their tongues and beaks.
2:17papağanlar onları dillerini ve gagalarını kullanarak şekillendirirler.
As sounds leave the airway: zaman bildiren as
As sounds leave the airway ifadesinde as, “sesler hava yolundan çıkarken” anlamına gelen bir zaman yan cümlesi başlatır. Bu yan cümle, ana eylemin zaman çerçevesini kurar: papağanlar seslere biçim verir. Burada as, devam eden aynı sürecin iki bölümünü birbirine bağlar. “... olarak” anlamına gelmez ve seslerin hareketini papağanların eyleminin ana nedeni olarak sunmaz.
Alıştırma
As sounds leave the airway, parrots shape them using their tongues and beaks cümlesinde as ne işe yarar?
- Papağanların seslere biçim verdiği zamanı belirtir.
- Papağanların ses rolünde olduğunu söyler.
- Papağanların neden dil ve gagaya sahip olduğunun ana nedenini verir.
Cevabı göster
Papağanların seslere biçim verdiği zamanı belirtir.
They can do this because they have especially flexible powerful tongues that help them manipulate seeds and nuts. Notlar
2:21Bunu yapabilirler çünkü tohumları ve kuruyemişleri manipüle etmelerine yardımcı olan özellikle esnek ve güçlü dillere sahiptirler.
especially flexible powerful tongues: niteleyicilerin gruplanması
especially flexible powerful tongues ifadesinde ana isim tongues sözcüğüdür. Flexible ve powerful, bu ismi niteleyen iki sıfattır; yani diller iki özelliğe de sahiptir. Especially, flexible sözcüğünün hemen önündeki bir zarftır. Bu nedenle en açık okuma “özellikle esnek” ve ayrıca “güçlü” şeklindedir. Bu diziliş, especially sözcüğünün powerful sıfatını da güçlendirdiğini açıkça göstermez.
Alıştırma
especially flexible powerful tongues ifadesinde especially en doğrudan hangi sözcüğü niteler?
- tongues
- powerful
- flexible
Cevabı göster
flexible
manipulate seeds and nuts: nesneleri nötr biçimde kontrol etmek
manipulate seeds and nuts ifadesinde manipulate, küçük nesneleri ustalıkla hareket ettirmek veya kontrol etmek anlamına gelir. Papağanlar yiyecekleri dilleriyle tuttuğu için fiil burada nötrdür. Fiilin çağrışımı çoğu zaman nesnesine bağlıdır. Fiziksel bir nesneyi manipulate etmek hassas bir işlemi anlatabilirken bir kişiyi veya onun duygularını manipulate etmek genellikle haksız ya da dürüst olmayan bir etkiyi ima eder.
Alıştırma
Hangi cümlede manipulate, videodaki cümlede olduğu gibi nötr ve fiziksel bir anlam taşır?
- The robot can manipulate tiny parts with great precision.
- The advertisement was designed to manipulate people's emotions.
- The bully tried to manipulate his classmates with lies.
Cevabı göster
The robot can manipulate tiny parts with great precision.
giving them a lot of control over how wide and how quickly they open their beaks. Dilbilgisi
2:32bu da onlara gagalarını ne kadar geniş ve ne kadar hızlı açacakları konusunda büyük bir kontrol sağlar.
while parrots' beaks are rigid: zıtlık bildiren while
while parrots' beaks are rigid ifadesinde while, during the time that değil, although yani ‘-se de/-sa da’ anlamına gelir. İlk yan cümle gagaların sert olduğunu kabul eder; ana cümle ise bununla zıt olan bilgiyi verir: çene eklemleri esnektir. While A, B kalıbı, önce belirli bir sonuca götürebilecek bir olguyu sunar, ardından B bölümünde farklı veya şaşırtıcı bir olguyu öne çıkararak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Bu cümlede while hangi ilişkiyi gösterir? While the laptop is old, it still works well.
- İki olgu arasındaki karşıtlık
- Dizüstü bilgisayarın satın alındığı zaman
- Aynı anda gerçekleşen iki eylem
Cevabı göster
İki olgu arasındaki karşıtlık
giving them a lot of control over: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Giving them a lot of control over ... sonucu ifade eden bir -ing yan cümlesidir. Hemen önce belirtilen durumun sonucunda ne olduğunu ekler: bu durum papağanlara daha fazla kontrol sağlar. Buradaki giving, çene eklemlerinin onlara bir nesne verdiği anlamına gelmez. Tam bir cümlenin ardından virgül ve bir -ing yan cümlesi getirilerek doğal bir sonuç anlatılabilir: The door is light, making it easy to open. Sonucun kaynağı, ana cümlede anlatılan durumun tamamıdır.
Alıştırma
Sonuç yan cümlesini give fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The smooth wheels turn easily, ____ the skater better control over the board.
Cevabı göster
giving
how wide and how quickly: paralel gömülü how öbekleri
How wide ve how quickly, how ile kurulan paralel iki öbektir. How wide “ne kadar geniş”, how quickly ise “ne kadar hızlı” anlamına gelir. Birlikte, papağanların gagalarını açarken kontrol edebildiği iki özelliği belirtirler. Bu öbekler control over ifadesinden sonra bir bildirimin içine yerleştirilmiştir; bu nedenle ortak yan cümle düz cümle sırasını kullanır: they open their beaks. İngilizcede how + sıfat veya zarf, fiillerden ve edatlardan sonra isim benzeri bir içerik olarak kullanılabilir; burada doğrudan soru sorulmaz.
Alıştırma
Hangi cümle paralel how öbeklerini gömülü içerik olarak doğru kullanır?
- The report explains how far and how quickly the robot moved.
- The report explains how did the robot move far and quickly.
- The report explains how far did and how quickly did the robot move.
Cevabı göster
The report explains how far and how quickly the robot moved.
parrot brains contain interconnected regions that allow them to hear, remember, modify, and produce complex sounds. Dilbilgisi
2:40papağan beyinleri, karmaşık sesleri duymalarını, hatırlamalarını, değiştirmelerini ve üretmelerini sağlayan birbirine bağlı bölgeler içerir.
learned vocalizations: öğrenme yoluyla edinilen ses çıkarma biçimleri
Learned vocalizations, bir hayvanın tamamen sabit ve doğuştan gelen çağrılar yerine dinleyerek, taklit ederek veya pratik yaparak edindiği ses çıkarma biçimleridir. Burada learned “öğrenme yoluyla edinilmiş” demektir; “bilgili” demek değildir. Vocalizations, canlıların çıkardığı sesler için kullanılan geniş kapsamlı bir bilim terimidir; mutlaka insan konuşmasına benzer bir şey anlamına gelmez. Bu ifade, beynin öğrenip kontrol etmesi gereken bir davranış türünü belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede learned vocalizations ne anlama gelir?
- dinleme, taklit veya pratik yoluyla edinilen sesler
- olağanüstü bilgili hayvanların çıkardığı sesler
- doğumdan itibaren yalnızca içgüdüyle üretilen sesler
Cevabı göster
dinleme, taklit veya pratik yoluyla edinilen sesler
allow them to hear, remember, modify, and produce: paralel fiiller için tek bir to
Kalıp allow + nesne + to + fiilin yalın hâlidir. Burada bölgeler allow them to... yapısındadır ve them papağanları ifade eder. Özne beyin bölgeleri olduğu için allow, “izin vermek” değil, “mümkün kılmak” anlamındadır. Hear, remember, modify ve produce, paralel kullanılan yalın fiillerdir. Hear önündeki tek to dört fiilin tümü için geçerlidir; bu nedenle her fiilden önce to sözcüğünü tekrarlamak gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi allow + nesne + to kalıbıyla tamamlayın: The app ____ record, edit, and share short videos.
Cevabı göster
allows users to
But while songbirds have just one song system in their brains, Anlatım akışı
2:49Ancak ötücü kuşların beyinlerinde tek bir şarkı sistemi varken,
almost all parrots seem to have an additional circuit. Kelime
2:52neredeyse tüm papağanların fazladan bir devresi var gibi görünmektedir.
while songbirds have just one...: karşıtlık bildiren while
Burada while, bir şey olurken anlamındaki zaman ilişkisini değil, oysa veya buna karşılık anlamındaki karşıtlığı belirtir. Önce ötücü kuşlarla ilgili bilgiyi karşılaştırma temeli olarak verir, ardından papağanlarla ilgili ana bilgiyi sunar. while A, B yapısı iki farklı olguyu tek cümlede düzenleyip karşılaştırabilir. Bilimsel yazılarda A çoğu zaman karşılaştırma arka planını verir, B ise yazarın vurgulamak istediği özelliği sunar.
Alıştırma
Örnek cümlede while ne işe yarıyor?
- Papağanların neden ek bir devreye sahip olduğunu açıklar.
- Ötücü kuşların ne zaman öttüğünü belirtir.
- Ötücü kuşların tek sistemiyle papağanların ek devresini karşılaştırır.
Cevabı göster
Ötücü kuşların tek sistemiyle papağanların ek devresini karşılaştırır.
an additional circuit: beyinde bir sinir ağı daha
Bu sinir bilimi bağlamında an additional circuit, beyinde bir sinir devresinin daha bulunması anlamına gelir: Birlikte bilgi işleyen, birbirine bağlı nöronlardan veya beyin bölgelerinden oluşan bir ağdır. Burada circuit bir elektronik devre kartını anlatmaz. Additional, zaten var olanlara ek veya bir tane daha anlamına gelir. Bu nedenle ifade tek devreyi tanımlamak yerine bir devrenin daha bulunduğunu belirtir.
Alıştırma
Bu bilimsel cümlede an additional circuit neyi ifade ediyor?
- Birbirine bağlı nöronlardan veya beyin bölgelerinden oluşan bir ağ daha
- Beynin içindeki ek bir elektronik devre kartı
- Bir papağanın yaptığı başka bir dairesel uçuş
Cevabı göster
Birbirine bağlı nöronlardan veya beyin bölgelerinden oluşan bir ağ daha
Scientists think that this might give them extra flexibility when it comes to learning the calls of their own species and ours. Notlar
2:56Bilim insanları, bunun kendi türlerinin ve bizim çağrılarımızı öğrenmek söz konusu olduğunda onlara ekstra esneklik sağlayabileceğini düşünüyorlar.
Görüş kaynağını temkinli biçimde belirten “Scientists think that”
Scientists think that, ardından gelen görüşün kime ait olduğunu belirtir. Dinleyiciye, sonraki fikrin anlatıcının tamamen kesin bir gerçek olarak sunduğu bir bilgi değil, bilim insanlarının mevcut yorumu olduğunu gösterir. Bu cümlede might ek bir temkinlilik katmanı oluşturur. Bu iki seçim birlikte, fikrin bilimsel desteği bulunduğunu ancak açıklamanın hâlâ bir olasılık olduğunu gösterir. Daha genel olarak kaynak + think that yapısı, kaynağın görüşünü konuşanın kendi kesinlik düzeyinden ayırır.
Alıştırma
Hangi cümle fikri tamamen kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, bilim insanlarının mevcut görüşü olarak sunuyor?
- The new habitat definitely helps the frogs survive.
- Scientists proved that the new habitat helps the frogs survive.
- Scientists think that the new habitat helps the frogs survive.
Cevabı göster
Scientists think that the new habitat helps the frogs survive.
“when it comes to learning” ile konuyu belirleme
when it comes to learning, “konu veya alan öğrenme olduğunda” anlamına gelir. Bu deyim, ifadenin geçerli olduğu alanı belirler; burada ek esneklik özellikle çağrıları öğrenme konusunda geçerlidir, her konuda geçerli olmak zorunda değildir. when it comes to + isim veya -ing biçimi yapısında to bir edattır. Bu nedenle learn yerine learning kullanılır. it, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır ve bir şeyin gerçekten bir yere gelmesini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki konu belirten kalıpla tamamlayın: ____ choosing a team leader, experience matters.
Cevabı göster
When it comes to
their own species and ours: ours, our species yerine kullanılır
their own species and ours ifadesinde ours bir iyelik zamiridir. our species, yani insan türü yerine kullanılır; belirsiz bir şekilde “bizim eşyalarımız” anlamına gelmez. İsim zaten belliyse iyelik zamiri, iyelik belirleyicisi ile ismin yerini alabilir. Böylece species tekrarlanmaz: their own species and our species yerine their own species and ours denir.
Alıştırma
Cümleyi our classroom yerine geçen iyelik zamiriyle tamamlayın: Their classroom is upstairs; ____ is downstairs.
Cevabı göster
ours
parrots can bark, scream, curse, and recite factoids. Kelime
3:06papağanlar havlayabilir, çığlık atabilir, küfredebilir ve kısa bilgileri ezbere okuyabilirler.
With this specialized anatomy: with, sonucu mümkün kılan koşulu tanıtır
With this specialized anatomy, papağanların bu özelleşmiş vücut yapısına sahip olmaları sayesinde veya bu anatomi göz önüne alındığında bu yeteneklerin mümkün olduğu anlamına gelir. Buradaki with, papağanlara eşlik eden bir şeyi değil, yetenekleri mümkün kılan bir koşulu veya kaynağı tanıtır. İfadenin cümlenin başına yerleştirilmesi, daha önce açıklanan ses üretme ve beyin yapılarını ardından gelen sonuca bağlar: papağanlar birçok farklı ses çıkarabilir. with artı isim öbeği yapısı, sonucu mümkün kılan koşulu sonuçtan önce vererek bilgiyi düzenleyebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede with, sonucu mümkün kılan bir koşulu veya kaynağı tanıtıyor?
- With enough practice, you can improve your pronunciation.
- I went to the museum with my cousin.
- She bought a jacket with a silver zipper.
Cevabı göster
With enough practice, you can improve your pronunciation.
bark, scream, curse, and recite factoids: yetenekleri sıralayan paralel bir liste
can sözcüğünden sonra bark, scream, curse ve recite yalın fiilleri tek bir listede paralel olarak sıralanır. Bu liste, bir papağanın taklit edebileceği veya çıkarabileceği ses ve sözlerin çeşitliliğini gösterir. Bark köpek havlamasına benzer bir ses çıkarmak, scream yüksek sesle bağırmak, curse ise küfürlü sözler kullanmak demektir. Recite factoids, ezberlenmiş kısa bilgi parçalarını sesli olarak söylemek anlamına gelir. Buradaki factoids, eksiksiz veya güvenilir bilimsel kanıtlardan çok kısa ilginç bilgiler olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Bu cümlede factoids sözcüğünün en yakın anlamı nedir?
- Güçlü bir bilimsel kanıt
- Bir kuş sesi türü
- Kısa ve ilginç bir bilgi
Cevabı göster
Kısa ve ilginç bir bilgi
One intrepid lost parrot managed to get back home after repeating his full name and address to helpful strangers. Notlar
3:11Cesur kayıp bir papağan, yardımsever yabancılara tam adını ve adresini tekrarladıktan sonra eve dönmeyi başardı.
managed to get back home: zorluğa rağmen başarı
Managed to get back home, zor olmasına rağmen eve dönmeyi başardığı anlamına gelir. manage to + yalın fiil yapısı, başarının kolay veya kesin olmadığını anlatır. Buradaki managed, manage to do yapısının bir parçasıdır. Bir şeyi yönetmek, kontrol etmek veya onunla ilgilenmek anlamındaki geçişli manage kullanımı değildir.
Alıştırma
Zorluktan sonra başarıyı göstermek için cümleyi manage to yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: After three failed attempts, Maya finally ____ solve the puzzle.
Cevabı göster
managed to
after repeating ...: daha önceki bir eylem için after + -ing
after repeating his full name and address ifadesinde after bir edattır; repeating ise edattan sonra kullanılan -ing biçimli isim-fiildir. Bu ifade, tekrar söyleme eylemini papağanın eve dönüşünden önceye yerleştirir. Örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynıdır: papağan. Bu bağlamda, bu bilgileri yabancılara söylemek eve dönüşü mümkün kılmaya da yardımcı olmuştur. Bu neden-sonuç ilişkisi durumdan kaynaklanır; after sözcüğünün kendisi esas olarak zaman sırasını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için after ve lock fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ the door, Ben put the key in his bag.
Cevabı göster
After locking
But these impressive abilities raise another question. Anlatım akışı
3:19Ancak bu etkileyici yetenekler başka bir soruyu gündeme getiriyor.
raise another question: yeni bir konuyu gündeme getirmek
Raise another question, yeni bir sorunun ortaya çıkmasına veya değerlendirilmeye değer hâle gelmesine neden olmak demektir. Cümlenin dil bilgisel öznesi yeteneklerdir: Gerçek anlamda konuşup soru sormasalar da sorunun ortaya çıkmasına yol açarlar. Bu ifade, önceki bilgiyi sonraki konuya bağlayarak açıklamayı düzenler. Az önce öğrendiğimiz bilgiler nedeniyle incelenmesi gereken başka bir konu olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir raporda "The survey results raise another question" ne anlama gelir?
- Sonuçlar bir soruyu tamamen yanıtlar.
- Sonuçlar, değerlendirilmesi gereken yeni bir konuyu ortaya çıkarır.
- Birisi yazılı bir soruyu fiziksel olarak kaldırır.
Cevabı göster
Sonuçlar, değerlendirilmesi gereken yeni bir konuyu ortaya çıkarır.
Do parrots actually understand what they're saying? Dilbilgisi
3:22Papağanlar gerçekten ne söylediklerini anlıyorlar mı?
understand what they're saying: gömülü soru cümleciğinde sözcük dizilişi
understand what they're saying ifadesinde what they're saying, understand fiilinin nesnesidir. “Onların söylemekte olduğu şey” anlamını verir ve daha büyük bir cümlenin içine yerleşmiş soru içeriğidir. Cümlenin tamamı Do parrots ...? yapısıyla kurulan bir evet-hayır sorusudur. İçteki what cümleciği, doğrudan soru dizilişi olan are they saying yerine düz cümle dizilişi olan they are saying biçimini kullanır. understand ve know gibi fiillerden sonraki gömülü sorularda da aynı düzen görülür.
Alıştırma
Parantezdeki doğrudan soruyu gömülü bir cümleciğe dönüştürün ve they're kısaltmasını kullanın: Do the children understand ____? (What are they saying?)
Cevabı göster
what they're saying
they're likely attempting to form social bonds in the absence of their own species. Kalıp ifadeler
3:29muhtemelen kendi türlerinin yokluğunda sosyal bağlar kurmaya çalışıyorlardır.
When most captive parrots talk: ana yargıdan önce durumu belirlemek
When most captive parrots talk, when ile başlayan bir yan cümledir. Ana cümleden önce zamanı veya tekrarlanan durumu belirler: ifade, insanlar tarafından tutulan papağanların çoğunun konuştuğu durumları ele alır. Buradaki captive, “insanlar tarafından tutulan veya hapsedilen” demektir; “büyüleyici” anlamına gelmez. Ardından ana cümle, bu davranışın olası yorumunu verir. Önce arka planı, sonra yargıyı veren bu yapı, ifadenin ne zaman veya hangi koşullarda geçerli olduğunu gösterir; when tek başına konuşmanın sonucu oluşturduğunu söylemez.
Alıştırma
Özgün cümlede When most captive parrots talk bölümünün temel işlevi nedir?
- Konuşmanın kesin olarak sosyal bağ kurmaya yol açtığını söyler.
- Ana yargıdan önce durumu belirler.
- Zaman hakkında doğrudan bir soru sorar.
Cevabı göster
Ana yargıdan önce durumu belirler.
attempting to form social bonds: sosyal ilişkiler kurmaya çalışmak
Attempting to form social bonds, “sosyal ilişkiler kurmaya çalışmak” demektir. Attempt to kalıbından sonra fiilin yalın hâli gelir; bu nedenle attempting to form devam eden bir çabayı anlatır, ancak bu çabanın başarılı olduğunu göstermez. Form a bond veya form bonds, insanlar ya da hayvanlar arasında gelişen bir ilişkiyi anlatan yaygın bir eşdizimdir. Buradaki social bonds, diğer canlılarla kurulan bağlantıları ifade eder; finansal tahvilleri ifade etmez.
Alıştırma
Dersteki resmî eşdizimi tamamlayın: At the new school, Maya is attempting to ____ with her classmates.
Cevabı göster
form social bonds
in the absence of: bir şey mevcut olmadığında
In the absence of + isim öbeği, “belirtilen kişi, şey veya koşul mevcut ya da erişilebilir olmadığında” anlamına gelir. Bu cümlede their own species, eksik olan şeyi belirtir. Bu ifade, eksik unsuru ana durumun koşulu veya bağlamı hâline getirir. Bilgiyi düzenlemenin resmî bir yoludur: önce neyin mevcut olmadığını belirtir, ardından bu koşulda ne olduğunu açıklarsınız.
Alıştırma
“Açık kurallar olmadığında” anlamına gelen resmî ifadeyi tamamlayın: ____ clear rules, the committee postponed the decision.
Cevabı göster
In the absence of
Many probably have associations with words and may be drawn to ones that elicit certain responses, Kalıp ifadeler
3:34Birçoğunun muhtemelen kelimelerle ilişkileri vardır ve belirli tepkileri ortaya çıkaranlara çekilebilirler,
have associations with words: sözcüklerle zihinsel bağlantılar kurmak
Burada have associations with words, belirli sözcüklerin zihinde deneyimlerle, eylemlerle, sonuçlarla ya da başkalarının tepkileriyle bağlantılı olması demektir. Çoğul associations adı, kuruluşları değil zihinsel bağlantıları anlatır. have associations with + isim kalıbı, kişinin zihninde düşünce, duygu veya anılarla neyin bağlantılı olduğunu belirtir. Öğrenilmiş ya da hatırlanan bir bağlantıyı gösterir; ancak tek başına tam olarak anlaşıldığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Örnekte have associations with words ne anlama geliyor?
- Sözcükleri zihinde deneyimlerle veya tepkilerle ilişkilendirmek
- Sözcükleri inceleyen kuruluşlara üye olmak
- Her sözcüğün bütün anlamlarını eksiksiz anlamak
Cevabı göster
Sözcükleri zihinde deneyimlerle veya tepkilerle ilişkilendirmek
may be drawn to ones that elicit certain responses: belirli tepkiler ortaya çıkaran sözcüklere ilgi duymak
may be drawn to, “bir şeye ilgi duyabilir veya onu özellikle çekici bulabilir” demektir. ones, daha önce geçen çoğul words adının yerini alır; that elicit certain responses ise hangi sözcüklerin kastedildiğini belirtir: belirli tepkiler ortaya çıkaran sözcükler. elicit, “bir şeye neden olmak veya onu ortaya çıkarmak” anlamına gelen biraz resmî bir fiildir. Buradaki fikir, bir sözcüğün ortaya çıkardığı tepkinin o sözcüğü özellikle çekici hâle getirebilmesidir.
Alıştırma
Örnekte may be drawn to ones that elicit certain responses ne anlama geliyor?
- Belirli tepkiler ortaya çıkaran sözcüklere ilgi duyabilirler.
- Birisi yanıt verdikten sonra sözcüklerin resmini çizebilirler.
- Tepki alan her sözcüğe karşı ilgilerini kaybedebilirler.
Cevabı göster
Belirli tepkiler ortaya çıkaran sözcüklere ilgi duyabilirler.
hence their capacity for profanity: önceki bilgiden çıkan sonucu belirtmek
Bu parçada hence, “bu nedenle” veya “sonuç olarak” anlamına gelir. Dinleyiciye, their capacity for profanity ifadesinin önceki açıklamadan çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir: Papağanlar tepki uyandıran sözcükleri öğrenebilir. Burada hence, tam bir cümlecik yerine their capacity for profanity isim öbeğini getirir. Bu ifade küfürlü sözleri öğrenme veya kullanma becerisi anlamına gelir; hafif mizahi bir açıklamadır, övgü değildir.
Alıştırma
The bus broke down, hence the late arrival. cümlesinde hence ne işe yarar?
- Karşıt bir fikir sunmak
- İki olayın aynı anda gerçekleştiğini göstermek
- Önceki bilgiden kaynaklanan bir sonucu sunmak
Cevabı göster
Önceki bilgiden kaynaklanan bir sonucu sunmak
parrots have been observed to say things in the appropriate contexts and assign meaning to words. Notlar
3:45papağanların uygun bağlamlarda bir şeyler söyledikleri ve kelimelere anlam yükledikleri gözlemlenmiştir.
have been observed to say things: gözlemlenen davranışı bildirmek
Have been observed to say things, özne + have/has been + geçmiş zaman ortacı + to-infinitive kalıbını izler. Bu, present perfect zamanda edilgen bir yapıdır: parrots insanlar tarafından gözlemlenen hayvanlardır; to say ise gözlemlenen davranışı belirtir. Bu yapı gözlemcinin kim olduğunu söylemez ve odağı kanıta verir. Bilim ve haber metinlerinde doğrudan evrensel bir iddiadan daha temkinlidir; çünkü davranışın her durumda kanıtlandığını söylemek yerine görülen şeyi bildirir.
Alıştırma
Present perfect edilgen kalıbı have been observed to ile cümleyi tamamlayın: Crows ____ use simple tools.
Cevabı göster
have been observed to
in the appropriate contexts: duruma uygun biçimde
in the appropriate contexts, “sözlerin duruma uyduğu ortamlarda” demektir. Context, bir ifadeyi çevreleyen dile işaret edebilir; ancak burada gerçek durum da buna dahildir: kimlerin orada olduğu, ne yaşandığı ve bir şeyin ne zaman söylendiği. Bu ifade, say things fiilini niteleyen zarf işlevli bir edat öbeğidir. Papağanların sözlerinin rastgele tekrardan ziyade duruma uyduğunu gösterir. Daha genel olarak in the appropriate context(s), dilin veya davranışın bulunduğu ortama uygun olduğunu belirtir.
Alıştırma
Örnekteki in the appropriate contexts ne anlama gelir?
- birkaç yazılı metnin içinde
- sözlerin duruma uyduğu ortamlarda
- her seferinde tamamen aynı kelimelerle
Cevabı göster
sözlerin duruma uyduğu ortamlarda
assign meaning to words: assign A to B yapısı
assign meaning to words, “kelimeleri anlamlarla ilişkilendirmek” ya da “belirli bir anlamı belli kelimelere ait saymak” demektir. assign A to B kalıbında A verilen veya iliştirilen şey, B ise hedeftir. Burada A meaning, B words olur. Assign yalnızca “ödev vermek” anlamına gelmez. Görevler ve roller atamak; değerler veya etiketler yüklemek için de kullanılabilir. Bu cümledeki dikkatli ifade, papağanların kelimeleri anlamlarla ilişkilendirebileceğini düşündürür; dili insanlar gibi anladıklarını kesin olarak ileri sürmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç kelimelik ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Readers use context to ____ unfamiliar symbols.
Cevabı göster
assign meaning to
asking for certain treats: ask for ve certain
asking for certain treats ifadesinde ask for, bir şeyi “almak üzere istemek” anlamına gelir. for sözcüğünden sonraki nesne, istenen şeyi gösterir: certain treats. Burada certain çoğul bir isimden önce gelir ve “tam olarak hangileri olduğu söylenmese de belirli olanlar” anlamını taşır. Bu ifadede “emin” anlamına gelmez.
Alıştırma
asking for certain treats burada ne anlama geliyor?
- Bazı ödül yiyecekleri hakkında bilgi istemek
- Belirli ödül yiyeceklerinden bazılarını istemek
- Birinin ödül yiyecekleri konusunda emin olup olmadığını sormak
Cevabı göster
Belirli ödül yiyeceklerinden bazılarını istemek
Liste maddesi olan isim-fiil öbeği Saying goodnight at the end of the day
Bu listede Saying goodnight at the end of the day, bir eylemi örnek olarak adlandırır. Saying bir gerund, yani isim-fiildir; bu nedenle -ing ile başlayan öbeğin tamamı isim öbeği gibi görev yapar ve tam bir cümlenin ana fiili değildir. Bu öbek, listenin devamındaki asking, counting ve picking ile paralel yapıdadır. Başta bulunan bir -ing biçimi tek başına devam eden eylem yapısını göstermez.
Alıştırma
Saying goodnight at the end of the day ifadesindeki Saying nasıl bir görev üstleniyor?
- Eylemi listedeki bir madde olarak adlandırır.
- İyi geceler deme emri verir.
- Birinin şu anda ne yaptığını gösteren devam eden eylem yapısındaki ana fiildir.
Cevabı göster
Eylemi listedeki bir madde olarak adlandırır.
One extensively trained African grey parrot named Alex became the first non-human animal to pose an existential question, Notlar
3:59Alex adında kapsamlı bir eğitim almış bir Afrika gri papağanı, varoluşsal bir soru soran ilk insan dışı hayvan oldu,
extensively trained: çok miktarda veya geniş kapsamlı eğitim almış
Extensively, geçmiş zaman ortacı trained sözcüğünü niteleyen bir zarftır. Extensively trained, çok miktarda veya geniş kapsamlı eğitim almış anlamına gelir; dolayısıyla Alex'in önemli ölçüde eğitilmiş olduğunu belirtir. Burada extensively fiziksel alanı değil, eğitimin miktarını veya kapsamını anlatır. Bu ifade, Alex'in yeteneğinin kapsamlı bir eğitimden sonra ortaya çıktığını anlamamızı sağlayan arka planı verir.
Alıştırma
Örnekte extensively trained ifadesi Alex hakkında ne anlatıyor?
- Alex uzak bir yerde eğitildi.
- Alex her şeyi çok hızlı öğrendi.
- Alex çok miktarda veya geniş kapsamlı eğitim aldı.
Cevabı göster
Alex çok miktarda veya geniş kapsamlı eğitim aldı.
the first non-human animal to pose: the first + isim + to + fiil kalıbı
Bu ifade the first + isim + to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Alex'i, bu eylemi diğer tüm insan dışı hayvanlardan önce yapan hayvan olarak gösterir; burada pose a question, bir soru ortaya atmak anlamına gelir. to pose mastarı animal sözcüğünü niteler ve Alex'i ilk yapan eylemi belirtir. Burada amaç bildirmez.
Alıştırma
first, student ve solve sözcüklerini kullanarak the first + noun + to + verb kalıbını tamamlayın: Leo was ____ the puzzle.
Cevabı göster
the first student to solve
an existential question: varoluş, kimlik veya anlam hakkında derin bir soru
An existential question, varoluş, kimlik veya anlamla ilgili derin bir sorudur. Bu cümlede anlatıcı, Alex'in kendi rengiyle ilgili sorusunu öz farkındalığın bir işareti olarak sunar. Burada existential yalnızca bir şeyin var olduğu anlamına gelmez. Sorunun nasıl bir konuyu araştırdığını gösterir: Birinin veya bir şeyin ne olduğu, neden var olduğu ya da varlığının ne anlama geldiği.
Alıştırma
Bu bağlamda an existential question ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Varoluş, kimlik veya anlamla ilgili derin bir soru
- Hızlı yanıt gerektiren küçük bir bilgi sorusu
- Daha önce sorulmuş herhangi bir soru
Cevabı göster
Varoluş, kimlik veya anlamla ilgili derin bir soru
what color he was: gömülü soruda düz cümle sırası
What color he was, asked fiilinden sonra gelen gömülü bir sorudur. Alex'in ne sorduğunu belirtir; bu nedenle doğrudan sorulan bağımsız bir soru değil, daha uzun bir cümlenin parçasıdır. Soru sözcüğüyle başlayan gömülü sorularda düz cümle sırası kullanılır: what color + özne + fiil. Doğrudan soru What color was he? şeklindedir; ancak asked sonrasında asked what color he was denir, asked what color was he denmez.
Alıştırma
Parantezdeki tüm sözcükleri kullanarak gömülü soruyu tamamlayın: Maya wanted to know ____. (what color / the bike / was)
Cevabı göster
what color the bike was
belting Beyoncé: belt fiilinin güçlü sesle şarkı söylemek anlamı
Müzikten söz ederken belt fiili yüksek, güçlü ve kuvvetli bir sesle şarkı söylemek anlamına gelir. Bu nedenle belting Beyoncé, Beyoncé şarkılarını enerjik biçimde söylemek demektir; sanatçının adı onun müziğini temsil eder. Bu anlam, müzik bağlamına dayanır. Buradaki belt, bele takılan kemeri anlatmaz ve ifade Beyoncé'ye karşı kemer kullanmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede belting Beyoncé en doğal olarak ne anlama gelir?
- Beyoncé dinlerken kemer takmak
- Beyoncé şarkılarını yüksek ve güçlü bir sesle söylemek
- Beyoncé'ye kemerle vurmak
Cevabı göster
Beyoncé şarkılarını yüksek ve güçlü bir sesle söylemek
headbanging to classic rock: müziğin ritmine göre başı sertçe sallamak
Headbanging, özellikle rock veya heavy metal gibi yüksek sesli müziklerin ritmine uyarak başı tekrar tekrar ve güçlü biçimde hareket ettirmek demektir. headbanging to classic rock ifadesinde to, hareketi ritmi belirleyen müziğe bağlar. Bu, müzik kültürüne ait bir harekettir; başın kazara yaralanması anlamına gelmez. İfade, birinin — burada bir hayvanın — insanların müziğine tepki verişini canlı bir şekilde anlatır.
Alıştırma
headbanging to classic rock ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Klasik rock ritmine uyarak başı güçlü biçimde hareket ettirmek
- Klasik rock çalarken başını kazara çarpmak
- Klasik rock aramak için bir yerden ayrılmak
Cevabı göster
Klasik rock ritmine uyarak başı güçlü biçimde hareket ettirmek
or rattling off cuss words at zoo-goers, Öbek fiiller
4:14veya hayvanat bahçesi ziyaretçilerine küfürler yağdırsınlar,
rattling off cuss words: küfürleri art arda hızla söylemek
Rattle off, bir dizi şeyi çok az duraksayarak hızlıca söylemek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada rattling off cuss words, küfürleri birbiri ardına hızla söylemek demektir; off öbek fiilin bir parçasıdır ve “uzaklaşmak” anlamına gelmez. Başka durumlarda kullanılabilecek yapı rattle off + liste, isimler, bilgiler, cevaplar veya başka maddeler biçimindedir. Her bir maddeyi açıklamaya değil, hıza ve hızlı bir sıralamaya vurgu yapar.
Alıştırma
“Bir listeyi hızlıca söylemek” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Mia can ____ every state capital without looking at her notes.
Cevabı göster
rattle off
Whether A, B, or C: her seçenek için aynı sonuç
Whether A, B, or C, + ana cümle, birkaç olası durumu sunar ve hangisi geçerli olursa olsun ana cümlenin doğru olduğunu belirtir. Bu cümlede üç papağan davranışı da aynı sonuca bağlanır: papağanlar bizi sürekli şaşırtır. Buradaki whether, evet ya da hayır cevabı isteyen bir soru başlatmaz. Konuşan kişi tek bir genel yargı vermeden önce geniş bir olasılık dizisini düzenler; yapı çoğu zaman “hangi durum olursa olsun” anlamı taşır.
Alıştırma
Cümleyi Whether A, B, or C yapısıyla tamamlayın: ____ you study alone, with a partner, or in a group, take clear notes.
Cevabı göster
Whether
as they have been for millennia: günümüze kadar süren bir durumu as ile bağlamak
Bu kısaltılmış as yan cümlesinde as, “tıpkı ... gibi” veya “aynı şekilde” anlamına gelir. Papağanların bugün insanları şaşırtmasıyla geçmiş boyunca süren aynı eylem arasında bağlantı kurar. They papağanları belirtir; have been ise fiil grubunun geri kalanını yeniden söylemeyi önler. For millennia ile kullanılan present perfect biçimi have been, eylemin binlerce yıl önce başlayıp bugüne kadar sürdüğünü gösterir. Bu nedenle ifade, uzun zamandır var olan bu durumun hâlâ geçerli olduğunu anlatır.
Alıştırma
Aynı rolün bugüne kadar sürdüğünü göstermek için cümleyi as + be fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The town square is still a meeting place, ____ for generations.
Cevabı göster
as it has been
But our fascination with parrots has also made them vulnerable. Dilbilgisi
4:22Ancak papağanlara olan hayranlığımız onları aynı zamanda savunmasız da yaptı.
has also made them vulnerable: make + nesne + sıfat
Burada make + nesne + sıfat yapısı kullanılır. Them nesnedir; vulnerable ise nesnenin getirildiği durumu anlatan nesne tümlecidir. Present perfect biçimi has made, sonucu şimdiyle bağlantılı olarak sunar; also ise bunun ek bir sonuç olduğunu belirtir. Made burada “üretti” anlamına gelmez. Bu yapıda make, “bir şeyi bir duruma getirmek” anlamındadır. Yani insanların papağanlara duyduğu hayranlık, onları zarara veya tehlikeye daha açık hâle getirmiştir.
Alıştırma
Yeni kılıfın telefonu daha güvenli hâle getirdiğini söylemek için make + nesne + sıfat yapısını kullanan cümle hangisidir?
- The new cover made the phone safer.
- The new cover was made by the phone.
- The new cover made the phone ring.
Cevabı göster
The new cover made the phone safer.
Sought by poachers and pet traders, Dilbilgisi
4:26Kaçak avcılar ve evcil hayvan tüccarları tarafından aranan,
while losing their habitats to deforestation, Anlatım akışı
4:29ve ormansızlaşma nedeniyle yaşam alanlarını kaybeden,
wild populations have decreased dramatically. Kalıp ifadeler
4:32vahşi popülasyonlar dramatik bir şekilde azaldı.
Sought by poachers and pet traders: cümle başında edilgen ortaç ifadesi
Sought, seek fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Burada ifade edilgen anlam taşır: wild populations, kaçak avcıların ve evcil hayvan tüccarlarının bulup yakalamaya çalıştığı varlıklardır. Bu ifade cümlenin temel fiili değildir. wild populations have decreased dramatically ana cümlesinden önce arka plandaki bir nedeni kısa biçimde verir. İfadenin örtük öznesi, ardından gelen wild populations öznesi olmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, ardından gelen öznenin eyleme maruz kaldığını göstermek için cümle başındaki geçmiş zaman ortacı ifadesini doğru kullanır?
- Online scammers target older users, so better protection is needed.
- Targeting older users, online scammers look for personal information.
- Targeted by online scammers, older users need better protection.
Cevabı göster
Targeted by online scammers, older users need better protection.
while losing their habitats to deforestation: eş zamanlı bir baskı eklemek
While losing their habitats to deforestation, wild populations üzerinde aynı anda etkili olan başka bir baskıyı ekler. Bu yapıda while + -ing ana cümleye arka plan sağlar ve -ing eyleminin örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynıdır: wild populations. Burada while tam bir anı belirtmek yerine sonuca katkıda bulunan sorunları birlikte düzenler. Lose A to B, B yüzünden A'yı kaybetmek demektir; dolayısıyla ormansızlaşma yaşam alanlarının kaybına neden olur.
Alıştırma
The team fell behind while losing two key players to injury cümlesinde while losing two key players to injury ne işe yarar?
- Takımın farkı kapatmasından sonraki kesin bir anı belirtir.
- Aynı özneyi, yani takımı etkileyen eş zamanlı bir baskı ekler.
- Sakatlığa neden olan farklı bir özne tanıtır.
Cevabı göster
Aynı özneyi, yani takımı etkileyen eş zamanlı bir baskı ekler.
have decreased dramatically: sonucu bugün görülen büyük bir düşüş
have decreased dramatically, sayının çok büyük ölçüde azaldığı anlamına gelir. Burada dramatically, teatral bir davranışı değil, değişimin büyüklüğünü anlatır. İngilizcedeki present perfect yapısı have decreased, daha önce gerçekleşen düşüşü şimdiki durumla ilişkilendirir. Geçmişteki bir değişimin şu anda sonucu olduğunda bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Sayının çok büyük ölçüde düştüğünü anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Since the safety update, serious accidents ____.
Cevabı göster
have decreased dramatically
we need to preserve and study them in the wild. Kalıp ifadeler
4:38onları vahşi doğada korumaya ve incelemeye ihtiyacımız var.
To truly understand parrots: amacı önce belirtmek
To truly understand parrots, amaç bildiren bir mastar grubudur. Papağanları doğada neden koruyup incelememiz gerektiğini açıklar: amaç onları tam olarak anlamaktır. Cümlenin başında To + fiilin yalın biçimi önce amacı belirtebilir; ana cümle de gerekli eylemi verir. Buradaki to bir mastar işaretidir, bu nedenle ardından fiilin yalın biçimi understand gelir.
Alıştırma
En kısa rotayı bulmak için anlamını veren amaç grubunu tamamlayın: ____, we need to check the map first.
Cevabı göster
To find the shortest route
preserve and study them in the wild: onları doğal ortamlarında korumak ve incelemek
Preserve ve study, aynı them nesnesini paylaşan sıralı fiillerdir. İki eylem de gereklidir: papağanların yaşamaya devam edebilmesi için onları korumak ve onlar hakkında bilgi edinmek. In the wild, esaret altında değil “doğal yaşam alanlarında” demektir. Burada koruma ve araştırmanın papağanların doğal ortamında yapıldığını belirtir; “çılgınca veya kontrolsüz bir biçimde” anlamına gelmez.
Alıştırma
preserve and study the frogs in the wild ne anlama gelir?
- Çılgınca davranırken kurbağalar hakkında kayıt tutmak.
- Kurbağaları korumak ve doğal yaşam alanlarında incelemek.
- Kurbağaları esaret altına almak ve onları gözlemlemeyi bırakmak.
Cevabı göster
Kurbağaları korumak ve doğal yaşam alanlarında incelemek.
no one could figure out why birds disappeared seasonally? Öbek fiiller
4:44kuşların neden mevsimsel olarak ortadan kaybolduğunu kimsenin bulamadığını biliyor muydunuz?
Did you know that ... for centuries: dikkat çeken bir giriş
Did you know that ... soru biçiminde bir dikkat çekme ifadesidir. Medyada veya bilim iletişiminde genellikle izleyicinin bilgisini sınamaz; dikkat çeker ve bilgiyi sunmaya başlar. For centuries, çok uzun bir zaman dilimini mesajın başına yakın bir yere koyar. Bu iki parça birlikte, kuşların mevsimsel olarak kaybolmasını eski bir gizem olarak çerçeveler ve izleyiciyi yeni bir konuya taşır.
Alıştırma
Bir eğitim videosu "Did you know that for centuries people mapped the sky by hand?" cümlesiyle başlıyor. Bu girişin temel amacı nedir?
- Dikkat çekmek ve uzun süredir devam eden bir konuyu tanıtmak.
- Her izleyicinin bu bilgiyi zaten bildiğini kanıtlamak.
- Video devam etmeden önce izleyicilerin yanıt vermesini zorunlu tutmak.
Cevabı göster
Dikkat çekmek ve uzun süredir devam eden bir konuyu tanıtmak.
could figure out why: nedeni bulmak
Figure out, düşünerek, kontrol ederek veya araştırarak bir cevabı anlamak ya da bulmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada could figure out why, “nedenini bulabilmek” anlamındadır. no one ile birlikte kullanıldığı için cümle, o sırada bunu hiç kimsenin başaramadığını anlatır. Figure out ifadesinden sonra why, how veya what gibi bir soru sözcüğü gelerek dolaylı soru başlatabilir. why birds disappeared seasonally içinde doğrudan soru dizilimi did birds disappear değil, bildirme cümlesi dizilimi birds disappeared kullanılır.
Alıştırma
Bu derste geçen ve “nedenini bulmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiili yazın: The team could not ____ why the lights went out.
Cevabı göster
figure out
in the meantime: beklerken olanları eklemek
In the meantime, “başka bir şey gerçekleşmeden veya tamamlanmadan önceki süre içinde” anlamına gelir. Önceki bir durumu, aynı zaman aralığında gerçekleşen başka bir olaya bağlar. Burada insanların cevabı bulmasından önceki uzun dönemi gösterir ve gizem hâlâ çözülmemişken neler olduğunu anlatmaya başlar. Baştaki And, geçişin önceki düşünceden doğal biçimde devam etmesini sağlar.
Alıştırma
Bu derste geçen ve “bekleme süresi içinde” anlamına gelen üç sözcüklü geçiş ifadesini yazın: The paint needs an hour to dry. ____, we can clean the brushes.
Cevabı göster
In the meantime
some pretty wacky guesses: oldukça tuhaf tahminler
Bu ifadede pretty, “oldukça” veya “epey” anlamına gelen gündelik bir derece zarfıdır. wacky sözcüğünün derecesini artırır; bir şeyin güzel olduğunu söylemez. Wacky, ciddi olmaktan çok komik gelebilen bir biçimde çok garip veya saçma demektir. Bu nedenle some pretty wacky guesses, tahminleri oldukça tuhaf diye hafifçe değerlendirir ve yoruma mizahi bir ton katar.
Alıştırma
Some pretty wacky guesses ifadesinde pretty ne işe yarar?
- “Oldukça” anlamına gelir ve wacky sözcüğünü güçlendirir.
- Tahminlerin güzel olduğunu söyler.
- Guesses sözcüğünü resmî ve bilimsel gösterir.
Cevabı göster
“Oldukça” anlamına gelir ve wacky sözcüğünü güçlendirir.
Explore some of the most ridiculous theories and the unlikely way scientists finally solved the mystery Notlar
4:53Bilim insanlarının nihayet gizemi nasıl çözdüğüne dair olası olmayan yolları ve en saçma teorilerden bazılarını keşfedin
some of the most ridiculous theories: en saçma teorilerden bazıları
some of + the most + sıfat + çoğul isim kalıbı, “o özellik bakımından en üst düzeyde olan gruptan bir kısmı” anlamına gelir. Burada some of the most ridiculous theories, en saçma olarak değerlendirilen teorilerden yalnızca bazılarını anlatır. Some of bölünmüş bir bütünü belirtir: grubun tamamından daha azını gösterir. The most ridiculous en uç grubu tanımlar; dolayısıyla ifade, bütün teorilerin inceleneceğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi some of + the most + sıfat + çoğul isim hedef kalıbıyla tamamlayın: The museum displays ____ most famous paintings in Europe.
Cevabı göster
some of the
the unlikely way scientists finally solved the mystery: yanıtı gizleyerek merak uyandıran bir tanıtım ifadesi
Vurgulanan sözcükler bir isim öbeği oluşturur ve izleyicinin keşfetmeye davet edildiği ikinci şeyi belirtir. Burada way, fiziksel bir “yol” değil, “yöntem” anlamındadır. scientists finally solved the mystery yan cümlesi hangi yöntemin kastedildiğini belirtir: the way (that/in which) they solved it. Bu yapıda bağlayıcı unsur söylenmemiştir. Bu ifade, gerçek yöntemi açıklamadan önce iki ipucu verir: unlikely yöntemin şaşırtıcı olduğunu, finally ise gizemin çözülmesinin zaman aldığını gösterir. Alışılmadık bir yanıt vadeder ama onu açıklamaz; böylece izleyiciyi devam etmeye yönelten bir tanıtım ifadesi oluşturur.
Alıştırma
the unlikely way scientists finally solved the mystery ifadesi nasıl bir etki yaratır?
- Şaşırtıcı ve uzun süredir beklenen bir çözüme işaret ederken yöntemi gizli tutar.
- Bilim insanlarının geçmekte zorlandığı bir yolu anlatır.
- Bilimsel yöntemin tamamını hemen açıklar.
Cevabı göster
Şaşırtıcı ve uzun süredir beklenen bir çözüme işaret ederken yöntemi gizli tutar.