Siz mikroplarınızsınız - Jessica Green ve Karen Guillemin: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu bilimsel anlatım, insan bedenini canlı bir mikrobiyal manzara olarak sunar; bağırsak mikroplarının yiyecekleri farklı biçimlerde işlediğini ve çeşitli mikrop topluluklarının sağlık için neden önemli olabileceğini açıklar. Temel İngilizce noktaları: 1. from the arid deserts of our skin to the villages on our lips and the cities in our mouths. — Deyimler ve mecazi ifadeler: Popüler bilim dilinin, görünmez mikrobiyal ortamları somut ve takip edilebilir kılmak için tanıdık yer metaforlarını nasıl kullandığını fark edebilirsiniz. 2. break down cellulose, — Phrasal verbs: break down ifadesinin biyolojik bir süreçte “parçalamak/ayrıştırmak” anlamına geldiğini anlayabilir, aynı fiil öbeğinin sorunları, maddeleri veya sistemleri açıklarken de kullanılabildiğini görebilirsiniz. 3. We don't fully understand — Konuşma pragmatiği ve tutum: Bilimsel konuşmacıların kesin konuşmak yerine, dikkatli bir iddia kurmadan önce belirsizliği ve bilginin sınırlarını nasıl işaretlediğini görebilirsiniz.
Bu derste
we each view ourselves as a unique and independent individual. Kalıp ifadeler
0:16her birimiz kendimizi benzersiz ve bağımsız bir birey olarak görürüz.
Being human, ile cümle başında öncül belirtme
Being human, cümlenin başında kullanılan ve kabaca as humans anlamına gelen bir ortaç öbeğidir. Ana ifadeyi çerçeveleyen ortak bir kimliği veya durumu önce verir; birinin insan hâline gelme sürecinde ya da insan gibi davranıyor olduğu anlamına gelmez. Bu öbek tek başına tam bir cümle değildir. Virgülden sonra gelen we each view... bölümü özneyi ve fiili sağlar. Bu yapı, konuşanın önce bir koşul belirtip ardından aynı kişi veya grup hakkında daha genel bir düşünce söylemesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi 'en büyük çocuk olarak' anlamına gelen bir Being + kimlik öbeğiyle tamamlayın: ____, Lena often helps her younger brother.
Cevabı göster
Being the oldest child
view X as Y: X'i Y olarak görmek
view X as Y yapısında view, 'izlemek' değil, 'düşünmek' veya 'olarak görmek' anlamına gelir. X, hakkında değerlendirme yapılan kişi ya da şeydir; as Y ise X'e verilen kimliği, rolü veya niteliği gösterir. Burada X ourselves, Y ise a unique and independent individual ifadesidir. Each sözcüğü açıklamanın we grubundaki kişilere tek tek uygulanmasını sağlar; bu yüzden tekil an individual kullanımı anlamlıdır.
Alıştırma
Cümleyi view, doğru dönüşlülük zamiri ve as ile tamamlayın: In this club, we ____ a team that helps everyone.
Cevabı göster
view ourselves as
But we're never alone: ana düşünceye geçiş
But, açıklamayı her insanın ayrı bir birey olduğu yönündeki önceki düşünceden hemen başka bir yöne çevirir. Dinleyiciye, sıradaki noktanın bu görüşe karşı çıkacağını bildirir. Burada we're never alone, arkadaş sahibi olmakla veya yalnız hissetmekle ilgili değildir. Biyolojik açıdan tek başımıza var olmadığımızı anlatır: milyonlarca mikroskobik canlı bedenimizin içinde ve üzerinde yaşar. Bu kısa karşıtlık, ardından gelen açıklama için merak uyandıran bir giriş oluşturur.
Alıştırma
Açıklamanın bu noktasında But we're never alone cümlesinin temel işlevi nedir?
- Her insanın yakınında her zaman bir arkadaş olduğunu söyler.
- Anlatımın yönünü değiştirmeden önceki düşünceyi tekrarlar.
- Her insanın tamamen ayrı olduğu düşüncesini tersine çevirir ve bizimle yaşayan mikroorganizmalar konusunu başlatır.
Cevabı göster
Her insanın tamamen ayrı olduğu düşüncesini tersine çevirir ve bizimle yaşayan mikroorganizmalar konusunu başlatır.
Millions of microscopic beings inhabit our bodies,
0:23Milyonlarca mikroskobik canlı vücudumuzda yaşıyor,
no two bodies are the same: birbirinin aynısı olan iki beden yoktur
No two + çoğul isim + be the same kalıbı, gruptan seçilen herhangi iki öğenin birbirinden farklı olacağı anlamına gelir. no two bodies are the same ifadesinde no, doğrudan two bodies öbeğini sınırlar; “iki beden değil” anlamına gelmez. Bu kalıp bireysel farklılıklar hakkında güçlü bir genelleme yapar. Özne çoğul olduğu için No two bodies are identical ve No two stories were exactly the same örneklerindeki gibi çoğul bir fiil kullanılır.
Alıştırma
Her patikanın diğerlerinden farklı olduğunu anlatan kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ trails are exactly the same.
Cevabı göster
No two
Each is a different habitat for microbial communities, Kelime
0:29Her biri mikrobiyal topluluklar için farklı bir yaşam alanıdır,
habitat for microbial communities: mikrobiyal toplulukların yaşam alanı
Burada habitat, canlıların yaşayabildiği ve büyüyebildiği bir ortam demektir. Bu yüzden habitat sözcüğü çoğu zaman ilk olarak hayvanlar ve bitkilerle birlikte öğrenilse de insan bedeni de mikroplar için bir habitat olabilir. Microbial communities, aynı ortamda birlikte yaşayan mikroorganizma gruplarıdır. habitat for + organizma kalıbı, ortamın hangi canlıları barındırdığını belirtir.
Alıştırma
Bilimsel bir yazıda habitat for microbial communities burada ne anlama gelir?
- tek bir mikroorganizmaya verilen geçici bir ad
- mikroorganizma gruplarının yaşayabildiği bir ortam
- mikroorganizmaların inşa edip sahip olduğu bir ev
Cevabı göster
mikroorganizma gruplarının yaşayabildiği bir ortam
kurak çöllerden ... köylere ... ve şehirlere
Cümle, bedenin bölgelerini bir manzaraya dönüştürür: deri kurak bir çöl, dudaklar köyler ve ağızlar şehirler olarak betimlenir. Bunlar gerçek yerler değil, benzetmelerdir. Arid kuruluğu vurgularken villages ve cities giderek daha yoğun veya karmaşık mikrobiyal toplulukları çağrıştırır. from X to Y kalıbı bir aralığı düzenler, eklenen and Z ise diziyi genişletir. Burada dinleyiciyi bedenin farklı ortamları boyunca yönlendirir ve görünmeyen bir ekosistemi zihinde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümlede deserts, villages ve cities sözcüklerinin temel etkisi nedir?
- Bedenin içinde gerçekten bulunan yerleşim alanlarını adlandırırlar.
- Bedendeki mikrobiyal ortamlar arasındaki farkları benzetme yoluyla gösterirler.
- Deriden ağza gitmek için yol tarifi verirler.
Cevabı göster
Bedendeki mikrobiyal ortamlar arasındaki farkları benzetme yoluyla gösterirler.
Even every tooth is its own distinctive neighborhood. Deyimler
0:40Hatta her bir dişin bile kendine özgü bir mahallesi vardır.
Her bir dişin kendine özgü bir mahalle olması
Cümle her bir dişi bir neighborhood, yani “mahalle” olarak gösterir: belirli bir mikrop topluluğunun yaşayabildiği küçük ve yerel bir ortam. Bu bilimsel bir benzetmedir; dişin gerçek bir şehrin parçası olduğu anlamına gelmez. “Even every tooth” düşünceyi şaşırtıcı derecede küçük bir düzeye indirir. Mikrobik koşullar yalnızca vücudun büyük bölgeleri arasında değil, bir dişten diğerine de değişebilir.
Alıştırma
Cümlenin temel anlamı nedir?
- Mikroplar yalnızca dişlerde yaşayabilir, başka hiçbir yerde yaşayamaz.
- Her diş gerçek bir şehrin farklı bir mahallesinde bulunur.
- Her dişin kendine özgü yerel bir mikrobik ortamı olabilir.
Cevabı göster
Her dişin kendine özgü yerel bir mikrobik ortamı olabilir.
And our guts are teaming metropolises of interacting microbes. Deyimler
0:45Bağırsaklarımız ise etkileşim halindeki mikroplarla dolup taşan metropollerdir.
Bağırsaklarımızın etkileşen mikroplarla dolu metropollere benzetilmesi
Cümle bağırsaklarımızı metropolises, yani çok büyük şehirlerle karşılaştırır. Bu benzetme bağırsağı, çok büyük sayıda mikrobun birbirine yakın yaşadığı ve birbirini etkilediği kalabalık, hareketli bir sistem olarak gösterir; vücudun içinde gerçek şehirler bulunduğu anlamına gelmez. “of interacting microbes” sözleri, bu benzetmedeki şehirlerin “nüfusunu” belirtir. Bu tür bilimsel anlatım, görünmeyen mikroskobik bir ekosistemi daha kolay canlandırmak için tanıdık ve büyük ölçekli bir görüntüden yararlanır.
Alıştırma
metropolises of interacting microbes benzetmesi temel olarak neyi anlatır?
- Bağırsağın içinde gerçek sokaklar ve binalar vardır.
- Bağırsak, birbiriyle etkileşen büyük ve hareketli bir mikrop topluluğunu barındırır.
- Bağırsakta yalnızca tek bir mikrop türü yaşayabilir.
Cevabı göster
Bağırsak, birbiriyle etkileşen büyük ve hareketli bir mikrop topluluğunu barındırır.
and every microbe has a job to do. Kalıp ifadeler
0:56ve her mikrobun yapması gereken bir işi vardır.
a constant influx of food: sürekli yiyecek akışı
An influx of something, büyük miktarda bir şeyin bir yere veya sisteme gelmesi ya da girmesi demektir. A constant influx of food, yiyeceklerin bağırsağa girmeye devam ettiğini belirtir; yani ifade yalnızca içeride çok miktarda yiyecek bulunmasını değil, içeri doğru süren hareketi anlatır. an influx of + isim kalıbındaki isim, içeri giren şeyi belirtir. Hedefi de belirtmek için an influx of X into Y kullanılır.
Alıştırma
The shelter receives a constant influx of donations each winter. cümlesinde a constant influx neyi vurgular?
- Barınakta zaten büyük miktarda bağış depolanmıştır.
- Bağışlar barınağa gelmeye devam eder.
- Barınak bağışları başka bir yere gönderir.
Cevabı göster
Bağışlar barınağa gelmeye devam eder.
has a job to do: yerine getirecek bir işlevi olmak
Burada has a job to do, “yerine getireceği belirli bir işlevi var” demektir. Job ücretli bir meslek anlamına gelmez; her mikrobu kendine ait rolü olan bir ekip üyesi gibi gösteren bir kişileştirmedir. Yeniden kullanılabilen X has a job to do kalıbı, bir kişinin, parçanın veya sürecin işlevini gözde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Each filter has a job to do in keeping the water clean. cümlesinde has a job to do ne anlama gelir?
- Ücretli bir iş yapıyordur.
- Hemen değiştirilmesi gerekir.
- Belirli bir işlevi vardır.
Cevabı göster
Belirli bir işlevi vardır.
Here's a cellulolytic bacteria, for example. Kelime
0:59Örneğin, burada selülozetik bir bakteri var.
cellulolytic bacteria: selülozu parçalayabilen bakteriler
Cellulolytic, “selülozu parçalayabilen” demektir. Sözcük, cellulose sözcüğüne gönderme yapan cellulo- ile parçalama veya ayrıştırma anlamı taşıyan -lytic bölümünden oluşur. Cellulolytic bacteria ifadesinde bu sıfat, bakteriler için genel bir ad değil, belirli bir biyokimyasal yetenek belirtir: Bu bakteriler selülozu daha basit maddelere dönüştürebilir.
Alıştırma
Selülozu parçalayan bir enzimi hangi sıfat doğru biçimde tanımlar?
- cellulosic
- cellular
- cellulolytic
Cevabı göster
cellulolytic
break down cellulose: bir maddeyi ayrıştırmak
Burada break down, “ayrıştırmak” anlamına gelen bir öbek fiildir: Karmaşık bir malzemenin daha küçük veya basit maddelere dönüşmesini anlatır. Break ile aşağı yönlü hareketin sözcüğü sözcüğüne birleşimi değildir. break down X into Y kalıbında X başlangıç maddesini, Y ise ortaya çıkan parçaları belirtir. Bu cümlede X cellulose, Y ise sugars sözcüğüdür.
Alıştırma
“Ayrıştırmak” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Soil microbes ____ dead leaves into simpler compounds.
Cevabı göster
break down
Those simple sugars then move along to the respirators, Öbek fiiller
1:08Bu basit şekerler daha sonra 'solunumculara' doğru ilerler,
then move along to the respirators: sonraki aşamaya ilerlemek
Bu süreç açıklamasında then bir sonraki adımı gösterir. move along to, basit şekerlerin bir aşamadan sonraki hedefe, yani respirators adı verilen mikroplara doğru ilerlemeye devam ettiğini anlatır. Buradaki move along betimleyicidir; Move along! emri değildir. Bu kalıp, insanların, maddelerin, görevlerin veya konuların bir sıra içinde ilerlemesini anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede then move along to the respirators ne anlama geliyor?
- Şekerler süreçteki bir sonraki mikrop grubuna ilerlemeye devam eder.
- Şekerlere odadan çıkmaları emredilir.
- Şekerler başka bir aşamaya ulaşmadan durur.
Cevabı göster
Şekerler süreçteki bir sonraki mikrop grubuna ilerlemeye devam eder.
another set of microbes that snatch up these simple sugars and burn them as fuel. Notlar
1:12bu basit şekerleri kapıp yakıt olarak yakan başka bir mikrop grubuna.
snatch up these simple sugars: bu basit şekerleri hızla almak
Snatch up, bir şeyi çok hızlı biçimde almak veya ele geçirmek demektir. Burada mecaz anlamda kullanılır: Mikroplar basit şekerleri yakıt olarak kullanmak üzere hızla içine alır. Bu sözcük seçimi mikropları kişileştirir ve görünmeyen bir alım sürecini hızlı ve canlı hissettirir.
Alıştırma
Bu cümlede snatch up these simple sugars ne anlama geliyor?
- Basit şekerleri yavaşça incelemek.
- Basit şekerleri geri koymak.
- Basit şekerleri hızla içine almak.
Cevabı göster
Basit şekerleri hızla içine almak.
burn them as fuel: bir şeyi enerji kaynağı olarak tüketmek
Burada burn them as fuel, “enerji elde etmek için onları tüketmek” demektir. Them, önceki these simple sugars ifadesine gönderme yapar. Metabolizma ve enerji açıklamalarında burn yaygın bir benzetmedir: şekerler enerji kaynağı olarak kullanılır, gerçekten ateşe verilmez.
Alıştırma
X yerine fat kullanarak cümleyi burn X as fuel kalıbıyla tamamlayın: During a long hike, the body may ____.
Cevabı göster
burn fat as fuel
As food travels through our digestive tract, Dilbilgisi
1:17Yiyecek sindirim sistemimizde ilerlerken,
As food travels...: iki sürecin birlikte ilerlediğini göstermek
Bu cümlede As, zaman ve süreç arka planını kurar: yiyecek sindirim kanalında ilerler ve bu devam eden süreç sırasında fermantasyon yapan mikroplara ulaşır. As + özne + fiil kalıbı, devam eden bir sürece başka bir sürecin eşlik ettiğini gösterebilir. Burada As, “-irken” veya “bu gerçekleşirken” anlamındadır; “rolünde” anlamına gelmez.
Alıştırma
Devam eden süreci As ile başlatın: ____ the ice melts, the water level rises.
Cevabı göster
As
who extract energy from these sugars by converting them into chemicals like alcohol and hydrogen gas, Dilbilgisi
1:21onlar bu şekerleri alkol ve hidrojen gazı gibi kimyasallara dönüştürerek enerji çıkarırlar,
extract energy ... by converting ...: yöntemi gösteren by + -ing
Temel eylem extract energy from these sugars, yani bu şekerlerden enerji elde etmektir. by + -ing yapısındaki by converting them into chemicals, bu eylemin hangi yöntemle gerçekleştirildiğini açıklar: şekerleri başka kimyasallara dönüştürmek, enerji elde etme sürecinin bir parçasıdır. Burada by converting, “Nasıl?” sorusunu yanıtlar. Yalnızca daha sonra gerçekleşen bir olayı değil, araç veya yöntemi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi by + convert fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The app saves storage space ____ large photos into smaller files.
Cevabı göster
by converting
which they spew out as waste products. Öbek fiiller
1:27ve bunları atık ürünler olarak dışarı püskürtürler.
spew out as waste products: canlı bir dışarı atma anlatımı ve rol
Spew out, bir şeyi dışarı atmak veya püskürtmek anlamına gelir. Nötr release fiilinden daha canlıdır ve güç, büyük miktar, dağınıklık ya da rahatsız edici bir görüntü çağrıştırabilir. Burada mikroorganizmaların hemen önce sözü edilen kimyasalları dışarı atmasını anlatır; gerçekten patlarcasına püskürtme anlamına gelmesi gerekmez. As waste products, bu kimyasalların süreçteki rolünü belirtir: organizmalar onları atık olarak dışarı atar.
Alıştırma
Cümleyi spew out ve as waste products kullanarak tamamlayın. Fiili doğru biçimde kullanın: The microbes ____ excess chemicals ____.
Cevabı göster
spew out · as waste products
the syntrophs eke out a living off the fermenters' trash. Deyimler
1:33sintroflar, fermentörlerin çöplerinden zar zor geçimlerini sağlarlar.
Deeper in the depths of our gut city: mekânsal bir metaforla açıklamayı ilerletmek
Deeper in the depths of our gut city, açıklamayı hayalî bir şehirde yapılan yolculuğa dönüştürür. Gut city, bağırsağın bir şehir gibi çalıştığı metaforunu sürdürür; deeper ve depths ise dinleyiciyi bu sahnenin daha içlerine götürür. Bu ifade ölçülebilir, kesin bir fiziksel derinlik belirtmez. Bilgiyi, mikrobiyal sürecin daha sonraki ve daha az görünür bir bölümüne taşıyarak düzenler; sintrof mikroorganizmalar da burada tanıtılır.
Alıştırma
Bu cümlede Deeper in the depths of our gut city ifadesinin temel işlevi nedir?
- Bağırsağın içinde kesin olarak ölçülmüş bir derinliği belirtir.
- Mikroorganizmaların bağırsak şehrinden ayrıldığını söyler.
- Şehir metaforunu sürdürür ve açıklamayı sürecin daha sonraki, daha az görünür bir bölümüne taşır.
Cevabı göster
Şehir metaforunu sürdürür ve açıklamayı sürecin daha sonraki, daha az görünür bir bölümüne taşır.
eke out a living off the fermenters' trash: geçim zorluğu ve kaynak
eke out a living, çok az para veya başka kaynaklarla zar zor hayatta kalmayı anlatır. Buradaki living, -ing biçimindeki bir fiil değil, kişinin kendini geçindirmesini sağlayan araçlar anlamında bir isimdir. off the fermenters' trash, onları yaşatan kaynağı belirtir: fermantasyoncu mikroorganizmaların ürettiği atıkları kullanarak hayatta kalırlar. İfade bütünüyle mikroorganizmaları, başkalarının attıklarıyla zar zor geçinen şehir sakinleri gibi kişileştirir.
Alıştırma
eke out a living off ifadesini doğru geçmiş zaman biçiminde kullanın: After the factory closed, Mia ____ the few sewing jobs she could find.
Cevabı göster
eked out a living off
energy is released and that energy is absorbed by the cells of the digestive tract. Dilbilgisi
1:40enerji açığa çıkar ve bu enerji sindirim sisteminin hücreleri tarafından emilir.
At each step of this process: sürecin tamamını kapsayan çerçeve
At each step of this process, ardından gelen ifadenin kapsamını belirler: aynı sonuç yalnızca tek bir aşamada değil, her aşamada ortaya çıkar. Buradaki this process, daha önce açıklanan aşamalar dizisine gönderme yapar. Bu ifade cümlenin başına getirildiğinde anlatım tek tek aşamalardan sürecin tamamındaki genel düzene geçer. Step burada yürürken atılan adım değil, bir işlemin aşaması demektir.
Alıştırma
at each step of + isim yapısını kullanarak ve isim olarak process yazarak cümleyi tamamlayın: ____, we inspect the equipment before continuing.
Cevabı göster
At each step of the process
energy is released ... that energy is absorbed: bağlı edilgen yapılar
Bu cümle iki edilgen yan cümleyi bağlar: energy is released ve that energy is absorbed by the cells of the digestive tract. İkisi de be + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır; bu yüzden odak, her eyleme neyin yol açtığından çok enerjiye ne olduğu üzerindedir. That energy, hemen önce sözü edilen energy ifadesine gönderme yapar ve açığa çıkarılan enerjinin daha sonra emilen enerji olduğunu gösterir. Bu edilgen biçimler süreci anlatır; tek başlarına geçmiş zamanı göstermezler.
Alıştırma
Cümleyi release ve absorb fiillerinin geniş zamandaki edilgen biçimleriyle tamamlayın: In the cooling system, heat ____ by the engine and then ____ by the coolant.
Cevabı göster
is released · is absorbed
This city we just saw is different in everyone. Anlatım akışı
1:44Az önce gördüğümüz bu şehir, herkesin içinde farklıdır.
This city we just saw ... is different in everyone fikirleri nasıl birbirine bağlar
This city we just saw, bağırsak mikrobu sistemini temsil etmek için kullanılan hayali şehre geri gönderme yapar ve önceki görüntüyü tek bir ortak fikir olarak toplar. is different in everyone ise bu ortak modelden genel bir sonuca geçer: sistem kişiden kişiye değişir. Buradaki in everyone, herkesin bir şehrin içinde olması değil, bu sistemin her insanın içinde farklı olması anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümle açıklamada nasıl bir işlev görüyor?
- Cümle, herkesin bağırsak mikrobu sisteminin tamamen aynı olduğunu söyler.
- Cümle, herkesin ziyaret ettiği gerçek bir şehri tanıtır.
- Cümle, hayali bağırsak mikrobu şehrine geri döner ve ardından bunun kişiden kişiye değiştiğini söyler.
Cevabı göster
Cümle, hayali bağırsak mikrobu şehrine geri döner ve ardından bunun kişiden kişiye değiştiğini söyler.
Every person has a unique and diverse community of gut microbes Kalıp ifadeler
1:48Her insanın benzersiz ve çeşitli bir bağırsak mikrop topluluğu vardır
that can process food in different ways. Kalıp ifadeler
1:52ve bu topluluk yiyecekleri farklı şekillerde işleyebilir.
kendine özgü ve çeşitli bir bağırsak mikrobu topluluğu
a unique and diverse community of gut microbes ifadesindeki community ekolojik anlamdadır: aynı ortamda bağlantılı bir grup olarak yaşayan ve çoğu zaman birbirini etkileyen canlıları anlatır. Bir mahalle veya insanların oluşturduğu sosyal grup anlamına gelmez. of gut microbes, topluluğun üyelerinin ne olduğunu belirtir. unique, bu karışımın kişiden kişiye değiştiğini; diverse ise içinde birçok mikrop türü bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede community, örnektekiyle aynı bilimsel anlamda kullanılmıştır?
- A coral reef supports a diverse community of fish, algae, and tiny animals.
- Our community opened a new public library.
- She joined an online community for young artists.
Cevabı göster
A coral reef supports a diverse community of fish, algae, and tiny animals.
process food: fiil olarak process
Burada process, yiyeceği işlemek, parçalamak veya kullanmak anlamına gelen bir fiildir. can process food ifadesi bağırsak mikroplarının ne yapabildiğini anlatırken in different ways kullanılan yöntemin değişebileceğini belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı process + nesne biçimindedir: process sözcüğünden sonra gelen şey, işlenen veya değiştirilen unsurdur.
Alıştırma
Hangi cümlede process, yiyeceği işlemek veya parçalamak anlamında bir fiil olarak kullanılmıştır?
- The process takes two hours.
- These microbes process fiber slowly.
- This meal contains processed food.
Cevabı göster
These microbes process fiber slowly.
One person's gut microbes may be capable of releasing only a fraction of the calories that another person's gut microbes can extract. Notlar
1:55Bir kişinin bağırsak mikropları, başka birinin bağırsak mikroplarının çıkarabildiği kalorilerin sadece bir kısmını serbest bırakabilir.
may be capable of + -ing: olası bir yeteneği dikkatli biçimde anlatmak
May be capable of releasing, “salma yeteneğine sahip olabilir” anlamına gelir. May, ifadeyi kesin bir gerçek yerine bir olasılık olarak sunarken be capable of yeteneği anlatır. Bu cümlede konuşmacı dikkatli bir karşılaştırma yapmaktadır. capable of ifadesinden sonra isim veya -ing biçimi kullanılır; çünkü of bir edattır. Burada releasing eylemi adlandırır ve may be capable of + -ing yapısını oluşturur.
Alıştırma
Olası bir yeteneği ifade etmek için cümleyi may be capable of ile tamamlayın: The new material ____ storing heat for hours.
Cevabı göster
may be capable of
only a fraction of the calories: bütünün yalnızca küçük bir bölümü
Only a fraction of the calories, “toplam kalorinin yalnızca küçük bir bölümü” anlamına gelir. only a fraction of + isim öbeği yapısı, miktarın bütünle karşılaştırıldığında sınırlı olduğunu vurgular. Bu cümlede ifade, iki kişinin bağırsak mikropları arasındaki farkın büyük olabileceğini gösterir: bir kişinin mikropları diğerininkinden çok daha az enerji açığa çıkarabilir. Genel olarak bu ifade, bir bütünün küçük bir payını anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
“Bütünün küçük bir bölümü” anlamına gelen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the upgrade, the machine used ____ the electricity it had used before.
Cevabı göster
only a fraction of
So what determines the membership of our gut microbial community? Anlatım akışı
2:03Peki bağırsak mikrobiyal topluluğumuzun üyelerini ne belirler?
So what determines ...?: bir farkı nedenine bağlamak
So, soruyu az önce sunulan farkla ilişkilendirir. So what determines ...? ilgisiz bir konuya geçmek yerine gözlemlenen farkı, nedeni hakkında bir soruya dönüştürür ve sonraki bölümün bu farkın ardındaki etkenleri açıklayacağını gösterir. Bu bilimsel bağlamda the membership of a microbial community, hangi mikropların mevcut olduğunu ve topluluğu oluşturduğunu ifade eder. Dolayısıyla soru, bu bileşimi neyin kontrol ettiğini sorar.
Alıştırma
Bu bilimsel açıklamada “So what determines the membership of our gut microbial community?” sorusunun temel düzenleyici işlevi nedir?
- Önceki farkı, bu farkın nedenleriyle ilgili yeni bir soruya bağlar.
- Olası bütün nedenlerin zaten açıklandığını bildirir.
- Konuyu bir kulübe veya kuruluşa katılmaya çevirir.
Cevabı göster
Önceki farkı, bu farkın nedenleriyle ilgili yeni bir soruya bağlar.
our genetic makeup: yapı anlamındaki makeup
our genetic makeup ifadesinde genetic makeup, bir kişinin ya da canlının kalıtsal genetik yapısı anlamına gelir. Bilim ve sağlık açıklamalarında yaygın kullanılan bir isim öbeğidir. Burada makeup, “bileşim” ya da “bir şeyin oluşma biçimi” anlamına gelen ve bitişik yazılan bir isimdir. Bu ifadede kozmetik veya makyaj anlamına gelmez.
Alıştırma
“A person's genetic makeup can influence some health risks.” cümlesinde genetic makeup ne anlama gelir?
- kişinin kullandığı kozmetik ürünleri
- kişinin az önce verdiği bir karar
- kişinin kalıtsal genetik yapısı
Cevabı göster
kişinin kalıtsal genetik yapısı
and the microbes we encounter throughout our lives Kalıp ifadeler
2:10ve hayatımız boyunca karşılaştığımız mikroplar gibi faktörler
encounter throughout our lives: yaşam boyunca karşılaşma
Bu cümlede encounter, çoğu zaman önceden planlanmamış biçimde “temas etmek” veya “karşılaşmak” anlamına gelir. Throughout our lives, bu temasları yaşamın tek bir anına değil, yaşamın tümüne yayar. we encounter throughout our lives yan cümleciği the microbes ifadesini niteler. Nesne görevindeki that veya which ilgi sözcüğü düşürülmüştür: the microbes that we encounter. Bu yapı, hangi mikropların kastedildiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, insanların yaşamlarının birçok farklı döneminde çeşitli sorunlarla karşılaştığını ifade eder?
- We encounter different problems throughout our lives.
- We meet the same friends every Friday.
- We solved one problem yesterday.
Cevabı göster
We encounter different problems throughout our lives.
can contribute to our microbial ecosystems. Kalıp ifadeler
2:13mikrobiyal ekosistemlerimize katkıda bulunabilir.
can contribute to our microbial ecosystems: sonucu şekillendiren bir faktör
Burada can contribute to, “şekillenmesine yardımcı olabilir veya ortaya çıkmasında rol oynayabilir” anlamındadır. Özneyi mikrobiyal ekosistemleri etkileyen faktörlerden biri olarak sunar; onun tek veya doğrudan neden olduğunu söylemez. Bu neden-sonuç yapısında contribute to ifadesinden sonra sonuç gelir: contribute to + isim veya -ing biçimi. Bu kullanım, bir kişiye ya da kuruluşa para, emek veya makale sunmak anlamındaki contribute kullanımından farklıdır.
Alıştırma
Cümleyi “bir faktör olarak sonucun oluşmasına yardım etmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Several small changes can ____ a healthier school environment.
Cevabı göster
contribute to
The food we eat also influences which microbes live in our gut. Dilbilgisi
2:17Yediğimiz yiyecekler de bağırsağımızda hangi mikropların yaşayacağını etkiler.
also influences which microbes live in our gut: gömülü bir which yan tümcesi
Influences, which microbes live in our gut yan tümcesinin tamamını nesne olarak alır. Bu yan tümce, etkilenen seçimi veya bileşimi belirtir: yiyecekler, hangi mikropların orada yaşayabildiğini belirlemeye yardımcı olur. Bu, cümle içine yerleştirilmiş bir which yan tümcesidir; dinleyiciye sorulan bir soru değildir. Which microbes, live fiilinin öznesi olduğu için sözcük dizilişi doğrudan soru olan Which microbes live in our gut? ile aynı görünür. Also, önceden belirtilen faktörlerin yanına yiyecekleri de başka bir etken olarak ekler.
Alıştırma
Hangi cümle, bir faktörün gruptaki hangi üyelerin bulunduğunu etkilediğini anlatmak için influence + gömülü bir which yan tümcesi kullanır?
- Rainfall influences the flowers that grow in the meadow.
- Rainfall influences which flowers grow in the meadow.
- Which flowers does rainfall influence in the meadow?
Cevabı göster
Rainfall influences which flowers grow in the meadow.
made of complex molecules: bileşimi ifade etme
made of complex molecules ifadesindeki made of, bir şeyin hangi maddelerden oluştuğunu belirtir. Yiyeceğin bileşenlerini gösterir; onu kimin ürettiğini göstermez. Geçmiş zaman ortacıyla kurulan made of complex molecules söz grubu food sözcüğünü niteler. food that is made of complex molecules biçiminde açılabilir ve söz konusu yiyeceğin türünü sınıflandırır.
Alıştırma
Bileşimi göstermek için cümleyi made of ile tamamlayın: The bridge is ____ steel and concrete.
Cevabı göster
made of
requires a lot of different microbial workers to break it down. Dilbilgisi
2:25onu parçalamak için çok sayıda farklı mikrop işçisine ihtiyaç duyar.
requires X to do Y ... break it down: X’in bir şeyi parçalamasına ihtiyaç duyma
require X to do Y kalıbı, Y işini yapmak için X’in gerekli olduğu anlamına gelir. Burada a lot of different microbial workers X’tir; to break it down ise bu mikropların gerçekleştirmesi gereken eylemdir. Break it down, yiyeceği daha küçük ve daha basit parçalara ayırmak anlamına gelir. It, daha önce sözü edilen yiyeceği belirtir. break down ayrılabilir olduğu için zamir, fiil ile down arasına gelir: break it down denir, break down it denmez.
Alıştırma
Cümleyi require X to do Y ve break down kullanarak tamamlayın: Turning leaves into compost ____ microbes ____ them down.
Cevabı göster
requires · to break
But if a food is made of simple molecules, Dilbilgisi
2:28Ancak bir yiyecek basit moleküllerden oluşuyorsa,
But if ...: karşıt bir koşul sunma
But, daha önceki karmaşık moleküller durumundan bunun karşıtı olan basit moleküller durumuna geçildiğini gösterir. Ardından if, yiyeceğin basit moleküllerden oluşması koşulunu sunar. if yan cümlesinin tamamı koşulu belirler, ana cümle ise bunun sonucunu verir. But karşıtlık, if ise koşul bildirdiği için But if doğal bir birleşimdir.
Alıştırma
Hangi cümle, yeni bir koşulu biraz önce belirtilen durumla karşılaştırmak için But if yapısını doğal biçimde kullanıyor?
- The path is easy when it is dry. If but it snows, we will take another route.
- The path is easy when it is dry. But because it snows, we will take another route.
- The path is easy when it is dry. But if it snows, we will take another route.
Cevabı göster
The path is easy when it is dry. But if it snows, we will take another route.
are put out of a job: işsiz kalmak
Put someone out of a job, genellikle dışarıdan gelen bir değişiklik o işe duyulan ihtiyacı ortadan kaldırdığı için birinin işini kaybetmesine neden olmak demektir. Edilgen are put out of a job biçiminde odak, bu etkiden zarar gören işçilerdedir. Burada workers sözcüğü mikropları anlatır ve onları insan gibi gösterir. Mikroplar gerçekten çalışan değildir; basit yiyecek, onların bazı sindirim görevlerine artık ihtiyaç kalmadığı anlamına gelir.
Alıştırma
Bu kişileştirilmiş bilimsel açıklamada are put out of a job ne anlama geliyor?
- O iş için artık onlara ihtiyaç yoktur.
- İş aramak için dışarı çıkarlar.
- Onlara daha iyi bir iş verilir.
Cevabı göster
O iş için artık onlara ihtiyaç yoktur.
Sonuç bildiren never to return
Never to return, önceki yan cümlenin tamamına bağlanan bir mastar grubudur. Ayrılmanın sonraki sonucunu verir: bu işçiler ayrıldıktan sonra hiçbir zaman geri dönmez. Bu ifade onların amacını belirtmez. Virgül ve never, ifadeyi and they never return cümlesinin kısa bir alternatifi hâline getirir ve güçlü bir kesinlik duygusu verir.
Alıştırma
Sonucu tamamlamak için never + to-mastar yapısını ve return fiilini kullanın: The train left the station, ____.
Cevabı göster
never to return
What doesn't function well are gut microbial communities with only a few different types of workers. Dilbilgisi
2:37İyi işlemeyen şeyler, yalnızca birkaç farklı işçi türüne sahip bağırsak mikrobiyal topluluklarıdır.
What doesn't function well are... ile what yan cümlesi odak yapısı
What doesn't function well, “iyi işlemeyen şey ya da şeyler” anlamına gelen bir what yan cümlesidir. Yan cümlenin tamamı bildirme cümlesinde özne konumundadır; bu yüzden What burada doğrudan bir soru başlatmaz. Ardından are, çoğul yanıtı sunar: gut microbial communities with only a few different types of workers. Bu odak yapısı yanıtı what yan cümlesinden sonraya bırakarak tam olarak hangi toplulukların kötü işlediğini vurgular. Workers, videoda farklı mikrop türleri için kullanılan bir benzetmedir.
Alıştırma
Hangi cümlede What yan cümlesi doğrudan soru sormak yerine bir bildirme cümlesinin öznesi olarak kullanılmıştır?
- What do we need for the trip?
- What we need is a quiet place.
- What is that noise?
Cevabı göster
What we need is a quiet place.
humans who suffer from diseases like diabetes or chronic gut inflammation typically have less microbial variety in their guts. Kalıp ifadeler
2:44diyabet veya kronik bağırsak iltihabı gibi hastalıklardan muzdarip olan insanların bağırsaklarında genellikle daha az mikrobiyal çeşitlilik bulunur.
who suffer from diseases like ...: ... gibi hastalıklardan etkilenen insanlar
who suffer from diseases... ilgi cümleciği humans sözcüğünü sınırlar ve hangi insanlardan söz edildiğini gösterir. Suffer from, “bir hastalıktan muzdarip olmak” veya “ondan etkilenmek” anlamına gelir ve genellikle hastalığın zarar ya da zorluk oluşturduğunu da düşündürür. Burada like, “sevmek” değil, “örneğin, ... gibi” anlamındadır. diabetes ve chronic gut inflammation hastalık örnekleridir.
Alıştırma
Bu cümlede “humans who suffer from diseases like diabetes” ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Diyabet gibi hastalıklardan etkilenen insanlar
- Diyabet gibi hastalıklara sahip olmayı seven insanlar
- Hastalıkları diyabete benzeyen insanlar
Cevabı göster
Diyabet gibi hastalıklardan etkilenen insanlar
typically have less microbial variety: genellikle daha az mikrobiyal çeşitliliğe sahip olmak
typically zarfı bunu mutlak bir kural olarak değil, yaygın veya beklenen bir örüntü olarak sunar. Bilimsel iddiayı temkinli hâle getirir: birçok durum bu örüntüye uyar, ancak bazı bireyler farklı olabilir. Have less microbial variety in their guts, bağırsaklarındaki mikrobiyal toplulukların daha dar bir farklı tür yelpazesi içerdiği anlamına gelir. Less, çeşitliliğin derecesini belirtir; in their guts ise hangi bölgedeki çeşitliliğin tartışıldığını gösterir.
Alıştırma
Yargılayın: “typically have less microbial variety”, gruptaki her kişinin mutlaka daha az mikrobiyal çeşitliliğe sahip olduğu anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
We don't fully understand the best way to manage our individual microbial societies, Notlar
2:53Bireysel mikrobiyal toplumlarımızı yönetmenin en iyi yolunu henüz tam olarak anlamış değiliz,
We don't fully understand: bilginin eksik olduğunu belirtmek
“We don't fully understand”, hiçbir anlayışımız olmadığı değil, anlayışımızın eksik olduğu anlamına gelir. fully sözcüğü olumsuzluğun kapsamındadır: not fully, “bir ölçüde ama tamamen değil” demektir. Bilimsel açıklamalarda bu, bir iddiayı temkinli biçimde sunmanın yoludur. Yanıtlanmamış sorular olduğunu kabul eder ve yeni kanıtlara ya da geçici önerilere yer bırakır.
Alıştırma
Hangi ifade “We don't fully understand” sözünün anlamıyla en iyi eşleşir?
- We know nothing about it.
- We understand some of it, but important questions remain.
- We understand it completely.
Cevabı göster
We understand some of it, but important questions remain.
the best way to manage...: en etkili yöntemi belirtmek
the best way to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için en etkili olduğuna karar verilen yöntemi belirtir. Burada to manage, way sözcüğünü niteler ve yöntemin gerçekleştirmesi amaçlanan eylemi gösterir. manage, bir şeyin iyi işlemesi için onu ele almak, yönlendirmek veya düzenlemek anlamına gelen bir fiildir. individual microbial societies, her kişinin kendi mikrop topluluğunu mecazi biçimde bir toplum olarak anlatır; dolayısıyla ifade bu toplulukları en iyi nasıl düzenleyebileceğimiz sorusunu ortaya koyar.
Alıştırma
Yöntem ifadesini burada öğretilen tam söz grubuyla tamamlayın: The ____ your time is to make a short plan each morning.
Cevabı göster
best way to manage
it is likely that: olası ama kesin olmayan bir sonuç
It is likely that + yan cümle, bir sonucun kesin değil ama olası olduğunu belirtir. Bu yapıda it belirli bir şeyi göstermez; değerlendirilen durum that sözcüğünden sonra gelir. Burada that ile başlayan bölüm lifestyle changes ile başlar ve bu altyazı parçasından sonra devam eder. Buradaki but, henüz tam olarak anlaşılmayan bir konudan eldeki kanıtlarla desteklenen temkinli bir sonuca geçiş yapar. Bu ifade oldukça güçlü bir güven belirtirken belirsizliğe de yer bırakır.
Alıştırma
"It is likely that the school will close tomorrow" cümlesine en uygun yorum hangisidir?
- Okulun kapanması kesindir.
- Okulun kapanması mümkündür, ancak bunun muhtemel olduğu belirtilmemektedir.
- Okulun kapanması muhtemeldir ama kesin değildir.
Cevabı göster
Okulun kapanması muhtemeldir ama kesin değildir.
such as eating a varied diet of complex plant-based foods, Kalıp ifadeler
3:00örneğin karmaşık bitkisel bazlı yiyeceklerden oluşan çeşitli bir diyet uygulamanın,
such as eating...: örnek söz grubunu kategoriye bağlamak
Such as, daha geniş bir kategorinin belirli bir örneğini tanıtır. Burada lifestyle changes kategoridir ve eating a varied diet of complex plant-based foods bu kategorinin bir örneğidir. Eating... bir ulaç grubudur; bu nedenle kendi öznesi ve fiili olan yeni bir tam cümle kurmak yerine bir etkinliği adlandırır. A varied diet of X, birçok X türünü içeren bir beslenme düzeni anlamına gelir; plant-based foods ise bitkilerden gelen gıdalardır.
Alıştırma
Bir örneği daha geniş bir kategoriye doğrudan bağlayan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Healthy habits ____ drinking enough water can improve concentration.
Cevabı göster
such as
can help revitalize our microbial ecosystems in our gut and across the entire landscape of our body. Notlar
3:04bağırsağımızdaki ve vücudumuzun tüm manzarasına yayılan mikrobiyal ekosistemlerimizi canlandırmaya yardımcı olması muhtemeldir.
help revitalize our microbial ecosystems: help + fiilin yalın hâli
Help revitalize, help + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. “Mikrobiyal ekosistemlerimizin yeniden etkin ve sağlıklı hâle gelmesine katkıda bulunmak” anlamına gelir. Help sözcüğünden sonra to revitalize da gelebilir, ancak to sözcüğünün kullanılmaması çok yaygındır. Revitalize, gerilemeden sonra enerji, etkinlik veya sağlığın geri kazandırılmasını anlatır. Yalnızca improve demekten daha güçlü ve daha belirgindir.
Alıştırma
Cümleyi help ve ardından revitalize sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: A new library can ____ the town center.
Cevabı göster
help revitalize
across the entire landscape of our body: beden-ortam mecazı
Buradaki landscape bir mecazdır. Bedeni, mikrobiyal toplulukların yaşadığı birbiriyle bağlantılı bölgelerden oluşan geniş bir ortam olarak sunar; gerçek bir manzaradan söz etmez. Across the entire geniş bir kapsamı vurgular. Odak bağırsaktan bütün bedene yayılır ve bu mikrobiyal ortamların bedenin birçok bölgesinde bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
Burada across the entire landscape of our body ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Bedenin dışında görülen doğal bir manzarayı anlatır.
- Yalnızca bağırsaktaki mikropları ifade eder.
- Bütün bedeni geniş ve bağlantılı bir ortam olarak sunar.
Cevabı göster
Bütün bedeni geniş ve bağlantılı bir ortam olarak sunar.
So, we are really not alone in our body. Anlatım akışı
3:10Yani, vücudumuzun içinde gerçekten yalnız değiliz.
So ... not alone: sonuç çıkarma ve ana fikre dönme
Bu kapanış cümlesinde So, dinleyiciye bundan sonra gelen ifadenin önceki açıklamadan çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir. Önceki ayrıntıları son bir noktada toplar. We are really not alone ana fikre geri döner. Buradaki not alone, yalnızlık hissi veya duygusal olarak yanında birinin olmasıyla ilgili değildir; insanların bedenlerinde birçok mikropla birlikte yaşadığı anlamına gelir. Really bu sonucu güçlendirir.
Alıştırma
Bu kapanış cümlesinde So ne işe yarar?
- Konuşmacının bir telaffuz hatasını düzelttiğini gösterir.
- Önceki konuyla ilgisiz bir örnek verir.
- Cümleyi bir sonuç olarak sunar ve ana fikre geri döner.
Cevabı göster
Cümleyi bir sonuç olarak sunar ve ana fikre geri döner.
Our bodies are homes to millions of different microbes, Deyimler
3:13Vücudumuz milyonlarca farklı mikrobun evidir,
Our bodies are homes to ...: be home to kullanımı
be home to + isim kalıbı, birinin veya bir şeyin yaşadığı, bulunduğu ya da var olduğu yer olmak anlamına gelir. Burada beden, mikroplara yaşayacak bir yer sağlayan bir ev gibi gösterilir; gerçek anlamda bir evden söz edilmez. Çoğul homes, çoğul bodies ile uyumludur ve her bedeni ayrı bir ev gibi gösterir. İngilizcede home değişmeden are home to kullanımı da yaygındır: Our bodies are home to many microbes.
Alıştırma
Cümleyi be home to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This wetland ____ hundreds of bird species.
Cevabı göster
is home to
and we need them just as much as they need us. Dilbilgisi
3:17ve onların bize ne kadar ihtiyacı varsa bizim de onlara o kadar ihtiyacımız var.
need them just as much as they need us: eşit ihtiyaç derecesi
need them just as much as they need us ifadesinde just as much as, iki taraftaki ihtiyaç derecesini karşılaştırır. Bizim onlara duyduğumuz ihtiyaç, onların bize duyduğu ihtiyaç kadar güçlüdür; buradaki much, mikropların sayısını değil dereceyi belirtir. Tekrarlanan we need them ... they need us yapısı tarafların yerini değiştirerek ilişkinin tek yönlü değil karşılıklı olduğunu gösterir. Özne + fiil + nesne + just as much as + yan cümle yapısıyla aynı eylem veya duygunun iki tarafta ne kadar güçlü olduğu karşılaştırılabilir.
Alıştırma
Cümleyi eşit derece belirten dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I value your ideas ____ you value mine.
Cevabı göster
just as much as
As we learn more about how our microbes interact with each other and with our bodies, Dilbilgisi
3:20Mikroplarımızın birbirleriyle ve vücudumuzla nasıl etkileşime girdiği hakkında daha fazla şey öğrendikçe,
and our well-being.
3:32ve esenliğimizi şekillendiren bu karmaşık görünmez dünyayı nasıl besleyebileceğimizi de ortaya çıkaracağız.
As we learn more about...: As sözcüğünün “bir süreç geliştikçe” anlamı
Burada As, “bir süreç geliştikçe” anlamına gelir ve “daha çok öğrendikçe” ifadesine yakındır. Değişen bir arka plan sunar: mikropların etkileşimleri hakkındaki bilgimiz zamanla artar. Virgül As yan cümlesini bitirir; ana cümle ise bu ilerlemeyle birlikte ne olacağını belirtir. As + özne + değişim fiili, ana cümle kalıbı iki gelişmeyi birlikte ilerleyen süreçler olarak düzenler. Buradaki As, As a scientist ifadesindeki rol anlamını taşımaz.
Alıştırma
Hangi cümlede As, “bir süreç geliştikçe” anlamında kullanılmıştır?
- As the puppy grows, it will need more space.
- As a pet owner, Lina buys healthy food.
- Because the puppy was hungry, it ate quickly.
Cevabı göster
As the puppy grows, it will need more space.
nurture this complex invisible world: bir sistemi zaman içinde geliştirmek
Bu cümlede nurture, bir şeyin zaman içinde sağlıklı biçimde gelişebilmesi için ona sürekli bakım ve destek vermek anlamına gelir. Yalnızca onu var hâlde tutmaktan veya bir kez yardım etmekten daha güçlü bir anlam taşır. 'Complex invisible world', vücudun içindeki mikrop topluluğunu ifade eder. Buna bir dünya denmesi, onu göremesek bile destekleyebileceğimiz canlı bir sistem olarak sunar.
Alıştırma
Hangi durum nurture ile en doğal biçimde eşleşir?
- Bozuk bir cihazı yeniden başlatmak için bir düğmeye bir kez basmak
- Bir çocuğun özgüvenini birkaç yıl boyunca düzenli biçimde desteklemek
- Bir masanın uzunluğunu ölçmek
Cevabı göster
Bir çocuğun özgüvenini birkaç yıl boyunca düzenli biçimde desteklemek
that shapes our personal identity...: oluşumu etkileyen güç
That bir ilgi tümcesini başlatır ve önceki tekil isim world'e gönderme yapar. Bu tümce, görünmez dünyanın ne yaptığını açıklar. Özne olan that tekil world'ü temsil ettiği için shapes sözcüğü -s alır. Burada shape, bir şeyin nasıl geliştiğini veya olduğu şeye nasıl dönüştüğünü etkilemek anlamına gelir. Personal identity, health ve well-being gibi soyut nesnelerle kullanıldığında fiziksel bir şekil vermeyi değil, oluşumu etkileyen bir gücü anlatır.
Alıştırma
'a community that shapes our habits' ifadesinde ilgi tümcesi ne anlama gelir?
- Topluluk alışkanlıkların nasıl geliştiğini etkiler.
- Topluluk alışkanlıklara fiziksel bir dış hat verir.
- Alışkanlıklar topluluğu fiziksel olarak inşa eder.
Cevabı göster
Topluluk alışkanlıkların nasıl geliştiğini etkiler.