Babamın Kafesi | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
267 kelime 183 kel/dk

Video özeti: Bluey, Winnie ve babasının kahvaltıya katılmasını ister; biraz çekingen bir bekleyiş ve geç bir gelişten sonra aileler birlikte kahvaltı etmeye karar verir. Başlıca İngilizce noktaları: 1. I wish Winnie was here. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: İngilizcede I wish sonrasında geçmiş zaman biçiminin, şu anda gerçek olmayan bir durumu anlatmak için kullanıldığını anlayarak birinin ya da bir şeyin şimdi burada olmasını istediğini ifade edebilirsin. 2. No worries. — Konuşma pragmatiği ve tutum: Özür ya da teşekkür karşısında kullanılan, Avustralya İngilizcesine özgü samimi bir yanıtı tanırsın; anlamı sorunun küçük olduğu ve karşı tarafın kendini kötü hissetmesine gerek olmadığıdır. 3. would you like to come to our house for breakfast? — Konuşma pragmatiği ve tutum: Do you want to ifadesinden daha nazik ve daha yumuşak gelen bir davet kalıbını öğrenirsin; özellikle birini evine ya da bir etkinliğe çağırırken işe yarar.

Bu derste

Do you like my dad?

0:00

Babamı seviyor musun?

Croissant please Ton ve niyet

0:01

Bir kruvasan lütfen,

Ton ve niyet

Croissant please: kısa bir hizmet isteği olarak ürün + please

Croissant please kısaltılmış bir istektir: konuşan kişi istediği ürünün adını söyler ve please ekler. Kafe gibi bağlamın açık olduğu bir yerde, özne ve fiil kullanılmasa bile A croissant, please veya Can I have a croissant, please anlamında anlaşılır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp ürün + please şeklindedir. Buradaki please, kısa ifadeyi ürün hakkında bir bildirim değil, nazik bir istek hâline getirir.

Alıştırma

Kafedeki isteği ürün + please kalıbıyla tamamlayın: A muffin, ____.

Cevabı göster

please

and yeah, I do like your dad. Dilbilgisi

0:02

ve evet, babanı gerçekten seviyorum.

Dilbilgisi

I do like: olumlu cümlede vurgulu do

I do like ifadesindeki do, olumlu cümledeki like fiilini vurgular. Anlamı “gerçekten seviyorum” veya “kesinlikle seviyorum” şeklindedir; do burada soru oluşturmaz. Bir şeyi güçlü biçimde doğrulamak, bir şüpheyi düzeltmek veya birinin beklediğinin tersini belirtmek istediğinizde özne + do/does/did + fiilin yalın hâli yapısını kullanın. Buradaki I do like, önceki soruya açık bir olumlu cevap verir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız planı sevmediğinizi düşünüyor. Cevabı vurgulu do kullanarak tamamlayın: I ____ like the plan.

Cevabı göster

do

Good, because he likes you

0:04

Güzel, çünkü o da seni seviyor,

and we're all out of croissants. Kalıp ifadeler

0:07

ve bizim hiç kruvasanımız kalmadı.

Kalıp ifadeler

all out of croissants: hiç kalmaması

Be all out of + isim, o şeyden hiç kalmadığı anlamına gelir. Burada we're all out of croissants, hiç kruvasan kalmadığını belirtir. Bu kalıpta out of, fiziksel olarak bir şeyin dışında olmak anlamına gelmez. All, eldeki miktarın tamamen tükendiğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki «hiç kalmadı» anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The café cannot serve any more soup because it is ____ soup.

Cevabı göster

all out of

Bingo.

0:09

Bingo.

You sure you don't want to play cafe? Notlar

0:10

Kafecilik oynamak istemediğine emin misin?

Ton ve niyet

You sure ...?: are'ın gündelik dilde düşürülmesi

You sure ...?, Are you sure ...? sorusunun gündelik konuşmada kullanılan kısaltılmış biçimidir. Yardımcı fiil are düşürülür, ancak cümle yine de dinleyicinin emin olup olmadığını sorar. You sure you don't want to play cafe? cümlesinde konuşan kişi, karşısındakinin kararını yeniden kontrol eder. Burada sure, güvenilir değil, emin anlamındadır.

Alıştırma

“You sure you don't need help?” gündelik sorusunun standart ve eksiksiz biçimi hangisidir?

  1. Do you know that you don't need help?
  2. Are you sure you don't need help?
  3. Are you dependable when someone needs help?
Cevabı göster

Are you sure you don't need help?

Kalıp ifadeler

play cafe: kafe işletiyormuş gibi oynamak

Bu soruda play cafe, bir kafe işletiyormuş gibi oynamak demektir. Oyuncular müşteri, çalışan veya aşçı rolüne girebilir; gerçek bir kafeye gitmez veya gerçek bir işletme yönetmezler. Çocukların hayalî oyunlarında play sözcüğünden sonra doğrudan bir rolün veya hayalî ortamın adı gelebilir. play doctor ve play school buna örnektir.

Alıştırma

Bir çocuk oyununda play cafe ne anlama gelir?

  1. bir kafe işletiyormuş gibi yapmak
  2. gerçek bir kafeye gitmek
  3. bir kafe için müzik çalmak
Cevabı göster

bir kafe işletiyormuş gibi yapmak

No thanks.

0:12

Hayır, teşekkürler.

Okay.

0:13

Peki.

This is soy milk.

0:14

Bu soya sütü.

And Winnie has seen an echidna for real life. Notlar

0:18

Ve Winnie gerçek hayatta bir ekidne görmüş.

Dilbilgisi

has seen: deneyim anlatan present perfect yapısı

has seen yapısında has yardımcı fiildir, seen ise see fiilinin past participle biçimidir. Bu iki sözcük birlikte present perfect yapısını oluşturur. Burada present perfect, şimdiye kadar yaşanmış bir deneyimden söz eder. Geçmişteki kesin zaman belirtilmez; önemli olan Winnie'nin şimdiye kadar en az bir kez ekidne görmüş olmasıdır.

Alıştırma

Kesin bir zaman belirtilmiyor. Cümleyi see fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Mia ____ a whale before.

Cevabı göster

has seen

Kültür

echidna: Avustralya'ya özgü bir hayvan

Ekidne, Avustralya ve Yeni Gine'ye özgü, dikenli ve yumurtlayan bir memelidir. Burada echidna gerçek bir hayvanın adıdır; bir kişinin ya da oyuncağın adı değildir. Avustralya bağlamında bir ekidneyi gerçek hayatta görmek özel bir yaban hayatı deneyimi olabilir. Bu arka plan, çocuğun neden bunu anlatmaya değer bulduğunu açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede echidna ne anlama geliyor?

  1. Bir oyuncak türü
  2. Dikenli bir memeli
  3. Bir kişinin adı
Cevabı göster

Dikenli bir memeli

Kelime

for real life: in real life anlamında çocuksu bir söyleyiş

Bu replikte for real life, ‘gerçek hayatta’ veya ‘gerçekten’ anlamına gelir. Winnie'nin bir ekidneyi yalnızca hayali bir oyunda ya da hikâyede değil, gerçek dünyada gördüğünü belirtir. For real life ifadesini standart bir yetişkin kalıbı olarak değil, karakterin çocuksu konuşması olarak değerlendirin. Repliğe küçük bir konuşmacının sesini verir. Amaçlanan anlam, yaygın in real life ve for real ifadeleriyle karşılaştırıldığında netleşir.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: Sıradan yetişkin İngilizcesinde gerçek dünyadan söz ederken in real life, for real life ifadesinden genellikle daha doğaldır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

Wow.

0:21

Vay canına.

Yeah.

0:21

Evet.

That's what I said. Kalıp ifadeler

0:22

Ben de öyle dedim.

Kalıp ifadeler

That's what I said: aynı şeyi daha önce söylediğini belirtmek

“That's what I said.”, “Ben de aynısını söyledim” veya “Ben de aynı tepkiyi verdim” anlamına gelen doğal bir konuşma yanıtıdır. Burada karşıdakinin tepkisine katılır; söylenenleri resmî biçimde kelimesi kelimesine alıntılamaz. “That's what + özne + fiil” kalıbında what, “... olan şey” veya “...dığı şey” anlamını verir. Tüm kalıp, daha önce sözü geçen bir fikir, ifade veya tepkiye gönderme yapar.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız bir dakika önce yaptığınız önerinin aynısını tekrarlıyor. Hangi yanıt, aynı şeyi daha önce söylediğinizi doğal biçimde ifade eder?

  1. That's what I heard.
  2. That's what I meant.
  3. That's what I said.
Cevabı göster

That's what I said.

And how's Winnie's dad?

0:23

Peki Winnie'nin babası nasıl?

Well, I don't know.

0:25

Şey, bilmiyorum.

I didn't get to chat to him much this morning. Notlar

0:26

Bu sabah onunla pek sohbet etme fırsatım olmadı.

Kalıp ifadeler

didn't get to + fiil: fırsat bulamamak

“Didn't get to + fiilin yalın hâli”, koşulların birine bir şeyi yapma fırsatı vermediğini anlatır. Genellikle isteksizliği değil, kaçırılmış veya sınırlı bir fırsatı belirtir. Bu cümlede much, chat eyleminin miktarını sınırlar: konuşan kişi kısa bir süre sohbet etmiş olabilir, ancak uzun uzun konuşacak kadar fırsatı veya zamanı olmamıştır.

Alıştırma

Cümleyi “yapma fırsatı olmadı” anlamındaki üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The shop closed before I arrived, so I ____ buy the book.

Cevabı göster

didn't get to

Kelime

chat to him: Britanya ve Avustralya İngilizcesinde doğal bir kullanım

Burada chat to him, “onunla rahatça sohbet etmek” demektir. to edatı konuşulan kişiyi belirtir; hareket ya da yön bildirmez. Chat to someone, Britanya ve Avustralya İngilizcesinde doğaldır. Amerikan İngilizcesinde aynı düşünce çoğunlukla chat with someone ile anlatılır; dolayısıyla chat to bölgesel bir kullanımdır, hata değildir.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: Britanya veya Avustralya İngilizcesinde I chatted to my teacher doğal olabilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Ah, too bad. Ton ve niyet

0:28

Ah, ne kötü.

Ton ve niyet

too bad: üzüntü belirten kısa bir tepki

Burada Too bad., “Ne yazık” veya “Yazık olmuş” anlamına gelen kalıplaşmış, kısa bir tepkidir. Yalnızca bir şeyi çok kötü diye tanımlamaz; hayal kırıklığı yaratan durumun tamamına tepki verir. Ah ile ve anlayışlı bir tonla söylendiğinde hafif bir üzüntü ya da empati belirtir; karşıdaki kişiyi suçlamaz.

Alıştırma

Bir arkadaşınız "I missed the beginning of the movie." diyor. Hangi kısa cevap hafif bir üzüntüyü doğal biçimde gösterir?

  1. Too bad.
  2. Good for you!
  3. No problem.
Cevabı göster

Too bad.

Are we almost ready to have breakfast with them yet? Dilbilgisi

0:29

Onlarla kahvaltı yapmaya hazır mıyız?

Dilbilgisi

Are we almost ready to ... yet?: neredeyse zamanı gelip gelmediğini sormak

Almost ready to + fiilin yalın hâli, “neredeyse hazır olmak veya eylemin başlayabileceği noktaya yaklaşmak” anlamına gelir. Bu cümlede sondaki yet, konuşanın beklediğini ve diğerleriyle kahvaltı etmenin yakında mümkün olacağını düşündüğünü gösterir. Are we almost ready to ... yet? sorusunun tamamı, yalnızca herkesin şu anda hazır olup olmadığını değil, planlanan bir eyleme yönelik hazırlığın ne kadar ilerlediğini sorar. Çoğu zaman “Neredeyse zamanı geldi mi?” beklentisini taşır.

Alıştırma

Soruyu tamamlamak için almost, ready ve to sözcüklerini doğru sıraya koyun: We have packed our bags. Are we ____ leave yet?

Cevabı göster

almost ready to

Well, not just yet, but soon. Kalıp ifadeler

0:32

Şey, henüz değil, ama yakında.

Kalıp ifadeler

not just yet, but soon: nazikçe biraz daha bekletmek

Not just yet, “şimdi değil ama muhtemelen kısa bir bekleyişten sonra” anlamına gelir. Burada just yet, not ile kullanılan bir zaman ifadesidir; “yalnızca şimdi” anlamına gelmez. but soon eklemek, gecikmeyi güven verici hâle getirir. Konuşan kişi kesin bir hayır demiyor, dinleyiciden biraz daha beklemesini istiyor.

Alıştırma

Nazik cevabı tamamlamak için just ve yet sözcüklerini doğru sıraya koyun: “Can I open the present now?” “Not ____, but soon.”

Cevabı göster

just yet

Is Bingo coming?

0:39

Bingo da geliyor mu?

No, she's still asleep.

0:40

Hayır, o hala uyuyor.

Oh, okay.

0:41

Oh, tamam.

Well, just us then. Ton ve niyet

0:42

O zaman sadece biz varız.

Ton ve niyet

just us then: yeni düzenlemeyi kabul etmek

Just us, “sadece biz” demektir. Bu cümle, “It will be just us, then.” cümlesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Buradaki then, yeni öğrenilen bilgiye dönerek bundan çıkan sonucu veya düzenlemeyi belirtir: “o hâlde” ya da “plan bu olsun” anlamındadır. Zaman sıralamasındaki “sonra” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Just us then,” ifadesinde then ne işe yarar?

  1. Geçmişteki bir zamanı belirtir.
  2. Yeni duruma dayanan bir sonucu kabul eder.
  3. Gruba bir kişi daha ekler.
Cevabı göster

Yeni duruma dayanan bir sonucu kabul eder.

Come on.

0:43

Hadi.

We're going to make disgusting smoothies for you and Fido.

0:45

Sen ve Fido için iğrenç smoothieler yapacağız.

Well, we're going to eat all your gingerbread men Kültür

0:48

Öyleyse, biz de bütün zencefilli kurabiye adamlarınızı yiyip

and run off without paying. Öbek fiiller

0:50

para ödemeden kaçarız.

Kültür

gingerbread men: insan biçimindeki zencefilli kurabiyeler

Gingerbread men, gingerbread man ifadesinin çoğuludur. Küçük insan biçimindeki zencefilli kurabiyeleri anlatır; men burada yetişkin erkekleri değil, kurabiyelerin şeklini ve çoğul olduğunu belirtir. Bu ad çocuk hikâyelerinde ve hamur işi yapımında, özellikle Noel döneminde sık görülür. Bu cümlede gingerbread men, konuşanların yiyeceklerini söyledikleri kurabiyelerdir.

Alıştırma

Cümleyi gingerbread man ifadesinin çoğuluyla tamamlayın: We decorated three ____ with icing.

Cevabı göster

gingerbread men

Öbek fiiller

run off: hızla ayrılmak veya kaçmak

Burada run off, bulunulan yerden hızla ayrılmak anlamına gelir. Genellikle ani bir ayrılışı anlatır ve kaçma ya da sorumluluktan kurtulma anlamı taşıyabilir. without paying sözleri, konuşanların ne yapmamayı planladığını açıklar; run off öbek fiilinin bir parçası değildir.

Alıştırma

Cümleyi run off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The rabbit ____ when it heard a loud noise.

Cevabı göster

ran off

Oh, they're not here.

0:53

Oh, burada değiller.

Well, I guess they don't come every morning. Ton ve niyet

0:54

Sanırım her sabah gelmiyorlar.

Ton ve niyet

I guess: yumuşatılmış bir çıkarım

Bu cümlede I guess, duruma dayalı bir sonuç bildirir: Konuşan kişi onların her sabah gelmediğini düşünür, ancak bundan tamamen emin değildir. Bu ifade, cümleyi kesin bir gerçekten çok ihtiyatlı bir yargı gibi gösterecek şekilde yumuşatır. Burada guess, bir tahmin oyunu çözmek anlamına gelmez.

Alıştırma

I guess the shop is closed? cümlesinde I guess ne işe yarar?

  1. İhtiyatlı bir sonuç bildirir.
  2. Doğrulanmış bir gerçeği duyurur.
  3. Birinden tahmin oyunu çözmesini ister.
Cevabı göster

İhtiyatlı bir sonuç bildirir.

Here's your smoothie. Kalıp ifadeler

0:58

İşte smoothieniz.

Kalıp ifadeler

Here's your smoothie: bir şeyi verirken kullanılan Here's your + isim kalıbı

Here's your smoothie, bir şeyi karşı tarafa verirken kullanılan yaygın bir ifadedir. Genellikle smoothie verilirken veya servis edilirken söylenir; yaklaşık olarak “Smoothie'niz burada, buyurun” anlamına gelir. Farklı durumlarda kullanılabilen Here's your + isim kalıbında here is yalnızca bir konumu göstermez. Cümlenin kendisi de nesneyi teslim etme eylemini gerçekleştirir.

Alıştırma

Bir görevli, müşteriye sipariş ettiği limonatayı veriyor. Hangi cümle doğal teslim kalıbını kullanır?

  1. Here your lemonade is.
  2. Your lemonade is here.
  3. Here's your lemonade.
Cevabı göster

Here's your lemonade.

Oh, thanks.

0:59

Oh, teşekkürler.

Dulp lulp lulp.

1:00

Lık lık lık.

Oh, yuck!

1:03

Ah, iğrenç!

I wish Winnie was here. Dilbilgisi

1:06

Keşke Winnie burada olsaydı.

Dilbilgisi

I wish Winnie was here: şimdiki zamana ilişkin gerçek dışı bir dilek için wish + geçmiş zaman

I wish Winnie was here, Winnie'nin şu anda burada olmadığını ve konuşanın mevcut durumun farklı olmasını istediğini anlatır. Geçmişteki bir ziyaretten değil, onun şu an burada olmamasından söz eder. İngilizcede wish sözcüğünden sonra, şimdiki bir durumu gerçek dışı veya gerçeğe aykırı göstermek için çoğu zaman geçmiş zaman biçimi kullanılır: I wish + özne + geçmiş zaman biçimi. Burada günlük konuşmada was yaygındır; were de mümkündür ve daha resmî ya da geleneksel duyulabilir.

Alıştırma

En iyi arkadaşınız partide değil. Hangi cümle şimdiki durumun farklı olmasını istediğinizi ifade eder?

  1. I hope my best friend is here.
  2. I wish my best friend is here.
  3. I wish my best friend was here.
Cevabı göster

I wish my best friend was here.

I know you do. Dilbilgisi

1:08

Biliyorum canım.

Dilbilgisi

you do: önceki fiil öbeğinin yerini tutan do

I know you do cümlesinde do, daha önce geçen wish Winnie was here düşüncesinin yerini tutar. Bir eylem yapmak anlamına gelmez; tam anlam I know you wish Winnie was here olur. İngilizce, bir fiil öbeğini tekrarlamamak için do, does ya da did biçimlerini kullanır. Hangi eylem, istek veya durumun yerini tuttuğunu önceki sözlerde ara; biçimi özneye ve zamana uydur.

Alıştırma

need a break ifadesini tekrarlamadan cevabı tamamlayın: A: "I really need a break." B: "I know you ____."

Cevabı göster

do

Do you wish Winnie's dad was here?

1:10

Sen de Winnie'nin babasının burada olmasını ister miydin?

Yeah, I do.

1:13

Evet, isterdim.

He's good fun actually. Kelime

1:14

Aslında oldukça eğlenceli biri.

Kelime

good fun actually: keyifli arkadaşlık ve hafif bir yeniden değerlendirme

Good fun, be fiilinden sonra gelen bir isim öbeğidir. Bir kişiyi nitelediğinde, o kişiyle zaman geçirmenin keyifli ve canlı olduğu anlamına gelir. Kişinin arkadaşlığı hakkında olumlu bir yorumdur; kişinin mutlaka şaka yaptığı anlamına gelmez. Cümle sonundaki actually, küçük bir ekleme ya da yeniden değerlendirme belirtir. Burada güçlü bir karşı çıkıştan çok, görüşün biraz beklenmedik olduğunu hissettirir.

Alıştırma

Hangi cümle, özellikle insanları güldürdüğünü değil, onunla vakit geçirmenin keyifli olduğunu söyler?

  1. He's having fun, actually.
  2. He's good fun, actually.
  3. He's funny, actually.
Cevabı göster

He's good fun, actually.

If you asked Winnie's dad to be your friend, Dilbilgisi

1:16

Eğer Winnie'nin babasına arkadaşın olmasını sorsaydın,

do you think he would say yes?

1:18

sence evet der miydi?

Dilbilgisi

Varsayımsal bir soruda If you asked ... would ...?

If you asked ... ifadesindeki asked geçmiş zaman biçimindedir, ancak isteğin daha önce yapıldığı anlamına gelmez. Sorma eylemini hayal edilen bir duruma yerleştirir. Olası sonuç would ile ifade edilir: do you think he would say yes? If + geçmiş zaman ... would ... kalıbı, birinin hayalî durumda ne olacağını düşündüğünü sorar ve gerçek bir planla ilgili soruya göre daha fazla mesafe veya belirsizlik taşır.

Alıştırma

Varsayımsal soruyu ask fiilinin geçmiş zaman biçimi ve would ile tamamlayın: If you ____ Sam to join us, do you think he ____ say yes?

Cevabı göster

asked · would

Well, I don't know.

1:20

Şey, bilemiyorum.

Maybe.

1:21

Belki.

If you weren't my dad, Dilbilgisi

1:22

Eğer benim babam olmasaydın,

I'd want to be your friend.

1:24

seninle arkadaş olmak isterdim.

Dilbilgisi

Şimdiki zamana ait gerçek dışı bir durumda If you weren't ..., I'd ...

If you weren't my dad mevcut gerçeğin tersini hayal eder: o kişi gerçekten konuşanın babasıdır. Bu nedenle weren't geçmişteki bir olayı değil, şu ana ait gerçek dışı bir koşulu belirtir. I'd want hayal edilen sonucu verir. Burada I'd, ardından fiilin yalın biçimi want geldiği için I would anlamındadır. If + geçmiş zaman, would + fiilin yalın biçimi kalıbı şu ana ait gerçek dışı bir düşünceyi ifade edebilir; bu cümlede hayalî karşılaştırma sıcak bir iltifattır.

Alıştırma

Hangi cümle şu ana ait gerçek dışı bir durumu ve onun hayal edilen sonucunu doğru ifade eder?

  1. If this park weren't so far away, I visited every day.
  2. If this park weren't so far away, I'd visit every day.
  3. If this park isn't so far away, I'll visit every day.
Cevabı göster

If this park weren't so far away, I'd visit every day.

Ah, thanks mate. Kelime

1:25

Ah, teşekkürler dostum.

Kelime

“thanks mate.” içinde dostça hitap olarak mate

Burada mate, teşekkür edilen kişiye doğrudan hitap eder. Romantik bir partner değil, “arkadaş” veya “dost” gibi bir anlama gelir. Thanks ifadesine mate eklemek, teşekkürü sıcak, rahat ve samimi gösterir. Böyle dostça bir hitap, kişinin rolünü gerçek anlamıyla tanımlamaz; ilişkiyi ve konuşma tonunu gösterir.

Alıştırma

Yargılayın: Bir profesöre gönderilen resmî e-postayı “Thanks, mate.” ile bitirmek uygundur.

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

Come on, we have to get back for brekkie. Notlar

1:27

Hadi, kahvaltı için dönmemiz gerekiyor.

Ton ve niyet

Birini harekete geçiren Come on

Bu cümlede Come on, “bana yaklaş” anlamına gelmez. Harekete geçmeyi isteyen bir uyarıdır: “hadi gidelim” veya “acele et”. Ardından gelen we have to get back planı, konuşanın diğer kişiyi oradan ayrılmaya teşvik ettiğini gösterir. Cümlenin başındaki Come on, bir etkinliği sonraki aşamaya taşıyabilir. İfadenin tam olarak ne kadar güçlü olduğu, ardından gelen sözlere ve konuşanın tonuna bağlıdır.

Alıştırma

Bir arkadaşınızı harekete geçmeye teşvik ederken cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “____, the train leaves in five minutes.”

  1. Go on
  2. Come here
  3. Come on
Cevabı göster

Come on

Öbek fiiller

get back: önceki bir yere veya etkinliğe dönmek

Burada get back, “daha önce bulunulan yere dönmek” anlamına gelir. Get ve back birlikte bir phrasal verb oluşturur; bu nedenle get burada “elde etmek” anlamına gelmez. Dönülecek yer bağlamdan zaten anlaşıldığı için belirtilmemiştir. Daha genel olarak get back, önceki bir yere dönmeyi veya bir etkinliğe yeniden başlamayı anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “geri dönmek” anlamındaki vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We need to ____ to the car before the gate closes.

Cevabı göster

get back

Kelime

brekkie: breakfast için samimi ve gündelik bir sözcük

Brekkie, breakfast için kullanılan samimi ve gündelik bir lakaptır; “kahvaltı” anlamına gelir. Sondaki nokta sözcüğe değil cümleye aittir; sözcüğün kendisi brekkie biçimindedir. Bu kullanım özellikle Avustralya İngilizcesiyle ilişkilidir ve gündelik Britanya İngilizcesinde de görülür. Bu rahat aile konuşmasında kahvaltıdan söz etmeyi daha samimi ve gündelik hâle getirir.

Alıştırma

Örnekteki brekkie sözcüğünü en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Breakfast için kullanılan standart resmî sözcük
  2. Breakfast sonrasında yenen farklı bir öğün
  3. Breakfast için kullanılan samimi ve gündelik bir sözcük
Cevabı göster

Breakfast için kullanılan samimi ve gündelik bir sözcük

Bluey!

1:29

Bluey!

Winnie!

1:30

Winnie!

Sorry we're late. Ton ve niyet

1:32

Geciktiğimiz için özür dileriz.

Ton ve niyet

Sorry we're late: geç gelince söylenen kısa bir özür

Sorry we're late, bir grubun beklenen saatten sonra geldiğinde kullandığı kısa ve doğal bir özürdür. Sorry sözcüğünün ardından doğrudan we're late yan cümlesi gelir; isteğe bağlı that kullanılmaz. Konuşma dilinde sorry sonrasında that sık sık bu şekilde atılır. Bu ifade önce gecikmeyi kabul eder ve özür diler. Özne duruma göre değişebilir: bir kişi Sorry I'm late, bir grup ise Sorry we're late der.

Alıştırma

Sorry ve we're kısaltmasını kullanarak grubun kısa özrünü tamamlayın: ____. The bus was delayed.

Cevabı göster

Sorry we're late

Buggerlugs slept in. Notlar

1:33

Bizim uykucu geç kalktı.

Kelime

Şakacı ve takılma amaçlı bir lakap olarak Buggerlugs

Buggerlugs burada bir kişinin adı değildir. Yakın olunan biri için kullanılan şakacı ve takılma amaçlı bir lakaptır; bu aile ortamında kabaca “küçük afacan” veya “seni şaşkın” gibi bir anlam taşır. Dostça anlamı, sözcüğün kendisinden değil yakın ilişkiden ve şakacı tondan gelir. Bu bağlamın dışında tuhaf, kaba veya hakaret gibi duyulabilir.

Alıştırma

İngilizce öğrenen biri yeni bir iş arkadaşıyla tanışıyor ve Buggerlugs sözcüğü bir aile sahnesinde dostça geldiği için ona böyle sesleniyor. Bu uygun mu?

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

Öbek fiiller

slept in: normalden geç uyanmayı anlatan geçmiş zaman biçimi

Sleep in, normalden veya planlanandan daha uzun uyuyup geç uyanmak demektir. Slept in bunun geçmiş zaman biçimidir. Burada birinin neden geç kaldığını açıklar. In, sleep in öbek fiilinin bir parçasıdır; bir yerin içinde uyumak anlamına gelmez. Geç uyanmanın kasıtlı mı yoksa kazara mı olduğu bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi sleep in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: I missed my early train because I ____.

Cevabı göster

slept in

No worries. Ton ve niyet

1:35

Sorun değil.

Ton ve niyet

No worries: özür veya teşekküre verilen samimi bir cevap

"No worries", burada küçük bir konu için dilenen özrü kabul etmekte kullanılan samimi bir kalıptır. Kelimesi kelimesine hiç endişe olmadığı anlamına değil, "Sorun değil, kafana takma" anlamına gelir. Teşekküre cevap olarak da kullanılabilir ve bu durumda "Rica ederim" anlamına yakındır. Hangi sosyal işlevi gördüğü çevresindeki konuşmadan anlaşılır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız "Sorry I'm a few minutes late." diyor. Hangi cevap özrü rahat bir şekilde kabul eder?

  1. You need to worry.
  2. That is a worry.
  3. No worries.
Cevabı göster

No worries.

We were just heading back for brekkie.

1:36

Biz de tam kahvaltı için dönüyorduk.

Oh.

1:37

Oh.

Okay.

1:39

Peki.

No worries.

1:40

Hiç dert etmeyin.

Well, um

1:41

Şey, ımm

would you like to come to our house for breakfast? Ton ve niyet

1:46

kahvaltıya bize gelmek ister misiniz?

Ton ve niyet

Would you like to come ...? ile nazik bir davet

Would you like to + fiilin yalın hâli ...? birini nazikçe davet etmek veya birlikte bir etkinlik önermek için kullanılan yaygın bir kalıptır. Bu cümlede come to our house ziyareti, for breakfast ise ziyaretin amacını veya vesilesini belirtir. Buradaki would daveti geçmiş zamana taşımaz. Soruyu yumuşatır ve karşı tarafa rahatça kabul etme ya da reddetme alanı verir.

Alıştırma

Daveti Would you like to kalıbıyla tamamlayın: ____ join us for lunch?

Cevabı göster

Would you like to

For real life? Kelime

1:49

Gerçekten mi?

Kelime

For real life? ile gerçek planı hayalî oyundan ayırmak

Bu sahnede For real life? ifadesi “Bu, hayalî oyunun dışında gerçekten olacak mı?” anlamına gelir. Çocuk kafe oyunu oynadığı için kahvaltı davetinin oyunun başka bir parçası mı yoksa gerçek bir plan mı olduğunu kontrol eder. Bu ifade çocuksu ve oyunlu bir tınıya sahiptir. Hayatın amacıyla ilgili değildir; burada hayal dünyasından gerçekten gerçekleşecek bir şeye geçildiğini gösterir.

Alıştırma

Hayalî bir kafe oyunundan sonra çocuk kahvaltı daveti duyar. Burada For real life? ne anlama gelir?

  1. Kahvaltı sağlıklı bir yaşam tarzını desteklemek içindir.
  2. Davet gerçektir ve hayalî oyunun bir parçası değildir.
  3. Hayalî kafe her gün açılır.
Cevabı göster

Davet gerçektir ve hayalî oyunun bir parçası değildir.

Only if it's okay with your dad. Notlar

1:50

Sadece baban için de uygunsa.

Dilbilgisi

Only if: gerekli bir koşul koymak

Only if gerekli bir koşulu belirtir. Burada cevap olarak, davetin gerçekleşebileceğini ancak önce çocuğun babasının onay vermesi gerektiğini anlatır. Sonuç + only if + koşul yapısında sonuç yalnızca koşul yerine getirildiğinde mümkün olur. Bu nedenle ifade; izin, onay veya söze açık bir sınır koyabilir.

Alıştırma

Kuralı “yalnızca bu gerekli koşulla, başka türlü değil” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: You may use the tablet ____ you finish your homework first.

Cevabı göster

only if

Kalıp ifadeler

okay with your dad: kimin onayının önemli olduğu

be okay with someone yapısında okay, bir şeyin o kişi tarafından kabul edilebilir olduğu veya kişinin buna onay verdiği anlamına gelir. Burada onayı gereken kişi your dad ifadesidir. Bu yapı bir plan ya da şeyle de kullanılabilir: someone is okay with something, kişinin onu kabul ettiği veya itiraz etmediği anlamına gelir.

Alıştırma

Dinleyicinin önerilen saati kabul edip etmediğini öğrenmek istediğinizde soruyu hangi seçenek doğru tamamlar? Is the new time ___?

  1. okay to you
  2. okay for you
  3. okay with you
Cevabı göster

okay with you

I mean, it's pretty short notice. Notlar

1:52

Yani, biraz aniden oldu ama.

Ton ve niyet

I mean: söyleneni açıklama, netleştirme veya düzeltme

Burada I mean, konuşmada kullanılan bir söylem belirtecidir. Önceki düşünceyle ilgili bir açıklama başlatır: konuşan kişi planın neden zor olabileceğini ekler; bir kelimeyi tanımlamaz veya kelimenin gerçek anlamını açıklamaz. Ayrıca hızlı bir düzeltme ya da netleştirme başlatabilir. Bir cümlenin başında kullanıldığında, konuşanın söylemek istediğini daha açık hâle getireceğini gösterir.

Alıştırma

Örnekte I mean ne işe yarıyor?

  1. notice kelimesini tanımlar.
  2. İlgisiz bir konuya geçer.
  3. Zamanlamanın neden zor olabileceğini açıklamaya başlar.
Cevabı göster

Zamanlamanın neden zor olabileceğini açıklamaya başlar.

Kalıp ifadeler

short notice: çok az süre önceden haber verme

Short notice, bir şeyin bildirilmesiyle gerçekleşmesi arasında çok az zaman olması demektir. it's pretty short notice ifadesinde pretty, “oldukça” anlamına gelir; dolayısıyla ifadenin tamamı planın epey geç gündeme getirildiğini anlatır. Buradaki notice, kamuya açık bir duyuru veya kısa bir yazılı mesaj değil, önceden haber verme anlamındadır. Birinin hazırlanmak için yeterli zamanı olmayabileceği durumlarda sık kullanılır.

Alıştırma

“Çok az süre önceden haber verilmesi” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Thank you for coming at such ____.

Cevabı göster

short notice

Can we, Dad, please? Ton ve niyet

1:54

Olur mu Dad, lütfen?

Ton ve niyet

Can we, Dad, please? ile yalvarırcasına izin istemek

Can we ... please? konuşan kişi ve en az bir kişi daha için izin ister. Bu cümlede eylem —kahvaltı davetini kabul etmek— önceki konuşmadan zaten anlaşıldığı için söylenmemiştir. Dad, doğrudan konuşulan kişiyi belirten bir seslenme sözüdür; we'den sonra gelen bir nesne değildir. Sondaki please kibarlık katar ve bu sözcük dizimiyle ton, isteği hevesli ya da yalvarır gibi gösterebilir.

Alıştırma

İsteği Can we başlangıcını kullanarak tamamlayın: ____ have one more cookie, Dad, please?

Cevabı göster

Can we

Yeah, right-o. Kelime

1:56

Evet, uyar bana.

Kelime

right-o: Britanya ve Avustralya İngilizcesinde okay demenin samimi yolu

Right-o; okay, all right veya agreed anlamına gelen kalıplaşmış, samimi bir ünlemdir. Yeah sözcüğünden sonra gelerek konuşanın isteği kabul ettiğini doğrular. Özellikle Britanya ve Avustralya İngilizcesiyle ilişkilidir; neşeli, eski moda veya şakacı biçimde bölgesel duyulabilir. -o ifadenin bir parçasıdır; burada O harfinden söz edilmez.

Alıştırma

Right-o, I'll bring the sandwiches cümlesinde right-o neyi gösterir?

  1. Bir sözcüğün yazımını düzeltir.
  2. Sandviçlerin sağ tarafta olduğunu söyler.
  3. Planı rahat bir tavırla kabul eder.
Cevabı göster

Planı rahat bir tavırla kabul eder.

Yeah.

1:58

Yaşasın.