Platon'un Mağara Alegorisi - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
609 kelime 156 kel/dk

Video özeti: Bu video Platon’un mağara alegorisini açıklar; mahkûmların yanılsamasından özgür bırakılan mahkûmun dönüşüne ilerler, ardından hikâyeyi hakikat, bilgi, gerçeklik ve tanıdık inançları geride bırakmanın bedeliyle ilişkilendirir. Başlıca İngilizce noktaları: 1. allegory of the cave, — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Bu önemli felsefi göndermeyi yalnızca mahkûmlarla ilgili bir hikâye olarak değil, Platon’un cehalet, eğitim ve hakikate doğru zorlu yöneliş için kullandığı ünlü imge olarak tanıyabilirsiniz. 2. introduces this passage as an analogy of what it's like to be a philosopher — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Konuşmacının olay özetinden yoruma nasıl geçtiğini görebilir, “as an analogy of” ifadesinin mağara hikâyesinin neyi temsil ettiğini açıklamak için kullanıldığını anlayabilirsiniz. 3. may punch a hole in your most basic assumptions. — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bu güçlü metaforu, yeni bir kavrayışın sağlam sandığınız temel varsayımları zedeleyebileceğini ya da yıkabileceğini anlatan bir ifade olarak anlayabilirsiniz.

Bu derste

What is reality, Anlatım akışı

0:06

Gerçeklik,

knowledge,

0:08

bilgi,

the meaning of life?

0:09

hayatın anlamı nedir?

Anlatım akışı

What is reality, knowledge, the meaning of life? ile tematik bir giriş yapmak

Bu giriş, üç büyük ve soyut soruyu yan yana getirir. Hemen üç sözlük tanımı istemez. Bunun yerine bu liste, konuşmanın gerçeklik, bilgi ve hayatın anlamı gibi felsefi düşünceler hakkında olacağını hızla gösterir. Bir dizi soru, dinleyiciye düşüneceği birkaç fikir sunarak girişi düzenleyebilir. Ardından gelen açıklama, her soruyu ayrı ayrı yanıtlamak yerine ortak temayı tek bir örnek üzerinden inceleyebilir.

Alıştırma

Bu giriş sorularının temel amacı nedir?

  1. Ardından gelecek felsefi temaların çerçevesini çizmek
  2. Hemen üç sözlük tanımı istemek
  3. Konuşmacının hiçbir konusu olmadığını göstermek
Cevabı göster

Ardından gelecek felsefi temaların çerçevesini çizmek

Big topics you might tackle figuratively, Kelime

0:10

Mecazi olarak ele alabileceğiniz büyük konular,

Kelime

tackle figuratively: bir konuyu metafor yoluyla ele almak

Bu cümlede tackle, zor bir şeyi üstlenmek, tartışmak veya ele almak anlamına gelir. Bir sporda fiziksel temas kurmak anlamında değildir. Nesnesi big topics olduğu için tackle, bu konuları çaba gerektiren ciddi meseleler olarak gösterir. Figuratively, bu konuların nasıl ele alınabileceğini belirtir: yalnızca gerçek anlamlı tanımlar kullanmak yerine metaforlar veya simgesel imgelerle. Bu ifade, sırada gelecek açıklama biçimini de önceden haber verir.

Alıştırma

Cümleyi tackle sözcüğünün doğru biçimiyle ve figuratively ile tamamlayın: The poem ____ grief ____, using winter as a symbol.

Cevabı göster

tackles · figuratively

explaining existence as a journey down a road or across an ocean, Deyimler

0:13

varoluşu bir yolda veya okyanusun ötesinde bir yolculuk,

Deyimler

as a journey...: X'i bir metafor çerçevesinde sunmak için as kullanımı

explaining existence as a journey... ifadesinde as, soyut existence kavramını somut bir journey imgesiyle bağlar. Yol ve okyanus gerçek yerler değil, mecazi güzergâhlardır. Başka durumlarda da kullanılabilen explain veya describe X as Y kalıbı, Y'yi X'i anlamaya yarayan çerçeve olarak sunar. Burada bu çerçeve, varoluşu değişen deneyimler içinde ilerlemek gibi gösterir.

Alıştırma

describe X as Y mecaz kalıbını tamamlayın: The guide described courage ____ a bridge between fear and action.

Cevabı göster

as

a climb,

0:18

bir tırmanış,

a war,

0:19

bir savaş,

a book,

0:20

bir kitap,

a thread,

0:21

bir iplik,

a game,

0:22

bir oyun,

a window of opportunity, Deyimler

0:23

bir fırsat penceresi,

Deyimler

a window of opportunity: harekete geçmek için sınırlı süre

A window of opportunity, bir eylemin mümkün olduğu veya başarıya ulaşma ihtimalinin özellikle yüksek olduğu sınırlı bir dönemi anlatan mecazi bir ifadedir. Window burada fiziksel bir pencereyi değil, zaman içinde geçici olarak açılan bir fırsatı belirtir. İfade, fırsatın kapanabileceğini ima eder; bu nedenle doğru zamanda harekete geçmek önemlidir.

Alıştırma

Harekete geçmek için sınırlı süreyi belirten kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: We have a short window of ____ to submit the form.

Cevabı göster

opportunity

or an all-too-short-lived flicker of flame. Deyimler

0:25

veya çok kısa ömürlü bir alevin titremesi olarak açıklamak.

Deyimler

an all-too-short-lived flicker of flame: gelip geçici bir yaşam metaforu

Burada a flicker of flame, kısa süreliğine ortaya çıkan ve her an yok olabilecek bir yaşamın ya da varoluşun görsel metaforudur. Gerçek bir ateşi anlatmaz. All-too-short-lived, konuşanın istediğinden çok daha kısa sürdüğü anlamına gelir. All too pişmanlık veya hayal kırıklığı kattığı için bütün imge, yalnızca very brief demekten daha duyguludur.

Alıştırma

Burada an all-too-short-lived flicker of flame neyi anlatıyor?

  1. İstenenden daha erken sona eren kısa ve kırılgan bir varoluş
  2. Sakin ve güvenli hissettiren uzun bir dönem
  3. Giderek güçlenen gerçek bir ateş
Cevabı göster

İstenenden daha erken sona eren kısa ve kırılgan bir varoluş

2400 years ago,

0:29

2400 yıl önce,

one of history's most famous thinkers said life is like being chained up in a cave, Notlar

0:30

tarihin en ünlü düşünürlerinden biri, hayatın bir mağarada zincire vurulmuş olmak gibi olduğunu söyledi,

Kalıp ifadeler

one of history's most famous thinkers: one of + iyelik + üstünlük derecesi + çoğul isim

Yapı, one of + çoğul bir isimle biten üstünlük dereceli isim öbeğidir. one of history's most famous thinkers ifadesinde one bir kişiyi seçer, ancak daha büyük grupta birden fazla kişi bulunduğu için thinkers çoğul kalır. History's karşılaştırmanın kapsamını belirler ve tarih boyunca anlamına gelir. İfade, bir kişiye çok yüksek bir konum verir ancak onun tek ve en ünlü düşünür olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için architect sözcüğünün çoğul biçimini kullanın: Lina is one of the most respected ____ in the city.

Cevabı göster

architects

Deyimler

life is like being chained up in a cave: be like ile kurulan bir benzetme

life is like... ifadesinde be like, “... gibi olmak” ya da “... ile karşılaştırılabilmek” anlamına gelir. Cümle bir benzetme kurar: life, being chained up in a cave durumuna benzetilir. Buradaki like, “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Platon'un mağara imgesinde bu benzetme, yaşam ve sınırlı kavrayış hakkındaki soyut bir düşünceyi mağarada tutsak kalma gibi somut bir sahneye dönüştürür. Yeniden kullanılabilen X is like Y kalıbı, bilinmeyen ya da soyut bir fikri daha canlı bir imgeyle açıklamayı sağlar.

Alıştırma

“life is like being chained up in a cave” ifadesinde like ne işe yarar?

  1. Hayatın bir şeyden hoşlandığını söyler.
  2. Bir eylemin şu anda sürdüğünü gösterir.
  3. Bir karşılaştırma başlatır.
Cevabı göster

Bir karşılaştırma başlatır.

forced to watch shadows flitting across a stone wall. Notlar

0:36

taş bir duvarda uçuşan gölgeleri izlemeye zorlanmak gibi.

Dilbilgisi

forced to watch: be forced to + fiilin yalın hâli

Forced to watch, “izlemeye zorlanmak” anlamına gelir: dışarıdan gelen bir güç ya da durum kişiye gerçek bir seçim bırakmaz. Forced, kişinin ne kadar güçlü biçimde izlediğini anlatmaz. Daha geniş ifadede iki bölüm, daha önce gelen being sözcüğünü paylaşır: being chained up in a cave ve being forced to watch. Yeniden kullanılabilen edilgen kalıp be forced to + fiilin yalın hâlidir. Odak, baskıyı yaşayan kişidedir; baskının kaynağı ise söylenmeyebilir.

Alıştırma

Cümleyi be forced to kalıbıyla tamamlayın: Because the bridge was closed, the hikers were ____ turn back.

Cevabı göster

forced to

Kelime

flitting across: hızlı ve hafifçe geçmek

Bu cümlede flitting across, gölgelerin taş duvarın üzerinde hızlı ve hafif bir şekilde hareket etmesini anlatır. Flit, düzenli bir ilerleyişten çok kısa ve huzursuz bir hareketi çağrıştırır; bu nedenle görüntü canlı ve sabitlenmesi zor görünür. Across, duvarı gölgelerin bir bölgeden diğerine geçerken üzerinde hareket ettiği yüzey olarak gösterir. Bu ifade, kısa süreli ve hızlı hareket eden küçük canlıları, ışığı veya bakışları da anlatabilir.

Alıştırma

Hangi sahne flitting across ile en iyi anlatılır?

  1. Otoyolda sabit hızla ilerleyen bir kamyon
  2. Aynı yerde duran bir heykel
  3. Bir bahçenin içinden hızlı ve hafifçe geçen bir kelebek
Cevabı göster

Bir bahçenin içinden hızlı ve hafifçe geçen bir kelebek

Pretty cheery, Ton ve niyet

0:39

Oldukça neşeli,

right?

0:40

değil mi?

Ton ve niyet

Pretty cheery, right?: ironik bir yorum

Pretty cheery, right? sözünün düz anlamı “Neşeli sayılır, değil mi?” gibidir. Ancak az önce anlatılan durum karanlık ve acınasıdır; bu yüzden olumlu cheery kelimesi gerçekle çelişir. Konuşan kişi ironi yapar ve aslında durumun hiç de neşeli olmadığını söyler. Pretty, “oldukça” anlamına gelen gündelik bir derece sözcüğüdür; right? ise dinleyiciyi aynı fikirde olmaya çağırır. Bu ironik kullanımda sondaki soru, açık çelişkiyi hafif bir alaya veya mizaha dönüştürür.

Alıştırma

Yargı: Bir konuşmacı karanlık ve acınası bir durumu anlattıktan sonra Pretty cheery, right? derse büyük olasılıkla samimi bir övgüde bulunuyordur.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

That's actually what Plato suggested in his allegory of the cave, Kültür

0:41

Aslında Platon, mağara alegorisinde tam olarak bunu öne sürdü,

Kültür

Platon'un mağara alegorisi

Mağara alegorisi, Platon'un görünüş ile gerçeklik arasındaki farkı incelemek için kullandığı felsefi bir öyküdür. Yalnızca gölgeleri görmüş olan tutsaklar, bu gölgeleri gerçeğin tamamı sanır. Burada bu ad, yalnızca bir mağarada geçen öyküyü değil, iyi bilinen bir felsefi savı belirtir. Bu göndermeyi tanımak, sonraki fikirlerin insanların gerçekliği nasıl anladığı, bilgiye nasıl ulaştığı ve sınırlı deneyimlerinin ötesini görmeyi nasıl öğrendiğiyle ilgili olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede Plato's allegory of the cave neyi ifade eder?

  1. Platon'un gerçek bir mağarayı keşfetmesinin anlatısı
  2. Antik mağaraların coğrafyasını anlatan bir rehber
  3. Görünüşü ve gerçekliği incelemek için mağara sahnesini kullanan felsefi bir öykü
Cevabı göster

Görünüşü ve gerçekliği incelemek için mağara sahnesini kullanan felsefi bir öykü

found in book seven of the Republic, Kültür

0:45

Devlet adlı eserinin yedinci kitabında bulunur,

Kültür

found in book seven of the Republic: “Devlet'in yedinci kitabında yer alan”

Burada found in, “bir yerde bulunmak veya yer almak” anlamındadır. İfade, birinin alegoriyi fiziksel bir yerde keşfettiğini değil, alegorinin metnin hangi kısmında yer aldığını belirtir. book seven of the Republic, Platon'un The Republic, yani Devlet adlı eserinin yedinci ana bölümünü ifade eder. Birçok klasik ve uzun esere yapılan göndermelerde book, ayrı yayımlanmış bir kitap değil, eserin içindeki bir bölüm veya cilde benzeyen bir ana kısım anlamına gelebilir.

Alıştırma

"An account of the trial is found in book four of the historical work," cümlesinde book four ne anlama gelir?

  1. Tarih eserinin dördüncü sayfası
  2. Tarih eserinin içindeki dördüncü ana bölüm
  3. Aynı başlığı taşıyan ayrı bir dördüncü kitap
Cevabı göster

Tarih eserinin içindeki dördüncü ana bölüm

in which the Greek philosopher envisioned the ideal society Dilbilgisi

0:47

burada Yunan filozofu ideal toplumu hayal etmiştir

Dilbilgisi

in which: önceki metne veya bağlama gönderme

Tam cümlede in which, The Republic hakkında ek bilgi veren sınırlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesini başlatır. Which, The Republic'e gönderme yapar; in ise anlamın gerektirdiği ilişkiyi kurar: filozof ideal toplumu bu eserin içinde tasarlamıştır. “Edat + which” yapısı, resmî anlatımda önceki ismi tekrarlamadan bir metin, durum, dönem veya başka bir bağlam içinde gerçekleşen şeyi açıklamayı sağlar.

Alıştırma

“Sistemin içinde” anlamına gelen “edat + ilgi zamiri” ifadesini tamamlayın: The school introduced a system ____ every student gets a turn.

Cevabı göster

in which

by examining concepts like justice, Anlatım akışı

0:51

adalet,

truth,

0:54

hakikat

and beauty.

0:54

ve güzellik gibi kavramları inceleyerek.

Anlatım akışı

by examining concepts like ...: yöntemi ve örnekleri göstermek

By + fiilin -ing biçimi, bir şeyi yapmak için kullanılan yöntemi açıklar. Burada by examining, filozofun düşüncesini nasıl geliştirdiğini cevaplar: fikirleri dikkatle inceleyerek geliştirmiştir. Ardından concepts like justice, truth, and beauty, incelenen şeylere temsilî örnekler verir. Burada like, “örneğin” anlamındadır; bu nedenle liste bütün kavramları içermek zorunda değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, temsilî ipuçlarını incelemenin gizemi çözmek için kullanılan yöntem olduğunu söylüyor?

  1. The class solved the mystery before examining clues like footprints and notes.
  2. The class solved the mystery without examining clues like footprints and notes.
  3. The class solved the mystery by examining clues like footprints and notes.
Cevabı göster

The class solved the mystery by examining clues like footprints and notes.

In the allegory,

0:56

Alegoride,

a group of prisoners have been confined in a cavern since birth, Dilbilgisi

0:57

bir grup mahkum doğduklarından beri bir mağaraya kapatılmıştır,

Dilbilgisi

have been confined ... since birth: devam eden edilgen bir durum

have been confined, present perfect edilgen yapısını kullanır: have been + past participle. Özne, kapatma eylemine maruz kalır ve cümle bunun sonucunda oluşan kapalı tutulma durumuna odaklanır. since birth, başlangıç noktasının doğum olduğunu gösterir. Burada present perfect, geçmişteki bu noktayı anlatının şimdiki zamanına bağlar ve kapalı tutulma durumunun hâlâ sürdüğünü belirtir.

Alıştırma

Cümleyi confine fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The animals ____ in this enclosure since birth.

Cevabı göster

have been confined

with no knowledge of the outside world. Dilbilgisi

1:01

dış dünya hakkında hiçbir bilgiye sahip değillerdir.

Dilbilgisi

with no knowledge of ...: arka plan durumu eklemek

with no knowledge of the outside world, önceki cümleciğe eşlik eden bir durumu ekleyen with + isim öbeğidir. İnsanların mağaranın ötesinde ne olduğunu hiç anlamadan kapalı tutulduklarını belirtir; buradaki with, biriyle birlikte olmak anlamına gelmez. no knowledge of + isim, o konu hakkında hiç bilgi ya da anlayış olmaması demektir. Bu kısa öbek, while they knew nothing about the outside world gibi daha uzun bir cümleciğin yerine kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi with, no, knowledge ve of sözcüklerini kullanarak tamamlayın: Omar joined the game ____ the rules.

Cevabı göster

with no knowledge of

They are chained facing a wall, Dilbilgisi

1:03

Yüzleri bir duvara dönük olarak zincirlenmişlerdir,

Dilbilgisi

chained facing a wall: -ing öbeğiyle yön eklemek

are chained yapısında chained, onlara dayatılan bir durumu anlatır. Ardından gelen -ing öbeği facing a wall, bu durumdayken hangi yöne dönük olduklarını belirtir. Facing ayrı bir ana fiil değildir. Bu kısa yapı, anlatıcının temel durumu ve aynı anda gerçekleşen bir duruşu, yönü ya da hareketi tek bir cümlecikte vermesini sağlar.

Alıştırma

“The bicycles were parked facing the street,” cümlesinde facing the street ne işe yarar?

  1. Bisikletlerin park edilmiş durumdayken baktığı yönü ekler.
  2. Bisikletlerin yaptığı ikinci bir geçmiş eylemi anlatır.
  3. Bisikletlerin park edilme amacını belirtir.
Cevabı göster

Bisikletlerin park edilmiş durumdayken baktığı yönü ekler.

unable to turn their heads, Kalıp ifadeler

1:05

başlarını çeviremezler,

Kalıp ifadeler

unable to turn their heads: unable to + fiilin yalın hâli

Unable to turn their heads, “başlarını çeviremezler” anlamına gelir. Unable bir sıfattır; to turn ise onun anlamını tamamlayan to'lu mastardır. Yapı unable + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu ifade, fiziksel, pratik ya da duruma bağlı bir engeli betimlemeye kısa ve öz biçimde ekleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi unable to yapısıyla tamamlayın: After the injury, Mia was ____ lift her arm.

Cevabı göster

unable to

while a fire behind them gives off a faint light. Öbek fiiller

1:07

arkalarındaki bir ateş ise zayıf bir ışık yayar.

Öbek fiiller

give off a faint light: zayıf bir ışık yaymak

Give off, özellikle ışık, ısı, koku, duman veya gaz gibi bir kaynaktan dışarı yayılan bir şeyi salmak ya da üretmek anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Burada gives off, ateşin ışık ürettiğini söyler; off, ateşin kapatıldığı anlamına gelmez. A faint light, zayıf ve loş bir ışıktır. Bu nedenle bütün ifade, ateşten yayılan az miktarda ışığı anlatır.

Alıştırma

give off ifadesini doğru biçimde kullanın: A small lamp ____ a warm light.

Cevabı göster

gives off

Occasionally,

1:10

Arada sırada,

people pass by the fire Öbek fiiller

1:11

ateşin yanından insanlar geçer

Öbek fiiller

pass by: bir kişinin veya yerin yanından geçmek

Pass by, bir kişinin veya yerin yanından geçip ilerlemek anlamına gelir; genellikle orada durulmaz. people pass by the fire ifadesinde insanlar ateşin yanından geçerek yollarına devam eder. Burada pass hareketi anlatır. ‘Bir sınavı geçmek’ anlamında değildir; pass sözcüğünden sonra gelen sözler hangi anlamın kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

pass by ifadesini geniş zamanda kullanın: Every morning, we ____ the bakery on our way to school.

Cevabı göster

pass by

carrying figures of animals and other objects Dilbilgisi

1:13

ellerinde hayvan figürleri ve başka nesneler taşıyarak

Dilbilgisi

carrying figures of animals and other objects: eş zamanlı bir eylem eklemek

carrying figures of animals and other objects bir present participle, yani -ing öbeğidir. İnsanlar geçerken ne yaptıklarını ekler; örtük öznesi aynı people grubudur, bu yüzden carrying ayrı bir bağımsız cümlenin temel fiili değildir. Bu yapı, eş zamanlı iki eylemi kısaltarak birleştirir: İnsanlar geçerken figürleri ve nesneleri taşır. İngilizcede arka plandaki bir eylemi eklemek için bir cümlecikten sonra sık sık -ing öbeği kullanılır.

Alıştırma

Eş zamanlı bir eylem eklemek için carry fiilinin present participle biçimini kullanın: The hikers crossed the bridge ____ heavy backpacks.

Cevabı göster

carrying

that cast shadows on the wall. Kalıp ifadeler

1:16

duvara gölgeler düşürürler.

Kalıp ifadeler

cast shadows on the wall: ışık ve gölgeyle ilgili doğal eşdizim

cast shadows ifadesinde cast, ışığı engelleyerek bir gölgenin ortaya çıkmasına neden olmak anlamında bir fiildir. shadows onun nesnesidir; on the wall ise gölgelerin belirdiği yüzeyi belirtir. Buradaki that, daha önce sözü edilen hayvan figürlerini ve diğer nesneleri gösterir. Bu bağlamda cast, “oy vermek” anlamına gelmez ve “oyuncu kadrosu” anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

Işık ve gölgeyle ilgili standart eşdizimi fiilin yalın biçimiyle tamamlayın: Even a small lamp can ____ sharp shadows on the wall.

Cevabı göster

cast

The prisoners name and classify these illusions, Kalıp ifadeler

1:18

Mahkumlar bu yanılsamaları adlandırır ve sınıflandırır,

Kalıp ifadeler

Bu yanılsamaları adlandırmak ve sınıflandırmak

Name and classify, The prisoners öznesini ve these illusions nesnesini paylaşan eş görevli fiillerdir. Burada name, “bir şeye ad veya etiket vermek”; classify ise “kategorilere ayırmak” anlamında kullanılır. Bu iki fiil birlikte bilgiyi düzenlemenin iki adımını gösterir: nesnelere ad vermek ve onları gruplara ayırmak.

Alıştırma

Bu dersteki fiil çiftini tam olarak tamamlayın: Researchers name and ____ the newly found insects.

Cevabı göster

classify

believing they're perceiving actual entities. Dilbilgisi

1:21

gerçek varlıkları algıladıklarına inanırlar.

Dilbilgisi

Gerçek varlıkları algıladıklarına inanarak

Believing they're perceiving actual entities, believing ile başlayan -ing yapılı bir ortaç yan cümlesidir. Önceki ana cümleye bağlıdır ve mahkûmların adlandırıp sınıflandırırken ne düşündüklerini ekler; ayrı bir ana eylem veya zaman başlatmaz. Believing'den sonraki yan cümle, inançlarının içeriğini verir: gerçekten var olan şeyleri algıladıklarını düşünürler. Ana eylem + believing... kalıbı, öznenin inancını, çoğu zaman yanlış bir inancı, kısa ve öz biçimde ekler.

Alıştırma

Hangi cümle believing... kullanarak öznenin zihinsel durumunu ana eyleme ekler?

  1. Nina packed an umbrella after it rained.
  2. Nina packed an umbrella, believing it would rain.
  3. Nina packed an umbrella because it rained.
Cevabı göster

Nina packed an umbrella, believing it would rain.

Suddenly,

1:24

Aniden,

one prisoner is freed and brought outside for the first time. Dilbilgisi

1:25

bir mahkum serbest bırakılır ve ilk defa dışarı çıkarılır.

Dilbilgisi

is freed and brought outside: eşgüdümlü iki edilgen eylem

is freed and brought outside ifadesinde is, freed ve brought geçmiş zaman ortaçları tarafından ortak kullanılır. Açık hâli is freed and is brought outside olurdu, ancak İngilizcede is normalde tekrarlanmaz. Bu eşgüdümlü edilgen yapı, mahkûmu ve onun yaşadıklarını öne çıkarır. Onu başka kişiler serbest bırakıp dışarı götürür; ifade, onun kendisini serbest bıraktığı veya kendi başına dışarı çıktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

examine ve vaccinate fiillerinin simple past edilgen biçimlerini tek bir be biçimini ortak kullanarak tamamlayın: At the clinic, the puppy ____ before going home.

Cevabı göster

was examined and vaccinated

The sunlight hurts his eyes,

1:29

Güneş ışığı gözlerini acıtır,

and he finds the new environment disorienting. Dilbilgisi

1:30

ve yeni ortamı yönünü şaşırtıcı bulur.

Dilbilgisi

finds the new environment disorienting: find + nesne + sıfat

finds the new environment disorienting ifadesinde find, bulmak veya keşfetmek anlamına gelmez. Bir şeyi deneyimledikten sonra onu belli bir özelliğe sahip olarak görmek ya da değerlendirmek anlamındadır. the new environment nesne, disorienting ise ortamın ona nasıl göründüğünü anlatan sıfattır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp find + nesne + sıfat şeklindedir: I found the test difficult. Bir kişinin deneyimine dayanan değerlendirmesini kısa ve doğrudan anlatır.

Alıştırma

She found the schedule exhausting cümlesinde found ne anlama gelir?

  1. Programı yorucu hâle getirdi.
  2. Programın yorucu olduğunu düşündü.
  3. Programın nerede olduğunu buldu.
Cevabı göster

Programın yorucu olduğunu düşündü.

When told that the things around him are real, Dilbilgisi

1:33

Etrafındaki şeylerin gerçek olduğu,

while the shadows were mere reflections, Kelime

1:35

gölgelerin ise sadece yansımalar olduğu söylendiğinde,

Kelime

mere reflections: yalnızca yansımalar, fazlası değil

mere reflections ifadesinde mere, yalnızca veya bundan fazlası değil anlamına gelir. Gölgelerin ne olduğunu sınırlar ve onları ilk göründüklerinden daha az gerçek ya da önemli olarak sunar. Mere normalde doğrudan bir ismin önüne gelir. Çoğu zaman o isme daha yüksek bir konum, daha güçlü bir etki veya daha büyük bir önem verilmemesi gerektiğini belirtir.

Alıştırma

“The document was a mere draft” cümlesinde mere ne anlama gelir?

  1. Bu özellikle temiz bir taslaktı.
  2. Bu tamamen tek bir malzemeden yapılmış bir taslaktı.
  3. Bu yalnızca bir taslaktı, nihai bir belge değildi.
Cevabı göster

Bu yalnızca bir taslaktı, nihai bir belge değildi.

he cannot believe it.

1:38

buna inanamaz.

Dilbilgisi

When told: when he is told ifadesinin kısaltılmış biçimi

When told, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Burada when he is told anlamına gelir: told, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır; onun birine bir şey söylediğini anlatan yalın geçmiş zaman fiili değildir. When ile başlayan yan cümledeki he öznesi ve be fiili, orada anlaşılan kişi ana cümledeki he ile aynı olduğu için düşürülür. when + geçmiş zaman ortacı kalıbı, zamanı veya arka plandaki koşulları kısa ve öz biçimde verir.

Alıştırma

“When told that the road is closed, he cannot believe it,” cümlesinde hangi tam yan cümle When told ile aynı anlama gelir?

  1. When he is told
  2. When he tells someone
  3. When someone is told by him
Cevabı göster

When he is told

The shadows appeared much clearer to him, Dilbilgisi

1:39

Gölgeler ona çok daha net görünmüştür,

Dilbilgisi

appeared much clearer to him: öznel bir izlenimi aktarmak

appear + adjective + to someone yapısında appear “görünmek ya da gibi gelmek”, to someone ise bu izlenimin kime ait olduğunu belirtir. Burada much, clearer karşılaştırmasını güçlendirir: gölgeler onun bakış açısından çok daha net görünmüştür. Bu yapı nesnel bir gerçeğin kanıtını değil, bir görünüşü ya da değerlendirmeyi aktarır. Bir şey birine net, güvenli veya basit görünebilir ama gerçekte öyle olmayabilir.

Alıştırma

“The route appeared safer to Maya” ne anlama gelir?

  1. Maya rotanın daha güvenli göründüğünü düşündü.
  2. Rotanın herkes için güvenli olduğu kanıtlandı.
  3. Maya rotada aniden belirdi.
Cevabı göster

Maya rotanın daha güvenli göründüğünü düşündü.

but gradually his eyes adjust,

1:42

ancak yavaş yavaş gözleri alışır,

until he can look at reflections in the water, Dilbilgisi

1:45

ta ki sudaki yansımalara,

Dilbilgisi

until he can look: yeni bir beceriye ulaşmak

Bu cümlede until, aşamalı bir değişimin ardından ulaşılan noktayı belirtir. Gözleri alışmaya devam eder ve bu süreç, sudaki yansımalara bakabildiği aşamaya ulaşır. Bu nedenle until sonrasındaki beceri, en başından beri yapabildiği bir şey değil, daha sonra ortaya çıkan bir sonuçtur. Bu kalıp, yeni bir beceriye ulaşana kadar devam eden alıştırma, iyileşme veya uyum süreçlerini anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Aşamalı bir değişimin bitiş noktasını belirten bağlaçla cümleyi tamamlayın: Her eyes slowly adjusted ____ she could read the sign clearly.

Cevabı göster

until

at objects directly,

1:47

doğrudan nesnelere,

and finally at the sun,

1:49

ve sonunda güneşe bakabilene kadar,

whose light is the ultimate source of everything he has seen. Dilbilgisi

1:51

onun ışığı gördüğü her şeyin nihai kaynağıdır.

Dilbilgisi

whose light ...: Bir nesne için ilgi sözcüğü whose

Burada whose, daha önce geçen the sun ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır. Whose light, “the sun's light”, yani “güneşin ışığı” demektir; dolayısıyla bu cümlecik, söz konusu ışığın mahkûmun gördüğü her şeyin nihai kaynağı olduğunu anlatır. Bu yapıda whose bir isimden önce gelir ve o isimle önceki öncül arasında sahiplik veya yakın ilişki kurar. Yalnızca insanlar için değil, nesneler için de kullanılabilir; burada soru sormak yerine açıklayıcı bilgiyi bağlar.

Alıştırma

planet ile surface arasında sahiplik ilişkisi kuran tek ilgi sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: The team studied a planet ____ surface was covered in ice.

Cevabı göster

whose

The prisoner returns to the cave to share his discovery. Dilbilgisi

1:55

Mahkum keşfini paylaşmak için mağaraya geri döner.

Dilbilgisi

returns ... to share ...: Amaç bildiren mastar

returns to the cave to share his discovery ifadesinde to share his discovery amaç bildiren bir mastardır. “Neden geri dönüyor?” sorusunu yanıtlar: bulduğu şeyi paylaşmak, geri dönüşünün amacıdır. Bir eylemden sonra gelen to + fiilin yalın hâli, o eylemin amacını açıklayabilir. Burada to share gelecek zamanı göstermez; geri dönme eylemini hedeflenen amaçla bağlar.

Alıştırma

Haberi paylaşmanın geri dönüş amacı olması için cümleyi tek bir sözcükle tamamlayın: He returned to the office ____ share the news.

Cevabı göster

to

But he is no longer used to the darkness Kalıp ifadeler

1:59

Ancak artık karanlığa alışkın değildir

Kalıp ifadeler

no longer used to the darkness: be used to + isim

no longer used to the darkness ifadesi, karanlığın ona eskiden tanıdık geldiğini ama artık gelmediğini anlatır. No longer, önceki bir durumun sona erdiğini gösterir. Buradaki is used to, be used to + isim veya -ing biçimi kalıbıdır ve bir şeye alışkın olmak anlamına gelir. To bir edattır ve the darkness onun isim nesnesidir. Bu, geçmişteki alışkanlığı anlatan used to + fiilin yalın hâli kalıbı değildir.

Alıştırma

Burada is no longer used to the darkness ne anlama geliyor?

  1. Karanlığa yavaş yavaş alışıyor.
  2. Karanlık ona eskiden tanıdık geliyordu, ama artık gelmiyor.
  3. Geçmişte düzenli olarak karanlıkta yaşıyordu.
Cevabı göster

Karanlık ona eskiden tanıdık geliyordu, ama artık gelmiyor.

and has a hard time seeing the shadows on the wall. Kalıp ifadeler

2:01

ve duvardaki gölgeleri görmekte zorlanır.

Kalıp ifadeler

has a hard time seeing: have a hard time + -ing biçimi

Has a hard time seeing, gölgeleri görmenin onun için zor olduğu anlamına gelir. have a hard time doing something kalıbında -ing öbeği, zorluğa neden olan etkinliği belirtir. A hard time burada ölçülebilir bir süre değildir. Bir etkinliği yaparken zorlanma deneyimini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi remember fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I have a hard time ____ people's names.

Cevabı göster

remembering

The other prisoners think the journey has made him stupid and blind, Dilbilgisi

2:05

Diğer mahkumlar yolculuğun onu aptallaştırdığını ve kör ettiğini düşünürler,

Dilbilgisi

the journey has made him stupid and blind: make + nesne + sıfat

make + nesne + sıfat kalıbı, bir şeyin bir kişiyi veya nesneyi belirli bir duruma getirdiğini anlatır. Burada the journey neden, him nesne, stupid and blind ise iddia edilen sonucu anlatan iki sıfat tümlecidir. Bu yan cümle think fiilinden sonra geldiği için diğer mahkûmların yargısını aktarır. Anlatıcı, yolculuğun onu gerçekten aptal veya kör hâle getirdiğini doğrulamamaktadır.

Alıştırma

Cümleyi make fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The long delay ____ everyone impatient.

Cevabı göster

made

and violently resist any attempts to free them. Kalıp ifadeler

2:09

ve onları serbest bırakma girişimlerine şiddetle karşı çıkarlar.

Kalıp ifadeler

resist any attempts to free them: resist + isim + to mastarı

resist attempts to do something kalıbı, bir şeyi gerçekleştirmeyi amaçlayan eylemlere karşı çıkmak anlamına gelir. Resist burada geçişli bir fiildir; bu nedenle any attempts onun doğrudan nesnesidir. Attempts çoğul bir isimdir ve to free them bu girişimlerin ne yapmayı amaçladığını açıklar. Any, anlamı bu tür girişimlerin tümünü kapsayacak şekilde genişletir. Bu bağlamda mahkûmlar, başkalarının onları özgür bırakma çabalarına karşı koyar; girişimde bulunanlar mahkûmların kendileri değildir.

Alıştırma

Cümleyi resist attempts to kalıbıyla tamamlayın: Last year, the group ____ remove the old rule.

Cevabı göster

resisted attempts to

Plato introduces this passage as an analogy of what it's like to be a philosopher Anlatım akışı

2:13

Platon bu pasajı, filozof olmanın nasıl bir şey olduğunun bir benzeri olarak sunar

trying to educate the public.

2:18

halkı eğitmeye çalışan.

Anlatım akışı

Bu pasajı filozof olmanın nasıl bir şey olduğuna dair bir benzetme olarak sunmak

introduce A as B kalıbı, dinleyiciye A'nın nasıl anlaşılması gerektiğini gösterir. Burada Platon, passage sözcüğünü fiziksel bir geçit değil bir metin bölümü anlamında kullanır ve bu bölümü bir analogy olarak çerçeveler. Böylece dinleyici, öyküyü izlemekten öykünün temsil ettiği fikri yorumlamaya geçer. what it's like to be a philosopher yan cümlesi, benzetmenin neyi açıkladığını belirtir: halkı eğitmeye çalışan bir filozofun deneyimini veya durumunu. Burada what it's like, 'o durumda bulunmanın nasıl bir deneyim olduğu' anlamına gelir; birinin bundan hoşlanıp hoşlanmadığını anlatmaz.

Alıştırma

Vurgulanan ifade, dinleyiciye pasajı nasıl yorumlaması gerektiğini söylüyor?

  1. Onu filozofun durumunu açıklayan bir karşılaştırma olarak görmek.
  2. Onu yalnızca gerçek olayların sıralanışı olarak okumak.
  3. passage sözcüğünü fiziksel bir geçit olarak anlamak.
Cevabı göster

Onu filozofun durumunu açıklayan bir karşılaştırma olarak görmek.

Most people are not just comfortable in their ignorance, Notlar

2:21

Çoğu insan kendi cehaletinin içinde rahat olmakla kalmaz,

Kalıp ifadeler

comfortable in their ignorance: kendi cehaletinden memnun olmak

Burada comfortable, bedensel rahatlığı değil, zihinsel olarak halinden memnun olmayı anlatır. Comfortable in their ignorance, insanların bilgisiz olduklarını kabullendikleri ve bu durumu sorgulama ya da değiştirme gereği duymadıkları anlamına gelir. in edatı, ignorance'ı içine yerleşilmiş bir durum gibi sunar. İfade eleştireldir: yalnızca bilmemeyi değil, bilmemekten memnun olmayı anlatır.

Alıştırma

Cümlede comfortable in their ignorance ne anlama geliyor?

  1. Bilgisiz kalmaktan memnunlar ve bunu sorgulamak istemiyorlar.
  2. Bilmedikleri şeylerden utanıyorlar.
  3. Çok az şey bildikleri için bedensel olarak rahat hissediyorlar.
Cevabı göster

Bilgisiz kalmaktan memnunlar ve bunu sorgulamak istemiyorlar.

but hostile to anyone who points it out. Öbek fiiller

2:24

onu işaret eden herkese karşı düşmanca davranır.

Dilbilgisi

not just comfortable in their ignorance, but hostile: pasif kabullenişten düşmanlığa geçiş

not just A, but B önce A'yı sunar, ardından daha güçlü veya daha ciddi bir nokta olarak B'yi ekler. Burada comfortable in their ignorance pasif bir kabullenişi, hostile to anyone who points it out ise aktif bir direnişi anlatır. Bu nedenle ikinci bölüm iddiayı güçlendirir. İki sıfat öbeği de ortak are fiilini tamamlar: people are comfortable ... but are hostile .... Bu yapı, iki eşit olguyu yalnızca sıralamak yerine savı daha zayıf bir yargıdan daha güçlü bir yargıya taşır.

Alıştırma

Cümleyi iki parçalı not just A, but B yapısıyla tamamlayın: The warning was ____ unclear, ____ misleading.

Cevabı göster

not just · but

Öbek fiiller

who points it out: point out phrasal verb'ü

Point out; bir gerçeğe, soruna, hataya ya da ayrıntıya dikkat çekmek veya onu açıkça belirtmek anlamına gelen bir phrasal verb'dür. who points it out içinde who, anyone sözcüğünü niteleyen ilgi cümleciğini başlatır; it ise daha önce sözü edilen ignorance'a gönderme yapar. Point out ayrılabilir. Nesnesi bir zamirse zamiri point ile out arasına koyun: point it out denir, point out it denmez.

Alıştırma

Cümleyi point out ve it zamiriyle tamamlayın: If you notice an error in my report, please ____.

Cevabı göster

point it out

In fact, Anlatım akışı

2:28

Aslında,

Anlatım akışı

In fact, ile olgusal kanıta geçiş

Burada In fact, sonraki ifadenin önceki iddiayı destekleyen gerçek bir olgu sunacağını gösterir. Tartışmayı genel bir açıklamadan kanıta taşır. Bu, yalnızca vurgu yapan değil, söylemi düzenleyen bir kullanımdır. In fact bu konumda görüldüğünde, önceki bilgiyi doğrulayan veya düzelten bir olgu, örnek ya da daha kesin bir ayrıntı beklenir.

Alıştırma

Hangi seçenek In fact kullanarak bir iddiadan olgusal kanıta geçiyor?

  1. The room is cold. In fact, could you close the window?
  2. She enjoys music. In fact, where did you put the tickets?
  3. People often think the bridge is new. In fact, records show that it was built in 1892.
Cevabı göster

People often think the bridge is new. In fact, records show that it was built in 1892.

the real life Socrates was sentenced to death by the Athenian government Kalıp ifadeler

2:29

gerçek hayatta Sokrates, Atina hükümeti tarafından ölüm cezasına çarptırılmıştı

Kalıp ifadeler

was sentenced to death: edilgen bir hukuk ifadesi

Was sentenced to death, bir mahkemenin veya başka bir yasal makamın resmî olarak ölüm cezası verdiği anlamına gelir. Sentence burada 'birinin cezasına resmî olarak karar vermek' anlamında bir fiildir; cümle anlamındaki isim değildir. Kalıp person + be + sentenced to + punishment şeklindedir. Edilgen yapı odağı Sokrates ve cezaya verir; etken biçimi A court sentenced Socrates to death. olurdu.

Alıştırma

'Resmî olarak ölüm cezası verildi' anlamındaki sabit edilgen hukuk ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After the trial, the captured ruler ____.

Cevabı göster

was sentenced to death

for disrupting the social order, Kalıp ifadeler

2:33

toplumsal düzeni bozduğu gerekçesiyle,

Kalıp ifadeler

for disrupting the social order: resmî bir neden belirtmek

Bu ifadede for + -ing yapısı bir suçlamanın, cezanın veya başka bir resmî işlemin nedenini belirtir. Burada “birisi toplumsal düzeni bozduğu için” anlamına gelir. Disrupt, bir sistemin normal işleyişine ciddi biçimde müdahale etmek demektir. The social order, toplumun istikrarlı düzenini ve işleyişini ifade eder; buradaki order, bir emir veya yemek siparişi değildir.

Alıştırma

“Toplumun normal işleyişini ciddi biçimde bozmak” anlamındaki ifadeyle resmî cümleyi tamamlayın: The report said that several people had been arrested ____.

Cevabı göster

for disrupting the social order

and his student Plato spends much of the Republic disparaging Athenian democracy Dilbilgisi

2:35

ve öğrencisi Platon, Devlet kitabının büyük bölümünü Atina demokrasisini kötüleyerek geçirir

Dilbilgisi

spends much of ... disparaging ...: bir eyleme geniş yer ayırmak

Spend yalnızca para harcamayı anlatmaz. spend + bir zaman miktarı veya eserin bir bölümü + -ing yapısında, -ing yan cümlesi o zamanın ya da alanın hangi işe ayrıldığını gösterir. Burada much of the Republic, Platon’un Devlet adlı eserinin büyük bir bölümü demektir. Disparaging Athenian democracy, Platon’un bu büyük bölümde ne yaptığını belirtir: Atina demokrasisinden küçümseyici veya aşağılayıcı biçimde söz eder. Disparage, yalnızca tartışmak veya eleştirmekten daha olumsuzdur.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için explain fiilinin doğru biçimini kullanın: The author spends much of the first chapter ____ how the machine works.

Cevabı göster

explaining

while promoting rule by philosopher kings. Kültür

2:40

bunun yerine filozof kralların yönetimini destekler.

Kültür

promoting rule by philosopher kings: filozof kralların yönetimini desteklemek

promoting rule by philosopher kings ifadesinde rule, “yönetim” veya “hâkimiyet” anlamına gelen bir isimdir; by ise gücü kimin elinde tuttuğunu gösterir. İfade, filozof kralların yönettiği bir siyasal sistemi desteklemek anlamına gelir. Platon'un siyaset düşüncesinde philosopher kings, felsefi bilgeliklerinin onları yönetmeye uygun kıldığı varsayılan ideal yöneticilerdir. Bu terim belirli bir kuramı adlandırır; yalnızca felsefeyi seven sıradan krallar anlamına gelmez.

Alıştırma

promoting rule by philosopher kings ifadesinde rule by philosopher kings ne anlama gelir?

  1. Filozof kralların uyması gereken kurallar
  2. Filozof krallar tarafından yönetilen bir siyasal sistem
  3. Mevcut krallara felsefe öğretme çabası
Cevabı göster

Filozof krallar tarafından yönetilen bir siyasal sistem

With the cave parable,

2:44

Mağara meseli ile,

Plato may be arguing Anlatım akışı

2:45

Platon şunu iddia ediyor olabilir:

that the masses are too stubborn and ignorant to govern themselves. Notlar

2:47

kitleler kendi kendilerini yönetmek için çok inatçı ve cahildir.

Anlatım akışı

Plato may be arguing: ihtiyatlı bir yorum

Burada may, yetenek veya izin değil, olasılık belirtir. be arguing, “şu görüşü ileri sürüyor olmak” anlamına gelir; dolayısıyla Plato may be arguing, anlatıcının Platon'un öne sürüyor olabileceğini düşündüğü bir iddiayı tanıtır. Bu ihtiyatlı ifade, bir yorumu kesin bir olgudan ayırarak açıklamayı düzenler. Makul bir okuma sunarken başka yorumlara da yer bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle iddiayı bir kesinlik veya yetenek ifadesi olarak değil, ihtiyatlı bir yorum olarak sunar?

  1. Plato is definitely arguing that public opinion can be unreliable.
  2. Plato can argue that public opinion can be unreliable.
  3. Plato may be arguing that public opinion can be unreliable.
Cevabı göster

Plato may be arguing that public opinion can be unreliable.

Kelime

the masses: tek bir grup olarak görülen sıradan insanlar

Bu cümlede the masses, tek tek bireyler yerine geniş bir toplumsal grup olarak görülen sıradan insanlar anlamına gelir. Nüfusu bir bütün olarak ele alır ve burada kimin yönetmeye uygun olduğu konusunda olumsuz bir genellemeyi destekler. Buradaki masses, insanları belirten çoğul anlamdadır; fiziksel kütleyi belirten bilimsel mass anlamında değildir.

Alıştırma

Kullanımı değerlendirin: Yerel gönüllülere gönderilen sıcak bir mesajda koordinatör, "Thanks to the masses who helped today!" diye yazıyor. Burada the masses doğal ve samimi bir seçim midir?

  1. Hayır, mesafeli duyuluyor ve küçümseyici gelebilir.
  2. Evet, sıcak ve kişisel duyuluyor.
Cevabı göster

Hayır, mesafeli duyuluyor ve küçümseyici gelebilir.

Dilbilgisi

too stubborn and ignorant to govern: too ... to ... sonuç yapısı

Bu ifade too + sıfat(lar) + to + fiil yapısını kullanır. Özelliklerin aşırı derecede olduğunu ve bu yüzden eylemin yapılamadığını anlatır. Daha geniş düşüncede, inatçılık ve bilgisizlik insanların kendilerini yönetmesini engelleyen özellikler olarak sunulur. Burada to govern amaç değil, sonuç bildirir. Stubborn ve ignorant, and ile bağlanır ve ikisi de too ... to ... yapısının kapsamındadır.

Alıştırma

Cümleyi too ... to ... sonuç yapısıyla tamamlayın: Maya was ____ tired ____ finish the report before midnight.

Cevabı göster

too · to

But the allegory has captured imaginations for 2400 years Deyimler

2:52

Ancak bu alegori 2400 yıldır hayal gücünü cezbetmektedir

Deyimler

has captured imaginations: kalıcı merak ve hayal gücü uyandırmak

Burada has captured imaginations, bir şeyin insanların güçlü biçimde ilgisini çektiği ve onları düşünmeye, hayret etmeye veya olasılıklar hayal etmeye yönelttiği anlamına gelir. Capture mecaz anlamdadır: alegori insanların dikkatini ve ilgisini üzerinde tutar; fiziksel olarak bir şeyi yakalamaz. Has captured, for 2400 years ile kullanılan present perfect yapısıdır. Bu yapı, etkinin geçmişte başladığını ve bugüne kadar sürdüğünü gösterir.

Alıştırma

Cümleyi has captured imaginations ile tamamlayın: For decades, the space saga ____ around the world.

Cevabı göster

has captured imaginations

because it can be read in far more ways. Dilbilgisi

2:56

çünkü çok daha farklı şekillerde okunabilir.

Dilbilgisi

can be read in far more ways: edilgen yapıyla yorum belirtmek

Bu cümlede can be read in far more ways, bir şeyin çok daha fazla şekilde yorumlanabileceği anlamına gelir. Read, insanların alegorinin anlamını nasıl kavradığını anlatır; yalnızca yazılı kelimelere bakmak veya onları sesli okumak anlamına gelmez. Can + be + past participle kalıbı edilgendir: yorumlanan şey alegoridir. In ... ways, nasıl yorumlanabileceğini gösterir. Far ise fiziksel mesafe anlatmaz; karşılaştırma biçimi more'u güçlendirerek çok daha fazla anlamını verir.

Alıştırma

Vurgulanan sözcüklerle edilgen yorumlama kalıbını tamamlayın: The symbol can be ____ several different ways.

Cevabı göster

read in

Importantly,

2:59

Önemlisi,

the allegory is connected to the theory of forms Kültür

3:00

bu alegori İdealar Kuramı ile bağlantılıdır

Kültür

connected to the theory of forms: Formlar kuramıyla bağlantılı

Bu cümlede be connected to, “... ile bağlantılı olmak” ya da “... ile ilişkili olmak” demektir. Alegorinin Platon’un Formlar Kuramı’yla önemli bir ilişkisi olduğunu belirtir. Bu kuramda Forms, kusursuz ve değişmez soyut gerçeklikleri ya da modelleri anlatır; gördüğümüz fiziksel şeyler ise onların kusurlu örnekleri veya yansımalarıdır. Buradaki forms bir felsefe terimidir; doldurulan formlar ya da yalnızca nesnelerin görünür şekilleri değildir.

Alıştırma

Bu felsefi bağlamda, the theory of forms içindeki forms neyi ifade eder?

  1. Fiziksel nesnelerin yalnızca görünür şekilleri
  2. İnsanların doldurduğu belgeler
  3. Fiziksel örneklerin ardındaki kusursuz ve değişmez gerçeklikler veya modeller
Cevabı göster

Fiziksel örneklerin ardındaki kusursuz ve değişmez gerçeklikler veya modeller

developed in Plato's other dialogues,

3:03

Platon'un diğer diyaloglarında geliştirilmiş olan,

which holds that like the shadows on the wall, Anlatım akışı

3:05

buna göre tıpkı duvardaki gölgeler gibi,

Anlatım akışı

which holds that: bir kuramın iddiasını eklemek

Which, önceki the theory of forms ifadesine döner ve kuramın ne söylediğini ekleyen bir ilgi cümleciği başlatır. Böylece konuşmacı önce kuramın adını verir, ardından iddiasını açıklar. Burada holds that, “... olduğunu savunur” ya da “... olduğunu ileri sürer” demektir; “onu elinde tutar” anlamında değildir. that sonrasındaki bölüm kuramın savunduğu içeriği verir.

Alıştırma

Cümleyi hold fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This theory ____ that regular sleep supports memory.

Cevabı göster

holds

things in the physical world are flawed reflections Deyimler

3:08

fiziksel dünyadaki şeyler kusurlu yansımalardır

of ideal forms such as roundness or beauty.

3:11

yuvarlaklık veya güzellik gibi ideal formların.

Deyimler

are flawed reflections of ideal forms: kusurlu bir temsil

Bu ifade, fiziksel şeylerin ideal biçimleri temsil ettiğini, fakat bunu yalnızca kusurlu biçimde yaptığını anlatır. Flawed kusurlu demektir; reflections ise burada bir mecazdır: bu şeyler aynadaki görüntüler değildir. Bu benzetme, gördüğümüz değişken ve kusurlu somut örneklerle yuvarlaklık ya da güzellik gibi kusursuz soyut biçimleri karşılaştırır. Genel olarak a flawed reflection of something, bir şeyin eksik ya da kusurlu bir ifadesidir.

Alıştırma

Bu cümlede are flawed reflections of ideal forms ne anlama gelir?

  1. Fiziksel şeyler, kusursuz soyut biçimleri kusurlu şekilde temsil eder.
  2. Fiziksel şeyler aynalarda gerçekten görüntü olarak belirir.
  3. İdeal biçimler, fiziksel şeylerin kusurlu kopyalarıdır.
Cevabı göster

Fiziksel şeyler, kusursuz soyut biçimleri kusurlu şekilde temsil eder.

In this way, Anlatım akışı

3:16

Bu şekilde,

Anlatım akışı

In this way: bir açıklamayı sonucuna bağlamak

In this way bir bağlantı ifadesidir. This, az önce açıklanan yönteme, ilişkiye veya sürece gönderme yapar; way ise bir yol değil, bir şeyi yapma biçimi anlamındadır. Bu ifade, önceki bilgiyi sonraki sonucu ortaya çıkaran araç olarak sunar. Okurun önce açıklamayı, ardından bunun sonucunu takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bu düşünceleri hangi bağlayıcı doğru biçimde birleştirir? We sort the files by date. ___, we can find them quickly.

  1. On the way
  2. By the way
  3. In this way
Cevabı göster

In this way

the cave leads to many fundamental questions, Kalıp ifadeler

3:16

mağara birçok temel soruya yol açar,

Kalıp ifadeler

leads to many fundamental questions: birçok temel soruya yol açar

Bu cümlede leads to, “neden olur, ortaya çıkarır veya tartışmayı bir noktaya taşır” demektir; “birine bir yere kadar yol göstermek” anlamında değildir. Buradaki “mağara”, mağara alegorisini temsil eder; bu alegorideki fikirler birçok derin soruyu gündeme getirir. Many fundamental questions, bir konunun temelinde yatan çok sayıda ana soru demektir. Aktarılabilir kalıp X leads to Y şeklindedir: X bir neden, başlangıç noktası veya düşünce çizgisidir; Y ise onun sonucudur.

Alıştırma

Cümleyi lead to ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: One unanswered question ____ another.

Cevabı göster

leads to

including the origin of knowledge, Kültür

3:19

bilginin kökeni,

Kültür

the origin of knowledge: bilginin kökeni

The origin of knowledge, bilginin nereden geldiği veya ilk olarak nasıl mümkün hâle geldiği demektir. Burada origin, bir hikâyenin açılış bölümü değil, “kaynak” veya “başlangıç noktası” anlamındadır. Felsefede bu ifade geniş bir soruyu adlandırır: Bilgi deneyimle mi, akıl yürütmeyle mi yoksa başka bir temelle mi başlar? Aktarılabilir the origin of + isim kalıbı, bir şeyin kaynağını veya en eski temelini sorar.

Alıştırma

The origin of knowledge ifadesinin anlamına en uygun soru hangisidir?

  1. Hangi kitabın ilk sayfasında bilgi vardır?
  2. Bilgi nereden gelir?
  3. Olgular fiziksel olarak nerede saklanır?
Cevabı göster

Bilgi nereden gelir?

the problem of representation, Kültür

3:21

temsil sorunu

Kültür

the problem of representation: temsil sorunu

The problem of representation, bir görüntünün, göstergenin, sözcüğün veya başka bir temsil biçiminin gerçekliği nasıl gösterebildiğine ilişkin kuramsal sorudur. Bu bağlamda gölgeler birer temsil örneğidir: gerçek bir şeyi gösterirler ama o şeyin kendisi değildirler. Burada problem yalnızca günlük bir sıkıntıyı değil, araştırılması gereken bir meseleyi ifade eder. Representation ise betimleme veya simgesel sunum anlamındadır; başka biri adına hareket etmek ya da konuşmak anlamında değildir.

Alıştırma

Gölgeler ve gerçeklik üzerine bir tartışmada the problem of representation neyi ifade eder?

  1. Bir delegenin başka biri adına toplantıya nasıl katıldığı
  2. Görüntülerin veya göstergelerin gerçekliği nasıl temsil edebildiği
  3. Oyuncuların repliklerini nasıl ezberlediği
Cevabı göster

Görüntülerin veya göstergelerin gerçekliği nasıl temsil edebildiği

and the nature of reality itself. Kültür

3:23

ve gerçekliğin doğası gibi.

Kültür

the nature of reality itself: gerçekliğin kendisinin doğası

The nature of reality itself, gerçekliğin özsel niteliği, yani gerçekliğin temelde ne olduğu anlamına gelir. Soyut bir tartışmada nature, doğal dünyayı değil, bir şeyin temel niteliklerini ifade edebilir. Itself vurgu ekler ve odağı gerçekliğin kendisine yöneltir. Bu ifade, belirli bir nesnenin veya olayın gerçek olup olmadığını değil, en derin düzeyde gerçekliğin ne olduğunu sorar.

Alıştırma

the nature of reality itself ifadesindeki nature ne anlama gelir?

  1. Gerçekçi bir manzara
  2. Doğal çevre
  3. Gerçekliğin özsel niteliği
Cevabı göster

Gerçekliğin özsel niteliği

For theologians, Kültür

3:27

İlahiyatçılar için,

the ideal forms exist in the mind of a creator.

3:28

ideal formlar bir yaratıcının zihninde var olur.

Kültür

For theologians: bir grubun bakış açısını çerçevelemek

For theologians burada “teologların bakış açısından” demektir; “teologların yararı için” anlamına gelmez. Bir ifadenin başındaki For + kişi veya grup, ardından gelen iddiayı o kişi ya da grubun görüşü olarak çerçeveleyebilir. Bu teolojik bakışta ideal biçimlerin bir yaratıcının zihninde var olduğu kabul edilir. Burada a creator, Tanrı gibi yaratıcı bir ilahi varlığı ifade eder; cümle tek bir teolojik yorum sunar.

Alıştırma

Örnekte For theologians ne işe yarar?

  1. Birinin teologlar adına hareket ettiği anlamına gelir.
  2. İfadenin yalnızca teologlara yönelik olduğunu söyler.
  3. Teologların bakış açısını sunar.
Cevabı göster

Teologların bakış açısını sunar.

For philosophers of language viewing the forms as linguistic concepts, Notlar

3:31

Formları dilsel kavramlar olarak gören dil filozofları için,

Kültür

philosophers of language: dil becerisi değil, felsefi bir alan

Philosophers of language; anlam, gönderim, doğruluk ve sözcüklerin şeyleri nasıl temsil ettiği gibi dille ilgili soruları inceleyen filozoflardır. Of language, onların felsefi araştırma alanını belirtir. Bu ifade yalnızca çok sayıda dil bilen insanlar anlamına gelmez. Bu cümle parçasında viewing the forms as linguistic concepts, bu filozofların benimsediği yorumu açıklar.

Alıştırma

Philosophers of language en doğal biçimde kimleri ifade eder?

  1. Asıl işi yeni başlayanlara yabancı dil konuşmayı öğretmek olan öğretmenler
  2. Anlamı, gönderimi ve dilin şeyleri nasıl temsil ettiğini inceleyen filozoflar
  3. Belirleyici özelliği çok sayıda dil konuşabilmek olan kişiler
Cevabı göster

Anlamı, gönderimi ve dilin şeyleri nasıl temsil ettiğini inceleyen filozoflar

Dilbilgisi

viewing the forms as linguistic concepts: view A as B yapısı

view A as B yapısında A yorumlanan şey, B ise A'ya verilen kimlik, rol veya yorumlama çerçevesidir. Burada the forms A, linguistic concepts ise B'dir; dolayısıyla ifade, formları dilbilimsel kavramlar olarak anlamak demektir. Buradaki viewing, gözle izlemek anlamına gelmez. Bu yapı analitik bir bakış açısı sunar ve açıklamalarda, değerlendirmelerde ve farklı görüşlerin karşılaştırılmasında kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi view A as B yapısıyla tamamlayın. view fiilinin doğru biçimini kullanın: The museum ____ the old map ____ an important historical record.

Cevabı göster

views · as

the theory illustrates the problem

3:36

bu teori, somut şeyleri

of grouping concrete things under abstract terms. Kelime

3:37

soyut terimler altında gruplamanın sorununu örneklendirir.

Kelime

grouping concrete things under abstract terms: somut şeyleri soyut terimler altında gruplandırmak

Grouping A under B, A'yı B'nin adlandırdığı kategoriye yerleştirmek demektir; under fiziksel bir konumu değil, bir sınıflandırma ilişkisini ifade eder. Burada tek tek somut şeyler, daha genel soyut terimlerle sınıflandırılır. Bu bağlamda concrete, betondan yapılmış değil, belirli veya doğrudan tanımlanabilir anlamına gelir. Abstract terms tek bir fiziksel nesne yerine genel fikirleri veya kategorileri adlandırır.

Alıştırma

"grouping concrete things under abstract terms" ifadesinde under nasıl bir ilişkiyi anlatır?

  1. Fiziksel bir konum: katı nesneler yazılı özetlerin altına yerleştirilir
  2. Bir malzeme değişimi: soyut fikirler somut nesnelere dönüşür
  3. Bir sınıflandırma ilişkisi: belirli şeyler, genel terimlerin adlandırdığı kategorilere yerleştirilir
Cevabı göster

Bir sınıflandırma ilişkisi: belirli şeyler, genel terimlerin adlandırdığı kategorilere yerleştirilir

And others still wonder whether we can really know Dilbilgisi

3:41

Ve diğerleri hala gerçekten bilebilir miyiz diye merak ederler

that the things outside the cave

3:44

mağaranın dışındaki şeylerin

are any more real than the shadows.

3:46

gölgelerden daha gerçek olduğunu.

Dilbilgisi

whether we can really know ... any more real than ...: gerçeklik derecesini sorgulama

wonder fiilinden sonra whether, Can we really know ...? gibi evet-hayır türünde dolaylı bir soru başlatır. whether yan cümlesinde soru dizilişi olan can we değil, düz cümle dizilişi olan we can kullanılır. Ardından gelen that yan cümlesi bilinebilecek düşünceyi belirtir. any more real than the shadows ifadesinde more real, gerçeklik derecelerini karşılaştırır. Şüphe içeren bu soruda any, “herhangi bir ölçüde” anlamı verir: konuşan kişi dışarıdaki şeylerin gerçekten daha gerçek olup olmadığını sorgular. “Daha fazla sayıda gerçek şey” demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle soruyu wonder içine doğru biçimde yerleştirir ve bir kaynağın daha güvenilir olup olmadığına dair şüpheyi ifade eder?

  1. I wonder whether this source is any more reliable than the other one.
  2. I wonder whether is this source any more reliable than the other one.
  3. I wonder whether this source is many more reliable than the other one.
Cevabı göster

I wonder whether this source is any more reliable than the other one.

As we go about our lives, Kalıp ifadeler

3:49

Hayatlarımızı sürdürürken,

Kalıp ifadeler

go about our lives: günlük hayatı sürdürmek

Go about our lives, günlük hayatın sıradan etkinliklerini sürdürmek anlamına gelir. As we go about our lives ifadesinde as, “-iken” anlamındadır; bu nedenle ifade, ardından gelecek düşünce için günlük yaşam bağlamını kurar. Burada go about, bir etkinliği veya rutini sürdürmeyi anlatır; bir yerden başka bir yere yürümek anlamına gelmez. Yaygın kalıp go about + iyelik belirleyicisi + life/day/business şeklindedir: go about your day, go about their business.

Alıştırma

Cümleyi go about their lives ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the meeting ended, the neighbors ____ as usual.

Cevabı göster

went about their lives

can we be confident in what we think we know? Dilbilgisi

3:50

bildiğimizi sandığımız şeylerden emin olabilir miyiz?

Dilbilgisi

be confident in what we think we know: bildiğimizi sandığımız şeyden emin olmak

Be confident in, bir şeyden emin olmak veya ona güvenmek demektir. Burada in edatının tümleci, what we think we know adlı what yan cümlesinin tamamıdır. Bu yan cümle “bildiğimizi düşündüğümüz şeyler” anlamına gelir. Think, know ifadesine mesafe katar. Konuşmacı bu bilgiyi tamamen kanıtlanmış olarak sunmaz; soru, kendi inançlarımızın güvenilir olup olmadığını sorgular. Güvenin tam olarak neye yönelik olduğunu belirtmek için be confident in + isim veya what yan cümlesi kalıbını kullanabilirsin.

Alıştırma

Hangi cümlede be confident in, bir what yan cümlesinden önce doğru kullanılmıştır?

  1. I am not confident in that what I remember from the lesson.
  2. I am not confident in what I remember from the lesson.
  3. I am not confidence in what I remember from the lesson.
Cevabı göster

I am not confident in what I remember from the lesson.

Perhaps one day a glimmer of light Deyimler

3:53

Belki bir gün ufak bir ışık parıltısı

Deyimler

a glimmer of light: kavrayışın ilk işareti

A glimmer zayıf ve küçük bir ışık parıltısıdır; bu yüzden a glimmer of light önce zar zor görülebilen bir şeyin görüntüsünü oluşturur. Bu düşünsel bağlamda light, gerçeği veya anlayışı temsil eder. Bu nedenle ifade, eksiksiz veya kesin bir cevap yerine küçük ve ilk bir kavrayış belirtisinin ortaya çıkabileceğini düşündürür. Aynı imge hafif bir umut belirtisini, bir ipucunu veya gelişen anlayışı da anlatabilir.

Alıştırma

Gerçek üzerine düşünsel bir tartışmada a glimmer of light büyük olasılıkla neyi anlatır?

  1. Gerçeğin veya anlayışın küçük bir başlangıcı
  2. Her şeyi açıklayan parlak bir lamba
  3. Eksiksiz ve kesin bir cevap
Cevabı göster

Gerçeğin veya anlayışın küçük bir başlangıcı

may punch a hole in your most basic assumptions. Deyimler

3:55

en temel varsayımlarınızda bir delik açabilir.

Deyimler

Punch a hole in your most basic assumptions: en temel inançlarını sarsmak

Punch a hole in your most basic assumptions canlı ve güçlü bir benzetmedir. Doğru kabul ettiğin en derin inançlarını, zarar görebilecek sağlam bir yüzey gibi düşünür. Burada gerçek bir delik açmak değil, bu inançlardaki ciddi bir zayıflığı ortaya çıkarmak veya onları kabul etmeyi çok daha zor hâle getirmek anlamına gelir. May bunun kesin değil, olası bir sonuç olduğunu belirtir. Başka durumlara aktarılabilen punch a hole in + fikir, iddia veya teori yapısı, bir kusuru ortaya çıkararak onu ciddi biçimde zayıflatmak demektir.

Alıştırma

Bu cümlede may punch a hole in your most basic assumptions ne anlama gelir?

  1. Sahip olduğun bir nesnede fiziksel bir delik açabilir.
  2. İnançlarını sorgulamadan daha güçlü hâle getirmene yardım edebilir.
  3. Normalde sorgulamadan doğru kabul ettiğin inançları ciddi biçimde zayıflatabilir.
Cevabı göster

Normalde sorgulamadan doğru kabul ettiğin inançları ciddi biçimde zayıflatabilir.

Will you break free to struggle towards the light, Notlar

3:58

Işığa doğru mücadele etmek için zincirlerinizi kırar mısınız,

Öbek fiiller

Will you break free: bir kısıtlamadan kurtulmak

Break free kontrol, kısıtlama veya seni yerinde tutan bir şeyden kurtulmak demektir. Free ortaya çıkan durumu, yani artık engellenmemeyi anlatır. Bu cümlede kısıtlamanın ne olduğu açıkça söylenmez; bağlamdan anlaşılır. Will you break free? sorusu yalnızca geleceği sormaz; dinleyiciyi bu kısıtlamadan ayrılıp ayrılmamayı seçmeye çağırır. Kısıtlamanın kaynağını belirtmek için break free from + isim kullanılır; break free from fear buna bir örnektir.

Alıştırma

Cümleyi break free from ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: After years of fear, Maya finally ____ it.

Cevabı göster

broke free from

Deyimler

Hakikati aramanın bir metaforu olarak to struggle towards the light

Bu cümlede to struggle towards the light, hakikat ve bilgi arayışını ışığa doğru zorlu bir hareket olarak betimler. Buradaki light yalnızca fiziksel ışık değildir; daha açık bir anlayışı temsil eder. Struggle fiili çaba, acı ve direnç anlamları ekler. Soru, birinin özgür kalıp zor olsa bile hakikate doğru ilerlemeyi sürdürüp sürdürmeyeceğini sorar.

Alıştırma

Bu bağlamda to struggle towards the light temel olarak ne anlama gelir?

  1. Daha aydınlık bir odaya kolayca yürümek
  2. Hakikate ve anlayışa doğru güçlükle ilerlemek
  3. Bütün zor fikirlerden kaçınmaya çalışmak
Cevabı göster

Hakikate ve anlayışa doğru güçlükle ilerlemek

even if it costs you your friends and family, Dilbilgisi

4:01

arkadaşlarınızı ve ailenizi kaybetmenize mal olsa bile,

Dilbilgisi

even if it costs you your friends and family: olası bir fedakârlık

Even if, ana kararı değiştirmeyen olası bir koşul sunar: kişi bu sonuca rağmen yine de harekete geçebilir. Kaybı daha önce gerçekleşmiş kesin bir olay olarak değil, olası bir bedel olarak gösterir. cost someone something yapısında cost, yalnızca para gerektirmek değil, birinin bir şeyi kaybetmesine veya feda etmesine yol açmak demektir. Burada it costs you your friends and family, bu seçimin söz konusu ilişkilere zarar verebileceği veya onları bitirebileceği anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi even if ve cost someone something yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: I will defend my teammate ____ it ____ my place on the team.

Cevabı göster

even if · costs me

or stick with comfortable and familiar illusions? Öbek fiiller

4:03

yoksa rahat ve tanıdık yanılsamalara bağlı mı kalırsınız?

Öbek fiiller

stick with: rahat ve tanıdık yanılsamaları seçmeye devam etmek

Bu cümlede stick with, başka bir seçeneğe geçmek yerine bir şeyi “seçmeye ya da kabul etmeye devam etmek” anlamına gelir. Burada stick fiziksel bir eylemi anlatmaz; with sözcüğünden sonra sürdürülen seçim gelir. comfortable and familiar illusions, tanıdık oldukları için güvenli hissettiren yanlış düşünceleri anlatır. Bu nedenle soru, gerçekle yüzleşmek ile rahatlatıcı inançlara bağlı kalmak arasında bir seçim sunar.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “aynı seçimi sürdürmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: After testing both apps, I decided to ____ the one I already knew.

Cevabı göster

stick with

Truth or habit? Anlatım akışı

4:07

Hakikat mi, alışkanlık mı?

Light or shadow?

4:08

Işık mı, gölge mi?

Anlatım akışı

Truth or habit? Light or shadow?: paralel karşıtlıklarla güçlü bir kapanış

Bu iki kısa soru aynı A or B? kalıbını iki kez kullanır. Bunlar eksiltili yapılardır; tam biçimleri “Will you choose truth or habit? Will you choose light or shadow?” şeklinde olurdu. Aynı çerçevenin tekrarı, dört anahtar sözcüğü dengeli iki karşıtlık hâlinde düzenler. Truth ve light bir tarafta, habit ve shadow ise diğer tarafta yer alır. Konuşmacı iki basit olgusal cevap istemez; kısa ve paralel sorular, son bölümü daha büyük bir değer seçimine dönüştürerek güçlü bir kapanış oluşturur.

Alıştırma

Metnin sonunda yer alan “Truth or habit? Light or shadow?” ifadesinin başlıca düzenleyici etkisi nedir?

  1. Günlük alışkanlıklar ve aydınlatma hakkında iki olgusal rapor ister.
  2. Birbiriyle ilgisiz dört ismin sözlük tanımını verir.
  3. Temayı iki paralel değer karşıtlığı hâlinde yoğunlaştırır.
Cevabı göster

Temayı iki paralel değer karşıtlığı hâlinde yoğunlaştırır.

Hard choices,

4:10

Zor seçimler,

but if it's any consolation, Ton ve niyet

4:12

ama eğer bir teselli olacaksa,

Ton ve niyet

If it's any consolation: sınırlı bir teselliyi temkinli biçimde sunmak

If it's any consolation, kötü bir haberden veya zor bir durumdan sonra karşıdakini biraz daha iyi hissettirebilecek bir gerçeği sunar. Buradaki but, daha önce sözü edilen zorluktan sonra gelecek teselli edici bilgiye geçiş yapar. Any, sunulan teselliyi ölçülü hâle getirir: konuşan kişi sorunu çözdüğünü iddia etmez. İfade yaklaşık olarak “bu sana biraz olsun teselli verecekse” anlamına gelir ve normalde ardından dinleyeni teselli etmesi amaçlanan gerçek gelir.

Alıştırma

Sınırlı bir teselliyi temkinli biçimde sunan dört sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, everyone found the test difficult.

Cevabı göster

If it's any consolation

you're not alone. Ton ve niyet

4:13

yalnız değilsiniz.

Ton ve niyet

You're not alone: duygusal destek ve ortaklık sunmak

You're not alone, kelimenin tam anlamıyla birinin fiziksel olarak yanında olduğunu ifade edebilir; ancak burada duygusal destek sunar. Dinleyiciye başka insanların da benzer seçimler, duygular veya zorluklarla karşılaştığını söyler. İfade, deneyimin paylaşıldığı hissini yaratır; zorluğun ortadan kalkacağını vaat etmez. Hangi deneyimin paylaşıldığı normalde bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Bir arkadaşın “I thought I was the only person struggling with this.” diyor. Başkalarının da aynı deneyimi paylaştığını en doğrudan hangi yanıt söyler?

  1. You're not alone.
  2. You're on your own.
  3. You're out of time.
Cevabı göster

You're not alone.

There are lots of us down here. Anlatım akışı

4:14

Aşağıda bizden çok var.

Anlatım akışı

There are lots of us down here: ortak bir mağara metaforuyla kapanış yapmak

Yüzeyde There are lots of us down here, konuşan kişi de dâhil olmak üzere birçok insanın aşağıdaki bu yerde bulunduğunu söyleyen gündelik bir yer bildirimidir. Ancak kapanışta down here mağara imgesini yeniden çağrıştırır ve yalnızca fiziksel bir konumu değil, herkesin hâlâ yanılsamayla sınırlı olabileceği ortak bir durumu düşündürür. Cümle, büyük ve soyut bir temayı konuşan kişiye ve dinleyicilere geri getirerek konuşmayı bitirir. lots of us iki tarafı da aynı duruma dâhil eder; konuşanın tek başına kurtulduğunu iddia etmek yerine birlik duygusu ve hafif bir öz eleştiri yaratır.

Alıştırma

Bu kapanışta There are lots of us down here cümlesinin temel işlevi nedir?

  1. Mağara imgesini yeniden hatırlatır ve konuşan kişiyle dinleyicileri aynı duruma dâhil eder.
  2. Gerçek bir yer altı odasındaki insanların kesin sayısını verir.
  3. Konuşan kişinin sorundan tamamen kurtulduğunu gösterir.
Cevabı göster

Mağara imgesini yeniden hatırlatır ve konuşan kişiyle dinleyicileri aynı duruma dâhil eder.