Lucky'nin Babasının Kuralları | Paketi Geçir - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
144 kelime 152 kel/dk

Video özeti: Sahne, çocuklar ve ebeveynlerin Lucky’nin babasının kurallarıyla Pass the Parcel oynamasını izler; Bingo kaybeder, Lila’nın kazandığını görür ve sonucu nazikçe kabullenmeyi öğrenir. Başlıca İngilizce noktaları: 1. Pass the Parcel. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bunun çocuk partilerinde oynanan bir oyun adı olduğunu fark edebilirsin; böylece paketin elden ele geçmesi, kurallar, kazanmak ve kaybetmek hakkındaki konuşmalar tek bir durum olarak anlaşılır. 2. Maybe next time. — Konuşma edimi ve tutum: Bu kısa ifadeyi, kazanamayan birini teselli etmek ve başka bir şans olacağını yumuşakça ima etmek için anlayıp kullanabilirsin; soğuk ya da umursamaz duyulmaz. 3. you're getting quite good at losing. — Kalıp ifadeler ve eşdizimler: get good at + -ing yapısının bir konuda giderek daha iyi olmayı anlattığını görebilirsin; burada Bingo’nun hayal kırıklığıyla baş etmeyi öğrenmesi şefkatle övülüyor.

Bu derste

Time for Pass the Parcel. Notlar

0:01

Paketi Geçirme zamanı.

Kalıp ifadeler

Time for + etkinlik: sırada neyin başlayacağını duyurmak

Time for + isim veya etkinlik adı, “artık onun zamanı geldi” anlamına gelir. Burada Pass the Parcel oyununun başlamak üzere olduğunu duyurur; for bir amacı değil, sıradaki etkinliği tanıtır. Bu kısa yapı, tam biçim olan It's time for + noun içindeki It's bölümünü atar. Konuşmada bir rutinin veya etkinliğin sonraki bölümüne geçmek için kısa bir işaret olarak kullanılır.

Alıştırma

Sıradaki etkinliğin başlaması gerektiğini belirten iki kelimelik başlangıcı tamamlayın: Everyone has finished breakfast. ____ the morning game.

Cevabı göster

Time for

Kültür

Pass the Parcel: bir çocuk partisi oyununun adı

Pass the Parcel, çocuk partilerinde oynanan bir oyunun adıdır. Oyuncular, çoğu zaman müzik çalarken kat kat sarılmış bir paketi elden ele geçirir; müzik durduğunda paketi tutan kişi kurallara uyar ve genellikle ambalajın bir katını açar. Bu cümlede baş harfleri büyük yazılan ifadenin tamamı etkinliğin adıdır. Parcel oyun adının bir parçasıdır; dolayısıyla cümle, sıradan bir kargo paketini birine vermeye yönelik basit bir talimat değildir.

Alıştırma

“Time for Pass the Parcel” cümlesinde Pass the Parcel neyi ifade eder?

  1. Bir paketi teslim etme talimatı
  2. Bir posta hizmetinin adı
  3. Bir çocuk partisi oyununun adı
Cevabı göster

Bir çocuk partisi oyununun adı

Hooray!

0:03

Yaşasın!

Okay, kids and parents.

0:04

Tamam çocuklar ve ebeveynler.

Jasper has asked that we play Pass the Parcel Dilbilgisi

0:06

Jasper Paketi Geçirme oyununu

Dilbilgisi

has asked that we play: ask that + özne + fiilin yalın hâli

Has asked that we play, Jasper'ın oynamamız için bir istekte bulunduğu anlamına gelir. That ile başlayan yan cümle, isteğin içeriğini verir. İngilizcedeki ask that + özne + fiil yapısında fiil yalın hâlde kalabilir: that we play, that she play veya that everyone play. Bu, istek bildiren mandative subjunctive yapısıdır; dolayısıyla play fiilinde zaman ya da özne uyumu eki eksik değildir.

Alıştırma

Parantezdeki fiili kullanarak resmî isteği tamamlayın: The coach has asked that every player ____ on time. (arrive)

Cevabı göster

arrive

by Lucky's Dad's rules. Kalıp ifadeler

0:09

Lucky'nin Babasının kurallarına göre oynamamızı istedi.

Kalıp ifadeler

by Lucky's Dad's rules: göre anlamındaki by

By Lucky's Dad's rules, Lucky'nin babasıyla ilişkilendirilen kurallar bütününe göre anlamına gelir. Buradaki by, oyunun nasıl oynanacağını belirleyen ölçütü gösterir. By, rules, instructions veya code gibi sözcüklerle kullanıldığında bunlara uygun olarak anlamına gelebilir. Play by the rules ve live by a code aynı düşünceyi taşır. Burada yanında anlamına gelmez.

Alıştırma

We are playing by Maya's rules cümlesinde by Maya's rules ne anlama gelir?

  1. Maya'nın seçtiği veya kullandığı kurallara göre
  2. Maya'nın oluşturduğu bir oyunda
  3. Maya'ya ait yazılı kuralların yanında
Cevabı göster

Maya'nın seçtiği veya kullandığı kurallara göre

They're not my rules. Ton ve niyet

0:13

Bunlar benim kurallarım değil.

Ton ve niyet

They're not my rules. ile kuralları başka birinin koyduğunu belirtmek

They're not my rules. kuralları konuşanın koymadığını belirtir. Bu konuşmada ayrıca konuşanın bu kurallar yüzünden suçlanmasını önlemeye yarar. Başka birinin koyduğu bir kuralı yalnızca açıkladığınızı veya uyguladığınızı netleştirmek için bu anlamı kullanabilirsiniz. Cümle, ortada hiç kural olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Biri bir kuraldan şikâyet ediyor ve konuşan şöyle diyor: They're not my rules. Konuşan büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Konuşan, kuralları kendisinin koymadığını açıklıyor.
  2. Konuşan, kuralların ne olduğunu unuttuğunu söylüyor.
  3. Konuşan, herkesi yeni kurallar oluşturmaya çağırıyor.
Cevabı göster

Konuşan, kuralları kendisinin koymadığını açıklıyor.

Oh, what?

0:14

Oh, ne?

So, let's just do our best, okay? Ton ve niyet

0:15

Yani, sadece elimizden gelenin en iyisini yapalım, tamam mı?

Ton ve niyet

let's just do our best, okay? ile nazikçe cesaretlendirmek

Let's, konuşanı ve dinleyenleri aynı önerinin içine katar. do our best, içinde bulunulan durumda makul ölçüde yapılabilecek en iyi çabayı göstermek demektir. Burada just öneriyi yumuşatır ve baskıyı azaltır; küçük bir çabanın yeterli olduğu anlamına gelmez. Sondaki okay? grubun onayını ister, bu nedenle cümle bir emirden daha iş birliğine açık duyulur.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Let's just do our best, okay? just sözcüğünün temel işlevi nedir?

  1. Cümleyi katı bir emre dönüştürür.
  2. Öneriyi yumuşatır ve baskıyı azaltır.
  3. Küçük bir çabanın yeterli olduğunu söyler.
Cevabı göster

Öneriyi yumuşatır ve baskıyı azaltır.

Okay.

0:17

Tamam.

Here we go. Kalıp ifadeler

0:19

Başlıyoruz.

Kalıp ifadeler

Here we go: başlama işareti

Here we go. bir etkinliğin veya sonraki adımın şimdi başladığını bildiren sözlü bir işarettir. Bu sahnede oyunun başlangıcını belirtir; grubun “burada” adlı bir yere gittiği anlamına gelmez. Bu ifadeyi oyun, gösteri veya bir deneme öncesinde hazırlıktan harekete geçişi belirtmek için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bir grup hazır ve oyunun başladığını belirtmek istiyorsunuz. Ne söylersiniz?

  1. Here we go.
  2. Here it is.
  3. Here you go.
Cevabı göster

Here we go.

Oh, it's me.

0:25

Oh, benim.

Oh, sorry, Bingo.

0:27

Oh, üzgünüm Bingo.

Keep passing. Dilbilgisi

0:31

Geçirmeye devam et.

Dilbilgisi

Keep passing: eylemin sürmesi için keep + -ing

Keep + fiilin -ing biçimi, bir eylemi sürdürmek anlamına gelir. Keep passing. ifadesinde keep sözcüğünden sonra pass fiilinin -ing biçimi olan passing gelir; dolayısıyla bu komut, nesneyi durmadan aktarmaya devam etmeyi söyler. Bu bir emir cümlesidir, bu nedenle you öznesi kullanılmaz. Pass it komutuyla karşılaştırıldığında Keep passing, eylemin zaten başladığını ve devam etmesi gerektiğini vurgular.

Alıştırma

Komutu pass fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Keep ____ the ball until the whistle blows.

Cevabı göster

passing

Ah, it's me.

0:37

Ah, benim.

Oh, sorry, Lila.

0:39

Oh, üzgünüm Lila.

Oh,

0:44

Oh,

Oh, it's an aero-copter-bopter.

0:45

Oh, bu bir aero-copter-bopter.

Woah!

0:47

Vay canına!

I was so close. Kalıp ifadeler

0:48

Çok yaklaşmıştım.

Kalıp ifadeler

So close: başarmaya çok yaklaşmak

Burada so close, konuşan kişi başaramamış olsa da “başarmaya çok yakın” anlamındadır. Close fiziksel mesafeyi veya yakın bir ilişkiyi değil, istenen sonuca ne kadar yaklaşıldığını anlatır. Hedef bağlamdan zaten belliyse I was so close tek başına kullanılabilir. Hedefi belirtmek için so close to + isim ya da -ing biçimi kullanılır; örneğin so close to victory veya so close to winning.

Alıştırma

Bir oyuncu oyunu neredeyse kazandıktan sonra I was so close. diyor. Bu cümle ne anlama gelir?

  1. Başarmaya çok yaklaşmıştım.
  2. İyi bir arkadaşım vardı.
  3. Yakında duruyordum.
Cevabı göster

Başarmaya çok yaklaşmıştım.

Oh, Bingo.

0:50

Oh, Bingo.

Maybe next time. Ton ve niyet

0:52

Belki bir dahaki sefere.

Ton ve niyet

Maybe next time: söz vermeden nazikçe cesaretlendirme

Maybe next time. küçük bir başarısızlık yaşayan veya bir fırsatı kaçıran kişiye verilen nazik bir karşılıktır. Bu denemenin başarılı olmadığını kabul ederken başka bir fırsat olabileceğini belirtir. Maybe belirsizlik ifade eder. Bu nedenle söz, bir dahaki seferin kesin olacağını veya başarının garanti edildiğini vaat etmek yerine kişiyi teselli eder ya da cesaretlendirir.

Alıştırma

Yargı: Maybe next time. demek, diğer kişinin bir sonraki denemesinde başarılı olacağını garanti eder.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Ready for Pass the Parcel? Kalıp ifadeler

0:55

Paketi Geçirme oyunu için hazır mısınız?

Kalıp ifadeler

Ready for Pass the Parcel?: Ready for + etkinlik

Ready for + bir ad veya etkinlik, birinin sırada olacak şeye hazır olup olmadığını sorar. Burada Pass the Parcel başlamak üzere olan oyundur ve for herkesin hazırlanması gereken şeyi tanıtır. Konuşmada Are you atılabilir. Bu nedenle Ready for Pass the Parcel?, Are you ready for Pass the Parcel? sorusunun kısa ve canlı bir biçimidir.

Alıştırma

Soruyu bir ad veya etkinlikten önce kullanılan ifadeyle tamamlayın: Are you ____ the science quiz?

Cevabı göster

ready for

Yeah!

0:57

Evet!

We're doing Lucky's Dad's rules. Kelime

0:58

Lucky'nin Babasının kurallarını uyguluyoruz.

Kelime

doing Lucky's Dad's rules: do bu kural takımını kullanmak demektir

doing Lucky's Dad's rules ifadesinde do, konuşma dilinde esnek kullanılan bir fiildir. Grubun kuralları oluşturduğu değil, Lucky'nin babasına ait kural sürümünü seçip ona göre oynadığı anlamına gelir. Bu kullanım ortak bağlama dayanır: herkes hangi etkinlikten söz edildiğini zaten bilir. Nesne bir seçenek, sürüm veya biçim olduğunda do, do the short version örneğindeki gibi o seçeneği kullanmak veya uygulamak anlamına gelebilir.

Alıştırma

“We're doing Maya's rules for this round,” cümlesinde doing en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Maya için yeni kurallar oluşturmak.
  2. Maya'nın kurallarını yazıya geçirmek.
  3. Maya'nın kural sürümünü kullanmak.
Cevabı göster

Maya'nın kural sürümünü kullanmak.

Hooray!

1:00

Yaşasın!

Did they say hooray? Ton ve niyet

1:01

Yaşasın mı dediler?

Ton ve niyet

Şaşkınlıkla doğrulama için Did they say hooray?

Burada Did they say hooray? yalnızca ne söylendiğini sormaz. Konuşan kişi beklenmedik bir tezahürat duymuştur ve gerçekten hooray denip denmediğini “Doğru mu duydum?” tepkisiyle kontrol eder. Geçmiş zamanlı Did + özne + say + söylenen sözler? soru kalıbı, az önce duyulan bir şeyi doğrulamak için kullanılabilir. Sorunun tarafsız mı yoksa şaşkınlık içeren bir soru mu olduğunu bağlam ve tonlama gösterir.

Alıştırma

Beklenmedik bir tezahürat duyan kişi “Did they say hooray?” diye soruyor. Bu kişi ne yapıyor?

  1. hooray sözcüğünün nasıl yazıldığını sormak
  2. Az önce duyduğu beklenmedik bir şeyi doğrulamak
  3. Herkese tezahürat etmelerini emretmek
Cevabı göster

Az önce duyduğu beklenmedik bir şeyi doğrulamak

Please let me win this time. Dilbilgisi

1:05

Lütfen bu sefer kazanmama izin verin.

Dilbilgisi

let me win: let + nesne + fiilin yalın hâli

let me win ifadesinde let, “izin vermek” veya “birine fırsat vermek” anlamına gelir. Me nesnedir, win ise fiilin yalın hâlidir. Kalıp let + kişi/nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. let sözcüğünden sonra to eklemeyin: let me to win değil, let me win deyin.

Alıştırma

Rica cümlesini let, me ve try ile tamamlayın: Please ____ first.

Cevabı göster

let me try

It's me!

1:24

Benim!

Ah, Bingo, look!

1:25

Ah, Bingo, bak!

A bubble shooter.

1:27

Bir baloncuk tabancası.

Woah!

1:28

Vay canına!

I love Lucky's Dad's rules.

1:32

Lucky'nin Babasının kurallarını seviyorum.

Yeah!

1:35

Evet!

What have you started? Ton ve niyet

1:36

Neyi başlattın sen?

Ton ve niyet

What have you started?: ortaya çıkan sonuçlara tepki

Bu cümlede What have you started?, karşıdaki kişinin hangi etkinliğe başladığını tarafsızca soran bir soru değildir. Onun eyleminin harekete geçirdiği duruma tepki verir ve “Nasıl sonuçlara yol açtın?” anlamına gelir. Tonunda şaşkınlıkla birlikte hafif bir sitem olabilir. Present perfect yapısındaki have started, önceki eylemi şu anda görülen sonuca bağlar. Bir seçim hâlâ devam eden bir zincirleme tepki başlattığında bu kalıp kullanılabilir.

Alıştırma

Bir çocuk bir kişiye tezahürat öğretir ve kısa süre sonra bütün oyun alanı bunu tekrarlar. Burada What have you started? büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi beklenmedik bir zincirleme tepkiye karşılık veriyor.
  2. Konuşan kişi yeni bir etkinliğin adını soruyor.
  3. Konuşan kişi tezahüratın ne zaman başlayacağını soruyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi beklenmedik bir zincirleme tepkiye karşılık veriyor.

I'm sorry you didn't win Pass the Parcel, Bingo. Ton ve niyet

1:38

Paketi Geçirme oyununu kazanamadığın için üzgünüm Bingo.

Ton ve niyet

I'm sorry you didn't win: mutlaka özür değil, anlayış ifadesi

I'm sorry you didn't win cümlesinde I'm sorry, Bingo'nun yaşadığı hayal kırıklığına duyulan üzüntüyü ve anlayışı gösterir. Konuşan kişi mutlaka sorumluluğu kabul etmiyordur; anlamı “Bunun senin başına gelmesine üzüldüm” şeklindedir. I'm sorry + yan cümle kalıbı, başka birinin kötü haberine karşılık vermek için kullanılabilir. Bunun anlayış mı yoksa özür mü olduğu, ardından gelen ifadeye ve konuşan kişinin soruna sebep olup olmadığına bağlıdır.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: I'm sorry you didn't win cümlesinde konuşan kişi, yenilgiye kendisinin neden olduğunu mutlaka kabul etmektedir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

It's okay.

1:40

Sorun değil.

I don't mind. Ton ve niyet

1:41

Umursamıyorum.

Ton ve niyet

I don't mind: bir şeyin uygun olduğunu nazikçe söylemek

I don't mind, bir durumun veya sonucun konuşanı rahatsız etmediğini anlatır. Burada, kazanamamış olmanın sorun olmadığını sakin bir şekilde ifade eder. Bu ifade ilgisizlikten çok kabullenme bildirir. Bir seçeneğin, küçük bir zahmetin ya da sonucun sizin için uygun olduğunu göstermek için kullanılır.

Alıştırma

Beklemenin sorun olmadığını belirten ifadeyle nazik yanıtı tamamlayın: 'Take your time. I ____ waiting.'

Cevabı göster

don't mind

Really?

1:42

Gerçekten mi?

Yeah.

1:43

Evet.

When Lila is happy, I'm happy. Dilbilgisi

1:44

Lila mutlu olduğunda, ben de mutlu oluyorum.

Dilbilgisi

Genel veya tekrarlanan bir ilişki için When ... , ...

When Lila is happy, I'm happy cümlesinde when, ana cümledeki sonuca düzenli olarak yol açan bir durumu tanıtır. Anlamı whenever ifadesine yakındır ve yalnızca belirli bir anı anlatmaz. Her iki cümlecikte de geniş zaman kullanıldığında When + geniş zaman, geniş zaman yapısı bir alışkanlığı, genel örüntüyü veya istikrarlı ilişkiyi anlatabilir. Burada bir kişinin mutluluğu diğer kişinin mutluluğuyla bağlantılıdır.

Alıştırma

'When the dog hears the doorbell, it runs to the door,' cümlesinde when neyi gösterir?

  1. İmkânsız bir koşul
  2. Uzak geçmişteki tek ve kesin bir an
  3. Tekrarlanan veya genel bir örüntü
Cevabı göster

Tekrarlanan veya genel bir örüntü

Oh, Bingo.

1:46

Oh, Bingo.

Maybe next time.

1:47

Belki bir dahaki sefere.

You know what, Bingo? Ton ve niyet

1:49

Biliyor musun Bingo?

Ton ve niyet

Konuşma dilinde giriş olarak You know what,

Buradaki You know what, Bingo’nun ne bildiğini gerçekten soran bir soru değildir. Dinleyenin dikkatini çeken ve konuşanın birazdan bir görüş ya da yeni bir düşünce sunacağını belirten sözlü bir söylem işaretidir. Önemli bilgi bundan sonra gelir. Bu giriş ifadesini duyduğunda ardından gelen yoruma, düşünceye veya yön değişikliğine dikkat et.

Alıştırma

“You know what, you handled that really well,” cümlesinde You know what esas olarak ne yapar?

  1. Konuşmanın bittiğini belirtir.
  2. Dinleyenin bir gerçeği bilip bilmediğini kontrol eder.
  3. Konuşanın sıradaki değerlendirmesini sunar.
Cevabı göster

Konuşanın sıradaki değerlendirmesini sunar.

I think you're getting quite good at losing. Kalıp ifadeler

1:51

Sanırım kaybetme konusunda oldukça iyileşiyorsun.

Kalıp ifadeler

you're getting quite good at losing: get good at + -ing kalıbı

you're getting quite good at losing ifadesindeki getting, zaman içinde gerçekleşen bir değişimi gösterir: kişi giderek daha becerikli hâle gelmektedir. Kalıp get good at + isim veya -ing biçimidir; bu nedenle lose, at sonrasında losing olur. Quite, “oldukça” anlamına gelir ve good ifadesinin derecesini artırır. Bu sahnede good at losing, birini sık sık kaybettiği için övmez. Kaybı sakin biçimde kabullenme ve sonrasında iyi davranma becerisinin gelişmesini över.

Alıştırma

get good at + -ing kalıbını kullanmak için solve fiilini doğru biçime getirerek cümleyi tamamla: Ravi is getting quite good ____ puzzles.

Cevabı göster

at solving