New York Merkezinde Kelime Bilgisi: İngilizce çalışma notları
Ariannita la Gringa
Video özeti: New York yürüyüşü; downtown bölgeleri, meydanlar, bisiklet şeritleri, alışveriş merkezleri ve metro için pratik İngilizce öğretiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. downtown, sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: merkezi iş veya etkinlik bölgesini daha geniş city center kavramından ayırın ve kent yaşamının merkezini anlatın. 2. hang out, öbek fiil: birlikte rahatça zaman geçirmeyi anlatan gündelik ifadeyi anlayın ve arkadaşlar ya da aile için hang out with someone kalıbını kullanın. 3. waiting for my train to arrive, dil bilgisi ve cümle kalıpları: bir sonraki eylemden önce bir olayın beklendiğini anlatmak için wait for + kişi veya şey + to-infinitive yapısını kullanın.
Bu derste
Hey guys, it's Ariannita la Gringa and welcome back to my YouTube channel.
0:00Merhaba arkadaşlar, ben Ariannita la Gringa ve YouTube kanalıma tekrar hoş geldiniz.
I am a native English teacher from the United States teaching you guys English at different places.
0:07Ben Amerika Birleşik Devletleri'nden ana dili İngilizce olan bir öğretmenim ve sizlere farklı yerlerde İngilizce öğretiyorum.
Can you guys guess where I'm at today just by looking at the beautiful buildings around me? Dilbilgisi
0:13Sadece etrafımdaki güzel binalara bakarak bugün nerede olduğumu tahmin edebilir misiniz?
just by looking at: yöntemi göstermek için by + -ing kullanımı
by + fiilin -ing biçimi, birinin bir şeyi nasıl yaptığını veya bir cevaba nasıl ulaştığını anlatır. Burada by looking at the buildings ifadesi, yeri tahmin etmek için kullanılan yöntemi gösterir. Buradaki just yalnızca anlamındadır. Konuşan kişi, başka hiçbir bilgi olmadan yalnızca binaların yeri tahmin etmek için yeterli ipucu olup olmadığını soruyor.
Alıştırma
Cümleyi just by + look fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Mia recognized the school ____ its front gate.
Cevabı göster
just by looking at
downtown: şehrin merkezi iş ve etkinlik bölgesi
Amerikan İngilizcesinde downtown genellikle çok sayıda ofisin, mağazanın, kamu binasının ve etkinliğin yoğunlaştığı şehir bölümünü ifade eder. Cümlede downtown, New York City ifadesini niteleyerek konumu bu merkezi kentsel alanla sınırlar. Downtown, şehirdeki bir alan için kullanılan pratik bir addır; haritada kesin bir sınır belirtmez. Şehre bağlı olarak coğrafi merkezle aynı yer olmayabilir.
Alıştırma
Our hotel is downtown cümlesinde downtown ne anlama gelir?
- Şehrin merkezi iş ve etkinlik bölgesindedir.
- Alt kattadır.
- Şehrin dışındadır.
Cevabı göster
Şehrin merkezi iş ve etkinlik bölgesindedir.
I am going to teach all of you downtown vocabulary.
0:27hepinize şehir merkezi (downtown) kelimelerini öğreteceğim.
to teach you guys downtown vocab.
0:33ve sizlere şehir merkezi kelimelerini öğretmek için en uygun yerdir.
the city that never sleeps: New York’un lakabı
The city that never sleeps, New York’un ünlü bir lakabıdır. Never sleeps sözü bir abartıdır: şehrin gece gündüz hareketli ve canlı olduğu anlamına gelir; herkesin sürekli uyanık olduğu anlamına gelmez. Burada ifade, New York City sözünden sonra virgüller arasında ek tanımlayıcı bilgi olarak gelir. Okuyucu bu lakabı ayrı bir şehir olarak değil, doğrudan New York ile bağlantılı olarak anlar.
Alıştırma
Bu cümlede the city that never sleeps, New York hakkında ne anlatıyor?
- New York’taki herkes bütün gece uyanık kalır.
- New York günün her saatinde hareketli olmasıyla ünlüdür.
- New York’ta insanların uyuyabileceği hiçbir yer yoktur.
Cevabı göster
New York günün her saatinde hareketli olmasıyla ünlüdür.
But before starting this video and teaching you guys some downtown vocab,
0:35Ancak bu videoya başlayıp size bazı kelimeleri öğretmeden önce,
One of the main characteristics of a downtown area
0:59Bir şehir merkezinin temel özelliklerinden biri
But what is a very tall building called like the one right next to me?
1:06Peki ama hemen yanımdaki gibi çok yüksek bir binaya ne denir?
This very tall building located in the center of downtown New York
1:16New York şehir merkezinin tam ortasında yer alan bu çok yüksek binanın
is called + bir ad veya kategori
Is called ifadesinde is, be fiilinin bir biçimidir; called ise geçmiş zaman ortacıdır. Birlikte be called + ad veya kategori edilgen yapısını oluştururlar. Burada a skyscraper kategorisini tanıtır. Bu yapı “bu adı taşımak” veya “bu şekilde bilinmek” anlamına gelir. Birinin binaya telefon ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Kategori adını tanıtan iki kelimelik yapıyla cümleyi tamamlayın: This small boat ____ a kayak.
Cevabı göster
is called
it's called skyscraper because the building is scraping the sky. Deyimler
1:30skyscraper deniyor çünkü bina adeta gökyüzünü (sky) kazıyor (scraping).
scraping the sky: skyscraper içindeki yükseklik görüntüsü
Burada scraping the sky, binanın göğe değecek kadar yükseldiği bir görüntü oluşturur. Bu eylem gerçek değil, hayalîdir. Bu görüntü skyscraper birleşik sözcüğünü anlamayı da kolaylaştırır: sky yukarıdaki göğü belirtir, scraper ise yükselip ona sürtünen bir şeyi düşündürür. Bu, akılda kalıcı ve görüntüye dayalı bir açıklamadır.
Alıştırma
Bu cümlede scraping the sky neyi düşündürüyor?
- Gökyüzüne doğru son derece yükselen bir bina görüntüsü oluşturur.
- Binanın yukarıdan aşağıya temizlendiği anlamına gelir.
- Binanın duvarlarıyla gökyüzüne zarar verdiğini söyler.
Cevabı göster
Gökyüzüne doğru son derece yükselen bir bina görüntüsü oluşturur.
so tall that: derecenin ardından gelen sonuç
So + sıfat + that, güçlü bir dereceyi onun sonucuna bağlar. So tall yüksekliğin derecesini, that I couldn't even fit it in this video ise bu yükseklik nedeniyle ne olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı so + sıfat + that + sonuç cümleciği biçimindedir. That sözcüğünü sonradan eklenen ayrı bir fikir olarak değil, sonuca bağlanan bir köprü olarak düşünün.
Alıştırma
Cümleyi so + sıfat + that kullanarak tamamlayın: The joke was ____ funny ____ everyone laughed.
Cevabı göster
so · that
This skyscraper is the tallest building Dilbilgisi
1:46Bu gökdelen, 1.776 fit yüksekliğiyle tüm Amerika Birleşik Devletleri'ndeki
the tallest building: the + en üstünlük derecesi + isim
“The tallest building”, karşılaştırılan gruptaki diğer bütün binalardan daha yüksek olan tek bir binayı belirtir. Yapı the + sıfatın en üstünlük derecesi + isim şeklindedir: the tallest building. in ile başlayan bölüm karşılaştırma grubunu verir: in the entire United States of America. at ile başlayan bölüm ölçülen yüksekliği ekler; karşılaştırma grubunu belirlemez.
Alıştırma
Cümleyi tall sözcüğünün en üstünlük yapısıyla tamamlayın: Mount Everest is ____ in the world.
Cevabı göster
the tallest mountain
what do you think is inside of a huge skyscraper?
1:55devasa bir gökdelenin içinde ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Are there apartments, hotels, offices, businesses.
1:59Apartmanlar, oteller, ofisler, işletmeler mi var?
a skyscraper can be used in a variety of ways Kalıp ifadeler
2:13bir gökdelen çeşitli şekillerde kullanılabilir
and produce a lot of money with the businesses they have inside.
2:16ve içindeki işletmeler sayesinde çok fazla para kazandırabilir.
a variety of ways: a variety of + çoğul isim
“A variety of ways”, birkaç farklı yöntem anlamına gelir. Variety yalnızca sayının çokluğunu değil, çeşitliliği vurgular. Başka durumlara aktarılabilen yapı a variety of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Örneğin a variety of ways veya a variety of choices denebilir. Burada in sözcüğünden sonra gelir: in a variety of ways.
Alıştırma
Cümleyi a variety of ve doğru çoğul isimle tamamlayın: The app can be used in ____, from planning trips to learning languages.
Cevabı göster
a variety of ways
Go ahead and tell me: devam etmeye yönelik dostça bir davet
Go ahead and + fiilin yalın hâli, birine eylemi yapması için izin veya cesaret verir. Burada tell me, “cevabını bana söyle” anlamındadır; yani konuşan kişi dinleyiciyi sıcak bir şekilde cevap vermeye davet eder. Bu cümlede go ahead fiziksel olarak ileri yürümeyi anlatmaz. “Şimdi yapabilirsin” veya “lütfen devam et” anlamına gelen bir konuşma işareti olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, devam etmek için dostça izin veren üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: If you're ready, ____ tell me your idea.
Cevabı göster
go ahead and
sidewalk: Amerikan İngilizcesinde yaya yolu anlamına gelen sözcük
Sidewalk, bir caddenin yanında insanların yürüdüğü kaplamalı yoldur. Örnekte araçların gittiği street bölümünden ayrıdır. Sidewalk, Amerikan İngilizcesinde kullanılan yaygın sözcüktür. Britanya İngilizcesinde aynı yol bölümü için genellikle pavement denir.
Alıştırma
Amerikan İngilizcesindeki güvenlik cümlesini, caddenin yanındaki yaya yolunu belirten sözcükle tamamlayın: Pedestrians should stay on the ____ while cars use the street.
Cevabı göster
sidewalk
and there are over 8.8 million people living in New York.
2:40ve New York'ta 8,8 milyondan fazla insan yaşıyor.
the curb: yolun yanındaki yükseltilmiş kaldırım kenarı
Bu cümlede curb, kaldırımın yolla birleştiği yerdeki yükseltilmiş kenar, yani kaldırım bordürüdür. İnsanların yürüdüğü alan ile araçların kullandığı yol arasında sınır oluşturur. Burada curb, the sözcüğünden sonra gelen bir isimdir. Başka bağlamlarda curb, “sınırlamak” veya “kontrol altına almak” anlamında bir fiil de olabilir; ancak bu cümlede o anlamda değildir.
Alıştırma
Örnekte curb nedir?
- Arabaların geçtiği yolun ortası
- Kaldırım ile yolun birleştiği yerdeki yükseltilmiş kenar
- Herhangi bir yoldan uzaktaki yürüyüş patikası
Cevabı göster
Kaldırım ile yolun birleştiği yerdeki yükseltilmiş kenar
Another important part of a city are the streets.
2:57Bir şehrin bir diğer önemli parçası da caddelerdir (streets).
a bunch of tourists: günlük dilde çok sayıda turist
Bu cümlede a bunch of tourists, çok sayıda turist anlamına gelir. Bunch sözcüğü gerçek anlamıyla bir araya toplanmış şeyleri adlandırabilir; ancak a bunch of + çoğul isim, kesin sayı vermeden oldukça fazla bir miktarı anlatmanın günlük bir yoludur. Bu ifade mutlaka tek bir düzenli turist grubu anlamına gelmez. Burada a large number of tourists ifadesine göre daha konuşma diline yakın bir ton verir.
Alıştırma
Örnekte a bunch of tourists ne anlama gelir?
- Resmî olarak düzenlenmiş tek bir turist grubu
- Günlük bir ifadeyle çok sayıda turist
- Çiçek demetleri taşıyan turistler
Cevabı göster
Günlük bir ifadeyle çok sayıda turist
there are so many people walking around and tourists.
3:10etrafta yürüyen o kadar çok insan ve turist var ki.
Running errands: günlük işleri halletmek
running errands ifadesindeki run, koşmak anlamına gelmez. İfadenin tamamı bir şey satın almak, bir şeyi teslim almak veya bankaya gitmek gibi günlük işleri tamamlamak için dışarı çıkmak demektir. Burada insanların arabayla yola çıkmasının birkaç nedeninden biridir. -ing biçimindeki running, going to work ve traveling etkinlik ifadeleriyle aynı yapıyı izler.
Alıştırma
Dışarı çıkıp birkaç pratik işi halletmek anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: “The bank and pharmacy close soon, so I need to ____ before lunch.”
Cevabı göster
run errands
You may think that New York City is full of skyscrapers and tall buildings
3:19New York şehrinin gökdelenler ve yüksek binalarla dolu olduğunu düşünebilirsiniz
Şehir mecazı olarak The Concrete Jungle
The Concrete Jungle, New York şehri için kullanılan mecazi bir lakaptır. Concrete, şehrin çok sayıdaki sert ve insan yapımı yüzeyini temsil ederken jungle yoğun, kalabalık ve içinde hareket etmesi zor bir yeri çağrıştırır. Gerçek bir orman veya resmî bir yer adı değildir. Bağlama göre bu imge gri, sert veya bunaltıcı bir yeri anlatan eleştirel bir ton taşıyabilir ya da şehrin enerjisini ve yoğunluğunu vurgulayabilir.
Alıştırma
“From her apartment, Nia saw a concrete jungle of towers and busy roads,” cümlesinde concrete jungle ne anlama gelir?
- Çok sayıda bina ve kaplanmış yüzey bulunan kalabalık bir kentsel alan
- Bir şehrin içinde yetişen tropik bir orman
- Betondan yapılmış bir hayvanat bahçesi sergisi
- Bir şehir mahallesinin resmî adı
Cevabı göster
Çok sayıda bina ve kaplanmış yüzey bulunan kalabalık bir kentsel alan
plaza: halka açık bir şehir meydanı
Burada plaza, şehirde bulunan ve çoğunlukla binalarla çevrili açık bir kamusal alan anlamına gelir. İnsanlar buradan geçebilir, buluşabilir, oturabilir veya halka açık etkinliklere katılabilir. Cümle, plaza sözcüğünü daha genel olan public square ifadesiyle açıklar. Plaza bir yerin veya binanın adında da bulunabilir; bu nedenle her plaza tam kare biçiminde veya geleneksel bir meydan görünümünde değildir.
Alıştırma
Hangi yer plaza olarak en iyi şekilde tanımlanır?
- Oyun alanları ve yürüyüş yolları olan çimenlik bir alan
- Şehir binaları arasında halka açık bir meydan
- Otomobillerin ve otobüslerin kullandığı bir yol
Cevabı göster
Şehir binaları arasında halka açık bir meydan
And they can get a breath of fresh air from working all day. Kalıp ifadeler
3:39Ve bütün gün çalıştıktan sonra temiz hava alabilirler.
get a breath of fresh air: dışarıda kısa bir mola vermek
Burada get a breath of fresh air, dışarı çıkıp açık havayı solumak anlamına gelir. Get, bunu yapma fırsatı bulmayı anlatır; ifade tek bir nefesi saymaya odaklanmaz. Bu cümlede ayrıca kapalı ortamdan veya işten kısa süreliğine uzaklaşıp ferahlatıcı bir mola verme fikri vardır. A breath of fresh air mecazen ferahlatıcı bir kişiyi veya değişikliği de anlatabilir, ancak burada dışarı çıkmayla ilgili gerçek anlam kullanılmıştır.
Alıştırma
Bütün sabah kapalı bir yerde çalıştıktan sonra hangi cümle kısa bir açık hava molasını en doğal biçimde önerir?
- Let's stay inside and finish the work without a break.
- Let's go outside and get a breath of fresh air.
- Let's go outside and hold our breath.
Cevabı göster
Let's go outside and get a breath of fresh air.
They can walk their dogs and hang out with their family. Öbek fiiller
3:43Köpeklerini gezdirebilir ve aileleriyle vakit geçirebilirler.
hang out: birlikte rahatça vakit geçirmek
Bu cümlede hang out, boş zamanı birlikte ve rahat bir şekilde geçirmek demektir. Özel bir etkinliği değil, gündelik sosyalleşmeyi anlatan samimi bir ifadedir. Kiminle vakit geçirildiğini söylemek için hang out with + kişi veya grup kullanılır: hang out with their family. Burada hang, gerçek anlamı olan “asılı durmak” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi “birlikte rahatça vakit geçirmek” anlamına gelen samimi phrasal verb ile tamamlayın: On Saturdays, Leo likes to ____ with his cousins at the park.
Cevabı göster
hang out
the 9/11 Memorial: 11 Eylül Anıtı
The 9/11 Memorial, New York'taki bir anma alanının adıdır. 11 Eylül 2001 saldırılarında hayatını kaybeden insanları anmak için yapılmıştır. ABD bağlamında 9/11 genellikle bu tarihî olayı ifade eder; yalnızca takvimdeki bir tarih veya 911 acil durum numarası değildir. Burada memorial, hayatını kaybeden kişilerin hatırlanıp anıldığı bir yer demektir.
Alıştırma
Bu cümlede the 9/11 Memorial neyi ifade ediyor?
- 911 aranarak ulaşılan bir acil durum çağrı merkezi.
- Yalnızca 11 Eylül tarihinden dolayı bu adı alan bir meydan.
- 11 Eylül 2001 saldırılarında hayatını kaybedenleri anan, New York'taki bir anma alanı.
Cevabı göster
11 Eylül 2001 saldırılarında hayatını kaybedenleri anan, New York'taki bir anma alanı.
in memory of: anısına
“In memory of”, bir şeyin hayatını kaybeden insanları hatırlamak veya geçmişteki önemli bir olayın unutulmasını önlemek amacıyla oluşturulduğunu, düzenlendiğini ya da adandığını belirtir. Bu cümlede anıtın yapılma amacını açıklar: 11 Eylül kurbanlarını kalıcı biçimde hatırlatmak için inşa edilmiştir. İfade, kelimesi kelimesine “bir anının içinde” anlamına gelmez.
Alıştırma
İthaf cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: The garden was planted ____ the neighbors who lost their lives in the flood.
Cevabı göster
in memory of
a bicycle lane: bisiklet şeridi
“A bicycle lane”, bisiklete binen kişiler için ayrılmış ve işaretlenmiş bir yol bölümüdür. Buradaki “lane”, caddenin tamamını değil, belirlenmiş tek bir şeridi ifade eder. Günlük İngilizcede buna sıkça “bike lane” de denir. Bisiklet şeridi boyalı çizgiler veya sembollerle gösterilebilir ve otomobillerden mutlaka bir bariyerle ayrılmış olması gerekmez.
Alıştırma
Hangi açıklama “a bicycle lane” ifadesine karşılık gelir?
- Bir şehir caddesinin tamamındaki bütün şeritler ve kavşaklar.
- Bisiklete binen kişiler için ayrılmış ve yol üzerinde işaretlenmiş bir şerit.
- Yolun yanında bulunan ve yalnızca yürüyen kişiler için ayrılmış bir patika.
Cevabı göster
Bisiklete binen kişiler için ayrılmış ve yol üzerinde işaretlenmiş bir şerit.
Right next to: hemen yanında
Right next to, “hemen yanında” veya “çok yakınında” demektir. Burada kaldırımın yerini belirtmek için me referans alınır: kaldırım konuşanın hemen yanındadır. Buradaki right sağ yönünü göstermez. next to ifadesini güçlendirir. X is right next to Y kalıbını, X ile Y aralarında neredeyse hiç boşluk olmadan yan yana olduğunda kullanın.
Alıştırma
next to ifadesini right ile güçlendirerek cümleyi tamamlayın: The water bottle is ____ the lunch box.
Cevabı göster
right next to
On the other side: bilinen bir referansın diğer tarafında
On the other side, önceden bilinen bir tarafın veya konumun karşı tarafını gösterir. Burada bisiklet yolu örtük referanstır: kaldırım bir kenarın, cadde ise karşı kenarın yanındadır. Herkes referansı görebiliyor veya anlayabiliyorsa onu söylemek gerekmez. Referansı açıkça belirtmek için on the other side of + isim yapısını kullanın; örneğin on the other side of the fence.
Alıştırma
Kulübeyi nehrin ötesine yerleştirmek için other içeren dört sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The cabin is ____ of the river.
Cevabı göster
on the other side
the bicyclists can easily ride their bikes in this lane
4:30bisikletliler caddede sürmeye çalışmadan
without trying to ride their bike on the street
4:34ya da kaldırımda yürüyen insanların arasına girmeden
Let me know down below if you guys have a bike.
4:39Eğer bisikletiniz varsa aşağıya yorum yazarak bana bildirin.
and how important it is to speak different languages Dilbilgisi
4:47ve başkalarıyla doğru şekilde iletişim kurabilmek için
to communicate properly with others.
4:50farklı dilleri konuşmanın ne kadar önemli olduğunu anlıyorsunuz.
Bildirme cümlesi içinde how important it is to ...
Bu cümlede how important it is to speak different languages, realize ile ifade edilen farkına varma eyleminin içeriğinin bir parçasıdır. how + adjective + it is + to-infinitive kalıbı, sıfatın derecesini vurgular: Farklı diller konuşmak çok önemlidir. Bu yan cümle bir bildirme cümlesinin içine yerleştirildiği için soru dizilişi olan is it yerine bildirme dizilişi olan it is kullanılır. Buradaki how çok yüksek bir dereceyi belirtir; yanıt bekleyen bir soru sormaz.
Alıştırma
Önem derecesini vurgulayan iç içe geçmiş how kalıbıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: Now Mia understands ____ be patient.
Cevabı göster
how important it is to
And the best tool to learn a new language is from the sponsor of today's video,
4:53Ve yeni bir dil öğrenmek için en iyi araç, bugünkü videonun sponsoru olan
and have felt so comfortable talking with native Spanish speakers. Kalıp ifadeler
5:00ve ana dili İspanyolca olan kişilerle konuşurken kendimi çok rahat hissettim.
I've been studying: bugüne kadar devam eden bir etkinlik
I've been studying, I have been studying ifadesinin kısaltılmış hâlidir. have been + fiil-ing yapısını, yani present perfect continuous zamanını kullanır. Burada İspanyolca çalışmanın geçmişte başladığını ve bugüne kadar bir süre devam ettiğini gösterir. Vurgu yalnızca bitmiş bir geçmiş olayda değil, devam eden süreçte ve bu sürecin bugünle bağlantısındadır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi work fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: I ____ on this science project all week, and I am still working on it.
Cevabı göster
have been working
felt so comfortable talking: feel comfortable + -ing kalıbı
feel comfortable + -ing, bir etkinliği yaparken rahat, öz güvenli veya sıkıntısız hissetmek anlamına gelir. Bu cümlede talking, konuşan kişiye kolay ve doğal gelen etkinliktir. Kalıp feel + so + comfortable + -ing şeklindedir. So, comfortable sözcüğünün derecesini güçlendirir ve comfortable doğrudan -ing biçimiyle devam eder; talking önüne to getirilmez. With, konuşulan kişileri belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede feel comfortable + -ing doğru kullanılmıştır?
- I feel comfortable asking my teacher for help.
- I feel comfortably asking my teacher for help.
- I feel comfortable to ask my teacher for help.
Cevabı göster
I feel comfortable asking my teacher for help.
You will have access to over 32,000 expert tutors Kalıp ifadeler
5:09Bir dilde akıcılığa ulaşmanıza yardımcı olacak
have access to: bir kaynağa erişebilmek
Have access to, bir kaynağı kullanmak veya ona ulaşmak için fırsata, izne ya da pratik imkâna sahip olmak anlamına gelir. Buradaki kaynak, 32.000'den fazla uzman eğitmenden oluşan bir gruptur. Bu kalıpta access bir isim, to ise bir edattır. Ardından have access to expert tutors örneğindeki gibi bir isim veya isim öbeği gelir. Tamamlayıcı bir etkinliği belirtiyorsa to sonrasında fiilin yalın hâli yerine isim veya -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede isim kalıbı have access to doğru kullanılmıştır?
- All members have access to the digital archive.
- All members can access to the digital archive.
- All members have access the digital archive.
Cevabı göster
All members have access to the digital archive.
to help you achieve fluency in a language. Kalıp ifadeler
5:1232.000'den fazla uzman eğitmene erişiminiz olacak.
Achieve fluency in a language: bir dilde akıcılığa ulaşmak
Achieve fluency, bir dili rahat ve akıcı biçimde kullanabildiğiniz düzeye ulaşmak demektir. Achieve, fluency kavramını çabayla ulaşılan bir hedef olarak gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı achieve fluency in + dil şeklindedir. Fluency, bu beceri düzeyini adlandıran isimdir.
Alıştırma
Akıcı bir düzeye ulaşmayı anlatan achieve + sayılamayan isim yapısıyla tamamlayın: After years of practice, Maya hopes to ____ in Spanish.
Cevabı göster
achieve fluency
you can choose a native teacher from any part of the world.
5:16dünyanın herhangi bir yerinden ana dilini konuşan bir öğretmen seçebilirsiniz.
Take a one-on-one class with a teacher: bir öğretmenle bire bir ders almak
Take a class with a teacher, o kişinin verdiği derse katılmak demektir. Burada take öğrencinin rolünü anlatır, with ise öğretmeni tanıtır. One-on-one, bunun grup dersi değil, bir öğretmen ile bir öğrencinin yaptığı ders olduğunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı take a one-on-one class with + teacher, tutor veya coach şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi özel bir derse katılmayı anlatan ifadeyle tamamlayın; ders biçimini ve kişiyi bağlayan sözcüğü de ekleyin: Next week, I'll ____ an English coach to practice interviews.
Cevabı göster
take a one-on-one class with
If you want to learn English or a new language,
5:31İngilizce veya yeni bir dil öğrenmek isterseniz,
for a 50% discount on your first trial.
5:37ARIANNITA50 kodumu kullanın ve bu fırsatı değerlendirin.
Take advantage: açık bir fırsattan yararlanmak
Burada take advantage, “şu anda var olan fırsatı iyi değerlendirmek” anlamına gelir. Fırsat %50 indirimdir; and use my code... bölümü ise yapılacak eylemi belirtir. Hangi fırsattan söz edildiği zaten açıksa take advantage tek başına kullanılabilir. Ayrıca take advantage of + fırsat, teklif, kaynak veya başka bir yararlı şey yapısı da kullanılabilir.
Alıştırma
“Bu fırsatı iyi değerlendirmek” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tavsiyeyi tamamlayın: Free tutoring is available today, so ____ while you can.
Cevabı göster
take advantage
Thanks to Preply for sponsoring this part of my video.
5:39Videonun bu kısmına sponsor olduğu için Preply'ye teşekkürler.
let's get back to learning more downtown vocab. Öbek fiiller
5:43şehir merkezi (downtown) kelimelerini öğrenmeye geri dönelim.
Get back to + isim veya -ing biçimi
Get back to, “bir kesintiden sonra bir şeye geri dönmek veya onu sürdürmek” anlamına gelir. Bu cümlede konuşmacı araya giren bölümü bitirip şehir merkeziyle ilgili kelimeleri öğrenmeye devam eder; bir yere fiziksel olarak dönmekten söz etmez. Bu yapıda to bir edattır. Ardından isim veya -ing biçimi gelir: get back to the lesson; get back to learning.
Alıştırma
Cümleyi get back to ve review fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: After the short break, let's ____ the safety rules.
Cevabı göster
get back to reviewing
Konu geçişi işareti olarak “Moving on from”
“Moving on from”, dinleyicilere bir konunun bittiğini ve yeni bir konunun başlamak üzere olduğunu bildirir. Burada geride bırakılan şey “skyscrapers” konusudur; fiziksel bir hareketten söz edilmez. Eski konuyu belirtmek için “moving on from + isim veya -ing biçimi” yapısını kullanın. Ardından gelen sözler ya da cümle yeni konuyu verir ve dinleyicilerin fikirlerin sırasını takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bu dersteki ifadeyi kullanarak geçişi tamamlayın: ____ the budget, let's discuss the schedule.
Cevabı göster
Moving on from
this huge building right behind me is a shopping mall
5:49hemen arkamdaki bu devasa bina bir alışveriş merkezi (shopping mall)
this is one of my favorite shopping malls in New York City
6:00bu benim New York'taki en sevdiğim alışveriş merkezlerinden biri
what the shopping mall has to offer for their customers. Kalıp ifadeler
6:09alışveriş merkezinin müşterilerine neler sunduğunu öğrenelim.
“what the shopping mall has to offer”: mevcut değer, zorunluluk değil
“what the shopping mall has to offer” ifadesinde konuşmacı, alışveriş merkezinde bulunan mağazaları, hizmetleri veya diğer güzel şeyleri keşfetmek istiyor. Bu ifade, bir yere genel olarak bakar ve orada yararlı ya da çekici neler olduğunu sorar. Buradaki “has to offer”, “vermek veya sunmak için elinde bulunuyor” anlamındadır. “Sunmak zorundadır” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp “what + kişi/yer/şey + has/have to offer” biçimindedir.
Alıştırma
“Let's see what the hotel has to offer” cümlesinde “what the hotel has to offer” ne anlama gelir?
- Otelde bulunan yararlı veya çekici şeyler
- Otelin bir kural gereği sağlamak zorunda olduğu şeyler
- Otelin konukların getirmesini istediği şeyler
Cevabı göster
Otelde bulunan yararlı veya çekici şeyler
you can see why it's one of my favorite malls in the city
6:12bunun neden şehirdeki favori alışveriş merkezlerimden biri olduğunu görebilirsiniz
touristic, touristy ve popular with tourists
Burada touristic, şehrin çok sayıda turist çeken ve turistlere yönelik yerleri ya da etkinlikleri bulunan bir bölümünü anlatmak için kullanılmıştır. Touristic İngilizcede gerçekten var olan bir sıfattır, dolayısıyla cümle anlaşılır. Ancak günlük Amerikan İngilizcesinde bu bağlamda touristy veya popular with tourists daha doğal duyulur. Bu bir dil bilgisi hatası değil, doğal sözcük seçimi meselesidir.
Alıştırma
Bir sahil bölgesinde çok sayıda tur otobüsü ve hediyelik eşya dükkânı var ve konuşmacı burayı biraz ticarileşmiş buluyor. Günlük Amerikan İngilizcesinde en doğal cümle hangisidir?
- The waterfront district is very touristic.
- The waterfront district is very touristy.
- The waterfront district is very popular with tourists.
Cevabı göster
The waterfront district is very touristy.
below the shopping mall is the subway station.
6:24alışveriş merkezinin altında metro istasyonu bulunuyor.
let's move to another part of downtown New York.
6:27New York şehir merkezinin başka bir kısmına geçelim.
so I'm going to walk across the crosswalk
6:40bu yüzden yaya geçidinden yürüyerek karşıya geçeceğim
trafik ismi olarak pedestrian
Bu cümlede a pedestrian, araç kullanmak veya bir araca binmek yerine yürüyerek ilerleyen kişidir. Konuşmacı sözcüğü a sonrasında sayılabilen bir isim olarak kullanır: I'm a pedestrian. Pedestrian; trafik kurallarında, tabelalarda, güvenlik talimatlarında ve haberlerde kullanılan standart ve resmî trafik terimidir. Kişinin trafikteki rolünü belirtir; bisiklet süren birine normalde pedestrian değil, cyclist denir.
Alıştırma
Güvenlik uyarısını yürüyerek hareket eden tek bir kişi için kullanılan resmî trafik ismiyle tamamlayın: Every ____ must wait for the WALK signal.
Cevabı göster
pedestrian
take the subway: metroyla yolculuk etmek
Bu cümlede take, “alıp götürmek” veya “taşımak” değil, “bir ulaşım aracıyla gitmek” anlamındadır. take + ulaşım aracı kalıbı, birinin nasıl yolculuk edeceğini belirtir. the subway, şehirdeki yerel metro sistemini ifade eder. Amerikan İngilizcesinde take the subway, bu ulaşım yöntemini seçmenin doğal bir yoludur.
Alıştırma
Grubun şehrin metro sistemiyle yolculuk edeceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- We'll take subway.
- We'll drive the subway.
- We'll carry the subway.
- We'll take the subway.
Cevabı göster
We'll take the subway.
MetroCard vending machine: New York metro kartı makinesi
MetroCard, New York şehrinin toplu taşıma sistemindeki bir ulaşım kartının adıdır. Vending machine, bir şeyi otomatik olarak satan makinedir. Bu nedenle MetroCard vending machine, yolcuların MetroCard satın alabildiği ve makineye bağlı olarak karta para da yükleyebildiği bir makinedir. MetroCard, bunun ne tür bir vending machine olduğunu belirtir. New York'a özgü bir addır; her yerdeki metro kartlarının genel adı değildir. Ulaşım ödeme sistemleri ve fiyatları zaman içinde değişebilir.
Alıştırma
Bu cümlede MetroCard vending machine ne anlama gelir?
- New York MetroCard almak veya karta para yüklemek için kullanılan otomatik bir makine
- Dünyadaki tüm metro kartlarının genel adı
- Bir metro trenini sürmek için kullanılan makine
- Metro istasyonunda atıştırmalık satan herhangi bir makine
Cevabı göster
New York MetroCard almak veya karta para yüklemek için kullanılan otomatik bir makine
You can enter the subway by paying with Apple Pay,
7:04Apple Pay ile ödeme yaparak da metroya girebilirsiniz,
Metro turnikesinde swipe through
Burada swipe through, MetroCard'ın manyetik şeridini turnikede okutmak ve ardından kapıdan geçmek anlamına gelir. Swipe, kartı okuyucudan geçirme hareketini anlatır; through ise bu hareketin kişinin girişin ötesine ilerlemesini sağladığını gösterir. Kart ve turnike söylenmez, çünkü durum bunları açıkça belli eder. Yeni bir bağlamda ikisini de belirtin: swipe your MetroCard at the turnstile and go through.
Alıştırma
Örnekteki “I'm just going to swipe through” ne anlama gelir?
- MetroCard'ı turnikede kullanıp kapıdan geçmek
- Platformda dururken telefon ekranını kaydırmak
- İstasyona girdikten sonra yeni bir MetroCard almak
Cevabı göster
MetroCard'ı turnikede kullanıp kapıdan geçmek
The subway platform: tren bekleme alanı
The subway platform, yolcuların tren beklediği, trene bindiği ve trenden indiği rayların yanındaki alandır. Örnekte bu ifade, konuşan kişinin istasyona çoktan girdiğini ve trenin geleceği yerde beklediğini gösterir. İngilizcede birinin bu bekleme alanında olduğunu belirtmek için genellikle on the platform kullanılır.
Alıştırma
Rayların yanındaki bekleme alanını ifade eden tam söz öbeğiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: We are waiting on ____ for the next train.
Cevabı göster
the subway platform
wait for + isim + to + fiil: waiting for my train to arrive
wait for + isim + to + fiil kalıbı, o ismin belirttiği kişi ya da şey eylemi yapana kadar beklemek demektir. waiting for my train to arrive ifadesinde gelmesi beklenen şey my train’dir. Hem neyi beklediğinizi hem de onun ne yapmasını beklediğinizi söylemek istediğinizde bu kalıbı kullanın. İsimden önce for edatı mutlaka bulunmalıdır.
Alıştırma
Eksik iki sözcükle cümleyi tamamlayın: We are waiting ____ the bus ____ arrive before we leave.
Cevabı göster
for · to
make it to + yer: made it to my stop
make it to + yer, o yere ulaşmayı başarmak demektir. I just made it to my stop cümlesinde made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve it ifadenin sabit bir parçasıdır; bir şey üretmek anlamına gelmez. Bu ifade çoğu zaman yolculuğun zaman ya da çaba gerektirdiğini veya varışın biraz belirsiz olduğunu düşündürür. Büyük bir zorluk yaşandığını belirtmeden, vardığınızı gündelik bir şekilde söylemek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın olası bir zorluğa rağmen bir yere ulaşmayı başardığını en açık biçimde söyler?
- We heard about the station before the doors closed.
- We made it to the station before the doors closed.
- We left the station before the doors closed.
- We waited at the station until the doors closed.
Cevabı göster
We made it to the station before the doors closed.
move around: bir alan içinde dolaşmak
Bu cümlede move around, New York şehri içinde bir yerden başka bir yere gitmek anlamına gelir. İfade, tek bir hedefe ulaşmaktan çok aynı bölgenin farklı kısımları arasında hareket etmeye odaklanır. Alan, move around New York City örneğindeki gibi around sözcüğünden sonra belirtilebilir veya bağlam açıksa söylenmeyebilir. Buradaki move yolculuk etmeyi anlatır; aynı yerde bedeni hareket ettirmek veya ev taşımak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede move around, aynı şehir içindeki farklı yerler arasında dolaşmak anlamında kullanılmıştır?
- The subway helps us move around the city quickly.
- We moved to the city last year.
- Please move the chair around.
Cevabı göster
The subway helps us move around the city quickly.
Can you guys guess where the subway took me?
7:47Metronun beni nereye getirdiğini tahmin edebilir misiniz?
Times Square: New York şehrindeki bir yer adı
Times Square, New York şehrinin Manhattan bölgesindeki hareketli bir ticaret ve eğlence alanının özel adıdır. Büyük, ışıklı reklam panoları ve ekranlarıyla tanınır. Square, tam yer adının bir parçasıdır; ifade yalnızca kare biçimindeki herhangi bir kamusal alan anlamına gelmez. Tam adı tanımak, seyahat, haber ve popüler kültür içeriklerinde bu yeri belirlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Örnekte Times Square neyi ifade ediyor?
- Manhattan'daki tanınmış bir ticaret ve eğlence bölgesi
- New York şehrini baştan başa geçen bir metro treni
- Kare biçimindeki herhangi bir kamusal alan
Cevabı göster
Manhattan'daki tanınmış bir ticaret ve eğlence bölgesi
Almost every downtown has a coffee shop.
8:00Hemen hemen her şehir merkezinde bir kahve dükkanı (coffee shop) bulunur.
güçlü bir öneri olarak cannot miss
Bu cümlede cannot miss, “ziyaret etmeye kesinlikle değer” veya “atlanmamalı” anlamına gelir. Konuşan kişi kahve sevenlere bir kahve dükkânını güçlü biçimde öneriyor; oradan fiziksel olarak kaçınmanın imkânsız olduğunu söylemiyor. Bir deneyimi, yeri veya etkinliği öne çıkan bir şey olarak sunmak için something you cannot miss kalıbını kullanabilirsiniz. Bu ifade coşkuludur, ancak emirden çok tavsiye gibi duyulur.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “This little bakery is something you cannot miss when you visit.” diyor. Ne demek istiyor?
- Fırını görmek imkânsız.
- Fırın ziyaretçilere kapalı.
- Fırın özellikle tavsiye ediliyor.
Cevabı göster
Fırın özellikle tavsiye ediliyor.
if you want to learn how to order a coffee at a coffee shop, Dilbilgisi
8:12bir kahve dükkanında nasıl kahve sipariş edileceğini öğrenmek isterseniz,
I just recorded a brand new video ordering coffee
8:16kahve sipariş ettiğim yepyeni bir video kaydettim
and teaching you guys English on how to order coffee at the coffee shop.
8:19ve bu videoda kahve dükkanında nasıl kahve sipariş edileceğini İngilizce öğretiyorum.
how to order: how to + fiilin yalın hâli
How to order, “sipariş verme yöntemi” anlamına gelen dolaylı bir how yapısıdır. learn how to order içinde learn fiilinin nesnesi olarak kullanılır; doğrudan bir soru değildir. Bu kalıbı how to + fiilin yalın hâli ile kurun: how to cook, how to pay, how to start. Normal ifade sırasını koruyun; do/does eklemeyin ve soru cümlesi sırasına geçmeyin.
Alıştırma
how to ve buy fiilinin yalın hâlini kullanarak cümleyi tamamlayın: This guide explains ____ a train ticket online.
Cevabı göster
how to buy
This park is in the middle of downtown New York City.
8:28Bu park New York şehir merkezinin tam ortasında yer alıyor.
you can see the skyline of the beautiful skyscrapers. Kelime
8:32güzel gökdelenlerin silüetini görebilirsiniz.
skyline: bir şehrin gökyüzü önündeki dış çizgisi
Burada skyline, bir şehrin binalarının gökyüzü önünde oluşturduğu genel dış çizgi anlamına gelir. Tek bir gökdeleni ya da gökyüzündeki gerçek bir çizgiyi değil, binaların birlikte oluşturduğu görünür şekli anlatır. Bir şehrin biçimi veya tanınabilir profili ön plandaysa skyline kullanılır. Özellikle manzara, fotoğraf ve gezi anlatımlarında yaygındır.
Alıştırma
Durumu okuyun ve en iyi yanıtı seçin: From the rooftop, we admired the whole outline of the city's buildings against the evening sky. What did we admire?
- the skyline
- one skyscraper
- the horizon
Cevabı göster
the skyline
these hot dogs would normally cost on the street around $2.50.
8:43bu sosisliler sokakta genellikle yaklaşık 2,50 dolara satılırdı.
I'm gonna + fiilin yalın hâliyle samimi bir plan
I'm gonna, gelecekteki bir planı veya beklenen bir eylemi anlatırken kullanılan I am going to ifadesinin günlük konuşmadaki biçimidir. Bu cümlede ardından finish fiilinin yalın hâli gelir ve konuşanın sırada ne yapmayı planladığını gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + be + gonna + fiilin yalın hâli şeklindedir: I'm gonna eat, she's gonna call.
Alıştırma
I am going to ifadesinin günlük biçimiyle planı tamamlayın: After this game, ____ clean my room.
Cevabı göster
I'm gonna
and give me a Super Thanks if you enjoy my videos.
9:01ve bana Süper Teşekkür (Super Thanks) göndermeyi unutmayın.