3. Dünya Savaşı'nın Çıkma İhtimali Nedir?: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
998 kelime 189 kel/dk

Video özeti: Video, dünya savaşlarının başlangıcını ve nükleer silahların üçüncü savaşa etkisini anlatıyor. İki senaryo yıkımı, yardımın yetersizliğini, nükleer kışı ve tırmanmayı izliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "can't help but think of" - Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: bir düşüncenin diğerini otomatik çağrıştırdığını anlayın ve bu bağlantı için öbeği kullanın. 2. "play out," - Öbek fiiller: varsayımsal bir olayın zaman içinde nasıl geliştiğini anlayın ve senaryo ile sonuçları anlatın. 3. "come to blows," - Deyimler ve mecazlı ifadeler: gerçek yumruklaşma değil, açık çatışmaya tırmanma olarak yorumlayın ve insan ya da devlet anlaşmazlıklarında kullanın.

Bu derste

At least 108 million people have been killed in wars in the 20th century. Kalıp ifadeler

0:00

20. yüzyıldaki savaşlarda en az 108 milyon insan öldürüldü.

Kalıp ifadeler

At least: alt sınır belirtmek

At least bir sayı için net bir alt sınır koyar. Bu cümlede tahmin, en az 108 milyon ölümü destekliyor; ancak gerçek toplam daha yüksek olabilir. “Yaklaşık” anlamına gelmez. at least sonrasındaki sayı, kesin bir toplam olarak değil, “bu miktar veya daha fazlası” olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi minimum belirten ve daha yüksek bir sayıya izin veren iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The repair will take ____ three days.

Cevabı göster

at least

The First World War started in Europe and lasted more than 4 years from 1914 to 1918

0:04

Birinci Dünya Savaşı Avrupa'da başladı ve 1914'ten 1918'e kadar 4 yıldan fazla sürdü

with 7 million civilians and 10 million military personnel losing their lives.

0:09

7 milyon sivil ve 10 milyon askeri personel hayatını kaybetti.

The Second World War lasted for 6 years from 1939 to 1945

0:14

İkinci Dünya Savaşı 1939'dan 1945'e kadar 6 yıl sürdü

with deaths ranging from 50 million to more than 80 million. Dilbilgisi

0:19

ölü sayısı 50 milyon ile 80 milyondan fazla arasında değişti.

Dilbilgisi

Ranging from A to B: bir aralığı belirtmek

Range from A to B, olası veya gözlemlenen değerler kümesinin iki ucunu verir. Burada farklı ölüm tahminleri 50 milyon ile 80 milyonun üzerindeki bir üst uç arasında yer alır. İkinci uç more than 80 million olduğu için 80 milyon kapalı bir maksimum değildir. Bu yapı burada sayısal bir aralığı anlatır; tek bir değerin zaman içinde başka bir değere dönüştüğünü anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi range from A to B kalıbını kullanarak tamamlayın: Apartment rents ____ $900 ____ $2,500 a month.

Cevabı göster

range from · to

Both of these wars were catastrophic,

0:22

Bu savaşların her ikisi de felaketti,

but could it happen again?

0:24

ama tekrar olabilir mi?

That's what we'll find out in this episode of The Infographics Show.

0:25

The Infographics Show'un bu bölümünde öğreneceğimiz şey bu.

What are the chances of World War III?

0:29

Üçüncü Dünya Savaşı'nın ihtimali nedir?

Wars can break out for a number of reasons. Öbek fiiller

0:31

Savaşlar birçok nedenden dolayı patlak verebilir.

Öbek fiiller

break out: aniden başlamak

Bu cümlede break out, “aniden başlamak” veya “patlak vermek” anlamına gelir. Savaş, yangın, çatışma ya da hastalık gibi istenmeyen bir olay başladığında sık kullanılan geçişsiz bir öbek fiildir. Özne, olayın kendisidir: Wars can break out. Bu kullanım, başlangıcın bir kişi tarafından kasıtlı olarak yapılan bir eylem değil, ani veya kontrolsüz bir gelişme olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi break out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Fighting ____ near the border overnight.

Cevabı göster

broke out

World War I arguably started when Archduke Franz Ferdinand of Austria

0:33

Birinci Dünya Savaşı, Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand'ın

was assassinated on June 28th, 1914.

0:37

28 Haziran 1914'te suikaste kurban gitmesiyle başladı.

This was the immediate cause, Kalıp ifadeler

0:40

Bu acil nedendi,

Kalıp ifadeler

immediate cause: doğrudan tetikleyici

Immediate cause, bir sonucu doğrudan tetikleyen olay veya eylem anlamına gelir. Burada immediate, cause sözcüğünü niteler; dolayısıyla ifade, hemen gerçekleşmesi gereken bir tepkiyi değil, nedenler zincirinde sonuca en yakın nedeni gösterir. Bir immediate cause, sonucu mümkün ya da daha olası hâle getiren ancak doğrudan tetiklemeyen underlying cause veya uzun vadeli nedenlerden ayrılabilir.

Alıştırma

Rapor daha derindeki arka plan koşullarını değil, doğrudan tetikleyiciyi kastediyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The spark was the ______ of the warehouse fire.

  1. underlying cause
  2. immediate cause
  3. final result
Cevabı göster

immediate cause

but there were a series of events which triggered the 4-year-long war. Kalıp ifadeler

0:42

ancak 4 yıl sürecek savaşı tetikleyen bir dizi olay vardı.

Kalıp ifadeler

a series of events: bir dizi olay

a series of events ifadesinde series, birkaç olayı bağlantılı tek bir bütün veya süreç olarak gruplar. Bu ifade, olayları tek ve yalıtılmış bir olay olarak değil, daha büyük bir gelişmenin birbiriyle ilişkili parçaları olarak gösterir. Bu cümlede a series of events, savaşı birden fazla gelişmenin sonucu olarak sunar. a series of + çoğul isim sabit bir yapıdır: gruplandırılan olaylar çoğul olsa da series kelimesinin yazımı değişmez.

Alıştırma

Bu cümlede a series of events neyi vurguluyor?

  1. Yalnızca bir olay meydana geldi.
  2. Her olayın mutlaka farklı bir nedeni olmalıdır.
  3. Birbiriyle bağlantılı birkaç olay tek bir grup olarak ele alınır.
  4. Olaylar tamamen birbiriyle ilgisizdi.
Cevabı göster

Birbiriyle bağlantılı birkaç olay tek bir grup olarak ele alınır.

And though there were a number of incidents that led to World War II, Kalıp ifadeler

0:45

Ve İkinci Dünya Savaşı'na yol açan bir dizi olay olmasına rağmen,

Kalıp ifadeler

led to World War II: II. Dünya Savaşı'na yol açtı

Led to, lead to yapısının geçmiş zaman biçimidir. Bir sonuca neden olmak veya o sonucun oluşmasına katkıda bulunmak anlamına gelir. Burada önceki olayları II. Dünya Savaşı ile ilişkilendirir; birini fiziksel olarak yönlendirmek anlamına gelmez. Cümlede led to, hangi olayların kastedildiğini açıklayan bir ilgi cümleciğinde yer alır. Yapı lead to + isim veya lead to + -ing biçimidir. Buradaki to bir edattır; bu nedenle doğrudan fiilin yalın hâliyle kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi lead to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The power outage ____ the meeting starting late.

Cevabı göster

led to

the European emergence of the conflict came about on September 1st, 1939, Öbek fiiller

0:48

çatışmanın Avrupa'da ortaya çıkışı 1 Eylül 1939'da gerçekleşti,

Öbek fiiller

came about: bir şeyin nasıl gerçekleştiğini veya oluştuğunu anlatmak

Burada came about, “gerçekleşti” veya “ortaya çıktı” anlamına gelir. Yan cümle bu ifadeyi çatışmanın Avrupa’da ne zaman ortaya çıktığını belirtmek için kullanır; fiziksel bir hareketten söz etmez. Come about, konuşan kişi bir olayın ya da durumun ortaya çıkmasına yol açan koşullarla veya süreçle ilgilendiğinde sıkça kullanılır. Özellikle How did this come about? gibi sorularda görülür.

Alıştırma

After several meetings, the new agreement finally ___. cümlesinde “ortaya çıktı” anlamına gelen phrasal verbü seçin.

  1. came around
  2. came across
  3. came about
Cevabı göster

came about

when Germany invaded Poland,

0:53

Almanya'nın Polonya'yı işgal etmesiyle,

which led Britain and France to declare war on Hitler's Nazi state in retaliation. Notlar

0:55

bu da İngiltere ve Fransa'nın misilleme olarak Hitler'in Nazi devletine savaş ilan etmesine yol açtı.

Dilbilgisi

led Britain and France to declare: lead + nesne + to-infinitive

led Britain and France to declare yapısında led sözcüğünden sonra eylemi yapan kişiler, ardından da eylemlerini belirten to-infinitive gelir. Kalıp lead + someone + to do something şeklindedir. Bu yapı, önceki bir olayı sonraki eylemin nedeni veya güçlü gerekçesi olarak sunar. Burada which, Almanya’nın Polonya’yı işgaline gönderme yapar; bu olay Britanya ve Fransa’yı savaş ilan etmeye yöneltmiştir.

Alıştırma

lead + someone + to do something kalıbını geçmiş zamanda kullanın: The sudden storm ____ the hikers ____ turn back.

Cevabı göster

led · to

Kalıp ifadeler

declare war on: resmî olarak savaş ilan etmek

Bu cümlede declare war on, bir ülkenin başka bir devlet ya da tarafla savaş durumuna girdiğini resmen duyurması demektir. Bildiriyi yapanlar Britanya ve Fransa'dır; on ile başlayan Hitler's Nazi state ise savaş ilan edilen taraftır. declare war on + ülke veya grup yapısını kalıp olarak öğrenin. Buradaki on fiziksel bir konumu anlatmaz; savaş ilanının hedefini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: After the attack, the government voted to ____ the neighboring country.

Cevabı göster

declare war on

A third World War could come about through a US-Russia dispute

1:00

Üçüncü bir Dünya Savaşı, ABD-Rusya anlaşmazlığı yoluyla ortaya çıkabilir

or possibly US-China.

1:03

veya muhtemelen ABD-Çin.

And of course, North Korea,

1:05

Ve elbette, Kuzey Kore,

which has been the hot topic in the press right now Kalıp ifadeler

1:07

ki şu anda basında en çok konuşulan konudur

Kalıp ifadeler

hot topic in the press: medyanın yoğun güncel ilgisi

Hot topic, şu anda birçok kişinin ilgilendiği ve tartıştığı konu demektir. Hot burada mecaz anlamdadır; sıcaklığı değil, güncel ve yoğun ilgiyi gösterir. In the press, haber medyasındaki yayınlarda demektir. Hot topic in the press bir bütün olarak, bir konunun şu anda gazetecilik medyasında büyük ilgi gördüğünü ve çok tartışıldığını anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede hot topic in the press ne anlama gelir?

  1. Birisi haberleri okurken bir düğmeye basıyor.
  2. Haber medyasında büyük ilgi görüyor ve çok tartışılıyor.
  3. Bir gazete ofisinin içi fiziksel olarak sıcak.
Cevabı göster

Haber medyasında büyük ilgi görüyor ve çok tartışılıyor.

after President Trump's historic meeting with North Korean leader Kim Jong-un.

1:09

Başkan Trump'ın Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile tarihi görüşmesinden sonra.

Hopefully,

1:13

Umarım,

that's made it less likely that a war with North Korea will happen anytime soon. Notlar

1:13

bu, yakın zamanda Kuzey Kore ile bir savaş olma ihtimalini azalttı.

Dilbilgisi

made it less likely that: olasılığın azaldığını belirtme

Made it less likely that ... daha önceki bir olayın veya eylemin, that sonrasında belirtilen durumun gerçekleşme olasılığını azalttığını anlatır. Less likely karşılaştırma biçimidir: olasılık öncekinden daha düşüktür, ancak bu, olayın imkânsız veya genel olarak düşük olasılıklı olduğu anlamına gelmez. Yapı make + it + sıfat veya karşılaştırma biçimi + that yan cümlesidir. It, gerçek nesnenin yerini önceden tutar; that yan cümlesi ise değerlendirilen olayı belirtir. Bu yapı önce nedeni, ardından olasılığın nasıl değiştiğini verir.

Alıştırma

Yeni kuralın kaza olasılığını azalttığını göstermek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: “The new safety rule has ____ an accident will happen.”

Cevabı göster

made it less likely that

Kalıp ifadeler

anytime soon: yakın gelecekten söz etmek

Anytime soon, yakın gelecekteki herhangi bir noktada anlamına gelir. Bu cümlede savaşın ne zaman çıkabileceğini sınırlar: savaşın yakın gelecek içindeki gerçekleşme olasılığının azaldığı belirtilir. İki sözcük birlikte bir zaman ifadesi oluşturur. Soon, zamanı yakın gelecekle sınırlar; bu nedenle anytime soon, hiçbir kısıtlama olmadan herhangi bir zamanda anlamına gelmez.

Alıştırma

Olumsuz tahminden sonra “yakın gelecekte” anlamına gelen hedef ifadeyi kullanın: “The housing shortage will not disappear ____.”

Cevabı göster

anytime soon

A recent New York Post article featured the words of Russian President Vladimir Putin,

1:17

Yakın tarihli bir New York Post makalesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in şu sözleri yer aldı:

who said,

1:21

"Kim dedi ki,"

"The understanding that a third World War could be the end of civilization

1:22

"Üçüncü bir Dünya Savaşı'nın medeniyetin sonu olabileceği anlayışı

should restrain us from taking extreme steps on the international arena Notlar

1:26

bizi uluslararası arenada aşırı adımlar atmaktan alıkoymalıdır

Kalıp ifadeler

taking extreme steps: aşırı önlemler almak

Take steps ifadesindeki steps, ayaklarla atılan adımlar değil, eylemler veya önlemler anlamına gelir. Bu nedenle taking extreme steps, olağan dışı derecede sert eylemlerde bulunmak demektir. Bir sıfat eylemlerin nasıl değerlendirildiğini gösterebilir: take immediate steps, take practical steps veya take extreme steps. Amaç belirtilirken ifadenin ardından çoğu zaman to + fiil gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede steps, eylemler veya önlemler anlamında kullanılmıştır?

  1. She counted the steps leading to the library.
  2. He is taking careful steps across the ice.
  3. The school is taking extra steps to keep the website secure.
Cevabı göster

The school is taking extra steps to keep the website secure.

Deyimler

on the international arena: uluslararası ilişkiler metaforu

Bu cümlede international arena, ülkeler ve uluslararası kuruluşlar arasındaki ilişkilerin ve eylemlerin gerçekleştiği alanı anlatan bir metafordur. Gerçek bir spor arenasını ifade etmez. Bu ifade, dünya meselelerini hükûmetlerin rekabet ettiği, iş birliği yaptığı, müzakere yürüttüğü ve önemli kararlar aldığı ortak bir alan olarak sunar. Burada taking extreme steps on the international arena, uluslararası ilişkilerde aşırı adımlar atmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümledeki on the international arena ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Uluslararası ilişkiler ve ülkeler arası ilişkiler alanında
  2. Uluslararası sporlar için kullanılan fiziksel bir stadyumun içinde
  3. Uluslararası boyutu olmayan özel bir anlaşmazlık sırasında
Cevabı göster

Uluslararası ilişkiler ve ülkeler arası ilişkiler alanında

that are highly dangerous for modern civilization."

1:30

modern medeniyet için son derece tehlikeli olan."

Dilbilgisi

restrain someone from doing something: birini bir şey yapmaktan alıkoymak

Restrain someone from doing something, bir kişi veya grubu bir eylemde bulunmaktan alıkoymak demektir. Burada us alıkonulan grubu, taking extreme steps ise kaçınılması gereken eylemi gösterir. Kalıp restrain + nesne + from + fiilin -ing biçimidir. Nesneden sonra to take değil, from taking kullanılır.

Alıştırma

Gerekli edatı ve share fiilinin -ing biçimini kullanın: The court order restrains staff ____ customer data.

Cevabı göster

from sharing

This was during his annual televised call-in show

1:32

Bu, yıllık televizyon yayını sırasındaydı

where he fields questions from the public. Kelime

1:35

nerede halktan gelen soruları yanıtlıyor.

Kelime

field questions: soruları gerçek zamanlı olarak alıp yanıtlamak

Burada field bir fiildir. Field questions, soruları almak ve onlarla ilgilenmek, genellikle geldikçe yanıtlamak anlamına gelir. Bu ifade çoğu zaman dinleyicilerden, gazetecilerden, müşterilerden veya arayan kişilerden birden fazla soru geldiğini ve kişinin bunları gerçek zamanlı olarak yönetmesi gerektiğini düşündürür. Yalnızca bir soru listesi toplamaktan daha fazlasını ifade eder.

Alıştırma

Canlı bir halk toplantısında sunucu, dinleyicilerin sorularını geldikçe alıp yanıtlıyor. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The host avoids questions from the audience.
  2. The host fields questions from the audience.
  3. The host collects questions from the audience for next month's report.
Cevabı göster

The host fields questions from the audience.

When you mention the words World War III,

1:37

Üçüncü Dünya Savaşı kelimelerinden bahsettiğinizde,

you can't help but think of nuclear weapons, Kalıp ifadeler

1:39

nükleer silahları düşünmeden edemezsiniz,

as it's likely a third World War would be a nuclear one.

1:41

çünkü üçüncü bir Dünya Savaşı'nın nükleer bir savaş olması muhtemeldir.

Kalıp ifadeler

can't help but think of: kendiliğinden oluşan bir çağrışım

Can't help but think of, bir düşüncenin neredeyse kendiliğinden akla geldiğini ve bunu engellemenin zor olduğunu anlatır. Bu cümlede Üçüncü Dünya Savaşı'ndan söz etmek, nükleer silahları hemen akla getirir; help burada “yardım etmek” anlamına gelmez. Yapı can't help but + fiilin yalın hâlidir. Bu nedenle but sonrasında thinking değil, think kullanılır. Ardından gelen think of, akla gelen şeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi can't help but + fiilin yalın hâli yapısı ve think of fiil öbeğiyle tamamlayın: Whenever I smell sunscreen, I ____ summer vacations.

Cevabı göster

can't help but think of

Before we explore how a nuclear war might play out, Öbek fiiller

1:44

Bir nükleer savaşın nasıl oynanabileceğini keşfetmeden önce,

Öbek fiiller

play out: bir durumun zaman içinde gelişmesi

Burada play out geçişsiz kullanılır: bir olayın ya da durumun adım adım gelişip sonunda bir sonuca ulaşması anlamına gelir. how a nuclear war might play out yan cümlesi, bir nükleer savaşın nasıl bir seyir izleyebileceğini sorar; birinin savaşı nasıl “oynayacağını” değil. Bu kullanım, gelişim sürecine odaklanmak için how, see, watch veya wait ile sık görülür: how the situation plays out.

Alıştırma

Cümleyi “zaman içinde gelişip bir sonuca ulaşmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: No one knows how the negotiations will ____ over the next few weeks.

Cevabı göster

play out

let's first take a brief look back at the history of nuclear weapons development. Kalıp ifadeler

1:47

önce nükleer silah geliştirme tarihine kısaca bir göz atalım.

Kalıp ifadeler

Geçiş ifadesi olarak take a brief look back at

Bu cümlede take a brief look back at, “geçmişteki bir şeyi kısaca gözden geçirmek” anlamına gelir. Fiziksel olarak dönüp arkaya bakmak anlamında değildir. at'ten sonraki nesne, gözden geçirilecek geçmiş konuyu belirtir: nükleer silahların geliştirilme tarihi. Bu ifade bir geçiş görevi görür. Konuşmacının ana tartışmaya kısa bir ara verip biraz arka plan bilgisi sunacağını ve ardından devam edeceğini dinleyiciye bildirir.

Alıştırma

Geçmişi kısaca gözden geçirmeyi anlatan ifadeyle geçiş cümlesini tamamlayın: Before we discuss today's policy, let's first ____ how the system began.

Cevabı göster

take a brief look back at

The world's first nuclear weapons explosion

1:51

Dünyanın ilk nükleer silah patlaması

was on July 16th, 1945

1:53

16 Temmuz 1945'teydi

in New Mexico,

1:55

New Mexico'da,

when the United States tested its first nuclear bomb.

1:56

Amerika Birleşik Devletleri ilk nükleer bombasını test ettiğinde.

It was only 3 weeks later, Dilbilgisi

1:59

Sadece 3 hafta sonraydı,

on August 6th, 1945,

2:01

6 Ağustos 1945'te,

that the United States dropped an atomic bomb on the Japanese city of Hiroshima.

2:03

Amerika Birleşik Devletleri'nin Japonya'nın Hiroşima kentine atom bombası atması.

Dilbilgisi

It was only ... that: zaman ayrıntısını odağa almak

It was ... that kalıbı bir it-cleft, yani it'li odaklama yapısıdır: temel bir ifadenin bir bölümünü odağa taşır. Burada ana odak ifadesi only 3 weeks later bölümüdür ve belirli tarih, sondaki that'ten önce eklenmiştir. Cümle, geçen sürenin ne kadar kısa olduğunu güçlü biçimde vurgular. Odaklama çerçevesi kaldırıldığında The United States dropped an atomic bomb ... only 3 weeks later gibi tarafsız bir ifade elde edilir. Temel olay aynı kalır; dolayısıyla that, vurgu çerçevesinin geri kalanını başlatır ve sıradan bir ilgi cümleciği gibi 1945'i nitelemez.

Alıştırma

Vurgulu cümleyi hedef yapının iki bölümüyle tamamlayın: ____ on Friday ____ the package finally arrived.

Cevabı göster

It was only · that

It killed or wounded nearly 130,000 people,

2:07

Yaklaşık 130.000 kişiyi öldürdü veya yaraladı,

and 3 days later,

2:10

ve 3 gün sonra,

the United States bombed Nagasaki,

2:11

Amerika Birleşik Devletleri Nagazaki'yi bombaladı,

which killed 74,000 people

2:13

74.000 kişiyi öldüren

and injured another 75,000.

2:15

ve 75.000 kişiyi daha yaraladı.

These two events marked the end of World War II. Kalıp ifadeler

2:17

Bu iki olay İkinci Dünya Savaşı'nın sonunu işaret ediyordu.

Kalıp ifadeler

marked the end of: bir bitişi belirleyen olay

Burada marked the end of, “bir şeyin sona erdiğini açıkça gösteren işaret oldu” anlamına gelir. İki olay, bir sayfaya işaret koymak veya bir şeye puan vermek anlamında değil, tarihsel bir sınır olarak sunulur. Yalnızca ended demekten farklı olarak bu ifade, olayın simgesel veya tarihsel rolünü vurgular. X marked the end of Y kalıbı, bir dönemin, sürecin ya da aşamanın bitişini belirleyen bir olayı anlatabilir.

Alıştırma

“Bir aşamanın sona erdiğini açıkça gösteren işaret oldu” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The final approval ____ months of negotiations.

Cevabı göster

marked the end of

Because this was back at the beginning of nuclear weapons development,

2:20

Çünkü bu nükleer silah gelişiminin başlangıcındaydı,

and with only one side having nuclear capability, Dilbilgisi

2:23

ve sadece bir taraf nükleer yeteneğe sahip olduğunda,

Dilbilgisi

arka plan koşulu için with + isim + -ing

With only one side having nuclear capability, with + isim öbeği (only one side) + şimdiki zaman ortacı veya -ing biçimi (having) yapısıyla kurulan bir with yan cümlesidir. İsim öbeği, having fiilinin örtük öznesidir. Ana cümleden önce kullanıldığında, sonrasında söylenenleri açıklamaya yardımcı olan arka plan koşulunu kısa biçimde verir. Burada because only one side had nuclear capability veya given that only one side had nuclear capability şeklinde açılabilir; kesin ilişkinin ne olduğunu bağlam belirler.

Alıştırma

Ana eylemin arka planını vermek için with + isim + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. With waiting the guests outside, we prepared the room.
  2. With the guests waiting outside, we prepared the room.
  3. With the guests waited outside, we prepared the room.
Cevabı göster

With the guests waiting outside, we prepared the room.

there was no retaliation.

2:25

misilleme olmadı.

Following the Second World War,

2:27

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından,

the United States,

2:29

Amerika Birleşik Devletleri,

the Soviet Union,

2:30

Sovyetler Birliği,

and Great Britain conducted more nuclear weapons tests,

2:31

ve Büyük Britanya daha fazla nükleer silah testi gerçekleştirdi,

and in 1958,

2:34

ve 1958'de,

nearly 10,000 scientists presented to United Nations Secretary General Dag Hammarskjöld

2:35

yaklaşık 10.000 bilim insanı Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Dag Hammarskjöld'e sundu

a petition that begged,

2:40

yalvaran bir dilekçe,

"We deem it imperative that immediate action be taken Dilbilgisi

2:42

"Acil eylem yapılmasını zorunlu görüyoruz

to effect an international agreement Kelime

2:45

uluslararası bir anlaşmayı yürürlüğe koymak için

Kelime

effect an international agreement: uluslararası bir anlaşmayı hayata geçirmek

Burada effect, “gerçekleştirmek” veya “meydana getirmek” anlamına gelen resmî bir fiildir. Effect an international agreement, mevcut bir anlaşmayı yalnızca etkilemek değil, böyle bir anlaşmanın ortaya çıkmasını sağlamak demektir. effect + isim öbeği kalıbında nesne, ortaya çıkarılan sonuçtur; effect change, effect reform ve effect a settlement buna örnektir.

Alıştırma

Hangi cümlede effect, “gerçekleştirmek” anlamında bir fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The new rule had a positive effect.
  2. The talks aim to effect a peaceful settlement.
  3. The weather may affect the talks.
Cevabı göster

The talks aim to effect a peaceful settlement.

to stop testing of all nuclear weapons."

2:47

tüm nükleer silahların test edilmesini durdurmak için."

Dilbilgisi

deem it imperative that... action be taken: bir eylemi resmen zorunlu saymak

deem it imperative that... yapısında deem “yargılamak veya saymak” anlamına gelir; it ise ardından gelen that yan tümcesini önceden temsil eden biçimsel nesnedir. Yapı, “...olmasının kesinlikle gerekli olduğuna resmî biçimde karar vermek” anlamını taşır ve ifadeye güçlü, resmî bir ton verir. action be taken içindeki be taken, edilgen yalın fiil biçimidir. Talep bildiren bu yapıda resmî Amerikan İngilizcesi mandative subjunctive kullanır: that + özne + fiilin yalın hâli. Bu, eylemin zaten gerçekleştiğini değil, gerçekleştirilmesinin gerekli olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hedef yapıyı kullanarak resmî tavsiyeyi tamamlayın: The board ____ immediate action ____.

Cevabı göster

deems it imperative that · be taken

Throughout the 1960s and 70s,

2:50

1960'lar ve 70'ler boyunca,

as more development took place, Öbek fiiller

2:51

daha fazla gelişme yaşandıkça,

Öbek fiiller

took place: bir olay veya süreç gerçekleşti

Take place, meydana gelmek veya düzenlenmek anlamına gelir. Took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu yan cümlede development öznedir; dolayısıyla ifade, daha fazla geliştirme çalışmasının bir süreç içinde gerçekleştiğini anlatır. Take place geçişsiz bir ifadedir: olay veya süreç özne olarak önünde yer alır ve ifade nesne almaz. Bunu kelimesi kelimesine bir yeri almak diye yorumlamayın ve was taken place gibi edilgen bir biçim kurmayın.

Alıştırma

Cümleyi take place ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The school debate ____ in the library yesterday.

Cevabı göster

took place

treaties were signed to promote disarmament,

2:53

silahsızlanmayı teşvik etmek için anlaşmalar imzalandı,

but more and more countries developed nuclear weapons. Dilbilgisi

2:55

ama giderek daha fazla ülke nükleer silah geliştirdi.

Dilbilgisi

more and more + çoğul isim: sürekli artan bir sayı

More and more + çoğul sayılabilir isim, sayının zaman içinde sürekli arttığını gösterir. Bu nedenle more and more countries, yalnızca bir kerelik daha büyük bir sayıyı değil, büyüyen bir eğilimi anlatır. Sayılabilir isimlerde çoğul biçimi kullanın: more and more countries, jobs veya choices. Sayılamayan bir isimde çoğul eki kullanmayın; more and more information buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi tekrarlı eğilim ifadesiyle tamamlayın: Every month, ____ people use the new bike path.

Cevabı göster

more and more

Today,

2:58

Bugün,

they are believed to be around 16,300 nuclear weapons Dilbilgisi

2:58

yaklaşık 16.300 nükleer silah olduğuna inanılıyor

Dilbilgisi

they are believed to be ile there are believed to be arasındaki fark

Bu cümlede they are believed to be standart bir kullanım değildir; çünkü they daha önce belirtilmiş çoğul bir isme gönderme yapmalıdır. Nükleer silahların varlığını ilk kez ortaya koyamaz. Tahmin edilen sayıda nükleer silahın var olduğunu söylemek için there are believed to be + sayı veya isim öbeği biçimindeki varlık yapısını kullanın: There are believed to be around 16,300 nuclear weapons. Buradaki there, yer bildiren bir sözcük değil, dil bilgisel bir yer tutucudur. Bu altyazıdaki they sözcüğünü bir konuşma sürçmesi veya yazıya aktarma hatası olarak değerlendirin; örnek alınacak bir kalıp olarak kullanmayın.

Alıştırma

Tahmini sayıda nükleer silahın var olduğunu doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. They believe there are around 16,300 nuclear weapons.
  2. They are believed to be around 16,300 nuclear weapons.
  3. There are believed to be around 16,300 nuclear weapons.
Cevabı göster

There are believed to be around 16,300 nuclear weapons.

spread between nine countries.

3:01

dokuz ülke arasına yayılmış.

They are the United States, Russia, the UK, France, China,

3:03

Bunlar Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İngiltere, Fransa, Çin,

North Korea, India, Pakistan, and Israel.

3:06

Kuzey Kore, Hindistan, Pakistan ve İsrail'dir.

Russia and the US share 93% of all nuclear warheads out there,

3:09

Rusya ve ABD dışarıdaki tüm nükleer savaş başlıklarının %93'ünü paylaşıyor,

but they have been asked to reduce the number of weapons under the START Treaty,

3:13

ancak START Anlaşması uyarınca silah sayısını azaltmaları istendi,

which stands for Strategic Arms Reduction Treaty. Kalıp ifadeler

3:17

bu da Stratejik Silahları Azaltma Anlaşması anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

stands for ile bir akronimin açılımını verme

Burada stands for, temsil eder veya tam açılımı şudur anlamına gelir. START bir akronimdir ve Strategic Arms Reduction Treaty onun temsil ettiği tam addır. Kalıp X stands for Y biçimindedir. Akronimleri, baş harflerden oluşan kısaltmaları, harfleri ve sembolleri açıklamak için kullanılabilir. Başka bir bağlamda stand for bir ilkeyi desteklemek anlamına gelebilir; ancak burada ardından tam adın gelmesi, kısaltma anlamının kullanıldığını açıkça gösterir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi stand fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: WHO ____ World Health Organization.

Cevabı göster

stands for

All these weapons make the prospect of a third World War

3:19

Tüm bu silahlar üçüncü bir Dünya Savaşı beklentisini

very different to the first and second World Wars. Kelime

3:22

birinci ve ikinci Dünya Savaşlarından çok farklı kılıyor.

Kelime

different to: Britanya İngilizcesinde bir karşılaştırma yapısı

Bu cümlede different to, “aynı olmamak” veya “-den farklı olmak” anlamına gelir. Neyle karşılaştırma yapıldığını gösterir; burada karşılaştırılan unsurlar Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarıdır. Different to, Britanya İngilizcesinde standart bir yapıdır. Amerikan İngilizcesinde aynı anlam için genellikle different from kullanılır. Bu nedenle to edatı bir bölgesel kullanım tercihidir, hata değildir.

Alıştırma

Resmî Amerikan İngilizcesinde en güvenli seçim hangi cümledir?

  1. The new plan is different to the old one.
  2. The new plan is different from the old one.
  3. The new plan is different than the old one.
Cevabı göster

The new plan is different from the old one.

So assuming World War III did kick off, Notlar

3:24

Yani Üçüncü Dünya Savaşı'nın başladığını varsayarsak,

Dilbilgisi

assuming ... did kick off: vurgulu bir varsayım

Assuming, tartışma için bir öncül kurar: konuşan kişi, ardından ne olacağını değerlendirmek için Üçüncü Dünya Savaşı'nı geçici olarak olası bir senaryo kabul eder. Savaşın gerçekleşeceğini iddia etmez. did kick off yapısında did, vurgulayıcı do işlevindedir. Olumlu bir geçmiş zaman cümleciğinde did olaya vurgu katabilir ve ana fiil yalın halde kalır: did kick denir, did kicked denmez. Buradaki vurgu varsayım çerçevesinin içindedir; bu nedenle savaşın gerçekten başladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi assuming ve geçmiş zamanda vurgulayıcı do kullanarak tamamlayın: ____ the backup generator ____, how would we keep the lab running?

Cevabı göster

Assuming · did fail

Öbek fiiller

Başlamak anlamındaki kick off

Burada kick off, başlamak anlamına gelir. Özne Üçüncü Dünya Savaşı olduğu için ifade, bir topa vurma eylemini değil, savaşın başlamasını anlatır. Bu öbek fiil, genellikle bir olayın harekete geçtiğini veya başladığını belirtir. Begin sözcüğünden daha konuşma diline yakındır ve commence sözcüğünden çok daha az resmîdir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki başlamak anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The online workshop will ____ at noon.

Cevabı göster

kick off

and it was nuclear,

3:27

ve nükleer olsaydı,

what would it look like?

3:28

nasıl görünürdü?

HuffPost has launched HuffPost Apocalypse,

3:29

HuffPost, HuffPost Kıyametini başlattı,

a project that aims to investigate what an apocalypse would mean for humanity, Dilbilgisi

3:32

bir kıyametin insanlık için ne anlama geleceğini araştırmayı amaçlayan bir proje,

Dilbilgisi

aims to investigate what ... would mean for ... yapısı

Aims to investigate, projenin amacını belirtir: proje bir soruyu dikkatlice incelemeyi amaçlamaktadır. Aim fiilinden sonra to + fiilin yalın hâli gelir; bu yüzden doğru yapı aims to investigate şeklindedir. What an apocalypse would mean for humanity, cümleye gömülü bir soru yapısıdır ve investigate fiilinin nesnesi görevindedir. Varsayımsal olayın insanlık için sonuçlarını veya önemini sorar. Gömülü bir soruda düz cümle sırası kullanılır: what + özne + would + fiil. Bu nedenle what an apocalypse would mean denir; what would an apocalypse mean denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede aims to investigate yapısından sonra gömülü soru doğru kullanılmıştır?

  1. The study aims to investigate what rising sea levels would mean for coastal towns.
  2. The study aims to investigating what rising sea levels would mean for coastal towns.
  3. The study aims to investigate what would rising sea levels mean for coastal towns.
Cevabı göster

The study aims to investigate what rising sea levels would mean for coastal towns.

and to support this,

3:36

ve bunu desteklemek için,

have been doing their own research and analysis

3:37

kendi araştırmalarını ve analizlerini yapıyorlar

into what the effects of a nuclear war might be.

3:39

nükleer bir savaşın etkilerinin neler olabileceği üzerine.

In a recent article,

3:41

Yakın tarihli bir makalede,

they propose two scenarios.

3:42

iki senaryo öneriyorlar.

The first,

3:44

İlki,

a global nuclear war centered on a US and Russia conflict. Kalıp ifadeler

3:44

ABD ve Rusya çatışmasına odaklanan küresel bir nükleer savaş.

Kalıp ifadeler

centered on: ana odağı belirtmek

Burada centered on, “bir şeyin etrafında düzenlenmiş” veya “esas olarak bir şeyle ilgili” anlamına gelir. ABD-Rusya çatışması, hayal edilen küresel savaşın fiziksel merkezindeki bir yer olarak değil, temel odağı olarak sunulur. be centered on + isim veya isim öbeği yapısı, merkezi konuyu, sorunu, etkinliği ya da ilişkiyi belirtir. Bir tartışmanın, projenin, hikâyenin veya durumun esas olarak neyle ilgili olduğunu özetlemek için kullanılabilir.

Alıştırma

centered ile kullanılan doğru edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The exhibition is centered ____ the history of space travel.

Cevabı göster

on

In this scenario,

3:48

Bu senaryoda,

at between 1,800 and 3,000 large warheads

3:49

1.800 ile 3.000 arasında büyük savaş başlığı

would be fired at nuclear weapon launch sites,

3:52

nükleer silah fırlatma alanlarına ateşlenirdi,

ports, major industry command centers,

3:54

limanlar, büyük sanayi komuta merkezleri,

power stations, and densely populated areas.

3:56

elektrik santralleri ve yoğun nüfuslu bölgeler.

The other potential area of tension that could spark a conflict is between India and Pakistan. Deyimler

3:58

Bir çatışmayı ateşleyebilecek diğer olası gerilim alanı Hindistan ve Pakistan arasıdır.

Deyimler

spark a conflict: çatışmanın başlamasını tetiklemek

Bu cümlede spark a conflict, “bir çatışmanın başlamasına neden olmak” anlamına gelir. Spark sözcüğü mecazi bir fiil olarak kullanılır: Küçük bir kıvılcım nasıl yangın başlatabilirse bir olay da daha büyük bir çatışmayı tetikleyebilir. Bu ifade, gerilimi olası bir tetikleyici olarak sunar; çatışmanın kesinlikle yaşanacağını söylemez. Could spark, koşullar kötüleşirse çatışmanın başlayabileceğini belirtir.

Alıştırma

Sınır olayı çatışmaların başlamasına neden olabilecekse cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? A minor border incident could ____.

  1. escalate a conflict
  2. fuel a conflict
  3. spark a conflict
Cevabı göster

spark a conflict

This scenario would be on a much smaller scale Kalıp ifadeler

4:03

Bu senaryo çok daha küçük bir ölçekte olurdu

Kalıp ifadeler

on a much smaller scale: çok daha küçük ölçekte

On a ... scale ifadesi, bir şeyin gerçekleştiği boyutu veya kapsamı anlatır. Burada genel olarak aynı tür senaryonun yaşanacağını, ancak kapsamının ya da büyüklüğünün çok daha düşük olacağını belirtir. Smaller karşılaştırma biçimidir; much ise aradaki farkı güçlendirir. Much smaller yalnızca biraz daha küçük değil, “çok daha küçük” demektir.

Alıştırma

Aynı sürecin çok daha küçük bir boyut veya kapsamda kullanıldığını hangi cümle doğru biçimde anlatır?

  1. The pilot uses the same process in a much smaller scale.
  2. The pilot uses the same process on a smaller much scale.
  3. The pilot uses the same process on a much smaller scale.
Cevabı göster

The pilot uses the same process on a much smaller scale.

with around 100 smaller nuclear weapons being used

4:05

yaklaşık 100 küçük nükleer silahın kullanılmasıyla

out of stockpiles of around 200,

4:08

yaklaşık 200'lük stoklardan,

with strikes on densely populated supercities

4:10

yoğun nüfuslu süper şehirlere yönelik saldırılarla

such as Delhi and Karachi.

4:13

Delhi ve Karaçi gibi.

But it's possible that it could lead to a larger conflict

4:14

Ancak daha büyük bir çatışmaya yol açması mümkündür

with other countries becoming involved. Dilbilgisi

4:17

diğer ülkelerin de dahil olmasıyla.

Dilbilgisi

with other countries becoming involved: diğer ülkelerin de işin içine girmesi

With + isim öbeği + -ing yapısı, ana duruma eşlik eden veya ondan gelişen bir koşul ekler. Burada other countries, becoming fiilinin anlamca öznesidir ve ifade, bu ülkelerin katılımını gelişmekte olan olası bir sonuç olarak sunar. Become involved, bir olaya katılmaya başlamak veya olayın içine çekilmek anlamına gelir. Bu bağlamda involved, “karmaşık” anlamına gelmez.

Alıştırma

Gelişmekte olan bir sonuç eklemek için cümleyi become involved ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The local dispute could spread, with neighboring towns ____.

Cevabı göster

becoming involved

What would the fallout be? Kelime

4:19

Sonuç ne olurdu?

Kelime

nükleer bağlamda fallout

Bu soruda fallout, olayın ardından gelecek zararlı sonuçları sorar. Konu nükleer savaş olduğu için sözcük hem nükleer patlamadan sonra yere çöken radyoaktif madde şeklindeki gerçek anlamını hem de daha geniş toplumsal, tıbbi, çevresel ve iklimsel sonuçları çağrıştırabilir. Bu nedenle fallout burada patlamanın anlık etkilerinden daha geniştir; sonradan ortaya çıkan yıkıcı etkileri anlatır.

Alıştırma

Nükleer savaşla ilgili bir tartışmada "What would the fallout be?" için en uygun yorum hangisidir?

  1. Patlama anında çıkan ses
  2. İnsanların fiziksel olarak yere düşmesi
  3. Radyoaktif serpintiyi de içerebilecek zararlı sonuçlar
Cevabı göster

Radyoaktif serpintiyi de içerebilecek zararlı sonuçlar

When these bombs are dropped,

4:20

Bu bombalar atıldığında,

there would be intense nuclear radiation

4:21

yoğun nükleer radyasyon olurdu

and a blinding flash brighter than the sun,

4:23

ve güneşten daha parlak kör edici bir flaş,

a fierce fireball,

4:25

şiddetli bir ateş topu,

and a massive blast wave that would kill thousands.

4:27

ve binlerce kişiyi öldürecek devasa bir şok dalgası.

With so many casualties, Dilbilgisi

4:29

Bu kadar çok kayıpla,

aid organizations would be overwhelmed and unable to help all of the injured,

4:31

yardım kuruluşları bunalır ve tüm yaralılara yardım edemezdi,

Dilbilgisi

With so many casualties, ile nedeni hazırlamak

Burada With so many casualties, ana cümledeki sonucu açıklayan mevcut bir koşulu tanıtır: ölü veya yaralı sayısının çok yüksek olması, yardım kuruluşlarının kapasitesinin aşılmasının nedenidir. Bu yapıda With, birlikte anlamına gelmez. With + ad öbeği, + cümle kalıbı, önce bir durumu arka plan olarak sunup ardından sonucunu belirtmenizi sağlar. So many, sayının olağanüstü derecede yüksek olduğunu vurgular.

Alıştırma

Boşluğu With so many ve injured patients ile oluşturulan tam öbekle doldurun: ____, the clinic could not treat everyone.

Cevabı göster

With so many injured patients

meaning many would be left to fend for themselves Notlar

4:35

bu da birçoğunun kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kalacağı anlamına geliyor

Anlatım akışı

meaning: önceki ifadenin sonucunu belirtme

Burada meaning, önceki durumun tamamına gönderme yapan ek bir -ing yan cümlesi başlatır. Yapı, which means that many would be left ... şeklinde genişletilebilir. Bu yapı önce durumu sunar, ardından onun sonucunu ekler. Meaning, many sözcüğünü nitelemez; many, meaning sonrasında gelen yan cümlenin öznesidir.

Alıştırma

Hangi cümlede meaning, önceki yan cümlenin tamamının sonucunu belirtmek için kullanılmıştır?

  1. The bridge is closed, meaning drivers must take another route.
  2. She was explaining the meaning of the word.
  3. The meaning of the sign was unclear.
Cevabı göster

The bridge is closed, meaning drivers must take another route.

Deyimler

left to fend for themselves: yardım almadan başa çıkmaya mecbur kalmak

Be left to fend for oneself, hiç yardım almamak ve bu nedenle tek başına hayatta kalmak veya başının çaresine bakmak zorunda olmak demektir. Bu cümlede edilgen be left to ... yapısı, kişilerin bu durumu seçmediği anlamını da ekler. Fend for oneself, fiziksel olarak kendini savunmaktan daha geniş bir anlam taşır. Destek olmadan yiyecek, barınak, para, bakım veya başka bir başa çıkma yolu bulmayı ifade edebilir. Dönüşlülük zamiri kişi veya gruba göre değişir: myself, yourself, himself, herself, ourselves, yourselves ya da themselves.

Alıştırma

Cümleyi “yardım olmadan başının çaresine bakmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: After the support center closed, the residents were left to ____.

Cevabı göster

fend for themselves

with severe injuries including burns, broken bones, and deep cuts from flying debris.

4:37

yanıklar, kırık kemikler ve uçuşan enkazdan kaynaklanan derin kesikler dahil olmak üzere ciddi yaralanmalarla.

And the long-term results would be even more catastrophic.

4:41

Ve uzun vadeli sonuçlar daha da feci olurdu.

With so many fires burning,

4:44

Çok fazla yangın yanarken,

the skies would be filled with smoke clouds

4:46

gökyüzü duman bulutlarıyla dolacaktı

similar to a large volcanic eruption.

4:48

büyük bir volkanik patlamaya benzer.

These would block out the sun, Öbek fiiller

4:50

Bunlar güneşi engellerdi,

Öbek fiiller

block out: ışığın geçmesini engellemek

Bu cümlede block out, “ışığın ulaşmasını veya geçmesini engellemek” anlamındadır. Duman bulutları gökyüzünü o kadar tamamen kaplardı ki güneş görülemezdi. Bu öbek fiil, engellemenin etkili veya tam olduğunu anlatır. Nesne ifadeden sonra gelebilir (block out the sun); nesne bir zamirse fiil ile out arasına gelir (block it out).

Alıştırma

Hangi cümlede block out, ışığın geçmesini engellemek anlamında kullanılmıştır?

  1. The fence blocks off the construction area.
  2. The shade blocks out the afternoon sun.
  3. The calendar blocks out two hours for practice.
Cevabı göster

The shade blocks out the afternoon sun.

which would cause the atmosphere and Earth to cool,

4:52

bu da atmosferin ve Dünya'nın soğumasına neden olurdu,

resulting in what's known as a nuclear winter. Notlar

4:54

nükleer kış olarak bilinen şeyle sonuçlanır.

Anlatım akışı

resulting in: bir eylemi sonucuna bağlamak

Resulting in, hemen önce anlatılan sürecin sonucunu belirtir. Burada önceki soğuma, nükleer kış adı verilen duruma yol açar. -ing yan cümlesi yeni bir ana fiil oluşturmak yerine önceki cümleciğe bağlıdır. Açıklayıcı metinlerde, bilgiyi nedenden sonuca taşımak için çoğunlukla virgülden sonra kullanılır: neden, resulting in + isim öbeği.

Alıştırma

Hangi cümlede resulting in, ikinci olayı sonuç olarak sunmak için doğru kullanılmıştır?

  1. A software bug shut down the server, result in several missed orders.
  2. A software bug shut down the server, resulting from several missed orders.
  3. A software bug shut down the server, resulting in several missed orders.
Cevabı göster

A software bug shut down the server, resulting in several missed orders.

Kalıp ifadeler

what's known as: yerleşik bir adı tanıtmak

Bu cümlede what's known as, nuclear winter şeklindeki yerleşik adı tanıtır. “İnsanların yaygın olarak adlandırdığı şey” ya da “genellikle bu adla bilinen şey” anlamına gelir. Buradaki what, isim işlevi gören bir yan cümlecik başlatır; doğrudan bir soru değildir. what's known as a nuclear winter bütünü, in gibi bir edattan sonra gelebilir ve isim öbeği gibi işlev görebilir.

Alıştırma

Örnekte what's known as ne işe yarıyor?

  1. Dinleyenden winter sözcüğünün anlamını tahmin etmesini ister.
  2. Olgunun her kış gerçekleştiği için ünlü olduğunu söyler.
  3. nuclear winter ifadesini olgunun yerleşik adı olarak tanıtır.
Cevabı göster

nuclear winter ifadesini olgunun yerleşik adı olarak tanıtır.

Kültür

nuclear winter: varsayımsal bir küresel soğuma senaryosu

Nuclear winter, yani “nükleer kış” terimi, büyük bir nükleer çatışmadan sonra yaşanabilecek şiddetli ve yaygın bir soğuma dönemini ifade eder. Yangınlardan çıkan duman ve is atmosferin üst katmanlarına yükselebilir, güneş ışığını engelleyebilir ve sıcaklıkları aylarca veya daha uzun süre düşürebilir. Buradaki winter mecazidir; normal bir mevsimi veya nükleer tesis yakınındaki kısa süreli bir serinlemeyi anlatmaz. Terim, olası bir küresel iklim etkisini adlandırır.

Alıştırma

Hangi açıklama nuclear winter terimine en iyi uyar?

  1. Nükleer patlamadan hemen sonra sıcaklığın birkaç saniye düşmesi.
  2. Büyük ölçekli nükleer yangınlardan çıkan duman ve isin güneş ışığını engellemesiyle ortaya çıkabilecek yaygın bir soğuma dönemi.
  3. Bir nükleer santralin çevresindeki sıradan soğuk mevsim.
Cevabı göster

Büyük ölçekli nükleer yangınlardan çıkan duman ve isin güneş ışığını engellemesiyle ortaya çıkabilecek yaygın bir soğuma dönemi.

The latest climate model suggests

4:56

En son iklim modeli şunu gösteriyor:

that the use of a few tens to a hundred of the smaller nuclear weapons Dilbilgisi

4:58

Daha küçük nükleer silahlardan birkaç on ila yüz tanesinin

Dilbilgisi

a few tens to a hundred: yaklaşık bir miktar aralığı

“A few tens”, yirmi, otuz veya biraz daha fazlası gibi, onun katlarıyla verilen yaklaşık bir miktarı ifade eder. Tek ve kesin bir sayı belirtmez. “X to Y” yapısı bir aralığı gösterir. Burada tahmin birkaç ondan başlar ve üst sınır olan 100'e ulaşır; tam olarak 10 ya da tam olarak 100 anlamına gelmez.

Alıştırma

“a few tens to a hundred devices” ifadesinde konuşmacı hangi miktarı kastediyor?

  1. Tam olarak birkaç nesne
  2. Tam olarak 10
  3. En az 100
  4. Birkaç ondan 100'e kadar yaklaşık bir aralık
Cevabı göster

Birkaç ondan 100'e kadar yaklaşık bir aralık

in the India-Pakistan scenario

5:02

Hindistan-Pakistan senaryosunda kullanılmasının

would cause severe frosts, drought, and famine,

5:03

şiddetli don, kuraklık ve kıtlığa neden olacağını,

which would last up to 10 years and stretch across the entire Northern Hemisphere. Kalıp ifadeler

5:06

bunların 10 yıla kadar süreceğini ve tüm Kuzey Yarımküre'ye yayılacağını.

Kalıp ifadeler

last up to 10 years: en uzun süre

Last burada bir fiildir ve belirli bir süre devam etmek anlamına gelir. Bu cümlede etkilerin ne kadar süreceğini anlatır. Up to 10 years mümkün olan en uzun süreyi belirtir. Etkiler daha erken sona erebilir; ifade tam olarak 10 yıl süreceğini garanti etmez ve en az 10 yıl anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle mümkün olan en uzun sürenin 10 yıl olduğunu, ancak sürenin daha kısa olabileceğini belirtir?

  1. The effects will last at least 10 years.
  2. The effects may last up to 10 years.
  3. The effects will last exactly 10 years.
  4. The effects ended within 10 years.
Cevabı göster

The effects may last up to 10 years.

Kalıp ifadeler

stretch across the entire Northern Hemisphere: tüm Kuzey Yarımküre’ye yayılmak

Burada stretch across, geniş bir alana uzanmak veya yayılmak anlamına gelir. Olayın coğrafi erişimini anlatır: etkileri tüm Kuzey Yarımküre’yi kapsayacaktır; bir bedeni ya da nesneyi fiziksel olarak germek anlamında değildir. stretch across + alan yapısı; fırtına, yol, sıradağ veya etki gibi bir şeyin geniş bir alana yayıldığını vurgulamak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi stretch across ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The mountain range ____ three countries.

Cevabı göster

stretches across

In the bigger America-Russia scenario,

5:10

Daha büyük Amerika-Rusya senaryosunda,

there would be a long-lasting cold period with a global reach.

5:13

küresel çapta uzun süreli bir soğuk dönem yaşanacaktı.

It would go on for a decade or more and could be likened to a mini Ice Age. Notlar

5:16

On yıl veya daha fazla sürecek ve mini bir Buz Devri'ne benzetilebilecekti.

Öbek fiiller

go on for a decade or more: on yıl veya daha uzun sürmek

Burada go on for, belirli bir süre boyunca devam etmek anlamına gelir. A decade or more süreyi belirtir; dolayısıyla soğuk dönem en az on yıl sürecektir. Yapı, olay veya durum + go on + for + süre şeklindedir. Zamana ve özne uyumuna göre go değişir: goes on for, went on for veya has gone on for. İfade konuşmada ve genel yazılarda yaygındır ve uzun bir sürenin özellikle dikkat çekmesini sağlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi go on for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The meeting ____ three hours, much longer than planned.

Cevabı göster

went on for

Kelime

be likened to: resmî bir benzetme yapmak

Be likened to, liken A to B yapısının edilgen biçimidir. Özne, karşılaştırılan şeyi; to sonrasındaki isim öbeği ise benzetme unsurunu gösterir: something could be likened to a mini Ice Age. Burada could be likened to, bir şeyin başka bir şeyle makul biçimde karşılaştırılabileceğini belirtir. Bir olayı açıklamaya yardımcı olmak için benzetme yapar; iki şeyin tamamen aynı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Notta yer alan ifadeyle resmî edilgen karşılaştırmayı tamamlayın: The spread of the rumor could ____ a wildfire.

Cevabı göster

be likened to

Talk of a third World War has been going on for years. Dilbilgisi

5:20

Üçüncü Dünya Savaşı söylentileri yıllardır devam ediyor.

Dilbilgisi

Talk of ... has been going on for years: yıllardır süren tartışma

Talk of ... yapısında talk, bir konu hakkındaki tartışma veya tahmin anlamına gelen sayılamayan bir isimdir. Burada üçüncü bir Dünya Savaşı hakkındaki kamusal tartışmayı anlatır; tek bir konuşmayı ya da savaşın kendisini anlatmaz. Has been going on, present perfect continuous yapısıdır. Tartışmanın geçmişte başladığını ve bugüne kadar sürdüğünü ya da tekrarlandığını gösterir; for years sürenin ne kadar olduğunu belirtir.

Alıştırma

Talk of a third World War has been going on for years cümlesine en uygun yorum hangisidir?

  1. İnsanlar uzun zamandır üçüncü bir Dünya Savaşı hakkında tartışıyor veya tahminlerde bulunuyor ve bu tartışma hâlâ sürüyor ya da tekrarlanıyor.
  2. Üçüncü bir Dünya Savaşı hakkında kesintisiz tek bir konuşma yıllardır sürüyor.
  3. Tartışma yalnızca geçmişte gerçekleşti ve artık sona erdi.
  4. Üçüncü bir Dünya Savaşı yıllar önce başladı ve hâlâ devam ediyor.
Cevabı göster

İnsanlar uzun zamandır üçüncü bir Dünya Savaşı hakkında tartışıyor veya tahminlerde bulunuyor ve bu tartışma hâlâ sürüyor ya da tekrarlanıyor.

Much of the fear driven by the Cold War tensions between Russia and America,

5:23

Korkunun büyük bir kısmı, Rusya ve Amerika arasında

which lasted from 1947 to 1991.

5:27

1947'den 1991'e kadar süren Soğuk Savaş gerilimlerinden kaynaklanıyor.

These days, there are still concerns that these two nations could come to blows, Deyimler

5:30

Bugünlerde, bu iki ülkenin birbirine girebileceğine dair hala endişeler var,

Deyimler

come to blows: açık çatışmaya dönüşmek

Bu cümlede come to blows, iki ülkenin gerilimden açık çatışmaya geçebileceği anlamına gelir. Ülkeler için kullanıldığında genellikle mecazidir: gerçek bir yumruk kavgasını değil, askerî çatışmayı veya başka bir doğrudan karşı karşıya gelmeyi anlatabilir. Kalıp come to blows (with someone/over something) şeklindedir. Sıradan bir görüş ayrılığının ötesine geçilerek etkin bir çatışmaya girildiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede come to blows ne anlama geliyor?

  1. Gerilim açık bir çatışmaya dönüşebilir.
  2. Yalnızca farklı görüşlere sahip olabilirler.
  3. Ülkeler kelimenin tam anlamıyla birbirlerini yumruklayacaktır.
Cevabı göster

Gerilim açık bir çatışmaya dönüşebilir.

but the rise in power of China and also the nuclear development program in North Korea Kalıp ifadeler

5:33

ancak Çin'in gücünün artması ve ayrıca Kuzey Kore'deki nükleer gelişim programı

Kalıp ifadeler

rise in power: güç ve etkinin artması

Burada rise bir isimdir. A rise in power, bir ülkenin gücünün, etkisinin veya olaylara yön verme kapasitesinin artması demektir. Yalnızca iş yerindeki bir terfiyi değil, güç dengesindeki değişimi anlatır. Yapı a/the rise in + isim şeklindedir; a rise in power ve a rise in influence buna örnektir. Altyazıdaki of China, söz konusu yükselişin kime ait olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve etki ya da güç artışı anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: Over the next decade, the group's ____ changed the region's politics.

Cevabı göster

rise in power

has meant new danger areas are present.

5:38

yeni tehlike alanlarının mevcut olduğu anlamına geliyor.