Balerin Muffin! 🩰 💜 | 2. Sezon Öne Çıkanlar - Sessiz Sinema | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Nana’nın evinde Muffin balerin olmakta ısrar eder; Bluey ve Bingo tütüyü ve müziği bulmaya yardım eder. Sonunda Nana, herkesin istediğini aldığı rahat bir kuralla durumu toparlar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. blow her top. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu ifadeyi, birinin az sonra çok sinirleneceğini anlatan canlı bir deyim olarak tanıyabilirsin; baş ya da şapka ile ilgili gerçek bir anlam taşımaz. 2. proper ballerina music. — Kelime anlamı ve kullanım tonu: Burada proper “gerçek”, “usulüne uygun” ya da “beklenen standarda uyan” anlamındadır; bir şeyin sahici hissettirmesi gerektiğinde işe yarar. 3. Everyone gets what they want. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Everyone sözcüğünün genel anlamda they ile kullanılabildiğini ve what they want bölümünün insanların aldığı şeyi anlatan bir isim cümleciği olduğunu görebilirsin.
Bu derste
must be in here somewhere: güçlü bir çıkarım
Burada must be, bir zorunluluk veya emir değil, güçlü bir çıkarım ifade eder. Konuşanın, aranan şeyin bu yerde olduğuna inanmak için bir nedeni vardır. In here genel alanı gösterirken somewhere tam noktanın bilinmediğini belirtir. Birlikte, genel alan konusunda emin olunduğunu fakat kesin konumun bilinmediğini anlatırlar.
Alıştırma
Bu bağlamda It must be in here somewhere ne anlama gelir?
- Tam yeri bilinmese de bunun bu yerde olma ihtimali çok yüksek.
- Herhangi bir yerde olabilir ve konuşanın hiçbir fikri yok.
- Birinin bunu buraya koyması gerekiyor.
Cevabı göster
Tam yeri bilinmese de bunun bu yerde olma ihtimali çok yüksek.
don't want to be ... / want to be ... ile rolleri reddetmek ve seçmek
Want to be + isim, bir kişinin sahip olmak istediği kimliği, mesleği veya rolü belirtir. Oyun sırasında be bir rolü üstlenmek anlamına gelebilir; gelecekten söz ederken ise bir hedefi anlatabilir. Don't want to be bunun olumsuz biçimidir. Birbirine paralel iki cümle önce bir rolü reddeder, ardından başka bir rolü seçerek açık bir karşıtlık oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi want to be ifadesinin olumsuz ve olumlu biçimleriyle tamamlayın: I ____ a pirate. I ____ an astronaut.
Cevabı göster
don't want to be · want to be
Bir şeyi verirken veya küçük bir işi bitirirken There you go
There you go, bir şeyi birine uzatırken ya da onun için küçük bir işi tamamladığınızda kullanılan yaygın bir konuşma kalıbıdır. Burada “Al, işte” veya “Senin için tamamlandı” anlamına gelir. Kalıp tek bir bütün olarak işler. Muffin'e bir yere gitmesini söylemez.
Alıştırma
Biri için yaptığınız küçük bir işin artık bittiğini söylemek istiyorsunuz. Hangi kalıp doğal olur?
- There you go.
- Here it comes.
- Off you go.
Cevabı göster
There you go.
Harekete başlamak için dostça izin veren Off you go
Off you go, birine hareket etmeye veya bir etkinliğe başlamasını söyleyen ya da bunun için izin veren sabit bir konuşma kalıbıdır. Bu cümlede “Tamam, artık gidip oynayabilirsin” anlamına gelir. Özellikle bir yetişkin çocuğa söylediğinde genellikle hafif ve teşvik edici duyulur. Off, bulunulan yerden yola çıkma fikrini ekler; kalıp kendiliğinden öfkeli bir kovma ifadesi değildir.
Alıştırma
Bir ebeveyn, “Your coat is zipped up. Off you go and have fun.” diyor. Off you go burada ne ifade eder?
- Hareket etmeyi bırakma isteği
- Başlamak için dostça izin ve teşvik
- Bir daha dönmemesi için öfkeli bir emir
Cevabı göster
Başlamak için dostça izin ve teşvik
go and check Nana's dress-up box for a tutu. Kalıp ifadeler
0:27Nana'nın kıyafet kutusunda tütü var mı diye bir bak.
check ... for ...: belirli bir şeyi bulmak için bir yeri kontrol etmek
check A for B yapısında A, incelediğiniz yer, kap veya şeydir; B ise bulmaya ya da doğrulamaya çalıştığınız hedeftir. Burada Nana's dress-up box A, a tutu ise B'dir. for edatı aranan hedefi belirtir. Kutunun bir tütü amacıyla kontrol edildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Aranan nesneyi belirten sözcükle cümleyi tamamlayın: Please check your backpack ____ the library book.
Cevabı göster
for
blow her top: birdenbire çok öfkelenmek
Blow one's top, birdenbire aşırı derecede öfkelenmek ve duygusal kontrolü kaybetmek anlamına gelen bir deyimdir. She's going to blow her top cümlesinde konuşan kişi bir öfke patlaması olacağını tahmin eder. İfade bir bütün olarak anlam taşır; üflemekle veya fiziksel bir top nesnesiyle ilgili değildir. İyelik sözcüğünü kişiye göre değiştirin: blow my top, blow your top, blow his top veya blow their top.
Alıştırma
Bu cümledeki deyim ne anlama geliyor: The coach nearly blew his top after the final call?
- Antrenör neredeyse çok sessiz konuştu.
- Antrenör neredeyse şapkasını çıkardı.
- Antrenör neredeyse aşırı derecede öfkelendi.
Cevabı göster
Antrenör neredeyse aşırı derecede öfkelendi.
Bir şeyi sunmak için Here's + isim
Here's, here is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bu cümlede Here's the tutu, bulunan tütüyü Muffin'e sunar; yani eşyanın artık bulunduğunu ve ona gösterildiğini anlatır. Bir şeyi işaret ederken, gösterirken veya uzatırken Here's + isim yapısını kullanabilirsin. Odak yalnızca eşyanın konumu değil, onun karşıdaki kişiye sunulmasıdır.
Alıştırma
Arkadaşının atkısını buldun ve ona gösteriyorsun. En doğal cümle hangisidir?
- Here's it.
- Here are your scarf.
- Here's your scarf.
Cevabı göster
Here's your scarf.
Kısa ve samimi bir övgü olarak Good one!
Good one, birinin az önce yaptığı veya söylediği bir şeyi övmenin kısa ve samimi bir yoludur. Buradaki one, fiziksel bir nesneyi değil, başarıyla yapılan hareketi ifade eder. Akıllıca bir fikre, cevaba, şakaya veya başarılı bir hamleye karşılık olarak kullanılabilir. Bu bağlamda anlamı Well done ifadesine yakındır, ancak tonu daha hafif ve konuşma diline özgüdür.
Alıştırma
Bir arkadaşın az önce zor bir bulmacayı çözdü. Yaptığı şeyi kısa ve samimi biçimde öven karşılık hangisidir?
- Good one!
- Good luck!
- Good morning!
Cevabı göster
Good one!
Put your legs through: bir açıklıktan geçirmek
Put your legs through ifadesinde put fiilinin nesnesi your legs olur; through ise izlenen yolu gösterir: bacaklar bir açıklıktan geçer. Giysi hangi açıklığın kastedildiğini belli ettiği için açıklık ayrıca söylenmez. Kalıp put + nesne + through + açıklık şeklindedir. Açıklık herkes tarafından görülüyorsa veya hangisi olduğu zaten biliniyorsa son bölüm söylenmeyebilir.
Alıştırma
“Bir açıklığın bir tarafından diğer tarafına” anlamındaki sözcükle tamamlayın: Put the cord ____ the ring.
Cevabı göster
through
that's it: hareketin doğru olduğunu onaylamak
Yeah, that's it cümlesinde that's it anında olumlu geri bildirim verir: Karşıdaki kişi artık hareketi doğru yapmaktadır. Doğal anlamı “Evet, işte böyle”dir. İfadenin anlamını bağlam ve ses tonu belirler. Başka durumlarda That's it, başka bir şey kalmadığını veya birinin durması gerektiğini anlatabilir; ancak adım adım yönlendirmede genellikle hareketin ya da konumun doğru olduğunu onaylar.
Alıştırma
“Move your hand a little higher—yes, that's it!” cümlesinde that's it ne anlama gelir?
- Hareketin şimdi doğru.
- Yapılacak başka bir şey yok.
- Nesne bana ait.
Cevabı göster
Hareketin şimdi doğru.
How about I sing you ...?: bir şeyi yapmayı nazikçe teklif etmek
How about I + fiilin yalın hâli? konuşan kişinin bir şeyi yapmayı nazikçe önermesidir. “Bunu ben yapsam nasıl olur?” anlamına gelir; gerçek bir bilgi sormaz. Burada konuşan kişi, alternatif olarak dinleyiciye bir şeyler söylemeyi teklif eder. Bu yapı eylemi kesinleşmiş bir karar gibi sunmaz; karşıdaki kişinin kabul ya da reddetmesine fırsat verir.
Alıştırma
Hangi cümlede konuşan kişi çantaları taşımayı nazikçe teklif ediyor?
- How about carrying the bags for me?
- I carried the bags for you.
- How about I carry the bags for you?
Cevabı göster
How about I carry the bags for you?
la di da?: şarkıyı taklit eden sözsüz heceler
Bu cümlede la di da, şarkı söylemeyi veya mırıldanmayı taklit eden uydurma hecelerdir. Gerçek sözler olmadığında la la la gibi melodiyi taşır. sing you some ifadesinden sonra geldiği için, konuşan kişinin söyleyeceği sesleri adlandırır. Sözcük sözcük çevrilmesi gerekmez.
Alıştırma
“She skipped down the path singing la di da,” cümlesinde la di da neyi ifade eder?
- Birinin gösterişli göründüğüne dair şikâyet
- Bir melodiyi taklit etmek için kullanılan sözsüz heceler
- Belirli bir şarkının adı
Cevabı göster
Bir melodiyi taklit etmek için kullanılan sözsüz heceler
proper ballerina music: proper ile “gerçek ve beklenen standarda uygun” anlamı
Burada proper, “gerçek, eksiksiz ve konuşanın beklediği standarda uygun” anlamına gelir. Proper ballerina music, konuşana göre gerçekten bale müziği sayılan bir müziktir; doğaçlama yapılmış bir alternatif değildir. Bu kullanımda proper bir isimden önce geldiğinde değerlendirme anlamı katar: söz konusu şey gerçek veya yeterince uygun türdedir. Burada “kibar” anlamına gelmez.
Alıştırma
“It needs to be proper ballerina music,” cümlesinde proper ne anlama gelir?
- resmî olarak onaylanmış
- gerçek ve beklenen standardı karşılayan
- kibar ve terbiyeli
Cevabı göster
gerçek ve beklenen standardı karşılayan
come with me: birinden sizinle birlikte gelmesini istemek
Come with me, birini konuşan kişiyle birlikte hareket etmeye davet etmek veya yönlendirmek için kullanılır. Bu cümlede konuşan kişi bir yere gidiyor ve Bluey ile Bingo’nun da gelmesini istiyor. With, eşlik edilen kişiyi gösterir: me, onların eşlik edeceği kişidir. Come me dil bilgisine uygun değildir; bu kalıpta with gerekir.
Alıştırma
Daveti, “konuşan kişiyle birlikte” anlamını veren edatla tamamlayın: The library is this way. Come ____ me.
Cevabı göster
with
Did you know that I was given this music box by my Nana? Notlar
1:27Bu müzik kutusunu bana Nana'mın verdiğini biliyor muydunuz?
was given ... by my Nana: alan kişiyi önce söylemek
Was given, give fiilinin geçmiş zamandaki edilgen biçimidir. I was given this music box cümlesinde özne I, müzik kutusunu alan kişidir; veren kişi değildir. Kalıp alan kişi + was/were given + nesne şeklindedir. By my Nana veren kişiyi belirtir; böylece cümle alan kişiyi ve nesnenin nereden geldiğini öne çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi My aunt gave me this book. ile aynı anlama gelecek şekilde tamamlayın. Was given kullanın: I ____ by my aunt.
Cevabı göster
was given this book
my Nana / a Nana: büyükanne için sevgi dolu bir aile unvanı
Burada Nana, bir büyükanne için kullanılan sevgi dolu bir aile sözcüğüdür; aileyle ilgisi olmayan bir kişinin adı değildir. Aile içindeki bir unvan gibi kullanılabilir. My Nana, konuşan kişinin kendi büyükannesini belirtir. A Nana ifadesinde Nana sayılabilen bir aile rolü olarak kullanılır; dolayısıyla a, bu roldeki bir kişiyi ifade eder.
Alıştırma
Bu konuşmada a Nana ne anlama geliyor?
- bir müzik kutusu türü
- büyükanne için kullanılan sevgi dolu bir aile sözcüğü
- bir kişinin resmi adı
Cevabı göster
büyükanne için kullanılan sevgi dolu bir aile sözcüğü
Anladığınızı doğrulamak için You mean ...?
You mean you had a Nana? cümlesinde You mean, konuşanın karşı tarafın sözlerinden çıkardığı anlamı sunar. Konuşan vardığı sonucu, yani you had a Nana ifadesini dile getirip karşı taraftan bunu doğrulamasını ister. Buradaki mean, bir sözcüğün tanımını sormak için kullanılmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp You mean + cümle? biçimindedir ve Yani ... mı demek istiyorsun? anlamına gelir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız son otobüsün çoktan gittiğini söylüyor. Hangi yanıt, anladığınız şeyi doğrulamak için You mean ...? kullanıyor?
- You mean we have to walk home?
- What does mean mean?
- You mean to walk home?
Cevabı göster
You mean we have to walk home?
Geçmiş zamanda kısa yanıt olarak I did.
I did., önceki sorudaki geçmiş zaman anlamına verilen kısa ve olumlu bir yanıttır. Burada did, had a Nana ifadesinin yerine geçer; dolayısıyla tam anlam I had a Nana. şeklindedir. Bu, yardımcı fiille yapılan bir ikamedir: did geçmiş zamanı taşır, daha önce söylenen fiil öbeği ise atılır. Konuşanın belirtilmemiş bir eylem yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
finish the book ifadesini tekrarlamadan kısa olumlu yanıtı tamamlayın: A: Did you finish the book? B: Yes, ____.
Cevabı göster
I did
Hang on.: konuşmayı durdurup bir dakika beklenmesini istemek
Burada Hang on, bir dakika bekle anlamına gelir. Konuşan kişinin herkes devam etmeden önce bir şeyi kontrol edebilmesi veya söyleyebilmesi için konuşmayı kısa süreliğine durdurur. Bu, deyimsel bir kullanımdır. Fiziksel olarak bir şeye asılmayı anlatmaz ve telefon görüşmesini bitirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Samimi bir konuşmada Hang on. en doğal olarak ne anlama gelir?
- Telefon görüşmesini bitir.
- Bir şeyi sıkıca tut.
- Bir dakika bekle.
Cevabı göster
Bir dakika bekle.
We all know that Muffin is going to be a ballerina. Anlatım akışı
1:38Muffin'in balerin olacağını hepimiz biliyoruz.
We all know that ... ile ortak bir zemin oluşturmak
We all know that + yan cümle, bu yan cümlenin içeriğini konuşmadaki herkesin paylaştığı bilgi olarak sunar. Burada Muffin hakkındaki gerçek, kabul edilmiş bir başlangıç noktası olarak önce verilir. Bu giriş aynı zamanda savı düzenler: Konuşan kişi yalnızca kendi bilgisini aktarmak yerine ortak gerçeği daha sonra tartışılacak veya sonuca bağlanacak şeyler için temel olarak kullanır.
Alıştırma
Bu cümledeki We all know that girişi ne yapar?
- Dinleyicilerin sonraki bilgiyi bilip bilmediğini sorar.
- Sonraki iddianın konuşan kişinin kişisel tahmini olduğunu gösterir.
- Sonraki iddiayı tartışmanın ortak zemini olarak sunar.
Cevabı göster
Sonraki iddiayı tartışmanın ortak zemini olarak sunar.
I guess we do: tereddütlü onay
Bu yanıtta I guess we do, “Sanırım haklısın; gerçekten öyle” anlamına gelir. Guess, rastgele bir cevap tahmin etmek anlamında değildir. I guess onayı yumuşatır; bu nedenle konuşan kişi güçlü bir heyecanla katılmaktan çok biraz tereddütlü veya yeni ikna olmuş gibi duyulur. Do, daha önce sözü edilen bir eylemin ya da durumun yerini tutar. İngilizcede eylemi anlatan kısmın tamamını tekrar etmemek için do sık sık bu şekilde kullanılır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız grubunuzun da bilete ihtiyacı olduğunu hatırlatıyor. I guess we do ne anlatır?
- Hatırlatmayı kabul ediyoruz ama biraz tereddüt ediyoruz.
- Hatırlatmayı tamamen reddediyoruz.
- En başından beri kesin ve coşkulu biçimde katılıyorduk.
- Hangi bileti alacağımızı rastgele tahmin ediyoruz.
Cevabı göster
Hatırlatmayı kabul ediyoruz ama biraz tereddüt ediyoruz.
You're right: bir düzeltmeyi doğrudan kabul etmek
You're right, karşıdaki kişiye söylediği sözün, yaptığı değerlendirmenin veya düzeltmenin doğru olduğunu doğrudan bildirir. Buradaki right, yön bildiren “sağ” değil, “doğru” anlamındaki bir sıfattır. Bir yanıt olarak kullanıldığında, konuşan kişinin karşısındakinin görüşünü kabul ettiğini gösterir. Bir hatırlatma veya düzeltmeden sonra konuşmanın ilerlemesine yardımcı olabilir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşı toplantının onda değil, dokuzda başladığını söylüyor. Hangi yanıt düzeltmeyi doğal biçimde kabul eder?
- You're right-handed. It starts at nine.
- You're right. It starts at nine.
- You're on the right. It starts at nine.
Cevabı göster
You're right. It starts at nine.
what Muffin wants: istenen şeyi belirtmek
Burada what, cevap isteyen bir soru sözcüğü değil, “... olan şey” anlamındadır. what Muffin wants bütünü isim gibi kullanılan bir yan cümledir; bu yan cümlenin içinde what, wants fiilinin nesnesidir. that's ifadesinden sonra yan cümlenin tamamı that sözcüğünün neyi gösterdiğini açıklar. Tekrar kullanılabilen That's what + özne + fiil kalıbıyla birinin istediği belirli şeyi, sonucu veya eylemi anlatabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi what + I + need ile tamamlayın: This is ____ for the trip.
Cevabı göster
what I need
you know what?: yeni bir düşünceyi veya kararı sunmak
Burada you know what?, yeni bir düşüncenin, kararın veya çözümün geleceğini bildiren bir konuşma işaretidir. Dinleyicinin ne bildiğini sınamaz. Soru gibi görünse de konuşan kişi genellikle cevap beklemek yerine yeni düşüncesini hemen söyler. Böylece dinleyici, konuşmada bir dönüş veya yön değişikliği olduğunu fark eder.
Alıştırma
Konuşmada you know what? bu kullanımda çoğunlukla neyin işaretidir?
- Konuşan kişi konuşmayı bitirdi.
- Konuşan kişi, dinleyicinin bildiği gerçeklerin listesini istiyor.
- Ardından yeni bir düşünce veya karar gelecek.
Cevabı göster
Ardından yeni bir düşünce veya karar gelecek.
there's only one rule: tek bir temel ilkeyi çerçevelemek
There's only one rule yalnızca kuralların sayısını belirtmez. Karmaşık bir durumu tek bir temel ilkeye indirger ve konuşanın birazdan bu ilkeyi açıklayacağını bildirir. only sözcüğü dikkati bu tek kurala yöneltir ve kısa bir beklenti yaratır. Dinleyen kişi genellikle kuralın içeriğinin hemen ardından geleceğini düşünür.
Alıştırma
There's only one rule: ask before you borrow anything? cümlesinde There's only one rule ne işe yarar?
- Dinleyenden bir kural uydurmasını ister.
- Birbiriyle ilgisiz birkaç kuralı sıralamaya başlar.
- Tek bir temel ilke çerçevesi kurar ve dinleyeni bu ilkenin içeriğine hazırlar.
- Kuralların gereksiz olduğunu söyler.
Cevabı göster
Tek bir temel ilke çerçevesi kurar ve dinleyeni bu ilkenin içeriğine hazırlar.
Everyone gets what they want: everyone, tekil they ve what bölümü
Everyone dilbilgisel olarak tekildir, bu yüzden ana cümlenin fiili gets olur. Ardından they, cinsiyet belirtmeden her bir kişiye gönderme yapar. Tekil they kullanımı standart ve doğaldır; zamir they olduğu için fiil wants değil, want olur. What they want, her kişinin istediği şeyi veya sonucu ifade eder. what ile başlayan bölümün tamamı gets fiilinin nesnesidir. Bu bir soru değildir, bu yüzden düz cümle söz dizimini korur: what they want.
Alıştırma
Tekil they kullanarak get ve want fiillerini doğru biçimlere getirin: Everyone ____ what ____.
Cevabı göster
gets · they want